https://www.hukuki.net/showthread.php...d=1#post480931

Arkadaşlar tekrardan selamlar. Yukarıdaki linkte işlediğim bir suçtan sonra yazdığım sorular bulunmakta.
Yaralama suçundan yüzde sabit eser ve elimdeki sopanın silah sayılmasıyla birlikte 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASI VE HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA KARAR VERİLMESİ kararı çıktı. Seneye KPSS ye gireceğim bu durum benim öğretmenliğimi etkiler mi?

Şu yazılan biraz kafamı karıştırdığı için ertelemeyle HAGB farklı şeyler mi onu anlayamadım. Yazı burada:

17.03.2008

657 sayılı Devlet Memurları Kanununda memur olmak için gerekli genel şartları düzenleyen 48/A maddesinin mahkumiyetle ilgili 5 inci alt bendinde 5728 sayılı Kanunla sessiz sedasız bir şekilde önemli sonuçlar doğurabilecek bir değişiklik yapıldı.

657? DE DEĞİŞİKLİK VE ETKİLERİ

1) 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda Yapılan Değişiklik

657 sayılı Devlet Memurları Kanununda memur olmak için gerekli genel şartları düzenleyen 48/A maddesinin mahkumiyetle ilgili 5 inci alt bendinde 5728 sayılı Kanunla sessiz sedasız bir şekilde önemli sonuçlar doğurabilecek bir değişiklik yapıldı.

Bu değişiklik sonucunda 48/A-5 maddesinin yeni hali ? Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.? şeklinde düzenlendi.

Değişiklik öncesi madde hükmü, ?Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere, ağır hapis veyahut 6 aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak.? şeklindeydi.

657 sayılı Kanunda yer alan söz konusu hükmün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile uyumlu hale getirilmesi amacıyla yapılan değişiklik ile, Türk Ceza Kanunun 53 üncü maddesinde belirtilen sürelere atıf yapılmakta, hapis cezasının alt sınırı 6 aydan bir yıla çıkarılmakta, ertelemeye (tecil) ilişkin hükme yer verilmemekte ve suçların isimleri yeniden düzenlenmektedir.

Yapılan yeni düzenleme bağlamında hükümlülük halinin memuriyet statüsüne etkisini, değişiklik öncesi durum, erteleme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hak yoksunluğu süreleri bağlamında ele alacağız.

2) Değişiklik Öncesinde Ertelemenin Memuriyet Statüsüne Etkisi,

Erteleme; hükümlünün, cezasını çekmesinin, belli bir süreyi suç işlemeden geçirmesi şartına bağlı olarak geri bırakılması, dolayısıyla bu sürenin sonunda, ya mahkumiyetin hiç vaki olmamış sayılması, ya da sadece cezanın çekilmiş kabul edilmesidir.

Erteleme müessesesi hukukumuza mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu`nun 89. maddesiyle girmiş, bilahare 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun`un 6. maddesiyle yeniden düzenlenmiş, 1988 yılında 3506 sayılı Kanunla sınırları genişletilmiş olup, buna göre bir yıla kadar ağır hapis veya iki yıla kadar hapis cezalarından biri ile mahkum olanların cezaları mahkemece ertelenebilmekteydi. Bu şekilde cezası ertelenen hükümlü, beş sene içinde mahkumiyet almazsa, cezası ertelenmiş olan mahkumiyetinin esasen vaki olmamış sayılacağı Türk Ceza Kanunu`nun 95. maddesiyle hüküm altına alınmıştı. Yani erteleme süresi sonunda hükümlü hiç suç işlememiş sayılmaktaydı.

657 sayılı Kanunun 48/A-5 maddesinde 1991 yılında 3697 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce, taksirli suçlar hariç olmak üzere ağır hapis veya 6 aydan fazla hapis yahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma suçlarından dolayı hükümlü bulunanlar memur olamıyor, memuriyette iken bu suçlardan mahkum olanların ise aynı Kanunun 98/b maddesi gereğince memuriyetle ilişkileri kesiliyordu.

Ancak, mahkumiyetin tecili halinde bunun memuriyet statüsünü ne şekilde etkileyeceği 657 sayılı Kanunda düzenlenmemişti. Konuyla ilgili olarak yargıya intikal eden davalarda Danıştayın farklı kararları üzerine içtihadın birleştirilmesi zorunluluğu ortaya çıktı.

Danıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 1990/2 Esas No. lu kararında, ertelenmiş bulunan bir mahkumiyet hükmü nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu`nun 48/A-5 ve 98/b maddeleri uyarınca Devlet memurunun görevine son verilemeyeceği hükme bağlandı ve sorun bu doğrultuda çözüme kavuşmuştu. Bu karar uyarınca artık hangi suçtan olursa olsun mahkumiyetin ertelenmesi halinde kişinin memuriyete girmesi veya memuriyet statüsünün devamı etkilenmeyecekti.

Danıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun söz konusu Kararı uyarınca, ertelenmesi kaydıyla (suç önemli değil), alınan mahkumiyetin memuriyet statüsünü etkilememesi karşısında Devlet Memurları Kanunun 48/A-5 maddesinde değişiklik yapılması zorunluluğu doğdu ve 1991 yılında 3697 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda tecil müessesesi 657 sayılı Kanuna girdi. Değişiklikle, Danıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararı sonucunda oluşan geniş alan daraltılarak tecil edilse bile belli suçlardan mahkumiyet memuriyete engel hale geldi.

Bu düzenleme sonucunda, ertelenmiş olsa bile, Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından hükümlü bulunanlar memur olamayacak, memur iseler 98/b maddesi gereğince görevlerine son verilecekti.

Erteleme sadece, yukarıda sayılan suçlar dışında ağır hapis veya altı aydan fazla hapis cezasına mahkumiyet halinde fonksiyon ifa edebilmekteydi.

Bir sonraki yazımızda, ertelemenin yeni Türk Ceza Kanundaki tanımını memuriyet statüsüne etkisi açısından inceleyip, söz konusu Kanunun 53 üncü maddesindeki sürelere yapılan atıftan ne kastedildiğini açıklayacağız.

657? de Değişiklik ve Etkileri - II

17.03.2008

Bir önceki yazımızda, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde yapılan değişiklikten bahsetmiş ve söz konusu Kanundaki değişiklikten önce ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu döneminde erteleme (tecil) konusu üzerinde durmuştuk.

Bu yazımızda çalışmamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3) Yeni Türk Ceza Kanununda Erteleme ve Memuriyete Etkisi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 51 inci maddesinde hapis cezasının ertelenmesi düzenlenmektedir. Buna göre, işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilecek olup, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin;

a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,

b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması,

Gerekmektedir.

Cezası ertelenen hükümlü hakkında, mahkûm olunan ceza süresinden az olmamak kaydıyla bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi belirlenecek, bu süre yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde ceza infaz edilmiş sayılacaktır.

Kanunda, cezanın infaz edilmiş sayılması ile birlikte mahkumiyetin de kendiliğinden ortadan kalkacağı konusunda açık bir hüküm yer almadığından ertelemenin hapis cezasına mahkum edilen kişinin mahkumiyetini ortadan kaldırmadığı sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Kanun döneminde erteleme süresi sonunda hükümlü hiç suç işlememiş sayılmaktayken yeni Kanun ile ceza infaz edilmiş sayılmakta, mahkumiyet ortadan kalkmamaktadır.

Ertelemenin yeni Türk Ceza Kanunundaki değişen fonksiyonuna kısaca değindikten sonra 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48/A-5 maddesinin 5728 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin önemini ve ne anlama geldiğini rahatlıkla görebiliriz.

Maddenin değişen halinde ertelemeyle ilgili istisnaya yer verilmemesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda deneme süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılması karşısında yeni düzenlemenin memurların aleyhine sonuçlar ortaya koyabileceği anlaşılmaktadır. Değişiklikten önceki durumun aksine maddede sayılan suçlar dışında bir suçtan dolayı ağır hapis veya altı aydan fazla hapis cezasına mahkum olan ve cezası ertelenen bir kişi memur olamayacak, memur ise görevi 657 sayılı Kanunun 98/b maddesi kapsamında sona erecektir.

4) Türk Ceza Kanununun 53 üncü Maddesindeki Sürelere Yapılan Atıf

?Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile;? ifadesinin anlamı;

5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yapılan önemli değişikliklerden biri de ömür boyu hak mahrumiyetinin ve bu bağlamda memnu hakların iadesi müessesesinin kaldırılmasıdır. Kanunun 53 üncü maddesinde, ?(1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;

a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,

b) Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan,

c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,

d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,

e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,

Yoksun bırakılır.

(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.? hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca mahkumiyet sonucuna bağlı hak yoksunluğu süresi hapis cezasının infazının tamamlanmasıyla sona ermektedir. Memuriyetle ilgili suçlar sebebiyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, cezanın infazından sonra işlemek üzere bu süre, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar artırılacaktır.

Mülga Türk Ceza Kanununun ?Memnu Hakların İadesi? başlıklı 121 inci maddesi, kişinin asıl cezasını çektiği veya af ile ortadan kalktığı tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra memnu hakların iadesini talep edebileceğini ve bu talep üzerine yapılan inceleme sonucunda, memnu hakların iadesine karar verilebileceğini hükme bağlamıştı.

Danıştay Birinci Dairesinin E:1992/126, K:1992/150 sayılı Kararında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48/A-5 maddesindeki koşulları mahkumiyetten dolayı kaybetmeleri nedeniyle memuriyetle ilişkisi kesilenlerin, memnu hakların iadesi kararı almaları halinde yeniden Devlet memurluğuna atanabilecekleri, ancak idarenin bu konuda takdir yetkisinin olduğu belirtilmiş, memurluğa engel bir mahkumiyetin bulunması halinde memnu hakların iadesi kararı alınmadıkça yeniden memuriyete atanmanın söz konusu olmadığı ifade edilmiştir.

Söz konusu Danıştay Kararı uyarınca, memuriyete engel bir suçtan mahkum olmaları sebebiyle memuriyeti sona erenlerin usulüne uygun olarak memnu hakların iadesi kararı almaları halinde ilgili mevzuatı çerçevesinde (atama izni gibi) yeniden memur olabilmeleri kurumların takdiri çerçevesinde mümkün bulunmaktaydı.

Yeni Türk Ceza Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte süresiz hak yoksunluğu olmadığı için memnu hakların iadesi gibi bir müesseseye de gerek duyulmamıştır.

Bu durumda konuyla ilgili uygulamanın nasıl olacağı konusunda ortaya çıkan tereddütler Danıştay Birinci Dairesi tarafından giderilmiştir. Danıştay Birinci Dairesinin yeni durum karşısındaki uygulamaya ilişkin E:2005/1290, K:2006/298 sayılı Kararında, ?Devlet memuru iken 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde sayılan suçların herhangi birinden mahkum olan ve bu mahkumiyete bağlı olarak belli hakları kullanmaktan yasaklanan, söz konusu mahkumiyeti nedeniyle Devlet memurluğuna atanma şartlarını taşımayan kişilerin, hak yoksunlukları sona ererek yasaklanan haklarını yeniden kazanmaları durumunda, Devlet memurlarına atanmalarının mümkün olduğu ancak, ilgililerin arşiv kaydına alınan adli sicil bilgileri de göz önüne alınmak suretiyle idarelerin bu atamalar konusunda takdir yetkileri bulunduğu? ifade edilerek hak yoksunluğu sona erenlerin Devlet memuru olabilmeleri idarenin takdirine bırakılmış, takdir yetkisi kullanılırken de ilgililerin arşiv kaydına alınan bilgilerin göz önüne alınması gerektiği belirtilmiştir.

Bu açıklamalardan ve konunun geçmişi özetlendikten sonra, 657 sayılı Kanunun 48/A-5 maddesinin yeni halinde yer alan ?Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile;? ifadesinin ne anlama geldiği açık ve net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Değişiklikle, Türk Ceza Kanunun aksine süresiz bir hak yoksunluğu getirilmiş olup, bundan böyle, bu maddede sayılan suçlar sebebiyle mahkum olanların memur olma şansları kalmamıştır.

Bu yönüyle söz konusu düzenlemenin, memuriyete girme veya memuriyetin devamı açısından memurların aleyhine sonuçlar doğurması kaçınılmazdır.

Çalışmamızın son bölümünde, Ceza Muhakemesi Kanunundaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusu ve memuriyet statüsüne etkisini tartışmaya açacağız.

657? de Değişiklik ve Etkileri - III

18.03.2008

Çalışmamızın son bölümünde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının memuriyet statüsüne etkisini tartışacağız.

5) Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükümlülük hali ve memuriyete etkisi bağlamında ele alacağımız diğer bir konu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinde yer verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi. Söz konusu Kanunun 231/(5) maddesinde, ?Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.? hükmü yer almaktadır. Maddenin devamında özetle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,

b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

gerekmektedir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla birlikte beş yıllık bir denetim süresi öngörülür. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında, sanık hakkında tesis edilen hüküm belirli koşullar altında açıklanmayacak ve bu hüküm sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmayacaktır. Ayrıca hüküm, adli sicile de işlenmeyecektir. Bu düzenleme Devlet memurlarının lehine bir düzenlemedir. Örnek verecek olursak, iki yıla kadar hapis cezası gerektiren bir suçtan yargılanan memur hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde tesis edilen hüküm ilgilinin hukuki durumu ve memuriyet statüsünü hiçbir şekilde etkilemeyecektir.

Bu maddenin önceki halinde bir yıl ve daha az süreli bir ceza, geri bırakılmanın konusunu oluştururken, 5728 sayılı Kanunla bu süre iki yıla çıkarıldı ve kamuoyunda örtülü af olarak kabul edilerek şiddetli eleştirilere hedef oldu.

5728 sayılı Kanunla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 48/A-5 maddesinin değiştirilerek tecile ilişkin hükmün metinden çıkarıldığını ve yukarıda açıkladığımız gibi ertelemenin eskisinden farklı olarak memuriyet statüsünü etkilediğini de dikkate aldığımızda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının tecil müessesesinin yerine ikame edildiğini söyleyebiliriz.

6) Sonuç

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde yapılan değişiklikle ilgili olarak yaptığımız çalışmada özetle değişikliğin memuriyet statüsüne etkilerini yargısal boyutuyla (disiplin süreci saklı kalmak kaydıyla) Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Danıştay kararları çerçevesinde açıkladık. Bu konuda sonuç olarak şunları söyleyebiliriz;

1) Eskisinden farklı olarak ertelenmiş cezalar memuriyet statüsünü olumsuz etkilemektedir.

2) Türk Ceza Kanunu (TCK) ile süresiz hak yoksunluğu kaldırılmış olmakla birlikte 48 inci maddede yapılan değişiklik memuriyet statüsü açısından süresiz hak yoksunluğunu devam ettirmektedir.

3) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, değişiklik öncesi dönemde ertelemenin sahip olduğu fonksiyonu fazlasıyla ifa edecektir.