Hukuki Net Hukuki NET | Forum | Mevzuat Anasayfa | Kaynaklar | Yazarlar | Dizin | Arama | Uyarlama | Giriş | Üye Ol
Özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmadığı gibi davacının seçimine göre, takip hem genel hem de özel yetkili icra dairesinde açılabilir. Edimin ifa yeri davacının ikametgahı olduğundan buradaki icra müdürlüğü yetkilidir
Ekleyen: Av.feyz Pazarbaşı | Tarih: 29-09-2005 | Kategori: İçtihat | Okunma : 13556 | Not:
Av.feyz Pazarbaşı

Hakkımdaki açıklamalara www.pazarbasi.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.


Profil >

T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Esas No: 2005/19-63 Karar No: 2005/61 Tarihi: 16.02.2005

 

• Yetki

• Ödeme Yeri

• Genel ve Özel Yetki

 

ÖZET:

İcra ve İflas Kanunu'nun 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir.

HUMK'nın 9. maddesine göre, yetkili mahkeme davalının ikametgahı mahkemesidir. 10. maddede ise, sözleşmenin ifa edildiği veya davalı ya da vekilinin dava tarihinde orada bulunması kaydıyla, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinde dahi dava açılabileceği belirtilmiştir. Bu hüküm, özel yetkiye ilişkin bir düzenlemeyi içermektedir.

Anılan Kanunun 22. maddesinde, tarafların yetki sözleşmesi yapmak suretiyle yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilecekleri belirtilmiştir.

Olayda, genel yetki uyarınca davalının ikametgahında bulunan icra daireleri genel yetkilidir. Öte yandan, özel yetki kuralına göre, sözleşmenin ifa edileceği yerdeki icra dairesinde de takip yapılabilir.

Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, ifa yeri belirlenirken, uyuşmazlık konusu ifanın hangi tarafa ait olduğu ve ne şekilde, nerede gerçekleştirileceği esas alınmalıdır.

Taraflar arasındaki satış sözleşmesinde alıcı davalının yükümlendiği edim, satış bedelini ödemektir. Borçlar Kanunu'nun 73. maddesi, para borçlarının alacaklının ikametgahında ödeneceğini öngörmektedir.

Özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmadığı gibi davacının seçimine göre, takip hem genel hem de özel yetkili icra dairesinde açılabilir. Olayda, edimin ifa yeri davacının ikametgahı olduğundan buradaki icra müdürlüğü yetkilidir.

(818 s. m. 73, 2004 s. m. 50, 1086 s. m. 9, 10)

 

TAM METİN:

Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Konya Asliye İkinci Ticaret Mahkemesi)nce davanın reddine dair verilen 24.3.2004 gün ve 2003/588 - 2004/155 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Ondokuzuncu Hukuk Dairesinin 24.6.2004 gün ve 2004/5787 - 7612 sayılı ilamı ile, (...Davacı vekili müvekkilinin davalıya hidrolik makine parçaları sattığını, bedelin tahsili amacıyla giriştikleri icra takibinin davalının yetkiye ve borca yönelik itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

 

Davalı vekili takibin yetkisiz icra müdürlüğünde yapıldığını, yetkili icra dairesinin davacı alacaklının ikametgahı olan Konya İcra Müdürlükleri değil, davalı borçlunun ikametgahı olan Gaziantep İcra Müdürlükleri olduğunu; kaldı ki, davacının malları tam olarak teslim etmediğini, teslim ettiği mallarında ayıplı çıktığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

 

Mahkemece davalının ikametgahının Gaziantep'te olduğu; davalı vekilinin malın ayıplı ve eksik teslim edilmesi yönündeki savunması karşısında akdi ilişkinin çekişmeli hale geldiği ve borcun da kabul edilmediği; bu nedenlerle yetkinin tespiti bakımından HUMK'nın 10. ve BK'nın 73. maddesinin uygulanmasından söz edilemeyeceği gerekçesiyle, yetkisiz icra müdürlüğünde yapılan takibe yönelik itirazın iptali istemi ile açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.

 

Borçlar Kanunu'nun 73. maddesine göre, para borçlarının ifa yeri, taraflar aksine bir sözleşme yapmamışlarsa alacaklının ikamet ettiği yerdir.

 

Somut olayda taraflar arasındaki hukuki ilişki satım sözleşmesine dayanmaktadır. Davalı yan ortada bir satım sözleşmesinin bulunmadığını değil, akdedilen satım sözleşmesi gereğince davacının ayıplı ve eksik mal gönderdiğini savunmaktadır. Bu durumda mahkemece, davalının akdi ilişkiyi çekişmeli hale getirdiği yönündeki gerekçeyle alacaklının ikametgahı icra müdürlüğünün yetkisizliğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

 

Temyiz eden: Davacı vekili

 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

 

A- DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı D... Hidrolik Pnomatik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili, Konya'daki davacı şirketin davalıya muhtelif malzemeler satıp, fatura ve sevk irsaliyelerini de düzenleyerek kargo aracılığıyla Gaziantep'deki adresinde teslim ettiğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine Konya İkinci İcra Müdürlüğü'nün 2003/2562 sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, davalının haksız şekilde icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiğini, BK'nın 73. maddesine göre para borçları alacaklının ikametgahında ödenmesi gerektiğinden, davacı alacaklının kendi ikametgahının bulunduğu yerde de icra takibi yapabileceğini ileri sürerek, yetkiye ve borca itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.

 

B- DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı Gökay vekili, satıma konu malların tam olarak teslim edilmediklerini, teslim edilenlerin de ayıplı çıktığını, davalının bu durumu defalarca davacıya bildirdiğini, ayıplı malların değiştirileceğine söz verildiği için davalının ayıp ihbarında bulunmadığını, bu durumda borca itirazın; icra takibinin borçlunun ikametgahında yapılması gereği karşısında da yetkiye yönelik itirazın haklı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

 

C- YEREL MAHKEME KARARININ ÖZETİ: Yerel Mahkeme, davalı vekilince malın ayıplı ve eksik olduğunun savunulması karşısında taraflar arasındaki akdi ilişkinin çekişmeli hale geldiği, davalı icra takibinde borca da itiraz ettiğinden olayda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 10 ve Borçlar Kanunu'nun 73. maddelerinin uygulanma yerinin bulunmadığı, davalının Gaziantep'de ikamet etmesi nedeniyle, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 9. maddesindeki genel yetki kuralı uyarınca, yetkinin Gaziantep İcra Dairesine ait olduğu, takibin yapıldığı Konya İkinci İcra Müdürlüğünün yetkisiz bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

 

D- TEMYİZ EVRESİ BOZMA VE DİRENME: Davacı vekilince, sözleşme ilişkisinin davalı tarafından inkar edilmemiş ve icra takibinin satış bedelinin ödetilmesi istemiyle yapılmış olması karşısında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 10. ve Borçlar Kanunu'nun 73. maddeleri uyarınca Konya İcra Dairesinin de yetkili olduğunu ileri sürerek temyiz ettiği karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuş; Yerel Mahkeme, gerekçesini tekrar ederek önceki kararında direnmiş, direnme kararını davacı vekili temyiz etmiştir.

 

E- MADDİ OLAY: Konya'daki davacı satıcı şirket, Gaziantep'te ikamet eden davalıya muhtelif makine aksamı satmış, satıma konu mallar, davalının Gaziantep'deki adresine kargo ile gönderilip teslim edilmiştir.

 

Taraflar arasında satım sözleşmesinin varlığı çekişmesizdir.

 

Alıcı davalı sözleşmenin varlığını kabul etmiş, ancak, satıma konu malzemelerin eksik teslim olunduğunu, bazılarının da ayıplı olduğunu savunmuştur.

 

İtirazın iptaline konu ilamsız icra takibi, satılan malzemeler için düzenlenip yasal süresinde davalının itirazına uğramayan fatura bedellerinin tahsili istemiyle ve Konya İkinci İcra Müdürlüğünde yapılmıştır.

 

Davalı, hem kendi ikametgahının Gaziantep'te olmasına dayanarak İcra Dairesinin yetkisine ve hem de, malların eksik ve ayıplı teslim edildiği iddiasıyla borca itiraz etmiş; görülmekte olan davada, davalının her iki itirazının da iptali istenilmiştir.

 

F- GEREKÇE: Maddi olgu, bozma ve direnme kararlarının içerikleri itibariyle Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, takibin yapıldığı Konya İkinci İcra Müdürlüğü'nün yetkili olup, olmadığı; davalının eksik ve ayıplı mal teslimine ilişkin savunmasının, akdi ilişkinin varlığını çekişmeli hale getirip, getirmediği noktasında toplanmaktadır.

 

Öncelikle belirtilmelidir ki; taraflar arasında bir satım sözleşmesinin bulunduğu alıcı davalı tarafından kabul edildiğine göre, eksik ve ayıplı mal teslimine ilişkin savunma, sözleşme ilişkisinin varlığını değil, sadece tarafların sözleşmedeki edimlerle ilgili karşılıklı talep haklarını, eş söyleyişle sözleşmenin içeriğini çekişmeli hale getireceğinden, Yerel Mahkemenin, davalı tarafın savunması karşısında sözleşmenin varlığı konusunda çekişme doğduğuna dair kabulü isabetsiz görülmüş; taraflar arasında bir sözleşme ilişkisinin bulunduğu benimsenmiş ve somut olayda takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olup olmadığı konusundaki, içeriği aşağıda yer alan değerlendirme, bu çerçevede yapılmıştır.

 

İcra ve İflas Kanunu'nun 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. Bu nedenle, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetki konusundaki hükümlerinin, somut olaydaki uyuşmazlıkla sınırlı olarak açıklanmasında yarar görülmüştür:

 

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 9. maddesi, tersine bir yasa hükmü olmadıkça, her davanın, açıldığı tarihte davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde görüleceğini öngörmektedir. Bu hükme göre, genel yetkili mahkeme davalının ikametgahı mahkemesidir. 10. maddede ise, sözleşmenin ifa edildiği veya davalı ya da vekilinin dava tarihinde orada bulunması kaydıyla, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinde dahi dava açılabileceği belirtilmiştir. Bu hüküm, özel yetkiye ilişkin bir düzenlemeyi içermektedir.

 

Anılan Kanunun 22. maddesinde, tarafların yetki sözleşmesi yapmak suretiyle yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilecekleri belirtilmiştir. Uyuşmazlık bakımından sonuca etkili olmamakla birlikte, yeri gelmişken şu hususun da belirtilmesinde yarar görülmüştür: Olumsuz yetki sözleşmesi yapılamaz; eş söyleyişle, yetki sözleşmesi yoluyla genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisi kaldırılamaz. Sadece, onların yanında yetkili olabilecek başka bir mahkeme kararlaştırılabilir.

 

Yukarıda belirtildiği üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetki konusundaki bu hükümleri, İcra ve İflas Kanunu'nun 50/1. maddesi uyarınca, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesinin belirlenmesinde kıyasen uygulanacaktır.

 

İcra Dairelerinin ve Mahkemelerin yetkisine ilişkin bu yasal hükümler karşısında somut olay değerlendirildiğinde:

 

Olayda, davalının ikametgahı Gaziantep'de bulunduğundan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 9. maddesinde düzenlenen genel yetki kuralı uyarınca Gaziantep icra daireleri genel yetkilidir. Ne var ki, aynı Kanunun 10. maddesindeki özel yetki kuralına göre, sözleşmenin ifa edileceği yerdeki icra dairesinde de takip yapılabilir.

 

Karşılıklı edimleri içeren (iki taraflı) sözleşmelerde, ifa yeri belirlenirken, uyuşmazlık konusu ifanın hangi tarafa ait olduğu ve ne şekilde, nerede gerçekleştirileceği esas alınmalıdır.

 

Taraflar arasındaki satış sözleşmesinde alıcı davalının yükümlendiği edim, satış bedelini ödemektir. Borçlar Kanunu'nun 73. maddesi, para borçlarının alacaklının ikametgahında ödeneceğini öngörmektedir. Buna göre, para borçlarında, borcun ifa edileceği (para borcunun ödeneceği) yer, alacaklının ikamet ettiği yerdir. Somut olayda davalının edimi yönünden borcun ifa edileceği yer, alacaklının ikametgahının bulunduğu Konya olduğuna ve icra takibi de satış bedelinin ödetilmesi istemiyle yapıldığına göre, Hukuk Usulü Muhakmeleri Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca Konya icra Daireleri de özel yetkiye sahiptir.

 

Özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmaz ise de, onun yanında varlığını sürdürür; dolayısıyla dava veya icra takibi, davacının/alacaklının seçimine göre, hem genel hem de özel yetkili icra dairesinde veya mahkemede açılabilir. Bu durumda, somut olayda icra takibinin yapıldığı Konya İkinci İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğu açıktır.

 

Hal böyle olunca, Yerel Mahkemece aynı gerekçeyi ve sonucu içeren Özel Daire bozma ilamına uyulmak gerekirken, maddi olgunun nitelendirilmesinde ve Kanun hükümlerinin yorumunda yanılgıya dayalı önceki kararda direnilmesi usule ve Kanuna aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.

 

Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nın 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 16.2.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Forum