+ Konuyu Yanıtla
1 / 2 Sayfa 12 SonSon
1 den 10´e kadar toplam 13 ileti bulundu.

Konu: Vicdani ret ve sığınma hakkı hakkında

Vicdani ret ve sığınma hakkı hakkında Hızlandırılmış Mobil Sayfa Sürümü (AMP)
  1. #1
    Kayıt Tarihi
    Apr 2016
    Nerede
    İŞSİZ
    İletiler
    1
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Vicdani ret ve sığınma hakkı hakkında

    Merhaba



    Benim askerlik için yoklamam gelecek senenin Şubat ayında olacak ve şuan herhangi bir yerde öğrenci olmadığımdan dolayı tecil ettirme durumumda bulunmuyor.Sanırsam 2 sene keyfi tercih ettirme hakkı var ancak Türkiye'nin siyasi ve askeri durumunu göze aldığım zaman tecil ettirmemeyi yeğliyorum.

    Ben askere gitmek istemiyorum.Bunun için kısacası sebepleri sayarsak
    -Hiyerarşik ve statüsel yapılandırması olan sistemlere karşıyım
    -Düşman olsa bile insan öldürmeyi ahlaki açıdan yanlış bulmak.
    -Güncel sorunlardan dolayı ülkenin silahlı birliğinde bulunmayı ideolojik ve dini açıdan yanlış buluyorum.Bu arada ateistim.


    Türkiye'de vicdani ret eylemini gerçekleştirmenin zor olduğunun farkındayım ancak bu tehlikeli ortamda canımın durumunu da göz önünde bulundurmak zorundayım.Son zamanlarda artan terör olayları ve malesef ki şehit sayıları ortada.Ayrıca doğu vilayetleri daha tehlikeli olduğu için askerler doğu bölgelerine daha fazla yollanıyorlar.Buna ek olarak konsoloslukların ardı ardına tehdit bölgeleri için açıklama yapması ve ülkemize gelecek turist sayısında da hızla bir azalma görülmektedir.



    Açıkçası vicdani ret kararımı Milli Savunma Bakanlığı'na dilekçe ile açıklamayı düşünüyorum.Vicdani ret açıklayan kişiler ''Askerlikten soğutma'' maddesi gereği hapis cezası alabilmektedirler.Bunun gibi vicdani retçilere yönelik başka kanun maddeleri bulunuyor mu ?

    Ben bu durumun üzerine Norveç'e sığınma hakkı talep etmek istiyorum , bu talebimin gerçekleşme ihtimali daha doğrusu kabul görme ihtimali nedir ? Nasıl bir yol izlemeliyim ? Sığınma hakkı talep ederken ne tür belgeler kanıt olarak gösterilebilir?

    Bilindiği üzere Askerlik Kanununun 1. Maddesi düzenlemesine göre “Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, … askerlik yapmağa mecburdur.”
    Ancak söz konusu yasa maddesi hem Anayasa’ya ve hem de Türkiye Cumhuriyetinin imzalamış bulunduğu uluslararası sözleşmelerle çatışma halindedir. Zira din ve vicdan özgürlüğü; kişilerin dini ve ya vicdani nedenlerle öldürücü güç kullanma ve savaşmayı öğrenmeyi içeren askerlik yükümlülüğünü reddetme hakkını da içermektedir.
    Ben bir vicdani retçiyim. Vicdani nedenlerle askerlik yapmayı reddediyorum. Bu nedenle zorunlu askerlikten muaf tutulmayı talep ediyorum. Aşağıda yer alan hukuksal gerekçeler kabul gördüğü takdirde vicdani reddime ilişkin bilgi ve belgeleri ilgili kuruma sunacağım.
    T.C Anayasasının 2. Maddesine göre “Türkiye Cumhuriyeti… insan haklarına saygılı … demokratik … bir hukuk Devletidir.”
    T.C Anayasasının 24. Maddesine göre;
    “ (1) Herkes din ve inanç hürriyetine sahiptir. Bu hak, tek başına veya topluca, alenen veya özel olarak ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama ve bunları değiştirebilme hürriyetini de içerir.
    (2) Kimse ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve düşüncelerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç, düşünce ve kanaatlerinden ve bunları değiştirmekten dolayı kınanamaz, suçlanamaz ve farklı bir muameleye tâbi tutulamaz.”
    T.C Anayasasının 25. Maddesine göre
    “ (1) Herkes düşünce, vicdan ve kanaat hürriyetine sahiptir.
    (2) Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce, vicdan ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.”
    Anayasanın 90. Maddesi gereğince
    “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. … Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

    Türkiye Cumhuriyetinin imzalamış olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9. Maddesine göre;
    “Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, açıkça veya özel tarzda ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir.”
    Aynı şekilde BM Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin 18. Maddesine göre de;
    “Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kendi tercihiyle bir dini kabul etme veya bir inanca sahip olma özgürlüğü ile tek başına veya başkalarıyla birlikte toplu bir biçimde, aleni veya özel olarak, dinini veya inancını ibadet, uygulama, öğretim şeklinde açığa vurma özgürlüğünü de içerir. Hiç kimse, kendi tercihi olan bir dini kabul etme veya inanca sahip olma özgürlüğünü zayıflatacak bir zorlamaya tabi tutulamaz”
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları
    AİHM 7 Temmuz 2011 tarihinde, Bayatyan v. Ermenistan kararında vicdani retçi olan başvuranın hapis cezasına mahkûm edilmesini AİHS’nin 9. Maddesinde yer alan din ve vicdan özgürlüğünün ihlali olduğuna hükmetmiştir. Kararda;
    “Orduda hizmet etme yükümlülüğüyle kişinin vicdanı veya içtenlikle ve gerçekten sahip olduğu dini veya diğer inançları arasındaki ciddi ve üstesinden gelinemez bir çelişkiyle gerekçelendirildiğinde askeri hizmeti reddetmek 9. Maddenin teminatlarından yararlanmak için yeterli derecede inandırıcı, ciddi, tutarlı ve önemli bir kanaat ya da inanç oluşturmaktadır”
    denilerek vicdani ret hakkının sözleşmenin koruması altında olduğuna hükmedilmiştir.
    Bu kararla birlikte AİHM, dini veya vicdani sebeplerle zorunlu askerliği reddetmenin sözleşmenin 9. Maddesi kapsamında olduğuna hükmetmiştir. Bu karardan sonra da AİHM, Türkiye aleyhine Feti DEMİRTAŞ, Halil SAVDA, Mehmet TARHAN ve Yunus ERÇEP’in gerçekleştirdiği başvurularda Türkiye’yi sözleşmenin 9, 3 ve 6. Maddelerini ihlal etmekten mahkûm etmiştir.
    AİHM Savda v. Türkiye kararında, aşağıdaki görüşü kabul etmiştir:
    “Mahkeme, devlet’in, bireylerin haklarını korumakla yükümlü bir mekanizma sunan düzenlemelerden oluşan bir ortam sağlama zorunluluğunu vurgulamaktadır. Vicdani retçi statüsü tesis etmek amacına yönelik talepleri inceleyen bir usulün olmaması durumunda, askeri hizmeti yerine getirme yükümlülüğü, kişinin vicdanı ile ciddi ve dayanılmaz bir çelişkiye neden olmaktadır. Dolayısıyla, kamu otoritelerinin başvuranın talep ettiği üzere vicdani retçi statüsüne sahip olup olmadığını öğrenebileceği etkin ve erişilebilir bir usul temin etmek ile ilgili pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır”
    AİHM Erçep v. Türkiye kararında şu tespitlerde bulunmuştur:
    “AİHM, Türkiye’de yürürlükte olan zorunlu askeri hizmet sisteminin vicdani retçiler için ağır sonuçlara yol açan bir görevi vatandaşlarına yüklediği kanaatine varmaktadır. Mevcut sistem, kişilerin vicdani sebeplerle hiçbir şekilde askerlik görevinden muaf tutulmasına izin vermemekte ve başvuran gibi askerlik görevini ifa etmeyi reddeden kişiler hakkında ağır cezai yaptırımlar uygulamaktadır. Bundan dolayı davadaki müdahale, yalnızca başvuranın maruz kaldığı birçok mahkûmiyetler ile oluşmamış, aynı zamanda alternatif kamu hizmeti olmadığı için meydana gelmiştir.”
    “AİHM, bu tür bir sistemin genel anlamda toplum çıkarları ile vicdani retçi arasında adil bir denge kurmadığı kanaatine varmaktadır. Bu nedenle, başvuranın vicdan ve inancının gereksinimlerini dikkate almak adına hiçbir tedbirin öngörülmediğini gözlemleyen AİHM, verilen cezaların demokratik bir toplumda gerekli olduğunun kabul edilemeyeceğine hükmetmektedir”
    AİHM Tarhan v. Türkiye kararında şu tespitlere yer vermiştir.
    “AİHM zorunlu askerlik hizmetine hiçbir alternatif hizmet önermeyen ve başvuranın vicdani ret hakkından yararlanıp yararlanamayacağını saptayacak etkili ve erişilebilir bir usul öngörmeyen bir sistemin, toplumun bütününün çıkarları ve vicdani retçilerin çıkarları arasında adil denge sağlamış bir sistem olarak adlandırılamayacağını gözlemlemektedir. Buradan yetkili makamların Sözleşmenin 9. Maddesi gereği zorunluluklarını yerine getirmedikleri sonucu çıkmaktadır”

    KONU İLE İLGİLİ ULUSÜSTÜ DİĞER BELGELER
    Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi
    Vicdani ret hakkından AKPM tarafından ilk defa 1967 yılında 337 sayılı Karar’ında (1967) söz edilmiştir ve burada aşağıdaki temel ilkeler belirlenmiştir:
    “1. Askeri hizmetle yükümlü ve vicdani sebeplerden ya da dini, etik, ahlaki, insani, felsefi veya benzeri sebeplerden gelen güçlü inançları sebebiyle silahlı hizmeti yerine getirmeyi reddeden kimselerin bu hizmeti yerine getirmeyi yükümlülüğünden muaf tutulma yönünde kişisel bir haktan yararlanmalıdır.
    2. Bu hakkın mantıksal olarak hukuk devletlerinde yaşayan bireylerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesinde garanti alınan temel haklarından türediği kabul edilmelidir.”
    AKPM bu Karar’a dayanarak Bakanlar Komitesi’nin üye devletleri ulusal mevzuatlarını temel ilkelere mümkün olduğunca uyumlu hale getirmeye davet etmesi için çağrıda bulunan 478 sayılı Tavsiye kararını almıştır. AKPM bu temel ilkeleri 816 sayılı (1977) ve 1518 sayılı (2001) Tavsiye kararlarında da tekrar etmiş ve geliştirmiştir. Sözü geçen ikinci tavsiye kararında, vicdani reddin, Sözleşme’de kutsanan “düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün temel bir görünüşü” olduğu belirtilmiştir. Sadece beş üye devletin bu hakkı henüz tanımadığına işaret etmiş ve Bakanlar Komitesi’nin bu ülkeleri hakkı tanımaya davet etmesini tavsiye etmiştir.
    2006 yılında AKPM, üye devletleri diğerlerinin yanında, mevzuatlarına her zaman vicdani retçi olarak kaydedilme hakkını ve profesyonel askerlerin de bu statüye kavuşabilme hakkını getirmeye çağıran, silahlı kuvvetler mensuplarının insan haklarıyla ilişkili 1742 sayılı (2006) Tavsiye kararını almıştır.

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi
    1987 yılında Bakanlar Komitesi, üye devletlerin vicdani ret hakkını tanımalarını tavsiye eden ve henüz bunu yapmamış olan hükûmetleri ulusal mevzuatlarını aşağıdaki temel ilkeyle uyumlu hâle getirmeye davet ettiği R(87)8 sayılı Tavsiye Kararını almıştır:
    “Askeri hizmetle yükümlü, zorlayıcı vicdani sebeplerden ötürü silah kullanımına katılmayı reddeden herkes bu hizmeti yerine getirmekten muaf tutulma hakkına sahip olacaktır…[ve]alternatif hizmeti yerine getirmekle yükümlü tutulabilir…”

    Bakanlar Komitesi 2010 yılında, üye devletlerin, silahlı kuvvetler mensuplarının düşünce, vicdan ve din özgürlüklerine getirilen sınırlamaların Sözleşme’nin m.9/2 hükmüne uygun olmasını, askere çağırılan kimselerin vicdani retçi statüsüne kavuşma hakkının bulunmasını ve sivil nitelikli alternatif hizmetin onlara teklif edilmesini sağlamasını tavsiye eden CM/Rec(2010)4 sayılı Tavsiye kararını almıştır. Bu Tavsiye Kararı’nın Açıklama Notu’nda özel olarak:
    “Vicdani ret hakkının Sözleşme’nin 9. Maddesi kapsamında olduğu henüz Mahkeme tanınmamıştır. Ne var ki, uluslararası alanlardaki güncel eğilim, bu hakkı vicdan ve din özgürlüğünün bir parçası ve takımı olarak kabul etmektir.” diye belirtilmektedir.

    Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu
    İnsan Hakları Komisyonu 1987/46 sayılı Karar’ında devletleri vicdani ret hakkını tanımaya ve bu hakkı kullanan kimseleri hapis cezasına çarptırmamaya davet etmiştir. Bunu takip eden 1989/59 sayılı kararında Komisyon, bir adım daha ileri gitmiş ve vicdani ret hakkını, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 18. maddesi ve Medeni ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin (MSHİUS) 18. maddesinde tanınan düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün meşru bir kullanımı olarak tanımıştır. Bu konudaki daha sonraki Kararlar -1993/84, 1995/83 ve 1998/77 sayılı kararlar- var olan ilkeleri doğrulamış ve genişletmiştir.
    Komisyon sonradan, devletleri kanunlarını ve uygulamaları bu kararlar ışığında gözden geçirmeye defaatle çağırmıştır. 2004/35 sayılı Karar’da devletlerin askerlik görevini yerine getirmeyi vicdani ret temelinde reddedenler için af ve hakların iadesini sağlamayı düşünmelerini desteklemiştir.

    Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi (BMİHK)
    - BMİHK’nın, 7 Kasım 1991 tarihli J.P. / Kanada kararında “[MSHİUS] m. 18, askeri eylemleri ve harcamaları vicdani olarak reddetmek de dâhil, görüşlere ve inançlara sahip olma, bunları ifade etme hakkını kuşkusuz [koruduğu]” bir görüş olarak kabul ve ifade edilmiştir. (446/1991 sayılı Bildiri, B.M. belgesi CCPR/C/43/D/446/1991, 7 Kasım 1991).

    - BMİHK 1993’te 18. madde hakkında, diğerlerinin yanında maddenin aşağıdaki şekilde yorumunu içeren 22 sayılı Genel Görüş’ü kabul etmiştir:

    “11. …Sözleşme vicdani ret hakkından açıkça söz etmemektedir, ancak öldürücü kuvvet kullanma yükümlülüğü vicdan özgürlüğüyle ve kişinin dinini ya da inancını ifade edebilme hakkıyla ciddi şekilde çelişebileceğinden Komite bu hakkın 18. maddeden türeyebileceğine inanmaktadır…”

    Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT)

    - 1990 yılında AGİT de vicdani ret sorusunu ele almıştır. İnsani Boyut Konferansı’na katılan devletler Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun vicdani ret hakkını tanıdığına işaret etmiş ve hukuk sistemlerine alternatif hizmetin çeşitli biçimlerini getirmek üzerine düşünmeye anlaşmışlardır. AGİT 2004’te, içerisinde bu konuda denetleyici uluslararası bir standart bulunmadığı halde, çoğu demokratik ülkedeki açık eğilimin askeri hizmete dini veya ahlaki, ciddi itirazları olanların alternatif (askeri olmayan) hizmet yerine getirmelerine izin vermek olduğunu gözlemlediği Din ya da İnançla İlgili Mevzuatı Gözden Geçirme Kılavuzu’nu hazırlamıştır.

    Görüldüğü üzere, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, usulünce imzalamış olduğu uluslararası sözleşmeler gereği vatandaşlarına vicdani ret hakkını tanımak zorundadır. Yani dini, ahlaki, politik ve benzeri vicdani gerekçelerle askerlik hizmetini yerine getirmek istemeyen vatandaşları askerlikten muaf tutma yükümlülüğü söz konusudur. Bu yükümlülüğü bütün kamu kurumları ve kuruluşları gözetmek zorundadır. Bu konuda TBMM tarafından bir yasal düzenleme yapılmamış olması, kamusal makamların bu yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Zira Anayasanın 90. maddesi gereği, Askerlik Kanunu’nun herkese zorunlu askerliği öngören hükmü ile AİHS 9. Maddesi, MSHS 18. Maddesi arasındaki çatışmada temel hak ve hürriyetlere ilişkin olan ulusüstü sözleşmeye üstünlük tanınacaktır ve yasa maddesi görmezden gelinerek uluslararası sözleşme hükümlerine göre işlem yapılacaktır.



    Teşekkür ederim.



    Hukuki NET Güncel Haber

    Vicdani ret ve sığınma hakkı hakkında konulu yargıtay kararı ara
    Vicdani ret ve sığınma hakkı hakkında konulu hukuk haber

  2. # Nedir?
    Tavsiye Soru Cevap
    Kayıt Tarihi
    Bugün
    Nerede
    Avukat Dünyası
    İletiler
    Ne kadar?
     
  3. #2
    Kayıt Tarihi
    May 2008
    İletiler
    4.261
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Vicdani ret ve sığınma hakkı hakkında

    Konuyu üç ayrı yere açtığınız için diğerlerini sildim.

    Öncelikle Avrupa'dan ülke beğenip(Norveç iyidir ortam güzel) sonra millete askere giderken ben Norveç'e gideyim demek ne kadar makul tartışılır.Ayrıca bu durumla hiç alakası olmayan ve Avrupa'da bir ülke olan Norveç hiç bir işine yaramayacak(bazı ülkeler büyük yatırım yapıp istihdam sağlayan ülkelerine faydası olan kişileri kabul edebiliyor/vatandaşlık verebiliyor) birilerini neden alsın o da ayrı bir muamma.Kanun maddelerini kes yapıştır yaparak ve tek çerçeveden bakarak olan her olay için aha çelişki diyebileceğimiz bir çok şey çıkarabiliriz.Ama bu uygulamada söz konusu olmaz.

    Örneğin kimse istemediği yerde zorla tutulamaz alıkonulamaz.Ben bu kanun maddesine yaslanıp ''okulda yoklama alınıyor gelmedim diye sıkıntı çıkarılıyor zorla sınıfta tutuluyorum'' diyemem.Buna benzer sayfalarca örnek verilebilir.Bu yazdıklarınız en azından olmasını istedikleriniz olabilir ancak insanın her istediği olmuyor.Askerlik hizmeti geldiği zaman gerekenleri yapmazsanız gerekli idari ve adli cezalarla zaten karşılaşacaksınız.Bu yazdıklarınızı anlatabileceğiniz birileri de olmayacak.Eğer yazdığınız bazı sebeplerde samimi iseniz askerde silah kullanamaz raporu alıp geri hizmette/mutfakta/çamaşırhanede vs. de bu hizmeti tamamlayabilirsiniz.Şimdiden iyi teskereler.

  4. #3
    Kayıt Tarihi
    Nov 2015
    Nerede
    Gelsenkirchen, Deutschland
    İletiler
    209
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Vicdani ret ve sığınma hakkı hakkında

    Engin Bey,

    Norveç'de hayat çok pahalı.

    Buraya gelsin.

    Gelsenkirchen'de şartlar iyi, yaşam kalitesi yüksek ve zorunlu askerlik yok.

  5. #4
    Kayıt Tarihi
    Jan 2015
    Nerede
    ANKARA
    İletiler
    17
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Vicdani ret ve sığınma hakkı hakkında

    Durumunuzu değerlendirince özellikle alıntıladığım, sizin söz ettiğiniz bir kaç maddeye tek tek yanıtlamak suretiyle yanıt verme ihtiyacı duydum.


    Öncelikle, yaşadığınız ülke olan Türkiye'de devletin sunduğu hizmet ve nimetlerden (eğitim, sağlık, ulaşım, anayasal hak ve özgürlükler, güvenlik vs.) olabildiğince yararlanıp, sıra size geldiğinde "bu ülkede başkaları canlarını ortaya koysun, ben de rahatıma devam edeyim" şeklinde bir felsefeniz olduğu tartışmasız bir gerçek, ki bunu açıkça ifade ettiniz. Bunu ne şekilde savunacağınızın vicdan nezdinde bir değeri yoktur.

    Alıntı Orkunmehmet rumuzlu üyeden alıntı İletiyi Göster
    -Hiyerarşik ve statüsel yapılandırması olan sistemlere karşıyım
    Hiyerarşik yapılanmalar ve silsile olgusu yalnızca güvenlik kurumlarında değil hemen hemen hayatın (sivil/sosyal yaşam dahil) her alanında mevcut. Ki, toplum düzeni bunu gerektirir; şartları fikir bağımlı değil doğa tabanlıdır. Bu gerçeği reddediyor olmanız, "olmaması gerektiği" anlamına gelmiyor.

    Alıntı Orkunmehmet rumuzlu üyeden alıntı İletiyi Göster
    -Düşman olsa bile insan öldürmeyi ahlaki açıdan yanlış bulmak.
    İnsan öldürmek husuna gelecek olursak; askerik "insan öldürme" işi değil, insan yaşatma ilkesi üzerine kurulu bir vazifedir. Ülke egemenliğine, güvenlik güçlerine ve masum insanlarıın canına kastedenlere gerektiğinde (ki, mevcut durumda başka bir imkan bulunmuyorsa) düşman yahut teröristlerin etkisiz hale getirilmesi olgusunu da kuru kuruya "insan öldürme" olarak nitelemek kesinlikle yanlıştır. Herhangi bir düşman ya da teröristin yaralama yahut diğer yöntemlerle teslim alınması mümkün olduğunda zaten askeriye yahut emniyet söz konusu saldırgan ya da saldırganların yaşamına son verme maksadı gütmez ve öyle bir eyleme girişmez. Nitekim, ilgili kurumlar askerlere gelin insan öldürün demiyor. Hiç bir kesim düşman olarak addedilmiyor, düşmandır denilse bile gidip pat diye öldürülmüyor. Askerlik "savunma maksatlıdır. "Herşeyden de öte, askerlik silah ile gerçekleştirilen eylemlerin yanısıra, sivil hayatta gerçekleştirilen hemen her türlü hizmet faaliyetini içerir.
    Sn. Engin Ünalmış'ın da bahsettiği gibi askerlik vazifenizi yerine getirirken parmağınızı tetiğe dokundurmak dışında sayısız alanda görev alabilirsiniz. Özetle, orada insan öldürmez, hem silah arkadaşlarınızı hem de sivil halkı yaşatma onuruna erişirsiniz. Böylece, askerlik sırasında geçirdiğiniz her dakika tutuntuğunuz masumane ve vicdani (vicdandan dem vurduğunuz için belirtiyorum) ilkelerinizle tamamen örtüşür.

    Alıntı Orkunmehmet rumuzlu üyeden alıntı İletiyi Göster
    -Güncel sorunlardan dolayı ülkenin silahlı birliğinde bulunmayı ideolojik ve dini açıdan yanlış buluyorum.Bu arada ateistim.
    Bulunulan ülkede tercihlerinize yahut içerisinde bulunduğunuz şartlara göre herhangi bir meslek veya yaşantı biçimini seçebiliyorsunuz. Bugün, koşulları size uygun geldiğinde memuriyet ya da başka bir statü sunulsa "hayır" diyeceğinizi sanmıyorum. Ya da özel sektörde herhangi bir statü için yine spesifik kanatlar dışında zihninizde dışlanacak çok sektör ve poizsyon yoktur herhaldde. Devlet hizmeti din veya ideolojik odak dışındadır her zaman. Bireysel, tutumlar bu gerçeği de değiştirmez, hatta istisnası dahi olamaz.
    Ülkede yaşayanlara hak, hürriyet ve hizmetleri sunan "devlet" soyut bir kavramdır. Faydalandıklarınız, toplumun geri kalanının omuzlamış olduğu sorumluluğun neticesinde meydana geliyor. Haliyle, hak, hürriyet derken bir de "ödev" kavramını düşünmek lazım. Askerlik, de sizin ödevinizdir. Bu "dini" yahut "ideolojik"değil "insani" bir olgudur. Neticede, İslam, Hristiyanlık gibi bir dine ya da Budizm gibi bir felsefeye mensup olup olmamanız ile içerisinde yaşadığınız ülkenin anayasası ve diğer yasalarca tanımlanmış ödevler biribirinden tamamen farklı mevzulardır. Şeriat ile yönetilen bir ülkede olmadığıza göre inançlarınız tehdit altında değildir. Ateist olmanız da, sizi ödevleriniz hususunda muaf kılmaz.


    Sonuç olarak, insani ve ahlaki gereklerle size isabet etmiş askerlik vazifesini reddetmeniz, diğer vatandaşlar bu yükümlülüğü üstlenirken sizin bundan kaçınmanız vicdana uygun mudur? Bana sorarsanız; "HAYIR!"
    Vicdani reddin Türkiye'de bir yasal dayanağı olmamakla birlikte, onu özgürce ifade edebileceğiniz hususunda İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM kararları vs. dayanak almışsınız. Ama, bu da yalnızca sizi ilgilendirdiği için, bu yöndeki talebinizi başkalarına reklam etmeden MSB'ye direkt olarak sunmanız tek uygun adım olur. Umuma karşı "vicdani reddi" savunmanızın doğru olmadığı kanaatindeyim. Zira, bunun askerlik hizmetini yapmamış diğer yükümlülere yönelik "askerlikten soğutma" eylemi olarak nitelenmesi oldukça doğaldır. Tabiri caizse, "eşeğin aklına karpuz kabuğu sokmak" olur.
    Konu asklegal tarafından (25-04-2016 Saat 01:21:53 ) de değiştirilmiştir.

  6. #5
    Kayıt Tarihi
    Mar 2016
    Nerede
    İstanbul
    İletiler
    845
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Vicdani ret ve sığınma hakkı hakkında

    Konuya gelen cevaplara baktığımda malesef bir Türkiye gerçeğiyle yüz yüze kaldım. "Erkek adam askerliğini yapar" tarzı çağ dışı bir anlayış.

    Engin Bey

    Arkadaşın seçtiği ülkeye, askerlik yapmak istemediği için hapse gireceği gerçeğinden daha çok takılmanız insanlık adına çok üzücü. Vicdani red Türkiyenin imzaladığı sözleşmelerde kabul edilen bir hak. Pratikte uygulanmaması bir savunma değil bir ayıptır.

    Evet her insanın yaşama hakkı da vardır. Ama çalışmazsa tembellik yaparsa fakirlikten ölür. Devletin bu yüzden insanlara istihdam sağlamak gibi görevleri vardır. Aynı şekilde, suç işleyerek kaybetmediği sürece özgürlüğü vardır. Bir insanın askerlik yapmak istememesinin kime ne zararı vardır? Merak ediyorum acaba çok zengin olsanız bedelli askerliği yapıp işin içinden sıyrılmayacak mıydınız ki arkadaşa dokundurmalı cevaplar veriyorsunuz.

    Sayın asklegal

    Değil Türkiye Cumhuriyeti, hiç bir devlet kimseye bedavaya bir şey sunmaz. Herkes, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak suretiyle bir gelir elde eder ve vergi verir. Bu vergiyle devlet vatandaşlara hizmet verir. Yani bir devletin, teoride bir sendika ya da sözgelimi Gümüşhaneliler Derneği'nden farkı yoktur. Halk devlet için var olmaz. Devlet halk için var olur. Devletin sağladığı güvenlik için biz vergi öderiz. Otomobilin ücretinin %70'i vergiden oluşuyorsa, sanki devleti bize şeker veren amca misali "Bize nimetler veren" tarzı bir figür olarak nitelemeniz son derece boş laf kalabalığı. Devlet sizi askere değil de zorunlu olarak tuvalet temizliğine, lağım işçiliğine alsa bu kadar cengaver olmazsınız. Ama işin içine silah mermi kurşun girince erkekliğimiz kabarıyor.

    Sınıfsız toplum mekanizmaları mevcuttur. Toplum düzeni sınıflandırmayı gerektirmez. Bunun askerliğe karşı bir argüman olarak kullanılmasının geçerliliği tartışılır. Ama orduların bile kendisi Asya Hunları'na kadar sınıfsızdı. Tabi ki Orkun Bey'in bunu reddetmesi ona bu tarz yaşama hakkı vermez.

    İnsan öldürmek kolay bir şey değil. Bir başka varlığın canına son vermek pek çok insanı psikolojik olarak ya da vicdanen yıkabilir. Viet Nam savaşından sonra pek çok ABD askeri intihar etti. Savaşların ideolojileri kişiden kişiye değişir. Size göre "insanları yaşatma" amacı taşır, bana göre ülkeler için siyasi üstünlük ve güç göstergesi. George Patton der ki: "Savaşın amacı ülkeniz için ölmek değildir. Karşı taraftakilerin ülkeleri için ölmesini sağlamaktır." Pasifist bazı insanlar "Elime silah alıp birilerini vuracağıma kendim ölürüm daha iyi." der. Bu o kişinin tercihidir. Ne için insan öldürülür. İnsan öldürmek ne zaman mantıklı ya da anlamlıdır bunun tanımının sizin subjektif pencerenizden yapılacağını zannetmiyorum.

    Sn. Engin Ünalmış'ın da bahsettiği gibi askerlik vazifenizi yerine getirirken parmağınızı tetiğe dokundurmak dışında sayısız alanda görev alabilirsiniz. Özetle, orada insan öldürmez, hem silah arkadaşlarınızı hem de sivil halkı yaşatma onuruna erişirsiniz. Böylece, askerlik sırasında geçirdiğiniz her dakika tutuntuğunuz masumane ve vicdani (vicdandan dem vurduğunuz için belirtiyorum) ilkelerinizle tamamen örtüşür.

    Alıntı Orkunmehmet rumuzlu üyeden alıntı İletiyi Göster
    -Güncel sorunlardan dolayı ülkenin silahlı birliğinde bulunmayı ideolojik ve dini açıdan yanlış buluyorum.Bu arada ateistim
    .

    Devletlerin dinden ya da ideolojiden ari olduğunu söyleyip sonra da devlet soyuttur, halk tarafından oluşturulur demeniz aşırı saçma. TC laik bir devlet olabilir. Ancak dünyada İslam cumhuriyetleri var. Şeriatla yönetilen krallıklar var. Yani devletin kendisi dinden ari değildir. Bunu iddia etmek komiktir. Kanunlar, Anayasa vs. hepsi toplumun örf ve adetleri göz önüne alınarak hazırlanır. Örf ve adetler de dinden son derece etkilenir. Askere Mehmet deniyor. Ölen askerlere "şehit" deniyor. Askerlik kurumu sizce dinden etkilenmemiş mi oluyor şimdi?

    İnsani ve ahlaki gereklerden doğduğunu iddia ettiğiniz askerlik görevi pek çok devlet tarafından zorunlu kılınmıyor. Zaten şu noktaya kadar yazdıklarınız aynı şeyin boş bir yankısı. Diğer vatandaşların bu görevi üstlenmeleri kendi tercihleridir. Eğer ülkedeki herkes intihar etse, siz de mi edeceksiniz geri herkes ediyor diye? İnsan ile koyun arasında bir fark vardır. Her insan kendi yolunu çizer. Bakın paragraflar dolusu bir yazı yazdınız. Ben size tek bir şey sorayım:

    Bir başkasına zarar vermeyen, özgürlüğünü kısıtlamayan, çırpmayan bir kişinin, "Geri herkes gidiyor sen de gideceksin." gibi bir sebeple, askere gitmediği için hapse atılması sizce vicdani mi? Bana sorarsanız HAYIR.

    İHS ve AİHM kararlarının dayanak alınması gayet mantıklı bir hareket çünkü insan hakları konusunda bizim altımızda olan bir Avrupa ülkesi yok. Vicdan, vatan, millet laflarından dem vurduğunuz için ben size bir şey sormak istiyorum. Size göre vergi ödemek yetmez. Bir de gidip canımızı vermemiz gerekiyor. Vergi, askerlik borcunu kesmeye yetmiyor. O zaman devlet niye babası şehit düşen yavrucaklara komik miktarlarda paralar ödüyor? Hani vergi askerliğe bedel değil ya size göre, sizce devletin verdiği üç kuruş para bir BABAya bedel mi? Bana sorarsanız: "HAYIR!"

    Kanunlar insan için vardır. Gerekirse değişirler. Değişmeliler. Bunu dillendirmek suç olmamalı. Ya da adı klavye bordo berelilerince "reklam" olmamalı. Bunlar da benim fikrim en azından. İyi günler.

  7. #6
    Kayıt Tarihi
    May 2008
    İletiler
    4.261
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Vicdani ret ve sığınma hakkı hakkında

    Sn. Canci

    Öncelikle son zamanlarda forumumuz da yaptığınız paylaşımları/verdiğiniz cevapları beğenerek okuduğumu söylemek isterim.

    Ancak bu konu o kadar sündürmeye ve demogoji yapmaya açık ki sizin yazınızın da bazı yerlerinde buna rastlamak mümkün.Belki de bu konunun hassasiyetiyle alakalı bilemiyorum.

    Elbette ölen bir baba için aileye verilen tazminat yeterli değil.Elbette baba'nın yerini para tutamaz, böyle bir şey diyende yok.Benim dediğim yaşadığın ülkenin durumunu düşünmeden avrupadan ülke beğenip beni alsınlar demek, kendi evin ve ailenin durumunu beğenmeyip kafana göre zengin bir aile seçip beni alın ve bakın demekten farksızdır.Benim dediğim bu.

    Anti parantez çok zengin olsaydınız bedelli yapmaz mıydınız demişsiniz.18bin TL lik bedelli yapanların yarıya yakını asgari ücretli olup kredi çekip bedelli yaptı, olayın sosyo ekonomik kısmında da kaçırdığınız yerler var.

    Gene kanun maddelerini bir ordan bir burdan kopyalayıp çelişki çıkarıp sanki kendini akıllı herkesi okuma yazma bilmeyen salak sanmak da itici bir davranış.Bu çelişki durumunu sınıfta yoklama alınma durumuyla açıklamıştım isterseniz tekrar göz atın.

    Erkek adam askerliğini yapar anlayışına karşıyım.Bir an önce profesyonel orduya geçilmesi herkesin doğasına uymayan ve verimsiz olan zorunlu askerliğin kalkmasından yanayım.Ama biri çıkıp ben aslında yaparım da süper vicdanlı olduğum için yapmıyorum hesabı tatlı su kurnazlığı yaparsa da madem tek derdin o buyur hizmet eri ol silah kullanma derim.Ya da kafasına göre ülke beğenip beni almaları gerekir gibi bir yaklaşımın rasyonel olmadığını da söylerim.Bence bu yazıları ''erkek adamsın askerlik yapacaksın'' kafasında olan(dediğim gibi buna sizden önce ben itiraz ederim) bir ön yargıyla değil olayı rasyonel değerlendiren yazılar yazan kişiler çerçevesinden bir daha değerlendirin.Demek istediğimizi daha iyi anlıyacağınızdan eminim.

  8. #7
    Kayıt Tarihi
    Jul 2015
    Nerede
    Artvin
    İletiler
    1.216
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Vicdani ret ve sığınma hakkı hakkında

    Herkesin yazısı okudum, bazı çıkarımlarımı yazma ihtiyacı hissettim:

    Askerlik kavramı, herkesin bildiği üzere orta Asya dönemlerine kadar gidiyor,belki daha öncesinde var, o dönemlere az veya çok detaylı incelediğimizde şu sonuç ortaya çıkıyor: Gerek Osmanlı, gerekse Orta Asya Türklerinin yaşadığı dönemlerde Askerlik hizmetinin diğer Devletlerin saldırılarına karşı, diğer korsan tarzı gurupların saldırılarına karşı, yapılması mecburi ve gerçekten her Ülke için yaşama ihtiyacını temin eden bir nevi oksijen görevi görüyordu, oksijen kesildiği vakit o Ülke, ya işgal ediyordu yada Tarihin tozlu sayfalarında kendine yer ediniyordu. Dolasıyla, özetlemek gerekirse: O dönemlerin yaşaman tarzı nedeniyle Askerlik temel dinamikti ama günümüzdeki Ülkeler; Uluslararası Kanunlara ve teamüllere bağlı kaldıklarından dolayı kolay kolay Savaş veya hiç bir gerekçe göstermeden, gelişi güzel İşgal etme gibi olanakları bir fiil ortadan kalmıştır. Bu itibarla Askerlik hizmetleri Devlete oksijen, bir diğer ifadeyle: Devletti güçlendiren işlevini günümüz şartlarında yitirdiği gibi, Devlete ekonomik açıdan da yük olmaktadır. Kısa dönem Askerlik yaparak veya uzun dönem Askerlik yaparak maddi açıdan Ülkemize kesinlikle faydamız olmuyor, tam aksine maddi açıdan külfet oluyoruz. Engin bey, dediği gibi: Tamamen profesyonel Askerlik sitemine geçilmesi gerekiyor, fikrine katılmaktayım. Bu Askerlik olgusu 21 yüzyılın Hikayesi değildir. Her ne olursa olsun Askerliği kalıcı olmak üzere hakikaten seven şahıslar yapması gerekir. Bu devirde bir şeyi dikte ettirmek her açıdan doğru kabul edilemez. Askerliği, Devlet olarak teşvik edersin, icabında özel özlük haklar tanırsın ve bak ondan sonra Millet nasıl Askerlik için yarışıyor. Algı Yönetimini iyi yaptıktan sonra her türlü iş VERİMLİ bir şekilde yürümektedir.

    Mevzunun Hukuki Boyutuna gelirsek; konuyla ilgili bir kaç satırlık cümle belirtmek isterim:

    Anayasamız 90. maddesin derki: ........... Usulüne uygun yapılmış Uluslararası Sözleşmeler Kanun Hükmünde olduğu, iç Hukukla çatışması durumunda Uluslararası Sözleşmeler üzerinden çözüme kavuşturulur...... Denmektedir. Anılan hükümden de anlaşacağı üzere Uluslararası Sözleşmeler, her ne kadar iç Hukukta uygulamasa bile Uluslararası Sözleşmelerin üstünlüğü vardır. Bu üstünlük inkar edilmez.
    Ayrıca Anayasamız da açıkça belirtilen Maddelerin normal Kanun Maddesinden üstün olduğu konusunu herkes az çok bildiği için belirtme ihtiyacı hissetmedim. Bu bağlamda Vicdani Ret talebinde bulunanlar Hukukken haklıdır.Ancak bu Vicdanı Ret talebinde bulunmak aynı zamanda Askerlikten Soğutma Suçu kapsamında Yorumlandığı takdirde Ceza almanız kaçınılmazdır. Vicdani Ret, Ahlaken veya etiksel açıdan haklı olup olmadığını herkes kendine göre irdeleyebilir.


    Öte taraftan Avrupa Ülkelerinde yaşama, AB Ülkelerine kalacı olarak yerleşme konusuna gelirsek:

    Yanlış hatırlamıyorsam 1950- 1990 Yılları arasında Almaya gidip zengin olarak Ülkemize dönen vatandaşlarımızın Hikayesini duymayan yoktur. Bizim Ailede Eniştem, Almanya'ya gitti, T.C zengin olarak geldi ama parasını Ülkemizde kaybetti. Bu tip olaylar çokça yaşanmıştır. Bu Hikayelerin tesirinde kalarak bazı Üyelerimiz Avrupa Birliğine gitme ve refah seviyesi içinde yaşamıyı amaçlıyorlar; fakat o Avrupa eskiden olduğu kadar zengin değil, hatta Ekonomik krizin içinde girdiği için parçalanma noktasına geldiler. Zaten İngiltere AB çıkma kararı almaşı en büyük göstergedir. Kısaca Anlattığım Yeni Avrupayı daha detaylı görmek istiyorsanız google üzerinden Avrupa Merkez Bankasının yayınladığı raporlara ve Avrupa Meclisi bünyesinde bulunun Ekonomi komisyonlarının raporlarına bakıldığı zaman Avrupa Birliği Ülkelerinin Ekonomik açıdan gün gittikçe kötüye gittiği net biçimde görebilirsiniz. Vaziyet bu iken Avrupa ne sizi alır, ne de kalıcı olarak oturmanıza izin verir. Çünkü Paylaşacak parası yok, Üstelik bazı Avrupa Ülkeleri, Kendi Ülke Topraklarını satsa bile ödeyemeyecekleri borçları vardır. Bu yüzden parasal genişleme adı altında Avrupa Merkez Bankası Avro basıyor, (Bu arada kalfalarına göre AVRO/EURO basamazlar, çünkü enflasyon ve deflasyon olur.) Borçlu AB Ülkelerine veriyor ki Vatandaşlarını yedirip içilebilsin.


    Saygılarımı, sevgilerimi sunarım.

    DİP NOT : Yukarıda yer alan Tespitler ve Açıklamalar Askerlikten İnsanları soğutma gayesi ile kesinlikle yazılmamıştır. Diğer yandan Askerliği, belirli niteliklerde savunduğumu yazımda da belirtmiş bulunmaktayım.
    Konu ayberk_08 tarafından (10-07-2016 Saat 14:10:21 ) de değiştirilmiştir.
    Bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar verse bile adaletsizlik etmiş sayılır.

    Avukatlık mesleğine mensup olmadığımı, sitede yapmış olduğum cevap niteliğindeki yorumlar; şahsi araştırmalar sonucunda elde edilmiş bilgiler olduğunu ilanen belirtmek isterim.

    BİR MUSİBET BİN NASİHATTEN İYİDİR.

  9. #8
    Kayıt Tarihi
    Mar 2016
    Nerede
    İstanbul
    İletiler
    845
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Vicdani ret ve sığınma hakkı hakkında

    Engin Bey,

    Öncelikle övgünüz için teşekkür ederim. Benim sizinle ilgili benzer bir övgüde bulunmama gerek yok çünkü kendinizi zaten gerek mesaj sayınız, gerek üyelik tarihiniz ve en nihayetinde ben dahil herkesin taktiriyle kanıtlamış bir kişisiniz.

    Sündürme ve demogojiden kastınızı tam anlamadığım için bir yorum yapmıyorum.

    Sorun şu ki devletin bize sağladığı imkanların hepsi bizim devlete ödediğimiz vergiler sayesinde mümkündür. Dolayısıyla insanların devlete karşı fazladan bir askerlik borcu yoktur. Eğer devlet bize (ücretini aldığı halde) güvenlik sağladığı için, bizim de daha sonra zorunlu olarak bir güvenlik gücünde görev yapma zorunluluğumuz varsa, o zaman sağlık hizmeti sağladığı için "zorunlu doktorluk", ulaşım sağladığı için "zorunlu şoförlük", eğitim sağladığı için "zorunlu öğretmenlik" gibi vatani görevler de olmalı.



    Orkun Bey'in Norveç'e göç etmek isteği Türk hukuk sistemiyle alakası olan bir durum değil. Evet bence de absürd. Ama size kafadan bir borç biçip, sonra bu borcu ödemedin diye seni hapse atan bir devlet anlayışından kaçmak isteği bence de o kadar mantıksız değildir.

    Bence bedelli askerlik zaten bir şeyi net olarak gösteriyor. Devlet size "vatan ödeviniz var" demiyor. 17bin TL borçla doğuyorsun. İstersen askerlik hizmetiyle ödeşiriz diyor. Ancak insanların bunu desteklemesi, askerlik yapmak istemeyenleri çeşitli yollarla aşağı görmesi (kız vermeme, "pembe tezkereli" deme, "erkek adam askerliğini yapar" safsatası vs.) yüzünden insanlar gelip biraz sündürme biraz demogoji yapmak zorunda kalıyor. Biri çıkıp açık açık "Ben niye gidip öleyim lan? Ya da niye bedavaya 18 ay patates soyayım?" diyerek askerliği red ettiği zaman "Oldu paşam başka?" diyorsunuz. Eğer kişi bunu vicdanına uygun bulmadığını dile getirirse de "Demogoji yapıyor." oluyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

    Hukuki bir sitede, hukuki bir hakkını ileri süren kişinin, hakkını dayandırdığı kanun maddelerini alıntılaması gayet doğal. Bu kişi bir hukukçu değil. Sizin ezbere bildiğiniz bir şeyi anlayamamış olabilir. Üstelik iki yargıtay dairesinin bile bire bir aynı durumlarda verdiği farklı kararlar mevcutken, bir kişinin bir kanunda çelişki gördüğünü iddia etmesi neden bu kadar kızdırdı sizi gerçekten anlamadım. Belki atladığım bir durum vardır.

  10. #9
    Kayıt Tarihi
    May 2008
    İletiler
    4.261
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Vicdani ret ve sığınma hakkı hakkında

    Ben hala hangi noktada bulunduğumu size izah edemedim.

    Bir kişi çıkar sizin gibi tüm bir sistem ve toplum için bu düşüncelerini söylerse desteklerim, doğruda bulurum.Ancak sadece kendi için bunu talep eder diğerleri gitsin derse buna en hafif tabirle uyanıklık yapma derim.Gene bu ülkenin erkekleri neden borçlu doğuyor derlerse önde bayrağı ben taşırım ama bir kişi çıkıp gene altını çiziyorum yapmaya yaparım da süper vicdanım el vermiyor vicdana ne denebilir ki derse bırak bu işleri derim.

    Bu forumdaki sayısız kişi ben dahil hukukçu değil hukuk sever.Ancak her insanın başlangıç seviyesinde hukuk ve tıp bilgisi olması gerektiğini her zaman savunmuşumdur.Biz burada forumla beraber kendimizi geliştiriyoruz.Karşı tarafa kızdığımı nereden çıkardınız bilmiyorum, ben sadece kanun maddelerini bu şekilde kopyala yapıştırlarla sündürerek bir yere varılmayacağını yazmış bulunuyorum.Benim kızmam bir tarafa da sanırım henüz öğrenci olmanız ve askerlik yapmamış olmanız sizi bu konuda yanlı yapmış durumda.Onu da anlayışla karşılıyorum yapmayana zor, hele son gelişmelerle bir çok kişi için yapılası bir şey değil.Umarım şimdi olmasa da bir 10 sene sonra zorunlu askerlik kalkmış, profesyonel orduya tamamen geçmiş oluruz.

  11. #10
    Kayıt Tarihi
    Jan 2015
    Nerede
    ANKARA
    İletiler
    17
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: Vicdani ret ve sığınma hakkı hakkında

    Hangi edebi formatta cevaplarsanız cevaplayın, bunun savunulacak hiç bir yanı yoktur. Ancak, sizin eğiliminiz o istikametteki bir fikre tutunmak ise, zaten bu işin de bir sonu yoktur. Siz konuşursunuz, biz konuşuruz ve bu böyle sonsuza kadar uzar gider. Şu iki sorunun yanıtını verebiliyorsanız, boynumu eğer kenara çekilirim:

    1- Vergi vb. ödemelerle Devletin tüm aslı unsurları ve millet güvenliği sağlanabilir mi?
    2- Askerliğin yapılmayabileceği ve bunun gayet doğal olduğu hususunda tüm toplum mutabık kalır ve kimse askere gitmez ise, Devlet ve Ulusal Egemenlik korunabilir mi?

    NOT: Bunu yanıtlasanız dahi, benim bir başka yanıtım olmayacak. Zira, maksadım bir polemik zinciri doğurmak değil.

    Alıntı CanCi rumuzlu üyeden alıntı İletiyi Göster
    Konuya gelen cevaplara baktığımda malesef bir Türkiye gerçeğiyle yüz yüze kaldım. "Erkek adam askerliğini yapar" tarzı çağ dışı bir anlayış.

    Engin Bey

    Arkadaşın seçtiği ülkeye, askerlik yapmak istemediği için hapse gireceği gerçeğinden daha çok takılmanız insanlık adına çok üzücü. Vicdani red Türkiyenin imzaladığı sözleşmelerde kabul edilen bir hak. Pratikte uygulanmaması bir savunma değil bir ayıptır.

    Evet her insanın yaşama hakkı da vardır. Ama çalışmazsa tembellik yaparsa fakirlikten ölür. Devletin bu yüzden insanlara istihdam sağlamak gibi görevleri vardır. Aynı şekilde, suç işleyerek kaybetmediği sürece özgürlüğü vardır. Bir insanın askerlik yapmak istememesinin kime ne zararı vardır? Merak ediyorum acaba çok zengin olsanız bedelli askerliği yapıp işin içinden sıyrılmayacak mıydınız ki arkadaşa dokundurmalı cevaplar veriyorsunuz.

    Sayın asklegal

    Değil Türkiye Cumhuriyeti, hiç bir devlet kimseye bedavaya bir şey sunmaz. Herkes, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak suretiyle bir gelir elde eder ve vergi verir. Bu vergiyle devlet vatandaşlara hizmet verir. Yani bir devletin, teoride bir sendika ya da sözgelimi Gümüşhaneliler Derneği'nden farkı yoktur. Halk devlet için var olmaz. Devlet halk için var olur. Devletin sağladığı güvenlik için biz vergi öderiz. Otomobilin ücretinin %70'i vergiden oluşuyorsa, sanki devleti bize şeker veren amca misali "Bize nimetler veren" tarzı bir figür olarak nitelemeniz son derece boş laf kalabalığı. Devlet sizi askere değil de zorunlu olarak tuvalet temizliğine, lağım işçiliğine alsa bu kadar cengaver olmazsınız. Ama işin içine silah mermi kurşun girince erkekliğimiz kabarıyor.

    Sınıfsız toplum mekanizmaları mevcuttur. Toplum düzeni sınıflandırmayı gerektirmez. Bunun askerliğe karşı bir argüman olarak kullanılmasının geçerliliği tartışılır. Ama orduların bile kendisi Asya Hunları'na kadar sınıfsızdı. Tabi ki Orkun Bey'in bunu reddetmesi ona bu tarz yaşama hakkı vermez.

    İnsan öldürmek kolay bir şey değil. Bir başka varlığın canına son vermek pek çok insanı psikolojik olarak ya da vicdanen yıkabilir. Viet Nam savaşından sonra pek çok ABD askeri intihar etti. Savaşların ideolojileri kişiden kişiye değişir. Size göre "insanları yaşatma" amacı taşır, bana göre ülkeler için siyasi üstünlük ve güç göstergesi. George Patton der ki: "Savaşın amacı ülkeniz için ölmek değildir. Karşı taraftakilerin ülkeleri için ölmesini sağlamaktır." Pasifist bazı insanlar "Elime silah alıp birilerini vuracağıma kendim ölürüm daha iyi." der. Bu o kişinin tercihidir. Ne için insan öldürülür. İnsan öldürmek ne zaman mantıklı ya da anlamlıdır bunun tanımının sizin subjektif pencerenizden yapılacağını zannetmiyorum.

    Sn. Engin Ünalmış'ın da bahsettiği gibi askerlik vazifenizi yerine getirirken parmağınızı tetiğe dokundurmak dışında sayısız alanda görev alabilirsiniz. Özetle, orada insan öldürmez, hem silah arkadaşlarınızı hem de sivil halkı yaşatma onuruna erişirsiniz. Böylece, askerlik sırasında geçirdiğiniz her dakika tutuntuğunuz masumane ve vicdani (vicdandan dem vurduğunuz için belirtiyorum) ilkelerinizle tamamen örtüşür.

    Alıntı Orkunmehmet rumuzlu üyeden alıntı İletiyi Göster
    -Güncel sorunlardan dolayı ülkenin silahlı birliğinde bulunmayı ideolojik ve dini açıdan yanlış buluyorum.Bu arada ateistim
    .

    Devletlerin dinden ya da ideolojiden ari olduğunu söyleyip sonra da devlet soyuttur, halk tarafından oluşturulur demeniz aşırı saçma. TC laik bir devlet olabilir. Ancak dünyada İslam cumhuriyetleri var. Şeriatla yönetilen krallıklar var. Yani devletin kendisi dinden ari değildir. Bunu iddia etmek komiktir. Kanunlar, Anayasa vs. hepsi toplumun örf ve adetleri göz önüne alınarak hazırlanır. Örf ve adetler de dinden son derece etkilenir. Askere Mehmet deniyor. Ölen askerlere "şehit" deniyor. Askerlik kurumu sizce dinden etkilenmemiş mi oluyor şimdi?

    İnsani ve ahlaki gereklerden doğduğunu iddia ettiğiniz askerlik görevi pek çok devlet tarafından zorunlu kılınmıyor. Zaten şu noktaya kadar yazdıklarınız aynı şeyin boş bir yankısı. Diğer vatandaşların bu görevi üstlenmeleri kendi tercihleridir. Eğer ülkedeki herkes intihar etse, siz de mi edeceksiniz geri herkes ediyor diye? İnsan ile koyun arasında bir fark vardır. Her insan kendi yolunu çizer. Bakın paragraflar dolusu bir yazı yazdınız. Ben size tek bir şey sorayım:

    Bir başkasına zarar vermeyen, özgürlüğünü kısıtlamayan, çırpmayan bir kişinin, "Geri herkes gidiyor sen de gideceksin." gibi bir sebeple, askere gitmediği için hapse atılması sizce vicdani mi? Bana sorarsanız HAYIR.

    İHS ve AİHM kararlarının dayanak alınması gayet mantıklı bir hareket çünkü insan hakları konusunda bizim altımızda olan bir Avrupa ülkesi yok. Vicdan, vatan, millet laflarından dem vurduğunuz için ben size bir şey sormak istiyorum. Size göre vergi ödemek yetmez. Bir de gidip canımızı vermemiz gerekiyor. Vergi, askerlik borcunu kesmeye yetmiyor. O zaman devlet niye babası şehit düşen yavrucaklara komik miktarlarda paralar ödüyor? Hani vergi askerliğe bedel değil ya size göre, sizce devletin verdiği üç kuruş para bir BABAya bedel mi? Bana sorarsanız: "HAYIR!"

    Kanunlar insan için vardır. Gerekirse değişirler. Değişmeliler. Bunu dillendirmek suç olmamalı. Ya da adı klavye bordo berelilerince "reklam" olmamalı. Bunlar da benim fikrim en azından. İyi günler.

+ Konuyu Yanıtla
1 / 2 Sayfa 12 SonSon

Benzer Konular :

  1. Sığınma evine tebligat gelirmi?
    1 yaşında ki oğlum ve ben imam nikahlı eşimden şiddet gördüğüm için başka bir şehire kaçtık. 6284 sayılı kanun kapsamında şimdi yaşadığımız şehrin...
    Yazan: amele Forum: Aile Hukuku
    Yanıt: 1
    Son İleti: 16-03-2018, 21:55:39
  2. Sığınma Hakkı
    Başka bir ülkeye siyasi sığınma hakkı talebinde bulunmak için ne gibi işlemler gerekmektedir?Hangi belgelerle nereye başvurulmalıdır?teşekkürler.
    Yazan: lalatunk Forum: Vatandaşlık Hukuku
    Yanıt: 0
    Son İleti: 20-11-2009, 18:42:24
  3. ABD ve politik sığınma
    ABD politik sığınmayı kabul ediyormu,ve hangi şartları öne sürüyor acaba?
    Yazan: yağanuğur Forum: Milletlerarası Özel Hukuk
    Yanıt: 1
    Son İleti: 24-06-2008, 11:46:36

Bu sayfada bulunan kavramlar:

Vicdani ret siginma

vicdani red iltica talebi

vicdani red siginma

vicdani ret forum

vicdani ret ile iltica

vicdani ret ve iltica

Forum

Yetkileriniz

  • Yeni konu açma yetkiniz yok
  • Konuya cevap verme yetkiniz yok
  • Dosya ekleme yetkisi yok
  • İleti düzenleme yetkisi yok
  •  


Hukuk Blog |  2020 tarihli Yasal Siteler Dizini |  Arabulucu |  Hukuk Kitapları |  Fiyat1 |  Alman Hukuku |  Özel Güvenlik AŞ. |  İş İlanları |  Ankahukuk |  Psikolog |  Taşınmaz ilanları |  Internet Rehberi |  Türkiye Portalı |  Site Ekleme |  Türkçe-İngilizce Sözlük |  Sihirli Kadın |  Sağlık |  Satılık Düşecek Domainler |  Terapi  |  Berk Gürman |  Phukuk |  Bayefendi |  Arabuluculuk Eğitim Merkezi |  AfternicAlanadı satış (Domain alımı) | 

™ Marka tescili, Patent ve Fikri mülkiyet hakları nasıl korunuyor?
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2014-2020 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
♾️ Makine donanım yapı ve yazılım özellikleri nedir?
Hukuki.Net olarak dedicated hosting serveri bilfiil yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN, vmware esx server, hyperv, virtual server (sanal sunucu), Sql express ve cloud hosting teknolojisi kullanmaktadır. Web yazılımı yönünden ise content management (içerik yönetimi) büyük kısmı itibari ile vb olup, wordress ve benzeri çeşitli kodlarla oluşturulan bölümleri de vardır.
Hangi Diller kullanılıyor?
Anadil: 🇹🇷 Türkçe. 🌐 Yabancı dil tercüme: Masaüstü sürümünde geçerli olmak üzere; İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Hintçe, Rusça ve Arapça. (Bu yabancı dil çeviri seçenekleri ileride artırılacak olup, bazı internet çeviri yazılımları ile otomatik olarak temin edilmektedir.
Sitenin Webmaster, Hostmaster, Güvenlik Uzmanı, PHP devoloper ve SEO uzmanı kimdir?
👨‍💻 Feyz Pazarbaşı [İstanbul] vd.
® Reklam Alanları ve reklam kodu yerleşimi nasıl yapılıyor?
Yayınlanan lansman ve reklamlar genel olarak Google Adsense gibi internet reklamcılığı konusunda en iyi, en güvenilir kaynaklar ve ajanslar tarafından otomatik olarak (Re'sen) yerleştirilmektedir. Bunların kaynağı Türkiye, Amerika, Ingiltere, Almanya ve çeşitli Avrupa Birliği kökenli kaynak kod ürünleridir. Bunlar içerik olarak günlük döviz ve borsa, forex para kazanma, exim kredileri, internet bankacılığı, banka ve kredi kartı tanıtımları gibi yatırım araçları ve internetten para kazanma teknikleri, hazır ofis kiralama, Sigorta, yabancı dil okulları gibi eğitim tanıtımları, satılık veya kiralık taşınmaz eşyalar ve araç kiralama, ikinci el taşınır mallar, ücretli veya ücretsiz eleman ilanları ile ilgili bilimum bedelli veya bedava reklamlar, rejim, diyet ve özel sağlık sigortası gibi insan sağlığı, tatil ve otel reklamları gibi öğeler içerebilir. Reklam yayıncıları: ads.txt dosyası.
‼️ İtirazi kayıt (çekince) hususları nelerdir?
Bahse konu reklamlar üzerinde hiçbir kontrolümüz bulunmamaktadır. Bu sebep ile özellikle avukat reklamları gibi Avukatlık kanunu vs. mesleki mevzuat tarafından kısıtlanmış, belirli kurallara tabi tutulmuş veya yasaklanmış tanıtımlardan yasal olarak sorumlu değiliz.
📧 İletişim ve reklam başvuru sayfası nerede, muhatap kimdir?
☏ Sitenin 2020 yılı yatırım danışmanı ile irtibat ve reklam pazarlaması için iletişim kurmanız rica olunur.