BORÇLAR KANUNU Mevzuat Listesi
BORÇLAR KANUNU
Kanun Numarası : 818
Kabul Tarihi : 22/4/1926
Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 29/4/1926 Sayı: 359
Yayımlandığı Düstur : Tertip: 3 Cilt: 7 Sayfa: 762
*
* *
Bu Kanunun yürürlükte olmayan hükümleri için bakınız
<>,
Cilt:1 Sayfa:109
*
* *
BİRİNCİ KISIM
Umumi hükümler
BİRİNCİ BAP
Borçların teşekkülü
BİRİNCİ FASIL
Akitten doğan borçlar
(A) AKDİN İNİKADI
I - İki tarafın muvafakati
1 - Umumi şartlar
Madde 1 - İki taraf karşılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyan
ettikleri takdirde, akit tamam olur.
Rızanın beyanı sarih olabileceği gibi zımni dahi olabilir.
2 - İkinci derecedeki noktaların mesküt kalması:
Madde 2 - İki taraf akdin esaslı noktalarında uyuşurlar ise ikinci derece-
deki noktalar sükütla geçilmiş olsa bile akde münakit olmuş nazariyle bakılır.
İkinci derecedeki noktalar hakkında uyuşulamadığı takdirde hakim, işin mahi-
yetine bakarak onları tayin eyler.
Akitlerin şekillerine müteallik hükümler mahfuzdur.
II- İcap ve kabul
1 - Kabul için müddet tayini
Madde 3 - Kabul için bir müddet tayin ederek başka kimseye bir akdin yapıl-
masını teklif eden kimse, bu müddetin hitamına kadar icabından dönemez. Bu müd-
det bitmeden evvel kabul haberi kendisine yetişmezse, icap ile bağlı kalmaz.
2 - Kabul için müddet tayin olunmaksızın icap
a) Hazırlar beyninde
Madde 4 - Kabul için bir müddet tayin olunmaksızın hazır olan bir şahsa
karşı vakı olan icap derhal kabul olunmadığı takdirde, anı yapan bağlı kalmaz.
İki taraf yahut vekillerinin bizzat telefon ile yaptıkları akitlere hazır-
lar arasında icra olunmuş nazariyle bakılır.
b) Gaipler arasında:
Madde 5 - Hazır olmıyan bir şahsa karşı müddet tayin olunmaksızın dermeyan
olunan icap, zamanında ve muntazam surette irsal olunmuş bir cevabın vusulüne
intizar edebileceği dakikaya kadar, onu yapan hakkında lüzum ifade eder.
Bu kimsenin icabını zamanında vasıl olmuş addetmeğe hakkı vardır.
Vaktinde gönderilen kabul haberi icabı yapana geç varır ve o kimse onunla
mülzem olmamak iddiasında bulunursa keyfiyeti derhal kabul edene bildirmeğe
mecburdur.
3 - Zımni kabul:
Madde 6 - İcabı dermeyan eden kimse gerek işin hususi mahiyetinden gerek
hal ve mevkiin icabından naşi sarih bir kabule intizar mecburiyetinde olmadığı
takdirde, eğer icap münasip bir müddet içinde reddolunmamış ise, akde münakit
olmuş nazariyle bakılır.
4 - İltizamsız icap ve aleni icap :
Madde 7 - İcabı dermeyan eden kimse bu baptaki hakları mahfuz olduğunu sara-
haten beyan eder yahut akdi iltizam etmemek niyetinde olduğu gerek halin mukte-
zasından gerek işin hususi mahiyetinden istidlal olunursa, icap lüzum ifade
etmez.
Tarife ve cari fiyat irsali icap teşkil etmez.
Semenini göstererek emtia teşhiri, kaideten icap addolunur.
5 - İlan suretiyle vuku bulan vaitler:
Madde 8 - Bir iş veya bir şey mukabilinde ilan suretiyle bir bedel vadeden
kimse, vadine tevfikan o bedeli vermeğe mecburdur.
O iş veya o şey husule gelmeksizin o kimse vadinden nükül ederse vadettiği
bedeli tecavüz etmemek üzere diğerinin hüsnü niyetle yaptığı masrafı ödemeğe
mecburdur. Fakat umulan muvaffakiyetin elde edilemiyeceğini vaadi yapan kimse
ispat ettiği surette, bu mecburiyete mahal kalmaz.
6 - İcap ve kabulün geri alınması :
Madde 9 - İcabın geri alındığı haberi icabın vusulünden evvel yahut aynı
zamanda mürselünileyhe vasıl olur yahut icaptan sonra vasıl olmakla beraber
mürselünileyhe icaba muttali olmazdan evvel kendisine tebliğ olunursa, icap
keenlemyekün addolunur.
Bu kaide kabulün geri alınmasına da tatbik edilir.
III - Gaipler arasında vukubulan bir akdin hangi zamana istinat ettiği :
Madde 10 - Gaipler arasında icra olunan akitler, kabul haberi irsal olundu-
ğu anda hüküm ifade ederler.
Eğer sarih bir kabule ihtiyaç bulunmazsa akdin hükmü, icabın vusulü anından
itibaren cereyana başlar.
(B) AKİTLERİN ŞEKLİ
I - Umumi kaide ve emrolunan şekillerin şumulü
Madde 11 - Akdin sıhhati, kanunda sarahat olmadıkça hiç bir şekle tabi
değildir.
Kanunun emrettiği şeklin şumul ve tesiri derecesi hakkında başkaca bir hü-
küm tayin olunmamış ise akit, bu şekle riayet olunmadıkça sahih olmaz.
II - Tahriri şekil
1 - Kanunen muayyen şekil
a) Şumulü
Madde 12 - Kanunen tahriri olması lazım olan bir akdin tadili dahi tahriri
olmak lazımdır. Şu kadar ki bu akdi nakız ve tadil etmiyen mütemmim ve fer`i
şartlar bu hükümden müstesnadır.
b) Rükünleri
Madde 13 - Tahriri olması icabeden akitlerde, borç deruhte edenlerin imza-
ları bulunmak lazımdır.
Hilafı kanunda yazılı olmadıkça imzalı bir mektup veya asli borcu üzerine
alanlar tarafından imza edilmiş olan telgrafname tahriri şekil makamına kaim
olur.
c) İmza
Madde 14 - İmza, üzerine borç alan kimsenin el yazısı olmak lazımdır.
Bir alet vasıtasiyle vazolunan imza, ancak örf ve adetçe kabul olunan hal-
lerde ve hususiyle çok miktarda tedavüle çıkarılan kıymetli evrakın imzası la-
zım geldiği takdirde, kafi addolunur.
Amaların imzaları usulen tasdik olunmadıkça yahut imza ettikleri zaman
muamelenin metnine vakıf oldukları sabit olmadıkça, onları ilzam etmez.
d) İmza makamına kaim olacak işaretler
Madde 15 - İmza vaz`ına muktedir olmıyan bir şahıs, imza yerine usulen tas-
dik olunmuş ve el ile yapılmış bir alamet vazetmeğe yahut resmi bir şahadetname
kullanmağa mezundur. Kambiyo poliçesine müteallik hükümler mahfuzdur.
2 - Akitte mahfuz kalan şekil
Madde 16 - İki taraf kanunen hususi bir şekle tabi olmıyan bir akdin hususi
bir şekilde yapılmasını kararlaştırmışlar ise, akit takarrür eden şekilde yapıl-
madıkça iki taraf bununla ilzam olunamaz.
İki taraf muayyen bir surette keyfiyeti izah etmiyerek tahriri şekilden bah-
setmiş oldukları takdirde, kanun bu şekle riayet olunmasını emrediyorsa, iki ta-
rafın ona riayet etmesi lazımdır.
(C) BORCUN SEBEBİ
Madde 17 - Borcun sebebini ihtiva etmemiş olsa bile borç ikrarı muteberdir.
(D) AKİTLERİN TEFSİRİ MUVAZAA
Madde 18 - Bir akdin şekil ve şartlarını tayininde, iki tarafın gerek seh-
ven gerek akitteki hakiki maksatlarını gizlemek için kullandıkları tabirlere
ve isimlere bakılmıyarak, onların hakiki ve müşterek maksatlarını aramak lazım-
dır.
Tahriri borç ikrarına istinat ile alacaklı sıfatını iktisabeden başkasına
karşı, borçlu tarafından muvazaa iddiası dermeyan olunamaz.
(H) AKDİN MEVZUU
I - Erkanı
Madde 19 - Bir akdin mevzuu, kanunun gösterdiği hudut dairesinde, serbest-
çe tayin olunabilir.
Kanunun kat`i surette emreylediği hukuki kaidelere veya kanuna muhalefet;
ahlaka (adaba) veya umumi intizama yahut şahsi hükümlere müteallik haklara mu-
gayir bulunmadıkça, iki tarafın yaptıkları mukaveleler muteberdir.
II - Butlan
Madde 20 - Bir akdin mevzuu gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka
(adaba) mugayir olursa o akit batıldır.
Akdin muhtevi olduğu şartlardan bir kısmının butlanı akdi iptal etmeyip
yalnız şart, lağvolur. Fakat bunlar olmaksızın akdin yapılmıyacağı meczum bulun-
duğu takdirde, akitler tamamiyle batıl addolunur.
III - Gabin:
Madde 21 - Bir akitte ivazlar arasında açık bir nispetsizlik bulunduğu tak-
dirde, eğer mutazarrırın müzayaka halinde bulunmasından veya hiffetinden yahut
tecrübesizliğinden istifade suretiyle vukua getirilmiş ise, mutazarrır bir sene
zarfında akdi feshettiğini beyan ederek verdiği şeyi geri alabilir.
Bu müddet, akdin inikadından itibaren cereyan eder.
IV - Akit yapmak vadı
Madde 22 -Bir akdin ilerde inşa edilmesine dair yapılan mukavele muteberdir.
Kanun iki tarafın menfaatleri için bu akdin sıhhatini bir nevi şekle riayet
etmeğe tabi kıldığı takdirde, bu şekil o akdin yapılması taahhüdüne de tatbik
olunur.
(V) RIZADAKİ FESAT
I - Hata:
1 - Hatanın hükümleri
Madde 23 - Akit yapılırken esaslı bir hataya duçar olan taraf, o akit ile
ilzam olunamaz.
2 - Hata halleri:
Madde 24 - Esaslı hatalar, hulasatan şunlardır:
1 - Hata ettiğini iddia eden tarafın bir akit hakkında rizasını beyan eder-
ken başka bir akit kastetmiş olması.
2 - Hata ettiğini iddia eden tarafın akitte makudun aleyhi teşkil eden şey-
den gayri bir şey kastetmiş yahut üzerine borç alırken başlıca nazara aldığı
şahıs ta yanılmış olması.
3 - Hata ettiğini iddia eden tarafın taahhüt ettiği ıvazın kasdettiği şeyden
ehemmiyetli surette çok ve mukabil ıvazın ehemmiyetli surette az olması.
4 - Hata ettiğini iddia eden tarafça akdin lüzumlu vasıflarından olarak
nazara alınmasına ticari doğruluğun müsait olduğu şeylerde hata edilmiş olması.
Akdin yalnız saiklerine taalluk eden hata, esaslı değildir.
Adi hesap yanlışlığı, akdin sıhhatini ihlal etmez. Bunlar tashih olunmakla
iktifa olunur.
3 - Hüsnüniyet kaidelerine muhalif hareket davası
Madde 25 - Hataya düçar olan taraf, hüsnüniyet kaidelerine muhalif bir
surette ona istinat edemez.
Bilhassa yapmağı kastettiği akdi diğer taraf icraya hazır olduğunu beyan
ettiği takdirde, bu akit onun hakkında lüzum ifade eder.
4 - İhmal yüzÜnden hata
Madde 26 - Akdin hükmünden kurtulmak için hata ettiğini iddia eden taraf,
eğer hata kendi kusurundan ileri gelmiş ise, mukavelenin bu suretle feshinden
mütevellit zararı tazmine mecburdur. Fakat diğer taraf hataya vakıf olmuş veya
vakıf olması muktazi bulunmuş olduğu takdirde, tazminat lazım gelmez.
Eğer hakkaniyet icabederse hakim, mutazarrır olan tarafın lehinde daha fazla
tazminat hükmedebilir.
5 - Bir vasıtanın hatası
Madde 27 - İki taraftan birinin rızası bir muhbir veya tercüman gibi diğer
bir vasıta tarafından yalnış olarak naklolunduğu takdirde, hata hakkındaki
hükümlere göre muamele olunur.
II - Hile
Madde 28 - Diğer tarafın hilesiyle akit icrasına mecbur olan tarafın hatası
esaslı olmasa bile, o akit ile ilzam olunmaz.
Üçüncü bir şahsın hilsine düçar olan tarafın yaptığı akit lüzum ifade eder.
Şu kadar ki diğer taraf bu hileye vakıf bulunur veya vakıf olması lazımgelirse,
o akit lazım olmaz.
III - İkrah
1 - Akdin inkizası
Madde 29 - Eğer iki taraftan biri diğer tarafın yahut üçüncü bir şahsın ik-
rahiyle bir akit yapmış olursa, kendi hakkında lüzum ifade etmez.
İkrah, üçüncü bir şahsın fiili olup ta diğer taraf ona vakıf olmamış yahut
vakıf olması lazım bulunmamış olduğu takdirde bu ikraha düçar olan taraf, akdi
fesh ederse, hakkaniyet iktiza ettiği halde diğer tarafa tazminat vermeğe
mecburdur.
3 - İkrahın şartları
Madde 30 - İkrah olunan taraf, hal ve mevkiine nazaran kendisinin yahut
yakın akrabasından birinin hayat veya şahıs veya namus yahut malları ağır ve
derhal vukubulacak bir tehlikeye maruz olduğuna kanaat getirdiği takdirde ikrah,
muteber addolunur.
Bir hakkın veya kanuni salahiyetin isteneceği ve kullanılacağı tehdidi ile
müzayakaya düçar olan kimsenin yaptığı akit, tehdit eden için fahiş menfaatler
temin etmiyorsa; bu tehdit, ikrahı muteber addolunmaz. Fakat fahiş menfaatler
istihsali için tehdit olunan tarafın müzayaka halinde bulunmasından istifade
olunmuş olursa bu korku nazara alınır.
IV - Akde icazet ile rızanın fesadı bertaraf edilmesi
Madde 31 - Hata veya hile ile haleldar olan yahut ikrah ile yapılan akit
ile mülzem olmayan taraf bu akdi ifa etmemek hakkındaki kararını diğer tarafa
beyan yahut verdiği şeyi istirdat etmeksizin bir seneyi geçirir ise, akde ica-
zet verilmiş nazariyle bakılır. Bu mehil, hata veya hilenin anlaşıldığı veya
korkunun zail olduğu tarihten itibaren cereyan eder.
Hile ile haleldar olmuş yahut ikrah ile yapılmış olan bir akde icazet,
zarar ve ziyan talebinden feragati istilzam etmez.
(Z) TEMSİL
I - Salahiyete müstenit temsil
1 - Umumiyet itibariyle
a) Temsilin hükümleri
Madde 32 - Salahiyettar bir mümessil tarafından diğer bir kimse namına ya-
pılan akdin alacak ve borçları, o kimseye intikal eder.
Akdi yapar iken mümessil, sıfatını bildirmediği takdirde akdin alacak ve
borçları kendisine ait olur. Şukadar ki kendisiyle akdi yapan kimse, bir temsil
münasebeti mevcut olduğunu halden istidlal eder yahut bunlardan biri veya diğeri
ile akit icrası kendisince farksız bulunur ise akdin hakları temsil olunan kim-
seye ait olur.
Sair hallerde alacağın temliki yahut borcun nakli hakkında mevzu usule tev-
fikan muamele icrası lazımgelir.
b) Salahiyetin derecesi
Madde 33 - Başkası namına temsil hukuku ammeden münbais ise mümessilin
salahiyetinin derecesi bu baptaki kanuni hükümler ile taayyün eder. Temsil hu-
kuki bir tasarruftan tevellüt etmiş ise salahiyetin derecesi o tasarruf ile
taayyün eyler.
Şukadarki mümessilin salahiyetinin derecesi üçüncü şahsa beyan ve tebliğ
edilmiş ise ancak bu beyana itibar olunur.
2 - Hukuki muameleden neşet eden salahiyet
A) Salahiyetin tahdidi ve refi
Madde 34 - Temsil olunan kimse, hukuki bir tasarruftan tevellüt eden tem-
sil salahiyetini her zaman tahdit veya ref edebilir. Bundan dolayı mümessilin,
bir hizmet veya şirket veya vekalet akdi gibi sebeplere istinat ederek dava
ikamesi hakkına halel gelmez.
Temsil olunan kimsenin bu hakkından evvelce feragat etmesi hükümsüzdür.
Temsil olunan kimse gerek sarahaten gerek delaleten verdiği salahiyeti diğer
kimselere bildirdiği halde bu salahiyeti tamamen veya kısmen ref ettiğini bil-
dirmemiş olursa salahiyetin bu suretle ref`ini üçüncü şahıslara karşı derme-
yan edemez.
B) Ölüm ve ehliyetsizliğin ve sairenin hükümleri
Madde 35 - Hilafı iki tarafça kararlaştırılmış yahut maslahatın mahiyetinden
istidlal olunmuş olmadıkça hukuki bir muameleden mütevellit temsil salahiyeti
mümessilin yahut temsil edilenin vefatı veya gaiplik hükmünün ilanı veya medeni
hakların kullanılması salahiyetinin izaası yahut ikisinden birinin yahut her
ikisinin iflas ilan etmesiyle, nihayet bulur.
Bir hükmi şahsın mevcudiyeti hitam bulduğu yahut bir şirket fesh olunduğu
takdirde de hüküm yine böyledir.
İki tarafın birbirine karşı haiz oldukları şahsi haklar mahfuz kalır.
C) Salahiyeti havi olan senedin iadesi
Madde 36 - Salahiyeti natık vesikayı haiz olan mümessil, vazifesi hitam bul-
duğu takdirde, onu temsil edilene iade yahut mahkemeye tevdi etmeğe mecburdur.
Eğer temsil edilen yahut halefleri, mümessili bu hususa icbar etmekte
tekasül ederlerse, bundan dolayı hüsnüniyet ile hareket eden üçüncü şahısların
düçar olacakları zararı tazmin etmeğe mecbur olurlar.
D) Salahiyetin hangi zamandan itibaren nihayet bulacağı
Madde 37 - Mümessil kendi salahiyetinin hitam bulduğuna vakıf olmadığı
müddetçe, temsil edilen yahut halefleri, bu salahiyet henüz baki imiş gibi
onun muamelesi ile alacaklı veya borçlu olurlar.
Üçüncü şahısların, salahiyetin nihayet bulduğuna vakıf oldukları suretler
müstesnadır.
II - Salahiyetin fıkdanı
1 - İcazet
Madde 38 - Bir kimse salahiyeti olmadığı halde diğer bir şahıs namına bir
akit yaptığı takdirde, bu şahıs bu akde icazet vermedikçe alacaklı veya borçlu
olmaz. Diğer tarafın, temsil edilenin münasip bir müddet içinde o akde icazet
verip vermiyeceğini beyan etmesini talebe hakkı vardır. Bu müddet zarfında
icazet verilmediği halde, o kimse mülzem olmaz.
2 - İcazetin bulunmaması
Madde 39 - Eğer icazetten sarahaten veya zımnen imtina olunursa, akdin sahih
olmamasından tahaddüs eden zararın tazmini zımnında, mümessil sıfatını takınan
kimse aleyhinde dava ikame olunur. Fakat bu kimse diğer tarafın salahiyeti
bulunmadığına vakıf olduğu veya vakıf olması lazımgeldiğini ispat ettiği takdir-
de, davaya mahal yoktur. Mümessilin taksiri vukuunda hakkaniyet iktiza ettiği
halde hakim, onu daha fazla zarar ve ziyan itasına mahküm eder.
Haksız mal iktisabı esasına binaen dava ikamesi hakkı, bu hallerin kaffesin-
de bakidir.
III- Mahfuz hükümler
Madde 40 - Şirket mümessil ve memurlarının ve tüccar vekillerinin
salahiyetleri hakkında hükümler mahfuzdur.
İKİNCİ FASIL
Haksız muamelelerden doğan borçlar
(A) UMUMİ KAİDELER
I - Mesuliyet şeraiti
Madde 41 - Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile hak-
sız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mec-
burdur.
Ahlaka mugayir bir fiil ile başka bir kimsenin zarara uğramasına bilerek
sebebiyet veren şahıs, kezalik o zararı tazmine mecburdur.
II - Zararın tayini
Madde 42 - Zararı ispat etmek müddeiye düşer, zararın hakiki miktarını ispat
etmek mümkün olmadığı takdirde hakim, halin mutat cereyanını ve mutazarrır olan
tarafın yaptığı tedbirleri nazara alarak onu adalete tevfikan tayin eder.
III- Tazminat miktarının tayini
Madde 43 - Hakim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazmi-
natın suretini ve şumulünün derecesini tayin eyler.
Zarar ve ziyan irad şeklinde tayin olunduğu takdirde borçludan icabeden te-
minat alınır.
IV - Tazminatın tenkisi
Madde 44 - Mutazarrır olan taraf zarara razı olduğu yahut kendisinin fiili
zararın ihdasına veya zararın tezayüdüne yardım ettiği ve zararı yapan şahsın
hal ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakim, zarar ve ziyan miktarını tenkis
yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir.
Eğer zarar kasden veya ağır bir ihmal veya tedbirsizlikle yapılmamış olduğu
ve tazmini de borçluyu müzayakaya maruz bıraktığı takdirde hakim, hakkaniyete
tevfikan zarar ve ziyanı tenkis edebilir.
V - Hususi haller
1 - Adam ölmesi ve cismanizarar
A) Ölüm takdirinde zarar ve ziyan
Madde 45 - Bir adam öldüğü takdirde zarar ve ziyan, bilhassa defin masraf-
larını da ihtiva eder. Ölüm, derhal vukubulmamış ise zarar ve ziyan tedavi mas-
raflarını ve çalışmağa muktedir olamamaktan mütevellit zararı ihtiva eder.
Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldık-
ları takdirde, onların bu zararınıda tazmin etmek lazımgelir.
B) Cismani zarar halinde lazımgelen zarar ve ziyan
Madde 46 - Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kısmen çalışma-
ğa muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten te-
vellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir.
Eğer hükmün suduru esnasında, kafi derecede kanaat ile cismani zararın neti-
celerini tayin etmek mümkün değil ise; hükmün tefhimi tarihinden itibaren iki
sene zarfında hakimin, tetkik salahiyetini muhafaza etmeğe hakkı vardır.
KANUNLAR, HAZİRAN 1988 (EK - 2)
C) Manevi tazminat
Madde 47 - Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan
kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete
muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.
2 - Haksız rekabet
Madde 48 - Yanlış ilanlar yahut hüsnüniyet kaidelerine mugayir sair hareket-
ler ile müşterileri tenakus eden yahut bunları gaip etmek korkusuna maruz olan
kimse bu fiillere hitam verilmesi için faili aleyhinde dava ikame ve failin
hatası vukuunda sebebiyet verdiği zararın tazminini talep edebilir.
(Ek: 29/6/1956 - 6763/41 md.) Ticari işlere ait olan haksız rekabet hakkında
Ticaret Kanunu hükümleri mahfuzdur.
3 - Şahsi menfaatlerin haleldar olması
Madde 49 - (Değişik: 4/5/1988 - 3444/8. md.)
Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı ma-
nevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava
edebilir.
Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal
ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alır.
Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya
ilave edebileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu
kararın basın yolu ile ilanına da hükmedebilir.
VI - Müteselsil mesuliyet
1 - Haksız fiil halinde
Madde 50 - Birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde
müşevvik ile asıl fail ve fer`an methali olanlar, tefrik edilmeksizin mütesel-
silen mesul olurlar. Hakim, bunların birbiri aleyhinde rücu hakları olup olma-
dığını takdir ve icabında bu rücuun şumulünün derecesini tayin eyler.
Yataklık eden kimse, vakı olan kardan hisse almadıkça yahut iştirakiyle bir
zarara sebebiyet vermedikçe mesul olmaz.
2 - Muhtelif sebeplerin içtimaı halinde
Madde 51 - Müteaddit kimseler muhtelif sebeplere (haksız muamele, akit,
kanun) binaen mesul oldukları takdirde haklarında, birlikte bir zarar vukuuna
sebebiyet veren kimseler hakkındaki hükümlere göre muamele olunur.
Kaideten haksız bir fiili ile zarara sebebiyet vermiş olan kimse en evvel,
tarafından hata vaki olmamış ve üzerine borç alınmamış olduğu halde kanunen
mesul olan kimse en sonra, zaman ile mükellef olur.
VII -Meşru müdafaa, ıztırar ve kendi hakkını vikaye için kuvvet kullanılması
Madde 52 - Meşru müdafaa halinde mütecavizin şahsına veya mallarına yapılan
zarardan dolayı tazminat lazım gelmez.
Kendisini veya diğerini zarardan yahut derhal vukubulacak bir tehlikeden
vikaye için başkasının mallarına halel iras eden kimsenin borçlu olduğu tazminat
miktarını hakim, hakkaniyete tevfikan tayin eder.
Kendi hakkını vikaye için cebri kuvvete müracaat eden kimse hal ve mevkia
nazaran zamanında hükümetin müdahalesi temin edilemediği yahut hakkının ziyaa
uğramasını yahut hakkının kullanılması hususunun pek çok müşkül olmasını meni
için başka vasıtalar mevcut olmadığı takdirde, bir güna tazminat itasiyle
mükellef olmaz.
VIII - Ceza hukuku ile medeni hukuk arasında münasebet
Madde 53 -Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kud-
retini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete
dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi,ceza mahkemesinde verilen beraet karariyle de
mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zara-
rın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.
(B) TEMYİZ KUDRETİNİ HAİZ 0LMAYANLARIN MESULİYETİ
Madde 54 - Hakkaniyet iktiza ediyorsa hakim, temyiz kudretini haiz olmayan
kimseyi ika ettiği zararın tamamen yahut kısmen tazminine mahküm eder.
Temyiz kudretini muvakkaten ızaa eden kimse, bu halde iken yapmış olduğu
zararı tazmine mecburdur. Şukadar ki kendi kusuru olmaksızın ika edilmiş oldu-
ğunu ispat eder ise mesul olmaz.
(C) İSTİHDAM EDENLERİN MESULİYETİ
Madde 55 - Başkalarını istihdam eden kimse, maiyetinde istihdam ettiği kim-
selerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan
mesuldür. Şukadar ki böyle bir zararın vukubulmaması için hal ve maslahatın
icabettiği bütün dikkat ve itinada bulunduğunu yahut dikkat ve itinada bulunmuş
olsabile zararın vukuuna mani olamıyacağını ispat ederse mesul olmaz.
İstihdam eden kimsenin, zamin olduğu şey ile zararı ika eden şahsa karşı
rücu hakkı vardır.
(D) HAYVANLAR TARAFINDAN YAPILAN ZARARDAN MESULİYET
I - Zarar ve ziyan
Madde 56 - Bir hayvan tarafından yapılan zararı o hayvan kimin idaresinde
ise o kimse hal ve maslahatın icabettiği bütün dikkat ve itinayı yaptığını yahut
bu dikkat ve itinada bulunmuş olsa bile zararın vukuuna mani olamıyacağını ispat
etmedikçe tazmine mecburdur.
Bu surette eğer hayvan diğer bir şahıs yahut diğer bir şahsa ait olan hayvan
tarafından ürkütülmüş olur ise bu kimse onlara rücu edebilir.
II- Hayvan üzerinde hapis hakkı
Madde 57 - Bir kimsenin hayvanı diğerinin gayri menkulü üzerinde bir zarar
yaptığı takdirde gayrimenkulün zilyedi o hayvanı zabt ve kendisine ita
olunabilecek tazminat mukabilinde teminat olmak üzere yedinde hapsetmeğe hakkı
vardır. Eğer hal ve maslahat icabederse, gayrimenkul zilyedi o hayvanı öldürebi-
lir. Şukadar ki gayrimenkulün zilyedi heman keyfiyetten hayvanların sahibini
haberdar etmeğe ve eğer onu bilmiyorsa kendisini bulmak için lazımgelen tedbir-
leri ittihaz eylemeğe mecburdur.
(H) BİNA VE DİĞER ŞEYLERDE MESULİYET
I - Zarar ve ziyan
Madde 58 - Bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena
yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur.
Bu cihetten dolayı kendisine karşı mesul olan şahıslar aleyhindeki rücu hak-
kı mahfuzdur.
II- Tedbirler:
Madde 59 - Bir binadan yahut diğer bir şahsın imal ettiği şeylerden dolayı
zuhura gelecek bir zarara maruz olan kimsenin, tehlikeyi bertaraf etmek için,
lazımgelen tedbirlere tevessül etmesini malikten talep etmeğe hakkı vardır.
Şahısların ve malların vikayesine dair olan zabıta nizamları bakidir.
(V) MÜRURU ZAMAN
Madde 60 - Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ te-
diyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittılaı
tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan
itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz.
Şukadar ki zarar ve ziyan davası, ceza kanunları mucibince müddeti daha
uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsi
davaya da o müruru zaman tatbik olunur.
Eğer haksız bir fiil, mutazarrır olan taraf aleyhinde bir alacak tevlit
etmiş olursa, mutazarrır kendisinin tazminat talebi müruru zaman ile sakıt olsa
bile o alacağı vermekten imtina edebilir.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Haksız bir fiil ile mal iktisabından doğan borçlar
(A) ŞARTLAR
I - Umumiyet itibariyle
Madde 61 - Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kim-
se, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulu-
nan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan
şeyin, iadesi lazımdır.
II - Borç olmayan şeyin tediyesi
Madde 62 - Borçlu olmadığı şeyi ihtiyariyle veren kimse hataen kendisini
borçlu zan ederek verdiğini ispat etmedikçe onu istirdat edemez. Müruru zamana
uğramış olan bir borcu eda yahut ahlaki bir vazifeyi ifa için verilen şey, geri
alınamaz.
(B) İADENİN ŞUMULÜ
I - Müddeaaleyhin borcu
Madde 63 - Haksız olarak bir şeyi istifa eden kimse, onun istirdadı zamanın-
da elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği miktar nisbetinde red ve iade ile mükel-
lef değildir.
Şukadar ki kabız, o şeyi suiniyet ile elden çıkarmış yahut onu elden çıkarır
iken bilahare red ve iadeye mecbur olacağına vakif bulunmuş olursa red ve iadeye
mecburdur.
II - Masraftan mütevellit haklar
Madde 64 - Müddeaaleyhin, yaptığı zaruri yahut faideli masrafları istirdada
salahiyeti vardır. Müddeaaleyh, o şeyi kabzettiği zaman suiniyet ile hareket
etmiş ise yaptığı faideli masraflardan iade zamanında halen mevcut olan fazlalık
nisbetindeki miktarı kendisine tediye olunur. Diğer masraflardan dolayı
müddeaaleyhin, bir güna tazminat talebine hakkı yoktur. Fakat iadeden evvel
kabzolunan şey ile birleştirilmiş olan ziyadeyi, o şeye zarar vermeksizin tefrik
kabil olduğu ve müddeide masrafların bedelini teklif etmediği takdirde ilave
olunan ziyadeyi ref edebilir.
(C) İSTİRDADIN CAİZ OLMAMASI
Madde 65 - Haksız yahut ahlaka (adaba) mugayir bir maksat istihsali için
verilen bir şeyi istirdada mahal yoktur.
(D) MÜRURU ZAMAN
Madde 66 - Haksız surette mal iktisabından dolayı ikame olunacak dava,
mutazarrır olan tarafın verdiğini istirdada hakkı olduğuna ıttılaı tarihinden
itibaren bir sene müruriyle ve her halde bu hakkın doğduğu tarihten itibaren on
senenin müruriyle sakıt olur. Eğer mal iktisabı mutazarrır olan taraf aleyhinde
bir borç teşkilinden ibaret ise, mutazarrırın hakkı müruru zaman ile sakıt olmuş
olsa bile, bu borcu ifa etmez.
İKİNCİ BAP
Borçların hükmü
BİRİNCİ FASIL
Borçların ifası
(A) UMUMİ ESASLAR
I - Bizzat borçlu tarafından ifa
Madde 67 - Borcun, bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde alacaklının men-
faati bulunmadıkça; borçlu, borcunu şahsen ifaya mecbur değildir.
II- İfanın mevzuu
1 - Kısmen tediye
Madde 68 - Borcun miktarı muayyen ve tamamı muaccel olduğu takdirde alacaklı
kısmen vukubulan tediyeyi reddedebilir. Alacaklı kısmen tediyeyi kabul ederse
borçlu, borçtan ikrar eylediği kısmı tediyeden imtina edemez.
2- Taksim kabil olmıyan borç
Madde 69 - Borç, taksim edilemediği ve alacaklılar birden ziyade olduğu tak-
dirde bunlardan her biri borcun tamamen ifasını isteyebilir. Borçlu hepsine kar-
şı borcunu vermeye mecburdur. Borçlular birden ziyade ise her biri taksimi kabil
olmayan borcun tamamını vermekle mükelleftir. Halin icabından hilafı anlaşılma-
dıkça, veren borçlu, kendisiyle müştereken borçlu olanlara hisseleriyle rücu
hakkını haiz ve bu nispette alacaklının haklarına halef olur.
3 - Muayyen olmayan bir şeye taallük eden borç
Madde 70 - Verilmesi lazım gelen şey yalnız nevile tayin edilmiş ise işin
mahiyetinden hilafı anlaşılmadıkça bu şeyin intihabı borçluya aittir. Bununla
beraber borçlu, mutavassıt vasıftan aşağı vasıfta bir şey veremez.
4 - Birden ziyade şeylere taallük eden borç
Madde 71 - Borç birden ziyade şeylerin yapılmasını veya verilmesini şamil
olupta borçlu bunlardan yalnız biriyle mükellef tutulabilirse işin mahiyetinden
hilafı anlaşılmadıkça intihap, borçluya aittir.
5 - Faiz:
Madde 72 - Bir kimse faiz vermesine mecbur olupta miktarı ne mukavale ile ne
de kanun veya örf ve adet ile muayyen değil ise bu faiz senevi yüzde beş hesa-
biyle tediye olunur. (Mukavele ile faiz meselesinde suiistimalin meni hukuku
amme kanunlarına aittir.) (1)
(B) BORCUN İFA EDİLECEĞİ MAHAL
Madde 73 - Borcun ifa edilmesi lazım gelen yer, iki tarafın sarih veya zımni
arzusuna göre tayin edilir. Hilafına bir şart mevcut olmadığı surette aşağıdaki
hükümler tatbik olunur:
1 - Borç bir miktar paradan ibaret ise tediye alacaklının verme zamanında
mukim bulunduğu yerde vukubulur.
2 - Borç muayyen bir şeye taallük ediyorsa bu şey akdin inikadı zamanında
bulunduğu yerde teslim olunur.
____________________________________________
(1) 4/12/1984 tarih ve 3095 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile faiz oranı sene-
lik yüzde otuza çıkarılmıştır. Bu konuda ayrıca mezkür kanunun geçici
maddesi hükmüne bakınız.
3 - Bunlardan başka her borç doğumu zamanında borçlunun mukim bulunduğu yer-
de ifa edilir. Alacaklının ikametgahında tediye edilmesi lazım gelen bir borcun
ifası borcun doğumundan sonra alacaklının ikametgahını değiştirmesi sebebiyle
ehemmiyetli bir surette güçleşmiş ise borç alacaklının evvelki ikametgahında
ifa olunabilir.
(C) İFANIN ZAMANI
I - Muaccel borç
Madde 74 - Ecel meşrut olmadığı veya işin mahiyetinden anlaşılmadığı takdir-
de borcun heman ifa ve derhal icrası talep olunabilir.
II- Müeccel borç
1 - Ay üzerine ecel
Madde 75- Borcun ifası için bir ayın iptidası veya nihayeti tayin olunmuş
ise ayın birinci ve sonuncu günü anlaşılır. Bir ayın ortası tayin olunmuş ise
bundan ayın on beşi anlaşılır.
2 - Diğer eceller
Madde 76 - Bir borç veya sair her hangi bir tasarruf akdin inikadından iti-
baren bir müddetin hitamında ifa ve icra edilmek lazım geldiği takdirde, vade
aşağıdaki veçhile tayin olunur:
1 - Müddet, gün ile tayin edilmiş ise borç, akdin inikat ettiği gün sayıl-
mıyarak müddetin son günü muaccel olur. Müddet, sekiz veya on beş gün ise bu
müddet bir veya iki haftayı değil tamam sekiz veya on beş günü ifade eder.
2 - Müddet haftalar ile tayin edilmiş ise borç son haftanın, akdin müna-
kit olduğu güne ismen tevafuk eden gününde muaccel olur.
3 - Müddet ay ile veya sene, yarı sene ve senenin dörtte biri gibi birden
ziyade ayları ihtiva eden bir zaman ile tayin edildiği surette borç, akdin müna-
kit olduğu gün ayın kaçıncı günü ise son ayın buna tekabül eden günü muaccel
olur. Son ayda tekabül eden gün mevcut değil ise borç son ayın son günü ifa olu-
nur.
Yarım ay tabiri, on beş günlük bir müddete muadildir. Müddet bir veya bir-
den ziyade ay ile yarım ay ise on beş gün son olarak hesap edilir.
Bu kaideler, müddet, akdin inikadından başka bir zamandan itibaren cereyan
ettiği surettede tatbik olunur. Muayyen bir zaman içinde ifa edilmek lazım gelen
bir borcu borçlu, müddetin hitamından evvel ifa ile mükelleftir.
3 - Cuma ve tatil günleri (1)
Madde 77 - Bir cumaya veya kanunen tatil olarak kabul edilen diğer bir güne
tesadüf eden vade kendiliğinden bu günü takip edip tatil olmıyan ilk güne
geçer. Hilafına mukavele muteberdir.
III- İşlere tahsis olunan saatlerde ifa
Madde 78 - Borç vade gününde işlere tahsis olunan saatler zarfında ifa ve
alacaklı tarafından kabul edilmek lazım gelir.
IV - Ecelin uzatılması
Madde 79 - Borcun ifası için tayin olunan ecel uzatılmış ise yeni mehil,
aksi şart edilmedikçe evvelki mehlin hitamını takip eden birinci günden başlar.
______________________________________
(1) 27/5/1935 tarih ve 2739 sayılı Kanunla, "Pazar günü" hafta tatili olarak
kabul edilmiştir.
V - Vaktinden evvel ifa
Madde 80 - Akdin hükmünden veya mahiyetinden veya hal icabından iki
tarafın hilafını kast ettikleri anlaşılmadığı takdirde, borçlu borcunu
vadesinden evvel ifa edebilir. Şu kadarki borçlunun, vadeden evvel tediyede
bulunmasından dolayı mukavele ile veya adeten mezun olmadıkça bir miktar
tenzilat icrasına hakkı yoktur.
I - Mütekabil taahhüdatı ihtiva eden akitte
1 - İfanın tarzı
Madde 81 - Mütekabil taahhütleri muhtevi olan bir akdin ifasını talep eden
kimse, akdin şartlarına ve mahiyetine nazaran bir ecelden istifade hakkını haiz
olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş veya ifasını teklif eylemiş olmak lazımdır.
2 - Borcunu ödemekten aciz halinde bir tarafın fesih hakkı
Madde 82 - Mütekabil taahhütleri muhtevi olan bir akitte akitlerden birinin
borcunu edadan aciz olması ve bilhassa iflas veya aleyhindeki haczin neticesiz
kalması sebebi ile diğer tarafın hakkı tehlikeye düşerse, bu taraf, lehindeki
borcun ifası temin edilinceye kadar kendisine terettüp eden borcun ifasından
imtina ve talebi üzerine bu teminat münasip bir müddet içinde verilmediği
surette akti feshedebilir.
(D) TEDİYE
I - Memleket parasiyle
Madde 83 - Mevzuu para olan borç memleket parasiyle ödenir.
Akit tediye mahallinde kanuni rayici olmayan bir para üzerine varit olmuş
ise akdin harfiyen icrası "aynen ödemek" kelimeleri veya buna muadil sair tabi-
rat ile şart edilmiş olmadıkça borç vadenin hulülü günündeki rayici üzerinden
memleket parasiyle ödenebilir.
(Ek: 14/11/1990 - 3678/29 md.) Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi
halinde alacaklı, bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk
parası ile ödenmesini isteyebilir.(1)
II- Mahsup
1 - Kısmen tediye halinde
Madde 84 - Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise kısmen
icra eylediği tediyeyi resülmale mahsup edebilir.
Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya sair teminat almış
ise borçlu kısmen icra eylediği tediyeyi temin edilen veya teminatı daha iyi
olan kısma mahsup etmek hakkını haiz değildir.
2 - Birden fazla borçlar olduğu surette
a) Alacaklının beyanına tevfikan
Madde 85 - Birden fazla borçları bulunan borçlu, borçları ödemek zamanında
bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etmek hakkını
haizdir.
Borçlu beyanatta bulunmadığı surette vukubulan tediye kendisi tarafından
derhal itiraz edilmiş olmadıkça alacaklının makbuzda irae ettiği borca mahsup
edilmiş olur.
b) Kanuna tevfikan
Madde 86 - Kanunen muteber bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda bir güna
mahsup gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir.
--------------------------
(1) Bu fıkranın uygulanmasında;Kanunun sonundaki "818 sayılı Kanuna İşlenemiyen
Hükümler"bölümünde yeralan 14/11/1990 tarih ve 3678 sayılı Kanunun geçici
1 inci maddesine bakınız.
KANUNLAR, ŞUBAT 1991 (Ek - 7)
Müteaddit borçlar muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip
edilen borca mahsup edilir. Takibat vaki olmamış ise tediye, vadesi iptida
hulül etmiş olan borca mahsup edilir.
Müteaddit borçların vadeleri aynı zamanda hulül etmiş ise mahsup mütenasi-
ben vaki olur.Hiç bir borcun vadesi hulül etmemiş ise alacaklı için en az
teminatı haiz olan borca mahsup edilir.
III - Makbuz ve senetlerin iadesi
1 - Borçlunun hakkı
Madde 87 - Borcu ödeyen borçlu, bir makbuz veya borcun tamamı tediye edil-
miş ise senedin geri verilmesini veya iptalini istemek hakkını haizdir. Borcun
tamamı ödenmemiş veya senet alacaklıya başka haklar da vermekte ise borçlu
ancak makbuz itasını ve tediyenin senede dercini isteyebilir.
2 - Hükümleri
Madde 88 - Faizden veya icar bedeli gibi muayyen zamanlarda ödenmesi lazım
gelen sair borçlardan ihtirazi bir kayıt dermeyan etmeksizin bir taksit için
makbuz veren alacaklı ondan evvelki taksitleri de tahsil etmiş sayılır. Alacak-
lı resülmal için makbuz vermiş ise faizlerinide tahsil etmiş sayılır. Senet
borçluya iade edildikte borç sakıt olmuş sayılır.
3 - Senedin iadesinin mümkün olamaması
Madde 89 - Alacaklı senedi zayi ettiğini iddia eder ise tediyede bulunan
borçlu kendisine senedin iptalini ve borcun sukutunu mübeyyin resmen tanzim
veya usulen tasdik edilmiş bir ilmühaber vermeğe alacaklıyı mecbur edebilir.
Kıymetli evrakın iptaline müteallik hükümler mahfuzdur.
(H) ALACAKLININ TEMERRÜDÜ
I - Şartları
Madde 90 - Yapılacak veya verilecek şey usulü dairesinde kendisine arz
olunan alacaklı muhik bir sebep olmaksızın onu reddeder veya borçlunun borcunu
ifa edebilmesi için tekaddümen kendi tarafından yapılması lazım gelen muamele-
leri icradan imtina eder ise, mütemerrit addolunur.
II- Hükümleri
1 - Borcun mevzuu bir ayın olduğu surette
a) Tevdi hakkı
Madde 91 - Alacaklı mütemerrit olduğu takdirde borçlu hasar ve masrafları
alacaklıya ait olmak üzere vereceği şeyi tevdi ederek borcundan beraet edebi-
lir. Tevdi edilecek yeri, tediye yerindeki hakim tayin eder. Fakat ticari eşya,
hakimin kararı olmaksızın dahi bir ardiyeye tevdi edilebilir.
b) Satmak hakkı
Madde 92 - Akdin mevzuu olan şeyin mahiyeti veya işin nevi tevdia mani olur
veya verilecek şey bozulmağa maruz veya muhafazası masrafı mucip veya tevdii
büyük masrafları müstelzim olur ise borçlu evvelen ihtarda bulunduktan sonra
hakimin izniyle onu alenen sattırarak bedelini tevdi edebilir. Verilecek şey
borsada mukayyet veya cari fiatı mevcut veya masraflarına nispetle kıymeti az
ise satışın aleni olması lazım olmadığı gibi ihtara lüzum görmeksizinde hakim,
satışa müsaade edebilir.
c) Tevdi edilen şeyin isdirdadı
Madde 93 - Alacaklı tevdi edilen şeyi kabul eylediğini beyan etmiş veya
tevdi bir rehnin fekkini tevlit eylemiş bulunmadıkça, borçlu tevdi edilen
şeyi istirdat
edebilir. Tevdii edilen şeyin istirdadı ile beraber, alacak bütün teferrüatiyle
yeniden tevellüt eder.
2 - Borcun mevzuu bir şey olmadığı surette
Madde 94 - Borcun mevzuu bir aynın teslimini tazammun etmediği surette eğer
alacaklı mütemerrit ise borçlunun temerrürdüne müteallik hükümlere tevfikan,
borçlu akdi feshedebilir.
(V) BORCUN İFASINA MANİ OLAN DİĞER SEBEPLER
Madde 95 - Verilecek şey ve yapılacak iş ne alacaklıya nede alacaklıya
müteallik şahsi diğer bir sebeple mümessiline arz edilemez veya borçlunun kusu-
ru olmaksızın alacaklının şahsında tereddüt olunursa borçlu, alacaklının temer-
rüdü halinde olduğu gibi tevdi etmek veya akdi fesheylemek hakkını haizdir.
İKİNCİ FASIL
Borçların ödenmemesinin neticeleri
(A) BORCUN İFA EDİLMEMESİ
I - Borçlunun mesuliyeti
1 - Umumiyet itibariyle
Madde 96 - Alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde
borçlu kendisine hiç bir kusurun isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bundan
mütevellit zararı tazmine mecburdur.
2 - Bir şeyin yapılması veya yapılmaması borçları
Madde 97 - Bir şeyin yapılmasına müteallik borç borçlu tarafından ifa edil-
mediği takdirde, alacaklı masrafı borçluya ait olmak üzere borcun kendisi tara-
fından ifasına izin verilmesini talep edebilir. Her türlü zarar ve ziyan davası
hakkı mahfuzdur.
Bir şeyin yapılmamasına tallük eyleyen borca muhalif surette hareket eden
kimse mücerret muhalefet ile zarar ve ziyan tediyesine mecburdur.
Bundan başka alacaklı taahhüde muhalif olarak yapılan şeyin ref`ini isteye-
bilir. Alacaklı, masrafları borçluya ait olmak üzere, kendisi tarafından ref`a
izin verilmesini de isteyebilir.
II- Mesuliyetin vüsati
1 - Umumiyet itibariyle
Madde 98 - Borçlu, umumiyet itibariyle her kusurdan mesuldur. Bu mesuliye-
tin vüsati işin hususi mahiyetine göre çok veya az olabilir. Hususiyle iş borç-
lu için bir faideyi mucip olmadığı surette, mesuliyet daha az şiddetle takdir
olunur.
Haksız fiillerden mütevellit mesuliyete müteallik hükümler, kıyasen akde
muhalif hareketlerede tatbik olunur.
2 - Mesuliyetten beraaet şartı
Madde 99 - Hile veya ağır kusur halinde düçar olacağı mesuliyetten
borçlunun iptidaen beraetini tazammun edecek her şart, batıldır.
Hafif kusur halinde, borçlu iptidaen mesuliyetten beraeti tazammun eden
şartın dermeyanı sırasında alacaklı borçlunun hizmetinde ise veya mesuliyet
hükümet tarafından imtiyaz suretiyle verilen bir sanatin icrasından tevellüt
ediyorsa; haiz olduğu takdir salahiyetine istinat ile hakim, bu şartı batıl
addedebilir.
3 - Muavin şahısların mesuliyeti
Madde 100 - Bir borcun ifasını veya bir borçdan mütevellit bir hakkın kul-
lanılmasını kendisi ile beraber yaşayan şahıslara veya maiyetinde çalışanlara
velev kanuna muvafık surette tevdi eden kimse, bunların işlerini icra esnasında
ika ettikleri zarardan dolayı diğer tarafa karşı mesuldür.
Bunların fiilinden mütevellit mesuliyeti, evvelce iki taraf arasında yapı-
lan bir mukavele tamamen veya kısmen bertaraf edebilir.
Alacaklı, borçlunun hizmetinde ise veya mesuliyet hükümet tarafından imti-
yaz suretiyle verilen bir sanatin icrasından tevellüt ediyorsa; borçlu mukave-
le ile ancak hafif bir kusurdan mütevellit mesuliyetten kendisini beri kılabi-
lir.
(B) BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ
I - Şartlar
Madde 101 - Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtariyle, mütemerrit
olur.
Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir
hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir ihbarda bulunmak suretiyle
tesbit etmiş ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur.
II- Hükümleri
1 - Kaza halinde mesuliyet
Madde 102 - Mütemerrit olan borçlu, borcun teahhürle ifasından dolayı zarar
ve ziyan tediyesine mecbur olduğu gibi kazara vukua gelecek zarardan da mesul-
dür.
Borçlu, kendisi tarafından bir güna kusur olmaksızın teahhürde bulunmuş
olduğunu veya borç vakit ve zamaniyle ifa edilmiş olsa bile kazanın alacaklı-
nın zararına olarak tediye olunacak şeye isabet edeceğini ispat ederek, bu me-
suliyetten kurtulabilir.
2 - Geçmiş günler faizi
a) Umumiyet itibariyle
Madde 103 - Bir miktar paranın tediyesinden temerrüt eden borçlu mukavele
ile daha az bir faiz tayin edilmiş olsa bile geçmiş günler için senevi yüzde
beş hesabiyle faiz tediyesine mecburdur. (1)
Akitte doğrudan doğruya veya taksite raptedilmiş komüsyon şeklinde yüzde
beşten ziyade bir faiz şart edilmiş ise bu faizde temerrüt eden borçludan iste-
nebilir.
(Üçüncü fıkra mülga: 29/6/1956-6763/41 md.)
b) Faizin, mütedahil taksitlerin, hibe ettiği mebaliğin tediyesinde müte-
merrit olan borçlu
Madde 104 - Faiz veya mütedahil iratların yahut hibe ettiği bir miktar pa-
ranın tediyesinden temerrüt eden borçlu bunlar için geçmiş günler faizini ancak
icraya veya mahkemeye müracaat gününden itibaren tediyeye mecburdur.
Bunun aksine olan her şart, cezai şart hakkındaki hükümlere tevfikan
takdir olunur.
Geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüt sebebi ile faiz yürütülemez.
3 - Munzam zarar
Madde 105 - Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla
olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemiyeceğini ispat etme-
dikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.
Bu munzam zarar derhal takdir olunabilirse hakim, esasa dair karar verir
iken bu zararın miktarını dahi tayin edebilir.
____________________________________________
(1) Maddenin 1. fıkrasında sözü edilen temerrüt faizi oranı, 4/12/1984 tarih
ve 3095 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle senelik % 30 oranına çıkarılmış,
aynı kanunun 4 ncü maddesi ile de diğer kanunların bu orandan fazla temer-
rüt faizi ödenmesine ilişkin hükümlerinin saklı tutulduğu hükme bağlanmış-
tır.
4 - Bir mehil tayini suretiyle
a) Fesih hakkı
Madde 106 - Karşılıklı taahhütleri havi olan bir akitte iki taraftan biri
mütemerrit olduğu takdirde, diğeri borcun ifa edilmesi için münasip bir mehil
tayin veya münasip bir mehilin tayinini hakimden isteyebilir.
Bu mehil zarfında borç ifa edilmemiş bulunduğu surette alacaklı her zaman
onun ifasını talep ve teahhür sebebi ile zarar ve ziyan davası ikame eylemek
hakkını haizdir; birde aktin icrasından ve teahhürü sebebiyle zarar ve ziyan
talebinden vaz geçtiğini derhal beyan ederek borcun ifa edilmemesinden mütevel-
lit zarar ve ziyanı talep veya akdi fesh edebilir.
b) Derhal fesih
Madde 107 - Aşağıdaki hallerde bir mehil tayinine lüzum yoktur.
1 - Borçlunun hal ve vaziyetinden bu tedbirin tesirsiz olacağı anlaşılırsa
2 - Borçlunun temerrüdü neticesi olarak borcun ifası alacaklı için faidesiz
kalmış ise.
3 - Akdin hükümlerine göre borç tayin ve tesbit edilen bir zamanda veya
muayyen bir mehil içinde ifa edilmek lazım geliyorsa.
c) Rücuun hükümleri
Madde 108 - Akitten rücu eden alacaklı, vaidolunan şeyi vermekten imtina ve
tediye eylediği şeyi istirdat edebilir.
Bundan başka borçlu kendisine hiç bir kusurun isnat edilemiyeceğini ispat
edemezse alacaklı akdin hükümsüzlüğünden mütevellit zararın tazminini de talep
edebilir.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Borçların üçüncü şahıs hakkındaki tesiri
(A) ALACAKLIYA HALEF OLMAK
Madde 109 - Alacaklıya tediyede bulunan üçüncÜ şahıs aşağıdaki hallerde
tediye eylediği miktar nispetinde alacaklının haklarına kanunen halef olur:
1 - Başkasının borcu için rehnedilen bir şeyi rehinden kurtardığı ve bu
şey üzerinde mülkiyet hakkı veya sair diğer bir ayni hakkı haiz bulunduğu tak-
dirde.
2 - Alacaklıya tediyede bulunan üçüncü şahsın ona halef olacağı borçlu
tarafından alacaklıya haber verildiği takdirde.
(B) BAŞKASININ FİİLİNİ TAAHHÜT
Madde 110 - Bir üçüncü şahsın fiilini başkasına taahhüt eden kimse bu üçün-
cü şahıs tarafından taahhüdün ifa edilmemesi halinde zarar ve ziyan tediyesine
mecburdur.
(Ek: 8/7/1981-2486/1 md.) Muayyen bir müddet için yapılan taahhütlerde,
müddetin bitimine kadar taahhüt edene yazılı olarak başvurulmaması halinde
taahhüdün hükümsüz olacağına dair sözleşme muteberdir.
C) BAŞKASI LEHİNE ŞART
I - Umumiyet itibariyle
Madde 111 - Kendi namına akit yapan bir kimse, üçüncü şahıs lehine bir
borç şart etmiş ise, o borcun ifasını talebetmek hakkını haizdir.
Üçüncü şahıs veya o borçta üçüncü şahsa halef olanlar dahi, iki tarafın
niyetine veya örf ve adete tevafuk ettiği takdirde, borcun ifasını şahsan ta
lebedebilirler.
Bu takdirde üçüncü şahıs veya onu istihlaf edenler bu hakkı kullanmak
istediklerini borçluya beyan ettiklerinden itibaren alacaklının borçluyu ibraya
hakkı kalmaz.
II - Sigorta ile temin edilmiş hukuki mesuliyetler
Madde 112 - Başkasını istihdam eden bir kimse çalıştırdığı ameleye karşı
hukuki mesuliyetlerini temin için sigorta yapıpta amele, sigorta ücretinin en
aşağı yarısını tediyeye iştirak etmiş ise; sigortadan mütevellit haklar, münha-
sıran ameleye ait olur.
ÜÇÜNCÜ BAP
Borçların sukutu
(A) BORÇLARIN FERİLERİNİN SUKUTU
Madde 113 - Asıl borç tediye ile veya sair bir suretle sakıt olduğu takdir-
de kefalet ve rehin ve sair fer`i haklar dahi sakıt olur.
Evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş ve-
ya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz.
Gayrimenkul rehine ve kıymetli evraka ve konkordatoya müteallik hususi
hükümler mahfuzdur.
(B) TECDİT
I - Umumiyet itibariyle
Madde 114- Borcun tecdidi akitten vazıh surette anlaşılmak lazımdır.
Hususiyle mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunmak veya yeni bir
alacak senedi veya yeni bir kefaletname imza etmek, tecdidi tazammun etmez.
Bununla beraber, bu hükmün aksine dair akdolunan mukaveleler muteberdir.
II- Cari hesap
Madde 115 - Muhtelif kalemlerin bir hesabı cariye mücerret kaydedilmesiyle
borç tecdit edilmiş olmaz.
Şu kadarki hesap kesilipte diğer tarafçada kabul edilmiş olduğu takdirde,
borç tecdit edilmiş olur.
Eğer kalemlerden biri mukabilinde teminat varsa hesap kesilip tasdik edil-
miş olsa bile hilafı şart edilmedikçe bu teminata halel gelmez.
(C) ALACAKLI VE BORÇLU SIFATLARININ BİRLEŞMESİ:
Madde 116 -Alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının bir şahısta içtimaiyle
borç sakıt olur.
Bu içtimaın zevaliyle borç avdet eder.
Gayrimenkul rehni ile kıymetli evrak hakkındaki hususi hükümler bakidir.
(D) İFANIN MÜMKÜN OLMAMASI:
Madde 117 - Borçluya isnat olunamıyan haller münasebetiyle borcun ifası
mümkün olmazsa, borç sakıt olur.
Karşılıklı taahhütleri havi akitlerde bu suretle beri olan borçlu haksız
iktisaplara müteallik hükümlere tevfikan almış olduğu şeyleri iadeye mecbur ve
kendisine henüz tediye edilmemiş bulunan şeyi istemek hakkından mahrum olur.
Kanun veya akit ile, borcun ifasından evvel bile vukua gelen zararın, alacaklı-
ya tahmil edilmiş olduğu haller bundan müstesnadır.
(H) TAKAS:
I - Şartları
1 - Umumiyet itibariyle
Madde 118 - İki şahıs karşılıklı bir miktar meblağı veya yekdiğerine müma-
sil başka malları birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel
ise iki taraftan her biri borcunu alacağı ile takas edebilir.
Alacaklardan biri, münazaalı olsa bile takas dermeyan olunabilir.
Müruru zamana uğramış bir alacak, takas dermeyan edebileceği zamanda müru-
ru zaman ile sakıt olmuş değil ise onun da takası dermeyan olunabilir.
2 - Kefalet halinde
Madde 119 - Asıl borçlunun takası dermeyan etmeğe hakkı oldukça, kefili
alacaklıya tediyede bulunmaktan imtina edebilir.
3 - Üçüncü şahıs lehine taahhüt halinde
Madde 120 - Bir üçüncü şahıs lehine taahütte bulunan kimse borcunu, diğer
akidin kendisine borçlu olduğu şey ile takas edemez.
4 - Borçlunun iflası halinde
Madde 121 - Borçlunun iflası halinde alacaklılar, muaccel olmasa bile ala-
caklarının müflisin kendilerinde olan alacağı ile takas edebilirler.
II - Hükümleri:
Madde 122 - Takas, ancak borçlunun takası dermeyan etmek kastini alacaklı-
ya bildirmesiyle vaki olur.
Bu takdirde iki borç takas edilebilecekleri andan itibaren en az olan bor-
cun miktarı nispetinde sakıt olmuş addolunur.
Hesabı cari meselesinde ticarete müteallik hususi taamüller bakidir.
III - Takası kabil olmıyan alacaklar:
Madde 123 - Aşağıdaki alacaklar, alacaklıların arzusu hilafında takas ile
ıskat edilemez.
1 - Tevdi edilmiş veya haksız olarak alınmış veya hile ile alıkonulmuş bu-
lunan bir şeyin iadesine veya bedeline taallük eden mutalebeler.
2 - Nafaka ve iş ücreti gibi borçlunun ve ailesinin iaşesi için mutlak su-
rette zaruri olup hususi mahiyeti itibariyle fiilen alacaklının eline verilmesi
icap eden alacaklar.
3 - Devlet ve vilayet ve köyler lehine olarak hukuku ammeden neşet eden
alacaklar.
IV - Takastan feragat:
Madde 124 - Borçlu, iptidaen takastan feragat edebilir.
(V) MÜRURU ZAMAN:
I - Müddetler:
1 - On senelik müruru zaman
Madde 125 - Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her
dava on senelik müruru zamana tabidir.
2 - Beş senelik müruru zaman
Madde 126 - Aşağıdaki alacak veya davalar hakkında beş senelik müruru zaman
cari olur:
1 - Alelümum kiralar ile resülmal faizleri ve muayyen zamanlarda tediye-
si meşrut aidat hakkındaki davalar.
2 - Erzak bedeli ve nafaka ve otel ve lokanta masraflarına müteallik dava-
lar.
3 - (Değişik:29/6/1956-6763/41 md.) Sanatkarların veya esnafın emeklerinin
karşılığı, perakendecilerin sattıkları malların parası, noterlerin mesleki hiz-
metleri karşılığı, başkalarının maiyetinde çalışan veya müstahdemi olan kimse-
lerin, hizmetçilerin, yevmiyecilerin ve işçilerin ücretleri hakkındaki davalar;
4 - (Ek: 29/6/1956-6763/41md.) Ticari olsun olmasın bir şirket akdine daya-
nan ve ortaklar arasında veya şirketle ortaklar arasında açılmış bulunan bü-
tün davalar ile bir şirketin müdürleri, temsilcileri,murakıplariyle şirket
veya ortaklar arasındaki davalar, vekalet akdinden,komüsyon aktinden,acentalık
mukavelesinden, ticari tellallık ücreti davası hariç,tellallık akdinden doğan
bütün davalar, mütaahhidin kasıt veya ağır kusuru ile akdi hiç veya gereği
gibi yerine getirmemiş ve bilhassa ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı bir iş
meydana getirmiş olması sebebiyle açılacak davalar hariç olmak üzere istisna
akdinden doğan bütün davalar.
3 - Müruru zaman müddetlerin katiyeti
Madde 127 - Bu üçüncü bapta tayin olunan müruru zaman müddetleri,mukavele
ile tadil olunamaz.
4 - Müruru zamanın başlangıcı
a) Umumiyet itibariyle
Madde 128 - Müruru zaman alacağın muaccel olduğu zamandan başlar,alacağın
muacceliyeti bir ihbar vukuuna tabi ise müruru zaman bu haberin verilebileceği
günden itibaren cereyan eder.
b) Muayyen zamanlarda verilen ivazlarda
Madde 129 - Kaydi hayat şartiyle irat ve muayyen zamanlarda tediye olunan
sair şeylerin tesviyesini talep hususunda müruru zaman ilk tediye edilmemiş
olarak kalan taksitin muacceliyet kesp ettiği günden başlar.
Alacak hakkında müruru zaman vaki olunca mütedahil taksitler hakkında da
müruru zaman vaki olmuş olur.
5 - Müddetlerin hesabı
Madde 130 - Müddetlerin hesabında müruru zamanın başladığı gün nazarı
itibare alınmaz ve müruru zaman ancak müddetin son günü kullanılmaksızın
geçtiği surette vaki olmuş olur.
Bununla beraber borçların ifası meselesinde müddetlerin hesabına müteallik
kaideler buradada tatbik olunur.
II - Fer`iler hakkında müruru zaman:
Madde 131 - Asıl alacak hakkında müruru zaman vakı olunca faiz ve sair
fer`i alacaklar hakkında da müruru zaman vakı olmuş olur.
III - Müruru zamanın cereyanına mani olan ve müruru zamanı tatil eden
sebepler:
Madde 132 - Aşağıdaki hallerde müruru zaman cereyan etmez ve cereyana
başlamış ise inkıtaa uğrar:
1 - Velayet devam ettiği müddetçe çocukların baba ve analarına karşı olan
alacakları hakkında.
2 - Vesayet devam ettiği müddetçe vesayet altında bulunanların vasi veya
Sulh Hakimi ve Mahkemei Asliye Hakimleri zimmetinde olan alacakları hakkında.
3 - Nikah devam ettiği müddetçe karı kocadan birinin, diğeri zimmetinde
olan alacakları hakkında.
4 - Hizmet mukavelesinin devam ettiği müddetçe hizmetçilerin, istihdam
edenlere karşı olan alacakları hakkında.
5 - Borçlu alacak üzerinde intifa hakkını haiz olduğu müddetçe.
6 - Alacağı, bir Türk mahkemesi huzurunda iddia etmek imkanı olmadığı müd-
detçe.
Müruru zaman, tatil eden sebeplerin zail olduğu günün hitamından itibaren
başlar veya tevakkuftan evvel başlamış olan cereyanına devam eder.
IV - Müruru zamanın kat`ı:
1 - Katı sebepleri
Madde 133 - Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur:
1 - Borçlu borcu ikrar ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar pa-
ra veya rehin yahut kefil verdiği takdirde.
2 - Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya
icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde.
2 - Borçlulara karşı kat`ın neticeleri
Madde 134 - Müruru zaman, müteselsilen borçlu olanlardan veya taksimi ka-
bil olmıyan bir borcun müşterek borçlularından birine karşı katedilmiş olunca
diğerlerine karşıda katedilmiş olur.
Müruru zaman, asıl borçluya karşı katedilmiş olunca kefile karşıda katedil-
miş olur.
Müruru zaman, kefile karşı katedilmiş olunca asıl borçluya karşı katedil-
miş olmaz.
3 - Yeni müddetin mebdei
a) İkrar ve hüküm halinde
Madde 135 - Müruru zaman katedilmiş olunca katıdan itibaren yeni bir müddet
cereyan etmeğe başlar.
Borç bir senette ikrar edilmiş veya bir hüküm ile sabit olmuş ise yeni müd-
det daima on senedir.
b) Alacaklının fiili halinde
Madde 136 - Bir dava veya defi ile katedilmiş olan müruru zaman, dava devam
ettiği müddetçe iki tarafın muhakemeye müteallik her muamelesinden ve hakimin
her emir ve hükmünden itibaren yeniden cereyana başlar.
Katı, icrai takibattan neşet etmiş ise müruru zaman takibe müteallik her
muameleden itibaren yeniden cereyana başlar.
Katı, bir iflasa müdahaleden neşet etmiş ise müruru zaman, iflasa müteal-
lik hükümlere göre alacağı yeniden talep etmek mümkün olduğu zamandan itibaren
yeniden cereyana başlar.
V - Davanın reddi halinde munzam müddet:
Madde 137 - Dava veya defi, vazıyed eden hakimin salahiyeti olmaması veya
tamiri kabil ve şekle müteallik bir noksan veya vaktinden evvel ikame edilmiş
olması sebebi ile reddolunmuş olupta arada müruru zaman müddeti hitam bulmuş
ise alacaklı hakkını talep etmek için altmış günlük munzam bir müddeten
istifade eder.
VI - Menkul rehni ile temin edilmiş alacak halinde:
Madde 138 - Alacağın bir menkul rehni ile temin edilmiş bulunması, bu ala-
cak hakkında müruru zaman cereyanına mani olmaz. Fakat alacaklı rehinden hakkı-
nı istifa etmek salahiyetini muhafaza eder.
VII - Müruru zamandan feragat:
Madde 139 - İptidaen müruru zamandan feragat batıldır.
Müteselsil borçlulardan biri tarafından vukubulan feragat, diğerlerine kar-
şı dermeyan olunamaz.
Feragat, taksimi kabil olmayan bir borcun müşterek borçlularından biri ta-
rafından sadır olduğu takdirdede hüküm böyledir. Asıl borçlu tarafından
vukubulan feragat, kezalik kefile karşı dermeyan olunamaz.
VIII - Müruru zamanın dermeyanı lüzumu:
Madde 140 - Müruru zaman dermeyan edilmediği surette hakim, müruru zamanı
kendiliğinden nazara alamaz.
DÖRDÜNCÜ BAP
Borçların nevileri
BİRİNCİ FASIL
Müteselsil borçlar
(A) BORÇLULAR ARASINDA TESELSÜL:
I - Şartları:
Madde 141 - Alacaklıya karşı, her biri borcun mecmuundan mesul olmağı ilti-
zam ettiklerini beyan eden müteaddit borçlular arasında teselsül vardır.
Böyle bir beyanın fikdanı halinde teselsül ancak kanunun tayın ettiği hal-
lerde olur.
II - Alacaklı ve borçlu arasındaki münasebet:
1 - Hükümleri
a) Müşterek borçluların mesuliyeti
Madde 142 - Alacaklı müteselsil borçluların cümlesinden veya birinden bor-
cun tamamen veya kısmen edasını istemekte muhayyerdir.
Borcun tamamen edasına kadar bütün borçluların mesuliyeti devam eder.
b) Müşterek borçlulara ait defiler
Madde 143 - Müteselsil borçlulardan biri alacaklıya karşı onunla kendi ara-
sındaki şahsi münasebetlerden veya müteselsil borcun sebep veya mevzuundan te-
vellüt etmiş olanlardan maada bir şey dermeyan edemez ve bütün borçlular ara-
sında müşterek olan defileri dermeyan etmediği halde onlara karşı mesul olur.
c) Müşterek borçlulardan birinin şahsi fiili
Madde 144 - Hilafına makavele olmadıkça müteselsil borçlulardan biri kendi
fiili ile diğer borçluların vaziyetlerini ağırlaştıramaz.
2 - Müteselsil borcun sukutu
Madde 145 - Tediyesi ile veya yaptığı takas ile borcun tamamını veya bir
kısmını iskat etmiş olan müteselsil borçlulardan biri, sakıt olan borç nispe-
tinde, diğer borçluları halas etmiş olur.
Eğer müteselsil borçlulardan biri borç tediye olunmamış iken ondan tahal-
lüs etmiş ise, diğer borçlular ancak halin veya borcun mahiyetinin irae ettiği
nispette bu beraetten istifade edebilirler.
III- Müşterek borçlular arasındaki münasebetler:
1 - Taksim
Madde 146 - Borcun mahiyetinden hilafı istidlal olunmadıkça, müteselsil
borçlulardan her biri alacaklıya yapılan tediyeden birbirine müsavi birer his-
seyi üzerlerine almağa mecburdur. Ve hissesinden fazla tediyede bulunan, fazla
ile diğerlerine rücu hakkını haizdir.
Birinden tahsili mümkün olmayan miktar, diğerleri arasında mütesaviyen tak-
sim olunur.
2 - Halefiyet
Madde 147 - Rücu hakkından istifade eden müteselsil borçlulardan her biri,
tediye ettiği miktar nispetinde alacaklının haklarına halef olur.
Alacaklı, diğerlerinin zararına olarak müteselsil borçlulardan birinin vazi-
yetini iyileştirdiği takdirde bu fiilinin neticelerini şahsan tahammül eder.
(B) ALACAKLILARIN ARASINDA TESELSÜL:
Madde 148 - Borcun tamamını tediyesini istemek hakkını her birine bahş et-
tiğini borçlu beyan ettiği hallerde, müteaddit alacaklılar arasında teselsül
mevcut olacağı gibi kanunun tayin ettiği maddelerde dahi bu nevi teselsül
bulunur.
Müteselsil alacaklılardan birine vakı tediye ile borçlu bütün alacaklılara
karşı beri olur.
Alacaklılardan birinin icraya veya mahkemeye müracaatından haberdar edilme-
dikçe borçlu onlardan dilediğine tediyede muhayyerdir.
İKİNCİ FASIL
Şarta bağlı borçlar
(A) TALİKİ ŞART:
I - Umumiyet itibariyle:
Madde 149 - Bir akdin mevzuunu teşkil eden borcun mevcudiyeti, meşkük
bir hadisenin tahakkukuna talik edilmiş ise o akit şarta bağlı akit olur.
İki taraf hilafını kast etmedikleri halde şarta bağlı akit, ancak şartın
tahakkuku anından itibaren hüküm ifade eder.
II- Şartın bağlı olduğu sıradaki vaziyet:
Madde 150 - Şart tahakkuk edinceye kadar borçlu, borcun layıkı veçhile eda-
sına mani olacak her nevi tasarruftan içtinap etmekle mükelleftir.
Şarta bağlı hakkı tehlikeye düçar edilen alacaklı, alacağı mutlak olan ala-
caklıların haklarını muhafaza için yapmağa salahiyettar oldukları tedbirleri
ittihaz edebilir.
Şartın tahakkukundan evvel yapılan temliki her tasarruf, şartın hükümleri-
ni ihlal ettiği nispette batıl olur.
III - Fasıla esnasında tahakkuk eden menfaatler:
Madde 151 - Şartın tahakkukundan evvel taahhüt olunan şey kendisine teslim
olunan alacaklı, şartın tahakkuku halinde, fasıla esnasında o şeyden elde etti-
ği menfaatlerede malik olur.
Şart tahakkuk etmezse alacaklı elde ettiği menfaatleri red ile mükelleftir.
(B) İNFİSAHİ ŞARTLAR:
Madde 152 - İnfisahı, meşkük bir hadisenin tahakkukuna talik edilen akit,
şartın tahakkuku anından itibaren hüküm ifade etmez.
Kaideten, infisah makabline şamil olmaz.
*
(C) MÜŞTEREK HÜKÜMLER:
I - Şartın tahakkuku:
Madde 153 - Eğer şart, iki taraftan birinin bizzat yapması lazım olmayan
bir şeyin icrasından ibaret ise, o tarafın vefatı halinde mirasçısı onun yeri-
ne kaim olabilir.
II - Hileli mümanaat:
Madde 154 - Şartın tahakkukuna iki taraftan biri hüsnü niyet kaidelerine
muhalif bir hareketle mani olursa, o şart tahakkuk etmiş addolunur.
III - Memnu şartlar:
Madde 155 - Kanuna veya ahlaka (adaba) mugayir bir fiil veya ihmal, şart
olarak tayin edilmiş olduğu takdirde bu şarta bağlı olan borç hükümsüz olur.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Pey akçesi, zamanı rücu, ücret tevkifi ve cezai şart
(A) PEY AKÇESİ VE ZAMANI RÜCU:
Madde 156 - Bir kimse pey akçesi verdiği takdirde, bunu zamanı rücu olarak
değil; belki akdin inikadına delil olmak üzere vermiş addolunur.
Hilafına mahalli adet veya mukavele olmadıkça, pey akçesini alan, matlubu-
na mahsup etmiyerek onu muhafaza eder.
Zamanı rücu şart edildiği halde, akitlerden her biri akitten rücu salahiye-
tini haiz addolunur. Pey akçesi vermiş olan rücu ederse, verdiğini terk eder ve
pey akçesini almış olan rücu ederse, aldığının iki mislini iade eder.
(B) ÜCRET TEVKİFİ:
Madde 157 - Hizmet akdinde mukavele mucibince ücretin bir kısmı tevkif
edildiği halde, hilafına şart veya adet bulunmadıkça tevkif olunan ücret cezai
şart olarak değil belki istihdam eden kimsenin zararına karşılık olmak üzere
tutulmuş addolunur.
Bu tevkif, ancak amele ücretinin tazminat ile mahsubu caiz olduğu nispette
muteber olur.
(C) CEZAİ ŞART:
I - Alacaklının hakları:
1 - İcra ile eda arasındaki münasebet
Madde 158 - Akdin icra edilmemesi veya natamam olarak icrası halinde tedi-
ye edilmek üzere cezai şart kabul edilmiş ise, hilafına mukavele olmadıkça,
alacaklı ancak ya akdin icrasını veya cezanın tediyesini isteyebilir.
Akdin muayyen zamanda veya meşrut mahalde icra edilmemesi halinde tediye
olunmak üzere cezai şart kabul edilmiş ise, alacaklı hem akdin icrasını hem
meşrut cezanın tediyesini talep edebilir. Meğer ki alacaklı bu hakkından
sarahaten feragat etmiş veya kayıt dermeyan etmeksizin edayı kabul eylemiş
olsun.
Borçlunun, cezai şartı tediye ile akitten rücu etmek hakkını ispat edebil-
mek salahiyeti mahfuzdur.
2 - Ceza ile zarar arasındaki münasebet
Madde 159 - Alacaklı zarara düçar olmasa bile ceza lazım olur.
Şart olunan ceza miktarından fazla zarara düçar olan alacaklı, borçlunun
bir kusuru olduğunu ispat etmedikçe fazlasını isteyemez.
*
3 - Fesih halinde alacaklının kısmen vukubulan tediyeye müteallik
hakları
Madde 160 - Cezai şarta müteallik hükümler, kısmen vakı olan tediyenin
fesih halinde alacaklıya kalması şartını mutazammın olan mukaveleyede, tatbik
olunur.
Taksitle satışa dair olan hükümler bakidir.
II- Cezanın butlanı ve tenkisi:
Madde 161 - Akitler, cezanın miktarını tayinde serbesttirler.
Ceza, kanuna veya ahlaka (adaba) muğayir bir borcu teyit için şart edilmiş
veya hilafına mukavele olmadığı halde borcun ifası borçlunun mesuliyetini icap
etmeyen bir hal sebebiyle gayri mümkün olmuş ise, şart olunan cezanın tediyesi
talep edilemez.
Hakim, fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir.
BEŞİNCİ BAP
Alacağın temliki ve borcun nakli
(A) ALACAĞIN TEMLİKİ:
I - Şartları:
1 - Rızai temlik
a) Cevazi
Madde 162 - Kanun veya akit ile veya işin mahiyeti icabı olarak menedilmiş
olmadıkça borçlunun rızasını aramaksızın alacaklı, alacağını üçüncü bir şahsa
temlik edebilir.
Borçlu, alacağın temlik edilmemesi şart edilmiş olduğunu bu şartı ihtiva
etmeyen bir ikrarı bilkitabeye istinat ile, alacağını temellük eden üçüncü bir
şahsa karşı iddia edemez.
b) Akdin şekli
Madde 163 - Tahriri şekilde yapılmış olmadıkça alacağın temliki muteber
olmaz.
Bir alacağın temlikini va`detmek, hususi şekle tabi değildir.
2 - Kanuni veya kazai temlik
Madde 164 - Alacağın temliki kanun veya mahkeme kararı mucibince vukubuldu-
ğu halde bir güna merasime tabi olmaksızın ve evvelki alacaklı tarafından rıza
izhar edilmesine bile ihtiyaç bulunmaksızın üçüncü şahıslara karşı dermeyan
edilebilir.
II- Temlikin hükümleri:
1 - Borçlunun vaziyeti
a) Hüsnüniyetle yapılan tediye
Madde 165 - Temlik veya temellük eden tarafından alacağın temlik olunduğu
kendisine bildirilmezden mukaddem evvelki alacaklıya ve mütevali temlikler
vaki olmuş ise alacağı temellük edenlerden tercihi lazım gelen biri var iken
diğerine hüsnü niyetle tediyede bulunan borçlu, beri olur.
b) Tediyeden imtina ve tevdi
Madde 166 - Aidiyeti münazaalı bulunan bir alacağın borçlusu tediyeden im-
tina edebilir ve alacağı mahkemeye tevdi ile borçtan beri olur.
Borçlu, alacağın münazaalı olduğunu bildiği halde tediyede bulunursa,
tehlike ve hasarı kendisine ait olur.
İki alacaklı arasındaki dava henüz görülmekte ve borç muaccel ise her biri
borçluyu, borcu olan meblağı tevdie icbar edebilir.
c) Borçluya ait defiler
Madde 167 - Borçlu, temlike vakıf olduğu zaman; temlik edene karşı haiz ol-
duğu defileri, temellük edene karşı dahi dermeyan edebilir.
Borçlunun matlubu temlik eden zimmetinde temlike vakıf olduğu zaman müeccel
bir alacağı var idise bu alacağın temlik edilen matluptan sonra muacceliyet ik-
tisap etmiş olmaması şartiyle borç ile takas edilmesini talep edebilir.
2 - Fer`i hakların ve senetlerin ve esbabı sübutiyenin devri
Madde 168 - Alacağın temlikinde, temlik eden kimsenin şahsına has olanlardan
maada rüçhan hakları ve diğer müteferri haklar dahil olur.
Temlik eden kimse, temellük edene alacak senedini teslim ve mevcut esbabı
sübutiyeyi ve haklarının izhar için lüzumlu olan malümatı ita ile mükelleftir.
Gecikmiş faizler, asıl alacak ile birlikte temlik edilmiş addolunur.
3 - Zaman
a) Umumiyet itibariyle
Madde 169 - Alacağın temliki ıvaz mukabilinde icra edilmiş ise temlik eden
kimse alacağın temlik zamanında mevcudiyetini zamındır.
Ayrıca taahhüt etmedikçe borçlunun aczinden mesul değildir.
Temlik meccanen vakı olmuş ise temellük eden kimse alacağın mevcudiyetini
dahi zamın olmaz.
b) Tediye makamına yapılan temlik
Madde 170 - Tediye makamına kaim olmak üzere bir alacak temlik edilipte ne
miktar tenzil edileceği tayin edilmemiş ise temellük eden kimse ancak borçlu-
dan bilfiil tahsil ettiği yahut lazım olan ikdamı sarf eylediği halde tahsil
etmiş olduğu miktarı kendi alacağına mahsup etmekle mükelleftir.
c) Zamanın şümulü
Madde 171 - Temlik eden zaman ile mükellef ise; temellük edene karşı ancak
resülmal ve faiz olarak almış olduğu miktar nispetinde mesuldür. Bundan başka
temlikin mucip olduğu ve alacaklının borçluya karşı semeresiz takibi dolayısiyle
ihtiyar ettiği masraflarıda zamin olur.
Temlik, kanun icabı vakı olmuş ise evvelki alacaklı, ne alacağın mevcudiye-
tine ne de borçlunun eda kabiliyetine kefildir.
III- Hususi kaidelerin mahfuziyeti:
Madde 172 - Bazı hakların temlikine mahsus olarak kanunen muayyen olan hü-
kümler bakidir.
(B) BORCUN NAKLİ:
I - Borçlu ve borcun nakli müteahhidi:
Madde 173 - Bir borçluya karşı yapılan, borcun nakli taahhüdü, müteahhidi
ya borcu tediye etmek yahut alacaklının rızasını istihsal ederek borcu üzerine
almak suretiyle borçlunun beraetini tahsile mecbur eder.
Borçlu, borcun nakli müteahhidine karşı borcun nakli akdinden mütevellit
borçlarını ifa etmedikçe, müteahhit aleyhine taahhüdünü ifa için dava ikame
edemez.
Borçtan beraet etmemiş olan evvelki borçlu, borcun nakli müteahhidinden
teminat isteyebilir.
II - Nakil müteahhidi ile borçlu arasındaki akit:
1 - İcap ve kabul
Madde 174 - Evvelki borçlunun yerine yenisinin kaim olması ve borçtan
beraeti borcun naklı müteahhidi ile alacaklı arasında yapılacak akit ile
vukubulur.
Bu akdin icap edildiği, borcun nakli müteahhidi veya onun müsaadesiyle
evvelki borçlu tarafından borcun nakli mukavelesinin alacaklıya bildirilmesin-
den istidlal olunabilir.
Alacaklının rızası ya sarih olur veya halin icabından anlaşılır. Alacaklı
ihtirazi kayıt dermeyan etmeksizin borcun nakli müteahhidinin tediyesini kabul
eder veya bunun borçlu sıfatı ile yaptığı diğer her hangi bir muameleye razı
olursa borcun naklini kabul etmiş addolunur.
2 - İptal olunan icap
Madde 175 - İcap, alacaklı tarafından her zaman kabul edilebilir. Şu kadar-
ki borcun nakli müteahhidi veya borçlu kabul için bir mehil tayin edebilir ve
bu mehlin inkızasına kadar alacaklı süküt ederse icap, reddolunmuş addedilir.
Borcun nakli hakkında vukubulan icabın kabulünden evvel yeni bir borcun
nakli mukavelesi yapılır ve borcun naklinin yeni müteahhidi alacaklıya icapta
bulunursa, birinci icabı yapan beri olur.
III - Borçlunun değişmesinin hükmü:
1 - Borcun ferileri
Madde 176 - Borçlu değişmiş olsa bile borçlunun şahsına hasolanlardan
maada müteferri haklar, baki olur.
Bununla beraber borcu temin için bir rehin tesis etmiş olan üçüncü şahsın
ve kefilin mesuliyetleri ancak borcun nakline razı oldukları halde devam eder.
2 - İstisnalar
Madde 177 - Nakledilen borca müteferri hakları dermeyan etmek hakkı, borç-
ludan yenisine geçer.
Yeni borçlu alacaklı ile yapılan akitten hilafı anlaşılmadıkça evvelki
borçlunun alacaklıya karşı dermeyan edebileceği şahsi defilerde bulunamaz.
Yeni borçlu borcun naklini tevlit etmiş olan hadiseler dolayısiyle evvelki
borçluya karşı dermeyan edebileceği defileri alacaklıya karşı kullanamaz.
IV - Akdin iptali:
Madde 178 - Borcun nakli mukavelesi iptal edildiği halde, hüsnü niyet sahi-
bi üçüncü şahıslara ait olan haklar baki kalmak üzere evvelki borç, bütün
feri`leriyle birlikte avdet eder.
Bundan başka akdin iptali ve ika olunan zarar kendisine isnat olunamıyaca-
ğını nakil müteahhidi ispat edemez ise, alacaklı, evvelce müesses teminatı
zayi etmesi dolayısiyle veya diğer her hangi bir suretle düçar olduğu zararı
nakil müteahhidine tazmin ettirebilir.
V - Bir Mamelekin veya bir işletmenin devralınması:
Madde 179 - (Değişik: 29/6/1956 - 6763/41 md.)
Bir mameleki veya bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan
kimse, bunu alacaklılara ihbar veya gazetelerde ilan ettiği tarihten itibaren
onlara karşı
mamelekin veya işletmenin borçlarından mesul olur; şu kadar ki, iki yıl müddet-
le evvelki borçlu dahi yenisiyle birlikte müteselsilen mesul kalır; bu müddet
muaccel borçlar için ihbar veya ilan tarihinden ve daha sonra muaccel olacak
borçlar için de muacceliyet tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Borçların bu suretle naklinin hükümleri, tek bir borcun nakli akdinden
doğan hükümlerin aynıdır.
VI - Bir işletmenin diğeriyle birleşmesi ve şeklini değiştirmesi:
Madde 180 - (Değişik: 29/6/1956 - 6763/41 md.)
Bir işletme diğer bir işletme ile aktif veya pasiflerin karşılıklı olarak
devralınması suretiyle birleştirilse, her iki işletmenin alacaklıları bir mame-
lekin devralınmasından doğan hakları haiz olup bütün alacaklarını yeni işletme-
den alabilirler.
Evvelce hakiki veya hükmi tek bir şahsa ait olup da kollektif veya koman-
dit şirket haline konulan bir işletmenin borçları hakkında da aynı hüküm tatbik
olunur.
VII - Taksim halinde ve gayrimenkulün bey`i halinde:
Madde 181 - Miras taksimindeki ve rehin ile mukayyet gayrimenkullerin
bey`indeki borcun nakline mütedair hususi hükümler bakidir.
İKİNCİ KISIM
Aktin muhtelif nevileri
ALTINCI BAP
Beyi ve trampa
BİRİNCİ FASIL
Umumi hükümler
(A) İKİ TARAFIN HAK VE VAZİFELERİ:
Madde 182 - Beyi bir akittirki onunla bayi, satılan malı müşterinin ilti-
zam ettiği semen mukabilinde müşteriye teslim ve mülkiyeti ona nakleylemek
borcunu tahammül eder.
Hilafına adet veya mukavele mevcut değil ise bayi ile müşteri borçları ay-
nı zamanda ifa etmekle mükelleftirler.
Hale göre tayini mümkün olan semen, tesmiye edilmiş hükmündedir.
(B) NEFİ VE HASAR:
Madde 183 - Halin icabından veya hususi şartlardan mütevellit istisnaların
maadasında, satılan şeyin nefi ve hasarı akdin in`ikadı anından itibaren müşte-
riye intikal eder.
Bununla beraber yalnız nevan tayin edilmiş olan mebiin ayırt edilmiş olma-
sıda lazımdır ve başka bir yere gönderilecek ise bayiın bu maksata mebi üzerin-
den yedini refetmiş bulunmasıda şarttır.
Taliki şart ile yapılan akitlerde temlik edilen şeyin nefi ve hasarı ancak
şartın tahakkuku anından itibaren iktisap edene geçer.
İKİNCİ FASIL
Menkul bey`i
(A) MEVZUU:
Madde 184 - Menkul bey`i, araziden veya gayrimenkul olmak üzere tapu sici-
line kaydedilen haklardan başka her türlü şeyin bey`idir.
Mahsul veya yıkılması matlup bir binanın enkazı veya taş ocağından çıkarı-
lacak taşlar gibi bir gayrimenkulden ayrıldıktan sonra menkul olarak mülkiyeti
nakledilecek mütemmim cüzülerin satılmasıda menkul bey`idir.
(B) BAYİİN BORÇLARI:
I - Teslim:
1 - Teslim masrafları
Madde 185 - Hilafına adet veya mukavele mevcut değil ise ölçmek ve tartmak
gibi teslim masrafları bayie, senet yapmak ve mebii kabzetmek için yapılan mas-
raflar müşteriye aittir.
2 - Nakil masrafları
Madde 186 - Hilafına adet veya mukavele mevcut değil ise, satılan şeyin
teslim mahallinden başka bir yere nakli lazım geldiği zaman, nakil masrafları
müşteriye aittir.
Masrafsız teslim şart edilmiş ise bayi nakil masraflarını üzerine almış
addolunur.
Liman ve gümrük masrafı olmaksızın teslim mukavele edilmiş ise bayi ihracat,
transit ve ithalat rüsumunu üzerine almış addolunur; fakat eşyanın müşteri tara-
fından kabzedildiği zamanda istifa edilen istihlak rüsumunu deruhde etmiş
sayılmaz.
3 - Bayiin temerrüdü
a) Ticari alım satımlar
Madde 187 - Ticari muamelelerde teslim için bir zaman tayin edilmiş olupta
bayi temerrüt ederse müşterinin teslim talebinden vaz geçerek ademi ifa sebebi
ile zarar ve ziyan isteyeceğini kabule cevaz vardır.
Müşteri teslimini istemek niyetinde ise muayyen müddetin inkızasında bayii
bundan haberdar etmesi lazımdır.
b) Tazmin borcu ve zararın nasıl hesap edileceği
Madde 188 - Borcu ifa etmeyen bayi, müşteriye bu yüzden terettüp eden zararı
zamın olur.
Ticari muamelesinde bayi, borcunu ifa etmezse müşteri mebiin semeni ile ken-
disine teslim edilmiyen şey yerine bir diğerini almak için hüsnü niyetle verdiği
semen arasındaki farkı bayie tazmin ettirebilir.
Mebi, borsaya kayıt ve kabul edilmiş olan veya cari fiatı bulunan mallardan
ise müşteri yerine bir diğerini almağa muhtaç olmaksızın mebiin semeni ile tes-
lim için muayyen olan günün fiatı arasındaki farkı zarar ve ziyan olmak üzere
isteyebilir.
II- Zapta karşı teminat:
1 - Teminat borcu
Madde 189 - Bayi, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından bey`in akdi za-
manında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zaptedilmesinden müşteriye
karşı mesul ve zamındır.
Müşteri zabıt tehlikelerinden bey`in in`ikadı zamanında haberdar idise bayi,
yalnız tahsisan iltizam ettiği kefalet hasebiyle mesul ve zamın olur.
Bayi üçüncü şahsa ait olan hakkı bilerek gizlemiş ise, zaman ve mesuliyetini
refi veya tahdit yolunda kararlaşmış olan şart batıldır.
2 - Usulü muhakeme
a) Davayı ihbar
Madde 190 - Mebiin zaptı ile tehdit edilen müşteri, aleyhine ikame edilen
davayı zamanla mükellef olan bayie ihbar ettiği zaman bayi halin icabına göre
ve usulü muhakemeye tevfikan ya müşteri lehinde davaya müdahalede yahut müş-
teri makamına kaim olarak üçüncü şahsa karşı husumet ve müdafaada bulunmağa
mecburdur.
İhbar, müdahale ve müdafaaya müsait bir zamanda yapılmış ise müşterinin
aleyhinde hasıl olan neticei hükmiye müşterinin hilesi veya ağır bir hatası
eseri olduğu ispat edilmedikçe bayyiede sari olur.
Davanın ihbar edilmemesi mesuliyeti bayie isnat edilemiyen hallerde bayi,
kendisine zamanında haber verilmiş olması farz ve takdirinde ne derece daha
müsait bir neticei hükmiye istihsal edilebileceğini ispat ederse mesuliyetten
o derecede beri olur.
b) Mahkeme kararı olmaksızın iade
Madde 191 - Müşteri, bayii vaktinde davadan haberdar ve kendi namına müda-
faa ve husumette bulunmasını talep ve ihtar edipte dinletememiş ise; üçüncü
şahsın mebi üzerindeki hakkını hüküm beklemeksizin hüsnü niyetle tanımış yahut
istihkak müddeisiyle sulh akdetmiş olsa bile, bayie zaman terettüp eder.
3 - Müşterinin hakları
a) Tamamen zabıt halinde
Madde 192 - Mebiin tamamen zaptolunması halinde beyi münfesih addolunur ve
müşteri bayiden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
1 - Mebiden istihsal ettiği veya istihsalini ihmal ettiği semereler tenzil
edilmek üzere tediye etmiş olduğu semenin faiziyle birlikte iadesini.
2 - Mebii zapteden üçüncü şahıstan mutalebe edemiyeceği sarfiyatı.
3 - Davayı bayie ihbar etmekle içtinap edilmesi mümkün olanlar müstesna
olmak üzere bütün muhakeme masraflariyle muhakeme haricindeki masrafları.
4 - Doğrudan doğruya mebiin zaptından mütevellit diğer zarar ve ziyanları.
Bayi, hiç bir hatanın kendisine isnadı kabil olmadığını ispat etmedikçe
müşteriye mebiin zaptı yüzünden terettüp eden diğer her türlü zararıda tazmin
etmekle mükelleftir.
b) Kısmen zabıt halinde
Madde 193 - Satılan şey kısmen zaptedildiği yahut bayiin kefil olduğu ayni
bir mükellefiyetle takyit edilmiş bulunduğu halde müşteri bey`in feshini talep
edemeyip yalnız bu yüzden düçar olduğu zararın tazminini isteyebilir.
Şu kadarki mebiin bu ayıbını bilmiş olsa onu satın almayacağı hal karine-
siyle anlaşılıyorsa her halde feshi dava edebilir.
Bu takdirde müşterinin bayie mebiin zaptedilmeyen kısmını o zamana kadar
istihsal etmiş olduğu menfaatlerle birlikte iade etmesi lazım gelir.
III - Mebiin ayıptan salim olmasını tekeffül:
1 - Mevzuu
a) Umumiyet itibariyle
Madde 194 - Bayi müşteriye karşı mebiin zikir ve vadettiği vasıflarını mü-
tekeffil olduğu gibi maddi veya hukuki bir sebeple kıymetini veya maksut olan
menfaatini izale veya ehemmiyetli bir suretle tenkis eden ayıplardan salim bu-
lunmasını da mütekeffildir.
Bayi, bu ayıpların mevcudiyetini bilmese bile onlardan mesuldür.
b) Hayvan alım satımında
Madde 195 - Hayvan alım satımında bayi tahriren kefalet etmedikçe yahut müş-
teriyi iğfal etmiş olmadıkça tekeffül etmiş addolunmaz.
2 - Tekeffüle karşı
Madde 196 - Bayi, mebiin ayıbını müşteriden hile ile gizlemiş ise bey`ide
tekeffül hükmünü iskat veya tahdit eden her şart batıldır.
3 - Müşterinin bildiği ayıplar
Madde 197 - Bayi, müşterinin bey`i zamanında malümu olan ayıptan mesul olma-
dığı gibi mebii kafi derecede muayene etmekle fark etmiş olacağı ayıptanda ancak
bunun mevcut olmadığını temin etmiş ise mesul olur.
4 - Keşif ve muayene ve bayie ihbar
a) Umumiyet itibariyle
Madde 198 - Müşteri kabz ettiği mebiin halini örf ve adete göre imkan hasıl
olur olmaz muayene etmek borcu ile mükellef olup mebi de bayiin tekeffül altında
olan bir ayıp gördüğü zaman bunu derhal bayie ihbar etmesi lazım gelir.
Bunu ihmal ettiği halde mebii kabul etmiş sayılır. Meğerki mebide adi bir
muayene ile meydana çıkarılamıyacak bir ayıp bulunsun.
Bu kabilden bir ayıp sonradan meydana çıkarsa derhal bayie ihbar edilmeli-
dir. Aksi takdirde, mebi bu ayıp ile beraber kabul edilmiş addolunur.
b) Hayvan alım satımında
Madde 199 - Hayvan alım satımında kefalet müddeti tahirren tayin edilmemiş
olupta kefalet hayvanın bir vasfına müteallik değil ise mebide keşfedilen ayıp-
tan bayiin mesuliyeti, teslim vakı olduğu veya müşterinin kabızda temerrüdü ta-
hakkuk ettiği günden itibaren dokuz gün içinde bayie ihbar edilmekle beraber
hayvanın ehli vukuf marifetiyle muayenesinin icrası yine bu müddet zarfında mer-
ciinden talep olunmasına mütevakkıftır.
Hakim, ehli vukuf raporunu serbestçe takdir eder.
5 - Bayiin hilesine müterettip hükümler
Madde 200 - Müşteriyi iğfal etmiş olan bayi, ayıbın kendisine vaktinde ihbar
edilmemiş olduğunu ileri sürerek mesuliyetten kurtulamaz.
6 - Başka mahalden vakı olan beyi
Madde 201 - Başka bir mahalden gönderilen mebiin ayıplı olduğunu iddia eden
müşteri, bulunduğu yerde bayiin mümessili yok ise mebiin muhafazası için lazım
gelen tedbirleri muvakkaten ittihaz etmekle mükelleftir. Müşteri, ayıplı olduğu-
nu iddia ettiği mebii muhafaza için icabeden tedbirleri yapmaksızın bayie
gönderemez.
Müşteri, vakit kaybetmeksizin mebiin halini usulen tasdik ettirmekle mükel-
leftir. Aksi halde, iddia olunan ayıbın mebi kendisine vasıl olduğunu zaman
mevcut bulunduğunu ispat etmeğe mecbur olur.
Mebiin az zamanda bozulmak korkusu varsa müşterinin onu bulduğu yerde mercii
marifetiyle sattırmağa salahiyeti ve hatta bayiin menfaati böyle iktiza ediyorsa
mecburiyeti vardır. Müşteri, her halde bayii mümkün olan süratle keyfiyetten
haberdar etmekle mükellef ve etmediği takdirde zarar ve ziyan davasına maruzdur.
7 - Tekeffüle müstenit dava
a) Bey`in feshi yahut semenin tenzili
Madde 202 - Bayiin tekeffülü altındaki mebiin ayıbı anlaşıldığı zaman müş-
teri muhayyerdir. Dilerse mebii redde hazır olduğunu beyanla bey`in fesh edil-
mesini, dilerse mebii alıkoyup kıymetinin noksanı mukabilinde semenin tenzil
olunmasını dava eder.
Hakim, müşterinin mebii ret davası üzerine hal icabı bey`in feshini muhik
göstermiyorsa semenin tenzili ile iktifa edebilir.
Kıymetinin noksanı mebiin semenine müsavi ise müşteri ancak bey`in feshini
talep edebilir.
b) Mebiin tebdili
Madde 203 - Mebi, miktarı muayyen misli şeylerden ise müşteri dilerse
fesih veya semenin tenzilinden hiç birini talep etmeyip mebiin ayıptan ari
mislile değiştirilmesini dava edebilir.
Mebi, başka bir yerden gönderilmiyorsa bayiin de müşteriye derhal ayıptan
ari mislini teslim ve müşterinin düçar olduğu zararı tamamen tazmin ederek
aleyhine ikame edilecek davadan kurtulmağa salahiyeti vardır.
c) Mebiin zıyaı halinde bey`in feshi
Madde 204 - Mebiin ayıp sebebi ile yahut kazaen telef ve ziyaa veya hasara
uğraması, ayıptan dolayı feshi davaya mani olmaz. Bu takdirde müşterinin red
ile mükellef olduğu şey mebiden elinde kalandır.
Mebi müşterinin taksiri yüzünden telef olmuş yahut müşteri onu başkasına
temlik veya şeklini tağyir etmiş ise ancak kıymet noksanına mukabil semenin
tenzilini dava edebilir.
8 - Feshin hükümleri
a) Umumiyet itibariyle
Madde 205 - Beyi fesh edilince müşteri bayie mebi ile beraber
ondan istihsal ettiği menfaatleri iade etmekle mükelleftir.
Bayiin müşteriye almış olduğu semeni faiziyle beraber iade ettikten başka
mebiin tamamen zaptı halinde olduğu gibi muhakeme masrafiyle müşterinin mebia
vaki olan masrafları ödemesi lazımdır. Bayi bunlardan maada müşteriye ayıplı
mal teslim etmesinden doğrudan doğruya tevellüt etmiş olan zararı da ayrıca
tazmin etmeğe mecburdur.
Bayi, kendisine hiç bir kusur isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe müşteri-
nin diğer her türlü zararlarını tazmin etmeğe borçludur.
b) Birden ziyade malın bey`i halinde fesih
Madde 206 - Bİrden ziyade şey veya parça birlikte satılmış olupta bunlar-
dan bazısı ayıplı çıktığı halde fesih, ancak, ayıplı çıkanlar hakkında
dava olunabilir.
Şu kadarki ayıplı kısmın diğerinden tefriki müşteriye veya bayie ehemmiyet-
li bir zarar husule gelmeksizin mümkün olmazsa, feshin bütün mebie teşmili
zaruri olur.
Mebiin aslı hakkında bey`in feshi, ayrı semen beyan edilerek satılmış olsa
bile ferilerinede şamil olur; amma feriler hakkındaki fesih mebiin aslına
şamil olmaz.
9 - Müruru zaman
Madde 207 - Bayi daha uzun müddet için kefalet etmemiş ise, mebii ayıba
karşı tekeffülden mütevellit her türlü dava, mebideki ayıp daha sonra meydana
çıksa bile müşteriye teslim vukuundan itibaren bir sene geçmekle sakıt olur.
Fakat müşterinin, bayi tarafından aleyhine ikame edilen davaya karşı
mebiin tesliminden itibaren bir sene geçmeksizin ihbar ettiği ayıptan dolayı
defi hakkı sene geçmekle sakıt olmayıp devam eder.
Bayi müşteriyi iğfal etmiş ise bu bir senelik müruru zamandan istifade ede-
mez.
(C) MÜŞTERİNİN BORÇLARI:
I - Semenin edası ve mebiin kabzı:
Madde 208 - Müşteri bey`i aktinde mukarrer olan surete tevfikan semeni eda
ve kendisine mukarrer olan şartlar dairesinde arzedilen mebii kabz etmekle
mükelleftir.
Hilafına adet veya mukavele mevcut değil ise, kabzın derhal vukuu lazımdır.
II - Semenin tayini:
Madde 209 - Müşteri kat`i sipariş yapmış fakat semeni tayin etmemiş ise
beyi siparişin yapıldığı gün ve mahalde cari fiat üzerinden aktedilmiş sayılır.
Semen, mebiin veznine göre hesap ediliyorsa darası tenzil olunur.
Ticarette bazı emtianın semenin gayri safi vezin üzerinden yahut muayyen
bir miktar veya yüzde şu kadar tenzil edilerek hesap edilmesi yolundaki hususi
taamüller mahfuzdur.
III- Semene istihkak ve semenin faizi:
Madde 210 - Hilafına mukavele mevcut değil ise mebi müşterinin yedine gi-
rince bayi semene müstehak olur.
Adet bu yolda ise yahut müşteri mebiden semene veya diğer türlü hasılat
istifa imkanını elde etmiş ise mebiin semeni mücerret vadeye nazaran müşteri
tarafından vukua gelen temerrüt üzerine müterettip hükümlerden başka hatta hiç
bir ihtar dahi yapılmaksızın faize tabidir.
IV - Müşterinin temerrüdü:
1 - Bayiin fesih hakkı
Madde 211 - Mebi ancak semenin tediyesinden sonra veya tediyesi akabinde
teslim edilmek lazım gelen hallerde müşteri tediyeden temerrüt ederse, bayi
hiç bir merasime muhtaç olmaksızın bey`i feshedebilir.
Fakat bu hakkını kullanmak istiyorsa keyfiyetten müşteriyi derhal haberdar
etmekle mükelleftir.
Mebi, müşteriye teslim edilmiş ise bayi bu hakkı sarahaten muhafaza etmiş
olmadıkça bey`i feshedilip mebii istirdat edemez.
2 - Zarar ve ziyan nasıl hesap edileceği
Madde 212 - Ticari muamelelerde bayi, mebiin semenini tediyeden temerrüt
eden müşteriden, bu semenle mebii diğerine hüsnü niyetle sattığı semen arasın-
daki farktan ibaret olan zarar ve ziyanı istiyebilir.
Mebi borsada mukayyet olan veya cari fiyatı bulunan emtiadan ise, bayi,
bunu diğerine satmağa muhtaç olmaksızın mebiin semeni ile tediye için muayyen
olan vade gününün fiyatı arasındaki farkı zarar ve ziyan olmak üzere müşteri-
den talebedebilir.
ÜÇÜNCÜ FASIL
Gayrimenkul bey`i
(A) AKDİN ŞEKLİ:
Madde 213 - Gayrimenkul bey`i muteber olmak için resmi senede raptedilmek
şarttır. Gayrimenkule dair beyi vadi ve bey`i bilvefa ve istimlak mukavelesi
resmi senede raptedilmedikçe muteber değildir. Mukaveleden mütevellit şuf`a
hakkı için tahriri şekil kafidir.
(B) ŞARTLA BEYİ VE MÜLKiYETİN MUHAFAZASI:
Madde 214 - Bir gayrimenkulün şartla bey`i halinde şart tahakkuk etmedikçe
beyi, tapu siciline kaydedilmez.
Mülkiyetin bayi uhdesinde mahfuziyetine dair olan şart dahi tescil olunmaz.
(C) TEKEFFÜL:
Madde 215 - Hilafına mukavele mevcut değil ise, satılan gayrimenkul beyi
senedinde yazılı olan ölçü miktarını ihtiva etmediği takdirde; bayi, noksanını
müşteriye tazmin etmekle mükelleftir. Satılan gayrimenkul resmi bir mesahaya
müsteniden sicilde yazılı olan ölçü miktarını ihtiva etmediği takdirde, bayi,
tahsisen taahhüt altına girmemiş ise tazmin ile mükellef değildir.
Bir binanın ayıplı olmasından mütevellit ve tekeffüle müstenit davalar mül-
kiyetin devrinden beş sene geçmekle sakıt olur.
(D) MENFAAT VE MUHATARA:
Madde 216 - Mebiin müşteri tarafından kabzedilmesi için mukavele ile bir
müddet tayin edildiği halde onun nefi ve hasarının müşteriye intikal etmemesi
asıldır.
(H) MENKUL BEY`İ HAKKINDAKİ HÜKÜMLERE MÜRACAAT:
Madde 217 - Menkul bey`ine müteallik hükümler, kıyas tarikiyle gayrimenkul
bey`ine de tatbik olunur.
DÖRDÜNCÜ FASIL
Bey`in bazı nevileri
(A) NÜMUNE ÜZERİNE BEYİ:
Madde 218 - Nümune üzerine beyide nümune kendisine tevdi edilen taraf,
yedindeki nümunenin kendisine teslim edilen nümune olduğunu ispata mecbur
olmayıp nümunenin şekli değişse bile bu tagayyür muayenenin zaruri icabatından
ise söz ile tasdik olunur; diğer tarafın her halde hilafını ispata hakkı var-
dır.
Nümune müşterinin velev kusuru olmaksızın yedinde bozulmuş veya zıyaa
uğramış ise bayi mebıin nümuneye muvafakatini ispat ile mükellef tutulmayıp,
aksini iddia eden müşterinin, ispat etmesi lazımgelir.
(B) TECRÜBE VE MUAYENE ŞARTİYLE BEYİ:
I - Mahiyeti:
Madde 219 - Tecrübe veya muayene şartiyle beyide, müşteri mebii kabul yahut
reddetmekte serbesttir. Mebi müşterinin yedine geçmiş olsa bile kabul edilince-
ye kadar bayiin mülkünde kalır.
II - Bayiin nezdinde muayene:
Madde 220 - Muayene bayiin nezdinde icra edilmek icabedip te müşteri mebi
mukavelenin veya adetin tayin ettiği müddet içinde kabul etmediği halde bayi
serbest olur.
Böyle bir müddet tayin edilmemiş ise, bayi münasip bir müddet geçtikten
sonra mebii kabul veya reddetmesini, müşteriye ihtar edebilir; derhal cevap
verilmezse serbest olur.
III - Müşteri nezdinde muayene:
Madde 221 - Mebi muayene edilmeksizin müşteriye teslim edildiği takdirde,
mukavelenin veya adetin tayin ettiği müddet içinde ve böyle bir müddet tayin
etmiş değil ise bayiin ihtarı akabinde müşteri bey`i kabul etmediğini beyan veya
bayie reddetmezse, beyi tekemmül etmiş addolunur. Müşterinin, semeni ihtirazi
kayıt beyan etmeksizin tamamen veya kısmen tesviye veya mebii tecrübe için zaru-
ri olan suretten başka bir surette tasarruf edilmesiyle de beyi tamam olmuş
olur.
(C) TAKSİTLE BEYİ:
I - Bayiin muhayyerliği:
Madde 222 - Menkul bir mal semeni taksitle tesviye edilmek şartiyle beyi ve
teslim edilip te müşteri taksitlerden birini tediyeden temerrüt ettiği halde
bayi o taksitin tediyesini talep edebileceği gibi kendisi için bu hakkı muhafaza
etmiş ise mebiin mülkiyetini iddia veya bey`i feshedebilir.
II - Bayiin diğer hakları:
Madde 223 - Mebiin mülkiyetini iddia eden bayi hakkında mülkiyeti muhafaza
şartına müteallik olan hükümler tatbik olunur.
Bayi bey`i feshettiği halde bayi ve müşterinin her biri, diğerinden aldığı
şeyi iade ile mükelleftir. Bayi her halde münasip bir icar bedeli talep edebile-
ceği gibi mebi bozulmuş ise tazminat dahi istiyebilir.
Müşteriye bundan ziyade borç tahmil eden mukaveleler batıldır.
III- Muacceliyet şartları:
Madde 224 - Taksitlerden birinin tediye edilmemesi halinde semenin mecmuunun
muacceliyet kesbetmesi şart edilmiş ise bayiin bu şarttan istifade edebilmesi
müşterinin iki mütevali taksiti vermekten temerrüt etmesine ve bu iki taksit
mecmuunun semenin en aşağı onda birini teşkil eylemesine mütevakkıftır.
(D) MÜZAYEDE:
I -Bey`in inikadı:
Madde 225 - Cebri müzayedelerde beyi, müzayede memurunun ihalesiyle münakit
olur.
Herkesin iştirak edebildiği ihtiyari ve aleni müzayedelerde beyi, bayiin
ihalesiyle münakit olur. Bayi buna muhalif bir arzu beyan etmemiş ise, müzayede-
yi idare eden kimsenin, müzayede edilen malı en çok verene ihale etmeğe hakkı
vardır.
II - Müzayedenin butlanı:
Madde 226 - Kanuna veya ahlaka (adaba) mugayir tertibatla müzayedeye fesat
karıştırılmış ise her alakadar tarafından on gün zarfında itiraz edilebilir. Bu
itiraz cebri müzayedelerde icra ve iflas muamelelerine nezaret eden makamlara ve
diğer hallerde mahkemeye arz olunur.
III- Müzayedeye iştirak edenin ne zaman mülzem olacağı:
1 - Umumiyet itibariyle
Madde 227 - Müzayedeye iştirak eden kimse, beyi için muayyen olan şartlar
dairesinde, teklifiyle mülzem olur. Hilafına bir şart mevcut değil ise pey
sürenin mülzemiyeti kendisinden fazla veren zuhur etmesiyle yahut teklifinin
müzayede hitamında mutat olan nidalar akibinde kabul olunmıyarak ihalenin icra
edilmemesiyle zail olur.
*
2 - Gayrimenkul müzayedesi
Madde 228 - Gayrimenkul müzayedesinde ihalenin veya ihalenin reddinin
müzayede akebinde vukuu lazımdır. Pey süren kimsenin müzayededen sonra mülzemi-
yetinin imtidadını mutazammın şart batıldır. Şu kadarki bu hüküm cebri müzayede-
ler ile ihalenin resmi bir merci tarafından tasdika muhtaç olduğu hallerde
tatbik olunmaz.
IV - Tediyenin peşin olması lüzumu:
Madde 229 - Hilafı, beyi`de şart edilmemiş ise ihale bedelinin peşin tediye-
si lazımdır. İhale bedeli peşin veya beyi şartlarına tevfikan tesviye edilmezse
bayi, bey`i derhal feshedebilir.
V - Tekeffül:
Madde 230 - Müzayede şartnamesinde sarih bir taahüdün bulunması veya
müzayedeye iştirak edenlere karşı bir hile yapılmış olması halleri müstesna
olmak üzere, cebri müzayedelerde tekeffüle mahal yoktur.
Müzayede ile mal alan kimse o mala tapu siciline ve beyi şartlarına ve ka-
nuna nazaran muayyen olan hali ve hakları ve mükellefiyetleri ile malik olur.
İhtiyari ve aleni müzayedelerde bayi, adi beyide olduğu gibi mebii tekeffül
ile mükelleftir. Şu kadarki hilesinden mütevellit olandan maada tekeffüllerde
usulü dairesinde ilan edilen beyi şartları zımnında, tahallüs edebilir.
VI - Mülkiyetin intikali:
Madde 231 - Müzayede ile menkul bir mal alan kimse onun mülkiyetini ihale
anında iktisabeder. Müzayededen alınan gayrimenkulün mülkiyeti ancak tapu sicil-
line kaydedilmekle müşteriye intikal eder. Müzayede memuru ihalesi beyi zabıtna-
mesinde gösterilen gayrimenkulün müşteri namına tescil edilmesini derhal tapu
memuruna tebliğ eder.
Cebri müzayedelerin cereyanı sırasındaki ihalelere müteallik hükümler
bakidir.
BEŞİNCİ FASIL
Trampa
(A) TRAMPA BEYİ HÜKÜMLERİNE TABİDİR:
Madde 232 - Beyi hükümleri trampada da tatbik olunur. Şöyleki trampa eden-
lerden her biri, itasını taahhüt ettiği şeye nazaran bayi ve kendisine verilmesi
taahhüt olunan şeye göre müşteri hükmünde tutulur.
(B) TEKEFFÜL:
Madde 233 - Trampa suretiyle aldığı şey yedinden zaptolunan yahut onu ayı-
bından dolayı reddeden taraf, muhayyerdir; dilerse zarar ve ziyanı diğer tarafa
tanzim ettirir, dilerse vermiş olduğu şeyi istirdat eder.
YEDİNCİ BAP
Hibe
(A) MEVZUU:
Madde 234 - Hibe, hayatta olan kimseler arasında bir tasarrufturki onunla
bir kimse, mukabilinde bir ıvaz taahhüt edilmeksizin malının tamamını veya bir
kısmını diğer bir kimseye temlik eder.
Henüz iktisap edilmemiş olan bir haktan feragat yahut bir mirası reddetmek,
hibe değildir. Ahlaki bir vazifenin ifasıda, hibe sayılmaz.
*
(B) HİBEYE EHLİYET:
I - Vahip hakkında:
Madde 235 - Karı koca malının idaresi usulünden yahut mirasçılık hakından
neşet eden tahditler mahfuz kalmak üzere medeni haklarını kullanmak salahiyetine
sahip olan herkes, hibe yapabilir. Tasarrufa ehil olmayanın malı, ancak kanuni
mümessillerinin mesuliyetleri kaydiyle ve vesayet hakkındaki hükümlere riayetle
hibe olunabilir.
Bir hibeyi takip eden sene içinde başlayan bir muhakeme neticesinde vahibin
israfından dolayı hacrine hüküm olunursa, o hibe Sulh Mahkemesince iptal
olunabilir.
II - Hibeyi kabul eden hakkında:
Madde 236 - Medeni haklarını kullanmak salahiyetinden mahrum olan kimse,
temyiz kudretine malik ise hibeyi kabul ve bu sebeple mal iktisap edebilir.
Fakat o kimsenin kanuni mümessili kendisini hibeyi kabulden meni veya hibe
olunan şeyin iadesini emrederse hibe keenlemyekün veya merdut olur.
(C) ŞEKLİ:
I - Elden hibe:
Madde 237 - Elden hibe, vahibin bir şeyi mevhubünlehe teslim etmesiyle vücut
bulur.
Gayrimenkulün veya gayrimenkul üzerindeki ayni hakların hibesi, ancak tapu
sicilline kaydedilmekle tamam olur.
Bu tescil, ancak muteber bir hibe taahhüdüne istinaden yapılabilir.
II - Hibe vadi:
Madde 238 - Hibe taahüdünün muteber olması tahriri olmasına mütevakkıftır.
Bir gayrimenkulün yahut gayrimenkul üzerindeki ayni bir hakkın hibesi
taahhüdü, ancak resmi senetle yapılmış ise muteber olur.
Hibe taahhüdü, tenfiz edilince elden yapılmış hibe gibi olur.
III- Kabulün neticeleri:
Madde 239 - Bir kimse, diğerine hibe ettiği malı; diğer mallardan bilfiil
tefrik etmiş olsa bile, mevhubünlehin kabulüne kadar hibesinden rücu edebilir.
(D) ŞARTLARI VE MÜKELLEFİYETLERİ:
I - Umumiyet itibariyle:
Madde 240 - Hibe, şartla yahut mükellefiyetle takyit olunabilir. Tenfizi
vahibin ölümüne bağlı hibede vasiyet hükmü cereyan eder.
II - Şartın icrası:
Madde 241 - Vahip, mukavele mucibince mevhubünleh tarafından kabul edilmiş
olan mükellefiyetin icrasını talep edebilir.
Ammenin menfaati için mevhubunlehe tahmil edilmiş olan mükellefiyetin icra-
sını talebetmek salahiyeti, vahibin vefatından sonra, ait olduğu mercie intikal
eder.
Hibe edilen şeyin kıymeti masrafını korumaz ve masraf fazlası kendisine tes-
viye edilmezse mevhubunlehin, mükellefiyeti icradan imtina etmeğe hakkı vardır.
III- Rücu şartları:
Madde 242 - Vahip, mevhubunlehin kendisinden evvel vefatı halinde hibe
edilen şeyin mülküne rücu etmesini şart edebilir.
Hibe edilen gayrimenkule veya bir gayrimenkul üzerindeki ayni hakka taallük
eden rücu şartı tapu siciline şerh verilebilir.
(H) VAHİBİN MESULİYETİ:
Madde 243 - Vahip, hileden veya ağır dikkatsizlikten maada hallerde, hibeden
neşet eden zarardan mevhubunlehe karşı mesul olmayıp ancak hibe edilen şeyin
veya alacağın tekeffülünü vadetmiş ise; bununla mükelleftir.
(V) İPTAL:
I - Hibe edilen malların istirdadı:
Madde 244 - Vahip, aşağıdaki hallerden biri vukuunda elden yaptığı hibeden
veya tenfiz ettiği taahhüdünden rücu ve mevhubunlehin elinde halen ne kalmış ise
onun iadesini dava edebilir.
1 - Mevhubunleh, vahibe yahut yakınlarından birine karşı ağır bir cürum
irtikap ederse.
2 - Mevhubunleh, vahide veya ailesi için kanunen mükellef olduğu vazifelere
karşı ehemmiyetli bir suretle riayetsizlikte bulunmuş ise.
3 - Mevhubunleh, hibeyi takyit eden mükellefiyeti haklı bir sebep olmaksızın
icra etmezse.
II - Hibe taahhüdünden rücu ve iptal:
Madde 245 - Hibeyi taahhüt ede |