+ Konuyu Yanıtla
2 / 2 Sayfa İlkİlk 12
11 den 19´e kadar toplam 19 ileti bulundu.

Konu: 23 Aralık 1930...

23 Aralık 1930... Hızlandırılmış Mobil Sayfa Sürümü (AMP)
  1. #11
    Kayıt Tarihi
    Mar 2004
    Nerede
    istanbul, kadiköy, Türkiye.
    İletiler
    5.539
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    AAAA bunlar karı koca başıma tatlı bela oldular yahu Bir başladığımız yazıyı bitirip düğüm atamadık ......



    Hukuki NET Güncel Haber

    23 Aralık 1930... konulu yargıtay kararı ara
    23 Aralık 1930... konulu hukuk haber

  2. # Nedir?
    Tavsiye Soru Cevap
    Kayıt Tarihi
    Bugün
    Nerede
    Avukat Dünyası
    İletiler
    Ne kadar?
     
  3. #12
    Kayıt Tarihi
    Mar 2004
    Nerede
    istanbul, kadiköy, Türkiye.
    İletiler
    5.539
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Şimdi Zaman Gazetesinin MÜTHİŞ BİR YETENEKLE ele geçirdiği bir ifade tutanağını alıyorum buraya sonra Lütfen altta kini okuyun HUKUKİ NET İN HİÇ BİR YETENEK HARCAMADAN GENEL KURMAY ARŞİVİNDEN ALINAN TUTANAĞIN ASLI... yorumlar sonra....

    Müridinin ağzından Derviş Mehmet
    Menemen olayından sonra kurulan Menemen Divan-ı Harb-i Örfisi'nde 105 sanık yargılandı. 1. Kolordu Komutanı Mustafa Paşa'nın reisliğindeki duruşmalar sonunda, 37 sanık idama mahkum edildi, bunlardan 28'inin infazı gerçekleştirildi.



    Sanıkların çoğunluğunun Manisa'nın Lalapaşa, Karakuyu, Hacıyahya gibi mahalleleriyle, ilin Horos, Paşa köylerine ve Menemen'in Bozalan köylerine mensup olması dikkat çekiyor. 5 Ocak 1931'de başlayan ilk duruşmadaki sanık ifadelerinde olayın iç yüzüyle ilgili önemli ipuçları bulunuyor. Sanıklardan Manisa'nın Narlıca Mahallesi'nden Mehmet Emin, Derviş Mehmet'in hedefi, hazırlıkları ve Kubilay'ın katledilişini şöyle anlatıyor:

    'Bizi esrarla mecnun hale soktu'

    "Nokta-i nazarına göre merkumun (Derviş Mehmet) bir fikri, bizleri kendi emeline ram edip, bizim akidelerimizi zehirlemek, yani dervişlik yaptırmak ve esrar içirmek suretile bizi fikren teslim almak, biri de merkumun dini ve tekke ve şeyhliğini iade etmek hülyasile Cumhuriyet'e karşı suikast eylediğine zahip oluyorduk. Bizi mecnun gibi bir hale sokan Mehdi, kendi nezdinde bulunduğumuz müddetçe, bize daima, Allah bana görünüyor, beni Mehdi olarak gönderdi gibi birtakım sözler söyler dururdu. Biz de böylece iğfal edildik. Ve bu maceralara kapıldık. Mehdi her toplantıda, hükûmetin maksadı ve her hedefi Müslümanları gavur ettirmektir, derdi. Öyle bir hale gelmiştim ki Mehdi'nin dediklerini yapmamak iradesinden mahrum kalmıştım. Bunlar tarikat kisvesine bürünerek din perdesi arkasından büyük oyunlar oynamışlardır."

    'İstanbul'da halifeliği ilan edeceğim'

    "Bozalan'da Mehdi, dağda bize bir kulübe yaptırdı. Orada mütemadiyen zikre ve esrarlı sigaralar içmeğe başladık. Mehdi Memet, 'Hazreti Peygamber de bu esrardan içti ve öylece miraca çıkarak Allah ile görüştü.' diyerek bizi mütemadiyen zikrettirdi ve esrar içirdi. Mehdi, 'Menemen'e gideceğiz, umum şeyhlere telgraflar çekeceğiz, hükûmeti işgal edeceğiz, tekkeleri açacağız, hükûmeti iki ay tatil edeceğiz.' diyordu. Menemen'den sonra Manisa, Ankara ve sair vilayetler işgal edildikten sonra İstanbul'a giderek halifeliği iade edeceğini söylemişti."

    'Hükümet kuvvetleri bize silah atmayacak'

    "Yola çıktık, Menemen kenarında yine esrarlı sigaralar içip Menemen içerisine girdik, çarşı içerisinde bir camiye geldik, Nalıncı Hasan, caminin içinden bir sancak alarak çıktı, camide birkaç kişi vardı, sancakla zikrede ede birkaç mahalle dolaştık. Ben kendime malik değildim. Bu esnada bir jandarma neferi geldi. Mehdi'nin ne istediğini sordu, o da 'Ben Mehdi'yim.' dedi. Jandarma 'olamaz' deyince, Mehdi ısrar etti, jandarma gitti. Arkadan jandarma yüzbaşısı geldi. Mehdi onunla da bir şey konuştu, yüzbaşı gitti, biraz sonra askeri yüzbaşısı geçerken Mehdi onu çağırdı ve konuştu. Yüzbaşı bırakıp gitti. Müteakiben de bir genç zabit müfrezesiyle gelmiş, Mehdi zabitin kafasını kesip sancağın ucuna dikmiş, benim bunlardan hiç haberim yok. Ben mütemadiyen sancak altında kendimden geçmiş bir vaziyette zikrediyordum. Her taraftan ateş başladı. Mehdi, Şamdan Memet, Sütçü Memet vurularak düştüler, ben de yaralandım, düştüm. Mehdi, bize hükûmet kuvvetlerinin kendisi ile beraber olduğunu, kendilerine silah atmayacaklarını söylemişti."
    Ahmet Dinç, Ankara


    24/12/2006 / zaman gazetesi....

  4. #13
    Kayıt Tarihi
    Mar 2004
    Nerede
    istanbul, kadiköy, Türkiye.
    İletiler
    5.539
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Tutanaklardan yargılamanın ilk günü...:
    (15 Ocak 1931)
    Ceza muhakemeleri usulü kanununun 135 inci maddesi mucibince maznunlara isnat olunan suçların mahiyet ve mevzuu makamı riyasetten izah olunduktan sonra ilk evvela sorguya çekilen maznunlardan Mehmet Emine ika ettikleri hadisenin mahiyetini anlatması lüzumu ihtar olundu.

    Merkum Mehmet Emin, ifadesinde, Mehdinin iki fikre sahip olduğunu anladım. Birisi kendisine Mehdi süsü veren maktul Mehmedin yanına iltihak ettiğimiz zaman bu adamın tarzı hareket ve icraatından kendisinin iki fikre hizmet ettiğini anlıyorum. Noktai nazarına göre merkumun bir fikri, bizleri, kendi emeline ram edip, bizim akidelerimizi zehirlemek, yani dervişlik yaptırmak ve esrar içirmek suretile bizi fikren tesmim etmek, biri de merkumun dini ve tekke ve şeyhliğini iade etmek hülyasile Cumhuriyete karşı suikast eylediğine zahip oluyorduk. Menemen hadisesine tekaddüm eden zamana kadar bu adamın yanında bulundukça merkumun bütün ahval ve harekâtından edindiğim malûmata göre merkum Mehdi Mehmet, menfi vaziyet ve hareketlerinde Menemende bulunan Şeyh Saffet Efendiye istinat ve mumaileyhten ilham aldığını anlıyordum. Hatta Mehdinin Şeyh Saffete istinat ettiğini de herkes bilir. Bizi mecnun gibi bir hale sokan Mehdi, kendi nezdinde bulunduğumuz müddetçe, bize, daima, Allah bana görünüyor. Hazreti Allah kullarına çok zikretmeği emrediyor. Siz de çok zikrediniz, böylelikle naili meram olursunuz. Tarikatın mercii Hazreti Peygamberdir. Resulûllah Efendimiz böylece zikir ve tevhide riayet etmiş ve böylece Allahın habibi olmak şerefine müyesser olmuştur, gibi bir takım sözler söyler dururdu. Beni nakşıbendi tarikine intisap ettirmeğe âmil olan bu Mehdi ile beraber bulunurken, Manisa vaizlerinden Hafız Ahmet, Hacı Hilmi, Şeyh Hakkı, Hoca Saffetin vaizlerinde bulunuyorduk. Bunlar mevizlelerinde dalına nakşî tarikatın ihyası için daima zikreylemeği tavsiye eylerdi. Hatta bunlardan Hacı Hilmi, namazı müteakip cemaate zikrettirir. Ve Hafız Ahmet te böylece vaiz esnasında fezküruni ezkürükümküm gibi ayetler okuyarak, bu suretle, mumaileyh te çok zikretmeği tavsiye eder dururdu.

    Bu defa Mehdi, kendisinin Hafız Ahmetle mübahase ettikleri bir sırada Hafız Ahmetten, kıyamet günlerinde bir mehdinin çıkacağı herkesçe malûmdur. Bu mehdi beni Adem midir, yoksa gaipten mi zuhur edecektir. Sormuş, o da bütün peygamberânın beni Ademden geldiğine göre mehdinin de Adem evladından olması lâzım geleceğini söylediğini ve bunun üzerine, kendisinin, Hafız Ahmede işte o mehdi benim dediğini ve bundan böyle mehdiliği ilân edeceğini söylemesi üzerine, Hafız Ahmette sen bu işi yapabilir misin dediğinde yaparım demiş ve bu vaziyette Hafız Ahmet te Mehdi Mehmedin elini öpüp, bu adam hakikaten evliyadır. Siz de buna itikat ediniz diyor. Ve Mehdiye dokunmayın suretinde tavsiyede bulunuyor. Bunu gerek Mehdi ve gerekse merkumun dervişi furuncu Ahmet hikâye eyledi. Biz de böylece iğfal edildik. Ve bu maceralara kapıldık. Mehdi Mehmetle müritleri Ramazan, Tatlıcı Hüseyin, Nalıncı Hasan, Küçük Hasan ve ben ve daha bazı müritlerle beraber Çırak Mustafanın kahvesinde toplanıyor. Ve orada zikrederek, bilâhare hükûmet bunu haber aldı, kahve kapatıldı, ondan sonra Tatlıcı Hüseyinin evinde toplanır ve yine devam eder ve Laz İbrahim, İzmirli Mehmet, Ali Hoca, İmam İlyas Efendi, Şeyh Hakkı ve Hacı Hilmi, Hafız Cemal, Hafız Ahmet, Ragıp Bey de Mutaf Süleymanın evinde içtima eder, tarikata ait konuşmalarda bulunurlardı.

    S- Mehdi Mehmet ne kadar zikretmenizi tavsiye ederdi?

    C - Lâyetenahi zikrediniz diyor ve hatta bize günde ne miktar ismi celal çekiyorsunuz diyor, biz de 500 e kadar devam etmekte olduğumuzu söylediğimizden Mehdi bu kadar zikir azdır, daha fazla, daha çok zikrediniz, ne kadar çok zikrederseniz o derece Allaha yakın olmuş olursunuz diyordu.

    S - Her Müslüman evinde duasını yapar, ibadet etmek memnu değildir. Bu toplantılarda bir fenalık yapmak için ne gibi sözler konuşulurdu?

    C - Her toplantıda, hükûmetin maksadı ve her hedefi Müslümanları gavur ettirmektir. Mehdi, dini iade etmek için bütün emellerini hep bu noktada toplar maksadı aşikardır. Cumhuriyeti yıkmak, gençliğin mefkûresini zehirlemekti ve bu meyanda Mehdi Mehmet, bütün memurlar kâfirdir, ailelerini açık saçık gezdiriyorlar diyerek mütemadiyen hükümet aleyhinde ve tarikat lehinde söz söylerdi. Öyle bir hale gelmiştim ki Mehdinin dediklerini yapmamak iradesinden mahrum kalmıştım. Adeta bu Mehdiye uymak için büyük bir meyil hissediyorum. İşte böylece aldandık, hatta Paşa Hazretleri cumhuriyetin düşmanı olduğunu anladığım Laz İbrahim, nakşibendi tarikatının ve bu teşekkül ve bu şebekenin kuvvetli amillerindendir. Bunlar tarikat kisvesine bürünerek din perdesi arkasından büyük oyunlar oymamışlardır. Laz İbrahim, İstanbuldan tarikatın neşir ve tamimi için kitaplar getirtti camide vaz ettiği esnada şapka giyenler gâvur olur der ve bilâ perva alenen zikrettirirdi. Mehdi Mehmet te, Arabistan cihetlerinden dini kurtaracak bir halifenin zuhur edeceğini söyler ve bu zamanın hulûlünü görmek için müritlerini fazla zikrettirirdi. Ben, bu Mehdi Mehmede mürit olmazdan evvel üzüm zamanında beni bağına amele olarak almıştı. Kendisile o vakit tanışmıştım, işte, o vakit beni nakşibendilik tarikatına intisap ettirmek için tarikatın muhassenatından bahsederdi. Ben de evvelce de arzettiğim veçhile her nasılsa Mehdinin iğfalkâr sözlerine kapıldım ve tarikata girdlm. İşte bundan sonra Mehdi müritlerini istihareye yatırır, gece gördüğümüz rüyaları, uyandıktan sonra bizden sorar ve hallederdi ve tarikata karşı bizim meylimizi daha ziyade artırmak için fazla fazla zikretmemizi söylerdi. Bizi adeta teshir etmişti

    S- Tatlıcı Hüseynin evinde neler görüşülüyordu?

    C - Her akşam zikredilirdi. Son gecelerde idi Mehdi bu evde beni, Küçük Hasanı, Nalıncı Hasanı, Ramazanı, ayırarak hep birlikte bir mağaraya gideceğimizi ve orada 15 gün mütemadiyen zikredeceğimizi ve kendisine ilham nazil olacağını ve Hazreti Peygambere de böyle ilham nazil olduğunu ve bununla beraber mürşit ve kutbülaktap Esat Hocanın dünya avcunda olduğunu, isterse tufanlar ve firtınalar yaratıp dünyayı alt üst edecek kudrette bulunduğunu söylemiştir. Menemen meselesi Manisada hiç konuşulmadı. Bu bahis esnasında Sütçü Memet evinde bir fıransız filintası olduğunu ve onu alarak Mehdi Memet, Sütçü Memet, Şamdan Memet; üçü Paşa Köyüne ve bir sonra da ben, Ramazan, Nalıncı Hasan, Küçük Hasanla Paşa Köyünde onlara iltihak etmek için yola çıkmamız kararlaştırıldı. Oradan da Bozalana gidilecekti ve bu seyahat esnasında halkı dine davet etmek için kasabalar, köyler, vilayetler gezilecek ve Mehdi Arabistana, kadar hatta Çine kadar giderek Hazreti İsa ile birleşeceğini ve oradan Avrupaya dönerek Avrupa Devletlerini dahi dine davet edeceğini söyliyordu. Bu seyahat kararlaştırıldıktan sonra Mehdi Memet, Şamdan Memet ve Sütçü Memet, Paşa Köyüne hareket ettiler ve bizim de oraya gelmemizi tenbih ettiler. Bir gün sonrada biz Paşa Köyüne gittik. Orada onlarla buluştuk. Mehdinin bacanağı Ahmedin evine misafir olduk. Bize yemek verdiler. Mehdi orada kendisine ve Şamdan Memede birer silâh daha temin etti.

    S- Silâhları kimlerden aldılar?

    C - Silâhları kimlerden aldıklarını bilmem dedi ve ifadesine devamla; biz bu köyde bir kaç gün kalarak zikrettikten sonra Mehdi orada Mehdiliğini ilân etti ve yanındaki köpeği köylülere göstererek bu mehdinin alâmetidir. Yani Kıtmirdir. Herkes bana tabi olacak dedi. Köylülerden bazıları inandı, bazıları seyirci kaldı. O köyden Sütçü Memedin köyü olan Bozalana gitmek üzere yola çıktık. Tam 11 saat yol yörüdükten sonra sünbüller mevkii denen mahalle geldik. Orada çamlar altında su başında oturduk. Gece idi. Ramazan, su dökmek bahanesile ayrıldı ve oradan kaçtı. Hatta Sütçü Memet aramak için gitti, bulamadı geldi. Ondan sonra Mehdi bizi sıkı bir nezaret altına aldı. Tehdide başladı, kaçarsanız sizi vururum dedi. Biz korktuk, kaçamadık, bu çamlar altında da esrarlı sigaralar içtik ve Bozalana yakınladığımız zaman biz bir dağda kaldık. Sütçü Memet köye gitti ve sabahleyin Sütçü Memed;in arkasından Hacı İsmailoğlu Hüseyin gelerek bizi aldı Bozalana gittik Hacı İsmailin bulduğu bir eve girdik, orada bir hafta kadar zikrettik. Mehdi orada köylüye avlanmak için geldiğini söyledi ve orada zikretmekte bir mahzur gördü olacak ki, Sütçü Memede biz burada lâyıkile zikrimizi yapamıyoruz, bize dağda bir kulübe yapsınlar dedi. Sütçü Memette eniştesi Mustafaya dağda bir kulübe yapmasını söyledi. Kulübe yaptılar, kulübeye gittik, orada mütemadiyen zikre ve esrarlı sigaralar içmeğe başladık. Mehdi Memet Süphanellezi esra biabdihi leylen minelmescidilharam ayetini okuyarak Hazreti Peygamber de bu esrardan içti ve öylece miraca çıkarak Allah ile görüştü, diyerek bizi mütemadiyen zikrettirdi ve esrar içirdi. Biz orada iken yemeklerimizi Bozalandan Hasan ve Hacı İsmail getirirdi. Bozalanlılar bizi hepsi görmüştü, kulübede iken son günlerde idi Mehdi Memet, Menemeni kimin eyi bildiğini küçük Hasandan sordu, o da Nalıncı Hasanın her vakit Menemen pazarlarına nalın satmak için gidip geldiğinden onun bileceğini söyledi. Bunun üzerine Mehdi Menemene gideceğiz, benim tanıdığım Saffet Hocanın evinde bir akşam kalacağız, onun vaızlarını dinliyeceğlz ve oradan Kutbülaktap Esat Hocaya ve umum şeyhlere telgraflar çekeceğiz, Hükûmeti işgal edeceğiz, tekkeleri açacağız, Hükûmeti iki ay tatil edeceğiz diyordu.

    S- Menemenden başka daha nerelere gidilecekti?

    C- Manisa, Ankara ve daha sair vilayetler işgal edildikten sonra İstanbula giderek halifeliği iade edeceğini ve Menemende Saffet Hocayı Manisada da diğer bir şeyhi ve böylece her memlekete birer şeyh ikame edeceğini söylemişti. Paşa Hazretleri, biz meczup ve teshir edilmiş bir vaziyette idik. Ben üç aydan beri yerde miyim, gökte miyim hiç kendimi bilmiyorum. Kulübeden Menemene gelmek üzere yola çıktık. Bozalan kenarında Abdülkerim ve Hoca Mustafaya rast geldik, onlar bizi geçirdiler, lâhavle çeke çeke Gediz çayı kenarına geldik, kayıkçıyı uyandırdık kayıkçı bizi diğer tarafa geçirdi, vakit sabaha yakındı, Menemen kenarında bir zeytinliğe oturduk. Orada yine esrarlı sigaralar içtik, Ayetülkürsi okuduk. Lâilâhe illâllah diyerek tekbir ve tehlil ile Menemen içerisine girdik, çarşı içerisinde bir camiye geldik, Nalıncı Hasan, caminin içinden bir sancak alarak çıktı, camide bir kaç kişi vardı, sancakla zikrede ede bir kaç mahalle dolaştık, Mehdi Memet, Şeyh Saffetle görüşmüş, fakat ben görmedim. Ben kendime malik değildim, Şeyh Saffet ile Mehdinin görüştüğünü çocuklar bilir, ben görmedim. Paşam: Bu nakşi tarikatı zehirle dolu bir melânet yuvasıdır. Bunların kökünü kazımak lâzımdır, bunların kökü kazınmadıkça Cumhuriyet selâmet bulamaz. Bunları kökünden kazınmasını isterim Paşa Hazretleri.

    S - Asıl Kublây Beyin başının kesildiği andaki vaziyeti anlatmadın. Ruhlu noktayı geçtin, orasını da anlat bakalım?

    C- Esas mesele, hükümet meydanında zikredip dönerken sancağı diktik, bu esnada bir jandarma neferi geldi. Mehdinin ne istediğini sordu, o da ben Mehdiyim, biz burada zikrederek halkı dine ve tarikata davet edeceğiz dedi. Jandarma olamaz deyince, Mehdi ısrar etti, jandarma gitti. Arkadan jandarma yüzbaşısı geldi. Mehdi onunla da bir şey konuştu, yüzbaşı gitti, biraz sonra askeri yüzbaşısı geçerken Mehdi onu çağırdı ve konuştu. Yüzbaşı bırakıp gitti. Müteakiben de bir genç zabit müfrezesile gelmiş, Mehdi, zabitin kafasını kesmiş, sancağın ucuna dikmiş, benim bunlardan hiç haberim yok. Ben mütemadiyen sancak altında kendimden geçmiş bir vaziyette zikrediyordum. Her taraftan ateş başladı. Mehdi, Şamdan Memet, Sütçü Memet vurularak düştüler, ben de yaralandım, düştüm. Paşa Hazretleri, Mehdi, bize Hükûmet kuvvetlerinin kendisi ile beraber olduğunu, kendilerine silah atmıyacaklarını, kimseye bir zararları dokunmıyacağını, yalnız, halkı dine ve şeriata davet ile Mehdiliğini ilân edeceğini söyledi ve bu suretle bizi kandırdı.

    Zaman şimdiki zaman t.a / HUKUKİ NET.....

  5. #14
    Kayıt Tarihi
    Mar 2004
    Nerede
    istanbul, kadiköy, Türkiye.
    İletiler
    5.539
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    ŞİMDİ zAMAN GAZETESİNİN SÖZDE BÜYÜK UĞRAŞLARLA ELDE ETTİĞİ ÇOK GİZLİ ÖZEL TUTANAĞI OKUDUNUZ. ÖNEMLİ BİLGİLERE ULAŞILDI DİYE VERDİĞİ HABER DEKİ İFADE ELİFİ ELİFİNE BU....
    ALTTA DA GERÇEKLERİ BULMAYI KENDİNE İLKE EDİNEN HUKUKİ NET İN YAYIMLADIĞI AYNI KİŞİNİN TAM İFADESİNİ OKUDUNUZ... ( oKUYAN YOK AMA NEYSE )
    ZAMAN GAZETESİ NİN İFADE TUTANAĞI TAM BİR KANDIRMACADIR. HALKA YALAN SÖYLÜYORLAR. DİKKAT EDERSENİZ HİÇ BİR İSİM YOK. ÇÜNKÜ OLAYI ALTI ESRARKEŞ YAPTI DEMEYE GETİRİYOR BUNUN İRTİCA İLE İLGİSİ YOK DEMEK İSTİYOR... GERÇEKLERİ GİZLİYOR YALAN HABER YAPIYOR. E BE ZAMAN GAZETESİ... MADEM SADECE YEDİ SERSERİ ESRARKEŞİN YAPTIĞI SIRADAN BİR OLAY NEDEN 105 KİŞİ YARGILANDI ? NEDEN 37 İDAM EMRİ VERİLDİ. BUNLARDAN ALTISI YAŞ HADDİNDEN 24 YIL ''İDAMA BEDEL HAPİS CEZASINA'ÇEVRİLDİ.? YİRMİ SANIĞA BİR, ONDÖRDÜNE ÜÇ , ALTISINA ONBEŞ ,BİRİNE ONKİSENE ALTI AY HAPİS CEZASI NEDEN VERİLDİ ? BU YEDİ ESRARKEŞİN 3 Ü ZATEN ORADA ÖLDÜRÜLDÜ ? ÇÜNKÜ BU OLAY GERİCİLİĞİN BAŞKALDIRMASI İRTİCANIN GÖVDE GÖSTERİSİYDİ ZAMAN GAZETESİ... GERÇEK BU...gİZLEDİKLERİ BİR BÜYÜK YALANDA DAHA DOĞRUSU HALKIN ANLAMAMASINA UĞRAŞTIKLARI NOKTA İSE MÜSLÜMAN DAHİ OLMAYAN BAZI SOYSUZLARIN ESRAR PARA İÇKİ VEYA SAİR YOLLA BİR KAÇ KİŞİ BULARAK GERÇEK DİNDARLARI KANDIRABİLECEĞİNİN ANLAŞILDIĞI EN ÇARPICI OLAYLARDAN BİRİSİDİR. BİRİ HRİSTİYAN ALTI ESRARKEŞİN HALKIN DİN DUYGULARIYLA NASIL OYNAYABİLDİĞİNİN GÖSTERGESİDİR BU OLAY.... VE DAHA ACISI BU TİP KİŞİLER DERVİŞ LAKAPLI OLMASADA GÜNÜMÜZDE DE ARAMIZDA YAŞAMAKTA HATTA DEVLETİN OLDUKÇA ÜST MAKANLARINDA GÖREV YAPMAKTADIRLAR

  6. #15
    Kayıt Tarihi
    Apr 2005
    Nerede
    Salihli/Manisa
    İletiler
    7.141
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: 23 Aralık 1930 .....

    23 Aralık 1930'da Cumhuriyet Devrimi'nin temel taşlarını sarsan bir katliamla şehit edilen öğretmen asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, aslında emperyalizme karşı henüz bitmemiş ve sürmekte olan Kurtuluş Savaşı'nın Menemen'deki mevzilerini canı pahasına savunan bir Kemalist devrimcidir. Emperyalizm, Türk halkının Cumhuriyet'le birlikte elde ettiği kazanımlara karşı bitmeyen bir saldırı stratejisi uygulayarak irticai hareketlerin arkasında sinsice yer almış; bir türlü hazmedemediği " Kurtuluş Savaşı "nın, " Kemalist Devrim "in, " Tam Bağımsızlıkçı Ulus Devlet " temel yapısının bütün dünya ezilen halklarına örnek olmasına tahammül edemeyip çılgına dönmüştür. Türk halkı üzerinde dinsel ve etnik ayrımcılığın kışkırtılmasını sürekli gündemde tutmuştur. Osmanlı Devleti'nin yıkılışını hazırlayan Anadolu'daki isyan ve ayaklanmalar Selçuklu dönemine kadar dayanır. Emperyalizm, 1. Dünya Savaşı'nda Ermenileri kullanarak Doğu ve Güneydoğu'yu bölmenin yollarını aramış ama sonuç alamamıştır. 1920 yılında Sıvas'ta yabancı ajanların, Kürt aşiretlerini kullanarak Koçgiri isyanı çıkartıp bir Kürt devleti kurma girişimleri sonuçsuz kalmıştır. 1925 yılında Diyarbakır'ın Eğil bucağının Piran köyünde başlayan Şeyh Said ayaklanması arkasında " Kürt Teali Cemiyeti "nin yer aldığı ve İngiliz emperyalizminin kurduğu tuzaklarla, Cumhuriyet'in yıkılmasına yönelik irticanın ve Kürtçülüğün buluştuğu bir isyandır. İşin içine din ve hilafet sokulunca, feodal yapının egemen olduğu Doğu ve Güneydoğu'da istenen yayılma sağlanmış, bazı il ve ilçeler dahi ele geçirilmiş, geçici bir üstünlük sağlanması karşısında isyancılar iyice halk üzerinde baskılarını arttırmışlardır. Saldırı Diyarbakır'a kadar uzanmış ancak sonunda Şeyh Said ve çetesi idamdan kurtulamamıştır.

    Emperyalizm elini hiç çekmedi
    Kubilay'a karşı girişilen gerici vahşet, 1930 yılında Ali Fethi Okyar tarafından kurulan " Serbest Fırka "nın üç aylık karşı devrim çabalarının tırmanmasıyla ortam bulmuştur. 17 Kasım 1930'da kapatılan bu parti Cumhuriyet'in bütün kazanımlarına karşı emperyalizmin hizmetinde büyük bir taban oluşturmuş, gericiliğin odağı haline gelmiştir. Kapatılmış olmasına karşın, böyle bir irticai ayaklanmanın ortamı Menemen'de yaratılmıştır. Siyasal söylemlerindeki din istismarı çıkışlar, halkın devrimler karşısındaki henüz olgunlaşmamış ürkekliği kullanılarak gericilik olabildiğince yaygınlaştırılmıştır. İslam devletini yeniden tesis etmek, Osmanlı'ya dönmek ve hilafeti getirmek gibi duygu sömürüsü politikalarla halk üzerinde baskı kurmuş ve irticanın kaynağı haline gelmiştir. İşte bütün bu Cumhuriyet düşmanı girişimler, siyasal açıdan toplumsal olgunlaşmayı önlemiş ve " Aydınlanma Devrimi "nin yoluna set çekmiştir. Menemen'de Kubilay'a karşı yapılan bu alçak saldırı, Nakşibendi tarikatının lideri Şeyh Esad ve yandaşları tarafından emperyalist odaklarla işbirliği içersinde planlanmış ve Menemen'de uygulamaya konmuştur. Manisa'da Nakşibendi tarikatını yaymakla görevlendirilen İmam Laz İbrahim' in yönlendirdiği yobazlar başlarında Giritli Derviş Mehmet , Bağ Budayıcısı Mehmet , Sütçü Mehmet , Şamdan Mehmet ve Nalıncı Hasan olmak üzere sabah namazından sonra Gazaz Camisi'nden aldıkları Yeşil Sancağı Hükümet Konağı'nın önündeki yola dikerek silah zoruyla etraflarına adam toplamaya çalışırlar. 70 bin kişilik bir Halife ordusunun kendilerini beklediğini ve öncü olduklarını açıklarlar. İstedikleri şeriattır. Cumhuriyet ve Atatürk ilke ve devrimlerine karşı olmadık küfürlerle kalabalığı etkilemeye çalışırlar. Tekbir getirerek sancağın etrafında dönmeye başlarlar. "Şapka giyen kâfirdir, din elden gidiyor, saltanatı geri getireceğiz, yakında şeriata geri dönülecek!" diyerek kalabalığı isyan hareketine çekmeye çalışırlar. Serbest Fırka'nın kapatılmasından sonra bir ay içersinde meydana gelen bu vahşet, 13 Aralık 1925 tarihinde çıkartılan " Tarikatların, tekkelerin, türbelerin ve zaviyelerin " kapatılmasına dair yasaya karşı oluşan birikimlerin bir gövde gösterisi de olmuştur. Menemen'de öğretmen asteğmen olarak görev yapmakta olan Kubilay, bu hareketi bir manga askerle bastırmaya çalışır ve askerlerin yanından ayrılarak tek başına yobazları dağıtmaya girişir. Teslim olmalarını ister. Ancak yobazların ateşiyle yaralanır. Bu durum karşısında tüfeklerinde manevra mermisi bulunan askerler ateş açarlar. Mermiler yobazlara tesir etmeyince: " ...bize kurşun işlemiyor " diyerek halkı kandırmaya ve isyana teşvik etmeye çalışırlar. Bu arada Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki de şehit olur. Bu nedenledir ki, Menemen'in Gazaz Camisi avlusunda vahşice katledilen Kubilay ve arkadaşları, 77 yıldır emperyalizmin işbirlikçisi irticaya karşı sönmeyen bir meşale olarak Ayyıldız Tepe'den bütün Türkiye'yi aydınlatmaya devam etmektedirler.

    Sonuç
    Bu vahşet karşısında Atatürk'ün tepkisi inanılmaz derecede sert olmuştur: " Menemen'de ahiren vukua gelen irtica teşebbüsü esnasında Zabit Vekili Kubilay Bey'in vazife ifa ederken duçar olduğu akıbetten Cumhuriyet ordusunu taziyet ederim. Kubilay Bey'in şehadetinde mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında Menemen'deki ahaliden bazılarının alkışla tavripkâr bulunmaları, bütün Cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hâdisedir. Vatanı müdafaa için yetiştirilen; dahili her politika ve ihtilafın haricinde ve fevkinde muhterem bir vaziyette bulunan Türk zabitinin mürteciler karşısındaki yüksek vazifesi vatandaşlar tarafından yalnız hürmetle karşılandığına şüphe yoktur . Menemen'de ahaliden bazılarının hataları bütün milleti müteellim etmiştir. İstilanın acılığını tatmış bir muhitte genç ve kahraman Zabit Vekilinin uğradığı tecavüzü milletin bizzat cumhuriyete karşı bir suikast telakki ettiği ve mütecasirlerle, müşevvikleri, ona göre takip edeceği muhakkaktır. Hepimizin dikkatimiz, bu mes'eledeki vazifelerimizin icabatını hassasiyetle ve hakkile yerine getirmeğe matuftur. Büyük ordunun kahraman genç zabiti ve Cumhuriyetin mefkûreci muallim heyetinin kıymetli uzvu Kubilay Bey, temiz kanı ile Cumhuriyet hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır'' demiştir. Emperyalizmin maşaları irtica ve bölücülük daima Atatürk 'ün çelikleşmiş iradesine çarparak dağılmıştır.

    İşte emperyalizm, ülkemiz üzerindeki kirli ellerini bugün bile geri çekmediğini her dinsel ve etnik ayaklanmada sinsice rol alarak göstermekte. Bugün yaşadığımız karanlık " karşıdevrim " sürecinin " bölücü hareket " le birlikte emperyalizmi arkalarına alarak Cumhuriyet kurumlarını ele geçirmeleri ve ortak cephe oluşturmaları halkımızın yüreğini acıtmaktadır. Kubilay olayı, devrim uğruna, vatan sevgisi ve bütünlüğü yolunda yalnız başına, kuvvet hesabı yapmayan bir idealist vatanseverlik örneğidir. O, halkı ve Kemalist Cumhuriyet devrimleri uğruna canını her an fedaya hazır olan Türk devrimciliğinin yıkılmaz bir abidesidir. Türk halkı, Anıt'ın başucunda yazdığı gibi: " İnandılar, dövüştüler, öldüler. Bıraktıkları emanetin bekçisiyiz" diyerek, tüm dünyaya, " daha milyonlarca Kubilay " olduğunu haykırmaktadır. Bugün TSK'nin Kandil Dağı'na bıraktığı her bomba, " Kemalist Türkiye Cumhuriyeti "nin bölünmez bütünlüğüne karşı kurulan emperyalist tuzakların yerle bir edilmesi ve irticaya karşı da yakın bir gelecekte aynı sonun başlangıcı olduğunun çeliğe yazılmış bir iletisidir.

    Orhan Özkaya
    ************************


    Bir kez daha saygıyla anıyoruz...

  7. #16
    Kayıt Tarihi
    Nov 2006
    Nerede
    izmir
    İletiler
    2.370
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: 23 Aralık 1930 .....

    KUBULAY ve GÜL
    Kubilay’ı gerici bir ayaklanmada katledilişinin 77’nci yıldönümü nedeniyle bugün saygıyla anıyoruz.
    23 Aralık 1930 günü Menemen’de camiden aldığı sancakla karanlık kafalı isyancıların başına geçen Mehdi Mehmet “Taraf-ı ilâhiden geliyoruz. Şeriat istiyoruz. Askerin kılıç ve kurşunu bize işlemez. Herkes bu bayrağın altından geçecektir. Geçmeyenleri kılıçtan geçireceğiz” diyerek halkı genç cumhuriyete karşı isyana çağırmış ve olaylar bir eğitimci olan yedeksubay Kubilây’ın şehit edilmesi ile sonuçlanmıştı.
    Genelkurmay Başkanlığı, Menemen olayının “sıradan bir cinayet değil bilinçli, planlı bir irtica eylemi” olduğunu belgelere dayanarak ortaya koymuştur.
    Yani devlet açısından Kubilay’ın katli olayında, ilk günden bu güne hiç tereddüt yaşanmamıştır.
    Türk Silâhlı Kuvvetleri’ne gönderdiği başsağlığı mesajında Atatürk, olayı milletin “bizzat Cumhuriyet’e karşı” bir cinayet kabul ettiğini belirterek şöyle demiştir:
    Kubilay’ın temiz kanı...
    “Büyük ordunun kahraman genç subayı ve Cumhuriyetin idealist öğretmenler topluluğunun değerli üyesi Kubilay’ın temiz kanı ile Cumhuriyet, hayatını tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır.”
    Devrim şehidi Kubilay’ın anısına her yıldönümünde Cumhurbaşkanlığınca geleneksel olarak yayınlanan mesaj bu defa özel bir merakın konusu idi.
    Abdullah Gül ne yazık ki kendisini Çankaya’da görmeyi arzu etmeyenlerin öne sürdükleri gerekçeleri haklı çıkaran bir mesaja imza attı.
    Gül’ün nafile gayreti...
    Cumhurbaşkanı Gül “Öğretmen kimliğiyle Atatürk ilke ve devrimleri ışığında daha mutlu, daha çağdaş bir dünyanın var olabilmesi için mücadele eden vatansever Kubilay, askerlik vazifesini yaparken kendini bilmez bir grup tarafından acımasızca şehit edilmiştir” dedi mesajında.
    “Tarih, akıl ve sağduyusunu kaybetmiş, öfkesine yenik düşmüş insanları ve saldırganlığı hiç bir zaman anlamaya çalışmaz. Her zaman kınar ve nefretle yargılar” dedi.
    Bu ifadelerde, Kubilay olayında tarihin, milletin ve devletin oluşturduğu hükmü görmezlikten gelen, laik cumhuriyete suikast yapan gericilerin tehdit oluşturan varlıklarını zavallılığa indirgemeye dönük çabalar saklanmaktadır.
    Daha önceki cumhurbaşkanlarının mesajları hep laikliğe vurgu yapmıştır. Gül’ün mesajında laiklik sözcüğü bir kez bile geçmiyor.
    Kubilay’ı katleden zihniyetin bugün de uzantıları bulunduğu Çankaya’dan daha önce görünüyordu da şimdi mi görünmüyor?
    Kubilay’ı “kendini bilmez” bir grup veya “öfkesine yenik düşmüş insanlar” mı öldürdü?
    Hayır!.. Başka türlü bir akıl geliştirmiş laik cumhuriyete olduğu kadar dinimize de ihanet ve iftira etmiş karanlık düşünceli gericiler öldürdü!
    Atatürk’ün evinde oturanların tarihi görevi, az veya çok her zaman var olabilecek bu gericilere karşı tavizsiz davranmaktır.
    Onlara ortam yaratmamak, fırsat ve cesaret vermemek, şehit Kubilay’ın ruhunu yüceltmektir.
    23/12/2007 Vatan Güngör Mengi.
    Bugünkü törenlerde bende bulundum sabah saat 8 de Tuncay özkan aramızdaydı halkın yanından hiç ayrılmadı.Bu arada Menemem Belediye Başkanı Sayın Tahir Şahin'ide yapmış olduğu konuşma için kutluyorum.
    İNANDILAR!DÖVÜŞTÜLER!ÖLDÜLER...

  8. #17
    Kayıt Tarihi
    Apr 2005
    Nerede
    Salihli/Manisa
    İletiler
    7.141
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: 23 Aralık 1930 .....

    KUBİLAY DESTANI


    Kubilay ve iki bekçinin anısına:

    23 Aralık 1930'dur
    Gece yeşilimsi,
    Dağlar ak
    Bir altın çizgi gibi yerle gök
    Gün doğdu doğacak
    Don yoktur ama donmuştur sanki
    Sarı yapraklarla kış kocaman bir yüz
    Tarla çizgileri ile bir kilim işte
    Menemen ovası dümdüz
    Yalancı Mehdi Derviş Mehmet
    Yürümüş Manisa'dan bir sarı su gibi
    Beş on adamıyla Menemen'e varmak üzere
    Yılan uykusu gibi
    Düştü Kubilay'ın başsız gövdesi
    Bir çınar dalı gibi yere
    Sarktı yakasından anasından gelmiş
    Mavi çiçek mor çiçek bir çevre
    Düştü Kubilay'ın başsız gövdesi
    Bir söğüt dalı gibi yere
    Aydınlık aydınlığa yaklaşır iken
    Sonsuzluğa ere ere
    Düştü Kubilay'ın başsız gövdesi
    Bir zeytin dalı gibi yere
    Düştü cebinden bir kitap,
    Açıldı göklere…

    Fazıl Hüsnü Dağlarca





    Hain bir saldırı neticesinde aramızdan ayrılışının 78. yılında saygıyla anıyoruz, ruhu şad olsun...

    Unutmadık, unutturmayacağız...

  9. #18
    Kayıt Tarihi
    Nov 2006
    Nerede
    izmir
    İletiler
    2.370
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: 23 Aralık 1930...

    Gericiliğin önündeki ilk ve en büyük engel, KUBİLAY ASTEĞMEN 79'uncu kez anılıyor 23-ARALIK-2OO9


    Menemen ayaklanmasında öldürülen Asteğmen Kubilay, Bekçi Hasan ve Şevki Bey, bugün düzenlenecek törenle 79’uncu kez Menemen’de anılacak.

    Menemen ayaklanmasında öldürülen Asteğmen Kubilay, Bekçi Hasan ve Şevki Bey, bugün düzenlenecek törenle 79’uncu kez Menemen’de anılacak.

    İzmir'in Menemen İlçesi’nde, 23 Aralık 1930’da çıkan ayaklanma sonucu öldürülen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, Bekçi Hasan ve Şevki Bey, bugün düzenlenecek törenle 79’uncu kez Menemen’de anılacak.


    ORGENERAL BAŞBUĞ'DAN KUBİLAY MESAJI: UYGAR YAŞAM BİÇİMİNİN TEMİNATI LAİKLİKTİR
    Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına hitaben Şehit Kubilay'ı Anma Günü Mesajı yayımladı
    Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına hitaben Şehit Kubilay'ı Anma Günü Mesajı yayımladı. Mesajında "En büyük kazanımımız olan Cumhuriyetin varlığına kasteden teşebbüslerden birinin gerçekleştiği Menemen'de, bir grup yobaz tarafından Asteğmen Kubilay ile Hasan ve Şevki adlı iki bekçimizin şehit edilişinin bugün 79'uncu yıl dönümüdür" diyen Orgeneral Başbuğ, insanlık dışı bir vahşetin acı hatıralarıyla dolu bu olayın, Asteğmen Kubilay ve arkadaşlarının şahsında, Cumhuriyete sahip çıkma kararlılığının bir örneği olarak ulusun hafızasında derin izler bıraktığını bildirdi. Orgeneral Başbuğ mesajında şöyle dedi: "Ulusumuzun, yürümekte olduğu yükselme ve uygarlık yolunda gerçekleştirilen devrimlerin ve uygar bir yaşam biçimi sürdürmenin teminatı laikliktir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti, taşıdığı bu laik niteliğiyle dünyada farklı ve güçlü bir konuma sahiptir.

    Ulusal birliğimize ve bölünmez bütünlüğümüze yönelik tehditlerin önüne geçilebilmesi ve Cumhuriyetimizin, laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti temelleri üzerinde sonsuza dek yükselebilmesi, bu temellerin korunarak geliştirilmesiyle mümkündür. Bunu sağlayabilmek için ise bilim ve akla dayalı yapısıyla Atatürkçü Düşünce Sistemi, vazgeçilmez rehberimiz olmaya devam edecektir.
    Türkiye Cumhuriyeti'nin temel niteliklerinin ulusumuz için taşıdığı değerin bilinci, tarihten gelen sorumluluk duygusu, iyi eğitimli personeli ve ulusunun kendisine olan güveni ile güçlü Türk Silahlı Kuvvetleri, daha güçlü bir Türkiye için ulusunun hizmetinde çalışmalarını kararlı bir şekilde sürdürmektedir.

    Bu düşüncelerle, Türkiye Cumhuriyeti'ni ve onun temel niteliklerini korumak uğruna canlarını feda etmekten çekinmeyen, başta devrim şehidimiz Kubilay olmak üzere, bütün şehitlerimizi rahmetle anar, aziz hatıraları önünde saygıyla eğilirim."
    __________________

  10. #19
    Kayıt Tarihi
    Apr 2005
    Nerede
    Salihli/Manisa
    İletiler
    7.141
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Cevap: 23 Aralık 1930...

    Devrim şehidimize saygıyla...

+ Konuyu Yanıtla
2 / 2 Sayfa İlkİlk 12

Benzer Konular :

  1. Aralık ayı maaşım ödenmiyor
    aralık sonunda ısı bıraktım maasım odenmedıgı ıcın son ıkı ay kasım aralık mmasım duruyodu . neyse bugun gıt gel derken ocak ortasında kasım ayı...
    Yazan: emrah35 Forum: Bireysel İş Hukuku
    Yanıt: 2
    Son İleti: 25-03-2014, 19:08:29
  2. 12 Aralık Dünya Rakı Günü
    Aralık ayinin ikinci Cumartesi günü 'Dünya Rakı Günü' olarak kutlanır. Rakıseverler birbirlerine hediye verir. Gidip de başkalarına 'Dünya...
    Yazan: commodore1tr Forum: Güncel - Siyaset - Tarih - Tartışma
    Yanıt: 18
    Son İleti: 12-12-2011, 20:47:04
  3. 27 Aralık 2006
    Gelgit aklımın gel olduğu sürece yazacağım bunu bitene kadar yanıt yazmak eklemek hoplamak zıplamak yasaktır ... ...
    Yazan: commodore1tr Forum: Güncel - Siyaset - Tarih - Tartışma
    Yanıt: 15
    Son İleti: 19-04-2007, 20:27:29
  4. 313. dönem Aralık askerlik celbi
    12 Aralik 2006 tarihi ile vatani gorevlerine baslayacak tum kardeslerimize hayirli olmasini diliyor. Bu vesile ile gorev yapmakta bulunan tum...
    Yazan: Av.Murat Özhan Forum: Yaşam - Sohbet - Forum Oyunları
    Yanıt: 2
    Son İleti: 05-12-2006, 18:28:57
  5. 17 Aralık ve Türkiye!!!
    17 Aralık sabaha karşı, AB devlet ve hükümet başkanlarının Türkiye konusundaki kararları açıklanacak. Kararları soğukkanlılıkla okumayan, ciddi bir...
    Yazan: Av.Emrah Yavuzcan Forum: Güncel - Siyaset - Tarih - Tartışma
    Yanıt: 2
    Son İleti: 16-12-2004, 02:05:36

Bu sayfada bulunan kavramlar:

İnternet Araçları

İnternet Araçları

Yetkileriniz

  • Yeni konu açma yetkiniz yok
  • Konuya cevap verme yetkiniz yok
  • Dosya ekleme yetkisi yok
  • İleti düzenleme yetkisi yok
  •  


Hukuk Blog |  2020 tarihli Yasal Siteler Dizini |  Arabulucu |  Hukuk Kitapları |  Fiyat1 |  Alman Hukuku |  Özel Güvenlik AŞ. |  İş İlanları |  Ankahukuk |  Psikolog |  Taşınmaz ilanları |  Internet Rehberi |  Türkiye Portalı |  Site Ekleme |  Türkçe-İngilizce Sözlük |  Sihirli Kadın |  Sağlık |  Satılık Düşecek Domainler |  Terapi  |  Berk Gürman |  Phukuk |  Bayefendi |  Arabuluculuk Eğitim Merkezi |  AfternicAlanadı satış (Domain alımı) | 

™ Marka tescili, Patent ve Fikri mülkiyet hakları nasıl korunuyor?
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2014-2020 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
♾️ Makine donanım yapı ve yazılım özellikleri nedir?
Hukuki.Net olarak dedicated hosting serveri bilfiil yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN, vmware esx server, hyperv, virtual server (sanal sunucu), Sql express ve cloud hosting teknolojisi kullanmaktadır. Web yazılımı yönünden ise content management (içerik yönetimi) büyük kısmı itibari ile vb olup, wordress ve benzeri çeşitli kodlarla oluşturulan bölümleri de vardır.
Hangi Diller kullanılıyor?
Anadil: 🇹🇷 Türkçe. 🌐 Yabancı dil tercüme: Masaüstü sürümünde geçerli olmak üzere; İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Hintçe, Rusça ve Arapça. (Bu yabancı dil çeviri seçenekleri ileride artırılacak olup, bazı internet çeviri yazılımları ile otomatik olarak temin edilmektedir.
Sitenin Webmaster, Hostmaster, Güvenlik Uzmanı, PHP devoloper ve SEO uzmanı kimdir?
👨‍💻 Feyz Pazarbaşı [İstanbul] vd.
® Reklam Alanları ve reklam kodu yerleşimi nasıl yapılıyor?
Yayınlanan lansman ve reklamlar genel olarak Google Adsense gibi internet reklamcılığı konusunda en iyi, en güvenilir kaynaklar ve ajanslar tarafından otomatik olarak (Re'sen) yerleştirilmektedir. Bunların kaynağı Türkiye, Amerika, Ingiltere, Almanya ve çeşitli Avrupa Birliği kökenli kaynak kod ürünleridir. Bunlar içerik olarak günlük döviz ve borsa, forex para kazanma, exim kredileri, internet bankacılığı, banka ve kredi kartı tanıtımları gibi yatırım araçları ve internetten para kazanma teknikleri, hazır ofis kiralama, Sigorta, yabancı dil okulları gibi eğitim tanıtımları, satılık veya kiralık taşınmaz eşyalar ve araç kiralama, ikinci el taşınır mallar, ücretli veya ücretsiz eleman ilanları ile ilgili bilimum bedelli veya bedava reklamlar, rejim, diyet ve özel sağlık sigortası gibi insan sağlığı, tatil ve otel reklamları gibi öğeler içerebilir. Reklam yayıncıları: ads.txt dosyası.
‼️ İtirazi kayıt (çekince) hususları nelerdir?
Bahse konu reklamlar üzerinde hiçbir kontrolümüz bulunmamaktadır. Bu sebep ile özellikle avukat reklamları gibi Avukatlık kanunu vs. mesleki mevzuat tarafından kısıtlanmış, belirli kurallara tabi tutulmuş veya yasaklanmış tanıtımlardan yasal olarak sorumlu değiliz.
📧 İletişim ve reklam başvuru sayfası nerede, muhatap kimdir?
☏ Sitenin 2020 yılı yatırım danışmanı ile irtibat ve reklam pazarlaması için iletişim kurmanız rica olunur.