Ev sahibini suistimal eden Kiracı sorunu. HELP!!
Merhabalar dostlar; 6 Aralık 2021 tarihinde şahsıma ait annem ve bendenizin geçimini sağladığı hemen karşı dairemizi sağ olsun 85 yaşındaki annemin duygusallığı devreye girince 1600tl karşılığında (bulunduğu konum itibariyle denklerine göre oldukça uygun) baba ve kızına kiraya verdik. Dairenin badana boya ve bilimum bakımının yapılacağı teminatını kendilerinden de alarak depozito talep etmedik.
25 Şubat 2022 tarihi itibariyle annem vefat etti. Bu noktadan sonra insan yalnızlığıyla baş başayken bazı gerçekleri daha net görerek idrak etme şansına sahip olabiliyor bunu fark ettim. Yıllardır kronik böbrek yetmezliği ile boğuşan biri olarak son dönemlerde ekonomik sebeplerden ötürü GSS borcumu çalışamadığımdan ve hayatta olduğu dönemde annemin yaşı itibariyle bakımıyla ilgilenmek zorunda olduğumdan ödeyemedim. Dolayısıyla tedavi sürecim aksadığı için yaşam standardım ciddi manada düşmeye başladı (etrafa borçlanmalar v.s.).
Art niyet göz etmeksizin kiracı açısından bakıldığında nezih bir semtte 1600tl oturabiliyor olmak bir avantaj, fakat ilerleyen safhada bu durumun içerisine art niyetin de dahil edilmesi pek de hoş karşılanacak bir durum değil hak verirsiniz ki. Nihayetinde insan bu safhaya gelmeden ufak ufak kendisine kesinlikle yapılmaması konusunda sinyallerinin verildiği bir durumla burnunun dikine gidercesine karşı karşıya kalınca sinirleniyor.
Nihayetinde ben evi satacağımı kiracıma sözlü olarak belirttim. Fakat annemin vefatından sonra kiracımın suistimale yatkın olduğunu şuradan anladım. Ne zaman ona oturmaya gitsem ve daire ile alakalı bir konu konuşacak olsak kendi istediğini empoze etmeye çalışıyordu. Örneğin tüfeye göre kira artışı mı düşünüyoruz. Diyordu k; ''Tüfeye göre değil, ben ne kadar zam alırsam ona göre'' Yani kendi alanında bire bir diyalog esnasında kendi istediğini yaptırmaya tercih ettiği reaksiyonu almaya meyilli bir yapısı olduğunu keşfettim. Fakat tam havaya girdiğinde ''yok ama kanunen öyle bir şey yok'' dediğimde siniveriyordu. Çoğunlukla ben ortak paydada buluşabileceğimizi zannedeyim (''sağlık önemli, haklısın'' deyip yine de bildiğinden vazgeçmeyip burnunun dikine gitmesi) yada sırtımı sıvazlamayı tercih ettiğinde (iyi polis/kötü polis) sözüm ona bana hak veriyormuşcasına tavırlar da sergiliyordu. Elbette hepsi onun dairesinde ve ben daireyi terk edene kadar. Hani şey tipler vardır ya; Evladına rol modelmiş gibi davranır ama bağımsızlığını ilan ettiğinde işine geldiği gibi davranmaktan asla kaçınmaz.
Kendisine sağlık problemlerimden ötürü ve yaşam kalitemin ciddi manada düştüğünü de belirterek daireyi satacağımı belirttiğimde aldığım karşılık şu oldu. '' haklısın. sağlıktan önemli hiçbir şey yok. Ben seni sıkıntıya sokmak istemem. Burada uzun soluklu düşünüyordum (yarın ne olacağımız belli değil). Kendi kiracımla 3 yıllık sözleşme yaptım. Sen şimdi daireyi satacaksın ya, ondan alacağın paranın üzerine 3-5 ekle bana ver. Senden çıkacağına ondan çıksın''
Bu noktadan sonra nevrim tamamen döndü. Kendisini ben tanımlayacak bir sürü kifayetsiz terim bulabilirim de, en anlaşılırı bu konuyu anlattığımda etrafımdakilerin onu özetleyişiydi. 'nereden buldun bu *uştu?''
Bu cevabından sonra ben kendisine bu tarz bir beklentiye girmemesini, kanunen de kişisel olarak da mümkün olmadığını, kendisinin bunu şuan konuşarak aslında doğmamış çocuğa don biçmeye kalktığını ve meselenin ev satıldıktan sonra yeni ev sahibiyle konuşulması gerektiğini söyledim. Daireyi terk ederken beni ikna edemediğinden gerçek yüzünü gösterdi ve dedi ki; ''içeride öyle demiyordun ama'' Sanki içeride isteğini onaylamışım gibi.
Bu hengameden evvel bana anlattığı hikaye ise şuydu; Sözüm ona bütün emlakçılar hazırcı ve üçkağıtçıymış. Benden evvel hemen alttaki daireyi kiralamış emlakçıdan, fakat ev sahibini gözü tutmamışmış. Bu anlattığı hikayenin de aslı şu; ''ALTTAKİ EV SAHİBİ VE KARŞIMA ÇIKAN DÜZEN SENİN Kİ GİBİ DEĞİLDİ. SEN BENİM İÇİN DAHA KULLANIŞLI VE SUİSTİMALE AÇIKTIN. ANNENİN VEFATIYLA DA EKMEĞİME YAĞ SÜRÜLMÜŞ OLDU.''
Meseleye hakim olduğunuzu düşünerek son kertede olanları anlatıp, sizlerin desteğini ve fikirlerini rica edeceğim.
Geçtiğimiz Kasım ayında kira arttırımı konusunu açtım telefonda, %25 sınırının iki taraf içinde hakkaniyetli olmadığından (ki bunda ikimizde hemfikirdik) ve zaten kişisel problemlerimiz olmadığından (aslında çoktan kişiselleşmiş mesele) genelde diğer insanların %50-60 seviyelerinde ortak paydada buluşabildiklerini ve 2500tl'de karar kılabileceğimizi belirttim. Kendisinin verdiği cevap şu oldu. ''zaten %25 sınırı var. %50 çok olmamış mı? Kızımla yaşadığım halde geçen ay bana 7000tl kredi kartı borcu geldi'' dedi. Aslında telefondaki bu diyalogda bile kendi istediği reaksiyonu almaya çalıştığı aşikardı. O topa girmedim elbette, fakat o noktadan sonra onunla yürümeyeceğini netleştirmiş oldum. Gittim. 1600tl kiramı aldım. O esnada her zaman ki taktiğini kullanıp beni kendi alanına davet etti. Malum ikna edebilmek nabız yoklamak adına, ben hiç tenezzül etmedim ve ağzından baklayı çıkarıverdi. ''bi değişik çok soğuk davranıyorsun. eskisi gibi değilsin'' :)))) Malum genelde tipik reaksiyondur. İnsanlar sizi kullanamadıklarında değiştiğinizi yada soğuduğunuzu ima ederler.
Ben de kendisine sözleşme yenilemeyeceğime dair ihtarname çektiğimi ve kendisiyle yürütemeyeceğimizi yüzüne söyledim. O günden beri tabir-i caize çok da haklıymışcasına ne zaman birisine evi göstermeye kalksam somağını şişirip benimle pek diyaloğa girmemeyi tercih ederek getirdiğim misafirlere de çıkarken ''biz kemalle konuştuk zaten, olur da evi alırsanız 3-5 ateşlersiniz'' imasında bulunmaya yelteniyor garip bir şekilde.
Nihayetinde evi satın almak üzere 2 aday var. Önümüzdeki hafta nihayete erdireceğiz. Merak ettiğim şu; Bu kadar stres yapmama değer mi, geldiğimiz nokta itibariyle ben neler yapmalıyım, evi yeni satın alan neler yapmalı ve en önemlisi biz bu adama çıkarken para vermek zorunda mıyız? İşlerin bambaşka bir boyuta gitmemesi adına neler yapabiliriz?
Şimdiden hassasiyetinize ve ayıracağınız zaman çok teşekkürler. Hakkınızı helal edin.
25 Şubat 2022 tarihi itibariyle annem vefat etti. Bu noktadan sonra insan yalnızlığıyla baş başayken bazı gerçekleri daha net görerek idrak etme şansına sahip olabiliyor bunu fark ettim. Yıllardır kronik böbrek yetmezliği ile boğuşan biri olarak son dönemlerde ekonomik sebeplerden ötürü GSS borcumu çalışamadığımdan ve hayatta olduğu dönemde annemin yaşı itibariyle bakımıyla ilgilenmek zorunda olduğumdan ödeyemedim. Dolayısıyla tedavi sürecim aksadığı için yaşam standardım ciddi manada düşmeye başladı (etrafa borçlanmalar v.s.).
Art niyet göz etmeksizin kiracı açısından bakıldığında nezih bir semtte 1600tl oturabiliyor olmak bir avantaj, fakat ilerleyen safhada bu durumun içerisine art niyetin de dahil edilmesi pek de hoş karşılanacak bir durum değil hak verirsiniz ki. Nihayetinde insan bu safhaya gelmeden ufak ufak kendisine kesinlikle yapılmaması konusunda sinyallerinin verildiği bir durumla burnunun dikine gidercesine karşı karşıya kalınca sinirleniyor.
Nihayetinde ben evi satacağımı kiracıma sözlü olarak belirttim. Fakat annemin vefatından sonra kiracımın suistimale yatkın olduğunu şuradan anladım. Ne zaman ona oturmaya gitsem ve daire ile alakalı bir konu konuşacak olsak kendi istediğini empoze etmeye çalışıyordu. Örneğin tüfeye göre kira artışı mı düşünüyoruz. Diyordu k; ''Tüfeye göre değil, ben ne kadar zam alırsam ona göre'' Yani kendi alanında bire bir diyalog esnasında kendi istediğini yaptırmaya tercih ettiği reaksiyonu almaya meyilli bir yapısı olduğunu keşfettim. Fakat tam havaya girdiğinde ''yok ama kanunen öyle bir şey yok'' dediğimde siniveriyordu. Çoğunlukla ben ortak paydada buluşabileceğimizi zannedeyim (''sağlık önemli, haklısın'' deyip yine de bildiğinden vazgeçmeyip burnunun dikine gitmesi) yada sırtımı sıvazlamayı tercih ettiğinde (iyi polis/kötü polis) sözüm ona bana hak veriyormuşcasına tavırlar da sergiliyordu. Elbette hepsi onun dairesinde ve ben daireyi terk edene kadar. Hani şey tipler vardır ya; Evladına rol modelmiş gibi davranır ama bağımsızlığını ilan ettiğinde işine geldiği gibi davranmaktan asla kaçınmaz.
Kendisine sağlık problemlerimden ötürü ve yaşam kalitemin ciddi manada düştüğünü de belirterek daireyi satacağımı belirttiğimde aldığım karşılık şu oldu. '' haklısın. sağlıktan önemli hiçbir şey yok. Ben seni sıkıntıya sokmak istemem. Burada uzun soluklu düşünüyordum (yarın ne olacağımız belli değil). Kendi kiracımla 3 yıllık sözleşme yaptım. Sen şimdi daireyi satacaksın ya, ondan alacağın paranın üzerine 3-5 ekle bana ver. Senden çıkacağına ondan çıksın''
Bu noktadan sonra nevrim tamamen döndü. Kendisini ben tanımlayacak bir sürü kifayetsiz terim bulabilirim de, en anlaşılırı bu konuyu anlattığımda etrafımdakilerin onu özetleyişiydi. 'nereden buldun bu *uştu?''
Bu cevabından sonra ben kendisine bu tarz bir beklentiye girmemesini, kanunen de kişisel olarak da mümkün olmadığını, kendisinin bunu şuan konuşarak aslında doğmamış çocuğa don biçmeye kalktığını ve meselenin ev satıldıktan sonra yeni ev sahibiyle konuşulması gerektiğini söyledim. Daireyi terk ederken beni ikna edemediğinden gerçek yüzünü gösterdi ve dedi ki; ''içeride öyle demiyordun ama'' Sanki içeride isteğini onaylamışım gibi.
Bu hengameden evvel bana anlattığı hikaye ise şuydu; Sözüm ona bütün emlakçılar hazırcı ve üçkağıtçıymış. Benden evvel hemen alttaki daireyi kiralamış emlakçıdan, fakat ev sahibini gözü tutmamışmış. Bu anlattığı hikayenin de aslı şu; ''ALTTAKİ EV SAHİBİ VE KARŞIMA ÇIKAN DÜZEN SENİN Kİ GİBİ DEĞİLDİ. SEN BENİM İÇİN DAHA KULLANIŞLI VE SUİSTİMALE AÇIKTIN. ANNENİN VEFATIYLA DA EKMEĞİME YAĞ SÜRÜLMÜŞ OLDU.''
Meseleye hakim olduğunuzu düşünerek son kertede olanları anlatıp, sizlerin desteğini ve fikirlerini rica edeceğim.
Geçtiğimiz Kasım ayında kira arttırımı konusunu açtım telefonda, %25 sınırının iki taraf içinde hakkaniyetli olmadığından (ki bunda ikimizde hemfikirdik) ve zaten kişisel problemlerimiz olmadığından (aslında çoktan kişiselleşmiş mesele) genelde diğer insanların %50-60 seviyelerinde ortak paydada buluşabildiklerini ve 2500tl'de karar kılabileceğimizi belirttim. Kendisinin verdiği cevap şu oldu. ''zaten %25 sınırı var. %50 çok olmamış mı? Kızımla yaşadığım halde geçen ay bana 7000tl kredi kartı borcu geldi'' dedi. Aslında telefondaki bu diyalogda bile kendi istediği reaksiyonu almaya çalıştığı aşikardı. O topa girmedim elbette, fakat o noktadan sonra onunla yürümeyeceğini netleştirmiş oldum. Gittim. 1600tl kiramı aldım. O esnada her zaman ki taktiğini kullanıp beni kendi alanına davet etti. Malum ikna edebilmek nabız yoklamak adına, ben hiç tenezzül etmedim ve ağzından baklayı çıkarıverdi. ''bi değişik çok soğuk davranıyorsun. eskisi gibi değilsin'' :)))) Malum genelde tipik reaksiyondur. İnsanlar sizi kullanamadıklarında değiştiğinizi yada soğuduğunuzu ima ederler.
Ben de kendisine sözleşme yenilemeyeceğime dair ihtarname çektiğimi ve kendisiyle yürütemeyeceğimizi yüzüne söyledim. O günden beri tabir-i caize çok da haklıymışcasına ne zaman birisine evi göstermeye kalksam somağını şişirip benimle pek diyaloğa girmemeyi tercih ederek getirdiğim misafirlere de çıkarken ''biz kemalle konuştuk zaten, olur da evi alırsanız 3-5 ateşlersiniz'' imasında bulunmaya yelteniyor garip bir şekilde.
Nihayetinde evi satın almak üzere 2 aday var. Önümüzdeki hafta nihayete erdireceğiz. Merak ettiğim şu; Bu kadar stres yapmama değer mi, geldiğimiz nokta itibariyle ben neler yapmalıyım, evi yeni satın alan neler yapmalı ve en önemlisi biz bu adama çıkarken para vermek zorunda mıyız? İşlerin bambaşka bir boyuta gitmemesi adına neler yapabiliriz?
Şimdiden hassasiyetinize ve ayıracağınız zaman çok teşekkürler. Hakkınızı helal edin.