 |
T.C.
YARGITAY
10. Hukuk Dairesi
E: 2000/2370
K: 2000/2887
T: 25.4.2000
Yargıtay içtihatları bölümü
Yargıtay Kararı
1479/m.Ek.6,70/1
6762/m.21
1086/m.7
Davacı, 52.839.542 TL. faiz alacağının reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
KARAR : Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı Bağ-Kur, kendi nam ve hesabına yatırılan primlerin gecikerek temerküz hesabına aktarılması nedeniyle 52.839.542 TL. faiz parasının davalı Halk Bankasından tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı Bağ-Kur Kanununun ek 6. maddesi ile Türk Ticaret Kanunudur.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; uyuşmazlık; Bağ-Kur'un banka hesabına ilgililerce yatırılan paraların taraflar arasındaki Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine dayanılarak imzalanan özel protokole aykırı şekilde ve gecikme ile temerküz hesabına dekont edilmesi yüzünden uygulanacak faiz ve cezai şart miktannın tayin ve tesbitine ilişkindir.
Davada öncelikle, görev sorunun tartışılması gereği üzerinde durulmalıdır. Gerçekten 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 70/1'nci maddesine göre, "Bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar, yetkili iş Mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür." Dava konusu olayın çözümlenmesinde Bağ-Kur Kanunu mu, yoksa başka bir kanun mu uygulanacaktır? Asıl açıklığa kavuşturulması gereken hukuksal sorun budur.
Bankaların tacir sıfatını taşıdıkları, Türk Ticaret Kanunu'nun 3'ncü maddesine göre, Ticaret Kanununda düzenlenen konularla bir ticarethane veya fabrika, yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işlerin ticari işlerden sayıldığı, keza Ticaret Kanunu'nun 21/son maddesi gereğince "taraflardan yalnız biri için ticari iş mahiyetinde olan mukavelelerin kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğer taraf için de ticari iş niteliğini taşıdığı tartışmasızdır. Açıklanan bu ilkelerin ışığında somut olaya bakıldığında, Bağ-Kur ile V. Bankası arasında yapılan sözleşmenin ticari sözleşme, V. Bankasının tacir olması nedeniyle aradaki ilişkinin Bağ-Kur yönünden de ticari bir iş olduğu kuşkusuzdur. Zira bütün bu ilkeler Ticaret Kanununda ortaya konmuştur. Hal böyle olunca, uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken mevzuat Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile Borçlar Kanununun munzam zararın hangi durumlarda istenileceğini hükme bağlayan 105.'nci maddesi ile ticari işlerde reeskont faizine hükmedileceğini hüküm altına alan 3095 sayılı "Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun" hükümleridir. Görülüyor ki meseleye bir bütün olarak bakıldığında, her ne kadar Bağ-Kur Kanunu'nun Ek 6. maddesinin de olayda uygulanma yeri mevcut ise de, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden doğan temel ilişki ve buna bağlı olarak dava konusu edilen diğer talepler karşısında Ek 6. maddeye dayalı talebin nitelik ve nicelik itibarıyla tali derecede kaldığı görülmektedir. Bu itibarla davanın çözümlenmesinde öncelikle yapılacak iş taraflar arasındaki ticari sözleşmenin yorumu konusudur. Kuşkusuz bu yorumu en sağlıklı ve en doğru biçimde ticaret mahkemesi yapabilir. Bu yönüyle, dava konusu iş, iş mahkemesinin ihtisas alanı dışındadır. Hal böyle olunca davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine ait bulunduğundan dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.4.2000 gününde oybirliğiyle karar verildi.