+ Konuyu Yanıtla
2 / 9 Sayfa İlkİlk 123456789 SonSon
11 den 20´e kadar toplam 81 ileti bulundu.

Konu: M. K. Atatürk - Bursa Nutku

M. K. Atatürk - Bursa Nutku Hızlandırılmış Mobil Sayfa Sürümü (AMP)
  1. #11
    Kayıt Tarihi
    Aug 2006
    Nerede
    Antalya, Merkez, Turkey.
    İletiler
    1.019
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    1400 yıl önce söylenen, Hz. Muhammed'in Veda Hutbesi'ni kabul edip; Atatürk'ün Bursa Nutku'nu kabul etmeyenlere; irticalen söylenen sözler için, yazılı imzalı belge arayanlara ve Atatürk'ün devrimci kişiliğini inkar ederek, bu söylevi, komünist uydurması olarak nitelendirenlere ithaf olunur(!)
    t
    1 Şubat 1933'te, Bursa'da öğlenden sonra otuz kadar şahıs Ulucami yanında bulunan Evkaf Müdürlüğü'ne başvurarark ezan ve kametin İstanbul ve diğer şehirlerde olduğu gibi Bursa'da da Arapça okunmasını istemişlerdir. Evkaf müdürünün emrin yukarıdan geldiğini, kendisinin yapacağı bir şey olmadığını bildirmesi üzerine, arkalarına daha büyük bir kalabalık toplayarak valiliğe gitmek istemişlerdir. Fakat bu isteklerine ulaşamadan polis kuvvetleri tarafından dağıtılmışlardır. Müşevviklerle; önayak olanlar yakalanarak tahkikata başlanmıştır.

    Bu sırada Atatürk, mevsimin kış olmasına rağmen 22 gün süren bir yurt gezisi yapmaktadır. Bursa olayını duyar duymaz olaya büyük bir önem vererek yola çıkmış, büyük bir hızla 5 Şubat 1933 günü saat 5:00'te Bilecik'e varmış ve sabah olmasını beklemeden otomobille hareket etmiş ve 9:30'da Bursa'ya varmıştır.

    Atatürk'ün büyük bir hızla Bursa'ya gelmesini Cumhuriyet gazetesinde Yusuf Ziya Bey şöyle anlatmaktadır:

    "Yirmi iki gündür, adımlarının izleriyle yurdu bir altın haleye saran Gazi, Afyon tepelerini aydınlatırken Bursa ovasına küçük bir irtica gölgesi çöktü. Bir anda onun bir tepeden bir ovaya karanlıkları yırtan bir yıldırım hızıyla düştüğünü gördük" ( 8 Şubat 1933, Cumhuriyet Gazetesi).

    Atatürk olayla bizzat meşgul olmuş, 6 Şubat'ta Anadolu Ajansı'na şu tebliği vermiştir:

    "Bursa'ya geldim. Hadise hakkında alakadarlardan malumat aldım. Hadise haddizatında fazla ehemmiyeti haiz değildir. Herhalde, cahil mürteciler adaletin pençesinden kurtulamayacaklardır. Hadiseye dikkatimizi bilhassa çevirmemizin sebebi, dini siyaset ve herhangi bir tahrike vesile etmeye asla müsamaha etmeyeceğimizin bir defa daha anlaşılmasıdır. Meselenin mahiyeti esasen din değil, dildir. Kati olarak bilinmelidir ki; Türk milletinin milli dili ve milli benliği bütün hayatına hâkim esas kalacaktır."

    Olayın soruşturması ile Adalet Bakanı Yusuf Kemal Bey'le, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya Bey görevlendirilmişlerdir. Olayda görevlerini ihmal eden Bursa Savcısı Sakıp Bey'e ve Bursa Sulh Ceza Hakimi Hasan Bey'e ve Bursa Müftüsü Nurettin Bey'e işten el çektirilmiştir. 15 kişi tevkif edilmiştir.

    Bursa'da çıkan Arkadaş Gazetesi sahibi, gazeteci Rıza Ruşen Yücer 1947'de "Atatürk'e Ait Birkaç Fıkra ve Hatıra" adlı bir eser yayımlıyor. Bu kitabında Bursa olayını kısaca anlattıktan sonra nutkun nasıl söylendiğini şöyle açıklamaktadır:

    Tanık 1:
    Alıntı
    "O akşam Çekirge yolundaki köşkte Atatürk'e bir yemek verildi. Sofrada 13-14 kişi var. O günkü hadiseden dolayı Atatürk'ün gönlünü almak için, bu ondört kişiden birisi:

    - Efendim, diye söze başladı "Bursa gençliği bu hadiseyi hemen bastıracaktı. Fakat zabıta ve adliyeye olan güveninden ötürü" devam edemedi. Atatürk bir işaretle sözünü kesti "Sonra Türk gençliğinden ne anladığını şöyle tarif etti:

    Türk genci, inkılapların ve rejimin sahibi ve bekçisidir diye başlayan Bursa Nutku'nu söylemiş ve şöyle bitirmiştir: 'İşte benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği' dedi."

    1958'de Ulus Gazetesi'nde Bursa Nutku'nun yayımlanmasından ötürü soruşturma açıldığı zaman olayın bir tanığı daha ortaya çıkmış ve tarihçi Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu olaya şöyle tanıklık etmiştir:

    Tanık 2:
    Alıntı
    "Bu olay Arapça ezanın kaldrırıldığı zaman olmuştur. Mustafa Kemal İzmir'deydi. Bursa'da Ulucamii'de bir müezzinin ezanı Türkçe okumayıp Arapça okuduğunu öğrendi. Sofradaydık, derhal hususi trenin hazırlanmasını emretti. Tren öylesine bir şekilde geldi ki, Karaköy'e kadar Mustafa Kemal bağırıyordu. "Yavaş gidiyor daha süratli". Karaköy'den otomobille gayet bozuk bir yoldan Bursa'ya varıldı. Paşa'nın oradan kalkıp Bursa'ya geldiğini haber alınca, Ankara 'Bu telaşa sebep ne' demiş. Bunu Mustafa Kemal duymuştu. 'Bir müezzin Arapça ezan okuyor. Ne vali, ne müddeimumi, ne polis hadiseyle ilgileniyor. Biz inkılap yapıyoruz. Bir milletin kaderini elimize aldık, çocuk oyuncağı mı bu işler? Bu eserin kurucusu benim. Bursa'da devlet makamları inkılapları korumak için alakalanmadıklarında benim ne yapmamı istiyorsunuz? Durmamı mı?' dedi. Ondan sonra verilen yemekte bu sözleri (Bursa Nutkunu) söyledi. Konuşmanın gazetelerde neşredilmediğini hatırlıyorum."

    Bursalı gazeteci Musa Ataş da Atatürk'ün Bursa Nutku'nu söylediğine tanıktır. Bu görüşlerini ölmeden bir süre önce Bursa'da çıkan Hâkimiyet gazetesinin 5 Mart 1963 Hâkimiyet ve 18 Mart 1963 tarihli nüshalarında yayımlamıştır. Aynı zamanda Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Afet İnan tarafından verilen ve 23.1.1964'te Senato'da Milli Eğitim Bakanı İbrahim Öktem tarafından okunan cevap yazısında da Atatürk'ün bu nutku söylediği anlaşılmaktadır.

    Musa Ataş Atatürk'ün bu nutku söylediğine tanıktır.

    Musa Ataş, 18 Mart 1963 tarihli Hâkimiyet gazetesinde çıkan yazısında şöyle demektedir:

    Tanık 3:
    Alıntı
    "Aradan 30 sene geçmiş. Bunları bulmak kolay değildir. Bursa gazetelerinde çıkanlar ise, sahipleri öldüklerinden koleksiyonlarının ne olduğunu bilmiyorum. Yalnız bu vaka üzerine Büyük Atatürk'ün yaptığı üç konuşmadan en mühimi olan belediye meclisi salonunda gençliğe yaptığı hitabesini mealen hafızamda saklıyorum. Orada Atatürk gençliğe hitaben demiştir ki:

    - Bu hadise mühüm fiili bir hareket değildir. İrticai bir mahiyeti de yoktur. Fakat size şunu bildireyim ki, meş'um Menemen irticai hadisesi, inkılaplarımıza karşı yöneltilen bir hareketi önleyici Türk gençliğinin mevcut olduğunu göstermiştir. Kubilay gibi genç ve idealist bir ihtiyat zabiti kendisini bu uğurda feda etmiştir. Onu örnek alın. Herhangi irticai bir hareket olursa onun karşısında daima siz bulunacaksınız. Çünkü inkılaplarımızı ve Türkiye Cumhuriyeti'ni size emanet ettik. Hangi şartlar altında olursa olsun hiçbir devlet kuvvetine dahi dayanmadan bunları siz koruyacaksınız. Alacağınız kuvvet bütün Türk milletinindir. Böyle hareketlerde sizi pervasızca daima bunların karşısında görmek Türk milletinin en büyük inancıdır."

    Bu konuşmadan sonra gençler Atatürk'ü hararetle alkışladılar. "Yolundayız Paşam" dediler.


    TÜRK TARİH KURUMU'NUN BURSA NUTKU HAKKINDA KARARI

    "Türk Tarih Kurumu Yönetim Kurulu'nun 24 Ekim 1966 tarihli toplantısında Bornova Asliye Hukuk Hakimliğinin 27/9/1966 tarih ve 1966/338 sayılı yazısı ve bu yazıya ekli Atatürk'ün Bursa Nutku ile ilgili sözlerin üzerine gerekli incelemeler yapılmıştır. Bu incelemeler sonunda bu sözlerin Atatürk'ün 1933 Şubatı'nda Bursa'da yaptığı konuşmadan mealen alınmak suretiyle çeşitli tarihlerde basılmış olduğu kanaatine oybirliği ile varılmıştır."

    Not: Konuyla ilgili olarak ayrıntılı bilgi edinmek isteyenlere;

    "Atatürk'ün Bursa Nutku (Tanık ve Belgelerle), Reşit Ülker, Cumhuriyet Gazetesi Kitapları"
    isimli eser tavsiye olunur.

    Saygılarımla,



    Hukuki NET Güncel Haber

    M. K. Atatürk - Bursa Nutku konulu yargıtay kararı ara
    M. K. Atatürk - Bursa Nutku konulu hukuk haber

  2. # Nedir?
    Tavsiye Soru Cevap
    Kayıt Tarihi
    Bugün
    Nerede
    Avukat Dünyası
    İletiler
    Ne kadar?
     
  3. #12
    Kayıt Tarihi
    Apr 2005
    Nerede
    Adana, Seyhan, Turkey.
    İletiler
    2.930
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Sayın Kararkum;
    Size hem teşekkür ve hem de sitemlerimi göndereceğim.

    Teşekkür ediyorum, çünkü Bursa Nutku gibi tartışmalı bir konuda desteksiz atmak yerine kaynak göstererek daha somut şeyler söylemektesiniz.

    Sitem ediyorum çünkü; hiç de haketmediğim giriş cümleniz olan;

    "1400 yıl önce söylenen, Hz. Muhammed'in Veda Hutbesi'ni kabul edip; Atatürk'ün Bursa Nutku'nu kabul etmeyenlere; irticalen söylenen sözler için, yazılı imzalı belge arayanlara ve Atatürk'ün devrimci kişiliğini inkar ederek, bu söylevi, komünist uydurması olarak nitelendirenlere ithaf olunur(!)"

    cümlesindeki değerlendirmelerinizi üzerime alınmadım, ama forumda Bursa Nutku ile ilgili ciddi kuşkuları kaynak göstererek ben yaptığım için acaba bu değerlendirmenizde beni mi kastettiniz diye de düşünmedim değil.

    Öncelikle Hz. Muhammet konusunu açtığınız için oradan başlamak istiyorum. Veda Hutbesi islam tarihinde pek de tartışılan bir metin olmamakla birlikte, hadis (Hz. Muhammet'in söz ve davranışları) konusu oldukça tartışmalıdır. Bugün yüzlerce hadisin uydurma olduğunu din uzmanları da kabul ediyorlar. En iyi hadis kitabı olarak bilinen Buhari'nin derlediği Sahih-i Buhari isimli kitaptaki hadislerin dahi bir çoğunun uydurma olduğu artık biliniyor. Bu uydurma hadisler insanları gerçeğe değil, yanlışa yönlendiriyor. Bir kaç gün önce gazelerde okuduğumuz bir haberede, kadınları aşağılayan hadislerin uydurma olduğu ve bunların Diyanet tarafından ayıklamaya tabi tutulacağı yazılıyordu.

    Demek istediğim şu ki; tarihi şahsiyetlerin söylemediği bazı şeyleri söylemiş gibi göstererek kendimize destek aramak eski bir hastalık olsa gerek. Kadınlar aleyhindeki hadislerin uydurulması da erkeklerin egemenliğinden ve bu egemenliği kadınlar aleyhine kullanmak istemelerinden kaynaklanıyor.

    Atatürk'e ait olduğu söylenen sözlerin bir kısmının uydurma olduğu da artık biliniyor. Forumdaki ilk yazımda da belirttiğim üzere bu uydurmalardan en bilineni "Türk aleminin en büyük düşmanı komünizmdir ve her görüldüğü yerde ezilmelidir" şeklindeki sözdür. Bu sözü yıllarca sağ kesim sol kesim aleyhine kullanmadı mı?

    Bursa Nutku'nu her ne kadar şu anda daha çok sol kesim kullanıyor ise de aslında bir zamanlar da Demokrat Partililer bu nutku CHP aleyhine kullanmışlardır. Yani kendi görüşlerine destek için Atatürk'ün varlığı tartışmalı bu nutkuna dayanmak istemişlerdir. Yani konu sadece sizin dediğiniz gibi "komünist uydurması" meselesi değildir. Komünistlerin karşısında olanlar da bu nutuktan yararlanmak istemişlerdir.

    Bu tartışmalı metinlerin tabi ki tartışılması ve gerçeğin açığa çıkması en doğru olanıdır. Ben de Bursa Nutku ile ilgili olarak mümkün olduğunca ihtiyatlı bir dil kulanarak Atatürk karşıtlarının bu konudaki görüşlerine itibar etmediğimi, ancak Atatürkçü olarak bilinen bazı yazar ve bilim adamlarının da bu nutkun uydurma olduğunu iddia ettiklerini kaynak da göstererek belirttim. Bu kaynaklar çok ciddi kaynaklardır ve üzerinde durulması gerekir. Böyle ciddi kuşku iddiası varken, tartışmadan kabul etmenin doğru olmadığını söyledim. Atatürk'ün devrimci kişiliğini inkar etmediğim gibi, bunun bir "komünist uydurması" olduğunu da iddia etmedim.

    Bahsettğiniz kaynağa gelince...

    Cumhuriyet Gazatesi yayınlarının çoğunluğu kütüphanemde bulunmasına rağmen bu yayını maalesef bulamadım. Şu anda da araştırıyorum. Alıntılarınızın tamamı o kitaptan mı bilmiyorum, ama oradaki Prof. Afet İnan ve Türk Tarih Kurumu'nun görüşleri tabi ki önemlidir. Ama diğer bazı gazetecilere dayanan bilgilerin fazla bilimsel değeri olduğunu zannetmiyorum. "Tarihçi" diye nitelediğiniz Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu'nun ise palavracı bir yazar olduğunu ve basın camiasında da "Deli Nazif" olarak bilindiğini bilmenizi isterim.

    Benim esasen vurgulamak istediğim şudur; tarihi şahsiyetler etrafında efsaneler uydurmak gibi bir hastalığımız var. Uydurma hadis meseslesi de bunun bir parçasıdır. Aynı hastalığa Atatürk konusunda da yakalanıyoruz. Bu nutuk gerçekten varsa ben bunu neden inkar edeyim? Ama bazı bilim adamları da bunun uydurma olduğunu söylüyorsa ben neden kuşku duymayayım? Bilimin temelinde kuşku duymak vardır. Kuşku olmayan yerde araştırmaya gerek kalmaz ve toplum o noktada donar.

    Bu kuşkudan dolayı bu konudaki araştırmalarımız devam edecektir. Yeni bulgularını paylaşanlara da teşekkür ederken, biz de yeni bir şeye rastlarsak burada sergileriz. Selam ve saygılar.

  4. #13
    Kayıt Tarihi
    Aug 2006
    Nerede
    Antalya, Merkez, Turkey.
    İletiler
    1.019
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Sayın Bilgili;

    Öncelikle merhabalar.

    Attığım başlık, kesinlikle size yönelik değildi. Zaten üzerinize alınmamışsınız, sorun yok.

    Konu hakkındaki pekçok görüş, yorum ve eleştirinize katılıyorum. Ancak, bence, bu konu hakkında şöyle bir hata yapılıyor:

    1. Atatürk'ün sözleri, Allah kelamı, peygamber hadisi değil ki, doğruluğunu ve uygulanabilirliğini tartışalım.

    2. Atatürk; böyle bir söylev vermemiş olsaydı, ne değişirdi ve bu söylev gerçekse, ne değişmektedir? Bizler; böyle bir şey söylenmemeiş dahi olsa, durum gerektirdiğinde, bundan vazife çıkartacak mıyız, çıkartmayacak mıyız?

    Bence meselenin özü, tartışmalarla bulandırılıp, kaybettirilmekte; ayrıntılarla boşa vakit harcanmaktadır.

    İçten saygılarımla,

  5. #14
    Kayıt Tarihi
    Apr 2005
    Nerede
    Adana, Seyhan, Turkey.
    İletiler
    2.930
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Radikal Gaztesi'nin 6 Eylül 2006 günlü nüshasında, Atatürk hakkında kitap da yazmış olan bir ABD büyükelçisinin raporu yayınlandı.

    Bu raporda Atatürk'ün görüşlerinin ve yanında Bursa Olayına da değinildiği görülmektedir.

    Bir katkı olması ümidi ile aşağıta alıyorum;

    Atatürk İslam için ne düşünüyordu?

    Sherill'e göre Atatürk Tanrı'ya inanıyor ama dine inanmıyor.

    Atatürk'ün, biyografisini yazan ABD Büyükelçisi Sherrill'e açıkladığı 'dinle ilgili' düşünceleri ilk kez yayımlandı. Sherrill'in kitabına almayıp rapor olarak ABD Dışişleri'ne gönderdiği söyleşide Atatürk 'Agnostik olmadığını, tek tanrıya inandığını' söylüyor, dindar olmayan Türklerin yüksek sesli duaların cezbine kapıldığını belirtiyor

    06/09/2006 (8024 kişi okudu)

    RADİKAL - İSTANBUL - Atatürk'ün din hakkındaki görüşlerine ışık tutacak yeni bir belge ortaya çıktı. 1932-1933 yıllarında Ankara'da görev yapan ABD Büyükelçisi Charles H. Sherrill'in hazırladığı ve Atatürk'ün kendi ağzından dinle ilgili görüşlerini içeren rapor ilk kez Toplumsal Tarih dergisinde araştırmacı yazar Rıfat N. Bali'nin hazırladığı yazıda yayımlandı. Büyükelçi, Ankara'da görev süresi boyunca Atatürk ile yaptığı görüşmelere ve gözlemlere dayanarak 'A Year's Embassy to Mustafa Kemal' adlı bir kitap hazırlamıştı. Eser ilki, 1934 yılında Atatürk yaşarken, üç kez Türkçeye çevrildi. Kitabın en ilginç bölümü Atatürk'ün dine bakışını içeren kısımdı. Bu bölümde yazar, Atatürk'le yaptığı uzun bir mülakata yer vermiş ancak Atatürk'ün sözlerinin bir kısmını kitaba almamış bunu da "Din konusundaki şahsi görüşleri hususunda söylediklerinin tamamını burada vermek hiç doğru olmaz" satırlarıyla dile getirmişti.
    Ancak Sherill, kitaba sadece bir bölümünü aldığı görüşmeyi özetleyerek bir rapora döktü ve ABD Dışişleri Bakanlığı'na gönderdi. ABD Dışişleri Arşivi'ndeki bu raporu, Bali Türkçeye çevirip Toplumsal Tarih'e yazdı. Aşağıda, raporun tam metni yer alıyor.

    ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ
    Sayı:423
    Ankara, 17 Mart 1933
    Konu: Türkiye'de din
    MÜNHASIRAN MAHREM
    Saygıdeğer Hariciye Vekili
    Washington
    Beyefendi,
    Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal ile dün öğleden sonraki üç saatlik mülakatımda, hakkında yazmakta olduğum biyografinin sekiz bölümünü birlikte gözden geçirdiğimiz sırada Türkiye'de din meselesi bahis edildi. İncelememde Türkiye Cumhuriyeti'nde İslam dininin gelişimi konusuna oldukça yer verdiğime dikkatini çektim, biyografim için -yayınlanmak veya yayınlamamak kaydıyla- bana söylemek istediği kadarıyla sınırlı olmak üzere bu mevzudaki görüşünü bilmek istediğimi belirttim. Sözlerinin hangi kısmının efkârı umumiye(nin) (bilgisi) için olduğunu, hangi kısmının olmadığını belirterek mevzu hakkında teferruatlı bir şekilde konuştu.
    Galiba, altı ve yedi yaşındayken annesi onu bir sıbyan mektebine göndermek istiyordu. Burada öğretmen Kuran dersleri de verecekti. Bu, uzun Arapça bölümleri ezberlemek demekti. Diğer yandan babası oğlanın din eğitiminin verilmediği laik bir mektebe gitmesini istiyordu. Her ne kadar sonunda babanın sözü kabul edildiyse de annesi oğlanı Selanik'te geçerli olan geleneksel tören eşliğinde sıbyan okuluna gönderdi. Ertesi gün babası oğlanı okuldan aldı ve laik okula koydu. Buna çok üzülen annesi epey ağladı ve oğlanın teklif etmesi üzerine sıbyan okulundaki din hocası
    eve gelip ona Kuran eğitimini verdi. Bu sadece bir ay sürmesine rağmen anneyi tatmin etti. Bu, ömrü boyunca alacağı tek din eğitimiydi.


    'Beşeriyetin Tanrı ihtiyacı'
    Agnostik olduğuna dair genellikle kabul görmüş inancı, kesinlikle reddediyor, ancak dininin sadece Kâinat'ın Mucidi ve Hâkimi tek Tanrı'ya inanmak olduğunu söylüyor. Ayrıca beşeriyetin böyle bir Tanrı'ya inanmaya ihtiyacı olduğuna inanıyor. Buna ilaveten dualarla bu Tanrı'ya seslenmenin beşeriyet için iyi olduğunu belirtti. Burada duruyor.
    Daha sonra teferruatlı bir şekilde neden o kadar inançlı bir Protestan Hıristiyan olduğumu sordu. Ben de ona, bu raporda yeri olmayan, sebeplerimi söyledim. Sadece bir genel mütalaa söyleyebilirim. Suallerinde tamamıyla samimiydi, bu da din konusunda yeterince zihin yorduğunu göstermekte. Daha sonra, 10 yıl önce inşa ettiği yeni Cumhuriyet'in Reisicumhuru olarak iktidara geldiği zaman İslam dininin durumu hakkında bilgi vermeye başladı. Şeyh-ül İslam'ı, medreseleri, Mahkeme-i Şer'iyyeleri ve bu mahkemelere riyaset eden kadılar, hocalar ve muhtelif dervişler dahil olmak üzere bütün ruhban sınıfını lağvetmeyi gerekli bulduğunu söyledi. Osmanlı'da geçerli olan bu ruhban yapıdan geriye kalan, müezzin olarak minarelerden halkı ibadete çağıran ve camilerde namaz kıldıran imamlardı.
    Ona az evvel tasvir ettiği bu yapıyı tamamıyla yok ettikten sonra Türk gençliği için, şayet kaldıysa, ne tür dini tedrisat kaldığını sordum. Kifayetsiz medrese sistemini tüm ülkeye yayılmış ilk ve ortaöğretim sistemiyle ikame ettiğini ve bu sistemin (talebeyi) üniversiteye dek götürdüğünü belirtti. Hz. Muhammed'in hayat hikâyesi ve daha ahlaklı yaşama konusundaki hikmetli düsturlarla dini tedrisat verildiğini, bu dini tedrisata Yeni ve Eski Ahit'te tasvir edilen diğer büyük dinleri ve Budist dini kitapları da dahil ettirdiğini söyledi.
    Daha sonra o ve ben bu modern Türk dini tedrisatı ile Birleşik Amerika'da ortalama pazar okulunda verilen dini tedrisatı mukayese ettik. Pazar okullarımızda verilen dini tedrisatın cuma sabahları kadınlar tarafından tüm ülkedeki Halk Evleri'nde verilip verilemeyeceğini sorduğumda böyle bir fikrin muvaffak olacağına dair pek şüpheli göründü, ancak yeni bir fikir olduğunu ve kaale alacağını söyledi. Bu amaçla kadın öğretmenlerin vazifelendirilmesi fikri ona cazip geldi, çünkü bu şekilde hocaların erkek partizanları, siyaset veya benzeri muhtemel başka mesele yaratacak ihtimallerden kaçınılmış olacaktı.


    Bursa hadisesi
    Bu çerçevede yakın tarihte olan Bursa hadisesi üzerinde serbestçe konuştu. Bu hadise Türklerce değil üç yabancı tarafından çıkarılmıştı: Bir Arnavut, bir Bulgar ve bir Rus. Hatta Üçüncü Enternasyonal tarafından kışkırtıldığını da ima etti. Muhtemelen sıkıntı verecek bu siyasi hareketi basit bir dil meselesine, ezanın Arapça yerine Türkçe okunması haline dönüştürerek gösterdiği siyasi maharetten ötürü kendisine iltifatta bulundum.
    Bu sözlerim Kuran'ın Arapçadan Türkçeye tercüme edilmesi için nasıl ve neden telkinde bulunduğu konusunda konuşmasına sebep oldu ve bu mevzuda yepyeni bir ufuk açtı.
    Türk halkının uzun zamandan beri ezberden okuduğu bazı Arapça duaların gerçek manasını anladığı zaman tiksineceğini söylüyor. Kuran'dan alınan bir Arapça bölüm okudu.


    Türkçe Kuran okutma nedeni
    Bu duada Hz. Muhammed amcası ile amca kızının yaptıkları bir şeyden ötürü cehenneme gitmeleri için beddua eder.* "Düşünen bir Türk'ün böylesi bir duayı okumaktan elde edeceği dini ilhamı veya dine ilgi göstermesini tahayyül edebilir misin?" dedi. Bu fikrini geliştirdikçe ben de gitgide Kuran'ın Türkçe okunmasını teşvik etmesinin sebebinin Kuran'ın Türkler arasında gözden düşmesi olduğu neticesine varıyorum.
    Daha sonra umumi ve şaşırtıcı bir beyanda bulunarak Türk halkının gerçekte hiçbir şekilde dindar olmadığını, aralarından camilere giden az sayıda kişinin alışkanlıktan veya yüksek sesle söylenen duaların cezbine kapılarak camiye gittiğini ileri sürdü. Saygılı bir şekilde bu bakışıyla mutabık olmadığımı, eşimle yaşadığımız tecrübeyi anlattım. İki Türk arkadaşımızın daveti üzerine 23 Ocak'ta Ayasofya Camii'ne gidip Kadir Gecesi'ne şahit olduk. Ona yüzde 20'si askeri üniformalı 10 bin mümin tarafından doldurulan caminin ne kadar kalabalık olduğunu, bütün müminlerin tam bir saat Gazi'nin de varlığını kabul ettiği Tanrı'ya doğrudan yönelttikleri dualarla nasıl yoğun bir şekilde ibadet ettiklerini anlattım.
    Bu kalabalık, bu ibadet ve müminlerin duaya yoğunlaşmaları hususunda izahat istemem, onun Türk gençliğinin din hakkında bilgi edinme fırsatı mevzusunda Türk hükümetinin kısıtlı bir rolü olması gerektiğine dair kanaatini dile getiren daha fazla beyanatlar vermesine neden oldu. Bu beyanatlarını bitirdiğinde şimdilik ortaöğretimde ve Dâr-ül-fünûn'un küçük ilahiyat bölümünde üç büyük din hakkında verilen tarihi tedrisattan fazlasını öğretmeye inanmadığı sarihti.


    Sovyetler gibi lağvetmeye karşıydı
    Ancak Sovyetler'in her türlü dini lağvetme fikriyle kesinlikle mutabık değil. Bellibaşlı camilerin hükümetçe muhafaza edilmeleri ve amaçları doğrultusunda kullanılmaları gerektiğinde ısrarlı. Üç büyük dinin ahlak öğretilerine dinden ziyade ahlak olarak inanıyor.
    Bize ihsan ettiği hayırlar için tek Tanrı'ya sık sık minnettarlığımızı dile getirecek ifadelerin eklenmemesi halinde şahsi dini inancının natamam olacağını söylediğim zaman şaşırdı, ancak alakadar göründü. Sadece yeni bir fikir olduğundan, bu fikri kaale alacağını söyledi. Benimle bu konuda daha fazla konuşma arzusunu ifade etti. Bu beni şaşırttı, zira Yusuf Akçura bey gibi samimi arkadaşları beni sürekli onunla din hususunda konuştuğum takdirde, Gazi'nin nazikçe 'dostluğumuz' olarak adlandırdığı münasebetlerimizin kesinlikle bozulacağı hususunda ikaz etmişlerdi. Konuşmamızın bu bölümünün sonunda, daha öncesi bir yabancı ile hiçbir zaman bu konuda bu kadar etraflı konuşmadığını ve özel dini inançlarını da hiç dile getirmediğini söyledi.
    Saygılarımla
    Charles H. Sherrill

    * Bu bölüm, Kuran'ın Tebbet Suresi'dir. 'Bismillahirrahmânirrahim. 1,2,3,4,5. Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O, alevli bir ateşte yanacak. Odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da (ateşe girecek).' (R. N. Bali'nin notu)


    Sherrill'ın Kadir Gecesi izlenimleri
    "...uzun zamandan beri İstanbul Müzesi Müdürü olan Halil Bey, eşim ve beni Ayasofya Camii'nde Kadir Gecesi'ni izlemek için davet etti. Ayin boyunca o, eşi ve Evkaf Müdürü bizlerle birlikte oldu ve birçok sualime çok ilginç cevaplar verdi. (...) Ramazan ayının 27'nci gününün akşamındayız.
    Dünyanın her yerindeki Müslümanlar, gün doğuşundan gün batımına kadar hepimizin ibadet ettiği tek Tanrı'ya inanan Müslüman müminlerin dualarının (Tanrı katında) duyulacağı ve kabul edileceği hususunda eğitilmişler. Bu nedenle İslam (dini) bu geceyi Kadir Gecesi olarak çağırmakta.
    Alaycı mizaca sahip bazı insanların iddia ettikleri gibi kişinin dine verdiği kadarını elde ettiği doğruysa şayet o zaman on binin üzerindeki
    müminler her biri ve tamamı Kâinatın Yaratıcısı'na sunmakta oldukları bu
    dua saatinden çok şey kazanacaklardır!


    'İslam en yüksek noktasında'
    Hıristiyan inançları açısından değerlendirirsek, İslam dini Türkiye'de engelsiz veya ruhani müdahale olmaksızın -saf protestancılık- en yüksek noktasında bulunuyor. Şahsi inanç burada en yüksek gücüne yükselmekte. Bu satırların yazarı gördüğü Hıristiyan toplulukların hiçbirinden 23 Ocak 1933 akşamı Ayasofya'da izlediği ibadet kadar etkilenmediğine ve şahit olduğu ibadetin samimiyetine ikna olduğuna şahitlik yapabilir. Bu kalabalığı cezbedecek ne musiki ne de kesif belagat sahibi bir hatip vardı.
    Her çeşit Türk oradaydı. Galerilerin altındaki geniş avluları kadınlar dolduruyordu, büyük merkezi alanda sıra sıra (yaklaşık yüz sıra) erkekler vardı. Her sırada omuz omuza yaklaşık seksen erkek. Her biri eğilip kalkan, konuşulanlardan bihaber, eğilen, secde eden ve her biri büyük Tanrı'nın Güç Evi ile şahsi temasını kurmaya niyetli.


    'Biz ABD'liler kadar dindarlar'
    Burası Türk halkının ruhunu hissetmesi için uygun yer ve andı.
    Kişi Türk ırkının ne olduğunu gerçekten anlamak, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran ve ilk Cumhurreisi olan Mustafa Kemal gibi bir önderin doğduğu ulusu anlamak için basit, dindar Türk'ü bu fırsatlarda görmesi lazım. Evet Türk halkı biz Amerikalılar kadar dindarlar, belki de daha fazla dindarlar."


    Elçinin kaleminden Bursa hadisesi
    "...Bursa'da 1 Şubat günü öğleden sonra Evkaf Müdürlüğü önünde toplanan yaklaşık 100 kişilik bir grup Türkçe ezan aleyhinde gösteri yaptı. Olayı 4 Şubat'ta Afyon'da haber alan Gazi Mustafa Kemal gezi programını iptal ederek Bilecik üzerinden 5 Şubat'ta Bursa'ya vardı.
    İçişleri Bakanı Şükrü (Kaya) ve Adalet Bakanı Yusuf Kemal (Tengirşek) beyler de Bursa'ya gelerek incelemeler yaptı. Mustafa Kemal, Bursa'dan ayrılmadan önce Anadolu Ajansı'na şu açıklamayı yaptı: "Bursa'ya geldim. Olay hakkında ilgililerden bilgi aldım. Olay aslında önemi haiz değildir. Herhalde cahil mürteciler Cumhuriyet adliyesinin pençesinden kurtulamayacaklardır. Olaya bilhassa dikkatimizi çevirmemizin sebebi, dini, siyaset ve herhangi bir tahrike vesile etmeye asla müsamaha etmeyeceğimizin bir daha anlaşılmasıdır. Meselenin mahiyeti esasen din değil, dildir. Kati olarak bilinmelidir ki, Türk milletinin milli dili ve milli benliği bütün hayatına hâkim ve esas kalacaktır."
    Kazanlı Tatar İbrahim'in başını çektiği olay, Bursa Ulucami müezzininin vazifesi başına gelmemesi üzerine Halil adında birinin ezanı Türkçe yerine Arapça okuması ve sivil polis memuru Hamdi Efendi'nin müdahalesi sonucu çıktı. Tatar İbrahim'in kışkırtmasıyla cami cemaatinden bir grup, "Dinini seven bizimle gelsin" diyerek Evkaf Müdürlüğü'ne doğru yürüyüşe geçtiler.
    Vilayet Konağı önüne gelen kalabalık, zabıta kuvvetlerince dağıtıldı ve tahrikçiler yakalandı. 23 kişinin yakalandığı olaydan sonra Bursa Ulucami hatibi Hafız Tevfik Efendi de İstanbul'da tutuklanarak Bursa'ya gönderildi. Ankara'ya dönen Adalet ve İçişleri Bakanları, Bursa'daki incelemelerini ve aldıkları tedbirleri Bakanlar Kurulu'na bildirdiler.
    13-14 Şubat'ta soruşturma sona erdi. Aralarında Bursa müftüsü Nureddin Efendi, Ulucami hatibi Hafız Tevfik Efendi ve fabrikatör Gaffarzade Mehmet Efendi'nin de bulunduğu 24 sanık, 15 Şubat'ta Bursa Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi. Daha sonra tutuklu sanıkların Çorum'a nakledilmesi emri geldi. Bursa olayı davası Çorum'da görüldü ve 1 Mayıs'ta karar açıklandı. Dört kişi beraat ederken, beş kişi ikişer yıl ağır hapis, yedi kişi birer yıl ağır hapis, yedi kişi de beş ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. Bursa müftüsü Nureddin ve kâtibi Kamil efendiler, 12 Haziran'da beraat ettiler.
    Bursa olayının ardından İzmir ve Salihli'de de Türkçe ezan okumamakta direnen dört imam ve müezzin tutuklanarak mahkemeye sevk edildi."


  6. #15
    Kayıt Tarihi
    Dec 2006
    Nerede
    Turkiye.
    İletiler
    8
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Atatürk'ün bursa nutku ne genelkurmay arşivlerinde ne de devlet arşivlerinde mevcut değildir yani tartışma konumuzun aslı astarı yoktur. Bu sadece bir söylentidir ve siyasiler seçim meydanlarında bunu delil göstererek birbirlerine laf atmaktan başka bir işe yaramamıştır.

  7. #16
    Kayıt Tarihi
    Mar 2004
    Nerede
    istanbul, kadiköy, Türkiye.
    İletiler
    5.539
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Sayın meraklı belgesiz mesnetsiz konuşmalarınızı buraya kadar taşımayın. Alıntı yaparak yazdığınız yazılara gösterdiğimiz hoşgörüyü burada gösteremeyebiliriz. Sanki o tarihte yaşamış oradaymış gibi ahkam kesmeyiniz....
    Bakın en azından kopya çekin Çok değerli avukat sayın Abbas BİLGİLİ de olmadığı yönünde ağırlıklı fikir beyan etmiş amma nezaket kuralları içerisinde ve bazı temellere dayandırarak...
    Bursa Nutkunun tartışmalı olma nedenleri sizin dediğiniz gibi değildir lütfen MERAKLI olarak önce bir TARİH i okuyunuz...

  8. #17
    Kayıt Tarihi
    Dec 2006
    Nerede
    Kayseri, Kocasinan, Turkiye.
    İletiler
    19
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Her şey tamam da Peygamber neden bulaştırılıyor bunu anlamadım. Yani Veda Hutbesi ile ne alakası var. Veda Hutbesinisi kabul etmenin önşartı mı söylenip söylenmediği aslı astarı olup olmadığı çok da umrumda olmayan herhangi bir konuşmanın. Söylesenize ne alakası var. Delidumrul geldi aklıma geçersen 10 akçe geçmezsen 5 akçe hesabı mecburmu insanlar kendi fikirlerini, tercihlerini ve dünya görüşünü oluşturmak ve bununla yaşamak için senin ya da bir başkasının (kendisiyle çelişen) fikirlerini de kabul etmeye. Bu 1. si Sayın Karakuma olan mesajım.

    İkincisi maalesef değerli üye sayın Commoder ın mesajların da tehditkar bir uslup buluyorum. Maalesef hakarette ettiğini üzülerek müşahade ettiğim yazıları ile de karşılaştım. Lütfen başkalarının düşünceleri sizi zorlamasın sayın commoder. Siz de kendinizinkini söyleyeverin olsun bitsin. Ben de sizin düşüncelerinizi beğenmiyor ve çoğuna katılmıyorum ama zorlanmıyorum. Zorlansam da bunu ilan etmezdim zaten. Belki tehditkar ve kırıcı olurum endişesi ile.

    Son söz; bence de bu konuşmayı yapmıştır. Hiç şaşırmam. 70 gibi çok kısa bir sürede durumdan vazife çıkarararak nurtopu gibi 4 tane cunta armağan eden odaklar da belki bunun için çok çalışkan davranmışlar.
    konuşmaların alametlerindendir.

  9. #18
    Kayıt Tarihi
    Jun 2006
    Nerede
    İstanbul / Beyoğlu
    İletiler
    3.411
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Sn. ademce,

    Diğer forum başlıkları altında yer alan mesajlarınızı da okudum. Peşinen söylemem gerekirse; şahsi fikirlerinize saygı duymakla birlikte neredeyse tamamına katılmıyorum. Ayrıca inceden inceye çeşitli vesilelerle yaptığınız göndermelerde de açık ve samimi olmadığınızı düşünüyorum.

    Atatürk'ü sevmeyebilirsiniz, O'na ve düşüncelerine saygı duymayabilirsiniz. Bunu göndermeler yerine açıkça ifade etmeniz sizi alçaltmaz, aksine savunduğu fikirlerin (bence yanlış da olsalar) arkasında olan biri olarak sizi yüceltir.

    Bursa Nutku Atatürk'e ait midir? İnanın kesin olarak bilmiyorum. Ama kesin olarak bildiğim bir şey var :

    Ey Türk istikbalinin evlâdı! [u]İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!</u> Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

    İşte bu sözler Atatürk'e aittir ve meydan boş değildir...

  10. #19
    Kayıt Tarihi
    Mar 2004
    Nerede
    istanbul, kadiköy, Türkiye.
    İletiler
    5.539
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Sayın Ademce ;
    Düşünceler beni hiç zorlamaz zorlamadıda, yeterki ortada bir düşünce olsun. Genelde ben hep düşüncelerimi söylüyorum ancak hiç söylemeyen sadece yazmak ve ters olmak için açıkça anlaşılan kişiliğinizi eleştiriyorum.
    Gördüğünüz gibi ne burada ne diğer iletilerinizde ne bir düşünce ne bir fikir bulunmaktadır. Sadece konuşmak için konuşanlar gibi yazmak için yazıyorsunuz. Bir yazınız hariçte tamamı Atatürk ile ilgili konular üzerinde ve Atatürk e karşı....
    Ben sayın Av. Abbas Bilgili gibi yazınızı kibar olarak 'Eğer ATAtürk kastederek söylenmiş ise katılmıyorum...' diye eleştirmem. Orada kastettiğiniz Atatürk olduğunu anlamamk için başka bir şey olmak gerekir. Herkes anladı Sayın bilgili kibarca uyardı. Ben açıkça sordum siz dürüstçe söyleyemediniz...
    Atatürk e olan düşmanlığınızı üstü kapalı olarak yaparak bizleri salak yerine koymayın. Okuduğumu anlayacak konumdayım ve net olarak anlamaktayım. Birbiriyle çelişen bazı yazılarınız ise sizin nedemek istediğinizi tam dillendiremediğinize bağlamaktayım. Kşimseyi tehtit etmem öyle ilkel işlerle uğraşmam sadece uyarırım...
    Atatürk e Hakaret eden birisi olarak sizi uyarıyorum bilmiyorsanız öğrenin öğrenmek istemiyorsanız karışmayın... Varsa bildiğiniz ilginizi çeken propoganda ve bölücülük olmayan ahlak dışı olmayan görüş ve fikirleriniz yazınız...
    Bu yazınız dahi dikkatlice bakıldığında anlaşılıyor altta ki niyet.... ''Veda Hutbesinisi kabul etmenin önşartı mı söylenip söylenmediği aslı astarı olup olmadığı çok da umrumda olmayan herhangi bir konuşmanın..'' sözleriniz aslında sizin Atatürk ile ilgili tüm düşüncelerinizi oluşturuyor. Orada örnekleme yapılmıştır ana Peygamber adı geçti diye celallenip saldırıyorsunuz Siz Allah bilir Taylan beyden daha müslümansınızdır. Din sizin tekeliniz de değil mi? Yazınızı okuyunca görüyoruz ki gene ne bir düşünce ne bir fikir var.... Ne alakası var veda hutbesiyle. ( Veda hutbesi kesin var haşa sus onu konuşma bile olmadığını nasıl kabul edersin ???) Bursa nutkunun ( O söylese ne olur söylemese ne olur zaten kendi kendine çelişik konuşuyor çok ta önemli değil ) yazdığınız demek istediğiniz aslında parantez içindekiler.... Taylan bey Harika bir örnekleme yapmış. Yazılı hiç bir kaynakta olmayan , 1400 sene önce söylendiği kabul edilen veda hutbesine kayıtsız şartsız inanıyorsunuz ve karşı çıkanı suçluyorsunuz da resmi kayıtlara geçmese bile devlet erkanı tarafından da Atatürk tarafından söylendiği kabul edilen bu nutka neden inan mıyorsunuz demiş ? Bire bir örnek.... Buna bilimsel bir yanıt vermek gerekir yada erdemli olup susmak.....
    Bakın Abbas beye.... İnandığı değerlere sahip çıkarak bazı yazarların da görüşüyle Bursa nutkunun tartışmalı olduğunu söylüyor o kadar... Bende bir olay karşısında söylendiği yolunda kuvvetli emareler var diyorum o kadar... Asla birbirimize hakaret edip laf etmiyoruz.... Veda hutbesi üzerine ise asla ve kata birşey diyecek konuma sahip değilim. Denmedi diyemeyeceğim gibi dendi de diyemem. Ama kabul gören görüşe göre Veda hutbesinin olduğudur, saygı duyarım o kadar. Ama siz ne alaka ıvır zıvır diye tekini yerin dibine geçirirken söylenmiş olsun olmasın o konuşmayı yaptığı iddia edilen Atatürk ü de küçük düşürüyorsunuz. Bunu aklınızca usturuplu yapıyorsunuz kimse anlamıyor..... Siz öyle sanıyorsunuz....
    Bu site laik demokratik sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti ve onun Kurucusu olan Ulu önder GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK e ve O nun ilke ve devrimleri ile işaret ettiği çağdaş uygarlık yolunu kabul etmiş bir sitedir. Atatük tüm saygınlığı ile ilke ve devrimleri ile ilelebet payidar kalacak ve hak ettiği değeri daima alacaktır. Bir avuç çapulcuya bırakılmayacaktır.....

  11. #20
    Kayıt Tarihi
    Dec 2006
    Nerede
    Kayseri, Kocasinan, Turkiye.
    İletiler
    19
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Meydanın boş olmadığına delil zaten benim fikirlerimdir. Evet boş değil ben olmasam da her zaman dolduracak birileri bulunur. Evet haklısın meydan boş değil ben de varım yani. Ben olmasam da her zaman birileri olacak.

    Sayın commoder hep aynı taktiği uygulamaktan vazgeçmeyeceksiniz siz. Tarihe meraklıya da yazdığınız üç aşağı beş yukarı bana yazdıklarınıza benzer. Din benim tekelim de değil ama bu topraklar da kimsenin babasının çiftliği değil. İşin kötü tarafı dindar biri de değilim ama din düşmanı da değilim.Cesaretiniz varsa o bir avuç çapulcunun kim olduğunu da söyleyin, ama gönderme yapmadan alenen. Hadi buyur ? Bakalım nasıl olurmuş açıklık senden öğrenelim. Benim mesajlarım da sizin slogandan başka içeriği olmayan bir yığın iletinizden daha çok fikir var. Son olarak Sn. Abbas ya da herhangi bir üye ile arama girmezseniz sevinirim. Onun kibarlığını bana haber vermek yerine ders alın derim ben size.Düşüncelerinizi başka üyelerin sırtından ifade etmeyin bir daha da.

+ Konuyu Yanıtla
2 / 9 Sayfa İlkİlk 123456789 SonSon

Benzer Konular :

  1. Atatürk' e göre Atatürk
    İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil,...
    Yazan: commodore1tr Forum: Güncel - Siyaset - Tarih - Tartışma
    Yanıt: 24
    Son İleti: 15-05-2011, 16:37:46
  2. Bursa'da F4 düştü
    Bursa'da F4 düştü Fuat KARS/BURSA, Hürriyet (DHA) 14 Nisan 2009 Balıkesir 9'uncu Ana Jet Üs Komutanlığı'nda kalkan bir askeri uçağın...
    Yazan: Devrim Sinan Karavelioğlu Forum: Güncel - Siyaset - Tarih - Tartışma
    Yanıt: 4
    Son İleti: 18-04-2009, 15:17:45
  3. İnkaya Çınarı - Bursa
    İnkaya Çınarı http://img179.imageshack.us/img179/3695/71120161683.jpg Yaşı 600'ü geçiyor. Osmanlı'nın ilk başkenti Bursa 'da; Osmanlı...
    Yazan: deniz02 Forum: Kültür - Sanat - Edebiyat
    Yanıt: 9
    Son İleti: 24-12-2007, 19:27:38
  4. Bursa'daki iş mahkemesi
    bursadaki iş mahkemesinin telefon ve adresini nereden bulabileceğimi bilmiyorum yardımcı olursanız sevinirim.
    Yazan: tulay lafçıoğlu Forum: Bireysel İş Hukuku
    Yanıt: 2
    Son İleti: 30-03-2007, 21:58:17

Bu sayfada bulunan kavramlar:

bursa nutku tam metin

hukuksal nutuka örnek metin veya konusma

M.K.ATATURKUN yazdigi eserler ve bu eserlerin icerigi ile bilgi istiyorum.

bursa nutku tam metni

gençliğe hitabe ve bursa nutku

bursa nutku kişisel değerlendirme

m.k.ataturkun yazdigi kitaplar

M.K.Atatürkün din üzerine söyledikleri

M.K.Ataturk un kazayla ilgili nutuku

atatürkün bursa nutku tam metni

m.k.atatuk un nufusa kayitli oldugu il

yasaklanan bursa nutku

atatürkün bursa nutku tam metin

gaffarzade mehmet efendi

Forum

Yetkileriniz

  • Yeni konu açma yetkiniz yok
  • Konuya cevap verme yetkiniz yok
  • Dosya ekleme yetkisi yok
  • İleti düzenleme yetkisi yok
  •  


Hukuk Blog |  2020 tarihli Yasal Siteler Dizini |  Arabulucu |  Hukuk Kitapları |  Fiyat1 |  Alman Hukuku |  Özel Güvenlik AŞ. |  İş İlanları |  Ankahukuk |  Psikolog |  Taşınmaz ilanları |  Internet Rehberi |  Türkiye Portalı |  Site Ekleme |  Türkçe-İngilizce Sözlük |  Sihirli Kadın |  Sağlık |  Satılık Düşecek Domainler |  Terapi  |  Berk Gürman |  Phukuk |  Bayefendi |  Arabuluculuk Eğitim Merkezi |  AfternicAlanadı satış (Domain alımı) | 

™ Marka tescili, Patent ve Fikri mülkiyet hakları nasıl korunuyor?
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2014-2020 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
♾️ Makine donanım yapı ve yazılım özellikleri nedir?
Hukuki.Net olarak dedicated hosting serveri bilfiil yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN, vmware esx server, hyperv, virtual server (sanal sunucu), Sql express ve cloud hosting teknolojisi kullanmaktadır. Web yazılımı yönünden ise content management (içerik yönetimi) büyük kısmı itibari ile vb olup, wordress ve benzeri çeşitli kodlarla oluşturulan bölümleri de vardır.
Hangi Diller kullanılıyor?
Anadil: 🇹🇷 Türkçe. 🌐 Yabancı dil tercüme: Masaüstü sürümünde geçerli olmak üzere; İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Hintçe, Rusça ve Arapça. (Bu yabancı dil çeviri seçenekleri ileride artırılacak olup, bazı internet çeviri yazılımları ile otomatik olarak temin edilmektedir.
Sitenin Webmaster, Hostmaster, Güvenlik Uzmanı, PHP devoloper ve SEO uzmanı kimdir?
👨‍💻 Feyz Pazarbaşı [İstanbul] vd.
® Reklam Alanları ve reklam kodu yerleşimi nasıl yapılıyor?
Yayınlanan lansman ve reklamlar genel olarak Google Adsense gibi internet reklamcılığı konusunda en iyi, en güvenilir kaynaklar ve ajanslar tarafından otomatik olarak (Re'sen) yerleştirilmektedir. Bunların kaynağı Türkiye, Amerika, Ingiltere, Almanya ve çeşitli Avrupa Birliği kökenli kaynak kod ürünleridir. Bunlar içerik olarak günlük döviz ve borsa, forex para kazanma, exim kredileri, internet bankacılığı, banka ve kredi kartı tanıtımları gibi yatırım araçları ve internetten para kazanma teknikleri, hazır ofis kiralama, Sigorta, yabancı dil okulları gibi eğitim tanıtımları, satılık veya kiralık taşınmaz eşyalar ve araç kiralama, ikinci el taşınır mallar, ücretli veya ücretsiz eleman ilanları ile ilgili bilimum bedelli veya bedava reklamlar, rejim, diyet ve özel sağlık sigortası gibi insan sağlığı, tatil ve otel reklamları gibi öğeler içerebilir. Reklam yayıncıları: ads.txt dosyası.
‼️ İtirazi kayıt (çekince) hususları nelerdir?
Bahse konu reklamlar üzerinde hiçbir kontrolümüz bulunmamaktadır. Bu sebep ile özellikle avukat reklamları gibi Avukatlık kanunu vs. mesleki mevzuat tarafından kısıtlanmış, belirli kurallara tabi tutulmuş veya yasaklanmış tanıtımlardan yasal olarak sorumlu değiliz.
📧 İletişim ve reklam başvuru sayfası nerede, muhatap kimdir?
☏ Sitenin 2020 yılı yatırım danışmanı ile irtibat ve reklam pazarlaması için iletişim kurmanız rica olunur.