Hukuken tek taraflı olarak sözleşmeyi fesh etmişsiniz; ev sahibinizin hukuki yola başvurması halinde, söz konusu gayrimenkulün kiraya verilebilmesi için geçecek makul zaman diliminin kirasını ödemek zorunda kalabilirsiniz. Aşağıdaki kararın bir bölümü, sizin konunuzla örtüşüyor.
T.C.
YARGITAY
13. Hukuk Dairesi
Esas : 2003/6088
Karar : 2003/10440
Tarih : 22.09.2003
ÖZET : 1-Kiracı kiralananı kiralayanın oluru ile tahliye ettiğini ispat edemediği için kural olarak taşınmazın dönem sonuna kadar olayımızda ise yeniden kiraya verilen tarihe kadar olan kira bedelinden sorumludur.
2-Bilirkişi raporunda taşınmazda hor kullanma sonucu oluşan hasar kalemleri ve bunların her birisinin bedeli ayrı ayrı belirlenmeli (belirlenen hasarlar için toplam değer belirtilmemeli) kiralayanın veya vekilinin keşif esnasındaki beyanıda dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır.
(818 sayılı BK. m. 44)
KARAR METNİ :
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davalı vekili avukat Yenal Özsüer ile davacı vekili avukat Işıl Değerli´nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kendisine ilişkin 1/A ve 104 no.lu işyeri ile bir depoyu davalıya kiraladığını, davalının kira müddeti bitmeden mecuru 2001 yılı Ocak ayında hasarlı olarak terkettiğini, yaptırdığı tesbitle hasar miktarının 2.000.000.000 TL olarak belirlendiğini, davalının 3 aylık kira bedeli olan 2.100.000.000 TL.nın ödemekle yükümlü bulunduğunu, ayrıca faiz, aidat ve su parasından da sorumlu olduğunu ileri sürerek toplam 4.477.080.000 TL.nın faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, iddia edilen hasarların yeni kiracı tarafından onarıldığı için davacının hasar bedeli isteyemeyeceği, davacının tahliyeden haberdar olmasına rağmen yeniden kiraya vermek için gayret göstermediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taşınmazın 1.1.2000 gününde tahliye edildiği, erken tahliyeden sonra geriye kalan 3 aylık sürenin uzun süre olmayıp davacının 3 aylık kira bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen hasar bedelini isteyebileceği gerekçesiyle 2.100.000.000 TL kira bedeli ve 1.520.000.000 TL hasar bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Taraflar arasındaki 1.5.1996 başlangıç günlü ve 3 yıl süreli kira sözleşmesinin dönem sonunda feshedilmediği için kira süresinin kendiliğinden uzadığı ve davalının kiralananı 1.1.2000 gününde kira dönemi bitmeden tahliye ettiği hususunda ihtilaf bulunmayıp bu husus mahkemeninde kabulündedir. Davacının aynı taşınmazı 1.4.2000 gününde dava dışı üçüncü şahsa kiraya verdiği anlaşılmakta olup, davacı 1.1.2000 ile 1.4.2000 tarihleri arasında 3 aylık kira bedelini istemektedir. Davalı kiralananı kiralayan davacının oluru ile tahliye ettiğini ispat edemediği için kural olarak taşınmazın dönem sonuna kadar olayımızda ise yeniden kiraya verilen tarihe kadar olan kira bedelinden sorumludur. Ne varki davacıda BK.nun 1998/44 maddesi uyarınca taşınmazı yeniden kiraya vermek için gayret göstermek zorundadır. Dosya arasında bulunan bilirkişi raporlarında, kiralananın 20 günde onarılabileceği ve 2 ayda da kiraya verilebileceği belirtilmiş olup bu hususa davacıda itiraz etmemiştir. Bu olgu karşısında davacının ancak 2 ay 20 tarih kira bedeli talep edebileceğinin kabulü zorunludur. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin, 2 ay 20 güne tekabül eden kira bedeli yerine 3 aylık kira bedeline hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3- Gerek davacının yaptırdığı delil tesbiti sonrası alınan bilirkişi raporunda ve gerekse yargılamada alınan bilirkişi raporunda, taşınmazdaki hasarlar belirlenmiş, ancak her bir hasar kalemi için parasal değerlendirme yapılmayıp belirlenen hasarlar için toplam değer belirtilmiştir. Bilirkişi raporu bu haliyle taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olmadığı gibi, hangi hasarların hor kullanma sonucu oluştuğunda saptanmamıştır. Kaldı ki davacı vekili keşif esnasında hasar tazminatını yalnızca altı bodrum olan halen şok mağazası olarak kullanılan kısma hasretmiş olup, bilirkişi tarafından değerlendirme yapılırken davacı vekilinin bu beyanının dikkate alınıp alınmadığı da belirsizdir. Mahkemece bilirkişiden yeniden rapor alınmak suretiyle, hor kullanma sonucu oluşan hasar kalemleri ve bunların her birisinin bedeli ayrı ayrı belirlenmeli, davacı vekilinin keşif esnasındaki beyanı da dikkate alınarak değerlendirme yapılmalı ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek yazılı biçimde hüküm tesis etmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ : Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentler uyarınca temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 275.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 22.9.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak : Corpus