Ancak anlaşılan o ki, AKP'li vekillerin hiçbirisi zahmet buyurup göz atmadılar iddianameye.
Nitekim bunu açıkça dile getirmekten de kaçınmadılar. Aşağıdaki alıntılar AKP'nin hukuk hakkındaki düşüncelerinin açık ikrarıdır:
"aldığımız oylar yeterlidir, hukuk -işimize geldiği zaman işimize geldiği şekilde kullanıp sonra kenara attığımız- bir ARAÇ, bunun dışında bir HİÇTİR." (tren benzetmesi de uygun olabilir tabi!)
Tayyip Erdoğan'ın, kapatma talebini haklı çıkarmak istediğini düşündüren müthiş yorumu:
"Kulakları vardır duymazlar, gözleri vardır görmezler, dilleri vardır gerçekleri söyleyemezler"
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in okumadığı çok açık olan iddianameye dair, adalet bakanlığıa rağmen hukuktan çok uzak yorumları:
''Hiç umurumuzda değil. Hiç üzerinde durmuyoruz. Ben o 71 kişinin kimler olduğunu bile merak etmiyorum. Çünkü ciddiye almıyorum."
''Kapatma davasında, milletvekillikleri düşeceklerin listesinde olamadığım için üzülüyorum."
"Dün akşam otaya çıkan durum bize değil, millet iradesine karşıdır''
''Boşuna sevinmeyin, avucunuzu yalayacaksınız''
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay:
"..öyle anlıyorum ve üzülüyorum ki Türkiye'nin iyiye gitmesini ve ileriye gitmesini istemeyen çevreler çok önemli yerlere sızmışlar. Türkiye bununla hesaplaşacaktır, meraklanmayın."
TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın makamını ve sorumluluklarını unuttuğu yorumları:
"50 yıl öncesinde mi yaşıyoruz? Çağdaş demokrasilerde partileri halk kurar ve kapatır. ... bu Meclis'in yüzde 86'sı halkın siyasi düşüncelerini burada yansıtıyor ama bu yüzde 86'nın yüzde 56'sının partisinin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'nde dava görüldüğünü nasıl anlatayım?"
TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç'ın her zamanki gibi, hukuka, siyasete ve adaba uygun yorumları:
"Ben bu davada yargılanmaktan gurur duyarım. Yargılanmasaydım kendimden şüphe ederdim. Akla, mantığa ve adalete uymayan bir dava"
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu:
“Şimdi yeni bir insan türü icat ediyorum. Hiçbir şey üretmeyip de memleketin önüne engeller koyan insana da bir tarif yapıyorum. Muzur insan... Bundan neyi kastettiğimi herkes anladı.''
Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Özak:
“Biz milletin ne dediğine bakalım”
Buna halk dalkavukluğu mu deniyordu? Evet, öyleydi sanırım. Ama işin hazin tarafı maalesef halk da bundan pek bi hoşlanıyor.
Bayanlar, baylar, artık ülkede "Hukuk" rating yapmıyor; ülkenin yeni tartışma dili yukarıdaki gibi...
İlginç benzetme ve tespitler olduğu için yazıyı buraya aldım.
Devlet, hükümete “yeter” dedi!
Son dönemde hükümet eden siyasi partinin “artan kendine güveni” ve “biz her şeyi yaparız, nasıl olsa ses çıkaran yok” tavrı, dün akşam itibarıyla devletin çarklarından sadece birinin attığı bir adımla son bulmuş oldu; Devlet, hükümete “yeter, yol bitti” dedi...
Diyeceksiniz ki; davanın sonucu belli değil, nasıl son buldu!
Sevgili dostlar, şu aşamada atılan adım en az sonuç kadar “dikkate değer”... Önemli olan “biz her şeyiz” mantığı içindekilere “yeter, burada sizlerden başka birileri daha var, buranın kuralları, gelenekleri, sahipleri var” mesajını vermek ve “yeter” demek!
Bu noktada başka bir soru soralım; Devlet, hükümete karşı olabilir mi ?
Olabilir... Devleti bir uçak gibi düşünün, devlet “yapının özünü” yani uçağın gövdesini, gövdenin doğayla temasını- işleyiş prensiplerini kısacası “esas olanı” teşkil eder, hükümetler ise bu yapıyı önceden konmuş kurallarla belli bir süre “idare etmek” için seçilirler... Uçak örneğinden devam edersek “hükümetler” pilot olarak “ana gövde” içinde belli bir süre yer alırlar. AKP’nin en büyük hatası da burada oldu. Pilot olduğunu unutup, uçağın “yapısıyla, koltuklarıyla, motorlarıyla” oynamaya hatta uçağın içinde yol aldığı doğa ile uçuş prensiplerini değiştirip “yeni bir model” yaratmaya kalktı... Ne oldu ? Uçağın sahibi geldi ve “hop gardaş” deyiverdi ! AKP yine çok şanslı; uçağın “en kibar sahibi, karşısındakine şans tanıyan” sahibi geldi, Allah korusun ya diğer sahipleri gelip “uçağa toptan el koysalardı!”
Sevgili dostlar, burada aklınıza başka bir soru gelebilir; milletin verdiği yüzde 47 önemli değil mi? Bu oylar “AKP’yi sahip” yapmaz mı?
Yapmaz... Yapılan oylamayla ortaya çıkan iktidarlar “pilot” seçimi gibidir. Uçağın “yapısı, rotası, gideceği yer, geldiği yer, doğa ile uyum içinde nasıl uçtuğu” gibi ana dinamikler bellidir, her şey hazır olan uçağa sadece pilot seçilir ve “pilot” kendi takdirine göre “bir uçuş” stili benimser. Verilen yüzde 47 oy (bir detay daha düşelim; yüzde 53 AKP’ye oy vermemiş yani uçağın çoğunluğu “pilotaj yapılmasına” bile karşı) pilotların kim olacağına işaret eder ve ne kadar yüksek oran ile seçilmiş olursa olsun, pilot kardeşlere “uçağın orası burası ile oynama” hakkı vermez.
Sonuç: Devlet ile hükümet arasındaki ayrımı “idrak” edemeyen ve her fırsatta “Devleti kendine benzetme, ideolojik hale getirme” hamleleri yapan iktidar partisine yani uçakla oynayan pilotlara, devletin en kibar “dur” işareti geldi. Devamı nasıl oluşursa, oluşsun önemli olan birileri “dur” dedi ve hepimizin, ülkemizin, rejimin bir büyük şansı olarak “en sakin söyleyebilecek” kesimden bu ses yükseldi... Hükümet eden siyasi parti artık şunu anlamalı; “bundan sonrası yok”! Uçağı “riske” atmadan “pilotaja” devam etsin ve lütfen artık “sakin” dursun!
Son söz: Yukarıda “dava açılma” sürecini analiz ettik. Dava açılabilir, parti de kapatılabilir. Asıl iş ondan sonrasında. Türkiye 2003-2007 arasında “çok ağır darbe yedi”. Bütün telekomünikasyon şirketleri, bankaları, ağır endüstriyel tesisleri, limanları, tersaneleri satıldı. Şimdi asıl iş “yeni bir milli irade tesis” ederek, bu süreci tersine çevirmek ve Türkiye’nin “tasfiyesine her alanda dur” diyerek, buraları mutlaka geri almak!
Not : Hükümete yakın bir guruba satılan bir gazete manşet atmış; “Meclisi de kapatsaydınız!” Onlara sadece şunu söyleyeceğim; eğer biraz uğraşıp bizler gibi gidişatı sorgulamayı deneseydiniz, açılan bu davanın Meclis’in “açık kalmasının sigortası” olduğunu anlardınız! Anlayana bu cümle de çok şey var!
ADALET ve KALKINMA ... Her ikisi de parti adında olmakla birlikte malesef, icraatında bu kelimelerin yansımalarını göremedik.
ADALET : AB uyum yasalarıymış, hukuktan anlamayanları cezbedecek sihirli söz. Ama sırf hukuki nete bakarsanız yeni yasaların çoğu fiyaskodan ibaret. Hukuk düzeni DAĞITILMIŞ ve en önemlisi RUHUNU kaybetmiş. Anti laik söylemler de cabası.
KALKINMA : Buna bir hukuk sitesinde fazla tartışmanın yeri yok. Cebinizdeki para arttıysa, bana SUS, haksızsın deyin, ben anlarım sadece benim yeteneksiz olduğumu.
VE SON BİR NOT DA SESSİZLERE: Böyle ciddi bir konuda koyun gibi sessiz oturup, güdülmeyi bekleyenler, hukuka yaslanmaya kalktıklarında, hukuktan medet umduklarında karşılarında aynen onlar gibi sessiz hukukçuları bulacaklardır !
bence 367 komedisinden bu yana anlasiliyorki yargi siyasallasmistir ve birtakim güçlerin oyuncagi haline gelmiştir ve durumun bu hale gelmesinin sebebi şuan yarginin başinda olan kişiler
+1000
Yargının siyasallaştığı artık ayan beyan ortada. Sokaktaki sade vatandaş bile görüyor artık durumu. Fazileti kapattıran masonist odaklar tahminimce yine iş başında. Gelecek seçimde %47 olan oy %60-70'lere çıkar ve inşallah sonrasında ülkemiz Cezayir'e dönmez.
Böyle ciddi bir konuda koyun gibi sessiz oturup, güdülmeyi bekleyenler, hukuka yaslanmaya kalktıklarında, hukuktan medet umduklarında karşılarında aynen onlar gibi sessiz hukukçuları bulacaklardır !
Harika bir söz...
Vekaletname nedir bilir misiniz? Ya vekil nedir?
Bunu hukukçular çok iyi bilir. Vekil, kendini vekil tayin eden kişinin arzu ve isteklerine bağlı olarak ve onun adına işlem yapan kişidir. Bu avukatlıkta da böyledir, TBMM'ne MilletVEKİLİ olarak seçilen kişiler için de böyledir.
Vekil vekillik görevini SUİSTİMAL edemez !
Vekil VEKALETNAMEDE kendine VERİLMEMİŞ hak ve yetkileri kullanamaz. Kullanırsa YETKİ AŞIMI olur.
AKP, parti kitapçığında ülkedeki laikliği yıkacağım, hukuk düzenini tanımayacağım ve hatta altüst edeceğim demişse o zaman halk bunu istedi vekil de uyguladı deyip bir nebze müsterih olacağım. (Tabi kanunsuz işlem vekilce yapılmaması gerektiğini de ekleyeyim).
Eğer, AKP parti programında bu Laikliği kaldıracağım, hukuk düzeni tanımadan siz ne isterseniz yapacağım ey halkım DENMİYORSA, bu durumda AKP'ye oy veren bir çok vatandaş kandırılmış, HULÜS ve SAFFETİ ile oynanmış demektir ki, vekillerin illegal harektelerini, VEKALETNAMEDE olmayan yetkileri kullandığını gören CUNHURİYETİMİZİN SAVCISI çok doğru ve çok yerinde bir iş yapmıştır derim. Ve hatta AYM'nden de aynı doğrultuda, halktan alınmayan bir yetkiye dayanarak işlem yapan, yaptıkları çoğu icraat VEKALETSİZ İŞ GÖRME hükmünde olan bir partiyi (hangisi olursa olsun, partiler gider, DEVLET kalır) KAPATMASI GEREKİR. Kapanmasına karar vermezse işte o zaman YARGININ SİYASALLAŞTIĞINI söylemek gerekir.
Yargının siyasallaştığı artık ayan beyan ortada. Sokaktaki sade vatandaş bile görüyor artık durumu. Fazileti kapattıran masonist odaklar tahminimce yine iş başında. Gelecek seçimde %47 olan oy %60-70'lere çıkar ve inşallah sonrasında ülkemiz Cezayir'e dönmez.
"Yargının siyasallaştığı" cümlesini kullanarak ve vatandaşa ezberleterek KENDİ KADROSUNU o makamlara getirmek isteyenler herhalde diğer insanları akılsız sanıyor.
YÖK'Ü siyasallaşıtı deyip, kendi adamını getiren kim? (Bir çok kurumda da aynısı)
Vallahi çok akıllısınız, kuruma siyasallaşmıştır de, adamları kaçır, sonra da kendi SİYASİ amacın için kendi adamını getir. Yemezler, sen siyasallaştıracağına ben siyasallaştırırım canım. HUKUKÇULARIN gezindiği bir HUKUK sitesinde yazıyorsunuz. Mantıklı konuşun, dezenformasyon yapmaya çalışmayın derim. Ben yemeyim sen ye denmesini bekliyorsanız, Hadi ordan canım !
Üzülerek görüyorum ki, iddianameyi okumayı aklından dahi geçirmeden bilmedikleri bir konu hakkında, hiçbir bilgiye dayanmayan içi boş ve ezber yorumlarda bulunmayı tercih edenler, yukarıya alıntıladığım, Tayyip Erdoğan'ın iddianamede yer alan sözlerini dahi okuyamamışlar ki bu konuyu tamamen teğet geçtiler.
Acaba daha açık sorarsak, bu arkadaşların ezber bozmaları mümkün olur mu?
Aşağıdaki bu sözler laik bir bakış açısını mı yansıtmaktadır?
"Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın, ya laik. İkisi bir arada olduğu zaman adeta ters mıknatıslanma yapar. Mümkün değil, ikisinin bir arada olması. Durum böyle olunca ben Müslüman’ım diyenin tekrar yanına gelip bir de aynı zamanda da laikim demesi mümkün değil. Niye? Çünkü Müslüman’ın yaratıcısı olan Allah kesin hakimiyet sahibidir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bak yalan koskoca bir yalan."
"Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın, ya laik. İkisi bir arada olduğu zaman adeta ters mıknatıslanma yapar. Mümkün değil, ikisinin bir arada olması. Durum böyle olunca ben Müslüman’ım diyenin tekrar yanına gelip bir de aynı zamanda da laikim demesi mümkün değil. Niye? Çünkü Müslüman’ın yaratıcısı olan Allah kesin hakimiyet sahibidir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bak yalan koskoca bir yalan."
Ben Anayasa Mahkemesi olsaydım hükmüm şu olurdu:
İncelenecek konu kalmadığından yargılamaya son verildi.
HÜKÜM:
1) Cumhuriyet'in temel niteliklerini ihlal etme amacının odak noktası olduğu sübuta eren AKP'sinin kapatılmasına
2) Alıntıdaki sözü edenlerin ÖMÜRBOYU siyasetten men edilmelerine, İRAN'da siyaset yapmaları konusunda muhtariyetlerine...
Kapatma davasına birkaç noktadan bakmakta yarar var. Ama bu aşamada sanırım hukuksal açıdan bakmak en önemlisi.
İddianameye oldukça detaylı ve özenli hazırlanmış görüntüsü verilmeye çalışılmış olmakla birlikte, parti kapatma açısından yeterli ve tatmin edici hukuksal verileri içermediği kanısındayım.
AKP’nin eleştirilecek bir çok yönü vardır ve biz de zaman zaman bu eleştirileri yapmaktayız. Sayın Başbakan’ın son demeçlerinden olan “katili affetme yetkisi devlette değil, maktulün ailesindedir” sözü bunlardan en tazesidir ve iddianamede bu söz de kapatama gerekçelerinden biri olarak ileri sürülmektedir.
Kadrolaşma, sivri laflar, seçim sonuçları şımarıklığının verdiği cüret, yolsuzluklar konusunda AKP’yi şiddetle eleştirebiliriz ve eleştirmeliyiz de.. Ama parti kapatmak bambaşka bir şeydir.
İddianamede ileri sürülen çok sayıdaki kapatma gerekçeleri, hepimizin bildiği basında çıkmış olaylar ve demeçler. Bunların parti kapatma için yeterli olmadığını düşünüyorum. Kaldı ki, ileri sürülen bazı gerekçelerin, bırakın parti kapatmayı fazla eleştirilecek tarafı dahi yoktur.
Örneğin, Sayın Başsavcıya göre, rahmetli Özal’ın dindarlığını övmek parti kapatama gerekçesi kabul edilmeli. Bu nasıl bir gerekçedir? Özal’ın lehinde ya da aleyhinde herkes her şeyi söylüyor zaten. Dindarlığını övmek parti kapatmanın gerekçesi olabilir mi?
Türkiye’deki etnik farklılıkları bağlayan bir din bağından söz etmek neden gerekçe olsun? Böyle bir bağın varlığını ve fonksiyonunu söylemek normal olduğu gibi, bu bağın hiçbir fonksiyonu olmadığı da iddia edilebilir.
“Hepimizi yaratan Allah’tır, ayrıma ne gerek var” sözlerine katılırız veya katılmayız, ama böyle bir sözün parti kapatma için ileri sürülmesini hukuken haklı mı bulacağız?
İftar çadırı açıldı diye parti kapatılır mı? Sayın Başsavcıya göre kapatılmalı.
“Hoş geldin Ramazan” pankartı için parti kapatılır mı? Sayın Başsavcıya göre kapatılır?
“En büyük dileğim başı kapalı kızlarımızla başı açıkların el ele dolaştığı üniversite” sözünden nasıl bir parti kapatma sonucu çıkartılabilir. Türbanın üniversitede serbest olmasını isteyen var istemeyen var. İnsanlar bu konuda görüşlerini söylemeyecek mi? Sayın Başsavcıya göre türbanın yasaklanması yönünde görüş bildirmek serbest, ama türbanı serbest bırakma yönünde görüş bildirmek parti kapatmak gerekçesi.
İddianamedeki gerekçelerin önemli bir kısmı türbana ayrılmış. Üniversitelerde türbanın serbest bırakılması yönünde görüş bildiren bir çok milletvekili için yasaklama isteniyor.
Başsavcının bu görüş, düşünceyi açıklama özgürlüğüne vurulmuş bir darbeden başka bir şey değil. Çünkü türban konusundaki görüş açıklamaları dahi yasaklanmak isteniyor. Memleketteki önemli ve güncel bir konu hakkında bir partinin görüş açıklamasından daha doğal ne olabilir? Konuşma özgürlüğü neden kısıtlansın? Demokrasilerde özgürlük esas iken, siyasal partilerin konuşma konusunda daha da özgür olması gerekir. Çünkü onlar, sorunları çözme mevkiinde olanlardır. Bu nedenle de türban konusunda da görüşlerini açıklamaları gayet doğaldır.
Aynı husus, imam hatiplerle ilgili katsayı konusunda da geçerlidir. İmam hatip mezunlarının üniversite sınavındaki katsayı problemi konusunda görüş bildirmek de iddianameye göre suç oluşturmuş. Bırakın adım atmayı, konuyu konuşmuş olmak dahi suç. “İmam hatip mezunları da polis olabilsin” demiş birisi ve bunu söylemek de suç olmuş. Bunların polis olmasını isteriz veya istemeyiz. Eleştirebiliriz. Ama bunun için parti kapatılır mı?
Sayın Başsavcıya göre, suçlanan milletvekillerinin kapatılmış bir başka partiden geliyor olmaları da eleştirilecek bir husus. Kapatılan bir partiden gelmek neden suç olsun?
90’lı yıllarda yapılmış konuşmalar sonradan kurulan bir partinin kapatılması için hukuken gerekçe olabilir mi? Ben olamaz diye biliyorum. Ama Başsavcı bizden iyi bildiğine göre, ona göre olabiliyor.
Fethullah Gülen cemaatine ait okullara elçilerin yardımcı olmaları istenmiş ve bu da suçmuş. Bu okullarla ilgili bırakın İslamcıları, rahmetli Ecevit ne demiş, sol görüşlü Prof. Dr. Toktamış Ateş ne demiş?
Bu arada belirteyim; Fethullah Gülen için “tarikat lideri” ifadesi kullanılmış ki, bu da Sayın Başsavcı’nın bu konularda bilgisizliğini gösteriyor. Fethullah Gülen cemaatinin tarikatla ilgisi yoktur. Tarikatla cemaati karıştırmış Sayın Başsavcı..
Sayın Başbakan’ın mahkumiyetine neden olan okuduğu şiir, bu defa da parti kapatma için gerekçe olmuş. Bir koyundan kaç post çıkartacaksınız Sayın Başsavcım?Yedekte bekletip, gerekli oldukça ısıtıp ısıtıp sofraya sürmek de ne demek oluyor?
Açık söylemek gerekirse bu iddianamede bizim de katılmadığımız bir sürü gereksiz sivri laflar var. Ama bunların hiç biri parti kapatmanın gerekçesi olamaz. Bunlar, laiklik aleyhtarlığının odak olması anlamına gelmez.
Aslında iddianamedeki laiklik tanımı dahi laik bazı yazarlar tarafından eleştirilmektedir.
Bu iddianame hukuken yeterli değildir. Oldukça subjektif ve dar bir laiklik yorumuna dayanmaktadır.
Yargıtay’ın eski başkanlarından Sayın Sami Selçuk, bu iddianamedeki laiklik yorumunun tam tersini iddia ederek, laikliğin özgürlükçü yorumunu yapmıştı. Bu özgürlükçü laiklik yorumuna göre bu iddianame bir yasaklama bildirisine benziyor.
Biraz da konunun başka yönüne bakalım. 1960’dan bu yana yanılmıyorsam 26 parti kapatmışız. Avrupa’da da parti kapatması var diyenler, acaba bizdeki gibi olduğunu iddia edebilirler mi? Biz de parti kapatmak bir yol haline gelmiş durumda.
Şu anda DTP ve AKP kapatılma riski ile karşı karşıya. Bu iki parti kapatılırsa Güneydoğu’daki vatandaşlarımız hangi partiye oy verecek? CHP’ye veya MHP’ye mi? Bu bölgede CHP ve MHP var mı? Bölgenin sorunları, askeri önlemlerin yanında demokratik kanalların açık tutulmasını gerektirmiyor mu? Bu kanalları kapatırsak dağa çıkmayı nasıl engelleyeceğiz?
AKP’nin kapatılmasının 27 Mayıs askeri darbesinden ne farkı var? Demokrat Parti 1950’li yılların sonuna doğru bir çok olumsuz icraatı ve konjoktür nedeniyle yıpranma sürecine zaten girmişti. Ama seçim sandığı beklenmeden darbe yapıldı. Peki darbe sonrasındaki seçimler de ne oldu? Uzun yıllar memleketi AP’nin yönetmesi sağlandı.
Şu anda da AKP yıpranma sürecine girmiş durumdadır ve bu parti kapatılırsa yıpranma süreci duracak ve yeni bir oluşumla daha güçleneceklerdir?
Dediklerinize hak veriyorum ama benim düşüncem 1960' dan bu yana 26 parti kapattığımızı yazmışsınız buna rağmen kendini demokratik ve özgürlükçü gören hiçbir iktidar bu parti kapatmayı kaldırmamış, AKP değiştirmedik bir kanun bırakmadı, kaldı ki en çok onların canı yandığı düşünülürse bu çoğunlukla neden bu hükmü kaldırmadılar o zaman ??? kimse boşuna feryat etmesin bence bu Anayasal bir durum olduğuna göre tartışılacak bir yön bulamıyorum ben, eğer ortada bir suç varsa herkes cezasını çekmeli bu iktidar partisi olsa bile...
İşçi Partisi, AKP’nin devlete karşı işlenen suçların odağı haline geldiğini ileri sürerek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na kapatma davası açması...
Yazan: commodore1tr Forum: Güncel - Siyaset - Tarih - Tartışma
™ Hukuki NET 2002-2022 - Ulusal ve uluslararası Hukuk Sitesi ⚖️ olma özelliği ile gerek avukat, gerek diğer hukukçu arkadaş ve gerekse vatandaşlara ev sahipliği yapan, eğitim ve bilimsel alışveriş yapma amaçlı bir "Hukuk Rehberi" dir.
Davalar
Hukuki Net; sürekli yenilenen faydalı güncel içeriği ile zamanın hukuk dallarına göre kategorize edilmiş çeşitli mevzuat (Ceza kanunu, İş kanunu, Borçlar yasası gibi), emsal mahkeme kararları, yargıtay kararları, emsal danıştay ve anayasa mahkemesi kararları ile hukuksal makale, kanun, hukuki forum, hukuk sözlüğü, hukuk programları, meslektaş ilanları, avukatlar için kolay hesaplama araçları, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, benzer Yargıtay kararı ve Mahkemeler tarafından örnek davalar ile ilgili gerekçeli kararlar, * davası dilekçe örnekleri yasal haberler ve hukuk siteleri dizini 🕸 bulunan bir hukuk bilgi bankası sistemidir.
Avukatlar
Yararı nedir?
📝 Hukukçular için mesleki danışma (Üstad ve meslektaşlar arası paylaşım), dayanışma ve bakalorya fonksiyonu olan site; "Önleyici hukuk" veya "Dava hukuku" nedeni ile doğan veya yeni doğacak anlaşmazlıklar ile içtihat hukuku kaynağı olan Yargı ve Yargılamayı tartışmak, davalar ve ihtilaflar için yararlı çözüm yolları üretmek ve hukuksal konularda özellikle nerede, nasıl, neden soruları üzerinde soru cevap yorumlar, tartışma paylaşma yorumlama yöntemi ile sebep sonuç ilişkisi kurarak 💬, Mahkemelerin dava yükünü hafifletmeyi de amaçlayan suigeneris (kendine özgü) hukuk laboratuarı özellikleri bulunan bir hukuki kalkınma hedefli bilgi dağarcığıdır.
® Hukuki Net internette ve Türk hukukunda bir marka olmakla birlikte ticaret veya iş amaçlı bir site olmayıp, herhangi bir ticari kurum, kuruluş, bilgisayar programı firması, banka vb. kişi veya herhangi politik veyahut siyasi bir kuruluş tarafından desteklenmemekte, finans kaynağı reklam ve ekseriyetle site yönetimi olan Adalet sistemine adanmış bir servistir.
🆓 Hukuki.net halk için ücretsiz ve açık kaynak nitelikli bir hukuk sitesi olup, gayri resmi vatandaş bilgilendirme portalı işlevi görmektedir. Genel muhteviyat olarak kanun, yönetmelik, Emsal Anayasa mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay kararı gibi hukuki mevzuat içermekle birlikte avukat ve uzman kişilere özel yorumlar da içeren sitenin tüm hakları saklı olup, 🕲 telif hakkı içeren içeriği izinsiz yayınlanamaz, kopyalanamaz. (Herhangi bir hususu sitene alıntı kuralları çerçevesinde kopyalamak için sitene ekle için izin bağlantısı.)
™ Marka tescili, Patent ve Fikri mülkiyet hakları nasıl korunuyor?
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2014-2022 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
♾️ Makine donanım yapı ve yazılım özellikleri nedir?
Hukuki.Net olarak dedicated hosting serveri bilfiil yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN, vmware esx server, hyperv, virtual server (sanal sunucu), Sql express ve cloud hosting teknolojisi kullanmaktadır. Web yazılımı yönünden ise content management (içerik yönetimi) büyük kısmı itibari ile vb olup, wordress ve benzeri çeşitli kodlarla oluşturulan bölümleri de vardır.
Hangi Diller kullanılıyor?
Anadil: 🇹🇷 Türkçe. 🌐 Yabancı dil tercüme: Masaüstü sürümünde geçerli olmak üzere; İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Hintçe, Rusça ve Arapça. (Bu yabancı dil çeviri seçenekleri ileride artırılacak olup, bazı internet çeviri yazılımları ile otomatik olarak temin edilmektedir.
Sitenin Webmaster, Hostmaster, Güvenlik Uzmanı, PHP devoloper ve SEO uzmanı kimdir?
👨💻 Feyz Pazarbaşı & Istemihan Mehmet Pazarbasi[İstanbul] vd.
® Reklam Alanları ve reklam kodu yerleşimi nasıl yapılıyor?
Yayınlanan lansman ve reklamlar genel olarak Google Adsense gibi internet reklamcılığı konusunda en iyi, en güvenilir kaynaklar ve ajanslar tarafından otomatik olarak (Re'sen) yerleştirilmektedir. Bunların kaynağı Türkiye, Amerika, Ingiltere, Almanya ve çeşitli Avrupa Birliği kökenli kaynak kod ürünleridir. Bunlar içerik olarak günlük döviz ve borsa, forex para kazanma, exim kredileri, internet bankacılığı, banka ve kredi kartı tanıtımları gibi yatırım araçları ve internetten para kazanma teknikleri, hazır ofis kiralama, Sigorta, yabancı dil okulları gibi eğitim tanıtımları, satılık veya kiralık taşınmaz eşyalar ve araç kiralama, ikinci el taşınır mallar, ücretli veya ücretsiz eleman ilanları ile ilgili bilimum bedelli veya bedava reklamlar, rejim, diyet ve özel sağlık sigortası gibi insan sağlığı, tatil ve otel reklamları gibi öğeler içerebilir. Reklam yayıncıları: ads.txt dosyası.
‼️ İtirazi kayıt (çekince) hususları nelerdir?
Bahse konu reklamlar üzerinde hiçbir kontrolümüz bulunmamaktadır. Bu sebep ile özellikle avukat reklamları gibi Avukatlık kanunu vs. mesleki mevzuat tarafından kısıtlanmış, belirli kurallara tabi tutulmuş veya yasaklanmış tanıtımlardan yasal olarak sorumlu değiliz.
📧 İletişim ve reklam başvuru sayfası nerede, muhatap kimdir?
☏ Sitenin 2022 yılı yatırım danışmanı ile irtibat ve reklam pazarlaması için iletişim kurmanız rica olunur.
İstinaf kararı hakkında
10-05-2025, 01:23:51 in Miras Hukuku