 |
03/05/2025 Eski forum arşivi bölümü
Hukuksal Tartışmalar
Ne zaman kendin için bir şeyler yapacaksın? |
Av.Dilek Kuzulu Yüksel |
Henuz 18 ini yeni bitirmiştin, enerji ve umutla dolu hayata başlamaya
hazırdın... Ne oldu?
İstemediğin bir okula girdin. İnsanları mutlu etmek, saygı kazanmak,
sevilmek için... Sevmediğin bir bölümde senelerini harcadın....
Ayaklarını sürüye sürüye gittin derslere... Çalışmak istemedin ama yine de
zorladın kendini... Güç bela bitirdin sonunda... Ne ailen, ne
de arkadaşların görmedi yaptığın fedakarlığı... Alkışlamadılar seni,
omuzlarının üzerine çıkarmadılar, madalya takmadılar... Enerjin
çoktan tükenmeye başladı bile... Kimse bilmez nasıl kendini feda
ettiğini...
Ruhunu teslim ettiğini... Gençliğini tükettiğini...
Şimdi iş bulman gerek...Para kazanman, araba alman, ev alman gerek.....
İstemediğin bir işe girdin... Böyle olması gerekiyor diye... Sırf
çevrendekiler bekliyor diye... İnsanları mutlu etmek, saygı kazanmak,
sevilmek için... Sabahın köründe gidiyorsun işe...Sevmediğin insanlar ile
gününü harcıyorsun... Heyecan duymadığın işlerle zamanını geçiriyorsun...
Yarının gelmesinden nefret ediyorsun...
Sevildiğini hissettin mi peki? Ya saygı? Bitti mi insanların istekleri?
Özgür müsün artık? Hayır hala özgür değilsin...Şimdi evlenmen gerek... Öyle
ya yaşın geçiyor, evde mi kaldın ne? Arıyorsun etrafında uygun birisini,
artık evlenmeliyim diyorsun...Acaba gerçekten istiyor musun? Sana uygun
birisini buldun işte, boyu boyuna, mesleği mesleğine, parası parana
göre...Peki ya kalbin?
Düğününden bir gece önce sessizce itiraf ettin kendine, ya doğru kişi
değilse? Belli ki hazır değildin bu evliliğe... Evlenmek için evlendin...
İnsanları mutlu etmek, saygı kazanmak, sevilmek için...Mutlu oldun mu peki?
Kalbin heyecanla doldu mu? Akşam eve
koşarak döndün mü? Sevildiğini hissettin mi? Seviştin mi tüm varlığınla?
Daha evleneli bir sene dolmadı, insanlar çocuk demeye başladılar... İstedin
mi gerçekten bir çocuk sahibi olmayı? Hazır mısın bir canlıyı yetiştirmeye?
Söyle bana ne verebilirsin bu küçük insana? Hayatı kendi gözlerinle hiç
yaşadın mı? Ne istediğini biliyor musun? Ya istemediğini? Hiç risk aldın
mı?
Sen hiç kendin için bir şey yaptın mı? Çocuğun bir gün sorarsa Özgürlük
Nedir? Ne cevap vereceksin? Sen hiç özgürlüğü yaşadın mı?
Evliliğinde problemler yaşıyorsun... Sevmediğin bir insanla cehennemi
paylaşıyorsun... Boşanmak fikri kafana gelip gelip gidiyor... cesaret
edemiyorsun... İnsanlar ne der diyorsun... Gene kendi duygularının üzerine
bir duvar örüp başka insanlar için evliliğinde kalıyorsun.... Fedakarlığını
gören biri var mı? Yaşadığın ızdırabı senin gibi yaşayan? Korkuların seni
hapsetmiş, her geçen gün etrafına bir duvar daha örüyorsun. Sevilmeme
korkusu, yalnız kalma korkusu, başarısız olma korkusu, saygınlığını yitirme
korkusu ve daha neler neler... Hayatında hiç korkmadığın bir gün oldu mu?
Cesaretle atıldın mı hiç, ya bilmediğin bir dünyaya girdin mi? Sevilmemeyi
göze aldın mı hiç? Gülünç duruma düştün mü? Ağladın mı doyasıya, insanlara
aldırmadan? Acı çektin mi hiç, hani öleceğini düşünecek kadar...Ve
iyileşmeyi başarabildin mi hiç?
Yaş erdi kemale diyorsun, bu saatten sonra benden ne köy olur ne kılavuz.
Umutların tükenmiş, hayallerin yıkılmış... Koca bir ömür
başka insanların kontrolü altında geçip gitmiş. Alışmışsın artık bu düzene,
artık istesemde çıkamam diyorsun... Ve gene kendin için bir şeyler
yapmaktan
vazgeçiyorsun...
Ne olurdu istediğin okula gitseydin... Kim ne derse desin, ressam
olsaydın... Müzisyen, Arkeolog, Sanatçı, Sporcu olsaydın... Hayattaki büyük
adımları ancak hazır olduğunda sen istediğin için atsaydın... Ne olurdu
biraz risk alsaydın? Biraz kendine güvenseydin? Biraz kendine inansaydın?
Ne
olurdu seni çepeçevre saran zincileri kırıp, önünde ki duvarları aşıp,
kendin olabilmeyi başarsaydın? Kim ne diyebilirdi sana? Gene kimse madalya
takmazdı, gene kimse alkışlamazdı, gene kimse seni omuzlarının üzerine
çıkarmazdı...
Ama sen kendine saygı duyardın!
Haydi şu anda şu dakika bir daha bak hayatına... Bu sefer kendin için bir
şeyler yap...Bırak insanlar sevmesin seni, bırak senin
mutsuzluğundan mutlu olmayıversinler, bırak takdir etmesinler,
onaylamasınlar, bırak dedikodunu yapsınlar, itiraz etsinler...
Hayatında bir kere olsun bu riski al!
İstediğin mesleği yap... Zevk al ürettiğin işten... Uçarak git işine...
Keyif al birlikte çalıştığın insanlardan... Yaşamını kendin
SEÇ ve MUTLU OL seçtiğin bu yaşamdan...
İstediğin insan ile istediğin zamanda evlen... İster 20 inde ol, ister 50
inde... Senden başka kim bilir doğru insanın kim olduğunu ve
doğru zamanın ne zaman olduğunu? Dinleme başkalarını... Evlenmek için hiç
bir zaman geç sayılmaz... Ve hatta istiyorsan asla evlenme... Bu yaşam
senin, ve ızdırabını da, mutluluğunu da yaşayan tek sensin....
İstediğin zaman çocuk yap... Kendini hazır hissettiğinde, yaşama bir canlı
getirmek istediğinde ve o çocuğa verecek bir şeylerin
olduğunda... Ve hatta istemezsen hiç çocuk yapma...
İstiyorsan başka bir şehre taşın, başka bir ülkeye, başka bir kıtaya...
Mecbur değilsin bu şehire tıkılıp kalmaya...
İstiyorsan yeniden okula başla, yeni bir meslek, yeni bir hayat, yeni ben
diyerek kendin için yaşa...
Şimdi soruyorum sana...
Ne zaman kendin için bir şeyler yapacaksın?
CAN DÜNDAR
|
Av.Dilek Kuzulu Yüksel |
SARTEBUS İLE KIM'İN HİKAYESİ
Bu antik çağlardan kalma, yaşlı bir adamla, çocuğun hikayesidir.
Yaşlı adamın adı Sartebus, çocuğun adı ise Kim'di..
Kim yalnız yaşayan, yiyecek ve başını örtecek bir çatıdan çok, bir nedene cevap arayan, köyden köye dolaşan bir yetimdi.
"Neden" diye merak ederdi;
"Neden herşey bu kadar zor?
Biz kendimiz mi zorlaştırıyoruz, yoksa mücadele etmemiz gerektiği için mi zor?.."
Bunlar Kim kadar genç bir çocuk için bilgece düşüncelerdi..
Birgün aynı yolda seyahat eden yaşlı bir adamla tanıştı.
Yaşlı adam oldukça ağır görünen, üzeri örtülü, büyük bir sepet taşıyordu.
Yol kenarında mola verdiklerinde, yaşlı adam yorgun bir halde sepetini yere koydu.
Kim'e sanki "Yaşlı adam varını yoğunu bu sepette taşıyormuş" gibi
geldi.
"Sepetin içinde onu bu kadar ağır yapan ne var?" diye sordu Kim,
Sartebus'a..
"Onu senin için taşımak beni mutlu edecektir.Ne de olsa sana göre daha
genç ve güçlüyüm!"
"O senin, benim yerime taşıyabileceğin bir şey değil" diye yanıtladı
yaşlı adam.
"Bu kendi başıma taşımam gereken bir şey .." Ve ekledi.."Bir gün, sen de kendi yolunda yürüyeceksin ve benimki kadar ağır bir
sepet taşıyacaksın.."
Günlerce ve kilometrelerce birlikte yürüdüler ve Kim, Sartebus'a "İnsanların neden bunca ağırlık taşıyarak kendilerine eziyet
ettiklerini" durmadan sordu.
Ama ne yanıt alabildi, ne de yaşlı adamın taşıdığı sepetin içindeki
ağır yükün ne olduğunu..
Sonunda bir gün Sartebus, artık daha fazla yürüyemeyeceğini söyledi
ve son kez dinlenmek için uzandı..
"Gel bakalım Kim" dedi.."Sepetin sırrını öğren..
Bak bakalım neden insanlar kendi kendilerine eziyet ediyorlar.."
"Bu sepette" dedi Sartebus,
"Kendim hakkında inandığım ama gerçek olmayan şeyler var.
Onlar yolculuğum boyunca ağırlık yapan taşlardı."
Derin bir nefes aldı..
"Şüphelerimin çakıl taşı, tereddütlerimin kum taneleri, yanılgılarım
yol boyunca topladığım kilometre taşları oldular, bu sandığı durmadan
dolduran ve gittikçe ağırlaştıran..
Onları hep sırtımda taşıdım.
Bunlar olmasa çok daha ilerilere gidebilirdim.Hayalimde canlandırdığım
insan olabilirdim.
Ama bu ağırlık hızımı kesti benim..Yolun sonunda, işte gördüğüm gibi bu
ağırlık yükümle başbaşayım. Hayallerime ulaşamadan.
"Ve sepeti kendisine bağlayan ipleri bile çözemeden, yaşlı adam
gözlerini kapadı, son uykusuna daldı.
Kim, sepeti Sartebus'un sırtından çözdü ve içini merakla açtı.
Sepetin içi boştu!..
Ve o anda sorularının yanıtını anlar gibi oldu:
Çoğumuz, Sartebus gibi, sırtımızdaki bir sepette korkularımızı ve
kendi çizdiğimiz sınırlarımızı taşıyarak yaşadığımız için, gerçekleştiremediğimiz hayallerimizle birlikte gömülürüz.
|
angeldisaster |
Temizlik yaptım bugün..
Hem de tüm benliğimde.
Bütün kaslarımı, sinirlerimi, kemiklerimi hatta kanımı bile temizledim.
En küçük yerlerine, kıvrımlarına girmiş, sinmiş tüm pislikleri attım.
Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce.
Görmenizi isterdim.
Nasıl da çok yer kaplıyorlarmış, inanmazsınız.
Bağışlamayı yerleştirdim yerine özenle.
Titizlikle her birinin üstüne ektim tohumlarını.
Her yere, görebildiğim, göremediğim her yere serptim.
Atarken kırgınlıklarımı, bakmadım neydi onlar diye.
Geçmişimden de bir parça kalsın istemiyordum.
Gelecek geçmişten çok daha fazla yaşanası.
Bakmadım, merak da etmedim.
Bağışlamayı ekerken tekrar kırılmaktan korkuyordum belki.
Kıskançlığımı çıkardım.
Meğer ben ne az kıskançmışım. Çok kolay oldu.
Sevindim.
Sanki kaybetmiş bir eşyamı bulmuş gibi oldum.
Çok şükür ki kin ve nefret yoktu yüreğimde.
Nasıl temizlerdim hiç bilmiyorum.
Sıra korkularıma gelmişti.
Çıkarmaya bile korktum önce.
Ne de çok alışmışım onlarla yaşamaya.
Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır,
İçten içe bir sevgi nasıl duyulur anlayamadım.
Yerini, toprağını sevmiş mor bir menekşeydiler.
E... ne de olsa iyi bakmıştım onlara.
Her gün yeni yeni korkular ekleyip, endişelerimle sulamıştım.
Mutluluklarımı , ümitlerimi ne de çok ihmal ettiğimi anladım o an.
Bu ilgiyi onlara verseydim, her gün onları düşünüp birer umut daha
ekseydim; almadan verip, beklemeden sevseydim.
Her şeyden önce içimdeki gücün ve sevginin daha fazla farkında olsaydım,
böyle bahar temizliklerine ihtiyacım kalmazdı.
Çok zorlandım korkularımla.
Birbirlerinin içine halkalar misali girmişlerdi.
Kenetlenmişlerdi adeta.
Ama onları da sevgiyle çıkardım. .
Bir bebek şefkatiyle , öperek, severek, okşayarak.
ve onları yaşamaktan, hem de bir zamanlar bir kabus gibi yaşamaktan,
pişmanlık duymadan çıkardım. .
Kızsaydım onlara, bağırıp çağırsaydım.
yine dönüp dolaşıp geleceklerini biliyordum.
Güzel kokular geliyor içimden. .
Saçlarım hep parlak gibi dururdu ama parlak değilmiş. .
Ellerim her zamankinden daha yumuşak, .
tenim hiç olmadığı kadar duru. .
Bir su gibi sesim.
Temizlik yaptım bugün. .
Bahar temizliği.
Neşe ektim, hoşgörü, güven, sevgi ektim. .
Almadan vermeyi, sevilmeden de sevmeyi, paylaşmayı ektim. .
Sağlık ektim, bol sıhhat...
Korkusuzlukları ektim alabildiğine...
Saatlerce ektim korkusuzluğu...
Çılgınlık ektim , doğallık. Sonsuzluk...
Bağışlama ektim.
Aşk ektim her hücreme.
Coşku, heyecan, sessizlik ektim.
Tüm güzel fikirler sessizken geliyor bana...
Kabullenme ektim. Başeğme değil. Olduğu gibi kabullenme |
Bugünün tarihi: 03/05/2025 09:05:34 |