 |
T.C.
YARGITAY
4. Hukuk Dairesi
Esas No : 1998/9388
Karar No : 1999/1294
Tarih : 18.2.1999
Yargıtay içtihatları bölümü
Yargıtay Kararı
HAK ARAMA VE ŞİKAYET ÖZGÜRLÜĞÜ
KARAR ÖZETİ: Tüm özgürlükler gibi hak arama özgürlüğü de sınırsız olmayıp, hukuka uygun sınırlar içinde kalındığı sürece koruma altındadır. Şikayete konu olayın varlığını gösteren bir takım emarenin bulunması halinde, şikayetin hukuk kurallarına ve hak arama özgürlüğüne uygun kullanıldığı kabul edilmelidir.
(2709 s. Anayasa m. 36)
Taraflar arasındaki haksız eylemden doğan tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı 100.000.000 lira manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ilamda belirtilen şekilde yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine fazla istemin reddine ilişkin hükmün süresi içinde davalılardan Ramazan avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği görüşüldü:
Dava, haksız şikayet nedeniyle uğranılan zararın giderimi istemine ilişkindir.
Davacı, davalıların okul aile birliğine verilmesi gereken parayı kendisine verip sonra da su9üstü yaptırmak istediklerini, parayı almadığı için hakkında takipsizlik kararı verildiğini, olayın çevrede duyulduğunu, suçlu muamelesi gördüğünü, davalıların kötü niyetle kişilik haklarına saldırı planladıklarını ileri sürerek manevi tazminata hükmedilmesini istemiş; yerel mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, hükmü davalılardan Ramazan temyiz etmiştir.
Hak arama özgürlüğü Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen ve korunan özgürlüklerdendir. Ancak tüm hak ve özgürlükler gibi hak arama özgürlüğü de sınırsız değildir. Hukuka uygun sınırlar içinde kalındığı sürece koruma altındadır.
Şikayet hakkının kötüye kullanıldığından söz edilebilmek için; şikayet hakkını kullananın "amacına uygun olarak kullanmaması gerçek olaylara dayanılmaması" veya "aşırı" kullanmanın söz konusu olması" gerekir.
Şikayete konu olayın varlığını gösteren bir takım emarenin bulunması halinde, şikayetin hukuk kurallarına ve hak arama özgürlüğüne uygun kullanıldığı kabul edilmelidir. Şikayet konusu olan kanıt ve emarelerin asıl hakkın veya bir suçun varlığını gösterecek güçte ve nitelikte olması gerekmeyip şikayet hakkının hukuka uygun kullanıldığını göstermesi yeterlidir. Bu nedenle; teknik anlamda delil niteliğinde bulunmasa dahi bir takım emarenin varlığı hakkın "hukuka uygun" sınırlar içinde kullanıldığının kabulü için yeterli olabilmektedir.
Somut olayda davalılar şikayet haklarını kullanırken, güvenlik güçlerine başvurup davacının sürekli olarak kendilerinden para istediğini, olay günü de verecekleri bir miktar parayı almak üzere işyerlerine geleceğini belirterek hazırladıkları paranın numaralarının tespit edilerek suçüstü yapılmasını istemişlerdir. Nitekim davacı, davalılara ait araçta davalıların iş yerine gelmiş, ancak yapılan aramada söz konusu para üzerinde bulunmadığından hakkında takipsizlik kararı verilmiştir. Ayrıca yapılan idari soruşturma sonunda "servisçi ile anlaştığı" gerekçesiyle Türk Ceza Yasasının 240. maddesine göre yargılanması için davacı hakkında lüzumu muhakeme kararı verildiği de anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında şikayet için yeterli emarenin varlığını gösterecek nitelikte kanıt bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bundan dolayı da şikayet hukuka aykırı sayılmaz. Şikayete dayanak yapılan kanıtların hazırlık soruşturması sırasında yeterli görülmemiş olması sonuca etkili değildir.
0 halde, davalıların şikayet hakkını, hakkın kullanılması amacına uygun olarak ve inandırıcı olaylara dayanarak, hukuka uygunluk sınırları içinde kullandıklarının kabulü gerekir. Yerel mahkemece bu olgular gözetilerek davanın reddine karar verilmek gerekirken yazılı olduğu şekilde istemin kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle (BOZULMASINA) ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 18.2.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi