 |
T.C.
YARGITAY
14. Hukuk Dairesi
E: 2006/5461
K: 2006/7840
T: 03.07.2006
HASILAT KİRA SÖZLEŞMESİ
KAR KAYBI ALACAĞI
Yargıtay içtihatları bölümü
Yargıtay Kararı
İçtihat Özeti: Kar kaybı; sözleşme karşılıklı olarak ifa edilseydi bir tarafın mamelekinde olması gereken durum ile eylemli durum arasındaki maddi değer farkıdır. Kar kaybı zararı talebinde bulunan tarafın kar kaybına neden olan olayda kusurunun olmaması gerekir.
(818 s. BK m. 270)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.12.2001 gününde verilen dilekçe ile hasılat kirasına dayalı tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.11.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Belediye vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, düzenlemesi Borçlar Kanununun 270. ve devamı maddelerinde yapılan hasılat kira sözleşmesi ilişkisi nedeniyle kar kaybı alacağının tahsili için açılmıştır.
Davalı kiralayan yanlar arasındaki kira sözleşmesinin 9. maddesi uyarınca, davacı kiracıdan alınması gereken petrolün onun kusurlu davranışlarından ötürü sağlanamadığını açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı kiralayan temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 01.01.1997 başlangıç tarihlidir. Sözleşmede sürenin 31.12.2001 tarihinde hitama ereceği kararlaştırılmıştır. Anılan sözleşmenin 9. maddesinde «Belediyeye ait bütün araçların Belediyenin akaryakıt istasyonu dışında başka bir istasyondan akaryakıt almayacağı» hükmü bulunmaktadır. Davacı kiracı sözleşmenin bu hükmüne dayanarak davalı kiralayanın 19.08.1999 tarihinden sözleşmenin bitim süresi olan 31.12.2001 tarihine kadar istasyondan Belediye adına akaryakıt alınmadığını, buradan doğan kar kaybı zararının 4.500.000.000. TL olduğunu iddia ederek eldeki davayı açmış bulunmaktadır.
Kar kaybı, kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Bir tanımlama yapmak gerekirse, kar kaybı; sözleşme karşılıklı olarak ifa edilseydi bir tarafın mamelekinde olması gereken durumu ile eylemli durumu arasındaki maddi değer farkını ifade eder. Bu gibi durumlarda mamelekin gelecekteki çoğalma ihtimali bir tarafın kusurlu davranması sonucu engellenmiştir. Ancak kar kaybı zararı talebinde bulunan tarafın kar kaybına neden olan olayda kusuru olmaması gerekir. Zira, oranı ne olursa olsun kar kaybının meydana gelmesinde bir tarafında kusuru varsa hiç kimse kendi kusurunun sonuçlarından yararlanamayacağından bu istemi ileri süremez. Yanlar arasındaki soruna bu açıdan bakmak ve çözümü açıklanan çerçeve dahilinde aramak gerekir.
Somut olaya gelince; taraflar arasındaki sözleşmede davalı Belediyeye ait araçlara akaryakıtın davacı kiracının isletmekte olduğu istasyondan alınacağı hükme bağlanmışsa da davalı akaryakıt alımının davacının tutum ve davranışları yüzünden yapılamadığını savunmuştur. Gerçekten resmi bir kurum olan Belediye görevlilerince tutulan 18.08.1999 tarihli tutanakta "....akaryakıt alımlarında kesilen yakıt fişlerinde satılan yakıt miktarının litre olarak yazılmakta ancak fiyat olarak tutarlarının yazılmadığının tespit edildiği....» saptanmıştır. Bundan sonra 19.08.1999 tarihinde davacının akde aykırı davranması nedeniyle davalı Belediye Encümeninin davacıya ait akaryakıt istasyonundan alımları durdurduğu, davacının 20.08.1999 günlü cevabında uygulamanın önceden yapıldığı gibi düzeltileceğini bildirmesine rağmen, akaryakıt alımı için davacıya ait akaryakıt istasyonuna giden Belediye şoförlerine akaryakıt verilmediğine dair tutanak düzenlendiği görülmektedir. Görülüyor ki; esasen iki tarafa borç yükleyen bütün akitlerde varolması gereken güven duygusu davacı kiracının tutum ve davranışlarıyla davalı kiralayan Belediyede kaybolmuş, davacıdan bundan sonra Belediyeye ait araçlara akaryakıt alınmamıştır. Başka bir deyişle davacının kar kaybı zararının meydana gelmesinde davacının da kusuru bulunmaktadır. Az yukarıda söylendiği üzere oluştaki oranı ne olursa olsun davacı da kusuruyla eldeki davanın ortaya çıkmasına neden olduğundan, kendi kusurunun sonuçlarından yararlanamaz. Davacının davasının açıklanan bütün bu nedenlerle reddi yerine istemin somut olaya uygun düşmeyen bazı gerekçelerle kabulü doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün (BO Z ULMASINA), peşin harcın istek halinde yatırana iadesine 03.07.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.