 |
Yargıtay içtihatları bölümü
Yargıtay Kararı
T.C.
YARGITAY
13. Hukuk Dairesi
E: 1983/2799
K: 1983/3145
T: 19.04.1983
DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Dava, noterlikçe düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile satışı vaad edilen ortaklık paylarının, taşınmazın şuyuun izalesi davası sonucunda satışı nedeniyle davalılara isabet eden pay parası toplamı 339.393 liranın davalılardan alınması isteğinden oluşmaktadır.
Mahkeme, satış vaadi sözleşmesinin kişisel hak doğurduğu ve buna dayanılarak şuyuun giderilmesi sonucunda elde edilen bedelin değil, ancak satış vaadi sözleşmesinde ödenmiş olan paranın istenebileceği gerekçesi ile davayı ret etmiştir.
Davada sözkonusu taşınmaza ilişkin ortaklık payları, Mersin 3. Noterliği'nce düzenlenen 29.5.1972 gün, 6705 sayılı ve 12.4.1973 gün, 5151 sayılı Satış Vaadi Sözleşmeleri ile davacıya satışı vaad edilmiş ve payların bedelleri toplamı 17.750 lira da nakden ve tamamen davalılar tarafından alınmıştır. Satışı vaad edilen taşınmaz payları, davacı adına tapuda kayıt ve tescil edilmeden, şuyuun giderilesi davası yolu ile 3. bir kişiye satılmış ve onun mülkiyetine geçmiş olduğundan artık satıcı davalıların satış vaadi sözleşmesinden doğan borçlarının ifası imkansız hale gelmiştir.
BK.nun 117. maddesi gereğince sözleşme kurulduktan sonra borç, borçluya isnal olunamayan haller sonucu imkansızlaşırsa borç ilişkisi sona erer ve borçlu borcundan kurtulmakla birlikte, aldıklarını da geri vermekle yükümlü olur. Ne var ki, doktrinde oy birliği ile kabul edildiği gibi, borçlu kusuru olmadan imkansız hale gelen edimin yerini tutan bir menfaat elde etmişse, yani edimin yerine bir kaim değer geçmişse borç ilişkisi son bulmaz ve konusu değişerek devam eder. Böyle bir durumda alacaklı bu ikame değerin kendisine devrini isteyebilir (A. Von Tuhr, Borçlar Hukukunun Umumi Kısmı, Cevat Edge Çevirisi, Yargıtay Yayını No: 15, Ankara - 1983, sh. 600; Becker, İsviçre Medeni Kanunu Şerhi Vl. Cilt Borçlar Kanunu, 1. Kısım Genel Hükümler, Dr. Saim Özkök Çevirisi, 1972, sh. 90; Prof. Dr. Selahattin Sulhi Tekinay Borçlar Hukuku, 1979, sh. 813-814; Prof Dr. Feyzi N. Feyzioğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt 2, 1977, sh. 463-464; Prof. Dr. Kenan Tunçomağ, Türk Borçlar Hukuku, 1. Cilt Genel Hükümler 1978. sh. 795). Somut olayda satışı vaad edilen paylar yerine davalıların mal varlığına bu payların şuyuun giderilmesi yolu ile satışından elde edilen parası, başka ifade ile onların yerini tutan ikame değerleri girmiştir. Böylece davacı payların temliki yerine onun değerinin kendisine verilmesini isteme hakkını kazanmıştır. Burada imkansızlık sonucu davalıların mal varlığında edimin yerine başka bir şey geçtiğinden, borç ilişkisinin sona ermemesi davalıların aleyhine bir durum yaratmamaktadır. Çünkü böyle bir halde borçlunan esas edimi ifa etmesi ile onun yerine kaim değerini vermesi arasında davalılar aleyhine bir fark yoktur.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması yasaya aykırıdır ve bozma nedenidir.
SONUÇ : Kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA), istek olursa peşin harcın iadesine, 19.4.1983 gününde oybirliğiyle karar verildi.