Yalanın kaç çeşidi vardır sizce?..

İnsanlara bilerek, yanlış olduğu bilinen bir

bilginin, doğruymuş gibi iletilmesine; “Yalan.”

Kuyruğu olabilecek kadar gelişmiş, evrimleşmiş,

insanın kanması için süslenmiş büyük yalana,

“kuyruklu yalan.”

Anlık rahatlama yaşatıp günü kurtarmaya yarayan yalanlara,

“Anlık yalan.”

Beyaz yalan, patolojik yalanlar, kompulsif yalanlar…

Diye sıralanıp giden yalanlar!

***

Konuştuğunuz kişinin doğru söyleyip söylemediği,

yüzünden anlaşılmaz mı? Anlaşılır elbette.

Yalan söyleyen kişiler konuşmaları süresince uzun, uzun düşünüp,

daha çok duraksıyor ki zihninde söylediklerine destek toplayabilsin.

Diyaloglarda söze odaklanıldığından dolayı gözden kaçan mikro

ifadeler, aslında bize her şeyi anlatıyor.

Sahte gülümsemeler gibi.

“Bir kişi gülerken göbeği oynamıyorsa ondan korkun!..”

Demiş atalarımız.

***
Bazen insan söylediğine kendisi bile inanmaz.

Beden hareketlerini ve ses tonlarını kontrol edemeyen,

kendi fantastik hikayelerine bağımlı, kendine güvensiz,

kötü yalancıları ise yazmak bile istemiyorum.

Aynı yalanı ısrarla söyleyene bakın;

konuşurken, kimisi dizlerini tutamaz,

kimisi kulaklarını tutamaz, kızarır,

kimisi gözlerini tutamaz, anladılar mı diye dik, dik bakar.

Yalanı anlarsınız bir şekilde, “Yalancı”

diye geçirirsiniz içinizden ama her yerini tutuyorsa,

yüzü de kızarmıyorsa, bırakın söylesin!..

Söylesin de nereye kadar?
Bilirsiniz ki yalancı, kendini kandıran bir zavallıdır.

Yalanlardan zarar gören tek kişi de yalancının kendisidir.

***

İçinde bulunduğumuz bu acı günlerde bile rant

peşinde koşup “baltalar elimizde” şarkısını söyleyerek

çevrecilik yapanlar kargaları bile güldürmüyor mu?..

Ölüm kalım savaşı verdiğimiz pandemi döneminde,

ne zaman aşı olacağını bilmeden bir umutla beklemek,

‘aşı olunca tüm dertler bitecek’ düşüncesi!..

Günü kurtarmak için söylenen gerçek dışı sözler,

bilgi kirliliği ve bu davranışların sonucu,

binlerce rakamlarla duyurulan ölümler!..

***

“Ateş düştüğü yeri yakar.” Doğru mu?

Salgın dönemi için doğru olan;

“Bir kıvılcım bir ormanı yakar” olmalı.

Eskiden yalan söylemek çok daha kolaydı.

Arama motorları ile anında ulaşılan bilgiler,

yalancıların işini zorlaştırdı.

Demokrasilerde gerçek yönetim halktadır.

Demokratik kitle örgütleri varsa, dernekler,

vakıflar, kamuoyu, halk varsa, başta salgınla

mücadele için ön saflarda yerlerimizi alıp

savaşmalıyız!.. Gelişmiş ülkelerin,

Ekoloji ve kalkınma hamleleriyle değişmekte olan

‘Dünya’ya uyum sağlayıp, doğa yağmasına,

ormanların yok olup, akar sularımızın,

göllerimizin tükenmesine, denizlerin,

yaşam alanlarımızın kirletilip

yağmalanmasına, kendimiz, çocuklarımız

ve toplum sağlığı için artık dur demeliyiz.

Yaşam alanları kimsenin çiftliği değil.

Bu ülke bizim…

Yaradanın emaneti, bu yalan ‘Dünya’ bizim…

*Koronavirüs salgını boyunca bizler için canları pahasına mücadele veren

Sağlık Çalışanlarına Minnet Borçluyuz…



Erhan Yurdayüksel

19.01.2021

https://youtu.be/mSEsIf-4xKc

http://belgoturk.tv/belgoturk-yazarl...l-yalan-dunya/