 |
Yargıtay içtihatları bölümü
Yargıtay Kararı
T.C.
YARGITAY
11. Hukuk Dairesi
E: 1979/4583
K: 1979/5217
T: 14.11.1979
DAVA : Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara As. 2. Hukuk Hakimliğince verilen 8.12.1978 tarih ve 355/723 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı avukatı tarafından Erol Tolgay ile davalı avukatları Muzaffer Paksoy ve Rahime Kocayiğit gelip temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkili şirketin (İstanbul Hava Yolları) adı altında Almanyada faaliyet gösterdiğini, ortaklardan birinin Batı Almanya Savunma Bakanının oğlu olduğunu, davalı Günaydın Gazetesi 27.12.1973 günlü gerek Ankara ve Gerekse İstanbul baskılarında, müvekkili şirketin 400'den fazla Türk işçisini dolandırdığını açıklayarak müvekkili şirketin itibarını büyük ölçüde sarstığını, şirketin kapasitesine göre sembolik mahiyet arzeden (1 Milyon) lira manevi zararın davalıdan yasal faiziyle beraber tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili Gazetenin İstanbulda çıktığı ve davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava dilekçesinin vazıf olmadığını, esasa vediği cevapta da, davacının adi ortaklık gösterilmesi nedeniyle dava ehliyetinin bulunmadığını, yayında, Alman Savunma Bakanının oğlundan söz edildiğine göre, ancak onun dava hakkı olabileceğini, ayrıca İstanbul Reisen şirketinden söz edilmekle davacının istihracına imkan olmadığını, müvekkili Gazetenin Batı Almanyada satılmadığını yayın gerçeklere uygun olduğu gibi kamusal bir görev bulunduğunu, istek fahiş olmakla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre davacı vekilinin vekil sıfatıyla temsil ettiği (İstanbul Hava Yolları A.O.) ile (İstanbul Hava Yolları)nın aynı olduğu anlaşılmadığı gibi davalı Gazetenin 27 Aralık 1973 günlü sayısının Almanyada yayınlandığı anlaşılamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İstanbul Hava Yolları adi ortaklığı tarafından açılmıştır. Bilindiği gibi adi ortaklığın tüzel kişiliği mevcut değildir. Ortaklığın iki ortağı olup her iki ortağın da ortaklığı temsile yetkili bulunduğu Hannover Başkonsolosluğunun 14.11.1975 günlü onayını taşıyan tanıma belgesinden anlaşılmaktadır. Olayda ortaklardan Kemal Dörtcan vekili olan avukat tarafından dört avukata vekaletname verilmiştir.
Adi ortaklıklarda idareci ortak olağan şirket işlerini yürütmeye yetkilidir. Olağanüstü işler için ise bütün ortakların ittifakı şarttır (BK. 525). Diğer bir deyimle idare hakkı olağan işleri kapsar. Dava açmanın olağan işlerden olup olmadığı hususuna gelince, B.Y.nın 530. maddesi hükmü gereğince idareci ortak ile diğer ortaklar arasındaki ilişkiler, vekalet hükümlerine tabidir. Oysa BK.nun 388/3. maddesine göre özel yetki olmadıkça vekil dava açamaz. BK.nun 388/3.de yazılı işler için ortaklık kararı gerekir. (Poroy. Tekinalp, Çamoğlu, ortaklıklar ve Kooperatif Hukuk, 1977, sh. 53-54 M.Yalman, E. Taylan, Adi ortaklık 1976, Sh. 106-107-Prof. Bakı Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1979, sh. 647). Davada böyle bir ortaklık kararı mevcut olmadığından ve vekil durumunda olup vekaletname vermiş olan idareci ortağın bu durumda dava açma hakkı bulunmadığının kabulü gerekir.
Diğer yandan yukarıda belirtildiği veçhile, adi ortaklığın tüzel kişiliği mevcut değildir. Bu itibarla adi ortaklık adına davayı da bütün ortakların (gerçek kişilerin) veya diğer ortaklardan bu konuda açık yetki almış idareci ortağın açması gerekirdi. Aksi halde adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından, taraf ehliyeti de olamayacağından, davanın bu sebeple reddi gerekir (Prof. Baki Kuru, age, sh. 646). Dava dilekçesi incelendikten, davacı yerinde sadece adi ortaklığın adi yazılı olduğu gibi dava dilekçesi içerisinde de daima "müvekkili şirketten" söz edilmiştir. Bu durumda davacı adi ortaklıktır. Adi ortaklığın ise tüzel kişiliği ve dolayısiyle taraf olma ehliyeti yoktur. O halde davanın bu nedenle de reddi icap ederdi.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan mahkeme kararının ONANMASINA, ve davalı vekili için takdir edilen 3.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine 14.11.1979 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.