Hukuk Forumları.
 Anasayfa   Hukuk Portal   Forumlar   Yönetim   SSS     Üye Kayıt
Eski HUKUKİ NET : Eski Hukuk Portalı  | Hukukçu Blogları  | Hukuk Forumları  | Aktif Konular  | Hukuk Haberleri  | Hukuk Ansiklopedisi  | Hukuk Arama  | Hukuk Linkleri  | Hukuk ilanları  | Hukuk Terimleri  | Dilekçeler - Hukuk Programları - Sözleşme Örnekleri

| Üye | Aktif Üyeler | Aktif forumlar | Geçmiş forumlar | TC. Mevzuatı   | Osmanlı Dönemi Kanunları Numerik | 1920-1960 arası kanunlar (alfabetik) | 1920-1960 arası kanunlar (numerik) | 1960-1961 arası kanunlar (alfabetik) | 1960-1961 arası kanunlar (numerik) | 1962 den Bugüne kadar kanunlar (alfabetik) | 1962 den Bugüne kadar kanunlar (numerik) | Kanun Hükmünde Kararname | Tüzük | Yönetmelik | Talimatname | Muhtelif Mevzuat
Forum Kategorileri | Forum Arama | Programlar  |
Hukuk Arama Motoru | Site Ekle | Hukuk Güncel Haber | Mevzuat | Kanun | Khk. | Tüzük | Yönetmelik | İçtihat | Yarışma | Ne Yeni ? | Dizin 

Türk Ticaret Kanunu (1)(2) Mevzuat Listesi

                          TÜRK TİCARET KANUNU (1)(2)
    Kanun Numarası        : 6762
    Kabul Tarihi          : 29/6/1956
    Yayımlandığı R. Gazete: Tarih:9/7/1956 Sayı: 9353
    Yayımlandığı Düstur   : Tertip: 3  Cilt: 37  Sayfa: 1587
                                 *
                                * *
    Bu Kanun ile ilgili tüzükler için, "Tüzükler Külliyatı" nın kanunlara
                göre düzenlenen nümerik fihristine bakınız.
                                 *
                                * *
                           B A Ş L A N G I Ç
    A) Kanunun tatbik sahası:
    I - Ticari hükümler:

    Madde 1 - Türk Ticaret Kanunu, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir cüzüdür.
Bu kanundaki hükümlerle, bir ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde
işletilen her hangi bir müesseseyi ilgilendiren muamele, fiil ve işlere dair
diğer kanunlarda yazılı hususi hükümler, ticari hükümlerdir.
    Hakkında ticari bir hüküm bulunmıyan ticari işlerde mahkeme, ticari örf ve
adete, bu dahi yoksa umumi hükümlere göre karar verir.
    II - Ticari örf ve adet:

    Madde 2 - Kanunda aksine bir hüküm yoksa teamül, ticari örf ve adet olarak
kabul edildiği tesbit edilmedikçe hükme esas olamaz. Şu kadar ki; irade beyanla-
rının tefsirinde teamüllerin dahi nazara alınması esası mahfuzdur.
    Bir bölgeye veya bir ticaret şubesine mahsus olan ticari örf ve adetler umu-
mi olanlara tercih olunur. İlgililer aynı bölgede bulunmadıkları takdirde, kanun
veya mukavelede aksine hüküm olmadıkça, ifa yerindeki ticari örf ve adet tatbik
olunur.
    Tacir sıfatını haiz olmıyanlar hakkında ticari örf ve adet, ancak onlar ta-
rafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği takdirde tatbik olunur.
    III - Ticari işler:

    Madde 3 - Bu kanunda tanzim olunan hususlarla bir ticarethane veya fabrika
yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün muamele,
fiil ve işler ticari işlerdendir.
---------------------
(1) 13/7/1967 tarihli ve 903 sayılı Kanunun 3. maddesi ile, bu Kanundaki Türk
    Kanunu Medenisinin 73 ve takip eden maddelerinde yer alan müesseseyi ifade
    etmek üzere kullanılan (tesis) kelimesi yerine (vakıf) kelimesi ikame edil-
    miştir.
(2) Bu Kanunla sigorta hizmetleri ile ilgili olarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı-
    na ve Sanayi ve Ticaret Bakanına verilmiş olan her türlü görev, yetki, so-
    rumluluk, hak ve muafiyetten ilgili olanların doğrudan doğruya Başbakana,
    Başbakanın görevlendireceği Devlet Bakanına, Hazine Müsteşarlığına ve Hazi-
    ne Müsteşarına intikal edeceği 9.12.1994 tarih ve 4059 sayılı Kanunun 8 inci
    maddesi ile hükme bağlanmıştır.
    IV - Ticari davalar ve delilleri:
    1. Umumi olarak:

    Madde 4 - 21 inci maddenin birinci fıkrası gereğince her iki taraf için ti-
cari sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadık-
larına bakılmaksızın:
    1. Bu kanunda;
    2. Medeni Kanunun, rehin mukabilinde ikraz ile meşgul olanlar hakkındaki 876
ila 883 üncü maddelerinde;
    3. Borçlar Kanununun, bir işletmenin satılması veya diğeriyle birleştirilme-
si hakkındaki 179 ve 180, rekabet memnuiyetine dair 348 ve 352, neşir mukavelesi
hakkındaki 372 ila 385, itibar mektubu ve itibar emri hakkındaki 399 ila 403,
komüsyona dair 416 ila 429, ticari mümessiller ve diğer ticari vekiller hakkın-
daki 449 ila 456, havale hakkındaki 457 ila 462, vedia hakkındaki 463 ila
482 nci maddelerinde;
    4. Alameti farika, ihtira beratı ve telif hakkına mütaallik mevzuatta;
    5. Bu kanunun 135 inci maddesinde yazılı ticarete mahsus yerler hakkındaki
hususi hükümlerde;
    6. Bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında; tanzim olunan hususlar-
dan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Şu kadar ki; her hangi bir ticari
işletmeyi ilgilendirmiyen havale, vedia ve telif hakkından doğan davalar bundan
müstesnadır.
    Ticari davalarda dahi deliller ve bunların ikamesi Hukuk Muhakemeleri Usulü
Kanunu hükümlerine tabidir.
  (*) İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun
olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan
deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere
Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hâkimler
ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir. 
(*)Ek fıkra : (20.4.2004 t, 5136 sk. ile ek)


    2. Ticaret mahkemelerinin iş sahası:

    Madde 5 - Aksine hüküm olmadıkça, dava olunan şeyin değerine göre asliye hu-
kuk veya sulh hukuk mahkemesi ticari davalara dahi bakmakla vazifelidir.
    Şu kadar ki; bir yerde ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin
vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4 üncü maddesi hükmünce ticari sayılan da-
valarla hususi hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere ti-
caret mahkemesinde bakılır.
    İkinci fıkrada yazılı hallerde, munhasıran iki tarafın arzularına tabi olmı-
yan işler hariç olmak üzere, bir davanın ticari veya hukuki mahiyeti itibariyle
mahkemenin iş sahasına girip girmediği yalnız iptidai itiraz şeklinde taraflarca
dermeyan olunabilir. İtiraz varit görüldüğü takdirde dosya ilgili mahkemeye gön-
derilir; bu mahkeme davaya bakmaya mecburdur; ancak, davanın mahiyetine göre
tatbikı gerekli usul ve kanun hükümlerini tatbik eder. Ticari bir davanın hukuk
mahkemesi, ticari olmıyan bir davanın ticaret mahkemesi tarafından görülmesi
hükmün bozulması için yalnız başına kafi bir sebep teşkil etmez.
    Vazifesizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddi halinde yapılacak muamelelere
ve bunların tabi oldukları müddetlere dair usul hükümleri, iş sahasına ait ipti-
dai itirazın kabulü halinde de tatbik olunur.
    B) Çeşitli hükümler:
    I - Müruruzaman:

    Madde 6 - Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticari hükümler koyan kanunlarla
tayn olunan müruruzaman müddetleri mukavele ile değiştirilemez.
    II - Teselsül karinesi:

    Madde 7 - İki veya daha fazla kimse,içlerinden yalnız biri veya hepsi için
ticari mahiyeti haiz bir iş dolayısiyle diğer bir kimseye karşı müştereken borç
altına girerlerse mukavelede aksi kararlaştılmış olmadıkça müteselsilen mesul
sayılırlar.
    Ticari borçlara kefalet halinde,gerek asıl borçlu ile kefil ve gerek kefil-
ler arasındaki münasebetlerde dahi hüküm böyledir.
    III - Ticari işlerde faiz:
    1. Mukavele serbestisi:

    Madde 8 - Ticari işlerde faiz miktarı serbestçe tayin olunabilir.
    Üç aydan aşağı olmamak üzere faizin ana paraya eklenerek birlikte tekrar fa-
iz yürütülmesi şartı,yalnız cari hesaplarla borçlu bakımından ticari iş mahiye-
tini haiz olan karz akitlerinde muteberdir.
    Ödünç para verme işleri,bankalar,tasarruf sandıkları ve tarım kredi koopera-
tifleri hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.
    2. Kanuni faiz miktarı ve ticari temerrüt faizi:(1)

    Madde 9 - Ticari işlerde faiz miktarı hakkında Borçlar Kanununun 72 nci mad-
desi caridir.Şu kadar ki;faizin işlemeye başladığı tarihte ödeme yerinde benzer
muameleler için daha yüksek bir faiz ödenmekte ise bu faiz miktarı esas tutulur.
8 inci madde hükmü mahfuzdur.
    Ticari işlerde temerrüt faizi yıllık yüzde ondur.
    3. Faizin başlangıcı:

    Madde 10 - Aksine mukavele yoksa,ticari bir borcun faizi,vadenin bitiminden
ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemiye başlar.
                              BİRİNCİ KİTAP
                              Ticari İşletme
                              BİRİNCİ FASIL
                                  Tacir
    A) Ticari işletme:
    I - Umumi olarak:

    Madde 11 - Ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer
müesseseler,ticari işletme sayılır.
    Tesisat,kiracılık hakkı,ticaret unvanı ve diğer adlar,ihtira beratları ve
markalar,bir sanata mütaallik veya bir şahsa ait model ve resimler gibi bir mü-
essesenin işletilmesi için daimi bir tarzda tahsis olunan unsurlar,mukavelede
aksine hüküm bulunmadıkça,ticari işletmeye dahil sayılır.
    II - Ticarethane ve fabrika:

    Madde 12 - Aşağıda yazılı veya mahiyetçe bunlara benziyen işlerle uğraşmak
üzere kurulan müesseseler,ticarethane sayılır:
------------------------------------
(1)  Bu Kanun ile Borçlar Kanununun,kanuni faiz ve temerrüt faizi oranlarını be-
     lirleyen hükümlerinin uygulanmıyacağı 4/12/1984 tarih ve 3095 sayılı Kanu-
     nun 5. maddesi ile hükme bağlanmıştır.
    1. Menkul malların satılmak veya kiraya verilmek üzere tedariki ve bunla-
rın aynen veya başka bir şekle sokularak satılması yahut kiraya verilmesi;
    2. Kıymetli evrakın satılmak üzere tedariki ve bunların satılması;
    3. Her çeşit imal veya inşa;
    4. Madencilik;
    5. Matbaacılık,gazetecilik ve kitapçılık,yayın,ilan ve istihbarat;
    6. Tiyatro,sinema,otel,han ve lokanta gibi umumi mahaller,hususi mektep ve
hastane ve açık satış yerlerinin işletilmesi;
    7. Umumi mağazalar ve sair depo ve ambarların işletilmesi;
    8. Borsa ve kambiyo işleri,sarraflık,bankacılık;
    9. İçtimai sigortalar hariç olmak üzere sigortacılık;
   10. Kara,deniz ve havada,nehir ve göllerde yolcu ve eşya taşımak;
   11. Su,gaz ve elektrik dağıtma,telefon ve radyo ile haberleşme ve yayın;
   12. Acentelik,tellallık,komüsyonculuk ve sair bütün tavassut işleri.
    Fabrikacılık,ham madde veya diğer malların makine yahut sair teknik vasıta-
larla işlenerek yeni veya değerli mahsuller vücuda getirilmesidir.
    III- Ticari şekilde işletilen diğer müesseseler:

    Madde 13 - Aşağıdaki işleri görmek üzere açılan bir müessesenin işlerinin
hacım ve ehemmiyeti,ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir
müessese şekil ve mahiyetini verdiği takdirde bu müessese de ticari işletme sa-
yılır:
    1. Bir toprak sahibinin veya çiftçinin,mahsullerini olduğu gibi veya zirai
sanatı dolayısiyle bir tezgahta şeklini değiştirerek satması;
    2. Esnaf veya güzel sanatlar erbabından birinin gerek bizzat gerek işçi ça-
lıştırarak veya makine kullanarak eserler vücuda getirmesi ve bu eserleri satma-
sı.
    Bu hüküm,işlerinin mahiyetine göre,12 nci madde gereğince ticarethane veya
fabrika olarak vasıflandırılamıyan diğer müesseseler hakkında da tatbik olunur.
    B) Tacir:
    I - Hakiki şahislar:
    1. Umumi olarak:

    Madde 14 - Bir ticari işletmeyi,kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye
tacir denir.
    Bir ticari işletmeyi kurup açtığını,sirküler,gazete,radyo ve sair ilan vası-
talariyle halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfi-
yeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
    Bir ticari işletme açmış gibi,ister kendi adına,ister adi bir şirket veya
her ne suretle olursa olsun hukukan var sayılmıyan diğer bir şirket adına (Ortak
sıfatiyle) muamelelerde bulunan kimse,hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı
tacir gibi mesul olur.
    2. Küçük ve mahcurlar:

    Madde 15 - Küçük ve mahcurlara ait ticari işletmeyi bunların adına işleten
veli ve vasi,tacir sayılmaz.Tacir sıfatı,temsil edilene aittir.Şu kadar ki;kanu-
ni mümessil ceza hükümleri bakımından tacir gibi mesul olur.
    3. Ticaretten menedilenler:

    Madde 16 - Şahsi halleri veya yaptığı işlerin mahiyeti yahut meslek ve vazi-
feleri itibariyle kanuni veya kazai bir yasağa aykırı olarak veyahut başka bir
şahsın iznine veya resmi bir makamın ruhsatına lüzum olup da izin veya ruhsatna-
me almadan bir ticari işletmeyi işleten kimse de tacir sayılır.
    Bu hareketin doğurduğu hukuki,inzıbati ve cezai mesuliyet mahfuzdur.
    4. Esnaf:

    Madde 17 - İster gezici olsunlar,ister bir dükkanda veya bir sokağın muayyen
yerlerinde sabit bulunsunlar,iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade be-
deni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede
az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildirler.Şu kadar ki;tacirlere mahsus
hükümlerden bu kanunun 22 ve 55 inci maddeleriyle Medeni Kanunun 864 üncü madde-
sinin ikinci fıkrası hükümleri bunlar hakkında da tatbik olunur.
    II - Hükmi şahıslar:

    Madde 18 - Ticaret şirketleriyle,gayesine varmak için ticari bir işletme iş-
leten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri dai-
resinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet,vilayet,bele-
diye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi
tacir sayılırlar.
    Devlet,vilayet ve belediye gibi amme hükmi şahısları ile umumi menfaate ha-
dim cemiyetler,bir ticari işletmeyi ister doğrudan doğruya,ister amme hukuku hü-
kümlerine göre idare edilen ve işletilen bir hükmi şahıs eliyle işletsinler ken-
dileri tacir sayılamazlar.
    III - Donatma iştiraki:

    Madde 19 - Tacirlere dair olan hükümler donatma iştiraki hakkında da tatbik
olunur.
    C) Tacir olmanın hukümleri:
    I - Umumi olarak:

    Madde 20 - Tacirler her türlü borçlarından dolayı iflasa tabi oldukları gi-
bi,kanun hükümlerine uygun olarak bir ticaret unvanı seçmeye ve kullanmaya,iş-
letmelerini ticaret siciline kaydettirmeye ve ticari defterler tutmaya mecbur-
durlar.
    Her tacirin,ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi
hareket etmesi lazımdır.
    Tacirler arasında,diğer tarafı temerrüde düşürmek veya mukaveleyi fesih ya-
hut ondan rücu maksadiyle yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için
noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılması
şarttır.
    Tacir sıfatına bağlı olan diğer hükümler mahfuzdur.
    II - Hususi olarak:
    1. Ticaret karinesi:

    Madde 21 - Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır.Şu kadar ki;hakiki
şahıs olan bir tacir,muameleyi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili ol-
madığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya muamele,fiil veya işin ticari sa-
yılmasına halin icabı müsait bulunmadığı takdirde borç adi sayılır.
    Taraflardan yalnız biri için ticari iş mahiyetinde olan mukaveleler,kanunda
aksine hüküm olmadıkça,diğeri için de ticari iş sayılır.
    2. Ücret isteme hakkı:

    Madde 22 - Tacir olan veya olmıyan bir kimseye,ticari işletmesiyle ilgili
bir iş veya hizmet görmüş olan tacir,münasip bir ücret istiyebilir.Bundan başka,
verdiği avanslar veya yaptığı masraflar için ödeme tarihinden itibaren faize de
hak kazanır.
    3. Fatura ve teyit mektubu:

    Madde 23 - Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir
iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden,diğer taraf,kendisine bir
fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isti-
yebilir.
    Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde mündereca-
tı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır.
    Şifahen,telefon veya telgrafla yapılan mukavelelerin veya beyanların muhte-
vasını teyit eden bir yazıyı alan kimse,aldığı tarihten itibaren sekiz gün için-
de bir itirazda bulunmamışsa teyit mektubunun yapılan mukaveleye ve beyanlara
uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.
    4. Ücret ve cezanın tenkisi:

    Madde 24 - Tacir sıfatını haiz bir borçlu,Borçlar Kanununun 104 üncü madde-
sinin 2 nci fıkrasiyle 161 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında ve 409 uncu madde-
sinde yazılı hallerde,fahiş olduğu iddiasiyle bir ücret veya cezanın indirilme-
sini mahkemeden istiyemez.
    5. Ticari satış ve trampa:

    Madde 25 - Aşağıdaki hususi hükümler mahfuz kalmak şartiyle,tacirler arasın-
daki ticari satış ve trampalarda dahi Borçlar Kanununun satış ve trampa hakkın-
daki hükümleri tatbik olunur.
    1. Mukavelenin mahiyetine,tarafların maksadına veya emtianın cinsine göre
satış mukavelesinin kısım kısım icrası kabil veya bu şartların mevcut olmamasına
rağmen alıcı kısmen yapılan teslimi,ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul et-
mişse,mukavelenin yerine getirilmemesi yüzünden alıcının haiz olduğu haklar yal-
nız teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanılabilir.
    2. Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı,malın satışına izin verilmesini
mahkemeden istiyebilir.Mahkeme,satışın açık artırma yoliyle veya bu işe memur
edilen bir kimse marifetiyle yapılmasına karar verir.Satıcı talebederse satışa
memur edilen kimse,satışa çıkarılacak emtianın vasıflarını bir ekspere tesbit
ettirir.Satış masrafları satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para,satıcı-
nın takas hakkı mahfuz kalmak şartiyle,satıcı tarafından alıcı namına bir banka-
ya ve banka bulunmadığı takdirde notere tevdi olunur ve keyfiyet hemen alıcıya
bildirilir.
    3. Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında  açıkça belli ise alıcı iki gün
içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur.Açıkça belli değilse alıcı emti-
ayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu
muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa,haklarını muhafaza
için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur.Diğer hallerde
Borçlar Kanununun 198 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları tatbik olunur.
    4. Borçlar Kanununun 207 nci maddesindeki müruruzaman müddeti tüccarlar ara-
sındaki ticari satışlarda altı aydır.Şu kadar ki;bu müddet azaltılabilir.
    5. Sif satış ve diğer deniz aşırı satışlar hakkındaki hususi hükümler mah-
fuzdur.
                              İKİNCİ FASIL
                             Ticaret Sicili
    A) Teşkilat:
    I - Umumi olarak:

    Madde 26 - (Değişik: 24/6/1995 - KHK - 559/1md.)
    Ticaret ve sanayi odası veya ticaret odası bulunan yerlerde bir ticaret
sicili memurluğu kurulur. Oda olmayan veya yeterli teşkilatı bulunmayan odaların
olduğu yerlerde ticaret sicil işleri Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca tesbit
edilecek o il dahilindeki yeterli teşkilata sahip odalardan birinin ticaret
sicili memurluğu tarafından yürütülür.
    492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınan ticaret sicili harç-
larının yarısı, ilgili odaya gelir kaydedilir.
    Ticaret sicili memurluğunun kurulmasında aranacak şartlar ile odalar
arasında sicil işlemleri konusunda gerekli işbirliğinin sağlanmasına ilişkin
esaslar, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzen-
lenir.
    II - Yönetim (1)

    Madde 27 - (Değişik: 24/6/1995 - KHK - 559/2 md.)
    Ticaret sicilinin yönetimi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının uygun görüşü
alınarak ilgili oda meclisi tarafından atanan bir sicil memuruna aittir.
Sicil memurluğunun iş hacmine göre, aynı usulle yeteri kadar yardımcı görev-
lendirilir.
    Ticaret sicili memuru ve yardımcıları ile diğer personeli, görevleriyle
ilgili suçlardan dolayı Devlet memuru gibi cezalandırılır ve bunlara karşı
işlenmiş suçlar Devlet memurlarına karşı işlenmiş sayılır.
    Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, ticaret sicili memurluklarının faaliyetlerini
her zaman denetlemeye ve gerekli tedbirleri almaya yetkilidir. Ticaret sicili
memurlukları, adıgeçen Bakanlıkça alınan tedbir ve talimatlara uymakla yüküm-
lüdür.
    III - Nizamname:

    Madde 28 - (Değişik: 24/6/1995 - KHK - 559/3 md.)
    Ticaret sicili memurluğunun teşkilatı, sicil defterlerinin nasıl tutulacağı,
tescil mecburiyetinin nasıl yerine getirileceği, sicil memurlarının kararlarına
karşı itiraz yolları, sicil memur ve yardımcıları ile diğer personelde aranacak
şartlar, disiplin işleri ve bu hususla ilgili diğer esas ve usuller bir tüzükle
düzenlenir.
    B) Tescil:
    I - Şartları:
    1. Talep:

    Madde 29 - Tescil,talep üzerine yapılır.Şu kadar ki;res`en veya ait olduğu
makamın bildirmesi üzerine yapılacak tesciller hakkındaki hükümler mahfuzdur.
    2. İlgililer:

    Madde 30 - Tescil talebi ilgililer veya mümessilleri yahut hukuki halefleri
tarafından salahiyetli sicil memurluğuna yapılır.
    Bir hususun tescilini istemiye birkaç kimse mecbur veya salahiyetli olduğu
takdirde,kanunda aksine hüküm olmadıkça,bunlardan birinin talebi üzerine yapılan
tescil,hepsi tarafından istenmiş sayılır.
    3. Talebin şekli:

    Madde 31 - Tescil talebi dilekçe ile olur.
    Dilekçe sahibi hüviyetini ispata mecburdur.Dilekçedeki imza noterlikçe tas-
dik edilmişse ayrıca hüviyeti ispata lüzum yoktur.
    4. Müddet:

    Madde 32 - Kanunda aksine hüküm olmadıkça,tescili talep müddeti on beş gün-
dür.
    Bu müddet,tescile tabi hususun vukubulduğu,tamamlanması bir senet veya vesi-
kanın tanzimine bağlı olan hususlarda bu senet veya vesikanın tanzim olunduğu
tarihten başlar.
    Ticaret sicili memurluğunun salahiyet çevresi dışında oturanlar için bu müd-
det bir aydır.
--------------
(1) Madde başlığı 24/6/1995 tarih ve 559 sayılı KHK ile metne işlendiği
    şekilde değiştirilmiştir.
   5. Değişiklikler :

    Madde 33 - Tescil edilmiş hususlarda vukubulacak her türlü değişiklikler de
tescil olunur.
    Tescilin dayandığı hadise veya muameleler tamamen veya kısmen sona erer veya
ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da tamamen veya kısmen silinir.
    Her iki halde 29, 30, 31 ve 32 nci maddelerin hükümleri caridir.
    II- Sicil memurunun vazifeleri:
    1. Tetkik vazifesi:

    Madde 34 - Sicil memuru tescil için aranılan kanuni şartların mevcut olup
olmadığını tetkikle mükelleftir.
    Hükmi şahısların tescilinde, bilhassa şirket mukavelesinin, emredici hüküm-
lere aykırı olup olmadığı ve kanunun mecburi kıldığı esasları ihtiva edip etme-
diği araştırılır.
    Tescil edilecek hususların hakikata uygun olması,üçüncü şahıslarda yanlış
bir fikir yaratacak mahiyette bulunmaması ve amme intizamına aykırı olmaması da
şarttır.
    Halli bir mahkeme hükmüne bağlı bulunan veya sicil memuru tarafından kati
olarak tescilinde tereddüt edilen hususlar,ilgililerin talebi üzerine muvakkaten
kaydolunur.Şu kadar ki;ilgililer üç ay içinde mahkemeye müracaat ettikleri yahut
aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse muvakkat kayıt re`sen silinir.Mahke-
meye müracaat halinde katıleşmiş olan hükmün neticesine göre muamele yapılır.
    2.  Tescile davet ve ceza :

    Madde 35 - Tescili mecburi olup da kanuni şekilde ve müddeti içinde tescili
istenmemiş olan veya 34 üncü maddenin 3 üncü fıkrasındaki şartlara uymıyan bir
hususu haber alan sicil memuru,ilgilileri,tayin edeceği münasip bir müddet için-
de kanuni mecburiyeti yerine getirmeye yahut o hususun tescilini gerekli kılan
sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye davet eder.
    Memurca bildirilen müddet içinde tescil talebinde bulunmıyan ve imtina se-
beplerini de bildirmiyen kimse,sicil memurunun teklifi üzerine, sicilin bulun-
duğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla
iki milyon liradan kırk milyon liraya kadar para cezasına mahküm edilir. (1)
    Müddeti içinde imtina sebepleri bildirildiği takdirde, Sicilin bulunduğu
yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemesi evrak üzerinde
inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun mevcut olduğu neticesine va-
rırsa tescilini sicil memuruna emreder,aksi takdirde memurun talebini reddeder.
    Mahkemenin bu madde gereğince vereceği kararlar aleyhine ilgililer ve sicil
memuru tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Hukuk Muhakemeleri Usulü Ka-
nunu hükümlerince temyiz yoluna müracaat edebilirler.Temyiz icrayı durdurur.
    İlgililerin para cezasına ait mahkümiyet kararlarını temyiz edebilmeleri
için hükmolunan parayı mahkeme veznesine yatırmış veya aynı miktarda teminat
göstermiş olmaları şarttır.
    Bu maddeye göre hükmolunan para cezaları hapse çevrilmez.
    3. İtiraz:

    Madde 36 - İlgililer,vukubulacak tescil veya tadil yahut terkin talepleri
üzerine sicil memurluğunca verilecek kararlara karşı,tebliğinden itibaren sekiz
gün içinde sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk
Mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. (1)
----------
(1) - a) 35 ve 36 ncı maddede geçen "sicilin bağlı olduğu mahkemeye" ibaresi,
    24/6/1995 tarih ve  559 Sayılı KHK`ile eklenen Ek 1 inci madde ile
    "sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk Mah-
    kemesi "şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
      b) Bu fıkrada yeralan para cezası, 3/11/1995 tarih ve 4128 sayılı Kanunun
    2 nci maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
    Bu itiraz mahkemece evrak üzerinde incelenerek karara bağlanır.Şu kadar ki;
sicil memurunun kararı,üçüncü şahısların sicilde kayıtlı bulunan hususlara mü-
taallik menfaatlerini ihlal ettiği takdirde,itiraz edenle üçüncü şahıs da dinle-
nir.Gelmezlerse evrak üzerine karar verilir.
    Yukarıki maddenin 4 ncü fıkrası hükmü bu halde dahi tatbik olunur.
    III - Aleniyet:

    Madde 37 - Tescil muamelesinin dayandığı dilekçe,beyanname ve bütün senet ve
vesikalar ve ilanları havi gazeteler,üzerlerine sicil defterinin tarih ve numa-
raları yazılmak suretiyle saklanır.
    Herkes ticaret sicilinin münderecatını ve dairede saklanan bütün senet ve
vesikaları tetkik edebileceği gibi bunların tasdikli suretlerini de istiyebilir.
Bir hususun sicilde kayıtlı olup olmadığına dair tasdikname dahi istenebilir.
    İlana tabi tescil ve kayıtlar,kanun veya nizamnamede aksine bir hüküm bulun-
madıkça aynen ilan olunur.
    İlan,hükümet merkezinde bütün Türkiye`ye ait sicil kayıtlarını ilana mahsus
gazete ile yapılır.
    IV - Hükümleri:
    1. Tescilin üçüncü şahıslara tesiri:

    Madde 38 - Ticaret sicili kayıtları,nerede bulunurlarsa bulunsunlar,üçüncü
şahıslar hakkında,kaydın gazete ile ilan edildiği;ilanın tamamı aynı nushada ya-
yınlanmamış ise,son kısmının yayınlandığı günü takibeden iş gününden itibaren
hüküm ifade eder.Bu günler,kaydın ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlıyacak
olan müddetlere de başlangıç olur.
    Bir hususun tescil ile beraber derhal üçüncü şahıslar hakkında hüküm ifade
edeceğine veya müddetlerin derhal işliyeceğine dair hususi hükümler mahfuzdur.
    2. Sicille itimat:

    Madde 39 - Üçüncü şahısların,yukarıki madde gereğince kendilerine karşı hü-
küm ifade etmiye başlıyan kayıtları bilmediklerine mütaallik iddiaları dinlen-
mez.
    Tescili lazım geldiği halde tescil edilmemiş veya tescil edilip de ilanı ge-
rekirken ilan edilmemiş olan bir husus ancak bunu bildikleri ispat edilmek şar-
tiyle,üçüncü şahıslara karşı dermeyan edilebilir.
    3. İlgililerin cezai ve hukuki mesuliyeti:

    Madde 40 - Tescil ve kayıt için suiniyetle hakikata aykırı beyanda bulunan-
lar ceza mahkemesi tarafından iki milyon liradan kırk milyon liraya kadar ağır
para cezasına veya bir aydan altı aya kadar hapis cezasına yahut bu cezaların
ikisine birden mahküm edilirler ve ayrıca bir yıldan beş yıla kadar ticaret ve
sanayi odalarına aza olabilmek ve borsada muamele yapabilmek haklarından mahru-
miyetlerine veya borsalardan muvakkat olarak çıkarılmalarına karar verilir. Ha-
kikata aykırı tescilden dolayı zarar görenlerin tazminat hakları mahfuzdur. (1)
    Kayıtların 34 üncü maddenin üçüncü fıkrasındaki esaslara uymadığını öğren-
dikleri halde düzeltilmesini istemiyenler ile tescil olunan bir hususun değişme-
si veya sona ermesi veyahut kaldırılması dolayısiyle kaydın değiştirilmesini ve-
ya silinmesini istemiye veya yeniden tescili icabeden bir hususu tescil ettir-
meye mecbur olup da bunu yapmıyanlar bu kusurları yüzünden üçüncü şahısların uğ-
radıkları zararları tazmin ile mükelleftirler.
-------------
(1) Bu fıkrada yeralan para cezası, 3/11/1995 tarih ve 4128 sayılı Kanunun
    2 nci maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
                             ÜÇÜNCÜ FASIL
                     Ticaret Unvanı ve İşletme Adı
    A) Ticaret unvanı:
    I - Kullanma mecburiyeti:
    1. Umumi olarak:

    Madde 41 - Her tacir,ticari işletmesine mütaallik muameleleri ticaret unva-
niyle yapmaya ve işletmesiyle ilgili senet ve sair evrakı bu unvan altında imza-
lamaya mecburdur.
    Tescil olunan ticaret unvanının,ticari işletmenin giriş cephesinin herkes
tarafından kolayca görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde yazılması mec-
buridir.
    2. Tescil:

    Madde 42 - Her tacir,ticari işletmenin açıldığı günden itibaren on beş gün
içinde ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını,işletme merkezinin bulun-
duğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirmeye mecburdur.
    Her tacir kullanacağı ticaret unvanını ve bunun altına atacağı imzayı notere
tasdik ettirdikten sonra sicil memuruna tevdi etmiye mecburdur.Tacir hükmi şahıs
ise unvanla birlikte onun namına imzaya salahiyetli kimselerin imzaları da no-
tere tasdik ettirilerek sicil memuruna verilir.
    Merkezi Türkiye`de bulunan ticari işletmelerin şubeleri de bulundukları ye-
rin ticaret siciline tescil ve ilan olunur.Ticaret unvanına ve imza örneklerine
mütaallik yukarıki fıkraların hükümleri bunlara da tatbik olunur.Kanunda aksine
hüküm olmadıkça merkezin bağlı olduğu sicile geçirilmiş olan kayıtlar şubenin
bağlı bulunduğu sicile de tescil olunur.Şu kadar ki,bu hususta şube sicil memu-
runun ayrı bir inceleme mecburiyeti yoktur.
    Merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye`deki şubele-
ri,kendi memleket kanunlarının ticaret unvanı hakkındaki hükümleri mahfuz kalmak
şartiyle,yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur.Bu gibi şubeler için ikamet-
gahı Türkiye`de bulunan tam salahiyetli bir ticari mümessil tayini mecburidir.
Birden fazla şubesi varsa,ilk şubenin tescilinden sonra açılacak şubeler yerli
ticari işletmelerin şubeleri gibi tescil olunur.
    (Son fıkra:Mülga: 12/12/1959 - 7397/64 md.)
    II - Ticaret unvanının şekli:
    1. Hakiki şahıslar:

    Madde 43 - Hakiki şahıs olan tacirin ticaret unvanı 48 inci maddeye uygun
olarak yapabileceği ilaveler ile kısaltılmadan yazılacak ad ve soyadından terek-
kübeder.
    Ticaret unvanına aynı sicil dairesinde daha evvel tescil edilmiş olan unvan-
lardan açıkça ayırdetmeye yarıyacak ilavelerin yapılması mecburidir.Başka bir
sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş olan aynı ad ve soyadını ihtiva eden
bir ticaret unvanı sahibinin haksız rekabetten doğan hakları mahfuzdur.
    2. Hükmi şahıslar:
    a) Kollektif ve komandit şirketler:

    Madde 44 - Kolektif şirketin ticaret unvanı,bütün ortakların veya hiç olmaz-
sa ortaklardan birinin adı ve soyadiyle şirketi ve nevini gösterecek bir ibareyi
ihtiva eder.
    Adi veya Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin ticaret unvanı,
komandite ortaklardan hiç olmazsa birinin ad ve soyadiyle şirketi ve nevini gös-
terecek bir ibareyi ihtiva eder. Bu şirketlerin ticaret unvanlarında komanditer
ortakların ad ve soyadlarının bulunması yasaktır.
    b) Limited, anonim ve kooperatif şirketler:

    Madde 45 - Limited, anonim ve kooperatif şirketler, işletme mevzuu gösteril-
mek ve 48 inci madde hükmü mahfuz kalmak şartiyle ticaret unvanlarını serbestçe
seçebilirler.
    Şu kadar ki; ticaret unvanlarında; (Limited şirket.) (Anonim şirket) ve
(Kooperatif) kelimelerinin bulunması şarttır. Bunların ticaret unvanında hakiki
bir şahsın ad veya soyadı bulunduğu takdirde şirket nevini gösteren ibarelerin
rumuzla veya kısaltılmış olarak yazılmaları caiz değildir.
    c) Tacir sayılan diğer hükmi şahıslar ve donatma iştiraki:

    Madde 46 - Ticari işletmeye sahip olan dernek ve diğer hükmi şahısların ti-
caret unvanları, adlarının aynıdır.
    Donatma iştirakinin ticaret unvanı, müşterek donatanlardan hiç olmazsa biri-
nin ad ve soyadını veya deniz ticaretinde kullanılan geminin adını ihtiva eder.
Soyadları ve gemi adı kısaltılamaz. Ticaret unvanında ayrıca donatma iştirakini
gösterecek bir ibare de bulunur.
    d) Müşterek hükümler:

    Madde 47- Hükmi şahsın ticaret unvanında, hakiki bir şahsın ad veya soyadı
yer almış bulunursa, 43 üncü madde tatbik olunur.
    Bir hükmi şahsın ticaret unvanına Türkiye`nin her hangi bir sicil dairesinde
daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırdedilmesi için gerekli
olduğu takdirde, lüzumlu ilavelerin yapılması mecburidir.
    3. İlaveler:

    Madde 48 - Tacirin hüviyeti ve işletmenin genişlik ve ehemmiyeti yahut mali
durumu hakkında üçüncü şahıslarda yanlış bir kanaatin meydana gelmesine mahal
verecek mahiyette veya hakikata yahut amme intizamına aykırı olmamak şartiyle
her ticaret unvanına, işletmenin mahiyetini gösteren veya unvanda zikredilen
kimselerin hüviyetlerini belirten yahut muhayyel adlardan ibaret olan ilaveler
yapılabilir.
    Tek başına ticaret yapan hakiki şahıslar ticaret unvanlarına bir şirketin
mevcut olduğu zannını uyandıracak ilaveler yapamazlar.
    (Türk), (Türkiye), (Cumhuriyet) ve (Milli) kelimeleri bir ticaret unvanına
ancak İcra Vekilleri Heyeti karariyle konabilir.
    4. Ticaret unvanının devamı:

    Madde 49 - Ticari işletme sahibinin veya bir ortağın ticaret unvanına dahil
bulunan adı kanunen değişir veya salahiyetli makamlar tarafından değiştirilirse
unvan olduğu gibi kalabilir.
    Kolektif veya komandit şirkete yahut donatma iştirakine yeni ortakların
girmesi halinde ticaret unvanı değiştirilmeksizin olduğu gibi kalabilir. Bu şir-
ketlerden birinin ticaret unvanına adı dahil olan bir ortağın ölümü üzerine mi-
rasçıları onun yerine geçerek şirketin devamını kabul eder veya şirkete girme-
mekle beraber bu hususta muvafakatlerini yazılı şekilde bildirirlerse şirket un-
vanı olduğu gibi bırakılabilir. Şirketten ayrılan ortağın adı da yazılı muvafa-
kati alınmak şartiyle şirket unvanında kalabilir.
    5. Şubeler:

    Madde 50 - Her şube, kendi merkezinin ticaret unvanını şube olduğunu belir-
terek kullanmak mecburiyetindedir. Bu unvana şube ile ilgili ilavelerin yapılma-
sı caizdir.
    43 ve 47 nci maddeler şubenin ticaret unvanı hakkında da tatbik olunur.
    Merkezi yabancı memlekette bulunan bir işletmenin Türkiye`deki şubesinin ti-
caret unvanında, merkezin ve şubenin bulunduğu yerlerin ve şube olduğunun göste-
rilmesi şarttır.
    6. Ticaret unvanının devri:

    Madde 51 - Ticaret unvanı işletmeden ayrı olarak başkasına devredilemez.
    Bir işletmenin devri, aksi açıkça kabul edilmiş olmadıkça, unvanın dahi dev-
rini tazammun eder.
    III- Ticaret unvanının korunması:
    1. Esas:

    Madde 52 - Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanmak
hakkı, munhasıran sahibine aittir.
    2. İhbar ve ceza:

    Madde 53 - Bütün mahkemeler ve memurlar, ticaret ve sanayi odaları ve noter-
ler vazifelerini yaparken bir ticaret unvanının tescil edilmediğini veya kanunun
hükümlerine aykırı olarak tescil yahut istimal edildiğini öğrenirlerse keyfiyeti
salahiyetli ticaret sicil memuruna ve müddeiumumiliğe bildirmeye mecburdurlar.
    41 ila 48 ve 50 nci maddeler hükümlerine aykırı hareket edenler ve 51 inci
maddeye muhalif olarak ticaret unvanını devredenlerle devralan ve kullanan kim-
seler, 40 ıncı maddenin birinci fıkrasındaki cezalara mahküm edilirler.
    3. Unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları:

    Madde 54 - Ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan
kimse, bunun men`ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna
uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar görmüş ise, kusur
halinde bunun da tazminini istiyebilir.
    Mahkeme, davayı kazanan tarafın talebi üzerine, masrafları aleyhine hüküm
verilen kimseye ait olmak üzere hükmün gazete ile de yayınlanmasına karar vere-
bilir.
    B) İşletme adı:

    Madde 55 - İşletme sahibini hedef tutmaksızın doğrudan doğruya işletmeyi ta-
nıtmak ve benzer işletmelerden ayırdetmek için kullanılan adların da sahipleri
tarafından tescil ettirilmesi lazımdır. İşletme adları hakkında dahi 28, 40, 43
fk 2, 52, 53 ve 54 üncü maddeler tatbik olunur.
                               DÖRDÜNCÜ FASIL
                               Haksız Rekabet
    A) Umumi olarak:
    I - Tarifi:

    Madde 56 - Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine ay-
kırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir.
    II - Hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler:

    Madde 57 - Hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler hususiyle şunlardır:
    1. Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut
ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötüle-
mek;
    2. Başkasının ahlakı veya mali iktidarı hakkında hakikata aykırı malümat
vermek;
    3. Kendi şahsi durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti veya ticari
işleri hakkında yanlış veya yanıltıcı malumat vermek veyahut; üçüncü şahıslar
hakkında aynı şekilde hareket etmek suretiyle rakiplerine nazaran onları üstün
duruma getirmek;
    4. Paye, şahadetname veya mükafat almadığı halde bunlara sahip imişçesine
hareket ederek müstesna kabiliyete malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak
veya buna müsait olan yanlış unvan yahut mesleki adlar kullanmak;
    5. Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle
iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere baş-
vurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret
gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, mar-
ka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren mal-
ları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan
başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak;
    6. Üçüncü şahısların müstahdemlerine, vekillerine veya diğer yardımcılarına,
onları vazifelerini ıhlale sevk etmek suretiyle kendisine veya başkasına men-
faatler sağlamak maksadiyle veya bu kabil menfaatleri sağlamaya elverişli olacak
surette, müstehak olmadıkları menfaatler temin veya vadetmek;
    7. Müstahdemleri, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri iğfal suretiyle,
istihdam edenin veya müvekillerinin imalat veya ticaret sırlarını ifşa ettirmek
veya ele geçirmek;
    8. Hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir şekilde elde ettiği veya öğrendiği ima-
lat veya ticaret sırlarından haksız yere faydalanmak veya onları başkalarına
yaymak;
    9. Hüsnüniyet sahibi kimseleri iğfal edebilecek surette hakikata aykırı hüs-
nühal ve iktidar şahadetnameleri vermek;
    10. Rakipler hakkında da cari olan kanun, nizamname, mukavele yahut mesleki
veya mahalli adetlerle tayin edilmiş bulunan iş hayatı şartlarına riayet etme-
mek.
    B) Hukuki mesuliyet:
    I - Çeşitli davalar:

    Madde 58 - Haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi, mesleki itibarı,ti-
cari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından zarar gören veya böyle
bir tehlikeye maruz bulunan kimse:
    a) Fiilin haksız olup olmadığının tesbitini;
    b) Haksız rekabetin men`ini;
    c) Haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, hak-
sız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltil-
mesini;
    d) Kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini;
    e) Borçlar Kanununun 49 uncu maddesinde gösterilen şartlar mevcutsa manevi
tazminat verilmesini;
*
    istiyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hakim, hak-
sız rekabet neticesinde davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılı-
ğına dahi hükmedebilir.
    Haksız rekabet yüzünden iktisadi menfaatleri haleldar olan müşteriler de
birinci fıkrada yazılı davaları açabilirler.
    Ticaret ve sanayi odaları, esnaf dernekleri, borsalar ve nizamnamelerine gö-
re azalarının iktisadi menfaatlerini korumaya salahiyetli bulunan diğer mesleki
ve iktisadi birlikler dahi kendilerinin veya şubelerinin azaları bir ve ikinci
fıkralar gereğince dava açmak hakkını haiz oldukları takdirde (a), (b) ve (c)
bentlerinde yazılı davaları açabilirler.
    Birinci fıkranın b ve c bentleri gereğince bir kimse aleyhine verilmiş olan
hüküm, haksız rekabete mevzu olan malları, doğrudan doğruya veya dolayısiyle on-
dan elde etmiş olan şahıslar hakkında da icra olunur.
    II - İstihdam edenin mesuliyeti:

    Madde 59 - Haksız rekabet fiili, hizmet veya işlerini gördükleri esnada müs-
tahdemler veya işçiler tarafından işlenmiş olursa yukarıki maddenin birinci fık-
rasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar, istihdam edenlere karşı dahi
açılabilir.
    Yukarki maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bendlerinde yazılı davalar
hakkında Borçlar Kanunu hükümleri caridir.
    III - Basının mesuliyeti:

    Madde 60 - Haksız rekabet basın vasıtasiyle işlenmiş ise, 58 inci maddenin
birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar, ancak yazı sahibi
veya ilan veren aleyhine açılabilir; şu kadar ki:
    a) Yazı veya ilan, yazı sahibinin yahut ilan verenin haberi olmaksızın veya-
hut rızalarına aykırı olarak yayınlanmışsa;
    b) Yazı sahibi veya ilan verenin kim olduğunun bildirilmesinden imtina olu-
nursa;
    c) Başka sebepler yüzünden yazı sahibi veya ilanı verenin meydana çıkarılma-
sı veya aleyhlerine bir Türk mahkemesinde dava açılması mümkün olmazsa; bu dava-
lar, yazı işleri müdürü eğer bir ilan mevzuubahis ise ilan servisi şefi; yazı
işleri müdürü ve ilan servisi şefi gösterilmemiş veya yoksa naşir; bu da göste-
rilmemişse matbaacı; aleyhine de açılabilir.
    Bu haller dışında, yazı işleri müdürüne, ilan servisi şefine, naşir ve mat-
baacıya bir kusur isnat edilebilirse yukarıki fıkrada yazılı sıraya bakılmaksı-
zın kusurlu olanlar aleyhine dava açılabilir.
    58 inci maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde yazılı davalarda
Borçlar Kanununun hükümleri tatbik olunur.
    IV- Kararın ilanı:

    Madde 61 - Mahkeme, davayı kazanan tarafın talebiyle, masrafı haksız çıkan
taraftan alınmak üzere hükmün katileşmesinden sonra ilan edilmesine de karar
verebilir.İlanın şekil ve şümulünü hakim tayin eder.
    V- Müruruzaman:

    Madde 62 - 58 inci maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu
hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her halde bunların doğu-
mundan itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; ceza kanun-
                                                                              *
ları gereğince daha uzun bir müruruzaman müddetine tabi olan, cezayı müstelzim
bir fiil işlenmiş bulunursa, bu müddet hukuk davaları hakkında da caridir.
    VI - İhtiyati tedbirler:

    Madde 63 - Dava açmak hakkını haiz olan kimsenin dilekçesi üzerine mahkeme,
mevcut vaziyetin olduğu gibi muhafaza edilmesine, 58 inci maddenin birinci fık-
rasının (b) ve (c) bentlerinde yazılı olduğu veçhile haksız rekabetin neticesi
olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin men`ine ve yanlış
veya yanıltıcı beyanların  düzeltilmesine ve lüzumlu diğer tedbirlerin alınma-
sına Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine
göre karar verebilir.
    C)  Cezai mesuliyet:
    I - Cezayı müstelzim fiiller:

    Madde 64 - 1. Elli yedinci maddenin 1,2,4,5,6,8 ve 9 uncu bentlerinde yazılı
haksız rekabet fiillerinden birini kasten işliyenler;
    2. Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi için şahsi
durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yan-
lış veya yanıltıcı malümat verenler;
    3. Müsdahdemleri, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri, istihdam edenin
veya müvekkillerinin imalat veya ticaret sırlarını ifşa etmelerini veya ele
geçirmelerini temin için iğfal edenler;
    4. İstihdam edenler veya müvekkillerden, işçilerinin veya müstahdemlerinin
veyahut vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı müstelzim olan bir hak-
sız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili menetmiyen veya gerçeğe
aykırı beyanları düzeltmiyenler;
    58 inci madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan biri-
nin şikayeti üzerine ceza mahkemesince bir aydan bir yıla kadar hapis veya beş
yüz liradan on bin liraya kadar ağır para cezasiyle veya her ikisiyle birlikte
cezalandırılırlar.
    Haksız rekabetin men`i hakkındaki kesinleşmiş ilama rağmen haksız rakebet
fiiline aynen veya tali değişikliklerle devam eden kimse altı aydan aşağı olma-
mak üzere hapis ve beş bin liradan on bin liraya kadar ağır para cezasına mahküm
edilir ve suçlu re`sen takip olunur.
    II - Hükmi şahısların cezai mesuliyetleri:

    Madde 55 - Hükmi şahısların işleri görülürken bir haksız rekabet fiili işle-
nirse 64 üncü madde hükmü, hükmi şahıs namına hareket etmiş veya etmesi gerekmiş
olan organın azaları veya ortaklar hakkında tatbik olunur. Şu kadar ki; para ce-
zası ve masraflardan hükmi şahıs bu hakikı şahıslarla birlikte müteselsilen me-
sul olur.
                            BEŞİNCİ FASIL
                          Ticari Defterler
    A)  Defter tutma mükellefiyeti:
    I - Şümulü:

    Madde 66 - Her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç
ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tesbit
etmek maksadiyle, işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri
ve bilhassa,
diğer kanunların hükümleri mahfuz kalmak üzere, aşağıdaki defterleri Türkçe ola-
rak tutmaya mecburdur:
    1. Tacir hükmi şahıs ise yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri ve
karar defteri;
    2. Hususi hukuk hükümlerine göre idare edilmek veya ticari şekilde işletil-
mek üzere devlet, vilayet, belediyeler gibi amme hükmi şahısları tarafından ku-
rulan ve hükmi şahsiyeti bulunmıyan ticari işletmeler ile dernekler tarafından
kurulan ticari işletmeler ve bunlara benziyen ve hükmi şahsiyeti olmıyan diğer
ticari teşekküller, karar defteri hariç yukarki bentte yazılı defterleri;
    3. Tacir hakiki şahıs ise karar defteri hariç olmak üzere birinci bentte ya-
zılı defterleri veya işletmesinin mahiyet ve önemine göre sadece işletme defte-
ri.
    Tacirlerin işletmeleriyle ilgili işler dolayısiyle aldıkları mektup, yazı,
telgraf, fatura, cetvel, senet gibi vesika ve kağıtlarla ödemelerini gösteren
vesikaları ve yazdığı mektup, yazı ve telgrafnamelerin kopyalarını ve mukavele-
leri, taahhüt ve kefalet ve sair teminat senetleri ve mahkeme ilamları gibi
belgeleri muntazam bir tarzda dosya halinde saklamaları mecburidir.
    II- Mesuliyet:

    Madde 67- Bir tacirin defter tutma mükellefiyetini yerine getirmeye salahi-
yetli kıldığı kimsenin bu defterlere geçirdiği kayıtlar, o tacirin kendisi tara-
fından tutulmuş kayıtlar hükmündedir.
    Ticari defterlerin kısmen veya tamamen  mevcut olmamasından yahut kanuna uy-
gun surette tutulmamasından veyahut saklanması mecburi olan defter ve kağıtların
gereği gibi saklanmamasından doğan mesuliyet doğrudan doğruya işletme sahibine
ve hükmi şahıslarda idare organının azalarına veya idare işlerine salahiyetli
olan kimselere ve hükmi şahsiyeti olmıyan ticari işletme ve teşekküllerde onları
idareye salahiyetli olan kimselere aittir. Bunlar, kusuru memur ve müstahdemle-
rine yükleterek bu mesuliyetten kurtulamazlar.
    66 ncı maddenin birinci fıkrasının 1 ila 3 üncü bentlerinde sayılan defter-
leri tutma mükellefiyetini hiç veya kanuna uygun şekilde yerine getirmeyip de
ikinci fıkraya göre mesul olanlar üç milyon liradan otuz milyon liraya kadar
ağır para cezasiyle cezalandırılır. Defterlerin kanuna uygun şekilde tutulmaması
halinde,bunları tutmakla vazifelendirilmiş olan kimseler dahi aynı cezaya mahküm
edilirler. Diğer kanunlarda bulunan cezai hükümler mahfuzdur. (1)
    Hakimler, noterler, sicil memurları ve diğer memurlar resmi muameleler dola-
yısiyle bir tacirin defter tutma mükellefiyetine aykırı hareket ettiğini öğre-
nince keyfiyeti müddeiumumiliğe bildirmeye mecburdurlar.
    III- Saklama müddeti:

    Madde 68 - Defter tutmak mecburiyetinde bulunan kimse ve işletmeye devam
eden halefleri defterleri son kayıt tarihinden ve saklanması mecburi olan diğer
hesap ve kağıtları tarihlerinden itibaren on yıl geçinceye kadar saklamaya mec-
burdurlar.
    Hakiki şahıs olan tacirin ölümü halinde mirasçıları ve ticareti terk etmesi
halinde kendisi defter ve kağıtları birinci fıkra gereğince saklamakla mükellef-
tirler. Ancak mirasın resmi tasfiyesi halinde defter ve kağıtlar birinci fıkrada
yazılı müddetle sulh mahkemesi tarafından saklanır.
    Kollektif ve adi komandit şirketlerin her ne suretle olursa olsun infisahı
halinde bunlara ait defter ve kağıtlar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki sa-
lahi-
-------------
(1) Bu fıkrada yeralan para cezası, 3/11/1995 tarih ve 4128 sayılı Kanunun
    2 nci maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
yetli mahkeme tarafından 1 inci fıkra gereğince saklanmak üzere ortaklardan bi-
rine veya notere, diğer şirketlerin infisahı halinde ise, notere tevdi olunur.
Noter harc ve ücreti şirket mevcudundan ödenir.
    Bir tacirin saklamakla mükellef olduğu defter ve kağıtlar; yangın, su baskı-
nı veya yer sarsıntısı gibi bir afet sebebiyle ve kanuni müddet içinde ziyaa uğ-
rarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde ticari işletme-
sinin bulunduğu yerin salahiyetli mahkemesinden kendisine bir vesika verilmesini
istiyebilir. Mahkeme lüzumlu gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.
Böyle bir vesika almamış olan tacir defterlerini ibrazdan kaçınmış sayılır.
    IV - Tasdik ettirme ve beyanname verme mükellefiyeti:

    Madde 69 - 66 ncı maddenin 1 ila 3 üncü bentlerinde yazılı defterler, kulla-
nılmaya başlanılmadan önce tacir tarafından ticari işletmenin bulunduğu yerin
noterine ciltli olarak ibraz olunur. Noter sicil tasdiknamesini göstermesini ta-
cirden ister ve bu defterlerin her sayfasına sabit mürekkeple sıra numarası ko-
yup resmi  mühür ile mühürler ve defterlerin kaç sayfadan ibaret bulunduğunu ilk
ve son sayfaya yazarak resmi mühür ve imzasiyle tasdik eder. Bu iş bittikten
sonra tasdik ettiği defterlerin mahiyet ve adedlerini ve bunların kime ait oldu-
ğunu tacirin kayıtlı bulunduğu ticaret sicillerine re`sen ve hemen bildirir.
    Her tacir, tutmaya mecbur olduğu diğer defterlerle tutmak istediği defterle-
rin her birinin nevi ve mahiyetleriyle sayfa sayılarını gösteren iki nüsha be-
yannameyi bu defterleri kullanmaya başlamadan önce sicil memuruna vermeye mec-
burdur. Memur, bunlardan birisini tasdik ederek tacire geri verir. Bu mükellefi-
yeti hiç veya kanuna uygun şekilde yerine getirmiyen tacirin bu gibi defterleri
lehine delil olamaz.
    B) Çeşitli defterler:
    I-Yevmiye:

    Madde 70 - Yevmiye defteri, kayda geçirilmesi icabeden muameleleri vesika-
lardan çıkararak tarih sırasiyle ve "madde" halinde tertipli olarak yazmaya mah-
sus defterdir.
    Yevmiye maddelerinin en az aşağıdaki malümatı ihtiva etmesi şarttır:
    1. Madde sıra numarası (Makine ile tutulan muhasebelerde mecburi değildir.);
    2. Tarih;
    3. Borçlu hesap (Toplayıcı hesaplar kullanıldığı takdirde nihai yardımcı he-
sabın isminin tasrihi şarttır.);
    4. Alacaklı hesap (Toplayıcı hesaplar kullanıldığı takdirde nihai yardımcı
hesabın isminin tasrihi şarttır);
    5. Meblağ (Yardımcı hesaplara taksim edilenler, izahat sütununda gösteril-
mek şarttır);
    6. Her kaydın dayandığı vesikaların nevi ve varsa tarih ve numaraları.
    Yevmiye defteri ciltli ve sahifeleri müteselsil sıra numaralı olur; şu kadar
ki, vergi kanunlarına göre müteharrik yapraklı yevmiye defterinin kullanılması-
na müsaade olunduğu takdirde vergi kanunlarına uygun olmak şartiyle bu defterler
de kullanılabilir.
    Yevmiye defterine geçirilecek kayıtlar haklı sebep olmaksızın, on günden
fazla geciktirilemez.
    Yevmiye defteri yeni senenin en geç Ocak ayı sonuna kadar notere ibraz edi-
lip son kaydın altına noterce (Görülmüştür) sözü yazılarak mühür ve imza ile
tasdik ettirilmek şarttır.
    II - Defterikebir:

    Madde 71 - Defterikebir, yevmiye defterine geçirilmiş olan muameleleri bura-
dan alarak sistemli bir surette hesaplara dağıtan ve tasnifli olarak bu hesap-
larda toplıyan defterdir.
    Defterikebirdeki kayıtların en az aşağıdaki malümatı ihtiva etmesi şarttır:
    1. Tarih;
    2. Yevmiye defteri madde numarası;
    3. Meblağ;
    4. Toplu hesaplarda yardımcı nihai hesapların isimleri.
    Yukarki maddenin üçüncü fıkrası hükmü defterikebir hakkında da tatbik olu-
nur.
    III - Envanter defteri:
    1. Umumi olarak:

    Madde 72 - Envanter defterine işletmenin açılış tarihinde ve mütaakiben her
iş yılı sonunda çıkarılan envanterler ve bilançolar kaydolunur.
    Envanter ve bilançonun taallük ettiği tarihe "bilanço günü" denir.
    İş yılı, altı aydan az, on iki aydan çok olamaz. Kanunda aksine hüküm olma-
dıkça, iş yılı sonu için çıkarılacak envanter ve bilançoların gelecek iş yılının
ilk üç ayı içinde tamamlanmış olması lazımdır.
    Envanter defterine geçirilen envanter ve bilanço; tacir, kolektif ve koman-
dit şirketlerde hudutsuz olarak mesul olan bütün ortaklar, donatma iştiraklerin-
de bütün donatanlar ve tacir sıfatını haiz olan diğer şirket ve kurumlarda ida-
re işlerine salahiyetli olan kimseler tarafından imza ve notere ibraz olunur.
Noterin yapacağı muamele hakkında 70 inci maddenin son fıkrası tatbik olunur.
İmza edilen envanter ve bilançonun ilanı ve resmi makamlara verilmesi hakkındaki
hükümler mahfuzdur.
    Envanter defteri ciltli ve sayfaları müteselsil sıra numaralı olur.
    2. Envanter:

    Madde 73 - Envanter çıkarmak; saymak, ölçmek, tartmak ve değerlendirmek su-
retiyle, bilanço günündeki mevcutları, alacakları ve borçları kati bir şekilde
ve müfredatlı olarak tesbit etmektir.
    Mevcutlar, alacaklar ve borçlar işletmeye dahil iktisadi kıymetleri ifade
eder.
    Envanter esas itibariyle defter üzerine çıkarılır. Şu kadar ki; işlerinde
geniş ölçüde ve çeşitli mal kullanan büyük işletmeler, envanterlerini listeler
halinde tanzim edebilirler. Bu takdirde envanter defterine listeler muhteviyatı
icmalen kaydolunur.
    3. Bilanço:

    Madde 74 - Bilanço, envanterde gösterilen kıymetlerin tasnifi ve karşılıklı
olarak değerleri itibariyle tertiplenmiş hulasasıdır.
    Bilançonun aktif tablosunda; mevcutlarla alacaklar ve varsa zarar, pasif
tablosunda; borçlar gösterilir.
    Aktif yekünu ile borçlar arasındaki fark tacirin işletmeye tahsis ettiği
ana sermayeyi teşkil eder. Ana sermaye de pasif tablosuna kaydolunur ve bu su-
retle
aktif ve pasif tablolarının yekünları denkleşir. Yedek akçeler ve kar ayrı gös-
terilseler dahi, ana sermayenin cüzüleri sayılırlar.
    4. Açıklık ve doğruluk esasları:

    Madde 75 - İlgililerin; işletmenin iktisadi ve mali durumu hakkında mümkün
olduğu kadar doğru bir fikir edinebilmeleri için, envanter ve bilançoların tica-
ri esaslar gereğince eksiksiz, açık ve kolay anlaşılır bir şekilde memleket pa-
rasına göre tanzimi lazımdır.
    Bütün aktifler, en çok bilanço gününde işletme için haiz oldukları değer
üzerinden kaydolunur. Borsada kote edilen emtia ve kıymetler o günün borsa rayi-
cine göre ve tahsil edilemiyen veya ihtilaflı bulunanlar müstesna olmak üzere,
bütün alacaklar da itibari miktarlarına göre hesabedilir.
    Pasifler, hususiyle bütün borçlar, şarta bağlı veya vadeli olsa bile,itibari
değeri üzerinden hesaba geçirilir.
    Ticaret şirketleriyle ticaret kurumlarının envanter ve bilançoları hakkında-
ki hususi hükümler mahfuzdur.
    IV - İşletme hesabı:
    I. Defter ve hulasa:

    Madde 76 - Ciltli ve sayfaları müteselsil sıra numaralı olan işletme hesabı
defterinin sol tarafını masraf, sağ tarafını hasılat kısmı teşkil eder. Masraf
kısmına; satınalınan emtia, hizmet mukabili ödenen paralar ve işletme ile ilgili
diğer bütün masraflar; hasılat kısmına ise, emtia satışları, hizmet mukabili
alınan paralar ve işletme faaliyetinden doğan diğer hasılat kaydolunur. Masraf
ve hasılat kayıtlarının en az aşağıdaki malümatı ihtiva etmesi şarttır:
    1. Sıra numarası;
    2. Kayıt tarihi;
    3. Muamelenin nev`i;
    4. Meblağ.
    Her iş yılı sonunda bir "işletme hesabı hulasası" çıkarılır. Buna aşağıdaki
maddeler birer kalemde ayrı ayrı yazılır:
    A) Masraf tablosuna:
    1. Çıkarılan envantere göre iş yılı başındaki emtia mevcudunun değeri;
    2. İş yılı içinde satınalınan emtianın değeri;
    3. İş yılı içinde yapılan bütün masraflar.
    B) Hasılat tablosuna:
    1. İş yılı içinde satılan emtianın değeri;
    2. İş yılı içinde hizmet mukabili vesair suretle alınan paralar;
    3. Çıkarılan envantere göre iş yılı sonundaki mevcudun değeri.
    75 inci madde hükmü işletme hesabı hulasasına da tatbik olunur.
    2. Emtia envanteri:

    Madde 77 - Emtia üzerine iş yapanlar, emtia hareketlerini işletme hesabının
masraf ve hasılat kısımlarında ayrı bir sütunda göstermiye ve bir emtia envante-
ri çıkarmıya mecburdurlar.
    Emtia envanteri çıkarmak; satmak maksadiyle alınan veya imal edilen mallarla
iptidai ve ham maddeler ve yardımcı malzeme dahil olmak üzere emtia mevcutlarını
saymak, ölçmek, tartmak ve değirlendirmek suretiyle kati bir şekilde ve müfre-
datlı olarak tesbit etmektir.
    Emtia envanteri; muamelelere ait kayıtlarla karıştırılmamak suretiyle yeni-
den işe başlama halinde işletme hesabı defterinin baş tarafına; mütaakiben de
her iş yılı kapandıktan sonra, muamele kayıtlarını takibeden sayfalara yazılır.
    V - Karar defteri:

    Madde 78 - Hükmi şahıs olan tacirler tarafından tutulan karar defterine ge-
rek umumi heyet veya ortaklar heyeti, gerek varsa idare meclisi tarafından mü-
zakere neticesinde ittihaz olunan kararlarla toplantıda hazır bulunan azaların
adları ve soyadları ve toplantı günü ile beyan edilen rey ve müzakerelerin tam
bir surette bilinmesi için gerekli diğer hususlar geçirilir ve bu kararların al-
tı şirket namına imza koymaya salahiyetli olanlar tarafından imza edilir.
    D) Teslim ve ibraz:
    I - Teslim mükellefiyeti:

    Madde 79 - Ticari defterlerle, saklanması mecburi olan diğer kağıtların tes-
limi; miras, şirket ve iflas işlerinde istenebilir. Teslim halinde defter, hesap
ve kağıtların her tarafı gerek mahkeme ve gerek ilgililer tarafından incelenebi-
lir.
    II - İbraz mükellefiyeti:

    Madde 80 - Muhakeme esnasında muhik bir menfaatin mevcudiyeti ispat olunur
ve mahkeme ibraz edilmesini sübut bakımından zaruri addederse yalnız ihtilaflı
meseleye mütaallik kayıtların sureti çıkarılmak veya ehlivukuf tetkikatı yaptı-
rılmak üzere mahkeme re`sen veya taraflardan birinin talebi üzerine bunların bi-
rine yahut her ikisine ait defterlerle saklanması mecburi olan kağıtların ibra-
zını emredebilir.
    İbrazına karar verilen ticari defter, hesap ve kağıtlar, davaya bakan mah-
kemeden  başka bir mahkemenin kaza dairesi içinde olup da nakil ve ibrazında
güçlük bulunduğu takdirde bu defterlerin kanuna uygun olarak tutulup tutulma-
dıklarının ve bunların ibrazını gerekli kılan hal ve keyfiyetin ehlivukuf vası-
tasiyle incelenerek neticesini gösterir bir zabıt varakası tutulması ve rapor
alınması ve lüzumuna göre suretlerinin çıkarılıp gönderilmesi ticari defter, he-
sap ve kağıtların bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla mükellef mahkemeden
istenir.
    III - Müşterek hükümler:

    Madde 81 - Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun, muhasebeye muhtaç davalarda
ihzari muamelelere ait hükümleriyle senetlerin ibrazı mecburiyetine dair olan
hükümleri ticari işlerde dahi tatbik olunur.
    E) Ticari defterlerin ispat kuvveti:
    I - Kati delil:

    Madde 82 - Ticari işlerden dolayı tacir sıfatını haiz olan kimseler arasında
çıkan ihtilaflarda ticari defterler aşağıdaki maddelerde gösterilen şartlar dai-
resinde delil olarak kabul olunur.
    Tasdika tabi olmıyan defterler ancak 69 uncu madde gereğince tasdika tabi
olup da tasdik edilmiş olan ilgili defterlerle birlikte delil olarak kabul olu-
nur.
    Bir tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini teyit etmesi şarttır; aksi
takdirde defterler delil olmaktan çıkar.
    II - Yemin:

    Madde 83 - Mahkeme, aşağıdaki hükümler gereğince, defter münderecatını sahi-
bi lehine hükme medar görmüşse kanaatini kuvvetlendirmek için o kaydın doğ-
ru olduğuna ve davacının halen davalıda yerine getirilmesi gereken hakkı bulun-
duğuna dair defter sahibine tamamlayıcı bir yemin verir.
    Taraflardan biri hasmın ticari defterlerinin münderecatını kabul edeceğini
mahkeme huzurunda beyan etmiş iken hasmı ticari defterlerini ibrazdan imtina
ederse, mahkeme, defterlerin ibrazını istemiş olan tarafa iddiasının sıhhati
hakkında bir yemin verir.
    III - Sahibinin aleyhinde:

    Madde 84 - Kanuna uygun olarak veya olmıyarak tutulmuş olan ticari defterle-
rin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar ki; kanu-
na uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki kayıtlar
gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz.
    IV - Sahibinin lehinde:

    Madde 85 - Kanuna uygun bir surette tutulan ve birbirini teyit eden ticari
defterlerin münderecatı sahibi lehine delil ittihaz olunur; şu kadar ki hasım
tarafın keza kanuna uygun surette tutulmuş olan ve birbirlerini teyideden def-
terleri buna aykırı olur veya bu hususta hiçbir kaydı havi bulunmazsa yahut
iddianın dayandığı kaydın aksi, vesika veya diğer muteber delillerle ispat edi-
lirse sözü geçen kaydın ispat kuvveti kalmaz.
    V - Diğer tarafın aleyhinde:

    Madde 86 - Taraflardan birinin defterleri kanuna uygun olup da diğerininki
olmaz veya hiç defteri bulunmaz yahut ibraz etmek istemezse;defterleri muntazam
olan tacirin birbirini teyit eden defterlerindeki kayıtlar, diğeri aleyhinde de-
lil olur. Hasım taraf, aleyhinde delil ittihaz olunan kaydın aksini muteber de-
lillerle ispat edebilir.
                            ALTINCI FASIL
                             Cari Hesap
    A) Tarifi ve şekli:

    Madde 87 - İki kimsenin para, mal, hizmet ve diğer hususlardan dolayı bir-
birlerindeki alacaklarını ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunla-
rı kalem kalem zimmet ve matlup şekline çevirerek hesabın kesilmesinden çıkacak
bakıyeyi istiyebileceklerine dair bulunan mukaveleye cari hesap mukavelesi de-
nir.
    Bu mukavele yazılı olmadıkça muteber olmaz.
    B) Hükümleri:
    I - Umumi olarak:

    Madde 88 - Borçlar Kanununun 115 inci maddesiyle 122 nci maddesinin üçüncü
fıkrası hükümleri mahfuz kalmak üzere cari hesap mukavelesinin hükümleri şunlar-
dır:
    1.  Aksi kararlaştırılmış olmadıkça cari hesaba zimmet veya matlup kaydı,
zimmet veya matlubu doğuran mukavele veya muameleye mütaallik tarafların haiz
oldukları dava ve müdafaa haklarını düşüremez. Mukavele veya muamele iptal edi-
lirse ondan doğan kalem hesaptan çıkarılır;
    2. Taraflar arasında cari hesap mukavelesinin akdinden önce mevcut bir mat-
lup, tarafların rızasiyle cari hesaba kaydedilirse aksi kararlaştırılmış olma-
dıkça bu matlup yenilenmiş olmaz;
    3. Bir ticari senedin cari hesaba kaydı bedelinin tahsil edilmesi halinde
muteber olmak şartiyle vukubulmuş sayılır;
    4. Her hesap devresi sonunda zimmet ve matlubu teşkil eden tutarlar birbi-
rinden çıkarıldıktan sonra tanınan veya hükmen tayin olunan bakiye, yeni hesap
devresine ait bir kalem olmak üzere hesaba geçirilir; mukavele sona ermiş veya
bakıye haczedilmiş ise onun ödenmesi gerekir;
    5. Cari hesabın matlup kısmına kaydolunan tutarlar için mukavele veya ticari
teamüller gereğince alındıkları günden itibaren faiz işler.
    II - Hususi haller:
    1. Ticari senetler:

    Madde 89 - Yukarıki maddenin 3 üncü bendi gereğince cari hesaba kayıt olunup
bedeli tahsil edilemiyen ticari senet sahibine geri verilerek kaydı silinir.
    2. Ücret ve masraflar:

    Madde 90 - Taraflar arasında cari hesabın mevcudiyeti, komisyondan ileri ge-
len ücretin ve her türlü masrafların istenmesine mani olmaz.
    3. Hesap dışında kalan alacaklar:

    Madde 91 - Takası kabil olmıyan alacaklarla muayyen bir cihete sarf edilmek
veya ayrıca emre amade tutulmak üzere teslim olunan para ve mallardan doğan
alacaklar cari hesaba geçirilemez.
    III - Bakiye:
    1. Tesbiti:

    Madde 92 - Mukavele veya ticari teamül ile muayyen hesap devreleri sonunda,
cari hesabın kapatılması ve zimmet ile matlup kalemleri arasındaki farkın tes-
bit edilmesi lazımgelir.
    Hesap devresi hakkında mukavele veya ticari teamül yoksa her takvim yılının
son günü taraflarca hesabın kapatılması günü olarak kabul edilmiş sayılır. Tes-
bit edilen bakıyeyi gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir
ay içinde noter marifetiyle veya taahütlü bir mektupla veya telgrafla itirazda
bulunmazsa bakiyeyi kabul etmiş sayılır.
    2. Faiz:
    a) Umumi olarak:

    Madde 93 - Zimmet ve matlup kalemlerinin birbirinden çıkarılması neticesinde
hasıl olan bakıye için dahi tesbit edildiği günden itibaren faiz işler.
    b) Mürekkep faiz ve diğer cihetlere ait hükümler:

    Madde 94 - Taraflar, üç aydan aşağı olmamak üzere diledikleri zaman faizle-
rin ana paraya eklenmesini kararlaştırabilecekleri gibi hesap devrelerini ve
faiz ve komüsyon miktarlarını dahi mukavele ile tayin edebilirler.
    8 inci madde hükmü mahfuzdur.
    IV - Bütünlük esası:

    Madde 95 - Cari hesaba geçirilen matlup ve zimmet kalemleri ayrılmaz bir bü-
tün teşkil eder. Cari hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiçbiri, alacaklı
veya borçlu sayılamaz. Tarafların hukuki durumunu ancak mukavelenin sonundaki
hesabın kesilmesi tayin eder.
    C) Cari hesabın sonu:
    I - Umumi olarak:

    Madde 96 - Cari hesap mukavelesi:
    1. Kararlaştırılan müddetin bitmesi;
    2. Bir müddet kararlaştırılmadığı takdirde taraflardan birinin feshi ihbar
etmesi;
    3. Taraflardan birinin iflas etmesi;
ile sona erer.
    II - Ölüm ve hacir halleri:

    Madde 97 - Mukavelede bir müddet tayin edilip de taraflardan biri ölür veya
hacir altına alınırsa her iki taraf ve halefleri on gün önce haber vermek şar-
tiyle cari hesap mukavelesini feshedebilir. Şu kadar ki; bakıyenin ödenmesi an-
cak hesabın 92 nci maddeye göre kapatılması gereken tarihte istenebilir.
    D) Bakiyenin haczi:

    Madde 98 - Taraflardan birinin alacaklısı onun hesap bakıyesini haciz ettir-
diği gün hesap kapatılarak bakıye tesbit edilir.
    Bu halde borcundan dolayı haciz tebliğ edilen taraf on beş gün içinde haczi
kaldırtmazsa diğer taraf mukaveleyi feshedebilir; etmezse haciz ettiren kimsenin
durumu cari hesaba yeni kalemler geçirilmek suretiyle ağırlaştırılamaz.Meğer ki;
hesaba geçirilen kalemler haciz anından önce doğmuş bulunan hukuki bir münase-
betten ileri gelmiş olan.
    Haciz ettiren alacaklı bakıyeden, kendi alacağına tekabül eden kısmının
ödenmesini ancak hesabın 92 nci maddeye göre kapatılması gereken anda istiyebi-
lir.
    E) Müruruzaman:

    Madde 99 - Cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya hükmen tayin olunan
bakıyeye veya faiz bakıyelerine, hesap hata ve zuhullerine, cari hesaptan hariç
addolunmak lazım gelen veya haksız olarak cari hesaba geçirilmiş olan kalemlere
veya mükerrer kayıtlara ilişkin bulunan davalar, beş yıl geçmekle müruruzamana
uğrarlar.
                               YEDİNCİ FASIL
                         Ticaret İşleri Tellallığı
    A) Tarifi:

    Madde 100 - Taraflardan hiçbirine ticari mümessil, ticari vekil, satış me-
muru veya müstahdem yahut acente gibi bir sıfatla daimi bir surette bağlı olmak-
sızın, ücret karşılığında, ticari işlere mütaallik mukavelelerin akdi hususunda
taraflar arasında aracılık yapmayı meslek edinen kimseye tellal denir.
    Tellallar bu fasılda gösterilen hakları haiz ve borçlarla mükelleftirler.
    Ticari olmıyan işlere dair olan mukavelelerin akdi hususunda aracılıkla meş-
gul olan veya ticari bir aracılık işini arızi olarak üzerlerine alan kimseler
hakkında Borçlar Kanununun 404 ila 409 uncu maddeleri tatbik olunur.
    24 üncü madde hükmü mahfuz kalmak üzere Borçlar Kanununun 409 uncu maddesi
hükmü ticaret tellallığına da tatbik olunur. Borsa tellalları hakkındaki hususi
hükümler mahfuzdur.
    B) Hükümleri:
    I - Bordro:
    1.  Verme mükellefiyeti:

    Madde 101 - Mukavelenin taraflarınca vazgeçilen veya emtianın nevi dolayı-
siyle mahalli teamül gereğince lüzum bulunmıyan haller dışında tellal, taraflar-
dan her birine muamele yapıldıktan sonra, tarafların ad ve soyadlarını ve muka-
velenin mevzuu ve şartlarını, hususiyle, emtia, veya kıymetli evrak alım satım-
larında bunların nev`ini, miktarını, fiyatını ve teslim zamanını gösteren ve
kendi imzasını taşıyan bir bordro vermeye mecburdur.
    2. Taraflarca imzası:

    Madde 102 - Derhal yerine getirilmesi kararlaştırılmış olmıyan muameleler
hakkında bordrolar taraflara imza ettirilmek, taraflardan her birine diğer ta-
tarafın imzasını taşıyan bordro verilmek lazımdır. Taraflardan biri bordroyu
kabul veya imza etmekten çekinirse, tellal derhal diğer tarafa keyfiyeti ihbarla
mükelleftir.
    Tellal tarafların bodroya koymuş oldukları imzaların sıhhatinden mesuldür.
Ticari senetlerin alım ve satımına aracılıkta bulunan tellal bu senetleri satana
ait olan imzanın sıhhatinden dahi mesuldür.
    3. Diğer tarafın sonradan bildirilmesi:

    Madde 103 - Diğer tarafın sonradan bildirileceği kaydını ihtiva eden bir
bordroyu kabul eden kimse, meçhul kalan taraf sonradan kendisine bildirilince,
ona karşı haklı bir itirazda bulunmazsa, o mukavele ile ilzam olunur. Bordroda
gösterilmemiş olan tarafın kim olduğu mahalli teamüle, böyle bir teamül yoksa
halin gereğine göre uygun bir müddet içinde bildirilir.
    Bordroda gösterilmemiş olan taraf müddeti içinde bildirilmez veya bildirilip
de aleyhine haklı bir itiraz ileri sürülürse, bordroyu kabul etmiş olan taraf,
mukavelenin yerine getirilmesini bizzat tellaldan istiyebilir. Şu kadar ki tel-
lalın müracaatı üzerine mukavelenin ifasını derhal istemezse artık davası din-
lenmez. Mukaveleyi bizzat yerine getiren tellal, taraf sayılır ve diğer tarafa
karşı akdin hak ve borçları kendisine ait olur.
    II - Nümunenin saklanması:

    Madde 104 - Tellal kendi vasıtasiyle nümune üzerine satılan emtiadan her bi-
rinin tevdi olunan nümunesini, malın vasıflarına itiraz edilmeksizin kabulüne
veya muamelenin diğer suretle bitirilmesine kadar saklamakla mükelleftir.
    Taraflar nümunenin saklanmasından açık olarak vazgeçer veya emtianın nev`ine
göre mahalli teamül gereğince buna lüzum olmazsa tellal, tevdi edilen nümuneyi
saklamaya mecbur değildir.
    Tellal ilerde delil olarak kullanmak üzere, tevdi edilen nümuneye hususi bir
işaret koymaya ve ticari teamülün icabından ise bu işareti taraflara imza ettir-
meye mecburdur.
    III - Kabza salahiyetsizlik:

    Madde 105 - Tellal, bedeli tahsile veya mukavelede gösterilen sair şeyleri
teslim almaya salahiyetli sayılmaz.
    IV-Ücret:
    1. İstemek hakkı ve müruruzaman:

    Madde 106 - Muamele yapılınca veya mukavele bir şarta bağlı ise şart tahak-
kuk edince bordroyu vermiş olan tellal ücretini istemek hakkını haizdir.
    Bu hak muamelenin yapıldığı günden itibaren bir yıl geçince müruruzamana uğ-
rar. Eğer mukavele yapılmaz veya talik olunduğu şart tahakkuk etmezse, tellal,
bu işteki teşebbüslerinden dolayı ücret isteyemez.
    2. Miktarı:

    Madde 107 - Ücretin miktarı, mukavele ve tarifelere ve bunlar yoksa mahal-
lindeki ticari teamüle göre tayin olunur.
    3. Borçlu:

    Madde 108 - Tellal ücretini hangi tarafın ödiyeceği mukavele veya kanun ile
tayin edilmemiş ise, mahallindeki ticari teamül nazara alınır; bu da yoksa ta-
raflar bu ücreti yarı yarıya öderler.
    4. Masraflar:

    Madde 109 - Tellal tarafından yapılacak masrafların ödenmesi kararlaştırıl-
mışsa muamele bitirilmese bile, bu masraflar istenebilir.
    5. Hakkın düşmesi:

    Madde 110 - Tarafsızlığı ihlal edecek derecede akıdlerden birini iltizam
eden veya hüsniniyet kaidelerine aykırı mahiyette bunların birinden kendisine
menfaat temin eden tellalın, ücret ve masrafları istemek hakkı kalmaz.
    V - Yevmiye defteri:
    1.  Tutma mükellefiyeti:

    Madde 111 - Tellal, kendi aracılığı ile yapılan muameleleri bir yevmiye
defterine günü gününe yazmaya mecburdur. Kayıtların tarih sırasiyle yapılması ve
101 inci maddede yazılı hususları ihtiva etmesi lazımdır.
    Her kayıt, günü gününe tellal tarafından imza olunur. Ticari defterlerin
tasdikıne, tutulmasına ve saklanmasına dair hükümler tellalın yevmiye defteri
hakkında da caridir.
    Tellal, her zaman taraflardan birinin talebi üzerine aracılığını yaptığı
muameleler için yevmiye defterinin o işe ait kısmının bir suretini imzalıyarak
vermeye mecburdur.
    2. İbraz mecburiyeti:

    Madde 112 - Mahkeme, taraflar arasında çıkan bir davaya ait hususların ispa-
tı için veya diğer her hangi bir dava zımnında bordro, suret ve diğer ispat edi-
ci vesikaların karşılaştırılması maksadiyle yevmiye defterinin ibrazını tellala
emir ve ondan gereken izahları talebedebilir.
    3. Mesuliyet:

    Madde 113 - Yevmiye defterinin tutulması ve saklanmasiyle ilgili hükümlere
aykırı hareket eden tellal hakkında 67 nci madde hükmü tatbik olunur.
    4. Tevdi mükellefiyeti:

    Madde 114 - Ölen veya işten çekilen tellalın yevmiye defterleri, bulunduğu
yerin noterine tevdi edilir.
    C) Esnaf arasında aracılık:

    Madde 115 - Esnaf arasında aracılık yapan kimseler hakkında, bu faslın hü-
kümleri tatbik olunmaz.
                               SEKİZİNCİ FASIL
                                   Acentelik
    A) Umumi olarak:
    I - Tarifi:

    Madde 116 - Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi
tabi bir sıfat olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen bir yer veya bölge
içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık
etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir.
    Bu fasılda hüküm bulunmıyan hallerde aracılık eden acenteler hakkında tel-
lallık hükümleri,akit yapan acenteler hakkında komisyon hükümleri ve bunlarda da
hüküm bulunmıyan hallerde vekalet hükümleri tatbik olunur.
    II - Tatbik sahası:

    Madde 117 - Hususi kanunlardaki hükümler mahfuz olmak üzere bu fasıl hüküm-
leri şunlar hakkında da tatbik olunur:
    1. Mukaveleleri yerli veya yabancı bir işletme hesabına ve kendi adına ak-
detmeye daimi olarak salahiyetli bulunanlar,
    2. Sigorta mukavelelerinin akdi hususunda aracılık edenler,
    3. Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi olmıyan ecnebi ticari iş-
letmeleri nam ve hesabına memleket içinde muamelelerde bulunanlar.
    III - İnhisar:

    Madde 118 - Aksi yazılı olarak kararlaştırılmış olmadıkça, müvekkil, aynı
zamanda ve aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı için birden fazla acente
tayin edemiyeceği gibi; acente dahi aynı yer veya bölge içinde, birbirleriyle
rekabette bulunan mütaaddit ticari işletmeler hesabına aracılık yapamaz.
    B) Acentenin salahiyetleri:
    I - Umumi olarak:

    Madde 119 - Acente, aracılıkta bulunduğu veya akdettiği mukavelelerle ilgili
her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili namına
yapmaya ve bunları kabule salahiyetlidir.
    Bu gibi mukavelelerden çıkacak ihtilaflardan dolayı acente müvekkili namına
dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.
    Bu hükümlere aykırı olan şartlar muteber değildir.
    II - Kabza salahiyeti:

    Madde 120 - Müvekkilinin hususi ve yazılı muvafakati veya vekaleti olmadan
acente, bizzat teslim etmediği malların bedelini kabza ve bedelini bizzat ödeme-
diği malları teslim almaya mezun olmadığı gibi bu muamelelerden doğan alacağı
tecil veya miktarını tenzil dahi edemez.
    III - Akit yapma salahiyeti:

    Madde 121 - Hususi ve yazılı bir muvafakat olmadan acente, mütevekkili namı-
na mukavele akdine salahiyetli değildir.
    Acentelere müvekkilleri adına akit yapma salahiyetini veren vesikaların
acente tarafından tescil ve ilan ettirilmesi mecburidir.
    IV- Salahiyetsizlik:

    Madde 122 - Acente, salahiyetli olmaksızın veya salahiyeti sınırlarını aşa-
rak müvekkili namına bir mukavele yaparsa müvekkili mukavelenin akdini haber
alır almaz üçüncü şahsa, akde icazet vermediğini derhal bildirmediği takdirde,
icazet vermiş sayılır.İcazet verilmediği halde acente akitten bizzat mesul olur.
    C) Acentenin borçları:
    I - Umumi olarak:

    Madde 123 - Acente, kendisine bırakılan bölge ve ticaret dalı içinde mukave-
le uyarınca, müvekkilinin işlerini görmeye ve menfaatlerini korumaya mecburdur.
    Acente, bilhassa, müvekkili hesabına saklamakta bulunduğu emtia veya eşyaya
arız olan hasarlardan kusursuz olduğunu ispat etmedikçe mesuldür.
    II- Haber verme borcu:

    Madde 124 - Acente, üçüncü şahısların kabule salahiyetli olduğu beyanlarını,
bölgesindeki piyasanın durum ve şartlarını,müşterilerin mali durumunu ve bu du-
rumda vukubulan değişiklikleri ve yapılan muamalelere mütaallik müvekkilini il-
gilendiren bütün hususları ona vaktinde bildirmeye mecburdur.
    Müvekkilin açık talimatı olmıyan meselelerde acente, emir alıncaya kadar mu-
ameleyi geciktirebilir.Şu kadar ki; işin aceleliği müvekkilinden sormaya müsait
olmaz veya acente en faydalı şartlar dairesinde harekete mezun bulunursa basi-
retli bir tacir gibi kendi görüşüne göre muameleyi yapar.
    III - Önleyici tedbirler:

    Madde 125 - Acente, müvekkili hesabına teslim aldığı eşyanın taşınma sıra-
sında hasara uğradığına dair emareler görecek olursa, müvekkilinin taşıcıya kar-
şı dava hakkını emniyet altına almak üzere hasarı keşfettirmek ve gereken diğer
tedbirleri almak,emtiayı mümkün olduğu kadar muhafaza eylemek veya büsbütün te-
lef olması tehlikesi varsa, Borçlar Kanununun 92 inci maddesi gereğince salahi-
yetli mahkemenin izniyle sattırmak ve gecikmeksizin keyfiyeti müvekkiline haber
vermekle mükelleftir.Aksi takdirde ihmali yüzünden doğacak zararı tazmine mecbur
olur.
    Satılmak üzere acenteye gönderilen emtia çabuk bozulacak cinsten olur veya
değerini düşürecek değişikliklere maruz bulunur ve müvekkilden sormaya vakit mü-
sait olmaz veya müvekkil izin vermede gecikirse, acenta salahiyetli mahkemenin
izniyle Borçlar Kanununun 92 inci maddesi gereğince bu emtiayı sattırmaya sala-
hiyetli ve müvekkilin menfaatleri bunu gerekli kılıyorsa mecburdur.
    IV- Ödeme borcu:

    Madde 126 - Acente müvekkiline ait olan paranın gönderilmesi veya teslim
edilmesi lazım geldiği zaman bunu yapmazsa, o andan itibaren faiz ve gerekirse
ayrıca tazminat vermeye mecburdur.
    D) Acentenin hakları:
    1. Fevkalade masrafların tazmini:

    Madde 127 - Acente, işlerini ifa için yaptığı masraflardan ancak fevkalade
masrafların tazminini istiyebilir.
    Avanslar hakkında 22 nci madde tatbik olunur.
    II - Ücret:
    1. Ücrete tabi muameleler:

    Madde 128 - Acente fiilen aracılıkta bulunduğu veya akdettiği muamelelerden
ve aracılıkta bulunmamakla beraber bölgesi içindeki şahıslarla müvekkili arasın-
da doğrudan doğruya yapılan ve inhisar dalı içine giren muamelelerden dolayı bir
ücret istemek hakkını haizdir.
    Müvekkil, doğrudan doğruya yaptığı muameleleri derhal acenteye bildirmeye
borçludur.
    2. Ücrete hak kazanma zamanı:

    Madde 129 - Acente, mukavelenin yapıldığı tarihte, mukavele mevzuu bir malın
satınalınması,imal edilmesi veya satılması ise, müvekkilinin malı veya bedeli
yahut onun yerine diğer bir karşılığı aldığı tarihte ücrete hak kazanır. Bu hal-
lerde müvekkile isnadedilebilecek bir sebepten dolayı mukavele yerine getirilme-
miş olsa bile acente ücretin ödenmesini istiyebilir.
    Mukavele kısım kısım yerine getirilecekse acente, yerine getirildiği veya
yerine getirilmesi gerektiği nispette ücrete hak kazanır.
    3. Ücretin miktarı:

    Madde 130 - Mukavelede hüküm bulunmadıkça ücretin miktarı acentenin bulun-
duğu yerdeki ticari teamüle, teamül yoksa halin icabına göre mahkemece tayin
olunur.
    4. Ücretin ödeme zamanı:

    Madde 131 - Müvekkil,acentenin ücrete hak kazanmış olduğu muamelelere ait
defter kayıtlarının bir suretini hesap cetveli ile birlikte acenteye vermeye
mecburdur.
    Acenteye ait alacakların, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, her üç ayda bir
defa ve her halde takvim yılının sonunda veya acentelik mukavelesi sona erdiği
zaman, tesbit edilerek ödenmesi lazımdır.
    III- Hapis hakkı:

    Madde 132 - Acente, müvekkilindeki bütün alacakları ödeninceye kadar acente-
lik mukavelesi dolayısiyle alıp da gerek kendi yedinde gerek hususi bir sebebe
binaen zilyed olmakta devam eden bir üçüncü şahıs yedinde bulunan menkul şeyler
ve kıymetli evrak ile emtia senedi vasıtasiyle tasarruf edebildiği emtia üzerin-
de hapis hakkına maliktir.
    Müvekkile ait mallar acente tarafından mukavele veya kanun icabı satıldığı
takdirde acente satılan malların bedelini ödemekten kaçınma salahiyetini haiz
olur.
    Müvekkil aciz halinde bulunduğu takdirde acentanın henüz muaccel olmamış
alacakları hakkında da yukarki fıkralar tatbik olunur.
    Medeni Kanununun 864 üncü maddesinin ikinci fıkrasiyle 865, 866, 867 nci
maddeleri mahfuzdur.
    E) Acentelik mukavelesinin sona ermesi:
    I- Sebepleri:

    Madde 133 - Muayyen olmıyan bir müddet için aktedilmiş olan acentelik muka-
velesini,taraflardan her biri üç ay önce ihbar etmek şartiyle feshedebilir; mu-
kavele ile bir müddet tayin edilmiş olsa dahi muhik sebeplerden dolayı akit her
zaman fesih olunabilir.
    Müvekkilin veya acentenin iflas veya ölümü yahut hacir altına alınması ha-
linde Borçlar Kanununun 397 nci maddesi tatbik olunur.
    II - Tazminat borcu:

    Madde 134 - Muhik bir sebep olmadan ve üç aylık ihbar müddetine riayet et-
meksizin akdi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması yüzünden diğer
tarafın uğradığı zararı tazmine mecburdur.
    Müvekkilin veya acentenin iflas veya ölümü yahut hacir altına alınması se-
bebiyle acentelik mukavelesi sona ererse, işlerin tamamen görülmesi halinde
acenteye verilmesi gereken ücret miktarına nispetle tayin olunacak münasip bir
tazminat acenteye yahut yukardaki hallere göre onun yerine geçenlere verilir.
                              DOKUZUNCU FASIL
                          Ticarete Mahsus Yerler

    Madde 135 - Borsalar, sergi, panayır ve pazar yerleri, antrepo ve ticarete
mahsus diğer yerler hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.
                                 İKİNCİ KİTAP
                              Ticaret Şirketleri
                                BİRİNCİ FASIL
                                Umumi Hükümler
    A) Nevileri:

    Madde 136 - Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve koo-
peratif şirketlerinden ibarettir.
    B) Hükmi şahısların ehliyeti:

    Madde 137 - Ticaret şirketleri hükmi şahsiyeti haiz olup şirket mukavelesin-
de yazılı işletme mevzuunun çevresi içinde kalmak şartiyle bütün hakları iktisap
ve borçları iltizam edebilirler. Bu husustaki kanuni istisnalar mahfuzdur.
    C) Tatbik olunacak kanun hükümleri:

    Madde 138 - Her şirket nevine mahsus hükümler mahfuz kalmak şartiyle Medeni
Kanunun 45,47,48,49 uncu maddeleri ve bu fasılda hüküm bulunmayan hususlar hak-
kında Borçlar Kanununun 520-541 inci maddeleri her şirket nevinin mahiyetine uy-
gun olduğu nispette, ticaret şirketleri hakkında da tatbik olunur.
    D) Sermaye koyma borcu:
    I- Konusu:

    Madde 139 - Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticaret şirketlerine sermaye ola-
rak:
    1. Para, alacak, kıymetli evrak ve menkul şeyler;
    2. İmtiyaz ve ihtira beratları alameti farika ruhsatnameleri gibi sınai hak-
lar;
    3. Her nevi gayrimenkuller;
    4. Menkul ve garimenkullerin faydalanma ve kullanma hakları;
    5. Şahsi emek;
    6. Ticari itibar;
    7. Ticari işletmeler;
    8. Telif hakları, maden ruhsatnameleri gibi iktisadi değeri olan sair haklar
konabilir.
    II - Hükmü:
     1.  Umumi olarak:

    Madde 140 - Her ortak, usulüne göre tanzim ve imza edilmiş şirket mukavele-
siyle koymayı taahhüt eylediği sermayeden dolayı şirkete karşı borçludur.
    Sermaye olarak gayrimenkul mülkiyeti veya gayrimenkul üzerinde mevcut veya
tesis edilecek ayni bir hakkın konulması taahhüdünü ihtiva eden şirket mukavele-
si hükümleri, resmi şekil aranmaksızın muteberdir.
    Sermaye olarak konulması taahhüt edilen diğer hakların devri kanunen hususi
şekilleri tabi olsa dahi şirket mukavelesi, devredecek ortağın ayrıca rızasına
bakılmaksızın, şirkete alakalı mercilerden bu hakların devrini istemek salahiye-
tini verir.
    Şirket, her ortağın sermaye koyma taahhüdünü yerine getirmesine talep ve da-
va edebileceği gibi ifada gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de isti-
yebilir. Tazminat talebi için ihtar şarttır.
    Ortaklarca sermaye olarak konulması taahhüt edilen hakların muhafazası için
kurucular tarafından ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir talebedilebilir. Tedbir
üzerine açılacak davalar için Usul Kanununda derpiş edilen müddet ancak şirketin
tescil ve ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar.
    2. Gecikme faizi:

    Madde 141 - Vaktinde konulmıyan sermaye para ise, 140 ıncı madde gereğince
tazminat hakkına halel gelmemek şartiyle, sermayenin ödenmesi gereken günden
itibaren kanuni faizin de verilmesi lazımdır.
    3. Tekeffül:

    Madde 142 - Sermaye olarak şirkete alacaklarını devretmiş olan bir ortak
alacakları, şirketçe tahsil edilmiş olmadıkça sermaye koyma borcundan kurtulmuş
olmaz.
    Alacak müeccel ise, aksi kararlaştırılmış olmadıkça vade gününden, muaccel
ise şirket mukavelesi tarihinden itibaren bir ay içinde şirketçe tahsil edilmek
lazımdır.
    Her ne sebeple olursa olsun bu müddet içinde tahsil edilemediği takdirde,
gecikmeden dolayı şirketin tazminat hakkına halel gelmemek şartiyle, ortak, müd-
detin bitiminden itibaren geçecek günlerin kanuni faizini dahi vermiye mecbur-
dur.
    Alacak kısmen tahsil edilmişse yukarki hükümler tahsil edilmemiş olan kısım
hakkında caridir.
    4. Karineler:

    Madde 143 - Sermaye olarak konulan ayınların değerleri şirket mukavelesinde
tesbit edilmemişse konuldukları zamandaki borsa veya piyasada cari fiyatları,
bunlar bulunmadığı takdirde ehlivukuf tarafından biçilecek değerleri, ilgililer-
ce kabul edilmiş sayılır.
    Mukavelede aksi kararlaştırılmış olmadıkça, sermaya olarak konan malların
mülkiyeti şirkete ait ve haklar şirkete temlik edilmiş olur.
    Hizmet karşılığı olarak verilecek ücretin kısmen veya tamamen kara iştirak
suretiyle ifası kararlaştırıldığı takdirde bu kayıt memur ve müstahdemlere ortak
sıfatını vermez.
    5. Faiz ve ücret alma hakkı:

    Madde 144 - Kanunda aksine hüküm olmadıkça, ortakların koydukları sermayeler
için faiz ve şirketteki hizmetleri dolayısiyle kendilerine ücret verilmesi şir-
ket mukavelesiyle kabul olunabilir.
    E) Ortakların şahsi alacakları:

    Madde 145 - Bir şirket devam ettiği müddetçe ortaklardan birinin şahsi ala-
caklıları, haklarını ancak şirketin bilançosu gereğince o ortağa düşen kar pa-
yından ve şirket fesholunmuşsa tasfiye payından alabilirler. Henüz bilanço tan-
zim edilmemişse alacaklı bilançonun tanzimi  neticesinde borçluya düşecek kar ve
tasfiye payı üzerine ihtiyati haciz koydurabilir.
    Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerle anonim şirketlerde alacaklı-
lar, borçlularına ait bulunan hisse senetlerini haczettirebilirler.
    Yukardaki hükümler borçlu ortakların şirket dışındaki mallarına alacaklıla-
rın müracaat hakkını ihlal etmez.
    F) Şirketlerin birleşmesi:
    I - Tarifi:

    Madde 146 - Birleşme, iki veya daha fazla ticaret şirketinin birbiriyle bir-
leşerek yeni bir ticaret şirketi kurmalarından veya bir yahut daha fazla ticaret
şirketinin mevcut diğer bir ticaret şirketine iltihak etmesinden ibarettir.
    Çeşitli ticaret şirketlerine ait hususi hükümler mahfuz kalmak şartiyle bir-
leşme hakkında mütaakıp maddelerdeki hükümler tatbik olunur.
    II - Şartlar:
    1. Nevilerin aynı olması:

    Madde 147 - Birleşme, yalnız aynı neviden olan şirketler arasında caizdir.
Şu kadar ki, birleşme bakımından kollektif ile komandit şirketler ve anonim ile
sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler, aynı neviden sayılır.
    2. Karar:

    Madde 148 - Birleşme için ilgili şirketlerin, mukavalelerinin değişmesi hak-
kındaki usul ve şartlar dairesinde, ayrı ayrı karar vermeleri ve bu kararın
tescil ve ilan olunması gerekir.
    3.  Bilanço:

    Madde 149 - Birleşen şirketlerin her biri, aralarında tesbit edilecek bir
örneğe göre tanzim edilmiş olan bilançosunu ilan eylemeye ve birleşme sebebiyle
varlıkları sona eren şirketler ise ayrıca kendilerine ait borçların ne suretle
ödeneceğine dair tanzim edecekleri beyannameyi bilanço ile birlikte ilana mec-
burdurlar.
    III - Hükümleri:
    1. Alacaklıların itiraz hakkı:

    Madde 150 - Birleşme kararı, ilan gününden itibaren üç ay sonra hüküm ifade
eder. Şu kadar ki; ilandan önce birleşen şirketler borçlarını ifa yahut borca
tekabül eden parayı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına yahut muteber diğer
*
bir bankaya tevdi etmiş veyahut alacaklılar şirketlerin birleşmesine razı olmuş
ise birleşme kararı ilan gününden itibaren hüküm ifade eder.
    Borç karşılığının bankaya tevdi keyfiyetinin ilanı lazımdır.
    Birleşen şirketlerin alacaklılarından her biri ilandan itibaren üç ay içinde
salahiyetli mahkemeye müracaatla birleşmeye itiraz edebilir. İtiraz hakkından
vazgeçilmedikçe yahut bu husustaki itirazın reddine dair mahkemece verilen ka-
rar katileşmedikçe veyahut mahkemece takdir edilecek teminat şirket tarafından
verilmedikçe birleşme hüküm ifade etmez.
    2. Külli halefiyet:

    Madde 151 - Yukarıdaki maddede tayin olunan müddet içinde itiraz edilmemiş-
se, birleşme muamelesi katileşir ve kalan yahut yeni kurulan şirket, ortadan
kalkan şirketlerin yerine geçer. Bunların bütün hak ve borçları, kalan veya yeni
kurulan şirkete intikal eder.
    Şirketlerin birleşmesinden yeni bir şirket meydana gelmişse, keyfiyetin ay-
rıca tescil ve ilanı zaruridir.
    G) Nevi değiştirme:

    Madde 152 - Bir ticaret şirketinin nevinin diğer bir ticaret şirketi nevine
çevrilmesi kanunda aksine hüküm olmadıkça, yeni nev`e ait kuruluş merasimine
tabidir; Böylece yeni nev`e çevrilen şirket eskisinin devamıdır.
                             İKİNCİ FASIL
                           Kollektif Şirket
                            BİRİNCİ KISIM
                      Şirketin Mahiyet ve Kuruluşu
    A) Tarifi:

    Madde 153 - Ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek maksa-
diyle hakiki şahıslar arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirisinin mesuliyeti
şirket alacaklarına karşı tahdid edilmemiş olan şirket, kollektif şirkettir.
    B) Mukavele:
    I - Şekli:

    Madde 154 - Kollektif şirket mukavelesi yazılı şekle tabidir; Şu kadar ki;
mukaveledeki imzaların noterce tasdikı da şarttır.
    II - İhtiva edeceği mecburi kayıtlar:

    Madde 155 - Kollektif şirket mukavelesine aşağıda sayılan hususların yazıl-
ması mecburidir.
    1. Ortakların ad ve soyadlariyle ikametgahları ve tabiiyetleri;
    2. Şirketin kollektif olduğu;
    3. Şirketin ticaret ünvanı ve merkezi;
    4. Şirketin mevzuu;
    5. Her ortağın sermaye olarak koymayı taahhüt ettiği para miktarı, para ma-
yetinde olmıyan sermayenin değeri ve bu değerin ne suretle biçilmiş olduğu, eğer
şahsi emek bahis konusu ise bu emeğin mahiyet ve şümulü;
    6. Şirketi temsile salahiyetli kimselerin ad ve soyadları, bunların yalnız
başına mı, yoksa birlikte mi imza koymaya mezun oldukları.
    Ortaklar emredici hükümlere aykırı olmamak şartiyle şirket mukavelesine di-
ledikleri kayıtları koyabilirler. Şu kadar ki; şirket mukavelesinde şirket mev-
zuunun hudutlarının açıkça gösterilmiş olması şarttır.
                                                                              *
    III - Noksanlıklar:

    Madde 156 - Mukavelesi kanuni şekilde yapılmamış veya mukaveleye konması
mecburi olan kayıtlardan biri veya bazıları eksik yahut hükümsüz olan bir
kollektif şirket, adi şirket hükmünde olup hakkında 158 inci madde hükmü mahfuz
kalmak şartiyle Borçlar Kanununun 520 - 541 inci maddeleri tatbik olunur.
    14 üncü madde hükmü mahfuzdur.
    C) Tescil:
    I - Mükellefiyet:

    Madde 157 - Kollektif şirketi kuranlar buna ait şirket mukavelesinin noter-
likçe tasdikli bir suretini tasdik tarihinden itibaren on beş gün içinde şirket
merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret siciline tevdi ile şirketin tescilini tale-
betmiye mecburdurlar. Suret, sicil dairesince saklanır ve 155 inci madde gere-
ğince mukaveleye konması mecburi olan kayıtlar ile kanunun emreylediği diğer hu-
suslar ticaret siciline tescil ve ilan olunur.
    II - Mükellefiyetin yerine getirilmemesi:

    Madde 158 - Tescil mükellefiyeti yerine getirilmeksizin şirket namına işlere
başlanmış olduğu takdirde ortaklar giriştikleri işlerden dolayı üçüncü şahıslara
karşı müteselsilen mesuldürler.
    Bir kollektif şirket mukavelesi akdolunmaksızın, şirketin nevini gösterir
bir kaydı ihtiva etmese bile müşterek bir unvan altında üçüncü şahıslarla muame-
leye girişilmesi veya onlara karşı haksız bir fiil işlenmesi halinde de aynı hü-
küm caridir.
                              İKİNCİ KISIM
                     Ortaklar Arasındaki Münasebet
    A) Mukavele serbestliği:

    Madde 159 - Ortakların birbiriyle olan münasebetlerinde, mukaveledeki hüküm-
ler ve mukavelede hüküm olmıyan hallerde, bu kısımdaki maddeler mahfuz kalmak
şartiyle, 136 ila 145 inci maddeler tatbik olunur.
    B) Şirketin idaresi:
    I - İdare işlerinin kime ait olduğu:
    1. Umumi olarak:

    Madde 160 - Ortaklardan her biri ayrı ayrı şirketi idare hak ve vazifesini
haizdir. Şu kadar ki; Şirket mukavelesiyle veya ortakların ekseriyeti ile idare
işleri, ortaklardan birine veya birkaçına yahut hepsine verilebilir.
    Ticari mümessiller ve diğer ticari vekiller hakkındaki hükümler mahfuzdur.
    2. Azil:
    a) Mukavele ile tayin halinde:

    Madde 161 - İdare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise, onun idare,
hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamıyacağı gibi kendisi azil
dahi olunamaz. Ancak, muhik sebepler mevcutsa, ortaklardan birinin talebi üzeri-
ne mahkeme kararı ile idare hak ve vazifesi tahdit veya nez`olunabilir. Vazife-
nin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık
gibi haller, muhik sebep sayılır.
    b) Ortaklar kararı ile tayin halinde:

    Madde 162 - İdare işleri, şirket mukavelesi yapıldıktan sonra ittihaz edi-
len bir kararla bir ortağa verilmişse o ortak, ortakların ekseriyeti ile azle-
dilebilir. Ek-
seriyet hasıl olmadığı takdirde, idare işlerine  bakan ortağın şirket mukavelesi
hükümlerini ihlal ettiği iddiasıyla her bir ortak azil için mahkemeye müracaat
edebilir.
    3. İdare işlerinde yalnız başına veya birlikte hareket:

    Madde 163 - Şirket işlerinin idaresi, ortaklıkların hepsine veya birkaçına
verilmiş ise bunların herbiri yalnız başına salahiyetlidir. Bununla beraber şir-
keti idare ile mükellef olan ortaklardan bazısı, yapılacak bir işin, şirketin
menfaatlerine uygun olmadığını beyan edecek olursa idare hak ve vazifesini haiz
diğer ortaklar ekseriyetle o işi yapabilirler.
    Şirket işlerinin idaresi kendilerine verilmiş ortakların birlikte hareket
etmeleri şirket mukavelesinde yazılı ise, ortakların gecikmede tehlike görülen
haller müstesna olmak üzere her işte anlaşmaları gerekir. Anlaşamadıkları tak-
dirde keyfiyet ortaklar umumi heyetine tevdi ve heyetçe verilecek karara göre
hareket edilir.
    4. Diğer ortakların itirazı:

    Madde 164 - İdare işleri şirket mukavelesiyle bir ortağa verilmişse bu or-
tak, diğer ortakların itiraz ve muhalefeti vakı olsa bile, hileye müstenit ol-
mamak şartiyle şirketin idaresi için gereken muameleleri yapabilir.
    II - İdare işlerinin şümulü:

    Madde 165 - Şirketin idaresine giren hususlar, şirket maksat ve mevzuunu
elde etmek için icrası gereken mütat muamele ve işlerden ibarettir. Şirketi
idare edenler şirket menfaatine uygun gördükleri işlerde sulh, feragat ve kabul
ile tahkime dahi salahiyetlidirler. Şu kadar ki; teberruda bulunmak ve şirket
mevzuuna girmiyorsa gayrimenkulleri satmak, satınalmak ve teminat olarak
göstermek gibi mütat iş ve muameleler dışında kalan hususlarda ortakların
ittifakı şarttır.
    III - Faiz verme borcu:

    Madde 166 - Bir ortak şirketten ödünç aldığı veya şirket hesabına bir yerden
tahsil eylediği parayı, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, vade gününde veya müm-
kün olan en kısa zamanda tediye ve teslim etmiyecek olursa bu vadenin veya
zamanın geçmesinden itibaren kanuni faizi dahi vermeye mecbur olur.
    C) Murakabe:

    Madde 167 - Bir ortak idare salahiyetini haiz olmasa dahi şirket işlerinin
gidişi hakkında bizzat bilgi edinmek ve şirketin evrak ve defterlerini incele-
mek ve bunlara göre kendisi için şirketin mali durumunu gösterecek bir hesap
varakası tanzim etmek hakkını haizdir. Buna aykırı mukavele hükümsüzdür.
    D) Kararlar:

    Madde 168 - Mukavelenin her ne suretle olursa olsun değiştirilmesine dair
olan kararlar ittifakla, diğer kararlar ise şirket mukavelesinde aksine hüküm
olmadıkça, bütün ortakların ekseriyeti ile verilir.
    E) Kar ve zarar:
    I - Hesabın tesbiti:

    Madde 169 - İdare işlerini gören kimse, şirketin hesap yılı sonundaki bilan-
çosunu esas ittihaz ederek kar ve zarar hesabını tanzim ve ona göre her ortağın
payını tayin ve tesbit eder.
    Ortaklar, kar ve zarardan kendilerine düşen miktarın tayinini şirket mukave-
lesiyle yahut sonradan ittihaz edecekleri kararla içlerinden birine veya bir
üçüncü şahsa bırakabilirler. Bu ortak veya üçüncü şahsın bu hususta vereceği ka-
rarın hakkaniyet kaidelerine aykırı olmaması şarttır. Bu kararın öğrenilmesinden
itibaren üç ayın geçmesi, kar payının tamamen veya kısmen alınması yahut başka
bir kimseye devredilmesi zararın ödenmesine başlanması gibi açık veya zımni ka-
bulü gösteren hallerde; itiraz hakkı düşer.
    Kar ve zararın taksimine dair olan karar hakkaniyet kaidelerine aykırı gö-
rüldüğü takdirde mahkemece iptal olunur. Bu halde kar ve zararın taksimi hakkın-
da Borçlar Kanununun 523 üncü maddesi hükmü tatbik olunur.
    II - Alacağı isteme hakkı:

    Madde 170 - Her ortak, hesap yılı sonunda tahakkuk eden kardan kendisine
düşen payı, şirkete ödünç olarak verdiği paranın ve eğer kararlaştırılmış ise
koyduğu sermayenin faizlerini, şirket mukavelesi gereğince hak ettiği ücreti ve
şayet kanun ve mukavele hükümlerince yıl sonu bilançosu yapılmamış ise bunun ya-
pılmasını ve yapılmış bilançoya göre kar payı tesbit edilmiş değilse bunun tes-
bitini şirketten istemek ve alacaklarını almak hakkını haizdir.
    Bu madde ile ortağa tanınmış olan salahiyetleri kaldırma veya daraltma neti-
cesini doğuran bütün mukavele şartları hükümsüzdür.
    III- Zarar payı:

    Madde 171 - Ortaklar ittifakla karar vermedikçe hiçbir ortak, sermayesinden
eksilen kısmı tamamlamıya zorlanamaz.
    Sermayeden eksilen kısım, aksine karar yoksa, ileride hasıl olacak kar pay-
lariyle telafi olunur.
    F) Rekabet yasağı:
    I - Esas:

    Madde 172 - Bir ortak, azalarından bulunduğu şirketin yaptığı ticari işler
nev`inden bir işi, diğer ortakların muvafakati olmaksızın kendi veya başkası he-
sabına yapamıyacağı gibi aynı nevi ticari işlerle meşgul bir şirkete mesuliyeti
tahdidedilmemiş ortak sıfatiyle de giremez.
    Yeni kurulan bir şirkete giren ortağın, daha önce kurulmuş diğer bir şirke-
tin de mesuliyeti tahdidedilmemiş azasından olduğunu diğer ortaklar bildikleri
halde evvelki şirketten ilişiğinin kesilmesi hususu aralarında açıkça kararlaş-
tırılmazsa, bu hali kabul etmiş sayılırlar.
    II - Aykırı hareket:

    Madde 173 - Bir ortak yukariki hükme aykırı hareket edecek olursa, şirket,
kendisinden tazminat istemekte, veya tazminat yerine o ortağın kendi namına yap-
tığı işleri şirket namına yapılmış saymakta, üçüncü şahısların hesabına yapmış
olduğu işlerden doğan menfaatlerin şirkete bırakılmasını istemekte serbesttir.
Bu hususlardan birinin tercihi diğer ortaklara aittir. Bu hak, bir muamelenin
yapıldığının yahut ortağın diğer bir şirkete girdiğinin öğrenildiği tarihten
itibaren üç ay ve her halde muamelenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl sonra
müruruzamana uğrar.
    Yukarıki hükümler, hakları ihlal edilen ortakların, şirketin feshini istemek
haklarına halel getirmez.
                             ÜÇÜNCÜ KISIM
     Şirketin ve Ortakların Üçüncü Şahıslarla Olan Münasebetleri
    A) Şirketin mevcudiyeti:

    Madde 174 - Kollektif şirket ticaret siciline tescil ile hükmi şahsiyet
kazanır. Aksine mukavele üçüncü şahıslara karşı hükümsüzdür.
    B) Temsil:
    I - Temsil salahiyetinin kime ait olduğu:

    Madde 175 - Şirketi ortaklara ve üçüncü şahıslara karşı temsil salahiyet ve
vazifesi, tescil ve ilan edilen mukavelede aksine hüküm olmadıkça, 160 ncı madde
gereğince şirket işlerini idare hak ve vazifesini haiz olanlara aittir.
    II - Şümulü:

    Madde 176 - Şirketi temsile salahiyetli olan kimse, şirketin gayesine dahil
olan her nevi iş ve hukuki muameleleri şirket namına yapmak ve şirketin unvanını
kullanmak salahiyetini haizdir. Bu salahiyeti tahdit eden her şart, hüsniniyetle
hareket eden üçüncü şahıslara karşı hükümsüzdür.
    Ancak şirket mukavelesinin tescil ve ilan edilmiş olan kısmına göre şirketin
ilzam edilebilmesi için mütaaddit ortakların imzası şart kılınmışsa, bu şart,
üçüncü şahıslara karşı da muteberdir.
    III- Hükümleri:

    Madde 177 - Şirketi temsil salahiyetini haiz olan kimseler tarafından, açık
veya zımni olarak şirket namına yapılmış olan muamelelerden dolayı, şirket ala-
caklı ve borçlu olur.
    Bir ortağın şirkete ait vazifelerini ifa dolayısiyle işlediği haksız fiil-
lerden şirket de doğrudan doğruya mesuldür.
    C) Şirket alacaklılarının vaziyeti:
    I - Ortakların şahsi mesuliyeti:

    Madde 178 - Ortaklar, şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı müteselsilen
ve bütün malları ile mesuldürler.
    Şirkete yeni giren kimse, girme tarihinden evvel meydana gelmiş olsa bile
şirketin borçlarından, diğer ortaklarla birlikte müteselsilen ve bütün malları
ile mesuldür.
    Yukarıki fıkralara aykırı olarak mukaveleye konan şartlar, üçüncü şahıslar
hakkında hüküm ifade etmez.
    II- Mesuliyetin derecesi:

    Madde 179 - Şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı birinci derecede şirket
mesuldür. Şu kadar ki; şirkete karşı yapılan icra takibi semeresiz kalmış veya
şirket her hangi bir sebeple sona ermiş ise, yalnız ortak veya ortakla birlikte
şirket aleyhine dava açılabilir ve takip yapılabilir.
    Yukarıki hükümler, ortakların şahsi mallarına ihtiyati haciz koymaya mani
değildir. Bu fıkra hükmünce konulmuş bulunan ihtiyati hacizler hakkında İcra ve
İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında derpiş edilen müddet,
birinci fıkranın ikinci cümlesi hükmünce ortağa karşı dava veya takibe başlama
salahiyetinin doğduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Bununla beraber, ihti-
yati haciz zabıt varakasının tebliğinden itibaren kanuni müddet içinde şirkete
karşı takibe veya davaya başlanmadığı takdirde ihtiyati haciz düşer.
    III- İlam:

    Madde 180 - Yalnız şirket aleyhine alınmış olan ilam, şirket hakkındaki ta-
kip semeresiz kalmadıkça veya şirket her hangi bir sebeple sona ermiş olmadıkça
ortaklar hakkında icra edilemez.
    İcra emrinin şirkete tebliğine rağmen borç ödenmediği takdirde alacaklı şir-
ketle birlikte ortakların veya bazılarının da doğrudan doğruya iflasını istiye-
bilir.
    IV- İflas:
    1. Şirketin iflası:

    Madde 181 - Şirketin iflası halinde; şirket alacaklıları alacaklarını alma-
dıkça, ortakların şahsi alacaklıları şirket mallarına müracaat edemezler.
    2. Şirketin ve ortakların iflası:

    Madde 182 - Şirketin iflası, ortakların iflasını gerektirmez. Ancak depo ka-
rarına rağmen para yatırılmadığı takdirde alacaklı depo kararının ortaklara veya
içlerinden bazılarına da tebliğini ve muktezasını yerine getirmedikleri takdirde
şirketle birlikte iflaslarına karar verilmesini mahkemeden talebedebilir. Bu
hakkını kullanmamış olan alacaklının, şirket masasından alacağını tamamen alama-
ması halinde ortakları iflas yoliyle dahi ayrıca takip hakkı mahfuzdur.
    Ortakların mallarına gerek adi takip gerek iflas yolu ile müracaat olunursa
bunların şahsi alacaklıları ile şirket alacaklıları arasında bir tekaddüm ve im-
tiyaz hakkı yoktur. Ancak şahsi alacaklılar arasında kanunen rüçhan hakkı olan-
ların bu hakları mahfuzdur.
    3. Ortakların hakları:

    Madde 183 - Şirketin iflası halinde ortaklar, koydukları sermaye ve işlemek-
te olan faizler için masaya giremezler. Ancak işlemiş faizlerle ücretler ve şir-
ket lehine yaptıkları masraflar için her hangi bir alacaklı gibi masaya girebi-
lirler.
    V - Takas:

    Madde 184 - Şirkete borçlu olan kimse bu borcunu ortaklardan birinde olan
alacağı ile takas edemez.
    Bir ortak da şahsi alacaklısına olan borcunu şirketin aynı şahıstaki bir
alacağı ile takas edemez.
    Buna mukabil şirketin bir alacaklısı aynı zamanda ortaklardan birinin şahsi
borçlusu ise 179 ve 182 nci maddeler gereğince ortağın şirket borcundan dolayı
şahsen takip edilebildiği andan itibaren gerek şirket alacaklısı ve gerek ortak
takas hakkını haizdirler.
                             DÖRDÜNCÜ KISIM
               Şirketin İnfisahı ve Ortakların Ayrılması
    A) İnfisah:
    I - Sebepleri:
    1. Umumi olarak:

    Madde 185 - Kollektif şirketler, 195 inci madde hükmü mahfuz olmak üzere
Borçlar Kanununun 535 ve 536 ncı maddelerinde ve aşağıda yazılı sebeplerle infi-
sah eder:
    1. Konkordato ile neticelenmiş olsa bile şirketin iflası;
    2. Şirket sermayesinin tamamı veya üçte ikisi zayi olup da tamamlanmasına
veya geri kalan kısmı ile iktifaya ortaklarca karar verilmemiş olması;
    3. Şirketin diğer bir şirket ile birleşmesi;
    4. Tescil ve ilan 157 nci maddede gösterilen müddet içinde veya sonra yapıl-
mamışsa, aradan ne kadar müddet geçmiş olursa olsun ortaklardan her hangi biri-
nin talebi üzerine ve noter marifetiyle diğer ortaklara münasip bir mehli havi
ihtarname gönderilmiş olmak şartiyle mahkemece feshe karar verilmiş olması;
    5. 196 ncı madde hükmü mahfuz olmak üzere ortaklardan birinin iflası.
    2. İstisnalar:

    Madde 186 - Şirket mukavelesinde muayyen bir veya birkaç sebebe munhasır
olmaksızın umumi olarak fesih sebeplerinden her hangi birinin vücudu halinde
şirketin infisah etmiyeceğine dair olan şart muteber değildir. Ancak kanunun
amir hükümlerine muhalif olmamak kaydiyle muayyen bazı fesih sebeplerinin şirke-
tin infisahını mucip olmıyacağı şirket mukavelesinde kabul olunabilir.
    3. Muhik sebepler:

    Madde 187 - Haklı sebep, şirketin kuruluşu mucip olan fiili veya şahsi müla-
hazaların şirket maksadının husulünü imkansız kılacak veya güçleştirecek surette
ortadan kalkmış olmasıdır; hususiyle:
    1. Bir ortağın, şirketin idare işlerinde veya hesaplarının tanzimi hususunda
şirkete ihanet eylemiş olması;
    2. Bir ortağın kendisine düşen esas vazife ve borçları yerine getirmemesi;
    3. Bir ortağın şahsi menfaatleri uğrunda şirketin ticaret unvanını veya
mallarını suistimal etmiş olması;
    4. Bir ortağın, uğradığı daimi bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı,
üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için lüzumlu olan kabiliyet ve ehliyetini
kaybetmesi;
    gibi haller haklı sebeplerdendir.
    Bu maddenin 1,2 ve 3 sayılı bentleri gereğince fesih sebebi meydana getirmiş
olan ortağın dava hakkı yoktur.
    4. Hususi haller:
    a) Sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi:

    Madde 188 - Sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesinden dolayı fesih da-
vası açabilmek için önce ortağa noter vasıtasiyle münasip mehli havi bir protes-
to gönderilmek lazımdır.
    b) Karine:

    Madde 189 - Mukavelede yazılı müddetin sona ermesinden sonra işlere devam
etmek suretiyle zımmen uzatılmış bulunan veya müddeti bir ortağın hayatı ile
tahdit edilmiş olan şirketler, muayyen olmıyan müddet ile kurulmuş sayılırlar.
    5. Ortakların şahsi alacaklıların vaziyeti:
    a) Şirket müddetinin uzatılması halinde itiraz hakkı:

    Madde 190 - Şirket müddetinin uzatılması hakkında ortaklarca ittihaz olunan
karara, ortaklardan herhangi birinin şahsi alacaklısı tarafından itiraz olunabi-
lir.
    İtirazda bulunabilmek için alacaklının ilam veya o mahiyetteki vesikaya ya-
hut katileşmiş icra takibine dayanması ve uzatma kararının ilanı tarihinden iti-
baren on beş gün içinde itirazın noter vasıtasiyle tebliği için notere müracaat
edilmesi şarttır. Müddetinde bu itiraz yapılmamışsa itiraz hakkı düşer.
    Müddetin uzatılması hakkındaki karar tescil ve ilan edilmemiş ise alacaklı
her zaman bu karara itiraz edebilir.
    b) Haciz ve şirketin feshini isteme hakkı:

    Madde 191 - Bir ortağın şahsi alacaklısı, borçlunun şahsi mallarından ve ka-
nunun 145 inci maddesi gereğince şirketteki kar payından alacağını alamazsa,
tasfiye sonunda borçlu ortağa düşecek paya haciz koydurmaya ve altı ay önce
ihbar etmek ve hesap yılı sonu için hüküm ifade etmek şartiyle, şirketin feshini
istemeye salahiyetlidir.
    Mahkemece feshe karar verilmezden önce şirket veya diğer ortaklar borcu ö-
derlerse, fesih davası düşer.
    II - Hükümleri:
    1.  Tescil ve ilan:

    Madde 192 - Şirketin infisahı halinde ortaklar keyfiyeti tescil ve ilan
ettirmekle mükelleftirler. İflas sebebiyle şirketin infisahı halinde bu mükel-
lefiyet iflas memuruna aittir.
    Şirketin feshi bir ortağın ölümünden ileri gelmişse tescil ve ilan dilekçe-
si, ölünün mirascılariyle birlikte bütün ortaklar, mirascıların iştiraki mümkün
olmıyan veya güç olan hallerde sağ kalan ortaklar tarafından verilir.
    2. Ortakların idare haklarının sona ermesi:

    Madde 193 - Şirketi idareye salahiyetli olanlar, infisah halindeki şirket
nam ve hesabına muamele yapamazlar; aksi takdirde bu muamelelerinden müteselsi-
len ve hudutsuz olarak mesul olurlar. 194 üncü madde hükümleri mahfuzdur.
    Fesih keyfiyeti usulen tescil ve ilan edilmedikçe bütün ortakların üçüncü
şahıslara karşı mesuliyetleri devam eder.
    3. Muvakkat idare:

    Madde 194 - Bir ortağın hacir altına alınması veya iflasına karar verilmesi
halinde, Borçlar Kanununun 537 nci maddesi hükmü tatbik olunur.
    B) Ortakların şirketten ayrılması:
    I - Haller:
    1. Bir ortağın ölümü:

    Madde 195 - Şirket mukavelesinde şirketin ölen ortağın mirascılariyle devam
edeceğine dair hüküm yoksa, mirascılarla diğer ortakların ittifakla verecekleri
karar üzerine şirket aralarında devam edebilir. Mirascılar veya içlerinden biri
şirkette kalmaya razı olmazlarsa, diğer ortaklar ölen ortağın payı üzerindeki
miras hisselerini razı olmayan mirascılara vermek suretiyle onları şirketten çı-
karır ve şirkete devam edebilirler. Sağ kalan ortaklardan birinin şirketin deva-
mına razı olmaması sebebiyle ittifak hasıl olamadığı takdirde şirket infisah
eder.
    Şirketin, ölen ortağın mirascılariyle diğer ortaklar arasında kollektif şir-
ket olarak devam edeceği hakkında şirket mukavelesinde hüküm varsa; mirascılar
kollektif sıfatiyle şirkete devam edip etmemekte serbesttirler. Şirketten deva-
mını isterlerse, diğer ortaklar kabule mecburdurlar. Ancak, kollektif sıfatiyle
şirkette kalmak istemiyen mirascı varsa, ölen ortağın payından kendisine düşen
miktar ile komanditer olarak şirkete kabul edilmesini teklif edebilir. Diğer or-
taklar bu teklifi kabule mecbur değillerdir. Mirascılar şirkete kollektif ortak
veya komanditer olarak dahil olup olmıyacaklarını ortağın ölüm tarihinden itiba-
ren üç ay içinde şirkete bildirmeye mecburdurlar. Keyfiyetin şirkete bildirilme-
sine kadar, mirascılar şirkette komanditer olarak kalmış sayılırlar. Bu müddet
içinde beyanda bulunmamış olan mirascılar müddetin hitamından itibaren kollektif
ortak sıfatını iktisap ederler.
    2. Bir ortağın iflası:

    Madde 196 - Ortaklardan birinin iflası halinde, müflis ortak şirketten çıka-
rılabilir. Bu takdirde şirket diğer ortaklar arasında devam eder ve müflisin pa-
yı, masaya ödenir. Şu kadar ki; mukavele ile ortakların bu hakkı kaldırılabilir.
    3. Haklı sebepler:

    Madde 197 - Bir ortağın şahsına ait sebeplerden dolayı şirketin feshinin
istenebileceği hallerde ve mukavelede hüküm bulunduğu takdirde diğer ortakların
ekseriyeti, onun şirketten çıkarılması suretiyle şirketin devamına karar verebi-
lirler.
    Bu kararın noter marifetiyle tebliğinden itibaren üç ay içinde, çıkarılan
ortak tarafından iptali diğer ortaklara karşı dava edilmediği takdirde bu karar
kesinleşir.
    4. Feshin ihbarı:

    Madde 198 - Müddeti belli olmıyan şirketlerde ortaklardan biri feshi ihbar
ettiği takdirde diğer ortaklar feshi kabul etmiyerek ortağı çıkarıp şirketin
kendi aralarında idamesine karar verebilirler.
    Yukardaki fıkra hükmü, bir ortağın şahsi alacaklısının 190 veya 191 inci
maddeler gereğince itiraz veya fesih hakkını kullanması hallerinde de caridir.
Bu takdirde şirketin idamesine dair verilen karar alacaklıya tebliğ edilir ve
borçlu ortak hesap yılı sonunda şirketten çıkarılır.
    5. İki kişilik ortaklıkta:
    a)  Muhik sebepler:

    Madde 199 - Yalnız iki kişiden ibaret bir kollektif şirkette, ortaklardan
birinin şirketten çıkarılmasını gerektiren haklı sebepler mevcut ise, diğer or-
tağın talebi üzerine mahkeme fesih ve tasfiyeye hükmetmeksizin şirkete ait bü-
tün iş ve muameleleri ve şirketin mevcudunu alacak ve borçları ile beraber dava-
cı ortağa terk ve tahsise ve ortağın şirketten çıkarılmasına karar verebilir. Bu
halde, çıkarılan ortak hakkında 204 üncü madde hükmü tatbik olunur.
    b) Diğer sebepler:

    Madde 200 - İki kişiden ibaret olan bir şirkette ortaklardan birinin şahsi
alacaklısı, 190, 191 ve 198 inci maddelere göre haiz olduğu itiraz veya fesih
hakkını kullanır veya ortaklardan biri iflas ederse, diğer ortak, 199 uncu madde
hükümlerinden faydalanabilir.
    II - Hükümler:
    1. Tescil:

    Madde 201 - Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması halinde, ortaklar
keyfiyeti tescil ve ilan ettirmekle mükelleftirler.
    Bir ortağın ölümü halinde 192 nci maddenin 2 nci fıkrası tatbik olunur.
    Bir ortağın şirketten çıkarılması ve çıkması üçüncü şahıslara karşı ancak
tescil ve ilan tarihinden itibaren muteber olur.
    Çıkan veya çıkarılan ortak, keyfiyetin tescil ve ilan tarihine kadar vukubu-
lan şirket muamelelerinden üçüncü şahıslara karşı mesuldür.
    2. Ayrılan ortağın payı:
    a) Hesap tarzı:

    Madde 202 - Şirketten çıkarılan veya çıkan ortağın payı, mukavelede aksine
hüküm yoksa, çıkmanın talebolunduğu veya ortağın çıkarıldığı tarihteki şirket
mevcudu esas tutularak tayin olunur.
    b) Ödeme tarzı:

    Madde 203 - Çıkarılan veya çıkan ortak, yukardaki madde gereğince tayin
olunan payını şirketten ancak nakden alabilir.
    c) Ödeme zamanı:

    Madde 204 - Çıkarılan veya çıkan ortağın 202 nci maddede yazılı esaslara
göre tayin edilecek payı, mukavelede gösterilen tarihte ve mukavelede hüküm yok-
sa ayrılmadan sonra ilk yapılacak bilanço zamanında ödenir.
    Çıkarılan veya çıkan ortak ayrılma tarihinden önce girişilen işler tasfiye
edilmedikçe şirketteki sermaye payını alamaz.
    d) Tamamlanmamış işler:

    Madde 205 - Çıkarılan veya çıkan ortak, ayrılmadan önce başlamış olan işle-
rin doğrudan doğruya neticeleri olan hak ve borçlara iştirak eder.
    Çıkarılan veya çıkan ortak, evvelce başlanmış işlerin kalan ortaklar tara-
fından faydalı sayılacak surette tamamlanmasına ve bir sonuca bağlanmasına engel
olamaz. Şu kadar ki; bahsolunan işlerin derhal tasfiyesi kabil olmadığı takdirde
çıkan veya çıkarılan ortak, her hesap yılı sonunda o yıl içinde bitirilen işle-
rin hesaplarını ve cari muamelelerin o zamanki vaziyeti hakkında bilgi verilme-
sini istiyebilir.
                             BEŞİNCİ KISIM
                                Tasfiye
    A) Umumi hükümler:
    I - Mukavele serbestisi:
    1. Esas:

    Madde 206 - Şirket mukavelesinde başka hükümler bulunmıyan hallerde tasfiye,
bu kısımdaki hükümlere göre yapılır.
    2. Ortakların kararlarına riayet mecburiyeti:

    Madde 207 - Tasfiye memurları tasfiye zamanında ortakların tasfiyeye mütaal-
lik ittifakla verdikleri kararlara göre hareket ederler.
    Tasfiye memurlarının tayini ve azli veya onlara verilecek talimatla ilgili
kararlara iştirak hakkı, bir ortağın iflası halinde iflas idaresine, ölümü ha-
linde mirasçılara ve hacir altına alınması halinde kanuni mümessile aittir. Mi-
rascılar bu hususata ittifakla bir mümessil tayin ederler. İttifak hasıl olmadı-
ğı takdirde mümessilin tayini mahkemeye aittir.
    Ortaklarla tasfiye memurları arasında çıkan ihtilaflar, basit muhakeme usu-
lüne göre incelenir. Tasfiye memurları ve ortaklar dinlenir. Kararın en kısa bir
zamanda verilmesi lazımdır. Bu husustaki kararlar katidir.
    II - Hükmi şahsiyetin devamı:

    Madde 208 - Tasfiye haline giren şirket, ortaklarla olan münasebetlerinde
dahi tasfiye sonuna kadar ve ehliyeti 232 nci madde hükmü mahfuz kalmak kaydiy-
le, tasfiye gayesiyle mahdut olarak hükmi şahsiyetini muhafaza ve ticaret unva-
nını (Tasfiye halinde) ibaresini ilave suretiyle kullanmakta devam eder.
    III- İflas:

    Madde 209 - Bir kollektif şirketin tasfiye halinde bulunması, iflasına engel
 olmaz.
    IV - Şirket alacaklılarının rüçhan hakkı:

    Madde 210 - Kollektif şirket alacaklılarının şirket malları üzerinde ortak-
ların şahsi alacaklarına karşı haiz oldukları rüçhan hakları, şirketin infisa-
hından sonra dahi devam eder.
    B) Tasfiye memurları:
    I - Umumi olarak:

    Madde 211 - İflastan başka hallerde bir kollektif şirketin tasfiyesi, tasfi-
ye memurlarına aittir.
    II - Seçim ve tayin:

    Madde 212 - Tasfiye memurları şirket mukavelesiyle, şirketin devamı sırasın-
da veya infisahından sonra ortakların ittifakiyle seçilir.
    Birinci fıkra hükümlerine uygun olarak bir tasfiye memuru seçilmemişse, bü-
tün ortaklar veya bunların kanuni mümessilleri tasfiyeye memur sayılır. Bununla
beraber ortaklardan birinin talebi üzerine ait olduğu mahkeme tasfiye halindeki
şirket için bir veya bir kaç tasfiye memuru tayin eder. Mahkeme lüzum görürse
dilekçeyi tebliğ ederek diğer ortakları dinleyebilir.
    Gerek ortakların seçecekleri gerek mahkemenin tayin edeceği tasfiye memurla-
rının ortaklardan veya üçüncü şahıslardan olması caizdir.
    III - Azil:
    1. Tasfiye memuru olan ortaklar:
    a) İnfisahtan önce tayin olunanlar:

    Madde 213 - Tasfiye memurları şirket mukavelesiyle veya infisahtan önce or-
taklarca verilen bir kararla ortaklar arasından seçilmişlerse, diğer ortakların
ittifakiyle azledilebilirler; ittifak olmadığı takdirde, ortaklardan her hangi
birinin talebi üzerine haklı sebeplerden dolayı mahkemece azlolunabilirler.
    Azil davası infisahdan önce dahi açılabilir.
    b) İhfisahtan sonra tayin olunanlar:

    Madde 214 - İnfisahtan sonra ortaklar arasından seçilen tasfiye memurları,
diğer ortakların ittifakiyle azledilebilirler. İttifak olmadığı takdirde ortak-
lardan her hangi birinin talebi üzerine haklı sebeplerden dolayı mahkemece
azlolunabilirler.
    2. Ortak olmıyan tasfiye memurları:

    Madde 215 - Ortak olmıyan tasfiye memurları, şirket mukavelesi veya sonradan
verilen bir kararla yahut şirketin infisahından sonra seçilmiş olsalar bile,
herhalde ortakların ittifakiyle azlolunabilirler. İttifak hasıl olmadığı takdir-
de, ortaklardan her hangi birinin talebi üzerine haklı sebeplerden dolayı mahke-
mece azlolunabilirler.
    Azil davası infisahdan önce dahi açılabilir.
    3. Mahkemece tayin olunan tasfiye memurları:

    Madde 216 - Yukarıki madde hükmü, mahkemece tayin edilen tasfiye memurları-
nın azli hakkında da caridir.
    IV - Muamele tarzı:
    1. Birlikte hareket:

    Madde 217 - Şirket mukavelesi veya sonradan ittihaz olunan kararla tasfiye
işlerini yalnız başına idareye mezun kılınmamış olan tasfiye memurları birlikte
hareket ederler.
    Yalnız başına harekete mezun iseler, keyfiyet usulü dairesinde tescil ve
ilan olunur.
    2. Tevkil:

    Madde 218 - Bir tasfiye memuru vazifesini diğer bir tasfiye memuruna veya
üçüncü şahıslara devredemez. Şu kadar ki, bazı muayyen iş ve muameleleri ifa
için tasfiye memurları içlerinden birini veya bazılarını yahut başka bir şahsı
tevkil edebilirler.
    3. Temsil:

    Madde 219 - Tasfiye halinde bulunan şirketi mahkemelerde ve hariçte temsil
salahiyeti tasfiye memurlarına aittir.
    Tasfiye memurları şirket için faydalı gördükleri takdirde sulh, feragat,
kabul ve tahkime ve hususiyle hakem seçmeye dahi salahiyetlidirler ve zaruret
halinde yeni muameleler de yapabilirler.
    Tasfiye halinde bulunan kollektif şirket namına tanzim olunan bütün evrak ve
senetlerin "Tasfiye halinde bulunan filan şirketin tasfiye memurları" ibaresi
ilave edilmek suretiyle tasfiye memurları tarafından imzalanması şarttır.
    Bir tasfiye memurunun vazifesini ifa dolayısiyle işlediği haksız fiillerden
şirket dahi mesuldür.
    4. Yalnız başına hareket:

    Madde 220 - Üçüncü şahıslar tarafından yapılacak teklif, icap, ihbar, ihtar
ve tebliğ gibi beyanların tasfiye memurlarından yalnız birine karşı ifası kafi-
dir.
    Şirketin menfaatleri için tehlike umulan hallerde hususiyle kanun yollarına
gidilmesinde tasfiye memurları tek başlarına hareket edebilirler.
    5. Salahiyetlerin genişletilmesi veya daraltılması:

    Madde 221 - Tasfiye memurlarının kanunen haiz oldukları salahiyetler, ortak-
lar tarafından ittifakla veya haklı sebebe dayanılarak mahkemece verilen karar
ile daraltılıp genişletilebilir.
    Tescil ve ilan olunmadıkça salahiyetlerin daraltılması, hüsniyet sahibi
üçüncü şahıslar hakkında hükümsüzdür.
    V - Tescil ve ilan:

    Madde 222 - Tasfiye memurlarının tayin, tebdil ve azilleriyle haiz oldukla-
rı salahiyetlere dair şirket mukavelesinin hükümleri ve ortaklar veya mahkeme
tarafından verilen kararlar tescil ve ilan olunur.
    VI- Ücret:

    Madde 223 - Ortaklar arasından seçilen tasfiye memurları, mukavelede veya
sonradan verilmiş bir kararda tesbit edilmediği takdirde, ücret alamazlar.
    Ortak olmıyanlardan tayin edilen tasfiye memurları, ücret kararlaştırılmasa
bile mahkemece halin icabına göre takdir edilecek münasip bir ücret istiyebilir-
ler.
*
    VII - Mesuliyet:

    Madde 224 - Kanun, şirket mukavelesi veya iş görme şartlarını tesbit eden
diğer hükümlere aykırı hareket ederek üçüncü şahısları veya ortakları zarar-
landıran tasfiye memurları kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsil
olarak mesul tutulurlar.
    Tasfiye memurları, tayin ve istihdam ettikleri kimselerin kanun, şirket mu-
kavelesi veya iş görme şartlarını tesbit eden diğer hükümlere aykırı hareketle-
rinden dolayı da Borçlar Kanununun 100 üncü maddesi hükmünce gerek üçüncü şahıs-
lara gerekse ortaklara karşı müteselsil olarak mesuldürler.
    Bu davalar, davacının zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren iki yıl-
da ve her halde zararı doğuran fiilden itibaren beş yılda müruruzamana uğrar. Şu
kadar ki, zararı doğuran fiil bir suç teşkil ettiği ve Ceza Kanununa göre müdde-
ti daha uzun bir müruruzamana tabi olduğu takdirde tazminat davasına da o müru-
ruzaman tatbik olunur.
    C) Tasfiye işleri:
    I - Muhafaza tedbirleri:

    Madde 225 - Tasfiye memurları, tasfiye halinde bulunan şirketin bütün mal ve
haklarının muhafazası için basiretli bir iş adamı gibi gerekli tedbirleri almak-
la ve tasfiyeyi mümkün olan en kısa zamanda bitirmekle mükelleftirler.
    II- Defter tutma mükellefiyeti:
    1. Başlangıç envanteri ve bilançosu:

    Madde 226 - Tasfiye memurları, önceden seçilmişlerse şirketin infisahını ve
sonradan ortaklarca seçilmiş veya mahkemece tayin olunmuşlarsa seçim ve tayinle-
rini mütaakıp şirket işlerini gören kimseleri davet ederek onlarla birlikte,
gelmedikleri takdirde yalnız başlarına şirketin mali vaziyetini gösteren bir en-
vanter ile bir bilanço tanzim ederler. Tasfiye memurları lüzum görürlerse şirket
mallarına değer biçmek için eksperlere müracaat edebilirler. Tanzim olunan en-
vanter ile bilanço, tasfiye memurlarının huzuriyle şirket işlerini idare edenler
tarafından imzalanır.
    Envanter ve bilançonun imzasından sonra, tasfiye memurları infisah halinde
bulunan şirketin envanterde yazılı bütün malları ile evrak ve defterlerine el
koyarlar.
    2. Defterler:

    Madde 227- Tasfiye memurları tasfiye muamelelerinin selametini sağlamak için
gereken defterleri tutmakla mükelleftirler.
    3. Son bilanço:

    Madde 228 - Tasfiye sonunda, tasfiye memurları ortakların mukavele veya ka-
nun hükümlerine göre sermaye ile kar ve zarardaki paylarını ve diğer haklarını
gösteren bir bilanço tanzim ederek ortaklara tebliğ ile mükelleftirler. Ortaklar
bir ay içinde mahkemeye müracaatla itiraz etmezlerse, bilanço katileşmiş olur.
Bundan sonra ortaklar, kendilerine düşen payları almaktan kaçındıkları takdirde
tasfiye memurları, bu payları her ortağın namına ayrı ayrı 235 inci maddede
gösterilen bankalardan birine yatırırlar.
                                                                             *
    4. Saklama mecburiyeti:

    Madde 229 - Tasfiyenin sonunda evrak ve defterlerin saklanması hakkında
68 inci madde hükmü tatbik olunur.
    III- Tasfiyenin gayesi:

    Madde 230 - Tasfiye memurları, şirketin devamı zamanında başlanmış olup da
henüz neticelendirilmemiş olan iş ve muameleleri tamamlamaya, şirketin borç ve
taahhütlerini yerine getirmeye, şirketin alacaklarını tahsile ve mevcut malları-
nı paraya çevirmeye kısaca, safi mevcudu elde etmeye yarıyan bütün iş ve muame-
leleri yapmaya mecburdurlar.
    IV - Yeni işler:
    1. Esas:

    Madde 231 - Tasfiye memurları tasfiyenin icaplarından olmıyan yeni bir mua-
mele yapamazlar. Aksi takdirde bu türlü muamelelerden dolayı ortaklara karşı
müteselsilen mesuldürler.
    2. İstisna:

    Madde 232 - Tasfiye memurları, şirketin mevzuunu teşkil eden muamelelere,her
halde ortakların ittifakiyle,feshe mahkemece karar verilmiş olan hallerde ortak-
lar ittifak edemezlerse mahkemenin tasvibiyle muvakkat olarak devam edebilirler.
    V - Malların paraya çevrilmesi:
    1. Ayrı ayrı satış:

    Madde 233 - Tasfiye memurları infisah halinda şirkete ait menkulleri, halin
icabına göre ya artırma suretiyle veya pazarlıkla satabilirler. İttifakla veri-
len bir kararla ortaklar başka bir satış şeklini tesbit etmedikleri takdirde
gayrimenkuller ancak İcra ve İflas Kanunu hükümleri dairesinde açık artırma yo-
liyle satılabilir.
    İlgililer arasında küçüğün veya hacir altına alınmış bir kimsenin bulunması
bu hükmün tatbikına mani olmaz.
    2. Toptan satış:

    Madde 234 - Ortaklar ittifakla karar vermedikçe tasfiye memurları şirket
mallarını toptan satamazlar.
    3. Paranın yatırılması:

    Madde 235 - Tasfiye memurları, tasfiye sırasında elde edilen paraların bin
liradan fazlasını, Merkez Bankasına ve Merkez Bankası bulunmıyan yerlerde mute-
ber bir bankaya şirket adına yatırmaya mecburdurlar.
    VI - Borçların ödenmesi:

    Madde 236 - Tasfiye halinde bulunan bir kollektif şirketin vadesi henüz gel-
memiş olan borçlarını tasfiye memurları iskontonun tenzili suretiyle derhal
ödemeye ve alacaklılar da bu ödeme tarzını kabule mecburdurlar.
    VII - Ortakların munzam ödemeleri:

    Madde 237 - Bir kollektif şirketin mevcudu borçlarının tamamına yetmediği
takdirde, kalan borçların ödenmesini sağlamak için tasfiye memurları ortaklara
müracaat edebilirler.
    VIII - Tasfiye bakiyesinin dağıtılması:
    1. Muvakkat ödemeler:

    Madde 238 - Tasfiye memurları, alacaklıların ve ortakların ilerde tahakkuku
muhtemel olan hak ve alacaklarına yetecek miktarı alıkoymak şartiyle mevcut pa-
rayı muvakkat olarak ortaklar arasında dağıtabilirler.
*
    2. Son dağıtma:

    Madde 239 - Şirketin safi mevcudu, esas mukaveleye veya sonradan verilecek
karara göre tasfiye memurları tarafından dağıtılır. Mukavelede aksine hüküm veya
ortakların kararı olmadığı halde dağıtma para olarak yapılır.
    IB. Ortakların kontrol hakkı:
    1.  Bilgi isteme hakkı:

    Madde 240 - Tasfiye memurları, ortaklara, tasfiye işlerinin vaziyeti hakkın-
da her zaman bilgi ve istedikleri takdirde bu hususta imzalı bir vesika vermeye
mecburdurlar.
    Tasfiye memurları tasfiyenin sonunda tasfiye iş ve muamelelerine dair
ortaklara hesap vermeye mecburdurlar.
    2.  Defterleri inceleme hakkı:

    Madde 241 - Tasfiye memurları, talep üzerine şirkete ve tasfiyeye ait olan
bütün defterleri ve evrakı tasfiye muamelesinin yapıldığı yerde ortaklara gös-
termeye mecburdurlar. Ortakların bu defter ve evraktan suret almalarına tasfiye
memurları mani olamazlar.
    B - Tasfiyenin sonu:

    Madde 242 - Tasfiyenin sona ermesi üzerine, şirketin ticaret unvanının si-
cilden silinmesi için keyfiyet tasfiye memurları tarafından ticaret siciline
tescil ve ilan ettirilir.
                             ÜÇÜNCÜ FASIL
                            Komandit Şirket
                             BİRİNCİ KISIM
                      Şirketin Mahiyeti ve Kuruluşu
    A) Tarifi:

    Madde 243 - Ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek maksa-
diyle kurulan ve şirket alacaklılarına karşı ortaklardan bir veya bir kaçının
mesuliyeti tahdit edilmemiş ve diğer ortak veya ortakların mesuliyeti muayyen
bir sermaye ile tahdit edilmiş olan şirket komandit şirkettir.
    Mesuliyetleri mahdut olmıyan ortaklara komandite, mesuliyeti mahdut olanlara
komanditer denir.
    Komandite ortakların hakiki şahıs olmaları lazımdır. Hükmi şahıslar ancak
"komanditer" ortak olabilirler.
    B) Tatbik olunacak hükümler:

    Madde 244 - Bu kısımdaki hususi kaideler mahfuz kalmak şartiyle kollektif
şirkete dair (154 - 158) inci maddelerin hükümleri komandit şirketler hakkında
da tatbik olunur.
    C) Mukavele:
    I - Tefsir:

    Madde 245 - Şirketin komandit olup olmadığı mukavele hükümlerine göre tayin
olunur. Ortaklar tarafından şirkete verilen ad ve vasıf yalnız başına o şirketin
nev`ini tayine esas olamaz.
    Bir şirketin komandit olduğu tayin edilmediği halde o şirket kollektif sayı-
lır.
                                                                             *
    II- Komanditerlerin sermaye koyma borcu:

    Madde 246 - Bir komandit şirket mukavelesine 155 inci maddede gösterilen hu-
suslardan başka komanditerlerin ad ve soyadları ve her birinin koydukları veya
koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarları yazılarak tescil ve ilan ettirilir.
    Bir komanditer şahsi emeğini ve ticari itibarını sermaye olarak koyamaz.
                             İKİNCİ KISIM
                    Ortaklar Arasındaki Münasebetler
    A) Mukavele serbestisi:

    Madde 247 - Komandit şirkette ortakların birbirleriyle olan münasebetleri
mukavele ile tayin olunur. Mukavelede bulunmıyan hususlar da bu kısımda yazılı
hükümler mahfuz kalmak şartiyle kollektif şirketlere dair olan 159 - 173 üncü
maddeler hükümleri tatbik olunur.
    B) Komanditerlerin hukuki vaziyeti:
    I - İdare:

    Madde 248 - Komanditerler, şirket işlerini görmeye mezun ve mecbur olmadık-
ları gibi idare hakkını haiz olanların salahiyetleri dahilinde gördükleri işlere
de engel olamazlar. Şu kadar ki, idare hakkını haiz olanların salahiyetleri dı-
şında kalan hususlar hakkında rey verebilirler.
    II - Murakabe:

    Madde 249 - Her komanditer, iş yılı sonunda ve iş saatleri içinde şirketin
envanteriyle bilanço muhteviyatını ve bunların sıhhatini incelemeye mezundur.
Bu incelemeyi bizzat yapabileceği gibi ekspere de yaptırabilir. Eksperin şahsı
hakkında bir itiraz dermeyan edilirse komanditerin talebi üzerine mahkeme
tarafından ehlivukuf tayinine karar verilir. Bu karar katidir.
    Önemli sebeplerin bulunması halinde, mahkeme, komanditerin talebi üzerine
şirketin işlerinin ve mevcudunun bizzat veya eksper marifetiyle incelenmesine
her vakit izin verebilir.
    Yukarki fıkralar hükümlerine aykırı mukavele şartları muteber değildir.
    III - Rekabet yasağı:
    Madda 250 - Kollektif ortakların şirket mevzuunu teşkil eden muamelelerin
aynını yapamıyacaklarına dair olan 172 nci madde hükmü komanditerler hakkında
tatbik olunmaz. Ancak komanditerler, şirket konusunu teşkil eden işlerle uğraşa-
cak bir işletme açar veya böyle bir işletme açan bir şahıs ile ortak olur veya-
hut bu mahiyette bir şirkete dahil olurlarsa komandit şirketin evrak ve defter-
lerini incelemek hakkını kaybederler.
    IV - Kar ve zarar:
    1.  Umumi olarak:

    Madde 251 - Komanditerler, iş yılı sonunda tahakkuk eden kar paylarını ve
mukavelede kararlaştırılmış olan faizleri nakten alırlar. Fakat koydukları
sermayeler her hangi bir sebeple azalmış ise noksanı tamamlanıncaya kadar kar ve
faizi isteyemezler. Şu kadar ki; gelecek yıllarda elde edilecek kar paylarından
sermayenin noksanı tamamlandıktan sonra artan kısımdan ilk önce evvelki yıllara
ait birikmiş faizler ödenir.
    2. Geri verilmesi mecburi olmıyan faizler ve kar payları:
    a) Usulüne göre tahakkuk ettirilmiş olanlar:

    Madde 252 - Komanditerler önce aldıkları ve usulüne göre tahakkuk ettirilmiş
faiz ve kar paylarını şirketin sonradan vukubulan zararını telafi için geri ver-
meğe mecbur tutulamazlar.
    b) Usulsüz tahakkuk ettirilmiş olanlar:

    Madde 253 - Komanditerler şeklen muntazam ve kar gösteren bir bilançoya göre
hüsnüniyetle aldıkları ve fakat usulsüz tahakkuk ettirilmiş kar paylarını veya
mukavele ile kabul edilmiş olan faizleri geri vermeye mecbur tutulamazlar.
    V - Azalığın intikali:
    1.  Devir halinde:

    Madde 254 - Komanditer, şirketteki payını başkasına devredebilir. Fakat dev-
re diğer ortaklar muvafakat etmemişlerse Borçlar Kanununun 532 nci maddesi hükmü
tatbik olunur.
    2. Ölüm halinde:

    Madde 255 - Ölen bir komanditerin yerine mirasçıları geçer.
                             ÜÇÜNCÜ KISIM
        Şirketin ve Ortakların Üçüncü Şahıslarla Olan Münasebetleri
    A) Tatbik olunacak hükümler:

    Madde 256 - Şirket ve ortakların üçüncü şahıslarla olan münasebetlerinde, bu
kısımdaki hususi kaideler mahfuz kalmak şartiyle kollektif şirkete dair 174-184
üncü maddelerin hükümleri tatbik olunur.
    B) Şirketin temsili:

    Madde 257 - Komandit şirketlerin idare ve temsili komandite ortaklara ait-
tir. İdare hakkının ve temsil salahiyetinin hududu kollektif şirketler hakkında-
ki hükümlerle muayyendir.
    Komanditer ortaklar, şirketi temsil ve idare salahiyetini haiz değildirler.
Şu kadar ki, şirket mukavelesinde aksine hüküm olmamak şartiyle komanditer or-
tak; yalnız ticari mümessil, ticari vekil veya ticari memur olarak tayin edile-
bilir.
    C) Komanditer ortağın mesuliyeti:
    I - Umumi olarak:

    Madde 258 - Bir komanditerin mesuliyeti koyduğu veyahut taahhüt eylediği
sermaye miktarını aşamaz.
    II- İstisnalar:
    1. Adi şirket unvanına dahil olan komanditer:

    Madde 259 - Adi şirket unvanına dahil olan komanditer, üçüncü şahıslara kar-
şı komandite bir ortak gibi mesul sayılır.
    2. Şirket namına muamelede bulunan komanditer:

    Madde 260 - Ticari mümessil, ticari vekil veya ticari memur olarak hareket
ettiğini açıkça bildirmeksizin şirket namına muamelelerde bulunan komanditer or-
tak, bu muamelelerden dolayı hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı komandite
ortak gibi mesul olur.
   Komanditerlerin işlerin idaresine müdahaleyi tazammun etmiyecek veçhile rey
ve nasihat vermeleri ve şirketin iş ve muameleleri üzerinde haiz oldukları mura-
kabe haklarını kullanmaları ve kanunda yazılı hallerde idare işlerini gören kim-
selerin tayin ve azillerine iştirak eylemeleri ve şirket içinde tali hizmet ve
memuriyetlerde istihdam edilmeleri, komanditer vasfına halel vermez.
    III - Alacaklıların vaziyeti:
    1. Takip imkanı:

    Madde 261 - Komanditerler, koymayı taahhüt ettikleri sermayelerin zimmetle-
rinde kalan kısmına kadar şirketin alacaklılarına karşı mesuldürler. Fakat ala-
caklılar şirket infisah halinde bulunmadıkça veya şirket aleyhine vukubulan icra
takibatı semeresiz kalmış olmadıkça komanditerlere müracaat edemezler.
    Şirketin iflası halinde alacaklıların haiz oldukları haklar iflas masasına
geçer.
    Komanditerler, şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermayeyi aşan bir miktar
ile mesuliyeti üzerine aldıklarını yazı ile beyan veya ilan etmişlerse üçüncü
şahıslara veya beyanın muhatabına karşı bu meblağ miktarınca mesul olurlar.
    2. Sermayenin azaltılması:

    Madde 262 - Bir komanditer sermayesini, 252 ve 253 üncü madde hükümleri mah-
fuz kalmak şartiyle, gerek doğrudan doğruya ve gerek faiz veya kar payına mahsup
için dolayısiyle tamamen veya kısmen geri alamıyacağı gibi sermayesi her hangi
bir sebeple azalmışsa noksanı tamamlanıncaya kadar faiz veya kar payını almaktan
memnudur. Aksi halde komanditer aldığı para kadar şirket alacaklılarına karşı
261 inci maddenin birinci fıkrası gereğince mesul olur.
    3. İflas:
    a) Şirketin iflası:

    Madde 263 - Bir komandit şirketin iflası halinde şirket alacaklıları alacak-
larını almadıkça ortakların şahsi alacaklıları şirket mallarına müracaat edemez-
ler.
    Komanditerlerin koydukları sermaye dahi, şirket alacaklılarının birinci fık-
rada yazılı olduğu gibi tercihan haklarını elde edecekleri mallardan sayılır.
    b) Komanditerlerin mesuliyeti:

    Madde 264 - Şirketin mevcudu şirket alacaklılarına yetmiyecek olursa, bu
alacaklılar geri kalan alacaklarından dolayı komanditelerin şahsi mallarına
müracaat edebilir.
    Ortakların şahsi mallarına müracaat halinde şirket alacaklılarının, ortakla-
rın şahsi alacaklılarına karşı rüçhan hakkı yoktur.
    c) Komanditerin iflası:

    Madde 265 - Şirket ve iflas halinde masası veya şirket alacaklıları, iflas
etmiş bir komanditerin masasına müracaat ederlerse, bunların, müflis komandite-
rin şahsi alacaklılarına karşı rüçhan hakkı yoktur.
    4. Takas:

    Madde 266 - Şirketten alacağı olan bir şahsın, sermaye borcunu henüz yerine
getirmemiş veya koyduğu sermayeyi geri almış bir komanditere borcu varsa, bu şa-
hıs şirketteki alacağını komanditere olan borcu ile takas edebilir. 184 üncü
madde hükmü mahfuzdur.
                             DÖRDÜNCÜ KISIM
          Şirketin İnfisahı, Tasfiyesi ve Nevi`nin Değiştirilmesi
    A) Tatbik olunacak hükümler:

    Madde 267 - Kollektif şirketlerin infisahına ve tasfiyesine ve ortakların
şirketten çıkma ve çıkarılmasına dair olan 185 - 242 nci maddeler hükümleri
komandit şirketlerde de tatbik olunur. Şu kadar ki, şirket mukavelesinde aksine
bir hüküm bulunmadıkça komanditerin ölümü veya vesayet altına alınması şirketin
infisahını mucip olamaz.
    B) Nev`in değiştirilmesi:

    Madde 268 - Bir kollektif şirket tasfiye edilmeksizin, bütün ortaklar
tarafından ittifakla verilecek ve ticaret siciline tescil ve ilan edilecek bir
kararla komandit şirkete çevrildiği takdirde eski ortaklardan komanditer sıfatı-
nı kazananlar üçüncü şahıslara karşı bu sıfatı ancak keyfiyetin tescil ve
ilan tarihinden sonra vukubulan işlerden dolayı dermeyan edebilirler.
    Bir komandit şirket tasfiye edilmeksizin bütün ortaklar tarafından ittifakla
verilecek ve ticaret siciline tescil ve ilan edilecek bir kararla kollektif
şirkete çevrildiği takdirde komanditer sıfatını kaybeden ortakların mesuliyeti
hakkında 178 inci madde hükmü tatbik olunur.
                             DÖRDÜNCÜ FASIL
                             Anonim Şirket
                             BİRİNCİ KISIM
                 Şirketin Mahiyeti ve Kuruluş Şekilleri
    A) Umumi hükümler:
    I - Tarifi:

    Madde 269 - Anonim şirket, bir unvana sahip, esas sermayesi muayyen ve pay-
lara bölünmüş olan ve borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle mesul bulunan şir-
kettir.
    Ortakların mesuliyeti,taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile mahduttur.
    II - Hususi kanunlar ile kurulan anonim şirketler:

    Madde 270 - Hususi kanunlarla kurulan anonim şirketler, kuruluş kanunlarında
aksine hüküm olmadıkça, bu faslın hükümlerine tabidirler.
    III- Mevzu ve maksat:

    Madde 271 - Anonim şirketler, kanunen yasak olmıyan her türlü iktisadi mak-
sat ve konular için kurulabilirler.
    Şu kadar ki; esas mukavelede şirket mevzuunun hudutlarının açıkça gösteril-
miş olması şarttır.
    IV - Sermaye miktarı:

    Madde 272 - (Değişik: 24/6/1995 - KHK - 559/4 md.)
    Özel kanunlarda aksine hüküm olmadıkça esas sermaye miktarı beşmilyar
Türk lirasından aşağı olamaz. Bu miktar, Bakanlar Kurulunca on katına kadar
artırılabilir.
    V - Devletin kontrolu:
    1.  Kuruluşa izin:

    Madde 273 - Anonim şirket İktisat ve Ticaret Vekaletince verilecek izinle
kurulur.
    2. Murakabe:

    Madde 274 - (Değişik: 24/6/1995-KHK 559/5 md.)
    Anonim şirketlerinin muameleleri, bir tüzük ile tayin olunacak şekilde
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ticaret müfettişleri tarafından denetlenir. Dene-
tim, bilançonun açıklık ve doğruluk esasları çerçevesinde yapılacak incelemeyi
de kapsar. Diğer bakanlık ve kuruluşlarca anonim şirketleri ilgilendiren konu-
larda düzenleme yapılması halinde, Bakanlığın uygun görüşü alınır. Bakanlık, bu
Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin tatbikatıyla ilgili olarak
tebliğler çıkarmaya yetkilidir. Ticaret sicili memurlukları tebliğ hükümlerine
uymakla yükümlüdür.
    Kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya kamu düzenine aykırı işlemler ve
faaliyetlerde bulunduğu anlaşılan şirketler aleyhine özel kanunlarındaki hüküm-
ler saklı kalmak kaydıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca fesih davası açıla-
bilir.
    Bu Kanunun 297 ve 378 inci maddeleri uyarınca anonim şirketlerin genel kurul
toplantılarına katılacak komiserlerin nitelikleri, genel kurul ile ilgili görev
ve yetkileri Bakanlıkça bir yönetmelikle tesbit edilir. Bakanlık komiserlerinin
yol giderleri ve zaruri masrafları Bütçe Kanununun (H) cetvelinin (B) bendi
ile tesbit edilen Devlet memurlarına ödenen en yüksek yurt içi günlük harcırah
tutarının üç katını geçmemek üzere şirket tarafından karşılanır. Şirket tara-
fından ödenecek ücret ve yolluk miktarları ve bunların ödenme şekli yönetmelik-
te gösterilir.
    3. Amme hükmi şahıslarının iştiraki:

    Madde 275 - Devlet, vilayet, belediye gibi amme hükmi şahıslarından birisine
esas mukaveleye dercedilecek bir kayıtla pay sahibi olmasa dahi, mevzuu amme
hizmeti olan anonim şirketlerin idare ve murakabe heyetlerinde temsilci bulun-
durmak hakkı verilebilir.
    Yukarıki fıkrada yazılı şirketlerde pay sahibi olan amme hükmi şahıslarının
idare meclis ve murakabe heyetlerindeki temsilcileri ancak bunlar tarafından
azlolunabilir.
    Amme hükmi şahıslarının, şirket idare meclisi ve murakabe heyetlerindeki
temsilcileri, umumi heyet tarafından seçilen azaların hak ve vazifelerini haiz-
dirler. Şu kadar ki, bunlar; idare meclisi azası sıfatiyle pay senetleri tevdi
etmek mükellefiyetinden muaftırlar. Amme hükmi şahısları şirket idare meclisi ve
murakabe heyetlerindeki temsilcilerinin bu sıfatla işledikleri fiil ve yaptıkla-
rı muamelelerden dolayı şirkete ve onun alacaklılariyle pay sahiplerine karşı
mesuldür. Hükmi şahsın rücu hakkı mahfuzdur.
    B) Kuruluş:
    I - Çeşitleri:

    Madde 276 - Anonim şirketler, ya tedrici veya ani şekilde kurulur.
    Ani kuruluş, şirket paylarının kurucular tarafından tamamen taahhüt edilme-
siyle olur.
    Tedrici kuruluş, bir kısım payların kurucular tarafından taahhüt olunması ve
geri kalan kısmı için de halka müracaat edilmesi suretiyle olur.
    II - Kurucular:
    1.  Sayısı:

    Madde 277 - Bir anonim şirketin kurulması için şirkette pay sahibi en az
beş kurucunun bulunması şarttır.
    2. Tarifi:

    Madde 278 - Esas mukaveleyi tanzim ve imza eden ve sermaye olarak esas
mukavelede muayyen parayı veyahut paradan başka bir şeyi koymayı taahhüt eden
pay sahipleri kurucu sayılırlar.
    Tedrici kuruluşta, esas mukaveleyi tanzim ve imza etmeksizin paradan başka
bir şeyi sermaye olarak koyan pay sahipleri de kurucu sayılırlar.
    Kurucular yukarıki fıkralarda yazılı muamelelerden birini, üçüncü bir şah-
sın hesabına yaptıkları takdirde bu şahıs da kuruluştan doğan mesuliyetler
bakımından kurucu sayılır.
    Bu üçüncü şahıs, kendi hesabına iş gören kimsenin bildiği veya bilmesi gere-
ken bir vakıayı kendisinin bilmediğini ileri süremez.
    III - Esas mukavele:

    Madde 279 - Esas mukavelenin yazılı şekilde yapılması ve bütün kurucuların
imzalarının noterce tasdik edilmiş bulunması şarttır.
    Esas mukaveleye aşağıdaki hususlar yazılır:
    1. Şirketin ticaret unvaniyle merkezinin bulunacağı yer;
    2. Şirketin maksadiyle mevzuunu teşkil eden muamelelerin nev`i ve mahiyeti;
    3. Şirketin esas sermayesinin miktarı ile her payın itibari kıymeti, ödeme
suret ve şartları;
    4. Paradan başka sermaye olarak konan haklar ve mallarla bunlara mukabil ve-
rilecek hisse senetlerinin miktarı ve mevcut bir işletmenin veya bazı ayınların
devir alınması bahis mevzuu olduğu takdirde onun bedeli ve kurucular tarafından
şirketin kurulması için şirket hesabına satınalınan diğer şeylerin bedelleriyle
şirketin kurulması hususunda hizmetleri görülenlere verilmesi gereken ücret veya
tahsisat yahut mükafatın miktarı;
    5. Kurucularla idare meclisi azalarına ve diğer kimselere şirket kazancından
sağlanacak hususi menfaatler;
    6. Şirket işlerini idare ve murakabe ile mükellef olanların ne suretle
seçilecekleri ve bunların hak ve vazifeleri ve imza koymaya salahiyetli olanlar;
    7. Umumi heyetlerin ne suretle davet edileceği; toplantıların vakti ve rey
verme ile müzakere icrası ve karar verilmesi hususlarının tabi olduğu kayıt ve
şartlar;
    8. Şirket bir müddet ile tahdit edilmişse bu müddet;
    9. Şirkete ait ilanların ne suretle yapılacağı;
   10. Ani Kuruluş halinde, her ortağın taahhüt ettiği sermayenin nev`i ve pay
miktarı.
    IV - İzin:

    Madde 280 - Geçen maddede yazılı esas mukavele, şirket esas sermayesinin
yüzde onunun tediye veya temin edildiğini gösteren bir vesika ile birlikte İkti-
sat ve Ticaret Vekaletine verilerek şirketi kurmak için izin alınır.
    İktisat ve Ticaret Vekaleti esas mukavelelerin kanunun müffessir hükümle-
rinden ayrıldığını ileri sürerek izinden imtina edemez.
    C) Tedrici kuruluş:
    I - İştirake davet:
    1.  İzahname:

    Madde 281 - İzin alındıktan sonra şirket tedricen kurulacak olursa kurucu-
lar şirketin maksat, mevzu ve müddeti ve esas sermayenin miktariyle her payın
kıymetini, kurucu veya idare meclisi azalarına veya diğer kimselere sağlanan
hususi menfaatleri ve sermaye olarak konan ayınları ve bu ayınlar mukabilinde
verilecek karşılığı ve mevcut bir işletmenin veya bazı ayınların devir alınması
esas mukavele hükümlerinden ise onun bedelini ve kuruluş umumi heyeti toplantı-
larının yeriyle icra suretini gösteren bir izahname tanzim ederek halkı iştirake
davet için ilan ettirirler.
   2. Sirküler:

    Madde 282 - Kurucular, halkı şirket sermayesine iştirake davet için 281 inci
maddede yazılı izahnameyi, sirküler ve diğer yayın vasıtalariyle de halka
bildirebilirler. Bu takdirde izahnamenin ilan edildiği gazetelerin numara ve
tarihlerinin gösterilmesi lazımdır.
    II - İştirak taahhütnamesi:
    1. Şekil:
    a) Muhtevası:

    Madde 283 - Şirket sermayesine iştirak talebi, iki nüsha iştirak taahhütna-
mesi tanzimi ile olur.
    İştirak taahhütnamelerine, 281 inci maddede yazılı izahnamenin muhtevası ve
iştiraki taahhüdedenlerin ad ve soyadlariyle ikametgahları ve almayı taahhüt et-
tikleri payların yazı ile ifade edilen miktarı ve taahhüt günü, esas mukavelenin
veya izahname münderecatının kabul edilmiş olduğu ve muayyen müddet içinde şir-
ket kurulmadığı takdirde taahhüdün düşeceği yazılır.
    İştirak taahhütnamesinde yazılı hususlar ile esas mukavele veya izahname
münderecatına vukuf hasıl edildiğini bildiren ve imzası noterce tasdik edilmiş
olan bir mektupla kuruculara veya bunlardan birine yapılacak müracaatlarla dahi
iştirak taahhütleri kabul edilebilir.
    İmzaları noterce tasdik edilmiş olan iştirak taahhütnamelerinde gayrimenkul
mülkiyeti veya gayrimenkul üzerindeki ayni hakların sermaye konulmasına ait ta-
ahhütler resmi şekil aranmaksızın muteberdir.
    b) Şekil noksanlığı:

    Madde 284 - İştirak taahhütnameleri yukarıki maddede yazılı şekilde tanzim
edilmediği veya iştiraki talebeden tarafından bazı kayıt ve şartlar ilave edil-
diği surette taahhüt hüküm ifade etmez. Şu kadar ki, bu suretle iştiraki taahhüt
eden kimse kuruluş umumi heyetinin ilk toplantısında hazır bulunur veyahut son-
radan pay sahipliğine ait hakları kullanır ve vazifeleri yerine getirirse kayıt
ve şartlardan ari ve şekline uygun bir taahhütname ile şirkete bağlı sayılır.
    2. Hükümleri:
    a) Taahhüdün mahiyeti:

    Madde 285 - (Değişik birinci fıkra: 24/6/1995 - KHK 559/6 md.) Esas ser-
mayeye tekabül eden payların muvazaadan ari olarak tamamen taahhüt edilmiş
olması şarttır.
    Sermaye olarak paradan başka iktisadi bir değer veya menkul mal konulması
taahhüdü, şirketin hükmi şahsiyet kazandığı tarihten itibaren onlar üzerinde
malik sıfatiyle doğrudan doğruya tasarruf edebileceğinin ve gayrimenkul
üzerindeki mülkiyet veya sair ayni hakların sermaye olarak konulması taahhüdü
ise, bu hakların şirketin hükmi şahsiyet kazanmasiyle beraber tapu siciline
tescil edileceğinin kabul edilmiş olması demektir.
    b) Payların bedeli:

    Madde 286 - İtibari kıymetlerinden aşağı bir bedel ile, hisse senedi
çıkarılamaz.
    Senetlerin itibari kıymetlerinden yüksek bir bedelle çıkarılmaları esas mu-
kavelede bu hususta bir hüküm bulunmasına veya bunun umumi heyet tarafından
karar altına alınmasına bağlıdır.
   c) İlk taksit:

    Madde 287 - Payların kanunen ödenmesi gereken bedellerinin taahhüt anında
ödenmesi şart kılınmadığı takdirde iştirak taahhütleri kurucular tarafından
kabul edildikten sonra kurucular iştiraki taahhüdedenlere taahhütlü mektup
göndererek ve gazetelerle ilan ederek üzerine aldıkları paylara ait bedellerin
muayyen bir müddet içinde ödenmesini ihtar ederler.
    İştiraki taahhüdedenlerin bu müddet içinde bedelleri ödememeleri takdirinde
kurucular onların şirketle olan ilgilerini kesmek veya kendilerini taahhüdün
ifasına icbar etmek hakkını haizdirler. İştiraki taahhüdedenlerin ilgileri ke-
sildiği taktirde yerlerine geçecek kimseler tarafından payların bedeller ödenme-
dikçe şirket kurulamaz.
    d) Tevdi:

    Madde 288 - (Mülga: 24/6/1995 - KHK-559/13 md.)
    III - Kuruluş umumi heyeti:
    1. İlk toplantı:
    a) Toplantıya davet:

    Madde 289 - Esas sermayenin tamamına iştirak taahhüt edildikten ve payların
287 nci maddede muayyen bedelleri ödendikten sonra on gün içinde, kurucular her
pay sahibine taahhütlü mektup göndererek ve gazetelerle ilan ederek kuruluş
umumi heyetini toplantıya davet ederler. Davet mektubunun toplantı gününden en
az on beş gün önce gönderilmesi ve aşağıda yazılı hususları havi gündemin bildi-
rilmesi şarttır.
    1. Payların bütününe iştirak taahhüt olunduğunun ve bunların 287 nci madde-
de muayyen bedellerinin ödendiğinin tesbiti;
    2. Sermaye olarak gösterilen ayınların ve eğer şirketin mevcut bir işletmeyi
veya bazı ayınları satınalması esas mukavele şartlarından ise bu işletmenin veya
ayınların değerini biçmek için ehlivukuf tayini;
    3. Kuruculara şart kılınan hususi menfaatlere dair tekliflerin karara bağ-
lanması;
    4. İdare meclisi azalarının ad ve soyadları iştirak taahhütnamelerindeki
izahnamede gösterilmediği halde bu azaların seçilmesi;
    5. Murakıpların seçilmesi;
    6. Kurucuların şirketi kurmak için giriştikleri taahhütlerle yaptıkları mu-
amele ve masrafların kabulü.
    b) Kararlar:

    Madde 290 - Kuruluş umumi heyeti yukarıki maddede yazılı hususları müzakere
edip karara bağlar.
    Nakdi sermayenin en az yarısını temsil eden pay sahipleri hazır bulunmadıkça
müzakere yapılamaz.
    Her pay, sahibine bir rey hakkı verir.
    Kararlar mevcut reylerin ekseriyetiyle verilir.
    c) Rey hakkından mahrumiyet:

    Madde 291 - Ayın nevinden sermaye koyan kimse bunun değerinin biçilmesinde
ve kendilerine hususi menfaatler sağlıyan kurucu ve diğer pay sahipleri, bu
menfaatlerin tasvibine ait müzakerede rey kullanamazlar.
    d) İlk idare meclisi ve murakabe heyetinin seçimi:

    Madde 292 - İdare meclisi azaları şirket esas mukavelesiyle tayin edilmedik-
leri takdirde, taahhüt sahipleri arasından kuruluş umumi heyetince seçilirler.
    İlk murakıpların tayini umumi heyete ait olup bunların esas mukavele ile
tayinleri caiz değildir.
    e) Bilirkişilerin seçimi:

    Madde 293 - Kuruluş umumi heyetinin, ayın olan sermayelerin ve devralınacak
işletmenin veya ayınların değerlerini biçecek bilirkişiyi tayin edebilmesi için,
nakdi sermayenin en az üçte ikisini temsil eden pay sahiplerinin hazır olmaları
şarttır. Kararlar ekseriyetle verilir. Müzakere nısabı temin edilemediği takdir-
de bilirkişi, kurucuların talebi üzerine mahkemece tayin olunur.
    2. İkinci toplantı:
    a) Toplantıya davet:

    Madde 294 - Yukarıki madde gereğince tayin olunan bilirkişi gereken raporla-
rı tanzim edip verdikten sonra kurucular tarafından kuruluş umumi heyeti 289 un-
cu maddede yazılı müddet içinde ve aynı şekilde yeniden toplantıya davet olunur.
Davet mektuplarına bilirkişi raporunun birer sureti bağlanır.
    b) Kararlar:

    Madde 295 - Umumi heyetin ikinci toplantısında, 290 ıncı maddede yazılı
toplantı nisabının mevcut olduğu anlaşılırsa, bilirkişi raporları okunup ince-
lendikten ve lüzumunda ayın nevinden sermaye koyan kimselerin ve devralınacak
işletmenin veya ayınların sahibinin izahları dinlendikten sonra 281 inci maddede
yazılı izahnamedeki değerlerin aynen kabul veya reddine yahut ilgililerin muva-
fakatiyle değiştirilmesine 290 ıncı maddede gösterilen ekseriyetle karar veri-
lir.
    c) Toplantının taliki:

    Madde 296 - Bilirkişi raporunun okunup incelenmesi için yukarıki madde gere-
ğince toplanan kuruluş umumi heyetinde 290 ıncı maddede yazılı nisap hasıl olma-
dığı takdirde 297 nci maddede yazılı olduğu veçhile bir zabıt tanzim olunarak
toplantı bir ay sonraya bırakılır ve keyfiyet kurucular tarafından toplantıda
bulunmıyan her pay sahibine taahhütlü mektuplarla bildirilir ve gazetelerle de
ilan olunur.
    d) Devlet komiserleri ve kararların muteberlik şartı:

    Madde 297 - Kuruluş umumi heyetlerinin verdikleri kararların muteber olması
için toplantılarda İktisat ve Ticaret Vekaletinden bir komiser bulunması ve ko-
miserin zabıtların kanuna uygun bir şekilde tutulmasına nezaret ve zabıtları re-
yini kullanan pay sahipleriyle birlikte imza etmesi şarttır. Bu zabıtlara, veri-
len kararların mahiyet ve neticeleriyle muhalif kalanların muhalefet sebepleri
yazılır.
    IV - Sağlanabilecek hususi menfaatler:

    Madde 298 - Kurucuların şirketi kurdukları sırada sarf ettikleri emeğe kar-
şılık olarak para ve bedelsiz hisse senedi almak gibi bir suretle şirket serma-
yesinin azalmasını mucip olacak bir menfaatin kendilerine tahsisi hakkında esas
mukaveleye dercedecekleri şartlar hükümsüzdür. Ancak hasıl olan kazançtan
466 ıncı maddenin birinci fıkrasında yazılı yedek akçe ile pay sahipleri için
yüzde 5 kar payı ayrıldıktan sonra kalanın onda birini kendilerine tahsis edebi-
lirler. Kuruculara zikri geçen menfaatler için verilecek senetlerin nama yazılı
olması lazımdır.
    V - Kuruluşun tamamlanması:
    1. Mahkemenin vazifesi:

    Madde 299 - (Mülga: 24/6/1995 - KHK-559/13 md.)
    2. Şirketin tescil ve ilanı:

    Madde 300 - (Değişik birinci fıkra: 24/6/1995 - KHK-559/7 md.) Kuruluş umumi
heyetinin yapılmasından sonra 15 gün içinde şirket merkezinin bulunduğu yer ti-
caret siciline tescil ve ilan olunur.
    Tescil ve ilan edilecek hususlar şunlardır:
    1. Esas mukavelenin tarihi;
    2. Şirketin ticaret unvanı ve merkezi;
    3. Şirketin maksat ve mevzuu ve varsa müddeti;
    4. (Değişik: 24/6/1995 - KHK-559/7 md.) Esas sermayesinin miktarı, ödeme
suret ve şartları ve hisse senetlerinin itibari kıymeti;
    5. Hisse senetlerinin nevileri, hamiline veya nama yazılı oldukları ve
muayyen hisse senetlerinin bahşettikleri imtiyazlar;
    (Dikkat: Devamı 2807 nci sayfadadır.)
    6. Ayın nev`inden sermaye ve devralınan mali kıymetlerle işletmelerin neden
ibaret oldukları ve bunlara biçilen değerler, kuruculara sağlanan hususi men-
faatlerin mahiyet ve değerleri;
    7. Şirketin ne suretle temsil olunacağı;
    8. İdare meclisi azalariyle şirketi temsile salahiyetli kimselerin ad ve
soyadları, ikametgahları ve tabiyetleri;
    9. Şirketin yapacağı ilanların şekli ve eğer esas mukavelede de bu hususta
bir hüküm varsa idare meclisi kararlarının pay sahiplerine ne suretle bildirile-
ceği.
    Şubeler; merkezin sicil kaydına atıf yapılmak suretiyle bulundukları yer
ticaret siciline tescil olunurlar.
    3. Hükmi şahsiyet iktisabı:
    a) Kuruluştan önceki muameleler:

    Madde 301 - Şirket ticaret siciline tescil ile hükmi şahsiyet kazanır.
    Tescilden önce şirket namına muamele yapanlar bu muamelelerden şahsan ve
müteselsilen mesuldürler. Ancak, bu gibi taahhütlerin, ileride kurulacak şirket
namına yapıldığı açıkça bildirilmiş ve şirketin ticaret siciline kaydından sonra
üç aylık bir müddet içinde bu taahhütler şirket tarafından kabul olunmuşsa, yal-
nız şirket mesul olur.
    Kurucular şirketi kurmak için yaptıkları muamele ve giriştikleri taahhütler-
den üçüncü şahıslara karşı mesuldürler. Şirket hükmi şahsiyet kazandıkdan sonra,
kurucular kuruluş masraflarından dolayı şirkete rücu edebilirler. Şirketin ku-
rulması her hangi bir sebepten dolayı kabil olmadığı takdirde bu masraflar kuru-
culara ait olup pay sahiplerine rücu hakları yoktur. Masrafların şirketten alı-
nabilmesi, bunların kuruluş umumi heyetince tasdik edilmesine bağlıdır.
    b) Kuruluştan önce paylar üzerindeki tasarruflar:

    Madde 302 - Şirketin tescilinden önce payların devri şirkete karşı hüküm-
süzdür.
    D) Ani kuruluş:
    I - Usül:

    Madde 303 - Muayyen şahıslar bütün payları aralarında taksim etmek suretiyle
bir anonim şirket kurabilirler.
    Bu suretle ortaklar 285 inci madde ile 289 uncu maddenin 4 ve 5 numaralı
bentleri hükümlerini yerine getirdiklerini göstermek üzere 279 uncu maddede
yazılı hususlara havi bir esas mukaveleyi aynı maddede yazılı şekilde tanzim
ederler. Ayın nev`inden sermaye konması veya şirketin mevcut bir işletmeyi veya
bazı ayınları devralması şart kılınmış ise, bunların değerlerini biçecek bilir-
kişi mahkemece tayin olunur.
    II - Halka müracaat:

    Madde 304 - Ani olarak kurulan anonim ortaklığın pay sahipleri ortaklığın
tescilinden sonra beş yıl içinde halka müracaat suretiyle paylarını elden çıkar-
mak isterlerse 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeler hükümlerine riayet etmeye mec-
burdurlar.
    E) Kuruluştan doğan mesuliyet:
    I - Haller:
    1. Vesikaların doğru olmaması:

    Madde 305 - 209 uncu maddede yazılı beyanname ile vesika ve sair evrakın
hakikat hilafı tanzim edilmiş olmasından doğan zararlardan kurucularla bu
vesika ve varakaların tanzimine iştirak edenler müteselsilen mesuldürler ve
haklarında Ceza Kanununun 350 nci maddesi tatbik olunur.
*
    2. Esas sermaye hakkında yanlış beyanı:

    Madde 306 - Esas sermaye tamamiyle taahhüt olunmamış veya karşılığı kanun
hükümleri gereğince ödenmemiş iken taahhüt edilmiş veya yerine getirilmiş gibi
gösteren kurucularla, bu fiilde kendilerine iştirak edenler, bu payları kendi
hesaplarına almaya ve karşılığını müteselsilen ödemeye mecburdurlar.
    3. Ayın nevinden sermayeye değer biçilmesinde hile:

    Madde 307 - Konan ayın nevinden bir sermaye veya deviralınması kararlaştırı-
lan bir işletmeye veya bazı ayınlara değer biçilmesinde hile kullanan kurucular-
la, bu fiilde kendilerine iştirak edenler, şirketin bu yüzden uğradığı zararı
müteselsilen tazmin ile mükelleftirler ve haklarında Türk Ceza Kanununun 343 ün-
cü maddesi tatbik olunur.
    4. İlk idare meclisi ve murakabe heyeti azalarının ihmali:

    Madde 308 - İlk idare meclisi azalariyle murakıplar, şirketin kurulmasında
yolsuzluk vaki olup olmadığını incelemekle mükelleftirler. Bu hususta ihmalleri
anlaşılır ve bu yüzden hasıl olan zarar karşılığı tazminat kuruculardan alınama-
mış bulunursa inceleme işini ihmal eden idare meclisi azaları ve murakıplar, mü-
teselsilen mesul olurlar ve haklarında Türk Ceza Kanununun 230 uncu maddesi tat-
bik olunur.
    II - Müşterek hükümler:
    1. Tazminat talebi:

    Madde 309 - Şirketin 305, 306, 307 ve 308 inci maddelerde yazılı fiillerle
ızrar edilmesi halinde, bundan, dolayısiyle zarar gören pay sahipleri ve şirket
alacaklılarının dava hakları vardır. Ancak, hükmolunacak tazminat şirkete veri-
lir.
    Şirketin iflası halinde pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının haiz
oldukları haklar iflas idaresine ait olur. Bu hususta İcra ve İflas Kanununun
245 inci maddesi hükmü caridir.
    Mesul olan kimselerin cümlesi aleyhinde şirket merkezinin bulunduğu yer mah-
kemesinde dava açılabilir.
    Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul
olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran
fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar
ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruza-
mana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur.
    2. ibra:

    Madde 310 - Kurucuların ve idare meclisi azalarının ve murakıpların, yukarı-
ki maddeler gereğince tabi oldukları mesuliyetler, şirketin tescili tarihinden
itibaren dört yıl geçmedikçe sulh ve ibra suretiyle ıskat edilemez. Bu müddetin
geçmesinden sonra sulh ve ibra ancak umumi heyetin tasdikiyle tamam olur. Bunun-
la beraber esas sermayenin onda birini temsil eden pay sahipleri sulh ve ibranın
tasdikına muhalif iseler, sülh ve ibra umumi heyetçe tasdik olunamaz.
    F) Kanuna karşı hile:

    Madde 311 - Bir işletme, tesisat veya başka mal ve hakların esas sermayenin
onda birini aşan ve bedel karşılığında şirketce devralınmasına dair, şirketin
tescilinden itibaren iki yıl içinde yapılacak mukaveleler umumi heyetçe tasdik
ve ticaret siciline tescil edilmedikçe muteber olmaz. Bu gibi mukavelelerin tas-
dik ve tescilinden önce bunların ifası maksadiyle yapılmış olan tasarruflar dahi
muteber olmaz.
                                                                              *
    Umumi heyet kararını vermeden önce idare meclisinin talebi üzerine, mahkeme-
ce tayin edilecek bilirkişi, şirket tarafından devralınacak şeylerin değerini
biçerek rapor verir.
    Müzakere hakkında 295 inci madde tatbik olunur. Şu kadar ki; esas sermayenin
en az yarısını temsil eden pay sahipleri hazır bulunmadıkça müzakere yapılamaz.
Karar, mevcut reylerin ekseriyetiyle verilir.
    Umumi heyetin tasdik kararından sonra, idare meclisi, mukavelenin aslını ve-
ya noterlikçe tasdikli bir suretini, bilirkişi raporu ve diğer vesikalarla bir-
likte tescil edilmesine müsaade edilmesi için ait olduğu mahkemeye tevdi eder.
Mahkeme, 299 uncu maddenin 2 ve 3 üncü fıkralarına göre incelemelerde bulunarak
kararını verir.
    Mukavele tarihi, umumi heyetin tasdik kararının tarihi, iktisabedilecek şey,
bunun kimden iktisabolunacağı ve verilecek karşılık, ticaret siciline tescil ve
ilan edilir.
    Bu halde 305 - 310 uncu maddelerin hükümleri de tatbik olunur. Şirketin iş-
tigal mevzuuna giren veya cebri icra yoliyle iktisabedilen şeyler hakkında bu
madde hükmü tatbik olunmaz. Şu kadar ki; şirketin iştigal mevzuunu kolaylaştır-
mak veya mümkün kılmak için vukubulan iktisaplar bundan müstesnadır.
                             İKİNCİ KISIM
                             İdare Meclisi
    A) Kuruluş tarzı:
    I - Seçim ve tayin:
    1. Azaların sayısı ve sıfatı:

    Madde 312 - Anonim şirketlerin esas mukavelesiyle tayin veya umumi heyetçe
intihap edilmiş en az üç kişiden ibaret bir idare meclisi bulunur.
    İdare meclisi pay sahibi aza ortaklardan teşekkül eder. Ancak pay sahibi ol-
mıyan kimseler aza seçildikleri takdirde bunlar pay sahibi sıfatını kazandıktan
sonra işe başlıyabilirler. Pay sahibi olan hükmi bir şahıs idare meclisi azası
olamaz. Fakat hükmi şahsın temsilcisi olan hakiki şahıslar idare meclisine aza
seçilebilirler.
    275 inci madde hükmü mahfuzdur.
    2. Hisse senedi tevdii mecburiyeti:

    Madde 313 - İdare meclisi azalarından her biri, itibari kıymetleri esas ser-
mayenin en az yüzde birine muadil miktarda hisse senetlerini şirkete tevdie mec-
burdur. Şu kadar ki; esas sermayenin yüzde biri 5 000 lirayı aşarsa fazlasının
tevdii mecburi değildir. Tevdi olunan hisse senetleri azanın umumi heyetçe ibra-
sına kadar vazifesinden doğan mesuliyete karşı merhum hükmünde olup başkalarına
devrolunamaz ve şirketten geri alınamaz.
    İdare meclisinin muvafakatiyle rehin makamında olan hisse senetleri, bir
üçüncü şahıs tarafından da tevdi edilebilir.
    275 inci madde hükmü mahfuzdur.
    3. Vazife müddeti:

    Madde 314  - İdare meclisi azaları en çok üç yıl müddetle seçilirler. Esas
mukavelede aksine hüküm yoksa tekrar seçilmeleri caizdir.
    275 inci madde hükmü mahfuzdur.
    II- Azalığın açılması:

    Madde 315 - 275 inci madde hükmü mahfuz olmak üzere bir azalık açılırsa
idare meclisi kanuni şartları haiz bir kimseyi geçici olarak seçip ilk toplana-
cak
*
umumi heyetin tasvibine arzeder. Bu suretle seçilen aza umumi heyet toplantısına
kadar vazifesini yapar.
    İdare meclisi azalarından biri iflasa tabi kimselerden olup da iflasına ka-
rar verilir veya hacir altına alınır yahut azalık için lüzumlu kanuni vasıfları
kaydederse, vazifesi sona ermiş olur. Ağır hapis cezasiyle veya sahtekarlık,
emniyeti suiistimal, hırsızlık, dolandırıcılık suçlarından dolayı mahkümiyet
halinde dahi hüküm aynıdır.
    III - Azil:

    Madde 316 - İdare meclisi azaları esas mukavele ile tayin edilmiş olsalar
dahi umumi heyet karariyle azlolunabilirler. Azlolunan azanın tazminat talebine
hakkı yoktur.
    275 inci madde hükmü mahfuzdur.
    B) İdare ve temsil:
    I - Umumi olarak:
    1. Esas:

    Madde 317 - Anonim şirket idare meclisi tarafından idare ve temsil olunur.
    2. Teşkilat:

    Madde 318 - İdare meclisi her yıl azaları arasından bir reis ve bulunmadığı
zamanlarda ona vekalet etmek üzere bir reisvekili seçer.
    İdare meclisi, işlerin gidişine bakmak, kendisine arzolunacak hususları ha-
zırlamak, bütün önemli meseleler hususiyle bilançonun tanzimi hakkında rapor
vermek ve kararlarının tatbikına nezaret etmek üzere, azalardan lüzumu kadar
komite veya komisyon kurabilir.
    Bankalar Kanununun hususi hükümleri mahfuzdur.
    3. Vazifelerin azalar arasındaki taksimi:

    Madde 319 - Esas mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları
arasında taksim edilip edilmiyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl yapılacağı
tesbit olunur. İdare meclisinin en az bir azasına şirketi temsil salahiyeti
verilir.
    Esas mukavele ile temsil salahiyetinin ve idare işlerinin hepsini veya
bazılarını idare meclisi azası olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zaruri
bulunmıyan müdürlere bırakabilmek için umumi heyete veya idare meclisine
salahiyet verilebilir. Bu gibi kayıtlar bulunmadığı takdirde 317 nci madde
hükmü tatbik olunur.
    4. Azaların ihtimam derecesi:

    Madde 320 - İdare meclisi azalarının şirket işlerinde gösterecekleri dikkat
ve basiret hakkında Borçlar Kanununun 528 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü
tatbik olunur.
    II- Temsil salahiyeti:
    1. Vüsat ve şümulü:

    Madde 321 - Temsile salahiyetli olanlar şirketin maksat ve mevzuuna dahil
olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket unvanı-
nı kullanmak hakkını haizdirler.
    Temsil salahiyetinin tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm
ifade etmez. Ancak temsil salahiyetinin sadece merkezin veya bir şubenin işleri-
ne hasrolunduğuna veya müştereken kullanılmasına dair tescil ve ilan edilen tah-
ditler muteberdir.
                                                                             *
    Anonim şirket adına tanzim edilecek evrakın muteber olması için, aksine esas
mukavelede hüküm olmadıkça temsile selahiyetli olanlardan ikisinin imzası kafi-
dir.
    Temsile salahiyetli olanlar tarafından yapılan muamelenin esas mukaveleye
veya umumi heyet kararına aykırı olması, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahısların
o muameleden dolayı şirkete müracatına mani olamaz.
    Temsile veya idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada
işledikleri haksız fiillerden anonim şirket mesul olur. Şirketin rücu hakkı mah-
fuzdur.
    2. İmza şekli:

    Madde 322 - Şirket namına imza salahiyeti olanlar, şirketin unvanını ilave
etmeye mecburdurlar. Bu imzalar hakkında 42 nci maddenin 2 nci fıkrası hükmü
tatbik olunur.
    3. Tescil:

    Madde 323 - İdare meclisi, şirketi temsile salahiyetli kimseleri, tescil
edilmek üzere ticaret siciline bildirir. Temsil salahiyetine mütaallik kararın
noterlikçe tasdik edilmiş suretinin de sicil memuruna verilmesi lazımdır.
    III - İdare vazifeleri:
    1. Şirketin mali durumunun bozulması halinde:

    Madde 324 - Son yıllık bilançodan esas sermayenin yarısının karşılıksız
kaldığı anlaşılırsa, idare meclisi derhal toplanarak durumu umumi heyete bildi-
rir.
    Şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcutsa idare
meclisi aktiflerin satış fiyatları esas olmak üzere bir ara bilançosu tanzim
eder. Esas sermayenin üçte ikisi karşılıksız kaldığı takdirde, umumi heyet bu
sermayenin tamamlanmasına veya kalan üçte bir sermaye ile iktifaya karar verme-
diği takdirde şirket feshedilmiş sayılır. Şirketin aktifleri şirket alacakları-
nın alacaklarını karşılamaya yetmediği takdirde idare meclisi bu durumu derhal
mahkemeye bildirmeye mecburdur. Mahkeme bu takdirde şirketin iflasına hükmeder.
Şu kadar ki; şirket durumunun ıslahı mümkün görülüyorsa idare meclisi veya bir
alacaklının talebi üzerine mahkeme iflas kararını tehir edebilir. Bu halde mah-
keme, envanter tanzimi veya bir yediemin tayini gibi şirket mallarının muhafaza-
sı için lüzumlu tetbirleri alır.
    2. Defter tutma mükellefiyeti:
    a) Umumi olarak:

    Madde 325 - İdare meclisi; lüzumlu defterleri tutmak ve muayyen müddet için-
de geçen iş yılına ait bilançoyu kanun hükümleri gereğince tanzim ve umumi heyet
toplantısından en az on beş gün önce pay sahiplerinin tetkikine arz etmekle
mükelleftir.
    b) Hususi defterler:

    Madde 326 - Tacirlerin tutmaya mecbur oldukları defterlerden başka idare
meclisi aşağıdaki defterleri de tutmakla mükelleftir:
    1. Pay sahiplerinin ad ve soyadları veya unvanlariyle ikametgahlarının ve
şirketin kurulması anında konan yahut sonradan tedricen çoğaltılan sermayeye te-
kabül eden paylar için yapılan tediyelerin yazılmasına mahsus (Pay sahipleri
defteri);
    2. Umumi heyet zabıtlarının yazılmasına mahsus; (Toplantı ve müzakere def-
teri);
    3. İdare meclisinin toplantı ve müzakerelerinin yazılmasına mahsus; (İdare
meclisi kararlar defteri).
    3. Yıllık raporun tanzimi:

    Madde 327 - İdare meclisi her iş yılı sonunda 325 inci maddede yazılı bilan-
çodan başka şirketin ticari, mali ve iktisadi durumunu ve yapılan muamelelerin
hulasasını gösterir bir rapor tanzimine ve dağıtılacak kazanç miktarı ile yedek
akçeyi teşkil edecek miktarın tayinine dair, teklif varakasını hazırlamıya mec-
burdur. Rapor ve teklif varakası, umumi heyet toplantısından en az 15 gün önce
pay sahiplerinin tetkikıne arz olunur.
    4. Memur ve müstahdemlerin tayini:

    Madde 328 - Memur ve müstahdemlerin tayini umumi heyete ait olduğuna dair
esas mukavelede bir kayıt yoksa, idare meclisine aittir.
    5. Şirketin kendi hisse senetlerini satın alması:

    Madde 329 - Şirket, kendi hisse senetlerini temellük edemiyeceği gibi rehin
olarak da kabul edemez. Bu senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini
doğuran akitler hükümsüzdür. Şu kadar ki; aşağıda gösterilen akitler bu hükümden
müstesnadır:
    1. Hisse senetleri şirketin sermayesinin azaltılmasına dair bir karara daya-
nılarak devralınmışsa;
    2. Hisse senetleri şirketin kurulması veya esas sermayesinin çoğaltılması
dolayısiyle vakı olan iştirak taahhüdünden başka bir sebepten doğan şirket ala-
caklarının ödenmesi maksadiyle devralınmışsa;
    3. Hisse senetleri bir mamelekin veya işletmenin borç ve alacaklariyle
beraber temellük edilmesi neticesinde şirkete geçmişse;
    4. Hisse senetlerinin devir veya rehin alınması keyfiyeti esas mukaveleye
göre şirket konusuna giren muamelelerden ise;
    5. Hisse senetleri idare meclisi azaları, müdürler ve memurlar tarafından
kendilerine bu sıfatla düşen mükellefiyetlere karşı rehin olarak yatırılmış ise;
    6. Temellük ivazsız ise.
    Devralınan hisse senetleri, 1 numaralı bentte yazılı halde derhal imha edi-
lir ve bu hususta tutulan zabıt ticaret siciline verilir. Diğer hallerde bu se-
netler ilk fırsatta tekrar elden çıkarılır.
    Bu muameleler yıllık raporda gösterilir. Şirketçe devralınan payların umumi
heyette temsili caiz değildir.
    IV - İdare meclisi toplantıları:
    1. Kararlar:

    Madde 330 - Esas mukavelede aksine hüküm olmadıkça idare meclisinin bir ka-
rar verebilmesi için, azaların en az yarısından bir fazlasının hazır olması
şarttır. Kararlar, mevcut azaların ekseriyetiyle verilir. Azaların yekdiğerine
niyabetle rey vermeleri caiz değildir. Reyler müsavi olduğu takdirde keyfiyet
gelecek toplantıya bırakılır. Onda dahi müsavilik olursa bahis mevzuu teklif
reddedilmiş sayılır. İdare meclisinin müzakereleri azalar arasından veya dışar-
dan seçilen bir katip marifetiyle muntazaman zaptolunur. Zabıtların hazır bulu-
nan azalar tarafından imzalanması ve karara muhalif kalanlar varsa muhalefet
sebeplerinin zapta yazılması ve rey sahibi tarafından imzalanması lazımdır.
    Azalardan biri müzakere talebinde bulunmadıkça idare meclisi kararları, iç-
lerinden birinin muayyen bir hususa dair yaptığı teklife diğerlerinin yazılı mu-
vafakatleri alınmak suretiyle de verilebilir.
    Kararların muteberliği yazılıp imza edilmiş olmasına bağlıdır.
     2. Azaların hakları:

     Madde 331 - İdare meclisi toplantılarında azalar, şirketi temsile ve şirket
işlerini görmeye memur olan kimselerden işlerin gidişi veya muayyen bazı
işler hakkında izahat istemek hakkını haizdirler. İdare meclisi, defter ve
dosyaların kendisine ibrazına dahi karar verebilir.
    Her aza, idare meclisinin toplantıya davet edilmesini reisten yazılı olarak
istiyebilir.
    3.  Müzakerelere iştirak edilmemesi:

    Madde 332 - İdare meclisi azaları şahsi menfaatlerine veya 349 uncu maddede
sayılan yakınlarının menfaatlerine taallük eden hususların müzakeresine iştirak
edemezler.Böyle bir husus müzakere konusu olunca, ilgili aza, ilgisini kurula
bildirmeye ve keyfiyeti o toplantının zaptına yazdırmaya mecburdur. 330 uncu
maddenin 2 nci fıkrasındaki halde bu cihet teklifi tesbit eden kağıda yazılır.
    Bu hükümlere aykırı hareket eden aza, ilgili olduğu muamele yüzünden şirke-
tin husule gelen zararını tazmine mecburdur.
    V - Meclis azalarının hukuki durumu:
    1.  Huzur hakkı:

    Madde 333 - Aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi
azalarına her toplantı günü için bir ücret verilir. Ücret miktarı esas mukave-
lede tayin edilmemişse umumi heyetçe tayin olunur.
    2. Hareket serbestisinin tahdidi:
    a) Şirketle muamele yapmak yasağı:

    Madde 334 - İdare meclisi azalarından biri umumi heyetten izin almadan
kendi veya başkası namına bizzat veya dolayısiyle şirketle şirket konusuna
giren bir ticari muamele yapamaz. Aksi takdirde şirket yapılan muamelelerin
batıl olduğunu iddia edebilir. Aynı hak diğer taraf için mevcut değildir.
    Bankalar Kanununun  hususi hükümleri mahfuzdur.
    b) Rekabet yasağı:

    Madde 335 - İdare Meclisi azalarından biri umumi heyetin müsaadesini almak-
sızın şirketin konusuna giren ticari muamele nevinden bir muameleyi kendi veya
başkası hesabına yapamıyacağı gibi, aynı nevi ticari muamelelerle meşgul bir
şirkete mesuliyeti tahdidedilmemiş olan ortak sıfatiyle de giremez. Bu hükme
aykırı harekette bulunan idare meclisi azasından şirket tazminat istemekte veya
tazminat yerine yapılan muameleyi şirket namına yapılmış addetmekte ve üçüncü
şahıslar hesabına akdolunan mukavelelerden doğan menfaatlerin şirkete aidi-
yetini talebetmekte, serbesttir.
    Bu haklardan birinin tercihi birinci fıkra hükmüne aykırı harekette bulunan
azadan başka azalara aittir.
    Bu haklar, zikredilen ticari muamelelerin yapıldığını veyahut idare meclisi
azasının diğer bir şirkete girdiğini sair azaların öğrendikleri tarihten itiba-
ren üç aylık ve herhalde vukularından itibaren bir yıllık müruruzamana tabidir.
    3. Mesuliyet:
    a) Haller:

    Madde 336 - İdare meclisi azaları şirket namına yapmış oldukları mukavele
ve muamelelerden dolayı şahsan mesul olamazlar. Ancak aşağıda yazılı hallerde
gerek şirkete gerek münferit pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı
müteselsilen mesuldürler.
    1. Hisse senetleri bedellerine mahsuben pay sahipleri tarafından vukubulan
ödemelerin doğru olmaması;
    2. Dağıtılan ve ödenen karpaylarının hakiki olmaması;
    3. Kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların
intizamsız bir surette tutulması;
    4. Umumi heyetten çıkan kararların sebepsiz olarak yerine getirilmemesi;
    5. Gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair
vazifelerin kasden veya ihmal neticesi olarak yapılmaması.
    Beş numaralı bentte yazılı vazifelerden birisi 319 uncu madde gereğince
idare meclisi azalarından birine bırakılmışsa, mesuliyetin ancak ilgili azaya
yükletilmesi lazımgelip o muameleden dolayı müteselsilen mesuliyet cari olmaz.
    b) Yeni tayin edilen azaların mesuliyeti:

    Madde 337 - Yeni seçilen veya tayin olunan idare meclisi azaları, selef-
lerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecburdurlar.
Aksi halde seleflerinin mesuliyetlerine iştirak ederler.
    c) Mesuliyetten kurtulma hali:

    Madde 338 - Yukarki maddeler gereğince müteselsil mesuliyeti mucibolan
muamelelerde bir kusuru olmadığını ispat eden aza mesul olmaz; hususiyle bu
muamelelere muhalif rey vermiş olup keyfiyeti müzakere zaptına yazdırmakla
beraber murakıplara hemen yazılı olarak bildiren veyahut mazeretine binaen o
muamelenin müzakeresinde hazır bulunmıyan aza dahi mesul değildir.
    d) Yanlış beyanlar:

    Madde 339 - Şirketin hali hazırdaki durumu hakkında, her ne şekilde olursa
olsun, yanlış zehap uyandıracak desiseler kullanmak veya hakikate aykırı
beyanda bulunmak suretiyle üçüncü şahısları aldatan idare meclisi azası
sebebiyet verdiği zarardan şahsan mesul olur.
    e) Ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davasına ait diğer hüküm-
ler:

    Madde 340 - 336 ve 337 nci maddelerin hükümleri gereğince idare meclisi
azalarına yükletilen mesuliyet hakkında 309 uncu madde hükmü de tatbik olunur.
    f) Şirket namına açılacak dava:

    Madde 341 - Umumi heyet; idare meclisi azaları aleyhine dava açılmasına ka-
rar verirse yahut dava açılmamasına karar verilip de esas sermayenin en az onda
birini temsil eden pay sahipleri dava açılması reyinde bulunursa, şirket, bu ka-
rar veya talep tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmaya mecburdur. Bu müd-
det geçirilmesiyle dava hakkı düşmez. Murakıpların ve alacaklıların vekilinin
mesuliyeti hakkındaki hükümler mahfuzdur.
    Şirket namına dava açmak, murakıplara aittir. Ancak azlığın reyiyle dava
açılması halinde, azlık, murakıplar dışında bir vekil tayin edebilir. Dava açıl-
ması reyinde bulunan pay sahipleri hisse senetlerini şirketin zarar ve ziyanına
karşı teminat olarak davanın sonuna kadar merhun kalmak üzere muteber bir banka-
ya yatırmaya mecburdurlar. Davanın reddi halinde pay sahipleri yalnız şirkete
karşı tazminat ile mükelleftirler.
    VI - Müdürler:
    1. Mesuliyet:

    Madde 342 - Şirket muamelelerinin icra safhasına taallük eden kısmı, esas
mukavele veya umumı heyet veya idare meclisi karariyle idare meclisi azasından
veya ortaklardan olmıyan bir müdüre tevdi edildiği takdirde; müdür, kanun veya
esas mukavele yahut iş görme şartlarını tesbit eden diğer hükümlerle yükletilen
mü-
kellefiyetleri, gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olması halinde idare mec-
lisi azasının mesuliyetlerine ait hükümler gereğince şirkete, pay sahiplerine ve
şirket alacaklarına karşı mesul olur. Bu esas aykırı bir şartın esas mukaveleye
konması veya müdürün idare meclisinin emri ve nezareti altında bulunması mesuli-
yeti bertaraf edemez.
    2. Tayini ve azli:

    Madde 343 - Müdürler aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare
meclisince tayin ve azlolunur. Tayin ve azil keyfiyeti, idare meclisince tescil
ve ilan ettirilir. 315 inci maddenin birinci fıkrası hükmü de tatbik olunur.
    3. Vazife müddeti:

    Madde 344 - Aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde müdürler, idare
meclisi azalarının vazife müddetlerini aşan bir zaman için tayin olunamazlar ve
onlar gibi her zaman azlolunabilirler. Pay sahipleri arasından seçilen müdür
sebepsiz azli iddiasiyle tazminat istiyemez.
    4. Vazifenin devredilmemesi:

    Madde 345 - Müdürler, çeşitli bazı muayyen muameleleri ifaya mezun olmak
üzere başkalarını tevkil edebilirler; fakat müdürlük vazifesini devredemezler.
    5. İdare meclisi azalarının mesuliyeti:

    Madde 346 - İdare meclisi azaları, müdürlerin sebebiyet verdikleri zararlar-
dan mesul değildirler. Şu kadar ki; idare meclisi azaları ehil olmıyan müdürler
tayin etmek veya onların şirket için zararlı olan iş ve muamelelerine karşı mü-
samaha göstermek veya idare meclisinin salahiyetli olmadığı hususlara müdürleri
mezun kılmak suretiyle sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı şirkete karşı 336
ncı madde hükmünce mesuldürler. 338 inci madde gereğince bu baptaki kusura işti-
rak etmediği sabit olan aza, mesul olmaz.
                             ÜÇÜNCÜ KISIM
                              Murakıplar
    I - Seçim ve azil:
    1. Umumi olarak:

    Madde 347 - Anonim şirketlerde, beşten fazla olmamak üzere bir veya daha çok
murakıp bulunur. Birden çok olan murakıplar bir heyet teşkil ederler.
    Murakıplar, pay sahibi olan ve olmıyanlar arasından ilk defa bir yıl için
kuruluş umumi heyeti ve sonradan en çok üç yıl için umumi heyet tarafından
seçilirler.
    Murakıp bir ise, onun, birden çok ise, yarısından bir fazlasının Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşı olması lazımdır.
    Müddetleri biten murakıpların tekrar seçilmeleri caizdir. Murakıplar aynı
zamanda idare meclisi azalıklarına seçilemiyecekleri gibi şirketin memuru dahi
olamazlar. Vazifeleri biten idare meclisi azaları, umumi heyetçe ibra edilmedik-
çe murakıplığa seçilemezler.
    2. Hususi olarak:

    Madde 348 - Umumi heyet bazı muayyen hususların tetkik ve teftişi için lüzu-
mu halinde hususi murakıp seçebilir.
    Umumi heyetin toplantı vaktinden itibaren en az altı ay önceden beri esas
sermayenin en az onda birine muadil paylara sahip oldukları sabit olan pay sa-
hipleri; son iki yıl içinde şirketin kuruluşuna veya idare muamelelerine
mütaalik bir suiistimalin vukubulduğunu veya kanun yahut esas mukavele hükümle-
rine önemli
*
bir surette aykırı hareket edildiğini iddia ettikleri takdirde, bunları veya bi-
lançonun gerçekliğini tahkik için hususi murakıpler tayinini umumi heyetten is-
teyebilirler. Bu talep reddolunduğu takdirde lüzumlu masrafları peşin ödemek,
dava neticesine kadar merhun kalmak üzere sahip oldukları pay senetlerini mute-
ber bir bankaya tevdi etmek şartiyle mahkemeye müracaat hakkını haizdirler.
    Bu talebin mahkemece kabul edilebilmesi için iddia olunan hususlar hakkında
kafi delil ve emare gösterilmesi lazımdır. Mahkemece talep reddolunduğu veya
tahkikat neticelerine göre iddia varit görülmediği takdirde kötü niyetle hareket
ettiği ispat edilen pay sahipleri, şirketin bu yüzden gördüğü zarardan dolayı
müteselsilen mesuldürler.
    Hususi murakıp tayini talebi mahkemece reddolunur ve murakıpların verecekle-
ri rapora göre bu talebin haklı sebebe dayanmadığı anlaşılırsa, kötü niyetle ha-
reket ettikleri ispat edilen pay sahipleri, şirketin bu yüzden gördüğü zarardan
müteselsilen mesuldürler.
    3. Seçilme manileri:

    Madde 349 - İdare meclisi azalarının usul ve füruundan biriyle eşi ve üçüncü
dereceye kadar (Bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları murakıplığa seçilemez-
ler; seçilmişlerse derhal çekilmeye mecburdurlar.
    4. Azil:

    Madde 350 - Murakıplar, umumi heyet tarafından her vakit azil ve yerlerine
diğer kimseler tayin edilebilir. Pay sahipleri arasından seçilen murakıplar
azillerinden dolayı tazminat istiyemezler.
    5. Bir murakıplığın açılması:

    Madde 351 - Bir murakıbın; ölümü, çekilmesi, bir maniden dolayı vazifelerini
yapamıyacak halde bulunması, iflası veya hacir altına alınması gibi bir sebeple
vazifelerinin sona ermesi ve ağır hapis cezasiyle veya sahtekarlık, emniyeti
suiistimal, hırsızlık, dolandırıcılık suçlarından dolayı mahkümiyeti halinde,
diğer murakıplar umumi heyetin ilk toplantısına kadar vazife yapmak üzere yerine
birisini seçerler. Murakıp bir kişiden ibaret olup da yukarda yazılan hallerden
birinin mevcudiyetine binaen yerine diğer bir kimsenin tayini gerekirse, bunu,
umumi heyetin ilk toplantısına kadar vazifeli olmak şartiyle her münferit pay
sahibinin veya idare meclisi azalarından her birinin talebi üzerine şirket mer-
kezinin bulunduğu yer mahkemesi tayin eder.
    6. Tescil ve ilan:

    Madde 352 - Murakıpların tayin ve azilleri, idare meclisi tarafından derhal
ticaret siciline tescil ettirilmekle beraber 37 nci madde hükmünce ilan ettiri-
lir.
    II  - Vazifeleri:
    1. Umumi olarak:

    Madde 353 - Murakıpların vazifeleri, şirketin iş ve muamelelerini murakabe
etmektir. Hususiyle murakıplar şu vazifelerle mükelleftirler:
    1. Şirketin idare meclisi azalariyle iş birliği ederek bilançonun tanzim
şeklini tayin etmek;
    2. Şirket muamelelerinden bilgi edinmek ve lüzumlu kayıtların intizamla tu-
tulmasını sağlamak maksadiyle hiç olmazsa altı ayda bir defa şirketin defterle-
rini incelemek;
    3. Üç aydan ziyade ara verilmesi caiz olmamak üzere sık sık ve ansızın şir-
ket veznesini teftiş etmek;
                                                                            *
    4. En az ayda bir defa şirketin defterini inceliyerek rehin veya teminat,
yahut şirketin veznesinde hıfzolunmak üzere vedia olarak teslim olunan her nevi
kıymetli evrakın mevcut olup olmadığını tahkik ve kayıtlara tatbik eylemek;
    5. Esas mukavelede pay sahiplerinin umumi heyet toplantılarına iştirakleri
için gerektiği bildirilen şartların yerine getirilip getirilmediğini incelemek;
    6. Bütçe ve bilançoyu murakabe etmek;
    7. Tasfiye muamelelerine nezaret etmek;
    8. İdare meclisinin ihmali halinde adi ve fevkalade olarak umumi heyeti top-
lantıya davet etmek;
    9. Umumi heyet toplantılarında hazır bulunmak;
    10. İdare meclisi azalarının kanun ve esas mukavele hükümlerine tamamiyle
riayet eylemelerine nezaret etmek.
    Murakıpların yukarda yazılı murakabe salahiyetleri, esas mukavele veya umumi
heyet kararı ile tahdit olunamaz.
    2. Yıllık raporun tanzimi ve ihbar mükellefiyeti:

    Madde 354 - Murakıplar; her yıl sonunda şirketin hal ve durumuna, idare mec-
lisinin tanzim ettiği bilançoya ve sair hesaplara ve dağıtılmasını teklif ettiği
kazançlara mütaallik idare meclisinin vereceği rapor ve sair evrak hakkındaki
mütalaalarını havi olmak üzere umumi heyete bir rapor vermekle mükelleftirler.
Böyle bir rapor alınmadan umumi heyet bilanço hakkında bir karar veremez. Mura-
kıplar, vazifelerini ifa esnasında idare işlerine ait olmak üzere öğrenecekleri
noksanlık ve yolsuzlukları veya kanun yahut esas mukavele hükümlerine aykırı ha-
reketleri, bunlardan mesul olanın üstü olan makama ve idare meclisi reisine ve
mühim hallerde umumi heyete ihbar ile mükelleftirler.
    3. Umumi heyetin fevkalade toplantıya daveti:

    Madde 355 - Murakıplar zaruri ve müstacel sebepler çıktığı takdirde umumi
heyeti fevkalade toplantıya davete mecburdurlar.
    4. Şikayetleri tahkik:

    Madde 356 - Her pay sahibi, şirketin idare meclisi azası veya müdürleri
aleyhinde murakıplara müracaat edebilir. Murakıplar bu müracaatları tahkika mec-
burdurlar. Tahkikat neticesinde şikayet edilen hadisenin gerçekliği sabit olursa
keyfiyet murakıpların yıllık raporuna yazılır.
    Müracaat edenler esas sermayenin onda birine muadil paylara sahip oldukları
surette, murakıplar bu müracaat hakkındaki fikir ve mütalaalarını raporlarında
bildirmeye ve lüzum gördükleri halde umumi heyeti derhal fevkalade toplantıya
davet etmeye mecburdurlar.
    İkinci fıkraya dayanarak murakıplara müracaat edenlerin yukarıda yazılı mik-
tardaki hisse senetlerini muteber bir bankaya rehin olarak tevdi etmeleri lazım-
dır. Bu senetler umumi heyetin ilk toplantısının sonuna kadar bankada kalır.
    5. İdare meclisinin toplantılarına iştirak:

    Madde 357 - Murakıplar idare meclisi toplantılarında müzakere ve reye işti-
rak etmemek şartiyle hazır bulunabilirler ve münasip gördükleri teklifleri idare
meclisi ve umumi heyetin fevkalade toplantıları gündemlerine ithal ettirebilir-
ler.
    III - Mesuliyeti:
    1. Sır saklama mükellefiyeti:

    Madde 358 - Murakıplar, vazifelerini yaptıkları esnada öğrendikleri hususla-
rı münferit pay sahiplerine ve üçüncü şahıslara ifşa etmekten memnudurlar.
    2. İhtimam derecesi:

    Madde 359 - Murakıplar, kanun veya esas mukavele ile kendilerine yükletilen
vazifelerini hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zararlardan dolayı ku-
sursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsilen mesuldürler. Bu mesuliyet hak-
kında 309 ve 341 inci maddeler hükümleri tatbik olunur.
                             DÖRDÜNCÜ KISIM
                              Umumi Heyet
    A) Azalık:
    I - Toplantıya iştirak hakkı:
    1.  Umumi olarak:

    Madde 360 - Pay sahipleri; organların tayini, hesapların tasdik ve kazancın
dağıtılması gibi şirket işlerine mütaallik haklarını umumi heyet toplantılarında
kullanırlar.
    Rey hakkını haiz olan pay sahibi, umumi heyet toplantılarında bu hakkını
bizzat kullanabileceği gibi pay sahibi olan veya esas mukavelede hilafına hüküm
bulunmadıkça, pay sahibi olmıyan üçüncü bir şahıs vasıtasiyle de kullanabilir.
    Nama yazılı hisse senetleri için temsil salahiyetinin yazı ile verilmesi
şarttır. Hamile yazılı bir hisse senedinin zilyedi bulunduğunu ispat eden kimse
şirkete karşı rey hakkını kullanmaya salahiyetlidir. Bunu ispat maksadiyle hami-
le yazılı hisse senetlerinin sahipleri rey haklarını umumi heyette kullanabilmek
için hisse senetlerini veya bunlara mutasarrıf olduklarını gösteren vesikaları
toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecburdurlar. Hamile yazılı his-
se senetleri rehin veya tevdi edilmiş yahut ariyet olarak başka bir kimseye bı-
rakılmış olduğu takdirde malik ve zilyed arasındaki münasebetlerde rey hakkının
kullanılması bakımından aşağıdaki hükümler caridir:
    1. Rey hakkı malike aittir;
    2. Temsil salahiyeti ayrı bir senete yazılmış olmak şartiyle, temsile sala-
hiyetli zilyed malik yerine ve onun menfaatine olarak rey hakkını kullanmaya
salahiyetli sayılır.
    Üzerinde intifa hakkı bulunan bir hisse senedinden doğan rey hakkı, intifa
hakkı sahibi tarafından kullanılır. Şu kadar ki; intifa hakkı sahibi, menfaatle-
rini hakkaniyete uygun bir şekilde göz önünde tutarak hareket etmemiş olmasından
dolayı malike karşı mesuldür.
    2. Suiistimal:

    Madde 361 - Rey hakkına mütedair tahditlerden birini tesirsiz bırakmak mak-
sadiyle hisse senetlerinin, umumi heyette rey hakkını kullanmak üzere başkasına
verilmesi caiz değildir.
    Pay sahiplerinden her biri; hakkı olmıyan kimselerin umumi heyet toplantısı-
na iştirak etmelerine karşı idare heyeti nezdinde itiraz edebileceği gibi itira-
zını umumi heyet zaptına da yazdırabilir.
    Umumi heyet toplantısına iştirake salahiyeti olmıyan kimseler bir karara
iştirak etmiş bulunuyorlarsa pay sahiplerinin her hangi birisi önceden itiraz
etmemiş olsa bile, bu kararın iptalini mahkemeden istiyebilir. Şu kadar ki; da-
valı şirket bu iştirakin karara müessir olmadığını ispat ederse talep reddolu-
nur.
    II - Malümat alma hakkı:
    1.  Bilanço:

    Madde 362 - Kar ve zarar hesabı, bilanço, yıllık rapor ve safi kazancın na-
sıl dağıtılacağı hususundaki teklifler, murakıplar tarafından verilecek raporla
birlikte umumi heyetin adi toplantısından en az on beş gün önce şirketin merkez
ve şubelerinde pay sahiplerinin emrine amade bulundurulur.
    Bunlardan kar ve zarar hesabı, bilanço ve yıllık rapor, toplantıdan itibaren
bir yıl müddetle pay sahiplerinin emrine amade kalır. Her pay sahibi masrafı
şirkete ait olmak üzere kar ve zarar hesabiyle bilançonun bir suretini istiye-
bilir.
    Hamile yazılı hisse senetleri ihracedilmiş ise yukarda adı geçen vesikaların
pay sahiplerine açık bulundurulduğu keyfiyeti 37 nci maddede anılan gazeteden
başka esas mukavele ile muayyen şekilde dahi ilan olunur.
    Pay defterine kaydedilen nama yazılı hisse senedi sahiplerine ayrıca tebli-
gat yapılır.
    2. Ticari defterler ve sır saklama mükellefiyeti ve ceza:

    Madde 363 - Pay sahipleri, şüpheli gördükleri noktalara murakıpların dikkat
nazarlarını çekmeye ve lüzumlu izahatı istemiye salahiyetlidirler.
    Şirketin ticari defterleriyle muhaberatının tetkikı yalnız umumi heyetin
açık bir müsaadesi veya idare meclisinin karariyle mümkündür. İncelenmesine mü-
saade edilen defter ve vesikalardan öğrenilecek sırlar hariç olmak üzere, hiçbir
ortak şirketin iş sırlarını öğrenmeye salahiyetli değildir. Her ortak, her ne
suretle olursa olsun öğrenmiş olduğu, şirkete ait iş sırlarını, sonradan ortak-
lık hakkını zayi etmiş olsa dahi, daima gizli tutmaya mecburdur. Bu mecburiyeti
yerine getirmiyen ortak, meydana gelecek zararlardan şirkete karşı mesul olduğu
gibi şirketin şikayeti üzerine, her hangi bir zarar umulmasa dahi, bir yıla ka-
dar hapis veya beş yüz liradan on bin liraya kadar ağır para cezasiyle veya her
ikisiyle birlikte cezalandırılır.
    Pay sahiplerinin malümat alma hakkı esas mukavele ile veya şirket organla-
rından birinin karariyle bertaraf veya tahdidedilemez.
    B) Toplantılar:
    I - Davet:
    1.  Umumi olarak:

    Madde 364 - Umumi heyetler adi ve fevkalade olarak toplanırlar. Adi toplantı
her hesap devresi sonundan itibaren üç ay içinde ve en az yılda bir defa olur.
Bu toplantıda 369 uncu madde gereğince müzakere gündemine konulması gereken
hususlar müzakere olunur.
    Yılda birkaç kere kazançlarını dağıtan anonim şirketlerde her dağıtma için,
umumi heyeti toplantıya davet lazımdır.
    Umumi heyet, lüzumu halinde fevkalade toplantıya davet olunur.
    3. Davete salahiyetli olanlar:
    a) İdare meclisi ve murakabe heyeti:

    Madde 365 - Umumi heyeti adi toplantıya davet, idare meclisine ve fevkalade
toplantılara davet, hem idare meclisine, hem de 355 inci madde gereğince mura-
kıplara aittir.
    b) Azlık:

    Madde 366 - Şirket sermayesinin en az onda biri değerinde paylara sahip olan
kimselerin gerektirici sebepleri bildiren yazılı talepleri üzerine idare
meclisinin, umumi heyeti fevkalade toplantıya davet etmesi veya umumi heyetin
zaten toplanması mukarrer ise müzakeresini istedikleri maddeleri gündeme koyması
mecburidir. Bu talep hakkını haiz kimselerin sahip olmaları gereken payların
miktarı esas mukavele ile daha az bir miktara indirilebilir.
    c) Mahkemenin izni:

    Madde 367 - Pay sahiplerinin yukarıki maddede yazılı talepleri idare meclisi
ve 355 inci madde gereğince murakıplar tarafından nazara alınmadığı takdirde
şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkeme adı geçen pay sahiplerinin talebi
üzerine umumi heyeti toplantıya davete veya istedikleri hususu gündeme koymaya
kendilerini salahiyetli kılabilir. Toplantıya davete veya gündeme eklenen husus-
lara mütaallik ilana, mahkemenin izni yazılmak lazımdır. Mahkemeye müracaat ha-
linde dahi 356 ncı maddenin son fıkrası tatbik olunur.
    3. Davetin şekli:
    a) Umumi olarak:

    Madde 368 - Umumi heyetin toplantıya daveti, esas mukavelede gösterilen şe-
kil ve surette ve her halde 37 nci maddede anılan gazete ile ilan ve toplantı
günleri dahi olmamak üzere, toplantı vaktinden en az iki hafta önce yapılmak la-
zımdır. Senetleri nama yazılı olan pay sahipleriyle önceden şirkete bir hisse
senedi tevdi ederek ikametgahını bildiren pay sahiplerine, taahhütlü mektup gön-
derilmesi suretiyle de toplantı günü bildirilir.
    b) Gündem:

    Madde 369 - Umumi heyeti toplantıya davete dair olan ilan veya davet mektup-
larında gündemin gösterilmesi lazımdır. Esas mukaveleye göre umumi heyetin muay-
yen zamanlarda yapacağı adi toplantı gündemine şunlar konur:
    1. İdare meclisi ve murakıplar tarafından verilen raporların okunması;
    2. Şirketin bilanço ve kar zarar hesabını ve kazancının dağıtılması hakkın-
daki tekliflerin tasdiki veya değiştirilecek şekilde kabul yahut reddi;
    3. İdare meclisi azalariyle murakıpların ücret ve aidatları mukavelede muay-
yen değilse tayini;
    4. Müddetleri sona ermiş olan idare meclisi azalariyle murakıpların tekrar
seçilmeleri veya değiştirilmeleri;
    5. Lüzumlu görülen sair hususlar.Gündemde gösterilmiyen hususlar müzakere
olunmaz.
    c) Bütün pay sahiplerinin hazır olması:

    Madde 370 - Bütün payların sahip veya temsilcileri, aralarından biri itiraz-
da bulunmadığı takdirde umumi heyet toplantılarına dair olan diğer hükümler mah-
fuz kalmak şartiyle toplantıya davet hakkındaki merasime riayet etmeksizin de
umumi heyet olarak toplanabilirler.
    Böyle bir toplantıda bütün pay sahip veya temsilcileri hazır olmak şartiyle
umumi heyetin vazifelerinden olan hususlar müzakere edilerek karara bağlanabi-
lir.
    II - Toplantı yeri:

    Madde 371 - Aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde umumi heyet, şir-
ket merkezinin bulunduğu yerde toplantıya davet edilir.
    III - Nisap:

    Madde 372 - Umumi heyetler bu kanunda veya esas mukavelede aksine hüküm bu-
lunan haller hariç olmak üzere şirket sermayesinin en az dörtte birini temsil
eden pay sahiplerinin huzuriyle toplanırlar. İlk toplantıda bu nisap hasıl olma-
dığı takdirde tekrar toplantıya davet edilirler. İkinci toplantıda hazır bulunan
pay sahipleri, temsil ettikleri sermayenin miktarı ne olursa olsun, müzakere
yapmaya ve karar vermeye salahiyetlidirler.
    C) Kararlar:
    I - Rey hakkı:
    1. Umumi olarak:

    Madde 373 - Her hisse senedi en az bir rey hakkı verir. Bu esasa aykırı ol-
mamak şartiyle hisse senetlerinin maliklerine vereceği rey hakkının sayısı esas
mukavele ile tayin olunur.
    Bir hisse senedinin birden çok maliki bulunduğu takdirde bunlar ancak bir
temsilci marifetiyle rey haklarını kullanabilirler.
    2. Mahrumiyet:

    Madde 374 - Pay sahiplerinden hiçbiri, kendisi veya karı ve kocası yahut
usul ve furuu ile şirket arasındaki şahsi bir işe veya davaya dair olan müzake-
relerde, rey hakkını kullanamaz.
    Şirket işlerinin görülmesine her hangi bir suretle iştirak etmiş olanlar,
idare meclisi azalarının ibrasına ait kararlarda rey hakkını haiz değildirler.
Bu yasağın murakıplara şümulü yoktur.
    II - Müzakereler:
    1. Umumi olarak:

    Madde 375 - İdare meclisi, pay sahiplerinin toplantıya ve müzakerelere işti-
rak etmek ve rey haklarını kullanmak salahiyetleri bulunup bulunmadığının tesbi-
ti için gereken tedbirleri alır.
    İdare meclisi, aynı zamanda verilen kararlar ve yapılan seçimlerle pay sa-
hiplerinin vakı beyanları geçirilmek üzere bir zabıt tutulmasını sağlar.
    Umumi heyet toplantısına reislik edebilecek kimse, esas mukavelede tayin
edilmediği takdirde umumi heyetçe seçilir.
    2. Cetvel:

    Madde 376 - Umumi heyetin toplantı anında hazır bulunan pay sahibi veya tem-
silcilerinin, ad ve soyadlariyle ikametgahlarını ve pay miktarını gösteren ve
reis tarafından imza edilen bir cetvel tanzim olunarak ilk reylerin toplanmasın-
dan önce hazır olanların görebilecekleri bir yere asılır.
    3. Müzakerenin başka bir güne bırakılması:

    Madde 377 - Bilançonun tasdikı hakkındaki müzakere, ekseriyetin veya şirket
sermayesinin onda birine sahip olan azlığın talebi üzerine bir ay sonraya bıra-
kılır; keyfiyet 368 inci maddede yazılı olduğu üzere pay sahiplerine bildirilir
ve usulü dairesinde ilan olunur. Bununla beraber azlığın talebi üzerine bir defa
tehir edildikten sonra tekrar müzakerelerin geri bırakılması talebolunabilmek
için bilançonun itiraza uğrayan noktaları hakkında gereken izahatın verilmemiş
olması şarttır.
    III - Muteberlik şartları:

    Madde 378 - Kararlar, mevcut reylerin ekseriyetiyle verilir.
    Kararların muteber olması için zabıtların 297 nci maddede gösterilen esaslar
dairesinde tutulması şarttır. Toplantıda hazır bulunan pay sahipleri veya tem-
silcilerinin ad ve soyadlarını gösteren 376 ncı maddedeki cetvel ile toplantıya
davetin usulü dairesinde cereyan ettiğini ispat eden vesikalar zapta bağlanır.
Adı geçen vesikaların münderecatı zabıtta açıklandığı takdirde bunların ayrıca
bağlanmasına lüzum yoktur. İdare meclisi bu zaptın noterce tasdikli bir suretini
derhal ticaret sicili dairesine vermekle beraber bu zabıt münderecatından tescil
ve ilana tabi hususları tescil ve ilan ettirmekle mükelleftir.
    IV - Kararların tesiri:
    1. Umumi olarak:

    Madde 379 - Umumi heyet tarafından verilen kararlar toplantıda hazır bulun-
mıyan veyahut muhalif rey veren pay sahipleri hakkında dahi muteberdir.
    2. İbra:

    Madde 380 - Bilançonun tasdikına dair olan umumi heyet kararı, aksine sara-
hat olmadığı takdirde, idare meclisi azalariyle müdürler ve murakıpların ibrası-
nı tazammun eder. Bununla beraber bilançoda bazı hususlar belirtilmemekte veya-
hut bilanço şirketin gerçek durumunun görülmesine mani yanlış bir takım hususla-
rı ihtiva etmekte ise, idare meclisi azalariyle müdürler ve murakıplar, bilanço-
nun tasdikıyla ibra edilmiş olmazlar.
    V - Kararların iptali:
    1. Şartlar:

    Madde 381 - Aşağıda yazılı kimseler, kanun veya esas mukavele hükümlerine ve
bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine,
tarihlerinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkeme-
ye müracaatla iptal davası açabilirler:
    1. Toplantıda hazır bulunup da karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçir-
ten veya reyini kullanmasına haksız olarak müsaade edilmiyen yahut toplantıya
davetin usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği gibi ilan veya
tebliğ edilmediğini yahut umumi heyet toplantısına iştirake salahiyetli olmıyan
kimselerin karara iştirak etmiş bulunduklarını iddia eden pay sahipleri;
    2. İdare meclisi;
    3. Kararların infazı idare meclisi azalariyle murakıpların şahsi mesuliyet-
lerini mucip olduğu takdirde bunların her biri.
    İptal davasının açılması keyfiyetiyle duruşmanın yapılacağı gün, idare heye-
ti tarafından usulen ilan olunur.
    Birinci fıkrada yazılı üç aylık hak düşüren müddetin sona ermesinden önce
duruşmaya başlanamaz. Birden fazla iptal davası açıldığı takdirde, davalar bir-
leştirilerek görülür.
    Mahkeme şirketin talebi üzerine şirketin muhtemel zararına karşı davacıların
teminat göstermesine karar verebilir. Teminatın mahiyet ve miktarını tayin
mahkemeye aittir.
    2. Kararın icrasının geri bırakılması:

    Madde 382 - Yukarki madde hükmüne dayanarak umumi heyet kararı aleyhine
iptal davası açıldığı takdirde mahkeme idare meclisi azalariyle murakıpların
reyini aldıktan sonra, aleyhine iptal davası açılan kararın icrasının geri bıra-
kılmasına karar verebilir.
    3. İptal kararının tesiri:

    Madde 383 - Kararın iptaline dair ilam, katileştikten sonra bütün pay sahip-
leri hakkında hüküm ifade eder. İdare meclisi bu ilanın bir suretini derhal ti-
caret siciline kaydettirmeye mecburdur.
    4. Suiniyetle iptal davası açanların mesuliyeti:

    Madde 384 - Umumi heyetin kararı aleyhine suiniyetle iptal davası açıldığı
takdirde davacılar bu yüzden şirketin uğradığı zararlardan müteselsilen mesul-
dürler.
    D) Esas mukavelenin değiştirilmesi:
    I - Umumi olarak:
    1. Müktesep haklar:

    Madde 385 - Aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde umumi heyet aşa-
ğıdaki maddelerde bildirilen şartlar dairesinde esas mukavelenin bütün hükümle-
rini değiştirebilir. Şu kadar ki; münferit pay sahiplerinin bu sıfatla haiz ol-
dukları müktesep haklarda rızaları olmaksızın hiçbir değişiklik yapılamaz.
    Müktesep haklar; kanun veya esas mukavele hükümlerine göre umumi heyet ve
idare meclisi kararlarına tabi olmıyan yahut umumi heyetin toplantılarına işti-
rak hakkından doğan, hususiyle azalık, rey kullanmak, iptal davası açmak, kar
payı almak ve tasfiye neticesine iştirak etmek gibi haklardır.
    2. İktisat ve Ticaret Vekaletinin müsaadesi:

    Madde 386 - Umumi heyet esas mukavelenin değiştirilmesi için toplantıya
davet edildiği takdirde, önce İktisat ve Ticaret Vekaletince müsaade edilen
değişik metnin  asıl metin ile birlikte 368 inci maddede yazılı olduğu üzere
ilanı ve ilgililere tebliği lazımdır.
    3. Rey hakkı:

    Madde 387 - Esas mukavelenin değiştirilmesi için yapılan toplantıda, esas
mukavelede aksine hüküm olsa dahi her hisse senedi ancak bir rey hakkı verir.
    4. Toplantı ve Karar Nisabı

    Madde 388 - (Değişik: 16/6/1989-3585/1 md.)
    Şirketin tabiyetini değiştirmek veya pay sahiplerinin taahhütlerini artırmak
hususundaki kararlar için, bütün pay sahiplerinin ittifakı şarttır.
    Şirketin mevzuu veya nev`inin değiştirilmesine taalluk eden umumi heyet
toplantılarında şirket sermayesinin en az üçte ikisine malik olan pay sahipleri-
nin veya temsilcilerinin hazır bulunması şarttır. İlk toplantıda sermayenin üçte
ikisi temsil edilmediği takdirde, idare meclisi, umumi heyeti usulüne uygun ola-
rak ikinci defa toplantıya çağırabilir. İkinci toplantının yapılabilmesi için,
esas sermayenin yarısına malik olan pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır
bulunması gerekir.
    Birinci ve ikinci fıkralarda yazılı hususlar dışındaki değişiklikler için
yapılacak umumi heyet toplantılarında şirket sermayesinin en az yarısına malik
olan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunmaları gerekir. İlk top-
lantıda bu nisap hasıl olmadığı takdirde, 368 inci maddeye uyulmak suretiyle en
geç bir ay içinde ikinci bir toplantı yapılabilir. İkinci toplantıda müzakere
yapabilmek için, şirket sermayesinin en az üçte birine malik olan pay sahipleri-
nin veya temsilcilerinin hazır bulunması yeterlidir.
KANUNLAR, TEMMUZ 1989 (EK-4)
    İkinci ve üçüncü fıkralara göre toplanan umumi heyetin kararları mevcut rey-
lerin ekseriyetiyle verilir.
    5. İmtiyazlı Pay Sahipleri Genel Kurulu

    Madde 389 - (Değişik: 16/6/1989-3585/2 md.)
    Umumi heyetçe esas mukavelenin değiştirilmesine dair verilen karar imtiyazlı
hisse senedi sahiplerinin haklarını ihlal edecek mahiyette ise bu karar, adı ge-
çen pay sahiplerinin yapacakları hususi bir toplantıda verecekleri diğer bir ka-
rarla tasdik olunmadıkça, infaz edilemez. Bu heyeti idare meclisi veya murakıp-
lar toplantıya çağırmaya mecburdur. Heyet azasından herhangi birisi de çağırabi-
lir. Bu hususi toplantıda müzakere ve karar nisabı, 388 inci maddenin üçüncü ve
dördüncü fıkraları hükümlerine tabidir.
    6. Tescil:

    Madde 390 - Esas mukavelenin değiştirilmesine mütaallik umumi heyetçe veri-
len karar; idare meclisi tarafından şirket merkezinin ve şubelerinin bulunduğu
yerin ticaret siciline tescil ve eğer ilana tabi olan hususlar varsa onlar da
ilan ettirilir. Değiştirme kararı tescilden önce hüküm ifade etmez.
    II - Esas sermayenin artırılması:
    1. Şartlar:

    Madde 391 - Esas sermayeye karşılık olan hisse senetlerinin bedelleri tama-
men ödenmedikçe, umumi heyet yeni hisse senetleri çıkarmak suretiyle sermayenin
artırılmasına karar veremez. Muhtelif imtiyazları haiz mütaaddit nevi hisse
senedi sahipleri mevcut olduğu takdirde, umumi heyetin kararından ayrı olarak
adı geçen nevilerden her birine ait hisse senedi sahiplerinin de hususi bir
toplantı yaparak karar vermeleri şarttır. 389 uncu maddenin iki ve üçüncü cümle-
si hükümleri bu toplantılar hakkında da tatbik olunur.
    2. Muameleler:

    Madde 392 - Umumi heyet yeni hisse senetleri çıkarmak suretiyle esas serma-
yenin çoğaltılmasına karar verdiği takdirde, anonim şirketlerin kuruluşuna ait
hükümler cari olur. Hususiyle para sermayesinin dörtte birinin yatırılmasına ait
hüküm ile ayın nevinden bir sermayenin konması, malların devralınması ve hususi
menfaatlerin sağlanması ile alakalı kararın mevcudiyeti halinde bu hususlara mü-
taallik hükümler tatbik olunur. Bu hallerde kuruluş esnasında verilmesi şart
olan bilirkişi raporu idare meclisi tarafından verilir. İştirak taahhütnameleri-
ne, sermayenin artırılmasına dair olan karardan ve kanunen bir izahname tanzimi
lüzumlu olduğu takdirde bu izahname münderecatından bilgileri bulunduğuna ve ye-
ni hisse senetlerinin halkın açıkça iştirakine arz olunduğuna dair kayıtlar
konulur.
    Esas sermayenin artırılması yukarıki hükümlere göre icra edilmemiş ise bu
husustaki muameleler batıl ve bundan dolayı da idare meclisi azalariyle murakıp-
lar; şirkete, münferit ortaklara ve üçüncü şahıslara karşı müteselsilen
mesuldürler.
    3. İzahname:

    Madde 393 - Esas sermayenin artırılan kısmına halk iştirake açıkça davet
olunduğu takdirde bu davet, idare meclisi namına ortaklığı temsile salahiyetli
olan bir kimse tarafından imza olunacak bir izahname ile yapılır.
    İzahname, aşağıda yazılı hususları ihtiva eder:
    1. Şirketin ticaret siciline tescil olunduğu gün;
    2. Şirketin ticaret unvanı ile merkezi;
    3. Esas sermayenin halihazır miktarı ve nelerden ibaret olduğu, hisse se-
netlerinin itibari kıymetiyle nev`i ve çeşitleri ve varsa rüçhan hakları;
    4. Varsa intifa hakları ile sağladıkları menfaatler;
    5. İdare meclisi ve murakebe heyetinin kuruluş tarzı;
    6. Murakıpların raporu ile beraber son kar ve zarar hesabiyle bilanço;
    7. Son beş yıl içinde dağıtılan kar paylarının nispet ve bedelleri;
    8. Şirketin tahviller çıkarmak suretiyle yaptığı istikrazlar;
    9. Yeni hisse senetleri ihracına ait karar ve senetlerin tamamının tutarı,
itibari kıymeti, ihraç fiyatı, miktar ve nev`i;
    10. Ayın nev`inden sermaye ile devralınacak mallar ve sağlanan hususi
menfaatler;
    11. Yeni hisse senetlerinin ne zamandan itibaren kar payına hak kazandıra-
cakları, bu hakkı tahdideden hükümler ve rüçhan hakları;
    12. İştirak taahhüdünün ne zamana kadar lüzum ifade edeceği.
    Bu maddede yazılı hususların iştirak taahhütnamelerine yazılması halinde
ayrıca bir izahnameye lüzum yoktur.
    4. Yeni pay alma hakkı:

    Madde 394 - Umumi heyetin esas sermayenin artırılmasına mütaallik kararında
aksine şart olmadıkça pay sahiplerinden her biri yeni hisse senetlerinden şirket
sermayesindeki payı ile mütenasip miktarını alabilir. İdare meclisi pay sahiple-
rine verilecek senetlerin ihraç bedellerini gazetelerle ilan eder. Bu hususta
yapılacak ilanlarda pay sahiplerinin yeni pay alma haklarını kullanabilmeleri
için tayin olunacak müddet, 15 günden aşağı olamaz.
    5. Tescil:

    Madde 395 - Esas sermayenin artırılmasına dair olan umumi heyet kararı,
taahhüdedilen hisse senetlerine ait zaruri olan ilk ödemelerin yapılmış olduğunu
tesbit eden umumi heyet kararı alındıktan sonra ticaret siciline tescil olunur.
İcabında ayın nev`inden sermaye ve devralınacak mallar hakkındaki hususi karar-
lar da, ticaret siciline bildirilir. Esas sermayenin artırılması keyfiyetinin
tescilinden önce çıkarılan hisse senetleri hükümsüzdür. Şu kadar ki; iştirak
taahhüdünden doğan mükellefiyetler bakidir. Tazminat hakları mahfuzdur.
    III - Esas sermayenin azaltılması:
    1. Karar:

    Madde 396 - Bir şirket, sermayesini azaltarak azaltılan kısmın yerine geçmek
üzere tamamen ödenecek yeni hisse senetleri çıkarmak niyetinde değilse umumi he-
yet, esas sermayenin itibari kıymetine dair esas mukavelenin hükümlerinin değiş-
tirilmesine karar verir; şu kadar ki; idare meclisinin talebi üzerine mahkemece
tayin edilecek üç bilirkişi tarafından verilecek müşterek bir raporla, esas ser-
mayenin azaltılmasına rağmen şirket alacaklılarının haklarını tamamen karşılıya-
cak miktarda aktifler mevcut olduğu tesbit edilmiş olmadıkça böyle bir karar
verilemez.
    (Değişik: 16/6/1989-3585/3 md.) Bu hususta 388 inci maddenin üçüncü ve dör-
düncü fıkrası hükümleri uygulanır. Kararda bilirkişi raporunun sonucu açıklana-
rak sermaye azaltılmasının ne tarzda yapılacağı gösterilir.
    Esas sermayenin azaltılmasından kayıtlara göre doğacak bir kazanç münhasıran
itfalar için kullanılabilir.
    (Değişik: 24/6/1995 - KHK-559/8 md.) Esas sermaye hiç bir suretle bu Kanu-
nun 272 nci maddesi ile belirlenen asgari sermaye miktarından aşağı indirilemez.
    2. Alacaklıları davet:

    Madde 397 - Umumi heyet esas sermayenin azaltılmasına karar verdikten sonra
idare meclisi bu kararı 37 nci maddede anılan gazetede ve aynı zamanda esas mu-
kavele ile muayyen şekilde üç defa ilan ederek 37 nci maddede anılan gazetedeki
üçüncü ilandan itibaren iki ay içinde alacaklarını beyan etmek suretiyle ödeme
veya teminat istiyebileceklerini alacaklılara bildirir. Şirketçe malüm olan ala-
caklılara ayrıca davet mektupları gönderilir.
    Esas sermaye zararlar neticesinde bilançoda husule gelen bir açığı kapatmak
maksadiyle ve bu açıklar nispetinde azaltılacak olursa idare meclisince alacak-
lıları davetten ve bunların haklarının ödenmesinden veya temininden vazgeçile-
bilir.
    3. Kararın icrası:

    Madde 398 - Esas sermaye, ancak alacaklılara verilen müddetin bitmesinden ve
beyan edilen alacakların ödenmesinden veya temin edilmesinden sonra fiilen azal-
tılabilir.
    Azaltma kararının icrası için hisse senetleri miktarının mübadele veya
damgalanmak suretiyle veyahut diğer bir tarzda azaltılmasına lüzum görüldüğü
halde yapılan ihtara rağmen geri verilmemiş olan hisse senetleri, şirketçe iptal
edilebilir.
    Mübadele için şirkete geri verilmesi zımnında yapılan tebliğlere, geri ve-
rilmiyen senetlerin iptal olunacağı hususu da yazılır.
    Pay sahiplerinin mübadele olunmak üzere şirkete geri verdikleri hisse senet-
lerinin miktarı, karar gereğince mübadeleye yetmezse bu senetler iptal olunarak
bunların mukabilinde verilmesi gereken yeni senetler satılıp paylarına düşen
miktar şirkette saklanır.
    Yukarıki fıkralarla 396, 397 nci maddelerde yazılı şartlara riayet edilmiş
olduğunu gösteren vesikalar ibraz edilmedikçe esas sermayenin azaltılmasına dair
karar ve sermayenin gerçekten azaltılmış olması keyfiyeti, ticaret siciline
kaydolunamaz.
                             BEŞİNCİ KISIM
                            Hisse Senetleri
    A) Hisse senetleri:
    I - İtibari kıymeti:
    1. Umumi olarak:

    Madde 399 - Hisse senetlerinin itibari kıymeti en az beş yüz liradır. Bu
kıymet ancak yüzer lira olarak yükseltilebilir.
    Yukarıki fıkra hükmünce aykırı olarak çıkarılan hisse senetleri batıldır;
bunları çıkaranlar hisse senetleri sahiplerine karşı müteselsilen mesuldürler.
Müruruzaman hakkında 309 uncu maddenin son fıkrası caridir.
    Şirketin müşkilleşmiş olan mali vaziyetinin ıslahı için hisse senetlerinin
itibari kıymeti beş yüz liradan aşağı indirilebilir.
    2. Hisse senetlerinin bölünememesi:

    Madde 400 - Hisse senedi şirkete karşı bölünemez. Bir hisse senedinin birden
fazla sahibi bulunduğu takdirde bunlar, şirkete karşı haklarını ancak müşterek
bir mümessil vasıtasiyle kullanabilirler. Müşterek bir mümessil tayin etmedikle-
ri takdirde şirketçe bunlardan birisine yapılacak tebliğ hepsi hakkında muteber
olur.
    Umumi heyet, esas sermaye miktarı aynı kalmak üzere esas mukaveleyi değiş-
tirmek suretiyle hisse senetlerini itibari kıymetleri daha az olan hisse senet-
lerine bölmek veya itibari kıymetleri daha yüksek olan hisse senetleri halinde
birleştirmek salahiyetini haizdir. Şu kadar ki; hisse senetlerinin birleştiril-
mesi her pay sahibinin muvafakatine bağlıdır. 399 uncu madde hükmü mahfuzdur.
    II - İmtiyazlı hisse senetleri:

    Madde 401 - Esas mukavele ile bazı nevi hisse senetlerine kar payı veya tas-
fiye halindeki şirket mevcudunun dağıtılması ve sair hususlarda imtiyaz hakları
tanınabilir.
    B) İntifa senetleri:
    I - İhdası:

    Madde 402 - Umumi heyet, esas mukavele gereğince veya esas mukaveleyi değiş-
tirerek, bedeli itfa olunan payların sahipleri, alacaklılar, kurucular veya bun-
lara benzer bir sebeple şirketle ilgili olanlar lehine intifa senetleri ihdasına
karar verebilir.
    İlk esas mukavelede derpiş edilmiş olmadıkça kurucular, lehine intifa senet-
leri ihdas olunamaz.
    İntifa senetleri sahipleri, 429 - 432 nci maddelere tabi bulunan bir heyet
teşkil ederler. Şu kadar ki; intifa senetlerinin ihdası esnasında daha ağır hü-
kümler konmuş olmadıkça bu heyet kararlarını mevcudun mutlak ekseriyetiyle
verir.
    II - Hükümleri:

    Madde 403 - İntifa senedi sahiplerine azalık hakları verilemez; ancak, safi
kazanca veya tasfiye neticesine iştirak yahut yeni çıkarılacak hisse senetlerini
alma hakları tanınabilir.
    C)  Devir yasağı:

    Madde 404 - Ayın karşılığı olan hisse senetlerinin şirketin tescilinden iti-
baren iki yıl geçmeden başkalarına devri hükümsüzdür.
    D) Sermaye koyma borcu:
    I - Şümulü:

    Madde 405 - Pay sahibi, hisse senetlerinin çıkarılması sırasında tayin olu-
nan ve hisse senetlerinin itibari kıymetine müsavi veya ondan yüksek olan pay
bedelinden fazla bir şey ödemeye esas mukavele ile dahi mecbur tutulamaz.
    Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istiyemezler; tasfiye
payına mütaallik hakları mahfuzdur.
    Hisse senetlerinin devri şirketin muvafakatine bağlı olan hallerde esas mu-
kavele hissedarlara esas sermayeye iştirak borcundan başka muayyen zamanlarda
tekerrür eden mevzuu para olmıyan edalarda bulunmak mükellefiyetini de yükleye-
bilir. Bu mükellefiyetlerin mahiyet ve şumulü hisse senetlerine ve ilmuhaberlere
yazılır. Bu gibi tali mükellefiyetler hakkında esas mukavele ile cezai şart ka-
bul edilebilir.
    II- Temerrüt:
    1. Ödemeye davet:

    Madde 406 - Payların bedelleri esas mukavelede başkaca hüküm bulunmadıkça
pay sahiplerinden ilan suretiyle istenir.
    2. Temerrüdün hükümleri:
    a) Umumi olarak:

    Madde 407 - Sermaye koyma borcunu vaktinde yerine getirmiyen pay sahibi ih-
tara lüzum olmaksızın temerrüt faizi ödemekle mükelleftir.
    İdare meclisi bundan başka mütemerrit ortağı iştirak taahhüdünden ve yaptığı
kısmi ödemelerden doğan haklarından mahrum etmeye ve yerine başka ortak almaya
ve kendisine verilmiş hisse senedi varsa bunları iptal etmeye salahiyetlidir.
İptal edilen hisse senetleri ele geçirilemiyorsa iptal kararı 37 nci maddede
yazılı gazetede ve ayrıca esas mukavelenin derpiş ettiği şekilde ilan olunur.
    Esas mukavele ile pay sahipleri temerrüt halinde cezai şart ödemeye mecbur
tutulabilirler.
    Şirketin tazminat hakları mahfuzdur.
    b) Usül:

    Madde 408 - 407 nci maddenin 2 ve 3 üncü fıkralarının tatbikı için idare
meclisi tarafından mütemerrit ortağın 37 inci maddede yazılı gazete ile ve esas
mukavelenin derpiş ettiği şekilde ilan suretiyle bir ay zarfında ödemeye davet
ve aksi halde haklarından mahrum ve cezai şartın tahsil edileceğinin ihtar edil-
mesi şarttır.
    Nama yazılı hisse senetleri sahiplerine bu davet ve ihtar taahhütlü mektubla
yapılır.
    Şirket bilhassa yeni pay sahibinin ödemeleriyle kapanmayan açıkların tazmi-
nini mütemerrit ortaktan istiyebilir.
    419 uncu madde hükmü mahfuzdur.
    E) Hisse senetleri:
    I - Nevileri:
    1. Umumi olarak:

    Madde 409 - Hisse senetleri, hamiline veya nama yazılı olur.
    Esas mukavelede aksine hüküm bulunmadıkça hisse senetlerinin nama yazılı ol-
ması lazımdır.
    Bedelleri tamamen ödenmemiş olan paylar için hamile yazılı hisse senetleri
veya ilmühaberler çıkarılamaz. Bu hükme aykırı olarak çıkarılanlar hükümsüzdür.
Hüsnüniyet sahiplerinin tazminat hakları mahfuzdur.
    2. Değiştirme:

    Madde 410 - Esas mukavelede aksine hüküm bulunmadıkça çıkarılan hisse senet-
lerinin nev`i değiştirilebilir. Şu kadar ki; nama yazılı senetlerin hamiline
yazılı senetlere çevrilmesi için de pay bedelinin tamamen ödenmiş olması
şarttır.
    3. İlmühaberler:

    Madde 411 - Nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan ilmü-
haberlerin nama yazılı olması lazımdır. Bunların devri nama yazılı hisse senet-
lerinin devrine ait hükümlere tabidir.
    Hamiline yazılı hisse senetleri yerine tanzim olunan nama yazılı ilmühaber-
ler ancak alacağın devri hakkındaki hükümlere göre devrolunabilir. Şu kadar ki;
devir şirkete karşı ancak ihbar tarihinden itibaren hüküm ifade eder.
    II - Çıkarma:
    1. Tescilden önce:

    Madde 412 - Şirketin tescilinden önce çıkarılan hisse senetleri hükümsüzdür;
ancak iştirak taahhüdünden doğan mükellefiyetler baki kalır.
    Tescilden önce hisse senetleri çıkaran kimse, bundan doğan zararlardan
mesuldür.
    2. Senetlerin şekli:

    Madde 413 - Hisse senetlerinin şirketin unvanını, esas sermaye miktarını
ve tescil tarihini, senedin nevi ve itibari kıymetini ihtiva etmesi ve şirketin
namına imza etmeye salahiyetli olanlardan en az ikisi tarafından imza edilmiş
olması şarttır. İmza damga veya mühür şeklinde olabileceği gibi matbu dahi
olabilir.
    Nama yazılı hisse senetlerinin ayrıca sahiplerinin ad ve soyadını, ikametga-
hını, senet karşılığında ödenmiş olan miktarı da ihtiva etmesi şarttır. Bu se-
netler şirketin pay defterine kaydolunur.
    III - Yıpranmış senetler:

    Madde 414 - Bir hisse senedi veya ilmühaber, tedavülü mümkün olmıyacak
derecede yıpranmış veya bozulmuş olursa, esas münderecatı ve ayırdedici alamet-
lerinin tereddütsüz anlaşılması kabil bulunduğu takdirde, sahibi masraflarını
peşin ödemek şartiyle şirketten yeni bir senet ve ilmühaber istemek hakkını
haizdir.
    IV - Hisse senetlerinin devri:
    1. Hamile yazılı senetler:

    Madde 415 - Hamiline yazılı hisse senetlerinin devri şirket ve üçüncü şahıs-
lar hakkında ancak teslim ile hüküm ifade eder.
    2. Nama yazılı senetler:
    a) Devir kabiliyeti:

    Madde 416 - Nama yazılı hisse senetleri, esas mukavelede aksine hüküm olma-
dıkça devrolunabilir.
    Devir ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olur. Şu kadar ki; devir,
şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder.
    b) Pay defteri:

    Madde 417 - Şirket, nama yazılı hisse senetleri sahiplerini ad, soyad ve
adresleriyle bir pay defterine kaydeder.
    Hisse senedinin yukarıki maddeye uygun olarak devredildiği ispat edilmedik-
çe devralan pay defterine yazılamaz.
    İdare meclisi, kaydın yapıldığını hisse senedine işaret eder.
    Şirkete karşı ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını
haizdir.
    c) Kayıttan imtina:

    Madde 418 - Şirket, devir keyfiyetini esas mukavelede derpiş olunan sebep-
lerden dolayı pay defterine kayıttan imtina edebilir.
    Sebep gösterilmeksizin dahi kayıttan imtina olunabileceği şartının esas mu-
kaveleye konması caizdir.
    Hisse senedi karşılığının tamamen ödenmemiş olması halinde şirket teminat
talep ve teminat gösterilmediği takdirde kayıttan imtina edebilir.
    Hisse senetleri, miras, karı - koca mallarının idaresine ait hükümler veya
cebri icra yoliyle iktisap edilmiş ise teminat istenemiyeceği gibi kayıttan
imtina olunamaz. Şu kadar ki; idare meclisi azaları veya ortaklar bu hisseleri
borsa rayici, bulunmadığı takdirde kayıt için müracaat tarihindeki hakiki değe-
ri üzerinden almaya talip oldukları takdirde kayıttan imtina olunabilir.
   d) Karşılıkları tamamen ödenmemiş olan hisse senetleri:

    Madde 419 - Bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı bir hisse senedini iktisap
eden kimse, pay defterine kaydedilmekle şirkete karşı geri kalan bedeli ödemek
ve varsa tali borçları yerine getirmekle mükellef olur.
    Şirketin kurulması veya esas sermayenin artırılması esnasında iştirak taah-
hüdünde bulunan kimse hisse senedini başkasına  devrettiği takdirde bedelin he-
nüz ödenmemiş olan kısmı kendisinden istenemez; meğer ki,şirketin kuruluşu veya
esas sermayenin artırılması tarihlerinden itibaren iki yıl içinde şirket iflas
etmiş ve hisse senedini iktisabeden kimse paydan doğan haklardan mahrum edilmiş
olsun.
    Hisse senedini devreden kimse ikinci fıkra hükmüne tabi değilse, iktisap
edenin pay defterine kaydedilmesiyle borçlarından kurtulmuş olur.
                             ALTINCI KISIM
                               Tahviller
    A) Tarifi:

    Madde 420 - Anonim şirketlerin ödünç para bulmak için itibari kıymetleri
eşit ve ibareleri aynı olmak üzere çıkardıkları borç senetlerine (Tahvil) denir.
    B) Tahvil çıkarma:
    I - Şartlar:
    1. İkinci çıkarma:

    Madde 421 - Çıkarılan tahvillerin bedelleri tamamen alınmadıkça ikramiyeli
veya ikramiyesiz yenileri çıkarılamaz.
    2. En çok miktar:

    Madde 422 - Anonim şirketlerin çıkaracakları tahviller, esas sermayenin öde-
nen ve tasdik olunmuş son bilançoya göre mevcudiyeti anlaşılan miktarını aşamaz.
    3. Umumi heyet kararı:

    Madde 423 - (Değişik: 16/6/1989-3585/4 md.)
    Esas mukavele, tahviller çıkarılmasına müsait bulunsa bile, bu hususta umumi
heyet tarafından karar verilmesi lazımdır. Bu kararın muteber olması için
388 inci maddenin üçüncü fıkrasındaki müzakere nisabının ve son fıkrasındaki
ekseriyetin vücudu şarttır. Umumi heyetçe verilen karar, tescil ve ilan edilme-
dikçe infaz edilemez.
    II - Satınalma taahhütleri:
    1. Mahkemenin tasdiki:

    Madde 424 - (Mülga:24/6/1995 - KHK - 559/13 md.)
    2. İzahname:

    Madde 425 - Tahvil çıkarmak için halka müracaat etmek istiyen idare meclisi,
aşağıdaki cihetleri ihtiva eden bir izahname neşrine mecburdur:
    1. Şirketin unvanı, mevzuu, merkez ve müddetini;
    2. Esas sermayenin miktarını;
    3. Esas mukavele tarihini ve bunda değişiklikler yapılmışsa bunların da ta-
rihiyle ilan edildikleri tarihleri;
    4. Şirketçe tasdik edilmiş son bilançoya göre şirketin durumunu;
    5. Çıkarılmış ve çıkarılacak tahvillerin itibari kıymetlerinin tutarını ve
bu kıymetlerin şirkete ödeme suretini ve her tahvilin itibari kıymetiyle verile-
cek faizinin miktarını, nama yazılı veya hamiline ait olduğunu ve tahvillerin
itfa sureti ve zamanını;
    6. Tahvil çıkarılmasına dair umumi heyet kararının tescil ve ilan tarihini;
    7. Şirketin menkul veya gayrimenkulleri, evvelce çıkarılan tahvillerden veya
diğer bir sebepten dolayı rehnedilmiş veyahut teminat gösterilmişse bu cihetle-
ri.
    Bu izahnamenin tahvillerin tedavül mevkiine çıkarılmasından en az on beş
gün önce neşir ve ilan edilmesi lazımdır.
    3. Taahhüdün şekli:

    Madde 426 - Tahvillerin satınalınması taahhüdü yukarıki maddede anılan izah-
nameyi ihtiva eden ve iki nüshadan ibaret varaka üzerine yazılıp imzalanmak su-
retiyle yapılır.
    III  - Tahvillerin şekli:

    Madde 427 - Tahvillere izahnamede zikri gereken hususlardan başka tahville-
rin ana sermaye ve faizlerinin ödeme şartları ve varsa itfa planı yazılmak
lazımdır.
    Tahvillerin şirket namına imza etmeye salahiyetli olanlardan en az ikisi
tarafından imza edilmiş olması şarttır. İmza, damga veya mühür şeklinde olabile-
ceği gibi matbu dahi olabilir.
    IV - Tahvil defteri:

    Madde 428 - Tahvil çıkarıldığı takdirde şirketce nama yazılı tahvillerin
kaydına mahsus bir defter tutulur.
    C) Tahvil sahiplerinin umumi heyeti:
    I - Toplantıya davet:

    Madde 429 - İdare meclisi veya murakıplar, tahvil sahiplerini umumi heyet
halinde icabında toplantıya davet edebilirler. Tedavülde bulunan tahvillerin be-
delleri tutarının beşde birine sahip olanların talebi halinde de umumi heyeti
toplantıya davete mecburdurlar. Tahvil sahiplerinin toplantıya daveti ve top-
lanma talebinde bulunanların ihtiyaç halinde mahkemeden izin alma salahiyetleri
şirket umumi heyetinin toplantıya daveti hakkındaki hükümlere tabidir.
    II - Umumi heyetin salahiyetleri:

    Madde 430 - Tahvil sahiplerinin umumi heyeti aşağıdaki hususlar hakkında mü-
zakere yapıp karar vermek salahiyetini haizdir:
    1. Tahvil sahiplerine ait hususi teminatın azaltılması veya kaldırılması;
    2. Faiz vadelerinden bir veya birkaçının uzatılması, faiz miktarının indi-
rilmesi veya ödenme şartlarının değiştirilmesi;
    3. İtfa müddetinin uzatılması ve itfa şartlarının değiştirilmesi;
    4. Tahvil sahiplerinin alacaklarına mukabil hisse senedi almalarının kabul
edilmesi;
    5. Yukarıki hususların icrasına ve gayrimenkul teminatı azaltılmasına veya
kaldırılmasına dair muamelelerde tahvil sahiplerini temsil etmek üzere bir
veya müteaddit temsilci tayini.
KANUNLAR, TEMMUZ 1989 (EK - 4)
    III - Ekseriyet:

    Madde 431 - Yukarıki maddenin 1,2,3 ve 4 sayılı bentlerinde yazılı hususla-
ra ait kararların bütün tahvil sahipleri hakkında muteber olması için tedavülde
bulunan tahvillerin üçte ikisini temsil eden tahvil sahiplerinin reyi şarttır.
    5 inci bentte bahsolunan temsilcinin tayini için, mezkür tahvillerin yarısı-
nı temsil eden tahvil sahiplerinin reyi kafidir.
    IV - Cetvel:

    Madde 432  - Tahvil sahipleri umumi heyetinin toplantısından önce, idare
meclisi tedavülde bulunan tahvillerin bir cetvelini yaparak tahvil sahiplerinin
görebilecekleri bir yere asar.
    D) İdare meclisi azalarının mesuliyeti:

    Madde 433 - Bu kısımda yazılı hükümlere aykırı harekette bulunan idare mec-
lisi azaları, ilgililere karşı 336 ve sonraki maddeler hükümlerince mesuldürler.
                             YEDİNCİ KISIM
                  Anonim Şirketlerin İnfisahı ve Tasfiyesi
    A) İnfisah:
    I - Sebepleri:
    1. Umumi olarak:

    Madde 434 - Anonim şirketler şu sebeplerden biri ile münfesih olur:
    1. Akdolundukları müddetin sona ermesi;
    2. Şirket maksadının husülü veya husulünün imkansızlığı;
    3. Şirket sermayesinin 324 üncü madde gereğince üçte ikisinin zıyaı;
    4. Pay sahiplerinin beş kişiden aşağıya düşmesi;
    5. Şirket alacaklılarının 436 ncı maddeye göre talepte bulunması;
    6. Esas mukavelede bir fesih sebebi tayin edilmiş ise onun tahakkuku;
    7. Şirketin diğer bir şirketle birleşmesi;
    8. Şirketin iflasına karar verilmiş olması;
    9. (Değişik: 16/6/1989-3585/5 md.) 388 inci maddenin ikinci ve dördüncü fık-
ralarına uygun olarak umumi heyetçe feshe karar verilmiş olması.
    274 üncü madde ile 299 uncu maddenin son iki fıkrası hükümleri mahfuzdur.
    2. Hususi haller:
    a) Pay sahipleri sayısının düşmesi veya organların eksikliği;

    Madde 435 - Şirketin tescilinden sonra hakiki pay sahiplerinin sayısı beş-
ten aşağıya düşer veya şirketin kanunen lüzumlu organlarından biri mevcut olmaz
yahut umumi heyet toplanamazsa, pay sahiplerinden veya şirket alacaklılarından
birinin yahut Ticaret Vekaletinin talebi üzerine, mahkeme şirketin durumunu ka-
nuna uygun hale ifrağ için münasip bir müddet tayin eder ve buna rağmen durum
düzeltilmezse şirketin feshine karar verir.
    Davanın açılmasını mütaakıp mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine lü-
zumlu tedbirleri alabilir.
    b) Esas sermayenin üçte ikisinin kaybı:

    Madde 436 - Şirketin alacaklıları esas sermayenin üçte ikisini kaybeden şir-
ketin feshini dava edebilirler. Ancak, davacının alacağına karşı muteber teminat
gösterilmesi halinde fesih kararı verilmez.
    c) İflas:

    Madde 437 - İflas halinde tasfiye iflas idaresi tarafından İcra ve İflas Ka-
nunu hükümlerine göre yapılır. Şirket organları temsil salahiyetlerini ancak
şirketin iflas idaresi tarafından temsil edilmediği hususlar için muhafaza eder-
ler.
    II - Hükümleri:
    1. Tescil ve ilan:

    Madde 438 - İnfisah iflastan başka bir sebepten ileri gelmişse idare mecli-
since ticaret siciline tescil ve en çok birer hafta fasıla ile üç defa ilan
ettirilir. İlana şirket alacaklılarının vesikalariyle beraber bir yıl içinde
müracaat etmeleri lüzumu yazılır. Bu müddetin başlangıcı, üçüncü ilan tarihidir.
    2. Tasfiye hali:

    Madde 439 - Şirketin diğer bir şirketle birleşmesi, bir limited şirket şek-
line çevrilmesi veya bir amme hükmi şahsı tarafından devralınması halleri haric
olmak üzere, infisah eden şirket tasfiye haline girer.
    Tasfiye haline giren şirket, pay sahipleriyle olan münasebetlerinde dahi,
tasfiye sonuna kadar ve ehliyeti, 232 nci madde hükmü mahfuz olmak kaydiyle
tasfiye gayesiyle mahdut olarak hükmi şahsiyetini muhafaza ve ticaret ünvanını
(tasfiye halinde) ibaresini ilave suretiyle kullanmakta devam eder.
    III - Şirket organlarının durumu:

    Madde 440 - Şirket tasfiye haline girince organların vazife ve salahiyetle-
ri, tasfiyenin yapılabilmesi için zaruri olan fakat ve mahiyetleri icabı tasfiye
memurlarınca yapılamıyan muamelelere inhisar eder.
    Tasfiye işlerinin icaplarından olan hususlar hakkında karar vermek üzere
umumi heyet tasfiye memurları tarafından, toplantıya davet edilir.
    B) Tasfiye:
    I - Tasfiye memurları:
    1. Tayin:

    Madde 441 - Esas mukavele veya umumi heyet karariyle ayrıca tasfiye memuru
tayin edilmedikçe tasfiye işleri, idare meclisi tarafından yapılır. Tasfiye ile
vazifelendirilen kimseler esas mukavele veya tayin kararında aksi derpiş edilmiş
olmadıkça mütat bir ücrete hak kazanırlar.
    İdare meclisi tasfiye memurlarını ticaret siciline tescil ve ilan ettirir.
Tasfiye işlerinin idare meclisince yapılması halinde dahi bu hüküm tatbik olu-
nur.
    2. Azil:

    Madde 442 - Esas mukavele veya umumi heyet karariyle tayin edilmiş olan
tasfiye memurları yahut bu vazifeyi ifa eden idare meclisi azası umumi heyet
tarafından her zaman azil ve yerlerine yenileri tayin olunabilir.
    Pay sahiplerinden birinin talebiyle mahkeme dahi haklı sebepler dolayısiyle
tasfiyeye memur kimseleri azil ve yerlerine yenilerini tayin edebilir.Bunlar
kendilerini tescil ve ilan ettirirler.
    3. Aktifleri satma salahiyeti:

    Madde 443 - Umumi heyet aksine karar vermiş olmadıkça tasfiye memurları
şirketin aktiflerini pazarlık suretiyle de satabilirler.
    (Değişik: 16/6/1989-3585/6 md.) Aktiflerin toptan satılabilmesi için umumi
heyetin kararı gereklidir. Bu karar hakkında 388 inci maddenin üçüncü ve dör-
düncü fıkraları uygulanır.
KANUNLAR, TEMMUZ 1989 (EK-4)
    II - Tasfiye işleri:
    1. İlk envanter ve bilanço:

    Madde 444 - Tasfiye memurları vazifelerine başlar başlamaz şirketin, tasfi-
yenin başlangıcındaki hal ve durumunu inceliyerek buna göre envanter defterle-
riyle bilançosunu tanzim eder ve umumi heyetin tasdikına sunarlar.
    226 ncı madde ile kollektif şirket tasfiye işlerini gören kimselere tevdi
olunan vazifeler, anonim şirketlerin tasfiyesinde idare meclisince yapılır.
    2. Alacaklıların daveti ve himayesi:

    Madde 445 - Alacaklı oldukları şirket defterleri veya diğer vesikalar mün-
derecatından anlaşılan ve ikametgahları bilinen şahıslar taahhütlü mektupla,
diğer alacaklılar 37 nci maddede yazılı gazetede ve aynı zamanda esas mukavele
ile muayyen şekilde ilan suretiyle şirketin infisahından haberdar ve alacakla-
rını beyana davet edilirler.
    Alacaklı oldukları malüm olanlar beyanda bulunmazlarsa alacaklarının tutarı
notere tevdi olunur.
    Şirketin henüz muaccel olmıyan borçlariyle münazaalı bulunan borçlarına
tekabül edecek bir para dahi kezalik notere tevdi olunur; meğer ki, bu gibi
borçlar kafi bir teminat ile karşılanmış veya şirket mevcudunun ortaklar arasın-
da taksimi bu borçların ödenmesine talik edilmiş olsun.
    Yukarıki fıkralarda yazılı hükümlere aykırı hareket eden tasfiye memurları
haksız olarak ödedikleri paralardan dolayı 224 üncü madde hükmünce mesuldürler.
    3. Diğer işler:

    Madde 446 - Tasfiye memurları; şirketin cari muamelelerini tamamlamak, pay
bedellerinin henüz ödenmemiş olan kısımlarını icabı halinde tahsil etmek, ak-
tifleri paraya çevirmek ve şirket borçlarının ilk tasfiye bilançosundan ve
alacaklıların daveti neticesinde anlaşılan vaziyete göre şirket mevcudundan
fazla olmadığı taayyün etmiş ise bu borçları ödemekle mükelleftirler.
    Şirket borçlarının şirket mevcudundan fazla olması halinde tasfiye memurla-
rı keyfiyeti derhal mahkemeye bildirirler; mahkeme iflasın açılmasına karar ve-
rir.
    Tasfiye memurları tasfiyenin uzun sürmesi halinde her yıl sonu için ara
bilançoları ve tasfiye sonunda son ve kati bir bilanço tanzim ederek umumi he-
yete tevdi ederler.
    4. Tasfiye neticesi dağıtma:

    Madde 447 - Tasfiye halinde bulunan şirketin borçları ödendikten sonra
kalan mevcudu, esas mukavelede aksine bir hüküm olmadıkça, pay sahipleri ara-
sında ödedikleri sermayeler ve paylara bağlı olan imtiyaz hakları nispetinde
dağıtılır.
     Alacaklıları üçüncü defa davetten itibaren bir yıl geçmedikçe kalan
mevcut dağıtılamaz.Şu kadar ki; hal ve duruma göre alacaklılar için bir
tehlike mevcut olmadığı takdirde mahkeme bir yıl geçmeden dahi dağıtmaya
izin verebilir.
    Esas mukavelede ve umumi heyet kararında aksine hüküm bulunmadıkça
dağıtma para olarak yapılır.
    5. Defterlerin saklanması:

    Madde 448 - Tasfiyenin sonunda evrak ve defterlerin saklanması hakkında
68 inci madde hükmü tatbik olunur.
    III - Şirket unvanının sicilden terkini:

    Madde 449 - Tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının si-
cilden terkini tasfiye memurları tarafından sicil memurluğundan talep olunur.
İşbu talep üzerine terkin keyfiyeti tescil ve ilan olunur.
    IV  - Tatbik olunacak diğer hükümler:

    Madde 450 - Yukarıki hususi hükümler mahfuz kalmak üzere 207 nci maddenin
3 üncü fıkrasiyle 212 nci maddenin 3 üncü fıkrası ve 217 - 221, 224 - 227, 231,
232, 235, 236, 240 ıncı maddeler hükümleri anonim şirketler hakkında da tatbik
olunur.
    Kollektif şirketlerin tasfiyesinde ortakların ittifakla verecekleri kararlar
anonim şirketlerde umumi heyetin riayetle mükellef bulunduğu 372 ve 378 inci
maddelerde muayyen nısap ve ekseriyet hükümlerine tabidir.
    C) Tasfiyesiz infisah:
    I - Birleşme:
    1. Devralma:

    Madde 451 - Bir anonim şirket diğer bir anonim şirket tarafından bütün aktif
ve pasifleriyle devralınmak suretiyle infisah ederse aşağıdaki hükümler tatbik
olunur:
    1. Devralan şirketin idare meclisi infisah eden şirketin alacaklarını tasfi-
ye hakkındaki hükümlere göre davet eder;
    2. İnfisah eden şirketin malları, borçları tediye veya temin edilinceye ka-
dar ayrı olarak ve devralan şirket tarafından idare olunur;
    3. Devralan şirketin idare meclisi azaları, alacaklılara karşı infisah eden
şirket mallarının ayrı olarak idaresini temin hususunda şahsan ve müteselsilen
mesuldürler;
    4. Malların ayrı olarak idare edildiği müddet içinde infisah eden şirkete
karşı açılacak davalarda salahiyetli mahkemenin salahiyeti bakidir;
    5. İnfisah eden şirketin alacaklılariyle devralan şirket alacaklıları ara-
sındaki münasebetlerde devralınan ve ayrı idareye tabi olan mallar aynı müddet
içinde infisah eden şirketin malları sayılır; devralan şirketin iflasında bu
mallar ayrı bir masa teşkil eder ve icap ediyorsa münhasıran infisah eden şirket
borçlarının ödenmesinde kullanılır;
    6. Her iki şirket malları, ancak infisah eden bir anonim şirket mevcudunun
pay sahiplerine dağıtılması caiz olduğu anda birleştirilebilir;
    7. Şirketin infisahı, ticaret siciline tescil olunur. Şirket borçları tediye
veya temin edildikten sonra ticaret sicilinden infisaha ait kayıt silinir ve
keyfiyet ilan olunur;
    8. İnfisahın tescilinden sonra devralan şirketçe infisah eden şirketin pay
sahiplerine karşılık olarak verilecek hisse senetleri, birleşme mukavelesi hü-
kümlerine göre kendilerine teslim olunur.
    2. Yeni şirket kurulması:

    Madde 452 - Birden çok anonim şirketin malları yeni kurulacak bir anonim
şirket tarafından devralınabilir; o suretle ki adı geçen şirketlerin malları
tasfiye edilmeksizin yeni şirkete geçer. Böyle bir birleşme hakkında anonim
şirketlerin kurulmasına ve bir anonim şirketin diğer bir anonim şirket tarafın-
dan devralınmasına dair olan hükümler tatbik olunur.
    Ayrıca aşağıdaki hükümler dahi caridir:
    1. Şirketler imzaları noterce tasdikli birleşme mukavelesinde; birleştikle-
rini, yeni anonim şirketin esas mukavelesini tanzim ettiklerini, bütün hissele-
rin taahhüt olunduğunu, mevcut şirketlerin mallarını sermaye olarak yeni şirkete
koyduklarını ve yeni şirketin lüzumlu organlarını tayin ettiklerini tesbit eder-
ler;
    2. Birleşme mukavelesi birleşen şirketlerden her birinin umumi heyeti tara-
fından tasdik olunur;
    3. Tasdik karariyle tekemmül eden yeni şirket esas mukavelesi üzerine mütaa-
kıp kuruluş merasimi ikmal edilerek keyfiyet tescil ve ilan olunur;
    4. Tescilden sonra eski şirketlerin hisse senetleri karşılığında birleşme
mukavelesi gereğince yeni şirketin hisse senetleri verilir.
    3. Sermayesi paylara bölünmüş bir komandit şirket tarafından devralınma:

    Madde 453 - Bir anonim şirket aktif ve pasifleriyle birlikte sermayesi pay-
lara bölünmüş bir komandit şirket tarafından devralınmak suretiyle infisah eder-
se, devralan komandit şirketin komandite azaları, infisah eden anonim şirket
borçlarından şahsan ve müteselsilen mesul olurlar.
    Diğer hususlarda bir anonim şirketin diğer bir anonim şirket tarafından dev-
ralınması hakkındaki hükümler tatbik olunur.
    II - Bir amme hükmi şahsiyeti tarafından devralınma:

    Madde 454 - Bir anonim şirketin malları devlet, vilayet, belediye gibi bir
amme hükmi şahsiyeti tarafından devralınırsa, şirketin umumi heyeti tasfiye ya-
pılmamasına karar verebilir.
    Bu karar, infisah hakkındaki hükümlere göre verilir ve tescil ve ilan
ettirilir.
    Tescil ile şirketin mal ve borçları amme hükmi şahsına intikal etmiş olur ve
ticaret sicilinden şirketin unvanı silinir ve keyfiyet ilan olunur.
                             SEKİZİNCİ KISIM
                        Anonim Şirketin Hesapları
    A) Kazanç ve tasfiye payı:
    I - Umumi olarak:

    Madde 455 - Her pay sahibi, kanun ve esas mukavele hükümlerine göre pay sa-
hiplerine dağıtılmaya tahsis olunan safi kazanca, payı nispetinde iştirak hakkı-
nı haizdir. Şirketin ihfisahı halinde her pay sahibi infisah eden şirket malla-
rının kullanılması hakkında esas mukavelede başkaca bir hüküm olmadığı takdirde,
tasfiye neticesine payı nispetinde iştirak hakkını haizdir.
    Esas mukavelede hisse senetlerinin bazı nevilerine tanınan imtiyaz haklariy-
le kuruculara ve sair kimselere tanınan hususi menfaatlar mahfuzdur.
    II - Hesap tarzı:

    Madde 456 - Esas mukavelede aksine bir hüküm yoksa kazanç ve tasfiye payları
esas sermayeye mahsuben ortağın şirkete yaptığı ödemelerle mütenasiben hesap ve
tesbit olunur.
    B) Envanter ve bilanço:
    I - Umumi olarak:

    Madde 457 - Safi kazanç, yıllık bilançoya göre hesap ve tesbit olunur.
    Aşağıdaki maddelerde yazılı hususi hükümler mahfuz kalmak üzere yıllık en-
vanter ve bilanço, ticari defterler bölümündeki hükümler gereğince tanzim
olunur.
    II  - Gizli yedek akçe:

    Madde 458 - Şirket işlerinin devamlı inkişafını veyahut mümkün mertebe
istikrarlı kar payları dağıtılmasını temin bakımından münasip ve faydalı olduğu
takdirde, aktiflerin bilanço günündeki kıymetlerinden daha aşağı bir kıymetle
bilançoya konması şeklinde veya başka suretle gizli yedek akçe ayrılması caiz-
dir.
    İdare meclisi, gizli yedek akçe ve sarf yerleri hakkında murakıplara malümat
vermekle mükelleftir.
    III- Münferit aktif ve pasifler:
    1. Masraflar:

    Madde 459 - Kuruluş, teşkilat ve idare masrafları kar ve zarar hesabında,
masraf olarak gösterilir. Şu kadar ki; ilk tesisat veya işletmenin sonradan ge-
nişletilmesi veya işletmenin değiştirilmesi için esas mukavele yahut umumi heyet
kararlarında derpiş olunan teşkilat masrafları, Damga Resmi tutarları, en çok
beş yıllık bir zamana bölünebilir. Bu suretle her yıla ait olan miktar o yılın
kar ve zarar hesabında masraf olarak gösterilir.
    2. Devamlı tesisat:

    Madde 460 - Gayrimenkuller, binalar, enerji santralleri, makineler, nakil
vasıtaları, alat ve edevat ve mobilya gibi devamlı surette işletmede kullanılan
tesisler halin icabına göre münasip olan tenzilat yapıldıktan sonra en fazla ma-
liyet değerleri üzerinden bilançoya geçirilir.
    Haklar, imtiyazlar, ihtira beratları, hususi imal ve istihsal usulleri, ruh-
satnameler, markalar ve bunlara benzer sair kıymetler hakkında dahi aynı hüküm
caridir.
    Tenzilat, pasif tablosunda itfa ve yenilme akçeleri teşkili suretiyle de
yapılabilir.
    Tesisat sigorta edilmişse bilanço kıymetleri yanına sigorta kıymetleri de
yazılır.
    3. Stok ve sair mallar:

    Madde 461 - Hammaddeler, işlenmiş ve yarı işlenmiş eşya, emtia ve satılık
diğer mallar en fazla maliyet değerleri üzerinden bilançoya geçirilebilir.
    Bununla beraber bu malların maliyet değeri bilançonun tanzimi zamanında cari
fiyattan fazla ise bunlar bilançoya en fazla cari değer üzerinden geçirilebilir.
    4. Kıymetli evrak:

    Madde 462 - Borsa rayici bulunan kıymetli evrak, en çok bilanço gününden bir
ay evveline ait müddet içindeki ortalama rayiçleriyle bilançoya geçirilebilir.
Yabancı borsalarda muamele gören kıymetli evrakın rayici söz konusu olan haller-
de, bunların bedellerinin transferindeki güçlükler dahi hesaba katılır.
    Borsada rayici olmıyan kıymetli evrak, faiz temettü gibi gelirler ve kıymet-
lerindeki her hangi bir azalma nazara alınmak suretiyle ve maliyet kıymetlerini
geçmemek üzere bilançoya kaydolunur.
    5. Esas sermaye ve hususi akçeler:

    Madde 463 - Esas sermaye ile yedek akçe, itfa, yenileme, yardım ve hayır iş-
leri ve benzeri cihetlere ayrılmış muhtelif akçeler pasif tablosuna yazılır.
    Esas sermayenin henüz ödenmemiş olan kısmı, aktif tablosuna ayrı olarak
geçirilir.
    6. Çıkarılan tahviller:

    Madde 464 - Şirket tarafından çıkarılan tahviller, itfa değerleri üzerinden
bir tek rakam olarak pasif tablosuna geçirilir.
    Çıkarma fiyatiyle itfa bedeli arasında şirket lehindeki fark aktif tablosuna
geçebilirse de bu fark en geç tahvillerin vade gününe kadar yıllık indirmelerle
amorti edilir.
    Tahviller her yıl eşit miktarda ve kur`a suretiyle itfa olunacaksa, itfa sı-
rasında itibari kıymetinden fazla ikramiye ödenecek olduğu takdirde bu ikramiye-
ler ancak tahvillerin muacceliyet kesbettikleri hesap yılındaki hesabın pasifine
geçirilebilir.
    7. Diğer taahhütler:

    Madde 465 - Kefaletten ve garanti taahhütlerinden doğan mükellefiyetler ve
üçüncü şahıs lehine tesis olunan rehinler, bilançoda veya ilavesinde birer kalem
olarak ayrı ayrı gösterilir.
    Bunlardan veya ilerde yerine getirilecek teslim veya tesellüm mükellefiyet-
lerinden veyahut bunlara benzer taahhütlerden doğması muhtemel zararlara karşı-
lık olmak üzere bilançoya yedek akçe konur.
    C) Yedek akçeler:
    I - Kanuni yedek akçe:

    Madde 466 - Her yıl safi karın yirmide birinin ödenmiş esas sermayenin beşte
birini buluncaya kadar umumi yedek akçe olarak ayrılması mecburidir.
    Kanuni haddini bulduktan sonra dahi bu akçeye aşağıdaki paralar eklenir:
    1. Hisse senetlerinin çıkarılmasında, çıkarma masrafları indirildikten son-
ra, itibari kıymetten fazla olarak elde edilen hasılatın itfalara veya yardım
ve hayır işlerine sarf edilmiyen kısmı;
    2. İptal edilen hisse senetlerinin bedellerine mahsuben yapılan ödemelerin,
bunların yerine çıkarılan senetlerden elde edilen hasılat noksanı kapatıldıktan
sonra, artan kısmı;
    3. Safi kardan, birinci fıkrada yazılı yedek akçeden başka pay sahipleri
için % 5 kar payı ayrıldıktan sonra, pay sahipleriyle kara iştirak eden diğer
kimselere dağıtılması kararlaştırılmış olan kısmın onda biri;
    Umumi yedek akçe esas sermayenin yarısını geçmedikçe, munhasıran ziyanların
kapatılmasına yahut işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi idameye, işsizli-
ğin önüne geçmeye veya neticelerini hafifletmeye elverişli tedbirler alınması
için sarf olunabilir.
    İkinci fıkranın 3 numaralı bendi ve üçüncü fıkra hükümleri, gayesi esas iti-
bariyle başka işletmelere iştirakten ibaret olan "Holding" şirketleri hakkında
cari değildir.
    Hususi kanunlara tabi olan anonim şirketlerin yedek akçeleri hakkındaki hü-
kümler mahfuzdur.
    II - İhtiyari yedek akçe:
    1. Umumi olarak:

    Madde 467 - Yedek akçeye safi karın yirmide birinden fazla bir meblağın ay-
rılacağı ve yedek akçenin ödenmiş olan esas sermayenin beşte birini aşabileceği
hakkında esas mukaveleye hüküm konabilir.
    Esas mukavele ile başkaca akçe ayrılması derpiş ve bunların tahsis ve sarf
suretleri tesbit olunabilir.
    2. Müstahdem ve işçiler lehine yardım akçesi:

    Madde 468 - Esas mukavelede şirketin müstahdem ve işçileri için yardım san-
dıkları vesair yardım teşkilatı kurulması ve idamesi maksadiyle akçe ayrılması
derpiş olunabilir.
    Yardım maksadına tahsis olunan para ve diğer mallar, şirket mallarından ay-
rılarak bunlarla Medeni Kanun hükümleri dairesinde bir tesis meydana getirilir.
    Tesis senedinde, tesis mallarının şirkete karşı bir alacaktan ibaret olacağı
tasrih olunabilir.
    Şirketten alınandan başka müstahdem veya işçilerden de aidat alınmışsa,
hizmet münasebetinin sonunda tesis şartlarına göre bu akçeden faydalanmadıkları
takdirde müstahdem ve işçilere hiç değilse ödedikleri meblağlar ödeme tarihle-
rinden itibaren  % 5 faiziyle birlikte geri verilir.
    III - Kar payı ile yedek akçeler arasındaki münasebet:

    Madde 469 - Kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hük-
münce ayrılması gerekli diğer paralar safi kardan ayrılmadıkça kar payı dağıtı-
lamaz.
    Şirketin devamlı inkişafı veya mümkün mertebe istikrarlı kar paylarının da-
ğıtılmasını temin bakımından münasip ve faydalı olduğu takdirde umumi heyet kar
payının tesbiti sırasında kanun ve esas mukavelede zikredilenlerden başka yedek
akçeler ayrılmasına ve yedek akçelerin kanun ve esas mukavele ile muayyen haddi-
nin artırılmasına karar verebilir.
    Esas mukavelede hüküm olmasa bile umumi heyet, şirket müstahdem ve işçileri
için yardım sandıkları vesair yardım teşkilatı kurulması ve idamesi maksadiyle
veya diğer yardım maksatlarına hadim olmak üzere, safi kardan aidat tefrik ede-
bilir; bu aidat esas mukavele ile muayyen yardım akçeleri hakkındaki hükümlere
tabidir.
    D) Kar payı, hazırlık devresi faizi vesair kazanç payları:
    I - Kar payı:

    Madde 470 - Esas sermaye için faiz ödenemez.
    Kar payı ancak safi kardan ve bu gaye için ayrılan yedek akçelerden dağıtı-
labilir.
    II - Hazırlık devresi faizi:

    Madde 471 - İşletmenin tam bir şekilde faaliyete başlamasına kadar geçecek
olan hazırlık devresi için pay sahiplerine, tesisat hesabına geçirilmek üzere
muayyen bir faiz ödenmesi esas mukavelede şart kılınabilir. Esas mukavele bu
devre ile mahdut olmak üzere faiz ödemelerinin en geç ne zamana kadar devam ede-
ceğini de tayin eder.
    İşletme yeni hisse senetlerinin çıkarılması suretiyle genişletilecek olursa
esas sermayenin artırılmasına dair olan kararda yeni pay sahiplerine, tesisat
hesabına geçirilmek üzere muayyen bir müddetle ve en geç yeni tesisatın işletme-
ye başlandığı güne kadar faiz ödenmesi kabul olunabilir.
    III - Kazanç payları:

    Madde 472 - İdare meclisi azalarının kazanç payları, sadece safi kardan ve
ancak kanuni yedek akçe için muayyen para ayrıldıktan ve pay sahiplerine yüzde
dört nispetinde veya esas mukavele ile muayyen daha yüksek bir nispette bir kar
payı dağıtıldıktan sonra verilebilir.
    E) İstirdat hakkı:
    I - Kötü niyet halinde:

    Madde 473 - Haksız yere ve kötü niyetle kar payı ve hazırlık devresi faizi
alan pay sahipleri, bunları gerivermekle mükelleftirler. İdare meclisi azaları-
nın kazanç payları hakkında da aynı hüküm tatbik olunur.
    Geri alma hakkı, paranın alındığı tarihten itibaren beş yıl sonra müruruza-
mana uğrar.
    II - Şirketin iflası halinde:

    Madde 474 - Şirketin iflası halinde idare meclisi azaları şirket alacaklıla-
rına karşı, iflasın açılmasından önceki son üç yıl içinde kazanç payı veya başka
bir nam altında hizmetlerine karşılık olarak aldıkları ve fakat münasip ücreti
aşan ve bilanço münasip bir ücret miktarına göre tedbirli bir tarzda tanzim
edilmiş olduğu takdirde, ödenmemeleri gereken paraları geri vermekle mükellef-
tirler.
    Sebepsiz iktisap hakkındaki hükümler gereğince istirdadı mümkün olmıyan pa-
raların geri verilmesi mükellefiyeti yoktur.
    Mahkeme, halin bütün icaplarını gözününde bulundurarak takdir hakkını kul-
lanır.
                             BEŞİNCİ FASIL
               Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirket
    A) Tarifi:

    Madde 475 - Sermayesi paylara bölünmüş komandit, şirket, sermayesi paylara
bölünen ve ortaklarından bir veya birkaçı şirket alacaklarına karşı bir kollek-
tif şirket, diğerleri bir anonim şirket ortağı gibi mesul olan şirkettir. Serma-
ye, paylara bölünmeksizin sadece birden çok komanditerin iştirak nisbetlerini
göstermek maksadiyle kısımlara ayrılmış bulunuyorsa adi komandit şirket hükümle-
ri tatbik olunur.
    B) Tatbik olunacak hükümler:

    Madde 476 - Komanditelerin gerek birbirleriyle gerekse komanditerlerin heye-
ti umumiyesi ve üçüncü şahıslarla olan hukuki münasebetleri ve bilhassa şirketi
idare ve temsil vazife ve salahiyetleri ve şirketten çekilmeleri, komandit şir-
ketlerdeki hükümlere tabidir.
    Birinci fıkrada gösterilen hususların dışında, aksine hüküm olmadıkça, ano-
nim şirket hükümleri tatbik olunur.
    C) Kuruluş:
    I - Esas mukavele:
    1. Şekli:

    Madde 477 - Esas mukavele, yazılı şekilde tanzim ve kurucularla komandite
ortakların hepsi tarafından imza olunur. Şu kadar ki; mukaveledeki imzaların
noterce tasdikı lazımdır.
    Müsaade alınmasına mütaallik 280 inci madde hükmü tatbik olunmaz.
    2. Muhtevası:

    Madde 478 - Esas mukaveleye 279 uncu maddenin 6 numaralı bendinden başka
bentlerde gösterilen hususlar yazılır:
    II - Kurucular:

    Madde 479 - Esas mukavelenin tanzimine iştirak edenlerle şirkete paradan
başka sermaye koyanların hepsi, kurucu sayılır.
    Kurucular beş kişiden az olamaz. Kuruculardan hiç olmazsa birisinin komandi-
te olması şarttır. Kurucu sıfatını haiz olan komanditerlerin malik oldukları
paylar tutarının esas mukaveleye yazılması lazımdır.
    III - Umumi heyet:

    Madde 480 - Komandite ortaklar, kuruluş umumi heyeti toplantılarına iştirak
ederler. Fakat şirketin kurulmasına karar verebilmek için komanditer ortakların
dörtte birinin hazır bulunması ve bunların temsil ettikleri sermaye tutarının da
komandite ortaklar tarafından konan sermaye hariç olduğu halde, şirket sermaye-
sinin en az dörtte biri nispetinde olması lazımdır.
    D) İdare:
    I - Tatbik olunacak hükümler:

    Madde 481 - Anonim şirketler idare meclisinin vazifeleriyle mesuliyetlerine
dair olan hükümler, komandite ortaklar hakkında dahi caridir.
    II - Azil hakkı:

    Madde 482 - Şirketi idare ve temsil ile vazifeli olan komandite ortaklar,
kollektif şirketlerin idare ve temsiline vazifeli ortaklar için tayin olunan hal
ve şartlar dairesinde azlolunabilirler. Azil kararının tescili ile azlolunanla-
rın şirketin ilerdeki borçlarından dolayı şahsi mesuliyetleri sona erer.
    III - Rekabet yasağı:

    Madde 483 - Komandite bir ortak diğer komanditelerin ve umumi heyetin izni
olmaksızın şirketin konusu olan ticaret nevine mütaallik bir iş yapamıyacağı gi-
bi bu nevi ticaretle meşgul bir şirkete mesuliyeti tahdit edilmemiş ortak sıfa-
tiyle de dahil olamaz.
    Bu madde hükmüne aykırı hareket eden komandite ortak hakkında 173 üncü madde
hükmü tatbik olunur.
    E) Murakıpların vazifeleri:

    Madde 484 - Esas mukavelede başkaca hüküm olmadıkça umumi heyet kararlarının
icrası, murakıplara aittir.
    Murakıplar, komandite ortaklarla komanditelerin heyeti umumiyesi arasında
meydana gelen davalarda komanditerleri temsil edebilirler. Şu kadar ki, umumi
heyetin kararı ile bu salahiyet hususi temsilcilere tevdi olunabilir.
    Komandite ortaklar murakıp olamazlar.
                             ALTINCI FASIL
                          Kooperatif Şirketler
                             BİRİNCİ KISIM
                    Kooperatif Şirketlerin Kuruluşu

    Madde 485-495 - (Mülga: 24/4/1969-1163/100 md.)
                             İKİNCİ KISIM
             Ortakların ve Şirket Sermayesinin Değişmesi

    Madde 496-502 - (Mülga: 24/4/1969-1163/100 md.)
                             YEDİNCİ FASIL
                             Limited Şirket
                             BİRİNCİ KISIM
                        Limited Şirketin Kuruluşu
    A) Tarifi:

    Madde 503 - İki veya daha fazla hakiki veya hükmi şahıs tarafından bir tica-
ret unvanı altında kurulup, ortaklarının mesuliyeti koymayı taahhüt ettikleri
sermaye ile mahdut ve esas sermayesi muayyen olan şirkete limitet şirket denir.
    Ortaklar tarafından konulan sermaye için, anonim şirkette olduğu gibi hisse
senedi çıkarılamaz.
    271 inci madde hükmü limitet şirketler hakkında da caridir; şu kadar ki; li-
mitet şirketler sigortacılık yapamazlar.
    B) Ortakların sayısı:

    Madde 504 - Ortakların sayısı ikiden az ve elliden çok olamaz.
    Ortakların sayısı sonradan bire iner veya şirketin zaruri organlarından biri
mevcut olmazsa münasip bir müddet içinde bu eksiklikler tamamlanmadığı takdirde
ortaklardan birinin veya şirket alacaklısının talebi üzerine mahkeme şirketin
feshine karar verir. Mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine gerekli ihtiya-
ti tedbirleri alabilir.
    C) Murakabe:
    I - Şekli:

    Madde 505 - Limitet şirket mukavelesinin yazılı şekilde yapılması ve bütün
kurucuların imzalarının noterce tasdikı şarttır.
    II - Muhtevası:
    1. Mecburi kayıtlar:

    Madde 506 - Şirket mukavelesinde aşağıdaki hususların açıkça yazılması
lazımdır:
    1. Şirketin ticaret unvaniyle merkezi;
    2. İşletmenin konusu;
    3. Esas sermaye ile her ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarları;
    4. Şirketin yapacağı ilanların şekli;
    5. Şirketin müddeti.
    2. Sermaye:
    a) Miktarı:

    Madde 507 - (Değişik:24/6/1995 - KHK - 559/9 md.)
    Limited şirketin esas sermayesinin en az beşyüzmilyon Türk lirası olması
şarttır.
    Ortakların koyacakları sermaye birbirinden farklı olabilir. Ancak,ortakların
koyacakları sermayenin en az yirmibeşmilyon Türk lirası veya bunun katları ol-
ması lazımdır.
    Devir için bölme ve mirasın taksimi hali hariç olmak üzere ortağın sermayesi
bölünmez bir bütündür.
    Bu maddede yazılı miktarlar, Bakanlar Kurulunca on katına kadar artırıla-
bilir
    b) Aynı nev`inden:

    Madde 508 - Ortaklardan biri, sermayeyi ayın olarak koymayı taahhüt etmişse
mukavelede; aynın neden ibaret olacağı, değerinin nasıl biçileceği ve taahhüt
ettiği sermayeye ne miktarda mahsup edileceği ve bunun karşılığı olarak esas
sermayeden kendine ne miktarda bir iştirak payı düşeceği hususlarının açıkça
yazılı olması şarttır.
    Şirketin ortak veya üçüncü şahıslardan paradan başka mali kıymetler devral-
ması kararlaştırılmış bulunuyorsa mukavelede: devralınacak mali kıymet, devrede-
nin ad ve soyadı ve şirketin vereceği karşılık gösterilir.
    D) Kuruluş:
    I - İzin:

    Madde 509 - Limitet şirketin kurulabilmesi için İktisat ve Ticaret Vekale-
tinden izin almak lazımdır.
    285 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü limitet şirketlerde de caridir.
    II - Tescil:
    1. Talep:

    Madde 510 - İktisat ve Ticaret Vekaletinden izin alındıktan sonra müdürler,
31 inci madde hükümlerine uygun olarak şirketin merkezin bulunduğu yer ticaret
siciline kaydedilmesini talebederler.
    Bu maksatla verilecek dilekçede şunlar yazılır:
    1. Bütün ortakların ad ve soyadları, ikametgahları, tabiiyetleri;
    2. Her ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye ile ödediği sermaye miktarı;
    3. İster ortak, ister üçüncü şahıs olsun, müdürlerin ad ve soyadları;
    4. Şirketin ne suretle temsil edileceği.
    Tescil dilekçesine şirket mukavelesinin ve İktisat ve Ticaret Vekaleti tara-
fından verilen izinin tasdikli bir sureti iliştirilir.
    Dilekçe sahiplerinin bundan başka, dilekçede her ortağın koyacağı sermayeyi
tamamen taahhüt etmiş ve bu sermayeye mahsuben kanun veya mukavelenin tesbit
ettiği miktarı ödemiş, yahut mukavelede yazılı aynı sermaye ile karşılamış oldu-
ğunu bildirmeleri lazımdır.
    2. Tescil ve ilan:

    Madde 511 - İnceleme sonunda kanuni şartları haiz bulunduğu anlaşılan limi-
tet şirket, aşağıdaki hususlara şamil olmak üzere, ticaret siciline tescil ve
ilan olunur:
    1. Mukavele tarihi;
    2. Şirketin ticaret unvanı ve merkezi;
    3. İşletme konusu ve şirketin müddeti;
    4. Ortaklardan her birinin ad ve soyadı, ikametgahı ve tabiiyeti, bir hükmi
şahıs bahis konusu ise adı veya ticaret unvanı ve merkezi;
    5. Esas sermaye ile ortakların koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarları;
    6. Ayın olan sermayenin ve devralınan mali kıymetlerin neden ibaret olduğu
ve bunların taahhüt edilen sermayeye ne suretle mahsup edileceği;
    7. Müdürlerin ad ve soyadları; ikametgahları ve tabiiyetleri;
    8. Şirketin ne suretle temsil edileceği;
    9. Şirkete ait ilanların ne şekilde yapılacağı.
    III- Hükmi şahsiyet:

    Madde 512 - Şirket, ticaret siciline tescil ile hükmi şahsiyet kazanır.
    Tescilden önce şirket namına muamelelerde bulunulmuş ise muameleyi yapanlar
şahsen ve müteselsilen mesul olurlar.
    Bu gibi taahhütlerin, ileride kurulacak şirket namına yapıldığı açıkça bil-
dirilmiş ve şirketin ticaret siciline tescilinden sonra üç aylık bir müddet
içinde bu taahhütler şirket tarafından kabul olunmuşsa muameleyi yapanlar mesu-
liyetten kurtulur ve yalnız şirket mesul olur.
    E) Mukavelenin değiştirilmesi:
    I - Karar:

    Madde 513 - (Değişik: 24/6/1995 - KHK - 559/10 md.)
    Mukavelede daha yüksek bir nisap öngörülmemiş ise mukavele, sermayenin üçte
ikisini temsil eden ortakların kararıyle değiştirilebilir.
    Ortakların mesuliyetini genişletme hakkındaki kararların, her halde
ittifakla verilmesi gerekir.
    II - Kararın tekemmülü:

    Madde 514 - Mukavelenin değiştirilmesi hakkındaki kararlar İktisat ve Tica-
ret Vekaletinin tasdikı ile tekemmül eder.
    III - Tescil ve ilan:

    Madde 515 - Mukavelede yapılan her değişiklik, ilk mukavelede olduğu gibi
tescil ve ilan edilir. Mukavelenin değiştirilmesi hakkındaki kararlar üçüncü şa-
hıslar hakkında, tescil tarihinden itibaren hüküm ifade eder.
    IV - Esas sermayenin değiştirilmesi:
    1. Artırılması:

    Madde 516 - Şirketin kuruluşu hakkındaki hükümlere ve hususiyle sermayenin
ayın olarak konması ve mali kıymetlerin devralınmasına dair kaidelere riayet
şartiyle esas sermaye artırılabilir.
    Artırılan kısım için yeni ortaklar alınabilir. Şu kadar ki; mukavelede veya
artırma kararında aksine hüküm olmadıkça her ortak, sermayesi nispetinde esas
sermayenin artırılmasına iştirak etmeyi istemek hakkını haizdir.
    2. Azaltılması:

    Madde 517 - (Değişik: 24/6/1995 - KHK -559/11 md.)
    Her ortağın koymuş olduğu sermaye miktarı ile şirket sermayesi, bu Kanunun
507 nci maddesi ile belirlenen miktarlardan aşağı indirilemez.
    Anonim şirketlere ait hükümler esas sermayenin azaltılması hakkında tatbik
olunur. Şu kadar ki, zarar neticesinde bilançoda husule gelen  bir açığın
amortisman yoluyla kapatılması maksadı güdülse bile alacaklılar davet ve bil-
dirilen alacaklar tediye ve temin olunur.
                             İKİNCİ KISIM
                      Ortakların Hak ve Borçları
    A) Paylar:
    I - Umumi olarak:

    Madde 518 - Sermaye payı, konulması taahhüt edilen sermayeye göre tayin
olunur.
    Sermaye payı ortaklar arasında dahi ancak aşağıdaki hükümler dairesinde
devredilebilir ve miras yoliyle geçer.
    Pay hakkında tanzim edilecek senetler kıymetli evrak vasfını haiz olmayıp
sadece bir ispat vasıtası sayılırlar.
    Pay hakkında tanzim edilecek senetlerin sermaye payının tamamına ait olması
şarttır.
    II - Pay defteri ve ortaklık listesi:

    Madde 519 - Paylar hakkında bir defter tutulur. Ortakların ad ve soyadları,
pay miktarları, vukubulan ödemeler, payların devir ve intikali ve bu hususlarla
ilgili diğer değişiklikler bu deftere kaydolunur.
    Her takvim yılı başında ticaret sicil memuruna, ortakların ad ve soyadları-
nı, her ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarını ve buna mahsuben ödedi-
ği kısmı gösterir ve müdürler tarafından imzalanmış bir liste verilir. Son lis-
tenin tevdi tarihinden itibaren her hangi bir değişiklik olmamışsa liste veril-
mez. Yalnız, bir değişiklik olmadığı dilekçe ile bildirilir.
    Pay defterinin ve listelerin kusurlu ve noksan tutulması veya verilen malü-
matın yanlış olması yüzünden husule gelecek zarardan; müdürler şahsan ve müte-
selsilen mesuldürler.
    III - İntikal:
    1. Devir:

    Madde 520 - Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve
pay defterine kaydedilmek şartiyle hüküm ifade eder.
    Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dört-
te üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte
üçüne sahip olması şarttır.
    Ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye ayın ise, payını şirketin kuruluşunu
takip eden üç yıl içinde başkasına devredemez.
    Şirket mukavelesi payların devrini yasak edebileceği gibi yukarıki fıkralar-
da derpiş edilenlerden daha ağır şartlara da bağlı tutabilir.
    Payın devri veya devir vadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve
imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade
etmez.
    2. Miras, karı koca mallarının idaresi:

    Madde 521 - Bir payın miras yoliyle veya karı koca mallarının idaresine ait
hükümler gereğince iktisabı için, ortakların, muvafakatine lüzum yoktur.
    Mukavelede aksine bir şart varsa ortaklar, payı hakiki değeri üzerinden sa-
tınalınacak üçüncü bir şahsı göstermedikçe muvafakatten imtina edemezler. İlgi-
lilerin muvafakat için şirkete müracaatları tarihinden itibaren bir ay içinde
üçüncü şahıs gösterilmediği takdirde muvafakat edilmiş sayılır.
    IV - Cebri icra:
    1. Şirketin feshini ihbar ve infisahı:

    Madde 522 - Ortaklardan birinin iflası halinde iflas idaresi en az altı ay
önce ihbar etmek şartiyle şirketin feshini istiyebilir. Ortaklardan birinin pa-
yını haczettirmiş olan alacaklı da ayni hakka sahiptir.
    Böyle bir ihbar neticesinde şirket infisah ederek tasfiye haline girerse
tasfiye memurları, aleyhine takibat yapılan ortağa düşen tasfiye payını iflas
idaresine veya icra dairesine vermeye mecburdurlar.
    2. İnfisahın önlenmesi:

    Madde 523 - İnfisahın tescilinden önce aşağıdaki şartlardan birisi gerçek-
leştiği takdirde şirket fesih ve tasfiye olunamaz:
    1. Şirket veya ortaklar, iflas masasının veya takibatta bulunan alacaklının
haklarını öderse;
    2. Payın iflas idaresi veya icra dairesi marifetiyle ve açık artırma yoliy-
le satılmasına ve pay kendisine ihale olunan kimsenin yeni bir ortak olarak şir-
kete girmesine diğer bütün ortaklar muvafakat ederlerse;
    3. Pay, bütün ortaklarla iflas idaresi veya icra dairesinin muvafakatiyle
başka bir ortak veya üçüncü şahıs tarafından devralınırsa;
    4. Esas sermayenin ekseriyetini temsil eden ortakların sayı itibariyle ekse-
riyeti aleyhinde takibat yapılan ortağın koymuş olduğu sermayenin hakiki bedeli-
ni alarak şirketten çıkarılmasına karar verirse.
    Dördüncü bentte yazılı halde hakkının tasfiyesi maksadiyle ortağa verilecek
para yüzünden esas sermayenin itibari değeri düşecek olursa, esas sermayenin
azaltılması hakkındaki hükümler tatbik olunur.
    Pay bedelinin veya ödenecek paranın iflas idaresine veya icra dairesine ve-
rilmesi şarttır.
    V - Payların devir için bölünmesi:

    Madde 524 - Mukavelede aksine hüküm olmadıkça, her bölümü beşyüz liradan
aşağı olmamak şartiyle bir payın bölünmesi ve bölünmüş payların devri caizdir.
    Bölme ve devir muamelelerinin muteber olması için tam bir payın devri hak-
kındaki hükümlerin tatbik olunması şarttır.
    VI - Payın diğer bir ortak tarafından iktisabı:

    Madde 525 - Payın intikali hakkındaki hükümler, payın diğer bir ortak tara-
fından iktisabı halinde de tatbik olunur.
    Bir ortak diğer bir ortağın payını kısmen veya tamamen elde ederse koyduğu
sermayenin itibari değeri o nispette artar.
    VII - Payların şirket tarafından iktisabı veya rehin olarak kabulü:

    Madde 526 - Sermaye koyma borcu tamamen yerine getirilmedikçe payların şir-
ket tarafından iktisabı veya rehin olarak kabulü muteber olmaz; meğer ki bu mua-
meleler esas sermayeye iştirakten doğmayan alacakların ödenmesi maksadiyle vuku-
bulsun.
    Sermaye koyma borcu tamamen yerine getirildikten sonra paylar ortaklık
tarafından iktisap edilebilirse de bunların bedelleri ancak ortaklık mallarının
esas sermayeyi aşan kısmı ile ödenebilir; aksi takdirde muamele muteber olmaz.
    VIII - Birden fazla ortağa ait pay:

    Madde 527 - Bir pay birden fazla ortağa ait olduğu takdirde bunların müşte-
rek bir temsilci tayin etmeleri gerekir.
    Bu durum devam ettikçe ortaklar payla ilgili ödemeler dolayısiyle ortaklığa
karşı müteselsilen mesul olurlar.
    B) Sermaye koyma borcu:
    I - Ödeme:

    Madde 528 - Şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar; koymayı
taahhüt ettikleri sermayeleri itibari değerleri nispetinde para olarak ödemeye
mecburdurlar. Ayın nevinden sermaye hakkındaki hükümler mahfuzdur.
    Esas sermayenin azaltılması hali müstesna olmak üzere, ortakların koymayı
taahhüt ettikleri sermayenin ödenmesi tecil olunamıyacağı gibi ortakların bu
borçtan ibra edilmeleri de caiz değildir.
    II - Temerrüt:
    1. Şirketten çıkarma:

    Madde 529 - Sermaye koyma borcunu tayin edilen müddet içinde yerine getirmi-
yen ortak, temerrüt faizini ve şirket mukavelesine cezai bir şart konmuşsa bunu
da ödemekle mükelleftir.
    Noter marifetiyle ve on beş günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek müd-
detlerle iki defa yapılan ihtara rağmen sermaye koyma borcunu ödemiyen ortak
şirketten çıkarılabilir. Çıkarılan ortağın ödemediği borçtan dolayı mesuliyeti
eskisi gibi devam eder.
    2. Payın paraya çevrilmesi:

    Madde 530 - Şirketten çıkarılan ortağın payı diğer bir ortak tarafından ha-
kiki değeri üzerinden devralınamadığı takdirde şirket tarafından açık artırma
yoliyle satılabilir. Çıkarılan ortak da dahil olduğu halde bütün ortakların
muvafakatiyle payın diğer bir şekilde paraya çevrilmesi caizdir.
    Elde edilen paradan ortağın borcu kesildikten sonra geri kalanı ortağa veri-
lir.
    3. Açık çıkması halinde mesuliyet:

    Madde 531 - Çıkarılan ortağın payı paraya çevrildiği halde elde edilen para
şirkete olan borcuna yetmezse, adı geçen ortağın pay defterine kaydedildiği ta-
rihten önce beş yıl içinde pay defterine kayıtlı bütün selefleri aradaki farktan
dolayı şirkete karşı ikinci derecede mesul olurlar. Ancak, çıkarma tarihine göre
en az on yıl evvel ortak sıfatını kaybetmiş olanlar bu hükümden müstesnadır.
    Bu mesuliyet kayıt sırasına göre olup ödemede bulunan eski ortağın, kendi-
sinden önce gelen kimselere rücu hakkı vardır.
    Ancak, sıra itibariyle sonra gelen kimse,davet tarihinden itibaren bir aylık
müddet içinde ödemede bulunmadığı takdirde ondan önce gelene müracaat edilir.
    C) Ortakların mesuliyeti:

    Madde 532 - Ortaklar, sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri nispette,
mesuliyetten kurtulurlar. Şu kadar ki, ortaklara koydukları sermaye kısmen veya
tamamen geri verilmiş veya haksız yere kar yahut faiz ödenmiş ise aldıkları para
nispetinde mesuldürler.
    Ortaklığın infisahı veya iflası halinde tasfiye memurları veya iflas idare-
si, ortakların ödemeleri gereken borcu yukarıdaki hükümlere göre tesbit ve
talebederler.
    Diğer ortaklar, karşılığı henüz tamamiyle ödenmemiş olan şirket paylarının
şirketçe muteber şekilde devir veya rehin alınması halinde, pay karşılığının
ödenmemiş olan miktarı nispetinde, müteselsil olarak mesul tutulurlar.
    D) Kara iştirak:
    I - Umumi olarak:

    Madde 533 - Şirket mukavelesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar, serma-
ye koyma borçlarını yerine getirdikleri nispette, yıllık bilançoya göre, elde
edilmiş olan safi kardan pay alırlar.
    Ortaklara, koydukları sermaye için faiz verilemez.
    II- Bilanço ve yedek akçeler:

    Madde 534 - Anonim şirketin bilanço ve yedek akçe hakkındaki hükümleri,
limited şirketler hakkında da tatbik olunur.
    III - Haksız alınan kar paylarının geri verilmesi:

    Madde 535 - Haksız yere kar almış olan ortak veya müdür, bunları geri ver-
mekle mükelleftir.
    Hüsnüniyet sahibi oldukları takdirde ortak veya müdürün geri verme borcu,
şirket alacaklılarının haklarını ödemek için lazım olan miktarı aşamaz.
    Geri alma hakkı; paranın alındığı tarihten beş yıl, hüsnüniyete dayanan
hallerde iki yıl sonra müruruzamana uğrar.
                             ÜÇÜNCÜ KISIM
                          Şirketin Teşkilatı
    A) Ortaklar umumi heyeti:
    I - Kararlar:

    Madde 536 - Anonim şirketin umumi heyet toplantılarına ait hükümler, ortak-
larının sayısı yirmiden fazla olan limitet şirketlerin umumi heyet toplantıları
hakkında da tatbik olunur.
    Ortak sayısı yirmi ve daha az olan şirketlerde kararlar, ortakların yazılı
reyleriyle verilebilir.
    Her iki halde ödenmiş esas sermayenin hiç olmazsa yarısından fazlasını tem-
sil eden ortakların müzakere edilen husus lehine rey vermiş olması gerekir; aksi
takdirde karar hükümsüzdür.
    Anonim şirket umumi heyet kararlarının iptali hakkındaki hükümler burada
dahi tatbik olunur.
    II- Rey hakkı:

    Madde 537 - (Değişik birinci fıkra: 24/6/1995-KHK-559/12 md.) Şirket muka-
velesinde aksine hüküm olmadıkça her ortağın rey hakkı koyduğu sermaye miktarına
göre hesaplanır. Her yirmibeşmilyon Türk lirası bir rey hakkı verir.
    Rey hakkından mahrumiyete dair mukaveleye konan kayıtlar hükümsüzdür.
    Hakkında ibra kararı verilecek ortak, bu kararın ittihazında rey hakkını
kullanamaz.
    III- Toplantıya çağırma:

    Madde 538 - Ortaklar umumi heyeti müdürler tarafından her yılda bir defa ve
iş yılının sona ermesini takibeden üç ay içinde toplantıya çağırılacağı gibi,
şirket mukavelesi hükümlerince veya şirketin menfaatleri gerektirdikçe dahi
çağırılır.
    Esas sermayenin onda birini temsil eden ortak veya ortaklar, toplantının
maksadını göstermek suretiyle, umumi heyetin toplantıya çağırılmasını yazılı
olarak istiyebilir.
    Müdürler bu talebi münasip bir müddet içinde yerine getirmedikleri takdirde
mahkeme teklif sahiplerinin talebi üzerine umumi heyetin toplantıya çağırılması-
na karar verir.
    Toplantıya ve yazılı olarak rey vermeye davet şirket mukavelesinde gösteri-
len şekilde ve eğer mukavelede bu hususta hüküm yoksa taahhütlü mektupla ve top-
lantıdan en az beş gün önce ve gündemi bildirmek suretiyle yapılır.
    Bütün ortaklar; aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde toplantıya
çağırma hakkındaki merasime riayet etmeksizin de umumi heyet halinde toplanabi-
lirler. Böyle bir toplantıda bütün ortaklar hazır olmak şartiyle, umumi heyetin
salahiyetine dahil olan hususlar müzakere edilerek karara bağlanabilir.
    IV - Salahiyetler:

    Madde 539 - Umumi heyet aşağıdaki salahiyetleri haiz olup bunları başka bir
organa devredemez:
    1. Şirket mukavelesini değiştirmek;
    2. Müdürleri tayin ve azletmek;
    3. Müdür olmıyan ortaklara bahşedilen kontrol hakları mahfuz kalmak şartiyle
murakıpları tayin ve azletmek;
    4. Kar ve zarar hesabını ve bilançoyu tasdik ve safi karın kullanma şeklini
tayin etmek;
    5. Müdürleri ibra etmek;
    6. Payların bölünmesi hakkında karar vermek;
    7. Kuruluş veya idare işlerinden dolayı şirketin kendi organlarına veya mün-
ferit ortaklara karşı haiz olduğu tazminat taleplerini dermeyan etmek.
    Şirket mukavelesinde aksine hüküm olmadıkça umumi heyet, ortakların koymayı
taahhüt ettikleri sermayeye mahsuben ödiyecekleri paraların ödeme gününü tesbit
ve ticari mümessillerle, bütün ticari işletmeyi idare hakkı verilen ticari ve-
killeri tayine salahiyetlidir.
    B) İdare ve temsil:
    I - Müdürler:
    1. Ortak olanlar:

    Madde 540 - Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sı-
fatiyle şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar.
    Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili or-
taklardan bir veya birkaçına bırakılabilir.
    Kuruluştan sonra şirkete giren ortaklar, bu hususta umumi heyetin ayrı bir
kararı olmadıkça, idare ve temsile mezun ve mecbur değildirler.
    Limitet şirketin temsilcileri arasında bir hükmi şahıs bulunduğu takdirde,
ancak o hükmi şahıs adına limitet şirketin temsil ve idaresini üzerine almış bu-
lunan hakiki şahıs limitet şirketin temsilcisi olarak tescil ve ilan edilir.
    2. Ortak olmayanlar:

    Madde 541 - Şirket mukavelesi veya umumi heyet karariyle şirketin idare ve
temsili, ortak olmıyan kimselere de bırakılabilir. Bu gibi kimselerin salahiyet
ve mesuliyetleri hakkında ortak olan müdürlere ait hükümler tatbik olunur.
    II- Temsil salahiyeti:
    1. Şümulü:

    Madde 542 - Müdürlerin haiz oldukları temsil salahiyetinin şümul ve tahdidi
hakkında, anonim şirketin idare meclisine dair olan 321 inci madde hükmü tatbik
olunur.
    Vazifelerini ifa dolayısiyle müdürlerin işlemiş oldukları haksız fiillerden
şirket mesul olur.
    2. Kaldırılması:

    Madde 543 - Ortaklara ait idare ve temsil salahiyetlerinin kaldırılması hak-
kında, kollektif şirkete dair 161 ve 162 nci maddeleri hükümleri tatbik olunur.
    Ortak olmıyan müdür umumi heyet karariyle her zaman azlolunabilir. Azlolunan
müdürün mukaveleden doğan hakları mahfuzdur.
    3. İmza şekli:

    Madde 544 - Şirket namına yapılacak yazılı beyanlarda, şirketin unvaniyle
beraber müdürlerin kendi imzalarının da bulunması lazımdır.
    Şirket tarafından tanzim edilecek mektup, evrak ve vesikalarda; şirketin un-
vaniyle birlikte esas sermaye miktarının gösterilmesi şarttır.
    4. Ticari mümessil ve vekillerin tayini:

    Madde 545 - Mukavelede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün
işletmeyi idare salahiyetini haiz olan ticari vekiller, ancak umumi heyet kara-
riyle tayin olunabilir. Bununla beraber her müdür, bunları azletmek salahiyetine
sahiptir.
    5. Sermayenin kısmen kaybı:

    Madde 546 - Esas sermayenin yarısı kaybedilmiş veya şirketin borçları mevcu-
dundan fazla tutmuşsa, yahut şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran
emareler mevcut ise anonim şirket hakkındaki 324 üncü madde hükmü tatbik olunur.
    6. Rekabet yasağı:

    Madde 547 - Müdür olan bir ortak, diğer ortakların muvafakati olmadan şirke-
tin uğraştığı ticaret dalında ne kendi ve ne de başkası hesabına iş göremiyeceği
gibi başka bir işletmeye mesuliyeti tahdidedilmemiş ortak, komanditer ortak veya
limitet şirketin azası sıfatiyle iştirak dahi edemez. Bu yasak, mukaveleye kona-
cak hükümle bütün ortaklara teşmil edilebilir.
    C) Murakabe:

    Madde 548 - Ortakların sayısı yirmiyi aşan limitet şirketlerde bir veya bir-
den fazla murakıp bulunur. Bu fasılda başka bir hüküm bulunmadığı takdirde ano-
nim şirketlerdeki murakıplara ait hükümler limitet şirket murakıplarına da tat-
bik olunur.
    Ortaklarının sayısı yirmi ve yirmiden az olan limitet şirketlerde, idare hak
ve vazifesi bütün ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmıyan ortaklar
Borçlar Kanununun 531 inci maddesinde yazılı haktan faydalanabilirler.
                               DÖRDÜNCÜ KISIM
                               İnfisah ve Ayrılma
    A) İnfisah sebepleri:

    Madde 549 - Şirket şu hallerde infisah eder:
    1.Şirket mukavelesinde yazılı sebeplerle;
    2.Mukavelede aksine açık hüküm olmadıkça, esas sermayenin dörtte üçüne
sahip olan ortakların dörtte üçünü teşkil eden bir ekseriyet tarafından
verilecek kararla;
    3.Şirketin iflasına karar verilmesiyle;
    4.Ortaklardan birinin talebi üzerine ve muhik sebeplerden dolayı mahkeme
karariyle;
    5.Kanunda yazılı sair hallerde.
    B) Tescil:

    Madde 550 - Müdürler, iflastan gayrı bir sebeple vukubulan infisahı tescil
ve ilan edilmek üzere ticaret siciline bildirirler.
    C) Şirketten çıkma ve çıkarılma:

    Madde 551 - Şirket mukavelesiyle, ortaklara şirketten çıkma
hakkı verilebileceği gibi bu hakkın kullanılması muayyen şartlara da tabi
tutulabilir.
    Her ortak, muhik sebeplere dayanmak şartiyle şirketten çıkmasına müsaade
edilmesini veya şirketin feshini mahkemeden talebedebilir.
    Esas sermayenin yarısından fazlasına sahip bulunan ortakların mutlak
ekseriyeti tarafından  muvafakat edilmek şartiyle şirket, muhik sebeplerden
dolayı bir ortağın şirketten çıkarılmasını mahkemeden istiyebilir.
    Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması ancak esas sermayenin
azaltılması hakkındaki hükümlere riayet şartiyle muteberdir. Şu kadar ki,
ayrılan ortağın hakları, şirketin esas sermayesinin itibari miktarını geçen
mallarından ödenir veya payı sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi
hakkındaki hükümler gereğince paraya çevrilirse yahut başka bir ortak tarafın-
dan devralınırsa esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümlere riayet
etmeye lüzum yoktur.
    D) Tasfiye:

    Madde 552 - Anonim şirketin, tasfiye memurlarını tayin ve azilleri, tasfi-
yenin icrası, ticaret sicilindeki kaydın silinmesi ve ticari defterlerin sak-
lanması hakkındaki hükümleri limited şirketlerde dahi tatbik olunur.
    E) Nevi değiştirme:
    I - Şartlar:

    Madde 553 - Bir anonim şirket tasfiye edilmeksizin aşağıdaki şartlar altında
limitet şirkete çevrilebilir:
    1. Limitet şirket esas sermayesinin anonim şirketin esas sermayesinden az
olmaması;
    2. Anonim şirketin pay sahiplerine şirket mukavelesiyle tesbit edilmiş şekle
uygun olarak yapılacak bir ilanla, sahip oldukları payların itibari değerlerine
kadar limitet şirketin esas sermayesine iştirak imkanının verilmesi;
    3. Bu suretle iştirak edecek kimselerin koyacakları paylar tutarının, anonim
şirketin eses sermayesinin en az üçte ikisine tekabül etmesi.
    II - Pay sahiplerinin hakları:

    Madde 554 - Limitet şirkete hiç iştirak etmiyen veya anonim şirketteki pay-
larının yalnız bir kısmı ile iştirak eden her pay sahibi limitet şirketten, in-
fisah eden anonim şirket mallarından kendisine düşecek miktarın ödenmesini isti-
yebilir.
    (Değişik: 16/6/1989 - 3585/7 md.)Bu miktar anonim şirket umumi heyet toplan-
tısında temsil olunan esas sermayenin üçte ikisine tekabül eden bir ekseriyet
tarafından tasvip olunacak bir bilançoya göre hesap olunur.
    III- Alacaklıların hakları:

    Madde 555 - Limitet şirketin ticaret siciline kaydedilmesiyle infisah eden
anonim şirketin malları; kendiliğinden limitet şirkete intikal eder.
    Limitet şirketin ticaret siciline tescil edilmesiyle mukavelesinde yazılı
şekilde ve üç defa yapılacak ilanla, infisah eden anonim şirketin alacaklıları
üçüncü ilandan itibaren bir aydan az olmamak üzere tayin edilecek münasip bir
müddet içinde haklarını bildirmeye davet olunurlar. Bu müddet içinde noter pro-
testosiyle itiraz edilmediği takdirde borçların limitet şirkete intikal edeceği
ilanda açıkça bildirilir.
    İtiraz vukuunda bildirilen alacak ya ödenir veya temin olunur.
KANUNLAR, TEMMUZ 1989 (Ek - 4)
    Bütün alacaklıların hakları bu şekilde teminat altına alınmadıkça infisah
eden anonim şirketin mallarından pay sahiplerine hiçbir ödeme yapılamaz.
    Müdürler infisah eden anonim şirketin alacaklılarına karşı bu hükümlere
riayet edilmemesinden dolayı, kusursuz olduklarını ispat etmedikçe, şahsen ve
müteselsilen mesuldürler.
    Anonim şirketin infisahı tescil ve ilan edilmek üzere ticaret siciline bil-
dirilir. Limitet şirketi borçlu olarak kabul etmiyen alacaklıların hakları tedi-
ye veya temin edildikten sonra infisah eden anonim şirketin ticaret sicilindeki
kaydının silinmesi limitet şirket tarafından talebedilir.
                             BEŞİNCİ KISIM
                        Tatbik Olunacak Hükümler
    A) Anonim şirket hükümlerine yapılan atıflar:

    Madde 556 - Şirketin kuruluşuna iştirak edenlerle şirketin idare veya mura-
kabesine memur edilen kimselerin ve tasfiye memurlarının mesuliyeti, cezai me-
suliyetler ve şirketin vekaletlerce murakabesi hakkında anonim şirketin bu hu-
suslara mütaallik hükümleri tatbik olunur.
                             ÜÇÜNCÜ KİTAP
                            Kıymetli Evrak
                             BİRİNCİ FASIL
                             Umumi Hükümler
    A) Kıymetli evrakın tarifi:

    Madde 557 - Kıymetli evrak öyle senetlerdir ki, bunlarda mündemiç olan hak
senetten ayrı olarak dermeyan edilemediği gibi başkalarına da devredilemez.
    B) Senetten doğan borç:

    Madde 558 - Kıymetli evrakın borçlusu, ancak senedin teslimi mukabilinde
ödeme ile mükelleftir.
    Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borçlu vadenin hulülünde senedin mahiye-
tine göre alacaklı olduğu anlaşılan kimseye ödemede bulunmakla borcundan kurtu-
lur.
    C) Kıymetli evrakın devri:
    I - Umumi şekil:

    Madde 559 - Mülkiyet veya sair bir aynı hak tesisi maksadiyle kıymetli evra-
kın devri için, her halde senet üzerindeki zilyedliğin devri şarttır.
   Bundan başka emre yazılı senetlerde ciroya nama yazılı senetlerde yazılı bir
devir beyanına da ihtiyaç vardır. Bu beyan kıymetli evrakın üzerine yazılabile-
ceği gibi ayrı bir kağıt üzerine de yazılabilir.
    Kanun veya mukavele ile başka kimselerin bu arada bilhassa borçlunun da dev-
re iştirakleri mecburi kılınabilir.
    II - Ciro:
    1. Şekil:

    Madde 560- Bütün hallerde ciro, poliçenin cirosu hakkındaki hükümlere göre
yapılır.
    Devir için, tam ciro ve senedin teslimi kafidir.
    2. Hüküm:

    Madde 561 - Devri kabil olan bütün kıymetli evrakın, senedin muhteviyatından
veya mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça, ciro ve teslimi ile cirantanın hakları
ciro edilene geçer.
    D) Tahvil:

    Madde 562 - Nama yahut emre yazılı senet, ancak kendisine hak verdiği ve
borç yüklediği bütün kimselerin muvafakatiyle hamile yazılı bir senet haline ge-
tirilebilir. Bu muvafakatin bizzat senet üzerine yazılması gerekir.
    Hamile yazılı senetlerin nama veya emre yazılı senet haline getirilmesi hu-
susunda da aynı esas caridir. Bu son halde hak veya borç sahibi kimselerden bi-
rinin muvafakati bulunmazsa bu değişiklik, ancak değişikliği yapan alacaklı ile
onun haklarına doğrudan doğruya halef olan şahıs arasında hüküm ifade eder.
    E) İptal Kararı:
    I - Şartları:

    Madde 563 - Kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline
karar verilebilir.
    Kıymetli evrakın zayi olduğu yahut ziyaın meydana çıktığı zamanda senet üze-
rinde hak sahibi olan şahıs, senedin iptaline karar verilmesini istiyebilir.
    II - Hükümleri:

    Madde 564 - İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da der-
meyan veya yeni bir senet ihdasını talebedebilir.
    Bunun haricinde iptal usulü ve hükümleri hakkında, kıymetli evrakın muhtelif
nevilerine mütaallik hususi hükümler tatbik olunur.
    F) Hususi hükümler:

    Madde 565 - Muhtelif kıymetli evrak hakkındaki hususi hükümler mahfuzdur.
                             İKİNCİ FASIL
                         Nama Yazılı Senetler
    A) Tarifi:

    Madde 566 - Belli bir şahıs namına yazılı olup da onun emrine kaydını ihtiva
etmiyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmıyan kıymetli evrak nama
yazılı senet sayılır.
    B) Alacaklının hakkını nasıl ispat edeceği:
    I - Kaide olarak:

    Madde 567 - Borçlu, ancak senedin hamili bulunan ve senette adı yazılı olan
veya onun hukuki halefi olduğunu ispat eden şahıslara ödemeye mecburdur.
    Bu cihet ispat edilmediği halde ödemede bulunan borçlu, senedin hakiki sahi-
bi olduğunu ispat eden bir üçüncü şahsa karşı borcundan kurtulmuş olmaz.
    II - Eksik nama yazılı senetler:

    Madde 568 - Nama yazılı senet içinde senet bedelini her hamiline ödemek hak-
kını mahfuz tutmuş olan borçlu, alacaklı sıfatının ispat edilmesini aramamış ol-
sa dahi hamile hüsnüniyetle yapacağı ödeme neticesinde borcundan kurtulmuş olur.
Şu kadar ki; hamile ödemede bulunmakla mükellef değildir. 697 nci maddenin ikin-
ci fıkrası hükmü mahfuzdur.
    C) İptal kararı:

    Madde 569 - Aksine hususi hükümler olmadıkça nama yazılı senetler; hamile
yazılı senetler hakkındaki hükümlere göre iptal olunur.
    Borçlu, senette ilanların sayısını azaltmak veya mehilleri kısaltmak sure-
tiyle iptal için daha basit bir usul derpiş edebileceği gibi alacaklı kendisine
senedin iptal ve borcun itfa olunduğunu gösteren, resmen tanzim veya usulen tas-
dik edilmiş bir vesika verildiği takdirde, senet ibraz edilmeksizin ve iptaline
karar verilmeksizin dahi muteber olmak üzere ödemek hakkını da mahfuz tutabilir.
                             ÜÇÜNCÜ FASIL
                        Hamile Yazılı Senetler
    A) Tarifi:

    Madde 570 - Senedin metin veya şeklinden, hamili kim ise o kimsenin hak sa-
hibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak; hamile (Hamiline) yazılı senet
sayılır.
    Mahkeme karariyle ödemeden menedilen borçlunun ödemesi muteber olmaz.
    B) Borçlunun defileri:
    I - Umumi olarak:

    Madde 571 - Borçlu hamile yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ancak se-
nedin hükümsüzlüğüne taallük eden veya senetten anlaşılan defilerle alacaklı her
kim ise ona karşı şahsan haiz olduğu defileri ileri sürebilir.
    Borçlu ile önceki hamillerden birisi arasında doğrudan doğruya mevcut müna-
sebetlere dayanan defilerin dermeyanı, ancak senedi iktisabederken hamilin bile-
rek borçlunun zararına hareket etmiş olması halinde caizdir.
    Senedin borçlunun rızası hilafına tedavüle çıkarıldığı yolunda bir defi der-
meyan olunamaz.
    II - Hamile yazılı faiz kuponları:

    Madde 572 - Borçlu hamile yazılı faiz kuponlarından doğan alacağa karşı ana
paranın itfa edildiği definde bulunamaz.
    Ana paranın ödenmesi halinde, borçlu, ilerde muacceliyet kesbedecek olup
asıl senetle birlikte kendisine teslim edilmiyen faiz kuponlarının tutarını bu
kuponlar hakkında cari olan müruruzaman müddeti geçinceye kadar alıkoymak hakkı-
nı haizdir; meğer ki, teslim edilmeyen kuponların iptaline karar verilmiş yahut
tutarı mukabilinde teminat gösterilmiş olsun.
    C) İptal kararı:
    I - Umumi olarak:
    1. Salahiyet:

    Madde 573 - Hisse senetleri, tahviller, intifa senetleri, (Münferit kuponlar
hariç olmak üzere) kupon varakaları, esas kupon varakalarının yenilenmesine ya-
rıyan kuponlar (Talonlar) gibi hamile yazılı senetlerin iptaline hak sahibinin
talebi üzerine mahkemece karar verilir.
    Salahiyetli mahkeme borçlunun ikametgahı mahkemesi veya hisse senetleri
hakkında anonim şirket merkezinin bulunduğu yerin mahkemesidir.
    Dilekçe sahibinin senedin zilyedi bulunduğu ve onu zayi ettiği yolundaki id-
dialarının mahkemece kuvvetle muhtemel görülmesi lazımdır.
    Kupon varakası veya talonu bulunan bir senet hamilinin elinden yalnız kupon
varakası veya talonu çıkmış olursa talebin haklı olduğunun ispatı için esas se-
nedin ibrazı yeter.
    2. Ödeme yasağı:

    Madde 574 - Dilekçe sahibinin talebi üzerine mahkeme senedin borçlusunu; hi-
lafına hareket ettiği takdirde iki defa ödemek mecburiyetinde kalacağını ihtar
ederek bedelini ödemekten meneder.
    Bir kupon varakasının iptaline karar vermek lazımgeldiği takdirde vadeleri
dava sırasında hulül eden münferit kuponlar hakkında faiz kuponlarının iptaline
mütedair hükümler tatbik olunur.
    3. İlan ile davet, müracaat müddeti:

    Madde 575 - Mahkeme, dilekçe sahibinin, senedin zilyedi bulunmuş ve onu zayi
etmiş olduğuna dair verdiği izahatın doğruluğunu kuvvetle muhtemel görürse, bel-
li olmıyan hamili ilan yoliyle senedi muayyen bir müddet içinde ibraz etmeye da-
vet ve aksi takdirde senedin iptaline karar verileceğini ihtar eder. Müddetin en
az altı ay olarak tesbiti lazımdır; bu müddet ilk ilan gününden itibaren işleme-
ye başlar.
    4. İlan şekli:

    Madde 576 - Senedi ibraz hususundaki ilanın 37 nci maddede yazılı gazetede
üç kere yapılması lazımdır.
    Mahkeme lüzum gördüğü takdirde ayrıca münasip göreceği diğer şekillerde de
ilanlar yapılmasına karar verebilir.
    5. Hükümleri:
    a) Senedin ibrazı halinde:

    Madde 577 - İptali istenen senet ibraz edilirse mahkeme, dilekçe sahibine
senedin iadesi hususunda dava açması için bir mehil tayin eder.
    Dilekçe sahibi bu mehil içinde dava açmazsa, mahkeme, senedi geri verir ve
ödeme yasağını kaldırır.
    b) Senedin ibraz edilmemesi halinde:

    Madde 578 - Senet tayin olunan mehil içinde ibraz edilmezse, mahkeme, sene-
din iptaline karar verir veya lüzum görürse başka tedbirler de ittihaz edebilir.
    Hamile yazılı bir senedin iptali hakkındaki karar derhal 37 nci maddede anı-
lan gazete ile ve mahkeme lüzum görürse başka vasıtalarla da ilan edilir.
    İptal kararı üzerine dilekçe sahibi, masrafı kendisine ait olmak üzere yeni
bir senet ihdasını veya muaccel borcun ifasını istemek hakkını haizdir.
    II- Kuponlarda usül:

    Madde 579 - Münferit kuponların zıyaı halinde hak sahibinin talebi üzerine,
mahkeme, bedelin vadesinde ve eğer vade esasen hulül etmiş bulunursa derhal mah-
kemeye yatırılmasına karar verir.
    Üç yıl geçtikten sonra hiçbir hak sahibi müracaat etmemiş olur ve vadenin
hulülünden itibaren üç yıl geçmiş olursa mahkeme karariyle bedel dilekçe sahibi-
ne verilir.
    III - Banknotlarda ve buna benzer kağıtlarda usül:

    Madde 580 - Banknot ve büyük miktarda çıkarılıp görüldüğünde ödenmesi gere-
ken ve para yerine ödeme vasıtası olarak kullanılan ve muayyen bedelleri yazılı
olan diğer hamile yazılı senetlerin iptaline karar verilemez.
    Devlet tarafından çıkarılmış olan tahviller hakkındaki hususi hükümler
mahfuzdur.
    D) İpotekli borç senedi ve irat senedi:

    Madde 581 - Hamile yazılı olan ipotekli borç senediyle irat senedi hakkında-
ki hususi hükümler mahfuzdur.
                             DÖRDÜNCÜ FASIL
                            Kambiyo Senetleri
    Borçlanma ehliyeti:

    Madde 582 - Akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile
borçlanmaya da ehildir.
                             BİRİNCİ KISIM
                                Poliçe
                             BİRİNCİ AYIRIM
                      Poliçenin Keşidesi ve Şekli
    A) Şekil:
    I - Unsurları:
    1. Umumi olarak:

    Madde 583 - Poliçe:
    1. Senet metninde "Poliçe" kelimesini ve eğer senet Türkçeden başka bir dil-
le yazılmışsa o dilde poliçe karşılığı olarak kullanılan kelimeyi;
    2. Muayyen bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız havaleyi;
    3. Ödiyecek olan kimsenin (Muhatabın) ad ve soyadını;
    4. Vadeyi;
    5. Ödeme yerini;
    6. Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadını;
    7. Keşide tarihi ve yerini;
    8. Keşidecinin imzasını;
ihtiva eder.
    2. Unsurların bulunmaması:

    Madde 584 - Yukarki maddede yazılı hususlardan birini ihtiva etmiyen senet
aşağıdaki fıkralarda yazılı haller dışında poliçe sayılmaz.
    Vadesi gösterilmiyen poliçenin görüldüğünde ödenmesi meşrut sayılır.
    Ayrıca tasrih edilmiş olmadıkça muhatabın soyadı yanında gösterilen yer,
ödeme yeri ve aynı zamanda da muhatabın ikametgahı sayılır.
    Keşide yeri gösterilmiyen poliçe, keşidecinin soyadı yanında gösterilen yer-
de keşide edilmiş sayılır.
    II- Münferit unsurlar:
    1. Keşidecinin aynı zamanda muhatap veya emrine ödenecek kimse olması:

    Madde 585 - Poliçe bizzat keşidecinin emrine yazılı olabileceği gibi bizzat
keşideci üzerine veya bir üçüncü şahıs hesabına da keşide edilebilir.
    2. Adresli ve ikametgahlı poliçe:

    Madde 586 - Poliçenin üçüncü şahsın ikametgahında ödenmesi şart koşulabilir.
    Bu üçüncü şahsın ikametgahı muhatabın ikametgahının bulunduğu yerde (Adresli
poliçe) veya başka bir yerde (İkametgahlı poliçe) bulunabilir.
    3. Faiz şartı:

    Madde 587 - Görüldüğünde veya görüldüğünden muayyen bir müddet sonra ödenme-
si şart kılınan bir poliçeye keşideci tarafından faiz şartı dercolunabilir. Bü-
tün diğer poliçelerde böyle bir faiz şartı yazılmamış sayılır.
    Faiz miktarının poliçede gösterilmesi lazımdır; gösterilmemiş ise faiz şartı
yazılmamış sayılır.
    Başka bir gün zikredilmemişse faiz,poliçenin keşide gününden itibaren işler.
    4. Poliçe tutarının muhtelif şekillerde gösterilmesi:

    Madde 588 - Poliçe bedeli hem yazı ve hem de rakamla gösterilip de iki bedel
arasında fark bulunursa yazı ile gösterilen bedele itibar olunur.
    Poliçe bedeli yalnız yazı ile veya yalnız rakamla mütaaddit defalar göste-
rilmiş olup da bedeller arasında fark bulunursa en az olan bedel muteber sayı-
lır.
    B) İmza edenlerin mesuliyeti:
    I - Muteber olmıyan imzaların bulunması:

    Madde 589 - Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmıyan kimselerin imza-
sını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalıyan veya namları-
na imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısiyle ilzam etmiyen imza-
ları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez.
    II - Salahiyet olmaksızın imza:

    Madde 590 - Temsile salahiyetli olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfa-
tiyle bir poliçeye imzasını koyan kimse, o poliçeden dolayı bizzat mesul olur ve
poliçeyi ödediği takdirde temsil olunan haiz olabileceği haklara sahip olur. Sa-
lahiyetini aşan temsilci için dahi hüküm böyledir.
    III- Keşidecinin mesuliyeti:

    Madde 591 - Keşideci, poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden dola-
yı mesuldür. Keşidecinin kabul edilmeme halinde mesuliyetten kendini müaf tutma-
sı caiz ise de ödenmeme halinde mesuliyetten muaf olduğunu gösteren kayıtlar
yazılmamış sayılır.
    IV - Açık poliçe:

    Madde 592 - Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe,
aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa bu anlaşmalara riayet edil-
memiş olması keyfiyeti, hamile karşı ileri sürülemez; meğer ki hamil poliçeyi
kötü niyetle iktisabetmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı
mümkün bulunmuş olsun.
                             İKİNCİ AYIRIM
                                 Ciro
    A) Poliçenin devredilmesi:

    Madde 593 - Her poliçe sarahaten, emre yazılı olmasa dahi, ciro ve teslim
yolu ile devrolunabilir.
    Keşideci poliçeye: "Emre yazılı değildir." kelimelerini veya aynı manayı
ifade eden bir kaydı dercetmişse, poliçe ancak alacağın temliki yolu ile devro-
lunabilir ve bu devir alacağın temlikinin hukuki neticelerini doğurur.
    Ciro, poliçeyi kabul etmiş olsun veya olmasın muhataba, keşideciye veya po-
liçe ile borç altına girmiş olanlardan her hangi birine de yapılabilir. Bu kim-
seler poliçeyi yeniden ciro edebilirler.
    B) Ciro:
    I - Kayıtsız, şartsız olması:

    Madde 594 - Cironun kayıtsız ve şartsız olması lazımdır. Cironun tabi tutul-
duğu her şart yazılmamış addolunur.
    Kısmi ciro batıldır.
    Hamiline ciro beyaz ciro hükmündedir.
    II - Cironun şekli:

    Madde 595 - Cironun poliçe veya poliçeye bağlı olan ve "Alonj" denilen bir
kağıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması lazımdır.
    Lehine ciro yapılan kimsenin ciroda gösterilmesine lüzum olmadığı gibi ciro,
cirantanın sadece imzasından bile ibaret olabilir. Bu şekildeki cirolara "beyaz
ciro" denilir. Bunun muteber olması için cironun poliçenin arkasına veya alonj
üzerine yazılması lazımdır.
    III- Cironun hükümleri:
    1. Nakil vazifesi:

    Madde 596 - Ciro ve teslim neticesinde poliçeden doğan bütün haklar devre-
dilmiş olur.
    Ciro beyaz ciro ise hamil:
    1. Ciroyu kendi namına veya diğer bir şahıs namına doldurabilir;
    2. Poliçeyi yeniden beyaz olarak yahut diğer muayyen bir şahsa tekrar ciro
edebilir;
    3. Beyaz ciroyu doldurmaksızın ve poliçeyi tekrar ciro etmeksizin poliçeyi
başka bir kimseye verebilir.
    2. Teminat vazifesi:

    Madde 597 - Aksine şart bulunmadıkça ciranta poliçenin kabul edilmemesinden
ve ödenmemesinden mesuldür.
    Ciranta, poliçenin tekrar ciro edilmesini yasak edebilir; bu halde, senet
sonradan kendilerine ciro edilmiş olan kimselere karşı mesul olmaz.
    3. Hak sahipliğini ispat vazifesi:

    Madde 598 - Bir poliçeyi elinde bulunduran kimse, son ciro beyaz ciro olsa
dahi kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde
salahiyetli hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir.
Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro takibederse son ciroyu imzalıyan kimse, poliçeyi
beyaz ciro ile iktisabetmiş sayılır.
    Poliçe her hangi bir surette hamilin elinden çıkmış bulunursa yukarıki fık-
rada yazılı hükümlere göre hakkı anlaşılan yeni hamil, ancak poliçeyi kötü ni-
yetle iktisabetmiş olduğu veya iktisabında ağır bir kusur bulunduğu takdirde o
poliçeyi geri vermekle mükelleftir.
    IV - Defiler:

    Madde 599 - Poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya
önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münase-
betlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğer
ki, hamil, poliçeyi iktisabederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş
olsun.
    Alacağın temliki yoliyle yapılan devirlere ait hükümler mahfuzdur.
    V - Cironun hususi çeşitleri:
    1. Tahsil için ciro:

    Madde 600 - Ciro "Bedeli tahsil içindir." "Kabız içindir","Vekaleten" ibare-
sini veya sadece tevkili ifade eden diğer her hangi bir kaydi ihtiva ederse ha-
mil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat o poliçeyi ancak tahsil
cirosu şeklinde tekrar ciro edebilir.
    Poliçeden mesul olanlar bu halde ancak cirantaya karşı ileri sürebilecekleri
defileri hamile karşı dermeyan edebilirler.
    Tahsil için verilen ciroda münderiç bulunan salahiyet, bu salahiyeti verenin
ölümü ile sona ermiyeceği gibi onun medeni hakları kullanma ehliyetini kaybetme-
siyle de ortadan kalkmaz.
    2. Rehin Cirosu:

    Madde 601 - Ciro, "Bedeli teminattır", "Bedeli rehindir" ibarelerini yahut
terhini ifade eden diğer her hangi bir kaydı ihtiva ederse, hamil poliçeden do-
ğan bütün hakları kullanabilir; fakat kendisi tarafından yapılan bir ciro ancak
tahsil cirosu hükmündedir.
    Poliçeden mesul olanlar, kendileriyle ciranta arasında doğrudan doğruya mev-
cut olan münasebetlere dayanan defileri hamile karşı ileri süremezler; meğer ki,
hamil poliçeyi iktisabederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.
    3. Vadeden sonraki ciro:

    Madde 602 - Vadenin geçmesinden sonra yapılan ciro, vadeden önce yapılan bir
cironun hükümlerini doğurur; şu kadar ki; ödenmeme protestosundan yahut bu pro-
testonun tanzimi için muayyen olan müddetin geçmesinden sonra yapılan ciro ancak
alacağın temliki hükümlerini meydana getirir.
    Aksi sabit oluncaya kadar tarihsiz bir ciro protestonun tanzimi için muayyen
olan müddetin geçmesinden önce yapılmış sayılır.
                                   ÜÇÜNCÜ AYIRIM
                                   Kabul ve Aval
    A) Kabule arz:
    I - Kaide:

    Madde 603 - Poliçe vadenin hulülüne kadar hamil veya poliçeyi elinde tutan
herkes tarafından muhatabın ikametgahında onun kabulüne arz olunabilir.
    II  - Kabul arz şartı ve yasağı:

    Madde 604 - Keşideci, bir müddet tayin etmek veya etmemek suretiyle poliçe-
nin kabule arz edilmesini şart koşabilir.
    Keşideci, üçuncü bir şahsın ikametgahında veya muhatabın ikametgahından baş-
ka bir yerde yahut görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi gereken poliçe-
ler hariç olmak üzere, poliçenin kabule arzını menettiğini poliçeye yazabilir.
    Keza keşideci, poliçenin muayyen bir tarihten önce kabule arz edilmemesini
de şart kılabilir.
    Keşideci poliçenin kabule arzını menetmiş olmadıkça her ciranta, bir müddet
tayin etmek veya etmemek suretiyle, poliçenin kabule arzını şart koşabilir.
    III - Görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi gereken poliçelerde:

    Madde 605 - Görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi şart kılınan
poliçelerin, keşide gününden itibaren bir yıl içinde kabule arz edilmesi lazım-
dır.
    Keşideci bu müddeti kısaltabileceği gibi daha uzun bir müddet de şart
koşabilir.
    Cirantalar kabule arz müddetlerini kısaltabilirler.
    IV - Bir daha kabule arz:

    Madde 606 - Muhatap, poliçenin kendisine arz edildiği günü takibeden günde
bir daha ibrazını istiyebilir. İlgililer bu talebin yerine getirilmediğini,
ancak bu talep protestoya dercedildiği takdirde ileri sürebilirler.
    Hamil, kabule arz edilen poliçeyi muhatabın eline vermeye mecbur değildir.
    B) Kabul:
    I-Şekil:
    1.Umumi olarak:

    Madde 607 - Kabul beyanı poliçe üzerine yazılır ve "Kabul edilmiştir" tabi-
riyle veya buna muadil başka bir ibare ile ifade ve muhatap tarafından imza edi-
lir.Muhatabın poliçenin yüz tarafına yalnız imzasını koyması, kabul hükmündedir.
    Poliçenin görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi şart edilmiş olduğu
veya hususi bir şart gereğince muayyen bir müddet içinde kabule arz edilmesi la-
zım geldiği takdirde, hamil ibraz günü tarihinin atılmasını istemedikçe kabul
hangi gün vukubulmuşsa o günün tarihi atılır. Tarih atılmamış olduğu takdirde
hamil cirantalarla keşideciye karşı müracaat haklarını muhafaza edebilmek için
bu eksikliği vaktinde tanzim edilecek bir protesto ile tesbit ettirmeye mecbur-
dur.
    2.Kabulün tahdidi:

    Madde 608 - Kabul, kayıtsız, şartsız olmalıdır; fakat muhatap kabulü poliçe
bedelinin bir kısmına hasredebilir.
    Kabul şerhi bundan başka noktalarda poliçe münderecatından farklı olursa,
poliçe kabul edilmemiş sayılır. Bununla beraber kabulü yapan, kabulündeki şart-
lar dairesinde mesuldür.
    3. Adresli ve ikametgahlı poliçe:

    Madde 609 - Keşideci poliçede, ödiyecek üçüncü bir şahsı göstermeksizin, mu-
hatabın ikametgahından başka bir yeri ödeme yeri olarak göstermişse muhatap ka-
bul şerhinde bir üçüncü şahsı gösterebilir. Aksi takdirde muhatap, ödeme yerinde
poliçeyi bizzat ödemeyi taahhüt etmiş sayılır.
    Eğer poliçenin bizzat muhatabın ikametgahında ödenmesi şart kılınmışsa, mu-
hatap, kabul şerhinde ödemenin yapılacağı yer olmak üzere ödeme yerinde bulunan
bir adresi gösterebilir.
    II- Hükümleri:
    1. Umumi olarak:

    Madde 610 - Muhatap, poliçeyi kabul etmekle bedelini vadesinde ödemeyi taah-
hüt etmiş olur.
    Ödemeden imtina halinde hamil, keşidesi dahi olsa poliçeden dolayı 637 ve
638 inci maddeler gereğince istenebilecek şeylerin hepsini kabul edenden doğru-
dan doğruya talep hakkını haizdir.
    2. Kabul şerhinin çizilmesi:

    Madde 611 - Muhatap, poliçe üzerindeki kabul şerhini poliçeyi geri vermeden
önce çizmiş olursa kabulden imtina etmiş sayılır. Aksi sabit oluncaya kadar ka-
bul şerhi, poliçenin geri verilmesinden önce çizilmiş addolunur.
    Bununla beraber muhatap hamile yahut poliçede imzası bulunan bir kimseye,
poliçeyi kabul ettiğini yazı ile bildirmiş olursa bunlara karşı kabul beyanı
dairesinde mesul olur.
    C) Aval:
    I - Aval verenler:

    Madde 612 - Poliçedeki bedelin ödenmesi, aval suretiyle tamamen veya kısmen
temin olunabilir.
    Bu teminat, üçüncü bir şahıs yahut poliçede zaten imzası bulunan bir kimse
tarafından da verilebilir.
    II - Şekil:

    Madde 613 - Aval şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır.
    Aval "aval içindir" tabiri ile veya buna muadil diğer her hangi bir ibare
ile ifade ve avalı veren kimse tarafından imza edilir.
    Muhatap veya keşdecinin imzaları müstesna olmak üzere poliçenin yüzüne konan
her imza, aval şerhi sayılır.
    Kimin için verildiği aval şerhinde açıklanmak lazımdır; açıklanmadığı tak-
dirde aval, keşideci için verilmiş sayılır.
    III - Hükümler:

    Madde 614 - Aval veren kimse, kimin için taahhüt altına girmişse tıpkı onun
gibi mesul olur.
    Aval veren kimsenin temin ettiği borç, şekle ait noksandan başka bir sebep-
ten dolayı batıl olsa dahi aval verenin taahhüdü muteberdir.
    Aval veren kimse,poliçe bedelini ödediği takdirde  poliçeden dolayı lehine
taahhüt altına girmiş olduğu kimseye ve ona karşı poliçe gereğince mesul olan
kimselere karşı poliçeden doğan hakları iktisabeder.
                                  DÖRDÜNCÜ AYIRIM
                                      Ödeme
     A) Vade:
     I - Vadenin tesbiti:
     1. Umumi olarak:

     Madde 615 - Bir poliçe:
     1. Görüldüğünde;
     2. Görüldükten muayyen bir müddet sonra;
     3. Keşide gününden muayyen bir müddet sonra;
     4. Muayyen bir günde;
ödenmek üzere keşide olunabilir.
     Vadesi başka şekilde yazılan veya birbirini takibeden vadeleri gösteren po-
liçeler batıldır.
    2. Görüldüğünde ödenecek poliçe:

    Madde 616 - Görüldüğünde ödenmek üzere keşide olunan poliçe ibrazında öde-
nir. Böyle bir poliçenin keşide gününden itibaren bir yıl içinde ödenmesi için
ibrazı lazımdır. Keşideci bu müddeti kısaltabileceği gibi daha uzun bir müddet
dahi tesbit edebilir. İbraz müddetleri cirantalar tarafından kısaltılabilir.
    Keşideci, görüldüğünde ödenecek bir poliçenin muayyen bir günden önce öden-
mek üzere ibraz edilmiyeceği hakkında şart koyabilir. Bu takdirde ibraz müddeti
o tarihten başlar.
    3.Görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenecek poliçe:

    Madde 617 - Görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenecek bir poliçenin va-
desi, kabul şerhinde yazılı tarihe veya protesto tarihine göre tayin olunur.
    Kabul şerhinde tarih gösterilmemiş ve protesto da çekilmemiş olursa poliçe,
kabul eden hakkında, kabule ibraz için derpiş edilen müddetin son günü kabul
edilmiş sayılır.
    II - Müddetlerin hesabı:
    1. Umumi olarak:

    Madde 618 - Keşide gününden veya görüldükten bir veya birkaç ay sonra öden-
mek üzere keşide edilen bir poliçenin vadesi, ödemenin yapılması gereken ayın
mukabil gününde gelmiş olur. Mukabil gün bulunmadığı takdirde vade o ayın son
günü gelmiş olur.
    Bir poliçe, keşide gününden veya görüldükten bir buçuk ay veya birkaç ay ve
yarım ay sonra ödenmek üzere keşide olunduğu takdirde, ilk önce tam aylar hesap
edilir.
    Eğer vade olarak bir ayın başı, ortası veya sonu tesbit edilmişse bu tabir-
lerden ayın birinci, on beşinci ve sonuncu günleri anlaşılır.
   "Sekiz gün" veya " on beş gün" tabirlerinden bir veya iki hafta değil hakiki
olarak sekiz veya on beş günlük bir müddet anlaşılır.
   "Yarım ay" tabiri on beş günlük bir müddeti gösterir.
    2.Takvimlerin çatışması:

    Madde 619 - Muayyen bir günde ödenecek bir poliçenin keşide yeri ile ödeme
yeri arasında takvim farkı olduğu takdirde vade, ödeme yerinin takvimine göre
tesbit edilmiş sayılır.
    Takvimleri farklı olan iki yer arasında keşide edilen bir poliçe keşide gü-
nünden muayyen bir müddet sonra ödenmek üzere keşide edildiği takdirde keşide
günü ödeme yerindeki takvimin mukabil gününe irca olunmak suretiyle vade hesap
edilir.
    Poliçelerin ibraz müddetlerinin hesabı hususunda da yukarıki fıkralar hüküm-
leri tatbik olunur.
    Poliçedeki bir kayıt veya poliçenin diğer münderecatından,maksadın başka ol-
duğu anlaşılırsa bu madde hükümleri tatbik olunmaz.
    B) Ödeme:
    I - İbraz:

    Madde 620 - Muayyen bir günde veya keşide gününden yahut görüldükten muayyen
bir müddet sonra ödenecek bir poliçenin hamili, poliçeyi ödeme gününde veya onu
takip eden iki iş günü içinde ödenmek üzere ibraza mecburdur.
    Poliçenin bir takas odasına ibrazı, ödeme için ibraz yerine geçer.
    II - Makbuz istemek hakkı:

    Madde 621 - Muhatap poliçeyi öderken hamil tarafından bir ibra şerhi yazıla-
rak poliçenin kendisine verilmesini isteyebilir.
    Hamil kısmi ödemeyi reddedemez.
    Kısmi ödeme halinde muhatap bu ödemenin poliçe üzerine işaret edilmesini ve
kendisine bir makbuz verilmesini isteyebilir.
    III - Vadeden önce ve vadesinde ödeme:

    Madde 622 - Hamil, vadeden önce poliçe bedelini almaya zorlanamaz.
    Vadeden önce ödeyen muhatap, bu yüzden doğacak mesuliyeti kendisi üzerine
almış olur.
    Hile veya ağır bir kusuru bulunmadıkça poliçeyi vadesinde ödeyen kimse bor-
cundan kurtulmuş olur.Ödeyen kimse, cirolar arasında muntazam bir teselsülün
mevcut olup olmadığını incelemiye mecbur ise de cirantaların imzalarının sıhha-
tini araştırmaya mecbur değildir.
    IV - Yabancı memleket parasiyle ödeme:

    Madde 623 - Poliçenin ödeme yerinde rayici olmıyan bir para ile ödeneceği
şart koşulduğu takdirde, bedeli, vade günündeki kıymetine göre o memleket para-
siyle ödenebilir. Borçlu ödemede geciktiği takdirde hamil poliçe bedelinin di-
lerse vade günündeki dilerse ödeme günündeki rayice göre memlelet parasiyle
ödenmesini istiyebilir.
    Kanuni rayici olmıyan paranın kıymeti, ödeme yerindeki ticari teamüllere
göre tayin olunur. Bununla beraber keşideci ödenecek paranın poliçede yazılı mu-
ayyen bir rayice göre hesap edilmesini şart edebilir.
    Keşideci ödemenin muayen bir para ile yapılması lüzumunu şart koşmuş ise
(Aynen ödeme şartı) ilk iki fıkranın hükümleri tatbik olunmaz.
    Poliçe bedeli, keşide ve ödeme yeri olan memleketlerde aynı adı taşıyan ve
fakat kıymetleri birbirinden farklı olan para ile gösterildiği takdirde
ödeme yerindeki para kasdedilmiş sayılır.
    V - Tevdi:

    Madde 624 - Bir poliçe 620 nci maddede tayin edilen müddet zarfında ödeme
için ibraz edilmediği takdirde borçlu masraf ve hasar hamile ait olmak üzere
poliçenin bedelini notere tevdi edebilir.
                                  BEŞİNCİ AYIRIM
              Kabul ve Ödemeden İmtina Hallerinde Müracaat Hakları
    A) Müracaat hakkı :
    I - Umumi olarak:

    Madde 625 - Hamil, vadenin hulülünde poliçe ödenmemişse, cirantalara, keşi-
deciye ve poliçe dolayısiyle taahhüt altına girmiş olan diğer kimselere karşı
müracaat hakkını kullanabilir.
    Hamil:
    1. Kabulden tamamen veya kısmen imtina edilmiş;
    2. Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın muhatap iflas etmiş veya sadece ödeme-
lerini tatil etmiş yahut aleyhindeki her hangi bir icra takibi semeresiz kalmış;
    3. Kabul için arz edilmesi menedilen bir poliçenin keşidecisi iflas etmiş;
bulunursa vadenin hulülünden önce de aynı müracaat hakkını haizdir.
*
    II - Protesto:
    1. Müddetler ve şartları:

    Madde 626 - Kabulden veya ödemeden imtina,kabul etmeme veya ödememe protes-
tosu denilen resmi bir vesika ile tesbiti mecburidir.
    Kabul etmeme protestosunun, kabule arz için muayyen olan müddet içinde çe-
kilmesi lazımdır. Şayet 606 ncı maddenin birinci fıkrasında gösterilen halde po-
liçenin ilk arzı vadenin son gününde vukua gelmiş ise protesto o günün ertesi
günü dahi çekilebilir.
    Muayyen bir günde veya keşide gününden veya görüldükten muayyen bir müddet
sonra ödenmesi şartını havi bir poliçeden dolayı çekilecek ödememe protestosu-
nun, ödeme gününü takibeden iki iş günü içinde çekilmesi lazımdır. Görüldüğünde
ödenmesi şart olan bir poliçeden dolayı çekilecek ödememe protestosu yukarıki
fıkrada kabul etmeme protestosu için gösterilen müddetler içinde çekilir.
    Kabul etmeme protestosu çekilmiş olması halinde ödeme için poliçeyi ibraz
etmeye lüzum olmadığı gibi ödememe protestosu çekmeye de ihtiyaç yoktur.
    Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın, muhatap ödemelerini tatil etmiş veya
aleyhindeki her hangi bir icra takibi semeresiz kalmış ise, hamil müracaat
haklarını ancak poliçenin ödenmesi için muhataba ibrazından ve protestonun çe-
kilmesinden sonra kullanabilir.
    Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın muhatap veya kabul için arz edilmesi men-
edilen bir poliçenin keşidecisi iflas etmişse iflas ilamının ibrazı, müracaat
hakkının kullanılması için kafidir.
    2. Şekli:
    a) Noterlikçe tanzimi:

    Madde 627 - Protestonun aşağıdaki maddede bildirilen şekil ve surette noter-
likçe tanzimi lazımdır.
    b) İçindekiler:

    Madde 628 - Protesto:
    1. Protestoyu çeken ve kendisine protesto çekilen kimselerin ad ve soyadla-
rını veya ticaret unvanlarını;
    2. Kendisine protesto çekilen kimsenin, poliçeden doğan taahhüdünü yerine
getirmeye davet edildiği halde taahhüdünü yerine getirmemiş veya kendisi
bulunamamış yahut ticaret yerinin veya meskeninin tesbit edilememiş olduğuna
dair bir şerhi;
    3. Sözü geçen davetin yapıldığı veya davet teşebbüsünün akim kaldığı yer ve
güne ait bir şerhi;
    4. Protestoyu tanzim eden noterin imzasını ihtiva eder.
    Kısmi ödeme, protestoda zikredilir.
    Kabul için kendisine bir poliçe ibraz edilmiş olan muhatap, poliçenin ertesi
günü tekrar ibrazını istemiş ise bu keyfiyet de protestoya yazılır.
    c) Protesto varakası:

    Madde 629 - Protesto ayrı bir varaka halinde tanzim edilerek poliçeye bağla-
nır.
    Eğer protesto,aynı bir poliçenin mütaaddit nüshaları veya poliçenin aslı ile
bir sureti ibraz edilerek tanzim edilmiş ise protestoyu bu nüshalardan birisine
veya asıl senede bağlamak kafidir.
    Diğer nüshalara veya surete, protestonun kalan nüshalardan birine veya
poliçenin aslına bağlanmış bulunduğu kaydolunur.
                                                                          *
    İhbarı yapmakla mükellef olan kimse bunu muayyen müddet içinde yaptığını is-
pat etmek mecburiyetindedir.
    Yukarda gösterilen müddet içinde ihbarname göndermiyen kimse müracaat
hakkını kaybetmezse de ihmalinden doğan zarar ve ziyandan mesul olur. Ancak bu
zarar ve ziyan miktarı poliçe bedelini aşamaz.
    IV - Teselsül:

    Madde 636 - Bir poliçeyi keşide, kabul, ciro eden veya o poliçeye aval ve-
ren kimseler hamile karşı, müteselsil borçlu sıfatiyle mesuldürler.
    Hamil bunların borçlanmadaki sıraları ile bağlı olmaksızın her birine veya
bunlardan bazılarına yahut hepsine birden müracaat edebilir.
    Poliçeden dolayı taahhüt altına girmiş olup da poliçeyi ödemiş bulunan her-
kes aynı hakkı kullanabilir.
    Hamil, borçlulardan yalnız birine müracaat etmekle, diğer borçlularla ilk
önce müracaat ettiği borçludan sonra gelenlere karşı haklarını kaybetmez.
    V - Müracaat hakkının şümulü :
    1. Hamilin hakkı :

    Madde 637 - Hamil müracaat yoliyle:
    1.  Poliçenin kabul edilmemiş veya ödenmemiş olan bedelini ve eğer şartkı-
lınmışsa işlemiş faizi;
    2.  Vadenin gelmesinden itibaren işliyecek yüzde on hesabiyle faizi;
    3.  Protestonun ve hamil tarafından tebliğ olunan ihbarnamelerinin masraf-
lariyle diğer masrafları;
    4.  Poliçe bedelinin binde üçünü aşmamak üzere komüsyon ücretini;
istiyebilir.
    Eğer müracaat hakkı vadenin hulülünden önce kullanılırsa poliçe bedelinden
bir iskonto yapılır. Bu iskonto müracaat tarihinde hamilin ikametgahında cari
olan resmi iskonto haddi üzerinden hesap edilir.
    2. Ödeyen kimsenin hakkı:

    Madde 638 - Poliçe bedelini ödemiş olan kimse kendisinden önce gelen borçlu-
lardan :
    1. Ödemiş olduğu meblağın tamamını;
    2. Ödeme tarihinden itibaren bu meblağın yüzde on hesabiyle faizini;
    3. Yaptığı masrafları;
    4. Poliçe bedelinin binde ikisini aşmamak üzere komüsyon ücretini;
istiyebilir.
    VI - Makbuz:
    1. Umumi olarak:

    Madde 639 - Kendisine müracaat edilen veya edilmesi mümkün olan borçlu, mü-
racaat mevzuu olan bedeli ödeyince, poliçe ve protesto varakasının ayrıca dol-
durulacak bir makbuz ile birlikte kendisine verilmesini istemek hakkını haizdir.
    Poliçeyi ödemiş olan her ciranta, kendi cirosunu ve kendisinden sonra gelen
borçluların  cirolarını çizebilir.
    2. Kısmi kabul halinde:

    Madde 640 - Poliçenin kısmen kabulünden sonra müracaat hakkının kullanılması
halinde poliçe bedelinin kabul edilmiyen kısmını ödiyen kimse, ödemenin
poliçe üzerine yazılmasını ve kendisine bu hususta bir makbuz verilmesini
istiyebilir. Bundan başka, onun sonradan diğerlerine karşı müracaat haklarını
kullanabilmesi için, hamil ona poliçenin ve protestonun tasdikli birer suretini
vermeye mecburdur.
    VII - Retret:

    Madde 641 - Müracaat hakkı olan herkes, poliçede aksine şart bulunmadıkça
kendisinden önce gelen borçlulardan biri üzerine çekeceği ve bu kimsenin ikamet-
gahında görüldüğü anda ödenmesi şart olan ve  "Retret" denilen yeni bir poliçe
vasıtasiyle rücuda bulunabilir.
    Retret,637 ve 638 inci maddelerde gösterilen paralardan başka tellallık üc-
retini ve retretin damga resmini ihtiva eder.
    Retret hamil tarafından keşide edilirse poliçe bedeli poliçenin ödeneceği
yerden önceki borçlunun ikametgahı bulunan yer üzerine keşide edilen ve görüldü-
ğünde ödenmesi şart olan bir poliçenin cari fiyatına göre tayin olunur. Retret
bir ciranta tarafından keşide edilirse poliçe bedeli, retreti keşide eden kimse-
nin ikametgahından önceki borçlunun ikametgahı olan yer üzerine keşide edilen ve
görüldüğünde ödenmesi şart bulunan bir poliçenin cari fiyatına göre tayin olu-
nur.
    VIII - Müracaat hakkının düşmesi:
    1. Umumi olarak:

    Madde 642 - Hamil; muayyen müddetleri içinde:
    1. Görüldüğünde veya görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi şart olan
poliçeyi ibraz;
    2. Kabul etmeme veya ödememe protestosunu keşide;
    3. "Masrafsız iade olunacaktır." Şerhinin bulunması halinde poliçeyi ödeme
maksadiyle ibraz etmezse, kabul eden kimse hariç olmak üzere cirantalara, keşi-
deciye ve diğer borçlulara karşı haiz olduğu hakları kaybeder.
    Kabul maksadiyle ibraz edilmesi için keşidecinin tayin ettiği müddete hamil
riayet etmezse, kabul ve ödemeden imtina sebebiyle müracaatta bulunmak haklarını
kaybeder; meğer ki, keşidecinin yalnız kabule ait mesuliyeti müstesna tutmak is-
tediği şerhten anlaşılsın;
    Ciroda ibraz için bir müddet şart kılınmışsa ancak ciranta bu müddeti ileri
sürebilir.
    2. Mücbir sebepler:

    Madde 643 - Kanunen muayyen olan müddetler içinde poliçenin ibrazı veya pro-
testo keşidesi bir devletin mevzuatı veya her hangi bir mücbir sebep gibi aşıl-
ması imkansız bir mani yüzünden mümkün olmamışsa bu muameleler için muayyen olan
müddetler uzatılır.
    Hamil mücbir sebepleri gecikmeksizin kendisinden önce gelen borçluya ihbar
etmeye ve bu ihbarı poliçeye yahut bir alonja işaretle beraber altına yer ve ta-
rihi yazarak imzalamaya mecburdur: Diğer cihetler hakkında 635 inci madde hüküm-
leri tatbik olunur.
    Mücbir sebeplerin ortadan kalkmasından sonra hamilin, poliçeyi gecikmeksizin
kabul veya ödeme maksadiyle ibraz ve icabında protesto keşide etmesi lazımdır.
    Mücbir sebepler vadenin gelmesinden itibaren 30 günden çok sürerse poliçenin
ibrazına ve protesto çekmeye lüzum kalmaksızın müracaat hakkı kullanılabilir.
    Görüldüğünde veya görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi şart olan
poliçeler hakkında 30 günlük müddet, hamilin kendisinden önce gelen borçluya
mücbir sebebi ihbar ettiği tarihten itibaren işler. Bu ihbar, ibraz müddetinin
bitmesinden önce de yapılabilir.Görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi
şart olan poliçelerde 30 günlük müddet, poliçede gösterilen mehil bittikten son-
ra işlemeye başlar.
    Hamilin veya poliçeyi ibraza veya protesto çekmeye memur ettiği kimsenin
sırf zatlarına ait olaylar mücbir sebeplerden sayılmaz.
    C) Sebepsiz iktisap:

    Madde 644 - Keşideci ve poliçeyi kabul etmiş olan muhatap, (Müruruzaman se-
bebiyle veya senede dayanan hakların muhafazası için kanun hükmünce yapılması
gerekli muamelelerin ihmal edilmiş bulunması dolayısiyle poliçeden doğan borçla-
rı düşmüş olsa bile) hamilin zararına ve sebepsiz olarak iktisabetmiş oldukları
meblağ nispetinde ona karşı borçlu kalırlar.
    Sebepsiz mal edinmeye dayanan dava, muhataba ikametgahlı bir poliçeyi ödeye-
cek olan kimseye ve keşideci poliçeyi başka bir şahıs veya ticarethane hesabına
çekmiş olduğu takdirde o kimseye veya ticarethaneye karşı dahi açılabilir.
    Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir dava açılamaz.
    D) Poliçe karşılığının devri:

    Madde 645 - Keşideci hakkında iflas açılmasiyle beraber, poliçe karşılığının
veya keşidecinin muhatap hesabına matlup olarak geçirdiği diğer paraların geri
verilmesi hususunda keşidecinin muhataba karşı poliçe münasebetinden başka bir
hukuk münasebetinden dolayı haiz olduğu talep hakkı poliçe hamiline geçmiş olur.
    Keşideci, karşılık münasebetinden dolayı haiz olduğu haklarını devrettiğini
poliçede beyan etmiş olursa sözü geçen haklar, poliçe,hamili kim ise ona ait
olur.
    Muhatap, iflasın açıldığı ilan veya kendisine devir keyfiyeti ihbar edildik-
ten sonra yalnız poliçenin iadesi mukabilinde usulü dairesinde hakkını ispat
eden hamile karşı ödemede bulunabilir.
    E) Araya girme:
    I - Umumi hükümler:

    Madde 646 - Keşideci ve cirantalardan veya aval verenlerden her biri, poli-
çeyi lüzumu halinde kabul edecek veya ödiyecek olan bir kimseyi gösterebilir.
    Poliçe, aşağıda yazılı şartlar altında, poliçe dolayısiyle kendisine müra-
caat edilmesi mümkün olan her hangi bir borçlu için araya giren bir kimse tara-
fından kabul edilebilir veya ödenebilir.
    Muhatap da dahil her üçüncü kişi veya - poliçeyi kabul eden kimse hariç ol-
mak üzere - poliçeden dolayı zaten borçlu olan herkes araya girerek poliçeyi ka-
bul edebilir veya bedelini ödiyebilir.
    Araya girmek suretiyle kabul veya ödemede bulunan kimse, lehine araya
girdiği borçluya keyfiyeti iki iş günü içinde bildirmeye mecburdur. Bu müddete
riayet etmezse ihbarda bulunmamış olmasından doğan zarardan, poliçe bedelini
aşmamak üzere mesul olur.
    II - Araya girme suretiyle kabul:
    1. Şartlar,hamilin durumu :

    Madde 647 - Vadenin gelmesinden önce hamilin müracaat hakkını kullanabilece-
ği bütün hallerde araya girme suretiyle kabul caizdir; meğer ki, kabul için ib-
raz edilmesi menedilen bir poliçe bahis mevzuu olsun.
    Poliçeyi lüzumunda ödeme yerinde kabul edecek veya ödiyecek olan bir kimse
poliçede gösterilmiş olduğu takdirde, hamil, o kimseye poliçeyi ibraz etmiş ve
araya girme suretiyle kabulden imtina halinde imtina keyfiyetini bir protesto
ile tesbit ettirmiş olmadıkça, o kimseyi göstermiş olan şahsa ve o şahıstan son-
ra gelen borçlulara karşı vadenin hulülünden önce müracaat hakkını kullanamaz.
    Diğer araya girme hallerinde hamil, araya girme suretiyle kabulü reddedebi-
lir; şu kadar ki,buna muvafakat ederse, araya girme suretiyle kimin lehine ka-
bulde bulunulmuşsa ona ve bir de ondan sonra gelen borçlulara karşı vadenin hu-
lülünden önce müracaat haklarını kullanamaz.
    2. Şekil:

    Madde 648 - Araya girme suretiyle kabul keyfiyeti; poliçe üzerine yazılır
ve araya giren tarafından imza edilir. Kabul şerhinde kimin lehine araya giril-
diği gösterilir; gösterilmemiş ise kabul, keşideci lehine vukubulmuş sayılır.
    3. Araya girme suretiyle kabul edenin mesuliyeti:

    Madde 649 - Araya girme suretiyle kabul eden kimse, hamile ve kimin lehine
araya girmişse ondan sonra gelen borçlulara karşı tıpkı lehine araya girilen
kimse gibi mesul olur.
    Araya girme suretiyle kabule rağmen, lehine kabul vakı olan kimse ile
ondan önce gelen borçlular 637 nci maddede gösterilen tutarı ödemek şartiyle
hamilden poliçenin ve varsa protesto varakasının ve bir makbuzun verilmesini
istiyebilir.
    III - Araya girme suretiyle ödeme:
    1. Şartları:

    Madde 650 - Hamilin vadenin gelmesinde veya vadenin gelmesinden önce
müracaat haklarını kullanabileceği bütün hallerde araya girme suretiyle ödeme
caizdir.
    Araya girme suretiyle ödeme, lehine ödenecek kimsenin ödemeye mecbur olduğu
tutarın tamamına şamil olur.
    Bu ödemenin en geç, ödememe protestosunun çekilmesi için muayyen olan son
günün ertesi günü yapılması lazımdır.
    2. Hamilin ibraz mükellefiyeti:

    Madde 651 - Poliçe, ikametgahları ödeme yerinde bulunan kimseler tarafından
araya girme suretiyle kabul edilmiş veya ikametgahları ödeme yerinde bulunan
kimseler lüzumu halinde ödemede bulunmak üzere tayin edilmişler ise hamil en
geç, ödememe protestosunun çekilmesi için muayyen olan müddetin bittiği günün
ertesi günü poliçeyi bütün bu kimselere ibraz etmeye ve icabında araya girme su-
retiyle ödemeden imtina edildiğinden dolayı protesto çekmeye mecburdur.
     Protesto vaktinde çekilmemişse, lüzumu halinde ödiyecek kimseyi göstermiş
olan veya araya girme suretiyle lehine poliçe kabul edilmiş bulunan kimse ile
onlardan sonra gelen borçlular mesuliyetten kurtulmuş olurlar.
     3. Reddin neticesi:

     Madde 652 - Araya girme suretiyle kendisine vakı ödemeyi reddeden hamil,
ödeme halinde borçtan kimler kurtulacak idiyse onlara karşı müracaat haklarını
kaybeder.
     4. Makbuz:

     Madde 653 - Araya girme suretiyle ödeme vukuunda, ödeme kimin için yapılmış
ise o kimse gösterilmek suretiyle poliçe üzerine makbuz mahiyetinde bir şerh
yazılır. Kimin için ödendiği gösterilmediği takdirde ödeme, keşideci için yapıl-
mış sayılır.
    Poliçenin ve varsa protestonun, araya girmek suretiyle ödemede bulunan kim-
seye verilmesi lazımdır.
    5. Hakların devri, araya girenlerin birden fazla olması hali:

    Madde 654 - Araya girme suretiyle ödemede bulunan kimse, lehine ödemede bu-
lunduğu kimseye ve poliçeden dolayı ona borçlu olan kimselere karşı poliçeden
doğan hakları iktisap eder. Şu kadar ki, poliçeyi yeniden ciro edemez.
    Lehine ödemede bulunulan kimseden sonra gelen borçlular borçtan kurtulurlar.
    Araya girme suretiyle ödemede bulunmak hususunda mütaaddit teklifler yapıl-
mışsa bu tekliflerden hangisi borçlulardan en çoğunu borçtan kurtaracaksa o ter-
cih olunur. Ortada daha iyi bir teklif bulunduğunu bildiği halde araya girme su-
retiyle ödemede bulunan kimse, en iyi teklif tercih edilmiş olsaydı, kimler
borçtan kurtulacak idiyseler onlara karşı müracaat haklarını kaybeder.
                               ALTINCI AYIRIM
                       Poliçe Nüshaları ve Poliçe Suretleri
    I - Poliçe nüshaları:
    1.  İsteme hakkı :

    Madde 655 - Poliçe birbirinin aynı olmak üzere birden fazla nüsha olarak ke-
şide edilebilir.
    Bu nüshalara teselsül eden sıra numaraları konulur. Numaralar metne yazılır.
Aksi takdirde nüshaların her birine ayrı bir poliçe nazariyle bakılır.
    Tek nüsha olarak keşide edildiği kaydını ihtiva etmiyen bir poliçenin
hamili, masrafları kendisine ait olmak üzere mütaaddit nüshalar verilmesini
istiyebilir. Bu maksatla hamil kendi cirantasına başvurduğu takdirde hamilin
cirantası ve daha önceki cirantalar sıra ile birbirlerine ve ilk ciranta da
keşideciye başvurmaya mecburdurlar. Bundan başka cirantalar, yeni nüshalar üze-
rine kendi cirolarını yeniden yazmaya mecburdurlar.
     2. Nüshalar arasındaki münasebet:

     Madde 656 - Poliçe nüshalarından biri üzerinde yapılacak ödemenin diğer
nüshaları hükümsüz kılacağı kaydını taşımasa bile nüshalardan biri üzerine yapı-
lan ödeme, bütün nüshalardan doğan hakları düşürür. Şu kadar ki, kabul şerhini
havi olup da kendisine geri verilmemiş olan her nüshadan dolayı muhatabın mesu-
liyeti bakidir.
     Mütaaddit nüshaları muhtelif kimselere veren ciranta ile ondan sonra gelen
borçlular kendi imzalarını havi olup da geri verilmemiş olan bütün nüshalardan
dolayı mesuldürler.
     3. Kabul şerhi:

     Madde 657 - Nüshalardan birini kabul için gönderen kimse bu nüshayı elinde
tutan kimsenin adını diğer nüshalar üzerine işaret etmeye mecburdur. Kabul için
gönderilen nüshayı elinde tutan kimse; bunu, diğer nüshanın salahiyetli hamiline
teslim etmekle mükelleftir.
     Teslimden imtina ederse hamil müracaat hakkını,ancak:
     1. Kabul için gönderilen nüshanın tarafından vaki olan talep üzerine kendi-
sine teslim olunmadığı;
    2. Diğer nüsha üzerine de kabul veya ödemenin elde edilemediği;
bir protesto ile tesbit ettirilmiş olduğu takdirde kullanabilir.
    II - Suretler:
    1. Şekil ve hükümleri:

    Madde 658 - Her poliçe hamilinin, poliçenin suretlerini çıkarmaya hakkı var-
dır.
    Suretin, cirolar ve poliçede bulunan diğer bütün kayıtlarla birlikte senedin
aslını, aynen, ihtiva etmesi ve nerede son bulduğunu göstermesi lazımdır.
    Suret, aslı gibi ve aynı hükümler meydana getirmek üzere ciro edilebilir ve
aval taahhüdüne mevzu teşkil edebilir.
    2. Senet aslının teslimi:

    Madde 659 - Suretin, senet aslının kimin elinde bulunduğunu göstermesi la-
zımdır. Aslı elinde tutan kimse, bunu,suretin salahiyetli hamiline teslim ile
mükelleftir.
    Teslimden imtina halinde hamil; ancak vakı talebe rağmen senet aslının ken-
disine teslim edilmediğini bir protesto ile tesbit ettirdiği takdirde, suretin
cirantalarına ve suret üzerine aval veren kimselere karşı müracaat haklarını
kullanabilir.
    Senedin aslı, suretin tanziminden önce en son olarak aslına yazılmış olan
cirodan sonra "Buradan itibaren ancak suret üzerine yazılacak cirolar muteber-
dir." kaydını veya buna benzer bir kaydı ihtiva ederse bundan sonra senedin as-
lına yazılacak cirolar hükümsüzdür.
                                 YEDİNCİ AYIRIM
                                Çeşitli Hükümler
    A) Senet metnindeki değişiklikler:

    Madde 660 - Bir poliçe metni tahrif edildiği takdirde değiştirmeden sonra
poliçe üzerine imza koymuş olan kimseler değişmiş metin gereğince ve ondan önce
imzasını koyanlar ise eski metin gereğince mesul olurlar.
    B) Müruruzaman:
    1. Müddetler:

    Madde 661 - Poliçeyi kabul edene karşı açılacak davalar vadenin geldiği ta-
rihten itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
    Hamilin; cirantalar ile keşideciye karşı açacağı davalar müddetinde keşide
edilen protesto tarihinden veya senette "Masrafsız iade olunacaktır" kaydı
varsa vadenin bittiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
    Bir cirantanın başka cirantalarla keşideci aleyhine açacağı davalar, ciran-
tanın poliçeyi ödediği veya poliçenin dava yolu ile kendisine karşı dermeyen
edildiği tarihten itibaren altı ay geçmekle müruruzamana uğrar.
    II - Kesilme:
    1. Sebepleri:

    Madde 662 - Müruruzaman; dava açılması, takip talebinde bulunulması,davanın
ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi sebepleriyle kesilir.
    2. Hükümleri

    Madde 663 - Müruruzamanı kesen muamele her kim hakkında vakı olmuşsa ancak
ona karşı hüküm ifade eder.
    Müruruzaman kesilince, müddeti aynı olan yeni bir müruruzaman işlemeye baş-
lar.
    C) Müddetler:
    1. Tatil günleri:

    Madde 664 - Vadesi pazara veya diğer bir resmi tatil gününe rastlıyan poli-
çenin ödenmesi, ancak tatili takibeden ilk iş günü istenebilir.
Poliçeye mütaallik diğer bütün muameleler, hususiyle kabul için ibraz ve
protesto muameleleri de tatilde yapılmayıp ancak bir iş gününde yapılır.
    Bu muamelelerden biri, son günü pazara veya diğer resmi tatil gününe rastlı-
yan bir müddet içinde yapılması lazımgeldiği takdirde bu müddet onu takip eden
ilk iş gününe kadar uzar. Aradaki tatil günleri müddet hesabına dahildir.
    2. Müddetin hesaplanması:

    Madde 665 - Kanunun bu kısmında veya poliçede gösterilen müddetler hesap
edilirken bunların başladığı gün sayılmaz.
    3. Atıfet mehilleri:

    Madde 666 - Poliçelerde kanuni veya kazai atıfet mehilleri caiz değildir.
    D) Poliçeye ilişkin muamelelerin yapılacağı yer:

    Madde 667 - Poliçeyi kabul veya ödeme için ibraz etmek,protesto çekmek, po-
liçenin bir nüshasının verilmesini istemek gibi muayyen bir kimse nezdinde yapı-
lacak olan bütün muamelelerin bu kimsenin ticaret yerinde ve böyle bir yeri yok-
sa meskeninde yapılması lazımdır.
    Ticaret yeri veya meskenin bulunduğu yer dikkatle araştırılır.
    Şu kadar ki; zabıta veya mahalli posta idaresinden edinilen malümattan bir
netice çıkmadığı takdirde başka araştırmalar yapmaya lüzum kalmaz.
    E) İmzalar:

    Madde 668 - Poliçe üzerindeki beyanların el yazısı ile imza edilmesi lazım-
dır.
    El yazısı ile olan imza yerine, mihaniki her hangi bir vasıta veya el ile
yapılan veyahut tasdik edilmiş olan bir işaret yahut resmi bir şahadetname
kullanılamaz.
    Amaların el yazısı ile imzalarının usulen tasdik edilmiş olması lazımdır.
    F) İptal:
    I  - Önleyici tedbirler:

    Madde 669 - Rızası olmaksızın poliçe elinden çıkan kimse, ödeme yerindeki
mahkemeden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini istiyebilir.
    Mahkeme, ödemeyi meneden kararda muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe
bedelini tevdi etmeye müsaade ve tevdi yerine tayin eder.
    II - Poliçeyi eline geçiren kimsenin bilinmesi:

    Madde 670-Poliçeyi eline geçiren kimse malüm olduğu takdirde, mahkeme, di-
lekçe sahibine istirdat davası açması için münasip bir mühlet verir.
    Dilekçe sahibi, tayin olunan mühlet içinde davayı açmazsa, mahkeme, muha-
tap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.
    III - Poliçeyi eline geçirenin bilinmesi:
    1. Dilekçe sahibinin külfetleri:

    Madde 671 - Poliçeyi eline geçiren kimse malüm değilse, poliçenin iptaline
karar verilmesi istenebilir.
    İptal talebinde bulunan kimse, poliçe elinde iken zıyaa uğradığını kuvvetle
muhtemel gösteren delilleri mahkemeye temin etmek ve senedin bir suretini ibraz
etmek veya senedin esas muhteviyatı hakkında malümat vermekle mükelleftir.
    2. İhtar:
    a) Muhtevası:

    Madde 672 - Mahkeme, dilekçe sahibinin, poliçe elinde iken zıyaa uğradığına
dair verdiği izahların doğruluğunu kuvvetle muhtemel görürse ilan yolu ile, po-
liçeyi eline geçireni, poliçeyi muayyen bir müddet içinde getirmeye davet ve
aksi takdirde poliçenin iptaline karar vereceğini ihtar eder.
    b) Müddetler:

    Madde 673 - Poliçeyi getirme müddeti en az üç ay ve en çok bir yıldır.
    Vadesi gelmiş poliçelerde müruruzaman üç ayın dolmasından önce tahakkuk ede-
cekse mahkeme, üç aylık müddet ile bağlı değildir.
    Müddet, vadesi gelen poliçeler hakkında birinci ilan gününden, vadesi gelmi-
yen poliçeler hakkında vadenin gelmesinden itibaren cereyan eder.
    e)  İlan:

    Madde 674 - Poliçenin getirilmesine mütaallik ilan, 37 inci maddede anılan
gazete ile üç kere yapılır.
    Hususiyet arz eden hadiselerde, mahkeme, münasip göreceği daha başka ilan
tedbirlerine dahi müracaat edebilir.
    IV  - İstirdat davası:

    Madde 675 - Elden çıkan poliçe getirilirse mahkeme, istirdat davası açmak
üzere dilekçe sahibine münasip bir mühlet verir. Dilekçe sahibi bu mühlet içinde
dava açmazsa, mahkeme, poliçeyi mahkemeye getirmiş olana geri verir, muhatap
hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.
    V - İptal kararı:

    Madde 676 - Elden çıkan poliçe tayin edilen mühlet içinde getirilmezse mah-
keme onun iptaline karar verir.
    Poliçenin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen dilekçe sahibi kabul edene
karşı, poliçeden doğan talep hakkını dermeyan edebilir.
    VI - Teminat:

    Madde 677 - Mahkeme, iptale karar vermeden önce de, kabul edene, poliçe be-
delini tevdi etmeyi veya kafi teminat mukabilinde bunu ödemeyi bile emredebi-
lir.
    Teminat hüsnüniyetle poliçeyi iktisabeden kimsenin zararlarına bir karşılık
teşkil eder. Senet iptal edildiği veya senetten doğan haklar diğer bir sebeple
ortadan kalktığı takdirde, teminat geri alınabilir.
                             SEKİZİNCİ AYIRIM
                             Kanunlar İhtilafı
    I - Ehliyet:

    Madde 678 - Bir kimsenin poliçe ile borçlanması için gereken ehliyeti tabi
bulunduğu devletin kanunu ile tayin olunur. Eğer bu kanun diğer bir memleketin
kanununa atıfta bulunuyorsa o kanun tatbik olunur.
    Yukarıki fıkrada bildirilen kanun gereğince ehliyeti haiz olmıyan kimse,
eğer mevzuatı bakımından kendisini ehil sayan bir memleket içinde imza koymuş-
sa, taahhütleri ile mülzem olur.
    II - Şekil ve müddetler:
    1. Umumi olarak:

    Madde 679 - Poliçe ile yapılan taahhütlerin şekli, bu taahhütlerin imzalan-
dığı memleketin kanunlarına tabidir.
    Bir poliçe taahhüdü, vukubulduğu ülkenin kanunları hükmünce şekil bakımından
muteber olmamakla beraber aynı poliçeye ilişkin sonraki bir taahhüdün vukubuldu-
ğu ülke kanunlarınca muteber bulunursa ilk taahhüdün şekil bakımından muteber
olmayışı, sonraki taahhüdün muteberliğine halel getirmez.
    Bir Türkün yabancı memlekette yapmış olduğu bir poliçe taahhüdü Türk mevzu-
atının gösterdiği şekle uygun bulunduğu takdirde Türkiye`de başka bir Türke kar-
şı muteberdir.
    2. Hakların kullanılması ve muhafazasına  müteallik muameleler:

    Madde 680 - Protestonun şekli ve protesto çekilmesi için muayyen olan müd-
detler ile poliçeden doğan hakların kullanılması veya muhafazası için gerekli
diğer muamelelerin şekli protestonun çekilmesi veya muamelenin yapılması lazım-
gelen memleketin kanunlarına göre tayin olunur.
    3. Müracaat hakkı:

    Madde 681 - Müracaat haklarının kullanılması için riayeti gereken müddetler,
bütün poliçe borçluları hakkında poliçenin keşide edildiği yerde cari olan
mevzuata göre tayin olunur.
    III - Taahhütlerin hükümleri:
    1. Umumi olarak:

    Madde 682 - Bir poliçeyi kabul eden kimsenin taahhütlerinden doğan netice-
ler, ödeme yerindeki kanunlara göre tayin olunur.
    Senetteki diğer borçluların taahhütlerinden doğan neticeler, bu taahhütler
hangi memlekette imza edilmiş ise o memleket kanununa tabi olur.
    2. Kısmi kabul ve ödeme:

    Madde 683  - Kabul keyfiyetinin poliçedeki bedelin bir kısmına hasredilebi-
lip edilemiyeceğini ve hamilin kısmi ödemeyi kabule mecbur bulunup bulunmadığı-
nı, ödeme yerindeki kanun tayin eder.
    3. Ödeme:

    Madde 684 - Vade geldiğinde ödeme, hususiyle vadenin geldiği günün ve ödeme
tarihinin hesaplanması, bedeli yabancı bir memleket parasiyle tayin edilmiş po-
liçelerin ödenme keyfiyeti, poliçe hangi memlekette ödenmek lazım geliyorsa o
memleketteki kanuna göre tayin olunur.
    4. Sebepsiz iktisaptan doğan haklar:

    Madde 685 - Muhatap, ikametgahlı poliçeyi ödeyecek olan üçüncü şahıs ve
(Keşidecinin başka bir kimse veya ticarethane hesabına poliçe çekmiş olması
halinde) kendi hesabına poliçe çekilmiş bulunan kimse veya ticarethane aleyhle-
rine sebepsiz iktisaptan doğan haklar, bunların ikametgahlarının bulunduğu mem-
leketin kanununa göre tayin olunur.
    5. Karşılığın hamile geçmesi:

    Madde 686 - Bir poliçe hamilinin, senedin keşidesine sebep olan alacağı ik-
tisabedip etmiyeceğini; senedin keşide edildiği yerdeki kanun tayin eder.
   6.  İptal kararı:

   Madde 687 - Bir poliçenin kaybolması veya çalınması halinde alınacak tedbir-
leri, ödeme yerindeki kanun tayin eder.
                                      İKİNCİ KISIM
                             Bono veya Emre Muharrer Senet
    A) Unsurlar:

    Madde 688 - Bono veya emre muharrer senet:
    1.  Senet metninde (Bono) veya (Emre muharrer senet) kelimesini ve senet
Türkçe`den başka bir dilde yazılmışsa o dilde bono karşılığı olarak kullanılan
kelimeyi;
    2.  Kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini;
    3.  Vadeyi;
    4.  Ödeme yerini;
    5.  Kime ve kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadını;
    6.  Senedin tanzim edildiği gün ve yeri;
    7.  Senedi tanzim edenin imzasını;
ihtiva eder.
    B)  Noksanlar:

    Madde 689 - Aşağıdaki fıkralarda yazılı haller mahfuz kalmak üzere, bundan
önceki maddede gösterilen unsurlardan birini ihtiva etmiyen bir senet bono sa-
yılmaz.
    Vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sa-
yılır.
    Sarahat bulunmadığı takdirde senedin tanzim edildiği yer, ödeme yeri ve aynı
zamanda tanzim edenin ikametgahı sayılır.
    Tanzim edildiği yer gösterilmiyen bir bono, tanzim edenin ad ve soyadı ya-
nında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılır.
    C) Tatbik olunacak hükümler:

    Madde 690 - Bononun mahiyetine aykırı düşmedikçe poliçelerin cirosuna ait
(593-602) ve vadeye dair (615 - 619) ve ödeme hakkındaki (620 - 624) ve ödemeden
imtina halinde müracaat haklarına dair (625 - 639, 641 - 643) ve araya girme su-
retiyle ödemeye ait (646, 650 - 654) ve suretlere mütaallik (658, 659) ve bozup
değiştirme hakkındaki (660) ve müruruzamana ait (661 - 663) ve iptale mütaallik
(669 - 677) ve tatil günleri, müddetlerin hesabı ve atıfet mehillerinin yasağı,
poliçeye mütaallik muamelelerin yapılması icabeden yer ve imza hakkındaki
(664 - 668) ve kanunlar ihtilafına dair (678 - 687) inci maddeler hükümleri bo-
nolar hakkında da caridir.
    Kezalik üçüncü bir şahsın ikametgahında veya muhatabın ikametgahından başka
bir yerde ödenmesi şart olan poliçeye mütaallik (586 ve 609) ve faiz şartına mü-
tedair (587) ve ödenecek bedele dair muhtelif beyanlar hakkındaki (588) ve mu-
teber olmıyan bir imzanın neticelerine dair (589) ve temsil salahiyetini haiz
olmı-
yan veya salahiyeti hududunu aşan bir kimsenin imzasına mütedair (590) ve açık
poliçeye mütaallik (592) inci madde hükümleri, bonolar hakkında da caridir.
    Avala mütedair (612 - 614) üncü maddeler hükümleri de bonolar hakkında tat-
bik olunur.
    613 üncü maddenin son fıkrasında derpiş edilen halde aval, avalın kimin he-
sabına verildiğini göstermezse bonoyu tanzim eden kimse hesabına verilmiş sayı-
lır.
    D)  Tanzim edenin mesuliyeti:

    Madde 691 - Bir bonoyu tanzim eden kimse; tıpkı bir poliçeyi kabul eden gibi
mesuldür.
    Görüldüğünden muayyen bir müddet sonra ödenmesi şart olan bonoların tanzim
edene (605) inci maddede yazılı müddetler içinde ibraz olunması lazımdır.
    Tanzim eden, bononun kendisine ibraz edildiğini bono üzerine ibraz gününü
işaret etmek ve imzasını koymak suretiyle teyit eder. Müddet ibraz şerhi tari-
hinden itibaren işlemeye başlar. Tanzim eden; bononun kendisine ibraz edildiği-
ni, gününü işaret etmek suretiyle teyit etmekten imtina ederse keyfiyet bir pro-
testo ile tesbit edilir. Bu takdirde müddet protesto gününden itibaren işlemeye
başlar.
                                    ÜÇÜNCÜ KISIM
                                        Çek
                                    BİRİNCİ AYIRIM
                               Çeklerin Keşidesi ve Şekli
    A)  Şekil:
    I - Unsurlar:

    Madde 692 - Çek:
    1. "Çek" kelimesini ve eğer senet Türkçeden başka bir dille yazılmış ise o
dilde "Çek" karşılığı olarak kullanılan kelimeyi;
    2. Kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedelin ödenmesi için havaleyi;
    3. Ödeyecek kimsenin "muhatabın" ad ve soyadını;
    4. Ödeme yerini;
    5. Keşide gününü ve yerini;
    6. Çeki çeken kimsenin (Keşidecinin) imzasını;
ihtiva eder.
    II- Unsurların bulunmaması:

    Madde 693 - Yukarıki maddede gösterilen hususlardan birini ihtiva etmiyen
bir senet aşağıdaki fıkralarda yazılı haller dışında, çek sayılmaz.
    Çekte sarahat yoksa muhatabın ad ve soyadı yanında gösterilen yer, ödeme ye-
ri sayılır. Muhatabın ad ve soyadı yanında birden fazla yer gösterildiği takdir-
de çek, ilk gösterilen yerde ödenir. Böyle bir sarahat ve başka bir kayıt da
mevcut değilse çek muhatabın iş merkezinin bulunduğu yerde ödenir.
    Keşide yeri gösterilmemiş olan çek, keşidecinin ad ve soyadı yanında yazılı
olan yerde çekilmiş sayılır.
    B) Münferit unsurlar:
    I - Muhatap:
    1.  Muhatabolma ehliyet:

    Madde 694 - Türkiye`de ödenecek çeklerde muhatab olarak ancak bir banka gös-
terilebilir.
    Diğer bir kimse üzerine çekilen çek; yalnız havale hükmündedir.
    Havale sayılan bir çek hakkında Damga Resmi Kanununun çeklere ait hükümleri
tatbik olunmaz.
    2. Karşılık:

    Madde 695 - Bir çekin keşide edilebilmesi için, muhatabın elinde keşideci-
nin emrine tahsis edilmiş bir karşılık bulunması ve keşidecinin bu karşılık üze-
rinde çek keşide etmek suretiyle tasarruf hakkını haiz bulunacağına dair muha-
tapla keşideci arasında açık veya zımni bir anlaşma mevcut olması şarttır. Şu
kadar ki; bu hükümlere riayetsizlik halinde senedin çek olarak muteber olmasına
halel gelmez.
    Keşideci; muhatap nezdinde çekin ancak bir kısım karşılığını hazır bulundur-
duğu takdirde muhatap bu kısmi karşılığın tutarını ödemekle mükelleftir.
    Gösterilen paraya mukabil muhatap nezdinde karşılığı bulunmadan bir çek ke-
şide eden kimse; çekin kapatılmıyan miktarının yüzde beşini ödemekle mükellef
olduktan başka hamilin bu yüzden uğradığı zararı tazmine mecburdur.
    II - Kabul yasağı:

    Madde 696 - Çek hakkında kabul muamelesi cari değildir. Çek üzerine yazılmış
bir kabul şerhi, yazılmamış sayılır.
    III- Kimin lehine keşide edilebileceği:

    Madde 697 - Çek:
    1.  "Emre yazılı" kaydiyle veya bu kayıt olmadan muayyen bir kimseye;
    2.  "Emre yazılı değildir" kaydiyle veya buna benzer bir kayıtla muayyen bir
kimseye;
    3.   Veya hamile;
ödenmek üzere keşide edilebilir.
    Muayyen bir kimse lehine olarak veya "Hamiline" kelimesinin yahut buna ben-
zer diğer bir tabirin ilavesiyle keşide kılınan çek, hamile yazılı bir çek sayı-
lır.
    Kimin lehine keşide edildiği gösterilmemiş olan bir çek, hamile yazılı çek
hükmündedir.
    IV - Faiz Şartı:

    Madde 698 - Çekte münderiç her hangi bir faiz şartı, yazılmamış sayılır.
    V - Adresli ve ikametgahlı çek:

    Madde 699 - Çek,muhatabın ikametgahında veya başka bir yerde üçüncü  bir şa-
hıs tarafından ödenmek üzere keşide edilebilir; şu kadar ki; bu üçüncü şahsın
bir banka olması şarttır.
                                 İKİNCİ AYIRIM
                                     Devir
    A) Devir kabiliyeti:

    Madde 700 - Sarahaten "Emre yazılı" kaydiyle veya bu kayıt olmadan muayyen
bir kimse lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve teslim yoliyle devredi-
lebilir.
    "Emre yazılı değildir" kaydiyle veya buna benzer bir kayıtla muayyen bir
kimse lehine ödenmesi şart kılınan bir çek ancak alacağın temliki yoliyle devre-
dilebilir ve bu devir, alacağın temlikinin hukuki neticelerini doğurur.
*
    Ciro, keşideci veya çekten dolayı borçlu olanlardan her hangi biri lehine
de yapılabilir. Bu kimseler çeki yeniden ciro edebilirler.
    B) Ciro:
    I  - Umumi olarak:

    Madde 701 - Cironun, kayıtsız ve şartsız olması lazımdır. Ciro, şartlara ta-
bi tutulmuşsa bunlar yazılmamış sayılır.
    Kısmi ciro ve muhatabın cirosu batıldır.
    Hamiline yazılı ciro beyaz ciro hükmündedir.
    Muhatap lehindeki ciro yalnız makbuz hükmündedir; meğer ki, muhatabın birden
fazla şubesi olup da ciro, çekin üzerine çekildiği şubeden başka bir şube üzeri-
ne yazılmış bulunsun.
    II - Hak sahipliğini ispat vazifesi:

    Madde 702 - Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimse son ciro beyaz ci-
ro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan  anlaşıldığı
takdirde salahiyetli hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hük-
mündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro takibederse bu son ciroyu imzalıyan
kimse çeki beyaz ciro ile iktisabetmiş sayılır.
    III - Hamile yazılı çek üzerine yapılan ciro:

    Madde 703 - Hamile yazılı bir çek üzerine yapılan bir ciro cirantayı, müra-
caat hakkına dair hükümler gereğince mesul kılarsa da senedin mahiyetini değiş-
tirerek onu emre yazılı bir çek haline getirmez.
    C) Kaybedilen çek:

    Madde 704 - Çek, her hangi bir suretle hamilinin elinden çıkmış bulunursa
ister hamile yazılı bir çek bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledi-
lebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat
etsin - çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisabetmiş
olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle
mükelleftir.
    D) Protestodan ve vadeden sonraki ciro:

    Madde 705 - Protestonun keşidesinden veya aynı mahiyette bir tesbitten yahut
ibraz müddetinin geçmesinden sonra yapılan bir ciro, ancak alacağın temliki hük-
münde tutulur ve böyle bir temlikin neticelerini doğurur.
    Aksi sabit oluncaya kadar tarihsiz bir ciro, protesto veya aynı mahiyette
bir tesbitin icrasından veya ibraz müddetinin geçmesinden önce yapılmış sayılır.
                                  ÜÇÜNCÜ AYIRIM
                             Ödeme ve ödemeden imtina
    A)  Ödeme:
    I -  Aval:

    Madde 706 - Çekte yazılı bedelin ödenmesi, kısmen veya tamamen aval ile te-
min olunabilir.
    Bu teminat muhatap hariç olmak üzere üçüncü bir şahıs yahut çek üzerinde
esasen imzası bulunan bir kimse tarafından da verilebilir.
    II - Vade:

    Madde 707 - Çek, görüldüğünde ödenir. Buna aykırı her hangi bir kayıt yazıl-
mamış hükmündedir.
                                                                         *
    Keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan bir çek
ibraz günü ödenir.
    III- Ödeme için ibraz:
    1. Umumi olarak :

    Madde 708 - Bir çek, keşide edildiği yerde ödenecekse on gün; keşide edildi-
ği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay içinde muhataba ibraz edilmelidir.
    Ödeneceği memleketten başka bir memlekette keşide edilen çek, keşide yeri
ile ödeme yeri aynı kıtada ise bir ay ve ayrı ayrı kıtalarda ise üç ay içinde
muhataba ibraz edilmelidir.
    Bu bakımdan, bir Avrupa memleketinde çekilip ve Akdeniz`de sahili bulunan
bir memlekette ödenecek olan ve bilmukabele Akdeniz`de sahili olan bir memleket-
te çekilip bir Avrupa memleketinde ödenmesi lazımgelen çekler aynı kıtada keşide
edilmiş ve ödenmesi şart kılınmış sayılır.
    Yukarda yazılı müddetler, çekte keşide günü olarak gösterilen tarihten
itibaren işler.
    2. Takvim ihtilafı:

    Madde 709 - Çek takvimleri farklı olan iki yer arasında çekildiği takdirde;
keşide günü, ödeme yerindeki takvimin mukabil gününe irca olunur.
    3. Takas odası:

    Madde 710 - Çekin bir takas odasına ibrazı, ödeme için ibraz yerine geçer.
    IV - Çekten cayma:
    1. Umumi olarak:

    Madde 711 - Çekten cayma, ancak ibraz müddeti geçdikten sonra hüküm ifade
eder.
    Çekten cayılmamışsa, muhatap, ibraz müddetinin geçmesinden sonra dahil çeki
ödiyebilir.
    Keşideci çekin kendisinin veya üçüncü bir kimsenin elinden rızası olmaksı-
zın çıkmış olduğu iddiasında ise muhatabı çeki ödemekten menedebilir.
    2.Hususi haller:

    Madde 712  - Çekin tedavüle çıkarılmasından sonra keşidecinin ölümü veya me-
deni haklarını kullanma ehliyetini kaybetmesi yahut iflası çekin muteberliğine
halel getirmez.
    V - Ciroların tahkiki:

    Madde 713  - Cirosu kabil bir çeki ödiyen muhatap, ciroların arasında mun-
tazam bir teselsülün mevcut olup olmadığını incelemeye mecbur ise de ciranta
imzalarının sıhhatini tahkika mecbur değildir.
    VI - Yabancı memleket parasiyle ödenecek çek:

    Madde 714 - Çekin ödeme yerinde rayici olmıyan bir para ile ödenmesi şart
koşulmuş ise bedeli, çekin ibraz günündeki kıymetine göre o memleket parası ile
ödenebilir. İbraz üzerine ödenmediği takdirde, hamil, çek bedelinin dilerse ib-
raz, dilerse ödeme günlerindeki rayice göre memleket parasiyle ödenmesini isti-
yebilir.
    Kanuni rayici olmıyan paranın kıymeti, ödeme yerindeki ticari teamüllere gö-
re tayin olunur. Bununla beraber keşideci, ödenecek meblağın çekte yazılı muay-
yen bir rayice göre hesap olunmasını şart koşabilir.
*
    Keşideci, ödemenin muayyen bir para ile yapılması lüzumunu şart koşmuş ise
(Aynen ödeme şartı) ilk iki fıkra hükümleri tatbik olunmaz.
    Çek bedeli; keşide ve ödeme memleketlerinde aynı adı taşıyan ve fakat kıy-
metleri birbirinden farklı olan para ile gösterildiği takdirde, ödeme yerindeki
para kasdedilmiş sayılır.
    VII  - Çizgili çek:
    1. Şekil ve şartları:

    Madde 715 - Bir çekin keşidecisi veya hamili, onu, 716 ncı maddede gösteri-
len neticeleri doğurmak üzere çizebilir.
    Çekin çizilmesi, çekin iç yüzünü birbirine muvazi iki çizgi çekmek suretiyle
yapılır.Çek,umumi veya hususi olarak çizilebilir.
    İki çizgi arasına hiçbir işaret konmamış veya "Banka" kelimesi veya
buna benzer bir tabir konmuş ise çek, umumi olarak çizilmiştir. Eğer iki çizgi
arasına muayyen bir bankanın adı yazılmış ise, çek, hususi olarak çizilmiş de-
mektir.
    Umumi çizgi, hususi çizgiye tahvil olunabilir;fakat hususi çizgi umumi bir
çizgiye tahvil olunamaz.
    Çizgilerin veya zikredilen banka adının silinmesi, hükümsüz sayılır.
    2. Hükümleri:

    Madde 716 - Umumi olarak çizilen bir çek, muhatap tarafından ancak bir ban-
kaya veya muhatabın bir müşterisine ödenebilir.
    Hususi olarak çizilen bir çek, muhatap tarafından ancak adı gösterilen
bankaya veya bu banka muhatap ise onun müşterisine ödenebilir. Şu kadar ki;
adı gösterilen banka, bedelin tahsili işini diğer bir bankaya bırakabilir.
    Bir banka, çizgili bir çeki, ancak müşterilerinden veya diğer bir bankadan
iktisabedebilir. Kezalik onu, sözü geçen kimselerden başkaları hesabına tahsil
edemez.
    Çek, birden fazla hususi olarak çizilmiş ise muhatabın bu çeki ödemeye me-
zun olması için çekin ikiden fazla çizilmemiş olması ve çizgilerden
birinin, çekin bir takas odası tarafından tahsil edilebilmesi maksadı ile
yapılmış olması şarttır.
     Yukardaki hükümlere muhalif hareket eden muhatap veya banka, çek bedelini
aşmamak üzere, hasıl olan zarardan mesuldür.
    VIII - Hesaba geçirilmek üzere çekilen çek:
    1. Umumi olarak:

    Madde 717 - Bir çekin keşidecisi veya hamili çekin yüz tarafına mailen enine
doğru "Hesaba geçirilecektir" kaydını veya buna benzer bir tabiri yazarak çekin
nakten ödenmesini menedebilir. Bu takdirde çek; muhatap tarafından ancak hesaba
alacak kaydı, takas, hesap nakli suretiyle kayden ödenebilir. Bu kayıtlar ödeme
yerine geçer.
    "Hesaba geçirilecektir" kaydının çizilmesi hükümsüzdür.
    Yukardaki hükümlere aykırı hareket eden muhatap, çekin bedelini aşmamak üze-
re hasıl olan zarardan mesuldur.
    2. Hamilin hakları:
    a) İflas halinde:

    Madde 718 - Hesaba geçirilmek üzere çekilen bir çekin hamili; muhatap iflas
etmiş veya ödemelerini tatil etmiş veyahut aleyhine yapılan her hangi bir icra
takibi semeresiz kalmışsa çek bedelini nakten ödemesini muhataptan istiyebilece-
ği gibi imtina halinde müracaat hakkını da kullanır.
                                                                              *
    b) Hesaba geçirilmeden imtina halinde:

    Madde 719 - Hesaba geçirilmek üzere çekilen bir çekin hamili; muhatabın,
çek bedelini kayıtsız ve şartsız alacak diye hesaba geçirmekten imtina veya
ödeme yerindeki takas odasının, bu çekin, hamilin borçlarına mahsubedilmek ka-
biliyetini haiz olmadığını beyan etmiş olduğunu ispat ederse müracaat haklarını
kullanabilir.
    B) Ödemeden imtina:
    I - Hamilin müracaat hakları:

    Madde 720 - Vaktinde ibraz edilmiş olan çekin ödenmemiş olduğu ve ödenmeden
imtina keyfiyeti:
    1.  Resmi bir vesika ile (Protesto);
    2.  Muhatap tarafından, ibraz günü de gösterilmek suretiyle, çekin üzerine
yazılmış olan tarihli bir beyanla;
    3.  Bir takas odasının, çek vaktinde teslim edildiği halde ödenmediğini
tesbit eden tarihli bir beyanı ile;
sabit bulunduğu takdirde hamil; cirantalar, keşideci ve diğer çek borçlularına
karşı müracaat haklarını kullanabilir.
    II - Protesto:

    Madde 721 - Protesto veya buna muadil olan tesbit, ibraz müddetinin geçme-
sinden önce yapılmalıdır.
    İbraz keyfiyeti müddetin son gününde vukubulursa protesto veya buna muadil
tesbit, mütaakıp iş gününde de yapılabilir.
    III - Müracaat hakkının şümulü:

    Madde 722 - Hamil, müracaat yoliyle:
    1.  Çekin ödenmemiş olan bedelini;
    2.  İbraz gününden itibaren yüzde on faizini;
    3.  Protestonun veya buna muadil olan tesbitin ve gönderilen ihbarnamelerin
masrafları ile diğer masrafları;
    4.  Çek bedelinin binde üçünü aşmamak üzere komüsyon ücretini;
istiyebilir.
    IV - Mücbir sebepler:

    Madde 723 - Kanunen muayyen olan müddetler içinde çekin ibrazı veya protesto
yahut buna muadil tesbitin yapılması; bir devletin mevzuatı veya her hangi bir
mücbir sebep gibi aşılması imkansız bir mani yüzünden mümkün olmamışsa bu muame-
leler için muayyen olan müddetler uzar.
    Hamil mücbir sebepleri gecikmeksizin kendi cirantasına ihbar etmeye ve bu
ihbarı çeke yahut bir alonja işaretle beraber altına yerini ve tarihini yazarak
imzalamaya mecburdur. 635 inci madde hükümleri burada da tatbik olunur.
    Mücbir sebeplerin ortadan kalkmasından sonra hamil çeki gecikmeksizin ödeme
maksadı ile ibraz ve icabında protesto veya buna muadil tesbiti yaptırmaya
mecburdur.
    Mücbir sebepler; hamilin ibraz müddetinin bitiminden önce olmak şartiyle,
mücbir sebep keyfiyetini kendi cirantasına ihbar ettiği günden itibaren on beş
günden fazla devam ederse çekin ibrazına ve protesto keşidesine yahut buna mua-
dil tesbite lüzum kalmaksızın müracaat hakkı kullanılabilir.
    Hamilin veya çeki ibraza veya protesto çekmeye yahut buna muadil tesbit yap-
tırmaya memur ettiği kimsenin sırf zatlarına ait olaylar mücbir sebeplerden sa-
yılmaz.
                               DÖRDÜNCÜ AYIRIM
                               Çeşitli Hükümler
    I - Sahte veya tahrif edilmiş çek:

    Madde 724 - Sahte veya tahrif edilmiş bir çeki ödemiş olmasından doğan zarar
muhataba ait olur; meğer ki, senette keşideci olarak gösterilen kimseye kendisi-
ne bırakılan çek defterini iyi saklamamış olması gibi bir kusurun isnadı mümkün
olsun.
    II - Çekin birden fazla nüsha olarak tanzim edilmesi:

    Madde 725 - Hamile yazılı çekler müstesna olmak üzere bir memlekette keşide
edilip de diğer bir memlekette veya aynı memleketin denizaşırı bir kısmında
ödenmesi şart olan ve aksine olarak bir memleketin denizaşırı bir kısmında keşi-
de edilip o memlekette ödenmesi şart olan veyahut aynı bir memleketin denizaşırı
olan aynı kısmında veya muhtelif kısımlarında keşide edilip ödenmesi şart olan
her çek, birbirinin aynı olarak muhtelif nüshalar halinde keşide olunabilir. Bu
nüshalar senet metninde teselsül eden sıra numaraları ile gösterilir. Aksi tak-
dirde her nüsha ayrı bir çek sayılır.
    III - Müruruzaman:

    Madde 726 - Hamilin; cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı
haiz olduğu müracaat hakları ibraz müddetinin bitiminden itibaren altı ay geç-
mekle müruruzamana uğrar.
    Çek borçlularından birinin diğerine karşı haiz olduğu müracaat hakları bu
çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı dermeyan
edildiği tarihten itibaren altı ay geçmekle müruruzamana uğrar.
    IV - "Banka" nın tarifi:

    Madde 727 - Bu fasılda geçen "Banka" tabirinden maksat, Bankalar Kanununun
hükümlerine tabi olan müesseselerdir. Şu kadar ki; ödeme yeri Türkiye dışında
olan çekler hakkında "Banka" kelimesinden hangi müesseselerin anlaşılacağı öde-
me yeri kanunu ile tayin olunur.
    V - Müddetler:
    1. Tatil günleri:

    Madde 728 - Bir çekin ibrazı ve protestosu tatil günleri yapılmayıp ancak
bir iş gününde yapılabilir.
    Çeke mütaallik muamelelerin ve hususiyle ibraz ve protesto veya buna muadil
tesbit muamelelerinin yapılması için kanunla muayyen müddetin son günü, pazara
veya diğer bir tatil gününe rasladığı takdirde bu müddet onu takibeden ilk iş
gününe kadar uzar. Aradaki tatil günleri müddet hesabına dahildir.
    2. Müddetlerin hesabı:

    Madde 729 - Kanunun bu kısmında gösterilen müddetler hesap edilirken bun-
ların başladığı gün sayılmaz.
    VI - Tatbik olunacak hükümler:

    Madde 730 - Poliçeye ait aşağıdaki hükümler çek hakkında da tatbik olunur:
    1. Keşidecinin bizzat kendi emrine, kendi üzerine ve üçüncü şahıs hesabına
keşide edilen poliçe hakkındaki 585 inci madde;
    2. Poliçede gösterilen bedeller arasındaki farklara mütaallik 588 inci mad-
de;
    3.  Borçlanmaya ehil olmıyan kimselerin imzasına, salahiyetsiz imzaya, keşi-
decinin mesuliyetine ve açık poliçeye ait 589 - 592 nci maddeler;
    4.  Ciro hakkındaki 595 - 597 nci maddeler;
    5.  Poliçeye ait defiler hakkındaki 599 uncu madde;
    6.  Vekaleten yapılan cirodan doğan haklara mütedair 600 üncü madde;
    7.  Avalin şekil ve hükümlerine dair 613 ve 614 üncü maddeler;
    8.  Bir makbuz istemek hakkına ve kısmen ödemeye dair 621 inci madde;
    9.  Protestoya ait 627 - 629 uncu ve 631 - 633 üncü maddeler;
    10. "Protestosuz" şartına mütedair 634 üncü madde;
    11. İhbar hakkındaki 635  inci madde;
    12. Poliçe borçlularının müteselsil mesuliyetine dair 636 ncı madde;
    13. Poliçenin ödenmesi halinde müracat hakkına ve poliçe,protesto makbuzunun
kendisine verilmesini istemek hakkına dair 638 ve 639 uncu maddeler;
    14. Sebepsiz iktisaptan doğan haklara dair 644 üncü madde;
    15. Poliçe karşılığının devrine dair 645 inci madde;
    16. Poliçe nüshaları arasındaki münasebete ait 656 ncı madde;
    17. Değişiklikler hakkındaki 660 ıncı madde;
    18. Miruruzamanın kesilmesine dair 662 ve 663 üncü maddeler;
    19. Atıfet müddetlerinin kabul olunamıyacağına, poliçeye mütaallik muamele-
rin yapılması lazımgelen yer ile el yazısı ile imzaya dair 666 - 668 inci madde-
ler;
    20. İptal hakkındaki 669-675 inci maddelerle 676 ncı maddenın 1 inci fıkra-
sı;
    21. Ehliyete, poliçe ve bonolara mütaallik hakların muhafazası ile müracat
hakkının kullanılması için lüzumlu muamelelere ilişkin kanun ihtilaflarına dair
678, 680 ve 681 inci maddeler.
    634 üncü maddenin bir ve üçüncü fıkralariyle 635 inci maddenin birinci fık-
rası ve 639 uncu madde hükümlerinin çeklere tatbik olunmasında protesto yerine
720 nci maddenin 2 ve 3 üncü fıkraları gereğince tesbit dahi muteberdir.
                             BEŞİNCİ AYIRIM
                            Kanunlar İhtilafı:
    I - Muhatap olma ehliyeti:

    Madde 731 - Bir çekin kimin üzerine keşide edilebileceğini, çekin ödeneceği
memleket kanunu tayin eder. Bu kanuna göre çek, üzerine keşide edilmiş olan
kimsenin şahsı bakımından hükümsüz sayılıyorsa kanunlarında böyle bir
hükümsüzlük sebebi bulunmıyan memleketlerde çek üzerine atılan imzalardan
doğan taahhütler muteberdir.
    II- Şekil ve müddetleri:

    Madde 732 - Çeke ait taahhütlerin şekli, bu taahhütlerin imza edilmiş olduğu
memleketin kanununa göre tayin edilir. Bununla beraber, ödeme yeri kanuniyle
emredilen şekillere riayet kafidir.
    679 uncu maddenin iki ve üçüncü fıkraları da tatbik olunur.
    III - Taahhütlerin hükümleri:
    1. Keşide yeri kanunu:

    Madde 733 - Çekten doğan taahhütlerin neticeleri, bu taahhütlerin vukubuldu-
ğu memleket kanununa göre tayin olunur.
    2. Ödeme yeri kanunu:

    Madde 734 - Aşağıda yazılı hususlar çekin ödeneceği memleket kanununa göre
tayin olunur:
    1. Çekin mutlaka görüldüğünde mi ödenmesi gerektiği yoksa görüldükten muay-
yen bir müddet sonra ödenmesi şartiyle de keşide edilip edilemiyeceği ve hakiki
keşide gününden sonraki bir günün çeke yazılmasının ne gibi neticeler doğuraca-
ğı;
    2. İbraz müddeti;
    3. Çekin; kabul, tasdik, teyit veya vize edilip edilmiyeceği ve bu kayıtla-
rın ne gibi neticeler doğuracağı;
    4. Hamilin kısmen ödemeyi istiyebilip istiyemiyeceği ve böyle bir ödemeyi
kabule mecbur olup olmadığı;
    5. Çekin çizilip çizilemiyeceği yahut (Hesaba geçirilecektir) kaydını veya
buna muadil bir tabiri ihtiva edip edemiyeceği ve bu çizginin veya bu kaydın ya-
hut ona muadil olan tabirin ne gibi neticeler doğuracağı;
    6. Çekin karşılığı üzerinde hamilin hususi hakları bulunup bulunmadığı ve
bu hakların mahiyetinin ne olduğu;
    7. Keşidecinin çekten cayabilip cayamıyacağı veya çekin ödenmesine itiraz
edebilip edemiyeciği;
    8. Çekin kaybedilmesi veya çalınması halinde alınacak tedbirler;
    9. Cirantalara, keşideciye ve diğer çek borçlularına karşı olan müracaat
haklarının muhafazası için bir protesto veya buna muadil bir tesbit icra etmenin
lüzumlu olup olmadığı.
    3. İkametgah kanunu :

    Madde 735 - Muhatap ve ikametgahlı çeki ödiyecek olan üçüncü şahıs aleyhine
sebepsiz iktisaptan doğan haklar, bu kimselerin ikametgahlarının bulunduğu mem-
leketin kanununa göre tayin olunur.
                                BEŞİNCİ FASIL
    Kambiyo Senetlerine Benziyen Senetler ve Diğer Emre Yazılı Senetler
    A) Emre yazılı senet:
    I - Tarifi:

    Madde 736 - Emre yazılı olan veya kanunen böyle sayılan kıymetli evrak, emre
yazılı senetlerdendir.
    II - Borçlunun defileri:

    Madde 737 - Borçlu, emre yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ancak,
senedin hükümsüzlüğüne taallük eden veya senet metninden anlaşılan defilerle
alacaklı kim ise ona karşı şahsan haiz olduğu defileri ileri sürebilir.
    Borçlu ile önceki hamillerden birisi veya senedi tanzim eden kimse arasında
doğrudan doğruya mevcut münasebetlere dayanan defilerin dermeyanı, ancak senedi
iktisabederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması halinde
caizdir.
    B) Kambiyo senetlerine benziyen senetler:
    I - Emre yazılı havaleler:
    1. Umumi olarak:

    Madde 738 - Senet metninde poliçe olarak gösterilmekle beraber sarahaten
emre yazılı olarak ihdas edilen ve diğer hususlarda da poliçede aranılan unsur-
ları ihtiva eden havaleler, poliçe hükmündedir.
    2. Kabul mecburiyetinin bulunmaması:

    Madde 739 - Emre yazılı havale kabul için ibraz edilmez. Buna rağmen ibraz
edilir ve kabulden de imtina olunursa hamilin bu sebepten dolayı hiçbir müracaat
hakkı yoktur.
    3. Kabulün hükümleri:

    Madde 740 - Emre yazılı bir havalenin ihtiyari olarak kabulü,poliçenin kabu-
lü hükmündedir. Bununla beraber hamil, eğer havale olunan kimse iflas veya öde-
melerini tatil etmiş yahut aleyhine yapılan takip semeresiz kalmışsa vadenin
gelmesinden önce müracaat hakkını kullanamaz.
    Kezalik havale edenin iflası halinde vadenin gelmesinden önce hamil müracaat
hakkını kullanamaz.
    4. İcrada tatbik olunmıyacak hükümler:

    Madde 741 - İcra ve İflas Kanununun; çekler, poliçeler ve emre muharrer se-
netler hakkında takibe mütaallik hükümleri emre yazılı havaleye tatbik olunmaz.
    II- Emre yazılı ödeme vaitleri:

    Madde 742 - Senet metninde bono olarak gösterilmemekle beraber sarahaten em-
re yazılı olarak ihdas edilmiş olan ve bonoda aranılan diğer unsurları da ihtiva
eden ödeme vaitleri, bono hükmündedir. Şu kadar ki; emre yazılı olarak ihdas
edilmiş olan ödeme vaitleri hakkında araya girme suretiyle ödemeye ilişkin bulu-
nan hükümler cari olmaz.
    İcra ve İflas Kanununun; çekler ve poliçeler ve emre muharrer senetler
hakkında takibe mütaallik hükümleri, emre yazılı olarak ihdas edilmiş bulunan
ödeme vaitlerine tatbik olunamaz.
    C) Cirosu kabil olan diğer senetler:

    Madde 743 - Makbuz senetleri, varant, konşimento, taşıma senedi gibi cirosu
kabil olan senetler hakkında; cironun şekli, hamilin hak sahipliği, iptal kararı
ve senedi elinde bulunduranın onu iade ile mükellef olması hususlarında poliçe-
lere mütaallik hükümler caridir.
    Kambiyo senetlerindeki müracaata mütaallik hükümler kanunda aksine açık hü-
küm olmadıkça, birinci fıkrada yazılı senetler hakkında tatbik olunmaz.
                                 ALTINCI FASIL
                                 Emtia Senetleri
                                 BİRİNCİ KISIM
       Umumi Mağazalar Tarafından Çıkarılan Makbuz Senedi ve Varant
    A) Umumi mağazalar:
    I - Umumi olarak:

    Madde 744 - Makbuz senedi ve varant (Rehin senedi) verme karşılığında ser-
best veya gümrüklenmemiş emtia ve zahireyi vedia olarak kabul etmek ve mudilere-
de bu senetlerle tevdi olunan emtia ve zahireyi satabilmek veya terhin edebilmek
imkanını vermek maksadiyle kurulan mağazalara "umumi mağaza" denir.
    Umumi mağazalar muameleleri bu kısım hükümlerine tabidir.
    Umumi mağazalar Ticaret Vekaletinin müsaadesiyle kurulur. Müsaade olmadan
umumi mağaza açarak makbuz senedi veya varant tanzim edenler hakkında Türk Ceza
Kanununun 526 ncı maddesi tatbik olunur.
*
    Umumi mağazaların kuruluş usul ve şartları,bunlara kabul edilecek emtia ve
zahire cinsleri ve umumi mağazaların henüz gümrüklenmemiş olan eşyayı kabul et-
meye salahiyetli sayılmaları için gereken şartları ve bunlar üzerinde gümrük
murakabesinin icrası tarzı, hususi kanun ve nizamnamelerle tayin olunur.
    II - İstisnalar:

    Madde 745 - Yukarıki maddede yazılı senetleri vermeksizin yalnız emtia ve
zahireyi vedia olarak kabul etmek üzere açılan sair müessese ve mahaller
hakkında umumi mağazalara ait hükümler cari olmaz. Bu hususta Borçlar Kanununun
vedia hakkındaki hükümleri tatbik olunur.
    Tevdi edilmiş şeyler mukabilinde verilmiş olan ve fakat kanunun aradığı şe-
kil şartlarına uymıyan senetlerle işbu şekil şartlarına uygun olup da müsaade
almamış olan müesseseler tarafından verilmiş senetler kıymetli evraktan olmayıp
tesellüm ilmühaberleri veya başka ispat vesikaları hükmündedir.
    B)  Makbuz senedi ve varant:
    I- Şekil:
    1. Makbuz senedi:

    Madde 746 - Umumi mağazalara tevdi edilen emtia ve zahire mukabilinde veri-
len makbuz senedinin aşağıda yazılı hususları havi olması lazımdır:
    1. Tevdi edenin ad ve soyadı ile sanat ve ikametgahı;
    2. Tevdiatın yapıldığı umumi mağazanın ticaret unvanı ile bulunduğu yer;
    3. Tevdi olunan şeylerin cins ve miktarı ile mahiyet ve kıymetinin bilinmesi
için açıklanması lazımgelen hususlar;
    4. Tevdi olunan şeylerin tabi olması lazımgelen bütün resim, harç ve vergi-
lerin ödenip ödenmediği ve sigorta edilip edilmediği;
    5. Ödenmiş olan veya ödenecek ücret ve masraflar;
    6. Senedin kimin namına veya emrine tanzim edildiğini gösteren bir ibare;
    7. Umumi mağaza sahibinin imzası.
    2. Varant:

    Madde 747 - Varantın da yukarıki maddede yazılı hususları aynen ihtiva etme-
si ve makbuz senedine bağlanması lazımdır.
    3. Defter:

    Madde 748  - Makbuz senedi ve varanttan mürekkep olan vesikanın dip koçanlı
bir defterden koparılmış olması ve defterin umumi mağazaya ait vesikalar arasın-
da saklanması lazımdır.
    4. Kısmi senet:

    Madde 749 - Makbuz senedi ve varantın hamili, masrafları kendisine ait olmak
üzere önceden tevdi olunan şeylerin kısımlara ayrılmasını ve her kısım için ayrı
ayrı senet verilmesini istiyebilir. Bu takdirde eski vesika iade ve iptal olu-
nur.
    II - Ciro:
    1. Umumi olarak:

    Madde 750 - Makbuz senediyle varant emre yazılı olmasa bile ayrı ayrı veya
birlikte teslim ve ciro tarikiyle devredilebilir. Ciro, yapıldığı günün tarihini
de ihtiva etmelidir.
                                                                             *
    Varant ile makbuz senedi birlikte beyaz ciro ile de ciro edilebilir. Bu
türlü ciro, her iki senet teslim edildiği takdirde, cirantanın haklarını hamile
devreder.
    2. Hükümleri:

    Madde 751 - Senedin teslimi şartiyle ciro aşağıda yazılı hükümleri doğurur:
    1.  Makbuz senedi ve varantın birlikte cirosu, tevdi olunan şeylerin mülki-
yetini nakleder;
    2.  Yalnız varantın cirosu, varantın devredildiği kimseye tevdi olunan şey-
ler üzerinde rehin hakkı bahşeder;
    3.  Yalnız makbuz senedinin cirosu varant hamilinin hakkı makfuz kalmak
şartiyle, tevdi olunan şeylerin mülkiyetini nakleder.
    3.  Varantın cirosu:

    Madde 752 - Varantın ilk cirosu hangi borcun temini için yapılmışsa onun ve
faizinin miktarlarını ve vade tarihini ihtiva etmelidir.
   Varantın cirosunda yazılı hususlar aynen makbuz senedinin üzerine de yazıla-
rak varantın ciro edildiği kimse tarafından imza edilmelidir.
    C) Eşya üzerinde tasarruflar:
    I-Senet esası:

    Madde 753 - Varant ile makbuz senedinin zıvaı veyahut miras ve iflas sebe-
biyle çıkan ihtilaflar hariç olmak üzere umumi mağazalara tevdi olunan şeyler
üzerinde haciz, el koyma veya rehin yapılamaz.
    II- Eşyanın geri alınması:
    1.  Umumi olarak:

    Madde 754 - Varanttan ayrılmış bir makbuz senedinin hamili varant ile temin
edilmiş olan borcun ana parası ile vade gününe kadar olan faizlerini umumi mağa-
zaya tevdi ederek vade gününden önce dahi eşyayı çekebilir.
    Tevdi olunan para varantın geri verilmesi mukabilinde hamiline ödenir.
    2.  Kısmen geri alma:

    Madde 755 - Varanttan ayrılmış makbuz senedinin hamili umumi mağazaya tevdi
olunan misli eşyadan bir kısmını çekmek istediği takdirde mağazanın mesuliyeti
altında, hem çekeceği kısım ve hem de varant ile temin olunmuş borç ile mütena-
sip bir miktar parayı mağazaya tevdi etmesi lazımdır.
    III - Sattırma hakkı:
    1. Şartlar:

    Madde 756 - Vade gününde alacağı ödenmemiş varant hamili, poliçe hamili
gibi protesto çektikten on gün sonra rehin hükümlerine göre tevdi edilen eşyala-
rı sattırabilir.
    753 üncü maddede yazılı haller satışa mani değildir.
    2.  Satış bedeli:

    Madde 757 - Gümrük resmi ve sair resim, harç ve vergilerle tevdi olunan eş-
ya için umumi mağaza tarafından yapılan masraflar ve mağazanın ücreti satış be-
delinden mümtazen ödenir.
    Birinci fıkrada yazılı paralar ve temin edilen borç ödendikten sonra geri
kalan, makbuz senedi hamiline ödenmek üzere mağaza sahibine verilir.
    3. Müracaat hakkı:

    Madde 758 - Bir varant hamilinin ancak tevdi olunan eşya satılıp da alaca-
ğına kafi gelmediği takdirde, borçlunun veya cirantaların mallarına müracaat
hakkı vardır.
    Protesto çekmemiş veya kanuni müddeti içinde tevdi olunan eşyayı sattırma-
ya teşebbüs etmemiş olan varant hamili cirantalarına karşı bütün haklarını kay-
bederse de borçluya karşı müracaat hakkı baki kalır.
    4. Sigorta:

    Madde 759  - Afet vukuunda varantın hamili, sigorta bedelinden alacağını
 tahsil eder.
    D) Müruruzaman:

    Madde 760 - Makbuz senetleri ve varantlar, poliçeler hakkındaki müruruzama-
na tabidir. Cirantalara karşı müracaat için müruruzamanın başlangıcı, eşyanın
satış günüdür.
    E) Senetlerin kaybedilmesi:

    Madde 761 - Makbuz senedi veya varantı kaybeden hamil, bu senetlere malik
olduğunu ispat etmek ve teminat vermek suretiyle mağazanın bulunduğu yerdeki
mahkemeden alacağı izin üzerine keyfiyetin kararda gösterilen o yer gazetele-
rinde ilanından ve muhalefet için tayin olunacak müddetin geçmesinden sonra
ikinci bir nüsha alabilir. Kaybolan varantın müddeti geçmişse hamilinin talabi
üzerine mahkeme aynı veçhile borcun ödenmesine izin verebilir. İzin, mağazaya
ve varanta müteallik ise hem mağazaya ve hem ilk borçluya tebliğ olunur. Alacak-
lının, mağazanın bulunduğu yerde bir de ikametgah göstermesi lazımdır. Mağaza
sahibi ve borçlu izin kararına itiraz edebilirler. İtiraz üzerine mahkeme der-
hal hükmünü verir. Hüküm alacaklı lehine ise icranın geri bırakılmasına karar
verilemez. Ancak, ilgililerin talebi üzerine tetkik mercii hüküm katıleşinceye
kadar tevdi olunan eşyanın satışından elde edilecek paranın icra veznesinde sak-
lanmasına karar verebilir.
                                     İKİNCİ KISIM
                             Taşıma İşleri ve Taşıma Senedi
                                    BİRİNCİ AYIRIM
                                    Umumi Hükümler
      A)  Taşıyıcı:

      Madde 762 - Taşıyıcı, ücret mukabilinde yolcu ve eşya (Yük) taşıma işleri-
ni üzerine alan kimsedir.
      B)  Hükümlerin tatbik sahası:
     I - Taşıyıcı olmıyan kimseler:

     Madde 763 - Eşya veya yolcu taşımayı arızi olarak taahhüt eden kimse hak-
kında da bu kısım hükümleri tatbik olunur.
    II- Hususi hükümlerin saklı kalması:
    1. Esas:

    Madde 764 - Denizde taşıma işleriyle demir ve havayolları ile taşıma işleri-
ne ve posta idaresine mütaallik hususi hükümler mahfuzdur.
    2.  Esasın teşmil edilememesi:

    Madde 765 - Taşıyıcı veya taşıma işleri komüsyoncusu üzerine aldığı taşıma
işini yukarıki maddede yazılı hususi hükümlere tabi olan bir müesseseye gördür-
müş olduğu takdirde dahi, kanunun kendisine yüklediği mesuliyetin hafifletilme-
sini veya kaldırılmasını istiyemez.
    C) Mesuliyetin kaldırılmasına veya hafifletilmesine  ait şartların
hükümsüzlüğü:

    Madde 766 - Taşıma akdinde kanunun taşıyıcıya ve hususiyle faaliyetleri
devletin iznine bağlı taşıma işletmelerine yüklediği mesuliyetlerin önceden
hafifletilmesi veya kaldırılması neticesini doğuran bütün kayıt ve şartlar
hükümsüzdür. Bu kayıt ve şartların işletme nizamnamelerine, umumi şartnamelere
tarifelere veya bunlara benzer diğer vesikalara konulmuş olması halinde de hü-
küm aynıdır.
    D) Müruruzaman:

    Madde 767 - Haksız olarak alınan taşıma ücretinin geri alınması ve taşıma
ücreti dahil olmak üzere taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar bir yılda
müruruzamana uğrar.
    Bu müddet, eşya taşımasında eşyanın gönderilene vakı teslimi; yolcu
taşımasında yolcunun ulaşma tarihinden başlar.
    Eşya tamamen zayi olmuş veya yolcu ulaşmamış ise müruruzaman müddeti,
eşyanın  teslimi ve yolcunun ulaşması lazımgeldiği tarihten itibaren işlemeye
başlar.
    Gönderen ve gönderilen taşıyıcıya karşı olan haklarını, yılı içinde tel-
graf, taahhütlü mektup veya protesto ile istemiş olmak ve dava hakkı eşyanın
kabulü ile düşmemiş bulunmak şartiyle, defi olarak  her zaman dermeyan edebi-
lirler.
    Eşya; taşıyıcının hile veya ağır kusurundan dolayı zayi olmuş, noksanlaşmış
veya bozulmuş yahut geç teslim edilmişse veya yolcu, taşıyıcının hilesi yahut
ağır kusuru yüzünden geç ulaşmış veya meydana gelen bir kaza neticesinde cismani
zarara uğramış veya ölmüş ise taşıyıcının mesuliyeti bu maddedeki müruruzamana
tabi olmaz.
    6085 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 5O nci maddesindeki müruruzaman
hükmü mahfuzdur.
                                İKİNCİ AYIRIM
                                  Eşya Taşıma
    A) Taşıma senedi:
    I - Tanzim mecburiyeti:

    Madde 768 - Gönderen, taşıyıcıya, talebi halinde iki nüsha olarak bir taşı-
ma senedi vermeye mecburdur. Fakat taşıma senedi tanzim edilmemiş olsa bile
muvafakatleri ve eşyanın taşıyıcıya teslimi ile sözleşme taraflar arasında
tamam olur.
    Gönderen, taşıyıcıya, gümrük kağıtlarını ve eşyanın taşınması için muhtaç
olduğu diğer vesikaları vermeye mecburdur. Bu kağıt ve vesikaların şekle ve
hakikata uygun ve kafi olmamalarından  gönderen mesuldür.
    II - Şekil:

    Madde 769 - Taşıma senedi aşağıda yazılı hususları ihtiva eder.
    1. Gönderilenin adı, soyadı veya ticaret unvanını ve adresini, eşyanın
gönderildiği yeri ve taşıma senedinin emre yazılı olması isteniyorsa emrine
şerhini;
    2. Taşınacak eşyanın cinsini, sıklet, istiap derecesi veya adedini, paket
halinde iseler paketlere yazılı numaraları ve işaretleri ve ambalajın şekil ve
vasfını;
    3. Gönderenin adı, soyadı veya ticaret unvanını ve adresini;
    4. Taşıyıcının adı, soyadı veya ticaret unvanını ve adresini;
    5. Taşıma ücreti ve ücret ödenmişse bu ciheti;
    6. Taşımanın yapılacağı müddeti;
    7. Taraflar arasında kararlaştırılan diğer hususları.
    Bu kayıtlardan birinin sehven yazılmamasından veya yanlış yahut hakikata
aykırı olarak yazılmasından doğan zarar ve ziyan gönderene aittir. Taşınacak
eşya barut ve infilak maddeleri gibi tehlikeli eşyalardan ise bunu bildirmeyen
ve ambalaj üzerine etiket ve işaret koymıyan gönderen, bundan doğan zarar ve
ziyanı da ödemekle mükelleftir.
    Birinci fıkrada yazılı şekil şartlarına uymıyan taşıma senedi kıymetli
evrak olarak değil ancak tesellüm ilmühaberi veya başka ispat vesikası telakki
olunur.
    III- İlmühaber:

    Madde 770 - Taşıma senedi tanzim edilmemiş ise, gönderen talebettiği tak-
dirde taşıyıcı, taşıma senedine yazılacak hususları ihtiva eden bir ilmühaberi
imzalayıp vermiye mecburdur.
    IV - Senedin tesellümü:

    Madde 771 - Taşıma senedinin bir nüshası gönderen tarafından imza edilerek
taşıyıcıya verilir ve taşıma esnasında eşya ile birlikte sevk olunur. Diğer
nüshası taşıyıcı tarafından imza edilerek gönderene geri verilir. Taşıma senedi
emre yazılı ise taşıyıcının imzaladığı nüshanın cirosu ve teslimi eşyanın mül-
kiyetini nakleder.
    Taşıma senedinde gösterilmiyen hususlara dayanarak, adına gönderilene ve
taşıyıcı tarafından imza olunan emre yazılı taşıma senedinin hamiline karşı,
hiçbir iddia dermeyan olunamaz.
    V - İhtirazi kayıt:

    Madde 772 - Taşıyıcı, taşınacak eşyayı taşıma senedine veya ayrı bir kağı-
da, teslim aldığı zamandaki durumu hakkında ihtirazi bir kayıt koymadan kabul
edecek olursa, dış görünüşü itibariyle hiçbir kusuru olmadığını kabul etmiş
sayılır. Şu kadar ki; eşyayı kayıtsız kabul etmiş olsa bile dışından anlaşılma-
sı kabil olmayan noksanların vücudunu iddia ve ispat edebilir.
    B) Taşıyıcının borçları:
    I - Emre göre hareket:
    1. Umumi olarak:

    Madde 773 - Taşıyıcı; eşyanın gönderilmesinde, aldığı emre göre harekete
mecburdur. Şu kadar ki; eşyanın mahıyetine, gönderileceği yerlere veya diğer
sebeplere göre veya mücbir bir sebepten dolayı başka bir surette hareket zaruri
bulunuyorsa, alınan emre uymıyarak halin gereğine göre hareket edebilir.
    2. Bildirme borcu:

    Madde 774 - Taraflardan birisi için kusur teşkil etmiyen bir sebepten dola-
yı eşyanın taşınması menedilmiş yahut pek ziyade gecikmiş olursa taşıyıcı key-
fiyeti derhal gönderene bildirmeye mecburdur. Bu takdirde gönderen, taşıyıcının
imzaladığı taşıma senedi nüshasını kendisine geriye vermek ve 777 nci madde ge-
reğince tayin olunacak tazminatı ödemek suretiyle mukaveleden cayabilir.
    3. Yeni emirler:
    a) İcra mükellefiyeti:

    Madde 775 - Gönderen halin icabına göre 777 ve 778 inci madde hükümleri
dairesinde taşıyıcıya tazminat vermek suretiyle taşımayı durdurmak ve eşyayı
geri almak hakkını haiz olduğu gibi; taşıma senedinin gösterdiği eşyayı adına
gönderildiği yazılı olan kimseden başkasına vermeye yahut diğer suretle tasar-
rufa da mezundur. Şu kadar ki; taşıyıcı:
    1. Eşyanın gönderildiği yere ulaştığı yahut ulaşması lazımgeldiği ve gönde-
rilenin bunların teslimini istediği tarihten;
    2. Gönderilen, taşıma senedini aldığı yahut taşıyıcının kendisini haber-
dar ettiği zamandan;
    itibaren gönderenin emirlerini icra ile mükellef değildir.
    Taşıma senedi emre yazılı ise taşıyıcı ancak kendi imzaladığı taşıma sene-
dini ibraz ve teslim eden şahsın emirlerini icraya mecburdur.
    b) Fazla ücret ve masraflar:

    Madde 776 - Gönderenin veya gönderilenin kararlaştırılmış şartlara aykırı
olarak verdikleri emir veya talimat üzerine mesafe artar veya taşıma müddeti
uzarsa taşıyıcı, bu artma veya uzama nispetinde fazla ücrete ve bu yüzden yap-
tığı masraflara hak kazanır.
    4. Seferin duraklaması:
    a) Mücbir sebepten dolayı:

    Madde 777 - Taraflardan birisi için kusur teşkil etmiyen sebeplerden dolayı
sefer duraklayıp kalırsa, taşıyıcı, yaptığı masrafları istemek hakkına halel
gelmemek üzere, ancak gidilen mesafe nispetinde taşıma ücretine hak kazanır.
    Taraflardan birisi için kusur teşkil etmiyen sebeplerden dolayı taşımaya
başlanmamış ise, taşıyıcı, ücrete hak kazanmasa bile, yükleme ve boşaltma mas-
raflariyle yaptığı diğer zaruri masrafları istiyebilir.
    b) Gönderenin arzusiyle:

    Madde 778 - Sefer, gönderenin arzusiyle kesilecek olursa aşağıdaki hükümler
tatbik olunur.
    1. Hareketten önce taşıma durdurulacak olursa gönderen, kararlaştırılmış
olan ücretin yarısını ve boşaltma ve yükletme masraflariyle taşıyıcı tarafından
yapılan diğer zaruri masrafları;
    2. Taşıma hareketten sonra durdurulacak olursa gönderen, taşıma ücretinin
tamamını ve yükletme ve boşaltma masraflariyle eşya gönderene iade olununcaya
kadar taşıyıcı tarafından yapılan zaruri masrafları;
    ödemeye mecburdur.
    5. Taşıma müddeti:
    a) Umumi olarak:

    Madde 779 - Yükün, mukavele veya ticari teamül ile belli olan ve bunların
yokluğu halinde halin icabına göre münasip görülen bir müddet içinde taşınması
lazımdır.
    b) Gecikme:

    Madde 780 - Eşya, yukarki madde gereğince belli olan müddetlerden sonra
ulaşırsa, taşıma ücreti, geciken müddet ile mütenasip olarak indirilir.
Gecikme müddeti, mukavele ile belli olan müddetin iki mislini geçerse taşıma
ücreti tamamen düşmekle beraber taşıyıcı, bu yüzden doğan zarar ve ziyandan
mesul olur.
    Taşıyıcı, gecikmenin, gönderen veya gönderilenlerin fiilerinden veya mücbir
sebepten doğduğunu ispat ederse, bu gecikmeden mesul olmaz.
    Taşıma vasıtalarının yokluğu veya yetersizliği, gecikme için mazeret sebebi
olamaz.
    II - Zıya ve hasarlardan dolayı mesuliyet:
    1. Umumi olarak:

    Madde 781 - Taşıyıcı eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene
teslim olunduğu tarihe kadar geçen müddet içinde; uğradığı zıya ve hasardan
mesuldür.
    Taşıyıcı zıya ve hasarın:
    1. Kendi kusurundan doğmıyan bir sebepten;
    2. Eşyada zaten mevcut noksan ve ayıplardan, yahut eşyanın mahiyetinden
veya ambalajın fena yapılmasından;
    3. Gönderen veya gönderilenin fiilinden yahut verdikleri emir ve talimatın
tatbikından;
    ileri geldiğini ispat edecek olursa mesuliyetten kurtulur.
    Zıya ve hasar, ancak üç numaralı bentte yazılı bulunan halden doğmuş ise,
mal tamamen zayi olsa dahi taşıyıcı ücretinin tamamına hak kazanır.
    Taşınan eşyanın bir kısmı telef olmuş ise taşıyıcı, kalan kısmın ücretini
almak hakkını haizdir.
    2. Yardımcıların kusuru:

    Madde 782 - Taşıyıcının kullandığı kimselerin veya maiyetinde çalışanların
kusurları kendi kusuru hükmündedir.
    3. Mesuliyetin tahdidi:

    Madde 783 - Taşıyıcı, taşıma esnasında mahiyetleri icabı hacım ve tartıları
azalan eşyadan dolayı mesuliyetini, yüzde elli bir miktarda iptidaen tayin ve
tahdid edebilir. Eşya, paketlere bölünmüş ise bu mesuliyet her biri için ayrıca
tahdid edilebilir.
    Gönderen veya gönderilen; noksanın eşyanın mahiyetinden doğmayıp diğer bir
sebepten ileri geldiğini, hal ve olaylara göre noksanın tahdid edilen miktara
baliğ olmıyacağını ispat ederse mesuliyetin tahdit edilmiş olması hükümsüz ka-
lır.
    4. Ara taşıyıcılardan dolayı mesuliyet:

    Madde 784 - Taşıyıcı, taşınan eşyanın gönderilene teslimine kadar kendi
yerine geçen bütün taşıyıcıların ve eşyanın taşınmasını kendilerine bıraktığı
kimselerin fiil ve kusurlarından kendi kusuru gibi mesuldür.
    5. Tazminat:
    a) Tayini:

    Madde 785 - Zıyadan doğan tazminat; ancak, taşıma senedine geçirilen değe-
re, taşıma senedinde değer gösterilmemiş ve fakat taşıyıcıya bildirilip onun
tarafından kabul edilmiş bir değer mevcut ise ona, böyle bir değer bulunmadığı
takdirde aynı cins ve vasıftaki eşyanın gönderilene teslim edileceği yerdeki
değerine göre tayin olunur. Şu kadar ki; tazminatın piyasa değerine göre tayin
edildiği hallerde zıya dolayısiyle ödenmemiş bulunan gümrük resmi, taşıma ücre-
ti ve sair masraflar malın piyasa değerinden indirilir.
    Hasardan doğan tazminat, ancak eşyanın gönderilene teslim edileceği yerde
hasardan önceki değeri ile hasardan sonraki değeri arasında mevcut farka göre
tesbit edilir.
    b) Malın mahiyet ve değeri beyan edilmiyen hallerde ağır kusur halinde
tazminat:

    Madde 786 - Mahiyet ve değerleri beyan edilmeksizin taşıyıcıya teslim olu-
nan eşyanın zıyaından doğacak tazminat, her hadisede halin icabına göre tayin
olunur.
    Taşıyıcı, kendisine teslim olunurken beyan edilmemiş olan kıymetli eşya,
para, kıymetli evrak ve diğer vesikaların hasar ve zıyaından mesul olmaz.
    Zarar, taşıyıcının ağır kusuru veya hilesinden doğmuş olduğu takdirde yu-
karki fıkrada anılan halde veya bu maddenin birinci fıkrası veyahut 785 inci
maddedeki tazminatlar yerine tam tazminat istenebilir.
    c) Tazminat davalarının davalıları:

    Madde 787 - Taşıyıcı aleyhine açılacak tazminat davaları, birinci veya so-
nuncu taşıyıcı aleyhine ikame edilmek lazımdır. Bu davanın aradaki bir taşıyıcı
aleyhine açılabilmesi için, zıya ve hasarın bu taşıyıcının taşıdığı zaman için-
de meydana geldiğini ispat etmek şarttır.
    Bir taşıyıcı mesul olmadığı fiillerden dolayı tazminat verir veya bu yüzden
aleyhine dava açılırsa, doğrudan doğruya kendisinden önce gelen taşıyıcıya ya-
hut esasen mesul olmaları lazım gelen aradaki taşıyıcılara rücu hakkı vardır.
    Zıya ve hasardan dolayı mesul olması lazımgelen taşıyıcı tayin edilemediği
takdirde zarar, bütün taşıyıcılar arasında herbirinin taşıma ücretindeki hisse-
si ile mütenasip olmak üzere bölünür. Bununla beraber zıya ve hasarın, eşyayı
kendisi taşıdığı zaman içinde vakı olmadığını ispat eden taşıyıcı tazmin edile-
cek zarara iştirak etmez.
    d) Dava hakkının düşmesi:

    Madde 788 - Eşyanın kayıtsız ve şartsız kabulü, taşıyıcı aleyhine açılacak
dava hakkını düşürür. Bununla beraber taşınan eşyanın kabulünden önce hasar ve-
ya noksanı mahkemece tayin edilen bilirkişi marifetiyle tesbit ettirilmiş ise
gönderilenin taşıyıcıya karşı dava hakkı düşmez.
    Eşya kabul edildiği sırada, bir kısmının zıyaını veya hasarını anlamak müm-
kün değilse, kabulden sonra dahi:
    1. Zıya ve hasarın eşyanın taşıyıcıya tevdii ile gönderilene teslimi ara-
sındaki zaman içinde vakı olduğunu ispat etmek;
    2. Zararın anlaşılmasını mütaakıp ve eşyanın kabulünden itibaren nihayet
sekiz gün içinde bilirkişi marifetiyle eşyanın tetkik ve muayenelerini talep
etmek;
    şartiyle taşıyıcı aleyhine dava açmak hakkı mahfuz kalır.
    Zıya veya hasar kendi hilesinden yahut ağır kusurundan doğmuş ise taşıyıcı
dava hakkının düştüğünü iddia edemez.
    III - Gönderilene teslim:
    1. Bildirme borcu:
    a) Gönderilene karşı:

    Madde 789 - Taşıyıcı, taşınan eşya yerine ulaşınca derhal gönderilene haber
vermeye mecburdur.
    b) Gönderene karşı:

    Madde 790 - Taşıyıcının, gönderileni bulamaması veya gönderilenin eşyayı
kabul etmemesi yahut kabulde gecikmesi, gönderilen ile taşıyıcı arasında bir
ihtilaf yahut tesellüme mani diğer bir sebebin çıkması hallerinde; taşıyıcının,
keyfiyeti hemen gönderene bildirmesi ve cevabını beklemesi lazımdır. Keyfiyeti
gönderene bildirmek mümkün olmaz veya gönderen cevap vermekte gecikir, yahut
icrası mümkün olmıyan bazı talimat verirse, taşıyıcı, eşyanın yediemine teslimi
için eşyanın ulaştığı
yerdeki mahkemeye müracaat edebilir. Bu kabil eşyanın maruz olduğu tehlike ve
zarar, gönderene aittir. Eşya, çabuk bozulan cinsten olup, aşağıdaki fıkraya
göre keyfiyet gönderene bildirilinceye kadar zarar ve tehlikenin vukuu melhuz
ise, taşıyıcı, Borçlar Kanununun 92 nci maddesi hükmüne uyarak hareket eder.
Eşya, anılan madde gereğince satıldığı takdirde, taşıyıcı, taşıma ücretiyle
yaptığı masrafları bedelden alır. Taşıyıcı, imkan halinde ve en kısa bir müddet
içinde gerek göndereni ve gerek gönderileni keyfiyetten haberdar etmeye mecbur-
dur. Aksi takdirde kendisinden zarar ve ziyan talep olunabilir.
    Birinci fıkrada beyan olunan hallerde taşıyıcı, taşınan eşya sahibinin men-
faatlerini muhafaza hususunda sürat ve basiret ile harekete mecburdur. Aksi
halde eşya sahibinin bu yüzden uğradığı zararları tazminle mükellef olur.
    2. Gönderilenin hakları:

    Madde 791 - Taşıyıcı, eşyanın ulaşmasından önce, bunların muhafazası husu-
sunda gönderilen tarafından verilecek talimatı icraya mecburdur. Gönderilen,
eşyanın ulaşmasından ve taşıma senedini veya bunun yerini tutan ilmühaberi ha-
milise eşyanın ulaşması gereken günden sonra gerek kendi, gerek üçüncü şahıslar
lehine olarak taşıma mukavelesinden doğan bütün hakları, zarar ve ziyan davası
dahil olduğu halde, taşıyıcıya karşı kullanabilir ve beyan edilen zamandan iti-
baren taşınan eşyanın kendisine teslimine ve taşıma senedinin taşıyıcıdaki nüs-
hasının geri verilmesini istiyebilir.
    Emre yazılı bir taşıma senedinin hamili, gönderilen sayılır.
    3. Gönderilenin borçları:
    a) Ödeme:

    Madde 792 - Taşıma ücreti ile ardiye ve sair masrafların, aksine mukavele
olmadığı takdirde, teslimi şart edilen yerde, eşyanın kabulünden sonra, taşıma
senedine göre gönderilen tarafından verilmesi lazımdır.
    b) Tevdi:

    Madde 793 - Taşınan şeyleri almak üzere müracaat eden kimse, yukarki madde-
de gösterilen borçlarını vermiyecek olursa taşıyıcı, eşyayı teslime mecbur de-
ğildir. Şu kardar ki; borcun miktarında ihtilaf çıkarsa, gönderilen borçlu ol-
duğunu kabul ettiği miktarı öder ve aradaki farkı da muteber bir bankaya yahut
notere yahut emin bir yere tevdi ederse, taşıyıcı eşyayı teslime mecbur olur.
Taşıyıcı, nama veya emre yazılı olan ve tarafından imza edilen taşıma senedinin
ikinci nüshası kendisine geri verilmedikçe taşınan eşyayı teslime mecbur değil-
dir.
    4. Hapis hakkı:

    Madde 794 - Taşıyıcı, taşıma mukavelesinden doğan bütün alacaklar için eş-
ya üzerinde hapis hakkını haizdir. Taşıyıcı birden çok ise, son taşıyıcı evvel-
kilerin haklarını kullanır. Gönderilenin, yukarki madde gereğince tevdi etmiş
olduğu para taşıyıcının hapis hakkı noktasından eşya hükmündedir.
    5. Muayene:

    Madde 795 - Eşyanın teslimi sırasında, onun hasara uğradığını dışardan
gösterecek hiçbir alamet ve işaret bulunmasa dahi, gönderilen, bunların hal ve
vasıflarını taşıyıcının önünde derhal ve bizzat muayene etmek yahut tesellüm
yerindeki mahkeme marifetiyle muayene ettirmek hakkını haizdir. Aynı hakkı
taşıyıcı da haizdir.
    Masraflar muayeneyi istiyen tarafa aittir. Bununla beraber bu suretle gön-
derilenin ödemiş olduğu masraflar, esasen taşıyıcıyı mesul kılan bir zıya ve
hasardan doğmuş ise bu masrafları, gönderilen taşıyıcıdan istiyebilir.
    IV - Birden çok taşıyıcılar
    1. Borçları:

    Madde 796 - Birinci taşıyıcıdan sonra gelen taşıyıcılar, taşınacak eşyayı
ve taşıma senedini tesellüm ettikten sonra doğacak bütün borçlarda önceki taşı-
yıcının yerine geçerler. Bunlar taşıma senedine, yahut diğer kağıda kendilerine
teslim olunan eşyanın ne halde bulunduklarını tesbit ettirebilirler; bu hükme
uyulmadığı takdirde 772 nci madde hükümleri tatbik olunur.
    2. Mesuliyeti:

    Madde 797 - Son taşıyıcı, kendisinin yahut kendisinden evvelki taşıyıcıla-
rın veyahut gönderenin alacağını almak veya emin bir yere tevdiini talep etmek-
sizin taşınan eşyayı teslim ederse, gönderenin ve kendisinden evvelki taşıyıcı-
ların sarf ettikleri yahut alacaklı bulundukları paralardan dolayı onlara karşı
mesul olur. Fakat bu paralardan dolayı gönderilene müracaat hakkı bakidir.
                             ÜÇÜNCÜ AYIRIM
                              Yolcu Taşıma
    A) Talimat:

    Madde 798 - Yolcular, taşıyıcılar tarafından iç hizmetleri tanzim için
konmuş olan usul ve talimatı ihlal etmemekle mükelleftirler.
    B) Seferin durdurulması:

    Madde 799 - Sefer, taşıma mukavelesinin akdinden sonra ve hareketten evvel
durdurulursa aşağıdaki hükümler tatbik olunur:
    1. Yolcu, belli vakitte hareket yerinde hazır bulunmıyacak olursa mütaakıp
vasıta ile seyahat hakkını haizdir. Yolcu, seyahat etsin etmesin, ücreti tama-
men ödemeye mecburdur;
    2. Yolcu, seferden vazgeçmiş olsa dahi ücretin tamamını vermesi lazımdır.
    3. Sefer; ölüm, hastalık veya buna benzer diğer bir mücbir sebepten dolayı
durmuşsa, mukavele tazminatsız olarak kendiliğinden hükümden düşer.
    4. Taşıma vasıtalariyle ilgili olan ve taşıyıcı için kusur teşkil etmiyen
bir sebepten yahut iki tarafın da kusurları olmaksızın yolculuğa engel olan ve-
ya onu tehlikeli kılan sair sebeplerden dolayı sefer yapılmamışsa mukavele hiç-
bir tarafın tazminat vermek mecburiyeti olmaksızın kendiliğinden hükümden dü-
şer.
    5. Sefer, taşıyıcının fiili veya kusuru yüzünden durmuşsa, yolcu tazminat
istiyebilir;
    6. Yukarıki 3,4 ve 5 inci bentlerde anılan hallerde taşıyıcı peşin almış
olduğu taşıma ücretini geri vermeye mecburdur.
    C) Seferin duraklaması:

    Madde 800 - Sefer, taşıma mukavelesinin akdinden ve hareketten sonra durak-
lıyacak olursa mukavelede bu hususta bir hüküm bulunmadığı takdirde aşağıdaki
hükümler tatbik olunur:
    1. Yolcu kendi arzusu ile yol üzerinde bulunan bir yerde seyahattan vazge-
çecek olursa ücretin tamamını ödemeye mecburdur;
    2. Taşıyıcı sefere devamdan vazgeçer veyahut onun kusuru yüzünden yolcu
yol üzerinde bulunan bir yerde kalmaya mecbur olursa, seyahat ücretinin veril-
mesi lazım gelmez; ücreti önce ödenmiş ise tamamını geri alabileceği gibi zarar
ve ziyan da istiyebilir;
    3. Sefer, yolcunun şahsını veyahut taşıma vasıtasını ilgilendiren ve
taşıyıcı için kusur teşkil etmiyen bir sebepten dolayı duraklıyacak olursa,
ücret, gidilen mesafe ile mütenasip olarak verilir. Bu halde hiçbir taraf
diğerine tazminat vermeye mecbur değildir.
    D) Seferin gecikmesi:
    I - Hareketin gecikmesi:

    Madde 801-Hareket gecikecek olursa yolcu, zarar ve ziyan talebedebileceği
gibi, yapılmakta olan kara seyahatinde gecikme iki günü aşar veya gecikme
yüzünden yolcunun seyahatten beklediği fayda kalmaz ise sözleşmeden cayabilir
ve ödediği ücreti de geri istemek hakkını haizdir. Akitten cayılsın veya
cayılmasın gecikme sebebiyle her hangi bir zarar ispat edilmese dahi bilet
parasının üç misli maktu tazminat olarak hükmolunur.
    II - Sefer esnasında:
    1. Yol değiştirme:

    Madde 802 - Taşıyıcı, sefer esnasında tarifesine girmiyen bir yerde durur
veya tayin etmiş olduğu yoldan başka bir yerde durur veya tayin etmiş olduğu
yoldan başka bir yolu takibeder yahut diğer bir suretle ve kendi fiili yüzünden
gidilmesi kasdolunan yere ulaşması gecikirse, yolcunun, akdin ifasından vazgeç-
meye ve tazminat istemeye hakkı vardır.
    Taşıyıcı, yolcudan başka yük de taşımakta ise yükü boşaltmak için gereken
zaman kadar kalmak hakkına sahiptir.
    Bu madde hükümleri mukavelede aksine hüküm yoksa caridir.
    2. Zaruri sebepler yüzünden:

    Madde 803 - Sefer; hükümetin emrinden, araba, kamyon veya her hangi bir
taşıma vasıtasının tamiri zaruri olmasından veya ansızın çıkıp seyahate devamı
tehlikeli kılan bir halden dolayı gecikmiş ise, iki taraf arasında hususi bir
anlaşma olmadığı takdirde aşağıdaki hükümler tatbik olunur:
    1. Yolcu, engelin kalkmasını veya tamiratın sonunu beklemek istemezse,
taşıma ücretini, gidilen mesafe ile mütenasip olarak ödiyerek sözleşmeden caya-
bilir.
    2. Yolcu, taşıma vasıtasının hareketini beklemeyi tercih edecek olursa,
kararlaştırılmış ücretten fazla bir şey vermeye mecbur olmaz. Fakat taşıma
ücretinde yemek de dahil ise durma müddetince yemek masrafını yolcu çeker.
    E) Bagaj:
    I - Taşıyıcının mesuliyeti:

    Madde 804-Yolcu, bagajı ve zati eşyaları için, aksine mukavele yoksa ayrı
ücret vermeye mecbur değildir. Taşıyıcı, yolcu eşyasının zıya veya hasara uğra-
masından dolayı 781, 785 ve 786 nci maddelerde beyan edilen hükümler dairesinde
mesuldür.
    Yolcunun yanında alıkoyduğu eşyadan, taşıyıcı mesul değildir.
    II - Taşıyıcının hapis hakkı:

    Madde 805 - Taşıyıcı, seyahat ücretini ve sefer esnasında yolcuya verdiği
erzak bedellerini alabilmek için bagaj üzerinde hapis hakkını haizdir.
    F) Taşıyıcının mesuliyeti:

    Madde 806 - Taşıyıcı, yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak ulaş-
tırmakla mükelleftir.
    Yolcuların kazaya uğramaları halinde bundan doğacak zararları taşıyıcı taz-
min eder. Yolcunun kaza neticesinde ölmesi halinde onun yardımından mahrum ka-
lan kimseler dahi uğradıkları zararlara karşılık taşıyıcıdan tazminat istiyebi-
lirler. Şu kadar ki; taşıyıcı, kazanın kendisine veya yardımcılarına yükletil-
mesi mümkün olan bir kusurdan doğmadığını ispat ettiği takdirde bu iki haldeki
tazminattan kurtulur.
    Taşıyıcı, bilette tayin edilen yerin başka bir kimseye verilmiş olması ve-
yahut bilette tayin edilen vasıta yerine onun aynı olmıyan başka bir vasıtanın
sefere konulmuş olması veya vasıtanın belli saatten önce hareketi sebebiyle
yolcunun yetişememesi yahut taşıma vasıtasında halin gerekli kıldığı ilk sıhhi
yardım malzeme ve ilaçlarının bulundurulmaması veya bunlardan derhal istifade
edilmesi imkanının sağlanmamış olması sebebiyle dahi yukarki fıkra hükmünce
mesuldür ve her hangi bir zarar ispat edilmese bile bilet parasının üç mislini
maktu tazminat olarak ödemekle mükelleftir. Bu miktarı aşan zarar halinde onun
da tazmini istenebilir.
    Yukarıki fıkrada gösterilen hareketleri yapan vasıta şoförleri ve vasıtala-
rı emri altında bulunduran kimseler ile vasıtaları taşıma işinde kullananlar
şikayet üzerine elli liradan aşağı olmamak üzere hafif para cezasiyle cezalan-
dırılırlar. Daha ağır cezalar derpiş eden hükümler mahfuzdur.
    G) Yolcunun ölümü:

    Madde 807 - Yolcu, sefer esnasında ölürse, taşıyıcı, mirasçıların menfaat-
lerini korumak için yolcuya ait bagaj ve eşyaları ilgililerine teslim edinceye
kadar bunların iyi surette muhafazalarına ait tedbirleri almaya mecburdur.
    Ölünün yakınlarından biri orada mevcut ise, işbu muameleler murakabe mak-
sadiyle müdahale ve taşıyıcıdan, adı geçen eşyaların kendi elinle bulunduğuna
dair bir beyanname talep edebilir.
                             DÖRDÜNCÜ AYIRIM
                      Taşıma İşleri Komisyonculuğu
    A) Tarifi:

    Madde 808 - Ücret mukabilinde kendi namına ve bir müvekkil hesabına eşya
taşıtmayı sanat ittihaz etmiş olan kimseye taşıma işleri komüsyoncusu denir.
    Bu ayırımdaki hususi hükümler baki kalmak şartiyle komüsyon mukavelesi ve
eşyanın taşınmasına ait hususlarda, taşıma mukavelesi hakkındaki hükümler
taşıma işleri komüsyonculuğuna da tatbik olunur.
    B) Hükümleri:
    I - İhtimam:

    Madde 809 - Komüsyoncu, taşıma mukavelesi hükümlerini yerine getirmekte ve
bilhassa taşıyıcıları ve ara komüsyoncuları seçmekte, tedbirli bir tacir gibi
hareket etmeye ve müvekkilinin menfaatlerini korumaya ve talimatına uymaya mec-
burdur.
    Komüsyoncu, taşıyıcı ile mukavele ettiği miktardan fazla bir taşıma ücreti-
ni müvekkili hesabına geçiremez.
    Komüsyoncu, taşıyıcılara karşı olan rücu hakkını kendi kusuru yüzünden zayi
etmiş ise, rücu hakkı kalmadığından dolayı mesuliyetten kurtulamaz.
    II - Ücret hakkı:

    Madde 810 - Komüsyoncunun deruhde ettiği iş kendi namına bir taşıyıcı seçe-
rek taşıma mukavelesi yapmaktan ibaret olduğu taraflar arasındaki akitten açık-
ça anlaşıldığı takdirde eşyayı taşıyıcıya teslim ettikten sonra ücretini iste-
meye hak kazanır. Diğer hallerde ücretin muaccel oluşu taşıma akdindeki hüküm-
lere tabidir.
    III- Hapis hakkı:

    Madde 811 - Komüsyoncu, taşınan eşyaya gerçekten veyahut taşıma senedini
veya onun yerine geçecek ilmühaber yahut eşyanın bir mağaza veyahut antrepoya
tevdi edildiğini bildiren makbuz kağıdını hamil olmak suretiyle hükmen zilyet
ise bu eşyanın taşıma masrafı, komüsyon ücreti ve avanslarından dolayı eşya
üzerinde hapis hakkı vardır.
    IV - Birden ziyade komüsyoncu:

    Madde 812 - Eşyanın taşınmasına biribiri ardınca birden çok komüsyoncu ara-
cılık ettiği takdirde, sonuncu olarak aracılık eden komüsyoncular, kendilerin-
den önceki komüsyoncuların haklarını ve bilhassa onların taşınan eşya üzerinde-
ki hapis haklarını kullanmaya mecburdur.
    Bir komüsyoncunun alacağı, kendisinden sonra gelen komüsyoncu tarafından
temin edilecek olursa, önce gelen komüsyoncunun hapis hakkı ondan sonraki
komüsyoncuya geçer.
    V - Halefiyet:

    Madde 813 - Komüsyoncu, taşıyıcının ücretini ödediği takdirde, onun hakları
kendisine geçer.
    VI - Komisyoncunun taşıma işini üzerine alması:

    Madde 814 - Aksine mukavele olmadığı takdirde komüsyoncu eşyayı kendi vası-
ta ve adamları ile taşıyabileceği gibi kendi yerine geçen taşıyıcılara da taşı-
tabilir. Bu halde komüsyoncu taşıyıcı sayılır.
    Komüsyoncu, taşıma senedinin ikinci nüshasını 771 inci madde hükmünce kendi
adına imza edip müvekkiline gerivermiş veya kendi adına taşıma ilmühaberi tan-
zim ederek müvekkiline vermiş veyahut kendisiyle müvekkili arasında taşıma üc-
reti ve bütün masraflara karşılık olarak kesin bir para tayin edilmiş ise ko-
müsyoncu taşıyıcı sayılır.
    Bu madde hükümlerinin taşıtan aleyhine değiştirilmesi neticesini doğuran
bütün kayıt ve şartlar hükümsüzdür.
    VII- Müruruzaman:

    Madde 815 - Taşıma komüsyonculuğu akdinden doğan bütün davalar bir yılda
müruruzamana uğrar.
    Müruruzamanın başlangıcı, müruruzamana uğramış hakkın defi olarak ileri
sürülebilmesi, zararın komüsyoncunun hile veya ağır kusurundan doğmuş
bulunması halleri 767 nci madde hükümlerine tabidir.
                                  DÖRDÜNCÜ KİTAP
                                  Deniz Ticareti
                                  BİRİNCİ FASIL
                                     Gemi
                                  BİRİNCİ KISIM
                                 Umumi Hükümler
    A) Tarifler:
    I - Gemi, ticaret gemisi:

    Madde 816 - Tahsis edildiği gayeye uygun olarak kullanılması, denizde hare-
ket etmesi imkanına bağlı bulunan ve pek küçük olmıyan her türlü tekne "Gemi"
sayılır.
    Denizde kazanç elde etme maksadına tahsis edilen veya fiilen böyle bir mak-
sat için kullanılan her gemi, kimin tarafından ve kimin nam ve hesabına kulla-
nılırsa kullanılsın, "Ticaret gemisi" sayılır.
    II- Denize elverişli gemi, yola elverişli gemi:

    Madde 817 - Tekne, umumi donatım, makine, kazan gibi esas kısımları bakı-
mından yapacağı yolculuğun (Tamamiyle anormal tehlikeler hariç) deniz tehlike-
lerine karşı koyabilecek durumda olan bir gemi "Denize elverişli" sayılır.
    Denize elverişli olan gemi, teşkilatı, yükleme durumu, yakıtı, komanyası,
gemi adamlarının yeterliği ve sayısı bakımlarından yapacağı yolculuğun (Tama-
miyle anormal tehlikeler hariç) tehlikelerine karşı koyabilmek için gerekli
vasıfları haiz bulunduğu takdirde "Yola elverişli" sayılır.
    Denizde Can ve Mal Koruma hakkındaki Kanunun hükümleri mahfuzdur.
    III - Tamir kabul etmez gemi, tamire değmez gemi:

    Madde 818 - Denize elverişsiz hale gelmiş olan bir gemi bu kanunun tatbikı
bakımından:
    1. Tamiri hiç veya bulunduğu yerde mümkün değilse ve tamir edilebileceği
bir limana götürülemezse "Tamir kabul etmez gemi";
    2. Tamir masrafı geminin, eski ve yeni farkı gözetilmeksizin, önceki değe-
rinin dörtte üçünü aşacaksa, "Tamire değmez gemi";
sayılır.
    Önceki değer, denize elverişsizlik bir yolculuk sırasında meydana gelmişse,
geminin yolculuğa çıkarken haiz olduğu değerden; diğer hallerde ise, gemi deni-
ze elverişsiz hale gelmeden önce haiz olduğu veya gereği gibi donatılmış olması
halinde haiz olacağı değerden ibarettir.
    IV - Bağlama limanı:

    Madde 819 - Bir geminin bağlama limanı, o gemiye ait seferlerin idare olun-
duğu limandır.
    V - Avrupa limanları:

    Madde 820 - Bu Kanunda, Avrupa limanları ile Avrupa dışı limanları ayrı
tutan hükümlerin tatbikınde bütün Akdeniz ve Karadeniz limanları Avrupa liman-
larından sayılır.
    Süveyş kanalının tamamı Süveyş`e kadar Akdeniz`den sayılır.
    VI - Gemi adamları:

    Madde 821 - "Gemi adamları"; kaptan, gemi zabitleri, tayfalar ve gemide
istihdam edilen diğer kimselerdir.
    B) Hükümlerin tatbik sahası:

    Madde 822 - Hususi kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, bu kanunun hüküm-
leri ticaret gemileri hakkında tatbik olunur.
    Ancak:
    1. Donatanın gemi adamlarının kusurundan doğan mesuliyetine mütaallik
947 nci madde ile 948 inci maddenin birinci fıkrasının üçüncü bendi, bu kitabın
gemi, kaptan ve gemi alacaklıları hakkındaki fasılları ile deniz ödüncü, çatma,
kurtarma ve yardım hakkındaki kısımları; yatlar, denizci yetiştirme gemileri
gibi münhasıran gezinti, spor, eğitim, öğretim ve ilim gayelerine tahsis edil-
miş gemilere;
    2. Donatanın gemi adamlarının kusurundan doğan mesuliyetine mütaallik
947 nci madde ile 948 inci maddenin birinci fıkrasının üçüncü bendi, bu kitabın
çatma, kurtarma ve yardıma dair kısımlariyle mahdut mesuliyete mütaallik
1236 ncı maddenin son fıkrası hükmü munhasıran bir amme hizmetine tahsis edilen
devlet gemileriyle donanmaya bağlı harb gemilerine ve yardımcı gemilere;
    3. Bayrak, gemi sicilli ve inşa halinde gemiler üzerindeki haklara mütaal-
lik hükümler, yabancı bir devlet veya onun tebaası hesabına Türkiye`de inşa
olunan gemilere;
dahi tatbik olunur.
                             İKİNCİ KISIM
                                Bayrak
    A) Türk Bayrağını çekme hakkı ve mükellefiyeti:
    I - Şartları:

    Madde 823 - (20.4.2004 t, 5136 sk. ile Değişik)
Her Türk gemisi Türk Bayrağı çeker. 

Yalnız Türk vatandaşlarının malı olan gemi Türk gemisidir.

Birlikte mülkiyet esaslarına göre birden fazla kişilere ait olan gemiler,
pay çokluğunun Türk vatandaşlarına ait olması şartıyla Türk gemisi sayılırlar.

Türk kanunları uyarınca kurulup da;

1. Tüzel kişiliği haiz olan teşekkül, müessese, dernek ve vakıfların malı olan
gemiler idare organını teşkil eden kişilerin çoğunluğu Türk vatandaşı olmak,

2. Türk ticaret şirketlerinin malı olan gemiler, şirketi idare ve temsil etmeye
yetkili ortakların çoğunluğu Türk vatandaşı olmak ve şirket sözleşmesine göre
oy çoğunluğu Türk ortaklarda bulunmak, anonim ve sermayesi paylara bölünmüş
komandit şirketlerde ayrıca payların çokluğunun nama yazılı ve bir başkasına
devri şirket yönetim kurulunun iznine bağlı bulunmak,

Şartıyla Türk gemisi sayılırlar.

Türk ticaret siciline tescil edilen donatma iştiraklerinin malı olan gemiler;
paylarının yarısından fazlası Türklere ait ve iştiraki idare ve temsil etmeye
yetkili müşterek donatanların çoğunluğu Türk vatandaşı olmak kaydıyla
Türk gemisi sayılırlar.


    II- İstisnaları:

    Madde 824 - (20.4.2004 t, 5136 sk. ile Değişik)
    Bir Türk gemisi, 823 üncü maddede yazılı niteliklere sahip olmayan kişilere
en az bir yıl süreyle kendi namına işletilmek üzere bırakılmış olursa malikin
talebi üzerine Denizcilik Müsteşarlığı en çok iki yıl süreyle geminin yabancı
bayrak çekmesine o memleket kanunları müsait olmak kaydıyla izin verebilir. Bu
izin bitmedikçe veya kanunî sebeplerle geri alınmadıkça gemi Türk Bayrağı çekemez.

    Türk gemisi olmayan bir gemi, 823 üncü maddede yazılı niteliklere sahip olan
kişilere en az bir yıl süreyle kendi namına işletilmek üzere bırakılmış olursa
malikin muvafakatı alınmış olmak, Türk mevzuatının kaptan ve gemi zabitleri
hakkındaki hükümlerine riayet olunmak, yabancı kanunda da bunu engelleyen bir
hüküm bulunmamak şartıyla Denizcilik Müsteşarlığı geminin bırakma süresince
Türk Bayrağı çekmesine izin verebilir. Şu kadar ki; izin alan kişi her iki yılda
bir izin için gerekli şartların mevcudiyetini sürdürdüğünü ispatlamakla yükümlüdür.
    Bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen gemiler, Denizcilik Müsteşarlığınca
tutulacak hususi bir sicile kaydolunur.
    III - Türk gemisi vasfının  zıyai:
    1. Umumi olarak:

    Madde 825 - 823 üncü madde ile 824 üncü maddenin 2 nci fıkrasında yazılı
şartlardan birinin ortadan kalkmasiyle gemi aşağıki madde hükmü mahfuz olmak
kaydiyle Türk gemisi olmaktan çıkar.
    2. Hususi haller:

    Madde 826 - Bir donatma iştirakinde geminin yarısından fazlasına sahip olan
müşterek donatan veya donatanlar Türk vatandaşlığını kaybeder yahut payları
temlikten başka suretle yabancıya geçerse gemi bir sene müddetle Türk Bayrağını
çekme hakkını muhafaza eder. Ancak, bu müddetin altı ayı geçtikten sonra gemi-
nin en az üçte birine sahip olan diğer müşterek donatanların ekseriyetle vere-
cekleri karar üzerine sicil dairesinden o gemi payının sahibi hesabına açık
artırma ile satılması istenebilir. Artırmaya, satış talebinde bulunanlar dahi
girebilirler. İhale, ancak bir Türk vatandaşına yapılabilir.
    B) Hakkın ispatı:
    I - Gemi tasdiknamesi:

    Madde 827 - Geminin Türk Bayrağını çekme hakkı, gemi tasdiknamesi ile ispat
olunur.
    Gemi tasdiknamesi alınmadıkça, Türk Bayrağını çekme hakkı kullanılamaz.
    Gemi tasdiknamesi veya bunun sicil memurluğunca tasdik edilmiş bir hulasası
yahut bayrak şahadetnamesi yolculukta daima gemide bulundurulur.
    II - Bayrak şahadetnamesi:

    Madde 828 - Türkiye dışında bulunan bir gemi Türk Bayrağını çekme hakkını
elde ederse geminin bulunduğu yerdeki Türk konsolosu tarafından Türk Bayrağını
çekme hakkına dair verilecek "bayrak şahadetnamesi" gemi tasdiknamesi yerine
geçer. Bayrak şahadetnamesi, tanzim edildiği günden itibaren ancak bir yıl için
muteberdir; yolculuk, mücbir sebep yüzünden uzadığı takdirde müddet de uzar.
    Bir Türk limanında inşa edilmiş olup da 823 üncü madde gereğince Türk Bay-
rağını çekme hakkını haiz olmıyan gemilere Münakalat Vekaletince gidecekleri
teslim yerine kadar muteber olmak üzere bir bayrak şahadetnamesi verilebilir.
    824 üncü maddenin ikinci fıkrasında yazılı hallerde bayrak şahadetnamesi
müsaade müddeti için muteber olmak üzere Münakalat Vekaletince tanzim olunur.
    III - Muafiyet:

    Madde 829 - On sekiz gros tonilatodan ufak gemiler gemi tasdiknamesine ve
bayrak şahadetnamesine ihtiyaç olmaksızın Türk Bayrağını çekebilirler.
    C) Geminin adı:
    I - Seçme serbestisi:

    Madde 830 - Geminin ilk Türk maliki, gemiye dilediği adı vermekte serbest-
tir. Şu kadar ki; seçilen ad iltibasa mahal bırakmıyacak surette başka gemile-
rin adlarından farklı olmalıdır.
    Gemi tasdiknamesi verilmiş olan bir geminin adı Münakalat Vekilinin izniyle
değiştirilebilir.
    II - Tekne üzerine yazılma mecburiyeti:

    Madde 831 - Sicile kayıtlı bir geminin bordalarının her iki tarafına adı,
kıçına da adı ile bağlama limanı; silinmez, bozulmaz ve çok okunaklı harflerle
yazılır.
    D) Ceza hükümleri:
    I - Cezayı müstelzim fiiller:
    1. Kanuna aykırı şekilde bayrak çekme:

    Madde 832 - 823 ila 826 ncı maddelere aykırı olarak Türk Bayrağı çeken veya
aynı maddelerin hükümlerine göre Türk Bayrağı çekmesi lazımgelirken diğer bir
devletin bayrağını çeken geminin kaptanı veya bu hareketleri menetmemiş olan
donatanı 400 liraya kadar ağır para cezası veya altı aya kadar hapis cezası ile
cezalandırılır. Geminin suçluya ait olup olmadığı gözetilmeksizin müsaderesine
de karar verilebilir.
    2. Tasdikname veya şahadetname almadan bayrak çekme:

    Madde 833 - 827 ve 828 inci maddelere aykırı olarak Türk Bayrağını çeken
geminin kaptanı, iki yüz liraya kadar hafif para cezası veya bir aya kadar ha-
fif hapis cezası ile cezalandırılır.
    3. Tasdikname veya şahadetnamenin gemide bulundurulmaması ve gemi adının
yazılmaması:

    Madde 834 - 827 nci maddenin son fıkrası ile 831 inci madde hükümlerine
aykırı hareket eden kaptan yüz liraya kadar hafif para cezası veya on beş güne
kadar hafif hapis cezası ile cezalandırılır.
    4. Harb gemileri, istihkamlar önünde ve limanda bayrak çekmemek:

    Madde 835 - Harb gemileri ve sahil istihkamları önünde veya Türk limanları-
na girerken yahut bunlardan çıkarken ticaret gemisine bayrak çekmiyen kaptan,
yüz liraya kadar hafif para cezası veya on beş güne kadar hafif hapis ile ceza-
landırılır.
    II - Kusur esası:

    Madde 836 - Kasıt veya ihmali sabit olmıyan kimseye yukarki maddeler
gereğince ceza verilemez.
    III- Memleket dışında tatbik esası:

    Madde 837 - Bu Kanunun 832, 833 ve 834 üncü maddelerindeki fiiller, Türkiye
dışında bir Türk veya yabancı tarafından işlenmiş olsa bile cezalandırılır.
    E) Nizamname:

    Madde 838 - Gemi tasdiknamesiyle bayrak şahadetnamesinin nasıl tanzim olu-
nacağı ve gemi adının gemi üzerine nasıl yazılacağı ve bu kısım hükümlerinin
tatbik şekli bir nizamname ile tayin olunur.
                                  ÜÇÜNCÜ KISIM
                                  Gemi Sicili
    A) Umumi hükümler:
    I - Sicil memurlukları ve bölgeleri:

    Madde 839 - Türk gemileri için hükümetin münasip göreceği yerlerde gemi
sicilleri tutulur.
    Gemi sicilleri, liman reisliği nezdinde çalışan sicil memurları tarafından
o yer asliye hukuk mahkemesinin nezareti altında tutulur. 26 ncı maddenin 2 nci
fıkrası hükmü bu hususta da tatbik olunur.
    Medeni Kanunun 917 nci maddesi gemi sicilleri hakkında da caridir.
    II - Tescili caiz gemiler:

    Madde 840 - Gemi siciline, 823 üncü madde gereğince Türk Bayrağını çekme
hakkını haiz ticaret gemileri ile 822 nci maddenin 2 nci fıkrasının 1 ve 3 nu-
maralı bentlerinde yazılı gemiler kaydolunur.
    III - Salahiyetli sicil dairesi:

    Madde 841 - Gemi, bağlama limanın tabi olduğu sicil dairesince tescil olu-
nur.
    Bir geminin seferleri yabancı bir limandan idare edilecekse veya bağlama
limanı yoksa maliki gemisini dilediği yer sicilline tescil ettirebilir.
    Malikin Türkiye dahilinde ikametgahı veya ticari işletmesi yoksa bu kanunda
yazılı hakları kullanmak ve vazifeleri yerine getirmek üzere sicil memurluğuna
o bölgede oturan bir mümessil göstermesi lazımdır.
    IV - Sicilin aleniyeti:

    Madde 842 - Gemi sicili alenidir. Herkes sayfalarını tetkik edebilir.
    Alakası olduğunu ispat eden herkes, bir kaydın itmamı için gemi sicilinde
atıf yapılmış olan vesikaları, henüz neticelenmemiş tescil taleplerini ve sicil
dosyalarını da tetkika mezundur.
    Talep üzerine ve masrafı ödenmek şartiyle sicildeki kayıtların tasdikli ve-
ya tasdiksiz örnekleri verilir. 2 nci fıkrada yazılı vesikaların örnekleri yal-
nız ilgili olduğunu ispat eden kimseye verilebilir.
    B) Geminin tescili:
    I - Talep:
    1. Şekli:

    Madde 843 - Gemi, ancak malikin veya maliklerden birinin talebi üzerine
gemi siciline tescil olunur.
    Talep dilekçe ile olur.
    2. Mecburiyet:

    Madde 844 - On sekiz gros tonilatoda ve daha büyük her ticaret gemisinin
maliki, tescil talebinde bulunmaya mecburdur.
    840 ıncı maddeye göre gemi siciline tescili caiz olan diğer gemilerin ma-
likleri gemilerini tescil ettirmekte serbesttirler.
    3. Muhtevası:

    Madde 845 - Tescil talebiyle birlikte aşağıdaki hususlar bildirilir:
    1. Geminin adı;
    2. Nev`i ve imalinde kullanılmış olan esas malzeme;
    3. Bağlama limanı;
    4. İnşa olunduğu yer ve kızaktan indiği yıl (Tesbit edilmeleri fevkalade
müşkül olmamak şartiyle);
    5. Resmi ölçme neticeleri ve makine takati;
    6. Geminin maliki:
    a) Hakiki şahıs ise: Ad ve soyadı, varsa ticaret unvanı ve kayıtlı bulundu-
ğu ticaret sicil memurluğu ile sicil numarası;
    b) Ticaret şirketi ise: Şirketin nev`i, ticaret unvanı ve tescil olunduğu
ticaret sicil memurluğu ile sicil numarası;
    c) Diğer hükmi şahıslardan ise: Adı ve merkezi;
    d) Donatma iştirakı ise müşterek donatanların ad ve soyadları ile gemi
paylarının miktarı;
    7. İktisap sebebi;
    8. Türk Bayrağını çekme hakkına esas teşkil eden sebepler;
    9. Donatma iştirakinde, varsa gemi müdürü;
    10. 841 inci maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı halde mümessilin adı, soyadı
ve adresi.
    4. Vesikalar:
    a) Umumi olarak:

    Madde 846 - Yukarki maddenin 3,4, 6 ve 7 nci bentlerinde yazılı hususlarla
makine takatine ait beyanların doğruluğunun kuvvetle muhtemel olduğunun anla-
şılması, bayrak çekme hakkının dayandığı vakıalarla ölçme neticelerinin ise
ispatı lazımdır.
    Gemi memleket içinde henüz resmen ölçülmemiş ise, mesaha şahadetnamesi
yerine geçmek üzere Türkiye dışında yapılmış ölçmeye dair belgenin veya tas-
dikli başka bir vesikanın ibrazı kafidir.
    Gemi tamamen veya kısmen memleket içinde inşa edilmişse, inşa halindeki
gemilere mahsus sicilde kayıtlı bulunup bulunmadığına dair inşaat yeri
sicil memurluğundan alınacak bir vesikanın tevdi edilmesi lazımdır.
    b) Yabancı sicilde kayıtlı gemi:

    Madde 847 - Gemi, yabancı bir gemi sicilinde kayıtlı bulundukça Türk gemi
siciline tescil olunamaz. Lüzumu halinde böyle bir kaydın mevcut olmadığını
kuvvetle muhtemel gösterecek vesikaların ibrazı lazımdır.
    844 üncü madde gereğince tescili mecburi olan bir gemi yabancı bir gemi
sicilinde kayıtlı ise malikin bu kaydı terkin ettirmesi ve keyfiyeti tevsik
eylemesi lazımdır; imkansızlık halinde bundan sarfınazar olunabilir.
    II- Tescil:
    1. Tescil edilecek hususlar:

    Madde 848 - Bir geminin kaydında 845 inci maddenin 1 ila 7 ve 9 sayılı
bentlerinde yazılı hususlarla ölçmeyi tevsik eden belgenin mahiyeti, geminin
kaydolunduğu gün ve sicil sıra numarası sicile geçirilir. Kayıt, salahiyetli
memur tarafından imzalanır.
    845 inci maddenin 6 ncı bendine göre tescil edilmesi lazımgelen gemi malik
veya maliklerinin vatandaşlık durumu, geminin bir ticaret şirketine ait olması
veya donatma iştiraki halinde 823 üncü maddenin 2 ve 3 üncü fıkralarında yazılı
hususların mevcut olduğu ayrıca sicile geçirilir.
    Gemi, inşa halindeki gemilere mahsus sicile tescil edilmişse o sicile ka-
yıtlı bulunan gemi ipotekleri, haiz oldukları dereceler mahfuz kalmak şartiyle,
gemi
siciline re`sen nakledilir. Geminin tescil olunduğu, inşa halindeki gemilere
mahsus sicili tutan memura bildirilir.
    Gemi tescil edilmezden önce her hangi bir kimse kendisinin malik olduğunu
ileri sürerek tescil talebinde bulunan şahsın mülkiyetine itiraz ederse gemi
tescil edilmekle beraber itiraz eden lehine şerh verilir.
    2. Değişiklikler:

    Madde 849 - 845 inci maddenin 1,2,3,5,8 ve 9 uncu bentlerinde yazılı olup
da 848 inci maddenin 1 ve 2 nci fıkraları uyarınca tescil olunan hususlarda
vukua gelecek değişikliklerin gemi siciline geçirilmek üzere bir dilekçe ile
sicil memurluğuna derhal bildirilmesi lazımdır.
    824 üncü maddenin 1 inci fıkrası gereğince Türk Bayrağı yerine diğer bir
bayrak taşımasına izin verilmiş olan geminin ne müddetle Türk Bayrağı çekemiye-
ceği sicil memurluğuna bildirilir ve keyfiyet tescil olunur. İzin biter veya
geri alınırsa bu dahi tescil olunur.
    Gemi kurtarılamıyacak şekilde batar veya tamir kabul etmez bir hale girer
yahut Türk Bayrağını çekme hakkını kaybederse bu hususların da gecikmeksizin
sicil memurluğuna bildirilmesi lazımdır.
    Yukarıki fıkralara göre yapılması lazımgelen talepleri gemi maliki ve
donatma iştirakinde gemi müdürü dahi yapmaya mecburdurlar. Bu hususu ifaya
mecbur olanlar birden fazla ise bunlardan birinin talebi kafidir. Hükmi şahıs
olan bir malikin mümessilinin taaddüdü halinde de aynı esas caridir.
    Tescil hususunda 845, 846 ve 848 inci maddeler dahi tatbik olunur.
    3. Tescile davet:

    Madde 850 - 844, 846, 847 ve 849 uncu maddeler gereğince yapmakla mükellef
olduğu vazifeleri, kayıt muamelelerini gerektiren hususları öğrendikten sonra
onbeş gün içinde yerine getirmiyen kimseler hakkında 35 inci madde hükmü tatbik
olunur.
    852 nci madde hükmü mahfuzdur.
    C) Terkin:
    I - Talep üzerine:

    Madde 851 - Gemi, kurtarılamayacak şekilde batar veya tamir kabul etmez
hale gelir yahut yurt dışında cebri icra yolu ile bir yabancıya satılarak
veya başka bir surette Türk Bayrağı çekme hakkını zayi ederse, talep üzerine
sicilden kaydı terkin olunur (*). Tescili ihtiyari olan gemilerin kaydı, malik
veya maliklerinin talebi üzerine dahi terkin olunur.
    Geminin tamir kabul etmez hale gelmesi sebebiyle kaydının terkini talep
olundukta sicil memuru müseccel ipotekli alacaklıları, icabında 852 nci madde-
deki ilan suretiyle, keyfiyetten haberdar ederek tayin edeceği münasip bir müd-
det zarfında itirazlarını bildirmeye davet eder. Müddeti içinde bildirilen
itirazların varit görülmediğine dair mahkemece verilen kararın kesinleşmesi
üzerine gemi kaydı terkin olunur.
    Gemi Türk Bayrağını çekme hakkını kaybederse kaydı ancak ipotekli alacak-
lıların ve gemi sicil münderecatına göre ipotek üzerinde hak sahibi olan üçüncü
şahısların muvafakatleriyle terkin olunabilir. Muvafakat terkin talebiyle bera-
ber tevsik edilmemiş ise, geminin Türk Bayrağını çekme hakkını kaybettiği ge-
cikmeksizin gemi siciline kaydolunur. Bu kayıt, müseccel gemi ipotekleri bahis
mevzu olmadığı nispette, gemi kaydının terkini hükmündedir.
    Tescili ihtiyari olan gemilere ait kayıtların maliklerinin mücerret talep-
leri üzerine terkin edilebilmesi için ipotekli alacaklıların ve gemi sicili
münderecatına göre ipotek üzerine hak sahibi olan üçüncü şahısların muvafakat-
leri şarttır.
(*)(20.4.2004 t, 5136 sk. ile Değişik)

    II - Re`sen:
    1. Umumi şartları:

    Madde 852 - Esaslı şartlarından biri mevcut olmaması sebebiyle tescili
caiz olmıyan bir gemi tescil edilmiş olur veya 849 uncu maddenin 3 üncü fıkra-
sında yazılı haller sicil memurluğuna bildirilmezse 35 inci madde hükmü tatbik
olunur. Şu kadar ki; keyfiyetin müseccel diğer hak sahiplerine de bildirilmesi
lazımdır. Malik ve diğer hak sahiplerinin kimler olduğu yahut ikametgahları
belli değilse terkine davet ve tayin edilen müddet 37 nci maddede yazılı gaze-
te ile diğer münasip bir gazete`de ilan edilir ve ilan kağıdı sicil memurluğu
ve mahkeme divanhanesine asılır.
    Geminin kaydı ancak imtina ve itiraz sebeplerinin müddeti içinde bildiril-
memesi veya bunların mahkemece varit görülmediğine dair verilen kararın
kesinleşmesi halinde terkin olunabilir. Bir ipotekli alacaklı, gemi ipoteğinin
el`an mevcut olduğunu ileri sürerek Türk Bayrağını çekme hakkını kaybetmiş olan
bir geminin terkinine itiraz ederse kayıt terkin edilmeyip sadece geminin Türk
Bayrağını çekme hakkını zayi ettiği tescil olunur.
    2. Hususi haller:

    Madde 853 - Tescil edilmiş bir gemi hakkında yirmi yıldan beri hiçbir
kayıt muamelesi yapılmamış ve Münakalat Vekaletinden alınan izahata göre de
geminin artık mevcut olmadığına veya denizcilikte kullanılamıyacak hale
geldiğine kanaat getirilmiş olursa, gemi üzerinde ipotek veya intifa hakkı
tescil edilmiş bulunmadığı takdirde, sicil memurunun teklifi üzerine mahkeme
852 nci maddede yazılı merasime hacet kalmaksızın gemi kaydının terkin
edilmesine re`sen karar verir.
    D) Gemi tasdiknamesi:
    I - Muhtevası:

    Madde 854 - Sicil memurluğu, geminin sicile kaydolunduğuna dair bir gemi
tasdiknamesi tanzim eder. Tasdiknameye, sicildeki kayıtların münderecatı aynen
ve tam olarak geçirilir.
    Gemi tasdiknamesinde ayrıca 846 ncı maddede yazılı vesikaların ibraz edil-
diği ve geminin Türk Bayrağını çekme hakkını haiz olduğu da gösterilir.
    Geminin malikine, talebi üzerine, gemi tasdiknamesinin tasdikli bir hülasa-
sı verilir. Bu hülasaya yalnız 845 inci maddenin 1 ila 5 sayılı bentlerinde
yazılı hususlarla geminin Türk Bayrağını çekme hakkını haiz olduğu yazılır.
    II - Tadiller:

    Madde 855 - Gemi siciline geçirilen her kayıt gecikmeksizin gemi tasdik-
namesine de yazılır. Bir gemi payının takyidine mütaallik kayıtlar hakkında bu
hüküm tatbik olunmaz.
    III - İbraz mecburiyeti:

    Madde 856 - 849 uncu maddede yazılı haller ile gemi mülkiyetinin intikali
veya bir gemi payının iktisabı halinde, 849 uncu maddenin 4 üncü fıkrasında
zikrolunan şahıslar, gemi tasdiknamesini ve varsa tasdikli hülasasını sicil
memurlu-
ğuna ibraza mecburdurlar. Gemi bağlama limanına veya sicil memurluğunun bulun-
duğu limana gelince bu mecburiyet kaptana da düşer. 850 nci madde burada da
caridir.
    851 inci maddenin 1 ve 3 üncü fıkralarında yazılı hallerde gemi tasdikname-
si ve varsa hülasası geri alınarak iptal olunur.
    IV - Yeniden tanzimi:

    Madde 857 - Yeni bir gemi tasdiknamesinin verilebilmesi için eskisinin
ibrazı veya zıyaa uğradığının ispatı şarttır. Tasdikli hülasa hakkında dahi
aynı hüküm caridir.
    Geminin yabancı memlekette bulunması halinde sicil memurluğu yeni tasdik-
nameyi, eskisinin iadesi mukabilinde kaptana verilmek üzere mahalli Türk
makamlarına gönderir.
    E) İnşa halindeki gemilere mahsus sicil:
    I - Umumi olarak:

    Madde 858 - İnşa halindeki bir gemi, ancak yapı üzerinde bir gemi ipoteği-
nin tesisi veya yapının ihtiyati veya icrai haczinin bahis mevzuu olması halin-
de mahsus siciline tescil olunur.
    Yapı, inşaat yerinin tabi olduğu sicil memurluğunca tescil olunur. Yapı,
bu sicil memurluğunun dairesi dışındaki diğer bir yere götürülse dahi aynı si-
cil memurluğu salahiyetli kalır. Şu kadar ki; bu memurluk tarafından yeni in-
şaat yerindeki sicil memurluğuna yapının kaydedilmiş olduğu bildirilir.
    Mahsus sicil hakkında 839 ve 842 nci maddeler hükmü tatbik olunur. Şu kadar
ki; sicilin sayfalarını ve müstenidatını tetkik ve örneklerini talebeden kimse-
nin ispat etmesi lazımdır.
    II - Yapının tescili:
    1. Tescil dilekçesi:
    a) Kimin verebileceği:

    Madde 859 - Yapı, geminin inşa olunduğu tersane sahibinin vereceği dilekçe
üzerine mahsus siciline kaydolunur. Tersane sahibi yapının maliki değilse kayıt
dilekçesini malik de verebilir.
    İhtiyati veya icrai haciz kararı almış olan alacaklı dahi icra memurunun
tezkeresi üzerine yapının mahsus sicile tescilini istiyebilir.
    b) Muhtevası:

    Madde 860 - Tescil talebiyle birlikte aşağıdaki hususlar bildirilir:
    1. İnşa halinde bulunan geminin nevi ile adı veya numarası yahut ayırdedi-
lebilmesine yarıyan her hangi bir işareti;
    2. İnşaat yeri ve geminin inşa olunduğu tersane;
    3. Maliki.
    Geminin maliki olarak tersane sahibinden başka bir kimse gösterildiği tak-
dirde, tersane sahibi tarafından resmi şekilde tanzim ettirilen ve malik olarak
gösterilen kimsenin mülkiyeti ne suretle iktisabettiğini bildiren bir beyanna-
menin de tevdii lazımdır.
    941 inci maddenin 2 nci fıkrasındaki şartların mevcut olduğu, salahiyetli
gemi mesaha makamının vereceği bir belge ile ispat olunur.
    2. Tescil:
    a) Tescil edilecek hususlar:

    Madde 861 - Bir yapının kaydında, 860 ıncı maddenin 1 inci fıkrasında yazı-
lı hususlarla aynı maddenin 2 ve 3 üncü fıkralarında yazılı vesikaların mahiye-
ti ve yapının kaydolunduğu gün sicile geçirilir. Kayıt, salahiyetli memur tara-
fından imzalanır.
    b) Değişiklikler:

    Madde 862 - Geminin inşa olunduğu tersanenin sahibi ve yapının maliki,
tescil olunan hususlarda vukua gelecek değişiklikleri ve geminin inşasının
tamamlandığını, tescil edilmek üzere, bir kayıt dilekçesiyle sicil memurluğuna
gecikmeksizin bildirmeye mecburdurlar. Bildirilen hususların tevsikı lazımdır.
850 nci madde hükmü burada da caridir.
    Geminin inşaasının tamamlandığı bildirildikten veya 846 ncı maddenin 3 üncü
fıkrasındaki vesika verildikten sonra artık inşa halindeki gemilere mahsus si-
cile bir gemi ipoteği tescil olunamaz.
    III - Terkin:

    Madde 863 - Yapının sicildeki kaydı:
    1. Tersane sahibi tarafından, geminin yabancı memlekete teslim edildiğinin
bildirilmesi;
    2. Yapının maliki ile geminin inşa olunduğu tersane sahibinin, kaydın ter-
kinini talep etmeleri;
    3. Yapının harap olması;
hallerinde terkin olunur.
    Yapı üzerinde bir ipotek bulunduğu takdirde, 1 ve 2 nci bentlerde yazılı
hallerde ipotekli alacaklının ve sicile kayıtlı bulunan diğer hak sahiplerinin
terkine muvafakatleri de lazımdır.
    F) İtirazlar:

    Madde 864 - Sicil memurunun kararları hakkında 36 ncı madde hükmü tatbik
olunur.
    G) Nizamname:

    Madde 865 - Gemi sicilinin kuruluşu ve nasıl tutulacağı, memurların haiz
olmaları lazımgelen vasıflar, hukuki münasebetlerin nasıl tevsik ve tescil
olunacakları, kayıtların tashih, tadil ve terkini hakkında tamamlayıcı hükümler
nizamname ile tesbit olunur.
                             DÖRDÜNCÜ KISIM
                        MÜlkiyet ve Diğer Ayni Haklar
                             BİRİNCİ AYIRIM
                             Umumi Hükümler
    A) Tatbik olunacak hükümler:
    I - Kayıtlı bulunan gemiler hakkında:

    Madde 866 - Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu kısım hükümleri yalnız bir
Türk gemi siciline kayıtlı bulunan gemiler hakkında tatbik olunur.
    Bir Türk gemi siciline kayıtlı bulunan gemi üzerindeki mülkiyetin iktisap
ve ziyaı Türk kanunlarına tabidir.
    II - Kayıtlı bulunmıyan gemiler hakkında:

    Madde 867 - Bir Türk gemi siciline kayıtlı bulunmıyan gemiler üzerindeki
mülkiyet ve sair ayni haklar hususunda, Medeni Kanunun menkullere mütaallik
hükümleri tatbik olunur. Şu kadar ki; böyle bir geminin veya gemi payının tem-
likinde akıdlar mülkiyetin sadece akitle intikal edeceğini kararlaştırmışlarsa
zilyedliğin devrine hacet kalmaksızın mülkiyet temellük edene geçer. Bu şekil-
deki temliklerde hüsnüniyetle iktisabın muteber olması temellük edenin zilyed-
liği devraldığı sırada dahi hüsnüniyet sahibi olmasına bağlıdır.
    Gemi veya payının temliki halinde taraflardan her biri, masrafını çekmek
şartiyle, kendisine temlike dair resmi veya imzası noterce tasdikli bir senet
verilmesini istiyebilir.
    869 ve 870 inci madde hükümleri, müseccel olmıyan gemiler hakkında da tat-
bik olunur.
    B) Mülkiyet:
    I - İktisabı:
    1. Temlik:
    a)  Umumi olarak:

    Madde 868 - Gemi siciline kayıtlı bulunan bir geminin temliki için malik
ile iktisap edenin, mülkiyetin iktisap edene intikal edeceğine dair anlaşmaları
lazım ve kafidir. Taraflardan her biri, masrafını çekmek şartiyle kendisine
temlike dair resmi veya imzası noterce tasdikli bir senet verilmesini istiyebi-
lir.
    Gemi payının temliki hakkında 965 inci madde hükmü tatbik olunur.
    b) Geminin teferruatı:

    Madde 869 - Taraflarca aksi kararlaştırılmış olmadıkça, iktisap eden, gemi-
nin mülkiyeti ile birlikte, iktisap anında mevcut ve temlik edene ait olan te-
ferruatın mülkiyetini de iktisap eder.
    Temlik neticesinde, temlik edene ait olmıyan veya üçüncü şahıslara ait hak-
larla takyit edilmiş bulunan teferruat da iktisap edenin zilyedliğine geçerse,
Medeni Kanunun 687, 901, 902 ve 904 üncü maddeleri tatbik olunur. İktisap ede-
nin hüsnüniyeti hususunda zilyedliği elde ettiği an esas ittihaz edilir.
    Filikalar da geminin teferruatındandır. Tereddüt halinde, gemi demirbaş
defterinde yazılı şeyler teferuattan sayılır.
    c) Nefi ve hasar:

    Madde 870 - Nefi ve hasar hakkında Borçlar Kanununun 183 üncü maddesi hük-
mü tatbik olunur. Şu kadar ki; gemi veya gemi payı, gemi yolculukta bulunduğu
sırada temlik edilirse temlik edenle iktisapeden arasındaki münasebetlerde bu
yolculuğun kar veya zararı, aksine anlaşma olmadıkça iktisap edenindir.
    Geminin iktisap eden tarafından teslim alınması için muayyen bir gün ka-
rarlaştırılmışsa, mukavelede aksine hüküm olmadıkça, nefi ve hasar ancak işbu
günden itibaren iktisap edene intikal eder.
    d)  Temlik edenin şahsi borçları:

    Madde 871 - Bir geminin veya gemi payının temliki, temlik edenin üçüncü
şahıslara olan şahsi borçlarına halel getirmez.
    2. İktisabi müruruzaman:
    a) Adi:

    Madde 872 - Mülkiyetini iktisap etmiş olmadığı halde gemi siciline bir
geminin maliki olarak tescil edilmiş bulunan  kimse, tescil beş yıl devam et-
mek ve kendisi de bu müddet zarfında gemiyi fasılasız ve nizasız asli zilyed
sıfatiyle yedinde bulundurmak şartiyle mülkiyetini iktisap eder. Bu müddetin
hesabı, kesilmesi ve durması Borçlar Kanununun alacak müruruzamanı hakkındaki
hükümlerine tabidir. Kaydın doğru olmadığı yolunda gemi sicilinde bir itiraz
kayıtlı oldukça müruruzaman durur.
    b) Fevkalade:

    Madde 873 - Sicile kayıtlı olmıyan bir gemiyi on yıl müddet ile fasılasız
ve nizasız asli zilyed sıfatiyle yedinde bulunduran kimse o geminin kendi malı
olmak üzere tescilini istiyebilir.
    Sicilden maliki kim olduğu anlaşılmıyan veya on yıl önce ölmüş yahut gaip-
liğine karar verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan bir gemiyi, birinci fık-
rada yazılı şartlar altında yedinde bulunduran kimse dahi o geminin maliki
olarak tescil edilmesini talep edebilir. Zilyedlik müddetinin hesabı kesilmesi
ve durması Borçlar Kanununun alacak müruruzamanı hakkındaki hükümlerine tabidir.
    Tescil ancak mahkeme kararı ile olur. Mahkeme bir müddet tayin ederek ilgi-
lileri itirazlarını bildirmeye ilan yolu ile davet eder.Bu müddet içinde itiraz
edilmez veya itiraz reddolunursa tescile karar verilir.
    Tescile karar verilmeden önce üçüncü bir şahıs malik sıfatıyle tescil edi-
lir veya üçüncü şahsın mülkiyeti dolayısiyle gemi sicilinin doğru olmadığı
yolunda bir itiraz şerhi verilmiş olursa, tescil kararı üçüncü şahıs hakkında
hüküm ifade etmez.
    II - Terk:

    Madde 874 - Malik, feragat ettiğini sicil dairesine bildirmek ve feragat
keyfiyeti gemi siciline tescil edilmek suretiyle geminin mülkiyeti terk edile-
bilir.
    Sahipsiz bir gemiyi ihraz hakkı munhasıran devletindir. Devlet, kendisini
gemi siciline malik sıfatiyle tescil ettirmek suretiyle mülkiyeti iktisap eder.
    C) Diğer ayni haklar:
    I - Gemi ipoteği:
    1. Akdi ipotek:
    a) Tarif:

    Madde 875 - Bir alacağı temin için gemi üzerinde ipotek tesis olunabilir.
Gemi ipoteği,alacaklıya geminin bedelinden alacağını alma salahiyetini verir.
İleride vücut bulacak yahut şarta bağlı olan bir alacak için dahi ipotek tesis
edilebilir.
    b) Tesis:

    Madde 876 - Gemi ipoteğinin tesisi için geminin maliki ile alacaklının bu
hususta anlaşmaları ve ipoteğin gemi siciline tescil edilmesi lazımdır. Şu ka-
dar ki; yabancı bir memlekette iktisap edilip henüz Türk gemi siciline tescil
edilmemiş olan gemilerde bayrak şahadetnamesine şerh, tescil hükmündedir; gemi-
nin tescilinde bu gibi ipotekler re`sen sicile geçirilir.
    İpotek tesisine ait anlaşmaların yazılı şekilde ve imzaları noterce tasdik-
li olması şarttır.
    2. Kanuni ipotek:

    Madde 877 - Bir tersane sahibi bir geminin inşa veya tamirinden doğan
alacaklar için, o yapı veya gemi üzerinde kanuni bir ipoteğin tescilini talep
edebilir. Bu haktan önceden feragat muteber değildir.
    Bu kanuni ipoteğin tesisi hakkında Medeni Kanunun 809,810 ve 811 inci mad-
deleri tatbik olunur.
    II - İntifa hakkı:

    Madde 878 - Gemi üzerinde intifa hakkı tesisi, ancak bu geminin dahil bu-
lunduğu mamelek veya terekenin tamamı veya şayi bir cüz`ü üzerinde esasen bir
intifa hakkı tesisiyle mükellef bulunulması halinde ve bu mükellefiyeti İfa
zımnında kabildir.
    Akdi intifa hakkının tesisi hususunda 876 ncı madde hükmü tatbik olunur.
    D) Şerhler:
    I - Halleri:

    Madde 879 - Bir gemi veya gemi ipoteği üzerinde bir hak tesisini veya kal-
dırılmasını yahut böyle bir hakkın muhteva veya derecesinin tadilini istiyebil-
mek hakkını temin için gemi siciline şerh verilebilir. Müstakbel veya şarta
bağlı bir mutalebenin temini için de gemi siciline şerh verilmesi caizdir.
    Şerhten sonra gemi veya ipotek üzerinde yapılacak tasarruflar, şerh ile
teminat altına alınan hakkı haleldar ettiği nispette muteber değildir.
    Tasarrufun, cebri icra veya ihtiyati haciz suretiyle yahut iflas idaresi
tarafından yapılması hallerinde de hüküm böyledir.
    Şerh ile temin edilen hakkın derecesini tayinde şerh tarihi esas tutulur.
    Hak, şerh verilmek suretiyle temin edildiği nispette mükellefin mirasçısı,
mesuliyetinin mahdut olduğunu ileri süremez.
    II - Verilmesi:

    Madde 880 - Şerh, bir ihtiyati tedbir kararına yahut şerh neticesinde gemi-
si veya hakkı takyit olunan kimsenin muvafakatine müsteniden verilir. İhtiyati
tedbir kararının verilmesinde hakkın tehlikede olduğunun kuvvetle muhtemel
gösterilmesi aranmaz.
    III - Terkini:

    Madde 881 - Şerh neticesinde gemisi veya hakkı takyit olunan kimse, şerh
ile temin olunan mutalebe hakkının dermeyanını daimi olarak imkansız kılan bir
def`e sahip bulunduğu takdirde alacaklıdan şerhin terkinini istiyebilir.
    IV - Hükümden düşmesi:

    Madde 882 - Sicile şerh verilmek suretiyle mutalebe hakkı temin edilmiş
olan alacaklı belli olmaz ve bir gemi ipoteği alacaklısının hakkının iptali
için 930 uncu madde ile muayyen şartlar mevcut olursa, alacaklı, ilan yoliyle
davet olunarak hakkının iptaline karar verilebilir. İptale karar verilmekle
şerh de hükümden düşer.
    V - Hükümleri:

    Madde 883 - Mülkiyetin, bir gemi ipoteğinın veya ipotek üzerindeki bir hak-
kın yahut bir intifa hakkının iktisabı, lehine şerh verilmiş olan kimseye karşı
hükümsüz olduğu takdirde şerh sahibi, şerhle temin olunan mutalebe hakkının
ta-
hakkuku için lüzumlu olan tescil veya terkine muvafakat etmesini iktisap eden-
den istiyebilir.
    Mutalebe hakkının, temliki men eden bir emirle temin edilmiş olması halinde
de hüküm böyledir.
    E) Çeşitli hükümler:
    I - Karineler:

    Madde 884 - Gemi sicilinde malik olarak kayıtlı bulunan kimse, geminin ma-
liki sayılır.
    Gemi sicilinde lehine bir gemi ipoteği veya ipotek üzerinde bir hak yahut
bir intifa hakkı tescil edilmiş olan kimse o hakkın sahibi sayılır.
    Müseccel bir hak (Fıkra 1, 2) terkin olunursa o hakkın artık mevcut olmadı-
ğı kabul edilir.
    Medeni Kanunun 905 inci maddesinin ikinci cümlesi hükmü mahfuzdur.
    II - Kayıtların hükümleri:

    Madde 885 - Hukuki bir muamele ile bir geminin mülkiyetini, intifa hakkını,
gemi ipoteğini veya ipotek üzerindeki bir hakkı iktisap eden kimse lehine, gemi
sicilinin muhtevası, bu haklara taallük ettiği nispette doğru sayılır; meğer
ki, sicile bir itiraz kaydedilmiş veya iktisap eden suiniyet sahibi bulunmuş
olsun. Hak sahibinin müseccel bir hak üzerindeki tasarruf salahiyeti muayyen
bir kimse lehine tahdit edilmiş ise bu tahdit keyfiyeti iktisap eden hakkında
ancak gemi sicilinde yazılı olması veya kendisinin suiniyet sahibi bulunması
halinde hüküm ifade eder.
    Hakkın iktisabı için tescil şart olan hallerde tescili talep tarihi hüsnü-
niyete esas tutulur.
    Gemi sicilinde lehine bir hak tescil edilmiş olan kimseye bu hakkı sebebiy-
le bir edada bulunulması veya bu kimsenin üçüncü bir şahıs ile müseccel hak
üzerinde bir tasarruf muamelesinde bulunması hallerinde de yukarki fıkra hükmü
tatbik olunur.
    III - Tadil:

    Madde 886 - Gemi sicilinin muhtevası; mülkiyet, gemi ipoteği, ipotek üze-
rindeki bir hak, intifa hakkı yahut 885 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci
cümlesinde yazılı neviden bir tasarruf tahdidi bakımından gerçek hukuki duruma
uymadığı takdirde, hakkı tescil edilmemiş veya yanlış tescil edilmiş yahut
mevcut olmıyan bir hak veya tahdidin tescili neticesinde hakkı halele uğramış
bulunan kimse, tadil neticesinde hakkı halele uğrıyacak olan kimseden kaydın
tadiline muvafakat etmesini istiyebilir.
    Gemi sicili, ancak birinci fıkra gereğince mükellef olan kimsenin hakkı
tescil edildikten sonra tadil olunabilecekse, bu kimse, talep üzerine hakkını
tescil ettirmeye mecburdur.
    Yukarıki fıkralarda yazılı bulunan tadili isteme hakları müruruzamana tabi
değildir.
    IV - İtirazın tescili:

    Madde 887 - 886 ncı maddede yazılı hallerde gemi sicilinin doğru olmadığı
hakkında bir itiraz tescil olunabilir.
    İtiraz, bir ihtiyati tedbir kararına yahut sicilin tadili neticesinde hakkı
halele uğrıyacak olan kimsenin muvafakatine müsteniden tescil olunur.İhtiyatı
tedbir
kararının verilmesinde hakkın tehlikede olduğunun kuvvetle muhtemel gösteril-
mesi aranmaz.
    V - Müruruzaman:

    Madde 888 - Tescil edilmiş haklardan doğan mutalebeler müruruzamana tabi
değildir. Muayyen zamanda ifası lazımgelip de birikmiş olan edalarla tazminata
ait mutalebeler bundan müstesnadır.
    Tescil edilmiş bir itiraza mevzu teşkil eden haklar da müseccel haklar hük-
mündedir.
    Bir gemi ipoteğinin tescili, alacak hakkında müruruzamanın cereyanına mani
olur.
    VI - Kayıt masrafları:

    Madde 889 - Aksi mukavele ile kararlaştırılmadıkça gemi veya payı üzerinde-
ki mülkiyetin nakline veya diğer bir ayni hakkın tesisine yahut devrine mütaal-
lik kayıt masrafları, tescil için lüzumlu senet ve vesika masrafları dahil ol-
mak üzere, mülkiyeti veya diğer ayni hakkı iktisap edene aittir.
    Kendisi ile mükellef arasındaki hukuki münasebetten aksi anlaşılmadıkça
bir kaydın tadili talebinde bulunan kimse, tadil ile bunun için lüzumlu beyan-
ların masraflarını çeker.
    VII - Geminin kiralanması:

    Madde 890 - Sicile kayıtlı gemilerin kiralanmasında Borçlar Kanununun gay-
rimenkul kiralarına mütaallik hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.
    VIII - Gayrimenkule mütaallik hükümlerden gemilere teşmil edilenler:

    Madde 891 - Medeni Kanunun 379 uncu maddesinin 2 numaralı bendi, 388,
470 ve 575 inci maddelerinin tatbikinde " Gayrimenkul mallar" tabiri içine,
gerek inşa halinde, gerek tamamlanmış olan bütün gemiler; keza "Tapu sicili"
tabiri içine "Gemi sicilleri" dahil olduğu gibi Borçlar Kanununun 499 uncu
maddesinin ikinci fıkrasındaki "Gayrimenkul rehni" tabirine de "Gemi ipoteği"
mefhumu girer.
    IB - Yola hazır geminin icradaki durumu:

    Madde 892 - Yola çıkmıya hazır bir gemi cebri icra yolu ile satılamıyacağı
gibi ihtiyaten haciz de edilemez. Şu kadar ki; cebri satış veya haczi icabetti-
ren borç zaten bu yolculuk dolayısiyle yapılmışsa, bu hükümler tatbik olunmaz.
    Bu madde hükmü 867 nci maddede yazılı gemiler hakkında da tatbik olunur.
                             İKİNCİ AYIRIM
                   Gemi İpoteğinin Tescili ve Muhtevası
    A) İpoteğin tesisi:
    I - Sicile geçirilecek hususlar:

    Madde 893 - Gemi ipoteğinin tescilinde alacaklının adı ve soyadı, alacağın
miktarı, mevzuu para olmıyan alacaklarda bunun Türk parasiyle karşılığı, alacak
faizli ise faiz nispeti, tali edalar kabul edilmiş ise bunların da tutarı sici-
le kaydolunur. Hakkın ve alacağın muhtevasına ait diğer cihetler için tescil
talepnamesine atıf yapılabilir.
    Alacak miktarı gayrimuayyen veya mütehavvil ise hakiki miktarı zamanında
tesbit olunmak üzere ipoteğin temin edeceği alacak miktarının  azami haddi ta-
yin ve gemi siciline tescil edilir. Alacak faizli ise, faizler de azami hadde
dahil sayılır.
    Nama veya hamile yazılı tahvillerin bir gemi ipoteği ile temini halinde
ipotek istikrazın tamamı için tesis edilecekse alacaklı yerine, borçlu ile ala-
caklıların cümlesini birden temsil edecek bir temsilci; ihracı deruhte eden
işletme için tesis edilecekse gemi ipoteği üzerinde tahvil sahipleri lehine bir
rehin hakkı da tescil olunur.
    II - Derece:
    1. Tescil esası:

    Madde 894 - Gemi üzerindeki ipoteklerin dereceleri Medeni Kanunun gayrimen-
kul rehini hakkındaki hükümlerine göre tayin olunur.
    2. Derecenin değiştirilmesi:
    a) Şartları:

    Madde 895 - İpotek derecelerinin sonradan değiştirilmesi için, dereceleri
değişen ipotek sahipleriyle malikin imzası noterce tasdikli mukavele ile anlaş-
maları ve keyfiyetin tescili şarttır. Değişme neticesinde derecesi düşen ipotek
üzerinde hak sahibi kimseler varsa bunların da muvafakatı lazımdır.
    İpotekli alacağın taksimi halinde, kısmi ipoteklerin kendi aralarında sıra-
larını değiştirmek için malikin muvafakati aranmaz.
    b) Hükmü:

    Madde 896 - Derece değiştirilmesi, dereceleri değiştirilen ipotekler ara-
sında bulunan ipoteklere halel getirmez.
    III - Birlikte gemi ipoteği:

    Madde 897 - Bir alacak için birden çok gemi veya gemi payı ipotek edilmiş
olursa bunlardan her biri borcun tamamından mesuldür.
    Alacaklı, her gemi veya pay ancak muayyen bir kısımdan mesul olmak üzere
alacağını gemi veya paylar arasında taksim edebilir. Taksim, sicil memurluğuna
yapılacak beyan ve tescil ile olur. Birlikte ipotek üzerinde hak sahibi kimse-
ler varsa onların da muvafakati lazımdır.
    B) Temin edilen alacak:
    I - Umumi olarak:

    Madde 898 - İpotekli geminin karşılıyacağı alacaklar hakkında Medeni Kanu-
nun 790 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasiyle 791 inci maddesi hükmü caridir.
    Temerrüt şartları yalnız gemi malikine karşı mevcut olduğu takdirde dahi
ipotek temerrüt faizlerini karşılar.
    II - Şartların  değiştirilmesi:

    Madde 899 - Alacak faizsiz veya faiz miktarı yüzde beşten aşağı olursa ipo-
tek, dereceleri müsavi olan veya sonradan gelen hak sahiplerinin muvafakatine
lüzum kalmaksızın yüzde beşi aşmıyan bir faizi de temin edecek şekilde tevsi
olunabilir.
    Ödeme zamanı ve yeri hakkında yapılacak değişiklikler için kezalik bu hak
sahiplerinin muvafakatine lüzum yoktur.
    C) İpoteğin şümulü:
    I - Teferruat, mütemmim cüzü, navlun ve kiralar:

    Madde 900 - İpoteğin şümulü hakkında Medeni Kanunun 777 ve 778 inci madde-
leri tatbik olunur. Şu kadar ki; navlunlar dahi 778 inci madde şümulüne dahil-
dir.
    Teferruattan olan şeyler, normal bir işletmenin icabatından olarak bu durum-
dan çıkarılır veya alacaklı lehine el konmazdan önce temlik edilerek gemiden
uzaklaştırılırsa, ipotek artık bunlara şamil olmaz. 869 uncu maddenin 2 nci fık-
rası hükmü burada da tatbik olunur.
    Yukarıki fıkra hükmü mütemmim cüzüler hakkında da caridir. Şu kadar ki, te-
ferruat vasfının kaldırılması yerine, muvakkat olmamak kaydiyle, gemiden ayırma
ve uzaklaştırma kaim olur.
    II - Sigorta tazminatı:
    1.   Esas:

    Madde 901 - Geminin, malik veya onun hesabına bir başkası tarafından sigorta
ettirilmiş olması halinde, gemi ipoteği sigorta tazminatında da şamil olur.
    Aşağıdaki hükümler mahfuz kalmak üzere Medeni Kanunun rehnedilen alacaklara
ait 868 inci maddesinin ikinci cümlesiyle 872, 873 ve 875 inci maddeleri hüküm-
leri tatbik olunur; sigortacı, gemi siciline kayıtlı ipoteği bilmediğini ileri
süremez. Bununla beraber, sigortacı veya sigorta ettiren kimse zararın vukuunu
alacaklıya ihbar etmiş olur ve ihbardan itibaren iki haftalık bir müddet geçmiş
bulunursa, sigortacı, tazminatı sigorta ettiren kimseye ödemekle alacaklıya kar-
şı da mesuliyetten kurtulur. İhbar fevkalade müşkül ise bundan sarfınazar oluna-
bilir; bu takdirde müddet, tazminatın muaccel olduğu tarihten cereyana başlar.
Müddet bitinceye kadar alacaklı sigortacıya karşı tediyeye itiraz edebilir.
    2. Sigortacının yapacağı ödemeler:

    Madde 902 - Sigortacı, geminin evvelki haline iadesi veya alacakları ipotek-
le temin edilmiş alacağa takaddüm eden gemi alacaklılarına verilmesi maksadiyle
malike tazminat bedeline mahsuben tediyede bulunmuş ve bu maksatlara erişilmesi
teminat altına alınmış ise, ödeme, ipotekli alacaklıya karşı da muteberdir.
    Gemi evvelki haline iade edildiği yahut teferruattan olan yeni parçalar yer-
lerine konulduğu takdirde, sigortacının ipotek alacaklısına karşı olan mesuliye-
ti kalkar. Malikin, sigortanın şümulüne giren ve ipoteğe takaddüm eden bir gemi
alacaklısı hakkına esas teşkil eden borçlarının ödenmesi halinde de hüküm aynı-
dır.
    3. Sigortacıya bildirilen gemi ipoteği:
    a) İhbar külfeti:

    Madde 903 - İpotekli alacaklı ipoteği sigortacıya bildirmiş ise sigorta pri-
minin vaktinde ödenmemesi ve bu yüzden sigorta ettirene bir ödeme mühleti tayin
edilmesi halinde; sigortacının bunu alacaklıya gecikmeksizin haber vermesi la-
zımdır. Sigorta priminin ödenmemesi yüzünden mühletin sonunda sigorta münasebe-
tinin feshedilmesi halinde de aynı hüküm caridir.
    Sigorta münasebetlerinin vaktinden önce sona ermesini intaceden feshi ihbar,
cayma veya diğer her hangi bir vakıa, gemi ipoteğini sigortacıya bildirmiş olan
alacaklı hakkında ancak sigortacının alacaklıya sigorta münasebetinin sona erdi-
ğini ve henüz son bulmamış ise son bulacağı tarihi haber verdiği veya alacaklı-
nın bunu diğer her hangi bir şekilde öğrendiği tarihten itibaren iki hafta geç-
mekle hüküm ifade eder. Sigorta münasebetinin, sigorta priminin vaktinde ödenme-
mesi yüzünden feshedilmesi yahut sigortacının iflası üzerine son bulması halin-
de, bu hüküm cari değildir.
    Sigortacı, sigorta ettiren kimse ile, sigortacının mesul olduğu sigorta be-
delini azaltan veya tehlikenin şümulünü darlatan bir anlaşma yaptığı takdirde,
ikinci fıkranın birinci cümlesi tatbik olunur.
*
    Sigorta mukavelesi, sigorta ettirenin aşkın veya çifte sigorta sayesinde
muamelekinde haksız olarak bir fazlalık elde etmek kasdiyle akdedilmiş olması
yüzünden batıl olursa sigortacı, gemi ipoteğini bildirmiş olan bir alacaklıya
karşı butlan iddiasında bulunamaz. Bununla beraber sigortacının alacaklıya but-
lan haber vermesinden yahut alacaklının bunu her hangi bir şekilde öğrenmesinden
itibaren iki hafta geçmekle sigorta münasebeti alacaklıya karşı da sona ermiş
olur.
    b) Birden çok sigortacının mevcut olması halinde:

    Madde 904 - Gemi, birden çok sigortacı nezdinde müştereken sigorta edilmiş
olursa, 903 üncü madde gereğince ipoteğin, malik tarafından alacaklıya jeran
olarak gösterilmiş olan sigortacıya bildirilmesi kafidir. Jeran sigortacı keyfi-
yeti diğer sigortacılara bildirmekle mükelleftir.
    c) Alacaklının ikametgahının değiştirilmesi:

    Madde 905 - İpotekli alacaklı ikametgahını değiştirip de bunu sigortacıya
bildirmezse 903 üncü madde gereğince yapılacak ihbarın, alacaklının son adresi-
ne taahhütlü bir mektupla bildirilmesi kafidir. İhbar; alacaklının ikametgahını
değiştirmemiş ve muntazam işliyen nakil vasıtasiyle yapılmış olması halinde han-
gi tarihte eline geçecek idi ise o tarihten itibaren hüküm ifade eder.
    4. Sigortacının borcundan kurtulması:

    Madde 906 - Sigortacı, sigorta ettiren kimsenin veya sigortalının fiili yü-
zünden borcundan kurtulsa bile, alacaklıya karşı olan borcu bakidir. Sigortacı-
nın, rizikonun tahakkukundan sonra mukaveleden cayması halinde dahi aynı hüküm
caridir.
    Sigortacı:
    1. Sigorta primi müddeti içinde ödenmediği;
    2. Gemi denize elverişsiz bir halde yahut usulü veçhile donatılmaksızın ve-
ya gemi adamları tamamlanmaksızın yola çıktığı;
    3. Gemi bildirilen veya mütat olan rotadan ayrıldığı;
için borcundan kurtulursa, birinci fıkranın birinci cümlesi tatbik olunmaz.
    5. Kanuni halefiyet:

    Madde 907 - Sigortacı, 903 ncü maddenin 2-4 üncü fıkralariyle 906 ncı mad-
de gereğince alacağı ödediği nispette ipotekli alacaklının haklarına kanunen ha-
lef olur. Şu kadar ki; halefiyet alacaklının zararına olarak ileri sürülemiyece-
ği gibi sigortacının kendilerine karşı mesuliyeti devam eden ve derecesi aynı
olan veya sonra gelen ipotekli alacaklıların zararına olarak da dermeyan edile-
mez.
    6. Sigortacının primleri kabul etmek mecburiyeti:

    Madde 908 - Sigortacı, muacceliyet kesbeden sigorta primlerini ve sigorta
mukavelesi gereğince yapılması lazımgelen diğer ödemeleri, kanunen reddedebile-
ceği hallerde bile, sigortalıdan ve ipotekli alacaklıdan kabul etmeye mecbur-
dur.
    İpotekli gemi, sigorta primlerinin yahut sigorta mukavelesi gereğince si-
gortacıya yapılması lazımgelen başka ödemelerin ifası için alacaklı tarafından
sarf edilen paralarla bunların faizlerini de temin eder.
    D) Gemi değerinin düşmesine karşı tedbirler:
    I - Gemi maliki aleyhinde:

    Madde 909 - Gemi veya tesisatının kötüleşmesi neticesi olarak ipoteğin sağ-
ladığı teminat tehlikeye düşerse, alacaklı tehlikeyi bertaraf etmek üzere malike
münasip bir mehil tayin edebilir. Bu mehil içinde tehlike bertaraf edilmezse,
alacaklı derhal ipoteği paraya çevirmek hakkını elde eder. Alacak faizsiz olup
henüz
                                                                           *
muacceliyet de kesbetmemişse, tahsil ve muacceliyet tarihleri arasındaki zamana
ait kanuni faiz indirilir.
    Malikin gemiye işletme tarzı neticesi olarak ipoteğin sağladığı teminatı
tehlikeye koyacak surette gemi veya tesisatının kötüleşmesinden veya ipotekli
alacaklının haklarının başkaca tehlikeye girmesinden endişe olunur yahut üçüncü
şahıslar tarafından vukubulacak bu gibi müdahale veya sair tahribata karşı malik
lüzumlu tedbirleri almazsa, alacaklının talebi üzerine mahkeme tehlikenin önlen-
mesi için gerekli tedbirlerin alınmasına karar verir; mahkeme başka tedbirleri
kafi görmezse alacaklının derhal ipoteği paraya çevirebilmesine karar verir.
    İpoteğin şumulüne giren teferruatın kötüleşmesi veya normal bir işletmenin
icaplarına aykırı olarak gemiden uzaklaştırılması hali de geminin kötüleşmesi
hükmündedir.
    II - Üçüncü şahıslar hakkında:

    Madde 910 - Üçüncü şahsın fiili sebebiyle geminin, ipoteğin sağladığı temi-
natı tehlikeye düşürecek derecede kötüleşmesinden endişe olunursa bu takdirde
alacaklı, üçüncü şahıs aleyhine ancak bu fiilin men`i davasını açabilir.
    E) Malikin haiz olduğu haklar:
    I - Defi hakları:

    Madde 911 - İpotekli gemi maliki, borçlunun alacaklıya karşı haiz bulunduğu
defileri ipotekli alacaklıya karşı ileri sürebileceği gibi borçlu borcuna esas
olan hukuki muameleyi feshedebildiği müddetçe alacaklının hakkını gemiden isti-
fa edebilmesine de engel olabilir. Alacaklı, borçlusunun muaccel bir alacağı
ile takas imkanına sahip bulundukça gemi maliki aynı salahiyeti haizdir. Borçlu-
nun ölmesi halinde malik, mirasçıların borçtan ancak mahdut bir şekilde mesul
olduklarını dermeyan edemez.
    Borçlunun bir defiden feragati gemi malikinin haklarına halel getirmez.
    II - Feshi ihbar:
    1. İlgililer:

    Madde  912 - Alacağın muacceliyet kesbetmesi ihbara bağlı ise ihbar, ancak
alacaklı tarafından malike yahut malik tarafından alacaklıya yapılması halinde
gemi ipoteği hakkında hüküm ifade eder. Gemi sicilinde malik olarak kayıtlı bu-
lunan kimse, alacaklı bakımından malik sayılır.
    2. Malike kayyım tayini:

    Madde 913 - Malik, alacaklıya memleket dahilinde ne bir ikametgah, ne de bir
temsilci göstermemişse, sulh mahkemesi, alacaklının talebi üzerine, bir kayyım
tayin eder. Alacaklı buna ihbarda bulunur. Malikin ikametgahının bilinmemesi
veya alacaklının, kendi kusuru olmaksızın malikin kim olduğunu bilmemesi halinde
de aynı hüküm tatbik olunur.
    III - Ödeme hakkı:
    1. Şartları:

    Madde 914 - Alacak malike karşı muacceliyet kesbeder yahut borçlu borcunu
ödemek hakkını haiz olursa, malik borcu ödiyebilir.
    Malik, parayı tevdi veya takas etmek suretiyle de alacaklının hakkını yerine
getirebilir.
    2.  Halefiyet:

    Madde 915 - Malik aynı zamanda borçlu değilse alacağı ödediği nispette ala-
caklının yerine kaim olur. Halefiyet, alacaklının zararına olarak ileri sürü-
lemez.
    Borçlunun malik ile olan hukuki münasebetlerinden doğan itiraz hakları
mahfuzdur.
    Alacak için birlikte gemi ipoteği mevcutsa 936 ncı madde hükmü tatbik olu-
nur.
    3.  Vesikaların verilmesi:

    Madde 916 - Alacaklının hakkının yerine getirilmesi karşılığında malik, gemi
sicilinin tadili veya gemi ipoteğinin terkini için lüzumlu vesikaların kendisine
verilmesini istiyebilir.
                               ÜÇÜNCÜ AYIRIM
                      Gemi İpoteğinin Paraya Çevrilmesi
    A)  Umumi olarak:

    Madde 917 - Alacaklı, gemi ve gemi ipoteğinin şümulüne giren eşya üzerin-
den alacağını ancak cebri icra yolu ile alabilir.
    897 nci maddede yazılı hallerde alacaklı alacağının tamamını veya bir kısmı-
nı gemilerin veya payların her biri üzerinden tahsil edebilir.
    B)  Karine:

    Madde 918 - Gemi ipoteğinden mütevellit hakkın takibi sırasında gemi sici-
linde malik olarak kayıtlı bulunan kimse alacaklı bakımından malik sayılır. Mül-
kiyeti tescil edilmemiş olan malikin gemi ipoteğine karşı haiz olduğu defileri
ileri sürmek hakkı mahfuzdur.
    C)  Alacaklının gemiye malik olabilmesi hakkında şart:

    Madde 919  - Alacak malike karşı muacceliyet kesbetmedikçe, malik alacak-
lıya alacağını tahsil maksadiyle gemiyi temlik etmek yahut cebri icra yolundan
başka bir şekilde elden çıkarmak hakkını bahşedemez.
    D) Alacaklıya halef olmak:

    Madde 920 - Alacaklı, geminin paraya çevrilmesi yolu ile takibe başladığı
takdirde, cebri icra neticesinde gemi veya gemi ipoteğinin şümulüne giren eşya
üzerindeki bir hakkını kaybetmek tehlikesine maruz bulunan herkes, tevdi veya
takas suretiyle dahi alacaklının alacağını ödemek hakkını haizdir. Geminin veya
900 üncü maddede yazılı eşyanın zilyedi, cebri icra neticesinde zilyedliğini
kaybetmek tehlikesine maruz kaldığı takdirde, aynı hakkı haiz olur. Üçüncü şahıs
borcu ödediği nispette alacaklının yerine kaim olur. Halefiyet, alacaklının
zararına olarak ileri sürülemez. Borçlunun üçüncü şahıs ile olan bir hukuki
münasebetinden doğan defi hakları mahfuzdur.
    916 ncı madde hükmü burada da caridir.
                               DÖRDÜNCÜ AYIRIM
                    Gemi İpoteğinin Devri, Tadili ve Düşmesi
    A)  İpoteğin devri:
    I - Umumi olarak:

    Madde 921 - İpotekle temin edilmiş olan alacağın temliki ile gemi ipoteği
de yeni alacaklıya intikal eder.
    Alacak ipotekten ve ipotek de alacaktan ayrı olarak devredilemez.
    Alacağın temliki yazılı şekilde ve gemi siciline tescil ile olur.
    893 üncü maddenin ikinci fıkrasında yazılı hallerde alacak, alacağın temliki
hakkındaki umumi hükümlere göre de devredilebilir. Bu takdirde gemi ipoteği,
alacak ile birlikte intikal etmez.
    II - Defiler:

    Madde 922 - Malikin, gemi ipoteğine mütaallik olup her hangi bir hukuki mü-
nasebete müsteniden eski alacaklıya karşı haiz olduğu bir defi, yeni alacaklıya
karşı da ileri sürülebilir. 885 inci maddenin birinci ve ikinci fıkrası, 886 ve
887 inci maddelerle 889 uncu maddenin son fıkrası hükümleri bu defi hakkında da
caridir.
    Alacak, faiz veya sair tali edalara taallük eder ve bunlarda en geç malikin
devri öğrendiği günün dahil bulunduğu ilk üç aylık devre ile bunu takip eden
ikinci üç aylık devre içinde muaccel hale gelirse alacaklı, birinci fıkrada ya-
zılı defilere karşı 885 inci maddenin bir ve ikinci fıkralarına istinadedemez.
Üç aylık devreler takvim yılı başından itibaren hesap olunur.
    III - Umumi hükümlere tabi alacaklar:

    Madde 923 - Birikmiş faizlere veya sair tali edalara yahut ihbar ve takip
masraflarına (Madde: 898) veya 908 inci maddenin 2 nci fıkrasında yazılı husus-
lara taallük eden alacakların devri ve malik ile yeni alacaklı arasındaki hukuki
münasebet, alacağın devri hakkındaki umumi hükümlere tabidir.
    Yukarda yazılı alacaklar hakkında 885 inci maddenin 1 ve 2 nci fıkraları
tatbik olunmaz.
    B) İpoteğin tadili:
    I - Muhteva bakımından:

    Madde 924 - İpotek muhtevasının değiştirilebilmesi için malik ile alacaklı
arasında yapılacak imzaları noterce tasdikli yazılı anlaşmanın gemi siciline
tescil edilmesi lazımdır. Tescil hususunda 893 üncü maddenin 1 inci fıkrası hük-
mü tatbik olunur.
    İpotek üzerinde üçüncü bir şahsın hakkı varsa, tadili için onun da muvafaka-
ti lazımdır.
    II - Alacağın tebdili:

    Madde 925 - İpotekle temin edilmiş olan alacak yerine başkası ikame olunabi-
lir. Bunun için alacaklı ile malik arasında yapılacak, imzası noterce tasdikli
yazılı anlaşmanın tescili şarttır. İpotek üzerinde hak sahibi üçüncü şahsın mu-
vafakati de lazımdır.
    Yeni alacağın sahibi, eski ipotekli alacaklı değilse, yukarıki fıkrada yazı-
lı anlaşmaya onun da iştiraki lazımdır.
    C) İpoteğin düşmesi:
    I - Sebepleri:
    1. Alacağın düşmesi:

    Madde 926 - Alacağın sona ermesiyle ipotek de düşer. Kanundaki istisnalar
mahfuzdur.
    2. Alacaklının feragati:

    Madde 927 - İpotek, alacaklının ondan feragati ve bunun üzerine sicilden
kaydın terkini ile düşer. Şu kadar ki; ipotek üzerinde hak sahibi kimseler varsa
onların da muvafakati şarttır.
*
    Malik, ipoteğin dermeyanını daimi olarak imkansız kılan bir defe sahip bu-
lunduğu takdirde alacaklıdan ipotekten feragat etmesini istiyebilir.
    Feragat beyanı imzası noterce tasdikli bir senetle olur.
    3. Alacaklı ve malik sıfatlarının birleşmesi:

    Madde 928 - Gemi ipoteğiyle mülkiyetinin aynı şahısta birleşmesi halinde
ipotek düşer.
    Borçlu gemi malikinden başka bir şahıs olduğu veya alacak üzerinde bir rehin
veya intifa hakkı mevcut bulunduğu takdirde ipotek devam eder. Şu kadar ki; gemi
maliki alacaklı sıfatiyle geminin paraya çevrilmesini istiyemez ve faiz alacak-
ları için de gemi teminat teşkil etmez.
    4. Müruruzaman:

    Madde 929 - Gemi sicilinden haksız yere terkin edilmiş olan akdi ipoteklerle
tescil edilmemiş bulunan kanuni ipotekler, alacaklının malike karşı haiz bulun-
duğu mutalebenin müruruzamana uğramasiyle düşerler.
    5. Düşme kararı:
    a) Alacaklının belli olmaması halinde:

    Madde 930 - Alacaklının kim olduğu bilinmiyorsa; ipoteğe mütaallik olmak
üzere gemi siciline yapılan son kayıttan itibaren on yıl geçtiği ve alacaklının
hakkı bu müddet içinde malik tarafından Borçlar Kanununun 133 üncü maddesi gere-
ğince müruruzamanı kesecek tarzda tanınmış olmadığı takdirde alacaklı ilan yolu
ile davet olunarak ipoteğin düşmesine karar verilebilir vadeli alacaklarda bu
müddet, vade gününün mürurundan önce cereyana başlamaz.
    Düşme kararının verilmesiyle ipotek sona erer.
    b) Paranın tevdii halinde:

    Madde 931 - Malik, alacaklının alacağını tediye veya feshi ihbar hakkını ha-
iz olur ve alacağın tutarı olan parayı, geri almak hakkından  feragat etmek su-
retiyle, alacaklı namına tevdi ederse, belli olmıyan alacaklı ilan yoliyle davet
olunarak ipoteğin düşmesine karar verilebilir. Faizler, ancak miktarı sicile ge-
çirilmiş ise tevdi olunur; düşme kararının verilmesine takaddüm eden üç yıldan
önceki zamana ait faizler tevdi edilmez.
    Borçlar Kanununun tevdi hakkındaki hükümlerine göre daha önce hakkını istifa
etmiş sayılmadıkça düşme kararının verilmesiyle borç ödenmiş addolunur.
    Alacaklı daha önce tevdi yerine müracaat etmediği takdirde tevdi edilen meb-
lağ üzerindeki hakkı düşme kararının verilmesinden itibaren on yıl geçmekle su-
kut eder. Bu halde tevdi eden kimse tevdi sırasında geri almak hakkından feragat
etmiş olsa bile tevdi ettiği meblağı geri alabilir.
    II - Terkin şerhi:

    Madde 932 - Malik bir başkasına karşı, alacağın düşmesi halinde gemi ipote-
ğini de terkin ettirmeyi taahhüt ederse terkini istemek hakkının temini için ge-
mi siciline şerh verilebilir.
    III  - Geminin maliki olmıyan borçlunun durumu:
    I.  Halefiyet:

    Madde 933 - Geminin maliki olmıyan borçlu, ipotekle temin edilmiş olan borcu
ödemesi sebebiyle maliki veya onun hukuki seleflerine rücu hakkını haiz olduğu
nispette gemi ipoteği kendisine intikal eder.
    Borçlu alacağın bir kısmını öderse, gemi ipoteğinin alacaklı uhdesinde kalan
kısmı borçluya geçenden sıra itibariyle önce gelir.
                                                                          *
    Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı şahısta birleşmesi, alacağın ödenmesi
hükmündedir.
    2. Borçtan kurtulma:

    Madde 934 - Alacaklı ipotekten vazgeçmek veya diğer bir ipoteğe rüçhan hakkı
tanınmak suretiyle borçluyu, yukarıki madde gereğince ipotekten hakkını almak
imkanından mahrum bıraktığı nispette borçlu borcundan kurtulur.
    3. Vesikaları istemek hakkı:

    Madde 935  - Borçlu, ödeme neticesinde ipoteği iktisap eder veya aynı sebep-
ten dolayı gemi sicilinin tashihinde menfaattar bulunursa alacaklıdan sicilin
tashihi için lüzumlu vesikaları kendisine vermesini istiyebilir.
    D) Birlikte gemi ipoteğinde halefiyet:
    I - Malikin halefiyeti:

    Madde 936 -  Alacaklıya ödemede bulunan gemi maliki diğer ipotekli gemiler-
den birinin malikine veya onu hukuki seleflerine  rücu hakkını haiz bulunduğu
nispette o malikin gemisi üzerindeki ipoteğe sahip olur. 928 inci maddenin 2 nci
fıkrası gereğince devam eden ipotekle işbu ipotek birlikte ipotek teşkil eder.
    Kısmen ödeme halinde alacaklı üzerinde kalan ipotek yukarıki fıkra ile 928
inci maddenin 2 nci fıkrası gereğince malike intikal eden ipoteklerden sıra iti-
bariyle önce gelir.
    Alacağın malike devri veya alacaklı ve borçlu sıfatlarının malikin şahsında
birleşmesi, alacağın malik tarafından ödenmesi hükmündedir.
    Alacaklının hakkını cebri icra yoliyle ipotekli gemilerden birinden alması
halinde birinci fıkranın birinci cümlesi hükmü tatbik olunur.
    II - Borçlunun halefiyeti:

    Madde 937 - Birlikte gemi ipoteğinde borçlu 933 üncü maddedeki halde ipotek-
li gemilerden yalnız birinin malikine veya onun hukuki seleflerine rücu hakkını
haiz olursa ancak bu gemi üzerindeki ipotek kendisine intikal eder; diğer gemi-
ler üzerindekiler düşer.
    E)  Hususi haller:
    I - Kıymetli evraka ait ipotekler:

    Madde 938 - Hamiline yazılı bir senetten mütevellit alacak hakkında gemi
ipoteği tesisi için, malikin sicil memurluğuna beyanda bulunması ve sicile tes-
cil kafidir.
    Bir poliçeden veya hamiline yazılı bir senetten yahut ciro suretiyle devri
kabil diğer bir senetten mütevellit alacak için geri ipoteği tesis edilmişse,
alacağın devri mezkür alacakların devri hakkındaki hükümlere tabidir.
    Yukarıki fıkrada yazılı gemi ipoteklerinde alacaklı namına bir mümessil ta-
yin olunabilir; bu mümessil, alacağı sonradan iktisap edenlerin leh ve aleyhine
gemi ipoteği üzerinde muayyen tasarruflarda bulunabileceği gibi ipoteğin paraya
çevrilmesi için yapılacak takibatta da alacaklıyı temsil eder.
    II - Yabancı para üzerine ipotekler:

    Madde 939 - (20.4.2004 t, 5136 sk. ile Değişik)
    Yabancı para üzerinden gemi ipoteği tesis olunabilir. Ancak, aynı derecede
 birden fazla para türü kullanılarak gemi ipoteği tesis edilemez. Yabancı veya
 Türk parası karşılıklarının hesabında, hesap günündeki Türkiye Cumhuriyet Merkez
 Bankasının döviz alış kuru esas alınır.

     III - Sabit kıymetli ipotekler:

     Madde 940 - Türk parasiyle ödenecek borçlarda ipotekli geminin karşılıyaca-
ğı alacak ve tali borçların miktarı, altın veya yabancı para ölçüsü ile tayin
olunabilir.
                                  BEŞİNCİ AYIRIM
                       İnşa Halindeki Gemiler Üzerinde İpotek
    A) Tesisi:
    I - Şartlar:

    Madde 941 - Gemi ipoteği, tersanede inşa edilmekte olan gemi (Yapı) üzerinde
de tesis olunabilir.
    Omurgası vazolunarak gemi kızaktan indirilinceye kadar görülebilecek bir
yerin ad veya numara konmak suretiyle yapının açık ve daimi bir şekilde tefrik
ve temyizi mümkün kılındığı andan itibaren ipotek tesisi caizdir.
    On sekiz gros tonilaton ufak yapılar üzerinde ipotek tesis olunamaz.
    II - Tatbik olunacak hükümler:

    Madde 942 - Yapı üzerine ipotek tesisi, inşa halindeki gemilere mahsus olan
sicile kayıt suretiyle olur.
    Bu ayırımın hususi hükümleri mahfuz kalmak şartiyle, yapı üzerindeki ipotek
hakkında 875 inci madde ile 879 ila 940 ıncı maddeler hükümleri; ipotek, mahsus
sicile tescil olunduktan sonra 869, 872, 873, 874 ve 876 ncı maddeler hükümleri
de tatbik olunur.
    B) Şümulü:

    Madde 943 - Gemi ipoteği inşa halindeki gemiye, inşaatın her safhasında şa-
mildir. Gemi ipoteği bundan başka 900 üncü maddede yazılı şeylerle, yapı maliki-
nin mülkiyetine girmemiş olan kısımlar müstesna, tersanede bulunup inşaatta kul-
lanılacak olan ve bu bakımdan işaretlenmiş bulunan kısımlara da şamildir. 900
üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü bu halde de tatbik olunur.
    Gemi ipoteği, sigorta tazminatına ancak malikin yapıyı ayrıca sigorta ettir-
miş olması halinde şamildir.
    C) Derecesi:

    Madde 944 - Yapı üzerinde tesis olunan gemi ipoteği, inşaatı tamamlandıktan
sonra eski derecesiyle gemi üzerinde kalır.
                                  ALTINCI AYIRIM
                                   İntifa Hakkı

    Madde 945 - Gemi üzerindeki intifa hakkı, Medeni Kanunun gayrimenkuller üze-
rindeki intifa hakkı hükümlerine tabidir.
    İntifa hakkiyle gemi ipotekleri arasındaki münasebetler Medeni Kanunun 784
üncü maddesi hükmüne tabidir. Aynı tarihle kaydedilmiş bulunan haklar aynı dere-
cededirler. 895,896 ve 929 uncu maddeler hükümleri burada da tatbik olunur.
                               İKİNCİ FASIL
                           Donatan ve Donatma İştiraki
    A) Donatan:
    1. Tarifi:

    Madde 946 - Donatan,gemisini deniz ticaretinde kullanan gemi sahibine denir.
    Kendisinin olmıyan bir gemiyi kendi adına deniz ticaretinde bizzat veya
kaptan marifetiyle kullanan kimse, üçüncü şahıslarla olan münasebetlerinde dona-
tan sayılır. Malik, geminin işletilmesinden dolayı gemi alacaklısı sıfatiyle
bir talepte bulunan kimseyi, bu işletilme malike karşı haksız ve alacaklı da
kötü niyet sahibi olmadıkça, hakkını istemekten menedemez.
    II - Mesuliyeti:
    1.  Gemi adamlarının kusurlarından dolayı:

    Madde 947 - Donatan, gemi adamlarından birinin vazifesini yaparken işlediği
kusur neticesinde üçüncü şahıslara verdiği zararlardan dolayı mesuldür; şu kadar
ki, donatanın yükle ilgili şahıslara karşı olan mesuliyeti, taşıyanın gemi adam-
larının kusurundan doğan mesuliyeti derecesindedir.
    2.  Mesuliyetin mahiyeti:
    a)  Mahdut ayni mesuliyet:

    Madde 948 - Aşağıdaki hallerde donatan üçüncü şahsın alacağından dolayı an-
cak gemi ve navlun ile mesüldür:
    1. Alacak; kaptanın hususi bir vekaletle değil sırf kaptan sıfatiyle haiz
olduğu kanuni salahiyete istinaden yaptığı hukuki muamelelerden doğmuş ise;
    2. Alacak; donatan tarafından akdedilmiş olup da ifası kaptana düşen bir
mukavelenin yerine getirilmemesinden yahut noksan veya fena ifasından doğmuş
ise;
    3. Alacak; gemi adamlarından birinin kusurundan doğmuş ise.
    İkinci bentte yazılı hallerde; mukavelenin ifa edilmemesinin yahut noksan
veya fena ifa edilmesinin gemi adamlarından birinin kusurundan mütevellit olup
olmadığına bakılmaz.
    Birinci fıkranın 1 ve 2 numaralı bentlerinde yazılı hallerde; donatan muka-
velenin ifasında bizzat kusurlu olur veya mukavelenin ifasını ayrıca tekeffül
etmiş bulunursa birinci fıkranın hükmü tatbik olunmaz.
    b) Gayrimahdut mesuliyet:

    Madde 949 - Donatan, gemi adamlarının hizmet ve iş mukavelelerinden doğan
alacaklarından yalnız gemi ve navlun ile değil şahsan da mesuldür.
    III - Salahiyetli mahkeme:

    Madde 950 - Donatan aleyhine, bu sıfatla, her hangi bir alacaktan dolayı,
şahsan veya yalnız gemi ve navlun ile mesul olduğuna bakılmaksızın, geminin bağ-
lama limanı mahkemesinde de dava açılabilir.
    B)  Donatma iştiraki:
    I - Tarifi:

    Madde 951 - Birden ziyade şahsın müşterek mülkiyet şeklinde malik oldukları
bir gemiyi, aralarında yapmış oldukları akit gereğince,cümlesi nam ve hesabına
deniz ticaretinde kullanmaları halinde donatma iştiraki mevcuttur.
    İştirakin ticaret siciline kaydettirilmesi hakkında 155 ve 158 nci maddeler
tatbik olunur. Şu kadar ki; 155 inci maddenin 2 ve 5 inci bentlerinin yerine
geçmek üzere, ortaklığın donatma iştiraki olduğu ve müşterek donatanların gemi
paylarının miktarları tescil olunur.
    Geminin mülkiyetinin veya işletme hakkının bir ticaret şirketine ait olması
halinde, donatma iştirakine mütaallik hükümler tatbik olunmaz.
    II - Tatbik olunacak hükümler:

    Madde 952 - Müşterek donatanlar arasındaki hukuki münasebet, aralarındaki
mukavele hükümlerine tabidir. Akitte hüküm olmadıkça aşağıdaki maddeler tatbik
olunur.
    III - Kararlar:

    Madde 953 - Donatma iştirakinin işleri müşterek donatanların kararı ile gö-
rülür. Kararlar ekseriyetle verilir. Reyler müşterek donatanların gemideki pay-
larının miktarına göre hesap olunur. Karar lehinde rey verenlerin, bütün payla-
rın, yarısından fazlasına sahip olmaları halinde karar için aranılan ekseriyet
mevcut sayılır.
    Donatma iştiraki mukavelesinin değiştirilmesine mütaallik veya bu mukavele-
nin hükümlerine aykırı yahut donatma iştirakinin maksadına yabancı bulunan ka-
rarlar için, müşterek donatanların hepsinin rey birliği lazımdır.
    IV - Gemi müdürü :
    1.  Tayin va azil:

    Madde 954 - Donatma iştiraki işlerinin idaresi için ekseriyet kararı ile bir
gemi müdürü tayin olunabilir. Tayin edilecek gemi müdürü müşterek donatanlardan
değilse, rey birliği lazımdır.
    Gemi müdürü her zaman ekseriyet karariyle azlolunabilir; şu kadar ki;
mukavelesi gereğince ücret talebedebilir.
    Gemi müdürünün tayin ve azli ticaret ve gemi sicillerine kaydolunur.
    2. Temsil salahiyeti:
    a) Şümulü:

    Madde 955 - Donatma iştirakinin üçüncü şahıslarla olan münasebetlerinde
gemi müdürü, bu sıfatla, donatma iştirakinin mütat işleri icaplarından olan bü-
tün muameleleri ve hukuki tasarrufları yapmaya salahiyetlidir. Bu salahiyet;
hususiyle geminin donatılmasına va bakımına, taşıma mukavelelerinin yapılmasına,
geminin, navlunun donatma masraflarının ve müşterek avaryadan doğan alacakların
sigorta ettirilmesine ve işleri mütat seyri dolayısiyle dönen paraların kabzına
da şamildir.
    Gemi müdürü bu hudut dahilinde donatma iştirakini mahkemede de temsil eder.
    Gemi müdürü kaptanı tayin ve azletmeye salahiyetlidir. Kaptan yalnız gemi
müdürünün talimatına riayetle mükellef olup müşterek donatanlardan her hangi
birinin vereceği talimata uymaya mecbur değildir.
    Gemi müdürü ayrıca hususi bir vekaleti haiz olmadıkça, donatma iştiraki veya
müşterek donatanlardan her hangi biri namına kambiyo taahhütlerine girmeye yahut
ödünç para almaya, gemiyi veya gemi paylarını satmaya, rehnetmeye salahiyetli
değildir.
    b) Hükümleri:

    Madde 956 - Gemi müdürünün bu sıfatla ve kanuni salahiyeti içinde yapacağı
hukuki bir muamele ile, donatma iştiraki üçüncü şahıslara karşı hak iktisap ve
borç iltizam etmiş olur. Muamelede müşterek donatanların adlarının gösterilmiş
olup olmamasının tesiri yoktur.
    Gemi müdürünün yaptığı bir hukuki muamele ile donatma iştiraki borç iltizam
ederse, müşterek donatanlar, muamele bizzat kendileri tarafından yapılmış gibi
(Madde 948) mesul olurlar.
    c) Tahdidi:

    Madde 957 - Gemi müdürünün 955 inci maddede yazılı salahiyetlerinin tahdidi
donatma iştiraki tarafından, ancak muamelenin yapıldığı anda bu tahdidi bilen
üçüncü şahsa karşı ileri sürülebilir.
    3. İdare hakkı:
    a) Şümulü :

    Madde 958 - Gemi müdürü, donatma iştirakine karşı,salahiyetlerinin şümulü
hususunda iştirakçe konan tahditlere riayetle mükelleftir. Kezalik kararlara gö-
re hareket ve kararları ifa etmeye mecburdur.
    Birinci fıkra hükmü mahfuz olmak üzere, gemi müdürünün iştirake karşı dahi
salahiyetinin şümulü 955 inci madde hükmüne tabidir. Şu kadar ki; fevkalade ta-
mirler yahut kaptanın tayin veya azli bahis mevzuu olduğu takdirde önceden do-
natma iştirakinin kararını alması lazımdır.
    b) İhtimam derecesi:

    Madde 959 - Gemi müdürü, donatma iştirakinin işlerini tedbirli bir dona-
tan gibi özenerek yapmaya mecburdur.
    4. Hesap işleri:
    a) Defter tutma ve bilgi verme mükellefiyeti:

    Madde 960 - Gemi müdürü, idare ettiği donatma iştiraki işlerine dair ayrı
defter tutmak ve ispata yarar vesikaları saklamakla mükelleftir. Müdür, müşterek
donatanlardan her birine talebi halinde, donatma iştirakine, hususiyle gemiye,
yolculuğa ve geminin donatılmasına taalük eden bütün muameleler hakkında malümat
vermeye ve donatma iştirakine ait defterleri, mektupları vesair kağıtları gös-
termeye her zaman mecburdur.
    b) Hesap verme mükellefiyeti:

    Madde 961 - Gemi müdürü her zaman, donatma iştirakinin kararı üzerine, işti-
rake hesap vermeye mecburdur. Gemi müdürünün verdiği hesabın ekseriyet tarafın-
dan kabul edilmesi ve gördüğü işlerin tasvibolunması diğerlerinin itiraz hakla-
rını düşürmez.
    V - Müşterek donatanların kar ve zarara iştiraki:
    1. Masraflara iştirak:
    a)  Esas:

    Madde 962 - Müşterek donatanlardan herbiri, donatma iştiraki masraflarına,
hususiyle geminin donatılması ve tamiri masraflarına, gemideki payları nispetin-
de iştirake mecburdur.
    Müşterek donatanlardan biri kendine düşen masraf payını ödemekte temerrüde
düşer ve bu para diğer müşterek donatanlar tarafından onun hesabına avans olarak
verilirse, mütemerrit ortak avansların verildiği andan itibaren onlara temerrüt
faizi ödemekle mükellef olur. Verilen avans neticesinde, müşterek donatanlar
için mütemerridin gemi payı üzerinde sigortaya mevzu olabilecek bir menfaat do-
ğar.  Bu menfaatin sigorta ettirilmesi halinde, sigorta masraflarını temerrüde
düşmüş olan ortak çeker.
    b) Bırakma hakkı:

    Madde 963 - Yeni bir yolculuğa veya bir yolculuk sonunda gemiyi tamir
etmeye yahut donatma iştirakinin yalnız gemi ve navlunla mesul olduğu bir
alacağın ödenmesine karar verilirse karara iştirak etmiyen müşterek donatanlar-
dan her biri, her hangi bir karşılık istemeksizin iştirak payını bırakmak sure-
tiyle kararı yerine getirmek için gereken ödemelerde bulunmaktan kurtulabilir.
    Bu hakkını kullanmak istiyen müşterek donatan; kararın verildiği tarihten,
eğer karar verilirken kendisi veya temsilcisi hazır bulunmadı ise, kararın bil-
dirilmesinden itibaren üç gün içinde noter marifetiyle müşterek donatanlara veya
gemi müdürüne ihbarda bulunmaya mecburdur.
    Bırakılan iştirak payı, öteki müşterek donatanlara iştirak payları nispetin-
de geçer.
    2. Kar ve zarara iştirak:

    Madde 964 - Kar ve zarar müşterek donatanlara gemideki paylarına göre dağı-
tılır.
    Kar ve zararın hesabı ve karın dağıtılması takvim yılı sonunda yapılır.
    VI - İştirak payının temliki ve terhini:
    1. Şartları:

    Madde 965 - Müşterek donatanlardan her biri iştirak payını dilediği anda
ötekilerin muvafakati olmaksızın tamamen veya kısmen başkasına temlik edebilir.
Temlik için gemi siciline tescil şarttır.
    İştirak payının temliki neticesinde gemi Türk Bayrağını çekme hakkını kaybe-
decekse, temlik yalnız bütün müşterek donatanların muvafakatiyle hüküm ifade
eder.
    İştirak payının temliki, gemi üzerindeki müşterek mülkiyet hissesinin temlik
ve sicile tescili ile olur.
    İştirak payının rehnedilmesi imzası noterce tasdikli bir mukavelenin
yapılması ve rehnin gemi siciline tescili ile olur. Sadece gemi payının ipotek
edilmesi hakkındaki hükümler mahfuzdur.
    2. Hükümleri:

    Madde 966 - İştirak payını temlik eden müşterek donatan; iktisabedenle bir-
likte temliki diğer donatanlara veya gemi müdürüne bildirmedikçe, donatanlarla
olan münasebetlerinde müşterek donatan sayılır ve bu ihbardan önce doğan bütün
borçlardan dolayı diğer donatanlara karşı, müşterek donatan sıfatiyle mesul
kalır. Bununla beraber iktisabeden dahi iktisap anından itibaren, diğer donatan-
larla olan münasebetlerinde müşterek donatan sıfatiyle mesuldür.
    Donatma iştiraki mukavelesi hükümleri, verilen kararlar ve girişilmiş
muameleler, temlik edeni ne nispette bağlamakta idiyse iktisabedeni de o
nispette bağlar. İktisabedenin tekeffül bakımından temlik edene karşı haiz
olduğu hakları mahfuz kalmak şartiyle diğer donatanlar, temlik edenin, müşterek
donatan sıfatiyle, temlik edilen payına mütaallik olmak üzere, uhdesine düşen
bütün borçları, iktisabedene karşıda takas edebilirler.
    Yukarki fıkra hükümleri, bir iştirak payının cebri icra yolu ile satılması
halinde de tatbik olunur.
    İştirak payı üzerinde tesis olunan rehin hakkında Medeni Kanunun teslimi
meşrut şekilde rehne ait hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.
    VII - Donatma iştirakinin infisahı:
    1. İnfisahı mucip olmıyan hususlar:

    Madde 967 - Müşterek donatanların değişmesi iştirakin devamına tesir etmez.
    Müşterek donatanlardan birinin ölümü veya iflası, donatma iştirakinin infi-
sahını mucip olmaz.
    Müşterek donatanlardan hiçbiri iştirakten çıkarılamaz.
    2. İnfisah sebepleri:

    Madde 968 - Donatma iştiraki ekseriyet karariyle fesholunabilir. Geminin
temliki hakkındaki karar dahi bu hükümdedir.
    Donatma iştirakinin feshi yahut geminin temliki kararlaştırılmışsa, gemi
açıkartırma ile satılır ve iştirak tasfiye olunur. Geminin tamir kabul etmez
veya tamire değmez bir halde bulunduğu mahkeme karariyle tesbit olunmadıkça sa-
tış, ancak gemi bağlama limanında veya diğer bir Türk limanında bulunup da ifası
ile mükellef bulunduğu bir navlun mukavelesiyle henüz bağlı bulunmadığı bir sı-
rada yapılabilir. Müşterek donatanların hepsinin muvafakatiyle satış şekil ve
şartları değiştirilebilir.
    Satış şekil ve şartları veya tasfiye memuru tayini hususlarında müşterek
donatanların uzlaşmamaları veya feshe mahkemece karar verilmiş olması halinde
mahkeme gemiyi satmak ve iştiraki tasfiye etmek üzere bir tasfiye memuru tayin
eder. Bu memurun hakları ve vazife ve mesuliyetleri hakkında kollektif şirket
tasfiye memurlarına ait hükümler kıyas yoliyle tatbik olunur.
    Ortaklardan her biri haklı sebebe dayanarak iştirakten çıkmasına, müsaade
edilmesini bu mümkün olmadığı takdirde iştirakin feshini istiyebilir. Mahkeme
haklı sebebi sabit görürse davacının iştirak payına bilirkişinin biçeceği değe-
rin diğer ortaklar tarafından ödenip bu payın devralınması için onlara uygun bir
mehil verir. Diğer ortakların davacının payını kendi iştirak payları nispetinde
devralmaları asıldır. Verilen mehil içinde para ödenip pay devralınmadığı tak-
dirde mahkeme iştirakin feshine karar verir. Ortağın durumunu, iştirakte kalması
afaki iyiniyet esasları gereğince kendisinden beklenilemiyecek derecede ağırlaş-
tırılmış olan hadiseler haklı sebep sayılır. Yalnız çıkmak istiyen ortağın şah-
sın ilgilendiren ve diğerlerinden biri için akde aykırı bir hareket teşkil etmi-
yen hadiseler haklı sebep olarak kabul edilemez. Bu fıkra hükümlerinin ortaklar
aleyhine değiştirilmesi neticesini doğuran akit şartları hükümsüzdür.
    Donatma iştiraki hakkında iflasın açılmasiyle de iştirak sona erer.
    VIII - Müşterek donatanların üçüncü şahıslara karşı mesuliyeti:
    1. Şümulü:

    Madde 969 - Müşterek donatanlar, bu sıfatla, şahsan mesul oldukları haller-
de, üçüncü şahıslara karşı ancak sahip bulundukları iştirak payları nispetinde
mesuldürler.
    İştirak payının temliki halinde, temlik ile 966 ncı maddede yazılı ihbar
arasında geçen zaman içinde bu pay yüzünden doğmuş olan şahsi borçlardan dolayı
temlik eden ve iktisabeden mesuldürler.
    2. Salahiyetli mahkeme:

    Madde 970 - Müşterek donatanlar aleyhine, bu sıfatla, her hangi bir alacak-
tan dolayı, müşterek donatanlardan biri veya bir üçüncü şahıs tarafından geminin
bağlama limanı mahkemesinde dava açılabilir.
    Davanın müşterek donatanlardan bir veya birkaçına karşı açılmış olması ha-
linde de aynı hüküm tatbik olunur.
    IB - Yapı ortaklığı:

    Madde 971 - İki veya daha fazla kimsenin beraberce deniz ticaretinde kul-
lanmak üzere müştereken bir gemi inşa ettirmek için birleşmeleri halinde 952,
953, 962, 967 nci maddelerle 969 uncu maddenin birinci fıkrası hükümleri ve
geminin inşası tamamlanıp da tersane sahibi tarafından teslimi anından itibaren
de fazla olarak 965, 966, 968 inci maddelerle 969 uncu maddenin 2 nci fıkrası
hükümleri tatbik olunur. 962 nci madde hükmü inşaat masraflarına da şamildir.
    Geminin inşaatı tamamlanmadan da bir gemi müdürü tayin edilebilir. Bu tak-
dirde gemi müdürü, tayin edilir edilmez, ilerdeki donatma iştiraki işleri bakı-
mından gemi müdürünün haiz olduğu hak ve vazifelere sahip olur.
                               ÜÇÜNCÜ FASIL
                                  Kaptan
    A) Mesuliyeti:
    I - İhtimam:

    Madde 972 - Kaptan, bütün işlerinde hususiyle ifası kendine düşen mukavele-
lerin yerine getirilmesinde tedbirli bir kaptan gibi hareket etmeye mecburdur.
İşlediği kusurlardan, hususiyle bu fasılla ilerdeki fasıllarda ve diğer kanun-
larda yazılı vazifelerini yapmamasından doğacak zararlardan mesuldür.
   II - Kaptanın kendilerine karşı mesul olduğu kimseler:

   Madde 973 - Kaptan, donatandan başka, taşıtana, yükletene, gönderilene, yol-
cuya, gemi adamlarına, alacağı 988 inci maddeye giren bir kredi muamelesinden
doğan gemi alacaklısına, hususiyle deniz ödüncü verene karşı da mesuldür.
    Donatanın emrine uymuş olması; kaptanı, yukarda sayılan diğer kimselere kar-
şı olan mesuliyetinden kurtaramaz. Durumu bilerek böyle emir veren donatan da
şahsan mesul olur.
    B) Vazifeleri:
    I - Gemiyi yola elverişli hale koyma vazifesi:
    1. Yola elverişlilik:

    Madde 974 - Kaptan; yola çıkmadan, geminin 817 nci maddede yazılı bakımlar-
dan denize ve yola elverişli olmasına ve gemiye, gemi adamlarına ve yüke ait
vesikaların gemide bulunmasına dikkat etmeye mecburdur.
    2. Yükleme ve boşaltmaya elverişlilik:

    Madde 975 - Kaptan; yükleme ve boşaltma aletlerinin maksada elverişli bir
halde bulunmasına ve istif işleri hususi istifçiler tarafından görülse bile,
istifin denizcilikte cari olan usul ve örflere uygun bir tarzda yapılmasına
dikkat etmeye mecburdur.
    Kaptan; denizcilik örf ve usullerince geminin aşırı derecede yüklü olmama-
sına, lüzumlu safranın yerinde olmasına ve ambarların akit uyarınca taşınacak
olan malların kabulüne, taşınmasına ve korunmasına elverişli ve tertibatlı bir
halde bulunmasına dikkate mecburdur.
    II - Yabancı mevzuata riayet vazifesi:

    Madde 976 - Kaptan; yabancı memlekette iken o memleketin mevzuatına, husu-
siyle polis ve gümrük nizamlarına riayetle ve bunlara aykırı hareketlerinden
çıkan zararları tazmin ile mükelleftir.
    Kezalik gemisine harb kaçağı olduğunu bildiği veya bilmesi lazımgelen malı
yüklemesi yüzünden çıkan zararı da tazmin ile mükelleftir.
    III - Yola çıkma vazifesi:

    Madde 977 - Gemi kalkmaya hazır olunca kaptan ilk elverişli fırsatta yola
çıkmaya mecburdur.
    Kaptan, hastalık veya diğer bir sebepten dolayı gemiyi idare edemiyecek bir
halde bulunsa dahi geminin kalkmasını veya yolculuğun devamını işi bozacak su-
rette geciktiremez; bilakis halin icabına göre donatandan emir almak mümkünse,
vakit geçirmeden donatana manileri bildirip emir gelinciye kadar lüzumlu tedbir-
leri almaya halin icabına göre bu mümkün değilse yerine başka kaptan koymaya
mecburdur. Bu kaptanı seçmekte kusuru gorülmedikçe kendine vekalet eden kaptanın
fiillerinden dolayı mesul tutulamaz.
    IV - Gemide hazır bulunma mükellefiyeti:

    Madde 978 - Yükleme başladıktan boşaltma bitinceye kadar acil sebepler ol-
madıkça kaptan, ikinci kaptanla birlikte aynı zamanda gemiden ayrılamazlar; acil
bir sebeple kaptan ve ikinci kaptan gemiden ayrılmaya mecbur kalırlarsa kaptan,
ayrılmadan önce zabitler ve tayfalar arasından işini başarabilecek birini
vekil olarak yerine koymaya mecburdur.
    Gemi emin olmıyan bir liman veya sahilde bulunduğu zaman, aynı hüküm yükleme
başlamazdan önce ve boşaltma bittikten sonra dahi tatbik olunur.
    Görünür bir tehlike halinde veya gemi denizde iken acil zaruret olmadıkça
kaptan gemide hazır bulunmak mecburiyetindedir.
    V - Gemi meclisi:

    Madde 979 - Kaptan; tehlike karşısında, gemi zabitleriyle müşavereye lüzum
görse bile verilen kararla bağlı olmayıp alacığı tedbirlerden daima bizzat mesul
olur.
     VI - Gemi jurnalı:
     1. Tutma mükellefiyeti:

     Madde 980 - Her gemide (Gemi jurnalı) denilen bir defter tutulur. Bu defte-
re her yolculukta yük veya safranın yüklenmesi başlandığı andan itibaren geçecek
bellibaşlı hadiseler yazılır.
     Gemi jurnalı kaptanın nezareti altında ikinci kaptan tarafından ve bunun
mazeretı halinde bizzat kaptan yahut nezareti altında olmak şartiyle münasip bir
gemi adamı tarafından tutulur.
     Bir liman içinde yolculuk eden küçük gemilerde jurnal tutmak mükellefiyeti
yoktur.
     2. Muhtevası:

     Madde 981 - Gemi jurnalına günü gününe şunlar yazılır.
     1. Hava ve rüzgarın hali;
     2. Geminin takip ettiği rota ve katettiği mesafeler;
     3. Geminin bulunduğu tul ve arz dairesi;
     4. Sintinelerdeki su yüksekliği.
     Bundan başka şunlar da jurnala yazılır:
     1. İskandil edilen su derinliği;
     2. Kılavuz alınması ve kılavuzun gemiye girdiği ve ayrıldığı saatler;
     3. Gemi adamları arasındaki değişiklikler;
    4. Gemi meclisince verilen kararlar;
    5. Gemi veya yükünün uğradığı bütün kazalar ve bunların tafsilatı.
    Gemide işlenen suçlar ve verilen disiplin cezalariyle gemideki doğum ve ölüm
vakaları dahi jurnala yazılır. Nüfus Sicil Kanununun hükümleri mahfuzdur.
    Mani olmadıkça kayıtlar her gün yapılır.
    Gemi jurnalı kaptan ve ikinci kaptan tarafından imzalanır.
    VII - Deniz raporu:
    1. Tesbit ettirme mükellefeyeti:

    Madde 982 - Kaptan, yolculuk esnasında vukubulacak bütün kazaları, bunlar
ister gemi veya yükün zıyaını yahut hasara uğramasını, ister geminin bir barınma
limanına girmesini veyahut her hangi başka bir zararı intac etmiş olsun, gemi
adamlarının tamamı yahut içlerinden bir kısmının iştirakiyle mahkemeye tesbit
ettirmeye mecburdur.
    Bu tesbit, vakit kaybetmeden, aşağıda yazılı yerlerde yaptırılır:
    1. Varma limanında ve eğer varma limanı birden çok ise kazadan sonra va-
rılacak ilk limanda;
    2. Gemi tamir edildiği veya yük boşaldığı takdirde barınma limanında;
    3. Yolculuk, geminin batması yüzünden veya diğer bir sebepten varma lima-
nına ulaşmadan biter ise kaptanın veya ona vekalet eden kimsenin uğradığı ilk
münasip yerde.
    Kaptan ölür veya tesbit yaptıramıyacak bir halde bulunursa gemide kaptandan
sonra en yüksek rütbeli zabit bunu yaptırmaya mezun ve mecburdur.
    Denizde Can ve Mal Koruma hakkındaki Kanun hükmü mahfuzdur.
    2. Tesbit edilecek hususlar:

    Madde 983 - Yolculuğun önemli hadiseleri, hususiyle kazalar ve zararın önü-
ne geçilmesi veya azaltılması için alınan tedbirler tam ve vazıh olarak mahkeme-
ce tesbit olunur.
    3. Muhakeme usulü:

    Madde 984 - Tesbit için kaptan, bütün gemi adamlarının ad ve soyadlarını ih-
tiva eden bir cetvel ve gemi jurnaliyle birlikte 982 nci maddede yazılı yerdeki
mahkemeye müracaat eder.
    Müracaat üzerine mahkeme tesbit için mümkün olduğu kadar yakın bir gün tayin
ve münasip bir tarzda ilan eder. Şu kadar ki, ilan mahzurlu bir gecikmeyi mucip
olacaksa bundan vazgeçebilir.
    Gemi veya yükle ilgili şahıslar ve kaza ile her hangi bir surette ilgili
olanlar, bizzat mahkemede bulunabilecekleri gibi, bir vekil de bulundurabilir-
ler.
    Kaptan gemi jurnalına istinaden izahlarda bulunur. Gemi jurnalı mahkemeye
getirilemiyorsa veya tutulması mecburi değilse bu hallerin sebepleri
bildirilmelidir.
    Hakim lüzum görürse gemi adamlarından gelmemiş olanları da dinliyebilir;
işin iyi anlaşılması için kaptan ve diğer gemi adamlarına istedigini sorabilir.
    Kaptan ve diğer gemi adamlarına doğru söylemeleri lüzumu ihtar olunur.
    4. Zaptın aslının saklanması:

    Madde 985 - Zaptın aslı mahkemede saklanır, ilgililerden istiyenlere tasdik-
li sureti verilir.
    C) Kanundan doğan temsil salahiyeti:
    I - Donatanın temsilcisi sıfatiyle:
    1.  Şümulü:
    a)  Gemi bağlama limanında bulunduğu zaman:

    Madde 986 - Gemi henüz bağlama limanında bulunduğu sırada kaptanın yapmış
olduğu hukuki muameleler donatanı ilzam etmez; meğer ki, kaptan ayrıca verilmiş
hususi salahiyete istinaden hareket etmiş veya borç başka hususi bir kanuni se-
bepten ileri gelmiş olsun.
    Kaptan bağlama limanında dahi olsa tayfa tutabilir.
    b) Gemi bağlama limanı dışında bulunduğu zaman:

    Madde 987 - Gemi bağlama limanı dışında bulunduğu sırada kaptan bu sıfatla
geminin donatılmasına, yakıt ve kumanyasına, gemi adamlarına, geminin iyi halde
muhafaza edilmesine ve umumi olarak yolculuğun selametle icrasına mütaallik her
türlü muamele ve tasarrufları üçüncü şahıslarla donatan namına yapmaya salahi-
yetlidir.
    Taşıma mukaveleleri yapmak ve kendi vazifeleri çerçevesine dahil hususlarda
dava açmak da kaptanın salahiyetleri cümlesindendir.
    2. Hususi haller:
    a) Kredi muameleleri:

    Madde 988 - Kaptan, ödünç para veya veresiye mal almaya ve bu gibi kredi
muamelelerine girişmeye, ancak gemiyi muhafaza etmek veya yolculuğu yapmak için
zaruret halinde ve bu zaruretle ölçülü derecede salahiyetlidir. Kaptan ancak
yolculuğun icrası için zaruret halinde ve yalnız bu zaruretle ölçülü derecede
deniz ödüncü alabilir.
    Muamelenin muteber sayılması, paranın hakikaten sarf edilmiş olup olmamasına
veya kaptanın seçtiği kredi şeklinde isabet bulunup bulunmamasına yahut kaptanın
emrinde para mevcut olup olmamasına bağlı değildir; meğer ki, üçüncü şahıs kötü
niyet sahibi olsun.
    b) Donatanın şahsi mesuliyetini doğuran muameleler:

    Madde 989 - Kaptanın muamelelerinden ve bilhassa kambiyo taahhütlerinden do-
layı donatanın şahsan mesul tutulması kaptana donatan tarafından açık bir temsil
salahiyeti verilmiş olmasına bağlıdır (Madde 948, Fk. 1, Bent 1). Kaptan açıkça
verilmiş bir temsil salahiyetini haiz olmadıkça, donatan tarafından onun hareket
tarzına ait talimatlar veya işe ait emirler verilmiş olması kaptanın yapmış ol-
duğu muamelelerden dolayı üçüncü şahıslara karşı donatanın şahsan mesul tutulma-
sına sebep teşkil etmez.
    c) Gemi satışı:

    Madde 990 - Geminin bulunduğu yerin mahkemesi bilirkişi dinliyerek ve varsa
Türk Konsolosunun mütalaasını alarak satışta kati zaruret bulunduğuna karar ver-
medikçe kaptan gemiyi satamaz.
    Geminin bulunduğu yerde mahkeme veya tahkikat yapabilecek başka bir makam
yoksa kaptan hareketini haklı gösterecek bilirkişi raporu almak, buna da imkan
yoksa başka deliller toplamak mecburiyetindedir.
    Satış açık artırma ile yapılır.
    3. Temsil salahiyetinin tahdidi:

    Madde 991 - Kaptanın kanundan doğan temsil salahiyetlerini tahdit etmiş olan
donatan, kaptanın tahditlere riayetsizliğini yalnız bunları bilen kimselere kar-
şı ileri sürebilir.
    4. Kaptanın verdiği avanslar:

    Madde 992 - Vekaleti olmadan donatan hesabına kendi parasından avans veren
veya şahsan borçlanan kaptan donatandan tazminat isterken üçüncü şahıs hükmünde-
dir.
    5. Hükümleri:
    a) Üçüncü şahıslara karşı:

    Madde 993 - Kaptanın bu sıfatla ve kanuni salahiyetleri çerçevesi içinde,
donatan adına hareket ettiğini bildirerek veya bildirmiyerek, yaptığı hukuki
muamelelerle donatan üçüncü kişilere karşı hak iktisap eylediği gibi gemi ve
navlun ile mesul de olur.
    Ifasını tekeffül etmedikçe veya kanuni salahiyetleri çerçevesini aşmadıkça
kaptan bu gibi muamelelerden şahsan mesul olmaz; şu kadar ki; kaptanın 972 ve
973 üncü maddelerde yazılı mesuliyetleri mahfuzdur.
    b) Donatana karşı:

    Madde 994 - Kaptanın salahiyetleri donatan tarafından tahdit edilmiş olma-
dıkça kaptanın haiz olduğu salahiyetleri şümulüne mütaallik 986 - 990 ıncı mad-
deler hükümleri kaptanın donatan ile olan münasebetlerinde de tatbik olunur.
    Kaptan; geminin durumundan, yolculuk hadiselerinden, yaptığı sözleşmelerden,
açılan davalardan donatana muntazam bir tarzda haber vermekle mükellef olduğu
gibi hal ve zaman elverdikçe bütün önemli işlerde ve hususiyle 988 ve 990 ıncı
maddelerde yazılı hallerde, yolculuğun değiştirilmesi veya kesilmesi zaruretinde
ve fevkalade tamirler veya alımlarda donatandan talimat istemiye mecburdur.
    Kaptan fevkalade tamirleri ve alımları, elinde donatana ait kafi para bulun-
 sa bile, ancak zaruret halinde yapabilir.
    Kaptan; bir ihtiyacı giderecek parayı deniz ödüncü almadan veya vazgeçilebi-
lecek gemi teferruatı ve kumanyasını satmadan elde edemiyeceği hallerde, donata-
na en az zarar verecek tedbirleri almakla mükelleftir.
    Kaptan geminin bağlama limanına dönüşünde ve her isteyişinde donatana hesap
vermeye mecburdur.
    II - Yükle ilgili olanların temsilcisi sıfatiyle:
    1.   Umumi olarak:

    Madde 995 - Yükle ilgili olanların menfaatlerini korumak için kaptan yolcu-
luğun devamında mümkün olduğu kadar yüke bakmakla mükelleftir.
    Bir zıyaın önüne geçilmesi veya azaltılması için hususi tedbirler alınmaya
lüzum görüldüğünde kaptan, yükle ilgili olanların temsilcisi sıfatiyle menfaat-
lerini korumaya ve kabil oldukça talimatlarını alarak mümkün mertebe tatbika
mecburdur; bunlara imkan bulunmazsa kaptan takdirine göre hareket eder ve umumi
olarak yükle ilgili olanlara hadiselerden ve alınan tedbirlerden gecikmeksizin
haber verir.
    Bu gibi hallerde kaptan, yükü tamamen veya kısmen boşaltmaya ve yükün bozul-
masından veya sair sebeplerden ileri gelebilecek büyük bir zararın başka surette
önüne geçilemiyeceği hallerde, satmaya yahut yükün muhafazası ve daha ileri gö-
türülmesi için lüzumlu paraları elde etmek maksadiyle deniz ödüncü almaya ve
yük alıkonmuş veya müsadere edilmiş yahut başka bir suretle elinden çıkmışsa
onu geri almak için adli ve idari makamlara veya fertlere karşı her türlü talep-
lerde bulunmaya ve her türlü davaları açmaya dahi salahiyetlidir.
    2. Hususi haller:
    a) Yolculuğun devamına engel olan hal:

    Madde 996 - Yolculuğun ilk rotadan devamına umulmıyan bir hal mani olursa
kaptan, halin icabına ve imkan nispetinde tatbikına mecbur olduğu talimata göre
yolculuğa ya başka bir rotada devam etmeye yahut bunu kısa veya uzun bir müddet
için kesmeye veyahut kalkma limanına dönmeye salahiyetlidir.
    Taşıma mukavelesinin hükümden düşmesi halinde kaptan 1086 ıncı madde gere-
ğince muamele yapar.
    b) Yükle ilgili olanların şahsi mesuliyetini doğuran muameleler:

    Madde 997 - Kaptan, yükle ilgili olanların şahsi mesuliyetlerini doğuracak
muameleleri 995 inci maddedeki hallerde bile, ancak hususi bir salahiyetle yapa-
bilir.
    3. Yük üzerinde tasarruflar:
    a) Umumi olarak:

    Madde 998 - Kaptan, 995 inci maddede yazılı hallerden başkasında yolculuğun
devamı için zaruri olmadıkça yükü karşılık göstererek deniz ödüncü almaya yahut
yükün bir kısmını satmaya yahut başka suretle yük üzerinde tasarrufta bulunmaya
salahiyetli değildir.
    b) Müşterek avarya halinde:

    Madde 999 - Para ihtiyacı müşterek avaryadan ileri gelmiş olup da kaptan
bunu gidermek için çeşitli tedbirler karşısında bulunursa bunlardan ilgililere
en az zarar verecek olanı seçmeye mecburdur.
    c) Müşterek avarya olmıyan hallerde:

    Madde 1000 - Müşterek avarya yoksa kaptan, yükü karşılık göstererek deniz
ödüncü almaya yahut bir kısmı üzerinde satış veya başka suretle tasarruf etmeye
ancak para ihtiyacının başka suretle giderilememesi veya diğer tedbirin alınma-
sının donatan için fahiş bir zararı mucip olması halinde salahiyetlidir.
    Kaptan bu hallerde bile 1160 ıncı maddenin 1 inci fıkrası gereğince yükü
ancak gemi ve navlunu ile birlikte karşılık göstererek deniz ödüncü alabilir.
    Deniz ödüncü donatan için fahiş bir zararı mucip olmadıkça kaptan, satış
yerine deniz ödüncü almak yoluna gider.
    d) Müşterek hüküm:

    Madde 1001 - Yukarıki maddede yazılı hallerde yük karşılık gösterilerek
deniz ödüncü alınması yahut yükün bir kısmı üzerinde satış veya başka bir suret-
le tasarruf edilmesi, 988 inci madde ile 1235 inci maddenin 6 ncı bendi hüküm-
lerine uygun ve donatan hesabına yapılmış bir kredi muamelesi sayılır.
    Donatanın vereceği tazminat hakkında 1112 nci madde hükmü tatbik olunur.
Mallar üzerinde satış suretiyle yapılan tasarruf halinde safi satış tutarı
1112 nci maddede yazılı değeri geçerse onun yerine safi satış tutarı kaim olur.
    4. Muamelelerin muteber sayılması:

    Madde 1002 - Kaptanın, 995, 998, 999 ve 1000 inci maddeler gereğince yaptığı
hukuki muamelelerin muteber sayılması için 988 inci maddenin ikinci fıkrası hük-
mü tatbik olunur.
    D) Şahsi muameleleri:
    I - Navlundan başka alınan paranın teslim mecburiyeti:

    Madde 1003 - Kaptan; taşıtandan, yükletenden veya gönderilenden ikramiye,
bahşiş, pey ve saire mükafat ve tazminat gibi her ne nam ile olursa olsun nav-
lundan başka aldığı bütün paraları da donatanın matlubuna kaydetmeye mecburdur.
    II - Kendi hesabına gemiye eşya yükleme yasağı:

    Madde 1004 - Kaptan, donatanın muvafakati olmaksızın kendi hesabına eşya
yükletemez. Bu yasağa aykırı hareket ederse donatanın bu yüzden uğramış olduğu
daha fazla zararı tazmin ettirmek hakkı mahfuz kalmak şartiyle, bu gibi yolcu-
luklarda mümasil eşya için, yükleme yerinde ve zamanında verilmesi mütat olan
navlunun en yükseğini vermeye mecburdur.
    E) Hizmet sözleşmesinin sonu:
    I - Yol verme:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1005 - Aksi kararlaştırılmış olsa bile donatan tarafından kaptana her
zaman yol verilebilir. Kaptanın tazminat hakları mahfuzdur.
    2. Tazminat hakları:
    a) Şahsi ehliyetsizlik:

    Madde 1006 - İşe yaramadığından veya vazifesini yapamadığından dolayı kap-
tana yol verilmişse, kararlaştırılmış olan diğer bütün menfaatler de dahil oldu-
ğu halde işten çıkarıldığı güne kadar hak etmiş olduğu ücretler kendisine veri-
lir.
    b) Mücbir sebepler ve olağanüstü haller:

    Madde 1007 - Muayyen bir yolculuk için hizmete alınmış olan kaptan; harp,
ambargo, abluka, ithalat veya ihracat yasağı yahut gemi veya yüke mütaallik
umulmıyan başka bir hal yüzünden yolculuğa başlanamamasından veya başlanmış
iken devam edilmemesinden dolayı vazifesinden çıkarılmışsa, kararlaştırılmış
olan diğer bütün menfaatler de dahil olduğu halde çıkarıldığı güne kadar hak
etmiş olduğu ücreti alır. Muayyen olmıyan bir müddet için hizmete alınıp muayyen
bir yolculuğa başladıktan sonra yukardaki sebeplerden dolayı yol verilmiş kaptan
hakkında da aynı hüküm tatbik olunur.
    Bu hallerde kaptana yol verilmesi yolculuk sırasında olmuşsa kaptan ayrıca
hizmete alındığı limana parasız götürülmesini veya bunun tutarı olan tazminatın
verilmesini istiyebilir.
    Bu kanuna göre parasız seyahat hakkı, yolculuktaki geçim masraflariyle kap-
tanın zati eşyasının taşınmasına da şamildir.
    e) Diğer hallerde:

    Madde 1008 - Muayyen olmıyan müddet için hizmete alınıp da muayyen bir yol-
culuğa başladıktan sonra 1006 ncı ve 1007 nci maddelerde yazılı sebeplerden
başka bir sebeple işten çıkarılan kaptan, 1007 nci madde hükmü gereğince alacağı
paralardan başka Avrupa limanında çıkarılmışsa iki ve Avrupa dışı bir limanda
çıkarılmışsa dört aylık ücretini de tazminat olarak alır. Ancak, alacağı tazmi-
nat yolculuğu bitirmesi halinde hak edeceği miktarı geçemez.
    d) Götürü ücrete göre tazminatın tayini:

    Madde 1009 - Ücret zaman itibariyle olmayıp da bütün yolculuk için götürü
olarak tesbit edilmişse 1006, 1007 ve 1008 inci maddelerdeki hallerde kaptana
veri-
lecek ücret miktarı, yaptığı hizmete ve eğer yola çıkmışsa geçirdiği yolculuk
safhasının bütün yolculuk derecesine olan nispetine göre tayin olunur.
    1008 inci maddede yazılı iki veya dört aylık miktarındaki tazminatın hesa-
bında; yolculuğun vasati devam müddeti esas tutulur.
    Bu müddetin tayininde, yükleme ve boşaltma için gerekli zaman ile geminin
durumu ve vasfı gözönünde tutulur.
    e) Dönüş yolculuğu:

    Madde 1010 - Gidiş geliş veya muayyen olmıyan bir zaman için hizmete alınan
kaptan, dönüş yolculuğu geminin bağlama limanında bitmezse, hizmete alındığı
limana kadar parasız götürülmesini ve ayrıca tam ücret veya bunun tutarı tazmi-
natın verilmesini istiyebilir.
    3. Çekilme:

    Madde 1011 - Muayyen olmıyan bir zaman için hizmete alınan kaptan; bir yol-
culuğa başlamış olduğu takdirde geminin bağlama limanına veya başka bir Türk
limanına dönüp boşaltmasına kadar vazifesine devam etmeye mecburdur.
    Bununla beraber kaptan, çekilme ihbarı zamanında gemi bir Avrupa limanında
veya Avrupa dışı bir limanda bulunduğuna göre, ilk çıkıştan itibaren iki veya
üç yıl geçtikten sonra hizmetten çekilmesine müsaade istiyebilir. Böyle bir
halde kaptan, yerine başkasının konulması için donatana münasip müddet bırakmak
ve bu müddet içinde işine devam ve her halde başladığı yolculuğu bitirmek mec-
buriyetindedir.
    Donatan çekilme haberini alır almaz geminin dönmesini emrederse, kaptan,
gemiyi geri getirmekle mükelleftir.
    4. Müşterek donatan olan kaptan:

    Madde 1012 - Kaptan müşterek donatanlardan biri ise kendi istemeden yol
verildiğinde müşterek donatanlarla yaptığı sözleşme gereğince iştirakte dona-
tan sıfatiyle haiz olduğu payın, diğer donatanlar tarafından, bilirkişilerce
takdir edilecek değeri ile satınalınmasını istiyebilir. Kaptan muhik bir sebep
olmadan bu hakkını istemekte gecikirse hakkı düşer.
    II - Hastalık:

    Madde 1013 - Kaptan; hizmete girdikten sonra hastalık veya yaralanma dola-
yısiyle tedaviye muhtaç olur veya çalışamıyacak bir hale gelirse; gemi üzerinde
veya vazifenin icabettirdiği yolculukta bulunduğu müddetçe donatan geçim ve ba-
kım masraflarını vermekle mükelleftir. Eğer kaptan yabancı memlekette işe gir-
miş ve hastalık veya yaralanma hizmete girmeden evvel olmuş ve kaptan hastalık-
tan veya yaralanmadan dolayı yolculuğa başlamamış ise donatan yukarda yazılı
masrafları vermekle mükellef değildir.
    Bakım hastanın bakılması ve tedaviye şamildir. Tedaviye hekime gösterme ve
gemide bulunması mecburi olan veya bir limanda durulduğu esnada tedarik edilme-
si kabil olan ilaç ve mütat tedavi vasıtalariyle bakım da dahildir.
    Donatan, yabancı memlekette kaptanın bakım ve tedavisini bir hastanede te-
min edebilir.
    Hastalıktan veya yaralanmadan dolayı yabancı memlekette kalmış olan kaptan,
kendisinin ve hekimin veya deniz işleriyle uğraşan dairenin muvafakati ile bir
Türk limanına gönderilebilir. Eğer kaptan muvafakatini bildirmiyecek halde olur
veya haklı sebep olmaksızın rıza göstermezse bir hekim dinlendikten sonra kap-
tanın bulunduğu yerdeki deniz işleriyle uğraşan daire izin verebilir.
    Teklif edilen tedaviyi veya bir hastanede bakılmayı haklı bir sebep olmak-
sızın kabul etmekten kaçınan kaptan bu kaçınma müddetince parasız bakılmak hak-
kını kaybeder. Bu müddet geçim ve bakım için muayyen zamana dahil olur.
    Kaptan gemiyi Türk limanlarından birine bırakınca geçim ve bakım mükellefi-
yeti sona erer. Şu kadar ki, hastanın kendi haline bırakılması tehlikeli ise
bakıma devam olunmak lazımdır.
    Kaptan hastalıktan veya yaralanmadan dolayı yabancı bir memlekette gemiyi
bırakmaya mecbur kalmış ise, donatan, gemi bırakıldıktan sonraki zaman için de
geçim ve bakıma borçludur. Geçim ve bakım mükellefiyeti geminin bırakılmasından
itibaren 26 haftanın geçmesiyle sona erer. Şayet kaptan daha evvel memlekete
iade edilir veya kendisi avdet ederse bu müddet daha evvel de sona erebilir.
    Geçim ve bakım mükellefiyetinden dolayı kaptan ile donatan arasında çıkan
ihtilaf en evvel salahiyetli deniz işleri memurluğu tarafından muvakkaten kara-
ra bağlanır. Karar, ihtiyati tedbir kararı gibi icra olunur.
    Eğer kaptan gemi ile memleketi limanına veya hizmet sözleşmesinin yapıl-
dığı limana dönmezse parasız götürülmek veya muvafık bir tazminat istemek hak-
kını da haiz olur.
    Hastalanan veya yaralanan kaptan, yola çıkmamışsa hizmetin tatiline kadar,
yola çıkmışsa gemiden ayrıldığı güne kadar meşrut olan diğer bütün menfaatler
de dahil olmak üzere ücret alır. Bir hastanede ikamet sırasında ücret alacağına
halel gelmez.
    Bundan başka kaptan geminin müdafaası sırasında bir zarara uğrarsa münasip
ve lüzumu halinde hakim tarafından tayin edilecek bir ikramiye istiyebilir.
    Hastalığa veya yaralanmaya, cezayı mucip bir fiili ile sebebiyet veren veya
hizmeti haksız surette bırakan kaptan hakkında yukariki hükümler tatbik olun-
maz.
    III - Ölüm:

    Madde 1014 - Kaptan hizmete alındıktan sonra ölürse, öldüğü güne kadar olan
ücretini ve kararlaştırılmış diğer bütün menfaatlerini donatanın, ödemesi la-
zımdır. Kaptan, yolculuk başladıktan sonra ölürse, donatan cenaze masraflarını
da verir.
    Kaptan gemiyi müdafaa ederken ölürse, donatan fazla olarak münasip bir
ikramiye de vermekle mükelleftir.
    IV - Geminin zıyaı ve deniz iş hukukiyle bu fasıl hükümleri arasındaki
münasebet:

    Madde 1015 - Gemi zayi olsa bile kaptan, deniz raporunu tesbit ettirmeye
ve icabettiği müddetçe donatanın menfaatlerini korumaya mecburdur. Kaptan bu
müddete ait ücret ve geçim masraflarından başka 1007 nci madde gereğince para-
sız götürülmesini ve bunun tutarı olan tazminatı istiyebilir.
    Deniz İş Kanununa tabi olan bir gemide çalışan kaptanın belli bir hukuki
hadiseden doğan hakları, Deniz İş Kanuniyle bu kanundan hangisinin hükümleri
kaptanın daha lehine ise, o kanuna tabi olur.
    Kaptanın donatana karşı hastalık ve kaza sebebiyle bu kanundan doğan hak-
ları, onun hastalanması ve kazaya uğraması hallerinde, aksine bir kanun hükmü
bulunmadıkça, içtimai sigorta kanunları uyarınca kendisine fiilen sağlanmış
bulunan menfaatler nispetinde düşer.
                                  DÖRDÜNCÜ FASIL
                            Deniz Ticaret Mukaveleleri
                                  BİRİNCİ KISIM
                       Eşya Taşıma (Navlun) Mukaveleleri
                                  BİRİNCİ AYIRIM
                                  Umumi Hükümler
    A) Mukavele nevileri:

    Madde 1016 - Navlun mukavelesiyle taşıyan, navlun karşılığında:
    1. Geminin tamamını veya bir cüzünü yahut muayyen bir yerini taşıtana tah-
sis ederek eşyayı denizde taşımayı taahhüt eder ki buna "Çarter Mukavelesi";
    2. Parça mal olan muayyen eşyayı denizde taşımayı taahhüt eder ki buna da
"Kırkambar Mukavelesi" denir.
    Bu kısımdaki hükümler posta idaresinin denizde eşya taşımalarına tatbik
olunmaz.
    B) Çarter parti:

    Madde 1017 - Çarter mukavelesi yapıldığında taraflardan her biri, masrafını
çekmek şartiyle, kendisine mukavele şartlarını ihtiva eden bir çarter parti ve-
rilmesini istiyebilir.
    C) Kamaralar:

    Madde 1018 - Geminin tamamı taşıtana tahsis edildiğinde kamaralar hariç
tutulmuş sayılır; bununla beraber taşıtanın muvafakati olmaksızın kamaralara
eşya yükletilemez.
    D) Taşıyanın; geminin denize, yola ve yüke elverişli olmamasından dolayı
mesuliyet:

    Madde 1019 - Her nevi navlun mukavelesinde taşıyan, geminin denize ve yola
elverişli bir halde bulunmasını (Madde 817) ve soğutma tesisatı da dahil olmak
üzere ambarların yükü kabule, taşımaya ve muhafazaya elverişli bir halde
bulunmasını (Yüke elverişliliğini) temin etmekle mükelleftir.
    Taşıyan, yükle ilgili olanlara karşı geminin denize, yola veya yüke elve-
rişli olmamasından doğan zararlardan mesuldür; meğer ki; tedbirli bir taşıyanın
sarf etmekle mükellef olduğu dikkat ve ihtimam gösterilmekle beraber eksikliği
yolculuğun başlangıcına kadar keşfe imkan bulunmamış olsun.
                             İKİNCİ AYIRIM
                         Yükleme ve Boşaltma
    A) Yükleme:
    I - Yükleme yeri:

    Madde 1020 - Kaptan yükü almak için gemiyi taşıtanın ve gemi birden çok
kimselere tahsis edilmiş ise hepsinin gösterecekleri yere demirler.
    Yer, zamanında gösterilmemiş veya bütün taşıtanlar yer göstermekte birleş-
memiş bulunur veyahut suyun derinliği, geminin selameti, mahalli nizamlar veya
tesisler, verilen talimata göre hareket etmeye mani olursa kaptan mütat yükleme
yerine demirler.
*
    II - Yükleme masrafları:

    Madde 1021 - Mukavele, yükleme limanı nizamları ve bunlar yoksa mahalli
teamüller ile aksi tayin edilmiş olmadıkça, eşyanın gemiye kadar taşıma masra-
fı taşıtana, yükleme masrafı ise taşıyana aittir.
    III - Yüklenecek eşya:
    1. Kararlaştırılanlardan başka eşya:

    Madde 1022 - Kararlaştırılan eşya yerine aynı varma limanı için taşıtan
tarafından gemiye başka eşya yükletilmek istenilirse taşıyan, bu yüzden durumu
güçleşmedikçe bunu kabul ile mükelleftir.
    Mukavelede eşya yalnız nev`i ve cinsi ile tayin edilmiş olmayıp da ferden
tayin edilmiş ise bu hüküm tatbik olunmaz.
    2. Bildirme mecburiyeti:
    a) Eşyanın ölçü, sayı, tartı ve markaları hakkında:

    Madde 1023 - Taşıtan ile yükleten, eşyanın ölçü, sayı ve tartısı ile marka-
ları hakkında taşıyana karşı doğru beyanda bulunmakla mükelleftirler. Bunlardan
her biri beyanlarının doğru olmaması yüzünden ileri gelen zarardan taşıyana
karşı mesuldür; 973 üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı diğer şahıslara
karşı ise ancak kusuru halinde mesuldür.
    Taşıyanın navlun mukavelesi gereğince taşıtan ve yükletenden başka kimse-
lere karşı olan mükellefiyetleri mahfuzdur.
    b) Eşyanın cins ve mahiyeti hakkında:

    Madde 1024 - Eşyanın cins ve mahiyeti hakkında yanlış beyanlarda bulunan
taşıtan veya yükleten, kusuru varsa taşıyana ve 973 üncü maddenin birinci fık-
rasında yazılı diğer kimselere karşı beyanlarının doğru olmamasından doğacak
zararlardan mesuldürler.
    Bu kimseler, harb kaçağı veya ihracı, ithali veya transit olarak geçirilme-
si yasak olan eşyayı yükler yahut yükleme sırasında kanun hükümlerine ve husu-
siyle zabıta, vergi ve gümrük kanunlarına aykırı hareket ederler ve bu fiille-
rinde kusurları bulunursa aynı hüküm tatbik olunur.
    Kaptanın muvafakatiyle hareket etmiş olmaları taşıtan ve yükleteni diğer
şahıslara karşı olan mesuliyetten kurtaramaz.
    Bunlar eşyanın müsadere edilmiş olduğunu ileri sürerek navlunu ödemekten
imtina edemezler.
    Eşya, gemiyi veya diğer malları tehlikeye sokarsa, kaptan, bunu karaya çı-
karmaya veya acil hallerde denize atmaya salahiyetlidir.
    c) Gizlice yüklenen eşya:

    Madde 1025 - Kaptanın bilgisi olmaksızın gemiye eşya getiren kimse de 1024
üncü maddeye göre bu yüzden doğacak zararı tazmin etmekle mükelleftir. Kaptan
bu gibi eşyayı tekrar karaya çıkarmaya ve gemiyi veya diğer yükü tehlikeye dü-
şürürse icabında denize atmaya salahiyetlidir. Kaptan eşyayı gemide alıkorsa
bunlar için yükleme yerinde ve yükleme sırasında bu gibi yolculuk ve eşya için
alınan en yüksek navlunun ödenmesi lazımdır.
    d) Tehlikeli eşya:

    Madde 1026 - Denizde Can ve Mal Koruma hakkındaki Kanunun 12 nci maddesinin
A - F bentlerinde yazılı olan tehlikeli eşya kaptanın bunlardan veya bunların
tehlikeli vasıf veya mahiyetlerinden bilgisi olmaksızın gemiye getirilirse, ta-
şıtan veya yükleten, kendilerine bir kusur isnat edilmese dahi 1024 üncü madde-
ye göre mesul
                                                                            *
olur. Bu halde kaptan eşyayı her zaman ve her hangi bir yerde gemiden çıkarma-
ya, imha etmeye veya başka suretle zararsız hale sokmaya salahiyetlidir.
    Kaptan eşyanın tehlikeli vasıf ve mahiyetini bildiği halde, yüklemeye muva-
fakat etmiş olursa eşya gemiyi veya diğer yükü tehlikeye soktuğu halde aynı şe-
kilde hareket etmeye salahiyetlidir. Bu halde de taşıyan veya kaptan, zararı
tazmine mecbur değildirler. Müşterek avarya halinde zararın paylaşılmasına dair
olan hükümler mahfuzdur.
    3. Bilgi:

    Madde 1027 - Taşıyanın veya acentasının bilgisi 1024, 1025 ve 1026 madde-
lerdeki hallerde kaptanın bilgisi hükmündedir.
    IV- Kararlaştırılmış olan gemi:

    Madde 1028 - Taşıyan, taşıtanın muvafakatini almadan eşyayı, başka gemiye
yükliyemez, yüklerse bundan doğacak zarardan mesul olur; meğer ki, eşyanın ka-
rarlaştırılan gemiye yükletilmiş olması halinde dahi zararın vukuu muhakkak ve
zarar taşıtana ait ola.
    Tehlike halinde ve yolculuk başladıktan sonra yapılacak aktarmalar hakkında
birinci fıkra hükmü tatbik olunmaz.
    V - Güverteye konacak eşya:

    Madde 1029 - Yükletenin muvafakati olmadıkça eşya güverteye konamıyacağı
gibi küpeşteye de asılamaz.
    VI - Yükleme müddeti:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1030 - Geminin tamamı taşıtana tahsis edildiğinde kaptan, gemi yükü
alacak hale gelir gelmez bunu taşıtana bildirir.
    Yükleme müddeti ihbarın ertesi gününden itibaren işlemeye başlar.
    Kararlaştırılmışsa taşıyan, eşyanın yükletilmesi için "yükleme müddeti"nden
fazla beklemeye mecburdur. Bu fazla müddete "Sürastarya" müddeti denir. Aksi
kararlaştırılmış olmadıkça yükleme müddeti için ayrıca bir para istenemez. Fakat
taşıtan sürastarya müddeti için taşıyana sürastarya ücreti ödemekle mükelleftir.
    2. Müddetin devamı:

    Madde 1031 - Yükleme müddeti mukavele ile tesbit edilmemiş ise yükleme
limanının nizamlarına ve yoksa oradaki teamüle göre tayin olunur; böyle bir
teamül de yoksa yükleme müddeti halin icaplarına uygun bir müddettir.
    Mukavelede sürastaryadan veya sadece sürastarya ücretinden bahsedilip de
sürastarya müddeti tayin edilmemiş ise, bu müddet yükleme müddetinin yarısından
ibarettir.
    3. Sürastarya müddetinin başlangıcı:

    Madde 1032 - Yüklemenin ne kadar süreceği veya hangi gün biteceği mukavele
ile tayin edilmiş ise sürastarya müddeti yükleme müddetinin bitmesiyle başlar.
    Mukavelede böyle bir hüküm yoksa taşıyan, yükleme müddetinin bitmiş olduğu-
nu taşıtana bildirmedikçe sürastarya müddeti işlemeye başlamaz. Taşıyan yükleme
müddeti içinde bile, hangi gün bu müddeti bitmiş sayacağını taşıtana bildirebi-
lir; bu halde yükleme müddetinin bitmesi ve sürastaryanın başlaması için taşı-
yanın yeni bir ihbarına lüzum yoktur.
    4. Bekleme müddeti:

    Madde 1033 - Yükleme müddeti veya bir sürastarya kararlaştırılmış ise
sürastarya müddeti bittikten sonra taşıyan yükleme için fazla beklemeye mecbur
değildir. Bununla beraber taşıyan fazla beklemek istemiyorsa, yükleme veya
sürastarya müddetinin bitmesinden üç gün önce taşıtana bunu bildirmeye mecbur-
dur; bildirmezse yükleme veya sürastarya müddeti, sonradan yapacağı ihbardan
itibaren üç gün geçmedikçe bitmez.
    Yukarda yazılı üç gün bütün hallerde takvime göre fasılasız olarak hesap
olunur.
    5. İhbarın şekli:

    Madde 1034 - Taşıyanın 1032 ve 1033 üncü maddeler gereğince yapacağı ihbar-
lar hiçbir şekle tabi değildir. Taşıtan böyle bir ihbarı almış olduğunu kafi
bir şekilde tevsik etmekten kaçınırsa bu takdirde taşıyan, masrafı taşıtana ait
olmak üzere noterden bunu bir zabıtla tesbit etmesini istiyebilir.
    6. Sürastarya ücreti:
    a) Tayini:

    Madde 1035 - Sürastarya ücreti mukavele ile tesbit olunmamışsa hakkaniyet
üzere takdir olunur. Bu takdir sırasında halin hususiyetleri ve bilhassa gemi
adamlarının ücret bakım masrafları ve taşıyanın mahrum kalacağı navlunlar
gözönünde tutulur.
    7. Bekleme müddetinin hesabı:

    Madde 1036 - Yükleme müddetinde günler iş günü olarak, sürastarya müddetin-
de ise aralıksız hesap olunur.
    Taşıtanın faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiyle
yükün gemiye teslimi mümkün olmıyan günler dahi yükleme ve sürastarya müddetle-
rinin (Bekleme müddetinin) hesabında nazara alınır.
    Taşıyanın faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiyle
yükün gemiye alınması mümkün olmıyan günler ise bu müddetin hesabında nazara
alınmaz; sürastarya müddeti içinde olsa bile bugünler için sürastarya ücreti
istenemez.
    Fırtına, buz istilası veya seferberlik gibi her iki tarafın faaliyet saha-
sını ilgilendiren tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiye teslim edilmesi
ve alınması mümkün olmıyan günler bekleme müddetine ilave olunur; şu kadar ki,
yükleme müddeti içinde olsa bile taşıtan bugünler için taşıyana sürastarya
ücreti ödemekle mükelleftir.
    Yükleme müddeti 1031 inci madde gereğince mahalli nizam veya teamüle göre
tayin olunacaksa, yukarki fıkralar, ancak bu nizam ve teamüllere aykırı olma-
dıkça tatbik olunurlar.
    8. Bekleme mecburi olmıyan haller:
    a) Kati vade:

    Madde 1037 - Taşıyan, yüklenmenin behemehal muayyen bir güne kadar bitmesi-
ni şart koşmuş ise, bu takdirde yukarki maddenin üçüncü fıkrası gereğince fazla
beklemeye mecbur değildir.
    b) Yükletenin bulunmaması:

    Madde 1038 - Taşıyan, yükü üçüncü şahıstan alacak olup da yük almaya hazır
olduğunu mahallin adetine göre ilan ettirmiş olmasına rağmen üçüncü şahıs bu-
lunmamış veya yükü teslimden imtina etmiş ise taşıtanı en kısa bir zamanda
bundan haberdar etmeye ve sürastarya mukavele edilmiş olsa bile ancak yükleme
müd-
detinin sonuna kadar beklemeye mecburdur; meğer ki, yükleme müddeti içinde ta-
şıtandan veya salahiyetli vekilinden aksine emir almış olsun.
    Yükleme ve boşaltma için tek bir müddet tayin olunmuş ise yukarki fıkrada
yazılı halde bu müddetin yarısı yükleme müddeti sayılır.
    c) Yükleme tamamlanmadan yola çıkma:

    Madde 1039 - Taşıyan, kararlaştırılan yükün tamamı yüklenmemiş olsa bile,
taşıtanın talebi üzerine yola çıkmaya mecburdur; ancak bu takdirde, navlunun
tamamına ve icabında sürastarya ücretine hak kazanmış olacağı gibi, navlunun
eksik yükleme neticesinde teminatsız kalan kısmı için muntazam teminat göste-
rilmesini de istiyebilir. Bundan başka, eksik yükleme yüzünden ihtiyarına mec-
bur kaldığı fazla masrafları da taşıtan kendisine ödemekle mükelleftir.
    Taşıtan, taşıyanın yükleme için beklemeye mecbur olduğu müddetin (Bekleme
müddeti) sonuna kadar yüklemeyi tamamlamamış olursa taşıyan, taşıtan mukavele-
den caymadığı takdirde yola çıkıp yukarki fıkrada yazılı taleplerde bulunabi-
lir.
    VII - Pişmanlık navlunu:
    1. Taşıtanın mukaveleden cayması:
    a) Yolculuk başlamadan önce:

    Madde 1040 - Gemi ister basit, ister mürekkep bir yolculuk için tutulmuş
olsun, taşıtan, yolculuk başlamadan önce mukaveleden cayabilir. Şu kadar ki;
kararlaştırılmış olan navlunun yarısını pişmanlık navlunu olarak ödemeye mec-
burdur.
    Bu hükmün tatbikında aşağıdaki hallerin birinde dahi yolculuk başlamış sa-
yılır:
    1. Taşıtan tarafından yükleme işinin tamamlanmış olduğu sarahaten veya
zımnen kaptana bildirilmiş ise;
    2. Yük tamamen veya kısmen teslim edilmiş olup da bekleme müddeti dolmuş
ise,
    Taşıtan yükün tesliminden sonra yukarda yazılı cayma hakkını kullanırsa
yükleme ve boşaltma masraflarını da ödiyeceği gibi yükleme müddetini aşan bo-
şaltma günleri için sürastarya ücreti de verir. Yükün gemiden tekrar çıkarılma-
sı mümkün olduğu kadar çabuk yapılmak lazımdır.
    Bekleme müddetini aşsa bile taşıyan malın gemiden çıkarılması için bekleme-
ye mecburdur.
    Bekleme müddetini aşan zaman için sürastarya ücreti ve eğer bu müddetin
aşılmasından doğan zarar sürastarya ücretinden fazla ise bu fazlayı da tazminat
olarak istiyebilir.
    b) Yolculuk başladıktan sonra:

    Madde 1041 - Yukarki madde hükmünce yolculuk başladıktan sonra taşıtan,
ancak tam navlunu ve taşıyanın 1069 uncu madde gereğince haiz olduğu diğer
alacakları ödemek ve 1070 inci maddede yazılı alacakları da tediye veya temin
etmek şartiyle mukaveleden cayarak yükün gemiden çıkarılmasını istiyebilir.
    Yükün gemiden çıkarılması halinde taşıtan bunun mucip olduğu fazla masraf-
ları ödemeye mecbur olduğu gibi boşaltma sebebiyle geminin durması yüzünden
taşıtanın uğradığı zararları dahi tazmin ile mükelleftir.
    Taşıyan yükün gemiden çıkarılması için yolculuğu değiştirmeye veya bir
limana uğramaya mecbur değildir.
    c) Mürekkep yolculuk halinde:

    Madde 1042 - Gemi dönüş için de tutulur veya mukavele gereğince yükü al-
mak için başka limandan kalkması gerekir ve her iki halde de 1040 ıncı maddeye
göre dönüş yolculuğu için yola çıkmadan veya yükleme limanından kalkmadan önce
mukaveleden cayma bildirilmiş bulunursa, taşıtan, tam navlunun üçte ikisini
pişmanlık navlunu olarak verir.
    Başka mürekkep yolculuklarda taşıtan, seferin son kısmına başlamak bakımın-
dan 1040 ıncı madde gereğince yolculuk başlamış sayılmadan önce mukaveleden
caydığını bildirirse, taşıyan pişmanlık navlunu olarak tam navlun alır; şu ka-
dar ki; cayma yüzünden taşıyanın masraftan kurtulmuş ve başkaca navlun elde
etmek fırsatına sahip bulunmuş olduğu halin icabından anlaşılırsa, tam navlun-
dan münasip bir miktar indirilir. İndirilen miktar hiçbir halde navlunun yarı-
sını geçmez.
    2. Hiç yük verilmemesi:

    Madde 1043 - Taşıtan bekleme müddeti sonuna kadar hiç yük teslim etmemiş
ise taşıyan mukaveleden doğan taahhütlerine bağlı kalmıyacağı gibi taşıtan
1040 ve 1042 nci maddeler gereğince mukaveleden caymış olsaydı hangi talepler-
de bulunabilecek idiyse bunları da taşıtana karşı ileri sürebilir.
    3. Müşterek hükümler:

    Madde 1044 - Taşıyanın başka mal yüklemekle aldığı navlun, pişmanlık navlu-
nundan indirilemez. 1042 nci maddenin ikinci fıkrası hükmü mahfuzdur.
    Taşıyanın pişmanlık navlununa hak kazanması mukavelede gösterilen yolculu-
ğun yapılmasına bağlı değildir.
    Pişmanlık navlunu taşıyanın sürastarya ücreti ve 1069 uncu maddede yazılı
diğer alacakları istemesine mani olmaz.
    4. Geminin bir cüz`ü veya muayyen bir yerinin tahsisi halinde:

    Madde 1045 - Geminin bir cüz`ü veya muayyen bir yeri taşıtana tahsis edil-
mişse 1030-1044 üncü maddeler hükümleri aşağıdaki değişikliklerle tatbik olu-
nur:
    1. Taşıyan, sözü geçen maddelere göre navlunun ancak bir kısmını alabilece-
ği hallerde pişmanlık navlunu olarak tam navlun alır; meğer ki, taşıtanların
hepsi mukaveleden caymış veya malları teslim etmemiş olsunlar. Bununla beraber
tam navlundan, teslim olunmıyan yükün yerine taşıtanın yüklediği diğer malların
navlunu indirilir;
    2. 1040 ve 1041 inci maddelerdeki hallerde boşaltma, yolculuğun gecikmesine
veya aktarmaya sebep olabilecek ise, taşıtan, malın boşaltılmasını istiyemez;
meğer ki; bütün taşıtanlar muvafakat etmiş olsunlar. Bundan başka, taşıtan,
boşaltmadan doğan masraflarla zarar ve ziyanı tazmin etmekle mükelleftir.
    Taşıtanların hepsi cayma haklarını kullanırsa 1040 ve 1041 inci maddeler
olduğu gibi tatbik olunur.
    VIII- Kırkambar mukavelesinin hususiyetleri:
    1. Yükleme anı:

    Madde 1046 - Kırkambar mukavelesinde taşıtan, kaptanın daveti üzerine,
gecikmeden eşyayı yüklemeye mecburdur.
    Taşıtan gecikirse taşıyan, malların teslimini beklemekle mükellef değildir.
Yolculuk, mallar tesellüm edilmeden başlamış olsa bile, taşıtan tam navlun
ödemekle mükelleftir. Şu kadar ki; taşıyanın teslim edilmiş olmıyan mal yerine
yüklediği eşyanın navlunu indirilir.
    Taşıyanın, geciken taşıtandan, navlun istiyebilmesi için bunu yola çıkmadan
önce taşıtana bildirmesi gerekir; bildirmezse hakkını kaybeder. Taşıyanın ihba-
rı hakkında 1034 üncü madde hükmü tatbik olunur.
    2. Taşıtanın mukaveleden cayması:

    Madde 1047 - Taşıtan, yüklemeden sonra tam navlunu ve taşıyanın 1069 uncu
madde gereğince haiz olduğu diğer bütün alacakları ödemek ve 1070 inci maddede
yazılı alacakları da tediye veya temin etmek şartiyle yalnız 1045 inci maddenin
ikinci bendinin birinci fıkrası hükmüne göre mukaveleden cayarak yükün gemiden
çıkarılmasını istiyebilir. Bu takdirde 1041 inci maddenin üçüncü fıkrası hükmü
de tatbik olunur.
    3. Hareket gücünün mahkemece tayini:

    Madde 1048 - Taşıyan; kırkambar mukaveleleri yaparak denizde taşımak üzere
eşya kabul edeceğini ilan etmiş olup da hareket anını tesbit etmemişse yükleme
limanındaki mahkeme; taşıtanın müracaatı üzerine, taşıyanı veya acantesini ya-
hut kaptanı dinledikten sonra daha ziyade gecikmesi caiz olmıyan hareket gününü
halin icabına göre tayin eder.
    Mahkeme kararı katidir.
    IB - Vesikaları verme mükellefiyeti:

    Madde 1049 - Her türlü navlun mukavelelerinde taşıtan, eşyanın teslimi
için gerekli müddet içinde malın taşınması için lüzumlu vesikaların hepsini
kaptana vermeye mecburdur.
    Bu vesikalardaki bütün yolsuzluklardan ve hususiyle bunların hakikata uymı-
mayan beyanları ihtiva etmelerinden ileri gelen zararlardan taşıtan ve yükleten
taşıyana ve yükle ilgili diğer kimselere karşı 1023 üncü madde gereğince mesul-
dür.
    B) Boşaltma:
    I - Boşaltma yeri:

    Madde 1050 - Kaptan yükü boşaltmak için gemiyi yükü teslim alacak olan kim-
senin (Gönderilen) ve bunlar birden fazla ise, hepsinin gösterecekleri yere
demirler.
    Yer zamanında gösterilmemiş veya bütün gönderilenler yer göstermekte bir-
leşmemiş bulunur veyahut suyun derinliği, geminin selameti, mahalli nizamlar
veya tesisler verilen talimata göre hareket etmeye mani olursa kaptan, mütat
boşaltma yerine demirler.
    II - Boşaltmanın masrafları:

    Madde 1051 - Mukavele, boşaltma limanı nizamları ve bunlar yoksa mahalli
teamüller ile aksi tayin edilmiş olmadıkça eşyanın gemiden çıkarılması masrafı
taşıyana, geri kalan boşaltma masrafları da gönderilene aittir.
    III - Boşaltma müddeti:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1052 - Geminin tamamı taşıtana tahsis edildiğinde kaptan, boşaltmaya
hazır olunca bunu gönderilene bildirir. Kaptan gönderileni tanımıyorsa boşalt-
maya hazır olduğunu mahallin adetine göre ilan eder.
    Boşaltma müddeti, ihbarın ertesi gününden itibaren işlemeye başlar,
Kararlaştırılmışsa taşıyan, yükün tesellümü için boşaltma müddetinden fazla
beklemeye mecburdur (Sürastarya müddeti).
    Aksi kararlaştırılmış olmadıkça  boşaltma müddeti için ayrı bir para iste-
nemez. Fakat sürastarya müddeti için taşıyana sürastarya ücreti verilir.
    Sürastarya ücretinin miktarı hakkında 1035 inci madde hükmü tatbik olunur.
    2. Müddetin devamı:

    Madde 1053 - Boşaltma müddeti mukavele ile tesbit edilmemiş ise boşaltma
limanının nizamlarına ve yoksa oradaki teamüle göre tayin olunur; böyle bir
teamül de yoksa boşaltma müddeti halin icaplarına uygun olan müddettir.
    Mukavelede sürastaryadan veya sadece sürastarya ücretinden bahsedilip de
sürastarya müddeti tayin edilmemiş ise bu müddet boşaltma müddetinin yarısından
ibarettir.
    3. Sürastarya müddetinin başlangıcı:

    Madde 1054 - Boşaltmanın ne kadar süreceği veya hangi gün biteceği mukavele
ile tayin edilmiş ise sürastarya müddeti boşaltma müddetinin bitmesiyle başlar.
    Mukavelede böyle bir hüküm yoksa taşıyan, boşaltma müddetinin bitmiş oldu-
ğunu gönderilene bildirmedikçe sürastarya müddeti işlemeye başlamaz. Taşıyan,
boşaltma müddeti içinde bile hangi gün bu müddeti bitmiş sayacağını gönderile-
ne bildirebilir; bildirmiş ise boşaltma müddetinin bitmesi ve sürastaryanın
başlaması için taşıyanın yeni bir ihbarına lüzum yoktur.
    Taşıyanın, ikinci fıkrada yazılı beyanları hakkında 1034 üncü madde hükmü
tatbik olunur.
    4. Bekleme müddetinin hesabı:

    Madde 1055 - Boşaltma müddetinde günler iş günü olarak, sürastarya müdde-
tinde ise aralıksız hesap olunur.
    Gönderilenin faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiy-
le yükün gemiden karaya çıkarılması mümkün olmıyan günler dahi boşaltma ve
sürastarya müddetlerinin hesabında nazara alınır.
    Taşıyanın faaliyet sahasında tahakkuk eden tesadüfi sebepler dolayısiyle
yükün gemiden çıkarılması mümkün olmıyan günler ise bu müddetin hesabında naza-
ra alınmaz; sürastarya müddeti içinde olsa bile bu günler için sürastarya ücre-
ti istenemez.
    Fırtına, buz istilası veya seferberlik gibi, her iki tarafın faaliyet saha-
sını ilgilendiren tesadüfi sebepler dolayısiyle yükün gemiden çıkarılması ve
karaya götürülmesi mümkün olmıyan günler bekleme müddetine ilave olunur. Şu
kadar ki; boşaltma müddeti içinde olsa bile gönderilen bu günler için taşıyana
sürastarya ücreti ödemekle mükelleftir.
    Boşaltma müddeti 1053 üncü madde gereğince mahalli nizam veya teamüle göre
tayin olunacaksa yukarki fıkralar, ancak bu nizam ve teamüllere aykırı olmadık-
ça tatbik olunurlar.
    5. Bekleme mecburiyeti olmayan hal:

    Madde 1056 - Taşıyan, boşaltmanın behemahal muayyen bir güne kadar bitmesi-
ni şart koşmuş ise bu takdirde yukarki maddenin üçüncü fıkrası gereğince fazla
beklemeye mecbur değildir.
    IV - Yükün tevdii:

    Madde 1057 - Gönderilen, malı almaya hazır olduğunu bildirip de riayet et-
meye mecbur olduğu müddeti geçirerek yükü teslim almakta gecikirse, kaptan,
gönderilene haber verdikten sonra malı bir umumi ambara veya emniyetli her han-
gi bir yere tevdi edebilir.
    Gönderilen, malı teslim almaktan imtina eder yahut 1052 nci maddede yazılı
ihbar veya ilan üzerine malı teslim almaya hazır olup olmadığını bildirmez
veya-
hut da bulunamazsa kaptan, birinci fıkrada gösterilen tarzda hareket etmek ve
aynı zamanda taşıtana haber vermekle mükelleftir.
    Kaptanın kusuru olmaksızın gönderilenin gecikmesi veya tevdi muamelesi
yüzünden boşaltma müddeti geçmiş ise, taşıyan, sürastarya ücreti istiyebilir.
Bugünler sürastarya müddeti mahiyetinde olmadıkça taşıyanın uğradığı daha büyük
bir zararın tazminini istemek hakkı mahfuzdur.
    V - Geminin bir cüz`ü veya muayyen bir yerinin tahsisi:

    Madde 1058 - Geminin bir cüz`ünün veya muayyen bir yerinin taşıtana tahsis
edilmiş olması halinde de 1052 - 1057 nci maddeler hükümleri tatbik olunur.
    VI - Kırkambar mukavelesi:
    1. Boşaltma işleri:

    Madde 1059 - Kırkambar mukavelesinde gönderilen, kaptanın daveti üzerine
gecikmeden malları teslim almaya mecburdur. Kaptan, gönderileni tanımıyorsa
davet, mahalli adet üzere ilan suretiyle yapılır.
    Kaptanın, yükü tevdi etmek salahiyet ve mecburiyeti hakkında 1057 nci madde
hükmü tatbik olunur. Bu maddeye göre taşıtana yapılması icabeden ihbar mahalli
adet üzere ilan suretiyle olur.
    Gönderilenın gecikmesi veya tevdi muamelesi yüzünden boşaltma müddeti geç-
miş olursa taşıyan sürastarya ücreti istiyebilir; daha fazla tazminat istemek
hakkı mahfuzdur.
    2. Taşıtanın üçüncü şahıslarla yaptığı kırkambar mukaveleleri:

    Madde 1060 - Geminin tamamı veya bir cüz`ü yahut muayyen bir yeri taşıtana
tahsis edilmiş olup da taşıtan üçüncü şahıslarla kırkambar mukaveleleri yapmış
bulunursa asıl taşıyanın hak ve vazifeleri 1052 - 1057 nci maddeler hükümlerine
tabidir.
                             ÜÇÜNCÜ AYIRIM
                     Taşıyanın Mesuliyeti ve Hakları
    A)  Taşıyanın mesuliyeti:
    I - Umumi olarak:
    1. İhtimam derecesi:

    Madde 1061 - Taşıyan, malların yükletilmesi, istifi, taşınması, elden geçi-
rilmesi ve boşaltmasında tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamını göstermek-
le mükelleftir. Teslim alındıkları andan teslim edildikleri ana kadar geçen
müddet içinde malların zıyaı veya hasarı yüzünden doğacak zararlardan taşıyan
mesuldür; meğer ki, zıya veya hasar, tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamı
ile dahi önüne geçilemiyecek sebeplerden ileri gelmiş olsun.
    2. Adamlarının kusurlarından dolayı:

    Madde 1062 - Taşıyan, kendi adamlarının ve gemi adamlarının kusurlarından,
kendi kusuru gibi mesuldür.
    Zarar geminin sevkine veya başkaca teknik idaresine ait bir hareketin veya
yangının neticesi olduğu takdirde taşıyan yalnız kendi kusurundan mesuldür. Da-
ha ziyade yükün menfaati icabı olarak alınan tedbirler geminin teknik idaresine
dahil sayılmaz.
    Tereddüt halinde zararın teknik idarenin neticesi olmadığı kabul edilir.
    II- Taşıyanın mesul olmaması:
    1. Haller:

    Madde 1063 - Taşıyan aşağıdaki sebeplerden ileri gelen zararlardan mesul
değildir:
    1. Denizin veya gemi işlemesine elverişli diğer suların tehlike va kazala-
rından;
    2. Harb hadiselerinden, karışıklık ve ayaklanmalardan, amme düşmanlarının
hareketlerinden, salahiyetli makamın emirlerinden veya karantina tahditlerin-
den;
    3. Mahkemelerin elkoyma kararlarından;
    4. Grev, lokavt veya diğer çalışma manilerinden;
    5. Yükletenin veya yükün sahibiyle acentasının veya mümessilinin hareket
veya ihmallerinden;
    6. Denizde can ve mal kurtarmadan veya kurtarma teşebbüsünden;
    7. Hacım veya tartı itibariyle kendiliğinden eksilmeden veya malın gizli
ayıplarından yahut malın kendine has tabii cins ve mahiyetinden.
    Zararın halin icaplarına göre birinci fıkrada yazılı tehlikelerin biri se-
bebiyle vukuu mümkün ise zararın bu tehlikeden ileri geldiği farz olunur; şu
kadar ki, aksi ispat olunabilir.
    Tehlikenin meydana gelmesine taşıyanın mesul olduğu bir hadisenin sebep ol-
duğu ispat olunursa taşıyan mesuliyetten kurtulamaz.
    2. Konişmentoda yanlış beyanlar:

    Madde 1064 - Taşıtan veya yükleten, malın cins veya kıymetinin konişmentoda
yanlış gösterilmesine bilerek sebep olmuşsa, taşıyan, her türlü mesuliyetten
kurtulur.
    Donatanın taşıtan veya yükletenle anlaşarak konişmentoya hakikata aykırı
kayıtlar koymuş olması yüzünden gelecek mesuliyetlerden dolayı taşıtan veya
yükletene rücu hakkı bulunduğunu derpiş eden bütün anlaşmalar hükümsüzdür.
    III- Muayene:
    1. İsteme salahiyeti:

    Madde 1065 - Gönderilen malları teslim almadan, kaptan veya gönderilen mal-
ların hal ve vaziyetini, ölçü, sayı ve tartısını tesbit ettirmek maksadiyle on-
ları mahkemeye veya salahiyetli diğer makamlara yahut bu husus için resmen ta-
yin olunmuş eksperlere muayene ettirebilir. Mümkün oldukça diğer taraf da hazır
bulundurulur.
    2. İhbar külfeti:

    Madde 1066 - Malların uğramış olduğu zıyaı veya hasarın, en geç navlun
mukavelesi gereğince bunları teslim almaya salahiyetli olan kimseye teslimi
sırasında taşıyana veya boşaltma limanındaki temsilcisine yazılı olarak bildi-
rilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, ihbarnamenin mezkür
tarihten itibaren üç gün içinde gönderilmesi kafidir. İhbarnamede zıya veya
hasarın umumi olarak gösterilmesi lazımdır.
    Malların hal ve vaziyeti yahut ölçü, sayı veya tartısı en geç birinci fık-
ranın birinci cümlesinde yazılı anda her iki tarafın iştirakiyle mahkeme veya
salahiyetli makam yahut bu husus için resmen tayin edilmiş eksperler tarafın-
dan tesbit edilmişse ihbara lüzum kalmaz.
    Malların zıya veya hasarı ne ihbar edilmiş ve ne de tesbit ettirilmiş olur-
sa, taşıyanın malları konişmentoda yazılı olan halde teslim ettiği ve şayet
mallarda bir zıya veya hasar sabit olursa, bu zararın taşıyanın mesul olmıyaca-
ğı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki; bu karinelerin aksi
ispat olunabilir.
    3. Dava hakkının düşmesi:

    Madde 1067 - Malların tesliminden (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya tes-
lim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müra-
caat edilmediği takdirde,taşıyan aleyhine malların zıya veya hasarından dolayı
her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.
    4. Muayene masrafı:

    Madde 1068 - Muayene masraflarını müracaatta bulunan çeker.
    Gönderilen muayene için müracaatta bulunup da taşıyanın tazminat vermesi
lazımgelen bir zıya veya hasar tesbit olunursa muayene masrafları taşıyana dü-
şer.
    B) Taşıyanın hakları:
    I - Navlun hakkı:
    1. Ödeme mükellefiyetinin doğumu:

    Madde 1069 - Gönderilen; malı teslim almakla navlun ve navlun teferruatın-
dan olan bütün masrafları ve sürastarya ücretini, teslim almanın dayandığı mu-
kavele veya konişmento hükümlerine göre ödemeye, kendi hesabına Gümrük Resmi
ödenmiş ve başka masraflar yapılmış ise bunları da vermeye ve kendine düşen
diğer bütün borçları ifaya mecbur kalır.
    Taşıyan navlunun ödenmesi ve gönderilene düşen diğer borçların yerine geti-
rilmesi karşılığında malı teslime mecburdur.
    2. Yükü teslimden imtina hakkı:

    Madde 1070 - Taşıyan; müşterek avarya, kurtarma ve yardım masrafları ve de-
niz ödüncü yüzünden malı takyid eden alacaklarına mukabil bu alacakların tutarı
olan parayı yahut o değerde teminatı elde etmedikçe malı teslime mecbur tutula-
maz.
    Deniz ödüncü donatan hesabına alınmış ise, taşıyanın teslimden önce malı
deniz ödüncü kaydından kurtarmak mükellefiyeti malın teslimine engel olamaz.
    3. Malı navlun yerine kabul:

    Madde 1071 - Taşıyan, bozulmuş veya hasarlanmış olsun olmasın yükü navlun
yerine kabule mecbur değildir.
    Akan şeylerle dolu kablar yolculuk sırasında tamamen veya yarıdan fazla
boşalmışsa bunlar, taşıyana 1069 uncu madde hükmü gereğince ödenecek navlun ve
diğer alacakları yerine bırakabilir.
    Taşıyanın akmadan mesul olmıyacağı veya (Akma frankodur) şartı bu hakkı or-
tadan kaldırmaz; şu kadar ki, kablar gönderilenin eline geçmekle bu hak düşer.
    Navlun toptan kararlaştırılmış olur ve kabların yalnız bazıları tamamen
yahut yarısından fazla boşalmış bulunursa akan kablar, taşıyana navlun ve diğer
alacaklarının bununla mütenasip olan kısmına karşılık olarak bırakılabilir.
    4. Navlun tutarı:
    a) Zıyaa uğrıyan mallar:

    Madde 1072 - Aksine mukavele olmadıkça her hangi bir kaza neticesinde zıyaa
uğrayan yük için navlun ödenmez ve peşin ödenmiş ise geri alınır.
    Geminin tamamı veya bir cüzü yahut muayyen bir yerinin taşıtana tahsis
edilmiş olması halinde de aynı hüküm tatbik olunur. Böyle bir halde navlun
toptan kararlaştırılmış ise mallardan bir kısmının zıyaı navlunun o nispette
indirilmesine hak verir.
    Tabiatı itibariyle bilhassa içinden bozulma, kendiliğinden eksiltme ve mü-
tat akma ve sızma yüzünden zıyaa uğrayan mallar ile yolda ölen hayvanlar için,
teslim edilmemeleri halinde bile navlun ödenir.
    Müşterek avarya dolayısiyle feda edilmiş olan yük için ödenecek navlun taz-
minatı hakkında müşterek avarya hükümleri tatbik olunur.
    b) Kararlaştırılmamış navlun:

    Madde 1073 - Taşınmak üzere teslim alınan mallar için navlun miktarı karar-
laştırılmamışsa yükleme zamanı ve yerinde mütat olan navlun ödenir.
    Taşınmak üzere teslim alınan mal kararlaştırılmış olandan fazla ise fazlası
için dahi mukavelede tayin olunan nispete göre nevlun ödenir.
    c) Hesap tarzı:

    Madde 1074 - Navlun, malın ölçüsü, tartısı veya sayısı üzerine şart edilmiş
ise, tereddüt halinde, navlun miktarı gönderilene teslim edilen malın ölçü,
tartı veya sayısına göre tayin olunur.
    5. Navlun ve teferruatı dışında kalan prim ve masraflar:

    Madde 1075 - Ayrıca kararlaştırılmış olmadıkça navlun dışında kapo, prim
bahşiş ve saire namiyle hiçbir şey istenemez.
    Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, gemiciliğin adi ve fevkalade masrafları ve
hususiyle kılavuz, liman, fener, romörkaj, karantina, buz kırdırma ve bunlara
benziyen hususlara mütaallik resim ve ücretler zikri geçen masrafları doğuran
tedbirleri almakla navlun mukavelesi hükümlerine göre mükellef olmasa bile,
yalnız taşıyana düşer.
    Müşterek avarya halleriyle yükün muhafazası, emniyet altına alınması ve
kurtarılması için yapılan masraflar hakkında ikinci fıkra hükmü tatbik olunmaz.
    6. Müddet üzerine navlun:

    Madde 1076 - Müddet üzerine kararlaştırılmış olan navlun, mukavelede aksine
şart bulunmadıkça, kaptanın yükü almaya hazır olduğunu haber verdiği günü taki-
beden günden itibaren işlemiye başlar. Safra ile yolculukta ise, yolculuğa ha-
zır olduğunu haber verdiği günü takibeden günden ve bu haber yolculuğun başla-
masından bir gün evveline kadar verilmemişse geminin yola çıktığı günden itiba-
ren işlemiye başlar.
    Sürastarya kararlaştırılmışsa müddet üzerine şart edilmiş navlun, bütün
hallerde ancak yolculuğun başladığı günden itibaren işlemiye başlar.
    Müddet üzerine navlun boşaltmanın tamamlandığı günden sonra işlemez.
    Taşıyanın kusuru olmaksızın yolculuk gecikir veya kesilirse müddet üzerine
navlun 1092 ve 1093 üncü maddelerin hükümleri mahfuz kalmak üzere araya giren
günler için dahi ödenir.
    II- Rehin hakkı:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1077 - Taşıyan, 1069 uncu maddede yazılı alacaklarından dolayı yük
üzerinde rehin hakkını haizdir.
    Rehin hakkı, yük alıkonduğu veya tevdi edildiği yerde bulunduğu müddetçe
bakidir; teslimden sonra dahi, otuz gün içinde mahkemeye müracaat olunmak ve
mal henüz gönderilenin zilyedliğinde bulunmak şartiyle devam eder.
    İcra ve İflas Kanununun 145 ve mütaakıp maddeleri gereğince borçluya yapıl-
ması lazım gelen ihbar ve tebliğler gönderilene yapılır. Gönderilen bulunmaz
veya yükü teslim almaktan imtina ederse ihbar ve tebliğlerin taşıtana yapılması
lazımdır.
    2. Tevdi ve teminat:

    Madde 1078 - Taşıyanın alacakları hakkında ihtilaf çıkarsa, münazaalı para,
mahkemece tayin edilecek yere yatırılır yatırılmaz taşıyan malları teslim etme-
ye mecburdur.
    Taşıyan, malların tesliminden sonra kafi teminat göstererek yatırılmış olan
parayı alabilir.
    III- Rücu hakkı:
    1. Malların teslimi halinde:

    Madde 1079 - Malları teslim etmiş olan taşıyan, gönderilene karşı haiz ol-
duğu alacakların (Madde 1069) ödenmesini taşıtandan istiyemez. Ancak taşıtanın,
taşıyanın zararına olarak, haksız mal iktisabında bulunduğu nispette rücu caiz-
dir.
    2. Rehnin paraya çevrilmesi hali:

    Madde 1080 - Taşıyan malları teslim etmeyip de rehni paraya çevirmek hakkı-
nın kullanmış ve fakat satış neticesinde alacağını tamamen elde edememişse,
kendisiyle taşıtan arasında yapılan navlun mukavelesinden doğan alacaklarını
elde edemediği nispette taşıtana rücu edebilir.
    3. Gönderilenin malları teslim almaması halinde:

    Madde 1081 - Gönderilen malı teslim almazsa taşıtan, navlun mukavelesi ge-
reğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle mükelleftir.
    Yükün taşıtan tarafından teslim alınmasında 1050- 1078 ve 1112 - 1115 inci
maddeler hükümleri gönderilen yerine taşıtan geçmek suretiyle tatbik olunur.
Böyle bir halde taşıyan hususiyle alacakları için yük üzerinde 1077 ve 1078
inci maddeler hükümlerine göre rehin hakkını ve 1070 inci maddede yazılı malı
teslimden kaçınma hakkını haizdir.
                             DÖRDÜNCÜ AYIRIM
         Yolculuğun Başlamasına veya Devamına Engel Olan Sebepler
    A) Basit yolculuk:
    I - Yolculuk başlamadan önceki hadiseler:
    1. Mukavelenin hükümden düşmesi:

    Madde 1082 - Yolculuk başlamadan önce umulmıyan bir hal yüzünden:
    1. Gemi zayi olur, hususiyle batar yahut 818 inci madde gereğince mahkümi-
yet kararı verilir ve "tamire değmez" halinde de gemi geciktirilmeksizin
açık artırma ile satılır veya deniz haydutlarının eline geçer yahut düşman malı
diye yakalanır veya alıkonup ganimet olduğuna hüküm verilirse;
    2. Eşya taşıma mukavelesinde yalnız cins veya nevi ile değil de muayyen ve
müşahhas olarak gösterilmiş olan mallar zayi olursa;
    3. Eşya taşıma mukavelesinde muayyen ve müşahhas olarak gösterilmemiş  mal-
lar gemiye konulduktan veya gemiye yükletilmek üzere yükleme yerinde kaptan ta-
rafından teslim alındıktan sonra zayi olursa;
taraflar biri diğerine tazminat vermekle mükellef olmaksızın eşya taşıma muka-
velesi hükümden düşer.
    Birinci fıkranın üçüncü bendindeki halde mallar 1039 uncu maddenin ikinci
fıkrasında yazılı bekleme müddeti içinde zayi olursa, taşıtan 1022 nci maddeye
dayanarak zayi olanlar yerine başka mal teslimine hazır olduğunu gecikmeksizin
bildirdiği ve yine aynı müddet içinde teslime başladığı takdirde, mukavele hü-
kümden düşmez. Taşıtan bu malların yüklenmesini en kısa bir zamanda bitirmeye,
bu yükletmenin fazla masraflarını üzerine almaya ve yükleme yüzünden bekleme
müddeti uzarsa taşıyanın bu yüzden uğradığı zararı tazmine mecburdur.
    2. Mukaveleden cayma hakkı:

    Madde 1083 - Aşağıdaki hallerde taraflardan her biri, tazminat vermekle
mükellef olmaksızın, mukaveleden cayabilir:
    1. Yolculuk başlamadan önce; gemiye ambargo konması yahut devlet veya ya-
bancı devlet hizmeti için el konması, varma yeri memleketi ile ticaretin mene-
dilmesi, yükleme veya varma limanının abluka altına alınması, eşya taşıma muka-
velesi gereğince taşınacak olan malların yükleme limanından ihracının veya var-
ma limanına ithalinin menedilmesi, diğer bir amme tasarrufu ile geminin yola
çıkmasının veya yolculuğun yapılmasının yahut eşya taşıma mukavelesi gereğince
teslim edilecek olan malların yollanmasının men olunması. Bütün bu hallerde am-
me tasarrufundan çıkan engel, ancak mevcut ihtimallere göre az zamanda ortadan
kalkmıyacağı anlaşıldığı takdirde mukaveleden cayma hakkını verir.
    2. Yolculuk başlamadan önce bir harb çıktığı için geminin veya eşya taşıma
mukavelesi gereğince gemi ile taşınacak olan malların yahut her ikisinin artık
serbest sayılmaması ve zabıt ve müsaadere tehlikesine maruz kalması.
    Bu hükümler 1022 nci madde ile taşıtana verilmiş olan salahiyetin kullanıl-
masına mani olmaz.
    II - Yolculuk başladıktan sonraki hadiseler:
    1. Mukavelenin hükümden düşmesi:
    a) Geminin zıyaa uğraması:

    Madde 1084 - Gemi, yolculuk başladıktan sonra umulmıyan bir hal yüzünden
1082 nci maddenin birinci fıkrasının birinci bendinde yazılı surette zayi olur-
sa eşya taşıma mukavelesi hükümden düşer. Bununla beraber mallar emniyet altına
alınmış veya kurtarılmış olduğu nispette taşıtan aşılan mesafenin bütün yolcu-
luğa olan nispetine göre mesafe navlunu öder.
    Ödenecek mesafe navlunu, kurtarılmış olan mal değerini aşamaz.
    b) Mesafe navlunu hesabı:

    Madde 1085 - Mesafe navlununun hesaplanmasında yalnız aşılmış mesafe ile
kalan mesafe arasındaki nispet değil, aynı zamanda, vasati olarak, masraflar,
zaman, rizikolar ve zahmetler itibariyle yolculuğun aşılan kısmı ile kalan kıs-
mı arasındaki nispet dahi göz önünde tutulur.
    c) Kaptanın vazifeleri:

    Madde 1086 - Eşya taşıma mukavelesinin hükümden düşmesi, kaptanın, geminin
zıyaından sonra da yükle ilgili olanların gıyabında 995 - 997 nci maddeler ge-
reğince onların menfaatini korumak hususundaki vazifesini değiştirmez. Bu iti-
barla kaptan, acil hallerde önceden danışmaya dahi lüzum kalmaksızın halin
icaplarına göre ya yükü ilgililerin hesabına başka bir gemi ile varma limanına
taşımaya veyahut da yükün depo edilmesini veya satılmasını temin etmeye ve yü-
kün taşıtılması veya depo edilmesi halinde de, gerek bunun ve gerekse yükün ba-
kımı için lazım olan paraları elde etmek maksadiyle yükün bir kısmını satmaya
veya taşıtılması halinde yükü tamamen veya kısmen deniz ödüncüne karşı rehnet-
meye salahiyetli ve mecburdur.
    Mesafe navlunu ile taşıyanın 1069 uncu madde gereğince istiyebileceği diğer
alacakları ve yükü takyideden müşterek avarya gareme payları; kurtarma ve yar-
dım masrafları ve deniz ödüncü paraları ödenmedikçe veya temin edilmedikçe kap-
tan yükü elden çıkarmaya veya taşıtmak üzere başka bir gemiye teslim etmeye
mecbur değildir.
    Birinci fıkraya göre kaptana düşen vazifelerin yapılmamasından doğacak za-
rarlardan donatan dahi navlun ile ve gemiden bir şey kurtarılmış oldukça gemi
ile mesuldür.
    d) Yükün zıyaa uğraması:

    Madde 1087 - Yolculuk başladıktan sonra mallar umulmıyan bir hal yüzünden
zayi olursa eşya taşıma mukavelesi iki taraftan biri ötekine tazminat vermeye
mecbur olmaksızın hükümden düşer; hususiyle 1072 nci maddenin 3 ve 4 üncü fık-
ralarına göre aksine hüküm bulunmadıkça navlunun tamamen veya kısmen ödenmesi
lazım gelmez.
    2. Mukaveleden cayma hakkı:

    Madde 1088 - Yolculuk başladıktan sonra 1083 üncü maddede  yazılı umulmıyan
hallerde biri çıkarsa taraflardan her biri tazminat vermekle mükellef olmaksı-
zın mukaveleden cayabilir.
    Ancak 1083 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci bendinde yazılı umulmı-
yan hallerden biri çıktığı takdirde cayma hakkını kullanmak için, gemi bir Av-
rupa limanında bulunuyorsa üç ay, Avrupa dışı bir limanda bulunuyorsa beş ay
müddetle maniin kalkmasını beklenmesi lazımdır.
    Kaptan manii bir limanda bulunduğu sırada öğrenirse bu müddet haber aldığı
günden; aksi takdirde kendisine haber verildikten sonra gemi ile bir limana va-
sıl olduğu günden itibaren hesap olunur.
    Aksi kararlaştırılmış olmadıkça gemi, caymanın bildirildiği sırada bulundu-
ğu limanda boşaltılır.
    Taşıtan, yolculuğun aşılan kısmı için 1084 ve 1085 inci maddeler gereğince
mesafe navlunu ödemekle mükelleftir.
    Manii dolayısiyle gemi kalktığı limana veya başka bir limana dönerse mesafe
navlunu, geminin varma limanına en yakın olmak üzere ulaştığı noktanın esas
tutulması suretiyle tesbit olunan mesafe üzerinden hesap edilir.
    Kaptan; yukarda yazılı hallerde de eşya taşıma mukavelesinden cayma haberi
verilmeden önce olduğu gibi verildikten sonra da 995,996,997 ve 1086 ncı
maddeler gereğince yükle ilgili olanların manfaatini korumakla mükelleftir.
    III- Hususi haller:
    1. Geminin limanda kalma zarureti:

    Madde 1089 - Gemi yükü aldıktan sonra yolculuğa başlamadan önce yükleme li-
manında yahut yolculuğa başladıktan sonra bir ara veya barınma limanında
1083 üncü maddede yazılı hadiselerden biri dolayısiyle kalmaya mecbur olursa,
kalma masrafları müşterek avarya şartları bulunmasa bile yakında mukaveleden
cayma ihbarının yapılacağına veya mukavelenin tamamen ifa olunacağına bakılmak-
sızın gemi navlun ve yük arasında müşterek avarya esaslarına göre paylaşılır.
1190 ıncı maddenin 1, 2, 3 ve 5 inci bentlerinde yazılı bütün masraflar kalma
masraflarından sayılırsa da giriş ve çıkış masrafları, ancak manii dolayısiyle
bir barınma limanına sığınılmış olduğu takdirde kalma masraflarından sayılır.
    2. Yükün yalnız bir kısmına mütaallik hadiseler:

    Madde 1090 - Yükün tamamı hakkında gerçekleşmesi halinde 1082 ve 1083 üncü
maddeler uyarınca akdi hükümsüz kılacak veya akitten cayma salahiyetini verecek
olan sebeplerden birisi, yükten bir kısmı hakkında gerçekleştiği takdirde taşı-
tan, taşıyana durumunu güçleştirmemek şartiyle kararlaştırılanların yerine baş-
ka eşya yüklemekte yahut kararlaştırılmış bulunan navlunun yarısından ibaret
olan pişmanlık navlununu ve taşıyanın caymadan doğan diğer alacaklarını
(1040 ıncı madde) ödeyerek mukaveleden caymakta serbesttir. Taşıtan bu hakları
kullanırken riayet etmesi icabeden müddetle bağlı değildir; bununla beraber
bu iki haktan hangisini kullanmak istediğini gecikmeksizin bildirmek ve başka
mal yüklemek şıkkını seçtiği takdirde; yüklemeyi en kısa bir zamanda bitirmek,
bu yüklemenin fazla masraflarını da üzerine almak ve bekleme müddeti bu sebep-
ten uzarsa, taşıyanın bu yüzden uğrayacağı zararları da tazmin etmek mecburi-
yetindedir.
    Bu iki haktan hiçbirini kullanmazsa, yükün umulmıyan hal yüzünden kazaya
uğramış olan kısmı için de tam navlun ödemeye mecburdur. Harb, İthalat veya
ihracaat yasağı yahut diğer bir amme tasarrufu yüzünden yükün artık serbest
sayılmıyan kısmını her halde gemiden çıkarıp geri almaya mecburdur.
    Umulmıyan hal yolculuk başladıktan sonra baş gösterirse taşıtan, yükün bu
yüzden kazaya uğrıyan kısmı için kaptan yükün mezkür kısmını varma limanından
başka bir limanda boşaltmak zaruretinde kalıp da yolculuğa gecikerek veya ge-
cikmeksizin devam etse dahi, tam navlunu ödemekle mükelleftir.
    1072 nci madde hükmü mahfuzdur.
    3. Geminin rotadan ayrılması:

    Madde 1091 - Kaptanın denizde can veya mal kurtarmak maksadiyle veyahut
başka haklı bir sebeple rotadan ayrılması tarafların hak ve mükellefiyetleri
üzerine tesir icra etmez ve hususiyle taşıyan bu yüzden doğacak zararlardan
mesul olmaz.
    Medeni Kanunun ikinci maddesi hükmü mahfuzdur.
    4. Diğer gecikme sebepleri:

    Madde 1092 - Bu kanunun 1083 - 1090 ıncı maddelerinde yazılı haller dışın-
da, yolculuğun başlamadan önce veya başladıktan sonra tabii hadiseler veya
umulmıyan diğer haller yüzünden gecikmesi tarafların hak ve mükellefiyetlerini
değiştirmez; meğer ki, mukavelenin belli gayesi bu gecikme yüzünden kaybolmuş
olsun. Bununla beraber umulmıyan bir hal yüzünden vakı olan ve mevcut ihtimal-
lere göre uzunca bir zaman süreceği anlaşılan her gecikme sırasında taşıtan
gemiye yükletilmiş olan malları riziko ve masrafı kendisine ait olmak üzere
vakit ve zamaniyle yeniden yüklemek için teminat göstermek şartiyle boşaltmaya
salahiyetlidir. Yeniden yüklemezse navlunun tamamını ödemeye mecbur kalır ve
her halde sebep olduğu boşaltma yüzünden çıkan zararları tazmin eder.
    Gecikme bir amme tasarrufundan ileri gelmiş ve navlun da 1076 ncı madde
hükmü gereğince müddet üzerine kararlaştırılmış olursa amme tasarrufunun devam
ettigi müddet için navlun ödemek lazım gelmez.
    5. Geminin yolculuk sırasında tamiri:

    Madde 1093 - Yolculuk sırasında geminin tamiri lazım gelirse taşıtan,
navlunun tamamını ve taşıyanın 1069 uncu madde hükmü gereğince istiyebileceği
diğer alacaklarını ödemek ve 1070 inci maddede yazılı alacakları tediye veya
temin etmek şartiyle geminin bulunduğu yerde yükü tamamen geri almakta veyahut
da tamirin bitmesini beklemekte serbesttir. Bu son halde, navlun müddet üzerine
kararlaştırılmış olduğu takdirde tamirin devam ettiği müddet için navlun ödemek
lazım gelmez.
    IV - Masraflar:

    Madde 1094 - Navlun mukavelesi, 1082 - 1088 inci maddeler gereğince kendi-
liğinden veya cayma neticesinde hükümden düşerse gemiden çıkarma masraflarını
taşıyan; boşaltmanın diğer masraflarını taşıtan çeker. Bununla beraber umulma-
yan hal yalnız yüke taallük ederse boşaltmanın bütün masrafları taşıtana düşer.
1090 ıncı maddedeki halde yükün yalnız bir kısmı boşaltılırsa hüküm aynıdır.
Böyle bir halde boşaltma için bir limana uğramak icabederse taşıtan liman mas-
raflarını da çeker.
    B) Mürekkep yolculuk:

    Madde 1095 - Geminin yükü almak üzere yükleme limanına safra ile yolculuk
yapmak mecburiyetinde kalması halinde de 1082 - 1094 üncü maddeler tatbik olu-
nur. Fakat böyle bir halde yolculuk ancak yükleme limanından hareketten sonra
başlamış sayılır. Gemi yükleme limanına ulaştıktan sonra bu limandan yolculuğa
başlanmadan önce olsa bile mukavele kendiliğinden veya cayma neticesinden hü-
kümden düşerse taşıyan, yükleme limanına olan yolculuk için 1085 inci maddedeki
esaslara göre hesaplanacak bir mesafe tazminatı alır.
    Diğer mürekkep yolculuklarda 1082 - 1094 üncü maddeler ancak mukavelenin
mahiyeti ve muhtevası mani olmadığı nispette tatbik olunur.
    C) Geminin tamamına mütaallik olmıyan taşıma mukaveleleri:

    Madde 1096 - Navlun mukavelesi geminin tamamına ait olmayıp da ancak gemi-
nin bir cüzü veya muayyen bir yerine veyahut da parça mallara dair olursa
1082 - 1095 inci maddeler hükümleri aşağıdaki farklarla tatbik olunur:
    1. 1083 ve 1088 inci maddelerdeki hallerde taraflardan her biri, mani çıkar
çıkmaz ne kadar süreceğine bakmaksızın mukaveleden cayma hakkını kullanabilir;
    2. 1090 ıncı maddedeki halde taşıtan mukaveleden cayma hakkın kullanamaz;
    3. 1092 nci maddedeki halde taşıtan muvakkaten boşaltmak hakkını ancak diğer
taşıtanlar muvafakat ettikleri takdirde kullanabilir;
    4. Taşıtan 1093 üncü maddedeki halde malları, ancak bunlar tamir sırasında
zaten boşatılmış olduğu takdirde ve tam navlunu ile diğer alacakları ödemek
şartiyle geri alabilir.
    1045 ve 1047 inci maddeler hükümleri mahfuzdur.
                             BEŞİNCİ AYIRIM
                               Konişmento
    A) Nevileri ve tanzimi:

    Madde 1097 - Yük gemiye alınır alınmaz taşıyan, yükün teslim alındığı
sırada verilmiş olan muvakkat makbuz veya tesellüm konişmentosunun (Fıkra 5)
iadesi
*
mukabilinde yükletenin istediği kadar nüshada "Yükleme konişmentosu" tanzim
eder.
    Konişmentonun bütün nüshaları aynı metinde olması ve her birinde kaç nüs-
ha tanzim edildiğinin gösterilmesi lazımdır.
    Yükleten, talep üzerine, konişmentonun kendisi tarafından imzalanmış olan
bir kopyasını taşıyana vermeye mecburdur.
    Kaptan ve donatanın bu hususta salahiyetli her hangi bir temsilcisi de,
taşıyanın hususi salahiyetine lüzum kalmaksızın konişmentoyu tanzim etmeye
mezundur.
    Yükletenin muvafakatiyle taşınmak üzere teslim alınan fakat henüz gemiye
yükletilmemiş olan mallara dair de konişmento (Tesellüm konişmentosu) tanzim
olunabilir. Tesellüm konişmentosuna malların ne zaman ve hangi gemiye yüklenmiş
olduğuna dair şerh verildiği takdirde bu konişmento "Yükleme konişmentosu" hük-
mündedir.
    B) Muhtevası:
    I - Unsurları:

    Madde 1098 - Konişmento aşağıda yazılı hususları ihtiva eder:
    1.Taşıyanın ad ve soyadını veya ticaret unvanını;
    2.Kaptanın ve soyadını;
    3.Geminin adı ve tabiiyetini;
    4.Yükletenin ad ve soyadını veya ticaret unvanını;
    5.Gönderilenin ad ve soyadını veya ticaret unvanını;
    6.Yükleme limanını;
    7.Boşaltma limanını veya buna dair talimat alınacak yeri;
    8.Gemiye yüklenen veya taşınmak üzere teslim alınan malların cinsi, ölçüsü
sayı veya tartısı, markaları ve haricen belli olan hal ve mahiyetleri;
    9.Navluna ait şartları;
    10.Tanzim olunduğu yer ve günü;
    11.Tanzim olunan nüshaların sayısını.
    II - Hususi haller:
    1. Taşıyanın adının hiç gösterilmemesi veya yanlış gösterilmesi:

    Madde 1099 - Kaptan veya donatanın diğer bir temsilcisi tarafından tanzim
olunan bir konişmentoda taşıyanın adı gösterilmemiş olursa donatan, taşıyan
sayılır. Taşıyanın adı yanlış bildirilmiş ise beyanın doğru olmamasından doğa-
cak zarardan gönderilene karşı donatan mesuldür.
    2. Malların ölçü, sayı, tartı ve markalarına mütaallik şerhler:

    Madde 1100 - Malların ölçü, sayı veya tartısı, markalariyle haricen belli
olan hal ve mahiyetleri konişmentoda yükletenin talebi üzerine, kendisinin
yükleme başlangıcından önce yazılı olarak bildirmiş olduğu gibi gösterilir.
    Bu hüküm aşağıda sayılı hallerde tatbik olunmaz:
    1. Markalar, malların veya ambalajlı olmaları halinde kablarının yahut
zarflarının üstüne basılmamış veyahut normal şartlar altında yolculuğun sonuna
kadar okunaklı kalacak şekilde başka surette tesbit edilmemiş olduğu takdirde;
    2. Yükletenin beyanlarının doğruluğunu kontrol etmeye imkan bulunmaması
veya bu beyanların doğruluğundan yahut tamam olmasından şüphe edilmesi halinde.
                                                                             *
    İkinci fıkrada yazılı hallerden konişmentoya bu hususa dair bir şerh veril-
mek şartiyle yükletenin bildirdikleri olduğu gibi yazılabilir.
    3.  Emre yazılı konişmento:

    Madde 1101 - Aksi kararlaştırılmış olmadıkça yükletenin talebi üzerine ko-
nişmento gönderilenin emrine veya sadece emre olarak tanzim olunur. Bu son hal-
de "Emre" yükletenin emrine demektir.
    Konişmento gönderilen sıfatiyle taşıyanın veya kaptanın namına yazılı ola-
bilir.
    C) Hükümleri:
    I - Malların salahiyetli konişmento hamiline teslimi:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1102 - Konişmento gereğince kendisine mallar teslim edilecek olan
veya konişmento emre yazılı ise ciro ve teslim ile kendisine devredilmiş olan
kimse, malları teslim almaya salahiyetlidir.
    Konişmento birden çok nüsha olarak tanzim edilmişse mallar, bir tek nüshanın
salahiyetli hamiline teslim edilir.
    2. Birden çok konişmento hamilinin müracaatı:

    Madde 1103 - Konişmentonun birden çok salahiyetli hamili aynı zamanda müra-
caat ederse kaptan, hepsinin talebini reddederek malları bir umumi ambara veya
başka emin bir yere tevdi etmeye ve hareket tarzının sebeplerini de göstererek
bunu mezkür konişmento hamillerine bildirmeye mecburdur.
    Kaptan hareket tarzına ve sebeplerine dair resmi bir senet yaptırmaya ve bu
yüzden çıkan masrafları navlunda olduğu gibi, yük üzerinden almaya salahiyetli-
dir.
    II - Konişmentonun malları temsili:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1104 - Mallar, kaptan veya taşıyanın diğer bir temsilcisi tarafından
taşınmak üzere teslim alınınca konişmentonun, konişmento gereğince yükü tesel-
lüme salahiyetli olan kimseye teslimi, 1105 ve 1106 ncı maddeler mahfuz kalmak
şartiyle, Medeni Kanunun 871 ve 893 üncü maddelerinde yazılı hukuki neticeleri
doğurur.
    2. Birden çok konişmento hamili:
    a) Malların tesliminden sonra:

    Madde 1105 - Emre yazılı bir konişmento birden fazla nüsha olarak tanzim
edilmişse nüshalardan birinin hamili, konişmentonun teslimine 1104 üncü madde
gereğince terettübeden neticeleri, kendisi henüz teslim talebinde bulunmadan
önce bir diğer nüshaya istineden 1102 nci madde uyarınca kaptandan malları
teslim almış olan kimse aleyhine ileri süremez.
    b. Malların tesliminden önce:

    Madde 1106 - Kaptan malları henüz teslim etmeden birden çok konişmento ha-
mili müracaatla hamili bulundukları konişmento nüshalarına dayanarak mallar
üzerinde birbirine zıt haklar iddia ederlerse, konişmentonun birden çok nüsha-
larını muhtelif kimselere devretmiş olan müşterek ciranta tarafından malları
teslim almaya salahiyetli kılacak şekilde ilk önce ciro ve teslim edilmiş olan
nüshanın hamili diğerlerine tercih olunur.
    Ciro edilip de başka bir yere gönderilen konşimento nüshası hakkında irsal
tarihi konşimentonun hamiline teslim tarihi hükmündedir.
    3. Konişmentonun geri verilmesi mukabilinde malların teslimi:

    Madde 1107 - Mallar, ancak konşimento nüshasının malların alındığına şerh
verilerek iadesi karşılığında teslim edilir.
    4. Yükletenin talimatı:
    a) Umumi olarak:

    Madde 1108 - Emre yazılı bir konişmento tanzim edilmişse kaptan, yükletenin
malların iadesi veya teslimi hususundaki talimatına ancak kendisine konişmento-
nun bütün nüshaları geri verildiği takdirde riayet eder.
    Gemi, varma limanına vasıl olmadan bir konişmento hamili malların teslimini
talebederse aynı hüküm tatbik olunur.
    Kaptan bu hükümlere aykırı hareket ederse taşıyan konişmentonun salahiyetli
hamiline karşı mesul kalır.
    Konişmento emre yazılı değilse, yükleten ve konşimentoda adı yazılı gönde-
rilen muvafakat ettikleri takdirde, konişmentonun hiçbir nüshası ibraz edilmese
dahi mallar iade veya teslim olunur. Şu kadar ki; konişmentonun bütün nüshaları
geri verilmiş değilse taşıyan bu yüzden doğabilecek zararlar için önce teminat
gösterilmesini istiyebilir.
    b) Mukavelenin umulmayan hal yüzünden hükümden düşmesi:

    Madde 1109 - Navlun mukavelesinin, geminin varma limanına vasıl olmasından
önce umulmayan bir hal neticesinde 1082 - 1096 ncı maddeler gereğince kendili-
ğinden veya cayma yüzünden hükümden düşmesi halinde de 1108 inci madde hükmü
tatbik olunur.
    III - Taşıyanla gönderilen arasındaki münasebet:
    1. Karine:

    Madde 1110 - Taşıyan ile gönderilen arasındaki hukuki münasebetlerde koniş-
mento esas tutulur.
    Konişmento hususiyle taşıyanın malları 1098 inci maddenin 8 inci bendinde
ve 1114 üncü maddede yazılı olduğu gibi teslim aldığına dair karine teşkil
eder. Bu hüküm:
    1. Konişmentoya 1100 üncü maddenin son fıkrası uyarınca bir şerhin yazılma-
sı halinde;
    2. Konişmentoya: "İçindeki belli değil veya aynı manayı ifade eden bir
şerhin yazılması şartiyle kaptana ambalajlı olarak veya kapalı kablar içinde
tevdi edilmiş olan malların muhtevası hakkında;
    tatbik olunmaz.
    Taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki münasebetler navlun mukavelesinin
hükümlerine bağlı kalır.
    2. Navlunun hesabı:

    Madde 1111 - Navlun; malların miktarına (Ölçü, sayı veya tartısına) göre
kararlaştırılmış ve miktar da konişmentoda gösterilmiş olursa, konişmentoda
hilafına bir şart olmadıkça, navlun buna göre tayin olunur. 1100 üncü maddenin
son fıkrasında yazılan şerh konişmentoda aksine bir şart sayılmaz.
    Navlun için taşıma mukavelesine atıf yapılırsa bu atfın şümulüne boşaltma
müddeti, sürastarya müddeti ve sürastarya ücreti hakkındaki hükümler dahil
sayılmaz.
    3. Tazminat borcunun şümulü:
    a) Malların zıyaı halinde:

    Madde 1112 -Yükün tamamen veya kısmen zıyaı yüzünden 1061 ve 1062 nci madde-
ler gereğince tazminat verilmesi lazımgelirse, taşıyan malların adi piyasa değe-
rini veya aynı cins ve mahiyetteki malların varma yerinde boşaltmanın başladığı
tarihte, eğer gemi bu yerde boşaltılmazsa oraya muvasalatında haiz olduğu değeri
öder; bundan zıya sebebiyle tasarruf edilen gümrük ve sair masraflarla navlun
indirilir.
    Varma yerine ulaşılmadığı takdirde yolculuğun bittiği yer, yolculuk geminin
zıyaiyle biterse, yükün emniyet altına alındığı yer, varma yeri sayılır.
    b) Malların hasarı halinde:

    Madde 1113 - Yükün hasarı yüzünden 1061 ve 1062 nci maddeler gereğince taz-
minat verilmesi lazımgelirse, taşıyan malların hasarlı haldeki satış değeri ile
piyasa değeri veya malların varma yerinde boşaltılmanın başladığı tarihte hasar-
sız olarak haiz olacakları değer arasındaki farkı öder, hasar sebebiyle tasarruf
edilen gümrük ve diğer masraflar bundan indirilir.
    c) Tazminatın en yüksek haddi:

    Madde 1114 - Yükleten yükün cins ve kıymetini yükleme başlamadan önce bil-
dirmemiş ve bu beyanı konişmentoya yazılmamış olduğu takdirde, taşıyan, her
halde beher koli veya parça başına en çok 1500 Türk lirası ile mesul olur.
    d) Memleket parası:

    Madde 1115 - Tazminatın hesap ve ödenmesinde Borçlar Kanununun 83 üncü mad-
desi hükmü tatbik olunur. Şu kadar ki; hesap geminin varma yerine ulaşması sıra-
sındaki rayiç üzerinden yapılır. 1112 nci maddenin ikinci fıkrası hükmü burada
da tatbik olunur.
    D) Amir hükümler:
    I - Umumi olarak:

    Madde 1116 - Bir konişmento tanzim edildiği takdirde taşıyanın:
    1. Geminin denize, yola ve yüke elverişliliğine mütaallik 1019 uncu;
    2. Tazmin mükellefiyetine mütaallik 1023 üncü maddenin ikinci fıkrasiyle
1061, 1062 ve 1063 üncü;
    3. Muayene ve zararın tesbitine mütaallik 1066 ve 1067 nci;
    4. Konişmentonun karine teşkil etmesine dair 1110 uncu;
    5. Mesuliyetin en yüksek haddine mütaallik 1114 üncü, maddeler gereğince
olan borç ve mesuliyetlerini önceden kaldırma veya daraltma neticesini doğuran
bütün kayıt ve şartlar hükümsüzdür. Bu mükellefiyetlerden doğan gemi alacaklısı
hakları için dahi aynı hüküm caridir.
    Sigortadan doğan hak ve alacakların taşıyana temlik edilmesi veya taşıyana
buna benzer menfaatler sağlanması neticesini doğuran anlaşmalar ve hususiyle ka-
nunlarla tanzim edilmiş bulunan ispat külfetinin taşıtan veya gönderilenin aley-
hine olarak tersine çevrilmesi neticesini doğuran bütün kayıt ve şartlar dahi
birinci fıkrada yazılı kayıt ve şartlar hükmündedir.
*
    Yukarıki hükümler, birinci fıkranın 4 numaralı bendi hariç olmak üzere Tür-
kiye`de bir yerden diğer yere taşınan mallara ait navlun mukavelelerinde koniş-
mento tanzim edilmemiş olsa dahi tatbik olunur.
    Mesuliyeti genişleten anlaşmaların konişmentoya yazılması lazımdır.
    II - İstisnalar:

    Madde 1117 - Müşterek avarya için yapılan anlaşmalarda ve aşağıda yazılı
hallerda 1116 ncı madde hükmü tatbik olunmaz:
    1. Mukavelenin canlı hayvanlara veya konişmentoda güvertede taşınacağı yazı-
lı olup da fiilen böyle taşınan mallara taallük etmesi;
    2. Taşıyana, malların yüklenmesinde önce ve boşaltılmasından sonra düşen
mükellefiyetler;
    3. Mütat ticari taşıma işlerinden olmamasına rağmen normal ticari işler ara-
sında yapılacak olan bir mal taşıma işine mütaalik olup da malların hususi va-
sıfları veya mahiyetleri yahut taşımanın hususi halleri sebebiyle haklı görülen
anlaşmalar (Yalnız konişmentonun bu anlaşmaları ve "Emre değildir" kaydını ihti-
va etmesi şarttır);
    4. 1118 inci maddede yazılı çarter partiler; şu kadar ki, 1116 ncı maddenin
3 üncü fıkrası hükmü mahfuzdur.
    Yukarıki fıkradaki hallerde kabul edilecek olan mesuliyeti bertaraf veya
tahdideden şartlar hakkında Borçlar Kanunu hükümleri mahfuzdur.
    III - Çarter mukavelesi:

    Madde 1118-Çarter mukavelesi halinde bir konişmento tanzim edilirse 1116 ncı
madde hükmü konişmentonun bir üçüncü şahsa teslim edildiği andan itibaren tatbik
olunur.
                             İKİNCİ KISIM
                        Yolcu Taşıma Mukavelesi
    A) Yolcunun hak ve mükellefiyetleri:
    I - Taşınma hakkının devri:

    Madde 1119 - Taşıma mukavelesinde yolcunun adı yazılı olursa yolcu, taşınma
hakkını bir başkasına devredemez.
    II - Kaptanın talimatına riayet:

    Madde 1120 - Yolcu kaptanın gemideki nizama mütaallik bütün talimatına uyma-
ya mecburdur.
    III - Yolcunun gecikmesi:

    Madde 1121 - Yolculuk başlamadan önce veya başladıktan sonra vaktinde gemiye
gelmiyen yolcu; kaptanın kendisini beklemeksizin yolculuğa başlamış veya devam
etmiş olması halinde taşıma ücretini tam olarak vermeye mecburdur.
    B) Mukavelenin hükümden düşmesi:
    I - Yolcunun şahsındaki sebepler yüzünden:

    Madde 1122 - Yolcu, yolculuk başlamadan önce taşıma mukavelesinden caydığını
bildirir veya öbür yahut hastalık veya şahsına taallük eden diğer bir umulmıyan
hal yüzünden yolculuktan vazgeçmiye mecbur olursa taşıma ücretinin ancak yarısı-
nı öder.
                                                                              *
    Yolculuk başladıktan sonra mukaveleden cayma bildirilir veya yukarda yazılı
umulmıyan hallerden biri vakı olursa taşıma ücreti tam olarak verilir.
    II - Geminin zıyaı:

    Madde 1123 - Gemi 1082 nci maddenin birinci fıkrasının birinci bendinde
yazılı umulmıyan hal yüzünden zıyaa uğrarsa taşıma mukavelesi hükümden düşer.
    III - Cayma hakkı:

    Madde 1124 - Bir harb çıkarsa ve bunun neticesi olarak gemi artık serbest
sayılmayıp da zaptadilmek tehlikesine maruz bulunursa yahut gemiye taallük eden
bir amme tasarrufiyle yolculuk durdurulursa yolcu mukaveleden caymak hakkını
haizdir.
    Yukarıki fıkrada yazılı sebeplerden dolayı veyahut gemi esas itibariyle yük
taşımaya tahsis edilmiş olup da kendi kusuru olmaksızın yük taşıma işinin yapı-
lamaması halinde taşıyan dahi akitten cayabilir.
    IV - Tazminat:

    Madde 1125 - Taşıma mukavelesinin, 1123 ve 1124 üncü maddeler gereğince hü-
kümden düşmesi halinde taraflardan hiçbiri diğerine tazminat vermekle mükellef
değildir.
    Mukavele yolculuk başladıktan sonra hükümden düşmüşse yolcu, taşıma ücretini
aşılan kısmın bütün yolculuğa nispetine göre öder.
    Ödenecek miktarın hesabında 1085 inci madde hükmü tatbik olunur.
    C) Yolculuk sırasında geminin tamiri:

    Madde 1126 - Yolculuk sırasında geminin tamiri lazımgelirse yolcu, tamirin
bitmesini beklemese bile, taşıma ücretini tam olarak verir. Tamirin bitmesini
beklerse, taşıyan kendisine yolculuk tekrar başlayıncaya kadar ayrıca bir ücret
istemeksizin yatacak yer temin etmeye ve yemek hususunda da taşıma mukavelesi
gereğince kendisine düşen mükellefiyetleri ifaya devam etmeye mecburdur.
    Taşıyan, mukavele gereğince yolcunun haiz olduğu diğer haklara halel gelmek-
sizin bir fırsattan istifade ile yolcuyu aynı derecede iyi olan diğer bir gemi
ile varma limanına taşımayı teklif edip yolcu da bu teklifi kabul etmezse yolcu-
luk tekrar başlayıncaya kadar yatacak yer ve yiyecek temini talebinde bulunamaz.
    D) Bagaj:
    I - Ücret:

    Madde 1127 - Aksi kararlaştırılmış olmadıkça yolcu, taşıma mukavelesi gere-
ğince gemiye getirebileceği bagaj için taşıma ücretinden başka bir ücret vermeye
mecbur değildir.
    II - Tatbik olunacak hükümler:

    Madde 1128 - Gemiye getirilen bagaj hakkında 1021 ve 1051 inci maddelerle
1072 nci maddenin ilk fıkrası hükümleri tatbik olunur.
    Bagaj kaptan veya bu hususa memur edilen şahıs tarafından teslim alınmış
olursa zıyaı veya hasarı halinde 1061, 1063 üncü ve 1065 - 1068 inci maddeler
hükümleri tatbik olunur. Kıymetli eşya, sanat eserleri, para ve kıymetli evrak
için ancak malın cinsi ve kıymeti teslim sırasında kaptana veya memur edilen
şahsa bildirilmiş olduğu takdirde taşıyan mesul olur.
    Yolcu tarafından gemiye getirilmiş olan bütün eşya hakkında 1023 - 1028 inci
maddelerle 1073 üncü madde hükümleri de tatbik olunur.
*
    III - Rehin hakkı:

    Madde 1129 - Taşıma ücreti için taşıyan, yolcunun gemiye getirdiği eşya
üzerinde rehin hakkını haizdir.
    Rehin hakkı ancak eşyanın alıkonduğu veya depo edildiği müddetçe mevcuttur.
    IV  - Taşıyanın ölüm veya cismani zarar halindeki mükellefiyetleri:

    Madde 1130 - Taşıyanın yolcuları sağ ve salim olarak ulaştırma mükellefiyeti
ve bu mükellefiyetin yerine getirilmemesi neticesinde yolcular ve ölümleri ha-
linde yardımlarından mahrum kalanlar lehine doğan tazminat hakları 806 ncı madde
hükümlerine tabidir. Şu kadar ki; donatanın gemi ve navlunla mahdut olarak mesul
tutulmasına ait hükümler mahfuzdur.
    Taşıyanın yukarıki fıkra hükmüne dayanan mesuliyetini hafifleten veya kaldı-
ran bütün şartlar hakkında 766 ncı madde hükümleri tatbik olunur.
    Yolcu ölürse kaptan, ölenin gemide bulunan eşyasını 807 nci madde gereğince
korunmakla mükelleftir.
    E) Geminin yolcu taşımak üzere diğer bir kimseye tahsisi:

    Madde 1131 - Geminin tamamı veya muayyen bir cüzü yolcu taşımak üzere üçüncü
şahsa tahsis edilir veya üçüncü şahsa muayyen miktarda yolcu taşıma hakkı veri-
lirse, taşıyan ile üçüncü şahıs arasındaki hukuki münasebet hakkında dördüncü
faslın birinci kısmının mezkür münasebetin mahiyeti ile telif olunabilecek hü-
kümleri tatbik olunur.
    F) Navlun tabirinin şümulü:

    Madde 1132 - Aksine hüküm olmadıkça bu kanunun aşağıdaki fasıllarında yazılı
olan "Navlun" tabirinden taşıma ücreti de anlaşılır.
                             ÜÇÜNCÜ KISIM
                     Denizaşırı Satış Mukaveleleri
    A) Boşaltma yerinde teslim şartiyle satış:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1133 - Satış mukavelesinde; yüklemeden sonraki nefi ve hasarların
munhasıran satıcıya ait olacağına veya mukavelenin ifası hususunun geminin varma
yerine selametle ulaşmasına talikıne yahut alıcının emtiayı arzusuna veya muka-
vele yapıldığı anda teslim olunan nümuneye göre beğenip beğenmemekte serbest
olacağına dair şartlar varsa, "Sif" veya her hangi başka bir ticari ıstılah kul-
lanılmış olsa bile, bu mukavele boşaltma yerinde teslim şartiyle vukubulan bir
satıştır.
    1134-1137 nci maddeler hükümleri mahfuz kalmak şartiyle 25 inci madde hükmü
boşaltma yerinde teslim şartiyle satışlar hakkında da tatbik olunur.
    II - Malların yükletildiği veya yükletileceği geminin tayini suretiyle satı-
şı:
    1. Geminin tayini:

    Madde 1134 - Malların yükletildiği veya yükletileceği geminin tayini sure-
tiyle satışı halinde bu akit geminin varma yerine selametle ulaşması şartına
bağlı sayılır.
    Satıcı, malların yükletildiği veya yükletileceği gemiyi mukavele veya ticari
teamül ile kabul edilen bir müddet içinde tayin hakkını muhafaza ettiği takdirde
mezkür müddet içinde gemiyi tayin etmemiş ise alıcı, geminin tayinini veya muka-
velenin aynen ifasından vazgeçerek tazminat verilmesini istiyebilir.
                                                                             *
    Gemiyi tayin için mukavele veya ticari teamül ile kabul edilmiş bir müddet
yoksa alıcı, mahkemeye müracaat ederek mezkür müddetin müstacelen tayinini tale-
bedebilir.
    2. Geminin hareket veya ulaşma zamanının tayini:

    Madde 1135 - Mukavele ile veya sonradan tayin olunan geminin hareketi veya
varma yerine ulaşması için bir müddet tayin edilip de gemi mezkür vakitte hare-
ket etmemiş veya muayyen müddet içinde varma yerine ulaşmamışsa alıcı mukavele-
nin aynen ifasından vazgeçebilir. Şu kadar ki; geminin ulaşması için tayin edi-
len zamanı alıcı bir veya birkaç defa temdidedebilir.
    Geminin ulaşmasına dair bir müddet tayin edilmediği takdirde mezkür geminin
yolculuğunu bitirmesi için lazımgelen zaman taraflarca tayin edilmiş sayılır.
Bu takdirde geminin ulaşması gecikmişse alıcı mahkemeye müracaat ederek bu hu-
susta müstacelen bir müddet tayinini talebedebilir. Her halde mahkemenin tayin
edeceği müddet geminin yükleme yerinden hareketi tarihindan itibaren altı ayı
geçemez. Tayin edilen müddet içinde gemi ulaşmazsa alıcı aynen ifaden vazgeçe-
bilir.
    3. Aktarma:

    Madde 1136 - Mallar yolculuk sırasında mücbir sebep yüzünden yükletildiği
gemiden diğer bir gemiye aktarılmışsa akdin aynen ifasından vazgeçilemeyip mal-
ların aktarma edildiği gemi önceden tayin olunan geminin yerine geçmiş sayılır.
    4. Malların hasara uğraması:

    Madde 1137 - Yolculuk sırasında mallar, kasdedilen menfaat zail olacak dere-
cede deniz hasarına uğramışsa mukavele hükümden düşer.
    Diğer hallerde alıcı malları ulaştırıldıkları zamandaki bulunduğu hal üzere
kabule mecburdur. Bu takdirde bilirkişi marifetiyle takdir edilecek miktar malın
bedelinden indirilir.
    B) Fob satış:

    Madde 1138 - Yükleme limanı zikrolunarak "Fob" satılan malların satıcı tara-
fından mukavele şartları dairesinde ve bunlar yoksa yükleme yerindeki teamüller-
le muayyen olan suret ve zamanda ve ambalaj içinde alıcı tarafından tayin oluna-
cak gemide teslim edilmesi lazımdır.
    "Fob" satılan malların geminin küpeştesini fiilen geçtiği andan itibaren
nefi ve hasarı alıcıya aittir. Şu kadar ki; tayin olunan gemi vaktinde hazır ol-
mazsa malların satıcı tarafından alıcının emrine amade kılındığı andan ve alıcı
gemiye vakit ve zamanında tayin etmemiş veya malı teslim almak için bir müddet
tayin yahut teslim yeri hakkında seçme hakkını muhafaza etmiş olup da vakit ve
zamanında buna dair talimat göndermemiş olduğu takdirde kararlaştırılan müddetin
bitiminden itibaren hasarı alıcıya aittir.
    Masraflar hakkında 1146 ncı madde hükmü tatbik olunur. Şu kadar ki; koniş-
mento masraflariyle navlun bedeli ve hasarın alıcıya intikal ettiği andan sonra
mallara binen bütün masraflar alıcıya aittir.
    Diğer hususlarda 25 inci madde hükmü "Fob" satış hakkında da tatbik olunur.
    C) Sif satış:
    I - Tarif:

    Madde 1139 - Bir malın muayyen bir yere taşınması için gemiye yükletilmesi
şartiyle mal değerinden ve satıcı tarafından ödenecek sigorta ücretiyle navlun-
dan ibaret maktu bir bedel karşılığında yapılan satışa "Sif" satış denir.
    Satıcı borcunu kısım kısım yerine getirmeye salahiyetli olduğu takdirde
yükletilen her kısım emtia ayrıca satılmış sayılır.
    1140 - 1158 inci maddeler hükümleri mahfuz kalmak şartiyle 25 inci madde
hükmü sif satış hakkında da tatbik olunur.
    II - Satıcının borçları:
    1. Yükleme borcu:
    a) Umumi olarak:

    Madde 1140 - "Sif" satılan malların, satıcı tarafından mukavele şartları
dairesinde ve bunlar yoksa yükleme yerindeki teamüllerle muayyen olan şekil ve
zamanda ve ambalaj içinde gemiye yükletilmesi lazımdır.
    Satıcının; malların gemiye yükletildiği andaki halini, tartı ve vasıflarını
keşif ve muayene ettireceğine dair olan mukavele muteberdir. Bu takdirde satıcı
mahkemeye müracaatla bilir kişi tayinini talebedebilir. Bilir kişi tarafından
tanzim edilen rapor hileye müstenit değilse alıcıya karşı muteberdir.
    Mukavele yapıldığı anda satılan mallar gemiye yükletilmiş veya 1097 nci
maddenin son fıkrası hükmü gereğince taşıyan tarafından taşınmak üzere teslim
alınmış bulunur yahut satıcı borcunu yerine getirmek üzere her hangi bir gemiye
yükletilmiş olup da satılan malların cins, mahiyet ve vasıfları itibariyle aynı
malları tedarik etmek hakkını haiz olursa, satıcı mezkür malların mukavelenin
ifası için tayin ve tahsis edilmiş olduğunu alıcıya bildirmekle birinci fıkrada
yazılı borcunu yerine getirmiş sayılır. Böyle bir halde, daha önce bildirme ya-
pılmamış ise,konişmento ve sair belgelerin alıcıya teslimi,bildirme hükmündedir.
    Satıcıya düşen teslim borcunun ifa yeri malın yüklendiği yerdir. Şu kadar
ki; malın mülkiyetinin alıcıya geçmesi onu temsil eden konişmentonun ciro ve
teslimi ile olur.
     b) Yükleme tarihi:

    Madde 1141 - Satıcı, satılan malların hepsini mukavele ile muayyen tarihte
ve müddet içinde yahut mukavele yoksa münasip bir müddet içinde gemiye yüklemek
veya taşıyıcıya, yükletilmek üzere teslim etmekle mükelleftir.
    Satıcı, malların usulüne muvafık olarak yükletildiğini bir yükleme konişmen-
tosu ile ispat eder. Tesellüm konişmentosu halinde; yüklemenin konişmentoda ya-
zılı tarihte hakikaten yapılmadığını alıcı her zaman ispat edebilir. Şu kadar
ki; tesellüm konişmentosu 1097 nci maddenin son fıkrasının son cümlesinde yazılı
şerhi ihtiva ederse alıcı hilafını ispat edemez.
    Mallar memleket içindeki bir şehirden veya nehir üzerinde bulunan bir liman-
dan sevk edildiği ve mezkür malları taşıyacak bütün vasıtalar için tek konişmen-
to tanzim kılındığı takdirde bu malların yükletildiği ilk vasıta ile sevk edil-
diği tarih, yükleme tarihi hükmünde tutulur.
    c) Gecikme:

    Madde 1142 - Satıcı, yükleme borcunu kısmen veya tamamen yükleme tarihinde
mücbir sebebe dayanmaksızın yerine getirmemiş ise alıcı mukavelenin aynen ifa-
sından vazgeçebilir. Vazgeçme gecikmeksizin ihbar edilmelidir.
    Mücbir sebep; satılan malların veya bir kısmının istihsaline, işlenmesine,
gönderilmesine veya yüklenmesine yahut eşya taşıma mukavelelerinin yapılmasına
mani olursa, satıcı keyfiyeti gecikmeksizin alıcıya bildirdiği takdirde yükleme-
nin yapılacağı müddet, maniin ortadan kalkmasına kadar uzatılmış sayılır. Şu ka-
dar ki; 1141 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı müddetin sonundan itibaren
15 gün
geçmişse her iki taraf tazminat istemeksizin mukaveleden veya mukavelenin henüz
ifa edilmemiş olan kısmından cayabilir. Caymanın 15 günlük müddetin geçmesinden
itibaren bir hafta içinde ihbar edilmesi şarttır.
    d) Nefi ve hasar:

    Madde 1143 - "Sif" satılan malların geminin küpeştesini aştığı andan itiba-
ren nefi ve hasarı alıcıya aittir. Şu kadar ki; mallar yalnız nevan tayin edil-
mişse satıcı malların yükleme anı ile markaları ve yükletildiği gemi hakkında
aldığı malümatı derhal alıcıya bildirmek suretiyle yüklettiği malları tayin ve
tahsis etmiş olması şarttır.
    1140 ıncı maddenin üçüncü fıkrasında yazılı hallerde nefi ve hasar, bildirme
tarihinden itibaren alıcıya aittir.
    2. Taşıma sözleşmesini yapmak borcu:
    a) Umumi olarak:

    Madde 1144 - Satıcı; 1140 ıncı maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı haller ha-
ric olmak üzere, yükleme yerinden varma limanında vinç üzerinde teslimine kadar
taşınması için ve navlun kendi tarafından ödenmek üzere, malların cins ve mahi-
yetine elverişli bir taşıma mukavelesi yapmakla mükelleftir.
     Malın hangi gemiye yükletileceği akitle kararlaştırılmış olmadığı takdirde,
satıcı malları, yükleme yeri ve zamanında bu gibi malların yollanması için mütat
olan ve yükleme ve varma limanları arasındaki mütat yolu takibeden bir gemi ile
taşıtabilir.
    Satıcı; satış mukavelesine aykırı olarak ve muhik sebep olmaksızın, malları
tayin edilenden başka bir gemiye veya vapur yerine yelkenliye yahut doğru bir
gemi yerine bazı iskelelere uğrayan bir gemiye yükletmiş ise alıcı aynen ifadan
vazgeçerek tazminat istiyebilir. Şu kadar ki; satıcı malların yükletileceği ge-
miyi tek konişmento münderecatına dayanarak tayin etmiş ise donatanın veya taşı-
yanın, satıcı ile olan münasebetlerinde bu tayin kaydına riayete mecbur olmadığı
hallerde satıcı da alıcıya karşı mezkür kayda riayetle mükellef değildir.
    b) Konişmento:

    Madde 1145 - Taşıma mukaveleleri dolayısiyle gemiye yükletilmiş veya yükle-
tilmek üzere taşıyana teslim edilmiş olan mallar karşılığında bir konişmento
tanzim ettirilmesi lazımdır.
    Konişmentolarla taşıma mukavelelerine derci mütat olan şartlar, 1116 ve
1118 inci maddeler hükümlerine muhalif olmadıkça alıcıya karşı da muteberdir.
    Mallar, 1141 inci maddenin son fıkrası gereğince tek konişmento ile gönde-
rilmişse bu konişmento malların ilk sevk edildiği yerde ve bütün yolculuğa şamil
olmak üzere tanzim edilmek lazımdır.
    c) Masraflar:

    Madde 1146 - Satıcı ambalaj masrafları ve navlundan başka malların gemiye
yükletilmesi için gerekli muayene ve kontrol işlerine mütaallik masraflara,
hususiyle kalite kontrolu ölçü, tartı ve sayma masrafları ile bütün yükleme
masraflarına ve ödenmesi lazımgelen bütün harc, vergi, resim ve ihraç takasları
dahil olmak üzere, sair mükellefiyetlere katlanmaya mecburdur.
    Alıcı tarafından istihsali talep olunduğu takdirde, menşe şahadetnamesiyle
yükleme veya menşe memleketinde verilip malları varma yerine ithal veya malların
üçüncü devlet ülkesinden transit tarikiyle geçmesi için alıcıya lüzumlu olabile-
cek vesikaların masrafları ve bunların tercüme ve tasdikı için sarf edilen harç
ve sair masraflar alıcıya aittir.
    3. Sigorta ettirme borcu:
    a) Umumi olarak:

    Madde 1147 - Satıcı; yükletilmiş malları, sigorta poliçelerine derci mütat
olan şartlar dairesinde denizcilik rizikolarına karşı muteber bir sigortacıya
sigorta ettirmek ve sigorta ücretini ödemekle mükelleftir.
    Aksine mukavele veya teamül olmadıkça sigorta bedelinin malların fatura ile
belli olan sif değerine umulan kar olarak yüzde on ilavesi suretiyle hasıl ola-
cak tutarda olması lazımdır.
    Mallar kısım kısım yükletilmiş ise her kısım ayrı ayrı sigorta ettirilir.
    Satıcı alıcıya karşı bizzat sigortacı vazifesini göremez.
    b) Rizikolar:

    Madde 1148 - Aksi kararlaştırılmış olmadıkça sigorta ile karşılanması lazım-
gelen rizikolar, alelade rizikolardan ibaret olup harb rizikosu hariçtir. Alıcı-
nın talebi üzerine harb rizikosuna karşı da sigorta yapılırsa mezkür sigorta
ücreti alıcıya aittir.
    Sigortanın şümulüne, muafiyetlere ve sigorta bedelinin ödeme tarzına ait
şartların tayininde; yükleme yerindeki ticari taammüllerle malların cins ve ma-
hiyeti ve geminin önceden tayin olunan rotası göz önünde tutulur. Şu kadar ki;
sigortanın malların yükletmiş veya yükletilmek üzere taşıyıcıya teslim edilmiş
olduğu yerden, mütat aktarmalar dahil olmak üzere, varma limanında vinç üzerinde
teslimine kadar olan rizikoları karşılaması lazımdır.
    Satıcı malları tanınmış ve muteber bir sigortacıya sigorta ettirmiş ise si-
gortacının sigorta bedelini ödemekten aciz kalmasından dolayı alıcıya karşı
mesul değildir.
    c) Muvakkat sigorta ilmühaberi:

    Madde 1149 - Muvakkat bir sigorta ilmühaberi, sigortanın hususi şartlarını
havi olmadıkça ve diğer şartlar hakkında sigorta poliçesi nümunelerinden birine
atfen tanzim edilmedikçe sigorta poliçesi yerine geçmez.
    4.  Vesikaları ibraz etme borcu:
    a)  Umumi olarak:

    Madde 1150 - Mallar yükletildikten sonra muntazam cirolu konişmentosu ile
beraber sigorta poliçesi veya onun yerine muvakkat bir sigorta ilmühaberi, kati
fatura veya mallar kısım kısım yükletilmiş yahut 1157 ve 1158 inci maddelerde
yazılı hallerden biri mevcutsa, muvakkat fatura ve icabı halinde malların vasfı
ve tartısını müsbit şahadetname ile mukaveleye göre satıcının vermeye mecbur ol-
duğu diğer vesikalar, satıcı tarafından gecikmeksizin alıcıya ibraz edilir veya
ettirilir.
    Konişmentoda çarter mukavelesine taallük eden kayıtlar bulunursa çarter
partinin sureti de ibraz edilir.
    b) Vesikaların tam ve muntazam olması:

    Madde 1151 - Alıcıya ibraz edilen vesikaların tam, muteber ve muntazam olma-
sı ve malların irsal edildiği yerde tanzim edilmiş bulunmaları şarttır.
    Konişmento birden çok nüsha olarak tanzim edilip de metninde alıcı veya
acentası yahut diğer bir temsilcisi gönderilen olarak gösterilmişse, satıcı,
konişmentonun yalnız bir nüshasını ibraz etmekle iktifa edebilir; diğer hallerde
bütün nüshaları ibraz etmeye mecburdur; meğer ki, diğer nüshaların ibraz edilme-
mesi yüzünden doğacak zararın tazminini sağlıyan muteber bir bankanın teminat
mektubunu alıcıya vermiş olsun.
    İbraz edilen vesikaların münderecatı esaslı noktalarında satış mukavelesine
tevafuk etmezse, alıcı vesikaları reddederek mukavelenin aynen ifasından vazge-
çip tazminat istiyebilir.
    III - Alıcının borçları:
    1. Vesikaları inceleme borcu:

    Madde 1152 - Alıcı yukarıki maddede yazılı vesikaların kendisine ibraz edil-
mesi üzerine bunları inceliyerek gecikmeksizin kabul veya reddettiğini beyana
mecburdur.
    Vesikaların ibrazından itibaren üç gün zarfında alıcı bir itiraz dermeyan
etmediği takdirde bunların tam, muteber ve muntazam olduğunu kabul etmiş sayı-
lır.
    Kezalik bazı muayyen sebepler zikir ve tasrihi ile vesikaları reddetmiş veya
ihtirazı kayıtla kabul etmiş ise bu muayyen sebepler dışında bir itiraz dermeyan
edemez.
    Vesikaları reddettiği takdirde reddin haksız olduğu tebeyyün ederse, alıcı
satıcıya tazminat vermeye mecburdur.
    Alıcı vesikaları kabul etmiş ise; satıcının hilesi sabit olmadıkça veya mal-
ların vesikaların münderecatına uygun olmadığı anlaşılmadıkça mukaveleye riayete
mecburdur.
    2. Ödeme borcu:
    a) Umumi olarak:

    Madde 1153 - Alıcı 1151 inci maddede yazılı vesikaları teslim alabilmek için
satış mukavelesinde aksine hüküm olmadıkça satış bedelini ödemekle mükelleftir.
    Alıcı; malları muayene etmek fırsatını henüz bulamamış olduğunu ileri süre-
rek muntazam vesikaları reddedemiyeceği gibi satış bedelini ödemekten de imtina
edemez.
    b) Masraflar:

    Madde 1154 - Malların varma limanına kadar deniz yoliyle taşınması sırasında
ihtiyar olunacak türlü masrafları ve satış mukavelesinde aksine hüküm olmadıkça,
mavna ücretiyle malların rıhtıma çıkarılması için gerekli masrafları, gümrük ve
malların ithali sebebiyle ve ithali sırasında talep olunan harc, resim, vergi ve
ithal takasları dahil olmak üzere, diğer mükellefiyetleri alıcıya aittir.
    Malları teslim alabilmek için 1069 ve 1070 inci maddeler gereğince paraların
ödenmesi lazımgelirse alıcı; fatura tutarına kadar ve satış bedelinden indiril-
mek üzere ödemelerde bulunmaya mecburdur.
    3. Malları teslim alma borcu:
    a) Umumi olarak:

    Madde 1155 - Geminin varma limanına ulaşmasında alıcı malları teslim almakla
mükelleftir.
    Mallar konişmento ve taşıma mukavelesindeki şartlara ve bunlarda açık kayıt
yoksa varma limanındaki teamüllere göre çıkarılır.
    Alıcı; vesikaları hamil olduğu halde münderecatının numara, marka, kontr
marka, ambalaj şartları itibariyle gemiden çıkan mallara muvafık olup olmadığı
muayene edebilir.
    Satıcının kusuru sebebiyle malların tayin ve teşhisi kabil olmamışsa alıcı
mukavelenin aynen ifasından vazgeçerek tazminat istiyebilir.
    b) Satış parasını indirme hakkı:

    Madde 1156 - Gönderilen mallar ile mukavelenin mevzuunu teşkil eden mallar
arasında vasıf itibariyle görülen fark, alıcının malı kabul etmeye nesafet kai-
desine göre zorlanamıyacağı derecede aşırı değilse alıcı, malları teslim almaya
mecbur tutulur. Ancak, satış bedelinden bilir kişi tarafından takdir edilecek
bir miktarın indirilmesini istiyebilir. Satış bedelinden indirilecek miktar, mu-
kavelede aksine hüküm yoksa, boşaltma limanındaki teamüllere göre tesbit olunur.
    4. Hususi haller:
    a) Tartı üzerinden ödeme:

    Madde 1157 - Satış bedeli tutarının, boşaltma zamanında tahakkuk edecek veya
kabul edilecek tartı üzerinden ödeneceğine dair olan şart muteberdir. Bu suretle
mukavele münderecatına göre muvakkat bir fatura tanzim edilerek vesikaların ib-
razında ödenecek olan para satış bedelinin yüzde yetmiş beşi ile doksanı arasın-
da bir noksanla tayin olunur.
    Malların ulaştığı limanda taraflar veya acenta veyahut temsilcileri hazır
olduğu halde usulü dairesinde tartısı yapıldıktan sonra kati fatura tanzim olu-
nur. İki fatura tutarları arasındaki fark, malların tesim alınması tarihinden
itibaren sekiz gün içinde icabına göre alıcı tarafından ödenir veya satıcı tara-
fından kendisine geri verilir.
    b) "Tahminen" veya "katiyen muayyen miktar" kayıtları:

    Madde 1158 - Mukavelede "Tahminen" veya "Katiyen muayyen miktar" kayıtlı bu-
lunduğu zaman satış bedeli aşağıda yazılı tarzda tayin olunup ödenir:
    Mukavelede "Tahminen" kaydı mevcutsa satılan mallar geminin tamamen hamule-
sine şamil olduğu takdirde kararlaştırılan miktardan yüzde on ve hamulenin bir
kısmından ibaret bulunduğu takdirde yüzde beş, ziyade veya noksan olarak teslim
olunabilir.
    "Katiyen muayyen miktar" kaydı alıcıya mukavelede muayyen olan miktarın ta-
mamını talep hakkını bahşeder. Şu kadar ki; malların yolculuk sırasındaki fire-
sinden veya deniz hasarları sebebiyle meydana gelen noksandan dolayı satıcı me-
sul olmaz.
    Her iki halde çıkacak olan noksan veya ziyade miktarın bedeli, malların ge-
miden çıkarıldığı gün ve yerdeki rayice göre tayin olunup ödenir. Mamafih malla-
rın kısmen denize atılması veya deniz suyu ile ıslanarak ağırlığının artması ve-
ya eksilmesi sebebiyle hakiki tartısının tesbiti mümkün olmazsa muvakkat fatura
tutarı katileşmiş olur.
                             DÖRDÜNCÜ KISIM
                        Deniz Ödüncü Mukavelesi
    A) Tarifi:

    Madde 1159 - Bu kanunun tatbikı bakımından deniz ödüncü bir mukaveledir ki,
onunla kaptan, bu sıfatla, kanunun kendisine verdiği salahiyetlere dayanarak bir
prim temin ve gemiyi, navlunu ve yükü veya bunlardan birini yahut birkaçını reh-
netmek suretiyle ödünç para alır; ödünç veren kimse alacağını ancak rehin göste-
rilen şeyler üzerinden tahsil eder ve bunu yalnız geminin, ödünç muamelesine
sebep olan yolculuğun biteceği yere ulaşmasından sonra istiyebilir.
    Kaptanın aynı zamanda geminin veya yükün yahut her ikisinin tek veya müşte-
rek maliki olması veya deniz ödüncü mukavelesini ilgililerin hususi talimatla-
riyle yapmış bulunması; bu kısmın hükümlerinin tatbikıne mani teşkil etmez.
    B) Şartları:
    I - Zaruret halleri:

    Madde 1160 - Kaptan ancak aşağıda yazılı hallerde deniz ödüncü mukavelesi
yapabilir:
    1. Gemi bağlama limanı dışında bulunduğu sırada geminin, yolculuğunu, 988,
998, 999, 1000 ve 1002 nci maddeler gereğince bitirebilmesi maksadiyle;
    2. Yolculuk sırasında sırf yükle ilgili olanların menfaatleri icabı yükün
995, 1002 ve 1086 ncı maddeler gereğince korunması ve ileriye taşınması maksa-
diyle.
    Birinci fıkranın 2 nci bendindeki halde kaptan deniz ödüncü almak maksadiyle
yalnız başına yükü rehnetmeye salahiyetli olduğu halde diğer bütün hallerde her
ne kadar yalnız gemi veya yalnız navlun karşılığında ödünç para alabilirse de
yükü ancak gemi ve navlun ile birlikte deniz ödüncüne karşı rehnedebilir.
    Navlun zikredilmeksizin gemi üzerine deniz ödüncü alınmışsa navlun rehne
dahil değildir. Fakat gemi ve yük üzerine ödünç alınmışsa navlun rehne dahil
sayılır.
    Navlun üzerine deniz ödüncü, ancak navlun deniz rizikosuna maruz bulunduğu
müddetçe alınabilir.
    Yolculuğun henüz başlanmamış olan kısmına ait navlun üzerine de deniz ödüncü
alınabilir.
    II - Zaruretin tevsiki:

    Madde 1161 - Deniz ödüncü senedinin tanziminden önce muamelenin yapılmasın-
daki zaruret; Türk konsolosu, bulunmadığı takdirde senedin tanzim edildiği yer-
deki mahkeme ve bu da yoksa salahıyetli liman başkanlığı ve bunun da bulunmaması
halinde bütün gemi zabitleri tarafından yazılı olarak tevsik edildiği takdirde
kaptanın, yapmış olduğu muameleye salahiyetli olduğu kabul olunur. Bununla bera-
ber aksi ispat olunabilir.
    C) Prim:

    Madde 1162 - Deniz ödüncü priminin haddini tayinde, taraflar tamamiyle
serbesttirler.
    Aksi kararlaştırılmış olmadıkça prim, faizi de ihtiva eder.
    D) Deniz ödüncü senedi:
    I - Tanzimi:

    Madde 1163 - Kaptanın, deniz ödüncü muamelesine dair bir deniz ödüncü senedi
tanzim etmesi lazımdır. Senet tanzim edilmezse alacaklı, ihtiyacı karşılamak
üzere kaptan tarafından alelade bir kredi muamelesi yapılmış olsaydı hangi hak-
ları haiz bulunacak idiyse yalnız bunlara sahip olur.
    II- Muhtevası:

    Madde 1164 - Deniz ödüncü senedine, aşağıdaki hususların yazılması lazımdır:
    1. Deniz ödüncü alacaklısının adı ve soyadı;
    2. Deniz ödüncü borcunun ana parası;
    3. Deniz ödüncü priminin haddi yahut alacaklıya ödenmesi lazımgelen paranın
mecmuu;
    4. Deniz ödüncüne karşı rehnedilen şeyler;
    5. Geminin adı ve kaptanın adı ve soyadı;
    6. Deniz ödüncünün hangi yolculuk için yapıldığı;
    7. Deniz ödüncü borcunun ödeneceği zaman ve yer;
    8. Senedin metninde deniz ödüncü senedi olduğunun yazılması yahut borcun
deniz ödüncü borcu olarak yapıldığının beyan edilmesi veya muamelenin deniz
ödüncü mahiyetini kafi derecede belli edecek diğer bir ifade;
    9. Deniz ödüncü alınmasını zaruri kılan haller;
   10. Senedin tanzim edildiği tarih ve yer;
   11. Kaptanın imzası.
    Talebolunursa kaptanın imzasının notere tasdik ettirilmesi lazımdır.
    III - Kimin emrine tanzim edileceği:

    Madde 1165 - Aksi kararlaştırılmış olmadıkça deniz ödüncü senedi, ödünç ve-
renin talebi üzerine alacaklının emrine veya sadece emre yazılı olarak tanzim
olunur. Bu son halde "emre" ibaresi deniz ödüncü verenin emrine demektir.
    Kaptanın muameleyi yapmaya salahiyetli olmadığı veya girişmiş olduğu hudut
dairesinde yapmaya salahiyetli bulunmadığı hakkındaki itiraz, senedi ciro ve
teslim suretiyle iktisabedene karşı da ileri sürülebilir.
    IV - Birden çok nüsha:

    Madde 1166 - Deniz ödüncü veren, deniz ödüncü senedinin mütaaddit nüsha
olarak tanzimini istiyebilir.
    Birden fazla nüsha yapılmışsa kaç nüsha yapıldığı her birinde gösterilir.
    E) Borcun ödenmesi:
    I - Yer ve zaman:

    Madde 1167 - Deniz ödüncü senedinde hilafına hüküm olmadıkça deniz ödüncü
borcunun, ilgili yolculuğun varma limanında ve geminin bu limana ulaşmasından
itibaren sekiz gün içinde ödenmesi lazımdır.
    Prim de içinde olduğu halde deniz ödüncü borcunun tamamı için, vade gününden
itibaren faiz işler. Prim zaman üzerine şart edilmişse, bu hüküm tatbik olunmaz.
Şu kadar ki; zaman üzerine şart edilmiş prim ana para ödeninceye kadar işler.
    II - Alacaklı:
    1. Senedin hamili:

    Madde 1168 - Deniz ödüncünün, vadesi geldiğinde, senedin yalnız bir nüshası
ibraz edilmiş olsa dahi salahiyetli hamiline ödenmesi lazımdır.
    Ödeme; ancak bu nüshanın bedelinin alındığını gösteren bir şerhle, gerive-
rilmesi mukabilinde istenebilir.
    2. Birden çok senedin hamili:

    Madde 1169 - Birden çok nüsha olarak tanzim edilen deniz ödüncü senedinin
birden fazla salahiyetli hamili müracaat ederse, bunların hepsi reddedilir ve
deniz ödüncüne karşı rehnedilen şeylerin rehinden kurtulması icabediyorsa para
resmi bir vezneye veya bu yapılmazsa başka emin bir yere yatırılır ve müracaat
etmiş olan deniz ödüncü senedi hamilleri bu tedbirden, sebepleri de bildirilmek
suretiyle, haberdar edilir.
    Paranın resmi bir vezneye yatırılması mümkün olmayan hallerde, yatıran, al-
dığı tedbir ve bunun sebepleri hakkında resmi bir vesika tanzim ettirmeye ve bu
muamele yüzünden yapılan masrafları deniz ödüncü borcundan indirmeye salahiyet-
lidir.
    F) Avaryalar:

    Madde 1170 - Deniz ödüncü alacaklısına ne müşterek ve ne de hususi avaryadan
pay düşmez.
    Bununla beraber deniz ödüncüne karşı rehnedilmiş olan şeyler müşterek veya
hususi avarya neticesi olarak artık deniz ödüncü alacaklısının alacağını itfaya
kifayet etmezse, bundan doğan zararları kendisi çeker.
    G) İhtiyati haciz:

    Madde 1171 - Deniz ödüncüne karşı rehnedilen şeylerin her biri deniz ödüncü
alacaklısının alacağının tamamına karşılıktır.
    Gemi, deniz ödüncü ile ilgili yolculuğun varma limanına ulaşınca, alacaklı
deniz ödüncüne karşı rehnedilmiş şeylere ihtiyati haciz koydurabilir.
Alacaklı haciz sebepleri hakkında delil göstermeye mecbur değildir.
    H) Kaptanın mesuliyeti:
    I - Rehnedilen şeylerin korunmasından:

    Madde 1172 - Kaptan deniz ödüncüne karşı rehnedilen şeylerin muhafazasını
temin etmeye mecburdur. Acil sebepler olmadıkça rizikonun, deniz ödüncü veren
için mukavelenin yapıldığı sırada göze alınana nazaran, artmasına veya değişme-
sine sebebolacak hiçbir harekette bulunamaz.
    Kaptan bu hükümlere muhalif hareketinden doğacak zararlardan deniz ödüncü
alacaklısına karşı 973 üncü madde gereğince mesuldür.
    II - Alacaklının rizikosunun keyfi olarak artırılmasından:

    Madde 1173 - Alacaklının menfaati icabetmediği halde kaptan deniz ödüncü ile
ilgili yolculuğu keyfi olarak değiştirir veya bu yolculuğun rotasından keyfi
olarak ayrılır yahut da yolculuk bittikten sonra deniz ödüncüne karşı rehnedil-
miş şeyleri, alacaklının menfaati icabetmediği halde yeniden bir deniz rizikosu-
na arzederse, deniz ödüncü borcundan dolayı alacaklıya karşı, bunun rehnedilmiş
olan şeyler üzerinde alacağını tahsil edemediği nispette şahsan mesul olur;
meğer ki, alacaklının alacağını tamamen alamaması keyfiyeti yolculuğun değişti-
rilmesinden veya rotadan ayrılmadan yahut da yeni deniz rizikosundan ileri gel-
memiş olsun.
    III - Alacak ödenmeden veya temin edilmeden yükün teslim edilmesinden:

    Madde 1174 - Kaptan alacaklının alacağı ödenmeden veya temin edilmeden deniz
ödüncüne karşı rehnedilen yükü tamamen veya kısmen teslim edemez; ederse, teslim
edilen mallar üzerinden teslim zamanında elde edilecek menfaat nispetinde şahsan
mesul olur. Alacaklının, malların teslim zamanında alacağını tamamen almış ola-
bileceği kabul olunur.
    IV - Donatanın talimat vermesi halinde:

    Madde 1175 - Donatan, 1172, 1173 ve 1174 üncü maddelerde yazılı hallerde
kaptanın hareket tarzını tayin etmiş bulunursa 973 üncü maddenin ikinci fıkrası
hükümleri tatbik olunur.
    İ) Rehnin paraya çevrilmesi:

    Madde 1176 - Deniz ödüncü borcu vadesinde ödenmediği takdirde, alacaklı ala-
cağını deniz ödüncüne karşı rehnedilen şeyler üzerinden tahsil edebilir. Bu hu-
susta rehinin paraya çevrilmesi hakkındaki hükümler tatbik olunur.
    Gemi ve navlun hakkındaki takibat kaptan yahut donatana karşı yapılır; kap-
tan aleyhine verilen hüküm donatan aleyhine de verilmiş sayılır. Yük hakkın-
daki takibat, malların tesliminden önce kaptana karşı yapılır. Alacaklı deniz
ödüncü dolayısiyle rehnedilen yükü hüsnüniyetle iktisabeden üçüncü şahsa karşı
takibatta bulunamaz.
    J) Malları teslim alanın mesuliyeti:

    Madde 1177 - Malı deniz ödüncüne karşı rehnedilmiş olduğunu bilerek teslim
alan gönderilen, mal teslim edilmiş olmasaydı alacaklının bundan alacağını elde
edebileceği nispette ve en çok malın teslim zamanındaki kıymeti kadar alacaklıya
karşı şahsan mesul olur.
    K) Yolculuktan vazgeçilme hali:

    Madde 1178 - Gemi yola çıkmadan deniz ödüncü ile ilgili yolculuktan vazge-
çilmiş ise alacaklı, deniz ödüncü muamelesinin yapıldığı yerde ödünç verilen
paranın derhal ödenmesini istiyebilir. Ancak, primin mütenasiben indirilmesine
razı olması lazımgelir. Prim indirilirken bilhassa geçirilen rizikonun göze alı-
nan rizikoya olan nispeti gözönünde tutulur.
    Deniz ödüncü ile ilgili yolculuk, bu yolculuğun varma limanından başka bir
limanda biterse deniz ödüncü borcu; prim indirilmeksizin bu son limanda mukavele
ile tayin edilen müddetin ve böyle bir müddet tayin edilmemişse 1167 nci maddede
yazılı sekiz günlük ödeme müddetinin geçmesinden sonra ödenir. Ödeme müddeti
yolculuğun kati olarak durdurulduğu günden itibaren hesabolunur.
    Yukarki fıkralar hükümlerinden aksi anlaşılmadıkça bu hallerde 1168-1177 nci
maddeler de tatbik olunur.
                             BEŞİNCİ FASIL
                             Deniz Kazaları
                             BİRİNCİ KISIM
                      Müşterek ve Hususi Avaryalar
    A) Umumi hükümler:
    I - Tarifler:
    1. Müşterek avarya:

    Madde 1179 - Müşterek bir deniz sergüzeştine atılmış olan gemiyi ve yükü
tehdit eden bir tehlikeden onları korumak maksadiyle ve makul bir hareket tarzı
teşkil edecek şekilde ve bile bile, fevkalade bir fedakarlık yapılması veya fev-
kalade bir masrafa katlanılması halinde "Müşterek avarya hareketi" mevcut sayı-
lır ve bu hareketin ancak doğrudan doğruya neticesi olan zarar veya masraflar
müşterek avaryadır.
    1184 - 1195 inci maddelerde sayılan haller dahi birinci fıkradaki unsur mev-
cut olmak ve bu kısımda aksine hususi hüküm bulunmamak şartiyle, müşterek avar-
yaya girer.
    Müşterek avaryadan sayılacak bir masrafın yapılmaması için göze alınan her
fazla masraf da, başka ilgili şahıslar bu fazla masraflardan faydalansalar bile
önlenmiş olan masrafın tutarına kadar, müşterek avarya garamesine kabul olunur.
    Müşterek avarya garamesine giren zarar veya masraflar; gemi navlun ve yük
arasında aşağıdaki hükümlere göre paylaşılır.
    2. Hususi avarya:

    Madde 1180 - Müşterek avaryadan olmıyan, 1075 inci madde hükmüne girmiyen ve
bir kaza neticesinde doğan bütün zarar ve masraflar ve hususiyle, gerek
yolculuk sırasındaki, gerekse yolculuktan sonraki bir gecikmeden meydana gelen
(İşsiz kalma zararları gibi) gemiyi veya yükü ilgilendiren bütün zararlar veya
ziyanlar ile bir müşterek avarya hareketinin dolayısiyle neticesi olan (Rayiç
farkından meydana gelen ziyanlar gibi) zararlar hususi avaryadır.
    Hususi avaryanın gemiye ait olanına gemi maliki, yüke ait olanına yük sahibi
katlanır.
    II - Tehlikeye sebebiyet veren kimsenin durumu:

    Madde 1181 - Tehlikenin üçüncü bir şahsın veya ilgililerden birinin kusurun-
dan doğmuş olması, müşterek avarya hükümlerinin tatbikına mani olmaz. Şu kadar
ki; böyle bir kusuru olan ilgili sadece kendi uğradığı zarar için herhangi bir
tazminat isteyemiyeceği gibi sebep olduğu avarya garamesine iştirak edenlerin bu
yüzden uğradıkları zararlardan da onlara karşı mesul olur.
    Tehlikeye gemi adamlarından birinin kusuru sebep olmuşsa, bundan donatan da
1947 ve 1948 inci maddelere göre mesul olur.
    III - Müşterek avaryadan sonra çıkan hususi avaryaların tesirleri:
    1. Garameye iştirak borcu üzerine:

    Madde 1182 - Kurtarılan bir şeyden dolayı avarya garamesine iştirak borcu,
o şeyin sonradan hususi avaryaya uğraması halinde ortadan kalkmaz.
    2. Tazminat istemek hakkı üzerine:

    Madde 1183 - Müşterek avaryadan olan bir hasar sebebiyle tazminat istemek
hakkı hasara uğrayan şeyin sonradan vukubulacak bir hususi avarya neticesinde
tekrar hasara uğraması veya zayi olması ile değil, ancak sonraki kazanın önceki
ile hiçbir ilgisi olmaması ve önceki zarar vaki olmasaydı dahi sonraki kazanın
tek başına bu yeni zararı tevlit edebilecek mahiyette olması halinde ortadan
kalkar.
    Bununla beraber sonraki kazanın vukuundan önce hasara uğramış olan şeyin
sahibinin bunun eski hale getirilmesi için yapmış olduğu masraflardan dolayı
tazminat istemek hakkı mahfuzdur.
    B) Müşterek avarya:
    I - Halleri:
    1.  Denize yük ve sairenin atılması:

    Madde 1184 - Gemide mütat ticari teamüllere göre taşınmakta olan yükü, gemi
kısımlarını veya gemi aletlerini denize atma; gemi direklerini, çımaları veya
yelkenlerini kesme; demirleri, demir halatları veya zincirleri bırakma yahut
kesme; hallerinde gerek bizzat bu fedakarlıkların teşkil ettiği zararlar, gerek
bu fedakarlıklardan gemiye veya yüke gelebilecek diğer zararlar, hususiyle deni-
ze mal atmak üzere açılan ambar kapaklarından veya başka bir delikten ambara gi-
ren suların yapacağı zararlar, müşterek avarya garamesine kabul olunur.
    Daha önce denizciliğin tabii tehlikelerinden birinin tahakkuku ile kopmuş
bulunan direk veya başka eşyanın kırık ve döküntülerini kesme hallerinde meydana
gelen kayıp ve zararlar müşterek avarya olarak kabul olunmaz.
    2. Geminin hafifletilmesi:

    Madde 1185 - Karaya oturmuş olan geminin hafifletilmesi bir müşterek avarya
hareketi teşkil ettiği takdirde, bunun için yükün, yakıtın veya kumanyanın hep-
sinin yahut bir kısmının mavnalara veya diğer vasıtalara aktarılması halinde;
mavnalar veya diğer vasıtaların kirası ile zikri geçen şeylerin aktarılmaları ve
yeniden gemiye yüklenmeleri sırasında gemiye veya kendilerine ve vasıtalarda
yüklü bulun-
dukları sırada yalnız kendilerine gelebilecek bütün zararlar müşterek avaryaya
kabul olunur.
    3. Geminin karaya oturtulması:

    Madde 1186 - Geminin yalnız batmak veya zaptedilmek tehlikesinden korunması
için bilerek karaya oturtulması halinde; karaya oturma ve yeniden yüzdürmeden
çıkan zararlar ve yüzdürme masrafları müşterek avarya olarak kabul olunur. Şu
kadar ki; zikri geçen tedbir alınmamış olsaydı geminin mutlaka sahil veya kaya-
lara bindireceği anlaşılırsa yalnız yüzdürme masraf ve zararları müşterek avarya
kabul olunur.
    4. Geminin yüzdürülmesi:

    Madde 1187 - Gemi, kendisinin ve yükün kurtarılması için bilerek karaya
oturtulmuş olmayıp da başka sebeplerden oturmuşsa, karaya oturma yüzünden çıkan
zararlar müşterek avaryadan sayılmamakla beraber yeniden yüzdürme için yapılan
masraflarla bu maksatla gemiye veya yüke bilerek yapılan zararlar müşterek avar-
yadandır. Hususiyle tehlikeli bir vaziyette bulunan gemiyi müşterek selamet uğ-
runa yüzdürmek veya daha derin bir yere götürmek için sarf olunan gayretler yü-
zünden:
    1. Yelken ve direk veya bunlardan birinin zıyaı yahut hasara uğramasından
doğacak zararlar;
    2. Makine ve kazanlara arız olan hasarlar;
    3. 1185 inci maddede yazılı zararlar;
    müşterek avarya olarak kabul olunur.
    5. Gemide çıkan yangının söndürülmesi:

    Madde 1188 - Gemide çıkan yangını söndürmek üzere gemide ve yükte veya bun-
lardan birinde su ile yahut lombarları açarak batırma da dahil olmak üzere başka
suretlerle meydana getirilen zararlar; (Yükün yanmamış kalan parçalarının istif
edilmeksizin veya dökme halde gemiye yüklenmiş bulunan malların ve gemi kısımla-
rının yanma yüzünden uğradığı zararlar hariç) müşterek avaryadandır.
    6. Yakıt yerine yakılan yük, gemi eşyası ve kumanyası:

    Madde 1189 - Tehlike karşısında müşterek selamet uğruna zaruri olarak yakıt
gibi yakılan yük, gemi eşyası ve kumanyası veya bunlardan biri; ancak ve ancak
gemi tam ve bol yakıt ile donatılmış olduğu takdirde müşterek avarya kabul olu-
nur. Şu kadar ki; bu suretle yakılan şeylerin muadili olan yakıt miktarının mu-
hammen kıymeti, son hareket limanı ve gününün rayici üzerinden hesaplanarak do-
natana zimmet ve müşterek avaryaya matlup kaydolunur.
    7. Barınma limanındaki masraflar:

    Madde 1190 - Kaza, fedakarlık veya başka fevkalade haller yüzünden yolculuğa
devam olunması gemiye ve yüke müşterek bir tehlike getirecek olup da bunun önüne
geçmek için geminin bir barınma, liman veya yerine girmesi yahut yükleme liman
veya yerine dönmesi yahut gereken tamiratı yaptırmak buralarda mümkün olmadığı
takdirde başka bir barınma limanına girmesi ve bu hareketlerin müşterek selamet
bakımından zaruri bir tedbir mahiyetini arz etmesi halinde aşağıda sayılan zarar
ve masraflar müşterek avarya olarak kabul olunur:
    1. Mezkür liman veya yere giriş masraflariyle, barınma veya dönmenin netice-
si sayılabilmek şartiyle; geminin bu liman veya yerden ilk yükünün tamamı veya
bir kısmiyle hareketindeki çıkış masrafları;
    2. Gemi hasarlarının tamiri için zaruri olmak şartiyle yük, yakıt veya ku-
manyayı gemi içinde koyup kaldırmak yahut bir yükleme, durma veya barınma liman
yahut yerinde boşaltmak için yapılan masraflar;
    3. Yük, yakıt veya kumanyayı elden geçirme ve boşaltma masrafları 2 nci bent
hükmü gereğince müşterek avarya olarak kabul olunduğu takdirde, bunların yeniden
yükletilme ve gemide istif edilme masraflariyle depo ve makul surette yapılmış
olmak şartiyle depo ile ilgili sigorta masrafları; şu kadar ki, gemi mahküm edi-
lir veya başladığı yolculuğunu yarıda bırakırsa geminin mahkümiyetine hükmolun-
ması veya yolculuğun bırakılması tarihinden sonra işliyecek depo masrafları müş-
terek avarya olarak kabul olunmaz; fakat yükün boşaltılması bitmeden gemi mahküm
edildiği veya yolculuktan vazgeçildiği takdirde, mezkür depo masraflarının bo-
şaltmanın bittiği ana kadar tahakkuk eden kısmı müşterek avaryaya kabul olunur.
    4. Hasara uğramış bir gemi, yolculuğa bütün yükü ile devamını temin edecek
surette tamir görebileceği bir liman veya yerde bulunur da, masraftan tasarruf
maksadiyle tamir için başka bir liman veya yere yahut da varma limanına kadar
yedekte çektirilir veya yük kısmen veya tamamen başka bir gemiye aktarma ve sair
herhangi bir suretle varma limanına doğru yola çıkarılırsa, sarfedilecek römor-
kaj ve aktarma masraflariyle yükün varma limanına ulaştırılmasına matuf sair
fevkalade masraflar; şu kadar ki, bu masraflar, böylece tasarruf edilecek fevka-
lade masraf tutarını aşmamak şartiyle, yolculukla ilgililer tarafından, bu
suretle sarfından kurtulmuş oldukları fevkalade masraflar nispetinde ödenir;
    5. Geminin bir barınma limanına girmesi veya yükleme limanına veya yerine
dönmesi sebebiyle uzıyan yolculuk dolayısiyle kaptanla diğer gemi adamlarına ve-
rilmiş olan ücretlerle bu uzıyan yolculuk sırasında onların yiyip içmeleriyle
yakıt ve kumanyadan sarfedilmiş olanlar için yapılmış bulunan ve makul had dahi-
linde olan masraflar;
    6. Bir gemi, bir liman veya yere girer veya bir liman veya bir yerde kalır-
sa, yahut bir kaza veya fedakarlık neticesinde geminin uğradığı hasarların tami-
rini mümkün kılmak için gemi bir limana veya bir yere girer veya bir limanda ya-
hut bir yerde kalırsa ve geminin emniyetle yolculuğa devam edebilmesi bu tamire
bağlı bulunursa, kaptanın ve gemi adamlarının ücretleriyle yiyip içmeleri için
geminin bu liman veya yerde durduğu munzam devrede ve yolculuk edebilecek duruma
girdiği veya bu duruma girmesi lazım geldiği tarihe kadar makul had içinde ya-
pılmış bulunan masraflar müşterek avaryadandır. Munzam durma devresi, gemi mah-
küm edildiği veyahut ilk yolculuğuna devam etmediği takdirde geminin mahküm
edildiği yahut yolculuğu bıraktığı tarihte ve şayet bu tarihte gemi henüz boşal-
tılmamış olursa boşaltmanın bittiği tarihte sona erer.
    Munzam durma devresinde sarfedilmiş olan kumanya ve yakıt ve bu devrede ya-
pılmış olan liman masrafları (Müşterek avaryadan olmıyan tamirlerin yapılması
sebebiyle sarf edilmiş bulunan hariç olmak üzere), müşterek avaryaya kabul olu-
nur.
    7. Kaptanlara ve diğer gemi adamlarına geminin bakımı veya müşterek avaryaya
girmiyen tamirler için fazla çalışma ücreti ödenmiş olduğu takdirde bu ücret
bunun ödenmiş olması dolayısiyle yapılmasına hacet kalmamış bulunan ve yapılması
halinde müşterek avaryaya dahil edilecek olan masraflar nispetinde müşterek
avaryaya kabul olunur.
    8. Gerek bu bendin, gerekse müşterek avarya ile ilgili diğer hükümlerin tat-
bikında, donatanın kanun ile veya iş akdiyle bunları ödemeye mecbur olduğuna ba-
kılmaksızın, kaptan ve diğer gemi adamlarına veya onlar lehine yapılmış bulunan
bütün ödemeler ücret sayılır.
    8. Muvakkat tamirler:

    Madde 1191 - Gemi; bir yükleme, durma veya barınma limanında müşterek sala-
met uğruna veya müşterek avaryadan sayılacak bir fedakarlık neticesinde hasıl
olan hasarlardan dolayı muvakkaten tamir edilirse bu tamirin masrafları, müşte-
rek avarya olarak kabul olunur. Şu kadar ki; kazaen vakı bir hasar neticesinde
sadece yolculuğun ikmalini temin için muvakkat tamirlere girişilmişse yapılan
masraflar ancak mezkür tamirler yapılmamış olsaydı karşılaşılacak ve müşterek
avarya olarak tazmin edilecek olan masraftan elde edilen tasarruf nispetinde ve
yapılmış olan masraflar yüzünden diğer ilgililerin elde edebilecekleri tasarruf-
lara bakılmaksızın, müşterek avaryaya girebilir.
    Müşterek avaryadan sayılan muvakkat tamir masraflarından yeni ve eski farkı
indirilmez.
    9. Boşaltılma sırasında yüke gelen zararlar:

    Madde 1192 - Yük, yakıt ve kumanyanın yalnız elden geçirme, boşaltma, depo-
lama, yeniden yükleme ve istif ameliyeleri sırasında uğrayacakları hasar ve ka-
yıplar; ancak, bu ameliyelere ait masrafların müşterek avaryadan sayılmaları ha-
linde, müşterek avarya olarak kabul olunur.
    10. Geminin müdafaası:

    Madde 1193 - Geminin düşman veya deniz haydutlarına karşı müdafaası halinde
müdafaa sırasında gemiye veya yüke yapılan hasar, bu sırada sarf olunan cephane,
gemi adamlarından biri müdafaa sırasında yaralandığı veya öldüğü takdirde tedavi
ve cenaze masrafları, 1013 ve 1014 üncü maddelerle diğer mevzuat gereğince ve-
rilmesi lazım gelen tazminat ve mükafat, müşterek avarya olarak kabul olunur.
    11. Geminin kurtarılması:

    Madde 1194 - Geminin düşman veya deniz haydutları tarafından durdurulup da
fidye verilerek geminin ve yükün kurtarılması halinde rehinelerin geçim ve
kurtarılma masraflariyle birlikte, verilen fidye müşterek avarya olarak kabul
olunur.
    12. Para tedariki:

    Madde 1195 - Müşterek avarya masraflarını kapatmak üzere yolculuk sırasında
para bulmak lazım gelip de bu hal zarar ve masraflara sebep olmuş veya ilgililer
arasında yapılacak paylaşma ayrıca masrafı icabettirmişse, mezkür zarar ve mas-
raflar da müşterek avaryaya kabul olunur. Hususiyle yolculuk sırasında satılan
malların satışından doğan ziyan, lazım olan para deniz ödüncü yolu ile alınmışsa
deniz ödüncü primi, deniz ödüncünden başka bir suretle alınmışsa sarf olunan pa-
ranın sigorta primi, zararların tesbit ve tayini ve müşterek avarya hesaplarının
yaptırılması masrafları müşterek avarya olarak kabul olunur.
    Para, borçlu masaya dahil ilgililerden herhangi biri tarafından temin olun-
mamışsa müşterek avaryaya giren sarfiyat için yüzde iki nispetinde bir komüsyon
kabul olunur.
    Ancak, komüsyon hesap edilirken kaptan, zabitler ve tayfaların ücretleri ve
geçim masrafları ve yolculuk sırasında yeniden tedarik edilmemiş olan yakıt ve
kumanya bedelleri nazara alınmaz.
    II - İstisnaları:
    1. Hususi avarya halleri:

    Madde 1196 - Aşağıdaki haller müşterek avaryadan olmayıp hususi avaryadan
sayılır:
    1. Yolculuk sırasında olsa bile hususi avarya neticesinde lazım olan paranın
tedarikinden çıkan zarar ve masraflar;
    2. Gemi ve yük için birlikte itiraz edilmiş ve her ikisi kurtarılmış olsalar
bile itiraz masrafları;
    3. Gemi yüzmekte iken yelken zorlaması veya makine ve kazanların çalıştırıl-
ması yüzünden gemi, yük ve navlun veya bunlardan birinin duçar olacağı kayıp ve
hasarlar.
    2. Müşterek avarya olarak kabul olunamıyacak hasarlar:

    Madde 1197 - Müşterek avarya hallerinde zararın tesbitinde aşağıdaki şeyle-
rin uğradıkları hasar ve zıya, hesaba katılmaz:
    1. Mütat ticari teamüllere uygun şekilde taşınmış olmayan mallar;
    2. Taşıyanın acentesinin veya sair temsilcisinin haberi olmaksızın veya yük-
leme sırasında bile bile yanlış beyanla yükletilmiş mallar; şu kadar ki, bu gibi
mallar kurtarılmış olursa müşterek avarya borcuna iştirak ederler. Yükleme sıra-
sında hakiki değerlerinden aşağı bir değer bildirmek suretiyle yükletilen malla-
ra arız olacak zarar ve kayıplar, bildirilen değer üzerinden tazmin olunursa da
müşterek avarya borcuna hakiki değerleri üzerinden girer;
    3. Kaptana usulüne göre bildirilmemiş olan kıymetli eşya, sanat eserleri,
para ve kıymetli evrak.
    III - Zarar ve tazminatın tesbiti:
    1. Gemi hakkında:
    a) Umumi olarak:

    Madde 1198 - Gemi ve teferruatının uğramış oldukları hasarlara ve ziyaa kar-
şılık müşterek avaryaya kabul edilecek miktar, tamir yapılmış veya eski parçala-
rın yerine yenileri konulmuş olduğu takdirde, aşağıdaki maddede gösterilen in-
dirmeler mahfuz kalmak üzere, tamirin veya yenilemenin makul ve hakiki değerin-
den ibaret olacaktır.
    Tamirat yapılmamış ise, bilirkişinin takdir ettiği tamir masraflarını aşma-
mak şartiyle, müşterek avaryaya makul bir amortisman kabul olunur.
    Geminin fiili veya hükmi tam zıyaı halinde gemiye verilecek müşterek avarya
tazminatı, müşterek avaryadan olmıyan hasarların tamir masrafları ve varsa satış
tutarı çıkarıldıktan sonra kalan, geminin takdir edilen sağlam hali değerinden
ibarettir.
    b) Tamir tutarlarından indirilecek yeni-eski farkları:

    Madde 1199 - Eski malzeme veya parçalar yenileriyle değiştirildiği takdirde
müşterek avarya tazminatı hesabında müşterek avarya olarak ödenmesi kabul edilen
tamir tutarlarından yeni ve eski farkları, 1191 inci maddenin son fıkrası hükmü
mahfuz kalmak üzere, aşağıdaki hükümlere göre indirilir:
    Esas itibariyle indirmeler geminin yaşına göre hesabedilir; geminin ilk defa
olarak gemi siciline kaydolunduğu tarihten kazanın vukubulduğu tarihe kadar ge-
çen müddet geminin yaşı itibar olunur. Ancak, kumanya ve demirbaş eşya, izolas-
yon tertibatı, kurtarma sandalları ve benzerleri, ciro (gyro) puslası tertibatı,
telsiz aletleri, istikamet gösteren aletler ile iskandil aletleri ve benzerle-
rinde ve makine ve kazanlarda indirme, ilgili eşyanın kendi yaşına göre yapılır.
    Kullanılmamış olan kumanya, istihlak maddeleri ve aletler hakkında hiçbir
indirme yapılmaz.
    İndirme yeni malzeme ve parçaların değeri üzerinden yapılır. Hasarı tesbit
masrafları müstesna, bu değere işçilik ve yerleştirme masrafları da dahildir.
    Kızak ve havuz ücretleriyle geminin yer değiştirme masrafları tam olarak
kabul olunur.
    Kazaya takaddüm eden altı ay zarfında boyanmış ise karinayı temizleme ve
boyama masrafları da hesaba ithal edilir.
    A) Bir yaşına kadar bütün tamir masrafları tam olarak kabul edilir. Ancak,
karinayı kazıma, temizleme, boyama veya ziftleme masraflarından üçte biri indi-
rilir.
    B) Bir yaşından üç yaşına kadar: Karinayı kazıma, temizleme ve boyama mas-
raflarından (A) bendine göre indirme yapılır.
    Zincir ve madeni teller hariç olmak üzere yelkenler, teçhizat, halatlar,
ipler, ambar kapakları, palamar, örtüler, muşambalar, kumanya ve istihlak madde-
leri ve boya bedellerinden üçte bir indirilir.
    Ambarın iç döşemeleri, tahta direkler ve sırıklar ve sandallar dahil tekne-
nin ahşap kısımları, mobilya, mefruşat, tabak, çanak takımları, madeni ve cam
eşya, teller ve madeni palamar, ciro (gyro) pusları tertibatı, telsiz telgraf
aletleri, istikamet tayin eden aletler, akis yoliyle iskandil ve benzeri cihaz-
lar, çapa zinciri ve zincirler, izolasyon tertibatı, yardımcı makineler, dümen
cihazları ve teferruatı, maçuna, vinç ve elektrik makineleri ve teferruatı
(Elektrik tahrik makineleri hariç) değerleri üzerinden altıda bir indirilir.
Diğer tamirler tam bedelleriyle kabul olunur.
    Ahşap veya muhtelif teknelerde madeni kaplamalar asağıdaki şekilde muamele
görür:
    Gemiden çıkarılan madeni kaplamaların gayrisafi ağırlığına müsavi bir mikta-
rın bedelinden hurdanın satış tutarı düşürülür ve bakıye meblağ tam olarak kabul
edilir. Yeni kaplamalar yapmak için kullanılan çiviler, keçe ve işçilik üçte bir
tenzilata tabidir.
    C) Üç yaşından altı yaşına kadar; İndirme yukardaki (B) bendine uygun olarak
yapılır. Ancak, ambarın iç döşemeleri dahil teknenin tahta kısımlarından, ahşap
direk, sırık ve sandallardan, mobilya ve mefruşattan üçte bir ve direk ve sırık-
ların demir kısımlariyle (Kazanlar ve teferruatı dahil) bütün makinelerden altı-
da bir indirilir.
    D) Altı yaşından on yaşına kadar: İndirme (C) bendine göre yapılır. Ancak,
bütün teçhizatın, ip ve halatların, iskota ve palamarların, direk ve sırıkların
demir kısımlarının, ciro (gyro) pusla tertibatının, telsiz telgraf aletlerinin,
istikamet gösteren cihazlarla akis yoliyle iskandil cihazları ve benzerlerinin,
izolasyon tesisatının, yardımcı makineler, dümen cihazları, maçuna, vinç ve te-
ferruatı ile (Kazanlar ve teferruatı dahil) sair bütün makinelerin bedellerinden
üçte bir indirilir.
    E) On yaşından onbeş yaşına kadar: Bütün yenilemelerden üçte bir indirme
yapılır. Ancak, teknenin demir aksamı ile çimento işleri ve çapa zincirlerinden
altıda bir indirilir. Çapalar ise tam bedelle hesaba alınır.
    F) On beş yaşından sonra: Bütün yenilemelerden üçte bir indirilir. Ancak,
çapa zincirleri altıda bir indirmeye tabidir. Çapalar ise tam bedelle hesap
edilir.
    2. Yük hakkında:
    a) Umumi olarak:

    Madde 1200 - Fedakarlık neticesinde zıya veya hasara uğrayan yük için veri-
lecek tazminat mal sahibinin bu yüzden uğradığı zarara eşit olacaktır. Zarar
miktarı geminin boşaltıldığı son gündeki veya yolculuk varma limanından başka
bir
yerde bitirilirse yolculuğa son verildiği tarihteki piyasa fiyatı esas tutularak
takdir olunur.
    Piyasa fiyatı yoksa yahut bu fiyat veya bu fiyatın nasıl tatbik edileceği
bilhassa malın mahiyeti yüzünden kestirilemiyorsa fiyat bilirkişilere biçtiri-
lir.
    Bu fiyattan, malın ziyaı neticesi tasarruf edilen navlun, Gümrük Resmi ve
sair masraflar indirilir. Müşterek avaryadan sayılmıyan ve avaryaya sebep olmuş
hadiseden önce veya sonra yahut hadise sırasında hasıl olan değer düşüklüğü ve
ziyanlar dahi, tazminat hesap olunurken indirilir. 1183 üncü madde hükmü mah-
fuzdur.
    Müşterek avarya masraflarını kapatmak üzere 1195 inci madde hükmü gereğince
satılan mallar da feda edilmiş mallardan sayılır.
    b) Hasara uğrıyan malların satışı:

    Madde 1201 - Fedakarlık neticesinde hasara uğrıyan mallar satıldığı ve zara-
rın tutarı hakkında taraflarca başka esaslar kabul edilmiş olmadığı takdirde hiç
hasara uğramamış olduğu kabul edilmek suretiyle malların en son boşaltma günün-
deki veya yolculuk asıl varma limanından başka bir limanda sona ermişse yolculu-
ğun sona erdiği gündeki safi kıymeti ile avaryalı malların safi satış tutarı
arasındaki fark müşterek avaryaya ithal edilecek zarar miktarını gösterir.
    3. Navlun hakkında:

    Madde 1202 - Yükün zıya veya hasarından doğan navlun kayıtlarının müşterek
avarya yoliyle tazmini; navlun kaybının bir müşterek avarya hareketi neticesi
olmasına yahut da bizzat yükün zıya veya hasarının müşterek avaryaya kabul edil-
miş bulunmasına bağlıdır.
    Kaybedilen gayrisafi navlundan, yapılan fedakarlık sebebiyle tasarruf edil-
miş olan masraflar indirilir.
    IV - Garameye iştirak borcu:
    1. Umumi esaslar:

    Madde 1203 - Müşterek avaryaya kabul olunan zararların tamamı, gemi, yük ve
navlun arasında gemi ve yükün değerleri ve navlunun miktarı ile mütenasip olarak
pay edilir.
    Müşterek avaryaya iştirak borcu, birinci fıkrada yazılı şeylerin yolculuğun
sonundaki hakiki safi değerlerine, önceden ithal edilmiş olmadıkça feda olunan
şeyler için kabul olunan müşterek avarya tazminatı ilave olunmak suretiyle tes-
bit olunur.
    Geminin ve yükün müşterek avarya hareketi anında tamamiyle zıyaa uğramaları
halinde, navluna hak kazanmak üzere ödenmelerine veya yapılmalarına hacet kalmı-
yacak olup da müşterek avaryadan sayılmıyan gemi adamları ücretleriyle masraf-
lar, donatanın rizikoya uğrıyan yük ve yolcu navlunlarından indirilir.
    Garameye iştirak eden şeyler için müşterek avarya hareketinden sonra yapıl-
mış olan ve müşterek avaryaya kabul edilmiş olmıyan masraflar da bunların işti-
rak değerlerinden indirilir. Yolcuların bagajları ile konişmentoya bağlanmamış
olan zati eşyaları müşterek avaryaya iştirak etmez.
    2. Tazminata hakkı olanların rehin hakları:
    a)  Umumi olarak:

    Madde 1204 - Tazminata hakkı olanlar gemi ve navluna düşen garame payları
için bir gemi alacaklısı hakkını ve garameye girecek malların her biri üzerinde
de o mallara düşen garame payları için bir yük alacaklısı hakkını haizdirler;
şu ka-
dar ki, yük alacaklısı hakkı, mallar teslim edildikten sonra zilyedliği hüsnüni-
yetle iktisap etmiş olan üçüncü şahıs zararına olarak kullanılamaz.
    Garameye girecek malların gönderileni; malları teslim alırken bunlara bir
garame payı düşmüş olduğuna vakıf ise bu pay için, mallar teslim edilmiş olma-
saydı o malların paraya çevrilmesi halinde garame payı ne nispette ödenecek
idiyse o nispette malların teslim zamanındaki değerine kadar şahsan mesuldür.
    b) Gemiye düşen garame payı için teminat:

    Madde 1205 - Geminin 1207 nci maddeye göre zararın tesbit ve taksim edilmesi
lazım gelen limandan ayrılabilmesi için gemiye düşen garame paylarına karşılık
olarak yük ile ilgili olanlara teminat göstermek mecburidir.
    c) Yükü takyid eden rehin hakkının kullanılması:

    Madde 1206 - Kaptan, garame payları ödenmedikçe veya 1070 inci madde gere-
ğince temin edilmedikçe garameye iştirak eden malları teslim edemez; ederse mal-
lar üzerindeki rehin hakkına halel gelmemekle beraber kendisi de bu paylardan
şahsan mesul olur.
    Kaptanın hareket tarzını donatan emretmişse 973 üncü maddenin 2 nci fıkrası
tatbik olunur.
    Tazminata hakkı olanların garameye giren mallar üzerindeki rehin hakkı bun-
lar namına, taşıyan tarafından kullanılır. Taşıyan bu rehin hakkını kullanırken
navlundan ve sarfettiği paralardan dolayı kendisinin haiz olduğu rehin hakkına
dair 1077 nci madde hükümlerine tabidir.
    C) Dispeç:
    I - Umumi olarak:
    1. Yapılacağı yer:

    Madde 1207 - Zararın tesbit ve taksimi varma yerinde ve eğer buraya varıl-
mazsa, yolculuğun bittiği limanda yapılır.
    2. Dispeççi:

    Madde 1208 - Dispeç, hükümetçe tayin edilmiş olan dispeççiler ve bunlar yok-
sa, mahkemenin tayin edeceği kimseler tarafından yapılır. Şu kadar ki; gemi ve
yükle alakalılar da müttefikan dispeççi seçebilirler.
    İlgililerden her biri dispeçin yapılması için lazım olan ve elinde bulunan
vesikaları hususiyle çarter partileri, konişmento ve faturaları, dispeççiye ib-
raz etmeye mecburdur.
    Dispeççinin talebi üzerine mahkeme, Usul Kanunu hükümleri gereğince ellerin-
de bulunan vesikaları dispeççiye ibraz etmelerini bunları elinde bulunduranlara
emreder.
    Dispeççi; ilgililerin dispeçi tetkik etmelerine müsaade ve talepleri üzerine
masraflarını çekmek şartiyle, bir kopya vermeye mecburdur.
    3. Dispeçi yaptırma mükellefiyeti:

    Madde 1209 - Kaptan gecikmeksizin dispeçi yaptırmakla mükelleftir; bu mükel-
lefiyetini yerine getirmezse ilgililerin her birine karşı mesul olur. Sigortacı
dahil bütün ilgililerin kaptanın dispeç yaptırmaya mecbur tutulması için kaptana
ve donatana karşı dava açmak hakları mahfuzdur.
    Dispeç vaktinde yaptırılmazsa ilgililerden her biri ve bu arada sigortacı
bunun yapılmasını istemiye ve yaptırmaya salahiyetlidir.
    Dispeçin yapılması talebi hadisenin müşterek avarya sayılamıyacağı ileri sü-
rülerek dispeççi tarafından reddedilirse dispeçin yapılması lazım gelip gelmedi-
ğine ilgililerden herhangi birinin ve bu arada sigortacının müracaatı üzerine
1207 nci maddede yazılı yerdeki mahkemece karar verilir. Mahkeme evrak üzerine
veya ilgilileri ve bu arada sigortacıları dinliyerek bu hususta karar verir. Bu
halde, basit muhakeme usulü tatbik olunur.
    II - Dispeçin tasdikını talep ve itiraz:
    1. Duruşma:

    Madde 1210 - İlgililer ve bu arada sigortacılar 1207 nci maddede yazılı yer-
deki mahkemeden dispeçin tasdikını istiyebilecekleri gibi avaryanın nevine veya
hesaplarına itiraz da edebilirler.
    Dilekçede duruşmaya çağırılacak olan ilgililerin ad ve soyadları bildirilmek
lazımdır.
    Dilekçe üzerine mahkeme dispeççiden dispeç ile müsbit evrakı ister, bu vesi-
kaların tamamlanmasına lüzum görülürse ibrazını onları elinde bulunduranlara
emreder.
    İlgililerin hepsi duruşmaya çağırılır. Davetiyede, dispeç ile müsbit vesika-
ların mahkeme kaleminde incelenebileceği ve çağırılanın daha önce de dispeçe
karşı mahkemede itirazda bulunabileceği muayyen günde gelmediği takdirde dispeçe
muvafakat etmiş sayılacağı yazılır. Davetiyenin tebliğ için duruşma gününden en
az on beş gün önce gönderilmesi lazımdır.
    Dispeç raporuna itirazın en geç ilk celsede hiçbir tereddüdü gerektirmiyecek
derecede açık ve etraflı olarak bildirilmesi mecburidir. Haklı sebepler dolayı-
siyle bu mümkün olmazsa, hakim ilgiliye itirazını bildirmek üzere bir defalık
uygun bir mehil verir. İlk celsede veya en geç hakim tarafından verilecek mehil
içinde gereği gibi açık ve etraflı şekilde bildirilmemiş olan itiraz vukubulma-
mış sayılır.
    2. Dispeçin tasdiki:

    Madde 1211 - Tayin olunan günde hazır olanlarla duruşma yapılır. Dispeçe
karşı duruşmada veya daha önce bir itiraz yapılmamış olduğu takdirde dispeç tas-
dik olunur. İtiraz yapılmışsa ilgililer dinlenir. İtirazın yerinde olduğu görü-
lür, veya başka surette bir anlaşmaya varılırsa dispeç buna göre düzeltilerek
tasdik olunur.
    İtirazın hemen karara bağlanmasının mümkün olmaması halinde dispeç raporunun
itirazın şümulü dışında kalan kısımları ayrı bir kararla tasdik ve itiraz edilen
kısım hakkında duruşmaya devam olunur.
    3. Tatbik olunacak usül hükümleri:

    Madde 1212 - 1210 ve 1211 inci maddeler hükümleri mahfuz kalmak şartiyle
dispeçin tasdikında ve itirazların tetkikında basit muhakeme usulü hükümleri
tatbik olunur.
    4. Dispeç raporunun tasdikı hakkındaki kararın hükmü:

    Madde 1213 - Dispeç raporunun tasdikı hakkındaki kararın kesinleşmesiyle bu
karar, raporda gösterilen alacakların ödetilmesi için verilmiş bir ilam mahiye-
tini kazanır. Şu kadar ki; itiraza uğramamış olan bir raporun tasdikı kararı ke-
sinleşmeden önce de bu mahiyeti haizdir.
    Raporun tasdikına ait ilam, tasdik talebi üzerine yapılan duruşmaya usulüne
göre çağırılmış olmıyan ilgililer aleyhine hiçbir netice doğurmaz.
    D) Müşterek avarya esaslarına tabi olan başka haller:
    1. Şartlar;

    Madde 1214 - Kaptan yolculuğa devam maksadiyle fakat müşterek avaryadan ol-
mıyan bir sarfiyat için 1000 ve 1001 inci maddeler gereğince yükü deniz ödüncüne
karşı rehnetmiş olur veya satmak veya kullanmak suretiyle yükün bir kısmı üze-
rinde tasarruf etmiş bulunursa yükle ilgili olanlardan birinin hakkı olan tazmi-
natı gemi ve navlun üzerinden tamamen veya kısmen alamaması yüzünden uğrıyacağı
zarar yükle ilgili olanların hepsi tarafından müşterek avarya esaslarına göre
çekilir.
    Bütün hallerde ve hususiyle 1001 inci maddenin ikinci fıkrasının ikinci
cümlesindeki halde yükle ilgili olanlara ait zarar, 1200 üncü maddede yazılı
tazminata göre tesbit olunur. Satılan mallar meydana gelebilecek, müşterek
avaryaların garamesine dahi yukarda yazılı tazminata esas tutulan değer
üzerinden girer.
    2. Hükümler:

    Madde 1215 - Bu kanunun 1089 ve 1214 üncü maddelerinde yazılı hallerde öde-
necek garame payları ve alınacak tazminat, her hususta müşterek avarya hallerin-
deki garame payları ve tazminat hükmündedir.
                             İKİNCİ KISIM
                                Çatma
    A) Kusursuz çatma:

    Madde 1216 - Çatma umulmıyan bir hal veya mücbir kuvvet yüzünden vukua gel-
miş veya neden ileri geldiği anlaşılamamışsa çarpışan gemilerin yahut gemilerde
bulunan can ve malların çatma yüzünden uğradıkları zarar için tazminat istene-
mez.
    B) Kusurlu çatma:
    I - Bir taraflı kusur:

    Madde 1217 - Çatma gemilerden birinin gemiadamlarının kusurundan ileri gel-
mişse, zararı o geminin donatanı tazmine mecburdur.
    II - Müşterek kusur:

    Madde 1218 - Çatma; çarpışan gemilerin gemiadamlarının müşterek kusurların-
dan ileri gelmişse, bu gemilerin donatanları çatma yüzünden gemilerin veya gemi-
de bulunan malların uğradıkları zararı kusurlarının ağırlığı nispetinde tazmin
etmeye mecburdurlar.
    Gemide bulunan bir insanın ölümünden veya yaralanmasından yahut sıhhatinin
bozulmasından doğan zararlardan, gemilerin donatanları zarar görene karşı müte-
selsilen mesul olurlar.
    Donatanların birbirine karşı olan münasebetlerinde bu gibi zararlar için da-
hi birinci fıkra tatbik olunur.
    III - Mecburi kılavuzun kusuru:

    Madde 1219 - Gemi mecburi kılavuz tarafından sevk edilirken onun kusurundan
ileri gelen çatmadan geminin donatanı mesul olmaz; meğer ki, gemiadamlarından
olan kimseler kendilerine düşen vazifeleri yapmamış olsunlar.
    C) Çatma olmaksızın zarar:

    Madde 1220 - Gemi bir manevrayı yapmak veya yapmamak suretiyle yahut nizam-
lara riayetsizlik yüzünden başka bir gemiye yahut gemide bulunan can veya malla-
ra çatma olmaksızın, bir zarar verirse bu kısım hükümleri tatbik olunur.
    D) Mahfuz tutulan hükümler:

    Madde 1221 - Donatanın mesuliyetinin gemi ve navlun ile tahdidine ve muka-
velelerden doğan mesuliyetine dair hükümlerle gemiadamlarının kusurları sebe-
biyle mesuliyetine dair hükümler ve Denizde Can ve Mal Koruma hakkındaki Kanun
hükümleri mahfuzdur.
                                 ÜÇÜNCÜ KISIM
                              Kurtarma ve Yardım
    A)  Ücret isteme hakkı:
    I - Şartları:

    Madde 1222 - Deniz tehlikesi altında bulunan bir gemi veya gemideki şeyler;
gemiadamlarının idaresinden çıktıktan sonra üçüncü şahıslar tarafından ele ge-
çirilerek emniyet altına alınır veya, bu hal haricinde, gemi veya gemide bulu-
nan şeyler üçüncü şahısların yardımiyle deniz tehlikesinden kurtarılır ise bu
kısım hükümleri gereğince kurtarma veya yardım için bir ücret istenebilir.
    Kurtarma veya yardım aynı donatanın birden çok gemileri arasında olsa da
hüküm aynıdır.
    Ödenecek para, emniyet altına alınan veya kurtarılan şeylerin değerini hiç-
bir halde geçemez.
    II - İstisnaları:
    1. Neticesiz kalmış hizmetler:

    Madde 1223 - Yapılan hizmetler neticesiz kalmış olursa kurtarma veya yardım
ücreti diye bir şey istenemez.
    2. Ücret istiyemiyecek kimseler:

    Madde 1224 - Kaptanın açık mümanaatına rağmen bir gemiye yardımda bulunmuş
olan kimse, kurtarma veya yardım ücreti diye bir şey istiyemez;meğer ki,mümana-
atın makul olmadığı anlaşılsın.
    Tehlike altında bulunan geminin gemiadamları da böyle bir talepte buluna-
mazlar.
    Römorkör tarafından çekilen geminin yahut yükünün emniyet altına alınmış
veya kurtarılmış olmasından dolayı kurtarma veya yardım ücreti istenebilmesi
için cer mukavelesinin yerine getirilmesi mahiyetinde sayılamıyacak derecede
fevkalade hizmetlerde bulunulmuş olması şarttır.
    B) Ücretin tayini:
    I - Sözleşme yoksa:
    1.  Umumi olarak:

    Madde 1225 - Taraflar arasında bir mukavele yoksa kurtarma veya yardım üc-
reti, halin icabı gözetilerek hak ve nasafet dairesinde tayin olunur.
    1230 uncu madde hükmü mahfuz kalmak şartiyle kurtarma veya yardım işlerine
iştirak etmiş olan birden çok kimseler arasında kurtarma veya yardım ücretinin
pay edilmesinde de birinci fıkra hükmü tatbik olunur.
    Kurtarma veya yardım ücreti para olarak tesbit olunur. İlgililer rey birli-
ğiyle istemedikçe ücret, emniyet altına alınan veya kurtarılan şeylerin değer-
lerinin bir yüzdesi nispetinde tesbit edilemez.
    2. Gözetilecek başlıca hususlar:

    Madde 1226 - Kurtarma veya yardım ücretinin tutarı tayin olunurken başlıca
şunlar gözetilir:
    Elde edilen netice, çalışmış olanların emeği ve hizmeti, emniyet altına
alınan veya kurtarılan geminin ve içindeki can ve malların maruz kaldıkları
tehlike, yardım veya kurtarmaya iştirak etmiş olanların kendileri ve gemileri
için göze aldıkları tehlike, sarfedilen zaman,meydana gelen zararlar ve yapılan
masraflar, kurtarma veya yardıma iştirak etmiş olanların göze aldıkları tazmin
mesuliyeti veya diğer mahzurlar tehlikeye soktukları malzemenin değeri va yar-
dım eden veya kurtaran gemi hususi bir maksada tahsis edilmişse bu maksat.
    Emniyet altına alınan veya kurtarılan şeylerin değeri ile hak kazanılan
navlun ve yolcu taşıma ücretleri ancak ikinci derecede gözönünde tutulur.
    Bu hükümler 1225 inci maddenin 2 nci fıkrasında yazılı kimseler arasındaki
taksim hakkına da tatbik olunur.
    3.Ücrete girmiyen masraflar:

    Madde 1227 - Resmi dairelerin masraf ve harcları ve emniyet altına alınan
veya kurtarılan şeyler için ödenmesi lazım gelen gümrük ve diğer resimlerle bu
şeylerin muhafazası, korunması, değerlerinin biçilmesi ve satılması maksatla-
riyle yapılan masraflar; kurtarma ve yardım ücretine dahil değildir.
    II - Mukavele varsa:
    1. Mukavelenin değiştirilmesi veya iptali:

    Madde 1228 - Kurtarma veya yardım hakkında yapılan bir mukavele tehlike za-
manında ve tehlikenin tesiri altında yapılmış ve kabul edilen şartlar hak ve
nasafet esaslarına aykırı bulunmuş olursa, talep üzerine mahkeme tarafından de-
ğiştirilebilir yahut iptal olunabilir. Mukaveleyi yapanlardan biri hile ile mu-
kaveleyi yapmaya sevk edilmiş olur yahut kurtarma veya yardım ücreti, yapılan
hizmetlerle herhangi bir cihetten aşırı derecede nispetsiz bulunursa aynı hüküm
tatbik olunur.
    2. Ücretin indirilme veya kaldırılması:

    Madde 1229  - Yardımda bulunan veya kurtaran kimseler kurtarma veya yardım
işini kendi kusurları ile zaruri kılmış yahut hırsızlık etmiş veya mal gizlemiş
yahut doğruluğa sığmıyan başka hareketlerde bulunmuş olurlarsa kurtarma veya
yardım ücreti indirilebilir veya hiç verilmiyebilir.
    C) Ücretin paylaştırılması:
    1. Gemi ve yükün kurtarılması halinde:

    Madde 1230 - Bir gemi veya yükü,bir başka gemi tarafından tamamen veya kıs-
men emniyet altına alınır veya kurtarılırsa, kurtarma veya yardım ücreti, öteki
geminin donatanı, kaptanı ve diğer gemi adamları arasında; ilk önce donatana
yardım veya kurtarma yüzünden geminin uğradığı zararla işletme yüzünden yapılan
fazla masraflar tazmin edildikten sonra bakıyeden vapur donatanına üçte iki,
yelkenli donatanına yarısı, vapur kaptanı ve diğer gemiadamlarına altıda birer,
yelkenli kaptanı ve diğer gemiadamlarına dörtte birer verilmek suretiyle pay
edilir.
    Kaptan müstesna olmak üzere gemiadamlarına düşen miktar, herbirinin bilhas-
sa maddi ve şahsi hizmeti gözetilerek aralarında pay edilir. Pay yolculuk bit-
meden gemiadamlarına bildirilir ve her birinin payını gösteren bir cetvele göre
kaptan tarafından yapılır.
    Pay cetveline karşı cetvelin bildirilmesinden sonra ilk varılan yerdeki
mahkemeye veyahut da geminin bu yolculuktan bağlama limanına dönmesinden itiba-
ren on gün içinde o yerdeki mahkemeye itiraz olunabilir.
    Mahkemece ilgililer dinlendikten sonra pay cetveli aynen veya lüzumunda de-
ğiştirilerek tasdik olunur. Bu karar katidir. Kararın bir sureti mahkemece ge-
cikmeden donatana re`sen tebliğ edilir.
    Bir ve ikinci fıkralara aykırı mukaveleler hükümsüzdür.
    Kurtarma veya yardım işlerinin bu maksada tahsis edilmiş olan gemi veya rö-
morkör tarafından yapılması halinde yukarki hükümler tatbik olunmaz.
    II - İnsan kurtaranlara tazminat:

    Madde 1231 - Kurtarmayı veya yardımı icabettiren kaza sırasında insan kur-
tarmak için çalışmış olan kimse, gemiye veya gemide bulunan şeyleri kurtarmış
olanlara ait tazminattan hak ve nasfete uygun bir pay istiyebilir. Kurtarılan
kimseler kurtarma veya yardım ücreti ödemeye mecbur değildir.
    D) Rehin ve hapis hakkı:
    I - Umumi olarak:

    Madde 1232 - Yardım ve kurtarma masrafları ile ücretinden dolayı alacaklının
emniyet altına alınan veya kurtarılan şeyler üzerinde rehin hakkı ve emniyet al-
tına alınan şeyler üzerinde teminat verilinceye kadar aynı zamanda hapis hakkı
vardır.
    Rehin hakkının kullanılmasında 1176 ncı madde hükmü tatbik olunur.
    II - Kaptanın ve donatanın mesuliyeti:

    Madde 1233 - Alacaklının alacağı tediye veya temin edilmedikçe, kaptan, mal-
ları tamamen veya kısmen teslim edemez, ederse alacaklının, teslim edilen şey-
lerden teslim zamanında elde edebileceği miktar nispetinde alacaklıya karşı şah-
san mesul olur.
    Kaptanın hareket tarzını donatan emretmiş ise 973 üncü maddenin 2 nci fıkra-
sı hükümleri tatbik olunur.
    III - Gönderilenin mesuliyeti:

    Madde 1234 - Kurtarma veya yardım keyfiyeti kendiliğinden kurtarma ve yardım
masraflarını ödemek için şahsi bir borç doğurmaz.
    Gönderilen malları teslim alırken onlardan kurtarma veya yardım masrafı öde-
neceğine vakıf ise bu masraflar için mallar teslim edilmiş olmasaydı bunların
paraya çevrilmesi halinde masraflar ne nispette ödenecek idiyse o nispette şah-
san mesuldür.
     Teslim edilen mallarla birlikte başka şeyler de emniyet altına alınmış veya
kurtarılmış olursa gönderilenin şahsi mesuliyeti masrafların bütün şeyler ara-
sında pay edilmesi halinde teslim edilen mallara düşecek miktarı geçemez.
                                  ALTINCI FASIL
                      Gemi Alacaklıları ve Yük Alacaklıları
    A) Gemi alacaklısı hakkını veren alacaklar:

    Madde 1235 - Aşağıdaki alacaklar sahiplerine "gemi alacaklısı hakkı" verir:
    1. Gemi cebri icra yolu ile satıldığı takdirde, geminin son limana girmesin-
den itibaren yapılan ve cebri icra masraflarından sayılmıyan gemi ile teferrua-
tının bekçilik ve muhafaza masrafları;
    2. Gemi seyrüsefer ve liman resimleri ve hususiyle şamandıra, fener, karan-
tina ve liman paraları;
    3. Gemiadamlarının hizmet ve iş mukavelelerinden doğan alacakları;
    4. Kılavuz ücretleriyle kurtarma yardım, fidye ve itiraz ücret ve masrafla-
rı;
    5. Geminin müşterek avarya garame borçları;
    6. Deniz ödüncüne karşı kendilerine gemi rehnedilmiş olan deniz ödüncü ala-
caklılarının alacakları ve geminin tamamına veya bir kısmına sahip olsa bile
kaptanın bu sıfatla ve gemi bağlama limanı dışında bulunduğu sırada zaruret hal-
lerinde 988 ve 1001 inci maddeler hükümleri gereğince yaptığı diğer kredi muame-
lelerinden doğan alacaklar. Bağlama limanı dışında bulunduğu sırada zaruret hal-
lerinde ve ihtiyaçla mahdut olarak geminin bakımı veya yolculuğun başarılması
için bir kredi açmaksızın, kaptana bu sıfatla verilmiş levazımdan veya yapılmış
hizmetlerden doğan alacaklar da bu hükümdedir;
    7. Taşıyan aynı zamanda donatan olmasa bile, yük ile 1128 inci maddenin 2
nci fıkrasında yazılı bagajın teslim edilmemesinden veya hasara uğramasından do-
ğan alacaklar ile yolcu veya mal taşıma akitlerinin hiç veya gereği gibi yerine
getirilmemiş olmasından doğan peşin ödenmiş navlunun geri alınması dahil diğer
bütün alacaklar;
    8. Kaptanın hususi bir vekaletle değil sırf kaptan sıfatiyle haiz bulunduğu

kanuni salahiyetine (Madde 948, fıkra 1, bent 1) dayanarak yaptığı hukuki muame-
lelerden ve donatan tarafından aktedilmiş olup ifası kaptana düşen bir mukavele-
nin yerine getirilmemesinden yahut noksan veya fena ifasından doğan (Madde 948,
fıkra 1, bent 2) ve yukarki bentlere girmiyen alacaklar;
    9.  Geminin tamamına veya bir kısmına sahip olsa bile gemiadamlarından biri-
nin kusurundan doğan (Madde 947, 948, fıkra 1, bent 3) alacaklar;
    10. İşçi Sigortaları Kurumunun iş hayatına ait sigorta kanunları hükmünce
donatanlardan istiyebileceği bütün alacaklar. Şu kadar ki; sigorta veya iş ka-
nunları gereğince donatanların Sigorta Kurumuna karşı şahsan mesul tutulmasına
ait hükümler mahfuzdur.
    B) Kanuni rehin hakkı:
    I - Mevzuu:
    1. Gemi ve teferruatı:

    Madde 1236 - Deniz ödüncündeki akdi rehin dışında gemi alacaklılarının gemi
ve teferruatı üzerinde kanuni bir rehin hakları vardır.
    Rehin hakkı gemiye zilyed olan her üçüncü şahsa karşı ileri sürülebilir.
    Devlet, vilayet, belediye ve diğer amme hükmi şahıslarına ait olup denizde
kazanç elde etme maksadına tahsis edilmiyen veya fiilen böyle bir maksat için
kullanılmıyan gemiler üzerinde kanuni rehin hakkı doğmaz. Şu kadar ki; bu hükmi
şahıslar 1235 inci maddedeki gemi alacaklılarına karşı; gemi ve teferruatının
alacaklara sebep olan yolculuk sonundaki değeri ile aynı yolculukta kazanılan
navlun tutarı, gemi alacaklıları arasında kanun sıralarına göre paylaştırılmış
olsaydı alacaklılara düşecek miktar ne idiyse o nispette şahsan mesuldürler.
1252 ve 1253 üncü maddelerle 1255 inci maddenin 2 nci fıkrası ve 1256 ncı madde
hükmü burada da tatbik olunur.
    2. Navlun:

    Madde 1237 - Gemi alacaklılarından her birinin kanuni rehin hakkı, alacağı
sebep olan yolculuğun gayrisafi navlununa da şamildir.
    3. Yolculuk:

    Madde 1238 - Bu fasıl hükümlerinin tatbikında "Yolculuk", geminin yeni baş-
tan donatılmasını icabettiren veya yeni bir çarter mukavelesiyle girişilen yahut
da yük tamamen boşaltıldıktan sonra başlanan yolculuktur.
    4. Gemiadamlarının rehin hakkı:

    Madde 1239 - Muhtelif yolculuklar aynı hizmet veya iş mukavelesinin hükmü
içinde yapılmış olduğu takdirde 1235 inci maddenin 3 üncü bendinde yazılı gemi
alacaklılarının, daha sonraki bir yolculuktan doğan alacaklarından dolayı daha
önceki yolculukların navlunu üzerinde de kanuni rehin hakkı vardır.
    5. Deniz ödüncü alacaklısının rehin hakkı:

    Madde 1240 - Deniz ödüncü alacaklısının 1159 uncu maddeye göre haiz olduğu
rehin hakkına diğer gemi alacaklılarının kanuni rehin haklarına dair hükümler
tatbik olunur.
    Deniz ödüncü alacaklısının rehin hakkının şümulü 1160 ıncı madde hükmü gere-
ğince yapılmış olan deniz ödüncü mukavelesine göre tayin edilir.
    II - Temin edilen alacak:

    Madde 1241 - Gemi alacaklılarının rehin hakkı, ana parayı, faizi, deniz
ödüncü primini ve masrafları aynı surette temin eder.
    III - Rehnin paraya çevrilmesi:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1242 Gemi alacaklıları, gemi ve navlun (Deniz serveti) üzerinden hak-
larını İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre alırlar.
    Şu kadar ki;
    1. İcra ve İflas Kanununun rehinle temin edilmiş alacaklar için ihtiyati
haciz istenmiyeceğine dair olan hükmiyle rehin paraya çevrilmeden iflas yoliyle
takip yapılmasına engel olan hükmü burada tatbik olunmaz.
    2. Dava veya takip donatana karşı olabileceği gibi, gemi bağlama limanında
bulunsa bile, kaptana karşı da olabilir.
    Kaptan aleyhine verilen hüküm veya kesinleşen takip donatana saridir.
    3. Mücerret gemi teferruatının veya gemi siciline kayıtlı bulunmıyan gemile-
rin satışı ile navlun alacağının devri hakkında İcra ve İflas Kanununun 112-121
inci maddeleri hükümleri tatbik olunur.
    2. Donatanın şahsi mesuliyeti:

    Madde 1243 - Donatanın, alacağın doğduğu sırada veya daha sonra borçtan do-
layı aynı zamanda şahsan dahil mesul olması, gemi alacaklılarının hakları üze-
rinde hiçbir tesir icra etmez.
    Bu hüküm bilhassa gemiadamlarının hizmet ve iş mukavelelerinden doğan ala-
caklarına tatbik olunur.
    3. Donatma iştiraki:

    Madde 1244 - Gemi bir donatma iştiraki tarafından işletildiği takdirde bir
tek donatanın malı imiş gibi, gemi ve navlun gemi alacaklılarına karşılık sayı-
lır.
    IV - Sukutu:
    1. Geminin cebri veya zaruri satışı:

    Madde 1245 - (20.4.2004 t, 5136 sk. ile Değişik 1.fıkra) Geminin;      

1. Yurt içinde cebri icra yoluyla,
2. Türkiye genelinde tirajı en yüksek beş gazete arasından iki ayrı gazetede
üç gün ara ile iki kez ilânen tebligat yapılmak suretiyle gemi alacaklılarının
satıştan haberdar edilmeleri kaydıyla yurt dışında cebri icra yoluyla,
3. Kaptan tarafından 990 ıncı madde hükmü gereğince kanunî yetkisine dayanarak
zorunlu hallerde,
Satılması durumunda gemi alacaklılarının gemi üzerindeki rehin hakları
kalkar. Satış bedeli alıcı tarafından henüz ödenmediği veya kaptanın yahut
acentenin elinde bulunduğu müddetçe gemi alacaklıları için gemi yerine geçer.

    Gemi ipoteği hakkındaki hususi hükümler mahfuz kalmak üzere 1 inci fıkra
hükümleri gemi üzerindeki diğer rehin haklarına da tatbik olunur.

    2. İptal kararı:

    Madde 1246 - Gemi, 1245 inci maddede yazılı haller haricinde temlik edilir-
se, iktisap eden kimse, ilan yolu ile tebligat yapılarak belli olmıyan gemi ala-
caklılarının rehin haklarının iptaline karar verilmesini istiyebilir.
    V - Dereceleri:
    1. Bekçilik ve muhafaza masrafları:

    Madde 1247 - Geminin son limana girmesinden itibaren yapılan bekçilik ve mu-
hafaza masraflarının (Madde 1235, bent 1); gemi bakımından gemi alacaklılarının
diğer bütün alacaklarına karşı rüçhan hakkı vardır.
    2. Muhtelif yolculuklardan doğan alacaklar:

    Madde 1248 - 1235 inci maddenin 2 ila 9 sayılı bentlerinde yazılı alacaklar-

dan, son yolculuğa (Madde 1238) ait alacaklar, yolculuğun bitmesinden sonra do-
ğan alacaklar da dahil olmak üzere daha önceki yolculuklara ait alacaklara karşı
rüçhan hakkını haizdirler.
    Son yolculuktan evvelki yolculuklardan doğan alacaklar arasında yeni yolcu-
luktan doğmuş olanları eskilerine tercih olunur.
    Muhtelif yolculuklar aynı hizmet veya iş mukavelesi gereğince yapılmış ol-
dukları takdirde 1235 inci maddenin 3 sayılı bendinde yazılı gemi alacaklıları,
daha sonraki bir yolculuğa ait alacakları için haiz oldukları rüçhan hakkını,
daha önceki bir yolculuğa ait alacaklar için de haizdirler.
    Deniz ödüncüne sebep olan yolculuk 1258 inci madde gereğince birden çok yol-
culuğu ihtiva ediyorsa, deniz ödüncü alacağı, bu yolculukların birincisi bittik-
ten sonra başlanan yolculuklara ait olan alacaklardan sonra gelir.
    3. Aynı yolculuğa ait muhtelif alacaklar:

    Madde 1249 - Aynı yolculuğa ait alacaklarla 1248 inci madde gereğince aynı
yolculuğa ait sayılan alacaklar aşağıdaki sıraya göre ödenir:
    1. Gemi, seyrüsefer ve liman resimleri (Madde 1235, bent 2);
    2. Gemiadamlarının hizmet ve iş mukavelelerinden doğan alacakları (Madde
1235, bent 3);
    3. Kılavuz ücretleriyle kurtarma, yardım, fidye ve itiraz ücret ve masrafla-
rı (Madde 1235, bent 4), geminin müşterek avarya garame borçları (Madde 1235,
bent 5), zaruret hallerinde kaptanın giriştiği deniz ödüncü muamelesinden ve
diğer kredi muamelelerinden doğan alacaklarla bu mahiyette sayılan alacaklar
(Madde 1235, bent 6);
    4. Yük ve bagajın teslim edilmemesinden veya hasara uğramasından doğan ala-
caklar ile yolcu veya mal taşıma akitlerinin hiç veya gereği gibi yerine geti-
rilmemiş olmasından doğan peşin ödenmiş navlunun geri alınması dahil diğer bütün
alacaklar (Madde 1235, bent 7);
    5. 1235 inci maddenin 8 ve 9 sayılı bentlerinde yazılı alacaklar.
    4. Yukarki maddede yazılı alacaklar arasındaki sıra:

    Madde 1250 - Yukarki maddenin 1,2, 4 ve 5 inci bentlerinde gösterilen ala-
caklardan aynı bent içinde bulunanları aynı sıradadırlar.
    Aynı maddenin 3 üncü bendinde yazılı alacaklar arasında sıra, doğuş tarih-
lerine göredir; aynı zamanda doğanların sırası birdir.
    Kaptan aynı zaruret icabı olarak birden çok muamele (Madde 1235, bent 6)
yapmış olursa, bunlardan doğan alacaklar aynı zamanda doğmuş sayılır.
    1249 uncu maddenin 3 üncü bendinde yazılı olanlardan daha önce doğmuş olan
alacakları ödemek için kaptan tarafından yapılan kredi muamelelerinden ve bil-
hassa deniz ödüncü mukavelelerinden çıkan alacaklarla bu gibi önceki alacakları
tanıma veya tecdit yahut bunların vadesini uzatma maksadiyle yine kaptan tara-
fından yapılan mukavelelerden doğan alacaklar, kredi muamelesi veya mukavele
yolculuğa devam etmek için zaruri bulunmuş olsa bile ancak önceki alacağın haiz
olduğu rüçhan hakkından istifade eder.
    1235 inci maddenin 10 uncu bendinde yazılı alacaklar, doğuş tarihlerine ba-
kılmaksızın diğer bütün gemi alacaklılarından sonra gelir.
    VI - Navlun üzerindeki rehin hakkı:

    Madde 1251 - Gemi alacaklılarının navlun üzerindeki rehin hakkı (Madde
1237), ancak navlun henüz ödenmediği veya kaptan yahut acentanın elinde bulundu-
ğu müddetçe hüküm ifade eder.
    1247 ila 1250 nci maddeler hükümleri bu rehin hakkına da tatbik olunur.
    Navlun alacağının devri halinde, gemi alacaklılarının rehin hakkı, navlun
henüz ödenmediği veya parası kaptanın yahut acentanın elinde bulunduğu müddetçe
devralana karşı da ileri sürülebilir.
    VII - Donatanın mahdut şahsi mesuliyeti:
    1. Navlunun tahsili halinde:

    Madde 1252 - Navlun tahsil eden donatan, bu yüzden rehin haklarını tamamen
veya kısmen kaybetmiş olan gemi alacaklılarına karşı, tahsil ettiği nispette
şahsan mesuldür; şu kadar ki; donatanın alacaklılardan her birine karşı olan bu
mesuliyeti, tahsil olunan paranın kanuni sıra gereğince paylaşılması halinde her
birine isabet edecek olan miktarı geçemez.
    Donatanın kendi hesabına gemiye yüklettiği mallar için yükleme yerinde ve
yükleme zamanında ödenmesi mütat olan navlun hakkında da 1 inci fıkra hükmü
tatbik olunur.
    2. Navlunun bazı alacaklılara tevzii halinde:

    Madde 1253 - Donatan navlunu, navlun üzerinde rehin hakkı olan gemi
alacaklılarından birinin veya birkaçının alacağını ödemek için kullandığı
takdirde, rüçhan hakkı olan alacaklılara karşı, ancak onları bilerek mahrum
ettiği miktar nispetinde mesul olur.
     3. Geminin cebri veya zaruri satışı halinde:

     Madde 1254 - Donatan 1245 ve 1246 ncı maddelerde yazılı hallerde satış be-
delini tahsil ederse cebri icra veya zaruri satış neticesinde yahut ilan yoliyle
davet sonunda verilen iptal kararı sebebiyle rehin hakları düşmüş olan gemi ala-
caklılarına karşı 1252 ve 1253 üncü maddelerde yazılı olduğu gibi şahsan mesul
olur.
    4. Geminin yeni bir yolculuğa çıkarılması halinde:

    Madde 1255 - Donatan; yalnız gemi ve navlun ile mesul olduğu bir gemi ala-
caklısının alacağını öğrendikten sonra alacaklının menfaati iktizası olmadığı
halde gemiyi yeni bir deniz yolculuğuna (Madde 1238) gönderirse, bu alacak için
aynı zamanda, geminin yeni yolculuğun başındaki değerinin gemi alacaklıları ara-
sında ka-
*
nuni sıralarına göre paylaştırılması halinde bu, alacaklıya düşecek olan miktar
nispetinde, şahsan dahi mesul olur.
    Bu paylaşmada alacaklının alacağını tamamen elde edebileceği kabul olunur:
şu kadar ki, donatan bunun aksini ispat edebilir.
    Donatanın, üzerinde alacaklının rehin hakkı bulunan navlunu tahsil etmiş
olması yüzünden 1252 nci madde hükmü gereğince doğan şahsi mesuliyeti mahfuzdur.
    5. Tazminat halinde:

    Madde 1256 - Müşterek avarya hallerinde feda edilen veya hasara uğrıyan şey-
ler için verilen tazminat, gemi alacaklıları için, tazminatın karşılık olduğu
şeyler yerine geçer.
    Geminin zıyaı veya hasarı yahut malın zıyaı veya hasarı neticesi olarak nav-
lunun eksilmesi halinde, hukuka aykırı hareketiyle bu zararlara sebep olan kimse
tarafından donatana ödenecek tazminat da aynı hükme tabidir.
    Donatan tazminatı tahsil etmişse, tahsil ettiği miktar nispetinde gemi ala-
caklılarına karşı 1252 ve 1253 üncü maddelerde yazılı olduğu gibi şahsan mesul
olur.
    VIII - Gemi alacaklılarının diger alacaklılara karşı rüçhan hakkı:

    Madde 1257 - Gemi alacaklılarının rehin hakları, rehin veya ipotekle temin
edilmiş veya edilmemiş olan diğer bütün alacaklara takaddüm eder.
    C) Yük alacaklısı, hakkını veren alacaklar ve dereceleri:

    Madde 1258 - Navlundan, deniz ödüncü paralarından, müşterek avarya garame
payından ve kurtarma veya yardım ücret ve masraflarından dolayı (1077, 1159,
1204 ve 1232 nci maddeler gereğince) yükü takyideden rehin haklarından navluna
ait olanın derecesi, bütün diğerlerininkinden sonra gelir. Bu sonunculardan yeni
doğanı daha önce doğana takaddüm eder; aynı zamanda doğanların sırası ise bir-
dir. Kaptanın aynı zaruret icabiyle yapmış olduğu muamelelerden doğan alacaklar,
aynı zamanda doğmuş sayılır.
    Müşterek avarya haliyle hukuka aykırı hareketlerden doğan zıya ve hasar hal-
lerinde 1256, kaptan tarafından bir zıyaın önüne geçilmesi veya azaltılması için
995 inci maddenin üçüncü fıkrasına göre yapılan satış halinde 1245 ve hesabına
satış yapılmış olan kimse satış bedelini almışsa 1254 üncü maddeler hükümleri
tatbik olunur.
                             YEDİNCİ FASIL
                              MÜruruzaman
    D) Müruruzaman:
    I - Müddeti:

    Madde 1259 - Bu kanunun 1235 inci maddesinin 1 ila 9 uncu bentlerinde yazılı
alacaklar bir yılda müruruzamana uğrar. Bununla beraber:
    1. Ümit veya Horn burunlarının ötesinde hizmetlerinden çıkarılmış gemiadam-
larının hizmet ve iş mukavelelerinden doğan alacakları;
    2. Çatmadan yahut 1220 nci maddeye giren bir hadiseden doğan tazminat ala-
caklariyle kurtarma veya yardım ücreti alacakları;
    için müruruzaman iki yıldır.
                                                                              *
    II - Şahsi alacaklar hakkında:

    Madde 1260 - Yukarki maddede yazılı müruruzaman, alacaklının donatan veya
gemi adamlarından birine karşı şahsi talep haklarına da şamildir.
    1067 nci madde hükmü mahfuzdur.
    III - Başlangıç:

    Madde 1261 - Gemi alacakları hakkındaki müruruzaman, alacağın muaccel olduğu
tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak:
    1. 1235 inci maddenin 3 üncü bendinde yazılı gemiadamlarının alacakları hak-
kında hizmet veya iş münasebetinin bittiği tarihten;
    2. 1235 inci maddenin 5 inci bendinde yazılı gemiye düşen dispeç raporiyle
tesbit edilmiş bulunan müşterek avarya garame paylarından doğan alacaklar hak-
kında dispeç raporunun tasdikına ait kararın kesinleşmesinden, ilgililer tara-
fından dispeç yapmaya mecbur tutulması için kaptan veya donatana karşı açılacak
davalar veya 1209 uncu maddenin ikinci fıkrasındaki salahiyetin kullanılması
hakkında, müşterek avarya hareketinden sonra geminin 1207 nci madde hükmünce
dispeçin yapılması lazımgelen yere vardığı tarihten;
    3. 1235 inci maddenin 7 ve 9 uncu bentlerinde yazılı malların veya bagajın
hasarlanmasından veya geç teslim edilmesinden doğan alacaklar hakkında malların
teslimi tarihinden, malların teslim edilmemesinden doğan alacaklar hakkında on-
ların teslim edilmiş olmaları gereken tarihten;
    4. Gemiadamlarından birinin kusurundan doğup 1235 inci maddenin 9 uncu ben-
dinde yazılı ve fakat bu maddenin 2 nci bendine girmiyen alacaklar hakkında il-
gilinin zararı öğrendiği tarihten, gemilerin çatmasından yahut 1220 nci maddeye
giren bir hadiseden doğan tazminat alacakları hakkında ise hadisenin meydana
geldiği tarihten;
    5. Kurtarma ve yardım masraf ve ücretlerinden doğan alacaklar hakkında, kur-
tarma ve yardım işinin bittiği tarihten; itibaren işlemiye başlar.
    Gemiadamlarının avans veya taksit ödenmesini isteme hakları birinci bentte
bildirilen müruruzaman başlangıcını değiştirmez.
    IV - Hususi haller:

    Madde 1262 - Donatanların 1218 inci maddenin 2 nci fıkrasına göre aralarında
haiz oldukları rücu hakları, bir yılda müruruzamana uğrar. Müruruzaman rücu hak-
kına sebep olan ödemenin yapıldığı günün geçmesiyle başlar.
    Deniz ödüncü paraları ve müşterek avarya garame payından dolayı malları tak-
yid eden alacaklarla bu paralar ve garame paylarının meydana getirdikleri şahsi
talep hakları da bir yılda müruruzamana uğrar.
    Müruruzaman; deniz ödüncü paraları bakımından muaccel oldukları tarihten,
müşterek avarya garame payları bakımından ise dispeç raporuna ait kararın kesin-
leşmesinden başlar.
    Kurtarma ve yardım ücret ve masraflarından dolayı malları takyid eden ala-
caklarla bu masraflardan doğan şahsi talep hakları, iki yılda müruruzamana uğ-
rar. Müruruzaman kurtarma veya yardım işinin bittiği gün başlar.
    Denizde yolcu ve yük taşıma akitlerinden veya konişmentodan taşıyan lehine
doğan masrafların tazmini ve navlun dahil olmak üzere bütün alacaklar bir yılda
müruruzamana uğrar.
                                  BEŞİNCİ KİTAP
                                 Sigorta Hukuku
                                  BİRİNCİ FASIL
                                  Umumi Hükümler
    A) Sigorta mukavelesi:
    I - Tarifi:

    Madde 1263 - Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında
diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehli-
kenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya
birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli
bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı
üzerine alır.
    Ruhsatname almamış olan bir şahıs ile, onun ruhsatname almamış olduğunu bi-
lerek yapılan sigorta sözleşmesi hakkında Borçlar Kanununun kumar ve bahis hak-
kındaki 504 ve 505 inci maddeleri tatbik olunur. Şu kadar ki; Türkiye dışındaki
sigortacılarla yapılmış bulunan sigorta akitleri bu hükümden müstesnadır.
    Birçok şahısların birleşerek içlerinden herhangi birinin duçar olacağı her
nevi tehlikeden (Rizikodan) doğan zararları tazmin etmeyi taahhüt etmelerine
"Karşılıklı sigorta" denir.
    II - Tatbik olunacak hükümler ve amir hükümler:

    Madde 1264 - Bu kitapta hüküm bulunmadıkça sigorta mukavelesi hakkında Borç-
lar Kanunu hükümleri tatbik olunur.
    1269, 1274, 1277, 1279, 1286, 1321, 1333, 1339, 1341, 1344 ve 1346 ncı mad-
delerle 1304 üncü maddenin 2 nci fıkrası hükümlerine aykırı olan mukaveleler
batıldır.
    (Değişik: 12/10/1983-2915/1 md.) 1270 inci maddenin 2 nci fıkrası, 1273,
1275 inci maddelerle 1278 inci maddenin ikinci cümlesi, 1283, 1284, 1285,
1289 uncu maddelerle 1292 nci maddenin son fıkrası, 1301 inci madde ile 1312 nci
maddenin 2 nci fıkrası, 1315, son fıkrası hariç 1332 nci maddelerle 1345 inci
maddenin 2 nci fıkrası, 1350 nci maddenin 2 nci fıkrası, 1361, 1362 nci madde-
lerle 1365 inci maddenin 2 nci fıkrası, 1366 ncı maddenin 2 nci fıkrası,
1367, 1368, 1369, 1395, 1396, 1397, 1399, 1400, 1401, 1420 ila 1430 ve 1453 ila
1459 uncu maddeler hükümlerine aykırı olan mukavele şartları hükümsüzdür.
    1265, 1266, 1280 inci maddelerle 1281 inci maddenin son fıkrası 1287 inci
madde, 1288 inci maddenin ikinci fıkrası, 1290, 1291, 1292 nci maddenin birinci
fıkrası, 1293, 1295 inci maddelerle 1297 nci maddenin 1 inci fıkrası, 1298,
1299, 1300, 1302, 1306, 1314, 1317, 1318, 1324 ila 1329, 1331 inci maddelerle
1332 nci maddenin son fıkrası, 1334 üncü maddenin 2 ve 3 üncü fıkraları 1336 ncı
maddenin ikinci fıkrası, 1338 inci maddenin 1 inci cümlesi hükümleriyle
1371 inci maddenin 3 üncü fıkrası, 1441 inci maddenin birinci fıkrası hükmü,
sigorta ettiren kimsenin zararına olarak mukavele ile değiştirilemez. Değiştiri-
lirse kanun hükümleri re`sen tatbik olunur.
    Diğer kanunlardaki sigortalara mütaallik amir hükümler mahfuzdur.
    B) Sigorta poliçesi ve muvakkat ilmühaber:
    I - Umumi olarak:

    Madde 1265 - Sigortacı sigorta ettirene sigorta mukavelesi gereğince her iki
tarafın haiz olduğu hak ve borçları gösteren ve kendi tarafından imza edilen
bir sigorta poliçesi veya onun yerine geçmek üzere bir muvakkat sigorta ilmüha-
berini ek-
leriyle beraber vermeye mecburdur. Sigortacı istediği takdirde, sigortalı dahi
poliçe veya ilmühaberin ve eklerinin bir örneğini imzalıyarak sigortacıya ver-
mekle mükelleftir.
    Poliçe ve ilmühaberi sigorta ettirenin talebi üzerine nama, emre yahut hami-
le yazılı olarak tanzim olunabilir.
    II - Muhtevası:

    Madde 1266 - Poliçe ve ilmühaberin aşağıda yazılı hususları ihtiva etmesi
lazımdır:
    1. Sigortacının ve sigorta ettirenin ve varsa sigortadan faydalanan kimsenin
adı ve soyadı veya ticaret unvanı ve ikametgahları;
    2. Sigortanın mevzuu;
    3. Sigortacının üstüne aldığı rizikolarla bunların başlıyacağı ve son bula-
cağı an;
    4. Sigorta bedeli;
    5. Primin tutarı ile ödeme zamanı ve yeri;
    6. Sigortacının üstüne aldığı rizikoların hakiki mahiyetlerini tamamen tayi-
ne yarıyacak bütün haller;
    7. Tanzim tarihi.
    Sigorta poliçesi birinci fıkrada yazılı hususlardan başka İktisat ve Ticaret
Vekaletince tasdik edilmiş ve zahmetsizce okunabilecek bir tarzda basılmış olan
sigorta umumi şartlarını; muvakkat sigorta ilmühaberi ise, zikri geçen umumi
şartlara atfı ihtiva eder. Bu fıkradaki tasdika ve baskıya ait olan şartların
yerine getirilmemiş olması halinde dahi umumi şartname hükümlerinden sigorta et-
tirenin zararına olanlar yerine kanun hükümleri tatbik olunur.
    III - Poliçeyi verme mükellefiyeti:

    Madde 1267 - Sigorta mukavelesi doğrudan doğruya sigorta ettiren kimse veya
onun temsilcisi veya vekili ile yapılmışsa mukavele tarihinden yirmi dört saat
içinde ve mukavele bir tellal vasıtasiyle yapılmış ise en geç on gün içinde si-
gortacı poliçeyi sigorta ettiren kimseye vermeye mecburdur. Aksi takdirde sigor-
ta ettiren kimse sigortacı ile sigortaya aracılık yapan tellaldan tazminat
istiyebilir.
    C) Müruruzaman:

    Madde 1268 - Sebepsiz yere ödenmiş bulunan primin veya sigorta bedelinin ge-
ri alınması alacakları dahil sigorta mukavelesinden doğan bütün mutalebeler, iki
yılda müruruzamana uğrar.
                             İKİNCİ FASIL
                             Mal Sigortası
                             BİRİNCİ KISIM
                             Umumi Hükümler
    A) Sigorta edilen menfaat:
    I - Menfaat sahibi:

    Madde 1269 - Bir malı muayyen rizikolara karşı temin etmekte para ile öl-
çülebilecek bir menfaati olan malik, malikin adi veya rehinli alacaklısı,malın
muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan acenta, kiracı, komüsyoncu ve
diğer kimseler, malın muhafazasında hakikaten menfaatli olan kimseler yahut bun-
ların kanuni temsilcileri, bu menfaati sigorta ettirebilirler.
    II - Diğer bir kimsenin nam ve hesabına yapılan sigorta:
    1.  Umumi olarak:

    Madde 1270 - Bir kimse diğer bir kimsenin nam ve hesabına dahi sigorta akde-
debilir; şu kadar ki; o kimse, nam ve hesabına hareket ettiği kimseyi temsile
salahiyetli değilse sigorta priminden dolayı bizzat mesul olur.
    Nam ve hesabına sigorta mukavelesi yapılan kimse rizikonun gerçekleşmesinden
önce veya sonra icazet verirse sigortadan faydalanır.
    Diğer bir kimsenin nam ve hesabına yapıldığı, mukavele şartlarından anlaşıl-
mıyan bir sigorta mukavelesi bunu yapmış olan kimsenin nam ve hesabına yapılmış
sayılır.
    2. Vekil ile müvekkil arasındaki münasebet:

    Madde 1271 - Vekaleten akdolunan sigorta müvekkil tarafından kabul olunduğu
takdirde vekil vekalete uygun olarak hareket etmiş sayılır. Sigorta şartlarına
dair müvekkil talimat vermemiş ise vekil, vekaleten sigorta ettireceği yerdeki
mütat şartlar dairesinde sigorta akdetmeye mecburdur.
    III - Alacaklının menfaati:
    1.  Acze karşı sigorta:

    Madde 1272 - Bir alacaklı alacağını, borçlunun aczi rizikosuna karşı sigorta
ettirebilir. Bu takdirde aksine mukavele yoksa sigortacı, ilk önce borçlunun
mallarına müracaatla bunları sattırarak alacağını tahsil etmesini sigorta etti-
ren alacaklıdan istiyebilir.
    2. Ayni bir hakla temin edilen alacak sahibi:
    a) Halefiyet:

    Madde 1273 - Menkul ve gayrimenkul mallarla gemiler üzerine haciz koyduran
veya bunları rehin alan yahut bunlar üzerinde hapis hakkı veya buna benzer imti-
yazlı bir hakkı haiz olan alacaklılar mezkür şeyleri sigorta ettirmişler ise,
hasar vukuu halinde ödenmesi gereken tazminat ancak mezkür alacaklılara nazaran
alacaklarının taallük eylediği sigortalı şeyler yerine geçmiş sayılırlar.
    b) Teminatın kafi olmaması halinde:

    Madde 1274 - Sigorta olunan şeye hakkı taallük eden alacaklıların imtiyaz
dereceleri birbirinden farklı ise bu şeyin değeri imtiyaz derecesi sonradan
gelen alacaklının alacağını ifaya kafi olmadığı nispette bu alacaklı o şeyi
sigorta ettiremez.
    IV - Müşterek menfaatlerin sigortası:

    Madde 1275 - Bir malın veya o mala mütaallik bir hakkın yalnız bir kısmında
menfaat sahibi olan kimse kendisine ait olan kısmından fazlasını da sigorta
ettirmişse sigortanın bu fazlaya ait kısmı onda ilgisi olanlar hesabına yapılmış
sayılır.
    V - Mükerrer sigorta (Reassürans):

    Madde 1276 - Mükerrer sigorta (Reassürans) inhisarı hakkındaki hükümler mah-
fuz kalmak üzere sigortacı, sigorta ettiği menfaati dilediği şartlarla tekrar
sigorta ettirebileceği gibi sigorta ettiren kimse dahi sigorta primini sigorta
ettirebilir.
    Mükerrer sigorta, sigortacının sigorta ettirene karşı olan borçlarını ıskat
etmez ve sigorta ettiren kimseye, mükerrer sigortayı yapan sigortacıya karşı
doğrudan doğruya dava hakkı vermez.
    B) Riziko:
    I - Meşru olması:
    1.  Caiz olmıyan sigorta:

    Madde 1277 - Sigortadan faydalanan veya sigorta ettiren kimsenin kanunla
yasak edilmiş ve ahlaka (Adaba) aykırı olan fiilinden doğabilecek bir zarara
karşı sigorta yapılamaz.
    2.  Sigorta ettirenle sigortadan faydalanan kimsenin kusuru:

    Madde 1278 - Mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren
veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukukan mesul bulunduk-
ları kimselerin kusurlarından doğan hasarları tazmin ile mükelleftir. Fakat
hiçbir halde sigortacı sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kas-
dından veya aksi mukavelede yazılı değilse sigorta edilen malın ayıbından doğan
hasarları tazmine mecbur olmaz.
    II - Rizikonun gerçekleşmiş olması:
     1.  Mukavelenin yapıldığı sırada:

    Madde 1279 - Mukavelenin yapıldığı sırada sigorta ettiren veya sigortadan
faydalanan kimse, rizikonun gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun
gerçekleşmesi imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüz-
dür; şu kadar ki; birinci halde sigortacı sigorta primini istiyebilir.
    2.  Sigortacının mesuliyeti başlamadan önce:

    Madde 1280 - Sigortacının mesuliyeti başlamazdan önce sigorta ettiren veya
sigortadan faydalanan kimsenin fiil ve tesiri olmaksızın rizikonun gerçekleşme-
sine imkan kalmazsa sigortacı prime hak kazanmaz.
    III - Vüsat ve şümulü:
    1.  Umumiyet esası:

    Madde 1281 - Sigortacı, harb ve isyandan başka bir sebeple mallara arız
olan telef ve tagayyür gibi bütün hasarlardan mesul olur.
    Sigortacının, 1 inci fıkra gereğince mesul olduğu rizikolardan biri sigorta
poliçesinin hükmünden istisna edilmişse vakı hasarın istisna edilen rizikolar-
dan doğduğunun ispatı sigortacıya aittir.
    2.  Müddet:

    Madde 1282 - Aksi kararlaştırılmış olmadıkça sigortacı, primin ödendiği ta-
rihten itibaren gerçekleşen rizikolardan mesuldür. Sigortanın devam müddeti mu-
kavelede yazılı değilse tarafların müşterek maksadiyle mahalli teamül ve sair
haller göz önünde tutularak mahkemece tayin olunur.
    C)  Tazminat esası:
    I - Aşkın sigorta:
    1.  Umumi olarak:

    Madde 1283 - Sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin
ancak hakikaten uğradığı zararı tazmine mecburdur. Sigorta bedeli sigorta olu-
nan menfaatin değerini aşarsa sigortanın bu değeri aşan kısmı batıldır. Bu se-
beple sigorta bedeli indirilir, sigorta priminin dahi ona tekabül eden kısmı
indirilir ve primin fazla tahsil edilen kısmı geri verilir; şu kadar ki; menfa-
at değeri tarafların rey
birliği ile seçtikleri bilir kişiler tarafından önceden takdir ve tahmin edil-
miş ve taraflarca kabul olunmuşsa sigortacı bu değere itiraz edemez.
    2.  Umulan karın sigorta ettirilmesi halinde:

    Madde 1284 - Bir maldan elde edilmesi umulan karın makul haddi aşan kısmı,
sigorta edilemez.
    II - Birden çok sigorta:
    1.   Müşterek sigorta:

    Madde 1285 - Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda ve
aynı rizikolara karşı sigorta olunduğu takdirde yapılan mütaaddit sigorta muka-
velelerinin heyeti umumiyesi ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar mu-
teber tutulur. Bu takdirde sigortacılardan her biri sigorta bedellerinin topla-
mına nazaran sigorta ettiği bedel nispetinde mesul olur.
    Mukavelelere göre müteaddit sigortacılar müteselsilen mesul oldukları tak-
dirde sigorta ettiren kimse, uğradığı zarardan fazla bir para istiyemiyeceği
gibi sigortacılardan her biri yalnız kendi mukavelesine göre ödemekle mükellef
olduğu bedele kadar mesul olur. Bu halde ödemede bulunan sigortacının diğer si-
gortacılara karşı haiz olduğu rücu hakkı, sigortacıların sigortalıya mukavele-
lere göre ödemeye mecbur oldukları bedeller nispetindedir.
    2.  Çifte sigorta:

    Madde 1286 - Değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat sonradan aynı kim-
se tarafından aynı rizikolara karşı sigorta ettirilemez; sigorta ettirilmişse
ancak aşağıdaki hallerde ve şartlarla muteber sayılır:
    1.  Sonraki ve önceki sigortacılar muvafakat ederlerse;
    Bu takdirde sigorta mukaveleleri aynı zamanda yapılmış sayılarak hasar vu-
kuunda sigorta bedeli 1285 inci maddede gösterilen nispette sigortacılar tara-
fından ödenir;
    2.  Sigorta ettiren kimse önceki sigortadan doğan haklarını ikinci sigorta-
cıya devir veya o haklardan feragat etmiş ise;
    Bu takdirde devir veya feragatin ikinci sigorta poliçesine yazılması lazım-
dır; yazılmazsa ikinci sigorta mukavelesi hükümsüz sayılır;
    3.  Sonraki sigortacının ancak önceki sigortacının ödemediği tazminattan
dolayı mesuliyeti şart kılınmış ise; bu halde önceden yapılmış olan sigortanın
ikinci sigorta poliçesine yazılması lazımdır; yazılmazsa ikinci sigorta mukave-
lesi hükümsüz sayılır.
    3.  Kısmi sigorta:

    Madde 1287 - Sigorta olunan menfaatin değerinin tamamı önceki mukavele ile
temin edilmemişse bu menfaat, geri kalan değerine kadar, bir veya birkaç defa
daha sigorta ettirilebilir. Bu takdirde o menfaati sonradan sigorta eden sigor-
tacılar değer bakıyesinden dolayı mukavelelerin tarihleri sırasiyle mesul olur-
lar. Aynı günde yapılmış olan mukaveleler aynı anda yapılmış sayılır.
    III - Menfaat değerinin altında olan sigortalar:

    Madde 1288 - Sigorta bedeli, sigorta değerinden aşağı olduğu takdirde ve
sigorta edilmiş menfaatin bir kısmının halele uğraması halinde sigortacı aksine
mukavele bulunmadıkça sigorta bedelinin sigorta değerine olan nispeti neden
ibaretse zararın o kadarından mesul olur.
    Sigortacının sigorta bedelini aşmıyan zararın tamamından mesul tutulacağı
şeklinde sigorta mukavelesinin değiştirilmesini sigorta ettirenin rizikonun
gerçekleşmesinden önce istemesi halinde, bu isteğin noter protestosu ile sigor-
tacıya bildirildiği günden sonra gelen günden itibaren akit hükümleri, kendili-
ğinden, sigortacının sigorta bedelini aşmıyan zararın tamamından mesul bulundu-
ğu şeklinde değiştirilmiş olur. Sigortalı, tarifede derpiş edilen prim farkını
esas primin ödenmesine ait hükümler uyarınca öder.
    IV - Sigortacının tahkik salahiyeti:

    Madde 1289 - Sigortacı sigorta olunan menfaatin konusu olan malın değerini
tahkik için o malı dilediği zaman muayene edebilir.
    D) Sigorta ettirenin mükellefiyeti ve borçları:
    I - İhbar mükellefiyeti:
    1. Mukavele yapılırken:

    Madde 1290 - Sigorta ettiren kimse, sigortacının mukavele yapılırken hakiki
vaziyetleri bildiği takdirde mukaveleyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla
yapmasını mücip olacak bütün hususları sigortacıya bildirmeye mecburdur. Sigor-
ta ettiren kimse sorulduğu halde susmuş veya noksan yahut hakikata muhalif be-
yanlarda bulunmuş ise hakikata vakıf olmıyan sigortacı mukaveleden cayabilir;
şu kadar ki; sigortacı hakikatı öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde cayma
hakkını kullanmamış ise bu hak düşer. Sigorta ettiren kimsenin kötü niyeti an-
laşıldığı takdirde sigortacı prime hak kazanır.
    Sigorta mukavelesinin yapılması sırasında sigorta ettirene doldurması tek-
lif olunan listede yazılı sorular dışında hiçbir mesuliyet tevaccüh etmez.
    2. Sigorta müddeti içinde:

    Madde 1291 - Sigorta ettiren kimse sigortacının muvafakati olmaksızın si-
gortalı, malın yerini veya mukavele zamanındaki halini değiştirdigi takdirde bu
değişiklik mukavelenin yapıldığı anda mevcut olduğu halde sigortacının sigorta
mukavelesini yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını mucip bir mahiyette
ise, sigortacı mukaveleyi feshedebilir.
    Birinci fıkrada yazılı değişikliği yapan kimse keyfiyeti sekiz gün zarfında
sigortacıya bildirmişse sigortacı ihbar tarihinden itibaren sekiz gün içinde
fesih hakkını kullanmadığı takdirde sigortanın hükmü devam eder.
    Sigorta ettiren kimse değişiklik keyfiyetini sigortacıya ihbar etmediği
halde dahi sigortacı vakı değişikliği öğrendikten sonra sekiz gün içinde fes-
hetmez veya sigorta primini tahsil etmek gibi sigorta hükmünün devamına razı
olduğunu gösteren bir harekette bulunursa fesih hakkı düşer.
    3. Rizikonun gerçeklenmesi halinde:

    Madde 1292 - Sigorta ettiren kimse sigortanın taallük ettiği rizikonun ger-
çekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş gün içinde sigortacıya haber
vermeye mecburdur. Bu müddet, üçüncü şahsın sigortalıya karşı dava açması ha-
linde sigortacıya sigortalının müdafaasına yardım etmeye mecbur tutan mesuliyet
sigortalarında sigortalının tebligat üzerine davayı öğrendiği, sigortalının
üçüncü kişiye vereceği tazminatın sigortacı tarafından ödenmesine ait mesuliyet
sigortalarında ise hakkındaki mahkeme kararının kesinleştiğini sigortalının öğ-
rendiği veya dava olmaksızın yahut dava neticesi beklenmeksizin üçüncü şahsa
sigortalının para ödemiş olması halinde parayı ödemiş olduğu tarihten başlar.
    Birden çok sigortalarda, sigorta ettiren kimse birinci fıkrada muayyen müd-
det içinde sigortacılardan her birine gerek hasar keyfiyetini ve gerekse aynı
menfaat hakkında yaptığı sigorta mukavelelerini bildirmeye mecburdur.
    Sigorta ettiren kimse kasten yukarıki fıkralar gereğince ihbarda bulunmamış
ise sigorta haklarını zayi eder. Sigorta ettiren kimsenin kusuru halinde, kusu-
run ağırlığına göre sigortacının ödemekle mükellef olduğu bedel indirilebilir.
    II - Koruma tedbirleri:

    Madde 1293 - Sigorta ettiren kimse zararı önlemeye, azaltmaya ve hafiflet-
meye yarıyacak tedbirleri almakla mükelleftir. Alınan tedbirlerden doğan mas-
raflar bu tedbirler faydasız kalmış olsa bile sigortacı tarafından ödenmek la-
zımdır; şu kadar ki; sigorta, menfaat değerinin tamamına taallük etmiyorsa vakı
masraflar ancak sigorta bedelinin menfaat değerinin tamamına olan nispetine gö-
re ödenir.
    1292 nci maddenin son fıkrası hükmü burada da tatbik olunur.
    III - Prim ödeme borcu:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1294 - Sigorta ettiren kimse, primlerin en yüksek haddinin tayinine
ait hususi hükümler mahfuz kalmak üzere, mukavele ile kararlaştırılmış olan
primi ödemekle mükelleftir. Sigorta primi mukavelede gösterilmemişse ilgili ve-
kaletçe tasdik edilmiş olan tarifeler gereğince tayin olunur.
    Değişik: (21/6/1994 - KHK - 537/1 md.) Sigorta primi para olarak ödenir.
Ödeme için senet verilmesi halinde senet bedelinin tahsil edildiği tarihte ödeme
yapılmış sayılır.
    Primin aylık veya yıllık olarak taksitle ödenmesi kararlaştırılabilir. Böy-
le bir mukavele yoksa sigorta priminin toptan ödenmesi lazımdır.
    2. Ödeme zamanı:

    Madde 1295 - (Değişik:21/6/1994 - KHK - 537/2 md.)
Sigorta priminin tamamının, taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin,
akit yapılır yapılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir.
    (İkinci fıkra iptal: Ana. Mah.`nin 11/3/1997 tarih ve E.1997/24, K.1997/35,
sayılı Kararı ile)
    Sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksitin ödendiği tarihten başlar.
    Şu kadar ki, kara ve denizde mal taşıma işlerine ait sigortalarda sigorta-
cının sorumluluğu,akdin yapıldığı andan başlıyacağı gibi sigorta primi de henüz
poliçe tanzim edilmemiş olsa bile o anda muaccel olur.
    Sigortacının sorumluluğu başlamadan önce sigorta ettiren kararlaştırılmış
olan primin yarısını ödeyerek mukaveleden kısmen veya tamamen cayabilir.
    3. Ödeme yeri:

    Madde 1296 - Sigorta primi sigorta ettirenin ikametgahında ödenir. Sigorta
priminin sigortacının veya acentasının ikametgahında ödeneceğine dair poliçede
bir şart varsa bu şarta riayet olunur; şu kadar ki; şarta rağmen sigorta primi
fiilen sigorta ettirenin ikametgahında ödenegelmekte ise şart yok sayılır.
    4. Temerrüt:

    Madde 1297 - (Değişik:21/6/1994 - KHK - 537/3 md.) Bir yıldan uzun süreli
can sigortalarında,sigorta ettiren kimse, sigorta primini 1295 inci madde gere-
ğince vermemiş veya prim tecil edilmiş yahut taksitlere bağlanmış olduğu halde
işbu primi veya herhangi bir taksidi vadenin bitiminde ödememiş ise,sigortacı,
kendisinin veya akid sıfatıyle hareket eden vekilinin yazı ile sigortacıya bil-
dirilmiş son ikametgah veya meskenine resmi bir ihtarname veya taahhütlü mektup
göndererek bir ay içinde söz konusu ücret veya taksidi ödemez ise sigortanın
feshedilmiş olacağını ihtar eder.Bu sürenin bitiminde borç ödenmemiş ise sözleş-
me feshedilmiş olur.
    (İkinci fıkra iptal; Ana. Mah.`nin 11/3/1997 tarih ve E.1997/24,
K.1997/35 sayılı Kararı ile)
    Teminatın durduğu süre içinde rizikonun gerçekleşmemesi şartıyla primin
ödenmesi halinde teminat durduğu yerden devam eder.
    5. Primin indirilmesi ve geri verilmesi:

    Madde 1298 - Birden çok yıllar için yapılan sigorta mukavelelerindeki si-
gorta priminin tayininde rizikoyu ağırlaştırılmış olan hususi sebepler göz
önünde tutulmuş ise, bu sebepler sonradan ortadan kalktığı takdirde, sigorta
ettiren kimse gelecek yıllara ait primlerin indirilmesini istiyebilir.
    Sigorta mukavelesinin kanuni sebeplerle sona ermesi halinde, kanunda başka-
ca hüküm bulunmadıkça sona erme gününden sonraki zamana ait olan prim onu öde-
miş olana geri verilir.
    E) Sigortacının sigorta bedelini ödeme borcu:
    I - Borcun şümulü ve muaccel olma zamanı:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1299 - Sigorta bedelini ödeme borcu, karada ve iç sularda taşıma ri-
zikolarına ait sigortalar dahil, bütün mal sigortalarında, rizikonun gerçekleş-
tiğini sigortacıya ihbar borcunun 1292 nci madde hükmünce doğduğu tarihten mu-
accel olur.
    Tazmini lazımgelen sigorta bedeli, sigorta olunan menfaatin rizikonun ger-
çekleştiği zamandaki değerine göre tesbit olunur. Bu değer sigorta bedelini
aşarsa sigorta olunan mal tamamen telef olduğu takdirde sigorta bedelinin öden-
mesi lazımdır.
    Kısmen telef halinde tazminat miktarı, aksine mukavele yoksa, sigorta bede-
linin malın değerinin tamamına olan nispetine göre tayin olunur.
    2. Değerin ispatı:

    Madde 1300 - Sigorta edilen malın değeri poliçede gösterilmemiş ise sigorta
ettiren kimse, bu malın rizikonun gerçekleştiği andaki değerini ispata mecbur-
dur.
    Sigorta edilen malın değerinin poliçede gösterilenden az olduğunu iddia
eden sigortacı, bunu ispata mecburdur; 1283 üncü madde hükmü mahfuzdur.
    Değer hakkında taraflar her türlü delil gösterebilecekleri gibi mahkeme da-
hi toplanmış delillerle edindiği kanaatini kuvvetlendirmek için taraflardan bi-
risine re`sen yemin ettirebilir.
    II - Halefiyet:

    Madde 1301 - Sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonra hukukan sigorta et-
tiren kimse yerine geçer. Sigorta ettiren kimsenin vakı zarardan dolayı üçüncü
şahıslara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel nispetinde sigor-
tacıya intikal eder.
    Sigorta ettiren kimse, 1 inci fıkra gereğince sigortacıya intikal eden hak-
larını ihlal edecek bir hal ve harekette bulunursa sigortacıya karşı mesul
olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmiş ise sigorta ettiren kimse kalan kıs-
mından dolayı üçüncü şahıslara karşı haiz olduğu müracaat hakkını muhafaza
eder.
    F) Acze düşme hali:

    Madde 1302 - Sigorta akdi sona ermezden önce sigortacı veya sigorta primi
henüz ödenmediği takdirde sigorta ettiren kimse, Borçlar Kanununun 82 nci mad-
desinde yazılı hale düşerse diğer taraf taahhüdü yerine getirileceğine dair
teminat talep ve bu tarihten üç gün içinde teminat verilmemiş ise sigorta muka-
velesini feshedebilir.
    G) Sigortalı malın sahibinin değişmesi:

    Madde 1303 - Mukavele müddeti içinde sigorta edilen malın sahibi her hangi
bir surette değişmişse, mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortadan doğan hak
ve borçlar o malın rizikosu kendisine ait olduğu tarihten itibaren yeni sahibi-
ne intikal eder.
    Sigortacı sigorta priminden dolayı evvelki malike müracaat edebilir.
                                 İKİNCİ KISIM
                               Yangın Sigortası
    A) Rizikonun şümulü:
    I - Umumi olarak:

    Madde 1304 - Sigortacı sigorta edilen menkul ve gayrimenkul mallara yangın
sebebiyle arız olan bütün hasarları tazmin ile mükelleftir.
    Sigortacı, sigorta ettiren kimsenin kasten çıkarmış olduğu veya kasten çı-
karılmasında her hangi bir şekilde suç ortaklığı etmiş bulunduğu bir yangından
doğan zararları tazmin etmez.
    II - Hususi haller:

    Madde 1305 - Aşağıda gösterilen hasarlar aksine mukavele olmadığı halde
yangından doğan zararlar hükmündedir:
    1. Yangını durdurmak veya söndürmek için kullanılan her nevi vasıtalardan
yahut hararet veya duman veya buhardan veya sigorta ettirilen eşyanın kurtarıl-
ması için alınan başka yere taşınması gibi tedbirlerden veya eşyanın kaybolma-
sından yahut yangının genişlemesine mani olmak maksadiyle sigorta ettirilen bi-
nanın ilgili memurun emriyle tamamen veya kısmen yıktırılmasından doğan hasar
ve masraflar;
    2. Sigorta edilen binanın ayıbı, sigorta ettiren kimsenin malümu olmadığı
surette bu ayıptan ileri gelen hasarlar;
    3. Yangın vukuuna sebebiyet vermemiş olsa bile ateşten, yıldırımdan, infi-
laktan veya buna benzer olaylardan ileri gelen hasarlar.
    B) Poliçe:

    Madde 1306 - Menkul ve gayrimenkul malların yangına karşı sigortasına dair
poliçeye 1266 ncı maddede yazılı hususlardan başka:
    1. Sigorta olunan binanın bulunduğu mahallin, inşaat tarzının ve kullanma
şeklinin;
    2. Eşya sigorta edilmişse bunların bulundukları binanın yerinin, inşaat
tarzının ve kullanma şeklinin;
    yazılması lazımdır.
    C) Hasar ve tazminat:
    I - Tesbit ve tazmin şekli:

    Madde 1307 - Sigortalı bir binaya yangından dolayı kısmen arız olan hasar,
o binanın yangından önceki değeriyle sonraki değerinin mukayesesi suretiyle
tesbit olunur.
    Sigortalı bir binanın yanmasından doğan hasar, bedelinin ödenmesi suretiyle
tazmin olunur. Tamamen veya kısmen yanan binanın yeniden inşası veya tamiri ka-
rarlaştırılmış ise taraflarca rey birliğiyle ve uzlaşmadıkları takdirde mahke-
mece tayin olunan müddet içinde, masraflar sigortacı tarafından verilmek şar-
tiyle, sigorta ettiren kimse binayı inşa veya tamir ettirmeye mecburdur. Bu su-
retle sigortacı inşa veya tamir masrafları olarak ödemeye mecbur olduğu paranın
mahalline sarfını murakabe etmek hakkını haizdir.
    II - Bırakma hakkının bulunmaması:

    Madde 1308 - Aksine mukavele yoksa sigorta ettiren kimse yangından kurtarı-
lan eşyayı hasara uğramış olsa dahi sigortacıya bırakarak bedelinin tazminini
istiyemez.
    D) Mesuliyet sigortası:
    I - Şartlar ve şümulü:

    Madde 1309 - Bir mala diğer kimsenin hesabına olarak vazıyed eden kimse,
kusurundan dolayı o mal tamamen veya kısmen yandığı takdirde tazminat ödemeye
mecbur kalmak rizikosuna karşı mezkür malı sigorta ettirebildiği gibi bir malı
her ne sıfatla olursa olsun elinde bulunduran kimse kusuriyle vukua gelecek bir
yangının diğer bir kimsenin mallarına sırayeti sebebiyle o kimseye karşı huku-
kan mesul tutulmak rizikosunu sigorta ettirebilir. Bu takdirde aksine mukavele
yoksa, sigortacı, sigorta ettiren kimsenin bu kusurundan ancak doğrudan doğruya
doğan hasarı tazmine mecbur olup o kimsenin başkaca mahküm olacağı tazminatı
ödemekle mükellef olmaz.
    II - Faydalanan kimse:

    Madde 1310 - Yukarıki maddede yazılı hallerde, sigortacının sigorta ettire-
ne karşı ödemeye mecbur olduğu tazminatı tahsil salahiyeti munhasıran sigorta
ettiren kimsenin kendisine karşı mesul olduğu şahsa ait olup sigorta ettiren
kimsenin alacaklıları bu tazminattan faydalanamazlar. Sigorta ettirenin kendi-
sine karşı mesul olduğu şahıs sigortacıdan tazminatın tamamını alamamış ise ka-
lan kısımdan dolayı yangın sebebiyle kendisine karşı mesul olan kimseye müraca-
at hakkı mahfuzdur.
                             ÜÇÜNCÜ KISIM
           Karada ve İç Sularda Taşıma Rizikolarına Karşı Sigorta
    A) Tatbik olunacak hükümler:

    Madde 1311 - Bu kısımda hüküm bulunmıyan hallerde denizcilik rizikolarına
karşı sigortalara mütaallik hükümler tatbik olunur.
    B)  Rizikonun şümulü:

    Madde 1312 - Karada ve iç sularda taşınan eşyanın sigortası halinde sigor-
tacı, aksine mukavele yoksa, eşyanın taşıyıcıya teslimi tarihinden itibaren
gönderilene kanunen teslim edilmiş sayıldığı zamana kadar, her ne sebeple olur-
sa olsun, maruz kaldığı hasarlardan mesuldür.
    Sigortacı taşıma işlerini görmeye memur olanların kasten veya kusurlariyle
sebebiyet verdikleri hasarları da tazmin ile mükelleftir.
    C) Sigorta bedeli:

    Madde 1313 - Sigorta bedeli, sigorta olunan malın taşınması için taşıyıcıya
teslim olunduğu zaman o yerdeki değeriyle varma yerine ulaşmasına kadar olan
taşıma ücretine ve diğer masraflara şamildir; şu kadar ki; malın varma yerine
ulaşması halinde umulan ve makul haddi aşmıyan kar, sigorta poliçesine ayrıca
dercedilmek şartiyle sigorta bedeline dahil ettirilebilir.
    D) Poliçe:

    Madde 1314 - Sigorta poliçesi 1266 ncı maddede yazılı hususlardan başka
aşağıda yazılanları da ihtiva eder:
    1. Malın taşınacağı vasıta ve taşımada takip olunacak yol;
    2. Taşıyıcının adı, soyadı ve ticaret unvanı;
    3. Gönderenle taşıyıcı arasında taşıma için bir müddet tayin olunmuşsa bu
müddet;
    4. Eşyanın taşıyıcıya tevdi olunduğu yer ile gönderilene teslim olunacağı
yer.
    E) Taşımanın durdurulması:

    Madde 1315 - Taşımaya mütaallik hadis alacak zaruretler dolayısiyle taşıma
muvakkat olarak durdurulur yahut taşımanın yapılmakta olduğu yol, vasıta veya
taşıma tarzı değiştirilirse sigorta mukavelesi feshedilmiş olmaz.
                             DÖRDÜNCÜ KISIM
                              Zirai Sigorta
    A) Menfaat ve riziko:

    Madde 1316 - Biçilmiş veya biçilmemiş her nevi mahsuller, yılın her zama-
nında sigorta ettirilebilir.
    Zirai ve ehli bütün hayvanlar her nevi bulaşıcı hastalıklarla kazalara kar-
şı sigorta ettirilebilir.
    B) Müddet:
    I - Müddet içinde vakı olan hasarlar:

    Madde 1317 - Zirai sigortalar yapıldıkları müddet için muteberdir. Sigorta-
nın devamı müddetince meydana gelecek bir zarar ile mukavele sona ermez, diğer
zararlar için de devam eder.
    II - Karşılıklı sigortalar:

    Madde 1318 - Karşılıklı zirai sigorta şirketlerinde sigorta müddeti, şirke-
tin devamı müddetidir. Ancak, gerek şirket ve gerekse ortak, her yıl sonunda
kooperatif şirket hakkındaki hükümler gereğince şirket ve dolayısiyle sigorta
münasebetini sona erdirmeye salahiyetlidir.
    C) Zararın tesbiti:

    Madde 1319 - Zararlar taraflarca tayin olunacak bilirkişiler tarafından
tesbit olunur.
                             BEŞİNCİ KISIM
                        Hırsızlığa Karşı Sigorta

    Madde 1320 - Hırsızlıktan zarar gören kimselerle hırsızlık dolayısiyle hu-
kuki mesuliyete maruz kalan kimseleri temin için hırsızlığa karşı sigorta yapı-
labilir.
                             ÜÇÜNCÜ FASIL
                             Can Sigortası
                             BİRİNCİ KISIM
                            Hayat Sigortası
    A) Menfaat:
    I - Sigorta ettirilebilecek kimse:

    Madde 1321 - Bir kimsenin hayatı, ya o kimse yahut onun bilgi ve muvafakati
mevcut olmasa bile üçüncü bir şahıs tarafından sigorta ettirilebilir; şu kadar
ki; üçüncü şahsın o kimsenin hayatının devamında maddi veya manevi menfaati bu-
lunması sigortanın muteberliği için şarttır.
    Küçüklerin, mahcurların veya mümeyyiz olmıyanların ölümünü şart koyarak si-
gorta etmek batıl, bunların hayatı üzerine sigorta yaptırmak muteberdir. Her
iki halde de ölüm vukubulursa sigortanın ölüm tarihindeki riyazi ihtiyatı öde-
nir.
    Hayatı sigorta olunan kimse ilk primin ödenmesinden evvel ölmüş ise sigorta
hükümsüzdür.
    II - Ölüm ve yaşama ihtimalleri:

    Madde 1322 - Sigortacı, bir kimsenin ya muayyen bir müddet içinde veyahut
mukavelede muayyen olan şart ve haller içinde ölümü veya o kimsenin mukavele
ile muayyen bir müddetten fazla yaşaması ihtimallerini sigorta edebilir.
    III - Çifte sigorta:

    Madde 1323 - Bir kimse hayatını, dilediği bir veya muhtelif bedellerle, ve-
ya mütaaddit sigortacılara sigorta ettirebilir.
    B) Poliçe:

    Madde 1324 - Hayat sigortası poliçesine, 1266 ncı maddede yazılı hususların
hayat sigortasına tatbikı kabil olanlarından başka hayatı sigorta olunan kimse-
nin adı ve soyadı, yaşı, meslek ve sıfat ve sıhhatinin hal ve derecesi yazılmak
lazımdır. Bu poliçe nama veya emre yazılı olabilirse de hamile yazılı olamaz.
    C) Primin ödenmemesi:
    I - Tarafların hakları:

    Madde 1325 - Sigorta priminin ödenmemesi halinde 1297 nci maddenin 1 inci
fıkrası hükmü cari olup sigortacının bu sebepten dava açmıya hakkı yoktur.
    Sigorta ettiren kimse, üç yıl geçmeden önce sigortadan cayar veya taahhüdü-
ne riayet etmezse, verdiği primi veya bedeli sigortacıdan talebedemez.
    Sigorta ettiren kimse, en az ilk üç yıllık primi ödedikten sonra sigortadan
cayar veya taahhüdüne riayet etmezse 1327 nci maddede yazılı hakları kullanma-
dığı takdirde sigorta prim ödenmesinden muaf bir sigorta haline çevrilmiş olur.
Bunun şartlarının poliçede açıkça gösterilmesi lazımdır.
    Sigorta mukavelesinin kanuni sebeplerle sona ermesi halinde primlerin geri
alınması hakkında 1298 inci maddenin ikinci fıkrası tatbik olunur.
    II - Prim ödenmesinden muaf sigortalar:

    Madde 1326 - Prim ödenmesinden muaf sigortanın natık olacağı bedel önceden
temin edilen bedelin poliçede yazılı cetvele göre ve ödenmiş safi primlerle po-
liçe uyarınca ödenmesi lazım gelen safi primler arasındaki nispet esas tutula-
rak dirilmesi suretiyle elde edilir.
    III - Satınalma ve ödünç verme:

    Madde 1327 - Sigortacı, en az ilk üç yıllık primi ödenmiş olan sigortayı,
sigorta ettiren kimsenin talebi üzerine ve sigorta poliçesinin iadesi karşılı-
ğında poliçede yazılı cetvele göre satın almaya veya sigorta poliçesi üzerinden
ödünç para vermeye mecburdur.
    D) İntihar:

    Madde 1328 - Sigortalı, intihar veya intihara teşebbüs neticesinde öldüğü
takdirde sigorta arasız olarak en az üç yıl devam etmiş bulunuyorsa sigortacı
poliçede yazılı sigorta bedelini tamamen ödemekle mükelleftir; bu müddetin geç-
mesinden önce sigortalının intiharı anında akli melekeleri ne olursa olsun si-
gortacı sigortanın o andaki riyazi ihtiyatını öder.
    Sigortadan faydalanan kimse hayatı üzerine sigorta yapılmış olanı öldürmüş
veya onun öldürülmesinde her hangi bir şekilde suç ortaklığı etmiş bulunduğu
takdirde sigorta bedelinden mahrum kalır ve bu bedel ölenin mirasçılarına ait
olur.
    E) Faydalanan kimselerin hakları:
    I - Üçüncü şahıs lehine şart:

    Madde 1329 - Üçüncü bir şahsın lehine yapılan hayat sigorta mukavelesinden
doğan hak ve menfaatleri sigortacıdan talep ve tahsil salahiyeti doğrudan doğ-
ruya o kimseye aittir.
    Sigorta mukavelesinde üçüncü şahsın mirasçı sıfatı gösterilmiş olsa bile bu
şahıs birinci fıkra hükmü gereğince doğrudan doğruya sigortacıya karşı hak ve
menfaatlere sahip olur. Medeni Kanunun 509 uncu maddesi hükmü mahfuzdur.
    II - Değiştirme:

    Madde 1330 - Sigorta ettiren kimse sigortadan faydalanan kimseyi mukavele
yapılırken veya sonradan tayin edebilir. Kezalik sigorta ettiren kimse sigorta-
dan faydalanan kimseyi tayin ettikten sonra da değiştirebilir; şu kadar ki, si-
gorta ettiren kimse değiştirme hakkından feragat ettiğini sigorta poliçesine
yazdırmakla beraber sigorta poliçesini sigortadan faydalanan üçüncü şahsa tes-
lim etmiş ise o şahsı değiştiremez.
    III - Sigortacının iflası halinde:

    Madde 1331 - Sigortacının iflası halinde henüz yürürlükte olan sigorta mu-
kavelesinden faydalanan kimselere ait mutalebe hakları, iflas kararına kadar
her sözleşme için tahakkuk etmiş riyazi ihtiyatların ve bu tarihten ödeme günü-
ne kadar hesap edilmiş faizlerin verilmesine inhisar eder.
    F) Rizikonun şümulü ve ihbarı ve sigorta bedelinin muaccel olması:

    Madde 1332 - Sigortalı sigortacıyı haberdar etmeksizin Türkiye`de ve dünya-
nın her tarafında karada ve denizde mutlak surette, havada ancak yolcu sıfatiy-
le seyahat edebilir.
    Sulh zamanındaki silahlı sevkiyat mahiyetini haiz seyahat ve seferberlikler
sırasında veya isyan, kargaşalık ve iç harb vukuunda sigorta mukavelesi muteber
kalır.
    Umumi veya kısmı seferberlik, devletin harbe girmesi ihtimali veya Türkiye
Cumhuriyetini de ilgilendiren yabancı devletler arasındaki harb dolayısiyle ka-
bul edilen mevzuatın tatbik edildiği müddetçe hükümet; primleri veya sürprimle-
ri, her hangi bir sebeple olursa olsun, ödenmiyen her nevi hayat sigortalarını
kesilmeye tabi tutabilir.
    Kesilme devresi içinde sigortalının ölümü halinde kesilme tarihine kadar
tahakkuk etmiş riyazi ihtiyatlar bu tarihten ödeme tarihine kadar hesapedilmiş
teknik faizleriyle birlikte hak sahiplerine ödenir. Kesilme devresi içinde si-
gortalı 1325 - 1327 nci maddelerde yazılı haklardan faydalanabilir,
    Kesilme devresi içinde askeri vazifede iken ölen sigortalıların hak sahip-
lerine üç bin liraya kadar olan sigorta bedellerinin tamamı ve bu miktardan yu-
karı olanlarının üç bin liradan aşağı olmamak üzere hükümetçe tayin edilecek
miktarı ve fazlasının riyazi ihtiyatı ve harbde veya harb hareketleri sırasında
ölen sigortalıların hak sahiplerine sigorta bedellerinin tamamı ödenir, sigorta
bedelinin hükümetçe tayin edilecek kısmına ait ödenmemiş primlerle sürprimler
teknik faizleriyle birlikte o ödemeden indirilir.
    Sigortası kesilmeye tabi tutulmuş olan sigortalı kesilme devresi sonunda
hayatta ise sigorta mukavelesi tıbbi muayeneye lüzum kalmadan yeniden yürümeye
başlar ve sigortalılar kesilme devresine ait primlerle sürprimlerin teknik fa-
izleriyle birlikte ödenmesiyle, hükümetçe tesbit edilecek şartlar dairesinde,
mükellef tutulur veyahut sigorta müddeti o nispette uzatılmak suretiyle kesilme
müddetine ait prim ve sürprim borçlarından ibra olunur.
    Sigortalı veya sigortadan faydalanan kimse, rizikonun gerçekleştiğini öğ-
rendiği tarihten itibaren beş gün içinde durumu sigortacıya bildirmeye mecbur-
dur. Sigorta bedeli, bu beş günlük müddetin geçtiği tarihte muaccel olur. İhbar
mükellefiyetinin yerine getirilmemesi halinde mal sigortalarına ait hükümler
kıyas yoliyle tatbik olunur.
    G) Tontin:

    Madde 1333 - Ortaklar tarafından verilen muayyen birer taksit neticesinde
tahassul edecek tutarların muayyen bir tarihte hayatta bulunanlar arasında pay-
laşılması şartiyle yapılacak sigorta batıldır.
                             İKİNCİ KISIM
                         Kazaya Karşı Sigorta
    A) Tarif:

    Madde 1334 - Kazaya karşı sigorta; sigorta ettirenin maruz kalacağı her
hangi bir kaza, hastalık, maddi menfaatlerini haleldar edecek her hangi bir
olay, iş kazaları yahut nevi ve mahiyeti muayyen başka bir kaza sebebiyle ölü-
mü veyahut muvakkat veya daimi surette çalışma kudretinden veya imkanından mah-
rumiyet halinde gerek sigorta ettirene, gerek mirasçılarına veya yerine geçmiş
olanlara ve gerek muayyen veya mütaaddit hak sahiplerine muayyen sermaye tedi-
yesini veyahut irat tahsisini bir prim karşılığında sigortacıya yükliyen muka-
veledir.
    Kaza sigortası bizzat sigorta ettiren kimse tarafından yapılacağı gibi bir
veya mütaaddit şahıslar lehine olarak diğer kimse tarafından dahi yapılabilir.
Bu kabil kazalarda sigortacı zararın bedelden az olduğunu iddia edemez. Kazaya
karşı sigorta poliçesi ferden bir veya müteaaddit muayyen şahıslar üzerine ola-
bileceği gibi bir heyet, bir cemiyet, bir grup üzerine dahi yapılabilir. Bu
takdirde kazaya karşı sigorta olunan kimselerin adlarını göstermiye lüzum yok-
tur. Meslek veya memuriyetinin zikri kafidir.
    Bu kısımda hüküm bulunmıyan hallerde hayat sigortasına mütaallik hükümler
tatbik olunur. Borçlar Kanunun 112 nci maddesi hükmü mahfuzdur.
    B) Menfaat:

    Madde 1335 - Kaza sigortaları, sigorta ettirenin duçar olduğu kazadan dola-
yı zararını tazmin etmek üzere yapılabileceği gibi kimseye ödemeye mecbur ola-
cağı kaza tazminatını telafi etmek maksadiyle dahi yapılabilir.
    C) Tazminatın şümulü ve muaccel oluşu:
    I - Umumi olarak:

    Madde 1336 - Kaza sigortalarında sigortacı aşağıda yazılı olayların vukuun-
da poliçedeki tazminatı vermekle mükelleftir.
    1. Kaza ölümü intac eylediği takdirde gerek ani olsun ve gerek kaza tari-
hinden itibaren azami bir yıl içinde ölüm vukua gelsin tazminat, hak sahibine
veya mirasçılara ödenir;
    2. Daimi malüliyeti mucip olduğu takdirde poliçede yazılı malüliyet derece-
sine göre icabeden tazminat, sigorta ettirene ödenir.
    3. Muvakkat surette çalışma kudretinden mahrum kaldığı takdirde sigorta et-
tirene poliçede yazılı azami müddet içinde mahrumiyetin devam ettiği müddetçe
günlük hesabiyle tazminat verilir.
    Kaza sigortalarında rizikonun ihbarı ve sigorta bedelinin muaccel oluşu
1332 nci maddenin son fıkrası hükümlerine tabidir. Ancak, sigortalının bir kaza
sebebiyle ödiyeceği tazminata ait davada ona yardım sağlamak veya tazminatı
karşılamak üzere yapılan sigortalarda ihbar müddetinin başlangıcına 1292 nci
maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi hükmü tatbik olunur.
    II - Tedavi masrafları:

    Madde 1337 - Aksine şart olmadığı takdirde sigortacı poliçede yazılı tazmi-
nattan başka sigortalının sarf ettiği tedavi masraflarını da vermekle mükellef-
tir.
    D) Kusurlu olan kimseye karşı dava hakkı:

    Madde 1338 - Üçüncü şahsın kusuru neticesinde vukua gelen kazalardan dolayı
sigorta ettirenin sigortacıdan tazminat alması, sigorta ettirenin üçüncü şahsa
müracaat hakkını iskat etmez. Üçüncü şahıs, sigorta ettirenin sigortası nazara
alınmaksızın bütün zarar ve ziyanını tazminle mükellef tutulur.
                             DÖRDÜNCÜ FASIL
                 Denizcilik Rizikolarına Karşı Sigortalar
                             BİRİNCİ KISIM
                             Umumi Hükümler
    A) Menfaat:
    I - Umumi olarak:

    Madde 1339 - Geminin veya yükün denizcilik rizikolarını salimen geçirmesin-
de para ile ölçülebilir bir menfaati olan kimse bu menfaatini sigorta ettirebi-
lir.
    II - Mevzuu:
    1. Münferit menfaatler:

    Madde 1340 - Sigorta ettirilebilen menfaatler bilhassa aşağıda yazılı mev-
zulara taallük edenlerdir:
    1. Gemi;
    2. Yapılmakta olan gemi;
    3. Navlun ve yolcu taşıma ücretinden doğan alacaklar;
    4. Yük;
    5. Deniz ödüncü paraları;
    6. Müşterek ve hususi avarya paralariyle ödetilmeleri için gemi, navlun,
yolcu taşıma ücreti veyahut yükün karşılık teşkil ettiği diğer alacaklar;
    7. Yükün gönderildiği yere ulaşmasiyle elde edileceği umulan kar;
    8. Kazanılacak komüsyon;
    9. Sigortacının üzerine aldığı riziko.
    Bunlardan birinin sigorta ettirilmesiyle diğerleri sigorta ettirilmiş sa-
yılmaz.
    2. Sigortası caiz olmıyan menfaat:

    Madde 1341 - Kaptanın veya diğer gemi adamlarının hizmet veya iş akitlerin-
den doğan ücret alacakları kendileri tarafından sigorta ettirilemez.
    II - Menfaatin sahibi:
    1. Kendi, başkası ve kimin olacaksa onun hesabına sigorta:

    Madde 1342 - Sigorta ettiren kimse kendi menfaatini "Kendi hesabına sigor-
ta" şeklinde, üçüncü bir şahsın menfaatini ise "Başkası hesabına sigorta" şek-
linde ve bu son halde de sigortalının hüviyetini bildirerek veya bildirmiyerek
sigorta ettirebilir.
    Mukavelede sigortanın kendi hesabına mı, yoksa başkası hesabına mı yaptı-
rıldığı da tayin edilmiyebilir. "Kimin olacaksa onun hesabına" yapılan bir si-
gortadan başkası hesabına yaptırıldığı anlaşılırsa başkası hesabına sigorta hü-
kümleri tatbik olunur.
    Mukaveleden sigortanın başkası hesabına veyahut kimin olacaksa onun hesabı-
na yaptırıldığı anlaşılmazsa sigorta ettirenin kendi hesabına yapılmış sayılır.
    2. Temsil:

    Madde 1343 - Sigorta salahiyetli bir vekil, vekaleti olmadan başkası hesa-
bına tasarrufta bulunan bir kimse yahut da sigortalının diğer her hangi bir
temsilcisi tarafından onun namına yapılırsa sigortalının namına hareket eden
kimse, sigorta ettiren sayılmıyacağı gibi bizzat sigorta da başkası hesabına
sigorta sayılmaz.
    Mukavelede adı ile gösterilen bir üçüncü şahsın menfaatine taallük eden bir
sigorta, tereddüt halinde, başkası hesabına sigorta sayılır.
    1270 inci maddenin 1 ve 2 nci fıkralariyle 1271 inci madde hükümleri burada
da tatbik olunur.
    B) Rizikonun gerçekleşmiş olması:

    Madde 1344 - Sigortacı tarafından tazmin edilecek zararların meydana gelme-
si imkanı mukavelenin yapıldığı sırada ortadan kalkmış yahut bu anda zarar za-
ten meydana gelmiş olsa bile sigorta mukavelesi muteberdir; şu kadar ki; taraf-
lar durumu biliyorsa mukavele hükümsüzdür.
    Tazmin olunacak zararın meydana gelmesi imkanının ortadan kalkmış olduğuna
yalnız sigortacı yahut zararın zaten meydana gelmiş olduğunu yalnız sigorta et-
tiren bildiği takdirde mukavele durumu bilmiyen tarafı bağlamaz. İkinci halde
sigortacı mukavelenin kendisini bağlamıyacağını ileri sürse bile primin tamamı-
nı istiyebilir.
    Mukavelenin sigorta ettiren için bir temsilci tarafından yapılması halinde
1363 üncü maddenin 2 nci fıkrasının hükmü, başkası hesabına sigorta halinde
1364 üncü madde hükmü ve gemi, navlun ve yük gibi birden çok konunun veya bir
konuyu teşkil eden eşyanın toptan sigortası halinde 1367 nci madde hükmü tatbik
olunur.
    C) Sigorta değeri:
    I - Aşkın sigorta:

    Madde 1345 - Sigorta olunan menfaatin tam değeri sigorta değeridir.
    Sigorta bedeli, sigorta değerini aşamaz.
    II - Çifte sigorta:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1346 - Bir menfaat aynı rizikoya karşı birden çok sigortacılara si-
gorta ettirilmiş ve sigorta bedellerinin tutarı sigorta değerini aşmış olursa,
sigortacılar sigortalıya karşı müteselsilen mesul olurlar; şu kadar ki; sigor-
talı, uğradığı zarardan fazla bir para isteyemiyeceği gibi sigortacılardan her
biri yalnız kendi mukavelesine göre ödemekle mükellef olduğu bedele kadar mesul
olur.
    Sigortacıların birbirlerine karşı olan rücu hakları her birerlerinin sigor-
ta mukavelesi gereğince sigortalıya ödemekle mükellef oldukları sigorta bedel-
leri mecmuunun sigorta değerine olan nispetine göre tayin olunur; şu kadar ki;
sigortalardan biri hakkında yabancı hukuk tatbik edilecek olursa yabancı hukuka
tabi sigortacı ancak tabi olduğu hukuk gereğince bizzat kendisine karşı da rücu
hakkının kullanılması mümkün olduğu takdirde diğer sigortacıya rücu hakkını
kullanabilir.
    Sigortalı haksız olarak bir fayda temin etmek niyetiyle çifte sigorta yap-
tırmış ise bu niyetle yapılmış olan akitlerin her biri batıldır; sigortacı mu-
kavelenin yapıldığı sırada butlanı bilmiyorsa primin tamamını istiyebilir.
    2. Primin ve sigorta bedelinin indirilmesi:

    Madde 1347 - Sigorta ettiren çifte sigortayı meydana getiren mukaveleyi di-
ğer sigortadan haberi olmaksızın yapılmışsa, sigortacılardan her birinden si-
gorta bedelinin ve bununla mütenasip olarak primlerinin de 1346 ncı maddenin
2 nci fıkrasında yazılı nispete göre indirilmesini istiyebilir.
    Sigorta bedelinin ve primin indirilmesi sigortanın başladığı andan itibaren
hüküm ifade eder. Sigortacılardan biri için riziko diğer sigortacı ile mukavele
yapılmadan önce başlamış olursa indirme, birinci sigortacıya karşı, ancak ta-
lebedildiği andan itibaren hüküm ifade eder.
    Sigortacının münasip bir ristorno ücreti istemiye hakkı vardır.
    Sigorta ettiren çifte sigortayı haber alır almaz gecikmeksizin indirme ta-
lebinde bulunmazsa bu hak düşer.
    3. İhbar külfeti:

    Madde 1348 - Bir menfaati aynı rizikoya karşı birden çok sigortacılara si-
gorta ettiren kimse her bir sigortacıya öteki sigortalardan gecikmeksizin haber
vermeye mecburdur.
    III- Menfaat değerinin altında olan sigorta:

    Madde 1349 - Sigorta bedeli sigorta değerinden az ise 1288 inci madde hükmü
tatbik olunur.
    IV - Takselenmiş poliçe:
    1. Takse:

    Madde 1350 - Taraflar mukavele ile sigorta değerini muayyen bir para olarak
tesbit ederlerse bu para taraflar arasında sigorta değeri için esas olur.
    Takse esaslı surette fahiş ise sigortacı indirilmesini istiyebilir. Umulan
kar takselenmiş ise taksenin mukavele yapıldığı sırada ticari tahminlere göre
elde edilmesi mümkün görülen karı aşması halinde sigortacı bunun indirilmesini
istiyebilir.
    "Şimdilik takselenmiş" kaydını taşıyan bir poliçe, takse katileşmedikçe,
"takselenmemiş" yani açık poliçe sayılır.
    Navlun sigortasında sigortacı tarafından tazmin edilecek bir zarar hakkın-
daki takse, ancak hususi surette şart kılınmışsa sigorta değeri için esas ola-
bilir.
    2. Ayrı takseler:

    Madde 1351 - Bir poliçe ile gemi, navlun ve yük gibi birden çok mevzuun ve-
ya bir bütün teşkil eden eşyanın toptan sigortası halinde toptan bir tek sigor-
ta bedeli konur fakat bu konuların bazıları için ayrı takseler kararlaştırılmış
olursa ayrı olarak takselenmiş her mevzu ayrıca da sigorta ettirilmiş sayılır.
    V - Hususi haller:
    1. Geminin değeri:
    a) Umumi olarak:

    Madde 1352 - Taraflar değer biçilmesi için başka bir esas kararlaştırmamış-
larsa, geminin sigortacı için rizikonun başladığı andaki değeri, onun sigorta
değeri sayılır.
    Bu hüküm, geminin sigorta değerinin takselenmesi halinde de tatbik olunur.
    b) Donatım ve sigorta masraflariyle tayfa ücreti:

    Madde 1353 - Donatım ve sigorta masraflariyle gemi adamlarına ödenecek üc-
retler, gemi ile birlikte veya ayrı ayrı olarak yahut gayrisafi navlunun sigor-
ta ettirilmesi suretiyle sigorta ettirilebilir. Bunlar, ancak hususi surette
kararlaştırılmışsa, gemi ile birlikte sigorta ettirilmiş sayılır.
    2. Navlunun değeri:
    a) Umumi olarak:

    Madde 1354 - Navlun, gayrisafi tutarına kadar sigorta ettirilebilir.
    Mal taşıma mukavelelerinde şart kılınmış olan navlun tutarı ve muayyen bir
navlun kararlaştırılmamış veya mallar donatan hesabına yüklenmişse 1073 üncü
maddede yazılı mütat navlun tutarı, navlunun sigorta değeri sayılır.
    b) Tefsir kaideleri:

    Madde 1355 - Navlun sigorta edilirken tamamının yahut bir kısmının sigorta
ettirildiği tayin edilmemişse navlunun tamamı sigorta ettirilmiş sayılır.
    Navlunun safi yahut gayrisafi olarak sigorta ettirildiği tayin edilmemişse
gayrisafi navlun sigorta ettirilmiş sayılır.
    Sigorta bedelinin hangi kısmının gidiş ve hangi kısmının dönüş navlununa
ait olacağı tayin edilmeksizin gidiş ve dönüş navlunları bir tek sigorta bedeli
üzerine sigorta ettirilmişse bedelin yarısı gidiş yarısı da dönüş navlununa ay-
rılır.
    3. Yükün değeri:

    Madde 1356 - Taraflar değer biçilmesi için başka bir esas kararlaştırmamış-
larsa, malların yükleme yerinde ve yükleme zamanındaki değerleriyle sigorta
masrafları da dahil olduğu halde gemiye yükleninceye kadar yapılan bütün mas-
raflar,malların sigorta değeri sayılır.
    Navlun ile yolculuk sırasında ve varma yerinde yapılan masraflar ancak ka-
rarlaştırıldığı takdirde hesaba katılır.
    Yukarı ki hükümler malların sigorta değeri takselenmiş olması halinde de
tatbik olunur.
    4. Tasarruf edilen masraflar:

    Madde 1357 - Donatım masrafları veya gemi adamlarına ödenecek ücretler veya
navlun, yolculuk sırasında ve varma yerinde yapılacak masraflar sigorta etti-
rilmiş olduğu takdirde sigortacı, masraflardan, ücretlerden veya navlundan kaza
neticesinde tasarruf edilen kısım için tazminat vermez. Masraflar ve ücretler,
ayrı ayrı sigorta ettirilmiş olsun veya gayrisafi navlunun sigorta ettirilmesi
suretiyle sigorta ettirilmiş bulunsun yahut navlunla beraber yolculuk sırasında
ve varma limanında yapılacak masraflar dahi yükün sigorta ettirilmesi sırasında
sigortalanmış olsun, hüküm değişmez.
    5. Umulan kar ve komisyonun değeri:
    a) Umumi olarak:

    Madde 1358 - Yük sigortasında umulan kar veya komüsyon, malların sigorta
değeri takselenmiş olsa dahi, ancak mukavelede açıkça bildirildiği takdirde si-
gorta edilmiş sayılır.
    Umulan kar yük sigortasına dahil olup da sigorta değeri takselenmiş ve fa-
kat taksenin hangi kısmının umulan kara ilişkin olduğu tayin edilmemişse takse-
nin yüzde onunun umulan kara ait olduğu kabul edilir. Umulan kar yük sigortası-
na dahil olup da sigorta değeri takselenmemiş ise malların 1356 ncı maddede ya-
zılı sigorta değerinden yüzde onu umulan kar olarak sigorta ettirilmiş sayılır.
    Komüsyon yük sigortasına dahil olması halinde de 2 nci fıkra hükümleri yüz-
de on yerine yüzde iki koymak suretiyle tatbik olunur.
    b) Takse:

    Madde 1359 - Umulan kar veya komüsyon ayrı ayrı olarak sigorta ettirilmiş
ve fakat sigorta değeri takselenmemiş bulunuyorsa, tereddüt halinde, sigorta
bedeli aynı zamanda sigorta değerinin de taksesi olarak kabul edilir.
    6. Deniz ödüncü paraları:

    Madde 1360 - Deniz ödüncü paraları primiyle birlikte alacaklısı için sigor-
ta ettirebilir.
    Deniz ödüncü paraları sigortasında, deniz ödüncüne karşı hangi şeylerin
rehnedildiği gösterilmemişse sigorta gemiye, navluna ve yüke şamil sayılır.
Eğer hakikaten deniz ödüncüne karşı bütün bu şeyler rehnedilmişse bunu ancak
sigortacı ileri sürebilir.
    D) Halefiyet:

    Madde 1361 - Borçlarını yerine getiren sigortacı, sigortalının üçüncü şahsa
tazmin ettirebileceği bir zararı tazmin ettiği takdirde, 1256 ve 1258 inci mad-
delerin 2 nci fıkralarının hükümlerine halel gelmeksizin, üçüncü şahsa karşı
sigortalının haklarına halef olur.
    Sigortalı, istediği takdirde sigortacıya, masrafı ona ait olmak üzere,
üçüncü şahsa karşı olan haklarına halef olduğunu gösteren ve noterlikçe imzası
tasdik olunan bir senet vermeye mecburdur.
    Sigortalı, sigortacının yukarda yazılı haklarına halel verecek olan her
türlü hareketinden mesuldür.
    E) Sigortalı alacağın devri:

    Madde 1362 - Ödetilmesi için deniz tehlikelerine maruz bir şeyin karşılık
teşkil ettiği bir alacağın sigorta ettirilmiş ve zararın meydana gelmiş olması
halinde, sigortacının sigortalıya karşı olan borçlarını yerine getirmiş olduğu
nispette sigor-
talı, sigorta ettirilmiş alacağın borçlusuna karşı mevcut olan haklarını sigor-
tacıya devretmeye mecburdur.
    Sigortalı sigortacıdan hakkını istemeden önce borçluya karşı mevcut olan
haklarını ileri sürmeye mecbur değildir.
                                  İKİNCİ KISIM
                 Mukavelenin Yapıldığı Sıradaki ihbar Mükellefiyeti
    A)  Mükellefiyetin şümulü:
    I - Umumi olarak:

    Madde 1363 - Gerek kendi ve gerekse başkası hesabına sigorta ettiren kimse,
mukavelenin yapıldığı sırada kendisince bilinen ve sigortacının üzerine alacağı
rizikonun takdiri için olan önemine binaen mukaveleyi yapıp yapmamak veya aynı
şartlar altında yapmak hususundaki kararına müessir olabilecek mahiyette olan
bütün halleri sigortacıya bildirmekle mükelleftir.
    Mukavele sigorta ettiren için bir temsilci tarafından yapılırsa, temsilci
kendisince bilinen halleri de bildirmeye mecburdur.
    II - Başkası hesabına sigorta halinde:

    Madde 1364 - Sigortanın başkası hesabına yaptırılması halinde mukavelenin
yapıldığı sırada bizzat sigortalının veya aradaki vekilin bildikleri hallerin de
sigortacıya bildirilmesi lazımdır. Bununla beraber sigortalı veya aradaki vekil
bildirilecek hali, fevkalade tedbirler alınmaksızın, sigorta ettirene mukavele-
nin yapılmasından önce haber veremiyecek kadar geç öğrenirse, onların bu hali
bilmiş olmaları nazara alınmaz.
    Sigorta, sigortalı vekalet vermeden ve onun malümatı olmadan yapılmış ve mu-
kavelenin yapıldığı sırada vekaletin olmadığı sigortacıya bildirilmişse, sigor-
talının bildirilecek hali bilip bilmemesine bakılmaz.
    B)  Mükellefiyetin ihlali:
    1 - Cayma:
    1.  Sebepleri:
    a)  Mükellefiyetin yerine getirilmemesi halinde:

    Madde 1365 - Önemli bir hal 1363 ve 1364 üncü maddelerin hükümlerine muhalif
olarak bildirilmemiş olursa, sigortacı mukaveleden cayabilir. Sigorta ettiren
veya 1363 üncü maddenin 2 nci fıkrasına veya 1364 üncü maddeye göre bilgisi
önemli olan bir ilgili, hali öğrenmekten kasıt ile kaçındığı için önemli hal
bildirilmemişse hüküm aynıdır.
    Sigortacının bildirilmemiş olan durumu bilmesi veya ihbar etmemiş olmanın
kusura dayanmaması halinde cayma caiz değildir.
    b)  Yanlış ihbar halinde:

    Madde 1366 - Sigortacı, önemli hale dair yanlış bir ihbarda bulunulmuş olma-
sı halinde de mukaveleden cayabilir.
    Sigortacının ihbardaki yanlışlığı bilmesi veya ihbarın yanlış yapılmasının
kusura dayanmaması halinde cayma caiz değildir.
    c)  Mükellefiyetin kısmen yerine getirilmesi halinde:

    Madde 1367 - Sigorta ettirilmiş mevzuların bir kısmı hakkında sigortacının
caymasını haklı kılacak şartlar mevcutsa, ancak sigortacının geri kalan kısım
için
*
mukaveleyi aynı şartlar altında yapmış olmıyacağı halin icabından anlaşıldığı
takdirde, sigortacı bu kısım hakkında da mukaveleden cayabilir.
    2. Caymanın müddet, şekil ve hükümleri:

    Madde 1368 - Mukaveleden cayma ancak bir hafta içinde caizdir. Bu müddet si-
gortacının ihbar mükellefiyetinin ihlal edildiğini öğrendiği andan itibaren baş-
lar.
    Caymanın sigorta ettirene karşı beyan edilmesi lazımdır. Sigortacı caysa da
primin tamamını alır; alınmış tazminat geri verilir ve alındığı günden itibaren
faizi de ödenir.
    Sigortacı, rizikosunu üzerine aldığı kaza tahakkuk ettikten sonra cayarsa,
kendisine bildirmemiş olan halin kazanın meydana gelmesi ve sigortacının ödeme
borcunun şümulü üzerine bir tesiri olmadığı takdirde, tazminat verme mükellefi-
yeti baki kalır.
    II - Primin artırılması ve cayma hakkının düşmesi:

    Madde 1369 - İhbar mükellefiyeti gereği gibi yerine getirilmemiş olup da bu
hususta diğer tarafa isnadedilebilecek bir kusurun bulunmamasından dolayı sigor-
tacı cayma hakkını haiz değilse ve rizikonun kabul edildiğinden daha yüksek ol-
ması sebebiyle daha fazla bir prim verilmek lazım geliyorsa sigortacı bunu isti-
yebilir. Mukavelenin yapıldığı sırada sigortacının rizikoyu üzerine alması bakı-
mından önemli olan bir durumun diğer tarafça bilinmediği için sigortacıya bildi-
rilmemiş olması halinde dahi hüküm aynıdır.
    Sigortacının kararlaştırılan primden yüksek prim istemek hakkı, ihbar mükel-
lefiyetinin ihlal edildiğini veya önemli bir halin bildirilmediğini öğrendiği
andan itibaren bir hafta içinde sigortacı tarafından ileri sürülmediği takdirde
düşer.
    III - Hile halinde:

    Madde 1370 - Hileden dolayı Borçlar Kanununun 28 ve 31 inci maddeleri gere-
ğince sigortacının haiz olduğu haklar mahfuzdur.
                                   ÜÇÜNCÜ KISIM
                Sigortalının Sigorta Mukavelesinden Doğan Borçları
    A)  Prim ödeme borcu ve primi geri isteme hakkı:

    Madde 1371 - Aksi kararlaştırılmış olmadıkça primlerin mukavele yapılır ya-
pılmaz ve poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi lazımdır.
    Prim ödemek borcu, sigorta ettiren kimseye düşer.
    1298 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü, deniz sigortalarında da tatbik olu-
nur.
    B)  Rizikoyu değiştirmemek borcu:
    I - Yolculuğun değişmesi:

    Madde 1372 - Sigortacı için riziko başlamadan önce mukavelede tesbit edilen
yolculuk yerine başka bir yolculuğa başlanırsa, gemi ve navlunun sigortasında
sigortacı her türlü mesuliyetten kurtulur; başka sigortalarda, ancak yolculuk
sigortalı tarafından değiştirilmemiş yahut onun talimatı veya muvafakati olmak-
sızın değiştirilmiş olduğu takdirde diğer yolculuk için rizikoyu yüklenir.
    Sigortacı için riziko başlandıktan sonra mukavelede tesbit edilen yolculuk
değiştirilirse sigortacı yolculuğun değişmesinden sonra çıkan Kazalardan mesul
değildir. Bununla beraber yolculuk sigortalı tarafından değiştirilmemiş yahut
onun
                                                                               *
talimatı veya muvafakati olmaksızın değiştirilmiş yahut da yolun değiştirilmesi
zaruret halinden ileri gelmişse sigortacı bu kazalardan mesuldür; meğer ki, bu
zaruret hali sigortacının üstüne almadığı bir rizikodan doğmuş olsun.
    Başka bir varma limanına gitmeye karar verilip de bu kararın tatbikına ge-
çilince her iki varma limanına giden yollar henüz ayrılmamış olsa bile yolculuk
değiştirilmiş sayılır. Bu hüküm gerek 1 ve gerek 2 nci fıkradaki hallere tatbik
olunur.
    II - Yolculuğun gecikmesi gibi rizikoyu artıran fiiller:

    Madde 1373 - Sigortalının fiili veya talimati veya muvafakatiyle yolculuğun
bağlaması veya bitirilmesi gecikir veya gemi sigorta akdi ile tesbit edilen ro-
tadan ayrılır veya sigorta akdiyle tesbit olunmuş rotaya dahil sayılamıyacak
olan bir limana uğrar yahut sigortalı diğer her hangi bir şekilde rizikonun
artmasına veya değişmesine sebep olursa ve bilhassa riziko durumu hakkındaki
hususi vaitlerini yerine getirmezse, rizikonun artmış veya değişmiş olmasından
sonra meydana gelen kazadan sigortacı mesul olmaz.
    Birinci fıkra hükmü aşağıda yazılı hallerde tatbik olunmaz:
    1. Rizikonun artması veya değişmesinin sonraki kaza üzerine hiçbir tesiri
olmadığı halin icabından anlaşılırsa;
    2. Sigortacı için riziko başladıktan sonra rizikonun artması veya değişme-
sine bir zaruret hali sebep olmuşsa (Meğer ki, bu zaruret hali sigortacının üs-
tüne almadığı bir rizikodan doğurmuş olsun);
    3. Kaptan insaniyet düşüncesiyle rotadan ayrılmak mecburiyetinde kalmışsa;
    III - Kaptanın şahsının bildirilmesi:

    Madde 1374 - Mukavele yapılırken kaptanın ismen gösterilmesi, geminin o
kaptan tarafından idaresini vadetme sayılmaz.
    IV - Geminin tayini:
    1. Geminin değişmesi:

    Madde 1375 - Yük sigortasında mallar bu husus için kararlaştırılan gemi
ile, taşınmazsa sigortacı hiçbir kazadan mesul olmaz. Bununla beraber sigortacı
riziko kendisi için başlandıktan sonra mallar sigortalının talimatı veya muva-
fakati olmaksızın yahut bir kaza neticesinde, taşımaya tahsis edilen gemiden
başka bir surette taşınmasına devam olunursa mukavele hükümlerine göre mesul
olur; meğer ki, kaza sigortacının üzerine almadığı bir rizikodan doğmuş olsun.
    2. İhbar mükellefiyeti:

    Madde 1376 - Taşıyacak gemi veya gemiler gösterilmeksizin (Belli olmıyan
veya adı tayin olunmamış gemilerle) yapılan yük sigortasında sigortalı malların
hangi gemiye yüklendiğini öğrenir öğrenmez, bunu sigortacıya bildirmekle mükel-
leftir.
    Bu borcun yerine getirilmemesi halinde sigortacı, yüklenmiş malların uğrı-
yacakları kazaların hiçbirinden mesul olmaz.
    C) Rizikonun gerçekleşmesi halinde mükellefiyetler:
    I - İhbar mükellefiyeti:

    Madde 1377 - Sigorta ettiren veya sigortadan haberi olmak şartiyle, sigor-
talı bir kazayı öğrenir öğrenmez bunu sigortacıya bildirmekle mükelleftir; bil-
dirmezse sigortacı vaktinde haber verilmesi halinde tazminattan azaltabileceği
miktarı, tazminat tutarından indirebilir.
    Mesuliyet sigortalarında ihbar mükellefiyeti 1292 nci maddenin birinci fık-
rasının ikinci cümlesinde bildirilen hallerde davayı veya hükmün kesinleştiğini
öğrenme yahut parayı ödeme ile başlar.
    II - Koruma tedbirleri:

    Madde 1378 - Bir kaza vukuunda sigortalı, gerek sigorta ettirilmiş şeyleri
kurtarmak ve gerekse daha büyük zarara meydan vermemek için mümkün olan gerekli
tedbirleri almakla mükelleftir. Bununla beraber imkan varsa, lazım olan tedbir-
ler için önceden sigortacıya danışmaya mecburdur.
                             DÖRDÜNCÜ KISIM
                            Rizikonun Şümulü
    A) Rizikonun mahiyeti:
    I - Umumilik esası:

    Madde 1379 - Aşağıdaki hükümler veya mukavele ile başka bir esas kabul
edilmemiş ise sigortacı sigortanın devamınca geminin veya yükün maruz bulunduk-
ları bütün rizikoları yüklenir.
    Sigortacı bilhassa rizikoları yüklenir
    1. Üçüncü bir şahsın kusurundan ileri gelse bile su alma, karaya oturma,
parçalanma, yanma batma, yangın, patlama, yıldırım, zelzele, buz hasarına uğra-
ma ve saire gibi tabii hadiselerle diğer deniz kazalarından doğabilecek riziko-
ları;
    2. Harb ve amme tasarruflarından doğabilecek rizikoları;
    3. Sigortalının kusuru olmaksızın üçüncü şahsın talebi üzerine ihtiyati ha-
ciz veya ihtiyati tedbirler konma rizikosu;
    4. Hırsızlık ile deniz haydutluğu yağma ve diğer zorbalık rizikoları;
    5. Yolculuğa devam için sigorta ettirilmiş malları 998 - 1001 inci madde-
lerle 1214 üncü madde hükümleri gereğince deniz ödüncüne karşı rehnetmek yahut
aynı maksat için mallar üzerinde satmak veya kullanmak suretiyle tasarruf etmek
rizikosu;
    6. Sigorta ettirilmiş şey için bir zarar doğmak şartiyle gemi adamlarından
birinin yolsuzluğu veya kusuru rizikosu;
    7. Çarpışma neticesi sigortalının; doğrudan doğruya veya bir üçüncü şahsa
ika edilen zararı tazmine mecbur olmak suretiyle bilvasıta zarar görmüş olması
arasında bir fark gözetilmeksizin, gemilerin çatması rizikosu.
    II - İstİsnalar:

    Madde 1380 - Sigortacı aşağıda yazılı zararları tazmin etmez:
    1. Gemi ve navlunun sigortası halinde:
    A) Geminin 974 üncü maddeye muhalif olarak denize elverişli veya yola elve-
rişli bir halde bulunmadan yahut lüzumlu vesikalar olmadan denize çıkarılmasın-
dan doğan zararlar;
    B) Çatma hariç olmak üzere, donatanın gemi adamlarından birinin üçüncü şah-
sa ika ettiği zarardan 947 ve 948 inci maddeler gereğince mesul olmasından do-
ğan zararlar;
    2. Yalnız geminin sigortasında:
    A) Geminin alelade kullanılması yüzünden gemi ve teferruatının uğradığı za-
rar;
    B) Sadece eskime, çürüme veya kurt yeniği sebebiyli gemi ve teferruatının
uğradığı zarar;
    3. Yük veya navlunun sigortası halinde: Malların tabii mahiyeti iktizası,
hususiyle içten bozulma, kendiliğinden eksilme, normal akma ve sızma ve bunlara
benzer diğer sebeplerden yahut malların fena ambalaj yapılmış olmasından doğan
zararlarla fare veya sıçanlar tarafından mallara yapılan zararlar (Bununla be-
raber
sigortacının mesul olduğu bir kaza yüzünden yolculuk mütat olmıyan bir şekilde
uzarsa sigortacı bu bentte yazılı zararları, yolculuğun uzamasından ileri gel-
dikleri nispette tazmin etmeye mecburdur);
    4. Sigortalının kastı veya ihmali ile sebep olduğu zarar (Bununla beraber
sigortacı sigortalıya kötü bir hareket tarzı isnadedilmedikçe,sigortalının gemi-
yi yanlış sevk ve idare etmek suretiyle sebep olduğu zararı ödemeye mecburdur);
    5. Yük veya umulan karın sigortası halinde : Yükletenin, gönderilenin yahut
yük komisyoncusunun bu sıfatla kasıt veya ihmalleriyle sebep oldukları zarar.
    III - Üçüncü şahısların zarardan dolayı mesuliyeti:

    Madde 1381 - Sigortalının bir zarar için kaptan veya başka kimseden tazminat
istemek hakkı olsa bile, sigortacı bu zararı tazmin etmekle mükelleftir. Sigor-
talı zararın tazminini önce sigortacıdan istiyebilir. Bununla beraber sigortalı,
tazminat isteme hakkının müessir surette takibi için sigortacıya lüzumlu olabi-
lecek yardımda bulunmaya ve bu hakkı emniyet altına almak maksadiyle navlunu
ödemeyip alıkoymaya, gemiyi haczettirmeye veya başka münasip bir şekilde,masrafı
sigortacıya ait olmak üzere, 1378 inci madde gereğince halin icaplarına göre ge-
rekli olan tedbirleri almaya mecburdur.
    B)  Rizikonun müddeti:
    I - Rizikonun başlangıcı ve sonu:
    1.  Geminin  sigortası  halinde:

    Madde 1382 - Geminin bir yolculuk için sigorta ettirilmesi halinde sigortacı
için riziko, yükün veya safranın alınmasına başlandığı yahut ne yük ne de safra
alınmıyacaksa geminin kalktığı andan itibaren başlar ve varma limanında yükün
veya safranın boşaltılması bittiği anda biter.
    Sigortalı boşaltmayı muhik bir sebep olmaksızın geciktirirse, riziko, böyle
bir gecikme olmasaydı boşaltmanın bitmiş olacağı anda biter.
    Boşaltma bitmeden önce yeni bir yolculuk için yük ve safra alınırsa riziko,
yükün veya safranın alınmasına başlandığı anda biter.
    2. Yük, umulan kar ve komisyonun sigortası halinde:

    Madde 1383 - Yük, umulan kar veya taşınacak mallardan kazanılacak komüsyonun
sigortası halinde riziko, malların gemiye veya mavnalara yükletilmek üzere kara-
dan ayrılmış oldukları andan başlar ve malların varma limanında yeniden karaya
çıkarıldığı anda biter.
    Boşaltma; sigortalı yahut, yük veya umulan karın sigortası halinde, sigorta-
lı veya 1380 inci maddenin 5 inci bendinde gösterilen kimselerden biri tarafın-
dan muhik bir sebep olmaksızın geciktirilirse riziko, böyle bir gecikme olmasay-
dı boşaltmanın bitmiş olacağı anda biter.
    Yükleme ve boşaltma sırasında mavnaların mahalli teamüllere göre kullanılma-
sından doğan rizikodan da sigortacı mesuldür.
    3. Navlunun sigortası halinde:

    Madde 1384 - Navlunun sigortası halinde riziko:
    a) Geminin ve bu yüzden navlunun maruz kaldığı kazalar bakımından, aynı yol-
culuk için geminin sigorta ettirilmesi halinde riziko hangi anda başlayacak ve
sona erecek ise o anda:
    b) Yükün ve bu yüzden navlunun maruz kaldığı kazalar bakımından, aynı yolcu-
luk için malların sigorta ettirilmesi halinde riziko hangi anda başlıyacak ve
sona erecekse o anda; başlamış veya sona ermiş sayılır.
    Yolcu taşıma ücretlerinin sigortası halinde riziko, gemi sigortasında riziko
hangi anda başlamış veya sona ermiş sayılırsa o anda başlar veya sona erer.
    Navlunu veya yolcu taşıma ücretini sigorta etmiş bulunan sigortacı, gemiyi
ilgilendiren bir kazadan dolayı, ancak navlun veya yolcu taşıma akitleri daha
önce yapılmış olduğu takdirde ve donatan kendi hesabına mal yüklemiş bulunursa,
ancak yük gemiye veya mavnalara yükletilmek maksadiyle daha önce karadan ayrıl-
mış bulunduğu takdirde mesuldür.
    4. Deniz ödüncü veya avarya paralarının sigortası halinde:

    Madde 1385 - Deniz ödüncü veya avarya paralarının sigortası halinde riziko;
bu paraların avans olarak verildiği yahut, avarya masraflarını sigortalının ken-
disi vermişse, bunların sarf edildiği anda başlar ve deniz ödüncüne karşı rehne-
dilmiş veya kendileri için avarya masrafları sarf edilmiş olan eşyanın sigorta-
sındaki rizikoların bitmiş olacağı anda biter.
    II - Devam müddeti:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1386 - İşlemiye başlıyan riziko müddeti sigortacı için,kararlaştırılan
müddet veya sigorta edilen yolculuğun devamınca durmadan işler, hususiyle sigor-
tacı bir barınma veya ara limanında geçen günlerde ve yolculuk gidiş ve geliş
için sigorta edilmişse gidiş yolculuğunun varma limanında geçen günlerinde çıkan
rizikodan da mesuldür.
    Malların geçici olarak boşaltılması lazımgelir yahut gemi tamir için karaya
çekilirse,sigortacı malların veya geminin karada bulundukları sıradaki rizikodan
da mesuldür.
    2. Yolculuktan vazgeçilmesi halinde:

    Madde 1387 - Riziko müddeti işlemiye başladıktan sonra sigorta edilmiş yol-
culuktan arzu ile veya mecburen vazgeçilirse, rizikonun bitmesini tayin bakımın-
dan yolculuğun bittiği liman varma limanı yerine geçer.
    Geminin yolculuğundan vazgeçildikten sonra mallar taşınmak üzere kararlaştı-
rılmış olan gemiden başka bir suretle varma limanına taşınırsa, taşıma kısmen
veya tamamen karadan yapılsa dahi başlamış olan riziko bu mallar için devam
eder. Bu hallerde vaktinden önceki boşaltmanın masrafları geçici depo masrafları
ve karadan olsa dahi taşımanın fazla masrafları sigortacıya düşer.
    3. Mahfuz kalan hükümler:

    Madde 1388 - Bu kanunun 1386 ve 1387 inci maddeleri hükümleri ancak 1373 ve
1375 inci maddeler hükümleri mahfuz kalmak şartiyle tatbik olunur.
    III - Müddet üzerine sigorta:
    1.  Umumi olarak:

    Madde 1389 - Akit; gün, hafta veya ay yahut sene üzerine yapılmış ise sigor-
ta, mukavelenin yapıldığı gün saat on ikide başlar ve müddetin son günü saat on
ikide biter.
      Müddetin hesabında geminin bulunduğu yer esas tutulur.
      2.  Müddetin uzatılması:

      Madde 1390 - Geminin müddet üzerine sigorta edilmiş olması halinde mukave-
lede kararlaştırılan sigorta müddeti gemi yolda iken biterse hilafı şart kılın-
madıkça sigorta,geminin en yakın varma limanına ulaşmasına ve bu limanda boşalt-
ma yapılırsa 1382 nci maddede yazılı olduğu gibi boşaltmanın sonuna kadar uza-
tılmış sayılır. Bununla beraber sigortalı, gemi henüz yola çıkmadan sigortayı
uzatmak istemediğini sigortacıya ihbar edebilir.
    Sigorta müddetinin uzatılması halinde sigortalı, uzama müddeti içinde ve ge-
mi kaybolmuşsa gaiplik müddetinin bitimine kadar müddet üzerine kararlaştırılan
primi ödemeye devam etmekle mükelleftir.
    Sigortanın uzatılmaması halinde gaiplik müddeti sigorta müddetini aşarsa
gaiplik sebebiyle sigortacıdan bir şey istenemez.
    C) Rizikonun yeri:
    I - Limanı seçme hakkı:

    Madde 1391 - Birden çok limanlardan biri veya öteki için sigorta yapılırsa
sigortalı bu limanlardan birini seçebilir.Sigorta "bir liman ve bir başka liman"
yahut "bir ve birkaç başka liman" için yapılırsa sigortalı bu limanlardan her
birine uğrayabilir.
    II - Uğranacak limanlar sırası:

    Madde 1392 - Sigorta birden çok limanlar için yapılmış veya sigortalıya bir-
den çok limanda durmak hakkı tanınmışsa sigortalı bu limanlara ancak kararlaştı-
rılan veya mukavele yoksa seyrüsefer icaplarına uygun bir sıraya göre uğramaya
salahiyetlidir, fakat bütün limanlara uğramak mecburiyetinde değildir.
    Aksi anlaşılmadıkça poliçedeki sıra, kararlaştırılmış sıra olarak kabul edi-
lir.
    D) Müşterek avarya:
    I - Umumi olarak:

    Madde 1393 - Müşterek avarya halinde sigortacı aşağıda yazılı zarar ve mas-
rafları tazmin eder.
    1. Sigortalının kendi uğradığı bir zarardan dolayı kendi üstüne almaya mec-
bur olacağı kısmı da dahil olduğu halde müşterek avarya garame payları; 1089 ve
1214 üncü maddeler gereğince müşterek avarya esaslarına göre müamele görecek
olan garame payları da müşerek avarya garame payları gibidir.
    2. Gemide mal bulunmuş olsaydı müşterek avaryadan sayılacak olan fedakarlık-
lar;
    3. Alınan tedbirler neticesiz kalmış olsa bile 1378 inci madde gereğince
kurtarma ve daha büyük mahzurlardan korunma için zaruri veya maksada uygun ola-
rak yapılan başka masraflar;
    4. Sigortacıya düşen zararın takdiri ve tesbiti için yapılacak masraflar,
hususiyle keşif ve muayene, değer biçme, satış ve dispeç masrafları.
    II - Dispeçin hükmü:
    1. Kaide olarak:

    Madde 1394 - Sigortacının müşterek avarya garame payları ile müşterek avarya
esaslarına tabi tutulan garame paylarından doğan borçları, Türkiye`de ve yabancı
memlekette dispeçin yapılması gerekli olan yerde ve o memleketin kanunlarına uy-
gun olarak yapılmış olan dispece göre tavin olunur. Hususiyle müşterek avaryadan
olan bir zarara, uğrıyan sigortalı, dispeçte bu zarar için takdir edilmiş olan
paradan fazlasını sigortacıdan istemek hakkını haiz olmıyacağı gibi sigortacı
da, sigorta değeri hiç gözetilmeksizin, dispeçte takdir edilen pıranın tamamını
ödemekle mükelleftir.
    Dispeçin yapıldığı yerin hukukuna göre zarar müşterek avaryadan sayılmamakta
ise sigortalı, zararın diğer bir hukuka göre ve hususiyle sigortanın yapıldığı
yerin hukukuna göre müşterek avaryadan olduğu sebebine dayanarak sigortacıdan
zararın tazminini istiyemez.
*
    2. İstisna:

    Madde 1395 - Sigortacı, 1394 üncü maddede yazılı ve fakat kendisinin sigorta
mukavelesine göre mesul olmıyacağı bir kazadan doğmuş olan garame paylarını taz-
min etmekle mükellef değidir.
    3. Sigortacının itirazı:

    Madde 1396 - Dispeç kanunen salahiyetli bir kimse tarafından yapılmışsa si-
gortacı, bu dispeçin yapıldığı yabancı memleket hukukuna uygun olmadığını ve bu
yüzden sigortalıya zarar verdiğini ileri sürerek itirazda bulunamaz; meğer ki,
sigortalı kendi haklarını gereği gibi gözetmemek yüzünden bu zararlara sebep ol-
muş bulunsun. Bununla beraber sigortalı kendi zararından menfaat görenlere karşı
olan haklarını sigortacıya devretmeye mecburdur.
    Buna mukabil sigortalının uğradığı zararın dispeç yapılan yabancı memleketin
hukukuna göre tazmini lazım gelmezken bu zarar müşterek avarya olarak muameleye
tabi tutulmuşsa sigortacı sigortalıya karşı,  dispeçi o nispette hükümsüz olarak
telakki edebilir.
    4. Sigortalının alacaklı oldugu garame payları sebebiyle sigortacının  mesu-
liyeti:

    Madde 1397 - Müşterek avaryadan sayılan veya müşterek avarya hükümlerine ta-
bi tutulan zararlara uğramış olmasından dolayı sigortalının müşterek avarya hü-
kümleri uyarınca üçüncü şahıstan alacaklı bulunması halinde sigortacı, ancak
usulüne göre dispeç yapılmış olduğu takdirde ve (Tazminat alacağının alınması
neticesine ulaştırmayacağı anlaşılan davalar hariç) sigortalının hakkını aramak
için gerekli bütün tedbirlere başvurmuş olmasına rağmen üçüncü şahıstan alacağı-
nı alamamış olduğu nispette mesuldür,
    5. Kusur olmaksızın dispeçin yapılmaması:

    Madde 1398 - Sigortalının kusuru olmaksızın dispeç yapılmamış ise sigortalı
sigorta mukavelesi uyarınca bütün zararlar için sigortacıya doğrudan doğruya
müracaat edebilir.
    E) Sigortacının mesuliyeti:
    I - En yüksek haddi:

    Madde 1399 - Sigortacı zarardan ancak sigorta bedeli tutarınca mesuldür.
    Sigortacı, bu yüzden ödenecek tazminatın tamamı sigorta bedelini geçse bile
1393 üncü maddenin 3 ve 4 üncü bentlerinde yazılı masrafların hepsini ödemeye
mecburdur.
    Bir kazadan sonra yeni bir kaza meydana gelecek olursa sigortacı aşağıdaki
hallerde önceki kaza dolayısiyle mesul olduğu masraflar ve garame payları hesaba
katılmaksızın sonraki kazadan doğan zararlardan dahi bütün sigorta bedeli tuta-
rınca mesul olur:
    1. Önceki kaza neticesinde yukarıki fıkrada bildirilen mahiyetteki masrafla-
rın (Mesela geminin tekrar satınalınması veya itiraz masrafları) yapılmış bulun-
ması;
    2. Önceki kasa neticesinde zarara uğramış şeylerin tamiri veya eski hale ko-
nulmasi için para sarf edilmiş (Mesela aynı maksatla avarya masrafı ödenmiş)
olması;
    3. Yeni kazadan önce, sigortalı tarafından önceki kaza dolayısiyle müşterek
avarya garameleri ödenmiş veya böyle garamelerin ödenmesi için şahsen borç altı-
na girilmiş olması.
                                                                               *
    II - Mesuliyetin tahdidi:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1400 - Sigortacı bir kaza çıktıktan sonra sigorta bedelinin tamamını
ödemek suretiyle sigorta mukavelesinden doğan diğer bütün borçlardan ve husu-
siyle sigorta edilen şeylerin kurtarılması, korunması ve eski hallerine geti-
rilmesi için lüzumlu masrafları vermekten kurtulabilir.
    Kaza sırasında sigorta olunan şeylerin bir kısmı sigortacıya ait olan rizi-
ko dışında kalmış bulunursa 1 inci fıkrada yazılı hakkı kullanan sigortacı, si-
gorta bedelinin onlara düşen kısmını ödemeye mecbur değildir.
    Sigortacı sigorta bedelini ödemekle sigorta olunan şeyler üzerinde bir hak
elde etmiş olmaz.
    Sigortacının yukarda yazılı hakkı kullanmak istediğini bildiren beyanı si-
gortalıya ulaşmış olmadıkça sigortacı; sigorta bedelini ödemiş bulunsa bile si-
gorta edilen şeylerin kurtarılması, korunması veya eski hale getirilmesi için
yapılan masrafları tazmin etmekle mükelleftir.
    2. Müddet:

    Madde 1401 - Sigortacı 1400 üncü maddedeki hakkı kullanma hususundaki kara-
rını sigortalıya, sigortalının kazayı ve bu kazanın mahiyetini ve bundan doğru-
dan doğruya doğan neticeleri ve kendisince bilinen ve kazaya taallük eden diğer
bütün halleri kendisine bildirdiği günün geçmesinden itibaren en geç üç gün
içinde bildirmeye mecburdur; bu müddet içinde ihbarda bulunmazsa 1400 üncü mad-
dede yazılı hakkı düşer.
    III - Sigorta değerinin altında sigorta halinde:

    Madde 1402 - Sigorta tam değer üzerinden yapılmamışsa sigortacı, 1393 üncü
maddede yazılı garame payları, fedakarlıklar ve masraflardan ancak sigorta be-
delinin sigorta değerine olan nispetine göre mesul olur.
    IV - Sonraki kazalar üzerine:

    Madde 1403 - Sigortacının bir zarari tazmin borcu, sonradan sigortacıya ait
olmıyan bir riziko neticesinde yeni bir zararın ve hatta tam bir ziyaın hadis
olmasiyle ne düşer ne değişir.
    V - Muaflık:
    1. Hususi avarya halinde:

    Madde 1404 - (Değişik: 12/10/1983 - 2915/2 md.)
    Aksine sözleşme yoksa, hususi avaryalar, 1393 üncü maddenin 4 üncü bendin-
deki zararın tespiti masrafları hesaba katılmaksızın sigorta değerinin yüzde
üçünü geçmedikçe sigortacı bunları ödemez; fakat yüzde üçü geçerse yüzde üç in-
dirilmeksizin tam olarak tazmin eder.
    Gemi, müddet üzerine veya birden çok yolculuk için sigorta ettirilmiş ise
yüzde üç her bir yolculuk için ayrıca hesap edilir. Yolculuk mefhumu 1238 inci
maddeye göre tayin olunur.
     2. Ödenmesi mecburi masraflar:

     Madde 1405 - Sigortacı 1393 üncü maddenin 1 - 3 sayılı bentlerinde yazılı
garame paylarını, fedakarlıkları ve masrafları sigorta değerinin yüzde üçüne
varmasalar bile ödemeye mecburdur. Ancak bunlar 1404 üncü maddede yazılı yüzde
üçün tesbitinde hesaba katılmaz.
    3. Hususi mukaveleler:

    Madde 1406 - (Değişik: 12/10/1983 - 2915/3 md.)
    Sigortacının mukavelede gösterilen nispette muaf olacağı kabul edilmiş bu-
lunduğu takdirde yüzde üç yerine bu nispet esas alınmak suretiyle, 1404 ve 1405
inci maddeler uygulanır.
    VI - Hususi kayıtlar:
    1. Harb rizikosu hakkında:
    a) "Harb engelleri frankodur" kaydı:

    Madde 1407 - Sigortacının harb rizikolarını üstüne almıyacağı ve diğer ri-
zikolar için de sigortanın yalnız harb yüzünden bir engel çıkmasına kadar süre-
ceği kararlaştırılmış hususiyle "Harb manileri frankodur" kaydı poliçede yazıl-
mışsa sigortacı için riziko; harb rizikosunun yolculuk üzerinde tesir etmeye
başladığı, bilhassa yolculuğun başlaması veya devamı harb gemileri, korsanlar
veya abluka yüzünden sekteye uğradığı veya harb rizikosunu bertaraf etmek için
geciktirildiği gemi böyle bir sebeple yolunu değiştirdiği veyahut da kaptan
harb yüzünden gemiyi artık serbestçe idare edemez hale düştüğü anda biter.
    b) "Yalnız deniz rizikosu için" kaydı:

    Madde 1408 - Sigortacının harb rizikosunu üstüne almıyacağı ve fakat bütün
diğer rizikoları harb yüzünden bir engel çıkmasından sonra dahi üstüne alacağı
kararlaştırılmış, hususiyle "Yalnız deniz rizikosu için" kaydı poliçede yazıl-
mışsa sigortacı için riziko; ancak sigorta olunan şeye mütaallik mahkümiyet ka-
rariyle veya harb rizikosu istisna edilmiş olmasaydı rizikonun bitmiş olacağı
anda biter. Fakat sigortacı doğrudan doğruya harb rizikosu yüzünden doğan za-
rarlardan ve bilhassa şunlardan mesul değildir:
    1. Muharip devletlerin müsaderesinden;
    2. Harb gemileri ve korsanların zabıt ve tahrip, imha ve yağmalarından;
    3. Tevkif ve itiraz, durma limanının ablukası veya abluka edilen bir lima-
na kabul edilmemek yahut da harb rizikosu dolayısiyle ihtiyari durma yüzünden
çıkan masraflardan;
    4. Böyle bir durmanın aşağıda yazılı neticelerinden; malların bozulması ve
azalması; boşaltma ve depo masraf ve rizikosu, sonradan sevk masrafları.
    Tereddüt halinde harb rizikosunun zarara sebebiyet vermediği kabul edilir.
    2. "Salimen muvassalat için" kaydı:

    Madde 1409 - Mukavele "Salimen muvasalat için" kaydiyle yapılmışsa sigorta-
cı için riziko, geminin varma limanında mütat veya münasıp yere demir attığı
veya bağlandığı anda biter.
    Sigortacı da ancak aşağıdaki hallerde mesul olur:
    1. Geminin sigortası halinde gemi tamamen zayi olur veya 1420 nci madde ge-
reğince bırakılır yahut bir kaza yüzünden varma limanına ulaşılmadan önce tamir
kabul etmediği veya tamire değmediği için 1432 nci madde gereğince satılırsa;
    2. Malların sigortası halinde bir kaza neticesinde mallar veya malların bir
kısmı varma limanına ulaşmaz, hususiyle varma limanına ulaşmadan önce bir kaza
neticesinde satılırsa; şu kadar ki, mallar varma limanına ulaşmış olursa sigor-
tacı bir hasardan veya hasar neticesindeki zıyadan mesul olmaz.
    Bundan başka, sigortacı hiçbir halde 1393 üncü maddede yazılı garame payla-
rı ile fedakarlıkları ve masrafları çekmez.
    3. "Karaya oturmadan başka hasar frankodur" kaydı:

    Madde 1410 - Mukavele "Karaya oturmadan başka hasar frankodur" kaydı ile
yapılmışsa sigortacı hasardan doğmuş bir zarardan; bu zararın kıymet düşüklüğü
yahut tamamen veya kısmen zıyadan ibaret olması ve hususiyle malların varma li-
manına tamamen bozulmuş ve asli vasıfları kaybolmuş bir halde olarak ulaşması
yahut hasar veya büsbütün mahvolmak tehlikesi yüzünden yolculuk sırasında sa-
tılmış olmaları halleri arasında bir fark gözetilmeksizin mesul olmaz; meğer
ki, sigorta edilen malların yüklü bulunduğu gemi veya mavna karaya oturmuş ol-
sun. Alabora, batma, teknenin kırılması, geminin parçalanması ve gemi veya mav-
nayı tamir kabul etmez bir hale sokan bir deniz kazası karaya oturma gibidir.
    Karaya oturma veya buna eşit sayılan bir deniz kazası halinde sigortacı
böyle bir deniz kazasından doğan ve 1404 üncü maddede yazılı yüzde üçü aşan her
hasardan mesul olup başka bir hasardan mesul olmaz. Hasarın böyle bir kazadan
doğduğuna ihtimal verilebilirse onun kaza neticesinde meydana gelmiş olduğu ka-
bul olunur.
    Sigortacı hasardan doğmuş olmıyan her zarardan; karaya oturma gibi kazalar-
dan birinin olup olmadığı aranmaksızın, mukavele sanki yukardaki kaydolunmaksı-
zın yapılmış gibi mesul olur. 1393 üncü maddenin 1, 2 ve 4 üncü bentlerinde ya-
zılı garame payları, fedakarlıklar ve masraflardan her halde mesul olursa da
aynı maddenin 3 üncü bendinde yazılı masraflardan ancak kendisine düşecek bir
zıyaın önüne geçilmesi için yapılmış olmaları şartiyle mesul olur.
    Kendiliğinden ateş alma hali hariç yangın veya böyle bir yangını söndürme
yahut bombardıman yüzünden doğan bir hasardan "Karaya oturmadan başka hasar
frankodur" kaydı konulmuş olsa dahi, sigortacı mesul olur.
    4. "Karaya oturmadan başka kırılma ve parçalanma frankodur" kaydı:

    Madde 1411 - Mukavele "Karaya oturmadan başka kırılma ve parçalanma franko-
dur" kaydiyle yapılmışsa sigortacı ancak 1410 uncu maddeye göre hasardan mesul
olduğu nispette kırılma ve parçalanmadan mesul olur.
    5. Karaya oturma tabiri:

    Madde 1412 - Aşağıdaki hallerde 1410 ve 1411 inci maddelere göre "Karaya
oturma" vardır:
    1. Gemi deniz yolculuğunun mütat hallerinden olmıyarak bir yere saplanıp
kalır ve tekrar yüzdürülemezse;
    2. Yere saplanan gemi demir üzerinde hisalamak, yelken toplamak gibi alel-
ade tedbirlerle değil direkler kesmek, yükün bir kısmını denize atmak veya bo-
şaltmak gibi fevkalade tedbirlerle yahut suların fevkalade yukselmesi suretiy-
le, yüzdürülürse;
    3. Gemi teknesi saplanma yüzünden önemli bir zarara uğradıktan sonra gemi
yüzdürülürse.
                             BEŞİNCİ KISIM
                             Zararın Şümulu
    A) Tam zıya:
    I - Haller:
    1. Gemi veya yük:

    Madde 1413 - Gemi veya mallar yok olmuş veya bir daha elde etmek ihtimali
olmaksızın sigortalının elinden çıkmış, hususiyle kurtarılamıyacak surette bat-
mış veya asli vasıfları kaybolmuş yahut ganimet olduğuna karar verilmişse gemi
veya mal için tam zıya vardır. Gemi enkazının veya demirbaş teferruatının tek-
tük parçaları kurtarılırsa  bile tam zıya var sayılır.
*
    2. Navlun:

    Madde 1414 - Navlun için tam zıya, bütün navlunun kaybolması halinde var
sayılır.
    3. Umulan kar veya komisyon:

    Madde 1415 - Malların varma yerine ulaşması halinde beklenilen komüsyon ve-
ya umulan kar için tam zıya, malların varma yerine ulaşmamaları halinde var sa-
yılır.
    4. Deniz ödüncü veya avarya paraları:

    Madde 1416 - Deniz ödüncü ile avarya paraları için tam zıya; deniz ödüncüne
karşı rehnedilen şeylerle kendileri için avarya paraları avans olarak verilen
veya harcanan şeylerin tam zıyaa uğramaları veyahut da; alınan deniz ödünçleri
veya sair takyitler neticesinde mezkür paraları karşılamak için hiçbir şey kal-
mıyacak şekilde bir hasarla neticelenen diğer bir deniz kazasına uğramaları ha-
linde var sayılır.
    II- Tazminat:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1417 - Tam zıya halinde sigortacı sigorta bedelini tam olarak ödemeye
mecburdur. 1357 inci madde hükmünce yapılacak indirmeler mahfuzdur.
    2. İndirilme:
    a) Kısmi kurtarma halinde:

    Madde 1418 - Tam zıya halinde sigorta bedelinin ödenmesinden önce bir şey
kurtarılmış olursa bunun satış bedeli sigorta bedelinden indirilir. Sigorta tam
değer üzerinden yapılmamışsa sigorta bedelinden yalnız kurtarılan şeyin satış
bedelinin sigorta değeriyle mütenasip bir kısmı indirilir.
    Sigorta bedelinin ödenmesiyle sigortalının sigorta edilmiş şey üzerindeki
hakları sigortacıya geçer.
    Sigorta bedeli ödendikten sonra tam veya kısmi bir kurtarma yapılırsa son-
radan kurtarılan şeyler üzerinde yalnız sigortacı hak iddia edebilir. Sigorta
tam değer üzerinden yapılmamışsa sigortacı yalnız kurtarılan şeylerin sigorta
değeriyle mütenasip bir kısmına hak kazanır.
    b) Umulan karın zıyaı halinde:

    Madde 1419 - Umulan karın 1415 inci maddede yazılı tam zıyaı halinde mallar
safi satış bedeli malların sigorta değerini aşacak kadar karlı bir surette sa-
tılmış olur yahut müşterek avarya hallerinde feda edilmiş olan veya 1001, 1112
nci maddelere göre tazminat verilmesi lazımgelen mallar için sigorta değerle-
rinden fazla bir para tazmin edilmiş olursa, aşan para umulan karın sigorta be-
delinden indirilir.
    III - Bırakma:
    1. Şartları:

    Madde 1420 - Sigortalı aşağıdaki hallerde sigorta edilen şey üzerinde haiz
olduğu hakları devrederek sigorta bedelinin tamamının ödenmesini istiyebilir:
    1. Gemi aşağıdaki maddeler hükmünce gaip sayılırsa;
    2. Gemi veya malların ambargo edilmiş, muharib bir devlet tarafından müsa-
dere olunmuş veya başka suretle bir amme tasarrufiyle alıkonulmuş yahut deniz
haydutları tarafından zaptedilmiş olması sebebiyle sigortanın mevzuu olan şey
tehlikeye maruz bulunur ve bu olaylar;
    A) Akdeniz, Karadeniz ve Azak denizinin bütün limanları veya kısımları da
dahil olmak üzere bir Avrupa limanında veya Avrupa denizinde vakı olmuşsa altı
ay;
                                                                             *
    B) Ümit ve Horn burunlarının berisinde olmak üzere başka sularda vakı ol-
muşsa dokuz ay;
    C) Bu burunlardan birinin ötesinde olmak üzere başka sularda vakı olmuşsa
12 ay;
geçtiği halde gemi ve mallar serbest bırakılmamış olursa.
    Bu müddetler kazanın 1377 nci madde gereğince sigortacıya sigortalı tara-
fından bildirildiği günden itibaren hesap olunur.
    2.  Geminin gaipligi:
    a)  Umumi olarak:

    Madde 1421 - Yolculuğa başlamış olan gemi gaiplik müddeti içinde varma li-
manına ulaşmamış ve bu müddet içinde de ilgililer ondan haber almamışlarsa gaip
sayılır.
    Gaiplik müddeti:
    1. Kalkma ve varma limanlarının her ikisi de Avrupa limanlarından ise yel-
kenli için altı, vapur için dört ay;
    2. Kalkma ve varma limanlarından yalnız biri Avrupa dışında bir liman olur
 ve Ümit yahut Horn burunlarının berisinde bulunursa, yelkenli ve vapur için
dokuz ay; bu burunlardan birinin ötesinde bulunursa yelkenli ve vapur için 12
ay;
    3. Hem kalkma ve hem varma limanı Avrupa dışında bulunursa yolculuğun orta-
lama müddeti iki veya üç ayı geçmediğine yahut üç aydan fazla sürdüğüne göre
yelkenli ve vapur için altı, dokuz veya on iki aydır.
    Tereddüt halinde en uzun müddet beklenir.
    b) Müddetin başlangıcı:

    Madde 1422 - Gaiplik müddeti, geminin yolculuğa başladığı günden itibaren
hesap olunur. Bununla beraber kalktıktan sonra gemi hakkında haber alınmışsa
gemi, emin olan habere göre son olarak bulunduğu yerden kalkmış olsaydı hangi
gün yolculuğa başladığı gün sayılacak idi ise o günden itibaren gaiplik müddeti
hesap olunur
    3. Bırakma müddeti:
    a) Umumi olarak:

    Madde 1423 - Bırakma beyanının sigortacıya bırakma müddeti içinde vasıl ol-
ması lazımdır.
    1420 nci maddenin birinci bendinde yazılı gaiplik halinde varma limanı bir
Avrupa limanı ise ve aynı maddenin ikinci bendinde yazılı olaylardan, birinin
vukuu halinde olay Akdenizin, Karadenizin ve Azakdenizinin bütün liman veya kı-
sımları da dahil olmak üzere bir Avrupa limanında veya bir Avrupa denizinde va-
kı olmuşsa bırakma süresi altı ay ve bütün diğer hallerde dokuz aydır. Bu süre
1420 ve 1421 inci maddelerde yazılı müddetlerin bitmesiyle işlemeye başlar.
    Mükerrer sigorta halinde bırakma müddeti sigortacının bırakmayı mükerrer
sigortalıya bildirdiği günün geçmesiyle işlemeye başlar.
    b) Bırakma müddetinin geçmesi hali:

    Madde 1424 - Bırakma müddeti geçtikten sonra bırakma caiz degildir, şu ka-
darki ki; sigortalının diğer sebepler dolayısiyle bir zararın tazminini istemek
hakkı mahfuzdur.
    Geminin gaipliği halinde bırakma müddetinin geçmiş olmasına rağmen sigorta-
lı tam zıya için tazminat istiyebilir; şu kadar ki; sigorta edilmiş şey tekrar
meydana çıkarak tam zıya halinin mevcut olmadığı anlaşılırsa sigortacının tale-
bi üzerine ve sigorta bedelinin ödenmesi neticesinde 1418 inci maddeye göre el-
de ettiği
haklardan feragat etmesi karşılığında sigorta bedelini geri vererek uğradığı
kısmı zararın tazmin edilmesiyle iktifa etmeye mecburdur.
    4. Bırakma beyanı:
    a) Sıhhat şartları:

    Madde 1425 - Bırakma beyanının muteber olması için kayıtsız ve şartsız ya-
pılması ve sigorta edilmiş şeyin kaza sırasında deniz rizikolarına maruz bulun-
dukça tamamına taallük etmesi lazımdır.
    Sigorta tam değer üzerinden yapılmamışsa sigortalı sigorta edilmiş şeyin
ancak mütenasip kısmını bırakmak mecburiyetindedir.
    Bırakma beyanından cayılmaz.
    b) Hükümsüzlüğü:

    Madde 1426 - Bırakma beyanının dayandığı olaylar doğru çıkmaz veya beyanın
tebliği sırasında artık mevcut olmazsa, bırakma beyanı hükümsüz kalır. Buna mu-
kabil daha önce başgöstermesi halinde bırakma hakkının kullanılmasına mani ola-
bilecek olaylar sonradan çıksa bile bırakma beyanı her iki tarafı bağlar.
    5. Hükümleri:
    a) Bırakılan şey üzerindeki hakların sigortacıya geçmesi:

    Madde 1427 - Sigortalının bırakılan şey üzerinde haiz olduğu bütün haklar
bırakma beyanı ile sigortacıya geçer.
    Bırakılan şeyi bırakma beyanı sırasında takyit eden aynı haklar sebebiyle
sigortalı sigortacıya teminat göstermeye mecburdur; meğer ki; bu ayni haklar
sigorta mukavelesine göre sigortacının mesul olduğu rizikolardan doğmuş olsun.
    Geminin bırakılması halinde bırakma beyanından sonra kazanılmış olmak şar-
tiyle, kazanın vukubulduğu yolculuğun safi navlunu geminin sigortacısına ait
olur. Navlunun bu kısmı mensafe navlunun tesbiti için tatbik olunacak hükümlere
göre hesap olunur. Bu hal ve vaziyet dolayısiyle sigortalının uğradığı zararı
ödemek, navlun ayrı olarak sigorta ettirilmiş olduğu takdirde, navlunun sigor-
tacısına düşer.
    b) Sigorta bedelinin ödenmesi:

    Madde 1428 - Sigorta bedelinin ödenmesi ancak bırakmanın haklı olduğunu
gösteren vesikalar sigortacıya ibraz olunduktan ve bunları incelemek için müna-
sip bir müddet geçtikten sonra istenebilir.  Bırakma gaiplik sebebiyle vakı
olursa geminin kalkma limanından çıktığı tarih ile gaiplik müddeti içinde varma
limanına ulaşmadığı hakkında güvenilir vesikaların ibrazı da lazımgelir.
    Sigortalı; bırakma beyanı sırasında bırakılan şeye dair başka sigortaların
yapılıp yapılmadığını, yapılmışsa hangilerinin yapılmış olduğunu, bırakılan şe-
yin deniz ödüncü veya başka kayıtlarla takyidedilip edilmediğini, edilmişse
bunların nelerden ibaret olduğunu sigortacıya elinden geldiği kadar bildirmeye
mecburdur. Bunlar bildirilmemiş ise sigortacı sonradan bildirilinceye kadar si-
gorta bedelini ödemeden imtina edebilir. Ödeme için bir müddet kararlaştırıl-
mışsa, bu müddet ancak bildirmenin sonradan yapıldığı andan itibaren işlemeye
başlar.
    c) Koruma tedbirleri:

    Madde 1429 - Sigortalı bırakma beyanından sonra da 1378 inci madde gereğin-
ce sigorta edilmiş şeyleri kurtarmak ve daha büyük zararlara meydan vermemek
için gereken tedbirleri almaya, sigortacının kendisi buna muktedir oluncaya ka-
dar mecburdur.
    Sigortalı zıyaa uğramış sayılan bir şeyin tekrar meydana çıktığını öğrenir-
se bunu sigortacıya derhal bildirmeye ve talebi üzerine kendisine o şeyin elde
edilmesi veya paraya çevrilmesi için icabeden yardımda bulunmaya mecburdur.
    Masrafları sigortacı öder; sigortalı talebederse kendisine münasip bir
avans vermeye de mecburdur.
    d)  Bırakma senedi:

    Madde 1430 - Sigortalı; bırakmanın haklı olduğunu tanıyan sigortacıya, ta-
lebi üzerine masraflarını çekmek şartiyle, 1427 inci madde gereğince haklarını
devrettiğini gösteren ve imzası noterce tasdikli bir bırakma senedi vermiye ve
bırakılan şeylere ait vesikaları teslim etmeye mecburdur.
    B) Kısmi hasar:
    I - Gemide:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1431 - Geminin kısmen hasara uğraması halinde zarar, 1198 ve 1199 un-
cu maddelere göre tayin edilecek tamir masraflarının tutarından ibarettir; şu
kadar ki, bu masrafların, sigortacının üstüne aldığı rizikolardan doğan hasar-
lara mütaallik olması lazımdır.
    2. Geminin satışı halinde:

    Madde 1432 - Geminin, 818 inci madde gereğince tamir kabul etmez veya tami-
re değmez bir halde bulunduğu 990 ıncı madde uyarınca mahkümiyet karariyle tes-
bit edilmişse sigortalı, sigortacıya karşı gemiyi veya enkazını açık artırma
yolu ile sattırmaya salahiyetlidir. Satış halinde zarar, safi satış bedeliyle
sigorta değeri arasındaki farktan ibarettir.
    Sigortacının üstüne aldığı riziko ancak geminin veya enkazının satılmasiyle
biter; sigortacı satış bedelinin tahsilinden de mesuldür.
    Geminin tamire değmez bir halde bulunduğunu tayin için geminin hasara uğra-
madan önceki değeri tesbit olunurken, takselenmiş olsun olmasın, geminin sigor-
ta değeri nazara alınmaz.
    3. Tamire başlandıktan sonra meydana çıkan zararlar:

    Madde 1433 - Kusuru olmaksızın sigortalıya meçhul kalmış olan mühim zarar-
lar ancak sonradan meydana çıktığı takdirde tamirin başlamış olması keyfiyeti;
sigortalının 1432 nci maddede yazılı hakkını kullanmasına mani olmaz.
    Sigortalı hakkını, tamir başladıktan sonra kullanırsa, sigortacı yapılan
tamir masraflarını da, gemi satıldığı zaman tamir sayesinde daha fazla bir be-
del elde edildiği nispette ayrıca ödemeye mecburdur.
    II - Yükte:
    1. Hasara uğramış mallar:

    Madde 1434 - Varma limanına hasarlı olarak ulaşan mallar için, bu malların
limanda hasarlı halde haiz oldukları gayrisafi değerle aynı malların hasarsız
olarak aynı limanda haiz olacakları değer mukayese olunarak, kaybettiği değerin
yüzdesi tesbit olunmak lazımdır. Sigorta değerinin aynı miktarda yüzdesi zara-
rın miktarı sayılır.
    Malların hasarlı halde iken haiz oldukları değer, açık artırma yolu ile ya-
pılacak satış ile veya sigortacı muvafakat ederse, değer biçme suretiyle tesbit
olunur. Malların hasara uğramamış bir halde iken haiz oldukları değer 1112 nci
maddenin 1 inci fıkrasına göre tayin edilir.
    Muayene, değer biçme ve satış masrafları da sigortacıya düşer.
    2. Ziyaa uğramış mallar:

    Madde 1435 - Yükün bir kısmı yolda zıyaa uğradığı takdirde zıyaa uğrıyan
yükün değeri bütün yükün yüzde kaçından ibaretse sigorta değerinin o miktar
yüzdesi zarar sayılır.
    3. Satılan mallar:

    Madde 1436 - Mallar yolculuk sırasında bir kaza dolayısiyle satılırsa za-
rar; malların navlunu, Gümrük Resmi ve satış masrafları çıkarıldıktan sonra ka-
lan safi bedeliyle bunlara sigorta değeri arasındaki farktan ibarettir.
    Sigortacının üstüne aldığı riziko ancak malların satılmasiyle biter; sigor-
tacı satış bedelinin tahsilinden de mesuldür.
    1393 - 1397 inci maddeler hükümleri mahfuzdur.
    III- Navlunda:

    Madde 1437 - Navlunun kısmen kaybı halinde zarar, kararlaştırılmış navlunun
ve eğer mukavele yoksa, mütat navlunun kaybolan kısmından ibarettir.
    Navlun takselenmiş olup da taksenin 1350 nci maddenin 4 üncü fıkrasına göre
sigortacının tazmin edeceği bir zarar için esas tutulması lazımgelirse zarar
kararlaştırılan veya mütat navlunun kaybolan yüzdesine kadar taksenin yüzdesin-
den ibarettir.
    IV - Umulan kar veya komisyonda:

    Madde 1438 - Malların ulaşmasından beklenen komüsyondan veya umulan kardan
mahrum kalma halinde tazmine esas tutulacak zarar; malların hasarlı olarak
ulaşmaları halinde 1434 üncü maddeye göre tesbit olunması lazımgelen zarar bun-
ların sigorta değerinin yüzde kaçını teşkil ediyorsa kar veya komüsyon olarak
sigorta edilmiş olan paranın aynı miktarda yüzdesinden ibarettir.
    Malların bir kısmının varma limanına ulaşmaması halinde zarar, malların
varma limanına ulaşmıyan kısmı bütün malların değerinin yüzde kaçını teşkil
ediyorsa, kar veya komüsyon olarak sigorta edilmiş olan paranın aynı miktarda
yüzdesinden ibarettir.
    Umulan karın sigortası halinde malların ulaşmamış olan kısmı bakımından
1419 uncu maddenin şartları mevcut olursa, zarardan bu maddede yazılı fazlanın
indirilmesi lazımdır.
    V - Deniz ödüncü veya avarya paralarında:

    Madde 1439 - Deniz ödüncü veya avarya paralarında kısmi kayıp varsa zarar;
deniz ödüncüne karşı rehnedilmiş veya kendisi için avarya paraları avans ola-
rak verilmiş veya sarf edilmiş şeyin sonraki kazalar neticesinde deniz ödüncü
veya avarya paralarını kapatmaya artık kifayet etmemesi yüzünden ileri gelen
açıktan ibarettir.
    VI - Tazminatın şümulü:

    Madde 1440 - Sigorta tam değer üzerinden yapılmışsa sigortacı 1431 - 1439
uncu maddeler gereğince hesap edilen zararı tamamen ödemeye mecburdur; şu ka-
dar ki, 1357 inci madde hükmü mahfuzdur. Sigorta tam değer üzerinden yapılma-
mışsa, sigortacı 1288 inci madde dairesinde bu zararı ancak kısmen öder.
                             ALTINCI KISIM
                            Zararın Ödenmesi
    A) Sigortacının borçlarının muacceliyeti ve zararın tazmini şartları:
    I - Muacceliyet ve zararı ispat külfeti:
    1. Umumi olarak:

    Madde 1441- Rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle sigortacının sigorta akdinden
doğan borçları, 1377 nci madde hükmünce rizikoyu ihbar mükellefiyetinin doğduğu
tarihte muaccel olur. Bununla beraber muacceliyetin, en geç, ikinci fıkrada
gösterilen vesikaların sigortacıya verilmesi tarihinden gerçekleşeceği akitle
kabul olunabilir.
    Sigortalı zararın tazminini istiyebilmek için sigortacıya zararın hesabını
gösteren bir liste vermeye ve kafi vesikalarla aşağıdaki hususları ispat etmeye
mecburdur:
    1. Menfaati;
    2. Sigorta edilen şeyin deniz rizikolarına maruz kaldığını;
    3. İddianın dayandığı kazayı;
    4. Zararı ve şümulünü.
    2. Başkası hesabına sigorta halinde:

    Madde 1442 - Başkası hesabına sigorta halinde sigortalı yukarıki maddede
yazılı olanlardan başka, sigorta ettirene mukavelenin akdi hususunda vekalet
verdiğini de ispata mecburdur. Sigorta vekalet olmaksızın yapılmışsa sigortalı,
sigortanın kendi menfaatine yapıldığına delalet eden olayları ispat etmeye mec-
burdur.
    II - Vesikaların mahiyetleri:

    Madde 1443 - Başka deliller bulmaktaki güçlük dolayısiyle ticari münasebet-
lerde kabul edilegelmekte olan vesikalar ve hususiyle aşağıda yazılı olanlar
umumiyetle ispata kafi vesikalar sayılır:
    1. Menfaati ispat için:
    Geminin sigortasında, mülkiyeti tevsik eden senetler;
    Yükün sigortasında, sigortalının mallar üzerinde tasarrufta bulunabileceği-
ni gösteren faturalar ve konişmentolar;
    Navlunun sigortasında, çarter partiler ve konişmentolar;
    2. Malların yüklendiğini ispat için konişmentolar;
    3. Kazayı ispat için 985 inci maddede yazılı deniz raporu ve gemi jurnalı,
zabıt ve müsadere hallerinde zabıt ve müsadere mahkemesinin kararı, gaiplik
hallerinde geminin kalkma limanından çıktığı zamana ve gaiplik müddeti içinde
varma limanına ulaşmadığına dair güvenilebilir vesikalar;
    4. Zararın ve şümulünün ispatı için, zararın tesbit olunduğu yerin kanun
veya teamüllerine uygun muayene, değer biçme ve açık artırmaya dair vesikalarla
bilir kişilerin keşif kağıtları, yapılmış olan tamirlerin makbuzlu hesap pusu-
laları ve verilmiş diğer paraların makbuzmarı (Bununla beraber 1431 ve 1432 nci
maddelerde yazılı geminin kısmi zarara uğraması halinde muayene ve değer biçme
vesikalariyle keşif kağıtları ancak aşınma, eskime, çürüme veya kurt yemesinden
ileri gelen zarar ayrıca tesbit edilmiş olmak ve aynı zamanda mümkün olduğu de-
recede Hükümetçe resmen tayin edilen yahut o yer mahkemesi veya Türkiye Cumhu-
riyeti konsolosu tarafından ve bunlar yoksa yahut var da bunların iştiraklerine
imkan bulunmamışsa, diğer resmi makam tarafından hususi surette nasbolunan bi-
lir kişiler çağrılmış bulunmak şartiyle kifayet eder.)
    III- İspat külfetinden muaflık kaydı:

    Madde 1444 - Sigortalıyı 1441 inci maddede yazılı hallerin veya bu hallar-
den bir kısmının ispatından kurtaran mukavele muteberdir; şu kadarki, sigorta-
cının hilafını ispat hakkı mahfuzdur. Malların sigortası halinde konişmentonun
ibrazına lüzum olmadığına dair mukaveleye konulan kayıt ancak malların yüklen-
miş olduğunu ispat külfetinden kurtarır.
    B) Başkası hesabına sigortada:
    I - Sigortalının hakları:

    Madde 1445 - Başkası hesabına yapılan sigortada sigorta mukavelesinden doğan
haklar sigortalıya aittir. Bununla beraber poliçenin verilmesini,ancak sigorta
ettiren istiyebilir.
    Sigortalı, sigorta ettirenin muvafakati olmaksızın ancak poliçe elinde bu-
lunduğu takdirde hakları üzerinde tasarruf edebileceği gibi bu hakları mahkeme-
de iddia edebilir
    II - Sigorta ettirenin hakları:
    1. Tasarruf salahiyeti:

    Madde 1446 - Sigorta ettiren sigorta mukavelesinden sigortalı lehine doğan
haklar üzerinde kendi namına tasarruf edebilir.
    Sigorta ettiren sigortalının muvafakati olmaksızın, ödenecek paraları alma-
ya ve sigortalının haklarını devretmeye ancak poliçe elinde bulunduğu takdirde
salahiyetlidir
    Sigortacı, ancak sigorta ettiren, sigortalının sigortaya muvafakat ettiğini
kendisine ispat etmek şartiyle, sigorta ettirene ödemede bulunmaya mecburdur.
    2. Hapis rüçhan hakkı:

    Madde 1447 - Sigorta ettiren, sigorta ettirilmiş olan konudan dolayı sigor-
talıya karşı haiz olduğu alacaklar ödenmedikçe, poliçeyi sigortalıya veya onun
alacaklılarına yahut iflas masasına teslime mecbur değildir. Bu alacakları için
sigorta ettiren zarar halinde sigorta tazminatı üzerinde, sigorta paraları
ödendikten sonra da onlar üzerinde, sigortalı ve onun alacaklarına karşı rüçhan
hakkını haizdir.
    3. Sigortacının sigorta ettirene karşı mesuliyeti:

    Madde 1448 - Sigortacı, poliçe sigorta ettirenin elinde bulunduğu müddetçe
sigortalıya veya sigortalının alacaklarına yahut iflas masasına ödemede bulun-
mak veya onlarla mukavele yapmak suretiyle sigorta ettirenin 1447 nci maddede
yazılı hakkını ihlal ederse, sigorta ettirene karşı mesul olur.
    Sigortacının poliçe üzerinde hakkı olan üçüncü şahsa karşı, bu hakka dair
mukaveleler yapmak yahut poliçeyi geri almadan veya üzerine lazım gelen şerhi
yapmadan sigorta paraları ödemek suretiyle dereceye kadar mesul olacağı Borçlar
Kanunu hükümlerine göre tayin olunur.
    III - Takas:

    Madde 1449 - Sigortacı, sigorta ettirene karşı mevcut olan alacağını, bu
alacak sigortalı için yapılan sigortadan doğmak şartiyle, sigortalının tazminat
alacağı ile takas edebilir.
    IV - Tazminat alacağının devri:

    Madde 1450 - Sigortalı, vukubulmuş ve ileride vukubulacak, kazalardan doğ-
muş ve ileride vukubulacak kazalardan doğacak olan tazminat alacaklarını üçüncü
şahsa devredebilir. Poliçe emre yazılı ise başkası hesabına sigorta halinde ilk
devrin muteber olması için sigorta ettirenin cirosu kafidir.
    V - Avans vermek mükellefiyeti:
    I. Umumi olarak:

    Madde 1451 - Kazanın bildirilmesinden itibaren iki ay geçtikten sonra 1441
maddede yazılı zararın hesap listesi sigortalının kusuru olmaksızın ibraz olun-
mamış ve fakat takribi bir keşifle sigortacıya düşen en az para tesbit edilmiş
olursa, sigortacı bu parayı kendi borcundan indirerek muvakkat olarak ödemekle
mükelleftir. Ödeme müddeti zarar hesabının sigortacıya tebliğinden itibaren iş-
lemeye başlıyacaksa bu halde müddet sigortacıya muvakkat keşfin haber verildiği
andan itibaren hesap olunur.
    2. Hususi olarak:

    Madde 1452 - Sigortacı:
    1. Avarya hallerinde sigorta ettirilmiş şeyin kurtarılması, korunması veya
tamiri için lüzumlu masraflara mütaallik olarak ilerde tesbit edilecek borcuna
mahsuben kendisine düşen paranın üçte ikisini;
    2. Geminin veya malların zaptı halinde itiraz masraflarından kendisine dü-
şen paraların tamamını;
ihtiyaç hasıl olur olmaz, avans olarak vermekle mükelleftir.
                             YEDİNCİ KISIM
                            Çeşitli Hükümler
    A) Ristorno:
    I- Ristorno hakkı:

    Madde 1453 - Sigortalı, sigortanın taallük ettiği teşebbüsten tamamen veya
kısmen vazgeçer yahut kendi yüzünden olmamak şartiyle sigorta edilen şeyin ta-
mamı veya bir kısmı sigortacının üstüne aldığı rizikoya maruz bıraktırılmazsa,
primin tamamı veya bir kısmı sigortacıya ait olan bir ristorno hakkı mahfuz
kalmak üzere geri istenebilir yahut alıkonulabilir.
      Ristorno hakkı, başka bir para kararlaştırılmış değilse yahut sigortanın
yapıldığı yerde bu hususta teamül yoksa, sigorta bedelinin tamamının yahut mü-
tenasip bir kısmının yüzde yarımından ve fakat prim sigorta bedelinin % 1 inden
az olursa primin tamamının veya mütenasip kısmının yarısından ibarettir.
    II - Primin indirilmesi:

    Madde 1454 - Sigorta, 1339 uncu maddede yazılı menfaatin yokluğundan yahut
1345 inci madde gereğince aşkın sigortadan dolayı hükümsüz olup da sigorta et-
tiren mukavelenin yapıldığı sırada ve başkası hesabına sigorta halinde de si-
gortalı vekalet verildiği sırada hüsnüniyet sahibi idiyse prim kezalik 1453 ün-
cü maddede gösterilen ristorno hakkı mahfuz kalmak üzere geri istenebilir veya
alıkonulabilir.
    III - Mukavelenin sigortacı için hükümsüz kalması halinde:

    Madde 1455 - İhbar mükellefiyetinin yerine getirilmemesinden veya diğer bir
sebepten dolayı sigorta akdinin sigortacı için hükümsüz olması, bu hükümsüzlüğe
rağmen sigortacı primin tamamını isteme salahiyetini haiz olsa bile, 1453 ve
1454 üncü maddelerin tatbikına engel olmaz.
    IV - Rizikonun başlamış olması halinde:

    Madde 1456 - Sigortacı için riziko başlamış bulunursa bir ristorno yapıla-
maz.
    B) Sigortacının aczi:

    Madde 1457 - Sigortacı acze düşmüşse, sigortalı dilerse mukaveleden cayarak
bütün primi geri ister veya alıkor, dilerse masrafı sigortacıya ait olmak üzere
yeni bir sigorta mukavelesi yapar; şu kadar ki, sigortalı mukaveleden caymadan
veya
yeni sigorta mukavelesi yapmadan önce sigortacının mükellefiyetleri için kafi
teminat gösterilirse, böyle bir hakkı kalmaz.
    C) Sigorta edilen şeyin temliki:
    I - Umumi olarak:

    Madde 1458 - Sigorta edilen şey sigortalı tarafından başkasına temlik olu-
nursa iktisap eden kimse, mülkiyeti devam ettikçe sigortalının sigorta münase-
betinden doğan hak ve borçlarını üzerine almış sayılır. Prim borcundan, temlik
eden ile iktisap eden müteselsilen mesüldürler.
    Sigortacı temliki, sigorta münasebetinden kendisine karşı doğan alacaklar
bakımından, ancak bunu haber aldığı andan itibaren kabule mecburdur. Borçlar Ka-
nununun 165 ve 167 nci maddeleri hükümleri burada da tatbik olunur.
    Sigortacı, temlikin yapılmamış olması halinde çıkmıyacak olan rizikolardan
mesul olmaz.
    İktisap eden bir ihbar müddeti gözetmeksizin sigorta mukavelesini feshede-
bilir. Feshi ihbar hakkı iktisap ettikten sonra bir ay içinde kullanılmazsa dü-
şer, şu kadar ki, iktisap edenin sigortadan haberi olmadığı takdirde, feshi ih-
bar hakkı sigortayı haber aldığı andan itibaren bir ay geçinceye kadar baki ka-
lır. İktisap eden feshi ihbar ederse, primden mesul olmaz.
    Sigorta olunan şeyin cebri satışı halinde de yukardaki fıkraların hükümleri
tatbik olunur.
    II - Geminin veya payının temliki halinde:

    Madde 1459 - Yukarki madde hükümleri bir gemi payının sigortası halinde de
tatbik olunur.
    Gemi sigorta edilmişse bu hükümler ancak gemi bir yolculuk sırasında temlik
edildiği takdirde tatbik olunur. Yolculuğun başlangıcı ve sonu 1382 nci maddeye
göre tayin olunur. Gemi muaayyen bir müddet veya birden fazla yolculuk için si-
gorta edilmiş ise, geminin yolculuklardan biri sırasında temliki halinde sigor-
ta ancak geminin en yakın varma limanında boşaltılmasına kadar uzar.
                             Son Hükümler
    A) Şirket davalarında muhakeme usulü:

    Madde 1460 - Ticaret şirketlerinde ortakların şirketle veya birbirleriyle
olan münasebetlerinden doğan davalarda ve şirketlerin idare meclisi azaları,
müdürleri veya murakıplarına karşı bu kanunun mer`iyetinden sonra açılacak me-
suliyet davalarında basit muhakeme usulü tatbik olunur.
    B) Kanuni ve nizami faiz sözlerinin manası ve faize ait tamamlayıcı hüküm-
ler: (1)

    Madde 1461 - Bu kanunda ve diğer ticari hükümlerde geçen (Kanuni faiz) veya
(Nizami faiz) tabirleri, temerrüt durumu mevcut olduğu takdirde 9 uncu maddenin
ikinci fıkrasında, diğer hallerde ise birinci fıkrasında tanzim olunan faiz ma-
nasına gelir.
    9 uncu maddenin ikinci fıkrasındaki miktardan fazla temerrüt faizi ödenme-
sini derpiş eden mukaveleler, 8 inci madde hükümlerine tabi olduğu gibi ödeme
ye-
-----------------------
(1) 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince Borçlar Kanunu
    ile Türk Ticaret Kanununun, kanuni faiz ve temerrüt faizi oranlarını belir-
    leyen hükümleri uygulanmaz.
rinde banka iskontosu yüzde ondan ziyade olduğu takdirde temerrüt faizi iskon-
to miktarına göre de istenebilir.
    Borçlar Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmünün ticari temer-
rüt faizlerine tatbikında yüzde beş yerine yüzde on miktarı esas tutulur.
    C) Ticari muamele, mevaddı ticariye, ticari mukavele sözlerinin manası:

    Madde 1462 - Bu kanundan gayrı olan ticari hükümlerde geçen ticari muamele,
mevaddı ticariye, ticari mukavele sözleri,bu kanunun 3 üncü maddesindeki ticari
işleri anlatır.
    D) Küçük tacir, esnaf sözlerinin manası ve esnaf tarifine ait kararnameler:

    Madde 1463 - Bu kanundan gayrı olan ticari hükümlerde geçen (Küçük tacir)
veya (Esnaf) sözü, bu kanunun 17 nci maddesinde tarif edilen esnafı anlatır.
5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf Dernekleri Birlikleri hakkındaki Kanun
hükümleri ile küçük tacir veya esnafın tarifine ait diğer hususi hükümler mah-
fuzdur.
    Yıllık gayrisafi geliri kararnamede gösterilecek miktardan aşağı olan sanat
ve ticaret erbabının, iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni ça-
lışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan
sanat ve ticaret erbabı sayılması için kararnameler çıkarmaya icra Vekilleri
Heyeti salahiyetlidir. Böyle kararnamelerin çıkarılması halinde onlarda göste-
rilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından baş-
ka hiç kimse kanunun 17 nci maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz.
    E) Mukavele sözünün manası:

    Madde 1464  -Gerek bu kanunda, gerekse diğer kanunlardaki (Mukavele) ve
(Akit) sözleri aynı manaya gelir.
    F) Delil sayılacak defterler:

    Madde 1465 - Bir tacir işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün
defterleri tutmamış olduğu takdirde, 66 ncı maddenin 1 ila 3 numaralı bendinde
yazılı defterleri tutmuş olsa bile, fiilen tutmuş olduğu defterlerin kayıtları,
ancak aleyhine delil olabilir.
    G) Hukuki muamelelerin yasak edilmesinin ve edalarda en yüksek hadlerin
aşılmasının neticeleri:

    Madde 1466 - Ticari hükümlerle yasak edilmiş bulunan muamele veya şartlar,
aksine hususi bir hüküm bulunmadıkça, batıldır; şu kadar ki, bir akit hükmünce
yerine getirilmesi gereken edalar hakkında kanun veya salahiyetli makamların
kabul etmiş olduğu en yüksek haddi aşan mukaveleler, en yüksek had üzerinden
yapılmış sayılır ve bu hadden fazla olan edalar, hata ile yapılmış olmasa dahi
geri alınır. Bu hallerde Borçlar Kanununun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının
son cümlesi tatbik olunmaz.
    H) Kaptanla gemide bulunan kimselerin münasebetlerine ait çeşitli hükümler:
    I - Kaptanın disiplin salahiyeti:

    Madde 1467 - Kaptan, gemi adamlarının ve gemide bulunan diğer şahısların
disiplin amiridir. Kaptan bu salahiyetinin kullanılmasını ancak güverte zabit-
lerinin başı olan kimse ile çarkçıbaşıya kendi hizmet sahaları ile mahdut olmak
üzere bırakabilir.
    Kaptan, gemi hizmetlerinin gereği gibi görülmesi için veya gemide emniyet
veya inzıbatı temin maksadiyle disiplin salahiyetine dayanarak lüzumlu her tür-
lü tedbire başvurabilir;hususiyle halin icabına uygun olmak şartiyle gemi adam-
ları ve gemide bulunan diğer şahıslar üzerinde cebir kullanmıya, itaatsizlikte
ısrar edenleri uygun bir yere kapatmaya veya gemiden uzaklaştırmaya, üzerlerini
ve eşyalarını aramaya, gemi adamlarının eşyalarını muhafaza altına alıp kendi-
lerine vermemeye, vazife görmemek maksadiyle gemiden kaçanları zaruret halinde
zorla gemiye getirtmeye salahiyetlidir.
    Kaptan, disiplin salahiyetine dayanarak vereceği emirlerin yerine getiril-
mesinde veya alacağı tedbirlerde, zabıta ve ihtiyaç halinde, askeri kuvvetler
kendisine derhal yardım etmekle mükelleftir.
    Kaptan, yukarıki hükümler gereğince aldığı tedbirleri, imkan bulur bulmaz
sebepleriyle birlikte gemi jurnaline yazar.
    II - Gemi adamlarının itaat ve bilgi verme mecburiyeti:

    Madde 1468 - Gemi adamları kaptan,gemi zabitleri ve diğer amirleri tarafın-
dan verilen hizmet emirlerini hiçbir itiraz ileri sürmeksizin derhal ve harfi-
yen yerine getirmek ve gemi hizmetlerini ilgilendiren bütün hususlar ve bu ara-
da diğer gemi adamları hakkında bildiklerini doğru ve tam olarak bildirmek mec-
buriyetindedirler.
    III - Vazifenin yerine getirilmemesinin cezası:

    Madde 1469 - Aşağıda sayılan suçlardan birini işliyen gemi adamları, kaptan
veya donatanın şikayeti üzerine on beş günden bir yıla kadar hapse ve en az iki
aylık ücretleri tutarınca ağır para cezasına ve hapis müddeti kadar meslek ve
sanatı ifadan memnuiyet cezasına mahküm edilirler. Şu kadar ki,memnuiyet cezası
iki aydan aşağı olamaz:
    1. Gece nöbetlerini hiç veya gereği gibi tutmamak;
    2. Kaptan, gemi zabitleri veya diğer amirlerin hizmet emirlerini yerine ge-
tirmemek;
    3. İzin almadan gemiden çıkmak veya izin müddeti bittiği halde haklı bir
mazeret olmaksızın gemiye dönmemek;
    4. Müsaade almadan gemiden şahsına veya başkalarına ait eşyayı çıkarmak
veyahut gemiye gizlice yük, eşya veya insan sokmak;
    5. Hizmet sırasında sarhoş bulunmak;
    6. Kumanyayı israf etmek veya salahiyeti olmadan satmak veya saklamak veya-
hut yok etmek;
    7. Hizmetten kaçınmak maksadiyle saklanmak;
    8. Gemide emniyet veya inzıbatın temini, itaatsizliklerin önlenmesi veya
bastırılması için istekte bulunmalarına rağmen kaptana, gemi zabitlerine veya
diğer amirlerine yardımda bulunmamak;
    9. Gemi aksamını, aletleri veya cihazları istiyerek hasara uğratmak veya
geminin makine ve bilcümle alet veya cihazlarının normal surette işlemelerini
bozacak veya aksatacak çarelere başvurmak;
    10. Kaptan veya diğer gemi adamlarını vazife görmemeye teşvik etmek veya
onların vazife görmelerine tehdit,menfaat vaadi veya diğer her hangi bir suret-
le engel olmak;
    11. Gemi hizmetlerinin esaslı şekilde aksaması neticesini doğurmuş olan ve
yapmaması gereken ve yukarıki bentler şümulüne girmeyen bir hareketi bilerek
yapmak veya ihmal edilmesi aynı mahiyette bulunan ve yapması gereken bir hare-
ketten bilerek kaçınmak.
    Birden fazla gemi adamının anlaşarak aynı fiili işlemeleri halinde ceza ya-
rısı kadar artırılır.
    Şikayette bulunan, şikayetini hüküm kesinleşinceye kadar her zaman geri
alabilir.
    IV - Disiplin salahiyetinin kötüye kullanılmasının ve kaptanın vazifesini
yapmamasının cezaları:

    Madde 1470 - Bir gemi adamına veya gemideki diğer bir kimseye karşı disip-
lin salahiyetini kötüye kullanan kaptan veya gemi zabitleri, şikayet üzerine on
beş günden bir seneye kadar hapis ve en az iki aylığı tutarında ağır para ceza-
siyle cezalandırılırlar.
    Gemi hizmetlerinin esaslı bir şekilde aksaması neticesini meydana getirebi-
lecek mahiyette bulunan ve yapmaması gereken bir hareketi bilerek yapan veya
ihmal edilmesi aynı mahiyette bulunan ve yapması gereken bir hareketten bilerek
kaçınan veya yukarıki maddede yazılı suçların işlenmesine göz yuman veyahut
bunlara iştirak eden kaptan donatanın şikayeti üzerine yukarıki maddedeki ceza-
ya mahküm edilir.
    Şikayet, hüküm kesinleşmesine kadar geri alınabilir.
    V - Suçların yurt dışında işlenmesi:

    Madde 1471 - Yukarıki maddelerde yazılı suçların yurt dışında işlenmeleri
halinde dahi bu hükümler tatbik olunur; şu kadar ki, cezalar yarısı kadar artı-
rılır.
    VI - Suç işlenmesi halinde kaptanın ve gemide bulunanların vazifeleri:

    Madde 1472 - Gemi yabancı bir memlekette veya denizde bulunduğu sırada gemi
adamlarından veya gemideki diğer kimselerden birisinin her hangi bir suç işle-
mesi halinde kaptanın seçeceği gemi zabitleri ve diğer itimada değer kimselerle
suçun ispatına yarıyacak bütün delilleri doğru ve tam olarak tesbit etmeye,
toplamaya, delillerin zıyaa uğramaması için mümkün olan bütün tedbirleri almaya
ve hususiyle şahıslar üzerinde veya eşyalarında gerekli aramaları yapmaya, ge-
rekli kimseleri dinleyip sözlerini zapta geçirmeye, suç yerinin durumunu tesbit
etmeye, suç vasıtalarını saklamaya mecburdur.
    Kaçması veya delilleri yok etmesi veya delillerin gereği gibi toplanmasına
engel olması tehlikesi mevcut olduğu takdirde kaptan maznunu tevkif edebilir.
    Kaptanın bu madde hükmünce yapması gerekli olan tahkikat işlerinde gerek
gemi zabitleri ve diğer itimada değer kimseler, gerekse gemide bulunan bütün
diğer şahıslar kaptanın emirlerini yerine getirmeye, sorduklarına doğru ve tam
olarak cevap vermeye mecburdurlar. Bu mecburiyeti yerine getirmiyen gemi adam-
ları 1469 uncu maddede gösterilen cezalar ile, diğer kimseler ise 100 liradan
aşağı olmamak üzere ağır para cezasına mahküm edilir.
    Bu maddede gösterilen suçları işliyenler re`sen takip olunur.
    1469 ila 1471 inci maddelerle veya bu maddede yazılı fiilleri işliyenlerin
daha ağır cezalara mahküm edilmesini derpiş eden hükümler mahfuzdur.
    İ) Kaldırılan hükümler:

    Madde 1473 - 29/5/1926 gün ve 865 sayılı Ticaret Kanunu, 29/5/1926 gün ve
866 sayılı Ticaret Kanununun sureti tatbikı hakkında Kanun, 13/V/1929 gün ve
1440 sayılı Ticaret Kanunu (İkinci kitap - Deniz Ticaret Kanunu), Ticaret Kanu-
nunun 386 ncı maddesini değiştiren 12/11/1931 gün ve 1749 sayılı kanun ve Tica-
ret Kanununun bazı maddelerini değiştiren 17/BII/1954 günlü ve 6442 sayılı ka-
nun ile
22/III/1303 tarihli Murabaha Nizamnamesinin ticari işlere ait olan hükümleri ve
hususi mahiyette olan kanun hükümleri mahfuz olmak kaydiyle diğer kanunların bu
kanuna aykırı hükümleri kaldırılmıştır.

    Ek Madde 1 - (Ek: 24/6/1995 - KHK - 559/14 md.) 6762 sayılı Kanunun 35 ve
36 ncı maddelerinde geçen "sicilin bağlı olduğu mahkeme" ibareleri "sicilin
bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemesi" ola-
rak değiştirilmiştir.
    J)  Kanunun mer`iyete girmesi:

    Madde 1474 - Kenar başlıkları da metne dahil olan işbu kanun 1/1/1957 ta-
rihinde mer`iyete girer; şu kadar ki, bu kanunun mer`iyet ve tatbik şekli hak-
kındaki kanun hükümleri mahfuzdur.
    K)  Kanunu icra edecek makam:

    Madde 1475 - Bu Kanunu tatbika İcra Vekilleri Heyeti memurdur.
    29/6/1956 TARİHLİ VE 6762 SAYILI KANUNA İŞLENEMEYEN HÜKÜMLER:
    1 - 24/6/1995 tarih ve 559 sayılı KHK`nin Geçici Maddeleri:

    Geçici Madde 1 - Ticaret sicili memurluklarının devir işlemleri, Adalet Ba-
kanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tara-
fından düzenlenen bir protokole göre yürütülür ve bir yıl içinde tamamlanır.
    Ticaret sicilinde Adalet Bakanlığının memuru olarak çalışan personel, is-
tekleri halinde adı geçen Bakanlıkta durumlarına uygun bir kadroya atanırlar.

    Geçici Madde 2 - Esas sermayesi beşmilyar Türk lirasından aşağı olan anonim
şirketler ile beşyüzmilyon Türk lirasından aşağı olan limited şirketler, bu
Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinden itibaren 31.12.1998 tarihine kadar
(1) sermayelerini bu miktarlara çıkararak tescil ettirmedikleri takdirde münfe-
sih olurlar.
    Anonim şirketlerin sermayelerini beşmilyar Türk lirasına kadar artırma-
ları sırasında 6762 sayılı Kanunun 391 inci maddesi uygulanmaz.
    Limited şirketlerin sermayelerini beşyüzmilyon Türk lirasına kadar çıkarma-
larına ilişkin mukavele değişikliği için, sermayenin yarısından fazlasını temsil
eden ortakların karar vermesi yeterlidir.
    (Son fıkra Mülga: 20/9/1995 - KHK-567/1 md.)
-----------------------
(1) Bu maddede yer alan "iki yıl" ibaresi, 3/6/1998 tarih ve 4366 sayılı Kanun
    ile metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
               6762 SAYILI KANUNDA EK VE DEGİŞİKLİK YAPAN MEVZUATIN
             YÜRÜRLÜKTEN KALDIRDIĞI KANUN VE HÜKÜMLERİ GÖSTERİR LİSTE
                                                 Yürürlükten Kaldıran Mevzuatın
               Yürürlükten Kaldırılan            ------------------------------
             Kanun veya Kanun Hükümleri           Tarihi      Sayısı   Maddesi
------------------------------------------------ ---------- --------- ---------
29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Kanunun 42. md.
sinin son fıkrası                                21/12/1959     7397     64
Aynı Kanunun 485 - 502. nci maddeleri             24/3/1969     1163    100
6762 sayılı Kanunun 288, 299 ve                   24/6/1995    KHK-559   13
424 üncü maddeleri
559 sayılı KHK`nin Geçici 2 nci maddesinin
son fıkrası                                       20/9/1995    KHK-567    1
              6762 SAYILI KANUNA EK VE DEGİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN
                      YÜRÜRLÜĞE GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE
    Kanun                                                         Yürürlüğe
     No.          Farklı tarihte yürürlüğe giren maddeler        giriş tarihi
----------- --------------------------------------------------- ---------------
    7397                            -                              30/12/1959
     903                            -                               13/7/1967
    1163                            -                               10/8/1969
  KHK/18                            -                                3/1/1979
    2915                            -                              15/10/1983
    3095                            -                              19/12/1984
    3585                            -                                4/7/1989
    3809                            -                                3/7/1992
  KHK/508                           -                               16/9/1993
  KHK/537                   1297 nci maddenin
                            ikinci ve üçüncü
                            fıkraları                                 1/1/1995
                            Diğer hükümleri                          15/7/1994
  KHK-559                           -                                27/6/1995
    4128                            -                                7/11/1995
    4366                            -                       27/6/1997 tarihinden
                                                           geçerli olmak üzere
                                                           yayımı olan 7.6.1998
                                                             tarihinde
Mevzuat inceleme
Mevzuat-İçtihat-Makale

KDV Filo Kiralama Şirketleri (Fleetcorp) Borçlarını Devir ALan Varlık Yönetim Şirketleri
Filo Kiralama Şirketlerinin Borçlarının Varlık Yönetim Şirketlerine Devri Halinde KDV
Trafik kazasında kusuru olmayan alkollü sürücüye kasko hasarı ödenir
Keşide tarihinin tahrif edildiği ve ibraz sürelerinin geçtiği çekler Borçlu olunmadığının Tespiti
İkinci Nesil İnternet Sitelerinin Hukuki Statüsü

Tüm Mevzuat


Avukat hukuk mevzuat kanun içtihat


Avukatlar hukuk mevzuat yasa law legal
Hukuki Net


Wiki Blog Legal News directory Turkish Law in English Hukuk Arama Motoru Güvenlik


© Hukuki NET - Ulusal ve uluslararası Hukuk Sitesi olma özelliğiyle gerek avukat gerek diğer hukukçu arkadaş ve gerekse vatandaşlara ev sahipliği yapan, eğitim ve bilimsel alışveriş yapma amaçlı bir " Hukuk Rehberi " dir. İçeriğinde hukuk dallarına göre kategorize edilmiş mevzuat, makale , kanun, forum, hukuk sözlüğü, hukuk programları ve hukuk siteleri dizini bulunan hukuk bilgi bankası sistemidir.
© Hukuki Net internette ve Türk hukukunda bir marka olmakla birlikte ticaret veya iş amaçlı bir site olmayıp, herhangi bir ticari kurum, kuruluş, bilgisayar programı firması vb. tarafından desteklenmemekte, finans kaynağı reklam ve ekseriyetle site yönetimi olan, ücretsiz ve açık kaynak nitelikli bir hukuk sitesidir. Bununla birlikte Sitenin tüm hakları saklı olup, telif hakkı içeren içeriği izinsiz yayınlanamaz, kopyalanamaz.
© Siteden yararlanmakla kullanım sözleşmesini kabul etmiş sayılmaktasınız. © Hukuki NET - Turkish Legal NetWork and Law Resources .

Hukuki NET Managed Dedicated Server Hizmetleri Netdirekt Hosting tarafından karşılanmaktadır.