Tır Şöförlerinin Çalışması Konusunda Yargıtay Kararları
Merhaba;
Ellerinde aşağıdaki Yargıtay kararlarını ellerinde bulunan arkadaşların buraya ekleyerek bana yardımcı olmaları mümkün müdür?
Yargıtay 9.HD-E:2003/22907-K:2004/10458-T:03.05.2004
Yargıtay 9.HD-E:2003/02812-K:2003/15639-T:29.09.2003
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu,E. 1998/9-622 - K.1998/631 sayı ve 07.10.1998 tarihli kararı
Re: Tır Şöförlerinin Çalışması Konusunda Yargıtay Kararları
YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2003/22907 K. 2004/10458 T. 3.5.2004
DAVA : Davacı, bakiye kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : 1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni, gerektirip sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Mahkemece yurtdışına sefer yapan tır şoförü olarak çalışan davacının yurtdışı seferlerinde aldığı harcırahın zorunlu masrafları karşılamak üzere geçici olarak verildiği gerekçesiyle kıdem tazminatına esas ücrete yansıtılmamıştır. Davacının aylık kazancının asgari ücrete ilaveten yurtdışına çıktığında aldığı harcırahlar olduğu, davacının her ay yurtdışına çıktığı ve gittiği ülkelere göre harcırah miktarının önceden işverence belirlendiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Mahkemenin vardığı sonuca göre yaklaşık 9 yıllık çalışması olan tır şoförünün asgari ücretle çalıştığının kabulü dosya içeriğine ve hayatın gerçeklerine uygun düşmemektedir. Aylık miktarı değişkenlik arzetse de harcırah yurtdışına sefer yapan tır şoförü ile işveren arasında aktin ücret unsurunun önemli bir bölümünü teşkil eder. Bu nedenle sürekli bir ödeme olduğu için harcırahın da tazminata esas ücrete yansıtılması gerekir. Bu konuda yapılacak iş öncelikle davacının son bir yıl içinde görevi nedeniyle yurtdışına çıktığı ücretin tespiti ve bu süre içinde aldığı harcırah miktarının 365'e bölünmek suretiyle bir güne isabet eden tutarının tazminata esas ücrete yansıtılmasından ibarettir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,3.5.2004 gününde oy birliği ile karar verildi.
YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2003/2812 K. 2003/15639 T. 29.9.2003
DAVA : Davacı kıdem ve ihbar tazminatı, ücret alacağı, yurtdışı sefer prim alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı 26.04.1997 - 22.01.1999 tarihleri arasında davalı şirkette Tır şoförü olarak asgari ücret+1500 DM sefer primi karşılığı çalıştığını, davalının iş akdini haksız olarak feshettiğini ve kıdem tazminatı ile aylık ücretinin ve yurtdışı sefer primlerinin ödenmediğini ileri sürmüştür.
Mahkeme bu taleplerin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Dinlenen davacı tanığı davacının Almanya seferi için 600 DM. Yurtdışı sefer primi aldığını açıkça belirtmesine rağmen mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda Almanya sefer primi için de 900 DM kabul edilerek toplam sefer priminin 3400 DM kabul edilmesi hatalıdır. Ayrıca kıdem tazminatı hesabında belirtilen yanlış primin esas alınması da yerinde değildir.
Öbür yandan kıdem tazminatı kamu düzeni ile ilgili olup dairemizin yerleşik içtihatlarında kıdem tazminatının Türk Lirası olması kabul edilmesi gerekirken DM olarak hüküm altına alınması hatalıdır.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda ya/ılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 29.9.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 1998/9–622 K. 1998/681 T. 7.10.1998
DAVA : Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 5.11.1997 gün ve 1993/1967 E- 1997/1414 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 17.3.1998 gün ve 1997/20688-1998/4826 sayılı ilamı:
( … Davacı işçi 8 yıl kadar davalıya ait işyerinde Tır şoförü olarak çalışmış olup, dosya içeriğine göre ayda ortalama 1,5 yurtdışı seferine çıkmaktadır. Bir başka anlatımla her yurtdışı seferinden sonra Türkiye’de birkaç gün kalıp,sefere çıktığı konusunda tereddüt yoktur. Ayrıca belirtmek gerekir ki, dosya içindeki verilerde garanti asgari ücret, artı 8 yıllık süre boyunca her yurtdışı seferi için 600 DM ile çalışmaktadır. Bu çalışma işyerinde kararlılık kazanmış bir şekilde uygulana gelmiştir. Böyle olunca, 600 DM.lik ödemenin ne bir harcırah nede taraflar söyleseler de prim olarak nitelendirilebilir. Bu açıklamalar karşısında kıdem tazminatı hesabında bu ek ödemenin de dikkate alınarak hüküm kurulması dosya içeriğine uygun düşer. Dairemizin benzer konularda verdiği kararlar arasında çelişkiden de sözedilmesi olanağı yoktur. Gerçekten emsal kararlar ilgili bulundukları olayların özelliklerine göre verilmiştir… ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle H.U.M.K. 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa’ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire boza kararında gösterilen nedenlerden dolayı ( BOZULMASINA ), oyçokluğu ile ikinci görüşmede karar verildi.
KARŞI OY:
Uyuşmazlık TIR şoförü olarak davalıya ait işyerinde çalışan ve emeklilik nedeniyle hizmet akdi sona eren davacıya yurtdışına çıktığında sabit aylık ücreti dışında ( Sefer primi adı altında ) yapılan ödemelerin kıdem tazminatı hesabında nazara alınıp alınmıyacağıdır.
Mahalli mahkeme 9. Hukuk Dairesi’nin önceki yıllarda istikrarla verilmiş kararlara dayanarak bu ödemelerin prim olduğunu, gayri muayyen olması nedeniyle kıdem tazminatı hesabında nazara alınamıyacağını kabul etmiştir. 9.H. Dairesi çoğunlukla verilen bozma kararında bunların "ne bir harcırah nede taraflar söyleseler de prim olarak nitelendirilebilir” dedikten sonra, bunun bir ek ödeme olduğunu, kıdem tazminatı hesabında nazara alınması gerektiğini kabul etmektedir. Daire Çoğunluğu bu ek ödemenin niteliğini açıklamamaktadır. Öncelikle bu ödeme primimdir, harcırah mıdır, ücret midir, ikramiye midir, sosyal bir hak mıdır bunun belirlenmesi gerekir. Uyuşmazlığın çözümü için bu zorunludur.
9. Hukuk Dairesi yakın zamanlara kadar davacı gibi çalışan TIR şoförlerine yurtdışına sefere çıktıklarında sefer başına veya km hesabıyla döviz olarak yapılan ödemeleri “sefer primi” veya “yol primi” olarak kabul etmiş, kıdem tazminatı hesabında nazara almamıştır. H.G.K.’danda Dairenin bu görüşünün aksine daha önce bir karar verildiği saptanamamıştır.
Davamıza konu olayda ise; davacı dava dilekçesinde “aylık maaş 2.497.500,- TL. brüt asgari ücret ve sefer başına düzenli olarak yeme içme ve sair ihtiyaçlarını karşılamak için serbestçe tasarruf edebileceği ORTALAMA 600 DM ( Alman markı ) dır” diyerek iddiasını açıklamış, davalı ise cevap layıhasında davacının yurtdışına gittiğinde kendisine ödenen dövizin kesinlikle ücrete dahil bir meblağ olmadığını, aracın ve şoförün yol giderlerini karşılamak üzere verilen bir nakit olduğunu savunmuştur. Tarafların bu kabullerinden ve dosya içeriğinden yurtdışına çıkıldığında araç şoförüne döviz olarak verilen meblağın bir kısmının şoför tarafından gümrük ve araç giderleri olarak işverene harcandığı, bir kısmının ise şoförün yurtdışı şahsi harcaması olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Davacı dahi şoförün şahsi harcamamasını sefer başına sabit bir rakam olarak verememiş ORTALAMA 600 DM olduğunu dava dilekçesinde kabul etmiştir. Bu açıklamalardan bu şoförün şahsi harcamalarına tahsis edilen döviz miktarının harcırah olarak kabulünün uygun olacağı kanısındayım.
Harcırah ve prim ödemeleri Yargıtayın istikrar kazanan uygulamasında kıdem tazminatı hesabında nazara alınamayacağı kabul edilmektedir. Zira bu ödemeler değişken olup ödenmesi belli koşullara bağlıdır. Bu sebeple ücretten ayrı değerlendirilmektedir. Nitekim bu sebepledir ki çoğunluk bu ödemenin harcırah ve prim olmadığını kararında belirtmek ihtiyacını duymuş ancak ek ödeme olarak kabul ettiği bu ödemenin mahiyetini açıklamamıştır.
Çoğunluk, davacı tarafından dahi ortalama olduğu bildirilen ve döviz olarak yapılan ödeme miktarına, yetersiz tanık beyanları ile yetinerek itibar etme yoluna gitmiş yine sefer sayısı itibarı ile ortalama bir hesap tarzı kabul etmiştir. Bu şekilde bir hesap şekli benimsenemez. Pasaport ve sair resmi kayıtlardan davacının yurt dışına sefer yaptığı süreler ve ödeme belgelerinden davacının şahsi harcamalarına ayrılan yabancı para miktarları belirlenmeli ve buna göre bir sonuca gidilmelidir.
Öte yandan davacı dava dilekçesinde son aylık ücretinin asgari ücret + ayda bir sefer karşılığı ortalama 600 DM olduğunu iddia ederek istekte bulunmuştur. Çoğunluk davacının her yurtdışı çıkışında 600 DM olduğunu kabul etmiş ancak isteği aşar şekilde ayda ortalama 1,5 yurtdışı seferine çıktığı kabul edilerek hesaplama yapılmasını istemiştir. Çoğunluğun benimsediği bu görüş H.U.M.K.’nun 74, 75 maddelerinde düzenlenen istekle bağlılık ilkesine aykırıdır.
Çoğunluk bir TIR şoförünün asgari ücretle çalışmasının doğal olmadığını düşünerek adil bir sonuca varmaya çalışmıştır. Eğer ücret itilaflı ise gerçek ücretin ne olabileceği meslek odalarından araştırılabilir. Ancak dosyamızda böyle bir çekişme yoktur. Taraflar temel ücretin asgari ücret olduğunda anlaşmaktadırlar. Ekonomik ve ticari gelişmeler özellikle pazarlama iş kolunda çalışanların asgari ücret + prim esası ile çalışmaları gerçeğini yaratmıştır. Bu nedenledir ki Yargıtay’ın yalnız TIR şoförlerinde değil, tüm çalışanlarda harcırah ve primin kıdem tazminatı hesabında nazara alınmasının kabul etmesi gerektiğini tartışması gerekir.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.
O. G. Çankaya
9. Hukuk Dairesi Üyesi