Hukuki Net Hukuki NET | Forum | Mevzuat Anasayfa | Kaynaklar | Yazarlar | Dizin | Arama | Uyarlama | Giriş | Üye Ol
İlam Niteliğindeki Belgeler (İİK. mad. 38)
Ekleyen: Kaval | Tarih: 13-04-2006 | Kategori: Makale | Okunma : 26321 | Not:
Kaval




Profil >


Reklam

İLAM NİTELİĞİNDEKİ BELGELER

(İİK. mad. 38)

 

Av. Talih Uyar

 

     İ

İK. mad. 38’de “ilam niteliğindeki belge”lerin de, “ilam”lar gibi, “ilamlı takip”lere konu teşkil edeceği açıklanmıştır.

 

            “İlam niteliğindeki belgeler”in hangi belgeler olduğu; hem İİK. mad. 38*’de hem de bazı özel yasalarda belirtilmiştir.

 

            I-İİK. mad. 38’e göre, “ilam niteliğinde” kabul edilen belgeler:

 

            a)Mahkeme önünde yapılan  s u l h l e r: “Sulh”, tarafların karşılıklı olarak yaptıkla-rı sözleşme ile aralarındaki uyuşmazlığa son vermeleridir.

 

            Mahkeme önünde yapılan sulh” (=mahkeme içi sulh=yargısal (kazai) sulh)[1]  i k i  ş e- k i l d e  gerçekleşir. Y a, taraflar mahkeme dışında sulh olmuşlardır ve mahkemeden sadece “sulh sözleşmesinin duruşma tutanağına geçirilmesini” isterler,  y a  d a, taraflar “aralarında anlaştıkları sulh koşulları uyarınca hüküm verilmesini” isterler.[2]

 

            Bir “sözleşme niteliğinde olan”[3] sulhun taraflar yönünden geçerli olabilmesi için, usu-len tutanağa geçirilmesi ve tutanağın sulh olanların (ya da özel yetkili vekillerinin) imzaları alındıktan sonra hakim ve tutanak (zabıt) katibi tarafından imzalanması yeterlidir[4] (HUMK. mad. 151/son). Bu durumu belirten tutanak kanımızca, İİK. mad. 38 uyarınca “ilamlar gibi” takip konusu yapılabilir. Uygulamada ayrıca mahkemeler, “yargılamanın sulh ile sonuçlan-mış olması nedeniyle davanın konusuz kaldığını” belirterek, hükmü yazıp taraflara birer örne-ğini vermekte (tebliğ etmekte)dirler.

 

            Kanımızca, son işlem yapılmamış dahi olsa, tarafların sulh olduklarını içeren, hakim, tutanak katibi ve taraflarca imzalanmış tutanak da, İİK. mad. 38 uyarınca “ilam hükmünde belge” sayılarak,  i l a m l ı  t a k i p  konusu yapılabilir.[5]

 

            Maddede geçen “m a h k e m e” sözcüğü hem “hukuk” hem de “ceza” mahkemelerini kapsar.[6] [7] Kanımızca -Anayasanın 9, 138, 152. maddeleri gereğince- “icra mahkemesi” de bu kavram içinde düşünülmelidir.[8] [9] İcra mahkemelerinin yetkilerinin sınırlı oluşu, kararlarının kesin hüküm teşkil etmemesi, icra mahkemesi önünde tarafların yapacakları sulhün “ilam hükmünde” sayılmamasını gerektirmez.[10]

 

            Doktrinde;[11]

 

            Ö“Naip ve istinabe hakimi önünde yapılan sulhlerin”

 

            Ö “Keşif sırasında yapılan sulhlerin”

 

            Ö “Ceza mahkemesinde açılan şahsi davanın görülmesi sırasında yapılan sulhlerin”

 

            Ö “İcra mahkemesi önündeki sulhlerin”

‘mahkeme önünde yapılmış sulh’ sayılacağı ifade edilmiştir…

 

            Yüksek mahkeme;

 

            -“İlam hükmünde sayılan ‘mahkeme huzurunda yapılan sulh’lerden maksadın, Türk yargı organları önünde yapılan sulhler olup, uluslararası bir mahkeme önünde yapılan sulh-lerin ilam niteliğinde sayılmadığını”[12]

 

            -“Şarta bağlı olmayan sulhun ‘maddi anlamda kesin hüküm’ sayılıp ilam niteliğini ta-şıdığını”[13]

 

            -“Davanın açılmasından önce tedbir talebi üzerine yapılan keşif sırasında tarafların sulh olmasının ilam niteliğinde olduğunu”[14]

 

            -“Mahkemece tasdik edilen konkordatonun, konkordato projesindeki alacaklar bakı-mından (sulh niteliğinde olduğu gerekçesiyle) ilam niteliğinde olduğunu”[15]

b e l i r t m i ş t i r …

 

            İ c r a  d a i r e l e r i  ö n ü n d e  yapılan sulhler, İİK. mad. 38 gereğince “ilam hük-münde” sayılır mı? Maddede bu konuda açıklık yoktur. Durum doktrinde tartışmalı olduğu gibi Yargıtayın içtihatları da birbiriyle çelişmektedir. Gerçekten; bir görüşe göre[16] İİK. mad. 38, “icra dairesindeki kefaletler”i ilam kuvvetinde saydığına göre, bundan daha kuvvetli olan icra dairesi önünde yapılan sulhler de ilam hükmünde sayılır. Buna karşın diğer bir görüşe göre[17] ise, icrada yapılan sulh, sözleşme ise de, ilam hükmünde değildir bunları ilam hükmün-de görmek, yasa yapıcının bilinçli arzusuna aykırı davranış olur. Kanımızca, birinci görüş da-ha doğrudur. İcra dairesindeki “kefaletler” gibi icra dairesindeki sulhleri” de ilam hükmünde kabul etmek gerekir. Yargıtay ise, önce birinci görüşe katılmışken,[18] sonra ikinci görüşü be-nimsemiştir.[19]

 

            b)Mahkeme önünde yapılan  k a b u l l e r: “Kabul”, iki taraftan birinin, diğerinin istemi gibi karar verilmesine izin vermesidir (HUMK. mad. 92).

 

            Kabul temyiz, karar düzeltme aşamaları dahil, davanın her aşamasında gerçekleşebi-lir.[20]

 

            Doktrinde;[21]

 

            Ö“Naip hakim ile istinabe hakimi önünde yapılmış kabullerin”

 

            Ö“Keşif sırasında yapılan kabullerin”

 

            Ö“Sanığın ceza mahkemesi önünde davanın görülmesi sırasında ‘müdahilin istemiş ol-duğu kişisel hak talebini (tazminatı) kabul ettiğine’ ilişkin beyanının”

 

            Ö“Hakemler önünde yapılan kabullerin”

 

            Ö“İcra mahkemesi önündeki kabullerin”

‘mahkeme önünde yapılmış kabul’ sayılacağı belirtilmiştir…

 

            Burada, şu ilginç ve uygulama için önem taşıyan duruma da değinmek isteriz. Bilindi-ği gibi, davalı, cevap dilekçesinde, davacının isteminin bir kısmını “kabul” ve bir kısmını red-dedebilir. İşte böyle bölümsel (kısmi) kabul halinde, bu kabul doğrudan doğruya takip konusu yapılabilir.[22]Yani davacı, davanın sonuçlanıp son (nihai) kararın verilmesini beklemeden, da-valının kabul ettiği alacak bölümünü icraya koyabilir. Uygulamada, bu yola pek başvurulduğu görülmemektedir. Kanımızca, bu gibi durumlarda -tıpkı, mahkemelerin  a r a  k a r a r ı  ile hükmettikleri  t e d b i r  n a f a k a l a r ı n d a  olduğu gibi- davacı, “davalının kabul ettiği alacak miktarı hakkında kendisine karar verilmesini” isteyip bunu icraya koyabilmelidir.

 

            K a b u l  d e -sulh gibi- tutanağa geçirilerek, kabul eden tarafa imzalattırılarak -hakim ve tutanak katibi tarafından da imzalandıktan sonra- sonuç doğurduğundan (HUMK. mad. 151/son, 195/I), bu andan itibaren alacaklı tarafından takip konusu yapılabilmelidir.

 

            Yargıtay, “konkordatonun mahkemece tasdikinin -deftere kayıtlı alacak bakımından- mahkeme önünde yapılan kabul niteliğinde bulunduğunu”[23] buna karşın “davanın tarafların-dan olmayan (üçüncü) kişinin mahkeme huzurundaki kabulünün, ‘ilam niteliğinde’ sayılmaya-cağını”[24] b e l i r t m i ş t i r…

 

Mahkeme huzurunda yapılan feragatler da ilam hükmünde midir? Bu konu dokt-rinde tartışmalıdır. “Görülmekte olan bir davanın davacısının, mahkemeye yönelik tek taraflı bir irade açıklaması ile talep sonucundan kısmen/tamamen vazgeçmesi” olan feragat konu-sunda “her ne kadar İİK. mad. 38’de sadece mahkeme huzurunda yapılan sulh ve kabullerin ilam niteliğinde olduğu öngörülmüşse de, bu kuralın sulh ve kabuller gibi davaya son veren bir taraf işlemi olan mahkeme huzurundaki feragatler için de geçerli olduğunu”[25] ileri süren-ler bulunduğu gibi, “İİK. mad. 38’de, mahkeme huzurundaki sulh ve kabullerden farklı olarak, mahkeme huzurundaki feragatlere ilam niteliği bilinçli olarak tanınmamıştır. Çünkü, sulh ve kabul halinde icrası mümkün bir alacak doğduğu halde, feragat halinde feragatin kapsadığı oranda icrası mümkün bir alacak doğmamaktadır. Dolayısıyla, maddi varlığı bulunmayan bir şeyin icrasından söz edilemez…”[26] 

 

c)Para borcu kabulünü içeren düzenleme suretiyle (re’sen) tanzim edilen noter senetleri: Bunların “ilam hükmünde” olabilmesi için aa)Koşulsuz biçimde (kayıtsız şartsız) para borcuna ilişkin olmaları bb)Tek taraflı borç kabulü (ikrarı) niteliğinde bulunmaları cc)Düzenleme biçiminde (re’sen) düzenlenmiş olmaları, gerekir.[27] [28]

 

Bu nedenle, “iki tarafa borç yükleyen” bir sözleşme, noterce  d ü z e n l e m e   b i ç i- m i n d e  (re’sen) tanzim edilmiş dahi olsa -örneğin, taşınmaz satış vaadi senetleri[29]- ilam hükmünde sayılmazlar.[30] Eğer, bir bono (emre yazılı senet), “düzenleme (re’sen) noter se-nedi” şeklinde tanzim edilmişse, bu tür senet, ilamsız takibin bir şekli olan “kambiyo senetleri hakkındaki özel hükümlere” (İİK. mad. 167 vd.) göre değil, “ilamların yerine getirilmesi (ic-rası)” hakkındaki hükümlere göre takip konusu yapılır.[31] [32]

 

Yüksek mahkeme,[33]yabancı memlekette, o ülkenin yasalarına göre yetkili kılınmış noter tarafından düzenlenen ve oradaki Türk Konsolosluğunca onaylanmış bulunan -yukarı-daki koşullara uygun- senetlerin de, ‘ilam hükmünde’ olacağını” kabul etmiştir…[34]

 

d)Temyiz kefaletnameleri: Bunlar, İİK. mad. 36 ve HUMK. mad. 443 hükümlerine göre, “Yargıtaydan yürütmenin (icranın) durdurulması” hakkında karar getirilmesi ya da İİK. mad. 33’e göre, “icranın geri bırakılması isteminin reddi üzerine, Yargıtaya başvurmak için” verilmiş olan kefaletnamelerdir.

 

Bu kefaleti, noterden onaylı bir “taahhüt senedi” veya “icra müdürü önünde tutanağa geçirilen irade beyanı” ile imzası altında veren kefil, hükmün Yargıtay tarafından onanması üzerine, taahhüt ettiği parayı ödemeye -mahkeme kararı ile mahkum olmuş gibi- mecbur olur. Önce Yargıtayca onanmış olan hüküm daha sonra karar düzeltme aşamasında bozulmuş dahi olsa, kefil onama üzerine ödemek zorunda kaldığı meblağın kendisine iadesini isteyemez…[35] Hükmün Yargıtayca bozulması halinde ise, kefil taahhüdünden kurtulur.[36]

 

Temyiz edilen hüküm Yargıtayca bozulmuş ve mahkeme önceki kararında direnmişse, daha önce verilmiş olan kefaletname geçerliliğini korumaz. Çünkü, hükmün bozulmasıyla bir-likte kefilin sorumluluğu ortadan kalkmıştır.[37]

 

Temyiz konusu -hakkında, temyiz kefaleti ile icranın geri bırakılması (tehiri icra) kara-rı alınmış olan- kararın onanması üzerine, lehine temyiz kefaleti verilmiş olan kişi, temyiz ke-faletini de takip talebine ekleyerek, kararı temyiz etmiş olan kişi hakkında ilamlı takipte bulu-nabilir.

 

Yabancı temyiz kefaletleri de, aynen yabancı ülkede gerçekleştirilen re’sen (düzenle-me biçiminde) düzenlenen noter senetleri gibi, ayrıca bir tenfiz kararı alınmasına gerek olma-dan, Türkiye’de icra edilebilir.[38]

 

e)İcra dairesindeki kefaletler: Bu kefaletler, üçüncü kişilerin, “kefil” sıfatıyla, icra dairesi önünde borçlunun borcunu kısmen ya da tamamen ödemeyi üstlenmelerinden (taahhüt etmelerinden) doğar.

 

Bu kefaletin geçerli olabilmesi için  y a z ı l ı  b i ç i m d e  oluşması[39] (bunun için, ke-filin beyanının -kefil olma arzu ve iradesinin- icra tutanağına geçirilmesi ve bu beyanın altı-nın kefil ve icra müdürü ‘yardımcısı’ tarafından imzalanması) ve ayrıca kefilin ödemeyi üst-lendiği  b o r ç  m i k t a r ı n ı n[40]  -“…bu dosya borcunun tamamını…” ya da “…bu dosya borcunun 2.500.000.000 TL.lik kısmını…” şeklinde- açıkça belirtilmesi gerekir. Ayrıca üçün-cü kişinin bu beyanının, herhangi bir koşula bağlı olarak yapılmamış olması -yani kesin bir taahhüt niteliğinde bulunması- gerekir…

 

Yüksek mahkeme ise; bu konuyla ilgili olarak;

 

-“İhtiyati haciz tutanağında borç miktarının yazılı olmamasının -icra dosyasında ya da ihtiyati haciz kararında borç miktarı belli olduğundan- kefaletin geçersizliğine neden ol-mayacağını”[41]

 

-“İcra kefaletinin düzenlendiği haciz tutanağında borç miktarının yazılı olmamasının  -icra dosyasında borç miktarı belli olduğundan- icra kefaletini geçersiz hale getirmeyeceği-ni”[42]

b e l i r t m i ş t i r…

 

            İcra dairesinde gerçekleşen bu kefalet işleminin “m ü t e s e l s i l  (zincirleme)  k e f a- l e t  olduğu” (BK. mad. 487) yasada (mad. 38.c.2) açıkça öngörülmüştür.[43] [44] Bu nedenle, üçüncü kişi, taahhüt sırasında, borca “zincirleme (müteselsil) kefil” olduğunu bildirmemiş da-hi olsa, onun sorumluluğu borçlu ile zincirleme olur. Alacaklı, gününde borcun ödenmesini, önce asıl borçludan istemeden, doğrudan doğruya kefilden isteyebilir.

 

            İcra kefaletleri hakkında -zamanaşımı bakımından- Borçlar Kanununun hükümleri de-ğil, İİK. mad. 39 uygulanır ve kefilin borcu on yılda zamanaşımına uğrar.[45] [46]

 

            Ayrıca belirtelim ki, icra dairesindeki kefalet, ihtiyati haciz safhasındaki icra takibine ilişkin dahi olsa yine geçerli olur. Yeter ki, daha sonra asıl borçlu hakkındaki takip iptal edil-memiş olsun.[47] Asıl borçlu hakkında, ihtiyati haczin kaldırılmış olması (İİK. mad. 264), üçün-cü kişinin kefaletini de etkilemez (sona erdirmez).[48]

 

            U y g u l a m a d a, yüksek mahkeme, “kefil sıfatıyla borcu ödemeyi taahhüt eden ki-şiye ‘eğer belli bir limitle sınırlı olarak kefil olunmuşsa, bu limit içinde’[49] -ve asıl borçlu yö-nünden takip kesinleştikten sonra-[50] ayrıca icra emri gönderilmesini” istemekte, “icra emri gönderilmeden, kefil hakkında takibin yürütülemeyeceğini” bildirmektedir.[51]

 

            Yüksek mahkeme, bu konuyla ilgili olarak;

 

-“Üçüncü kişilerin dosya borcunu ‘icra kefili olduklarını’ belirterek, icra tutanağını imzalamaları halinde, icra tutanağının ‘ilam niteliğini’ kazanacağını”[52]

 

-“Borçlu şirketi temsil yetkisi bulunmayan üçüncü kişinin kefaletinin hukuki sonuç do-ğurmayacağını”[53]

 

-“Taahhüt ettiği şekilde ‘borcun aslını’ ödeyen icra kefilinin sorumluluğunun sona er-meyeceğini (ayrıca, borçlunun kusur ve temerrüdünün yasal sonuçlarından da sorumlu oldu-ğunu)”[54]

 

-“Reşit (ergin) olmayan küçük çocuğun, babasının borcuna kefil olması halinde, gön-derilen icra emrinin iptalini, çocuğun annesinin isteyemeyeceğini, çocuğa kayyım tayini gere-keceğini”[55]

 

-“İcra dairesinde borçluya kefil olan üçüncü kişinin bu kefaletini, daha sonra asıl borçlunun senet altındaki imzayı inkar etmesinin etkilemeyeceğini”[56]

 

-“İcra kefilinin sorumluluğunun, kesinleşen takipteki asıl alacak ve eklentilerinin mik-tarı (limiti) ile sınırlı olduğunu”[57]

 

-“Asıl borç yönünden takip kesinleşmeden, icra kefili hakkında takibi yürütür şeklinde işlem yapılamayacağını”[58]

 

-“İcra kefili hakkında takip kesinleşmeden haciz yapılamayacağını”[59]

belirtmiştir…

 

            II-İİK. mad. 38’de öngörülen nitelikleri taşımayan belgeler “ilam hükmünde” sayıl-mazlar.

 

            Yüksek mahkeme;

 

            -“Sorumluluğu İİK.nun 358. maddesinde saptanmış olan yediemin ‘kefil’ sıfatını taşı-madığından yediemine İİK. 38 uyarınca icra emri çıkarılamayacağını”[60]

 

            -“Tedbir nafakasına ilişkin ara kararlarının ilam niteliğinde olmadığını”[61]

 

            -“Asıl borçlu yönünden takip kesilenleşmeden, icra kefiline ‘icra emri’ gönderilemeye-ceğini”[62]

 

            -“Noterlikçe düzenlenen ancak para borcu ikrarını içermeyen belgenin İK.nun 38. maddesinde belirtilen belgelerden olmadığını”[63]

 

            -“Adi olarak düzenlenmiş uzlaşma tutanağının, İİK.nun 38. maddesinde belirtilen bel-gelerden olmadığını”[64]

 

            -“‘Kredi mukavelesi’nin ‘ilam hükmünde’ olmadığını”[65]

 

            -“İİK.nun 68b maddesi gereğince süresinde itiraz edilmeyen hesap özetlerinin İİK.nun 38. maddesinde belirtilen belgelerden olmadığını”[66]

 

            -“Köy içme suyu inşaatına katılma payı olarak ihtiyar heyetince alınan kararın ilam niteliğinde olmadığını”[67]

 

            -“‘Düzenleme’ biçiminde -yani re’sen- yapılmamış para borcu ikrarını içeren noter senetlerinin ilam niteliğinde’ sayılamayacağını”[68]

 

            -“Tek taraflı çekilen ihtarnamelerin İİK.nun 38. maddesinde belirtilen belgelerden ol-madığını”[69]

 

            -“İnşaat yapım sözleşmesine ilişkin olan ve karşılıklı edimleri içeren belgenin İİK.nun 38. maddesinde belirtilen belgelerden olmadığını”[70]

 

            -“Tesbit zaptının, İİK.nun 38. maddesinde belirtilen belgelerden olmadığını”[71]

 

            -“‘Delil tesbiti kararlarının ilam hükmünde olmadığını”[72]

 

            -“‘Rehin açığı belgesi’nin ‘ilam niteliğindeki belge’lerden olmadığını”[73]

 

            -“Mahkemece verilen tedbir kararları ‘ilam niteliğinde’ olmadığından ‘icra emri’ gönderilerek uygulanamayacağını”[74]

 

            -“‘Düzenleme şeklinde müşterek -müteselsil borçlanma senedi’ başlığını taşıyan an-cak ‘satış vaadi’ niteliğinde bulunmayan belgeye dayanılarak, ‘icra emri’ çıkarılamayacağı-nı”[75]

 

            -“Köy muhtar ve ihtiyar heyeti huzurunda düzenlenen ve onlar tarafından onaylanan senetlerin ‘ilam hükmünde’ sayılmadığını”[76]

 

            -“Kesinleşen proje ve kat malikleri kurulu kararlarının ‘ilam niteliğinde’ olmadığı-nı”[77]

 

            -“Yangın sigorta poliçesi gereğince alınan hakem-bilirkişi raporunun, HUMK.nun 516 vd.nda öngörülen ‘hakem kararı’ niteliğinde bulunmadığını, bu nedenle de ‘ilam’ ve ne de ‘ilam niteliğinde’ sayılamayacağını, ilamlı takibe konu yapılamayacağını”[78]

 

            -“Konkordato için yapılan beyanın mahkeme huzurunda yapılan ‘sulh’, ‘kabul’ anla-mına gelmediğini”[79]

 

            -“Taşınmaz satış vaadi senetlerinin, ‘ilam niteliğinde’ sayılamayacağını”[80]

belirtmiştir.

 

            III-Buraya kadar açıklaması yapılan İİK. mad. 38 hükmü, ayrık (istisnai) bir hüküm-dür. Bu nedenle,  d a r  y o r u m l a n m a s ı  gerekir.[81] Bununla beraber, gerek İcra ve İflas Kanununda ve gerekse -az sonra belirteceğimiz- bazı özel yasalarda, bazı alacakların tahsili için; “ayrıca bir mahkeme hükmüne gerek olmadığı” öngörülmüş olabilir. Bu gibi durum-larda da, “i l a m l ı  i c r a” yoluna başvurulur.

 

            İcra ve İflas Kanunundaki bu hükümlere örnek olarak; İİK. mad. 15/I, 24/IV, 25/II, 30/II, 40/II, 94/V, 118/II, 133/II hükümleri gösterilebilir.[82]

 

            Buraya kadar belirtilen hükümlerin dışında, İcra ve İflas Kanununun iki ayrı madde-sinde de, ilam niteliğindeki belgelere değinilmiştir. Bunlar İİK. mad. 149 ile 150 i’dir:

 

            a)İİK. mad. 149’a göre; kayıtsız şartsız belirli bir para borcu ikrarını içeren ipotek akit tablosu  i l a m  n i t e l i ğ i n d e  belge sayılır (ve borçluya “ipoteğin ilamlı takip yoluyla paraya çevrilmesi” yoluna mahsus ‘icra emri’ gönderilir).[83] [84]

 

            b)İİK. mad. 150 ı’ya göre; borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şek-linde işleyen nakdi kredileri ve gayrınakdi kredileri teminen alınan ipoteklerde (maddede be-lirtilen koşulların gerçekleşmesi halinde) 149. maddeye göre işlem yapılarak, borçluya “ipote-ğin ilamlı takip yoluyla paraya çevrilmesi” yoluna mahsus ‘icra emri’ gönderilir.[85]

 

            IV-Özel kanunlar tarafından “ilam hükmünde” kabul edilen başlıca belgeler:

 

            İcra ve İflas Kanunu dışında, bazı özel kanunlarda da, belirli nitelikleri taşıyan belge-lerin “ilam hükmünde” olduğu öngörülmüştür. Bunlara  ö r n e k  olarak -ve alfabetik şekilde- şu belgeleri gösterebiliriz:

 

ÖAvukatlar hakkında verilen “para cezası”na ve “gider”lere ilişkin kararlar ile avukatlar tarafından düzenlenen “uzlaşma tutanak”ları (1136 s. Av. K. mad. 35a[86], 64, 86, 162)

 

ÖÇiftçi Mallarının Korunması Hakkındaki Yasa gereğince, koruma ve ihtiyar meclislerinin “kesinleşmiş tazmin (ödetme) kararları” (4081 s. K. mad. 10)[87]

 

ÖDispeç raporlarının tasdiki” hakkındaki kesinleşmiş kararlar ile “itiraza uğra-mamış olan dispeç raporunun tasdiki” hakkındaki kararlar (TK. mad. 1213)[88]

           

ÖEsnaf ve Küçük Sanatkarlar Derneklerinin “kayıt ücretleri”, “yıllık aidat” ve “para cezaları” ile ilgili kararları (507 s. K. mad. 39, 108)[89]

 

ÖHarcırah Kanunu gereğince fazla tahakkuk ettirilen paraların geri verilmesi hakkında verilen kararlar (6245 s. K. mad. 59/VII)

 

ÖKamulaştırma Kanununun 16, 17, 19. maddeleri uyarınca kamulaştırılan yerin boşaltılması konusunda idarece, icra dairesine yazılan tezkere (2942 s. K. mad. 20/I)[90]

 

ÖMühendis ve mimar odalarının verdiği “aidat” ve “para cezaları”na ilişkin ka-rarlar (6235 s. K. mad. 30)[91]

 

ÖNoterlik Yasası gereğince “stajyerlik ücretinin geri verilmesi” “fazla alınan üc-retlerin geri verilmesi”, “para cezası ve giderlerin ödenmesi” konusunda verilen karar-lar (1512 s. K. mad. 20/V, 117/I, 145/II, 145/III)

 

ÖOrganize Sanayi Bölgeleri Kanununun 16/son maddesi uyarınca ‘müteşebbis heyetin yönetim aidatı’ ile ilgili kararları (4562 s. K. mad. 16/son)[92]

 

ÖTahkim Yasası gereğince, hakemler tarafından verilen kararlar (3533 s. K. mad. 7)[93]

 

ÖTarım Kredi Kooperatiflerinin kredi ile ilgili düzenledikleri alacak senetleri ve belgeler (1581s. K. mad. 12)[94]

 

ÖTarım satış kooperatifleri ve birliklerinin kredi ile ilgili senetleri ve belgeleri (3186 s. K. mad. 21)

 

ÖTaşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında(ki) Ka-nun gereğince verilen “masrafların tecavüzde bulunandan alınmasına” ilişkin kararlar (3091 s. K. mad.17/IV)[95]

 

ÖTicaret oda ve borsalarının -“kayıt ücreti”, “yıllık aidat”, “kesinleşen zamlar”, “para cezaları”na ilişkin- kararları (5590 s. K. mad. 78)[96]

 

ÖZiraat odalarının -“giriş ücretleri”, “yıllık aidat” ve “zamlar” ile “kesinleşen para cezaları”na ilişkin- kararları (964 s. K. mad. 36)[97]



(*) İlâm mahiyetini haiz belgeler

Madde 38 – “Mahkeme huzurunda yapılan sulhler, kabuller ve para borcu ikrarını havi re’sen tanzim edilen noter senetleri ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler, ilâmların icrası hakkındaki hükümlere tâbidir. Bu maddedeki icra kefaletleri müteselsil kefalet hükmündedir.

[1] ÖNEN, E. Medeni Yargılama Hukukunda Sulh, s:19, dipn. 1 – ULUSAN, İ. Medeni Hukuk ve Usul Hukuku Bakımından Sulh Sözleşmesi (Muk. Huk. Arş. D. Yıl:5, S:7, s:23 vd.) – TANRIVER, S. İlamlı İcra Takibinin Dayanakları ve İcranın İadesi, 1996, s:84 vd.

[2] Bknz: 4. HD. 10.6.1957 T. 6879/3908 (FEYZİOĞLU, F. N. Akdin Muhtelif Nevileri, 1980, C:2, s:42)

[3] Bknz: HGK. 5.12.1973 T. 1972-6-537/1201 (YKD. 1977/2, s:155); 4. HD. 30.12.1975 T. 10014/7956 (YKD. 1977/7, s:969)

[4] Bknz: 13. HD. 25.11.1976 T. 4714/7956 (YKD. 1977/7, s:969)

[5] Aksi görüş: ÖNEN, E. age. s:122-153 – YILMAZ, O. Taşınmaz Mallara İlişkin Davalarda Sulh (Yarg. D. 1976/3, ss:99)

[6] MÜDERRİSOĞLU, F. Avukatlıkta Vekalet, 1974, s:108

[7] Bknz: 12. HD. 19.10.1983 T. 7926/8703

[8] Bknz: Anayasa Mah. Kararı 20.9.1966 T. 15/33 (RG. 9.5.1967 T. S:125-93) – HGK. 19.11.2003 T. 3-737/700  

[9] Aynı görüşte: TANRIVER, S. age. s:95

[10] Aksi görüş: ÖNEN, E. age. s:101

[11] TANRIVER, S. age. s:92 vd. – ÖNEN, E. age. s:93 vd. – KURU, B. Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, C:4, s:3747 vd.

[12] Bknz: 12. HD. 7.7.2003 T. 13228/15938

[13] Bknz: 12. HD. 22.4.1999 T. 3451/4087

[14] Bknz: HGK. 8.6.1966 T. 5-72/172

[15] Bknz: 12. HD. 6.4.1976 T. 1196/4211

[16] ANSAY, S. Ş. Sulh (AHFD. 1944, C:1, S:2, s:207) – KURU, B. İcra ve İflas Hukuku, C:3, 1993, s:2142

[17] ÖNEN, E. age. s:100 – MÜDERRİSOĞLU, F. age. s:107 – TANRIVER, S. age. s:94 vd.

[18] Bknz: 12. HD. 7.7.1953 T. 3326/3560

[19] Bknz: 12. HD. 8.10.1979 T. 7450/7700 – 23.5.1961 T. 4766/5287

[20] KURU, B. Usul, C:4, s:3685 vd. - BERKİN, N. Medeni Usul Hukuku Rehberi, 1980, s:717 – POSTACIOĞLU, İ. Medeni Usul Hukuku Dersleri, 1975, s:488 – ANSAY, S. Ş. Hukuk Yargılama Usulleri, 1960, s:181 – TANRIVER, S. age. s:105 – TANRIVER, S. Mahkeme Huzurunda Yapılan Kabuller (ABD. 1996/1, s:30)

[21] TANRIVER, S. age. s:110 vd. – TANRIVER, S. agm. s:34 vd.

[22] ÜSTÜNDAĞ, S. Medeni Yargılama Hukuku, 1989, s:411

[23] Bknz: İİD. 14.5.1965 T. 5905/6049

[24] Bknz: 12. HD. 19.9.2000 T. 12127/13142

[25] KURU, B. İcra ve İflas Hukuku, s:2142 – ÖĞÜTÇÜ, T. / ÇİTOĞLU, A. Uygulamalı İcra ve İflas Kanunu, 1977, s:159

[26] ÖNEN, E. Feragat ve Kabul Kesin Hüküm Teşkil Etmez (ABD. 1976/1, s:31, dipn. 16) – TANRIVER, S. age. s:116

[27] TANRIVER, S. age. s:117 vd. – DELİDUMAN, S. Medeni Usul ve İcra İflas Hukukunda Noter Senetleri, 2001, s:173 vd.

[28] Bknz: 12. HD. 3.2.1994 T. 1002/1409; 1.11.1993 T. 12626/16745

[29] Bknz: İİD. 24.2.1956 T. 955/885

[30] VURAL, P. İcra-İflas Kanunu ve Noterlik Kanunu Açısından Noterlik Senetleri (İcra-İflas Kanunu Uygulamasında Güncel Sorunlar Sempozyumuna Sunulan Bildiri), s:103

[31] KARAYALÇIN, Y. Ticari Senetler, 1970, s:74

[32] Karş: TANRIVER, S. age. s:122

[33] Bknz: 12. HD. 22.6.1989 T. 1226/9426; 11.10.1984 T. 7710/10297; 1.11.1983 T. 6470/8242

[34] Bu konuda ayrıca bknz:TANRIVER, S. Yabancı Ülke Noteri Huzurunda Yapılan Noter Senetlerinin Türkiye’de İcrası (TNBHD. 1989, S:64, s:19 vd.)

[35] TANRIVER, S. age. s:124

[36] KARACA, A. İlamlı İcra Tatbikatı, s:246 – BARTU, N. Temyiz Kefaletnameleri Münasebetiyle (İBD. 1944/1, s:7) – BERKİN, N. İcra Hukuku Rehberi, 1980, s:167 – TANRIVER, S. İcra ve Temyiz Kefaletnameleri (ABD. 1989/6, s:977) – TANRIVER, S. age. s:126

[37] BARTU, N. agm. s:7 – TANRIVER, S. agm. s:977 – TANRIVER, S. age. s:126

[38] ATA, S. Yabancı İlamların Türkiye’deki Sonuçları, 1962, s:47 – TANRIVER, S. age. s:128

[39] Bknz: 12. HD. 1.2.1977 T. 10042/10099

[40] BERKİN, N. age. s:167 – TANRIVER, S. agm. s:973 – TANRIVER, S. age. s:129

[41] Bknz: 12. HD. 14.11.2000 T. 15856/17337

[42] Bknz: 12. HD. 20.11.1984 T. 8907/12101

[43] Bu hükmün eleştirisi için bknz: AKYAZAN, S. İnceleme ve Açıklamalar, 1965, s:26 – BELGESAY, M. R. İcra ve İflas Kanunu Değişen Maddeler Şerhi, 1966, s:28

[44] Bknz: 12. HD. 11.4.1989 T. 10074/5229 – 25.5.1982 T. 4627/4814

[45] KURU, B. İcra ve İflas Hukuku, s:2151

[46] Bknz: HGK. 8.1.1969 T. 821/17

[47] Bknz: 12. HD. 14.11.2000 T. 15856/17337 – 1.2.2000 T. 785/1282; 7.12.1998 T. 13743/13981

[48] Bknz: 12. HD. 26.2.1981 T. 162/1850

[49] Bknz: 12. HD. 15.6.1993 T. 6598/10789

[50] Bknz: 12. HD. 10.2.2004 T. 25242/2312; 4.2.2003 T. 29037/2049; 30.1.2003 T. 28261/1495

[51] Bknz: 12. HD. 14.2.1984 T. 11903/1514 – 22.4.1980 T. 1120/3710 – 5.10.1978 T. 7879/7820 – 2.7.1985 T. 980/6544

[52] Bknz: 12. HD. 22.5.1997 T. 5457/5981

[53] Bknz: 12. HD. 7.6.1994 T. 7268/7510

[54] Bknz: 12. HD. 19.10.1992 T. 4959/12176

[55] Bknz: 12. HD. 18.3.1992 T. 9698/3331

[56] Bknz: 12. HD. 1.7.1989 T. 4979/346

[57] Bknz: 12. HD. 30.12.1987 T. 2274/13995

[58] Bknz: 12. HD. 24.11.1986 T. 2306/12819

[59] Bknz: 12. HD. 21.5.1986 T. 12166/6089

[60] Bknz: 12. HD. 8.3.2004 T. 436/5209

[61] Bknz: 12. HD. 2.3.2004 T. 27623/4572; 27.1.1995 T. 5205/914

[62] Bknz: 12. HD. 10.2.2004 T. 25242/2312; 4.2.2003 T. 2002-29037/2049; 30.1.2003 T. 2002-28261/1495 vb.

[63] Bknz: 12. HD. 18.2.2003 T. 1555/2742

[64] Bknz: 12. HD. 8.10.2002 T. 23348/25198

[65] Bknz: 12. HD. 30.5.2002 T. 10214/11419; 13.3.1984 T. 1983-12694/2896

[66] Bknz: 12. HD. 16.4.2002 T. 6684/7972

[67] Bknz: 12. HD. 6.10.2000 T. 13153/14555

[68] Bknz: 12. HD. 10.2.2000 T. 988/2119; 26.10.1990 T. 3310/10563

[69] Bknz: 12. HD. 11.11.1999 T. 13137/13977

[70] Bknz: 12. HD. 26.12.1997 T. 14438/14639

[71] Bknz: 12. HD. 5.5.1997 T. 4795/5051

[72] Bknz: 12. HD. 27.12.1994 T. 16637/16965

[73] Bknz: 12. HD. 13.5.1993 T. 3598/8974

[74] Bknz: 12. HD. 29.3.1993 T. 1102/5437

[75] Bknz: 12. HD. 28.10.1991 T. 11188/11146

[76] Bknz: 12. HD. 26.9.1988 T. 1987-1300/10328

[77] Bknz: 12. HD. 22.1.1985 T. 10804/361; 7.6.1984 T. 5072/7301

[78] Bknz: 12. HD. 4.11.1982 T. 7796/8004

[79] Bknz: 12. HD. 17.3.1977 T. 2721/2950

[80] Bknz: İİD. 24.2.1956 T. 955/995

[81] ALANGOYA, Y. ag. Sempozyum, s:28

[82] KURU, B. İcra ve İflas Hukuku, s:2156

[83] Ayrıntılı bilgi için bknz: UYAR, T. İcra Hukukunda Rehnin Paraya Çevrilmesi, 1992, s:402 vd. – TERCAN, E. İpoteğin Paraya Çevrilmesinde Kredi Kurumlarının Özel Durumları (BATIDER, 1994/4, s:92)

[84] Bknz: 12. HD. 3.2.1994 T. 1002/1409; 1.11.1993 T. 12626/16745

[85] UYAR, T. age. s:409 vd. – TERCAN, E. age. s:94 vd.

[86] Ayrıntılı bilgi için bknz: ULUKAPI, Ö. Avukatlık Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 4667 sayılı Kanunla Getirilen ‘İlam Niteliğindeki Belge’ Üzerinde İnceleme (Prof. Dr. Ergun Önen’e Armağan, 2003, s:447-460)

[87] Bknz: 12. HD. 1.5.2003 T. 6725/9757; 26.11.2002 T. 23348/25198; 5.6.2001 T. 8811/10000

[88] Bknz: 12. HD. 22.9.1997 T. 7882/9056; 4.2.1988 . 3328/897; 3.2.1981 T. 9029/9030

[89] Bknz: 12. HD. 22.9.2003 T. 14341/18156; 31.5.2001 T. 8767/9701; 24.10.2000 T. 15031/15846

[90] Bknz: 12. HD. 12.12.1995 T. 16263/16363

[91] Bknz: İİD. 23.11.1964 T. 13208/13391

[92] Bknz:12. HD. 14.2.2002 T. 2710/3116

[93] Bknz: İİD. 18.3.1969 T. 3099/2969

[94] Bknz: 12. HD. 21.3.2002 T. 4716/5853; 8.3.2002 T. 3657/4815; 28.2.2002 T. 3224/4070

[95] Bknz: 12. HD. 7.6.1983 T. 5301/4585; 12.5.1983 T. 2374/3769

[96] Bknz: 12. HD. 28.1.2002 T. 581/1545; 13.10.1997 T. 9680/10556; 19.9.1996 T. 10173/10744

[97] Bknz: 12. HD. 13.6.1985 T. 488/5950 


Bu makale Sayın Av.Talih Uyar’ın izniyle Hukuki.Net'te yayınlanmaktadır. Eserin her türlü hakkı Yazar’ın kendisine aittir. İzinsiz başka yerde yayınlanamaz.  Bu makale;

http://www.talihuyar.com/index/redirect.asp?id=18&type=dw linkinden alınmıştır.

Forum