Uyuşturucu maddeler, insanlık tarihinde ticari faaliyete özgülenmiş en eski metalardan bir tanesidir. Tarih boyunca insanların rahatlamak-uyuşmak, keyif almak amacıyla yoğun biçimde ilgisini çeken uyuşturucu-uyarıcı maddeler yine bu özellikleri nedeniyle çeşitli otoritelerce kullanımı yasaklanmak suretiyle hedef alınmış, bu şekilde dolaşımı ve toplumda yaygınlaşması engellenmeye çalışılmıştır. İlkin dini otoritelerce, keyif verici özelliği nedeniyle birtakım sapkınlıkları beslediği iddia edilerek yasaklanan uyuşturucu maddeler modern ulus devletlerin kurulması ve yaygınlaşmasıyla, bireyleri uyuşturması, bireyleri yaşam gücü ve iradesinden yoksun bırakarak iş gücünde erimeye yol açması, yoğun bir talebe haiz olması sebebiyle ekonomide yarattığı büyük boşluklar; uyuşturucu madde imalatı, dolaşımı ve ticaretinin devletler tarafından hedef alınmasına neden olmuştur. Ayrıca uyuşturucu maddeler sadece kullanımına maruz kalan bireyler açısından yarattığı olumsuz etkiler açısından değil kendine özgü bir suç piyasası yaratması, bu piyasada rekabetin doğurduğu kartelleşme-mafyalaşma eğilimleri ve bütün bunların sonucunda uyuşturucu ticaretine ek olarak pek çok farklı suçun işlenmesi sebebiyle de yoğun bir toplumsal tehlike yaratmaktadırlar. Uyuşturucu maddeler, her ne kadar kanunda sayılı suç teşkil eden fiillerle piyasadan silinmeye çalışılsa da yapılan araştırmalar tam aksine uyuşturucu maddelere olan talebin gün geçtikçe arttığını ve bu boyutuyla uyuşturucuyla mücadelenin sonuçsuz kaldığını göstermektedir. 2004 Yılı Birleşmiş Milletler verilerine göre; dünya genelinde 185 milyon uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıcısı varken, bu sayı 2005 yılı verilerine göre yaklaşık 15 milyon artarak 200 milyona yaklaşmıştır. Her yıl dünyada 15- 65 yaş arasında yaklaşık 200 milyon kişi uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaktadır. [1] [2] Özellikle teknolojinin gelişmesiyle uyuşturucu madde kullanımının özendirilmesinin internet yayınları aracılığıyla kolaylaştığı ve bu nedenle özellikle gençler arasında madde kullanımının oldukça yaygınlaştığı görülmektedir.

Uyuşturucu madde ticaretinin bütün bu sebeplerden dolayı evrensel bir pazara sahip olması ve bu pazarın her geçen gün genişlemesi, bütün devletlerin imal, nakil ve pazarlama suçları açısından ülkelerinde bu suçlara ilişkin ciddi bir mücadelenin içerisinde olmalarını zorunlu kılmıştır. Uyuşturucu suçlarının yarattığı milyarlarca dolarlık büyük uluslararası pazar, bu suçların işlenebilmesi için birçok suç örgütünün kurulmasını, terör örgütlerinin finansman sağlamak amacıyla uyuşturucu madde geçişine aracılık etmesi gibi birçok farklı sonucu yaratmış olup bu durum sorunu, her bir devletin tek başına mücadele edebileceği bir dar ölçekten çıkarmış, uluslararası bir mücadele perspektifi ve evrensel işbirliğine dayanan milletlerarası sözleşmelerinin hazırlanmasına neden olmuştur.

Ülkemiz, uyuşturucu maddelerin ticareti noktasında özellikle Pakistan, İran ve Irak üzerinden gelen uyuşturucu maddelerin Avrupa’ya geçirilmesinde önemli bir konuma sahip olup bu boyutuyla işlenen suçların önemli bir bölümü uyuşturucu maddelerin ülkemizden transit bir biçimde geçirilmesine ilişkindir. Lakin uyuşturucu maddelerin bir kısmı da ülkemizde üretilmekte, bunların büyük bir bölümü buradan iç piyasaya dağılmakta ve yayılmaktadır. Burada özellikle uyuşturucu maddenin imalatına ilişkin uygulanacak yaptırımın belirlenmesinde uygulamadaki örnekler ve Yargıtay uygulaması açısından konuyu irdelemek gerekecektir.

I. GENEL BİLGİLER

Uyuşturucu maddelerin imal, ithal ve ticareti suçu 5237 sayılı TCK’nın İkinci Kitap, Topluma Karşı Suçlar başlıklı Üçüncü Kısım, Kamu Sağlığına Karşı Suçlar başlıklı Üçüncü Bölümünde, TCK m. 188’de; “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde yaptırıma bağlanmıştır. Uyuşturucu imal, ithal ve ticareti suçu esas olarak TCK’da düzenlenmiş olsa da başta 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun ve 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun olmak üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu ve birçok özel kanunda uyuşturucu suçları ayrıca düzenlenmiştir. 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun spesifik olarak afyon ve türevi uyuşturucu maddelere ilişkin ekim şartlarını hükme bağlamış ve hükme aykırılık halini cezai yaptırıma bağlamıştır. Nitekim uyuşturucu maddenin bahse konu Kanunda yazılı biçimde ekilmesi hâlinde cezai yaptırım 3298 sayılı Kanun uyarınca belirlenir. Uyuşturucu maddelerin imal edilmesi temel olarak 5237 sayılı Kanunun 188. maddesinde tanımlıdır.

II. SUÇUN KONUSU

TCK m. 188’de tanımlı uyuşturucu madde imalatı suçunun konusu “uyuşturucu veya uyarıcı madde” olarak belirlenmiş olup bu konuda sınırlama yapılmak mümkün olmadığından genel bir tanım tercih edilmiştir. Kanun sadece TCK m. 188/4’te “Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri veya bazmorfin olması hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.” denilmek suretiyle birtakım uyuşturucu ve uyarıcı maddeler özel olarak belirtilmiş ve suçun konusunun işbu uyuşturucu maddeler olması hâlinde suçun nitelikli hâlinin oluşacağı öngörülmüştür.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2000/16471 E. , 2000/14707 K. sayılı kararı uyarınca; “Bir maddenin ceza kanunu kapsamında uyuşturucu madde olduğunun kabul edilebilmesi için;

a ) Ülkemizin taraf olduğu uluslararası bir sözleşmede veya Türk Ceza Kanununda veya 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunda veya 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanunda ya da son iki kanunun verdiği yetki uyarınca çıkarılan Bakanlar Kurulu kararlarında uyuşturucu madde olarak yer alması,

b ) İmali, İthali, ihracı, satılması, satın alınması bulundurulması, parasız devredilmesi, sevk edilmesi, nakledilmesi, ve/veya kullanılmasının yasaklanmış ya da ruhsata bağlanmış bulunması gerekir.
”

Yargıtay kararları uyarınca suçun konusunu oluşturduğu iddia olunan maddenin niteliğinin belirsiz olduğu ve belirlenmesinde tereddüt yaşandığı durumlarda Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan bilirkişilik hükümleri çerçevesinde buna ilişkin Adli Tıp Kurumu’nun görüşünün alınması gerekecektir. Bu husus, Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 26.02.2007 tarihli, E.2006/6353, K.2007/ 2183 sayılı kararında; “ 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun’un 4/1. maddesinde “ham afyon, hazırlanmış afyon, tıbbi afyon ve müstahzarları Türk Ceza Kanununun uygulanmasında uyuşturucu maddelerden sayılır” denmiş olduğu dikkate alınarak; suç konusu maddenin ham afyon, hazırlanmış afyon veya tıbbi afyon olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu’ndan ek rapor alınması, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik rapora dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması” şeklinde; Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2004/9501 esas, 2004/11016 karar sayılı 04.11.2004 tarihli kararında ‘‘...ele geçen maddenin uyuşturucu madde olup olmadığı ve miktarı konusunda Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulundan görüş alınarak...’’ şeklinde belirtilmiştir. Aynı yönde Yargıtay 10. CD, 2005/3920 esas, 2005/8753 karar sayılı, 13.07.2005 tarihli; 2004/6989 esas, 2004/7800 karar sayılı, 29.06.2004 tarihli kararları da mevcuttur. [2]

III. KORUNAN HUKUKİ YARAR VE SUÇUN UNSURLARI

Korunan Hukuki Yarar

Uyuşturucu madde imalatı suçunda korunan hukuki yarar toplum sağlığı ve kamu güvenliğidir. İlgili suç hem suçun konusu olan uyuşturucu maddenin insan ve toplum sağlığı üzerindeki olumsuz tesiri yönüyle cezai yaptırıma tabi tutulup engellenmekte hem de uyuşturucu madde ticaretinin ticari boyutuna ilişkin suçun sadece uyuşturucu madde ticareti ile sınırlı kalmaması, birçok türev suça sebebiyet vermesi yönüyle de kamu güvenliğine ilişkin yarattığı yoğun tehlike yönüyle bastırılmaya çalışılmaktadır.

Fiil

Uyuşturucu madde imalatı suçunun fiil unsuru TCK m. 188’de belirtilmiş olup; “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal” etmek şeklindedir. Doktrinde, imal konusunda çeşitli tanımlar yapılmıştır. Günal’a göre, imal; uyuşturucu madde ihtiva eden doğal bitkilerden elde edilen maddelerin, fenni usul ve şartlarla işlenmesidir. [2] [3] Erman, Sahîr, Özek’e göre, imal; uyuşturucu maddeleri tarım yoluyla yetiştirmeyi de kapsama alacak şekilde, her ne suretle olursa olsun uyuşturucu maddelerin kullanıma elverişli bir hale getirilmesi şeklinde geniş yorumlanmalıdır. [2] [4] Gözübüyük’e göre, imal; kimyevi terkiplerine uygun olarak bir uyuşturucu maddeyi, fenni esas ve usullere göre meydana getirmektir. [2] [5] Bir görüşe göre de uyuşturucu niteliğinde olmayan maddelerden kimyasal tepkime sonucu uyuşturucu özelliği olan maddelerin elde edilmesi, doğal veya sentetik uyuşturucu maddelerin herhangi bir yöntemle başka bir uyuşturucu maddeye çevrilmesi, uyuşturucu maddenin arıtma yöntemiyle saflaştırılması imal olarak açıklanmıştır. [2] [6]

Kuşkusuz suçun salt kanuni tanımı uygulamada yüzlerce farklı örneği bulunan uyuşturucu imalatı suçuna ilişkin yeterli olmayıp bu hususa ilişkin uygulamada karşılaşılan ve hükme konu olan somut örneklere ilişkin içtihat kararlarına değinmek gerekecektir.

Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesinin 1. maddesinin 1 (n) bendinde yer alan, “İmal deyimi: istihsal hariç, uyuşturucu madde elde edilmesini mümkün kılan bütün işlemleri ifade eder ve uyuşturucu maddelerin arıtılması ve diğer uyuşturucu maddelere dönüştürülmesi işlemlerini kapsar.” şeklinde uyuşturucu madde imali işlemini tanımlanmış olup bu bilgiler ışığında sözleşmedeki tanıma göre;

a-) Başlı başına uyuşturucu veya uyarıcı özelliği bulunmayan maddelerden, kimyasal işlemler sonunda uyuşturucu veya uyarıcı bir maddenin elde edilmesi (Başlı başına uyuşturucu veya uyarıcı niteliği bulunmayan maddelerden, tümüyle sentetik olarak uyuşturucu veya uyarıcı madde elde edilmesi),

b-) Bir uyuşturucu veya uyarıcı maddenin başka bir uyuşturucu veya uyarıcı maddeye dönüştürülmesi (Morfinin eroine dönüştürülmesi gibi),

c-) Herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı maddenin damıtma, elektroliz ya da flotasyon gibi yöntemlerle arıtılması (Bir karışım içindeki uyuşturucu veya uyarıcı nitelikteki etken madde oranının yükseltilmesi), durumlarında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin imal edildiği kabul edilebilir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2007/15034 esas, 2007/13545 karar sayılı, 02.11.2006 tarihli bir kararı; ‘‘Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi’nin 1. Maddesinin 1-n bendinde yer alan, “İmal deyimi: İstihsal hariç, uyuşturucu madde elde edilmesini mümkün kılan bütün işlemleri ifade eder ve uyuşturucu maddelerin arıtılması ve diğer uyuşturucu maddelere dönüştürülmesi işlemlerini kapsar” şeklindeki uyuşturucu madde imal tanımı ile, sanıktan elde edilen uyuşturucu madde, uyuşturucu maddenin imal edildiği iddia edilen yerin çevresinden elde edilen alet ve malzemeler nazara alınarak sanık tarafından uyuşturucu madde imal edilip edilmediği hususunda 14.04.1982 tarih ve 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 7. maddesi ile kurulmuş bulunan Adli Tıp Beşinci İhtisas Kurulu’ndan mütalaa alınarak, suç niteliğinin tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uyuşturucu madde imal etmek suçundan hüküm kurulması,…’’ şeklindedir. Yine Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2012/21741 E. , 2013/4878 K. Sayılı kararında; "Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi’nin 1. maddesinin 1-n bendinde yer alan, “İmal deyimi: İstihsal hariç, uyuşturucu madde elde edilmesini mümkün kılan bütün işlemleri ifade eder ve uyuşturucu maddelerin arıtılması ve diğer uyuşturucu maddelere dönüştürülmesi işlemlerini kapsar” şeklindeki uyuşturucu madde imal tanımı ile, sanıkların çalıştığı fabrikada elde edilen uyuşturucu madde içeren haplar, kimyasal maddeler, uyuşturucu maddenin imal edildiği iddia edilen yerde bulunan alet ve malzemeler nazara alınarak sanıklar tarafından uyuşturucu madde imal edilip edilmediği hususunda 14.04.1982 tarih ve 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 7. maddesi ile kurulmuş bulunan Adli Tıp Beşinci İhtisas Kurulu’ndan mütalaa alınarak, suç niteliğinin tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden ve bu konuda rapor alınmasına ilişkin 16.05.2010 tarihli ara kararı a yerine getirmeksizin yazılı şekilde uyuşturucu madde imal etmek suçundan hüküm kurulması" yasaya aykırı bulunmuştur. Yine Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2018/1653 E. , 2018/2744 K. sayılı kararında, “Olay, yakalama ve arama tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre; sanığın beyanıyla tespit edilen … sayılı adreste yapılan arama ile kolluk tarafından bilinen adresi ve mernis adresi olan … adresinde ele geçirilen, yeşil renkli bitkiler, toz maddeler ve diğer materyaller ile ilgili olarak ‘'XLR 11‘' isimli sentetik kannabioidin imal etmeye elverişli olup olmadığı hususunda Adli Tıp 5. İhtisas Kurulu'nun 24/08/2015 tarihli raporunun sonuç bölümünün (2) numaralı kısmında "Çok miktarda sentetik kannabinoid emdirilmiş ve emdirilmemiş bitkisel madde, üzerlerinde bulaşıklılık saptanan leğen, gaz maskesi, huni, damacana, sulama ibriği ve terazinin birlikte bulunması hususu tüm olarak değerlendirildiğinde, sorulduğu üzere bu malzemelerin imalatta kullanılmış olduğu oybirliği ile mütalâa olunur." şeklinde görüş bildirilmiş ise de ele geçirilen tüm madde ve materyaller ile Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesinin 1. maddesinin 1 (n) bendine göre "XLR-11'' isimli sentetik kananabinoidin imal edilmeye elverişli olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan rapor alınıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması”nı hukuka aykırı bulup bozma gerekçesi yapmıştır.

Yargıtay'ın sabit bir biçimde vermiş olduğu olduğu ve uygulamaya yön veren kararlarında uyuşturucu madde imal etmek suçundan hüküm kurulabilmesi için sadece uyuşturucu madde üretiminde kullanılan araçların değil neticede imal edilen uyuşturucu maddelerin de somut delil olarak sabit olması gerektiği vurgulanmıştır. Burada imalata ilişkin kullandığı iddia olunan araç gereçlerin imalatı gerçekleştirmeye elverişli olup olmadığının Adli Tıp İhtisas Kuruluna, Ceza Muhakemesi Kanunu bilirkişilik hükümleri çerçevesinde sorulması gerekmektedir.

Yine Yargıtay 10. Ceza Dairesi 1992/5557 E. , 1992/6015 K. sayılı kararı uyarınca; “Kenevir bitkisinin sapçık ve yapraklarının kurutulup ufalanarak toz esrar haline getirilmesi teknik yöntemi gerektirmeyen basit bir işlem olduğu gibi maddenin kimyasal yapısında değişiklik de sağlamadığından esrar imal etme sayılamaz. Sanığın eyleminin uyuşturucu maddelerden esrarı arzetmek olduğu gözetilmeden TCY.nın 403. maddesinin 5. bendi yerine 1. bendi gereğince hüküm kurulması” hukuka aykırı bulunmuştur. Burada vurgulamak gerekir ki uyuşturucu madde imalat suçunun Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi’nin 1. Maddesi uyarınca “imal” unsurunun gerçekleşebilmesi için söz konusu imalatın basit bir işlem olmaktan çıkıp, birçok araç gerecin birlikte kullanılmasının ve detaylı bir teknik işlem niteliğini haiz olması gerekecektir. Buna göre uyuşturucu maddenin niteliğinde herhangi bir değişiklik yaratmayan, basit bir biçimde ezme, yakma vb fiillerle gerçekleştirilen uyuşturucu madde elde etme yöntemlerinin Yargıtay kararları ışığında imalat sayılamayacağı açıktır.

IV. TEŞEBBÜS/EKSİK TEŞEBBÜS TARTIŞMASI

Uyuşturucu madde imalatına dair tartışılması gereken bir diğer husus suçun oluşmasının değerlendirilmesine ilişkin teşebbüsün hangi kıstaslarla belirlenmesi gerektiğidir. Burada birtakım icra hareketlerinin gerçekleştirilmiş olması, fiile dair hazırlığın neticelenmiş olması uyuşturucu madde imal edildiğine dönük bir varsayım olarak değerlendirilemez. Sadece uyuşturucu madde imalatına dair tesisatın kurulmuş olması ancak elde olmayan sebeplerle üretime geçilmemiş olması hâlinde TCK uyarınca teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Burada üretildiği iddia olunan uyuşturucu maddenin yakalanması hâlinde yine yakalanmış olan uyuşturucu madde üretmeye yarar tesisatla illiyet bağının ispatının, suçun teşebbüs açısından değerlendirilmesi noktasında belirleyici olacağı açıktır. Uygulamada özellikle Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun somut olaya ilişkin uyuşturucu madde imal edilip edilmediğine ilişkin varmış olduğu kanaat belirleyici olmaktadır. Ayrıca suç mahallinde uyuşturucu madde üretmeye yarayan araç-gereç dışında uyuşturucu madde yakalanmış olup olmadığı ve bunların miktarı suçun teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığının değerlendirilmesinde belirleyici olmaktadır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 1992/4262 E. , 1992/7198 K. sayılı kararında; “Yukarıda ifade edildiği gibi, Beşinci İhtisas Kurulu 9.9.1991 günlü kararından evde yakalanan madde ve malzemelerin eroin imaline elverişli ve yeterli olduğu ve fakat fiilen imalata başlanmamış olduğu anlaşılmaktadır.

Teşebbüsleri söz edebilmek için icrai hareketlerin başlamış olması lazımdır. Cürmün icrasına başlamak ise cürmün maddi unsurunu teşkil eden veya onun işlenmesine yönelen hareketleri yapmaktır.

Sanıklar, suça elverişli ve yeterli madde ve malzemeleri eve taşımakla, eroin imaline ilişkin kastlarını duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya koymuş ve fiile yaklaşmış olmaları itibarıyla icraya başlanmış, ne varki elinde olmayan mani sebepler dolayısıyla icra hareketlerini bitirememişlerdir. Bu itibarla eylemleri eksik teşebbüs derecesinde kalmıştır.

Sanıkların eylemlerini o şekilde değerlendirerek uyuşturucu madde imaline eksik kalkışmaktan hükümlendirilmeleri gerekirken tam teşebbüs kabulü suretiyle yazılı şekilde cezalandırılmaları yasaya aykırı, C. Savcısı ve sanık Ali'nin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün gösterilen sebeple ( BOZULMASINA ), 22.6.1992 günü oybirliğiyle karar verildi.
" demek suretiyle bu hususa dikkat çekmiştir.” demek suretiyle teşebbüs hususunda dikkate alınması gereken unsurları ifade etmiştir. Belirtmek gerekir ki mülga kanun döneminde verilmiş olan işbu kararda eksik teşebbüs gündeme gelmiş olsa da 5237 sayılı TCK’da Kanun Koyucu böyle bir ayrıma yer vermemiştir. 5237 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde hâkim teşebbüsün varlığına kanaat getirdiği noktada eksik teşebbüs/tam teşebbüs ayrımına gitmeyecek ancak suçun meydana getirebileceği zarar açısından, hakkaniyet çerçevesinde bir değerlendirme yapacak ve cezanın miktarını bu usuller çerçevesinde tayin edecektir.

Av. Ahmet AVŞAR - Stj. Av. Siyabend ŞİMŞEK

--------------------------------------






[1] 2004 World Drug Report, Volume 1, Analysis, Vienna 2004, s8; 2005 World Drug Report, Volume 1, Analysis, Vienna 2005, s. 5; 2006 World Drug Report, Volume 1, Analysis, United Nations Publication, Vienna 2006, s. 8; 2007 World Drug Report, Volume 1, Analysis, United Nations Publication, Vienna 2007, s. 9; TBMM Meclis Araştırma Komisyonu Raporu, Kasım 2008. s. 5 vd.; Sevük Yokuş, Handan, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanılmasına İlişkin Suçlar, Ankara 2007, s. 19.

[2] Öner, Türk Ceza Kanunu’nda Uyuşturucu Madde İmal, İthal Ve İhraç Suçları

[3] Günal, Uyuşturucu Madde Suçları, s. 87

[4] Erman, Sahîr - Özek, Çetin, Ceza Hukuku Özel Bölüm, Kamunun Selametine Karşı Suçlar (TCK. 369-413), İstanbul 1995, s. 263

[5] Gözübüyük, Abdullah Polat, Türk Ceza Kanunu Gözübüyük Şerhi, C. III, 5. Bası, İstanbul 1989, s. 622.

[6] Günal, s. 88; Kurt, s. 48; Güngör - Kınacı, s. 166; Arslan - Azizağaoğlu, s. 778.