+ Konuyu Yanıtla
1 / 4 Sayfa 1234 SonSon
1 den 10´e kadar toplam 40 ileti bulundu.

Konu: Deniz Yıldızları-Sokak Çocukları

Deniz Yıldızları-Sokak Çocukları Hızlandırılmış Mobil Sayfa Sürümü (AMP)
  1. #1
    Kayıt Tarihi
    Apr 2005
    Nerede
    İstanbul, Turkey.
    İletiler
    3.628
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Deniz Yıldızları-Sokak Çocukları

    "Kurtarabilirim" diyordu kendi kendi kendine. "Deniz yıldızlarını kurtarabilirim." Kumsalda sayısız deniz yıldızı ile karşılaşmıştı. Binlerce hatta milyonlarca olduğu söylenebilirdi. Deniz yıldızlarını denize atmaya başladı birer. O sırada bir adam yaklaştı yanına "Ne Yapıyorsun" diye sordu. "Ben" dedi adam "deniz yıldızlarını kurtarıyorum". Diğeri " ama sayıları o kadar çok ki, ne farkeder" cümlesini söyledikten sonra kurtaran adam kumların üzerinden bir deniz yıldızı aldı ve denize attı ve "Bak, onun için çok şey farketti" dedi.
    Sokak çocuklarını barındıran Ağaçlı Gençlik ve Çocuk Merkezinde(İstanbul) kalan, yaşları 7 ile 18 arasında değişen 35-40 çocuk için bizlerin yapabileceği birşeyler var.
    Bu çocuklar, sokaklardan alınarak, birinci basamak diye adlandırılan ilk rehabilitasyon kurumlarından sonra, ikinci basamak kurum olan Ağaçlı Gençlik ve Çocuk Merkezine alınmışlar. Hepsi eğitimine devam ediyor, içlerinde üniversiteye hazırlananlar var. Onları gidip görmek, insana umut veriyor.
    Bu deniz yıldızları için yılbaşı hediyesi olacak bu kampanyanın parçası olmak isterseniz,
    Lütfen bu forum altına yapabileceğiniz yardımları yazınız veya doğrudan bana KM yolu ile ulaşınız.
    Kitap, bilgisayar, gıda, giyim gibi her türlü yardıma açık olduklarını bilmenizi isterim.
    Ayrıca kurum yetkilileri ile bizzat görüşerek Kurum hesaplarına nakdi yardımda da bulunabilirsiniz.

    Tel:0.212 205 22 45 (47-48)

    Genel Bilgi



    Hukuki NET Güncel Haber

    Deniz Yıldızları-Sokak Çocukları konulu yargıtay kararı ara
    Deniz Yıldızları-Sokak Çocukları konulu hukuk haber

  2. # Nedir?
    Tavsiye Soru Cevap
    Kayıt Tarihi
    Bugün
    Nerede
    Avukat Dünyası
    İletiler
    Ne kadar?
     
  3. #2
    Kayıt Tarihi
    Apr 2005
    Nerede
    Salihli/Manisa
    İletiler
    7.141
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Hayat bu, herkese adil davranmıyor, kimseye yaşadığı ortamı, ailesini seçme şansı tanımıyor. Unutmayalım ki bizler de Onlardan biri olabilirdik, hayat bizlere şans tanıdıysa; karaya vuran deniz yıldızlarına şans tanımak da bizlere düşüyor.

    Lütfen, kollarınızı, yüreğinizi, bir damlacık can suyunu esirgemeyin Onlardan...

  4. #3
    Kayıt Tarihi
    Apr 2005
    Nerede
    İstanbul, Turkey.
    İletiler
    3.628
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Elindeki tineri koklarken size bambaşka bir dünyadan gelmişcesine bakan, yanına yaklaşmaya ürktüğünüz, adına yaşamak denirse, bizlerin hayal dahi edemeyeceği bir başka yaşamın içindeki yer alan, toplum için tehdit varsayılan bu çocukları, kaldıkları bu yurtta gidip gördüm.
    Bizim dünyamızda, bizler gibi var olduklarını görmek bana umut verdi.
    Sizlerin bu kampanyada yer almanızı isteme nedenim, bu umudu sizlerle paylaşmaktır.
    Yılbaşı hediyesi -bahanesi- ile bu çocukları sevindirmek için kampanyaya katılacağınızı umuyorum.

  5. #4
    Kayıt Tarihi
    Jul 2003
    Nerede
    Samsun
    İletiler
    5.783
    Blog yazıları
    2
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı

    Hukuki.net ailesinin yalnızca izleyici değil, katılımcı bireyler olduğunu düşünüyor, bu kampanyanın amacına ulaşacağını ümit ediyorum. Şimdiden teşekkürler...

  6. #5
    Kayıt Tarihi
    Jan 2007
    İletiler
    5
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: Deniz Yıldızları-Sokak Çocukları

    ADİL AMCAYA...

    bir gemi kalktı bu limandan
    dün gece...
    bir yolcu götürdü,
    acısını bıraktı bizlere...

    yaşlı,sevimli bir ihtiyardı.
    selam verirdi ,hatır sorardı...
    eşi gözü yaşlı,el salladı arkasından,
    benimde yanına gelmem yakındır,
    çok bekletmem,seni dedi...

    gitti...dönüşü olmayan yola,
    ayakkabıları konmuş bak kapı ağzına...
    helva kokusu sardı her yanı,
    kalanlara bıraktın bir buruk acı...

    güle güle adil amca...
    selam götür,görürsen
    BABAMA...

  7. #6
    Kayıt Tarihi
    Feb 2007
    İletiler
    3
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: Deniz Yıldızları-Sokak Çocukları

    Merhaba

    Sosyal sorumluluk çerçevesinde oluşturulmuş her türlü tarafsız proje ve eyleme imkanlarımız ölçüsünde destek olmak isteriz.

    Hele ki söz konusu olan, Geleceğimizin teminatı olan ÇOCUKLARIMIZ ise.

    Toplumun kanayan yarası haline dönen SOKAK ÇOCUKLARI için yapılan veya yapmakta olduğunuz çalışmalardan bizleri haberdar ederseniz imkanlarımız ölçüsünde sizlere elimizden gelen desteği vermeye hazır olduğumuz bilmenizi isterim.

    Saygılarımla

  8. #7
    Kayıt Tarihi
    Dec 2006
    Nerede
    Turkiye.
    İletiler
    152
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: Deniz Yıldızları-Sokak Çocukları

    Utanç tablosu
    21 Mart 2007 07:04
    Çocuk ve gençlerdeki şiddet eğilimlerini araştıran Meclis Komisyonu sözcüsü Ataş’tan şok açıklama: 17 yaşındaki erkek çocuk, konsomatristlik yapıyor. Müşterileri ise işadamları ve iyi eğitimli kişiler...

    MECLİS Çocuk ve Gençlerdeki Şiddet Eğilimini Araştırma Komisyonu Sözcüsü AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Ataş, Konya’da karşılaştıkları 17 yaşında konsomatristlik yapan ve kadın olmak isteyen erkek çocuğunun müşterileri arasında üst düzey işadamları ve avukatlar bulunduğunu söyledi. star’a konuşan Ataş ‘Bu çocuk müşterileri arasında evli kişiler bulunduğunu bize aktardı. Evli bir insan nasıl böyle bir tercihte bulunabilir? Beni donduran taraf bu. Müşterilerin hepsi yüksek tahsilli. Dilim tutuldu, birşey diyemedim’ dedi.

    MÜŞTERİ BULAMASALAR...

    KONYA’DA karşılaştığı utanç tablosu sonucu hala kendisine gelemediğini vurgulayan Ataş ‘Toplumda ahlaki bir bozulma var. Olmasaydı, bu çocuklar kendilerine zemin bulamazlardı. Çocuk kendisine müşteri bulduğu sürece bu işi yapıyor. Burada asıl rahatsızlık veren, çocuğun kendisine müşteri bulması’ dedi.

    AİLE KAYIP SANIYOR

    ATAŞ sözlerini şöyle sürdürdü: Konsomatristlik yapan çocuk Sosyal Hizmetler’e bağlı yurtlarda kalmıyor. Dışarda görüştük. Ailesi çocuğu kayıp biliyor. Kendisine ‘Neden böyle bir yol tercih ettin?’ diye sordum. ‘Kendimi küçüklüğümden beri dişi bir varlık olarak görüyorum’ dedi. O hayattan dönüş yapmamak, ameliyat olmak gibi bir düşüncesi var.

    13 YAŞINDA 2 KEZ EVLENMİŞ

    YİNE Konya’da 13 yaşındaki bir çocuk 2. kez evlilik yaptığını söyledi. Karatay Yusuf İzzettin Horasanlı İlköğretim Okulu’nda kendisi gibi 3-4 çocuğun daha okuduğunu anlattı. Konya’da bu tür olayların yaşanması beni çok üzdü. Burayı ahlaki değerler konusunda hassas bir şehir diye biliyoruz.

    İMAMLARIN İŞİ NE?

    TOPLUM olarak başımızı iki elimizin arasına alıp düşünmeliyiz. Her gittiğim yerde müftünün yakasına yapışıyorum. İmamlar namaz kıldırma dışında birşey yapmıyorlar. Onlara ‘Sizi suçtan alıkoyan nedir?’ diye soruyorum. ‘Allah korkusu’ diyorlar. Ama bunun üstü küllenmiş. Çocuklar neyin günah olduğunu, neyin olmadığını bilmiyor.

    Türkiye’de acilen Gençlik Bakanlığı kurulmalı. Bu bakanlık, 10 yıl sonra ne kadar bilgisayar, ne kadar uçak mühendisi ihtiyacı duyulacağını belirlemeli. 30 uçak mühendisi lazımken, 300 mezun verilmemeli. Bunları planlayacak bir bakanlık kurulmalı.

  9. #8
    Kayıt Tarihi
    Jun 2006
    Nerede
    İstanbul / Beyoğlu
    İletiler
    3.411
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: Deniz Yıldızları-Sokak Çocukları

    Sn. veezy37' nin yorumuna katılmamak mümkün değil...

    Bu işler plansız , programsız olmuyor... Zamanında Devlet Planlama Teşkilatı denilen güzide bir kurumumuz da vardı ama sonra "plan mı, program mı geeeç onları gominist işi bunlar diye kapatmak istediler, sonra baktılar kapatamıyorlar , oralara takunyalı imamları (görevini layıkıyla ve Allah korkusuyla yapan imamlarımızı konu dışında bırakarak) doldurdular. Bu vatandaşların yaptığı planlar ortada, şimdi o imamların çocukları memlekete 15 üniversite daha kazandıracak, Allah onlardan razı olsun ama bu okulların mezunları işsiz kaldığında , okulları açanlar zekatlarını da bu mezunlara vermek şartıyla...

    Selamlar,

  10. #9
    Kayıt Tarihi
    Dec 2006
    Nerede
    Turkiye.
    İletiler
    152
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Tanımlı Re: Deniz Yıldızları-Sokak Çocukları

    Deniz yıldızlarını kurtarmak

    Türkiye, 2015 yılına kadar çocuk işçiliğini bitirmek için dünyaya söz vermiş olsa da, çalışan çocuk sayısı 1,6 milyon civarında. İzmir’de Çalışma Bakanlığı’na bağlı bir grup bu projeye baş koymuş.

    ***

    O minicik eller, ayakkabı üretimi, tekstil, oto tamiri, tarım gibi sektörler için çok önemli. Çünkü o minik eller, büyük ellerin ulaşmakta zorlandığı yerleri daha kolay parlatıyor, daha kolay yapıştırıyor. O minik eller büyük paralar da istemiyor; çünkü genellikle ebeveynleri işsiz çocukların elleri onlar. Evlerinde kendilerini bekleyen aç kardeşleri de var üstelik. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) göre, Türkiye’de o çalışan minik ellerden yaklaşık 1,6 milyon çift var. Çocuk nüfusunun neredeyse yüzde 10’u ekonomik faaliyete bulunuyor. Ama bu minik eller, tornavida, keser, iğne tutmak yerine, kâğıt kalem, kitap tutmak istiyor. Göç nedeniyle çalışan çocuk nüfusunun yoğun olduğu İzmir’de iş müfettişlerinden, psikolog, sosyolog ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan bir grup “cesur yürek” 2000 yılından beri bazı gönüllü kuruluşların ve ILO’nun da yardımıyla o minik ellerin hayatını değiştirmek için canla başla çalışıyor.

    Hamdi 13 yaşında. İşsiz anne babası ve 11 yaşındaki kız kardeşi Fatma ile İzmir’in Mustafa Kemal Mahallesi’nde yaşıyor. Evleri yalnızca iki oda. Babasının anlattığına göre, zeminde kaya olmadığı için ev sürekli kayıyor. Yakın bir zamana kadar su olmadığı için bahçedeki depoyu kullanmış aile. İş müfettişleri Hamdi’yi, geçtiğimiz yaz tatilinde mobilya sektöründeki denetlemeler sırasında bulmuşlar. “Birçok işveren, çocuklara iş vererek onlara iyilik yaptığını düşünüyor. Onları sokaklardan kurtardıkları fikrindeler ama işverenlere çocuk işçiliğinin hem çocuklara hem de işe nasıl zarar verebileceğini anlatıyoruz.” diyor İş Teftiş İzmir Grup Başkanı Sıddık Topaloğlu. O ve ekibi 2000 yılından beri çocuk işçiliğinin sona erdirilmesi programı çerçevesinde önce minik eller avına çıkıyor, sonra aile ve işverenle görüşüyor. Amaç, çocukları eğitime yönlendirmek. Yönlendiremedikleri için daha iyi çalışma şartları sağlamaya çalışmak. Bir de buldukları her minik eli sürekli izleyip, desteklemek.

    Türkiye’de 15 yaşın altındakilerin çalışması kesinlikle yasak. 15-18 yaş grubu da sağlıklarını, güvenliklerini ve ahlâklarını tehlikeye düşürecek işlerden uzak tutulmak zorunda. Mevzuata göre 15 yaşını tamamlamış çocuklar günde 8, haftada 40 saatten fazla çalıştırılamıyor; ama Türkiye’de çalışan çocukların şartları hiç de böyle değil. Mesela mobilya sektöründe çocuklar sabah 8’de başlayıp, akşam 8’de bırakıyorlar işlerini. İş yerlerinin birçoğunda çocuklar sağlıklarını koruyabilecek maskeler kullanmadığından sürekli toza, yanıcı uçucu maddelere maruz kalıyor.

    Çalışan minik bir eli tespit etmek, çocuk emeğinin sömürülmesinde ilk; ama minicik bir adım. Tıpkı Hamdi’nin durumunda olduğu gibi. Onun çalıştığı tespit edildikten sonra, projenin sosyoloğu Hüseyin Bahçeci devreye giriyor. Önce çocukla görüşüyor, sonra ailesiyle… “Çocuk 15 yaşın altındaysa, derhal okula döndürmeye çalışıyoruz. 15 yaşın üzerindeyse de aileyi çocuğun eğitimine dönmesi için ikna etmeye çalışıyoruz.” diyor, Hüseyin Bey… Aile ikna edilemez ise çocuk çıraklık eğitimine yönlendiriliyor. Bir de açık öğretim tavsiye ediliyor. Türkiye’deki yasal düzenlemelere göre, çıraklık eğitimi almamış birisinin daha sonra kalfalık ve ustalık belgesi alması da, ileride bir işyeri açması da mümkün değil çünkü.

    SIRA, AİLELERE GELECEK

    Ailesi bütün imkânsızlıklarına rağmen, Hamdi’nin okula dönmesi konusunda çok hevesli olmuş. Annesi durup durup “Allah razı olsun” diyor projede görev alanlar için. Ancak, Hamdi’yi okula yönlendirmek de yetmiyor. Ailesinde çalışan olmaması onun yeniden işgücüne dönme riskini artırıyor çünkü. Dolayısıyla proje çerçevesinde ailelere kurslarla nitelik kazandırıp iş bulmalarına yardımcı olmak da var.

    Proje, henüz Hamdi’nin ailesine nitelik kazandırmayı üstlenmemiş. Ama projede çalışanlar, tanıdıklarını, eş-dost ilişkilerini devreye sokup Hamdi’nin babasına bir iş arıyor. “Pratik olmak ve seri hareket etmek zorundasınız.” diyor Topaloğlu; “Zaten bu proje ancak gerçekten gönüllülerle sonuç alabilecek bir proje. Süratli hareket edemezseniz, çocuğu kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırsınız.”

    Çalışan çocukların ailelerinin büyük bir kısmı, yararlanabilecekleri sosyal yardımların farkında da değil. Tıpkı Hamdi’nin ailesi gibi. Proje kapsamında onlara nasıl yeşil kart alacakları, kaymakamlığın yoksulluk yardımlarına nasıl başvuracakları da anlatılmış. Hamdi’nin ailesi bu çerçevede işbirliği yapmaya istekli. Kimi aileleri ikna etmekte zorlandıklarını söylüyor Topaloğlu…

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın raporuna göre, Türkiye’de çocuk işçiliğinin sebepleri arasında geleneksel bakış açısı da var: “Tarım toplumuna has bir yaklaşımla ve sosyo-kültürel bakış açısı ile çocuk işçiliği normal karşılanmakta, bazen de gerekli görülmektedir. Kentlerde eğitim masraflarının yüksekliği ya da eğitimli işgücünde yaşanan işsizlik aileleri, çocuklarını meslek edinmeleri için çalıştırmaya yöneltmektedir.” Rapor çocuk işçiliğinin diğer nedenlerini de yoksulluk, göç, eğitim imkânlarının yetersizliği, işsizlik, işverenlerin çocuk işgücü talebi ve mevzuatın etkin uygulanmaması olarak sıralıyor.

    Proje kapsamında, ailenin diğer fertlerine de yardım yapılıyor. Örneğin, Hamdi’nin kız kardeşi Fatma’nın kırtasiye masrafları karşılanıyor. Amaç, kardeşleri çalışma hayatına hiç başlatmamak. “Sanayi, masa gibidir çocuklar için.” diyor, Topaloğlu… “Çalışan çocukların sanayiden, yani masanın üstünden yere, yani sokağa düşme ihtimali yüksektir. Kardeşlerini ise masaya düşmeden yakalamak gerekir.”

    Hamdi, 2004’te başlayıp Haziran 2007’de bitecek olan, “Mobilya sektöründe çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin sona erdirilmesi projesi” çerçevesinde eli şimdiye kadar tutulan 1260 çocuktan biri. Benzer bir proje de yine ILO desteği ile 2000-2004 yılları arasında oto tamir tekstil ve ayakkabı meslek dallarında yürütülmüş. Yine aynı ekip, bu projede de 6079 çalışan çocuğun ve onların 2191 kardeşinin elini tutmuş. Bu çocuklardan 5891’i de eğitime yönlendirilmiş. Tıpkı Pınar, Selda, Semra, Hakan ve Serkan Gün kardeşler gibi.

    KENDİLERİNİ FEDA EDEN ABLALAR

    Gün kardeşler İzmir’in Çamlıkule semtinde, bir iş kazası sonucu sakat kalan babaları ve anneleri ile birlikte yaşıyor. Gün ailesi Muş’tan göçmüş İzmir’e. Zaten şehirdeki çocuk işçiliğinin en önemli nedenlerinden birisi göç. Çoğu aile Doğu ve Güneydoğu’daki illerden gelmiş buraya. Özellikle Mardin’den. Gün ailesinin babası inşaat işçisi. Bir gün iskeleden düşüp de belden aşağısı tutmamaya başlayınca, çocuklar çalışmak zorunda kalmış. Şimdi evli olan en büyük abla Pınar, başlamış çalışmaya.

    “Benim durumum nedeniyle çok sıkıntı çekiyorduk ama çocuklara her şeyden çok üzülüyorduk” diyor babaları. Anneleri Şerife Hanım da, “Ben en çok Selda’ya üzülmüştüm. Okul birincisiydi hep. Ama bana dedi ki, anne ailemizin durumu böyleyken aklıma ders girmiyor.” diye anlatıyor zor günlerin başlangıcını. İlk iki abla kardeşlerinin okuması ve ailenin ayakta kalabilmesi için kendilerini feda etmiş; üçüncü abla Semra da, bütün ısrarlara rağmen okula dönmemiş.

    Sosyolog Hüseyin Bahçeci’ye göre, çalışmaya başlayan çocuklarla ilgili en belirgin özelliklerden biri onların okula döndürülmesinin zorlaşmaya başlaması. “Bu çocuklar para kazanmaya başlayınca birer birey oluyor artık. Okul motivasyonları azalıyor. Ayrıca kırılgan oluyorlar, çocuk olmalarına rağmen kendilerini yetişkin gibi algılamamaya başlıyorlar.” diyor.

    Projedekiler, kızları meslek kurslarına yönlendirmişler; ama daha küçük olan Hakan’ı bölge yatılı okuluna gitmeye ikna etmişler. Serkan da ilköğretime devam ediyor. Her ikisi de büyüyünce polis ya da subay olmak istiyor. Çalışan çocuklar üzerinde yapılan bir ankete göre, emeğini kullanan çocukların en gözde meslekleri subaylık ve polislik. Bu anket, çalışan çocukların yüzde 25’inin polis veya subay, yüzde 20’sinin mühendis mimar, yüzde 19’unun avukat ve doktor, yüzde 8’inin hemşire, yüzde 19’unun öğretmen olmak istediğini ortaya koyuyor. İşverenlik konumundaki ticaret ya da işadamlılığını tercih etmek istediklerini söyleyen çocukların oranı ise yalnızca yüzde 3. Anne Şerife Hanım, “Çocukların ellerinden tutulmasaydı mendilci olurlardı, tinerci olurlardı, psikopat olurlardı, berduş olurlardı.” diyor. Projeyi hayata geçirenler, evin reisine iş kazası için açtığı davada yol göstermiş. Anne Şerife Hanım’a psikolojik destek sağlamış. Şerife Hanım, ayrıca, proje merkezinde ahşap boyama kurslarına katılmış.

    Oto tamir, tekstil, konfeksiyon ve ayakkabı sektöründeki çocuk emeğinin sonlandırılması projesi çerçevesinde sekiz ayrı kurstan 166 aile büyüğü mezun olmuş. Kursları tamamlayanların yüzde 71’i işe yerleştirilmiş. Proje raporunda, istihdam garantili meslek kursları sayesinde vasıfsız işgücünün vasıflı hale dönüştürülmesinin ailenin gelir elde etmek için çocuk emeğine bağlı kalmasını engellediği anlatılıyor. Rapora göre, ailelere meslek eğitimi vermek çocuk işçiliğini sonlandırmak için yapılabilecek en yararlı faaliyetlerden biri.

    Gün ailesinin evinde proje yetkilileri olduğunu duyan Ömer ve annesi geliyor kapıya. Ömer ilkokul ikinci sınıfta. Ağrı’dan göçmüşler İzmir’e. Ailenin reisi işsiz. Yakınlarda yürüme mesafesinde okul olmadığından, Ömer’in okula gidebilmesi için mutlaka servise binmesi gerekiyor. Servis ücreti ise aylık 35 YTL. Ailenin bunu karşılayacak imkânı ise yok. Projeyi yürütenler, Ömer’in durumunu da not alıyor. Mevcut durum belli aslında. Onun çalışan çocuk olmaması için çözüm üretilmesi lazım. Nitekim, telefonlar ediliyor ve Ömer’in servis parası bulunuyor. Peki, sesini hiç duyuramayan Ömerler, eninde sonunda çocuk işçi olmak zorundalar mı?

    PRATİK ÇÖZÜMLER, ZORUNLU HALLER

    Çocuk işçilerle, aileleriyle, kardeşleriyle konuştukça, hemen hepsinin ihtiyaçlarının farklılaştığını görmek mümkün. Neredeyse her çocuk ayrı bir proje. Ayrıca çocukların ortaya çıkan “ilk” sorunlarını çözmek de yeterli değil. Sürekli izlenmeleri, desteklenmeleri gerekiyor. Bütün bunların yapılabilmesi için de çocuk işçiliğinin önlenmesi projesi çerçevesinde Sosyal Destek Merkezleri kurulmuş. Oto tamir, tekstil, konfeksiyon ve ayakkabı sektöründe çalışan çocuklar için açılan merkez, proje bitiminde İzmir Belediyesi’ne devredilmiş. Şimdi mobilya sektöründe çalışan çocuklara yönelik yeni bir merkez var İzmir’in Karabağlar mahallesinde. Projedekiler, çocukların hemen elinin altında olmak gerektiğini anlatıyorlar. Ayrıca işverenlerle yakın işbirliğinin de önemine dikkat çekerek…

    Mevzuata göre, çocuk işçi çalıştırmak cezai işlem gerektiren bir durum. Çocuk işçi başına 844 YTL ceza ödeniyor ve bu ceza her seferinde katlanarak artıyor. Ancak projedekilerin temel bir ilkesi var: “Ceza yok.” Sıddık Topaloğlu, işverenlere ceza kesmek yerine onları ikna etmeyi daha doğru bulduklarını söylüyor: “Ama bu asla göz yummak değil. Bu projenin üçayağı var, çocuk, ailesi ve işvereni. Bunlardan birinin eksik olması sonuç almamızı engeller. İşverenin bize korkuyla karışık saygı duyması önemli.”

    Projedekiler, çocuk fişçiliğinin zararlarını anlattıkça, işverenlerin işbirliği yapma hevesinin arttığını söylüyor. Projeyi incelemeye gelen yabancıların en hayret verici bulduğu alanlardan biri de işverenlerin işbirliğine hevesli olduğunu görmek olmuş zaten. Projedekiler, işverenlerin kendilerinden iş isteyen çocukları ya da yanlarında çalışan çocukları, çıraklık veya kalfalık eğitimi almak üzere ellerinden tutup merkeze getirdiklerini söylüyor. Tıpkı mobilya sektöründe işveren olan Turgay Varol gibi. Yanında çalıştırdığı Aykut’u çıraklık eğitimine verdiğini, sosyal destek merkezindeki faaliyetlere katılmasını özendirdiğini vurgulayarak, “Aykut büyüyünce bana ya küfür edecek ya da dua edecek.” diyor.

    İşbirliği konusunda istekli olan işverenlere, zaman zaman kurslar düzenleniyor, işyerlerinde almaları gereken önlemler anlatılıyor. İşverenlere çocuk emeğini sömürmenin kötülüğünü anlatabilmek için her yöntem deneniyor. Sosyal Destek Merkezi’nde açılan takı yapma, ahşap boyama gibi kurslara isteyen işverenlerin ya da ailelerinin katılması teşvik ediliyor. Bir işveren hanımı olan Hatice Hanım, merkezin çocuk emeğinin engellenmesi konusunda bilinçlendirme düzeyini arttırdığını söylüyor. Söz konusu merkezler aynı zamanda çocukların sığınabilecekleri bir yer de aslında. Hüseyin Bahçeci, yatılı okula gönderdikleri bir çocuğun başına gelenleri şöyle anlatıyor: “Okulda bir arkadaşına şaka yapmak istemiş. Arkadaşının ağzında toplu iğne varmış ve çocuk iğneyi yutmuş. Üzüntüsünden okulu terk etmiş. Okul buraya neredeyse 20 km uzaklıkta. Buraya kadar yürüye yürüye geldi çocuğumuz.”

    Merkez, çocukların eğitimlerini tamamlaması için gerekli bir kurum. Mobilya sektöründe çalışan Saim, biz oradayken, öğretmeni Haluk Karaca ile okuma yazma öğrenmeye çalışıyordu. Karaca, merkezde yalnızca okuma yazma kursları olmadığını, tamamlayıcı kurslar da bulunduğunu söylüyor. Bu kursa gelen öğrencilerden birinin, matematik işlemlerini yanlışsız yaptığı bir kâğıdı gösteriyor: “Çalışan bir çocuğumuza ait bu. Çalışmak zorunda olmasaydı eminim, çok başarılı bir öğrenci olurdu.”

    Merkezde öğle tatili arası saz kursu da veriliyor. Müzik öğretmeni Savaş Çaygül, görev almaktan mutlu olduğunu, çocukların her türlü eğitime çok daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Çocukları merkeze ısındırmanın bir yolu da onlara öğle yemeği vermek. Yemeğe gelenlerden biri de Yakup. 11-12 yaşında gösteriyor ama, 15 yaşında olduğunu söylüyor. Çalışan çocukların bedenleri kavruk kalıyor çünkü. Sürekli solumak zorunda oldukları tozlar, uçucu maddeler, güneş görmeyen mekânlarda saatlerce çalışmak, büyümelerini de engelliyor. Yakup, yerinden kalktığında, oturduğu sandalyenin toz içinde kaldığını görünce iş müfettişlerinin daha önce söylediği bir şey geliyor aklımıza: “Mobilya sektöründe çalışan çocukları tespit etmek kolaydır. Kulaklarında ve burunlarında ne kadar temizlenirse temizlensin geçmeyen bir toz vardır çünkü.” Sosyal Destek Merkezleri’nde sağlık taramaları da yapılıyor. Hep gürültüye maruz kaldıklarından duyma testleri, solunum testleri ve verem taraması yapılıyor. Sonuçlara göre tedavi uygulanabiliyor. Sürekli uçucu maddelere maruz kalan bu çocuklara narkotik şubesi, bilinçlendirme eğitimi veriyor.

    TOPLUMLA BÜTÜNLEŞME ŞUURU

    Projedekiler, çocukların kendilerini topluma ait hissetmelerinin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Bu çerçevede çocukları maçlara götürdüklerini, haftada bir kere merkezde sinema günleri yaptıklarını, satranç ve resim kursu verdiklerini belirtiyorlar. Bunların bir kısmı projenin kendi bütçesinden bir kısmı da gönüllü kuruluşların desteği ile yapılıyor. Projede görev alan herkesle konuştuğunuzda bir şey dikkatinizi çekiyor, “çocuklar” yerine “çocuklarımız” sözcüğünü tercih ediyorlar.

    Türkiye’de çalışan bu kadar çok çocuk varken, çocuk işçiliğinin nedenleri olan göç, işsizlik makro ekonomik dengelerin bozukluğu devam ederken, 2015 yılına kadar çocuk işçiliğini bitirmek için dünyaya söz vermiş olan Türkiye bunu başarabilir mi? Sıddık Topaloğlu, bu soruyla sık sık karşılaştığını ve hep aynı cevabı verdiğini söylüyor: “Bir gün denizyıldızları vurmuş kıyıya. Bir çocuk da denizyıldızlarını tekrar denize atıyormuş. Oradan geçenler demişler ki, kaçını kurtarabilirsin, uğraşma. Çocuğun cevabı şu olmuş, kaçını kurtarabilirsem…” Topaloğlu duruyor burada ve ekliyor: “Kaçını kurtarabilirsek.”

    | Ayşe Karabat - Sayı: 641 - 19.03.2007
    AKSİYON DERGİSİ

  11. #10
    Kayıt Tarihi
    Apr 2005
    Nerede
    İstanbul, Turkey.
    İletiler
    3.628
    Dilekçeler Sözleşmeler
    0
    Dosya Yükleme
    0

    Smile Re: Deniz Yıldızları-Sokak Çocukları

    Bu küçük kampanyaya katılmak isteyenler, 01 Mayıs tarihine kadar, bu forum altında isimlerini yazarlar ise, kendilerine, göndermek istedikleri hediyeyi ulaştırabilecekleri adres bildirilecektir.
    Hediyeler, 7-18 yaş arası için, kitap, giysi, bilgisayar, kırtasiye, spor malzemeleri, oyuncak vs. olabilir.
    Nakit kabul edilmemektedir. Nakdi yardımlarınızı, forumun en başında belirttiğim telefon numaralarından Kurum yetkililerini ulaşmak sureti ile bizzat Kuruma yapabilirsiniz.
    Hepimiz üzülüyoruz, hepimizin bu konuda söyleyecekleri var. Peki kimler burada?

+ Konuyu Yanıtla
1 / 4 Sayfa 1234 SonSon

Benzer Konular :

  1. (Ön Sipariş) Deniz Ticareti Hukuku Cilt IV Deniz İcra Hukuku [Kitap Fiyat bilgisi]
    Kerim Atamer - On İki Levha Yayıncılık - 2019 Temmuz - 52,50 TL (Ön Sipariş) Deniz Ticareti Hukuku Cilt IV Deniz İcra Hukuku hakkındaki işbu...
    Yazan: Hukuk Kitapçısı Forum: Hukuk Kitapları Tanıtımı
    Yanıt: 0
    Son İleti: 28-06-2019, 01:10:17
  2. Uluslararası Deniz Yatağının İşletilmesi ve Deniz Yatağı Uluslararası Otoritesi [Kitap Fiyat bilgisi]
    Sezercan Bektaş - Legem - 2017 Kasım - 45,00 TL Uluslararası Deniz Yatağının İşletilmesi ve Deniz Yatağı Uluslararası Otoritesi hakkındaki işbu...
    Yazan: Hukuk Kitapçısı Forum: Hukuk Kitapları Tanıtımı
    Yanıt: 0
    Son İleti: 14-11-2017, 21:10:05
  3. Uluslararasi hukukta deniz haydutluğu ve somalili deniz haydutlariyla mücadele yöntemleri
    ULUSLARARASI HUKUKTA DENİZ HAYDUTLUĞU VE SOMALİLİ DENİZ HAYDUTLARIYLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ - Tacettin ÇALIK - Ocak 2017 - 1. Bası - Yeni -...
    Yazan: Hukuk Kitapçısı Forum: Hukuk Kitapları Tanıtımı
    Yanıt: 2
    Son İleti: 15-01-2017, 12:36:54
  4. İkinci eş çocukları eski eşten olan çocukları eve almazsa
    İkinci eş, velayeti kendinde olmasına rağmen eski eşten çocuklarını eve almazsa huzursuzluk çıkarsa, kendisinin eski eşinden çocukları evine alsa ve...
    Yazan: tutak Forum: Aile Hukuku
    Yanıt: 2
    Son İleti: 30-05-2009, 21:17:57
  5. Yeni Hukuki Kaynak: Deniz İhtisas Mahkemesinin Görevi • Görevin Başlangici • Deniz İhtisas Mahkemesinin Kurulmasindan Önce Meydana Gelen Olay Nedeniyle Açilan Davanin Görüleceği Mahkeme
    Hukuk Makaleleri ve Mevzuat Kısmına yeni bir hukuki kaynak eklendi, üzerinde tartışmak ister misiniz : Deniz İhtisas Mahkemesinin Görevi •...
    Yazan: admin Forum: Mevzuata İlişkin Bilgi ve Yorumlar
    Yanıt: 0
    Son İleti: 16-02-2007, 18:48:08

Yetkileriniz

  • Yeni konu açma yetkiniz yok
  • Konuya cevap verme yetkiniz yok
  • Dosya ekleme yetkisi yok
  • İleti düzenleme yetkisi yok
  •  


Hukuk Blog |  2020 tarihli Yasal Siteler Dizini |  Arabulucu |  Hukuk Kitapları |  Fiyat1 |  Alman Hukuku |  Özel Güvenlik AŞ. |  İş İlanları |  Ankahukuk |  Psikolog |  Taşınmaz ilanları |  Internet Rehberi |  Türkiye Portalı |  Site Ekleme |  Türkçe-İngilizce Sözlük |  Sihirli Kadın |  Sağlık |  Satılık Düşecek Domainler |  Terapi  |  Berk Gürman |  Phukuk |  Bayefendi |  Arabuluculuk Eğitim Merkezi |  AfternicAlanadı satış (Domain alımı) | 

™ Marka tescili, Patent ve Fikri mülkiyet hakları nasıl korunuyor?
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2014-2020 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
♾️ Makine donanım yapı ve yazılım özellikleri nedir?
Hukuki.Net olarak dedicated hosting serveri bilfiil yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN, vmware esx server, hyperv, virtual server (sanal sunucu), Sql express ve cloud hosting teknolojisi kullanmaktadır. Web yazılımı yönünden ise content management (içerik yönetimi) büyük kısmı itibari ile vb olup, wordress ve benzeri çeşitli kodlarla oluşturulan bölümleri de vardır.
Hangi Diller kullanılıyor?
Anadil: 🇹🇷 Türkçe. 🌐 Yabancı dil tercüme: Masaüstü sürümünde geçerli olmak üzere; İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Hintçe, Rusça ve Arapça. (Bu yabancı dil çeviri seçenekleri ileride artırılacak olup, bazı internet çeviri yazılımları ile otomatik olarak temin edilmektedir.
Sitenin Webmaster, Hostmaster, Güvenlik Uzmanı, PHP devoloper ve SEO uzmanı kimdir?
👨‍💻 Feyz Pazarbaşı [İstanbul] vd.
® Reklam Alanları ve reklam kodu yerleşimi nasıl yapılıyor?
Yayınlanan lansman ve reklamlar genel olarak Google Adsense gibi internet reklamcılığı konusunda en iyi, en güvenilir kaynaklar ve ajanslar tarafından otomatik olarak (Re'sen) yerleştirilmektedir. Bunların kaynağı Türkiye, Amerika, Ingiltere, Almanya ve çeşitli Avrupa Birliği kökenli kaynak kod ürünleridir. Bunlar içerik olarak günlük döviz ve borsa, forex para kazanma, exim kredileri, internet bankacılığı, banka ve kredi kartı tanıtımları gibi yatırım araçları ve internetten para kazanma teknikleri, hazır ofis kiralama, Sigorta, yabancı dil okulları gibi eğitim tanıtımları, satılık veya kiralık taşınmaz eşyalar ve araç kiralama, ikinci el taşınır mallar, ücretli veya ücretsiz eleman ilanları ile ilgili bilimum bedelli veya bedava reklamlar, rejim, diyet ve özel sağlık sigortası gibi insan sağlığı, tatil ve otel reklamları gibi öğeler içerebilir. Reklam yayıncıları: ads.txt dosyası.
‼️ İtirazi kayıt (çekince) hususları nelerdir?
Bahse konu reklamlar üzerinde hiçbir kontrolümüz bulunmamaktadır. Bu sebep ile özellikle avukat reklamları gibi Avukatlık kanunu vs. mesleki mevzuat tarafından kısıtlanmış, belirli kurallara tabi tutulmuş veya yasaklanmış tanıtımlardan yasal olarak sorumlu değiliz.
📧 İletişim ve reklam başvuru sayfası nerede, muhatap kimdir?
☏ Sitenin 2020 yılı yatırım danışmanı ile irtibat ve reklam pazarlaması için iletişim kurmanız rica olunur.