Hukuk Forumları.
Üye Adı :
Şifreniz :
Şifreyi Anımsa


Üye Kayıt
  Anasayfa   Portal   Forumlar   Yönetim   SSS     Üye Kayıt
YENİ HUKUKİ NET : Hukuk Portalı  | Hukuki Net 2007  | Hukuk Forumları  | Aktif Konular  | Site Haberleri  | Hukuk Ansiklopedisi  | Hukuk Arama  | Anketler  | Hukuk Siteleri  | Anketler  | Hukuk ilanları  | Dilekçeler ve Hukuk Programları  | Hukuk Terimleri

| Üye | Aktif Üyeler | Aktif forumlar | Geçmiş forumlar | TC. Mevzuatı   | Osmanlı Dönemi Kanunları Numerik | 1920-1960 arası kanunlar (alfabetik) | 1920-1960 arası kanunlar (numerik) | 1960-1961 arası kanunlar (alfabetik) | 1960-1961 arası kanunlar (numerik) | 1962 den Bugüne kadar kanunlar (alfabetik) | 1962 den Bugüne kadar kanunlar (numerik) | Kanun Hükmünde Kararname | Tüzük | Yönetmelik | Talimatname | Muhtelif Mevzuat
Forum Kategorileri | Forum Arama | Programlar  |
Hukuk Arama Motoru | Site Ekle | Hukuk Güncel Haber | Mevzuat | Kanun | Khk. | Tüzük | Yönetmelik | İçtihat | Yarışma | Ne Yeni ? | Dizin 

HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU Mevzuat Listesi

                       HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU
                   Kanun Numarası       : 1086
                   Kabul Tarihi         : 18/6/1927
                   Yayımlandığı R.Gazete:Tarih:2,3,4/7/1927 Sayı: 622,623,624
                   Yayımlandığı Düstur  :Tertip:3  Cilt:8 Sayfa:760
                                  BİRİNCİ BAP
                                 Umumi hükümler
                                  BİRİNCİ FASIL
                                Vazife ve salahiyet
                                   BİRİNCİ KISIM
                                      Vazife

    Madde 1 - (Değişik: 26/2/1985-3156/1 md.)
    Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir.
    GÖrev,dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise, görevli mahkemenin
tespitinde,davanın açıldığı gündeki değer esas tutulmak üzere,aşağıdaki maddeler
hükümleri uygulanır. Faiz,icra tazminatı ve giderler görevin tespitinde hesaba
katılmaz.

    Madde 2 - Müddeabih para ise mahkemenin vazifesini tayinde miktarı esas it-
tihaz olunur.
    Müddeabih başka bir şey olup da iki taraf kıymetinde uzlaşmazlarsa kıymeti
davanın ikame edildiği mahkeme tarafından takdir ve tayin olunur.
    Haciz ve iflas muamelatından dolayı ikame edilecek istihkak davaları
hakkındaki ahkam mahfuzdur.

    Madde 3 - Müddeabih, birden ziyade ise miktar ve kıymetlerinin mecmuu esas
ittihaz olunur. Müddeabih bir tarafın birini ifa veya istifada muhayyer olduğu
iki veya daha ziyade şeylerden biri ise bunlardan hangisinin kıymeti ziyade ise
yalnız o nazarı dikkate alınır.
    Hakkı hiyar muayyen para ile diğer şeye taallük ettiği halde mahkemenin
vazifesini tayinde yalnız para esas ittihaz olunur.

    Madde 4 - Alacağın bir kısmı dava olundukta, eğer son kısım ise, mahkemenin
vazifesini tayinde müddeabihin kıymetine bakılır.
    Son kısım olmadığı ve alacağın tamamı da münazaalı olduğu takdirde alacağın
tamamı nazarı itibare alınır.
    Alacağın tamamı münazaalı değilse dava olunan kısma bakılır.

    Madde 5 - Mütekabil davanın miktar veya kıymeti asıl davanın miktar veya
kıymetinden çok ise mütekabil davanın kıymeti esastır.

    Madde 6 - Bir mülkün diğer bir mülke karşı irtifak hakkı dava olunduğu tak-
dirde işbu hakkın mütaallik olduğu iddia olunan mülke temin ettiği ziyadei kıy-
metle diğer mülke iras ettiği noksan kıymetten hangisi çok ise vazife onunla
taayyün eder.

    Madde 7 - (Değişik: 16/7/1981-2494/1 md.)
    Diğer bir mahkeme yahut idari makam veya yargı merciinin görevine giren bir
dava veya iş kendisine arz olunan mahkeme, duruşma yapmadan görevsizlik kararı
verebileceği gibi davanın her safhasında kendiliğinden görevli olmadığına da ka-
rar verir.
    Görev itirazı davanın her safhasında ileri sürülebilir.
    Bir dava, asliye mahkemesinde hükme bağlandıktan sonra, davanın sulh mahke-
mesinin görevi içinde olduğu ileri sürülerek üst mahkemede itirazda bulunulamaz.

    Madde 8 - (Değişik: 26/2/1985-3156/2 md.)
    Sulh mahkemesi:
    I - İflas davalarıyla vakfa ilişkin davalar hariç olmak üzere, mamelek hu-
kukundan doğan değer veya miktarı yüzmilyon lirayı geçmeyen davaları, (1)
    II - Dava konusu olan şeyin değerine bakılmaksızın:
    1. İcra ve İflas Kanununun onuncu babında yer alan 269 ve 272 nci ve sonra-
ki maddeleri hükümleri hariç olmak üzere, kira sözleşmesine dayanan her türlü
tahliye, aktin feshi yahut tesbit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira
alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaları,
    2. Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın gi-
derilmesine ait davaları,
    3. Taşınır ve taşınmaz mallarda yalnız zilyetliğin korunması ile ilgili
davaları.
    4. Türk Kanunu Medenisinin 163 üncü maddesinde yazılı tedbirleri ve bunla-
rın değiştirilmesi veya kaldırılması isteklerini,aynı Kanunun 95,159,173,261,271
inci maddeleri ile Borçlar Kanununun 91,92 nci maddelerinde mahkemeye veya haki-
me verilen işleri,
    5. Evlenmeye ve evlat edinmeye izin verilmesi isteklerini,
    6. Mirascılık belgesi verilmesi hakkındaki isteklerle, bu belgenin değişti-
rilmesi veya iptali davalarını,
    III - Bu ve diğer kanunların sulh mahkemesi veya hakimlerini görevlendirdi-
ği dava ve işleri,
    Görür.
                                İKİNCİ KISIM
                                 Salahiyet

    Madde 9 - (Değişik:30/4/1973-1711/1 md.)
    Her dava, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça açıldığı tarihte davalının Türk
Kanunu Medenisi gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülür.
___________________
(1) Bu benddeki miktar, 20/6/1996 tarih ve 4146 sayılı Kanunun 1 inci maddesi
    ile yüzmilyon liraya yükseltilmiş ve metne işlenmiştir.
Davalının ikametgahı belli değilse, davaya Türkiye`de son defa oturduğu yer
mahkemesinde bakılır.
    Davalı birden fazla ise, dava bunlardan birinin ikametgahı mahkemesinde
açılır.Şu kadar ki, kanunda dava sebebine göre davalıların tamamı hakkında ortak
yetkiyi taşıyan bir mahkeme belli edilmiş ise, davaya o mahkemede bakılır.
Ancak davanın, sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye
getirmek amacıyla açıldığı belirtiler veya başka delillerle anlaşılırsa mahkeme
onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.
    Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, davacının ikametgahı veya
eşlerin davadan evvel son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkeme-
sidir.

    Madde 10 -Dava,mukavelenin icra olunacağı veyahut müddeaaleyh veya vekili
dava zamanında orada bulunmak şartiyle akdin vuku bulduğu mahal mahkemesinde de
bakılabilir.

    Madde 11 - Aşağıdaki davalar müteveffanın ikametgahı mahkemesinde görülür:
    1 - Terekenin taksimine ve kısmetin butlan ve feshine ve mirasçılar arasın-
da terekenin idaresine ait iddialar,
    2 - Terekenin taksimi katisine kadar tereke aleyhine ikame olunan davalar.
    Terekeden bir mal hakkında istihkak davası, terekenin tahrir ve tesbiti za-
manında mal nerede bulunur ise orada dahi ikame olunabilir.
    Verasetin ispatına, miras hisselerinin tayinine mütedair davalar, mirasçı-
ların her birinin bulunduğu mahal mahkemesinde de rüyet olunabilir.

    Madde 12 - Haczi ihtiyatiden sonra haciz kararının müstenidi olan alacak
davası haciz kararını veren mahkemede de ikame olunabilir.

    Madde 13 - Gayrimenkule mütaallik davalar, gayrimenkulün bulunduğu mahal
mahkemesinde ikame olunur.
    Gayrimenkule mütaallik dava sebebi ne olursa olsun gayrimenkulün aynına ve-
ya gayrimenkul üzerinde bir hakka veya muvakkat olsa bile anın zilyedliğine ve-
yahut hakkı hapsine mütedair olanlardır. İrtifak haklarına dair iddialarda, üze-
rine irtifak hakkı taallük eden malın bulunduğu mahal mahkemesi selahiyettardır.
    Dava birden ziyade gayrimenkule ait ise gayrimenkullerden birinin bulunduğu
mahal mahkemesinde ikame olunur.

    Madde 14 - Davayı asliyenin ikame olunduğu mahkeme davayı mütekabileye dahi
bakmağa salahiyettardır.

    Madde 15 - Bir dava münasebetiyle iki taraf vekillerinin ücret ve masraf
iddiaları miktarı herneye baliğ olursa olsun o davaya bakan mahkemede görülür.

    Madde 16 - Türkiye dahilinde malüm ikametgahı olmıyanlar aleyhindeki mal
davaları Türkiye`de sakin oldukları mahal mahkemesinde ve Türkiye`de malüm mes-
keni yoksa emvalinin veya munazaalı şeyin veya teminatı varsa o teminatın bulun-
duğu mahal mahkemesinde bakılır.

    Madde 17 - Hakiki veya hükmi bir şahsın muhtelif mahallerde şubeleri bulun-
duğu takdirde o şubenin muamelesinden dolayı iflas davası müstesna olmak üzere
o şubenin bulunduğu mahalde dahi dava ikame olunabilir. Şirket ve cemiyetlerin
ve tesislerin kendi işlerine mütaallik olmak üzere azası aleyhine ve azanın bu
sıfatla yekdiğeri aleyhlerine ikame edecekleri dava bu şirket, cemiyet veya
tesisin ikametgah addolunan mahal mahkemesinde bakılır.
*

    Madde 18 - (Mülga:20/5/1982-2675/46 md.)

    Madde 19 - Sigorta mukavelesinden mütevellit tazminat davası sigorta emvali
gayrimenkuleye veya muayyen bir yerde kalması şart kılınan  emvali menkuleye
müteallik ise emvali mezkürenin bulunduğu ve vaziyeti icabı müstakar olmıyan
emvale mütaallik ise tehlikenin hadis olduğu ve hayat sigortalarında sigorta
olunan şahsın ikametgahının bulunduğu mahallerde dahi ikame edilebilir.
    Bu kanunun meriyetinden sonra sigorta mukavelelerine bu maddeye muhalif
konulacak şartların hükmü yoktur.
    Bu madde bahri sigortalara şamil değildir.

    Madde 20 - Memur, asker, mektep talebesi, amele, çırak ve hizmetçi gibi bir
mahalde muvakkaten sakin bulunanların oradaki ikametleri meşguliyetlerine göre
uzunca bir zaman devam edebilecek ise bu kabil kimseler aleyhine alacak ve em-
vali menkule davaları bulundukları mahal mahkemesinde bakılabilir.

    Madde 21 - Haksız bir fiilden mütevellit dava o fiilin vuku bulduğu mahal
mahkemesinde ikame olunabilir.

    Madde 22 - Mahkemenin salahiyeti intizamı amme esasına binaen tayin edilme-
miş olan hallerde iki taraf bir veya mütaaddit muayyen hususa mütaallik ihtilaf-
larının salahiyettar olmıyan mahal mahkemesinde görülmesini tahriren mukavele
edebilirler. Bu halde işbu mahal mahkemesi o davaya bakmaktan imtina edemez.

    Madde 23 - Salahiyettar olmıyan bir mahkemede aleyhine dava ikame olunan
kimse esasa girişmezden evvel bu bapta itirazda bulunmazsa o mahkemenin salahi-
yetini kabul etmiş addolunur. Şu kadar ki munhasıran iki tarafın arzularına tabi
olmıyan mesail bundan müstesnadır.Mahkeme bu nevi davalarda hitamı mahkemeye
kadar re`sen veya iki taraftan birinin talebi üzerine ademi salahiyet kararı
verir. Mahkemenin salahiyattar olmadığını iddia eden taraf salahiyettar mahkeme_
yi beyana mecburdur.

    Madde 24 - Teşkilatı Esasiye Kanunu ve Kanunu Medeni ve sair adli kanunlar
ve muahedeler ile salahiyet hakkında vazolunan hükümler mahfuzdur.

    Madde 25 - (Değişik:26/2/1985-3156/3 md.)
    Yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına fiili veya hukuki bir engel çıktığı
veya iki mahkemenin yargısal sınırları kapsamının belirlenmesinde tereddüt edil-
diği takdirde, yetkili mahkemenin tayini için Yargıtaya başvurulur.
    İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdik-
leri kararlar temyiz edilmeksizin kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili
mahkeme Yargıtayca belirlenir.
    Yargıtayca verilen merci tayini kararları ile temyiz incelemesi sonucu ke-
sinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahke-
meyi bağlar.

    Madde 26 - Tayini merci hakkında tetkikat evrak üzerine icra olunabilir.

    Madde 27- Mahkeme vazifedar veya salahiyettar olmadığından dolayı dava arzu-
halinin reddine karar verdiği takdirde arzuhali ve dava dosyasını ait olduğu
mahkemeye gönderir ve yeniden harç alınmaz.
                                 İKİNCİ FASIL
                       Hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi

    Madde 28 - Hakim aşağıdaki hallerde davaya bakmaktan memnudur. Talep edilme-
se bile bizzat istinkafa mecburdur:
                                                                              *
    1 - Kendisine ait olan veyahut doğrudan doğruya veya dolayısiyle alakadar
olduğu davalarda,
    2 - Aralarında evlilik rabıtası mürtefi olsa bile karısının davasında
ve neseben veya sebeben usul ve füruunun veya üçüncü dereceye kadar (bu derece
dahil) neseben veya kendisiyle sıhriyet hasıl olan evlilik mürtefi olsa dahi
ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sebeben civar hısımlarının veya
aralarında evlatlık rabıtası bulunanın davasında,
    3 - İki taraftan birinin vekili veya vasisi veya kayyımı sıfatiyle hareket
ettiği davalarda,
    4 - Hini davada heyeti idaresinden bulunduğu cemiyete, belediyeye veya diğer
hükmi bir şahsa ait davalarda.

    Madde 29 - Aşağıdaki hallerde hakim bizzat kendisini reddedebilir veya iki
taraftan biri canibinden reddolunabilir:
    1 - Davada iki taraftan birine nasihat vermiş veya yol göstermiş olması,
    2 - Davada iki taraftan biri veya üçüncü şahıs muvacehesinde kanunen icap
etmeden reyini beyan etmiş olması.
    3 - Davada şahit veya ehlihibre veya hakem ve yahut hakim sıfatiyle
dinlenmiş veya hareket etmiş olması,
    4 - Davanın dördüncü dereceye kadar (bu derece dahil) civar hısımlarına
ait bulunması,
    5 - Dava esnasında iki taraftan birisiyle davası veya aralarında bir
düşmanlık bulunması,
    6 - Umumiyetle hakimin bitaraflığından şüpheyi mucip esbabı mühimme
bulunması.

    Madde 30 - Davaya bakmaktan memnu bulunan hakim ancak iki tarafı teşkil
edenlerin cümlesinin sarih ve tahriri muvafakatleri ile muhakemede hazır
bulunabilir. Aksi takdirde memnuiyet sebebinin hadis olduğu tarihten itibaren
o hakim huzuriyle yapılan bilumum muameleler mafevk mahkemesinin karariyle
iptal olunabilir. Hüküm ve kararlar ise her halde iptal olunur. Hakim masarifi
muhakeme ile mahkum edilebilir.

    Madde 31 - Hakim reddini mucip sebeplerden biri varken bizzat istinkaf
etmezse iki taraftan biri ret talebinde bulununcaya kadar davaya bakabilir.
    İki taraf muvafakat etseler bile ret sebeplerinden biri varsa, hakim
 bizzat istinkaf edebilir.

    Madde 32 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/3 md.)
    Bir hakim reddini gerektiren sebepleri bildirerek davaya bakmaktan
çekinirse, ret istemini incelemeye yetkili olan merci, bu çekinmenin yerinde
olup olmadığına karar verir.

    Madde 33 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/4 md.)
    Hakimin reddi dilekçesi reddolunacak hakimin mensup olduğu mahkemeye
verilir, Vekilin, hakimin reddi isteminde bulunabilmesi bu konudaki yetkisinin
vekaletnamede açıkça belirtilmiş olması şartına bağlıdır.
    Hakimin reddi istemi, reddi istenen hakim katılmaksızın mensup olduğu
mahkemece incelenir. Reddedilen hakimin iştirak etmemesinden dolayı mahkeme
teşekkül edemez veya mahkeme tek hakimden oluşuyor ise, ret istemi o yerde
asliye hukuk hakimliği görevini yapan diğer mahkeme veya hakim tarafından
incelenir.
yerdeki asliye hukuk hakimliği görevi bir hakim tarafından yerine getiriliyorsa
o hakim hakkındaki ret istemi, asliye ceza hakimi varsa onun tarafından, yoksa
en yakın asliye hukuk mahkemesince incelenir.
    Sulh hukuk hakimi reddedildiği takdirde, ret istemi o yerdeki diğer
sulh hukuk hakimi tarafından incelenir. Sulh Hukuk hakimliği görevi tek hakim
tarafından  yerine getiriliyorsa ret istemi, bulunma sıralarına göre, o yerdeki
sulh ceza hakimi, asliye hukuk hakimi, asliye ceza hakimi, bunların da
bulunmaması halinde en yakın yerdeki sulh hukuk hakimi tarafından incelenir.

    Madde 34 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/5 md.)
    Hakimin reddi sebebini bilen tarafın ret isteğini en geç ilk oturumda
bildirmesi gerekir. Taraf, ret sebebini davaya bakıldığı sırada öğrenmiş ise
en geç ondan sonraki ilk oturumda yeni bir işlem yapılmadan önce bu isteğini
hemen bildirmek zorundadır. Belirtilen sürede yapılmayan ret isteği dinlenmez.
    Hakimin reddi dilekçe ile olur. Bu dilekçede, ret isteğinin dayandığı
durum ve olaylarla delillerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi
gerekir.
    Ret isteğinden vazgeçmek hükümsüzdür.
    Hakimi reddeden taraf, dilekçesini karşı tarafa tebliğ ettirir. Karşı
taraf  buna beş gün içinde cevap verebilir. Bu süre geçtikten sonra başkatip
tarafından ret dilekçesi, varsa karşı tarafın cevabı ve ekleri dosya ile
birlikte reddi istenen hakime verilir. Hakim beş gün içinde dosyayı inceler
ve ret sebeplerinin yerinde olup olmadığı hakkındaki düşüncesini yazı ile
bildirerek dosyayı hemen merciine gönderilmek üzere başkatibe verir.
    Ret sebepleri yazılı delillere dayanmıyorsa merci, isteği reddetmekte
veya gösterilen tanıkları dinleyerek bir karar vermekte serbesttir.
    Ret sebebi sabit olmasa bile merci bunu muhtemel görürse ret isteğini
kabul edebilir.
    Ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamaz.
    Hakimi çekinmeye davet hakimin reddi hükmündedir.

    Madde 35 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/6 md.)
    Hakimin reddi istemi aşağıdaki hallerde kabul edilmeyerek geri çevrilir.
    1. Ret isteği zamanında yapılmamışsa,
    2. Ret sebebi veya inandırıcı delil gösterilmemişse,
    3. Ret isteminin davayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa.
    Bu hallerde ret isteğinin, toplu mahkemelerde reddedilen hakimin müzake-
reye  katılmasıyla, tek hakimli mahkemelerde de reddedilen hakimin kendisi
tarafından geri çevrilmesine karar verilir.
    Bu kararlar aleyhine ancak hükümle birlikte temyiz yoluna başvurulabilir.

    Madde 36 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/7 md.)
    Hakimin reddi istemine ilişkin karar duruşma yapılmaksızın verilebilir.
    Reddi istenen hakim ret hakkında merci tarafından karar verilinceye kadar
o davaya bakamaz. Şu kadar ki gecikmesinde zarar umulan iş ve davalar bunun
dışındadır. Daha önce hakkındaki ret isteği mercice reddolunan hakimin aynı du-
rum ve olaylara dayanılarak yeniden reddedilmesi hali de hakimin davaya bakma-
sına engel teşkil etmez.
    Merci ret isteğini kabul etmezse, reddi istenen hakim davaya bakmaya
 devam eder.
    Hakimin reddi isteğinin merci tarafından usul veya esas yönünden kabul
edilmemesi halinde istekte bulunanların her birinden bin liradan onbin liraya
kadar para cezası alınmasına hükmolunur. Birden çok hakim bir arada reddedil-
mişse para cezasının üst sınırı uygulanır.
    Hakim hakkında aynı davada aynı tarafça ileri sürülen ret isteğinin reddi
halinde verilecek para cezası bir önceki para cezasının iki katından az olamaz.
    Bu para cezasının tahsili için davaya bakacak mahkeme dosyanın gelişi
tarihinden başlayarak onbeş gün içinde gereğini yapar. Merci kararının bozulması
halinde, tahsil olunmuş para cezası ilgilinin isteği üzerine geri verilir.

    Madde 36/A - (Ek: 16/7/1981 - 2494/8 md.)
    Esas hüküm bakımından temyiz yolu kapalı bulunan dava ve işlerde hakimin
reddi istemi ile ilgili merci kararları kesindir.
    Esas hüküm bakımından temyiz yolu açık bulunan dava ve işlerde, ret iste-
mi hakkındaki merci kararları tefhim veya tebliği tarihinden itibaren yedi gün
içinde temyiz edilebilir; bu halde 433 ncü madde hükmü uygulanmaz. Yargıtay dai-
relerinin bu husustaki kararlarına uymak zorunludur.
    Ret isteminin reddine ilişkin merci kararının Yargıtayca bozulması veya ret
isteminin kabulüne dair merci kararının Yargıtayca onanması halinde, ret sebebi-
nin doğduğu tarihten başlayarak, reddedilen hakimce yapılmış olan ve ret iste-
minde bulunan tarafından itiraz edilen esasa etkili işlemler, davaya daha sonra
bakacak hakim tarafından iptal olunur.

    Madde 37 - Reddi hakim esbabına müsteniden davanın zabıt katibi de red-
dolunabilir. İşbu ret talebi katibin ifayı vazife eylediği mahkeme tarafından
tetkik olunur.
                                 ÜÇÜNCÜ FASIL
                                  Taraflar
                                BİRİNCİ KISIM
                             Tarafların ehliyeti

    Madde 38 - Davaya ehliyet Kanunu Medeni ile tayin olunmuştur.

    Madde 39 - Ehliyeti haiz olan hükmi şahıslar, kanuni uzuvları vasıtasiyle
ve icap eden mezuniyeti istihsal ile hareket ederler.
    Aksi halde hakim tayin edeceği müddet zarfında şeraitin ikmali için muhake-
meyi talika mecbur olduğu gibi davanın her halinde taraflardan her biri de bunu
talep edebilir. Ancak müstacel işlerde hakim davanın muvakkaten devamına karar
verebilir.

    Madde 40 - Hakimin tayin ettiği müddet zarfında şeraiti lazime ikmal olun-
mazsa yapılan muamele hükümsüz addolunur. Şu kadar ki kanunen davanın takibi
bir makamın mezuniyetine mütevakkıf ise hakim bu makamı haberdar etmek şartiyle
yeni bir mühlet de verebilir.

    Madde 41 - İki taraftan birinin vefatı halinde diğer tarafın, talebiyle
hakim davanın takibi için bir kayyım tayin edebilir.

    Madde 42 - Taraflardan birinin vesayet altına alınması veya kendisine ka-
nuni bir müşavir tayin edilmesi talep edilir ise hakim bu hususta kati bir
karar verilinceye kadar muhakemeyi talik edebilir.
    Taraflardan biri icabı kanuniye binaen şifahaneye konulmuş veya ihtilat-
tan meni ve tecrit edilmiş olup da asaleten veya vekaleten mahkemede bulunması
mümkün değilse kezalik o kimse hakkında davayı takip için bir kayyım tayin olu-
nuncıya kadar muhakeme talik olunabilir.
                                İKİNCİ KISIM
                    Tarafların taaddüdü, davanın tefrik ve tevhidi

    Madde 43 - Birden ziyade kimseler aşağıdaki hallerde birlikte dava ikame
edebilecekleri gibi birlikte aleyhlerine de dava ikame olunabilir:
    1 - Müddeiler veya müddeaaleyhler arasında müddeabih olan hak veya borcun
iştirak halinde bulunması veyahut müşterek bir muamele ile hepsinin lehine bir
hak taahhüt edilmiş olması veya kendilerinin bu suretle taahhüt altına girme-
leri,
    2 - Davanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi,

    Madde 44 - Müctemian müddei veya müddeaaleyh olanlar birlikte hareket
ederler. Ancak bunlardan biri hususi bir iddia veya müdafaa vasıtasına malik
ise onu ayrıca kullanabilir. Birlikte hareket edenler herhalde davaya bakan
mahkemenin, dairei kazası dahilinde müşterek bir ikametgah göstermeğe
mecburdurlar.

    Madde 45 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/9 md.)
    Aynı mahkemede görülmekte olan davalar, aralarında bağlantı bulunması
halinde, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece
birleştirilebilir.
    Davalar ayrı mahkemelerde açılmış ise, bağlantı nedeni ile birleştirme
talebi ikinci davanın açıldığı mahkeme önünde ilk itiraz olarak ileri sürüle-
bilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, ilk itirazın kabulüne ve davaların
birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra bununla bağlıdır.
    Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğe-
rini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır.
    (Değişik: 26/2/1985 - 3156/4 md.) Temyiz mercii ayrı olan davaların bu
madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu halde temyiz incele-
mesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait ka-
rarları inceleyen Yargıtay dairesince yapılır.

    Madde 46 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/10 md.)
    Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlik-
te açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her saf-
hasında, istek üzerine veya kendiliğinden karar verebilir.

     Madde 47 - Kanunu Medeni mucibince müştereken dava ikame etmeleri veya
aleyhlerine ikame olunması iktiza edenlerin davalarında tefrik kararı verile-
mez.

    Madde 48 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/11 md.)
    Birleştirme ve ayırma istekleri, dilekçe ile veya duruşmada sözlü olarak
da yapılabilir.
    Aynı mahkemede görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve
ayırma hususundaki kararlar hakkında ancak hükümle birlikte temyiz yoluna gi-
dilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına bozma sebebi teşkil etmez.
                                 ÜÇÜNCÜ KISIM
                                 Davanın ihbarı

     Madde 49 - İki taraftan biri davayı kaybettiği takdirde üçüncü şahsa rücu
hakkı olduğu mülahazasında bulunursa makamına kaim olarak davayı takip veya
davada üçüncü şahıs sıfatiyle kendisine iltihak etmesi lüzumunu o şahsa ihbar
edebilir.
    Davanın her halinde ihbar caizdir. Şu kadar ki ihbar için iki tarafın biri
canibinden vuku bulacak mühlet talebi davanın ikamesini veya davada rücuu icap
eden vasıtanın mahkemeye arzını mütaakıp dermeyan edilmezse mühlet verilemez.

    Madde 50 - Üçüncü şahıs ihbar eden kimsenin makamına kaim olarak davayı
takip etmeği kabul ederse davayı kendi namına takip edemeyip yalnız ihbar eden
şahsı temsil eder.

    Madde 51 - Üçüncü şahıs ihbar eden kimsenin makamına kaim olarak davayı
takip veya davaya müdahale eylemediği halde bu hususu ihbar eden kimse davada
bulunmağa mecburdur. Şu kadar ki ihbar tarihinden itibaren üçüncü şahsa karşı
yalnız hilesinden veya ağır kusurundan mesuldür.

    Madde 52 - Kendisine ihbar vakı olan üçüncü şahıs o hususta başkasına
hakkı rücuu olduğu mülazahasında ise kendisi de o kimseye keyfiyeti ihbar ede-
bilir. Bu suretle ihbarın tevalisi caizdir. Bu gibi hallerde hakim ancak zaruri
olan mühletleri verir ve mühlet talep edenlerden teminat da istiyebilir.
                              DÖRDÜNCÜ KISIM
                         Üçüncü şahsın müdahalesi

    Madde 53 - Hakkı veya borcu bir davanın neticesine bağlı olan üçüncü şahıs
iki taraftan birine iltihak için davaya müdahale edebilir.

    Madde 54 - Müdahale talebi muhakeme bitinciye kadar dermeyan olunabilir
ve davayı asliyenin cereyanı talik olunur. Müdahale talebi arzuhal ile olur.
    Tahkikat hakimi tarafından tayin olunacak muhakeme günü arzuhale işaret
edilerek suretleri iki tarafa tebliğ olunur.

    Madde 55 - Tayin olunan günde iki taraftan her biri müdahale talebine iti-
raz edebilir ve işbu itiraz tahkikat hakimi tarafından hadiseler hakkındaki
usule tevfikan tetkik ile karar verilir.

    Madde 56 - Müdahale talebinin kabulü halinde müdahil ancak davayı bulunduğu
noktadan itibaren takip edebilir.

    Madde 57 - Müdahil iltihak ettiği tarafla birlikte hareket eder. Fakat hü-
küm iltihak olunan tarafa muzaf olarak verilir. Mahkeme iltihak olunan tarafla
müdahil arasında tahaddüs edecek hakkı rücu davasını birlikte halledebilir.

    Madde 58 - İşbu fasıl ahkamı kanunen müddeiumuminin müdahalesi lazımgelen
hukuk davalarında da tatbik olunur.
                             DÖRDÜNCÜ FASIL
                           İki taraf vekilleri

    Madde 59 - Dava ikamesine ehil olan her şahıs davasını bizzat veyahut in-
tihap edeceği vekil vasıtasiyle ikame ve takip edebilir.
    Kanuni mümessiller dahi bu hakkı haizdir.

    Madde 60 - Davaya vekalet, aşağıdaki hükümler müstesna olarak Kanunu
Medeninin umumi hükümlerine tabidir.

    Madde 61 - (Değişik: 19/3/1969 - 1136/194 md.)
    Davaya vekalet deruhte etmesine kanunen imkan bulunmıyan vekil mahke-
meye kabul olunmaz. Bu takdirde, mahkemeye kabul edilmiyen vekilin müvekkiline,
keyfiyetten bahisle, bir defaya mahsus olmak üzere re`sen davetiye gönderilir.

    Madde 62 - Kanunen salahiyeti mahsusa itasına mütevakkıf hususlar müs-
tesna olmak üzere vekalet, hüküm katiyet kesbedinciye kadar davanın takibi için
icap eden bilümum muameleleri ifaya ve hükmün icrasına ve masarifi muhakeme-
nin tahsiliyle bundan dolayı makbuz itasına ve kendisi aleyhinde de işbu muame-
latın kaffesinin ifa edilebilmesine mezuniyeti mutazammındır.
    İşbu mezuniyeti takyit edecek bütün kayıtlar diğer taraf indinde gayri
 muteber addolunur.

    Madde 63 - Sarahaten mezuniyet verilmemişse vekil sulh olamaz ve aharı
tahkim veya ibra ve davadan hiçbir suretle feragat veya hasmın davasını ve
teklif olunan yemini kabul veya mahkümünbihi kabız ve haczi fekkedemez. Yeminin
kabul veya reddini beyan için salahiyet ancak yemin edecek kimse tarafından ye-
min teklif olunan meseleye ittıla kesbettikten sonra verilebilir.

    Madde 64 - Davaya müteaddit vekil tayin olunmuş ise her biri münferiden
icrayı vekalet edebilir. Hilafına vuku bulan şart hasım indinde muteber değil-
dir.

    Madde 65 - Katibiadil, nahiye meclisi veya ihtiyar heyeti veyahut sulh ha-
kimi tarafından imzası musaddak bir vekaletname ile vekaletini vekil ispat etme-
ğe ve vekaletnamenin aslını veyahut musaddak suretini dava dosyasına konulmak
üzere vermeğe mecburdur. Şu kadar ki nahiye meclisi, ihtiyar heyeti veya sulh
hakimi tarafından tasdik edilecek vekaletname ancak sulh hakimleri huzurunda
görülecek davalar hakkında muteberdir. Devairi resmiye vekillerine mensup olduk-
ları daire amiri tarafından usulüne muvafık surette verilen vekaletnameler, mu-
teber olup ayrıca tasdika tabi değildir.

    Madde 66 - Davanın her halinde ve esas hakkındaki hükme kadar vekaletna-
menin aslı istenilebileceği bunun kafi veya usulüne muvafık olmadığı hakkında da
itiraz olunabilir.

    Madde 67 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/12 md.)
    Vekaletnamenin aslını veya örneğini vermeyen vekil dava açamaz ve yargıla-
ma ile ilgili hiçbir görev yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar umulan hal-
lerde mahkeme, verecegi kesin bir süre içinde vekaletnamesini getirmek şartıyla
vekilin dava açmasına veya usul işlemleri yapmasına izin verebilir. Bu süre
içinde vekaletname verilmez veya aynı süre içinde asil, yapılan işlemleri kabul
ettiğini dilekçe ile mahkemeye bildirmezse dava açılmamış sayılır ve yapılan
işlemler hükümsüz kalır. Bu durumda vekil, oturum harcı ile diğer yargılama
giderleri ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahküm edilir.
    Bunları kötü niyetle yapan vekil aleyhine ceza takibi yapılmak ve disip-
lin cezası uygulanmak üzere Cumhuriyet Savcılığına ve vekilin bağlı olduğu baro
başkanlığına yazı gönderilir.
    Bir tarafın vekil tutmak istemesi, vekilini azletmesi, vekilin istifa et-
mesi, kendisinin yahut vekilinin dosyayı incelememiş bulunmaları sebebiyle yar-
gılama başka bir güne bırakılamaz. Ancak vekil tutulmaması veya dosyanın incele-
nememesi kabul olunabilir bir özüre dayanıyorsa hakim bir defalık kısa bir süre
verebilir. Verilen süre sonunda, vekil oturuma gelmemiş veya dosya incelenmemiş
olsa bile davaya devam olunur.
    Vekaletname aslının veya onanmış örneğinin her dosya için ayrı ayrı veril-
mesi zorunludur.

    Madde 68 - Müvekkili namına muamele yapmış olan vekil nefsini azlettiğini
veya müvekkili tarafından azlolunduğunu dava zaptına kayıt veya tebliğ ettiril-
mek suretiyle diğer tarafa bildirmedikçe, istifa ve azlin o taraf hakkında hükmü
yoktur.

    Madde 69 - Vekilin esnayı muhakemede müvekkili huzurunda vakı beyanatı
müvekkili tarafından derhal tekzip edilmezse müvekkilden sadır olmuş addolunur.

    Madde 70 - Davasını bizzat takip eden kimse huzuru mahkemede münasip
olmıyan hal ve tavırda bulunur ise hakim kendisine ihtar eyler. Buna da riayet
etmezse hakim derhal dışarıya çıkarılmasını emir ve icabı halinde kendisini
vekil tayinine icbar eder. Vekil tayin etmediği surette gıyaben muhakeme icra ve
hükmolunur.
    Vekil, münasip olmıyan hal ve tavırda bulunursa yukarki fıkralar mucibince
mahkemeden çıkarılır ve mahkemece kati lüzum görülürse bu bapta esbabı mucibenin
zikriyle tayin edeceği müddet zarfında başka bir vekil göndermesinin asile teb-
liğine karar verilir.
    Müvekkil mahkemece tayin olunan müddet zarfında diğer bir vekil gönder-
mezse mahkemeye gıyaben bakılır.

    Madde 71 - Tahkikat hakimi iki taraftan birinin layıkiyle davasını takip
edecek ehliyette olmadığını görürse bir vekili refakatine alınmasını emredebilir
o kimse emre riayet etmezse muhakeme gıyaben icra olunur.
                              BEŞİNCİ FASIL
                        İki tarafın hak ve vazifeleri

    Madde 72 - Hakim iki taraftan birinin talebi olmaksızın re`sen bir davayı
tetkik ve halledemez.

    Madde 73 - Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı
istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tev-
fikan davet etmedikçe hükmünü veremez.

    Madde 74 - Kanunu Medeni ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere hakim
her iki tarafın iddia ve müdafaalariyle mukayyet olup ondan fazlasına veya başka
bir şeye hüküm veremez. Tahakkuk edecek hale göre talepten noksan ile hüküm
caizdir.

    Madde 75 - Kanunun tayin eylediği istisnalardan başka hallerde hakim iki
taraftan birinin söylemediği şeyi veya iddia sebeplerini re`sen nazarı dikkate
alamaz ve onları hatırlatabilecek hallerde dahi bulunamaz.
    Ancak müphem ve mütenakız gördüğü iddia veya sebepler hakkında izahat
istiyebilir.
    Hakim davanın her safhasında iki tarafın iddiaları hududu dahilinde olmak
üzere kendilerini istima ve lazım olan delillerin ibraz ve ikamesini emre-
debilir.

    Madde 76 - Hakim re`sen Türk kanunları mucibince hüküm verir. Ancak bir ec-
nebi hukukunun tatbikı lazım olan hallerde, buna istinat eden taraf o kanun hük-
münü ispatla mükelleftir. İspat olunmazsa Türk kanunları mucibince hükmolunur.

    Madde 77 - Hakim tahkikat ve muhakemenin mümkün olduğu derecede sürat ve
intizam dairesinde cereyanına ve beyhude masrafa meydan verilmemesine dikkatle
mükelleftir.

    Madde 78 - Hakim muhakeme adabı haricinde çıkan tarafı meneder.
    Okunamıyan veya münasebetsiz olan evrak iade edilir. Ve yeniden tanzim
için münasip bir mühlet verilir. Bu mühlet zarfında tanzim olunmazsa yeniden
mühlet verilemez.

    Madde 79 - Kanunen sarahat olmadıkça hiç kimse kendi lehine olan davayı
ikameye veya hakkını talebe icbar olunamaz.

    Madde 80 - İki tarafın veya hakimin, zahir ve açık olan yazı ve hesap ha-
taları daima tashih olunabilir. Bu tashih neticesinde bir münazaa, mahiyetini
değiştirir veya halledilmiş bulunursa masarifi muhakemeyi tayinde bu cihet naza-
rı dikkate alınır.

    Madde 81 - (Değişik: 4/7/1956 - 6769/1 md.)
    Günlük muhakeme listesinde yazılı işlerle keşif ve delillerin tesbiti gibi
yapılması zaruri veya müstacel görülen işler müstesna olmak üzere mahkemeler,
resmi çalışma saati dışında ve resmi ve adli tatil günlerinde, hiç bir adli mua-
mele yapamazlar.
    (İkinci fıkra Mülga: 11/2/1959 - 7201/62 md.)

    Madde 82 - Esaslı merasime riayet edilmeksizin yapılan usule mütaallik
muameleler bu bapta menfaati bulunan kimsenin davayı takipten evvel talebi seb-
kederse iptal olunur.
    Umumi intizamı veya muamelei usuliyenin istihdaf ettiği maksadı temin mü-
lahazasiyle vazolunan ahkam esaslı merasimden addolunur.
    Esaslı olmıyan merasime riayet edilmezse bu bapta menfaati olan kimsenin
davayı takipten evvel talebi sebkederse tashih veya ikmal olunur.
                              ALTINCI FASIL
                                 Islah

    Madde 83 - İki taraftan her biri usule mütaallik olarak yaptığı muameleyi
tamamen veya kısmen ıslah edebilir. Aynı davada her taraf ancak bir kere ıslah
hakkını kullanabilir.

    Madde 84 - lslah, tahkikata tabi olan davalarda tahkikat bitinciye kadar ve
tabi olmıyanlarda muhakemenin hitamına kadar yapılabilir.

    Madde 85 - Islah, muayyen celsede diğer taraf hazır olduğu halde yapıla-
bileceği gibi evvelemirde o tarafa tebliğ edilmek şartiyle arzuhal ile de yapı-
labilir.

    Madde 86 - Islah eden taraf bu tarihe kadar olan dava masrafiyle diğer taraf
için - takdir olunacak zarar ve ziyanı davada mahküm olmuş gibi derhal mahkeme
veznesine vermeğe mecburdur. Aksi halde ıslah yapılmamış addolunur.
    İleride zarar ve ziyanın fazla veya noksanlığı sabit olursa fazlayı, tazmin
ve noksanı istirdat eder.

    Madde 87 - Islah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren usule
mütaallik bilcümle muamelelerin yapılmamış addolunmasını müstelzimdir. Ancak
hakim huzurunda sebkeden ikrarlarla bir mahallin keşif ve muayenesi üzerine tes-
bit olunan hali mübeyyin her nevi zabıt varakalarının ve ehli hibre raporlarının
münderecatı ve şahitlerin şahadetleri mahfuzdur. Şu kadar ki ıslahtan sonra ce-
reyan edecek tahkikat neticesinde tebeyyün edecek hal, mezkür reylerin nazara
alınmasını icap etmezse bunlara da olmamış nazariyle bakılır.(Son tümce iptal : Ana.
Mah.nin 20/7/1999 tarih ve E.1999/1, K: 20/7/1999 sayılı kararı ile)

    Madde 88 - Islah eden taraf davasını kamilen ıslah ettiği ve bunun tebliğ
tarihinden itibaren üç gün zarfında yeni bir dava ikame eylemediği halde davası
iptal olunur.

    Madde 89 - Davasını tamamen ıslah eden müddei iptal tarihinden itibaren
üç ay zarfında yeniden dava ikame eylemezse davasından feragat etmiş addolunur

    Madde 90 - Islah hakkının, mücerret hasmı izaç ve davayı sürüncemede bırak-
mak  gibi fena bir maksatla kullanıldığı karinei haliye ile anlaşılırsa, hakim
ıslah talebinde bulunan kimseyi diğer tarafın bilümum zarar ve ziyanını tazmin
ile mahküm ettikten başka yüz liraya kadar cezayı nakdiye de mahküm edebilir.
                              YEDİNCİ FASIL
                             Feragat ve kabul

    Madde 91 - Feragat, iki taraftan birinin neticei talebinden vazgeçmesidir.

    Madde 92 - Kabul, iki taraftan birinin diğerinin neticei talebine muvafakat
etmesidir.

    Madde 93 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/13 md.)
    Feragat ve kabul beyanı dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak
yapılır.

    Madde 94 - Feragat veya kabul eden taraf mahkum olmuş gibi masarifi mu-
hakemeyi tediyeye mecburdur.
    Şu kadar ki müddeaaleyh hal ve vaziyeti ile aleyhine dava ikamesine sebe-
biyet vermemiş ve ilk muhakeme celsesinde de müddeinin iddiasını kabul etmiş ise
masarifi muhakeme ile ilzam olunamaz.
    Feragat veya kabul neticei talebin yalnız bir kısmı hakkında ise masarifi
muhakeme buna göre tayin olunur.

    Madde 95 - Feragat ve kabul, kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl eder.
    Bilbeyyine hükme raptı kanunen mecburi olan hallerde müddeaaleyh müddeinin
neticei talebini kabul ederse müddeaaleyhin davada devamı huzuru mecburi değil-
dir ve bu kabul bundan başka hukuki bir netice husule getirmez.
                                 SEKİZİNCİ FASIL
                                     Teminat

     Madde 96 - Bir davada verilecek teminat mahkemenin takdir edeceği nakit
veya mahkemece kabul olunacak sehim ve tahvil veya gayrimenkul rehin veyahut
muteber bir banka kefaleti veya katibiadilden musaddak senetle kefil iraesi
suretiyle yapılır. İki taraf teminatın nevi ve şeklini mukavelenamelerinde
tasrih etmişlerse teminat ona göre tayin olunur. Kanunun başka şekilde teminat
gösterilmesine müsaade ettiği haller bundan müstesnadır.

     Madde 97 - Türkiye`de Kanunu Medeni mucibince ikametgahı olmıyan müddei
veya davaya müdahale eden kimse diğer tarafın muhtemel zarar ve ziyaniyle masa-
rifi muhakemesine mukabil 96 ncı madde mucibince teminat göstermeğe mecburdur.
     İşbu kaide tahkikat ve muhakeme esnasında ikametgahını ecnebi memlekete
nakledenler hakkında da caridir. Muahede hükümleri mahfuzdur.

     Madde 98 - Teminat talebi davanın ikamesini mütaakıp ve esasa girişilmezden
evvel veya Türkiye haricinde mukim olan kimse davaya dahil olur olmaz dermeyan
edilmek lazımdır.
     Davanın rüyeti esnasında ikametgahını ecnebi memlekete nakledenler hakkında
teminat talebi nakil keyfiyetinin diğer tarafa bildirilmesini mütaakıp vakı ol-
mak iktiza eder. Aksi halde her iki surette teminat talebi hakkı sakıt olur.

     Madde 99 - Hakim tarafından tayin olunan müddet içinde teminat verilmezse
muhakemede hazır bulunulmamış addolunur.

     Madde 100 - Teminatın kafi veya muteber olup olmadığı hakkındaki ihtilaflar
davayı tahkikeden hakim tarafından hallolunur.
                                 DOKUZUNCU FASIL
                                İhtiyati tedbirler

    Madde 101 - Hakim iki taraftan birinin talebiyle davanın ikamesinden evvel
veya sonra aşağıda gösterilen hal ve şekillerde ihtiyati tedbirler ittihazına
karar verebilir:
    1 - Menkul ve gayrimenkul malların ayni münazaalı ise bunun haciz veya yed-
diadle tevdiine,
    2 - Münazaalı şeyin muhafazası için lazımgelen her türlü tedbirlerin ittiha-
zına,
    3 - Kanunu Medeni ile muayyen hallerde nafaka alınmasına,
    4 - Ayrılık veya boşanma davası üzerine Kanunu Medeni mucibince icap eden
muvakkat tedbirlerin ittihazına.

    Madde 102 - (Mülga: 18/4/1929 - 1424/342 md.)

    Madde 103 - 101 ve 102 nci maddelerde gösterilen hallerden başka tehirinde
tehlike olan veya mühim bir zarar olacağı anlaşılan hallerde tehlike veya zararı
defi için hakim icap eden ihtiyati tedbirlerin icrasına karar verebilir.

    Madde 104 - Dava ikamesinden evvel haczi ihtiyati kararı mahkeme tarafın-
dan verilir.
    Haczi ihtiyatden maada talep olunan ihtiyati tedbirlerin en az masrafla ve
en çabuk nerede ifası mümkün ise işbu tedbirlere o mahal mahkemesi tarafından
dahi karar verilebilir.
    Dava ikamesinden sonra bilümum ihtiyati tedbirlere tahkikata memur hakim
tarafından karar verilir. Şu kadar ki hakim ihtiyati tedbirin diğer bir mahalde
daha az masrafla ve daha çabuk ifasını kabil görürse bu hususta karar verilmek
üzere o mahal hakimini naip tayin edebilir.
    Madde l05 - Hakimden ihtiyati tedbire karar verilmesi arzuhal ile talep
olunur. Bunun üzerine derhal ve müstacelen iki taraf davet edilip gelmeseler
bile iktiza eden karar verilir.
    Müstacel veya müddeinin hukukunu derhal muhafaza zaruri olan hallerde her
iki taraf davet edilmeksizin dahi ihtiyati tedbire karar verilebilir.

    Madde 106 - İhtiyati tedbir kararı, icabı halinde kuvvei müsellaha istisha-
biyle icra dairesince tatbik olunur. Şu kadar ki haczi ihtiyatiden maada teda-
birlerin tatbikı mahkeme başkatibine veya katiplerinden birine de tevdi oluna-
bilir.
    Kararın sureti alakadarlara icra esnasında ve bulunmazlarsa müteakiben teb-
liğ olunur.

    Madde 107 - Gıyaben verilmiş olan ihtiyatı tedbir kararlarına itiraz caiz-
dir. İşbu itiraz icranın tehirine karar verilmedikçe icranın tehirini müstelzim
değildir.

    Madde 108 - İtiraz arzuhal ile yapılır ve evrakı sübutiyeside arzuhale rap-
tolunur.
    İhtiyati tedbir kararına itirazdan evvel dava ikame edilmiş ise itiraz arzu-
hali tahkkiat hakimine verilir. 104 üncü maddenin son fıkrası hükmü mahfuzdur.
İtiraz vukuunda hakim iki tarafı davet ve her birini istima ettikten sonra kara-
rını tadil veya tebdil veya refedebilir. Şu kadar ki iki taraftan biri veya iki-
si gelmezlerse evrak üzerine tetkikat icrasiyle karar verilir.

    Madde 109 - İhtiyati tedbir kararı dava ikamesinden evvel verilmiş ise
tatbik edilmiş olsun olmasın kararın verildiği tarihten itibaren on gün zarfın-
da esas hakkında dava ikamesi lazımdır. Bu müddette müddi davasını ikame eyle-
diğini müsbit evrakı, kararı tatbik eden memura ibrazla dosyaya vaz`i ve kaydet-
tirerek mukabilinde ilmühaber almağa mecburdur. Aksi takdirde ihtiyati tedbir
bir güna merasime hacet kalmaksızın kendiliğinden kalkar ve iktizasına göre va-
zolunan tedbirin fiilen kaldırılması ihtiyati tedbiri tatbik eden daire veya me-
murdan talep olunabilir.

     Madde 110 - İhtiyati tedbir kararını talep eden taraf bundan dolayı diğer
tarafın ve üçüncü şahsın duçar olması muhtemel zarar ve ziyanlarına mukabil te-
minat iraesine mecburdur. İcabı hale göre hakim işbu mecburiyeti refedebilir ve
ihtiyati tedbir kararını talep eden Devlet veya müzahareti adliyeye nail kimse
ise teminat iraesi lazım gelmez.

       Madde 111 - Aleyhine ihtiyati bir tedbire karar verilmiş olan taraf temi-
nat gösterirse icap vaziyete göre bu tedbir tebdil veya refiolunabileceği gibi
vaziyet ve şeraitin tebeddülü sabit olursa ihtiyati tedbirin teminatsız tadil
veya ref`i de caizdir.
       Madda 112 - Esas hakkında mahkeme tarafından verilen kararın tefhim veya
tebliğ olunmasını mütaakıp ihtiyaten icra kılınmış olan tedbir mürtefi olur. Şu
kadar ki mahkeme hükmün icrasını temin için işbu tedbirin tayin edeceği müddet
zarfında devamına karar varebilir.

       Madde 113 - İhtiyatı tedbirin ittihazına mütaallik evrak, dava esas
dosyasiyle birleştirilir.

       Madde 113/A - (Ek: 30/4/1973 - 1711/2 md.)
       İhtiyati tedbir kararının uygulanması dolayısiyle verilen emre uymayan
veya o yolda alınmış tedbire aykırı davranışta bulunan kimse eylemi T. C. K. na
göre daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, aidolduğu ceza mahkemesince
bir aydan altı aya kadar hapisle cezalandırılır.
                              ONUNCU FASIL
                             Muamelelerin şekli
                              BİRİNCİ KISIM
                           Davetiyeler ve tebligat

    Madde 114-117 - (Mülga: 11/2/1959 - 7201/62 md.)

    Madde 118 - (Mülga: 16/1/1939 - 3560/9 md.)

    Madde 119 - 132 - (Mülga: 11/2/1959 - 7201/62 md.)

    Madde 133 - 136 - (Mülga: 16/1/1939 - 3560/9 md.)

    Madde 137 - 146 - (Mülga: 11/2/1959 - 7201/62 md.)

    Madde 147 - (Mülga: 16/1/1939 - 3560/9 md.)

    Madde 148 - (Mülga: 11/2/1959-7201/62 md.)
                              İKİNCİ KISIM
                   Muhakeme celseleri, zabıtları, dosyalar

    Madde 149 - Muhakeme alenen yapılır. Alenen icrası adap ve ahlakı umumiye-
ye mugayir olduğu muhakkak olan hallerde mahkeme, esbabı mucibe beyaniyle mu-
hakemeyi hafiyyen icra edebilir.(1)
-------------------
(1) Gizli duruşmalarda uygulanacak usuller ve yayın yasağına dair hükümler için
    1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 377 nci maddesine bakınız.
*

    Madde 150 - Muhakemenin idare ve zabıta işleri reise aittir.
    Reis iki taraftan her birine icabına göre söz verir ve söz söylemekten
meneden ve mahkemenin intizamını bozan her şahsı derhal mahkemeden çıkartır.
    Bir kimse mahkeme huzurunda münasip olmıyan bir kavil veya fiilde bulu-
nursa derhal reis tarafından mahkeme karariyle tevkifhaneye gönderilir ve yirmi
dört saat zarfında isticvap olunarak bir haftaya kadar hafif hapis veya yirmi
beş liraya kadar hafif cezayı nakdi ile mücazat olunmasına mahkemece karar veri-
lir. Bu kimse derhal tutulamadığı takdirde yukardaki ceza gıyabında hükmolunur.
Ancak bu husustaki ilamın tebliği tarihinden itibaren on gün müruruna kadar ha-
pis olunmak üzere kendiliğinden gelirse def`i davaya hakkı olur. MÜnasip olmıyan
kavil veya fiil daha ağır cezayı mustelzim ise derhal tutulacak zabıt varaka-
siyle ait olduğu ceza mahkemesine verilir.

    Madde 151 - Zabıt katibi hakimin nezareti altında tahkikat ve muhakematın
cereyanını zabıtnameye kaydeder.
    Zabıtname,mahkemenin ve hakimlerin isimlerini, tahkikat ve muhakematın
cereyan ettiği mahalli, celsenin açıldığı gün ve saati, iki tarafın ve vekille-
rinin isimlerini, cereyan eden muhakeme ve muamele ile iki tarafın ne gibi evrak
ibraz ettiklerini, muhakemenin aleni icra kılındığını veya aleniyetin ref`ini
icap eden esbabı, ikrarı veya sulhu veya davaya kısmen veya tamamen nihayet ve-
ren feragati, hulasai iddia ve müdafaatı, şuhut ve ehli hibrenin beyanatını,
münaziunfihin keşif ve muayenesi halinde rapor hulasasını ve ittihaz olunan
kararla sureti tefhimini ihtiva eder.
    Zabıtnamade raptedildiği zikrolunan vesikalar münderecatı da zabıtname
metni hükmündedir.
    Hakim tarafından mezuniyet verilmedikçe iki taraf veya vekilleri ifadelerini
zabıtnameye imla suretiyle yazdıramazlar. Reis, iki tarafın ifadeleri hülasasını
alenen söyliyerek zabıtnameye yazdırır.
    Zabıtnamenin, şahitlerin ve ehlihibrenin ifadelerine ve iki tarafın ikrar
ve sulh ve feragatine taallük eden kısımları bunların huzurunda okunarak
kendilerine imza ettirilir.

    Madde 152 - Muhakeme celsesinin hitamında zabıtname muhakemede hazır bulunan
hakimlerle zabıt katibi tarafından derhal imza olunur.

    Madde 153 - Şifahi muhakemenin tarzı cereyanı ancak zabıtname ile ispat
olunabilir.

    Madde 154 - Mahkemenin haricinde hakim veya naip huzuriyle yapılacak
bilümum muamelede zabit katibinin hazır bulunması lazımdır.

    Madde 155 - Zaptın tamamının veya bir kısmının suretleri talep vukuunda
iki tarafa verilir. İşbu suretlere mahkemenin mühürü vazı ve aslına mutabık
olduğu başkatip tarafından imza olunarak tasdik olunur.

    Madde 156 - Muhakeme esnasında veya haricinde ibraz olunan evrak zabıt
katibi tarafından dosyasına konularak zabıtnameye işaret edilir. Dosyanın başka
bir mahalle gönderilmesi icap ederse evrakı ibraz edenler asılları yerine mu-
saddak suretlerinin gönderilmesini talebe salahiyettardırlar.
    Bu baptaki karar tahkikat hakimi tarafından verilir.  Zabıt katibi, dosya
muhteviyatını mübeyyin listeye ilave veya istirdat olunan evrakı derhal kay-
detmek  mecburiyetindedir.

    Madde 157 - Zabıt katibi, hakimin nezareti ve emri altındadır. Her iki
taraf veya vekilleri dava dosyasını tetkik ve mütalaa edebilirler.

    Madde 158 - Zabıt katibi muhakemeden evvel ve icap ettiği halde muhakemenin
hitamından sonra da dava dosyasını berayı tetkik mahkeme azalarına vermek ve
vaktı zamanında noksansız almak ile mükelleftir.
*
                               ON BİRİNCİ FASIL
                          Müddetler ve hali sabıka irca
                                 BİRİNCİ KISIM
                                   Müddetler

    Madde 159 - Müddetleri kanun veya hakim tayin eder. Kanunda gösterilen
müstesna hallerden başka hakim kanunen tayin edilen müddetleri tezyit veya ten-
kis edemez. Kendinin tayin ettiği müddetleri iki tarafı dinledikten sonra makul
sebeplere binaen tenkis ve tezyit edebilir.

   Madde 160 - Müddetler iki tarafa tefhim ve lazım ise usulen tebliğ tarihin-
den itibaren başlar.

   Madde 161 - Müddet gün olarak tayin edilmiş ise tefhim veya tebliğ edildiği
gün hesaba katılmaz ve son günü tatil saatinde biter.
   Müddet hafta veya ay olarak tayin edilmiş ise başladığı güne son hafta veya
ayda tekabül eden günün tatil saatinde biter. Müddet ay nihayetine doğru başla-
yıp da bittiği ayın aynı günü yoksa müddet bu ayın sonunda biter. Bu suretle
pazartesi günü başlamış olan müddet munkazi olacağı haftanın pazartesi gününde
ve ayın birinci günü başlayan müddet munkazi olacağı ayın birinci gününde ve
otuz bir Kanunuevvelde başlıyan iki ay müddet şubatın son gününde biter.

    Madde 162 - Tatil günleri müddette dahildir. Şu kadar ki müddetin son günü
tatile tesadüf ederse tatilin ertesi günü hitam bulur.

    Madde 163 - Kanunun tayin ettiği müddetler katidir. Bu müddetlerde yapıl-
ması lazım olan muamele yapılmazsa o hak sakıt olur. Hakim tayin ettiği müdde-
tin kati olduğuna da karar verebilir. Aksi takdirde tayin olunan müddeti geçir-
miş olan taraf yenisini istiyebilir. Bu suretle verilecek müddet katidir. Bir
daha verilemez.

    Madde 164 - Kendisine müddet verilen kimsenin ikametgahı muamele yapaca-
ğı mahalden altı saat ve daha ziyade uzakta ise müddete beher altı saat ve kü-
suru için bir gün zam olunur. Zammı lazım gelen müddet esbabı mucibe göstermek
suretiyle iktizasına göre tenkis veya tezyit olunabilir.

    Madde 165 - Kanunun veya hakimin tayin eylediği müddetin başlaması tebli-
ga mütevakkıf ise müddet, tebliği yaptıran taraf aleyhine dahi tebliğ tarihin-
den itibaren başlar. Meğerki hilafına kanunda sarahat buluna.
                              İKİNCİ KISIM
                             Hali sabıka irca

    Madde 166 - Bu kanunun veya hakimin tayin ettiği kati müddetin müruriyle
sukut etmiş olan hakkın hali sabıka ircaı aşağıda beyan olunan hallerde talep ve
hükmolunabilir.

    Madde 167 - Sakıt olan hakkın hali sabıka ircaına karar verebilmek için:
    1 -Muayyen mühlet zarfında muameleyi yapmağa mecbur olan kimsenin veya
vekilinin, arzu ve ihtiyarı haricinde olarak muameleyi yapmaktan aciz bulundu-
ğunun tahakkuk etmesi,
    2 - Kanuni yollara müracaatın hukukan imkansız bulunması lazımdır.

    Madde 168 - Hali sabıka irca talebi maniin zevali tarihinden itibaren
on gün zarfında usulen dermeyan edilmedikçe mesmu olmaz.
    Tahkikat esnasında mürur etmiş olan müddetlerin esasa mütedair vicahi
hükümden sonra hali sabıka ircaı talep olunamaz.

    Madde 169 - Hali sabıka irca talebi meselenin esasını halle salahiyettar
olan hakime arzolunur. Bir hüküm hakkında kanuni yollara müracaat hakkının sa-
kıt olması üzerine hali sabıka irca talebi, verilen hükmü tetkika salahiyettar
olan  mahkemeye arzolunur.

    Madde 170 - Mahkemei asliye ve sulh hakimlerinden vuku bulacak hali sabıka
irca talepleri hadiseler hakkındaki usule ve Temyiz Mahkemesine dermeyan olunan
hali sabıka irca talebi temyiz şeraitine tevfikan yapılır ve bu şekilde tahkik
ve hükmolunur.

    Madde 171 - Hali sabıka irca talebi muhakemenin talikını icap etmez ve
hükmün icrasına da mani olmaz. Şu kadar ki bu talebi tetkika salahiyattar
mahkeme icabına göre teminat verilmek şartiyle muhakemenin talikına ve hükmün
tehiri icrasına karar verebilir. 110 uncu maddenin son fıkrası hükmü burada
da caridir.

    Madde 172 - Mahkeme hali sabıka ircaa dair verdiği kararda hangi muamele-
nin keenlemyekün addedildiğini tasrih eyler. 87 nci maddede bildirilen  muamele-
lerin hüküm  ve kuvvetleri bakidir.

    Madde 173 - Hali sabıka irca talebinin ve hükümsüz  addolunan muamelelerin
masrafı irca talebinde bulunan tarafa tahmil olunur.

    Madde 174 - Bir davada aynı tarafın  birden ziyade hali sabıka ircaı talebi
kabul olunamaz.
                               ON İKİNCİ FASIL
                                   Tatil

    Madde 175 - Her sene bilümum mahkemeler Temmuzun yirmisinden Eylülün beşine
kadar tatil olunur.

    Madde 176 - (Değişik: 30/4/1973 - 1711/1 md.)
    Adli ara vermede ancak aşağdaki dava ve işler görülür:
     1. İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti, deniz rapor-
larının alınması ve dispeççi tayini istekleri ve bunlara karşı yapılacak iti-
razlar hakkında karar verilmesi,
     2. Aravermede yapılmasına karar verilen keşifler,
     3. Her çeşit nafaka davaları,
     4. Velayet ve vesayet işlerine ait davalar,
     5. Nüfus davaları,
     6. Hizmet akdinden doğan davalar,
     7. Kıymetli evrakın kaybından doğan iptal davaları,
     8. Tahkim babındaki hükümlere göre mahkemenin görevine giren anlaşmazlık
ve işler,
     9. İflas ve konkordatoya ait davalar,
    10. Kanunların sulh mahkemesini veya hakimini görevlendirdiği dava ve işler,
    11. Kanunlarda ivedi olduğu veya adli aravermede de bakılabileceği belirti-
len veya basit yargılama usulüne bağlı tutulan başka dava ve işler,
    12. Mahkemece taraflardan birinin isteği üzerine ivedi görülmesine karar ve-
rilen dava ve işler,
    (Değişik ikinci fıkra: 26/2/1985 - 3156/5 md.) Tarafların uyuşması halinde
veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte ise hazır olan tarafın isteği üzeri-
ne yukarıdaki iş ve davalara bakılması adli ara vermeden sonraya bırakılabilir.
    Adli araverme süresi içinde, yukardaki fıkralarda gösterilenler dışında
kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşılık dava ve temyiz di-
lekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden
kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her tür-
lü tebliğat, dosyanın başka bir mahkemeye veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri
de yapılır.
    7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri saklıdır.
    Bu madde hükümleri Yargıtay incelemelerinde de uygulanır.

    Madde 177 - Bu  kanunun tayin ettiği mühletlerin bitmesi tatil zamanına
tesadüf ederse bu müddetler ayrıca bir karar vermeğe lüzum olmaksızın tatilin
bittiği günden itibaren yedi gün evvel uzatılmış addolunur.
                                    İKİNCİ BAP
                Sulh mahkemeleriyle mahkemei asliyede murafaa usulü
                                  BİRİNCİ FASIL
                                   Dava ikamesi

    Madde 178 - Arzuhallerin mahkeme kalemine kaydı tarihinde dava ikame edilmiş
addolunur.

    Madde 179 - (Değişik: 26/2/1985-3156/6 md.)
    Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:
    1. Tarafların ve varsa kanuni temsilci veya vekillerinin ad ve soyadları ile
adresleri,
    2. Açık bir şekilde dava konusu,
    3. Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında
açık özetleri ve delillerinin nelerden ibaret olduğu,
    4. Hukuki sebeplerin özeti,
    5. Açık bir şekilde iddia ve savunma,
    6. Karşı tarafın hangi sürede cevap verebileceği,
    7. Davacının veya varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası.

    Madde 180 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/14 md.)
    Dava dilekçesinde sözü edilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıl-
larıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla
düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerin dilekçeye eklenerek mahkemeye
verilmesi ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların
bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yapılması ve gerekli posta gi-
derinin pul olarak verilmesi zorunludur.
    Birinci fıkra hükmünün yerine getirilmemesi veya eksik getirilmesi halinde,
hakim ilk oturumda istenen hususların on günlük kesin süre içinde yerine geti-
rilmesini veya eksikliğin tamamlanmasını davacı tarafa bildirir.

    Madde 181 - (Değişik: 13/12/1934 - 2606/1 md.)
    Toplu hakimle kurulmuş olan bir mahkeme, bir dava görülürken heyetin kara-
riyle azadan birini tahkikat yapmağa memur edebilir.
    Tahkikat işi azadan birine havale edilmediği halde tahkikat hakimine ait
vazifelerden 182, 183,184, 196, 197, 209, 211 ve 212 nci maddelerde yazılı
olanlar mahke-
*
me reisi tarafından ve diğerleri heyetçe yapılır. Toplu  hakimli olan mahkeme-
lerde tahkikata havale olunmayan veya tek hakimli mahkemelerde görülen davaların
tahkikat ve muhakemesi birden yapılır.

    Madde 182 - Tahkikat hakimi müstacel hususlarda cevap müddetini azaltabilir.
Hakim tarafından bu kararın esbabı mucibesi davetiyenin aslına yazılıp imza
olunur.

    Madde 183 - Memaliki ecnebiyede veya mahkemenin dairei kazası veya bulunduğu
şehir haricinde ikamet edenlerle ikametgahı meçhul bulunanlar hakkında yapılacak
tebliğde hangi gün ve saatte mahkemede bulunulacağı ve cevap müddeti tahkikat
hakimi tarafından tayin olunur.

    Madde 184 - Müstacel hususattan başka hallerde kanunen  muayyen cevap
müddetinden az bir müddet tayin edilmiş ise müddeaaleyh cevap vermeğe mecbur
değildir. Bu suretle tahkikat hakimi cevap için yeni bir mühlet tayin eder.

    Madde 185 - Kanunu Medenide tayin olunan haller mahfuz kalmak şartiyle
dava ikamesi ile aşağıda gösterilen neticeler hasıl olur:
    1 - Müddeaaleyhin rızası olmaksızın müddei davasını takipten sarfınazar
edemez.
    2 - Müddei, Müddeaaleyhin rızası olmaksızın davasını tevsi veya mahiyetin
tebdil edemez. Aşağıdaki madde hükmiyle davadan feragat veya ıslah bu hükümden
müstesnadır.

    Madde 186 - Dava ikame edildikten sonra iki taraftan biri müddeabihi
ahara temlik ederse diğer taraf muhayyerdir. Dilerse temlik eden taraf ile
olan davasından sarfınazar ederek müddeabihe temlik eden kimseye karşı dava
eder.Bu suretle davayı kazanırsa mahkumunaleyh, müddeabihi kendisine temlik
eden kimse ile beraber masarifi muhakemeyi kefaleti müteselsile ile vermeğe
mahküm olur.
    Dilerse davasını müddeabihi ahara temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan
davasına tebdil eder.
                                İKİNCİ FASIL
                              İtirazatı iptidaiye

    Madde 187 - İtirazatı iptidaiye aşağıdaki gösterilen hallerden ibaret
olup davanın bidayetinde ve hepsi birlikte beyan edilmek lazımdır:
    1 - Türkiye`de ikametgahı bulunmıyanlardan teminat talebi,
    2 - Salahiyet iddiası,
    3 - (Mülga: 16/7/1981 - 2494/37 md.)
    4 - İkame olunan davanın diğer bir mahkemede derdesti rüyet bulunduğu
iddiası,
    5 - Davanın diğer bir mahkemede dertesti rüyet olan diğer dava ile irti-
batı bulunduğu iddiası,
    (......) (1)
    6 - (Mülga: 26/9/1963 - 338/1 md.)
    7 - Dava arzuhalinin veya davetiye varakasının veyahut cevap layihasının
tanziminde kanuni noksanlar bulunduğu veya tebliğin usülüne muvafık olmadığı
iddiası,
    8 - Davayı mütekabilenin kabule şayan bulunmadığı iddiası.
---------------------
(1) Bu aradaki "Biri hakkında verilecek kararın diğerine tesir edecek mahiyet-
    te olması halinde iki dava arasında irtibat mevcut addolunur." şeklindeki
    ibare 16/7/1981 tarihli ve 2494 sayılı Kanunun 37 nci maddesi ile yürürlük-
    ten kaldırılmıştır.
                                                                           *

    Madde 188 - İtirazatı iptidaiye davanın bidayetinde esasa girişilmezden
evvel hep birlikte dermeyan edilmezse bir daha mesnu olmaz.
      Hakimin re`sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlarla 98
inci madde hükmü mahvuzdur.

    Madde 189 - Müddeaaleyhin itirazatı iptidaiyesi esasa cevap için tayin olu-
nan müddette müddeiye tebliğ olunur. Müddeinin itirazatı iptidaiyesi ilk muha-
keme celsesinde şifahen dermeyan olunur.
    Şu kadar ki davayı mutekabileye cevap verilmiş ise itirazın işbu cevapta
tasrihi lazımdır.
    İki tarafın bilahara dermeyan edebilmek selahiyetini kanunen haiz oldukları
itirazat hadise şeklinde hallolunur.

    Madde 190 - İtirazatı iptidaiye hadiseler gibi tahkik ve hallolunur.

    Madde 191 - İtirazatı iptidaiye hakkında esas davayı rüyete salahiyettar
hakim tarafından karar verilir.

    Madde 192 - Mahkeme beraberce dermeyan edilen bilumum itirazatı iptidaiye-
yi bir karar ile hal ve fasleder.

    Madde 193 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/15 md.)
    Davacı, iptaline karar verilen dilekçenin yerine yeni bir dilekçe düzenle-
yip vermek zorundadır.
    Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının karşı tara-
fa görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur.
    (Değişik: 26/2/1985 - 3156/7 md.) Her iki halde, karara karşı temyiz süre-
sinin sona erdiği veya Yargıtayın onama kararının tebliğ edildiği tarihten baş-
layarak on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağırı kağıdı teb-
liği ettirilmesi gerekir.
    Aksi takdirde dava açılmamış sayılır. Kanunda belirtilen ayrık hükümler
saklıdır.

    Madde 194 - Aynı davanın diğer mahkemede derdesti rüyet olduğuna müstenit
itirazatı iptidaiyenin kabulü halinde dava ikame edilmemiş addolunur.
                               ÜÇÜNCÜ FASIL
                               Esasa cevap
                              BİRİNCİ KISIM
                              Umumi hükümler

    Madde 195 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/16 md.)
    Davalı, ilk itirazları ile birlikte esas dava hakkındaki cevabını ve var-
sa karşı delillerini, dava dilekçesinin kendisine tebliği tarihinden itibaren
on gün veya hakim tarafından bir süre tayin edilmiş ise o süre içinde mahkeme
kalemine bildirmek ve bir örneğini de davacıya tebliğ ettirmek zorundadır.
    Yukarıda belirtilen on günlük süre, 8/1/1943 tarih ve 4353 sayılı Kanuna
tabi kamu kuruluşları hakkında otuz gündür.

    Madde 196 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/17 md.)
    Davalı tarafından ilk itiraz ileri sürülmüşse bu husus mahkemece öncelikle
ve esasa girilmeden incelenerek sonuçlandırılır.

    Madde 197 - İşin mahiyeti itibariyle cevap layihasının tayin olunan müddette
tanzimi müşkül bulunduğu veyahut esbabı fevkaladeye binaen kabil olamadığı an-
laşılırsa müddeaaleyhe yeni bir mühlet verilebilir ve keyfiyet derhal müddeiye
bildirilir.

    Madde 198 - Yukarki maddedeki gösterilen sebeplere mebni, tayin olunan müd-
dette cevap layihasını vermemiş ve yeni mühlet de istememiş olan taraf muhake-
me celsesinde de esasa girişmezden evvel bu baptaki mazeretini bildirerek müd-
detin temdini istiyebilir. Talebi kabule şayan görülürse kendisine sureti kati-
yede üç günü tecavüz etmemek üzere mühlet verilir. Ancak bu celseye ait muhake-
me masrafı her halde kendisine tahmil olunur.

    Madde 199 - (Mülga: 16/7/1981 - 2494/37 md.)

    Madde 200 - (Değişik: 26/2/1985 - 3156/8 md.)
    Cevap dilekçesinin 179 uncu maddenin bir ve ikinci bentlerinde yer alan ka-
yıtlardan başka aşağıdaki hususları da ihtiva etmesi gerekir.
    1. Davacı tarafından bildirilmiş olan vakıaların her biri hakkında verile-
cek cevaplar,
    2. Açıkça savunma,
    3. Davalının veya varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası.
    180 inci madde hükmü, cevap dilekçesi hakkında da uygulanır.

    Madde 201 - Müddeaaleyh müddeinin arzuhalinde beyan olunan vakıaları inkar
ile iktifa etmezse layiha aşağıdaki hususları ihtiva etmek lazımdır:
    1 - Müddeaaleyhin istinat ettiği bütün vakıalar hakkında sıra numarasiyle
icap eden izahatı,
    2 - İstinat eylediği kanuni sebeplerin hulasaları.

    Madde 202 - (Değişik birinci fıkra: 26/2/1985 - 3156/9 md.) Davalı cevap
dilekçesinde karşılık dava da dahil olmak üzere bütün iddia ve savunmaları
ile sebeplerini birlikte bildirmeye mecburdur.
    Müddeaaleyh cevap layihasını hasmına tebliğ ettirdikten sonra onun muva-
fakatı olmaksızın müdafaa sebeplerini tevsi veya tebdil edemez.
Ancak ıslah haliyle 186 ncı madde hükmü müstesnadır.
                             İKİNCİ KISIM
                           Davayı mütekabile

    Madde 203 - Müddeaaleyh davayı mütekabilesini esas dava hakkındaki cevap
layihasını bildirmek suretiyle ikame edebilir.

    Madde 204 - Aşağıda gösterilen iddialar davayı mütekabile addolunur:
    1 - Takas ve mahsup talebi,
    2 - Müddeiye karşı müddeaaleyhin ikame eylediği bilumum davalar.

    Madde 205 - Takas ve mahsup talebinden başka davayı mütekabile davayı as-
liyeye mürtebit ise kabul ve tetkik olunur.

    Madde 206 - Tetkik ve halli idari makamların salahiyeti dahilinde bulunan
veya hakemler marifetiyle halli icap eden hususlara ait iddialar davayı müte-
kabile olarak ikame olunamaz.

    Madde 207 - Müddeaaleyhin ikame eylediği davayı mütekabileye karşı müddei
cevap layihası verebilir.
    Bu layiha, müddeaalleyhin def`ine cevap makamında olup onunla birleştiri-
lir.
    İşbu layihada müddei müddeaaleyh tarafından mütekabilen ikame olunan dava-
ya karşı dermeyan edeceği bilumum itirazatı iptidaiye ile davayı mütekabile-
nin esasına karşı vereceği cevabı yazması lazımdır.

   Madde 208 - Müddeinin, müdeaaleyh tarafından verilecek cevap layihasının
kendisine tarihi tebliğinden itibaren on gün zarfında cevap vermesi lazımdır.
197 nci madde hükmü müddeinin cevap layihası hakkında da caridir.

    Madde 209 - Müddeaaleyhin cevap layihasında dermeyan eylediği vakıalara
karşı müddei, icabı halinde 207 nci maddenin birinci ve ikinci fıkralarına
tevfikı hareketle on gün zarfında inkar veya kabulü mübeyyin izahat vermeğe
mecburdur.
    Ayni müddet zarfında defi de dermeyan edebilir. Bu surette müddeinin ver-
diği cevap layihası derhal müdeaaleyhe tebliğ olunur.

    Madde 210 - Müddeaaleyh, müddeinin tebliğ ettirdiği cevap layihasına on
gün zarfında cevap verebilir.

     Madde 211 - 179 uncu maddenin birinci ve ikinci numaralariyle 180 inci
ve 197 nci maddeler ahkamı müddeaaleyhin cevabına mukabil müddeinin dermeyan
eylediği defi ile müddeaaleyhin bu defa karşı beyan eylediği defiler hakkında
dahi tatbik olunur.

    Madde 212 - İki taraf yazı bilmedikleri ve mahkemenin bulunduğu mahalde
vekaleti ifa edebilecek kimse bulunmadığı takdirde tahkikat hakimi iki tara-
fın iddia ve müdafaasını huzurlarında zabıt katibine söyliyerek yazdırır.
                             DÖRDÜNCÜ FASIL
                                Tahkikat

    Madde 213 - (Değişik: 26/2/1985 - 3156/10 md.)
    Davanın her aşamasında tahkikat hakimi iki tarafı veya vekillerini çağıra-
rak davanın maddi olguları hakkında beyanlarını dinleyebilir ve sonuç verece-
ği umulan hallerde bunları sulha da teşvik edebilir.
    Tahkikat sırasında taraflara çıkartılacak çağırı kağıtlarında, tarafların
belli edilen günde mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, tahkikata yokluk-
larında devam edileceği bildirilir.
    Geçerli bir özürü olmadan gelmeyen taraf yokluğunda cereyan eden işlemlere
itiraz edemez.

    Madde 214 - İki taraf arasında layihalar teati edildikten veya bunun için
muayyen günler geçtikten sonra davanın muhakeme ve hüküm için kafi derecede
tavazzuh ettiğini tahkikat hakimi anlarsa tahkikatın bittiğini kendilerine
bildirir.
    Aksi halde tahkikat hakimi iki tarafı davet ve noksan gördüğü cihetleri is-
tizah eder.

    Madde 215 - Tahkikat hakiminin ispatı vücut etmeleri için iki tarafa vere-
ceği mühlet laakal on gündür. Müstacel hallerde hakim re`sen veya iki taraftan
birinin talebiyle bu müddeti azaltabileceği gibi icabı halinde temdit de edebi-
lir.

    Madde 216 - Tahkikat hakimi iki taraf veya vekillerini isticvap eder. İki
tarafın mutabık kaldıkları cihetleri tesbit ve ihtilaflı olanları tefrik eyler.

    Madde 217 - Yukarki maddelerde gösterilen muamelelerden sonra tahkikat ha-
kimi davanın muhakeme ve hüküm için kafi derecede tavazzuh eylediğine kani olur-
sa tahkikatın bittiğini tefhim eder.
    Davanın ispatı için delil ikamesi lazım ise bunları tafsilen yekdiğerine
tebliğ etmek üzere iki tarafa münasip bir mühlet verir.

    Madde 218 - Tahkikat hakimi ikame edilmek istenilen delillerden hangisi-
nin kabule şayan olduğunu ve hangisinin olmadığını esbabı mucibe dermeyanı
suretiyle takdir ve karara rapteder. Karar aleyhine esas davanın muhakemesin-
de itiraz olunabilir.

    Madde 219 - İkame edilmek istenilen deliller hakkında tahkikat hakimi
(218) inci madde mucibince karar vermezden evvel re`sen veya iki taraftan bi-
rinin talebine binaen murafaa icrası için iki tarafı huzuruna celp ve davet
edebilir.

    Madde 220 - Delillerin, kabul veya reddi hakkında tahkikat icra edildiği
celsede ibraz ve ikamesi caizdir. Bu mümkün olmazsa hakim delili istima ve tet-
kik için ayrıca bir gün tayin eder.

     Madde 221 - İki tarafın esas dava hakkında dermeyan edeceği bilumum iti-
raz ve müdafaalar birlikte tahkik olunur. Şu kadar ki tahkikat hakimi muhake-
meyi basitleştirmek veya kısaltmak için re`sen veya iki taraftan birinin tale-
bine binaen tahkikatın her halinde mezkür itirazat veya müdafaattan birini ve-
ya bir kısmını diğerinden evvel tahkik ederek hükmedilmesine karar verebilir.
                             BEŞİNCİ FASIL
                                Hadise

    Madde 222 - Tahkikat esnasında davaya müteallik bir mesele hakkında tah-
kikat hakiminden karar almak istiyen taraf bunu tetkikata mahsus celsede şifa-
hen veya celse haricinde iki nüsha olarak vereceği arzuhal ile talep eder.

    Madde 223 - Dermeyan edilen talebi tahkikat hakimi şayanı tetkik görüp red-
dine karar vermediği takdirde arzuhalin bir nüshasını tayin edeceği müddet zar-
fında cevabını ve icabı halinde noktai nazarını bildirmek için diğer tarafa
tebliğ eder.
    Hadise hakkında iki taraf ihtilaf halinde ise tahkikat hakimi kararını ev-
rak üzerine veya kendilerini davet ve ifadelerini istima ettikten sonra verir.
Kanunen şekli mahsus tayin edilmiş olan ahval müstesnadır.

    Madde 224 - Kaide olarak tahkikat hakimi hadise hakkında bir celsede iki
tarafı istima ve delailini tetkik ve kararını ita eder. İktizasına göre delil-
lerin diğer celsede ikame ve tetkikına da karar verebilir.
    Salahiyet gibi hadise şeklinde halli muktazi iddialar mahkemeye gelmeksizin
tahriren de dermeyan olunabilir.

    Madde 225 - Tahkikat hakimi hadise hakkındaki kararını derhal ittihaz ve
iki tarafa tefhim veya kendilerine bildirmek üzere nihayet üç gün zarfında mah-
keme kalemine tevdi eder.
                             ALTINCI FASIL
             Muhasebeye muhtaç davalarda ihzari muameleler

    Madde 226 - Hesap görülmesine veya kalem kalem tetkika muhtaç davalarda
hakim re`sen veyahut iki taraftan birinin talebiyle delillerin ikamesinden ev-
vel ihzari muamele icrasını emredebilir.
    Tahkikat için tayin edilecek celsede iki taraf şifahen ve tafsilen beyan
ettikleri hesap ve kalemler hakkında izahat verirler. Tahkikat hakimi bu bap-
ta iki tarafın mutabık kalmalarına çalışır. İşine göre yanına bir mütehassıs
alabilir ve aldığı mütehassısı iki tarafa bildirir.

    Madde 227 - İki taraf bu kanun hükmüne tevfikan hakim tarafından emrolunan
vesikaları ve hesap varaka veya defterlerini ibraz etmeğe mecburdurlar.
    Hakim nakli müşkül defter ve vesikaları istisnaen bulundukları mahalde dahi
tetkik veya bu salahiyetini intihap edeceği ehlivukufa tevdi edebilir.

    Madde 228 - İki tarafın verecekleri şifahi izahat dinlenip gösterilen evrak
ve defterler tetkik olunarak mutabık kaldıkları veya ihtilaf ettikleri cihet-
ler zapta yazılır. Bundan sonra tahkikata usulen devam olunur.

    Madde 229 - Hakim tarafından başka suretle muamele yapılması tensip olu-
nan haller müstesna olmak üzere ibraz olunan evrak zabıtnameye kaydedilmekle
beraber dosyasında saklanır.
                             YEDİNCİ FASIL
                  Tahkikat hakiminin iki tarafı isticvabı

    Madde 230 - Tahkikat hakimi iki taraftan her birini re`sen veya talep
üzerine isticvap edebilir. Hakim isticvap edeceği tarafa evvelemirde hakikatı
olduğu gibi söylemesi hakkında vesayada bulunabilir.
    İsticvap müddeabihe veya onunla münasebeti olan hallerle vakıalara taal-
lük etmek icap eder.

    Madde 231 - İsticvap olunacak şahıs, mahcur veya yaşı on altıdan küçük
ise hakimin takdirine göre ya kendisi veya velisi veya vasisi ve hükmi şahıs
ise mümessili isticvap olunur.

    Madde 232 - İsticvap olunacak kimsenin bizzat gelmesi lazımdır. Ancak o
kimse mahkemenin dairei kazası haricinde mukim ise istinabe suretiyle isticvap
olunur.

    Madde 233 - Hakim tarafından muvacehe icrası müstesna olmak üzere isticvap
yalnız mahkeme katibi hazır olduğu halde yapılır. Şu kadar ki isticvap edi-
lecek taraf vekilini beraber bulundurabilir.
    Vekilin davayı tenvir için kendisince lüzum gördüğü cihetleri müvekkilin-
den sorulmasını hakimden talebe hakkı vardır. Diğer taraf da aynı salahiyeti
haizdir.
    Vekil müvekkiline teveccüh eden suale cevap vermekten veya verilecek ce-
vabı telkin veya ima etmekten memnudur.

    Madde 234 - (Değişik: 26/2/1985-3156/11 md.)
    İsticvap için çağrılmasına karar verilen tarafa geçerli bir özürü olmak-
sızın gelmediği veya tertip olunan soruları cevaplandırmadığı takdirde sorulan
vakıaları ikrar etmiş sayılacağı,çıkarılacak davetiyeye yazılır. Çağrılan taraf
özürsüz olarak gelmediği veya gelip de soruları cevapsız bıraktığı takdirde,
mahkeme sorulan vakıaları ikrar edilmiş sayar.

    Madde 235 - İsticvap bitince zabıtaname tanzim olunur.İşbu zabıtname alenen
her iki taraf muvecehesinde okunduktan sonra ziri hakim ve katip ile istic-
vap olunan kimse tarafından imza olunur. Verilen cevaptan sonra yapılan tebed-
düller ve ilaveler zabıt varakasına tahşiye ve imza edilir.İmzasız tahşiyelerin
hükmü yoktur. Zabıt varakası imzadan imtina halinde keyfiyeti imtina için gös-
terilen sebep zabıt varakasına yazılarak hakim tarafından imza olunur.
                           SEKİZİNCİ FASIL
                          Deliller ve ikamesi
                            BİRİNCİ KISIM
                            Umumi hükümler

    Madde  236 - Dava evrakında veya hakim huzurunda iki taraftan birinin
veya vekilinin sebkeden ikrarı muteberdir. Ve mukir olan taraf aleyhine delil
teşkil eder.
    Maddi bir hatadan neşet ettiği sabit olmadıkça ikrardan rücu olunamaz.
    Sulh müzakeresi esnasında sebkeden ikrar muteber değildir.
    Mahkeme haricindeki ikrarı teyit edecek delail ve emare mevcut ise hakim
buna binaen hüküm verebilir.
*

    Madde 237 - Kaziyei muhkeme, ancak mevzuunu teşkil eden husus hakkında
muteberdir.
    Kaziyei muhkeme, mevcuttur denilebilmek için iki tarafın ve müddeabihin
 ve istinat olunan sebebin müttehit olması lazımdır.

    Madde 238 - Delil davanın halline tesir edebilecek münazaalı hususları
ispat için ikame olunur.
    Maruf ve meşhur olan veya ikrar olunan hususlar münazaalı sayılmaz.

    Madde 239 - Delil ikamesiyle mükellef olan veya meşhur ve maruf bir va-
kaya istinat eden tarafın iddiası hilafını ispat için hasmı delil ikame edebi-
lir. Fakat mücerret bu talebiyle beyyinenin kendisine müteveccih olduğunu kabul
etmiş addolunamaz.

    Madde 240 - Bu Kanunun tayin ettiği haller müstesna olmak üzere hakim
ikame olunan delilleri serbestçe takdir eder.

    Madde 241 - Kanunun tayin ettiği istisnalardan maada hallerde deliller
hakim huzurunda istima ve tetkik olunur ve mahkemede veya haricinde icra olunan
tetkikler ve muameleler tafsilen zabıt varakasına yazılır.
    Şahit ve ehlivukufla müddeasını ispat edecek taraf evvelemirde hangi
hususa dair bunların isticvap olunacaklarını tayin eder.

    Madde 242 - İki taraf istinat ettikleri bilümum vesikaları müfredat pu-
sulası ile beraber mahkeme kalemine verir. Bunlardan hakim tarafından tetkika
şayan görülenleri dosyasına vazı ile diğerleri iade olunur.
    İbrazına karar verilecek vesika, ibraz edecek taraf yedinde bulunmuyor-
sa iş bu kanun ahkamına tevfikan celp ve tetkik olunur. Tahkikat hakimi icabına
göre vesikanın diğer bir mahkeme marifetiyle tetkikına da karar verebilir.

    Madde 243 - İki taraftan her birinin beyan eylediği deliller mümkün
olduğu kadar aleni celsede tetkik olunur.
    Bu suretle tetkikatın ikmali kabil olmazsa ikmali için icap eden cel-
seleri hakim tayin eder.

    Madde 244 - İkame ve beyan olunan delillerin tamemen istima ve tetki-
kından sonra iki yüz yirmi birinci madde hükmüne tevfikan ayrıca tahkikat icra-
sına karar verilmiyen meselelerde iki taraftan her biri yeni delil ibraz ve
ikamesini istiyebilir. Hakim muvafık görürse bu talebi kabul eder.
                               İKİNCİ KISIM
                                  Şahadet

    Madde 245 - Aşağıdaki kimseler şahadetten imtina edebilirler:
    1 - İki taraftan birinin nişanlısı,
    2 - Aralarında evlilik rabıtası mürtefi olsa bile iki taraftan birinin
karı veya kocası,
    3 - İki taraftan birinin neseben veya sebeben usul ve füruu yahut üçün-
cü dereceye kadar neseben Veya kendisiyle sıhriyet hasıl olan evlilik rabıtası
mürtefı olsa bile ikinci dereceye kadar sebeben civar hısımları ve aralarında
evlatlık rabıtası bulunanlar,
    4 - Memuriyet ve sanat ve meslekleri itibariyle bir kimsenin sırrını
bilenler,şu kadar ki o kimse muvafakat ederse şahadetten imtina edemezler.

    Madde 246 - Aşağıdaki hallerde herhangi bir kimse şahadetten imtina
edebilir:
                                                                       *
    1 - Şahadeti kendisine,yahut yukarki maddenin 1-3 numaralarındaki hı-
sımlarından birine doğrudan doğruya mali bir zararı mucip ise,
    2 - Şahadeti kendisinin veya yukarki maddenin 1-3 numaralarında gösteri-
len hısımlardan birinin şeref ve haysiyetlerini ihlal veya haklarında takibatı
cezaiye icrasını istilzam ederse,
    3 - Mahremiyeti kendisince mültezem ve sanatına ait esrarın ifşasını
müeddi ise.

    Madde 247 - Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:
    1 - İstima esnasında on beş yaşını ikmal etmiyenler,
    2 - Kuvayı akliye ve fehmiyelerinin tekemmül edememesinden veya hali
zaafta bulunmasından dolayı yeminin mahiyet ve manasını kafi derecede takdir
edemiyenler.
    3 - Müddeti cezaiyeleri içinde hidematı ammeden memnu bulunanlar,
    4 - 245 inci maddenin 1-3 numaraları ve 246 ncı maddenin 1,2 numaraları
mucibince şahadetten imtina hakları olup da işbu haklarını istimal etmiyenler,
    5 - Bir tarafın davayı kazanmasında hukuki menfaati olan kimseler,
    6 -  Şahadet zamanında iki taraftan birinin evinde veya ticarethanesin-
de infak ve iaşe veya istihdam olunanlar.

    Madde 248 - 245 inci maddede yazılı haller ile 246 ncı maddenin birinci
fıkrasındaki halde aşağıdaki şekillerden biri tahakkuk ederse şahadetten imtina
olunamaz:
    1 - Hukuki bir tasarrufta şahit sıfatiyle hazır bulundurulmuş olan kimse
bu tasarrufun esası ve muhteviyatı hakkında,
    2 - Aile efradından vuku bulan doğum, ölüm ve evlenme vakaları hakkında,
    3 - Aile rabıtalarından mütevellit mali ihtilaflar hakkında,
    4 - İki taraftan birinin hukukan selefi veya mümessili sıfatiyle şahidin
bizzat icra eylediği muameleler hakkında.

    Madde 249 - Devlet hizmetinde bulunanların, meslek sırriyle  mukayyet
oldukları vakalar hakkında hizmetlerinden ayrıldıktan sonra da mensup oldukla-
rı resmi makamın tahriri izni olmadıkça şahit sıfatiyle istimaları caiz değil-
dir. Bu mezuniyet Büyük Millet Meclisi azası hakkında Meclis, Heyeti Vekile aza-
sı hakkında Reisicumhur ve bundan maadaları için mensup oldukları Vekil tarafın-
dan verilir.
    Şahadet menafii Devlete muzır görülmedikçe izin verilmesinden imtina olu-
namaz.
    Bu mezuniyet mahkeme kararı üzerine müzekkere ile istenilir.
    İzin üzerine şahit celp ve istima olunur.

    Madde 250 - Şahadetten imtina eden kimse imtina sebebini ve delilini
istima edileceği günden evvel, katibe zaptettirmek suretiyle şifahen veya
tahriren mahkemeye bildirmeğe mecburdur.
    İmtina sebeplerini tahriren beyan eden veya katibe zaptettiren şahit muayyen
günde mahkemede hazır bulunmıyabilir.
*
    Mahkeme başkatibi, gerek tahriri olsun gerek zaptedilmiş bulunsun şahi-
din imtina hakkındaki beyanını iki tarafa tebliğ eder.

    Madde 251 - Şahidin imtina sebebi hakkında hakim iki tarafı dinleyip bu
baptaki delili tetkik ettikten sonra kararını verir.

    Madde 252 - Şahadetten imtina ettiğini bildirmiş olan şahit muayyen günde
gelmezse beyanatı okunarak tetkik olunur.

    Madde 253 - Yukardaki maddelerde gösterilen hükümler mahfuz kalmak şar-
tiyle şahadet için çağrılan herkes gelmeğe mecburdur. Meşru sebep olmaksızın
davete icabet etmiyen şahit on beş liraya kadar cezayi nakdiye mahküm edilir ve
gelmemesi mahkemenin talikını mucip olmuş ise talikten mütevellit masarifi muha-
keme ile de mahküm edilebilir.
     Hakim gelmiyen şahidin kuvvei cebriye ile ihzar edilmesine dahi karar
verebilir.

    Madde 254 - Şahidin davada menfaati bulunmak gibi şahadetin doğruluğunda
şüpheyi mucip esbap mevcut olursa, bunu iki taraftan her biri iddia ve ispat
edebilir.

    Madde 255 - Şahitler tahkikat hakimi tarafından istima olunur. Hasta veya
malül olmasından dolayı mahkemeye gelemiyen şahidi hakim ikametgahında dinler.
    Şahidin  istimaı sırasında mühim bir sebebe binaen hakim tarafından hila-
fına karar verilmiş olmadıkça iki taraf hazır bulunabilir.

    Madde 256 - Müstesna hallerde, iki tarafın muvafakatleri ve hakimin ten-
sibiyle, tayin olunacak müddet zarfında cevaplarını tahriren beyan etmek üzere
şahide bir sual varakası gönderilebilir. Bu suretle muamele yapılması şahidin
vereceği cevabın hükme kafi olup olmadığını hakimin takdir etmesine mani olamaz.

    Madde 257 - Şahidin bulunduğu mahal mahkemesi marifetiyle de istimaına ka-
rar verilebilir. Bu takdirde tayin olunan gün ve saatte hazır bulunması için şa-
hide tebligat icra olunur. İki tarafa da malümat verilir. (1)

    Madde 258 - Şahitler alelüsul tebliğ olunacak davetiye ile mahkemeye
çağırılır. Davetiyede iki tarafın isimleri ve hangi hususu ispat için mahkemeye
çağrıldığı ve hangi gün ve saatte hazır bulunulacağı yazılır.
    Tebliğ muhakeme gününden laakal iki gün evvel icra olunmak lazımdır.
    Müstacel işlerde şahidin daha evvel gelmesine karar verilebilir.

    Madde 259 - Gayrimenkule müteaallik hususlarda ve şahidin irae suretiyle
şahadetinden hakikatın daha ziyade zahire çıkacağı meczum olan diğer hallerde
şahitlerin mahallinde istimaına karar verilebilir.

    Madde 260 - İstima esnasında evvelemirde şahitten isim ve şöhret ve sin
ve sanat ve mahalli ikameti ve iki tarafa karabeti olup olmadığı ve varsa dere-
cesi ve şahadetine itimadı kaldırabilecek bilcümle münasebet ve alakalar soru-
lur.

    Madde 261 - Yukardaki maddede gösterilen suallerden sonra hakim şahidi
hakikati hali doğru söylemeğe teşvik ve icabı halinde kendisine yemin ettirile-
ceğini ihtar eder. Yemin şahadetten sonra eda ettirilir.

    Madde 262 - Yemin ancak ederse hakim tarafından veya iki taraftan biri
canibinden vuku bulacak talep üzerine eda ettirilir.

    Madde 263 - Şahit yeminden imtina ederse esbabı sual edilerek vereceği
cevap zapta yazılır.
------------------
(1) Bu hükmün uygulanmasında ek 1 inci maddeye bakınız.
                                                                            *

    Madde 264 - Yemin aşağıdaki şekilde icra olunur:
    Hakim şahide: "Şahit sıfatiyle sorulan suallere verdiğiniz cevapların ha-
kikate muhalif olmadığına ve meşhudat ve malümatınızdan birşey saklamadığınıza
Allahınız ve namusunuz üzerine yemin ediyor musunuz" ve şahit de cevaben "Alla-
hım ve namusum üzerine yemin ediyorum" der.

    Madde 265 - Şahitler ayrı ayrı dinlenir ve icabında muvacehe olunur.

    Madde 266 - Hakim bizzat şahitleri isticvap eder.

    Madde 267 - İki taraftan her biri şahide şahadetini tavzih ve ikmal için
lazım olan yeni sualler sordurabilir. Bu suallerin varit olup olmadığında iki
taraf ihtilaf ederse hakim buna derhal karar verir. Şahidin istinabe suretiyle
isticvabı lazımgeldiğinde hangi hususlardan dolayı isticvap olunacağını hakim
tayin eder. Bu halde birinci fıkra hükmüne tevfikan iki tarafın mesele ile mü-
nasebettar yeni sual sordurabilmek hakkı mahfuzdur.

    Madde 268 - İki taraftan her biri doğrudan doğruya şahide bir şey sormak-
tan ve şahitlerin ifadesini kesmekten ve kavlen ve fiilen onu tahsin ve tezyif
etmekten memnudur. Hilafında hareket eden taraf veya vekili hakimin ilk ihtarına
rağmen hareketinde devam ederse hakim mahkemeden dışarı çıkartabilir ve 70 ve
150 nci maddeler mucibince muamele olunur.

    Madde 269 - Şahit bildiğini şifahen söyler. Yazılı notlar kullanması mem-
nudur. Şu kadar ki şahit tarihleri ve rakamları tayin veyahut bazı hususları
tafsil etmek veya hatırasını toplamak için yazılarına bakmak mecburiyetinde ol-
duğunu hakime söylerse hakim derhal yazılarına bakmasına veya tayin edeceği cel-
sede yeniden istimaına veyahut tayin ettiği müddet zarfında malümatını tahriren
imzası altında mahkeme kalemine vermesine karar verebilir.

    Madde 270 - Şahit Türkçe bilmezse tercümanla isticvap olunur. Sağır ve
dilsiz olan şahit yazmak ve okumak bilirse sualler kendisine tahriren bildirilir
ve cevapları yazdırılır. Yazmak ve okumak bilmediği takdirde hakim kendisini
işareti mahsusasını anlıyacak ehlivukuf marifetiyle isticvap eder.

    Madde 271 - Şahadet mecburi olan hallerde cevaptan veya yeminden imtina
eden şahit derhal on beş liraya kadar cezayi nakdiye mahküm edilerek yeniden
istima olunmak üzere dava talik olunur ve bu celse masrafına mahküm edilir.Yine
cevaptan veya yeminden imtina ederse o mahkemece on beş günü tecavüz etmemek
üzere hapsedilir.
    İşbu hapis cezai neticeleri tevlit etmez.

    Madde 272 - Şahidin ifadesi zabıtnameye yazılıp huzurunda okunduktan sonra
ziri kendisine imza ettirilir.

    Madde 273 - Hakim şahadet esnasında şahidin yalan söylediği veya Menfaat
temin ederek şahadet ettiği hakkında kavi delil ve emareye destres olursa derhal
bir zabıt varakası tanzim ve müddeiumumiye tevdi eder.
    Hakim şahidin ve cürümde şerikleri varsa onların tevkifine de karar vere-
bilir ve takibatı kanuniye icra edilmek üzere müddeiumumiliğe sevk eder.

    Madde 274 - Şahit ikame edecek kimse evvelemirde bunların isim ve şöhreti
ve mahalli ikametleriyle hüviyetlerini tayine medar olacak evsafı sairelerini
muhtevi listeyi mahkemeye takdim eder. Bu listede gösterilmemiş olan kimseler
şahit olarak istima olunamaz ve ikinci bir liste verilemez.
                                 ÜÇÜNCÜ KISIM
                                  Ehlivukuf

    Madde 275 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/18 md.)
    Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirki-
şinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği
genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlene-
mez.

    Madde 276 - Ehlivukuf, iki taraf ittifak edemedikleri halde tahkikat ha-
kimi tarafından intihap olunur.
    Mesaili mahsusada rey ve mütalaalarını beyan etmek için Hükümet tarafın-
dan müntahap ehlivukuf varsa ehlivukufun bunlar arasından intihabı lazımdır.
    Yalnız bir kişi ehlivukuf intihap edilebilir. Üçten ziyade intihap olunamaz.
    Hakim lüzum görürse ehlivukufu beyan ettikleri veya edecekleri rey ve mü-
talaanın bitarafane olduğuna veya olacağına dair tahlif edebilir.

    Madde 277 - Ehlivukuf hakimler için muayyen esbaba binaen reddolunabilir.
Ret talebi hakim tarafından hadise şeklinde tetkik olunarak karar verilir. Esba-
bı retten dolayı yemin teklif olunamaz.
    Ret talebi ehlivukufun intihap edildiğine ıttıla tarihinden itibaren üç
gün zarfında vukubulmak lazımdır.

    Madde 278 - Malümatına müracaat edilecek hususu bilmeksizin sanatını icra
etmesi kabil olmıyan ve alenen icrayı sanat eden kimseler o husus hakkında ehli-
vukufluğu kabule mecburdurlar.
    Yalnız şahitler hakkındaki esbaba binaen kabulden imtina edebilirler.
    (Değişik: 26/2/1985-3156/12 md.) Mahkemeye gelmekten veya gelip de ifayı
vazifeden imtina eden ehlivukuf hakkında şahadete ilişkin hükümler uygulanır.

    Madde 279 - Hakim iki tarafın ifadesini istimadan sonra ehlivukufa soru-
lacak sualleri tayin eder. Ehlivukuf diğer taraf hazır olmaksızın iki taraftan
birini isticvap edemez ve bu cihet ehlivukufa evvelemirde ihtar olunur.

    Madde 280 - Tetkikat için keşif icrası veya diğer ihzari bir muamele
ifası lazımgelirse iki taraftan her biri bu muamelede hazır bulunabilir.

    Madde 281 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/19 md.)
    Bilirkişinin beyan ettiği oy ve görüş hemen tutanağa geçirilir.
    Bilirkişi birden fazla ise aralarında görüşürler. Görüşme sonucu bildiri-
len oy ve düşünceler tutanağa yazılır.
    İşin niteliğine göre bilirkişilerin oy ve görüşlerini yazılı olarak bil-
dirmeleri gerekiyorsa, hakim, raporun kaç nüsha olacağını ve verileceği süreyi
belli eder. Bu süre işin niteliğine göre üç ayı geçemez. Raporun, tarafların ad
ve soyadlarını, bilirkişinin çözümü ile görevlendirildiği hususları, inceleme
konusu yapılan maddi vakıaları, gerekçeyi, sonucu, bilirkişiler arasında anlaş-
mazlık varsa bunun sebebini düzenlendiği günü ve bilirkişilerin imzalarını ta-
şıması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi ayrı bir rapor verebilir.

    Madde 282 - Ehlivukuf raporunu mahkeme kalemine verir. Verildiği tarihi
başkatip rapora işaret eder ve mahkemeden evvel suretlerini iki tarafa tebliğ
eder.

    Madde 283 - Hakim raporda noksan ve müphem gördüğü cihetleri itmam ve
izah için ehlivukufa yeni sualler tertip edebilir. İki taraf dahi noksan ve müp-
hem cihetler hakkında ehlivukuftan izahat alınmasını raporun kendilerine tebliği
tarihinden bir hafta zarfında hakimden tahriren talep edebilirler.
    Hakim mütemmim izahat vermeleri zımnında ehlivukufu tayin edeceği celseye
davet ile şifahen istima edebilir.
    Ehlivukufun şifahen verecekleri izahat hulasa veçhile zapta kaydedilerek
 ziri kendilerine imza ettirilir.

    Madde 284 - Hakikatın tezahürü için lüzum görürse tahkikat hakimi veya
esas davayı rüyet edecek mahkeme evvelki veya yeniden intihap edeceği ehlivukuf
vasıtasiyle tekrar tetkikat icra ettirebilir.

    Madde 285 - Ehlivukufun ücreti hakim tarafından takdir olunur.

    Madde 286 - Ehlivukufun rey ve mütalaaları hakimi takyit etmez.
                                DÖRDÜNCÜ KISIM
                                    Senet
                               1 - Umumi hükümler

    Madde 287 - Kanunun muayyen bir delil ile ispatını emreylediği hususlar
başka suretle ispat olunamaz. İki tarafça muayyen deliller ile ispatı tahriren
kabul edilmiş olan veya muhakeme esnasında olveçhile beyinlerinde karar verildi-
ği ikrar olunan maddeler hakkında başka delil kabul olunmaz.

    Madde 288 - (Değişik:16/7/1981-2494/20 md.)
    Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, er-
telenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları
zamanki miktar veya değerleri onmilyon lirayı geçtiği takdirde senetle ispat
olunması gerekir.
    Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma (ibra)
gibi herhangi bir sebeple onmilyon liradan aşağı düşse bile senetsiz ispat
olunamaz. (1)

    Madde 289 - (Değişik: 30/4/1973 - 1711/1 md.)
    288 nci madde uyarınca senetle ıspatı gereken hususlarda yukardaki hüküm-
ler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakatı halinde tanık dinlenebilir.

    Madde 290 - (Değişik: 16/7/1981 - 2494/21 md.)
    Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve
senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan
hukuki işlemler onmilyon liradan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat
olunamaz.(1)

    Madde 291 - (Mülga: 29/6/1956 - 6763/47 md.)

    Madde 292 - Senetle ispatı lazımgelen hususlarda tahriri bir mukaddimei
beyyine mevcut olursa şahit istimaı caizdir.
    Mukaddimei beyyine müddeabihin tamamen sübutuna kafi olmamakla beraber bu-
nun vukuuna delalet eden ve aleyhine ibraz edilmiş olan taraf canibinden verilen
evrak ve vesaiktir.

    Madde 293 - Aşağıdaki hallerde her halde şahit ikame olunabilir:
    1 - Usul ve füru, birader ve hemşire veya karı koca ve kayınpeder ve va-
lide ile damat ve gelin arasındaki muameleler,
    2 - Cürümden mütevellit olsun olmasın tazminatı müstelzim fiiller,
    3 - Yangın veya kazayı bahri veyahut düşman istilası gibi senet alınması
gayrimümkün veya fevkalade müşkül hallerde yapılan muameleler.
----------------------------
(1) Bu maddelerde geçen miktarlar, 20/6/1996 tarih ve 4146 sayılı Kanunun 1 inci
    maddesi ile onmilyon liraya yükseltilmiş ve metne işlenmiştir.
    4 - Halin icabına ve iki tarafın vaziyetlerine nazaran senede raptı mü-
teamil olmıyan muameleler,
    5 - Akitlerde hata, hile, gabin, cebir ve ikrah vukuu.

    Madde 294 - Nagehani bir hadise veya mücbir bir sebep ile senedin sahibi
yedinde veyahut her ne suretle olursa olsun alelüsul tevdi olunan resmi memur
nezdinde zayi olduğu hakkında kanaatbahş delil ve emareler mevcut olduğu takdir-
de şahadetle dava ispat olunabilir.

    Madde 295 - Mahkeme ilamlariyle katibiadillerce re`sen tanzim olunan se-
netler sahteliği ve salahiyattar memurların salahiyetleri dahilinde usulüne tev-
fikan tanzim veya tasdik ettikleri vesikalar hilafı ispat olununcaya kadar de-
lili kati teşkil eder.
    Şu kadar ki mahkeme işbu evrak hakkında şüpheyi davet eden haller görür-
se bunları tanzim ve tasdik eden daireden izahat itasını istiyebilir.

    Madde 296 - Ecnebi memlekette usulüne tevfikan salahiyettar memurları
tarafından tanzim veya tasdik kılınmış olan senetlerin mahallinde mer`i kanunla-
ra mutabık olduğu mahalli Türkiye şehbenderi veya Türk siyasi memurları tarafın-
dan tasdik kılınmış ise resmi senet hüküm ve kuvvetinde addolunur. Bu suretle
tasdik kılınmamış senetlerin delil teşkil edip etmiyeceği mahkemece takdir olu-
nur. Mahkeme huzurunda ikrar olunan senetler resmi hükmündedir.

    Madde 297 - Mühür veya bir alet vasıtasiyle vazolunan imza veya cüzdan ile
muamele icrasını itiyat etmiş olan müesseselerde muamelenin iptidasında tayin
olunup bir sureti hesap defterine veya cüzdana mevzu bulunan mühür veya imza ile
yapılacak muamele muteberdir. Bundan başka imza vaz`ına muktedir olamıyan veya
yazı bilmiyen şahsın heyeti ihtiyariye ve mahallince maruf iki şahıs tarafından
tasdik edilmiş ve el ile yapılmış bir işaret veya mühür istimal etmesi caizdir.

    Madde 298 - Senette mevcut bulunan çıkıntı ve kezalik senedin metninde
veya hamişindeki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkar halinde keen-
lemyekündur.
    Yalnız bu kabil çıkıntı, hak ve silinti mahkemece senedin sıhhat veya ma-
nasına müessir olacak mahiyette görülürse senet kısmen veya tamamen hükümsüz
addolunabilir.

    Madde 299 - İmzası ikrar veya mahkemece onun olduğuna hükmolunan gayri
resmi senet tarihi imza eden ile mirasçıları hakkında muteber olup üçüncü kim-
seler haklarında hüküm ifade etmez.
   Bir senedin kendisine ibraz olunduğu, katibiadil veya salahiyettar memur
tarafından alelüsul tasdik edilmiş ise ibraz tarihi veyahut imza edenlerden bi-
rinin vefatı tarihi veya imza etmesine imkanı maddiyi selbeden bir hadisenin
vukuu tarihi veyahut ol senedin bir muamelei resmiyeye esas ittihaz kılındığı
tarih üçüncü şahıslar hakkında da muteber addolunur. Bu nevi senetlerde bahso-
lunan sair senetlerin tarihleri üçüncü şahıslar hakkında ancak son senet tari-
hinin musaddak addolunduğu tarihten itibar olunur.

    Madde 300 - İbra ve kabzı mutazammın senedatı gayri resmiye ile tüccarın
muamelatı ticariyelerinden dolayı verdikleri senetlerin tarihi evvelki madde
veçhile tahakkuk ettirilmese bile üçüncü şahıslara karşı muteber addolunur. Şu
kadar ki hilafı ispat olunabilir.

    Madde 301 - Kısmen veya tamamen kabzı mutazammın olarak senet zirine veya
zahrına alacaklı tarafından bizzat yazılan veya başkası tarafından yazılıp da
altında alacaklının imzası bulunan ibareler muteberdir.

    Madde 302 - Telgrafnameler keşide için telgrafhaneye verilen asıllarına
mutabakatı ihtilaflı olmadıkça delil teşkil eder. İhtilaf halinde sahibi tara-
fından yazılmış veyahut imza edilmiş olan aslına itibar olunur.

    Madde 303 - Defatiri ticariyede münderiç kayıtların hüküm ve kuvvetleri Ti-
caret Kanunu ahkamına tabidir.

    Madde 304 - Bir kimsenin hususi evrak veya defterine bir hakkın istifa veya
ibrasını mutazammın yazdığı kayıtlarla yedindeki eşya üzerine yazıp mündereca-
tından senet makamına ikame eylediği anlaşılan kuyudat ve taahüdat o kimse maka-
mına kaim olanlar aleyhine delil teşkil eder.

    Madde 305 - Nüfus kuyudatı esasiyesinin zıyaı ve suveri musaddakasının fık-
danı halinde doğum, ölüm, evlenme vukuatı tarihleri, müteveffa baba veya ananın
evrak ve defatiri hususiyesindeki yazılarla ispat olunabileceği gibi baba ve
anası meçhul olarak sicilli nüfusa mukayyet bulunanlarda bu kabil evrak ile baba
ve analarına nispetlerini ispat edebilirler.

    Madde 306 - Mahkemece muayyen bir hususun ispatına karar verildikten son-
ra o husus hakkında üçüncü şahıs veya memuru resmi nezdinde diğer bir delil bu-
lunduğundan bahisle ibrazı için mühlet talep olunursa davayı uzatmak maksadiyle
veya ihmali fahiş neticesi olarak vaktiyle dermeyan olunmadığına hakim kani olur
ve hasım dahi talep ederse beyan olunan delilin ademi tetkik ve istimaına karar
verebilir.

     Madde 307 - Delili ibraz eden taraf hasmın muvafakati olmadıkça ana isti-
natten sarfınazar edemez.

    Madde 308 - Davanın esnayı tahkikında bir taraf kendisine nispet olunan
senette muharrer yazı ve imzayı inkar veya tanımadığını beyan ederse iki tarafın
ifadatı ve olbapta serdolunan deliller üzerine hakim kafi derece kanaat hasıl
eylediği takdirde senedi kabul veya hükümden ıskat ederek esas hakkında karar
verir. Kanaat hasıl olmazsa hakim iki tarafın tayin olunacak günde bizzat ispati
vücut etmelerine karar verir. Her iki taraf muayyen günde mütekabilen senet hak-
kında izahat ita ve medarı tatbik olacak evrakı irae ve tayin ve yazı ve imzanın
mevsukiyetini ne şekilde ve ne vasıta ile ispat edebileceklerini beyan ederler.

    Madde 309 - Muayyen günde hakim iki tarafı isticvap ve ledelhace senedi
imza ettiği iddia olunan şahsı istiktap eder. Hakim iki tarafın ita ettikleri
izahattan ve ibraz ve irae ettikleri delillerden veya imza kendisine isnat olu-
nan şahsın istiktabından senedin vüsuk ve ademi vüsuku hakkında istihsali ka-
naat edemediği surette ehlihibre vasıtasiyle senedin imzasının tahkikına veyahut
yazıldığını görenlerin istimaına veya senedin münkiri tarafından yazıldığına
sureti katiyede delalet eden vakayiin şuhut ile ispatına karar verir.
    Ehlihibre vasıtasiyle tahkikata karar verildiği takdirde medarı tatbik
olacak yazı ve ehlihibrenin tahkikatı icra edeceği gün hakim tarafından tayin
olunur.
    Mahkeme bu bapta ancak iki tarafın ittifak ettikleri her nevi evrak ile
senedatı resmiyeden olan ve bir kimse tarafından hasbelmemuriye veya mahkeme
huzurunda tahrir veya imza edilen evrakı tatbika esas addedebilir.
    Tatbika esas ittihaz olunabilecek evrak olmadığı veyahut olup da derecei
kifayede bulunmadığı takdirde ehlihibre tarafından terkip olunacak ibarelerle
münkir olan kimseye yazı yazdırılarak tatbikat icra olunur.

      Madde 310 - Münazaalı olan senedin ziri ve senedin halini mübeyyin tan-
zim olunacak zabıt varakası iki taraf ve katip tarafından imza olunarak mahke-
me kaleminde hıfzolunur.
*

    Madde 311 - Bir memurun hasbelmemuriye yedinde bulunup tatbika esas ol-
mak üzere mahkeme kalemine teslim olunması iktiza eden senedin sureti evvel-
emirde o memur tarafından istinsah olunarak ikametgahı veya teslim edilecek
mahallin mahkemesi reisine tasdik ettirildikten sonra aslı teslim olunur.
    İşbu suret asıl makamında olmak üzere memuru tarafından hıfzolunur ve asıl
hüküm ve kuvvetindedir. Sureti istinsah ve tasdik ettirilmeksizin mahkeme ka-
lemine teslim edilmiş olan senedin sureti mahkeme başkatibi tarafından istinsah
ve reis tarafından tasdik edilerek alakadarlara verilebilir.

    Madde 312 - Resmi memurun veya üçüncü şahsın senedi teslim veya ibraz ede-
bilmeleri için zaruri masrafları ile senedin sureti harcı tahkikat icrasını ta-
lep eden kimse tarafından verilir.

    Madde 313 - Hakim senedin münkire aidiyetine karar verdiği takdirde münkiri
on beş liradan elli liraya kadar cezayi nakdiye ve talep vukuunda davanın teah-
huru sebebiyle diğer tarafın maruz kaldığı zararı tazmine mahküm eder.

    Madde 314 - Resmi ve gayrı resmi her nevi senedatın sahteliğini iddia eden
kimse asıl davayı rüyet eden mahkemede bu iddiasını gerek davayı asliye ve ge-
rek davayı hadise suretiyle ikame edebilir.Usulüne tevfikan icra kılınan tetki-
kat neticesinde senedin sahte olmadığına dair mahkemeden sadır olan karar
kesbi katiyet ettikten sonra iş bu senet hakkında mahakimi cezaiyede dahi sah-
telik iddiası mesmu olmaz.

    Madde 315 - Mahkemece sahtelik sebebiyle iptal edilen senet hakkında ciheti
cezaiyece ademi mesuliyet ve beraete dair verilecek karar hukuk mahkemesince
senedin iptali hakkındaki karara haizi tesir değildir.

    Madde 316 - Sahtelik iddiasının, arzuhal ile beyan ve bunun bir suretinin
derhal hasma tebliğ olunması lazımdır.

    Madde 317 - Sahtelik iddiası 308 inci madde ile mevaddı mütaakıbesi ahkamı-
na tevfikan tetkik olunur. Sahteliği iddia kılınan senedin ehlihibre marifetiy-
le tetkik ve tatbikına ve vakayi ve hadisattan haberdar olanların istimaına ka-
rar verildiği takdirde bu kabil senedat, neticei hükme kadar bir güna muameleye
esas ittihaz kılınmaz. Ancak bu senede müsteniden