LİMİTED ŞİRKETTEN HAKLI NEDENLE ÇIKMA



6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 638 maddesinin 2. Fıkrasında limited şirkette ortakların haklı sebebin varlığı halinde şirketten ayrılabilecekleri düzenlenmiştir. Bu hakkın kullanılabilmesi için şirket sözleşmesinde öngörülmüş olması gerekmez. Anılan madde aynen şu şekildedir; “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.”



Haklı sebep genel anlamda, ortaklık ilişkisinin devamını olanaksız kılan durumdur. Bu durum ortaklık işlerinden ya da ortaklık işlerinden kaynaklanmış olabilir. Durumun meydana gelmesinde çıkacak olan ortağın kusurunun bulunup bulunmadığı da çıkma hakkının kullanılması açısından önem arz etmemektedir.



Haklı sebep 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda tam olarak tanımlanmamıştır. Ancak bazı haller haklı sebep olarak sayılmıştır. Mesela 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 245. maddesinde sayılan şu haller haklı sebep olarak nitelendirilmiştir. Bu haller;



► Bir ortağın, şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması

► Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi

► Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması

► Bir ortağın, uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi



Haklı sebepler yukarıda yazılı hallerden ibaret değildir. Her somut olayda haklı sebep bulunup bulunmadığı, çıkma hakkını kullanan ortağın kişisel özellikleri ve şirketin yapısı da göz önünde bulundurulmak üzere ayrı ayrı incelenir.



Yargıtay, limited şirkette ortağın haklı sebeplerle çıkması hakkında birçok kararı bulunmaktadır. Bu kararlar altında nelerin haklı sebep oluşturduğu veya oluşturmadığını aşağıdaki kararlar çerçevesinde inceleyeceğiz.



► Limited şirket ortaklarının başka şehirde yerleşmiş olmaları, şirketten çıkma nedeni olarak ileri sürülemez. ( Yargıtay 11. H.D 06.04.2016 Esas.8665/ Karar3695) :

Dava haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili istemine ilişkin olup, davacılar, müdürler tarafından şirketin kötü yönetilmesini, şirket hakkında kendilerine bilgi verilmemesini ve uzun zamandır kar payı ya da temettü ödemesi yapılmamasını haklı neden olarak ileri sürmüşler, mahkemece de müdürlerin şirketi kötü yönetip zarar etmesine sebep olduğu, davacıların ikameti ile davalı şirketin bulunduğu yerin ayrı şehirlerde olması nedeniyle davacıların şirketi denetim olanağının sınırlı olduğu gerekçeleriyle, davacıların ortaklıktan çıkma talepleri haklı bulunmuş ve davanın kabulüne karar verilmiştir.

İddianın mahkemece, ortaklıktan çıkmak için haklı sebeplerin bulunup bulunmadığı hususu yeterince değerlendirilmemiş olup, mahkemece kararın gerekçesinde sayılan nedenler haklı sebepler olarak kabul edilemez. “Haklı sebep” ile kast edilen örneğin; şirket ortaklığını çekilmez kılacak nitelikteki husumet, şirketin işleyişi, yönetimi ve faaliyetleri hakkında bilgi vermenin süreklilik kazanması, ortakların şirketten dışlanması, şirket yöneticilerinin kişisel menfaatleri yönünde hareket edip şirketi borca batık hale sürüklemesi, şirkete ihanet etmesi olarak sayılabilir.

Somut olayda, davacıların başka bir şehirde olması ya da şirketin bazı yıllar zarar etmiş olması haklı sebep olarak kabul edilemez. Zira, davacıların TTK’nın 614’üncü maddesinde de ifade edildiği üzere şirket işleri hakkında bilgi alma ve inceleme hakkı mevcuttur. Kar payı dağıtımı hususu da TTK’nın 608’inci maddesinde düzenlenmiş ve kar payı dağıtımına, ancak kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş, yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebileceği ifade edilmiştir. Ayrıca, davacılar tarafından şirket müdürlerinin şirketi kötü yönettiğine dair somut deliller sunulmamış olup, ticari hayatta şirketler bazı dönemler kar elde edebileceği gibi zarar da edebilmektedir. Şirket 2008-2009 yıllarında zarar etmiş ise de, 2010 yılında kar elde etmiştir. Şirket faaliyetlerine devam etmekte olup, özvarlığı da mevcudiyetini korumaktadır. O halde, davacılar tarafından ileri sürülen ve delillerle desteklenmeyen gerekçelerin şirket ortaklığından çıkmak için haklı sebep teşkil etmeyeceği gözetilmeksizin yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilerek davacıların ortaklıktan çıkma paylarının hesaplanması doğru görülmemiş ve yerel mahkeme kararının davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir."



► Limited şirkette ortaklıktan ayrılma isteminde, ortağın haklı olduğuna kanaat getirilmişse, ortağın şirketten çıkmasına karar verilmesi gerekir( Yargıtay 11. H.D 18.11.2015 Esas.5107/ Karar12189) :

Davacı limited şirket ortağı haklı nedene dayanarak ortaklıktan çıkarılmasını istemiş ve mahkemece ortağın şirketten ayrılması isteminin kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davacı ortak vekili temyiz etmiştir.



Dava, haklı nedenlerle şirket ortaklığından çıkarılma istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının ortaklıktan ayrılma talebinde haklı olduğuna kanaat getirildiğine göre 6102 sayılı TTK’nın 638’inci maddesi uyarınca ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken, davacının şirketteki ortaklıktan çıkmasına izin verilmesine şeklinde hüküm kurulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekmekte ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir."



► Davacının, limited şirketten çıkmaya izin verilmesi isteminde, şirketin iştigal konusu ile ilgili bilgi, görgü ve tecrübeye sahip olmamasının tek başına yeterli değildir. Ancak, ayrıca şirket müdürünün bilgi vermekten kaçındığı da iddiası olmasına göre, bu hususun değerlendirilmesi ve sonucu çerçevesinde karar verilmesi gerekir. ( Yargıtay 11. H.D 01.10.2014 Esas.9798/ Karar 14978) :



Dava, muhik sebeplere dayalı olarak limited şirketten çıkmaya izin verilmesi ve sermaye payının ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının şirketin iştigal konusu ile bilgi, görgü ve tecrübeye sahip olmamasının tek başına çıkma için haklı sebep oluşturmayacağı, davacının bunun haricinde haklı sebep sunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı iddiasında sadece mahkeme gerekçesinde haklı sebep olup olmadığı irdelenen nedene değil, ayrıca şirket müdürü olan kardeşinin, kendisine şirket hakkında bilgi vermekten de kaçınmasına, taraflarınca yapılan tüm girişimlerin sonuçsuz kalmasına da dayanmıştır.



O halde mahkemece, davacının dayandığı tüm sebepler ve buna ilişkin deliller de değerlendirilerek, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle davacının şirketten çıkmasını gerektirecek haklı bir sebebin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir."

ORTAKLIKTAN ÇIKMA DAVASINDA TALEP EDİLEBİLECEKLER



6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 638. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.”



Ortak, ortaklıktan çıkma davasında haklı sebepleri ortaya koyduktan sonra mahkemeden dava süresince, ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına ya da durumunun teminata alınması amacıyla bazı önlemlere karar verilmesini isteyecektir. Bu önlemler istem üzerine olabileceği gibi mahkeme tarafından kendiliğinden takdir edilebilir. Eğer bu istem bir ihtiyati tedbir niteliği taşırsa mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 392. Maddesi uyarınca teminat alarak veya durum ve koşullar el verdiği takdirde, teminat almaksızın karar verilebilir. Yargıtay 11. H.D. 15047 E./1168 K. Sayılı ilamında “Diğer yandan, anılan madde ile çıkma davası açmış bir kişinin, haklarını kullanması ve borçlarını yerine getirmekte yükümlü olmasının konumuna uygun düşmeyeceği dikkate alınarak, mahkemeye bazı tedbirleri alma yetkisi verilmiştir. Bu çerçevede, mahkeme istem üzerine dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilecektir.” Kararını vermiştir.



Ortaklıktan çıkmak isteyen ortak şirketten kar payının tahsili ile şirketteki payının gerçek değerinin ödenmesini talep edebilecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 641. Maddesine göre;



► "Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkını haizdir."

► "Şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı dolayısıyla, şirket sözleşmeleri ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilirler.”



Limited şirket ortağı şirketten ayrılması halinde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına sahiptir. Ortağın şirketten çıkması mahkeme kararı gerektiriyor ise, çıkma mahkeme kararının kesinleşme tarihi olup, ayrılma akçesi kesinleşme tarihine göre belirlenmesi gerekmektedir. Eğer limited şirkette ortaklar yönünden ayrılma hakkı, şirket sözleşmesinde özel olarak düzenlenmişse, ortaklara ayrılma akçesi farklı biçimde ödenebileceği kararlaştırılabilecektir. Nitekim Yargıtay 11. H.D 3759 E./10569K. Sayılı ilamında “ Dava, davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının ortaklıktan çıkarılması için gerekli haklı nedenlerin oluştuğu kanaatine varılarak ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiş olup, dosya kapsamına göre bu yöndeki karar yerinde ise çıkarılma kararı ile birlikte çıkarılan ortağın hakkı olan ortaklık payının da kendisine ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.” kararını vermiştir.



Limited şirket ortağı ortaklıktan ayrılması halinde ayrılma akçesinin yanında kar payı kendisine ödenmemişse kar payının tahsilini de isteyebilecektir. Nitekim Yargıtay 11. H.D. 4748 E./11693 K. Sayılı ilamında “ Dava; limited şirket ortaklığından haklı sebeplere binaen çıkma, çıkma payı ve kar payı alacağının tahsili istemine ilişkindir. 6762 sayılı TTK’nın 551’inci (6102 sayılı TTK’nın 638/2) maddesi uyarınca her ortak haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkmasına karar verilmesini talep edebilir. Aynı Yasa’nın 553’üncü (6102 sayılı TTK’nın 608) maddesi uyarınca da, şirket sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar, sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri nispette, yıllık bilançoya göre, elde edilmiş olan safi kardan pay alabilirler.” kararını vermiştir.

ORTAKLIKTAN ÇIKMA DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME



Ortaklıktan Çıkma Davasında görevli mahkeme 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. Maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri’dir. Asliye Ticaret Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise görevli mahkeme o yerde bulunan Asliye Hukuk Mahkemesidir.



Ortaklıktan çıkma davasında yetkili mahkeme ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 6. Maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihte ortaklığından çıkılacak olan şirketin yerleşim yeri mahkemesidir.

ORTAKLIKTAN ÇIKMA DAVASINDA TARAFLAR



6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda limited şirket ortağının ortaklıktan çıkma davası açması durumunda davayı kime veya kimlere karşı açacağı düzenlenmemiş olup bu durum Yargıtay kararları altında çözüme kavuşmuştur. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 15.09.2014 tarihli -E/5041/K.13783 sayılı ilamında “ Limited şirketten çıkmaya izin verilmesi istemli davada, husumetin şirkete karşı ileri sürülmesi gerekir.” kararını vermiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/2571 Esas 2017/5023 Karar İçtihat
Karar Tarihi : 04.10.2017
DAVA : Taraflar arasında görülen davada 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12/10/2015 tarih ve 2014/806-2015/632 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde 342297 numara ile kayıtlı İnşaat Gayrimenkul San. ve Tic. Ltd. Şti'nin hissedarı olduğunu, şirketin diğer ortağının olup, müvekkilinin 2. Aile Mahkemesi kararıyla boşandığını ve kararın kesinleştiğini, müvekkilinin şirketin diğer ortağı ile bir araya gelip ortaklık hakkında karar alabilmesinin imkansız olduğunu, boşanma davasının açıldığı 2009 yılından beri telefonla dahi görüşmediklerini beyanla müvekkilin ortaklıktan çıkma talebinin kabulüne, şirket ortaklığının gerçek değerinin hesaplanarak ayrılma akçesinin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirketin % 25 hissesinin davacıya, % 75 hissesinin ise dava dışı ...'a ait olduğunu, taraflar arasındaki boşanma davası sebebiyle şirketin gayri faal duruma düştüğünü, 2006 yılından beri ticari faaliyeti olmadığını, şirketin bu hale gelmesinin sorumlusunun davacı olduğunu, davacının TTK'nin 638. maddesindeki ortaklıktan çıkma hakkını kötüye kullandığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, evlilik birliği içinde kurulan şirketin tarafların ayrılması sebebiyle varlığını devam ettirme imkanı bulunmadığı, ancak TTK hükümlerine göre asıl olanın şirketin varlığını devam ettirmesi olduğunu ve tek kişi tarafından şirket kurulmasına cevaz verilmesi göz önüne alındığında ve talebin şirkette çıkmaya dair olduğu da gözetildiğinde şirketin feshi ve tasfiyesine mahkeme kendiliğinde karar verme imkanı bulunmadığı, somut olayda şirketten çıkmaya dair haklı nedenin bulunduğu, öte yandan şirketin gayri faal olması sebebiyle çıkma halinde mali durumunun etkilenme olanağı da bulunmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüyle yapılan hesaplamaya göre davacının çıkma payının 166.361,53 TL olduğu, bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili talebine dair olup, mahkemece yukarda özetlenen gerekçe ile davanın kabulü kararı verilmiştir.
6102 Sayılı TTK 638/2 hükmü gereğince "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.

Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir."

Davacı iddiaları ve delilleri değerlendirildiğinde çıkma isteminin haklı sebebe dayandığı anlaşılmakla, davacı ortağın limited şirketten çıkma payının hesaplanması yoluna gidilmiştir. Ancak, 6102 Sayılı TTK 641/1 maddesi hükmü "Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir." gereğince ortaklıktan çıkma payının, şirketin karar tarihine en yakın tarihteki mal varlığının gerçek değeri saptanarak buna göre belirlenmesi gerekirken, şirketin defter kayıtlarına göre bilanço esas değeri üzerinden davacı hissesine isabet eden miktarı belirleyen bilirkişi raporuna itibar edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının istemi halinde temyiz edene iadesine, 04/10/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY
Dava, Limited Şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının tahsili istemine ilişkindir.

Limited Şirketin esas sermaye paylarını iktisabı, çıkma ve çıkarılma bakımından TTK m. 612/2'de düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre şirketin çıkma ve çıkarılmada edineceği esas sermaye payı oranı % 20'dir. Böylece, Limited Şirketinin çıkma ve çıkarılmada % 20 oranından fazla esas sermaye payını edinme olanağı yoktur. Ayrıca, Limited Şirketten çıkma ve çıkarılmada ayrılma akçesinin ödeme koşulları yine TTK m. 642'de belirlenmiştir.

Yukarıdaki açıklamalar karşısında, somut olaya gelindiğinde, davacının esas sermaye payının davalı şirket tarafından iktisabı ile ayrılma akçesinin davalı şirket tarafından ödenmesi anlamına gelecek şekilde hüküm verilmesine olanak sağlandığı TTK m. 612/2 ve 642'nın değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Ancak, bu şekilde hükmün oluşturulması için TTK m. 612/2ve 642'ye göre değerlendirilme yapılması zorunludur.

Tüm bu sebeplerle çoğunluğun görüşüne katılamıyoruz.

Yukarıda gösterilen karar uyarınca ortaklıktan çıkmak isteyen ortak, açacağı davada karşı taraf olarak ortağı olduğu şirketi gösterecektir.