Reklam şikayetini geciktirdiği için ceza alan genel müdür AYM’den eli boş döndü – İçtihat Haberleri


(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Anayasa Mahkemesi, reklamlarla ilgili şikayetin incelenmesi olurunu 16 ay geciktirdiği
gerekçesiyle aylıktan kesme disiplin cezası ile cezalandırılan genel müdürün
bireysel başvurusunu karara bağladı. 2/12/2015 tarihli ve 2013/6879 sayılı bireysel
başvuru soncunda verilen kararı paylaşıyoruz.
Disiplin cezası verilmesini gerektiren olaylar

 

Başvurucu, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel
Müdürlüğü görevi nedeniyle Reklam Kurulu Başkanlığı görevini de sürdürmekte
iken hakkında yapılan disiplin soruşturmasıyla bir firmanın yakıt tasarrufu
yaptığı iddia edilen cihazı hakkında, cihaz adıyla yayın yapan internet sitesindeki
reklamlarla ilgili şikayetin incelenmesi olurunu 16 ay geciktirdiği gerekçesiyle
aylıktan kesme disiplin cezası ile cezalandırılmıştır.

 

Başvurucunun disiplin cezasının iptali istemiyle açtığı dava, Ankara 11. İdare
Mahkemesinin 7/6/2011 tarihli ve E.2010/1389, K.2011/897 sayılı kararında, disiplin
soruşturması raporu ve ekinde yer alan bilgi ve belgelere göre başvurucunun
aynı konu nedeniyle daha önce hakkında reklam durdurma cezası uygulanan firma
ile ilgili reklamlara yönelik şikayet hakkında, inceleme yapılması yönünde olur
verme işlemini sürüncemede bırakmak suretiyle bilinçli olarak (16 ay) geciktirdiği
sonucuna varıldığından dava konusu disiplin cezasının verilmesinde hukuka aykırılık
bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı temyiz edilerek Danıştay Onikinci Dairesinin 30/10/2012
tarihli ve E.2011/10160, K.2012/7152 sayılı kararı ile oyçokluğuyla onanmıştır.

 

Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 4/7/2013 tarihli ve E.2013/1891, K.2013/5952
sayılı kararı ile oyçokluğuyla reddedilmiştir.

 

Ayrıca başvurucu hakkında ceza soruşturması için de izin verildiği, söz konusu
iznin kaldırılması istemiyle Danıştay Birinci Dairesine yapılan itirazın kabul
edilerek 30/11/2010 tarihli ve E.2010/1716, K.2010/1863 sayılı kararla Reklam
Kurulu Başkanlığında çok fazla iş yoğunluğu olduğu, şikayetlerin geç de olsa
incelemeye alınarak karar verildiği, ayrımcılık kastıyla hareket edildiğini
gösteren tespit bulunmadığı gerekçesiyle soruşturma izninin kaldırıldığı anlaşılmaktadır.

 

İlgili mevzuatta neler yer alıyor?

 

14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Disiplin
cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar başlıklı
125. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi şöyledir: “C – Aylıktan kesme:
Memurun, brüt aylığından 1/30 – 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır.

Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) Kasıtlı olarak;
verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca
belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç
ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak,…”

 

İnceleme ve gerekçe

 

Mahkemenin 2/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 11/9/2013
tarihli ve 2013/6879 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

 

Başvurucunun İddiaları

 

Başvurucu; disiplin cezasının hukuka aykırı şekilde verildiğini, cezaya konu
işin bekletilmediğini, işin beklediği sürenin ortalama süreler olduğunu, olayda
kasıt unsurunun gerçekleşmediğini, söz konusu disiplin cezasının verilebilmesi
için kasıt olması gerektiğini, hakkında verilen soruşturma izninin Danıştay
Birinci Dairesi tarafından kaldırıldığını, gerek bu kararda gerekse Danıştay
Onikinci Dairesi onama kararındaki karşıoylarda haklılığının kabul edildiğini
belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma
hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini
istemiştir.

Değerlendirme

 

Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir: “Bireysel başvuruda,
kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

 

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları
ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine
karar verebilir.”

Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında bireysel başvurulara ilişkin
incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı,
6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan
yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin
kararlarının yeniden incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan
yoksun ve Anayasa ile Kanun tarafından Mahkemenin yetki kapsamı dışında bırakılan
hususlara ilişkin olduğu açıktır. Bu kapsamda bireysel başvuruya konu davadaki
olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama
sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir
uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil
olup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz.
Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açık keyfilik
veya bariz takdir hatası içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi
ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede,
derece mahkemelerinin delilleri takdirinde açık keyfilik veya bariz bir takdir
hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz
(Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 25, 26).

 

Somut olayda başvurucu; disiplin cezasına dayanak raporun gerçeği yansıtmadığını,
cezaya konu şikayetin inceleme süresinin rutin süre olduğunu dolayısıyla işin
geciktirilmediğini, kasıt unsurunun bulunmadığını, hakkında verilen ceza soruşturması
izninin Danıştay Birinci Dairesi tarafından kaldırıldığını, gerek bu kararda
gerekse Danıştay Onikinci Dairesi onama kararındaki karşıoylarda haklılığının
kabul edildiğini ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi, başvurucunun aynı konudan
daha önce hakkında reklam durdurma cezası uygulanan firma ile ilgili reklamlara
yönelik şikayet hakkında inceleme yapılması yönünde olur verme işlemini sürüncemede
bırakmak suretiyle bilinçli olarak (16 ay) geciktirdiği sonucuna vararak davanın
reddine karar vermiş ve bu karar Danıştay Onikinci Dairesi tarafından oyçokluğuyla
onanmıştır. Başvurucunun bireysel başvuruya esas şikayeti ise Danıştay Birinci
Dairesince soruşturma izni kaldırılmış olmasına rağmen disiplin cezasının kaldırılmamasının
adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

 

Anayasa’nın 129. maddesinin son fıkrasında “Memurlar ve diğer kamu görevlileri
hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması,
kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine
bağlıdır.” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, Anayasa’nın 128. maddesi anlamında
memur ve diğer kamu görevlilerinin işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü
haklarında ceza kovuşturması açılabilmesini, kural olarak idari merciin iznine
bağlamaktadır.

Anayasa’nın 129. maddesi çerçevesinde çıkarılan 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı
Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde,
bu Kanun’un amacının memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle
işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri
belirlemek ve izlenecek usulü düzenlemek olduğu, 2. maddesinde disiplin hükümlerinin
saklı olduğu; 5. maddesinde izin vermeye yetkili merciin, bu Kanun kapsamına
giren bir suç işlendiğini bizzat veya 4. maddede belirtilen şekilde (ihbar,
bildirim ve şikayet) öğrendiğinde bir ön inceleme başlatacağı, 7. maddesinde
yetkili merciin belirtilen süreler içinde soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi
konusunda karar vermek zorunda olduğu, 9. maddesinde soruşturma izni verilmesine
ilişkin kararlara karşı yetkili merciin, niteliğine göre Danıştay İdari Dairesi
ya da bölge idare mahkemesi olduğu hüküm altına alınmıştır.

 

6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 1. maddesinde Danıştay,
“yüksek idare mahkemesi, danışma ve inceleme mercii” olarak tanımlamış;
41. maddesinde idari işlere ilişkin idari uyuşmazlıklar ve görevlerin Birinci
ve Onyedinci Daireler ile İdari İşler Kurulunda görüleceği ve 42. maddesinin
(k) bendinde memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanmalarına ilişkin
mevzuat uyarınca görülecek işlerin Danıştay Birinci ve Onyedinci Dairelerince
inceleneceği ve karara bağlanacağı öngörülmüştür.

 

4483 sayılı Kanun’un, Danıştay İdari Dairesine verdiği soruşturma izni verilmesine
ya da verilmemesine ilişkin itirazı inceleme görevi, yargılama faaliyeti kapsamında
olmayıp idari bir görevdir (AYM, E.2006/163, K.2006/121, 27/12/2006).

 

Başvuru konusu olayda disiplin cezasına ilişkin uyuşmazlığın esasını çözmeye
yetkili yargı organı ise idare mahkemesi ile Danıştay Onikinci Dairesi olup
bu yargı yerlerince disiplin cezasına ilişkin uyuşmazlığın esası incelenerek
başvurucunun olur verme işlemini sürüncemede bırakmak suretiyle bilinçli olarak
(16 ay) geciktirdiği sonucuna varılmış ve 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin
birinci fıkrasının (c) bendinde aranan kasıt koşulunun disiplin hukuku anlamında
gerçekleştiği kanaatine varılarak dava reddedilmiştir.

 

Bilindiği üzere ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplin hukuku farklı kural
ve ilkelere tabi disiplinlerdir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, §
30). Disiplin cezaları; kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin
gereklerine aykırı eylemlerine karşı düzenlenen idari yaptırımlar olup aynı
maddi olay çerçevesinde daha düşük ispat standardı kullanılarak kişinin disiplin
sorumluluğu çerçevesinde yaptırıma tabi tutulması mümkündür.

 

4483 sayılı Kanun çerçevesinde soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine
ilişkin kararlar, ön inceleme soruşturmasının adli soruşturmaya dönüşüp dönüşmeyeceği,
dönüşecek ise soruşturulacak fiilin çerçevesinin ne olacağı gibi noktalarda
belirleyici olmaktadır. Diğer bir ifadeyle bu aşamada verilen ve kesinleşen
kararlar, suç unsurlarının varlığı veya yokluğu konusunda maddi anlamda kesin
hüküm oluşturmayacağı gibi ilgili hakkındaki disiplin soruşturmasını ve bunun
sonucunda daha düşük ispat standardı aranan disiplin cezasına ilişkin kararları
etkilememektedir.

 

Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün,
Derece Mahkemesi tarafından delillerin ve mevzuatın değerlendirilmesinde ve
yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunun
hukuka aykırılık teşkil ettiğine ilişkin olduğu görülmektedir.

 

Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında
bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına,
karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme
fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının
Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna
ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi somut başvuruya konu yargılamaya
yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde bakıldığında soruşturma izni kaldırılmasına
rağmen disiplin cezasına karşı açılan davanın reddedilmesine ilişkin kararda
bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespit
edilmemiştir.

 

Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu
şikayeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası
veya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından başvurunun, diğer kabul edilebilirlik
şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

 

Açıklanan gerekçelerle; Başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

 

Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 2/12/2015 tarihinde
OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

 

 


(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Orijinal haber kaynağı için; İçtihat Haberleri – – Güncel Hukuk Haberleri

İlgili haberler:

Author: Hukuk Haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir