 |
Yargıtay içtihatları bölümü
Yargıtay Kararı
T.C.
YARGITAY
13. Hukuk Dairesi
E: 1983/8918
K: 1984/2052
T: 16.03.1984
DAVA : (N.M.) vekili avukat (E.S.) ile (B.U.) vekili avukat (Ü.O.) aralarındaki dava hakkında Sakarya 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 31.5.1983 tarih ve 21-196 sayılı hükmün Dairenin 26.10.1983 tarih ve 5994/7349 sayılı ilamiyle bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü :
KARAR : Dava, satın alınan otomobilin ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini isteğine ilişkindir.
Mahkemece, dava aynen kabul edilmiş, davalının temyizi üzerine karar Dairemizce satışı yapılan otomobilin ayıplı olması nedeniyle Borçlar kanunu'nun 202. maddesi hükümleri çerçevesinde yapılacak incelemi ile satış bedelinden indirim yapılmak veya akdin feshine karar verilmek gerektiği nedeniyle bozulmuştur.
Olayda davacı beş yıla yakın süre ceza davasının sonucunu beklemiş, ceza mahkemesi kararı ile davalı satıcının 1918 sayılı yasaya muhalefetten mahkumiyeti ve kaçak parçalarının otodan sökülerek müsaderesi sonunda satım konusu aracı gümrükten geri almıştır. Teslim işlemi sırasında davalının mahkum olduğu 19.250 lira ağır para cezasını ve birikmiş gümrük ardiye ücreti 39.855 lirayı ödemek zorunda kalmıştır. Davacı bundan sonra noksan parçaları taktırmak suretiyle uzun süre gümrükte kalan otomobili 176.755 lira sarf ederek tamir ettirmiştir. Bu suretle davacı fiatlar yükseldiğinden ayıp sebebiyle sözleşmeden dönmek istemediğini açıkça ortaya koymuştur. Davacının isteklerinin mahiyetinden satış bedelini indirme yolunu da seçmediği anlaşılmaktadır.
Satış bedelinin indirilmesi davacının satılan şeyin ayıplı olmasından ileri gelen zararını karşılamamaktadır. Bu nedenle davacı, borçlar kanunu'nun 202. maddesinde düzenlenen tekeffül hükümlerine dayanan bir bedel indirilmesi davası açabileceği gibi, şartları varsa eksik ifa nedeniyle Borçlar kanunu'nun 96. maddesi uyarınca uğradığı zararın tazminine ilişkin bir dava da açabilir. Borçlar kanunu'nun 96. maddesi gereğince alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiç bir kusurun isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bundan ileri gelen zararı tazminine mecburdur. İnceleme konusu olayda davalı kusurludur. Bu yön Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararı ile sabittir. Dava konusu edilen zarar kalemlerinin otomobilin şasi ve motor kabininin yabancı kaynaklı olmasından ve böylece ayıplı durumundan kaynaklandığında tereddüt yoktur. Esasen para cezası doğrudan davalının şahsı ile ilgilidir. Davacı bunu ödemekle davalının yararına bir davranışta bulunmuş ve davalıyı borçtan kurtarmıştır. Ardiye ücreti ve müsadere edilen parçaların taktırılması giderleri de davalının kusurlu eyleninin sonucudur.
Şu halde davacı söz konusu zararlarının tazminini Borçlar kanunu'nun 96. maddesine dayanarak davalıdan istemeye yetkilidir.
Bu nedenlerle davacının karar düzeltme isteği kabul edilerek Dairemiz bozma kararı kaldırılalı ve davalının temyiz itirazları ret edilmek suretiyle yerel mahkeme kararı onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairemizin 1983/5954 esas 7349 karar sayılı ve 26.10.1983 tarihli bozma kararının kaldırılmasına, davalının bütün temyiz itirazlarının reddiyle yerel mahkeme kararının ONANMASINA, 16.3.1984 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Olaya satış hükümleri içinde yer alan bk.nun 202. maddesi hükmü uygulanması gerekir.Bu nedenle çoğunluğun gürüşüne karşıyım.