Hukuki.NET

T.C.      
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
Esas No : 1996/305
Karar No : 1996/514
Tarih : 26.06.1996

Yargıtay içtihatları bölümü

Yargıtay Kararı

 


 
    DAVA : Tasarruflar arasındaki "Tasarrufun iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 1.Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 12.11.1993 gün ve 19926552 E., 1993/495 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 12.12.1994 gün ve 1994/5896-7423 sayılı ilamıyla; (Dava tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Borçlu Gülen hakkında 28.2.1986 tarihinde iflas davası açılmış, bunun üzerine 28.2.1986 ve 4.3.1986 tarihlerinde gazetelerde iflas davası açıldığı ilan edilmiştir. İflas davası devam ederken 4.3.1986 tarihinde davalı taşınmazın satışı konusunda protokol düzenlenmiş ve 7.3.1986 tarihinde tapuda devir ve temlik işlemi yapılmıştır. Davlının, satış sırasında bu taşınmazın icraca ysatılacağını bildiği gerek kendi kabulünden ve gerekse dosya içerisindeki delillerden anlaşılmaktadır. Öte yandan, gene borçluya ait geminin 1983 yılında icraca satışa çıkarıldığı, davalı Recep bu satışa iştirak ettiği ve sonradan satıştan çekildiği, böylece borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunduğunu bildiği anlaşılmaktadır. İstanbul Boğazici'nde bulunan satış konusu villanın satış tarihinde gerçek değerinin asgari 1.900.000.000 TL olduğu bilirkişi raporuyla saptanmıştır. Buna karşın davalnın satış bedeli olarak 1.300.000.000 TL ödediği kabul edildiğine göre, arada 600.000.00 TL gibi önemli bir bedel düşüklüğü bulunmaktadır. Bütün bu koşullar altında davalı alıcının, borçlunun ödeme kabiliyetini kaybettiğini bilmesine rağmen taşınmazı, gerçek değerinin altında satın aldığı anlaşıldığından, bu tasarruf gerek İİK'nin 278/2 ve gerekse 280. maddeleri hükümlerine göre iptaline gereken tasarruflardan olduğu sonucuna varılmaktadır. Öyleyse, mahkemece bu durumda tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken, açıklanan yönler göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çervilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
    Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağtılar okunduktan sonra gereği görüşüldü.
 
    KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle dairenin bozma ilamında "Borçlunun Eşi Fikri'nin sahibi bulunduğu şirkete ait gemi" yazılacak iken, "Borçluya ait gemi" şeklinde yazılmasının maddi hatta olup sonuca etkili bulunmasına, satışın bedeli olan 1.300.000.000 TL.'nin tamamının peşin olarak ödenmelip büyük bölümünün taksitlere bağlanmasına, İİK'nin 193. maddesi hilafına borçlunun iflasına karar verilip, ilanından sonra dahi kalan satış bedellerinin masa yerine borçluya tediye olunmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilme usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
 
    SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 19.6.1996 gününde yapılan ilk görüşmede çoğunluk sağlanamadığı için, 26.6.1996 gününde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verildi.
   
                           KARŞI OY YAZISI
    Haciz ve iflastan önce borçlunun mameleki üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanmış değildir. Kural olarak borçlunun bu dönemdeki tasarrufları geçerlidir. Ancak borçlunun bu tasarruflarından zarar gören alacaklıları (hacizde alacaklıların, iflasta ise bütün alacaklıların) korumak amacıyla, alacaklılara (iflasta İflas İdaresi'ne) iptal davası açma hakkı tanınmıştır. (İİK m.277-284).   
    İİK'nin 278. maddesindeki düzenlemeye göre, borçludan bir hakkı ivazsız (karşılıksız) olarak elde etmiş olan kişiler, haklarını bir karşılık (iraz) ile elde etmiş olan alacaklılara oranla daha az korunmaya layıktırlar. Bu nedenle mutad hediyeler dışında, son iki yıl içinde borçlunun yapmış olduğu bütün ivazsız tasarrufları ve bağışlamaları iptale tabidir. Yine 278/2. madde uyarınca, akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabu ettiği akitler, bağışlama gibidir. Olayda dava konusu taşınmazın, iflastan önce 1.300.000.000 TL. karşılığı davalıya, borçlu tarafındanh satıldığında uyuşmazlık yoktur. İpotekle yükümlü olan taşınmazın, ipotek alacaklılarının icra takibi nedeni ile satılması isteği aşamasında, 6.2.1986 günlü bilirkişi raporuyla muhammen bedeli 1.500.000.000 TL. olarak tespit edilmiş, bir ay sonra 7.3.1986 tarhinde ise 1.300.000.000 TL. karşılığında davalıya satılmıştır. Aradan yedi yıl geçtikten sonra bu kez taşınmazın satış tarihindeki değeri bilirkişi raporu ile 1.900.000.000 TL. olarak belirlenmiştir. Belgelenmiş olan bu açıklamalar karşısında satıştan bir ay önceye rastlayan 1.500.000.000 liralık değer gerçeğe daha uygun düşmektedir. Nitekim, davacı vekili de, iptale tabi tasarrufun değerini 1.300.000.000 TL. olarak 13.7.1988 tarihli dilekçe ile düzeltmiştir; olayda m.278/2'de öngörülen (... kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı fiyat kabul ettiği akitler...) koşulu gerçekleşmediği duraksanmayacak kadar açıktır. Bir an için taşınmazın satışı tarihindeki gerçek değeri 1.900.000.000 TL. olarak kabul edilse dahi ihtilafsız satış bedeli karşısında bu konuda devamlılık kazanmış yargısal kararlar da gözetildiğinde (pek aşağı fiyat) koşulunun varlığı kabul edilemeyeceği aşikardır.
    İİK'nin 280. maddesinde ise, ödeme kabiliyetini kısmen veya tamamen kaybetmiş olan borçlunun, alacaklarının zararına olarak yapmış olduğu hileli tasarruflarının iptali söz konusudur. Oysa borçlu, iki bankaya ipotekli olan ve bu nedenle icra yoluyla satışı istenen dava konusu (muhammen bedeli 1.500.000.000 TL. olarak tespit edilmiş) taşınmazını , ipotek alacaklılarının muvafakati ile icrada satış gününden birkaç gün önce 1.300.000.000 TL. karşılığında davalıya satmıştır. Dosya içeriğinden satış parası ile ipotek borçlarının da karşılandığı anlaşılmaktadır. Bu dava ise borçlunun satıştan 1 yıl üç ay sonra İflas İdaresi'ne bizzat yaptığı başvurusu üzerine açılmıştır. Borçlu, aktif ve pasifinin farkı 28.964.430 lira borcundan dolayı 28.2.1996 tarihinde iflasını istemiştir. Davaya konu taşınmaz ise iflas dosyasına bildirilmemiştir. Oysa borçlu artan satış parasından karşılayarak iflasını önleyebilecek durumdadır. Hal böyle olunca borçlu, taşınmazını en uygnu bedelle satmak için gerekli özeni göstermiş sayılmalıdır. İpotek alacaklılarının muvafakatını temin edip bu satışı yapmamış olsa idi taşınmaz birkaç gün sonra icraya satılacak ve muhtemelen satış bedeli 1.300.000.000 TL.'den daha az olacaktı. Zira icra aracılığı ile yapılan satışların hemen daima gerçek değerin çok altında gerçekleştiği, ülke genelinde bilinen ve aksi kolayca savunulamayacak yerleşmiş bir kanıdır. O halde borçlunun bu satışı ile iyi niyetli bir borçlu ve tedbirli bir tacir gibi davrandığı kabul edilmelidir. Öte yandan, iflas kararı verilmeden tasarruf hakkı olan borçludan o zamanın rayicine uygun bedelle taşınmazı satın alan davalı üçüncü şahsın, borçlunun durumundan yararlanma ve onun alacaklılarını mahrum etme amacıyla hareket ettiğini bildiğini kabule müsait dosyada delil yoktur ve ispat edilmiş de değildir. Bu durumda, olayda İİK'nin 280. maddesinde öngörülen koşullar da oluşmamıştır.
    Bu itibarla açıklanan maddi ve hukuki esaslara, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre mahkeme kararının onanması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.
 
İçtihat:
Hukuk Forumlarından Seçmeler
  • [Sorumluluk hukuku] Dijital Sağlık ve Yasal Düzenlemeler: Bitkisel Ürünlerin Online Satışı 
  • 01.05.2025 13:12
  • 2. küçük dairemde kira artış anlaşmazlığı 
  • 29.04.2025 15:42
  • Sözleşmede anarak whatsapp yazışmalarının yasal bildirim kanalı ilan edilmesi. 
  • 29.04.2025 00:17
  • Sözleşmedeki "görüş alınarak" ifadesi, görüşü alınan tarafa eylemi engelleme hakkı verir mi? 
  • 29.04.2025 00:03
  • [Babalık davaları] Evlat edinilen çocukların eski baba adı değişimi hk. 
  • 27.04.2025 11:06


    Yeni Mevzuat

  • KDV Filo Kiralama Şirketleri (Fleetcorp) Borçlarını Devir ALan Varlık Yönetim Şirketleri 

  • Filo Kiralama Şirketlerinin Borçlarının Varlık Yönetim Şirketlerine Devri Halinde KDV 

  • Trafik kazasında kusuru olmayan alkollü sürücüye kasko hasarı ödenir 

  • Keşide tarihinin tahrif edildiği ve ibraz sürelerinin geçtiği çekler Borçlu olunmadığının Tespiti 

  • İkinci Nesil İnternet Sitelerinin Hukuki Statüsü 




  • YARGITAY KARARLARI :
    İçtihat Arama motoru anasayfa   2007   2006   2005   2004   2003    2002    2001    2000   1999    1998    1997    1996   1995   1994   1993    1992    1991    1990    1989    1988    1987    1986    1985    1984    1983    1982    1981    1980    1979    1978    1977    1976    1975    1974    1973    1927-1972

    Diğer Bölümlerimiz +
    Tüm Hukuki NET forumları + Hukuki Portal + Hukuk Haberleri + Sözleşme ve dilekçe örnekleri + Mevzuat ve bilimsel incelemeler + Hukukçu Blogları + Avukat ilanları + Videolar + Linkler + Ansiklopedi ve Sözlük +

    İçtihat Arşivi  Eski içtihat dizini