 |
T.C.
YARGITAY
1. Hukuk Dairesi
E: 2001/9100
K: 2001/9736
T: 26.9.2001
Yargıtay içtihatları bölümü
Yargıtay Kararı
- KISA KARAR İLE GEREKÇELİ KARARIN
UYGUN OLMASI ZORUNLULUĞU
ÖZET: Sonra yazılan gerekçeli kararın, HUMK'nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren, tevhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olması zorunludur.
(1086 s. HUMK.m.376,388,389)
(2709 s. Anayasa m.141)
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan tapu iptali, tescil, trafik kaydının iptali davasının yapılan yargılamasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerince duruşmalı temyizi üzerine dosya incelendi, duruşma tebligat pulu verilmediği ekli tutanakta anlaşıldığından duruşma isteminin reddine karar verilerek gereği görüşülüp düşünüldü;
Tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı Yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Nevarki, uygulamada söz konusu Yasanın 381. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde HUMK.nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur, öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.
Değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek kısa kararda davanın kabulüne karar verilen parsellerde davalı Ahmet'in payı gösterildiği halde, gerekçeli karara yazılmamış olması, ayrıca, çekişmeli traktör yönünden de kısa kararda pay ve payda toplamı eşit olduğu halde gerekçeli kararda Satı'nın payının eksik yazılması suretiyle kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir. Hal böyle olunca, hükmün 10.4.1992 gün, 1992/7 Esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde bir karar verilmek üzere HUMK'nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 26.9.2001 tarihinde .oybirliğiyle karar verildi.