 |
Yargıtay içtihatları bölümü
Yargıtay Kararı
T.C.
YARGITAY
4. Hukuk Dairesi
E: 1979/6924
K: 1979/11432
T: 16.10.1979
DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı 10.500 liranın davalılardan İzzet ve Abdullah'dan alınarak davacılardan Fatma'ya ödenmesine ilişkin hükmün süresi içinde davacılardan Fatma'ya ödenmesine ilişkin hükmün süresi içinde davacılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşuldu:
KARAR : 1- Davacılardan Fatma, ağır ceza mahkemesinin 27.6.1974 tarihli oturumunda verdiği müdahale dilekçesinde sanıklardan 20.000 lira manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Oysa bu kerre beş davalıdan sorumluluk oranlarına göre ve yine teselsül kaydı konulmaksızın 50.000 lira manevi tazminat istemiştir.
Manevi zararın 20.000 lira olduğunu ileri süren davacı, hukukmahkemesinde bunu aşan manevi tazminat dileğinde bulunamaz. Çünkü, ihtirazi kayıt ileri sürülmeden, ceza davasında müdahale yoluyla ileri sürülen istek ve zarar tutarının açıklanması,fazla zarar olsa bile onun dava ile ileri sürülmesinden vazgeçildiği iradesinin diğer tarafa ulaştırılması anlamındadır. Bu nedenle davacı Fatma'nın manevi tazminatın miktarına yönelik itirazı varit bulunmadığından bu itirazının reddi gerekmektedir.
2- BK.nun 49. maddesi gereğince, kişisel çıkarları (hakları) halele uğrayan kişi manevi tazminat isteyebilir. Kişisel haklara tecavüz yüzünden bedensel ve ruhsal açılara uğrayan kişiye, bunların telafisi için bir miktar para ödenmesi, zarara uğrayanı kısmen de olsa tatmin amacını güder. MK.nun 24. maddesinde düzenlenen ve BK.nun 49. maddesi ile de teyit edilen esas kural uyarınca manevi tazminat istenebilmesi, kişisel hak ve yararların halele uğraması hallerinde mümkündür. Kişilik hakları, kişinin hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlar. Bu hak, insanın doğumu ile kazanılan ve kişiliğine bağlı olan bir haktır. Hayat, beden ve ruh tamlığı, vicdan, din, düşünce ve ekonomik çalışma özgürlüğü, şeref, onur ve saygınlığı, ünü, isim, resim ve sırları hep kişisel varlıklardır. Özellikle aile değer bütünlüğü kişisel varlıkların en önemlilerindendir. Aile bütünlüğü aleyhine işlenen bir haksız eylem, o aileyi oluşturan tüm fertler aleyhine doğrudan doğruya işlenmiş bir haksız eylem sayılır. Çünkü, ailenin saflığını, vakar ve sorumluluğunu korumak, herkes için ahlaki bir görev olduğu kadar, hakimlere düşen bir görevdir. Gerek bilimsel görüşlerde ve gerekse uygulamada bu yön oybirliği ile benimsenmiştir. Temyize konu edilen olayda; davalılardan İzzet4in davacılardan Fatma'nın zorla ırzına geçmekten dolayı 10 sene 6 ay ağır hapis cezasına mahkum edildiği ve 1803 sayılı Yasa gereğince af nedeniyle cezasının ortadan kaldırıldığı, Antalya Ağır Ceza mahkemesi'nin 25.7.1974 günlü ilamiyle sabit olmuştur. Davalılar tarafından işlenen bu eylemin davacı Fatma'nın kişilik haklarını ağır şekilde halele uğrattığı kadar, davacı Fatma'nın anne ve babasının da aile bütünlüğünü doğrudan doğruya haleldar ettiği kuşkusuzdur. Anne ve baba ömürleri boyunca bu olayın doğruacağı acıyı, üzüntüyü duyacaklardır. Çünkü ana ve baba bu olayın doğrudan doğruya mağdurlarıdır. O halde, ana ve baba için de uygun görülecek bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, onlar hakkındaki manevi tazminat isteklerinin reddedilmesi yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın ikinci bendde gösterilen nedenlerle davacılardan Fadıl ve Ferdane yararına (BOZULMASINA), birinci bendde gösterilen nedenle davacı Fatma'nın itirazlarının reddine ve bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdiden incelenmesine yer bulunmadığına ve peşin harcın istek halinde geri verilmesine 16.10.1979 gününde oybirliği ile karar verildi.