Hukuk Forumları.
Üye Adı :
Şifreniz :
Şifreyi Anımsa


Üye Kayıt
  Anasayfa   Portal   Forumlar   Yönetim   SSS     Üye Kayıt
YENİ HUKUKİ NET : Hukuk Portalı  | Hukuki Net 2007  | Hukuk Forumları  | Aktif Konular  | Site Haberleri  | Hukuk Ansiklopedisi  | Hukuk Arama  | Anketler  | Hukuk Siteleri  | Anketler  | Hukuk ilanları  | Dilekçeler ve Hukuk Programları  | Hukuk Terimleri

| Üye | Aktif Üyeler | Aktif forumlar | Geçmiş forumlar | TC. Mevzuatı   | Osmanlı Dönemi Kanunları Numerik | 1920-1960 arası kanunlar (alfabetik) | 1920-1960 arası kanunlar (numerik) | 1960-1961 arası kanunlar (alfabetik) | 1960-1961 arası kanunlar (numerik) | 1962 den Bugüne kadar kanunlar (alfabetik) | 1962 den Bugüne kadar kanunlar (numerik) | Kanun Hükmünde Kararname | Tüzük | Yönetmelik | Talimatname | Muhtelif Mevzuat
Forum Kategorileri | Forum Arama | Programlar  |
Hukuk Arama Motoru | Site Ekle | Hukuk Güncel Haber | Mevzuat | Kanun | Khk. | Tüzük | Yönetmelik | İçtihat | Yarışma | Ne Yeni ? | Dizin 

TÜRK KANUNU MEDENİSİ (1) Mevzuat Listesi

                              TÜRK KANUNU MEDENİSİ (1)
    Kanun Numarası        : 743
    Kabul Tarihi          : 17/2/1926
    Yayımlandığı R. Gazete: Tarih : 4/4/1926 Sayı: 339
    Yayımlandığı Düstur   : Tertip: 3 Cilt: 7 Sayfa: 237
                                *
                               * *
    Bu kanun ile ilgili tüzükler için, "Tüzükler Külliyatı"nın kanunlara göre
düzenlenen nümerik fihristine bakınız.
    Bu kanun ile ilgili olarak Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren yönet-
melik için, "Yönetmelikler Külliyatı"nın kanunlara göre düzenlenen nümerik fih-
ristine bakınız.
    Bu Kanunun yürürlükte olmayan hükümleri için bakınız, "Yürürlükteki bazı ka-
nunların mülga hükümleri külliyatı"nın kanunlara göre düzenlenen nümerik fihris-
tine,
                         Cilt: (2)         Sayfa: (1299)
                                   *
                                  * *
                                BAŞLANGlÇ
    (A) KANUNU MEDENİNİN TATBİKİ :

    Madde 1 - Kanun, lafziyle veya ruhiyle temas ettiği bütün meselelerde
mer`idir. Hakkında kanuni bir hüküm bulunmıyan meselede hakim örf ve adete göre,
örfü adet dahi yok ise kendisi vazıı kanun olsaydı bu meseleye dair nasıl bir
kaide vazedecek idiyse ona göre hükmeder.
    Hakim hükümlerinde, ilmi içtihatlardan ve kazai kararlardan istifade eder.
    (B) MEDENİ HAKLARIN ŞÜMULÜ :
    I - Umumi vazifeler :

    Madde 2 - Herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifada hüsnüniyet kaide-
lerine riayetle mükelleftir.
    Bir hakkın sırf gayri izrar eden suiistimalini kanun himaye etmez.
 --------------------------------
    (1)  18/4/1929 tarihli ve 1424 sayılı Kanunun 343. maddesine göre aşağıda
         yazılı olan ve bu Kanunda kullanılan istilah ve tabirler yerine aşağı-
         daki kelime ve tabirler geçmiştir.
    hibe              - bağışlama              mebi            - satılan
    vahip             - bağışlıyan             icar            - kira
    mevhubüleh        - bağışlanan             icare           - kiralama
    mali mevhup       - bağışlanılan           mucir           - kiralıyan
    beyi              - satım                  müstecir        - kiracı
    şira              - alım                   mecur           - kiralanan
    müşteri           - alıcı                  ecir            - işçi
    bayi              - satıcı                 bedeli icar     - kira karşılığı
KANUNLAR, ŞUBAT 1991 (Ek - 7)
    II- Hüsnü niyet :

    Madde 3 - Bir hakkın doğumu için kanunen hüsnü niyet şart kılınan hallerde
asil olan, onun vücududur. Ancak, icabı hale göre kendisinden beklenen ihtimamı
sarfetmiyen kimse hüsnü niyet iddiasında bulunamaz.
    III- Hakimin takdiri :

    Madde 4 - Kanun takdir hakkı verdiği ve icabı hale yahut muhik sebeplere
nazaran hüküm vermekle mükellef tuttuğu hususlarda hakim, hak ve nasfetle
hükmeder.
    (C)  BORÇLARIN UMUMİ KAİDELERİ :

    Madde 5 - Akitlerin inikadına ve hükümlerine ve sukutu sebeplerine taallük
eden borçlar kısmında beyan olunan umumi kaideler medeni hukukun diğer kısımla-
rında dahi caridir.
    (D)  BEYYİNE :
    I - Beyyine külfeti :

    Madde 6 - Kanun, hilafını emretmedikçe tarafeynden her biri müddeasını ispa-
ta mecburdur.
    II- Resmi sicil ve senetler :

    Madde 7 - Resmi sicil ve senetlerin doğru olmadığı sabit oluncaya kadar mün-
derecatı ile amel olunur. Bu münderecatın doğru olmadığını ispat, bir şekil mah-
susa bağlı değildir.
                                  BİRİNCİ KİTAP
                                  Şahsın Hukuku
                                  BİRİNCİ BAP
                                 Hakiki şahıslar
                                  BİRİNCİ FASIL
                                    Şahsiyet
    (A)  ŞAHSİYET:
    I - Medeni haklardan istifade :

    Madde 8 - Her şahıs medeni haklardan istifade eder. Binaenaleyh kanun daire-
sinde haklara ve borçlara ehil olmakta herkes müsavidir.
    II- Medeni hakların kullanılması :
    1 - Mevzuu

    Madde 9 - Medeni hakları kullanmağa salahiyettar olan kimse iktisaba da il-
tizama da ehildir.
    2 - Şartları
    a) Umumiyet itibariyle

    Madde 10 - Mümeyyiz olan reşit, medeni hakları kullanmağa salahiyettardır.
    b)  Rüşt

    Madde 11 - Rüşt, on sekiz yaşın ikmaliyle başlar. Evlenme, kişiyi reşit kı-
lar.
    c)  Kazai rüşt

    Madde 12 - On beş yaşını ikmal eden küçük, kendi rızası ve ana ve babasının
muvafakatı ile mahkemei asliyece mezun kılınabilir.Vesayet altında ise, vasi de
dinlenir.
    d) Temyiz kudreti

    Madde 13 - Yaşının küçüklüğü sebebiyle yahut akıl hastalığı veya akıl za-
yıflığı veya sarhoşluk ve bunlara benzer sebeplerden biriyle makul surette hare-
ket etmek iktidarından mahrum olmayan her şahıs, Kanunu Medenice mümeyyizdir.
    III - Medeni hakları kullanmağa ehliyetsizlik :
    1 - Umumiyet itibariyle :

    Madde 14 - Mümeyyiz olmayan ile küçükler ve mahcurlar medeni hakları kullan-
mak salahiyetinden mahrumdurlar.
    2 - Temyiz kudretini haiz olmamak:

    Madde 15 - Mümeyyiz olmayan şahsın tasarrufu, hukuki bir hüküm ifade etmez.
Kanunda muayyen istisnalar bakidir.
    3 - Temyiz kudretini haiz küçük veya mahcur:

    Madde 16 - Mümeyyiz bulunan küçükler ile mahcurlar, kanuni mümessillerinin
rızaları olmadıkça bizzat kendi tasarruflariyle iltizam edemezler. Ivazsız ikti-
sapta ve münhasıran şahsa merbut hakları kullanmakta bu rızaya muhtaç değiller-
dir. Haksız fiillerinden mütevellit zararlardan mesuldurlar.
    IV. - Hısımlık ve sıhri hısımlık :
    1 - Kan hısımlığı:

    Madde 17 - Hısımlığın derecesi, nesillerin adedi ile taayyün eder.Birbirinin
sulbünden gelenler arasındaki hısımlık usul ve füru hısımlığı ve birbirinin sul-
bünden gelmeyip te müşterek bir sulpten gelenler arasındaki hısımlık civar hı-
sımlığıdır.
    2 -  Sıhri hısımlık:

    Madde 18 - Karı ve kocadan her birinin kan hısımları diğerinin aynı derece
sıhri hısımları olur.
    Evlenmenin zevaliyle, sıhri hısımlık zail olmaz.
    V - İkametgah :
    1 - Tarifi:

    Madde 19 - Bir kimsenin ikametgahı, yerleşmek niyetiyle oturduğu yerdir. Bir
kimsenin aynı zamanda birden ziyade ikametgahı olamaz.
    Bu fıkranın hükmü, ticari ve sınai müesseseler hakkında cari değildir.
    2 - İkametgahın değiştirilmesi :

    Madde 20 - Bir ikametgahın değişmesi, yenisinin ittihazına mütevakkıftır.
Bir kimsenin evvelce bir ikametgahı mevcut olduğu tayin edilemediği veyahut
memaliki ecnebiyedeki ikametgahını terketmekle beraber Türkiyede henüz yeni bir
ikametgaha sahip olmadığı takdirde elyevm sakin olduğu mahalle, ikametgahı naza-
riyle bakılır.
    3 - Kanuni ikametgah:

    Madde 21 - Kocanın ikametgahı karının ve ana ve babanın ikametgahı velayet-
leri altındaki çocuğun ve mahkemenin bulunduğu yer vesayet altındaki kimsenin
ikametgahı addolunur.
    İkametgahı belli olmayan kimsenin karısı, veya kocasından ayrı yaşamağa me-
zun olan kadın kendisine ayrı bir ikametgah ittihaz edebilir.
    4 - Müesseselerde bulunmak:

    Madde 22 - Mektebe devam için bir yerde bulunmak veya bir terbiye müessese-
sine, bir hastaneye ve darülacezeye ve bir ceza müessesesine konulmak ikametgah
ittihazını tazammun etmez.
    (B) ŞAHSİYETİN HİMAYESİ:
    I - Umumiyet itibariyle:
    1 - Devir ve takyit yasağı ve istisnaları(1)

    Madde 23 - Kimse, medeni haklardan ve onları kullanmaktan kısmen olsun fera-
gat edemez.
-----------------------------
(1) Madde başlığı, 14/11/1990 tarih ve 3678 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile
    değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
KANUNLAR, ŞUBAT 1991 (Ek - 7)
    Kimse, hürriyetini ferağ edemediği gibi kanuna veya adabı umumiyeye mugayir
surette takyit dahi edemez.
    (Ek : 14/11/1990-3678/1 md.) Ancak, yazılı rıza üzerine insan kökenli biyo-
lojik maddelerin alınması, aşılanması ve nakli mümkündür. Şu kadar ki, biyolojik
madde verme borcu altına giren kimse aleyhine ifa talebinde bulunulamayacağı gi-
bi maddi ve manevi tazminat davası da açılamaz.
    2. Tecavüz halinde
    a) İlke

    Madde 24 - (Değişik: 4/5/1988 - 3444/1. md.)
    Hukuka aykırı olarak şahsiyet hakkına tecavüz edilen kişi, hakimden, teca-
vüzde bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.
    Şahsiyet hakkı ihlal edilenin rızasına veya üstün nitelikte bir özel ya da
kamu yararına veya kanunun verdiği bir yetkiye dayanmayan her tecavüz hukuka
aykırıdır.
    b) Dava hakları

    Madde 24/a - (Ek: 4/5/1988 - 3444/1. md.)
    Şahsiyet hakkı hukuka aykırı olarak tecavüze uğrayan veya bir tecavüz tehli-
kesi karşısında bulunan kişi, tecavüze son verilmesini veya tecavüz tehlikesinin
önlenmesini talep edebileceği gibi, sona ermesine rağmen etkisi devam eden teca-
vüzün hukuka aykırılığının tespitini ve gerekiyorsa kararın yayınlanmasını ya da
üçüncü kişilere bildirilmesini talep edebilir.
    Maddi ve manevi tazminat davaları açma hakkı ile birlikte bu tecavüzden elde
edilen kazançları vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca talep etme hakkı saklı-
dır.
    Manevi tazminat talebi karşı tarafça kabul edilmedikçe devredilemez ancak
miras yoluyla intikal eder.
    Davacı şahsiyet haklarının himayesi için kendi ikametgahı veya davalının
ikametgahı mahkemesinde de dava açabilir.
    Davacı aynı zamanda maddi ve manevi tazminat ile vekaletsiz iş görme hüküm-
leri uyarınca tecavüzden elde edilen kazancın kendisine verilmesini birlikte ta-
lep etmiş ise, bu davaları da kendi ikametgahı mahkemesinde de açabilir.
    II- İsim üzerindeki hak:
    1 - İsmin himayesi:

    Madde 25 - İsmi ihtilafa mahal veren kimse, hakimden hakkının tanınmasını
talep edebilir. İsmi gasbolunmasiyle mutazarrır olan kimse, bunun menini ve tak-
sir vukuu takdirinde maddi tazminat talebi hakkına halel gelmemek üzere maruz
kaldığı haksızlığın mahiyeti icabediyorsa manevi tazminat namiyle bir meblağ
itasını da talep edebilir.
    2 - İsmin değişmesi:

    Madde 26 - Muhik sebeplerden binaen bir kimse isminin değiştirilmesini iste-
yebilir. İsmin değişmesi nüfus siciline kayıt ve ilan olunur.
    Şahsın ismi değişmekle ahvali değişmez.
    Bir ismin değişmesinden mutazarrır olan kimse ıttıla gününden itibaren bir
sene içinde tebdil kararına itiraz edebilir.
    (C)  ŞAHSİYETİN BAŞLANGICI VE SONU :
    I - Doğum ve ölüm:

    Madde 27 - Şahsiyet, çocuğun sağ olarak tamamiyle doğduğu andan başlar ve
ölüm ile nihayet bulur.
    Çocuk sağ doğmak şartiyle ana rahmine düştüğü andan itibaren medeni  hakla-
rından istifade eder.
                                     308 - 1
    II- Sağlığın ve ölümün ispatı:
    1 - Beyyine külfeti:

    Madde 28 - Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin vücudunu yahut öldüğünü
yahut muayyen bir zamanda veya diğer bir şahsın vefatında sağ bulunduğunu iddia
eden kimse, iddiasını ispata mecburdur.
    Hangisinin evvel veya sonra öldüğünü tayin mümkün olmaksızın ölenler, bir
anda ölmüş sayılırlar.
    2 - Ahvali şahsiye beyyineleri:
    a) Umumiyet itibariyle :

    Madde 29 - Doğum ve ölüm nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur. Nüfus
sicilinde kayıt bulunmaz veya mevcut kaydın doğru olmadığı tahakkuk ederse key-
fiyet her hangi bir delil ile ispat olunabilir.
    (Ek: 4/5/1988 - 3444/2. md.) Doğumdan sonra meydana gelen cinsiyet değişik-
liğinin asgari sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi halinde nüfus sicilin-
de gerekli düzeltme yapılır. Bu konuda açılacak davalarda cinsiyeti değiştirilen
kişi evli ise, eşe de husumet yöneltilir ve aynı mahkeme, varsa ortak çocukların
velayetinin kime verileceğini de tayin eder, cinsiyet değişikliği kararının ke-
sinleştiği tarihte, evlilik kendiliğinden son bulur.
    b) Ölüme karine:

    Madde 30 - Ölüsü bulunamıyan bir kimse ölümüne muhakkak nazariyle bakılmağı
icabedecek ahval içinde kaybolmuş ise o kimse hakikaten ölmüş addolunur.
    (Dikkat : Devamı 309 uncu sayfadadır.)
KANUNLAR, HAZİRAN 1988 (EK - 2)
                                      308-2
    III- Gaiplik kararı:
    1 - Umumiyet itibariyle:

    Madde 31 - Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya çoktanberi kendisinden haber
alınamıyan bir kimsenin ölümü pek muhtemel görünürse, hakları ölüme muallak
kimselerin talebi hakim gaipliğe karar verebilir.
    Salahiyettar hakim gaibin Türkiyedeki son ikametgahı hakimdir; Eğer gaip
Türkiyede asla ikamet etmemiş ise nüfus sicilinde mukayyet bulunduğu ve bu kayıt
yoksa pederinin mukayyet olduğu mahallin hakimidir.
    2 - Usulü muhakeme:

    Madde 32 - Gaiplik kararı talep olunabilmek için, ölüm tehlikesinden en
aşağı bir sene yahut gaibin son haberinden beş sene geçmiş olmak lazımdır.
    Hakim, gaip hakkında malümatı olan kimseler muayyen bir müddet içinde malü-
matlarını bildirmek için usulü dairesinde ilan edilen bir tebliğ ile davet eder.
Bu müddet birinci ilan tarihinden itibaren en aşağı bir senedir.
    3 - Talebin sukutu:

    Madde 33 - Kaybolan kimse, ilan müddeti bitmeden meydana çıkar veya kendi-
sinden haber alınır yahut öldüğü tarih tebeyyün ederse gaiplik talebi sakit
olur.
    4- Hükmü:

    Madde 34 - İlan semeresiz kaldığı takdirde hakim, gaiplik kararını verir.
Ölüme mütaallik haklar, tıpkı gaibin ölümü tebeyyün etmiş gibi kullanılır. Gaip-
lik kararı ölüm tehlikesi yahut son haber gününden itibaren hüküm ifade eder.
                                İKİNCİ FASIL
                       Ahvali şahsiye sicil kayıtları
    (A) UMUMİYET İTİBARİYLE :
    I - Sicil:

    Madde 35 - Ahvali şahsiye, buna mahsus sicil kayıtları ile taayyün eder.
    Bu sicillin nasıl tutulacağı ve kanunun emreylediği beyanların nasıl ve
kimler tarafından yapılacağı, nizamnamesine tabidir.
    II - Memurlar :

    Madde 36 - Ahvali şahsiye sicilleri, her halde Devletçe mansup memurları
tarafından tutulur. Ahvali şahsiye kayıtlarını tutmak ve suretlerini vermek bu
memurlara mahsustur.
    (Değişik : 4/7/1988 - KHK - 336/1 md.; Aynen kabul:7/2/1990 - 3612/6 md.)
Yabancı memleketlerdeki Türkiye temsilcilerine, Dışişleri Bakanlığının teklifi,
İçişleri Bakanlığının katılması ve Başbakanın onayı ile nüfus memurluğu yetkisi
verilebilir.
    III - Mesuliyet:

    Madde 37 - Ahvali şahsiyeyi kayıtla mükellef nüfus memurları, kendilerinin
ve maiyetlerinin kusurlarından ileri gelen zarardan şahsan mesuldürler.
    IV - Tashih :

    Madde 38 - Hakimin hükmü olmadıkça ahvali şahsiye sicillinin hiç bir kaydı
tashih edilemez.
    (B)  DOĞUM SİCİLLİ:
    I - Doğumun bildirilmesi:

    Madde 39 - Her doğum bir ay içinde nüfus memuruna bildirilir. Anası babası
belli olmayan bir çocuk bulan kimse, çocuğu Hükümete teslim eder.
KANUNLAR,TEMMUZ 1990 (EK - 6)
    II - Tadile uğrayan kayıtlar:

    Madde 40 - Ahvali şahsiyede vukua gelen değişmeler ezcümle evlenme haricin-
de doğan bir çocuğun babası tarafından tanınması, hakimin babalığa hükmetmesi,
nesebin tashihi, evlatlık edinme veya bulunmuş bir çocuğun nesebi taayyün etmek
hususlarından ileri gelen tebeddüller alakadarların talebi veya resmi bir iş`ar
üzerine sicilde ait olduğu künye kenarına yazılır.
    (C) ÖLÜM SİCİLLİ:
    I - ÖlÜmÜn bildirilmesi:

    Madde 41 - Her ölüm ve bulunan her ölü, nihayet on gün içinde nüfus memuru-
na bildirilir.
    II - Ölüsü bulunmayan:

    Madde 42 - Bir kimse ölümüne muhakkak nazariyle bakılmağı icabedecek haller
içinde kaybolursa, ölüsü bulunmamış bile olsa mahallinin en büyük mülkiye memu-
runun emriyle künyesine ölmüş kaydı düşürülebilir. Bununla beraber her alakadar,
kaybolan kimsenin ölü veya sağ olduğunun hakim tarafından hükmedilmesini talep
edebilir.
    III- Gaiplik kararı:

    Madde 43 - Gaiplik kararı hakimin iş`arı ile ölüm sicilline kaydolunur.
    IV - Kayıtların tashihi :

    Madde 44 - Sicille düşürülen bir kaydın doğru olmadığı anlaşılmak veya hüvi-
yeti meçhul diye kaydedilen bir kimsenin hüviyeti tayin olunmak veya gaiplik ka-
rarı feshedilmek sebepleri ile zaruri olan sicil tashihleri, künyesinin kenarına
şerh verilmek suretiyle icra edilir.
                                      İKİNCİ BAP
                                     Hükmi şahıslar
                                     BİRİNCİ FASIL
                                     Umumi hükümler
    (A) HÜKMİ ŞAHSİYET:

    Madde 45 - Başlı başına mevcudiyeti haiz olmak üzere teşekkül eden cemiyet
ve şirketler ile kendilerine has bir mevcudiyeti ve muayyen bir gayesi bulunan
müesseseler, sicillerine kayıtlarını icra ettirmekle şahsiyet iktisabederler.
    Gayeleri kanuna ve ahlaka mugayir olan cemiyet ve şirketler ve müesseseler
şahsiyet iktisabedemez.
    (B) MEDENİ HAKLARDAN İSTİFADE:

    Madde 46 - HÜkmi şahıslar; cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış icabı olarak
ancak insana has olanlardan maada bütün hakları iktisap ve borçları iltizam
edebilirler.
    (C) MEDENİ HAKLARI KULLANMAK SALAHİYETİ :
    I - Şartları:

    Madde 47 - Hükmi şahısların medeni hakları kullanmağa salahiyeti, kanuna ve
nizamnamelerine göre bu husus için muktazi uzuvlara malik olmalariyle başlar.
    II- Kullanmak tarzı:

    Madde 48 - Hükmi şahsın iradesi, uzuvları vasıtasiyle ifade olunur. Uzuvlar;
hukuki tasarrufları veya diğer herhangi filleri ile hükmi şahsı ilzam ederler.
Uzuvların irtikabettiği  kusurlar şahsan kendilerini dahi mesul kılar.
    (D) İKAMETGAH:

    Madde 49 - Hükmi şahsın ikametgahı, nizamnamesinde hilafına hükümler bulun-
madıkça muamelelerinin tedvir olunduğu mahaldir.
    (E) ŞAHSİYETİN ZEVALİ :
    I - Malların tahsisi :

    Madde 50 - Zeval bulan hükmi şahsın malları kanunda, nizamnamesinde veya
tesis senedinde hilafına hükümler bulunmaz yahut salahiyettar uzvu hilafına
karar vermiş olmazsa gayesinin taalluk ettiği hukuku amme müesseselerine intikal
eder. Bu malların evvelki ciheti tahsisi mümkün mertebe muhafaza edilir. Gayesi
kanuna veya adaba umumiyeye mugayir olduğu için hakim tarafından feshedilen hük-
mi şahsiyetlerin malları, hilafına dair olan şartlara bakılmaksızın hukuku amme
müessesesine intikal eder.
    II - Tasfiye:

    Madde 51 - Hükmi şahsın malları, kooperatif şirketlere tatbik edilen hüküm-
lere tevfikan tasfiye olunur.
    (F)  HUKUKU AMME MÜESSESELERİNE VE ŞİRKETLERE DAİR HÜKÜMLERİN MAHFUZİYETİ:

    Madde 52 - Hukuku amme müesseseleri, Hukuku Amme Kanunlarına tabidir. İkti-
sadi bir gaye takip eden cemiyetler, şirketler hakkındaki hükümlere tabidir.
                                     İKİNCİ FASIL
                                      Cemiyetler
    (A) CEMİYET NASIL TEŞEKKÜL EDER
    I - Cemiyet teşkilatı :

    Madde 53 - Siyasi, dini, ilmi, bedii, hayri cemiyetler ile eğlence ve idman
cemiyetleri ve asıl gayesi iktisadı olmıyan diğer cemiyetler; nizamnamelerinde
cemiyet olarak teşekkül arzusunu izhar etmekle şahsiyet iktisabederler.
    Her cemiyetin bir nizamnamesi vardır. Bu nizamname cemiyetin gayesi ve vari-
dat membaları ve teşkilatı hakkında lüzumu olan hükümleri ihtiva eder.
    II - Tescil:

    Madde 54 - Nizamnamesi müessisleri tarafından kabul edilmiş ve idare heyeti-
ni teşkil etmiş olan her cemiyet, kendisini sicille kaydettirebilir.
    Gayesine erişmek için ticari şekilde icrayı sanat eden bir cemiyet, kendisi-
ni sicille kaydettirmekle mükelleftir.
    Kayıt talebine, nizamname ile idare heyetini teşkil edenlerin bir listesi
raptedilir.
    III - Şahsiyeti olmayan cemiyetler:

    Madde 55 - Şahsiyet iktisabetmesi kanunen mümkün olmıyan yahut henüz şahsi-
yet iktisabetmemiş bulunan bir cemiyet, adi şirket hükmündedir.
    IV - Cemiyet ile nizamnamenin kanun ile münasebeti:

    Madde 56 - Cemiyetin nizamnamesinde cemiyetin teşkilatına ve azasiyle müna-
sebetine dair hükümler yok ise aşağıdaki maddeler tatbik olunur.
     Nizamname, kanunen tatbikleri mecburi olan kaidelerden ayrılamaz.
   (B)  TEŞKİLAT:
    I - Heyeti umumiye:
    1 - Vazife ve davet:

    Madde 57 - Heyeti umumiye cemiyetin en yüksek merciidir; İdare heyetinin
veya müdürünün daveti üzerine içtima eder. Davet nizamname ile muayyen halde
yapılır. Bundan başka azadan beşte biri isterse, heyeti umumiyenin behemehal
davet edilmesi kanunen lazım gelir.
    2 - Selahiyet:

    Madde 58 - Heyeti umumiye, azanın kabul ve ihracı hakkında karar verir;
idare heyetini intihabeder ve cemiyetin diğer bir uzvuna tevdi edilmemiş
olan işleri tesviye eyler.
    Heyeti umumiye cemiyetin diğer uzuvlarını teftiş eder. Mukavele ile haiz
oldukları haklara halel gelmeksizin onları her zaman azledebilir.
    Muhik sebepler için azil salahiyeti, heyeti umumiyenin kanuni bir hakkıdır.
    3 - Kararlar:
    a)  Şekli:

    Madde 59 - Cemiyet kararlarını heyeti umumiye halinde verir.
    Bütün azanın tahriren iltihak ettiği bir teklif, heyeti umumiye kararı
gibidir.
    b)  Rey hakkı ve ekseriyet:

    Madde 60 - Cemiyetin her azası, heyeti umumiyede aynı rey hakkını haizdir.
Kararlar hazır olan azanın ekseriyeti arasiyle verilir.
    Nizamname, sarahaten müsait olmadıkça ruzname haricinde karar verilemez.
    c)  Rey hakkından mahrumiyet:

    Madde 61 - Bir cemiyet azası kendisi veya karı ve kocası yahut usul ve
füruu ile cemiyet arasındaki bir işe veya davaya dair ittihazı lazım gelen
kararlarda rey veremez.
    II - İdare Heyeti:

    Madde 62  - İdare heyeti, cemiyetin işlerini görmek ve nizamnameye tevfikan
onu temsil eylemek hak ve vazifesini haizdir.
    (C) AZALAR:
    I - Azalığa girmek ve çıkmak:

    Madde 63 - Cemiyet her zaman yeni aza kabul edebilir. Her aza, altı ay
evvel istifa arzusunu bildirmek şartiyle cemiyetten çıkmak hakkını haizdir.
    II - İştirak hissesi :

    Madde 64  - İştirak hissesi, cemiyetin nizamnamesiyle muayyendir. Nizamna-
mede tayin edilmemiş ise cemiyetin gayesi ve borçlarının tediyesi için muktezi
masrafları cemiyet azası mütesaviyen verirler.
    III - İhraç:

    Madde 65 - Nizamname, azadan birinin cemiyetten çıkarılmasını mucip esbabı
tayin edebileceği gibi sebep beyan olunmaksızın ihraç müsaadesini dahi verebi-
lir. Her iki takdirde ihraç aleyhine ikamei dava olunamaz.
    Nizamnamede, ihraca dair bir hüküm mevcut değil ise ihraç ancak cemiyet
karariyle muhik sebeplere müsteniden olabilir.
    IV - Cemiyetten çıkmanın veya çıkarılmanın hükmü:

    Madde 66 - Cemiyetten çıkan veya çıkarılan aza cemiyetin mallarında bir
güna hak iddia edemez; azalıkta bulundukları müddete ait iştirak hissesini
vermeğe mecburdur.
    V  - Cemiyetin gayesini vikaye :

    Madde 67 - Hiç bir aza, cemiyetin gayesini tebdil eden kararı kabule icbar
edilemez.
    VI - Azanın hukukunu vikaye :

    Madde 68 - Azadan her biri kanuna veya cemiyetin nizamnamesine uygun olma-
yıp ta kendi muvafakatine iktiran etmemiş bulunan bir karar aleyhine ona ıttıla-
dan itibaren bir ay içinde; mahkemeye müracaatla itiraz etmeğe kanunen salahi-
yettardır.
    (D)  FESİH VE FESİH KARARI :

    Madde 69 - Cemiyet, kendisini feshe her zaman karar verebilir.
    I - Bihakkın infisah :
    1 - Cemiyetin karariyle:
    2 - Kanunen:

    Madde 70 - Cemiyet, hali acze düşer veya idare heyetinin nizamnameye tevfi-
kan teşkiline imkan kalmazsa, kendiliğinden münfesih olur.
    3 - Hakim tarafından fesih

    Madde 71 - Bir cemiyetin gayesi kanuna, yahut adabı umumiyeye mugayir olur-
sa , müddeiumumilik makamının veya bir alakadarın talebi üzerine, o cemiyet
fesholunur.
    II - Kaydın terkini :

    Madde 72 - Eğer cemiyet sicille kaydolunmuş ise fesih ve infisah keyfiyeti,
idare heyeti yahut hakim tarafından terkini kayıt için memuruna tebliğ olunur.
                                  ÜÇÜNCÜ FASIL
                                  VAKIF-(1) (2)
    A)   Kuruluş:
    I  - Genel Olarak:

    Madde 73 - (Değişik: 13/7/1967 - 903/1 md.)
    Vakıf, başlıbaşına mevcudiyeti haiz olmak üzere, bir malın belli bir gayeye
tahsisidir.
    Bir mamelekin bütünü veya gerçekleşmiş veya gerçekleşeceği anlaşılan her
türlü geliri veya ekonomik değeri olan haklar vakfedilebilir.
    II - Vakfın Şekli:

    Madde 74 - (Değişik: 13/7/1967 - 903/1 md.)
    Vakıf, resmi senetle veya vasiyet yolu ile kurulur ve vakfedenin ikametgahı
asliye mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır. Mah-
keme, tescil hususunu Vakıflar Genel Müdürlüğündeki merkezi sicile kaydolunmak
üzere resen tebliğ eder.
    Kanuna, ahlaka ve adaba veya milli menfaatlere aykırı olan veya siyası dü-
şünce veya belli bir ırk veya cemaat mensuplarını desteklemek gayesi ile kurul-
muş olan vakıfların tesciline karar verilemez.
----------------------------
(1) 13/7/1967 tarihli ve 903 sayılı Kanunun 3. maddesiyle, Türk Medeni Kanununun
    73. ve müteakip maddelerinde yer alan müesseseyi ifade etmek üzere kullanı-
    lan (tesis) kelimesi yerine, (vakıf) kelimesi ikame edilmiştir.
(2) Bu fasıldaki hükümlerin uygulanmasında ek 1 ve 2 nci maddelere bakınız.
    Tescil kararının tebliği tarihinden itibaren, Vakıflar Genel Müdürlüğü,iki
ay içinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurabilir.
    Merkezi sicile kaydedilen vakıf, Resmi Gazete ile ilan edilir.
    Tescilin tarzı, kimler tarafından yaptırılacağı ve sicillerin ne suretle
tutulacağı, ilanın muhtevası ve ne suretle yapılacağı tüzük ile tayin edilir.
    Bir vakfın tescili ile birlikte vakfedilen malların mülkiyeti ve haklar
vakfa intikal eder.
    Mahkeme, vakfedilen gayrimenkulün vakıf tüzel kişiliği adına tescilini resen
ve derhal tapu idaresine bildirir.
    III - Vakıf Senedinin Muhtevası:

    Madde 75 - (Değişik : 13/7/1967-903/1 md.)
    Vakıf senedinde, vakfın gayesi, uzuvları, bu gayeye tahsis edilen mallar
ve haklar, vakfın teşkilatı, ikametgahı ve ismi gösterilir.
    IV - Mirasçıların ve alacaklıların dava hakkı :

    Madde 76 - (Değişik: 13/7/1967 - 903/1 md.)
    Bağışlamada olduğu gibi vakfedenin mirasçıları ve alacaklıları tarafından
vakfa itiraz olunabilir.
    B)  Vakfın teşkilatı:
    I - Genellikle:

    Madde 77 - (Değişik: 13/7/1967 -903/1 md.)
    Vakfın bir idare uzvunun bulunması mecburidir. Vakfeden bundan başka lüzumlu
göreceği diğer uzuvları, vakıf senedinde gösterebilir.
    Vakıf senedinde vakfın uzuvları, idare sureti ve temsil tarzı kafi derecede
gösterilmemiş olur veya sonradan bir imkansızlık doğarsa teftiş makamı bunları
vakfedene tamamlattırır. Vakfedenin ölümü veya bu tamamlamayı yapamıyacak bir
durumda bulunması halinde, teftiş makamı noksanların ikmali için düşüncesi ile
birlikte mahkemeye müracaat eder.
    74 üncü maddenin ikinci fıkrası gereğince vakfın tescili yahut vakfın gaye-
sine göre teşkili mümkün olmadığı veya vakfa tahsis edilen mallar gayenin tahak-
kukuna yetmediği takdirde, vakfeden itiraz etmedikçe veya vakıf senedinde aksine
açık bir hüküm bulunmadıkça; vakfedilmiş mallar mahkeme tarafından, teftiş maka-
mının mütalaası alınarak, mümkün mertebe gayece aynı olan bir vakfa tahsis olu-
nur.
    Bu hususlarda yetkili mahkeme, vakfedenin ikametgahı asliye mahkemesidir.
    II  - İstihdam Edilenlere ve İşçilere Yardım Vakıfları:

    Madde 77/A - (Ek: 13/7/1967 - 903/1 md.)
    Türk Ticaret Kanununun 468 inci maddesi gereğince kurulan istihdam edilenler
ve işçilere yardım vakıfları ayrıca aşağıdaki hükümlere tabidirler.
    Vakfın uzuvları, faydalananlara, vakfın teşkilatı, faaliyeti ve mali durumu
hakkında gerekli bilgiyi vermeye mecburdurlar.
    İstihdam edilenler ve işçiler vakfa aidat ödedikleri takdirde, en az bu öde-
meleri nispetinde idareye iştirak ederler. Mümkün olduğu nispette personel ara-
sından gösterilecek temsilcileri bizzat seçerler.
    İstihdam edilenler ve işçilerin ödemelerine tekabül ettiği nispette, kaide-
ten, vakfın mamelekinin istihdam edene karşı bir alacaktan ibaret olması yalnız
bu alacağın temin edilmiş olması halinde caizdir.
    Faydalananlar vakfa aidat ödedikleri veya vakfı düzenliyen hükümler onlara
edayı talep hususunda bir hak bahşettiği takdirde, vakfın edalarını dava yoliyle
talebedebilirler.
    C) Teftiş :

    Madde 78 - (Değişik: 13/7/1967 - 903/1 md.)
    Vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğünün teftişine tabidir.
    Teftiş makamı, vakıf senedi hükümlerinin yerine getirilip getirilmediğini,
vakıf malların gayeye uygun surette ve tarzda idare ve sarf edilip edilmediğini
denetler.
    Teftişin tarzı ve nasıl yapılacağı, neticeleri ve bu kanuna göre kurulmuş
olsun veya olmasın bilcümle vakıfların, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ödiyecekleri
teftiş ve denetleme masraflarına katılma payı, safi gelirin yüzde beşini geçme-
mek üzere, tüzük ile belli edilir.
    D)  İdare ve gayede değişiklik, malların değiştirilmesi :
    I - İdarenin değiştirilmesi :

    Madde 79 - (Değişik: 13/7/1967-903/1 md.)
    Vakfın mallarının muhafaza veya gayesini devam ettirmek için kesin ihtiyaç
bulunduğu halde yetkili asliye mahkemesi, idare uzvunun teklifi üzerine, teftiş
makamının yazılı düşüncesini aldıktan sonra vakfın idare şeklini değiştirebilir.
    Yetkili asliye mahkemesi, teftiş makamının tüzükte gösterilen sebeplere da-
yanarak yapacağı müracaat üzerine duruşma yaparak idare edenleri işten uzaklaş-
tırabilir ve vakıf senedinde ayrı bir hüküm yoksa yenisini seçebilir. İstihdam
edilenlere ve işçilere yardım vakıflarında vakıf senedinin, faydalananların va-
kıftan faydalanma şartlarına ve idareye iştiraklerine dair hükümlerinde yapıla-
cak değişiklikler, vakıf senedinde bu hususta yetkili olduğu belirtilen uzvun
kararı üzerine, teftiş makamının yazılı düşüncesi alındıktan sonra asliye mahke-
mesi tarafından kararlaştırılır.
    Bu kanunda gösterilen yetkili merciler dışında bir kişi veya kuruluşun vak-
fın idaresinde doğrudan doğruya veya dolaylı olarak müdahale etmesi halinde,
bu müdahaleye yer veren veya göz yuman, idare edenler, yukardaki fıkra hükmü
gereğince her halde işten uzaklaştırılır ve yerlerine yenileri seçilir.
    II - Gayenin değiştirilmesi:

    Madde 80 - (Değişik: 13/7/1967 - 903/1 md.)
    Vakfın asıl gayesinin mahiyet ve şümulü vakfedenin arzusuna açıktan açığa
uymıyacak derecede değişmiş olursa, yetkili asliye mahkemesi idare uzvunun veya
teftiş makamının müracaatı üzerine duruşma yaparak vakfın gayesini değiştirebi-
lir.
    Gayeyi tehlikeye koyan mükellefiyet ve şartların kaldırılması veya değişti-
rilmesi de aynı hükme tabidir.
    III - Malların değiştirilmesi:

    Madde 80/A - (Ek: 13/7/1967 - 903/1 md.)
    Geliri giderini karşılamıyan veya kıymetine uygun gelir getirmeyen vakfın
malları, daha yararlı her hangi bir mal veya para ile değiştirilebilir. Bu de-
ğiştirmeye, teftiş makamının teklifi üzerine idare uzvunun düşüncesi alındıktan
sonra yetkili asliye mahkemesi karar verir.
KANUNLAR, ŞUBAT 1991 (Ek - 7)
    E) Vakfın gelirleri ve iktisap:

    Madde 81 - (Değişik: 13/7/1967 - 903/1 md.)
    Vakfın gelirleri ile yapılan iktisaplar veya hükmi tahsislerle temellük
edilen mal ve haklar, vakıf senedinde yazılı mallara ilave edilerek her takvim
yılı başında teftiş makamına bildirilir.
    Vakıf idare uzuvları, her takvim yılı, başındaki mali durumu münasip vasıta
ile ilan veya neşretmeye ve siciline tescil ettirmeye mecburdur.
    F)   Vakfın nihayete ermesi :

    Madde 81/A - (Ek: 13/7/1967 - 903/1 md.)
    Gayesinin tahakkuku imkansız hale gelen vakıf kendiliğinden dağılmış olur.
    Keyfiyet idare uzvu tarafından sicile tescil ettirilir.
    Gayesi 74 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı hale gelen vakıf yet-
kili asliye mahkemesi tarafından, teftiş makamının müracaatı üzerine, taraflar
çağırılıp duruşma yapılarak kararla dağıtılır ve sicile bildirilir.
    Zilyetlikle iktisap yasağı:

    Madde 81/B - (Ek: 13/7/1967 -903/1  md.)
    Vakıfların malları üzerinde zilyetlik yolu ile iktisap hükümleri tatbik
olunmaz.
                                  İKİNCİ KİTAP
                                  Aile Hukuku
                                  BİRİNCİ KISIM
                                    Karı Koca
                                   ÜÇÜNCÜ BAP
                                    Evlenme
                                  BİRİNCİ FASIL
                                   Nişanlanma
    (A) NİŞANLANMA :

    Madde 82 - Nişanlanma, evlenmek vadiyle olur.
    Nişanlanma, kanuni mümessilleri tarafından muvaffakat edilmedikçe küçük
veya mahcuru ilzam etmez.
    (B) HÜKÜMLERİ :
    I - Evlenmek için dava hakkının bulunmaması:

    Madde 83 - (Değişik: 14/11/1990 - 3678/2 md.)
    Nişanlılık evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez.
    Evlenmeden kaçınma hali için öngörülen cayma tazminatı veya ceza şartı
dava edilemez; ancak yapılan ödemeler de geri istenemez.
    II- Nişanı bozmanın neticesi:
    1 - Maddi tazminat :

    Madde 84 - Nişanlılardan biri, muhik bir sebep yok iken nişanı bozduğu veya
iki taraftan birine atfedilecek bir kusur yüzünden nişan bozulduğu takdirde tak-
siri olan taraf; diğer tarafa, ana ve babasına veya bu hususta onlar gibi hare-
ket eden sair kimselere hüsnü niyet ile ve nikahın icra olunacağı kanaati ile
ihtiyar ettikleri masarife mukabil münasip bir tazminat vermeğe mecburdur.
    2 - Manevi tazminat :

    Madde 85 - Bir taraf kendi kusuru olmaksızın nişanın bozulmasından şahsen
fahiş bir surette mutazarrır olmuş ise, hakim onun zararı manevisini telafi için
münasip bir tazminat hükmedebilir. Manevi tazminat davası, mirasçıya intikal
etmez; şu kadarki, miras açıldığı zaman iddia kabul edilmiş veya dava ikame
olunmuş ise mirasçılara intikal eder.
    III- Hediyelerin iadesi:

    Madde 86 - (Değişik: 14/11/1990 - 3678/3 md.)
    Nişan bozulur veya nişanlılardan biri ölür veya gaipliğine karar verilirse
nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi hareket edenlerin
diğer nişanlıya vermiş oldukları mutad dışı hediyeler verenler tarafından geri
istenebilir.
    Hediye aynen mevcut değil ise, karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına
göre iade edilir.
    IV - Müruru zaman:

    Madde 87 - Nişanlanmaktan mütevellit davalar, nişanın bozulduğu tarihten
itibaren bir sene sonra sakıt olur.
                                   İKİNCİ FASIL
                            Evlenmeye ehliyet ve maniler
    (A)  EHLİYET ŞARTLARI :
    I - Yaş:

    Madde 88 - (Değişik: 15/6/1938 - 3453/1 md.)
    Erkek on yedi, kadın on beş yaşını ikmal etmedikçe evlenemez.
    Şu kadar ki hakim, fevkalade hallerde ve pek mühim bir sebebe mebni on beş
yaşını ikmal etmiş olan bir erkeğin veya on dört yaşını bitirmiş olan bir kadı-
nın evlenmesine müsaade edebilir. Karardan önce ana, baba veya vasinin dinlenme-
si şarttır.
    II - Mümeyyiz

    Madde 89 - Evlenmeye, yalnız mümeyyiz olanlar ehildir. Akıl hastalıklarından
birine müptela olan kimse asla evlenemez.
    III- Kanuni mümessillerin rızası:
    1 - Küçükler hakkında:

    Madde 90 - Küçük, ana ve babasının veya vasisinin rızası olmadıkça evlene-
mez. Evlenmenin ilanı esnasında ana ve babadan yalnız biri velayeti haiz ise
onun rızası kafidir.
    2 - Mahcurlar hakkında:

    Madde 91 - Mahcur, vasisinin rızası olmadıkça evlenemez.
    Vasinin imtinaı takdirinde mahcur mahkemeye müracaat edebilir.
    (B)  MANİLER :
    I - Hısımlık :

    Madde 92 - Aşağıdaki kimseler arasında evlenmek memnudur:
    1 - Nesep sahih olsun olmasın usul ve füru arasında, ana baba bir veya
baba bir yahut ana bir kardeşler arasında, bir kimse ile amuca, dayı, hala ve
teyzesi arasında.
    2 - Sıhriyet hısımlığını tevlit etmiş olan evlenme feshedilmiş veya vefat
yahut boşanma ile zail olmuş ise bile karı ile kocanın usul ve füruu ve koca
ile karının usul ve füruu arasında,
    3 - Evlatlık ile evlatlık edinen ve bunlardan biriyle diğerinin koca veya
karısı arasında.
KANUNLAR, ŞUBAT 1991 (Ek - 7)
    II - Evvelki evlenme :
    1  - Alelıtlak zevalinin ispatı :
    a)   Umumiyet itibariyle :

    Madde 93 - Tekrar evlenmek isteyen kimse, vefat veya boşanma ile yahut but-
lan hükmü ile evliliğinin zail olduğunu ispata mecburdur.
    b)   Gaiplik halinde:

    Madde 94 - (Değişik : 4/5/1988 - 3444/3  md.)
    Gaipliğine hükmolunan kimsenin kocası veya karısı evlilik feshedilmedikçe
evlenemez.
    Gaibin karı veya kocası ya gaiplik davası ile birlikte evliliğin feshini
ister ya da gaiplik kararı verilip de nüfusa tescil edilmiş ise nüfus idaresine
müracaat ile evliliğin feshinin tescilini talep eder. Bu tescil evliliğin feshi-
nin tüm neticelerini hasıl eder.
    Evliliğin feshinin gaiplik davası ile birlikte talep edilmesi halinde boşan-
ma hakkındaki usul burada dahi caridir.
    2 - Müddetler  :
    a)  Kadın için :

    Madde 95 - Kocasının vefatı veya boşanma sebebiyle dul kalan yahut evliliği-
nin butlanına hükmedilen kadın; vefattan, boşanmadan veya butlan hükmünden iti-
baren üç yüz gün geçmedikçe tekrar evlenemez. Doğurmakla müddet biter.
    Kadının gebe kalması mümkün olmadığı veya boşanma ile ayrılmış olan karı
ve koca tekrar birbirleriyle evlenmek istedikleri taktirde, hakim  bu müddeti
kısaltabilir.
    b) Boşanan kadın için :

    Madde 96 - (Mülga: 4/5/1988-3444/9  md.)
                                 ÜÇÜNCÜ FASIL
                             Evlenme ilanı ve akdi
    (A) İLAN : (1)
    I - Evlenme kararını beyanın tarzı :

    Madde 97 - Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın, evlenme kararlarını, beledi-
ye reisine veya reisin evlenme işlerine memur ettiği belediye dairesindeki veki-
line ve köylerde ihtiyar heyetine beyan edince, bu karar ilan olunur. İlan  müd-
deti onbeş gündür.
    Bu beyan, kendileri tarafından şifahen yapıldığı gibi imzaları musaddak ol-
mak şartiyle tahriren de olur.
    İlan için müracaat eden evlenecek erkek ve kadından her biri, hüviyet cüzda-
nını ve iktiza ediyorsa ana ve baba veya vasilerinin tahriri rızalarını ve karı
veya kocanın vefat vesikasını yahut butlan ve boşanma ilamını belediye veya ih-
tiyar heyetine tevdie mecburdur.
    II - Beyan ve ilanın mercii :

    Madde 98 - Beyan için evlenecek erkeğin ikametgahı belediyesine müracaat
olunur.
    Evlenecek erkek; ikametgahı ecnebi memlekette olan bir Türk ise, beyan için
sicilinde mukayyet bulunduğu ve bu kayıt yok ise, pederinin mukayyet olduğu ye-
rin belediyesine müracaat olunabilir.
-----------------------
(1) Bu kanunun, evlenme ilanı ve akdine ilişkin 97-111 inci maddelerinin
    15/11/1984 tarihli ve 3080 sayılı kanuna aykırı hükümleri, aynı kanunun 6.
    maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
    İlan; hem iki tarafın ikametgahlarında hem sicilinde mukayyet bulundukları
ve bu kayıt yok ise pederlerinin mukayyet olduğu mahalde, belediyeler tarafından
yapılır.
    III- İlan talebinin reddi :

    Madde 99 - Beyan, usulü dairesinde yapılmaz veya evlenecek erkek ve kadından
biri evlenmeye ehil olmazsa yahut evlenme için bir mani bulunursa ilan talebi
reddolunur.
    (B)  İTİRAZ :
    I - İtiraz hakkı :

    Madde 100 - Alakadar olan her kimse evlenecek erkek ve kadından birinin ev-
lenmeye ehil olmadığı veya evlenmek için kanuni bir mani bulunduğu iddiasiyle
ilan müddeti içinde evlenmenin akdine itiraz edebilir.
     İtiraz, ilanı yapan belediyelerden her hangi birine tahriren vukubulur.
Ehliyetsizlik veya kanuni bir mani bulunduğu iddiasına müstenit olmayan itiraz-
lar, belediye reisi veya vekilince yahut ihtiyar heyetlerince nazara alınmaz.
    II - Resen itiraz :

    Madde 101 - Mutlak butlan sebeplerinden birinin vücudu halinde, müddeiumumi-
lik makamı evlenmenin akdine resen itiraz ile mükelleftir.
    III- Usulü muhakeme :
    1- İtirazın tebliği :

    Madde 102 - İlan talebi kendisine vakı olan belediye reis veya vekili yahut
ihtiyar heyeti; itirazı, ilan müddetinin hitamında evlenecek erkek ve kadından
her birine derhal tebliğ eder. Bunlardan biri itirazın haksızlığını iddia ederse
itiraz sahibi keyfiyetten hemen haberdar edilir.
    2 - Dava :

    Madde 103 - İtiraz sahibi itirazında israr ederse, ilan talebinin vakı oldu-
ğu mahal hakimi huzurunda evlenmenin menini dava edebilir.
    3 - Müddetler :

    Madde 104 - İtiraz ve haksızlığını iddia hususlariyle, evlenmenin men`i da-
vasının her birinin müddeti on gündür.
    Bu müddet; itiraz için ilan gününden, haksızlık iddiası için itirazın evle-
necek erkek ve kadına tebliği gününden, ve evlenmenin men`i davası için itiraz
sahibinin haksızlık iddiasından haberdar edildiği günden itibaren başlar.
    (C) EVLENME AKDİ :
    I - Şartları :
    1 - Ahvali şahsiye memurları:

    Madde 105 - İlan talebi kendisine vakı olan belediyenin reisi yahut evlenme
işlerine memur ettiği vekili veya ihtiyar heyeti, itiraz eden bulunmazsa, evle-
necek erkek ve kadının talebi ile evlenmeyi akit veya ilanın icra olunduğuna
dair bir vesika itası ile mükelleftir.
    Evlenmenin men`i davası ikame edilmediği veya reddedildiği takdirde dahi
hüküm böyledir. İlan vesikası, evleneceklere vesika tarihinden itibaren altı
ay içinde Türkiye`nin her tarafında belediye reislerinin yahut reislerin evlenme
işlerine memur ettiği vekillerinin huzurunda evlenebilmek salahiyetini verir.
*
    2 - Memurun imtinaı :

    Madde 106 - Evlenmenin akdi için kendisine müracaat edilen belediye reisi
yahut evlenme işlerine memur ettiği vekil veya ihtiyar heyeti, ilanın icrasına
mani bir sebep görürse akdi icradan imtina ile mükelleftir. Üzerinden altı ay
geçen ilanın hükmü kalmaz.
    3 - Akdin ilansız icrası:

    Madde 107 - Evleneceklerden biri hasta olur ve kanuni müddetlere riayet ha-
linde evlenmenin akdine imkan kalmamasından da korkulursa, belediyeye ve ihtiyar
heyetine sulh mahkemesi tarafından müddetleri azaltmak hatta evlenmeyi ilansız
akdetmek için, müsaade olunabilir.
    II - Evlenme merasimi :
    1 - Aleniyet :

    Madde 108 - Evlenme; Reşit iki şahit muvacehesinde belediye dairesinde veya
heyeti ihtiyariyede, belediye reisi veya reisin evlenme işlerine memur ettiği
vekili veya muhtar tarafından alenen akdolunur. Evleneceklerden birinin belediye
veya heyeti ihtiyariyeye gelemiyecek derecede hastalığı tabip raporiyle tebeyyün
ederse, evlenme başka bir yerde dahi akdolunabilir.
    2 - Merasimin şekli:

    Madde 109 - Evlendirmeye memur olanlar evleneceklerden her birine, birbirle-
riyle evlenmek isteyip istemediklerini sorar; muvafakat cevapları üzerine evlen-
menin her ikisinin rızasiyle kanunen akdedilmiş olduğunu beyan eder.
    III - Evlenme kağıdı ve dini merasim :

    Madde 110 - Evlendirme memuru merasiminin hitamı üzerine derhal karı ve ko-
caya bir evlenme kağıdı verir. Evlenme kağıdı ibraz edilmeden, evlenmenin dini
merasimi yapılamaz. Bununla beraber evlenmenin tamamiyeti dini merasimin icra-
sına mütevakkıf değildir.
    (D)  NİZAMNAMELER :

    Madde 111 - İlan ve evlenme merasimine ve evlenme sicillerine  dair hükümler
nizamname ile muayyendir.
                                DÖRDÜNCÜ FASIL
                             Batıl olan evlenmeler
    (A) MUTLAK BUTLAN SEBEPLERİ :
    I - Şartları :

    Madde 112 - Aşağıdaki hallerde evlenme batıldır :
    1 - Karı kocadan biri evlenme merasiminin icrası zamanında evli ise,
    2 - Karı kocadan biri evlenme merasiminin icrası zamanında bir akıl hastalı-
ğı veya daimi bir sebep neticesi mümeyyiz değilse,
    3 - Karı koca arasında kanunen memnu bir derecede kan veya sıhriyet hısımlı-
ğı varsa.
    II - Dava Hakkı :

    Madde 113 - Butlan davası müddeiumumi tarafından resen ikame olunur. Alaka-
darlardan her biri dahi butlan davasını ikame edebilir.
    III- Dava hakkının tahdidi veya nez`i :

    Madde 114 - Zail olan bir evlenmenin butlanı resen dava olunamaz. Fakat
alakadarlardan her biri butlanı hüküm altına aldırabilir.
                                                                            *
    Mümeyyiz olmamanın veya bir akıl hastalığı ile malüliyetin zevali halinde,
evlenmenin butlanı ancak karı veya koca tarafından dava olunabilir.
    Evli iken yine evlenen bir kimsenin bu evlenmesine butlan hükmü verilmeden
evvel, vefat ve sair sebeplerle evvelki evlenme zail olmuş olur ve yeni evlenme-
de de diğer taraf hüsnü niyet sahibi bulunursa butlana hükmolunamaz.
    (B)  NİSBİ BUTLAN :
    I - Karı kocadan birinin dava hakkı :
    1 - Temyiz kudretinden mahrumiyet :

    Madde 115 - Evlenme merasiminin icrası zamanında geçici bir sebeple temyiz
kudretinden mahrum bulunmuş olan karı veya koca,evlenmenin feshini dava edebi_
lir.
    2 - Hata:

    Madde 116 - Aşağıdaki hallerde karı kocadan biri evlenmenin feshini dava
edebilir :
    1 - Evlenmeği hiç istemediği yahut karı veya kocası olan şahıs ile evlenmeği
kasdetmediği halde hataen evlenmeye rızası olduğunu beyan etmiş ise,
    2 - Karı veya kocasında bulunmaması onunla birlikte yaşamağı kendisi için
çekilmez bir hale koyacak derecede ehemmiyetli bir vasıf hakkında hataya düşerek
evlenmiş ise.
    3 - Hile :

    Madde 117 - Aşağıdaki hallerde karı kocadan biri evlenmenin feshini dava
edebilir :
    1 - Karı veya koca diğerinin namus ve haysiyeti hakkında gerek bizzat onun
tarafından, gerek onun malümatı ile üçüncü bir şahıs tarafından iğfal edilerek
akde razı olmuş ise,
    2 - Davacının veya neslinin sıhhatı için vahim bir tehlike arzeden bir has-
talık kendisinden gizlenmiş ise.
    4 - Tehdit :

    Madde 118 - Kendisinin veya yakini olan bir kimsenin hayat ve sıhhat veya
namusuna karşı vahim ve o zamanda mevcut veya karip bir tehlike tehdidi altında
evlenen karı veya koca, evlenmenin feshini dava edebilir.
    5 - Müruru zaman :

    Madde 119 - Fesih davası, hak sahibinin fesih sebebine vukufu veya tehdidin
zevali gününden itibaren altı ay ve her halde evlenmeden itibaren beş sene sonra
müruru zamana uğrar.
    II- Ana ve baba veya vasinin fesih davası :

    Madde 120 - Evlenmeleri ana ve babalarının veya vasilerinin iznine mütevak-
kıf olanlar, bu izni almaksızın evlenirlerse, ana ve baba veya vasi feshi dava
edebilir.
    Evlenmenin feshine hükmolunmazdan evvel karı koca, ana ve baba veya vasinin
iznine muhtaç olmaktan kurtulur veya karı gebe kalırsa evlenme fesholunamaz.
    (C) BUTLANI MUCİP OLMAYAN NOKSANLAR :
    I - Evlatlık rabıtası :

    Madde 121 - Evlatlık edinme sebebiyle evlenmeleri kanunen memnu olan kimse-
lerin, evlenmesi fesholunamaz. Evlenme ile, evlatlık hükmü kalmaz.
    II- Müddetlere riayetsizlik :

    Madde 122 - Kanuni ve kazai müddetler içinde evlenmesi memnu olan kimsenin
bu müddetler geçmezden evvel tekrar evlenmiş olması, evlenmenin feshine sebep
olamaz.
    III- Şekil noksanı :

    Madde 123 - Belediye reisi veya vekili veya köylerde ihtiyar heyeti huzurun-
da akdedilmiş olan evlenme, kanuni şekillere riayet edilmemiş olması sebebi ile
fesholunamaz.
    (D) BUTLAN KARARI :
    I - Umumiyet itibariyle :

    Madde 124 - Evlenmenin butlanı, ancak hakimin karariyle hüküm ifade eder.
    Evlenme, mutlak bir butlan ile malül olsa bile hakimin kararına kadar sahih
bir evlenmenin bütün hükümlerini haizdir.
    II - Butlanın hükümleri :
    1 - Çocuklar :

    Madde 125 - Feshine hükmolunan bir evlenmeden doğan çocukların nesebi, baba
ve anaları hüsnü niyet sahibi olmasalar bile sahihtir.
    Çocuklar ile ana ve baba arasındaki haklar ve borçlar, boşanma hükümlerine
tabidir.
    2 - Karı, koca :

    Madde 126 - Hüsnü niyetle evlenen kadın, feshine hükmedilmiş olsa bile ev-
lenme ile iktisab ettiği vaziyeti muhafaza eder; fakat evlenmeden evvelki aile
ismini tekrar alır.
    Karı koca emvalinin tasfiyesi karı veya koca tarafından talep olunan maddi
veya manevi tazminat ve nafaka; boşanmadaki hükümlere tabidir.
    (H) MİRASÇILARIN HAKKI :

    Madde 127 - Evlenmedeki fesih davası mirasçılara intikal etmez. Ancak ikame
edilmiş davaya mirasçılar devam edebilirler.
    (V)  SALAHİYET VE USULÜ MUHAKEME :

    Madde 128 - Evliliğin feshi davasında salahiyet ve usulü muhakeme boşanmada-
ki hükümlere tabidir.
                                   DÖRDÜNCÜ BAP
                                     Boşanma
    (A) BOŞANMA SEBEPLERİ:
    I - Zina :

    Madde 129 - Karı kocadan her biri, diğerinin zina etmesi sebebiyle boşanma
davasında bulunabilir. Davaya hakkı olan karı veya kocanın, boşanılma sebebine
muttali olduğu günden itibaren altı ay ve her halde zinanın vukuu tarihinden
itibaren beş sene geçmesiyle boşanma davası sakıt olur.
    Af halinde dava mesmu olmaz.
    II- Cana kast, pek fena muameleler :

    Madde 130 - Karı kocadan her biri, diğeri tarafından hayatına kasdedilmesi
veya kendisine pek fena muamelede bulunulması sebebiyle boşanma davası ikame
edebilir.
    Davaya hakkı olan karı veya kocanın, sebebine muttali olduğu günden itibaren
altı ay ve her halde mezkÜr sebebin vukuundan beş sene geçmesiyle boşanma davası
sakıt olur.
    Af halinde dava  mesmu olmaz.
    III - Cürüm ve haysiyetsizlik:

    Madde 131 - Karı kocadan her biri, terzil edici bir cürüm işleyen yahut ken-
disiyle birlikte yaşamağı çekilmez bir hale koyacak derecede haysiyetsiz bir ha-
yat süren diğeri aleyhine her zaman boşanma davası ikame edebilir.
    IV - Terk :

    Madde 132 - Karı kocadan biri, evlenmenin kendisine tahmil ettiği vazifeleri
ifa etmemek maksadiyle diğerini terkettiği veya muhik bir sebep olmaksızın evine
dÖnmediği takdirde, ayrılık en az üç ay sürmüş ve devam etmekte bulunmuş ise di-
ğeri  boşanma  davasında bulunabilir. Davaya hakkı olan tarafın talebi ile ha-
kim, diğer tarafa bir ay zarfında evine avdet etmesini ihtar eder. Bu ihtar ica-
bında ilan tarikiyle yapılır. Şu kadar ki boşanma davasını ikame için muayyen
müddetin ikinci ayı hitam bulmadıkça ihtar talebinde bulunulamaz ve ihtar vu-
kuunda bir ay bitmeden dava ikame olunamaz.
    V - Akıl hastalığı :

    Madde 133 - Karı kocadan biri üç senedenberi devam eden bir akıl hastalığına
düçar olup ta bu hastalık müşterek hayatın devamını diğer taraf için çekilmez
hale koymuş ve şifası kabil olmadığı dahi ehli hibre tarafından tasdik edilmiş
bulunursa o taraf, her zaman boşanma davasında bulunabilir.
    VI - Evlilik birliğinin sarsılması veya müşterek hayatın yeniden kurulamama-
sı

    Madde 134 - (Değişik: 4/5/1988 - 3444/4. md.)
    Evlilik birliği, müşterek hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek
derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
    Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, da-
valının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın
kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve
çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verile-
bilir.
    Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin
diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sa-
yılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları din-
leyerek iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali
sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi
uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini nazara ala-
rak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin
taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde 150 nci maddenin (3)
numaralı bendi hükmü uygulanmaz.
    Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar
verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç yıl geçmesi halinde,
her ne sebeple olursa olsun müşterek hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden biri-
nin talebi üzerine boşanmaya karar verilir.
    (B)  DAVA :
     I - Mevzuu :

     Madde 135 - Boşanma davasını ikameye hakkı olan taraf; dilerse boşanma,
dilerse ayrılık isteyebilir.
    II - Salahiyet :

    Madde 136 - Salahiyettar hakim davacının ikametgahı hakimidir.
KANUNLAR, ŞUBAT 1991 (Ek - 7)
    III- Geçici tedbirler:

    Madde 137 - (Değişik: 4/5/1988 - 3444/5. md.)
    Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli
olan, özellikle eşlerin barınmasına, infakına, karı koca mallarının yönetimine
ve çocukların bakımına dair geçici tedbirleri kendiliğinden  alır.
    (C)  HÜKÜM  :
    I - Boşanma veya ayrılık :

    Madde 138 - Boşanma sebeplerinden biri sabit olunca hakim, ya boşanmaya veya
ayrılığa hüküm ile mükelleftir.
    Dava yalnız ayrılığa dair ise, boşanmaya hükmolunamaz. Dava boşanmaya dair
olup karı kocanın barışmaları ihtimali bulunduğu takdirde, ayrılığa hükmedile_
bilir.
    II- Ayrılık müddeti :

    Madde 139 - Ayrılığa bir seneden üç seneye kadar bir müddet için hükmedi-
lir. Tayin olunan müddetin hitamında tefrik kendiliğinden nihayet bulur. Fakat
karı koca bu müddet içinde barışmamışlarsa, iki taraftan her biri boşanma tale-
binde bulunabilir.
    III- Ayrılığın hitamında verilecek hüküm :

    Madde 140 - Ayrılık hükmünde muayyen müddetin hitamında bu hükme esas olan
hadiseler münhasıran talibin aleyhine bulunmadıkça karı kocadan yalnız birisi
tarafından talebedilmiş olsa bile, boşanmaya hükmedilir.
    Bununla beraber diğer taraf müşterek hayata avdetten imtina ederse, ayrılık
hükmüne esas olan hadiseler münhasıran  talip aleyhine olsa bile, yine boşanmaya
hükmolunur.
     Hüküm, ayrılık davasının muhakemesi esnasında tahakkuk eden ve ayrılıktan
sonra hadis olan ahval nazara  alınmak suretiyle verilir.
    IV - Boşanan Kadının Kişisel Durumu(1)

    Madde 141 - (Değişik: 14/11/1990 - 3678/4 md.)
    Boşanan kadın evlenme ile kazandığı kişisel durumu korur,ancak; bekarlık
soyadını yeniden alır. Şayet boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati
bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği sabit olursa, talebi üzerine
hakim, kocasının soyadını taşımasına izin verir.
    Koca, şartların değişmesi halinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.
    V - Memnuiyet müddeti:

    Madde 142 - (Mülga: 4/5/1988 - 3444/9. md.)
    VI - Boşanma halinde tazminat:
    1 -Maddi ve manevi:

    Madde 143 - Mevcut ve hatta muntazar bir menfaati boşanma yüzünden haleldar
olan kabahatsız karı veya kocanın, kabahatli olan taraftan münasip maddi bir
tazminat talebine hakkı vardır.
    Bundan başka boşanmaya sebebiyet vermiş olan hadiseler kabahatsiz karı veya
kocanın şahsi menfaatlerini ağır bir surette haleldar etmiş ise, hakim manevi
tazminat namiyle muayyen bir meblağ dahi hükmedebilir.
___________________________________
(1) Madde başlığı, 14/11/1990 tarih ve 3678 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle
    değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
                                      324 - 1
    2 - Yoksulluk nafakası:

    Madde 144 - (Değişik: 4/5/1988 - 3444/6. md.)
    Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak şartıyla
geçimi için diğer eşten mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
Ancak, erkeğin kadından yoksulluk nafakası isteyebilmesi için, kadının hali
refahta bulunması gerekir.
    Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
    3. Tazminat ve nafakanın ödenme şekli

    Madde 145 - (Değişik: 4/5/1988-3444/7. md.)
    Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine
göre irad şeklinde ödenmesine karar verilebilir.
    Manevi tazminata irad şeklinde hükmedilemez.
    Sözleşme veya hüküm ile kendisine maddi tazminat veya nafaka olarak bir
irad tahsis edilmiş eşin yoksulluğunun zail olması, haysiyetsiz hayat sürmesi,
bir evlenme akdi olmadan fiilen karı koca gibi yaşaması, yeniden evlenmesi veya
eşlerden birinin ölmesi halinde, aksi, taraflarca kararlaştırılmadıkça bu irad
kesilir.
    İrad şeklinde maddi tazminat veya nafakayı gerektiren sebep ortadan kalkar
ya da önemli ölçüde azalır veya borçlunun mali gücü önemli ölçüde eksilirse
iradın indirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği gibi değişen
durumlara göre ve hakkaniyet gerektiriyorsa iradın artırılması da istenebilir.
   (Dikkat: Devamı 325 inci sayfadadır.)
KANUNLAR, HAZİRAN 1988 (EK-2)
                                    324-2
    VII - Malların tasfiyesi:
    1  -  Boşanma  halinde:

    Madde 146 - Karı koca, mallarının idaresi hakkında hangi usulü kabul etmiş
olursa olsun boşanma vukuunda her biri kendi şahsi emvalini geri alır. Husule
gelmiş olan ziyade, kabul ettikleri usulün hükümlerine tevfikan aralarında tak-
sim olunur. Zuhur eden noksan,karısı tarafından sebebiyet verildiğini ispat et-
medikçe kocaya aittir.
    Boşanan karı koca, birbirinin kanuni mirasçısı olamaz ve evlenme mukavele-
si ile veya boşanmadan evvel yapılmış ölüme bağlı bir tasarruf ile temin olu-
nan menfaatleri zayi eder.
    2 - Ayrılık halinde:

    Madde 147 - Ayrılık vukuunda hakim ayrılığın müddetine,karı ve kocanın
vaziyetlerine göre mallarının idaresi hakkında kabul ettikleri usulün feshini
veya ipkasını emreder. Fakat karı ve kocadan biri tarafından talep vukuunda
hakim mallarını ayırmakla mükelleftir.
    VIII - Ana ve babanın hukuku:
    1 -  Hakimin takdir hakkı:

    Madde 148 - Boşanma veya ayrılık vukuunda hakim, ana ve babayı dinledikten
sonra hakkı velayetin kullanılmasına ve ana ve baba ile çocuklar arasındaki şah-
si münasebetlere dair iktiza eden tedbirleri ittihaz eyler.
    Çocuk kendisine tevdi edilmemiş olan taraf, kudretine göre onun infak ve
terbiye masraflarına iştirak ile mükelleftir;
    Çocuk ile icabı hale muvafık surette şahsi münasebatta bulunmak hakkını da
haizdir.
    2 - Yeni hadiseler:

    Madde 149 - Ana veya babanın başkasiyle evlenmesi, başka bir yere gitmesi,
ölümü gibi bir halin tahaddüsünde hakim, resen veya ana ve babadan birinin
talebi üzerine hadisenin iktiza ettirdiği tedbirleri ittihaz eyler.
    (D) BOŞANMA VE USULÜ MUHAKEMESİ :

    Madde 150 - Boşanma ve ayrılık davalarında, hakim, aşağıdaki kaidelere ria-
yetle mükelleftir:
    1 - Hakim, boşanma veya ayrılık için sebep gösterilen hadiseleri mevcudiyet-
lerine vicdanen kani olmadıkça sabit addedemez.
    2 - Bu hadiseler hakkında gerek resen gerek iki tarafın talebi ile yemin
teklif olunamıyacağı gibi yemin makamına kaim beyanatta bulunulması dahi iste-
nilemez.
    3 - İki tarafın bu bapta sebkedecek her türlü ikrarları dahi hakimi
takyit etmez.
    4 - Hakim beyyinatı serbestçe takdir eder.
    5 - Boşanma veya ayrılığın fer`i hükümlerine dair iki taraf arasında akde-
dilen mukavelat, hakimin tasdikına iktiran etmedikçe muteber olmaz.
                                    BEŞİNCİ BAP
                              Evlenmenin Umumi Hükümleri
    (A)  HAKLAR VE VAZİFELER:
    I - Karı ve kocanın:

    Madde 151 -  Evlenme merasiminin icrasiyle, evlilik birliği vücut bulur.
    Karı koca yekdiğerine karşı bu birliğin saadetini müttehhiden temin ve
çocukların iaşe ve terbiyesine beraberce ihtimam etmek hususlarını iltizam
etmiş olurlar.
    Karı koca, birbirine sadakat ve müzaharetle mükelleftir.
   II. Kocanın:

    Madde 152 - Koca, birliğin reisidir.
    Evin intihabı karı ve çocukların münasip veçhile iaşesi, ona aittir.
    III.  Karının :

    Madde 153 - (Değişik birinci fıkra: 14/5/1997 - 4248/1 md.) Kadın, evlen-
mekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus
idaresine yapacağı yazılı başvuru ile kocasının soyadı önünde önceki soyadını da
kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı
için yararlanabilir.
    (B) BİRLİĞİN TEMSİLİ :
    I. Koca tarafından:

    Madde 154 - Birliği koca temsil eder. Mallarını idare hususunda karı koca
hangi usulü kabul etmiş olursa olsun koca, tasarruflarından şahsen mesul olur.
    II. Karı tarafından:
    1 - Hakları:
    a)  Mevzuu:

    Madde 155 - Evin daimi ihtiyaçları için koca gibi kadın dahi birliği tem-
sil hakkını haizdir. Karının üçüncü şahıslar tarafından malüm olabilecek surette
salahiyetini tecavüz etmeyen tasarruflarından koca mesuldür.
    b) Nezi:

    Madde 156 - Karı, Kanunen haiz olduğu temsil salahiyetini sui istimal eder
yahut kullanmaktan aciz olursa koca, bu salahiyeti kendisinden tamamen veya
kısmen nezedebilir.
    Bu nezi katibi adil marifetiyle ilan edilmedikçe hüsnü niyet sahibi üçüncü
şahıslara karşı hüküm ifade etmez.
    c) Salahiyetin iadesi :

    Madde 157 - Hakim, karının talebi üzerine nez`ın sebepsiz olduğunu isbat
etmesi şartiyle salahiyetini iade eder.
    Nezi ilan edilmiş ise iade kararı dahi ilan olunur.
    2 - Salahiyetin tevsii:

    Madde 158 - Koca sarahaten veya zımnen izin vermedikçe karı, kanunen haiz
olduğu temsil salahiyetini, tecavüz edemez.
    (C) KARININ MESLEK VEYA SANATI:

    Madde 159 - (İptal: Ana. Mah.nin 29/11/1990 tarih ve E. 1990/30, K. 1990/31
sayılı kararıyla,)
    (D)   HUSUMET EHLİYETİ:

    Madde 160 - Karı ve koca, mallarını idare için hangi usulü kabul etmiş olur-
sa olsun karı husumet ehliyetini haizdir. Şu kadar ki emvali şahsiyesi hakkında
üçüncü şahıslar ile mütehaddis davalarda karıyı, koca temsil ile mükelleftir.
    (H)  BİRLİĞİN SIYANETİ :
    I. Umumiyet itibariyle:

    Madde 161 - Karı kocadan biri; aile vazifelerini ihmal eder yahut diğerini
tehlikeye, hacalete veya zarara maruz bırakırsa müteessir olan taraf hakimin mü-
dahalesini talep edebilir.
    Hakim, kabahatli olan tarafa vazifelerini ihtar eder ve bu ihtar semeresiz
kalırsa birliğin menafiini sıyaneten kanunda muayyen tedbirler ittihaz eyler.
    II. Müşterek hayatın tatili:

    Madde 162 - Karı kocadan her biri, müşterek hayatın devamı yüzünden,sıhhati,
şöhreti veya işinin terakkisi ciddi surette tehlikeye düştüğü müddetce ayrı bir
mesken edinebilirler.
    Boşanma veya ayrılık davası ikame edildikten sonra karı kocadan her biri,
dava devam ettikçe, diğerinden ayrı yaşamak hakkını haizdir.
    Karı kocadan biri talebeder ve ayrı yaşamak keyfiyeti haklı olursa, hakim
hangisi tarafından diğerinin iaşesi için ne miktar muavenette bulunulacağını
tayin eder.
    III. Karı kocanın borçlularına ait tedbirler:

    Madde 163 - Koca aile vazifelerini ihmal ederse karı kocanın mallarını idare
hususunda kabul ettikleri usul ne olursa olsun hakim, karı ve kocanın borçlula-
rına borçlarının tamamını veya bir kısmını karıya ödemelerini emreder.
    IV. Kazai tedbirlerin mÜddeti :

    Madde 164 - Hakim tarafından alınan tedbirler, sebeplerinin zevali halinde
karı kocadan birinin talebi ile refolunur.
    V. Cebri icra:
    1 - Umumi kaideler:

    Madde 165 - Karı koca, evlenmenin devamı müddetince kanunen muayyen haller
haricinde yekdiğerine karşı cebri icra talebinde bulunamaz.
    Kanunen cebri icra caiz olan hallerde dahi karı kocadan birinin diğer taraf
yüzünden uğradığı ziyan o taraf hakkında iflas veya semeresiz kalan hacizde cari
mahrumiyetleri müstelzim olmaz.
    2 - İstisnalar :
    a)  Karı kocadan biri borçlu ise :

    Madde 166 - Karı kocadan biri aleyhine bir üçüncü şahıs tarafından icra ta-
kibatına başlanmış olursa, diğeri kendi hakkından dolayı hacze veya iflas masa-
sına iştirak edebilir.
    b)  Karı kocadan biri alacaklı ise:

    Madde 167 - Karı veya kocadan biri haciz suretiyle takibata düçar olup da
malları borcunu ifaya kafi gelmediği takdirde, diğerindeki alacakları muacceli-
yet kesbeder ve haczedilebilir.
    Karı kocadan birinin iflası halinde diğerindeki alacakları iflas masasına
dahil olunur.
    c)  Mal ayrılığı ile iaşe bedellerinin tahsili halinde:

    Madde 168 - Kanuni veya kazai mal ayrılığının tenfizi için her zaman cebri
icra talep olunabilir. Hakim karariyle karı kocadan birine iaşe için muayyen
muavenet miktarının tahsili hakkında dahi bu hüküm tatbik olunur.
    (V) KARI KOCA ARASINDAKİ HUKUKİ MUAMELELER VE KOCA LEHİNE İCRA OLUNAN
MUAMELELER:

    Madde 169 - Karı koca arasında her nevi hukuki tasarruf caizdir. Karının
şahsi mallarına veya mal ortaklığı usulüne tabi mallara dair karı koca arasın-
daki hukuki tasarruflar, sulh hakimi tarafından tasdik olunmadıkça muteber ol-
maz.
    Koca menfaatine olarak karı tarafından üçüncü şahsa karşı iltizam olunan
borçlar için dahi hüküm böyledir.
                                   ALTINCI BAP
                                     Esaslar
                                   BİRİNCİ FASIL
                            Karı koca mallarının idaresi
    (A) KANUNİ USUL:

    Madde 170 - Karı koca, evlenme mukavelenamesi ile kanunda muayyen diğer
usullerden birini kabul etmedikleri takdirde veya kabul edipte kanunda gösteri-
len sebeplerden birinin hüdusu halinde, aralarında mal ayrılığı cereyan eder.
    (B) AKDİ USUL:
    I. Usul intihabı:

    Madde 171 - Evlenme mukavelesi evlenme merasiminden evvel veya sonra yapıla-
bilir. İki taraf, mukavelelerinde bu kanunda gösterilen usullerden birini kabule
mecburdurlar. Evlenmeden sonra yapılan mukavele karı kocanın malları üzerinde
başkalarının haiz olduğu hakları ihlal edemez.
    II. İki tarafın ehliyeti :

    Madde 172 - Evlenme mukavelesini akit veya tadil yahut feshetmek isteyen
kimsenin, temyiz kudretini haiz olması şarttır. Küçük ile mahcurun kanuni mümes-
silleri tarafından mezun kılınmaları lazımdır.
    III. Evlenme mukavelesinin şekli:

    Madde 173 - Evlenme mukavelesinin akdi veya tadili ve feshi resmi şekilde
olmak ve iki taraf ile kanuni mümessilleri tarafından imza edilmek lazımdır.
    Evliliğin devamı sırasında yapılan evlenme mukaveleleri mahkemenin de tas-
vibine iktiran etmek lazımdır.
    Evlenme mukavelesi, tesciline mütaallik hükümler dairesinde iki taraftan
başkasına karşı müessir olur.
    (C)  FEVKALADE USUL :
    I.  Akdi usulÜn kendiliğinden mal ayrılığına inkılabı:

    Madde 174 - Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olsalar bile
birinin iflasından müflisin veya diğer tarafın alacaklıları zarar gördükleri
surette mal ayrılığı usulü tatbik olunur.
    II. Akdi usulün hakimin hükmiyle mal ayrılığına inkılabı:
    1 - Karının talebi üzerine :

    Madde 175 - Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olsalar bile
karının talebi üzerine aşağıdaki hallerde mal ayrılığına hükmolunur:
    1 - Koca karısının ve çocuklarının infak ve iaşesini ihmal ederse,
    2 - Karının şahsi malları için istediği teminatı vermezse.
    3 - Kocanın veya mal ortaklığı usulünde ortaklığın borç ödemekten aczi sabit
olursa.
    2 - Kocanın talebi üzerine:

    Madde 176 - Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olsalar bile
kocanın talebi üzerine aşağıdaki hallerde mal ayrılığına hükmolunur:
    1 - Karının borcunu ödemekten aczi sabit olursa.
    2 - Ortaklığa veya birliğe giren mallar üzerinde koca tarafından yapılabil-
mesi kanuna veya akde göre kadının iznine bağlı olan tasarruflar için karı sebep
olmaksızın muvafakattan imtina ederse.
    3 - Karı, şahsi malları için teminat isterse.
    3 - Alacaklıların talebi ile:

    Madde 177-Karı kocadan biri aleyhinde yapılan hacizde zarar gören alacaklı-
ların talebi üzerine mal ayrılığına hükmolunur.
    III.  Mal ayrılığının mebdei :

    Madde 178 - İflastan dolayı yapılan mal ayrılığı, borç ödemekten aciz olma-
nın sübutiyle başlar ve iflas kararından sonra karı ve kocanın miras sebebiyle
veya diğer bir suretle kazandıkları mallar ayrılık usulüne tabi olur.
    Mahkemenin mal ayrılığına dair olan ilamının hükmü mal ayrılığının talep
edildiği günden başlar.
    İflas veya hüküm neticesi olan mal ayrılığı tescil edilmek üzere katibi adi-
le doğrudan doğruya tebliğ olunur.
    IV.  Mal ayrılığının hitamı:

    Madde 179 - İflas ile veya haciz halinde zarar dolayısiyle mal ayrılığı
borçlu olan karı veya koca tarafından yalnız alacaklıların alakası kesilmekle
nihayet bulmaz.
    Şukadarki hakim, karı kocadan birinin talebi üzerine kendilerinin tabi oldu-
ğu eski usulün iadesine karar verebilir. Ve bu karar tescil edilmek üzere katibi
adle doğrudan doğruya tebliğ olunur.
    (D) USULÜN TEBEDDÜLÜ :
    I. Alacaklıların haklarının tesiri:

    Madde 180 - Karı koca arasında vukubulan tasfiye muameleleri ve mevcut usul-
deki tebeddüller karı veya kocadan birinin veya ortaklığın alacaklılarını, üzer-
lerinden haklarını alabilecekleri mallardan mahrum bırakamaz.
    Bu kabil mallar kendisine geçen karı veya koca, alacaklıların alacaklarını
şahsan ödemeğe mecburdur; şu kadar ki kendisine geçen malların matluba kifayet
etmediğini ispat ederse fazlasından beri olur.
    Kocanın İflas masasına veya aleyhine yapılan hacze iştirakinden dolayı karı-
nın elde ettiği mal hakkında aynı zamanda kendisinin de alacaklısı olmadıkça ko-
canın alacaklıları dava edemezler:
    II.  Mal ayrılığı halinde tasfiye :

    Madde 181 - Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olup ta evli-
liğin devamı esnasında akit veya diğer bir sebeple mal ayrılığı vukuunda alacak-
lıların hakları mahfuz kalmak şartiyle karı kocadan her biri kendi mallarını ge-
ri alır.
    Mal ayrılığından evvel husule gelmiş olan ziyade, mevcut usule göre arala-
rında taksim olunur; vukua gelen noksan, karısının sebebiyet verdiğini ispat et-
medikçe kocaya aittir. Karı tasfiye sırasında kocanın tasarrufunda kalan malları
için dahi teminat talep edebilir.
    (H) MAHFUZ MALLAR :
    I. Tesis :
    1 - Umumiyet itibariyle:

    Madde 182- Karı koca arasında mal ortaklığı veya birliği cari olduğu takdir-
de her iki tarafın ortaklık veya birlikten hariç kalacak malları evlenme mukave-
lesi ile veya kanun ile ve üçüncü şahıs tarafından yapılan teberrularda teberru
edenin arzusu ile taayyün eder. Bu suretle hariç kalan mallara mahfuz mallar de-
nir. Karı kocadan birinin mahfuz miras hissesi mahfuz malları arasına konulamaz.
    2 - Kanunun hükmü ile:

    Madde 183- Aşağıdaki mallar kanunen mahfuz mallardandır:
    1 - Karı kocadan her birinin zati eşyası.
    2 - Karının iş veya sanatının icrasına yarayan malları.
    3 - Karının ev işleri haricindeki çalışmasının mahsulü.
    II- Hükümleri :

    Madde 184 - Mahfuz mallar, karının aile masraflarına iştiraki hususunda
mal ayrılığı hükümlerine tabidir.
    III. İspat :

    Madde 185  - Karı kocadan biri, bir malın mahfuz mallardan olduğunu iddia
ettiği surette davasını ispata mecburdur.
                                   İKİNCİ FASIL
                                   Mal ayrılığı
    (A) MÜLKİYET, İDARE, İNTİFA HAKLARI :

    Madde 186 - Karı kccadan her birinin bütün mallarının mülkiyet ve idare ve
intifa haklarını muhafaza etmesine, mal ayrılığı denir.
    Karı, mallarının idaresini kocasına bırakmış olduğu takdirde evliliğin deva-
mı müddetince hesap sormaktan vaz geçtiği ve mallarının bütün gelirini ev masra-
fına karşı kocasına bıraktığı farzolunur.
    Karı, kocasına bıraktığı idare hakkını her zaman geri alabilir ve geri almak
hakkını iskat etmesi muteber değildir.
    (B)  BORÇLAR:
    I. Umumiyet itibariyle :

    Madde 187 - Mal ayrılığı usulünde koca, evlenmeden evvelki borçlarından ve
evliliğin devamı sırasında gerek kendisi gerek evlilik birliğinin, mümessili sı-
fatiyle edilen borçlardan şahsan mesuldür.
    Karı, borcunu ödemekten aciz kalan kocası veya kendisi tarafından aile mas-
rafları için edilen borçlardan mesuldür.
    II.  Haciz halinde :

    Madde 188 - Karı, mallarının idaresini kocasına bırakmış olsa bile ne koca-
sının iflasında ne de kocası aleyhine konulan hacizde kendi alacaklarından dola-
yı hiç bir imtiyaz iddiasında bulunamaz.
    III.  Gelir ve kazanç :

    Madde 189 - Karı kocadan her birinin mallarının geliri ve kendi kazançları,
kendisine aittir.
    (C) KARI KOCANIN MASRAFA İŞTİRAKİ:

    Madde 190- Koca, karısının münasip bir derecede aile masrafına iştirakini
isteyebilir. İştirakin miktarında ihtilaf ederlerse her biri iştirak miktarının
tesbit edilmesini, mahkemeden isteyebilir.
    Karının bu suretle iştiraki kocanın hiç bir vakitte iade ve tazmin mükelle-
fiyetini icabetmez.
                                 ÜÇÜNCÜ FASIL
                                 Mal birliği
    (A) MÜLKİYET :
    I. Birliğe dahil mallar :

    Madde 191- Karı koca, evlilik mukavelesiyle mal birliği usulünü kabul ede-
bilirler. Bu usul kabul edildiği takdirde, evlilik mukavelesinde birliğe dahil
olmayacakları tasrih edilenler müstesna olmak üzere evlenme zamanında her biri-
nin malik olduğu ve evliliğin devamı sırasında iktisap eylediği bütün mallar
birliğe dahil olur.
    II. Birliğe ithali caiz olmıyan mallar:
    Teberru tarikiyle iktisab edilmiş olup ta birlikten, hariç kalması teberru
edenin arzusu muktezası olan yahut kanunen mahfuz mallardan addedilen mallar,
birliğe ithal edilemez.
    III. Karı kocanın şahsi malları :

    Madde 192 - Birliğe dahil olup ta evlenme zamanında karının malı bulunan
yahut evliliğin devamı sırasında miras veya ıvazsız iktisap tariklerinden biriy-
le kendisine intikal eden malların mülkiyeti, karıya aittir. Bu mallara, karının
şahsi malları denir. Koca, kendi şahsi mallarının ve karının şahsi malları hariç
olmak üzere birliğe dahil diğer bütün malların mülkiyetine sahiptir. Mahfuz mal-
lara mütaallik hükümler müstesna olmak üzere karısının geliri edası lazım olduğu
tarihten ve şahsi mallarının tabii hasılatı toplandıkları zamandan itibaren ko-
casının mülkü olur.
    IV.  Beyyineler:

    Madde 193 - Bir malın karının şahsi mallarından olduğunu iddia eden karı ve-
ya koca, davasını ispata mecburdur. Evliliğin devamı sırasında karının şahsi
mallarını istibdal suretiyle iktisabedilen mallar, karının şahsi malı olur.
    V. Müfredat defteri :
    I - Şekli, kuvvei ispatiyesi :

    Madde 194 - Karı ve koca, her zaman şahsi mallarının katibi adil marifetiyle
bir defterinin yazılmasını isteyebilirler. Şahsi mallarının birliğe dahil olduk-
ları tarihten itibaren altı ay zarfında tutulmuş olan resmi defter, hilafı sabit
olmadıkça muteberdir.
    2 - Kıymet takdirinin hükmü:

    Madde 195 - Tutulan defer, şahsi malların takdir olunan kıymetlerini de ih-
tiva ediyor ise bu mallarda veya kıymetlerinde vukua gelen zamanı mucip noksan-
ların karı ve koca arasında karşılıklı tazmininde bu kıymetler esas tutulur.
    (B) İDARE VE İNTİFA VE TASARRUF SALAHİYETİ  :
    I. İdare :

    Madde 196 - Birliğe giren malları koca idare eder ve idare masrafı kendisine
ait olur.
    Karı ancak evlilik birliğini temsildeki salahiyeti nisbetinde idare hakkını
haizdir.
    II. İntifa :

    Madde 197 - Koca, karısının şahsi mallarından intifa hakkını haiz ve bu ci-
hetten ayniyle bir intifa hakkı sahibi gibi mesuldür.
    Resmi müfredat defteri ile kıymet takdir edilmiş olması bu mesuliyeti artır-
maz. Karının parası, misliyattan olan diğer malları ve hamile muharrer esham ve
senetleri kocanın mülkiyetine geçer ve koca bunların kıymetini borçlu olur.
    III.  Birliğe dahil mallarda tasarruf hakkı :
    1 - Kocanın :

    Madde 198 - Koca, kendi mülkiyetine geçmemiş olan karıya ait şahsi mallarda
alelade idari muamelat müstesna olmak üzere karısının rızası olmaksızın tasarruf
edemez. Şu kadar ki rızanın verilmediğini bilenler veya bilmesi lazım gelenler
yahut kadına aidiyetini herkesin anlayabileceği mallar üzerinde vakı tasarrufta
alakadar olanlar müstesna olmak üzere bu rıza üçüncü şahıslar lehine mevcut ad-
dolunur.
    2 - Karının :
    a)  Umumiyet itibariyle:

    Madde 199 - Karı, Birliği temsildeki salahiyeti nisbetinde birliğe dahil
olan mallarda tasarruf edebilir.
    b)  Mirasın reddi:

    Madde 200 - Kadın, bir mirası ancak kocasının rızasiyle reddedebilir. Koca,
razı olmazsa karı sulh mahkemesine müracaat edebilir.
    (C)   KARIYA TEMİNAT İTASI :

    Madde 201 - Koca, karısının şahsi mallarının ne halde bulunduğuna dair ken-
disinden her zaman isteyebileceği izahatı vermekle mükelleftir.
    Karı, bu mallar hakkında her zaman kocasından teminat talep edebilir.
    Kocanın borcunu ödemekten aczi tahakkuk eder veya iflasına hükmolunursa ac-
zin tahakkuku veya hükmün suduru tarihinden evvelki altı ay içinde karıya veri-
len teminatın iptali, alacaklılar tarafından talep olunabilir.
    (D) BORÇLAR  :
    I. Kocanın mesuliyeti:

    Madde 202 - Koca, atideki borçlardan mesuldür:
    1 - Kendisinin evlenmeden evvelki borçlarından.
    2 - Kendisinin, evliliğin devamı sırasındaki borçlarından.
    3 - Karı tarafından evlilik birliğinin mümessili sıfatiyle edilen borçlar-
dan.
    II.  Karının mesuliyeti :
    1 - Bütün emvaliyle :

    Madde 203 - Mal birliği usulünün kocaya verdiği haklar nazarı itibara alın-
maksızın karı, atideki borçlardan bütün mallariyle mesuldür.
    1 - Kendisinin evlenmeden evvelki borçlarından.
    2 - Kocasının rızasiyle ettiği borçlar ile kocası lehinde sulh hakiminin
tasvibi ile ettiği borçlardan.
    3 - Meslek veya sanatın mutad üzere icrasından mütevellit borçlardan.
    4 - Kendisine isabet etmiş bir mirasa terettüp eden borçlardan.
    5 - Haksız fiillerinden mütevellit borçlardan.
    Karı, müşterek aile masrafları için kocası veya kendisi tarafından edilen
borçlardan ancak kocanın borcunu ödemekten aczi halinde mesul olur.
    2 - Mahfuz mallariyle:

    Madde 204 - Karı evliliğin devamı sırasında ve evliliğin zevalinden sonra
atideki borçlardan ancak mahfuz mallarının kıymeti nisbetinde mesuldür:
    1 - Yalnız mahfuz mallarından mesul olmak üzere ettiği borçlardan.
    2 - Kocasının rızası olmaksızın ettiği borçlardan.
    3 - Birliği temsil hususundaki salahiyetini tecavüz ederek ettiği borçlar-
dan.
    Bigayri hakkın mal edinmeden mütevellit dava hakkı mahfuzdur.
    (H)  ALINANI NAKDEN YERİNE KOYMAK MÜKELLEFİYETİ :
    I. İsteme zamanı :

    Madde 205 - Karı kocadan birinin şahsi mallarına terettüp eden her hangi
bir borç, diğerinin şahsi malları ile ödenmiş olduğu takdirde bu suretle alınan
miktar yerine konur.
    Alınan miktarın yerine konulması, kanunen muayyen müstesnalardan maada ah-
valde ancak mal birliğinin hitamından sonra talep edilebilir.
    Karının mahfuz mallarına terettüp eden borçlar mal birliğine dahil mallar
üzerinden veya mal birliğine dahil mallara terettüp eden borçlar koca veya karı-
nın mahfuz malları üzerinden ödendiği takdirde alınan miktarın yerine konulması
talebi, evliliğin devamı esnasında dahi kabildir.
    II. Kocanın iflası ve mallarının haczi :
    1 - Karının hakkı:

    Madde 206 - Kocanın iflası veya mallarının haczi halinde karı, iflas masası-
na veya hacze iştirak ederek kendi şahsi mallarında veya kıymetlerinde vukua ge-
len zamanı mucip noksanların nakden yerine konmasını talep edebilir. Kocanın ka-
rısındaki alacakları karının matlubundan tenzil edilir.
    Karı, şahsi mallarından aynen mevcut olanları malik sıfatiyle istirdat eder.
    2 - İmtiyaz:

    Madde 207 - Şahsi mallarının yarısını elde edemeyen veya yarısı derecesinde
teminata sahip olmayan karı, bu yarıdan noksan kalan miktar nisbetinde mümtaz-
dır.
    Bu imtiyazın ahara devri ve imtiyazdan bazı alacaklılar lehine feragat, ba-
tıldır.
    (V)  MAL BİRLİĞİNİN HİTAMI:
    I. Karının vefatı sebebiyle:

    Madde 208 - Karının vefatında şahsi malları kocanın miras hakkı mahfuz olmak
üzere mirasçılarına intikal eder.
    Koca, karısının şahsi mallarında vukubulmuş olan zamanı mucip noksanları,
karısındaki alacaklarının mahsubunu icra ettikten sonra, mirasçılara ödemekle
mükelleftir.
    II.Kocanın vefatı sebebiyle:

    Madde 209 - Kocanın vefatında karı, mevcut şahsi mallarını istirdat eder.
Vukua gelmiş olan zamanı mucip noksanları mirasçılara tazmin ettirir.
    III. Ziyade ve noksan :

    Madde 210 - İki taraf, şahsi mallarının tefrikinden sonra fazla bir şey ka-
lırsa bu ziyadenin üçte biri karıya veya füruuna ve mütebaki dahi koca veya
mirasçılarına ait olur.
    Birliğe dahil olan mallarda vukua gelen noksan, karı tarafından sebebiyet
verildiği ispat edilmedikçe koca veya mirasçılarına ait olur.
    Evlenme mukavelenamesinde, ziyade ve noksan hakkında başka bir taksim sureti
kabul olunabilir.
                                  DÖRDÜNCÜ  FASIL
                                   Mal ortaklığı
    (A)  MAL ORTAKLIĞI :
    I. Ortaklığa girmesi caiz olmıyan mallar :
    II. Umumi iştirak :
    III. Ortaklığa giren mallar:

    Madde 211 - Karı Koca, evlenme mukavelesiyle mal ortaklığı usulünü kabul
edebilirler.
    Bu usulde karı ve koca, mal ortaklığına giren mallara ve gelirlere şayian
sahip olur ve hiç biri hissesinde mustakilen tasarruf edemez.
    Teberru tarikiyle iktisab edilmiş olup ta mal ortaklığından hariç kalması
teberru edenin arzusu muktezası olan yahut kanunen mahfuz mallardan addedilen
mallar, ortaklığa ithal edilemez.
    Karı kocanın bütün mallarına ve gelirlerine şamil olan mal ortaklığı usulü-
ne, umumi mal ortaklığı usulü denilir.
    Bir malın ortaklığa dahil olmadığını iddia eden karı veya koca, davasını
ispata mecburdur.
    IV. İdare ve tasarruf :
    1 - İdare :

    Madde 212 - Mal ortaklığına giren malların idaresi kocaya aittir. İdare mas-
rafı bu mallardan ödenir. Karı, evlilik birliğini temsildeki salahiyeti nisbe-
tinde idare hakkını haizdir.
    2 - Mal ortaklığında tasarruf:
    A)  Umumiyet itibariyle:

    Madde 213 - Karı ve koca, alelade idari muamelat müstesna olmak üzere ortak-
lığa giren mallar üzerinde ancak müştereken veya yekdiğerinin rızası ile tasar-
ruf edebilir. Şukadar ki rızanın verilmediğini bilenler veya bilmesi lazım ge-
lenler yahut ortaklığa dahil olduğu herkesin anlayabileceği mallar üzerinde vaki
tasarrufta alakadar olanlar müstesna olmak üzere bu rıza, üçüncü şahıs lehine
mevcut addolunur.
    B)  Miras reddi :

    Madde 214  - Karı kocadan biri evliliğin devamı sırasında, diğerinin rızası
olmaksızın bir mirası red edemez. Bu rıza kendisine verilmeyen taraf, sulh haki-
mine müracaat edebilir.
    V. Borçlar:
    I - Kocanın mesuliyeti:

    Madde 215 - Koca, aşağıdaki borçlardan gerek şahsen gerek ortaklığa giren
mallar ile mesuldür.
    1 - Karı kocanın evlenmeden evvelki borçlarından.
    2 - Karı tarafından birlik mümessili sıfatı ile edilen borçlardan.
    3 - Evliliğin devamı sırasında kendisi tarafından edilen borçlarla karı ta-
rafından ortaklığa ait olmak üzere edilen sair bütün borçlardan.
    2 - Karının mesuliyeti :
    a)  Kendi malları ve mal ortaklığına giren mallar ile:

    Madde 216 - Karı, aşağıdaki borçlardan gerek şahsen gerek ortaklığa giren
mallar ile mesuldür:
    1 - Evlenmeden evvelki borçlardan.
    2 - Kocanın rızasiyle ettiği borçlarla kocası lehine sulh hakiminin tasvibi
ile ettiği borçlardan.
    3 - Meslek veya sanatının mutad üzere icrasından mütevellit borçlardan.
    4 - Kendisine isabet etmiş bir mirasa terettüp eden borçlardan.
    5 - Haksız fiillerinden mütevellit borçlardan.
    Karı, müşterek aile masrafları için kocası veya kendisi tarafından edilen
borçlardan ancak ortaklık malları bunları ödemeğe kafi gelmediği takdirde mesul
olur.
    Karı, ortaklığa giren mallara müterettip diğer borçlardan şahsen mesul
değildir.
    b)  Mahfuz mallariyle:

    Madde 217 - Karı, evliliğin devamı esnasında ve evliliğin zevalinden sonra
atideki borçlardan ancak mahfuz mallarının kıymeti nisbetinde mesul olur.
    1 - Yalnız mahfuz mallarından mesul olmak üzere ettiği borçlardan.
    2 - Kocasının rızası olmaksızın ettiği borçlardan.
    3 - Birliğin temsildeki salahiyetini tecavüz ederek yapdığı borçlardan.
    Bigayrihakkin mal edinmeden mütevellit dava hakkı mahfuzdur.
    3 - İcra takibatı:

    Madde 218 - Ortaklığa terettüp eden borçlardan dolayı ortaklığın devamı
esnasında yapılacak her türlü icra takibatı kocaya karşı vukubulmak lazımdır.
    VI.  Alınanı nakden yerine koyma mükellefiyeti :
    1 - Umumiyet itibariyle:

    Madde 219 - Mal ortaklığına terettüp eden bir borcu ödemek için bu mallardan
alınan meblağın yerine konmasını, karı koca yekdiğerinden hiç bir
zaman talebedemez.
    Mal ortaklığına terettüp eden bir borcun mahfuz mallardan veya mahfuz malla-
ra terettüp eden borcun ortaklık mallarından ödenmesi halinde alınan paranın ye-
rine konması evliliğin devamı esnasında dahi istenebilir.
    2 - Karının alacağı :

    Madde 220 - Karı, kocanın iflasından veya ortaklık malları üzerine haciz vaz
edildiği takdirde; şahsi mallarının nakden baliğ olduğu miktarı isteyebilir.
    Karının bu alacağının, yarısı mümtazdır.
    Bu imtiyazın, başkasına devri ve imtiyazdan bazı alacaklılar lehine feragat,
batıldır.
    VII.  Mal ortaklığının hitamı :
    1 - Taksim :
    a)  Kanuni taksim :

    Madde 221 - Karı kocadan birinin vefatında ortaklık mallarının yarısı, ha-
yatta kalan karı veya kocaya intikal eder. Diğer yarısı, hayatta kalan karı veya
kocanın miras hakları baki olmak üzere ölenin mirasçılarına geçer.
    Hayatta kalıpta mirastan mahrum bulunan karı veya kocanın, ortaklık malla-
rından iddia edebileceği hak; boşanma halinde haiz olduğu hakları tecavüz ede-
mez.
    b)  Mukavele mucibince taksim:

    Madde 222 - Karı koca evlilik mukavelesinde yarı yarıya taksim yerine, başka
bir taksim tarzı kabul edebilirler. Diğerinden evvel vefat eden karı veya koca-
nın füruu, hini vefatta mevcut ortaklık mallarının dörtte birinden hiç bir veç-
hile mahrum edilemez.
    2 - Karı ve kocadan sağ kalanın mesuliyeti:

    Madde 223 - Karısının vefatından sonra hayatta kalan koca, ortaklık malları-
na terettüp eden borçlardan şahsan mesul kalır.
    Kocasının vefatında hayatta kalan karı, ortaklık mallarındaki hissesini red
etmekle ortaklık mallarına terettüp edipte şahsen dahi mesul olmadığı ortaklık
borçlarından, beri olur. Kabul halinde, karı mesul olmakla heraber aldığı malla-
rın alacaklılara tediyeye kafi gelmediğini ispat ettiği nisbette mesuliyetten
beri olabilir.
    3 - Şahsi malların tahsisi:

    Madde 224 - Hayatta kalan karı veya koca, kendi tarafından ortaklığa ithal
edilen malların mahsubu hissesinden icra edilmek üzere, kendisine tahsisini is-
teyebilir.
    (B) ORTAKLIĞIN UZATILMASI :
    I. Şartları :

    Madde 225 - Hayatta kalan karı veya koca, müteveffadan olan çocuklariyle
birlikte ortaklığa devam edebilir. Çocuklar, küçük iseler ortaklığın devamı
için sulh hakiminin tasvibi lazımdır. Ortaklığın devamı halinde miras hakları,
ortaklığın hitamına kadar kullanılamaz.
    II. Uzatılan ortaklık malları :

    Madde 226 - Uzatılan ortaklık, esasen ortaklığa dahil mallardan başka; mah-
fuz malları müstesna olmak üzere, iki tarafın gelir ve kazançlarını dahi ihtiva
eder.
    Uzatılan ortaklık sırasında hayatta kalan karı veya kocaya veya çocuklara,
miras veya ıvazsız iktisap tariklerinden biriyle intikal eden mallar; hilafına
bir hüküm bulunmadıkça, mahfuz mallardan addolunur.
    Ortaklık azası arasında dahi, karı koca arasındaki hükümler dairesinde cebri
icra, caiz değildir.
    III.  İdare ve temsil:

    Madde 227 - Uzatılan ortaklık, çocuklar küçük ise hayatta kalan karı veya
koca tarafından idare ve temsil olunur; çocuklar reşit ise hilafına mukavele ya-
pılabilir.
    IV.  Fesih:
    1 - Ortaklığın alakadarlar tarafından feshi:

     Madde 228 - Hayatta kalan karı veya koca, uzatılan ortaklığı her zaman fesh
edebilir.
     Reşit olan çocuklar dahi münferiden veya cümlesi birlikte her zaman ortak-
lıktan çıkabilir. Ortaklıktan çıkmak salahiyeti, küçük çocuklar namına sulh ha-
kimi tarafından kullanılır.
    2 - Kendiliğinden infisah :

    Madde 229 - Uzatılan ortaklık aşağıdaki hallerde kendiliğinden bozulur.
    1 - Hayatta kalan karı veya kocanın ölümü veya evlenmesi ile.
    2 - Hayatta kalankarı veya kocanın veya çocukların iflası ile.
    Çocuklardan yalnız birinin iflası halinde diğer alakadarlar onun ortaklıktan
çıkarılmasını isteyebilirler.
    Babanın iflası veya ortaklık malları üzerine haciz vaz`ı halinde, çocuklar,
ölmüş olan analarının hakkını kullanabilirler.
    3 - Hakimin karariyle fesih:

    Madde 230 - Karı veya koca yahut çocuklardan biri aleyhine konulan hacizde,
zarara uğrayan alacaklı, hakimden ortaklığın feshine karar verilmesini isteyebi-
lir. Talep, çocuklardan birinin alacaklısı tarafından vaki olduğu takdirde diğer
alakadarlar o çocuğun ortaklıktan çıkarılmasını isteyebilirler.
    4 - Bir çocuğun evlenmesi veya vefatı sebebiyle fesih:

    Madde 231- Çocuklardan biri evlenirse, diğer alakadarlar onun ortaklıktan
çıkarılmasını istiyebilir.
    Çocuklardan biri vefat ederse, diğer alakadarlar onun füruunun ortaklıktan
çıkarılmasını isteyebilirler. Füruu olmaksızın vefat eden çocuğun hissesi, or-
taklıkta dahil olmayan mirasçıların hakları mahfuz kalmak şartiyle, ortaklık
malları arasında kalır.
    5 - Taksim veya tasfiye:

    Madde 232 - Temdit olunan ortaklığın hitamı veya çocuklardan birinin ortak-
lıktan çıkarılması hallerinde taksim veya çıkarılan çocuğun haklarının tasfiye-
si, ortaklığın hitamı veya çocuğun çıkarıldığı anda mevcut olan mallar üzerinden
icra olunur.
    Hayatta kalan karı veya koca, çocukların hissesi üzerinde miras haklarını
muhafaza eder. Tasfiye ve taksim, münasip olmayan bir zamanda yapılamaz.
    (C)  MAHDUT ORTAKLIK :
    I. Mal ayrılığı şartiyle:

    Madde 233 - Karı koca, evlenme mukavelesiyle bazı malların bilhassa gayri
menkullerin ortaklıktan çıkarılmasını şart ederek mahdut bir mal ortaklığı usulü
kabul edebilirler.
    II.Müktesep mallara münhasır ortaklık :
    1 - Şumulü :

    Madde 234 - Karı koca, ortaklığa dahil olacak malların; yalnız evliliğin
devamı esnasında iki taraf şahsi mallarının ve bunlardan birinin istibdali su-
retiyle elde edecekleri malların hasılatiyle kocanın yine evliliğin devamı es-
nasında ıvazsız olmayan her türlü kazancından ve kadının kanunen mahfuz malla-
rından bulunmayan bu kabil kazançlarından teşekkül etmesini, evlenme mukavelele-
rinde, kabul edebilirler. Bu mallara müktesep mallar denir.
    2 - Taksim :

    Madde 235- Mahdut ortaklığın hitamında ortaklık mallarında husule gelmiş
bir ziyade var ise, bu ziyade, karı koca veya mirasçıları arasında yarı yarıya
taksim olunur. Noksan vukua geldiğinde, karı tarafından sebebiyet verildiği is-
pat edilmedikçe koca veya mirasçılarına ait olur. Evlenme mukavelesinde, ziyade
veya noksan hakkında başka bir taksim sureti kabul olunabilir.
    (D)  CİHAZ USULÜ:

    Madde 236 - Karı koca evlenme mukavelesiyle cihaz usulünü kabul edebilirler.
Bu usul, karının kendi mallarının bir kısmını aile masrafına medar olmak üzere
kocasına terk etmesinden ibarettir.
    Cihaz olarak karının kocasına terk ettiği malların mal ortaklığı usulüne
göre müşterek mal olacağı veya koca cihazın mülkiyetine dahi mustakil olarak
malik bulunacağı evlenme mukavelesinde tasrih edilmiş olmadıkça cihaz ittihaz
olunan mallar hakkında, mal birliği usulünde karının şahsi mallarının tabi
olduğu hükümler cari olur.
                                 BEŞİNCİ FASIL
                  Karı koca malları hakkındaki usule dair sicil
    (A) - TESCİLİN HÜKÜMLERİ :

    Madde 237 - Evlenme mukaveleleri ve karı koca arasındaki usule müteallik
mahkeme kararlariyle ortaklık mallarına veya karının şahsi mallarına dair arala-
rında yapacakları mukaveleler katibi adile tescil ve ilan ettirilmiş olmadıkça
üçüncü şahsa karşı hüküm ifade etmez. Bu hususta karı kocanın mirasçıları üçüncü
şahıstan madut değildir.
    (B) TESCİL :
    I. Mevzuu :

    Madde 238 - Evlenme mukavelesinin muhtevi olduğu maddelerden, üçüncü şahsa
karşı hüküm ifade etmesi karı koca için mültezem olanları, tescil olunur.Kanun
hilafını emir etmiş veya evlenme mukavelesinde mukavelenin tescil edilememesi
sarahaten kabul edilmiş olmadıkça, karı kocadan herbiri, tescili isteyebilirler.
    II. Mahal:

    Madde 239 - Tescil, kocanın ikametgahı katibi adilliğince icra edilir.
Koca, ikametgahını tebdil ettiği takdirde, tebdilden itibaren üç ay zarfında,
bu yeni ikametgahta dahi tescilin tecdidi lazımdır.
    İkametgahın tebeddülünden itibaren üç ay geçince, eski tescilin hükmü kal-
maz.
    (C)  SİCİLLİN TUTULMASI :

    Madde 240 - Katibiadil, evlenme mukavelelerini ve karı koca mallarının ida-
resine taalluku olup tescili lazımgelen kanunen muayyen kararları ve mukavelele-
ri hususi bir sicille kayıt ile mükelleftir. Bu sicil, aleni olup herkes kendi-
sine muktazi kayıtların musaddak bir suretini meccanen isteyebilir. Evlenme mu-
kavelesinin ilanında yalnız, karı kocanın kabul ettikleri usulün, hangi usul ol-
duğunu, beyan ile iktifa olunur.
                                  İKİNCİ KISIM
                                    Hısımlar
                                  YEDİNCİ BAP
                             Nesebi Sahih Çocuklar
                                  BİRİNCİ FASIL
                                 Nesebin sıhhatı
    (A) NESEBİN SIHHATINDA KARİNE :

    Madde 241 - Evlilik mevcut iken veya zevalinden itibaren üç yüz gün içinde
doğan çocuğun babası, kocadır. Bu müddet geçdikten sonra, asıl olan, doğan çocu-
ğun nesebi sahih addolunmamaktır.
    (B)  NESEBİ RET:
    I.  Koca tarafından:
    1 - Müddet

    Madde  242 - Koca, doğduğuna muttali olduğu günden itibaren bir ay içinde
çocuğu  reddedebilir. Ret davası, çocuk ile anası aleyhine ikame olunur.
    2 - Evlilik mevcut iken  doğan çocuk

    Madde  243 - Koca, evlendikten en az yüz seksen gün sonra doğan çocuğun
kendisinden olması ihtimali bulunmadığını ispat etmedikçe çocuğu reddedemez.
    3 - Evlenmeden evvel veya ayrılıktan sonra ana rahmine düşen çocuk:

    Madde 244 - Çocuğun, evlenme akdinden itibaren yüz seksen günden az bir müd-
dette doğduğu yahut kadının gebe kaldığı zamanda kocasından ayrılığına hükmedil-
miş olduğu  tebeyyün ederse; koca, ret davasında başka beyyine ikamesine mecbur
değildir.
    Şukadar ki, kadının gebe kaldığı zaman kocasiyle birlikte ikametinin tahak-
kuku halinde asl olan, yine nesebin sıhhatıdır.
    II- Diğer alakadarlar:

    Madde 245 - Ret müddetinin mürurundan evvel kocanın vefat etmesi veya temyiz
kudretinden mahrum olması yahut bulunduğu yerin bilinmemesi veya herhangi bir
sebepten dolayı çocuğun doğumundan haberdar edilememesi halinde, çocukla birlik-
te mirasçı veya çocuk sebebi ile mirastan mahrum olanlar, doğuma ıttılaları ta-
rihinden itibaren bir ay içinde ret davasını ikame edebilirler.
    Kadın; evlenmeden evvel gebe kaldığı takdirde; koca tanımış olsa bile müd-
deiumumi, onun babası olması ihtimali bulunmadığını dava ve ispat edebilir.
    (C)  RET HAKKININ SUKUTU:

    Madde 246 - Koca, sarahaten veya delaleten çocuğu tanıdıktan yahut bu bapta
muayyen müddet geçtikten sonra, ret davası edemez. Şukadar ki çocuğu tanımak ve-
ya müddetinde reddetmemek hususunda iğfal olunduğunu iddia ve ispat edebilir.
    Bu hallerde, iğfale ıttıla tarihinden itibaren ret için, yeniden bir aylık
müddet başlar.
    Kezalik ret davasının müddeti içinde ikame edilmemesi muhik bir sebepten
ileri gelmiş ise müddetin geçmesine bakılmaksızın dava mesmu olur.
                                  İKİNCİ FASIL
                                Nesebin  tashihi
    (A) EVLENME İLE TASHİH:
    I. Şartları:

    Madde 247- Evlilik haricinde  doğan çocukların nesebi, ana babanın birbirle-
riyle evlenmesiyle, kendiliğinden sahih olur.
    II. Beyan:

    Madde 248 - Ana baba, doğan çocuklarını ikametgahlarının bulunduğu veya ev-
lendikleri mahal nüfus memuruna ihbara mecburdur bu ihbar, akit ile birlikte
veya heman akitten sonra yapılır. İhbarın yapılmaması nesebin sahih olmasına ma-
ni değildir.
    (B)  HAKİMİN HÜKMÜ İLE:
    I. Şartları

    Madde 249 - Birbirleri ile evlenmeyi vadedipte birinin vefatı veya evlenme
ehliyetinin zevali sebebiyle evlenemeyen ana babadan doğan çocukların nesebi,
di-
KANUNLAR, ŞUBAT 1991 (Ek - 7)
ğerinin talebi veya çocuğun müracaatı üzerine, hakim tarafından tahsis olunur.
Ancak çocuk reşit ise tashih talebi rızası alınmadıkça mesmu olmaz. Çocuğun
vefatından sonra müracaat hakkı füruuna intikal eder.
    II.Salahiyet:

    Madde 250 - Nesebin tashihi için salahiyetdar olan hakim, davacının ikamet-
gahı  hakimidir.
     Hakim, tashih talebini hukuku ammenin sıyaneti için nüfus memuruna tebliğe
mecburdur.
    (C)  BUTLAN DAVASI:

    Madde 251 - Ana babanın kanuni mirasçıları ile müddeiumumi, nesebin tashihi-
ne muttali oldukları günden itibaren üç ay içinde itiraz edebilirler. Çocuğun, o
ana ve babadan olmadığını ispat, davacılara aittir. İtiraz davasının mercii tas-
hih kararının verildiği mahal veya ana ve babanın ikametgahı hakimdir.
    (D)  TASHİHİN HÜKMÜ:

    Madde 252 - Nesebi tashih edilen çocuk, ana ve babasına ve onların hısımla-
rına karşı ayniyle nesebi sahih olan çocuğun hukukunu haizdir; nesebi sahih fü-
ruu dahi tashihten müstefit olur. Tashih, hem ana babanın mukayyet olduğu hem
çocuğun doğduğu mahallin nüfus memuruna tebliğ edilir.
                                  ÜÇÜNCÜ FASIL
                                  Evlat edinme
    A. Evlat edinme şartları
    I. Evlat edinen için:

    Madde 253 - (Değişik : 16/6/1983 - 2846/1 md.)
    Evlat edinme hakkı en az otuzbeş yaşında olup da nesebi sahih füruu bulunma-
yanlara münhasırdır. Evlat edinen kimsenin evlatlıktan en az onsekiz yaş büyük
olması şarttır.
    II.Evlatlık için:

    Madde 254 - Mümeyyiz olan kimse, rızası olmadıkça, evlatlığa alınamaz. Ana
babanın veya hakimin muvafakatı alınmadıkça mahcur ile küçük, mümeyyiz bile ol-
salar, evlatlığa alınamazlar.
    a)  Rıza şartının aranmaması

    Madde 254/a - (Ek : 14/11/1990-3678/5 md.)
    Kim olduğu veya nerede bulunduğu uzun süreden beri bilinmeyen ya da sürekli
temyiz kudretinden yoksun bulunan ana veya babanın rızası aranmaz.
     Velayetin kaldırılmasını gerektirecek ölçüde çocuğu ile ilgisiz olan ana
veya baba için de aynı hüküm uygulanır.
     III.  Karı koca hakkında:

     Madde 255 - (Değişik: 14/11/1990 - 3678/6 md.)
     Eşlerden birinin evlat edinmesi veya evlatlık olması diğerinin rızasına
bağlıdır. Devamlı olarak temyiz kudretinden mahrum eşin rızası aranmaz. Bu halde
hakim temyiz kudretinden mahrum eşin kanuni mümessilini dinler, haklı sebeplerin
varlığı halinde talebin kabulüne karar verir.
     Bir kimsenin iki kişi tarafından beraberce evlatlığa alınabilmesi ancak
karı koca için mümkündür.
                                       340 - 1
    (B) ŞEKİL:

    Madde 256 - (Değişik: 14/11/1990-3678/7 md.)
    Evlat edinme, evlat edinenin oturduğu yer sulh hakiminin izni üzerine
yapılacak resmi bir senetle olur ve evlat edinme doğum kütüğüne yazılır.
    Hakim evlat edinmeye izin vermeden önce, duruma göre gerekli görebileceği
her türlü soruşturmayı kendiliğinden yapar.
    Tarafların belirttikleri sebebi haklı bulmadıkça, hakim , evlat edinmeye
izin vermez.
    (C)  AKDİN HÜKMÜ :

    Madde 257 - Evlatlık, kendisini evlatlığa alanın aile ismini taşır ve onun
mirasçısı olur. Asıl ailesindeki mirasçılığa da halel gelmez. Ana babaya ait
hak ve
    (DİKKAT: Devamı 341 inci sayfadadır.)
KANUNLAR, ŞUBAT 1991 (Ek - 7)
                                      340-2
vazifeler, evlat edinen kimseye geçer. Evlat edinme akdinden evvel yapılmış res-
mi bir senet ile, nesebi sahih çocukların mirasçılık hakkına ve ana babanın ço-
cukların malları üzerindeki haklarına dair olan mevaddı kanuniyeye muhalif hü-
kümler kabul edilebilir.
    (Ek Fıkralar: 16/6/1983 - 2846/2 md.)
    Karı koca tarafından birlikte evlat edinilen ve mümeyyiz olmayan küçüklerin
nüfus kaydında ana baba adı olarak, evlat edinen karı kocanın adları yazılır.
    Evlatlığın, miras ve başka haklarının halele uğramaması, aile bağlarının
devam etmesi için evlatlığın naklen geldiği aile kütüğü ile evlat edinenin aile
kütüğü arasında her türlü bağ kurulur. Ayrıca her iki nüfus kütüğüne evlatlıkla
ilgili resmi senedin tarih ve sayısı da kaydedilir.
    Evlatlığın, reşit olduktan sonra asıl ana babasının ismini kullanma hakkı
saklıdır.
    Evlat edinme ile ilgili kayıtlar mahkeme kararı olmadıkça veya evlatlık is-
temedikçe hiçbir şekilde açıklanamaz.
    (D)  REFİ:

    Madde 258 - Evlatlık mukavelesi hakkındaki kaidelere riayet şartiyle, evlat-
lık rabıtası, iki tarafın rızasiyle her zaman kaldırılabilir. Evlatlık rabıtası,
muhik sebeplere istinat halinde evlatlığın ve mirasından mahrum bırakacak bir
hal hüdusunda evlatlık edinen kimsenin talebi üzerine, hakim tarafından dahi
refedilir.
     Ref`i, evlatlık rabıtasının istikbale ait bütün hükümlerini izale eder ve
kat`idir.
                                DÖRDÜNCÜ FASIL
                        Nesep sıhhatinin umumi hükümleri
    (A)   İSİM VE VATANDAŞLIK HAKKI:

    Madde 259 - Nesebi sahih olan çocuk, babasının ismini taşır ve onun vatan-
daşlık haklarına malik olur.
    (B)   KARŞILIKLI VAZİFELER:

    Madde 260 - Ana baba ve çocuk, yekdiğere karşı aile menfaatinin istilzam
ettiği muavenet ve riayete mecburdur.
    (C)   ÇOCUKLARIN İAŞE VE TERBİYE MASRAFLARI:

    Madde 261 - Çocuğun iaşe ve terbiyesine muktazi masraflar, kendilerinin
mallarını idare hususunda kabul ettikleri usule göre, ana babaya terettüp eder.
Ana baba zarurette bulunduğu veya çocuk fevkalade masrafı mucip olduğu takdirde
yahut istisnai her hangi bir sebebin vücudu halinde hakim, çocuğun mallarından
kendisinin iaşe ve terbiyesine medar olacak muayyen bir miktarın sarfı için, ana
ve babaya izin verebilir.
                               BEŞİNCİ FASIL
                                  Velayet
    (A)   UMUMİYET İTİBARİYLE:
    I.  Şartları:

    Madde 262 - Çocuk, küçük iken ana ve babasının velayeti altındadır; kanuni
sebep olmadıkça, ana ve babadan alınamaz. Hakim, vasi tayinine lüzum görmedikçe
hacredilen çocukları dahi, ana ve babanın velayetine tabidirler.
    II. Velayeti icra hakkı:

    Madde 263 - Evlilik mevcut iken, ana ve baba, velayeti beraberce icra eder-
ler. Anlaşamazlarsa, babanın reyi muteberdir.
    (B) VELAYETİN ŞÜMULÜ:
    I. Umumiyet itibariyle:

    Madde 264 - Karı kocadan birinin vefatı halinde, velayet, sağ kalana ve
boşanma halinde çocukların tevdi olunduğu tarafa, ait olur.
    Çocuk, ana ve babasına riayete mecburdur. Ana ve baba, kudretlerine göre
çocuğu yetiştirmekle ve çocuk alil veya aklı zayıf ise haline münasip bir
terbiye vermekle mükelleftirler.
    Çocuğun adını, ana ve babası kor.
    II.Mesleki terbiye:

    Mad