Kaçağın Kayyım Atanan Şirketinin veya Ortaklık Payının Satışı ve Tasfiyesi

Prof. Dr. Ersan Şen

Av. Nilüfer Yenice

Kaçağın Kayyım Atanan Şirketinin veya Ortaklık Payının Satışı ve Tasfiyesi

680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile CMK m.248/1’de değişiklik yapılarak, “kaçak sanığın” ifadesi “kaçağın” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece; sadece sanık değil, şüpheli olan kaçakların da kapsama alındığı görülmektedir. Bu düzenleme, 7072 sayılı Kanunla kabul edilerek kanunlaşmıştır. 668 sayılı KHK m.3/1-b uyarınca, hakkında yürütülen soruşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurtiçinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle cumhuriyet savcılığı tarafından kendisine ulaşılamayan şüpheliye “kaçak” denilmektedir. Bu kişiler hakkında CMK m.247/2 ve m.248/2 uygulanmamaktadır. CMK m.248/1’e göre; kaçağın cumhuriyet savcısına başvurmasını veya duruşmaya gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye Cumhuriyeti’nde bulunan mallarına, hak ve alacaklarına amaçla orantılı olarak cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi veya mahkeme kararı ile elkoyulabilir ve gerektiğinde idaresi için kayyım atanır. Elkoyma ve kayyım atama kararı müdafiine bildirilir. CMK m.248/3’e göre ise; elkoyulan mal, hak ve alacakların korunmasında, elkoymaya ilişkin hükümler uygulanır ve tedbirlere ilişkin kararların özeti bir gazetede ilan edilir.

Şirketin yönetimi için kayyım atanması usulü ise, CMK m.133’de düzenlenmektedir. CMK m.133’de öngörülen kayyımlık türünde iki ön şart öngörmüştür; birincisi, suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve ikincisi ise, maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olmasıdır. Şirkete yönetim kayyımı tayin edilebilmesi için, CMK m.133/4’de sayılan katalog suçlardan birisinin şirket faaliyeti çerçevesinde işlenmesi gerekir.

Olağanüstü hal kapsamında yürütülen kayyımlık faaliyetlerinde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) görevlendirilmiştir. TMSF; kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip bir kuruluş olup, görevini yaparken bağımsızdır. TMSF’nin kayyım olarak atanması; 01.09.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 674 sayılı KHK ile bu KHK’nın kanunlaşmasını sağlayan 24.11.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6758 sayılı Kanun m.19/1-2 uyarınca gerçekleştirilmektedir. 6758 sayılı Kanun m.19’a göre; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK m.133 uyarınca kayyım atanan şirketlerde, kayyım yetkileri TMSF’ye (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na) devredilir, yine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve OHAL süresince terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK m.133 uyarınca kayyım atanacak şirketlere doğrudan TMSF kayyım olarak atanır. Kayyımlık görev ve yetkisi TMSF’ye devredilen şirket, ortaklık payı veya varlıkların satış ve tasfiyesi işbu Kanun uyarınca yerine getirilmektedir. 6758 sayılı Kanun m.19/3 uyarınca şirket, soruşturma ve kovuşturmanın sonuna kadar TMSF gözetiminde kalır ve TMSF’nin atadığı yöneticiler tarafından yönetilir. TMSF, görevini 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve OHAL kapsamında KHK ile yapılan bazı düzenlemeleri değiştirerek kabul eden 6758 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat ile kendisine verilen yetkiler çerçevesinde yerine getirmektedir.

TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerin veya ortaklık paylarının, mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları ve diğer sorunlar nedeniyle, şirketin mevcut halinin ticari ve iktisadi bütünlüğünün sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin veya varlıklarının ya da CMK m.128/10’da belirtilen malvarlığı değerlerinin satılması veya fesih ile tasfiyesi, şirketin yönetim kurulunun bu hususta alacağı kararla ve TMSF’nin karar organı olan Fon Kurulu tarafından verilecek izinle yerine getirilir. 6758 sayılı Kanun m.19/4 uyarınca; varlık veya malvarlığı değerinin satışına bağlı olarak elde edilen gelirden borçları ödendikten sonra kalan tutar şirket işlerinde kullanılabilir, fesih ve tasfiye işlemleri sonunda ise borç ödendikten sonra kalan tutar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir kamu bankasında açılan hesapta nemalandırılır. 6758 sayılı Kanun m.19/5’e göre, gerçekleştirilen satış ve tasfiye işlemlerinde azınlık hisse sahiplerinin rızası aranmaz.

Bu kanuni düzenleme yürürlükte olup, 25.07.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7145 sayılı Kanunun 26. maddesi ile düzenlenen geçici 1. maddenin 1. fıkrası gereğince; 6758 sayılı Kanun m.19/2’ye göre TMSF’nin kayyım olarak atanmasına ilişkin hüküm, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süre ile uygulanır. 7145 sayılı Kanunun 26. maddesiyle düzenlenen geçici 1. maddenin 2. fıkrası uyarınca, olağanüstü hal döneminde yürürlüğe koyulan ve Fon ile Fonun ilişkili olduğu Bakan ve Fonun kayyımlık yetkisi kapsamında atananlar veya görevlendirilenlerin görev, hak, yetki ve sorumluluklarını ve şirket ve malvarlığı değerlerine ilişkin, kefalet ve takip dahil tüm muafiyetleri düzenleyen kanun hükümleri, Fonun kayyım atandığı dosyalar bakımından ceza soruşturması veya kovuşturması kesinleşinceye ya da satış veya tasfiye işlemleri tamamlanıncaya kadar uygulanır. 6758 sayılı Kanun da, kayyım atandıktan sonra TMSF’ye devredilen şirketler yönünden satış ve tasfiye yetkisini düzenleyen ve olağanüstü hal döneminde çıkarılmış bir kanundur. Bu Kanunda (m.19/3’de), satış ve tasfiye işlemleri müsadere edilme şartına bağlanmaksızın yerine getirilmektedir. Böylece, 7145 sayılı Kanunun 26. maddesi ile düzenlenen geçici 1. maddenin 1. ve 2. fıkraları uyarınca; TMSF’nin kayyım olarak atanacağı yeni şirketler yönünden yetkisi, 31 Temmuz 2021 tarihine kadar (üç yıl) uzatılmıştır. 7145 sayılı Kanunda öngörülen bu üç yıllık süre, yalnızca işbu Kanundan sonra kayyım atanacak yeni şirketler yönünden tatbik edilmektedir. Dolayısıyla üç yıllık sürenin, olağanüstü hal sürecinden önce veya sonra TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketler yönünden bağlayıcılığı yoktur, yani 7145 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, hali hazırda kayyım atanan şirketler yönünden bu tür bir süre sınırı öngörülmemiştir.

Olağanüstü hal döneminde yürürlüğe koyulup da, şirket ve malvarlığı değerlerine ilişkin çıkarılan kanun hükümleri, bu kapsamda yürürlükte bulunan 6758 sayılı Kanun (m.19/3), Fonun kayyım atandığı dosyalar bakımından geçerliliğini sürdürmektedir. Fonun yetkileri, ceza soruşturması veya kovuşturması kesinleşinceye ya da satış ve tasfiye tamamlanıncaya kadar sürecektir. 6758 sayılı Kanun m.19/3 uyarınca TMSF tarafından gerçekleştirilen satış ve tasfiye işlemleri, TMSF’nin atandığı veya yeni atanacağı şirketler yönünden uygulanmaya devam etmektedir. TMSF’nin kayyım atanmasıyla birlikte, 6758 sayılı Kanun m.19/7 uyarınca şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında CMK m.128 uyarınca verilen elkoyma ve tedbir kararları kendiliğinden kalkmaktadır. Bu durumda, elkoyma kararı ortadan kalktığı için CMK m.248/3’ün tatbik kabiliyeti kalmayacaktır. CMK m.248/3’e göre; elkoyulan mal, hak ve alacakların korunmasında, elkoymaya ilişkin hükümler uygulanır. Elkoyulan malların korunması ise, CMK m.132/1’de düzenlenmiş olup, ilgili hükme göre elkoyulan eşyanın zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı halinde, hükmün kesinleşmesinden önce elden çıkarılması mümkündür. Ancak TMSF’nin kayyım atanan şirketler yönünden elkoyma tedbiri kendiliğinden ortadan kalkacağından, elkoyulan malvarlığı değerinin korunmasına ilişkin hükmün tatbiki de mümkün olmayacaktır.

Kaçağın, şirket hisselerine (ortaklık paylarına) zorlama amaçlı elkoyulmuş ve bu hissenin idaresi için TMSF kayyım olarak atanmışsa, TMSF’nin yürürlükte bulunan ve 7145 sayılı Kanunla güvenceye alınan 6758 sayılı Kanun m.19/3’ü tatbik etmesi ve bu yolla ceza soruşturması ve kovuşturması tamamlanıncaya kadar satış ve tasfiye işlemlerini uygulaması mümkündür. Bu aşamada, TMSF’nin kayyım atandığı şirketler yönünden 6758 sayılı Kanun m.19’un halen yürürlükte olduğu gözetilerek, kaçağın kayyıma devredilen ve (henüz sorgusu yapılamayanlar için -CMK m.247/3- mahkumiyet kararı verilemediğinden) müsadere edilemeyen şirket hisselerinin satış ve tasfiyesi TMSF tarafından gerçekleştirilebilir. 7145 sayılı Kanun m.26 ile düzenlenen geçici 1. maddenin 1. ve 2. fıkraları, TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketler yönünden, bu şirket ve malvarlığı değerlerine ilişkin olağanüstü dönemde yürürlüğe koyulan kanun hükümlerini güvenceye almaktadır. Bu durumda, 6758 sayılı Kanun m.19/3 uyarınca TMSF’nin satış ve tasfiye yetkisini kullanmasına kanuni bir engel bulunmamaktadır. Hali hazırda, TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketler bakımından 6758 sayılı Kanun m.19/3 yürürlükte olup, satışlar işbu madde uyarınca gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla, malikinin veya maliklerinin “kaçak” olması nedeniyle CMK m.248/1 uyarınca elkoyulan veya idaresi için kayyım atanan ve sonrasında 6758 sayılı Kanun m.19 uyarınca kayyım olarak TMSF’nin atandığı şirketler, ortaklık payları ve varlıklarda satış yetkisi TMSF tarafından kullanılmakta ve bu hususta kaçağın soruşturma ve kovuşturma dosyasının görüldüğü adli mercilerden karar alınmasına gerek bulunmamaktadır. Çünkü 6758 sayılı Kanun m.19/7 uyarınca, kayyım olarak TMSF’nin atanmasından itibaren elkoyma kararı ortadan kalkmakta, ilgili savcılık ve mahkemelerce elkoyma kararına bağlı kısıtlamalara son verilmektedir. Bu aşamada, TMSF’nin işbu malvarlığı değeri üzerinde “satış yetkisi” dahil olmak üzere tasarrufta bulunma hak ve yetkisi bulunmakta ve bu yetki ceza soruşturması ve kovuşturması kesinleşinceye kadar veya satış ve tasfiye işlemleri tamamlanıncaya kadar devam etmektedir.

Sonuç olarak; CMK m.247/3 uyarınca, daha öncesinde sorgusu yapılmayan kaçak hakkında mahkumiyet kararı verilememekte, dolayısıyla müsadere kararı da tatbik edilememektedir. Sorgusu yapılamadığı için hakkında mahkumiyet kararı verilemeyen bir kaçağın, zorlama amaçlı olarak şirketine veya ortaklık payına elkoyulup, sonrasında TMSF’nin bu şirkete veya ortaklık payına kayyım olarak atanması halinde, kaçağın müsadereye konu edilemeyen işbu malvarlığı değerinin kayyım atanan TMSF tarafından satış ve tasfiyesine karar verilmesinde kanuni bir engel bulunmamaktadır. Çünkü bu halde, şirketin kendi malvarlığı değerini satması hali mevcuttur. Müsadere kararı verilmesi halinde, şirketin satışından elde edilen gelir Hazineye irat kaydedilirken, 6758 sayılı Kanun m.19 uyarınca gerçekleştirilen satışlarda elde edilen gelir şirketin tüzel kişiliğine aittir. Mahkumiyet kararı verilmekle, müsaderesine karar verilen şirketler veya ortaklık payları bakımından, satış ve tasfiye süreci 7076 sayılı Kanun m.1 uyarınca yerine getirilmektedir. Bu hükme göre; CMK m.133 uyarınca kayyım atanmasına karar verilip, 6758 sayılı Kanun m.19 uyarınca kayyımlık yetkisi TMSF tarafından kullanılan şirketler, ortaklık payları ve malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesi halinde, müsadere kararı TMSF tarafından satış ve tasfiye yoluyla yerine getirilmekte ve elde edilen gelir Hazineye irat olarak kaydedilmektedir. Müsadere kararı verilmesi şartına bağlı olmaksızın, hali hazırda 6758 sayılı Kanun m.19/3 uyarınca yapılacak satışlarda ise; TMSF’nin atadığı yöneticilerden oluşan şirket yönetim kurulu şirketin ticari ve iktisadi bütünlüğünün sürdürülebilir olmadığı gerekçesiyle satışına karar vermesi halinde, bu karar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF/Fon) Kurulu’nun iznine tabi olup, Fon Kurulu’nun satışa izin vermesi şartıyla şirketin satış ve tasfiyesine başlanabilecektir. Fon Kurulu karar organı olup, bu Kurul tarafından izin verilen satış işlemi, yetki devri yönergesi uyarınca başka bir merciinin onayına tabi değildir.

6758 sayılı Kanun m.19’da, her ne kadar TMSF’nin ilişkili olduğu bakana atıfta bulunulsa da, Cumhurbaşkanlığı’nın bakanlıklara bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşlarına ilişkin 2018/1 sayılı Genelgesi’ne göre, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlanmıştır. Ayrıca, 01.09.2016 tarihinde yayımlanan 675 sayılı KHK, 22.11.2016 tarihinde yayımlanan 677 ve 678 sayılı KHK’lar ve 06.01.2017 tarihinde yayımlanan 680 sayılı KHK’da; kayyımlık görevi TMSF’ye devredilen veya kayyım olarak TMSF’nin atandığı şirketler ve varlıklar ile ilgili ek düzenlemeler yapılmış olup, 17.01.2017 tarihli Resmi Gazete’de “10.11.2016 Tarihli 6758 Sayılı Kanunun 19. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar” yayımlanmıştır. Bu Tebliğ, 6758 sayılı Kanun m.19 dayanak alınarak hazırlanmıştır. Tebliğin 8. maddesinde “satış” ve 9. maddesinde “fesih ile tasfiye” usulü belirlenmiştir. 6758 sayılı Kanun m.19 uyarınca yapılan satışlarda, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.134 ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik hükümler tatbik edilmekte ve Yönetmeliğin 16. maddesine göre satışlar kapalı zarf ve açık artırma usullerinin birlikte uygulanması suretiyle gerçekleştirilir. Fon Kurulu’nun gerekli görmesi ve karar vermesi halinde, ihaleye pazarlık usulüyle devam edilebilir. Satışta uygulanacak ihale usulleri satış şartnamesinde belirlenir. İhalede birden fazla usulün bir arada uygulanması halinde, tekemmül Fon Kurulu’nun onayı ile gerçekleşir. Yönetmeliğin 17, 18 ve 19. maddelerinde, kapalı zarf usulü, açık artırma usulü ve pazarlık usulünün ayrıntıları düzenlenmiştir.

Ayrıca ilgili Yönetmeliğin “satış şartnamesi” başlıklı 10. maddesine göre; ticari ve iktisadi bütünlük olarak satışına karar verilen mal, hak ve/veya varlıklar için satış komisyonu tarafından satış şartnamesi hazırlanarak Fon Kurulu’nun onayına sunulur ve şartnamenin onaylanmasıyla birlikte satış ilanı hazırlanır. Satış ilanı, ihale gününden asgari 15 gün öncesinde Resmi Gazete’de yayımlanır, bu yayım ilgililere tebliğ niteliğindedir. Satış ilanında; şirketin ticari ve iktisadi bütünlüğünün kapsamı, muhammen bedeli, ihaleye katılabilmek için gösterilecek teminatın miktar ve nev’i, ihale gün ve saati, ihalede uygulanacak usuller, katılım şartları, katılımcıların taahhüt ve yükleri belirlenir. Şirketin geçmiş dönem borçları bakımından, 6758 sayılı Kanun m.20/2 tatbik edilmektedir. İlgili hükme göre; şirket varlıklarının ticari ve iktisadi bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulu, bu borçların FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkilidir. Yönetmeliğin 25. maddesi uyarınca, şartlara uygun olmayan geçmiş dönem borç müracaatları Fon tarafından dikkate alınıp ihale bedelinden ödenmez. Bunlar dışında; ilgili Yönetmelikte, Fon’un alacağına mahsuben satın alma yetkisi, yasak fiil ve davranışlar, ihale bedelinin ödenmesi, ihalenin iptali ve sair hükümler ayrıca düzenlenmiştir.

Orijinal haber kaynağı için; Hukuki Haber

İlgili haberler:

Author: Hukuk Haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kaçağın Kayyım Atanan Şirketinin veya Ortaklık Payının Satışı ve Tasfiyesi

Prof. Dr. Ersan Şen

Av. Nilüfer Yenice

Kaçağın Kayyım Atanan Şirketinin veya Ortaklık Payının Satışı ve Tasfiyesi

680 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile CMK m.248/1’de değişiklik yapılarak, “kaçak sanığın” ifadesi “kaçağın” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece; sadece sanık değil, şüpheli olan kaçakların da kapsama alındığı görülmektedir. Bu düzenleme, 7072 sayılı Kanunla kabul edilerek kanunlaşmıştır. 668 sayılı KHK m.3/1-b uyarınca, hakkında yürütülen soruşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurtiçinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle cumhuriyet savcılığı tarafından kendisine ulaşılamayan şüpheliye “kaçak” denilmektedir. Bu kişiler hakkında CMK m.247/2 ve m.248/2 uygulanmamaktadır. CMK m.248/1’e göre; kaçağın cumhuriyet savcısına başvurmasını veya duruşmaya gelmesini sağlamak amacıyla Türkiye Cumhuriyeti’nde bulunan mallarına, hak ve alacaklarına amaçla orantılı olarak cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi veya mahkeme kararı ile elkoyulabilir ve gerektiğinde idaresi için kayyım atanır. Elkoyma ve kayyım atama kararı müdafiine bildirilir. CMK m.248/3’e göre ise; elkoyulan mal, hak ve alacakların korunmasında, elkoymaya ilişkin hükümler uygulanır ve tedbirlere ilişkin kararların özeti bir gazetede ilan edilir.

Şirketin yönetimi için kayyım atanması usulü ise, CMK m.133’de düzenlenmektedir. CMK m.133’de öngörülen kayyımlık türünde iki ön şart öngörmüştür; birincisi, suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve ikincisi ise, maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olmasıdır. Şirkete yönetim kayyımı tayin edilebilmesi için, CMK m.133/4’de sayılan katalog suçlardan birisinin şirket faaliyeti çerçevesinde işlenmesi gerekir.

Olağanüstü hal kapsamında yürütülen kayyımlık faaliyetlerinde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) görevlendirilmiştir. TMSF; kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip bir kuruluş olup, görevini yaparken bağımsızdır. TMSF’nin kayyım olarak atanması; 01.09.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 674 sayılı KHK ile bu KHK’nın kanunlaşmasını sağlayan 24.11.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6758 sayılı Kanun m.19/1-2 uyarınca gerçekleştirilmektedir. 6758 sayılı Kanun m.19’a göre; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK m.133 uyarınca kayyım atanan şirketlerde, kayyım yetkileri TMSF’ye (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na) devredilir, yine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve OHAL süresince terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK m.133 uyarınca kayyım atanacak şirketlere doğrudan TMSF kayyım olarak atanır. Kayyımlık görev ve yetkisi TMSF’ye devredilen şirket, ortaklık payı veya varlıkların satış ve tasfiyesi işbu Kanun uyarınca yerine getirilmektedir. 6758 sayılı Kanun m.19/3 uyarınca şirket, soruşturma ve kovuşturmanın sonuna kadar TMSF gözetiminde kalır ve TMSF’nin atadığı yöneticiler tarafından yönetilir. TMSF, görevini 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve OHAL kapsamında KHK ile yapılan bazı düzenlemeleri değiştirerek kabul eden 6758 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat ile kendisine verilen yetkiler çerçevesinde yerine getirmektedir.

TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerin veya ortaklık paylarının, mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları ve diğer sorunlar nedeniyle, şirketin mevcut halinin ticari ve iktisadi bütünlüğünün sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin veya varlıklarının ya da CMK m.128/10’da belirtilen malvarlığı değerlerinin satılması veya fesih ile tasfiyesi, şirketin yönetim kurulunun bu hususta alacağı kararla ve TMSF’nin karar organı olan Fon Kurulu tarafından verilecek izinle yerine getirilir. 6758 sayılı Kanun m.19/4 uyarınca; varlık veya malvarlığı değerinin satışına bağlı olarak elde edilen gelirden borçları ödendikten sonra kalan tutar şirket işlerinde kullanılabilir, fesih ve tasfiye işlemleri sonunda ise borç ödendikten sonra kalan tutar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir kamu bankasında açılan hesapta nemalandırılır. 6758 sayılı Kanun m.19/5’e göre, gerçekleştirilen satış ve tasfiye işlemlerinde azınlık hisse sahiplerinin rızası aranmaz.

Bu kanuni düzenleme yürürlükte olup, 25.07.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7145 sayılı Kanunun 26. maddesi ile düzenlenen geçici 1. maddenin 1. fıkrası gereğince; 6758 sayılı Kanun m.19/2’ye göre TMSF’nin kayyım olarak atanmasına ilişkin hüküm, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süre ile uygulanır. 7145 sayılı Kanunun 26. maddesiyle düzenlenen geçici 1. maddenin 2. fıkrası uyarınca, olağanüstü hal döneminde yürürlüğe koyulan ve Fon ile Fonun ilişkili olduğu Bakan ve Fonun kayyımlık yetkisi kapsamında atananlar veya görevlendirilenlerin görev, hak, yetki ve sorumluluklarını ve şirket ve malvarlığı değerlerine ilişkin, kefalet ve takip dahil tüm muafiyetleri düzenleyen kanun hükümleri, Fonun kayyım atandığı dosyalar bakımından ceza soruşturması veya kovuşturması kesinleşinceye ya da satış veya tasfiye işlemleri tamamlanıncaya kadar uygulanır. 6758 sayılı Kanun da, kayyım atandıktan sonra TMSF’ye devredilen şirketler yönünden satış ve tasfiye yetkisini düzenleyen ve olağanüstü hal döneminde çıkarılmış bir kanundur. Bu Kanunda (m.19/3’de), satış ve tasfiye işlemleri müsadere edilme şartına bağlanmaksızın yerine getirilmektedir. Böylece, 7145 sayılı Kanunun 26. maddesi ile düzenlenen geçici 1. maddenin 1. ve 2. fıkraları uyarınca; TMSF’nin kayyım olarak atanacağı yeni şirketler yönünden yetkisi, 31 Temmuz 2021 tarihine kadar (üç yıl) uzatılmıştır. 7145 sayılı Kanunda öngörülen bu üç yıllık süre, yalnızca işbu Kanundan sonra kayyım atanacak yeni şirketler yönünden tatbik edilmektedir. Dolayısıyla üç yıllık sürenin, olağanüstü hal sürecinden önce veya sonra TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketler yönünden bağlayıcılığı yoktur, yani 7145 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, hali hazırda kayyım atanan şirketler yönünden bu tür bir süre sınırı öngörülmemiştir.

Olağanüstü hal döneminde yürürlüğe koyulup da, şirket ve malvarlığı değerlerine ilişkin çıkarılan kanun hükümleri, bu kapsamda yürürlükte bulunan 6758 sayılı Kanun (m.19/3), Fonun kayyım atandığı dosyalar bakımından geçerliliğini sürdürmektedir. Fonun yetkileri, ceza soruşturması veya kovuşturması kesinleşinceye ya da satış ve tasfiye tamamlanıncaya kadar sürecektir. 6758 sayılı Kanun m.19/3 uyarınca TMSF tarafından gerçekleştirilen satış ve tasfiye işlemleri, TMSF’nin atandığı veya yeni atanacağı şirketler yönünden uygulanmaya devam etmektedir. TMSF’nin kayyım atanmasıyla birlikte, 6758 sayılı Kanun m.19/7 uyarınca şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında CMK m.128 uyarınca verilen elkoyma ve tedbir kararları kendiliğinden kalkmaktadır. Bu durumda, elkoyma kararı ortadan kalktığı için CMK m.248/3’ün tatbik kabiliyeti kalmayacaktır. CMK m.248/3’e göre; elkoyulan mal, hak ve alacakların korunmasında, elkoymaya ilişkin hükümler uygulanır. Elkoyulan malların korunması ise, CMK m.132/1’de düzenlenmiş olup, ilgili hükme göre elkoyulan eşyanın zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı halinde, hükmün kesinleşmesinden önce elden çıkarılması mümkündür. Ancak TMSF’nin kayyım atanan şirketler yönünden elkoyma tedbiri kendiliğinden ortadan kalkacağından, elkoyulan malvarlığı değerinin korunmasına ilişkin hükmün tatbiki de mümkün olmayacaktır.

Kaçağın, şirket hisselerine (ortaklık paylarına) zorlama amaçlı elkoyulmuş ve bu hissenin idaresi için TMSF kayyım olarak atanmışsa, TMSF’nin yürürlükte bulunan ve 7145 sayılı Kanunla güvenceye alınan 6758 sayılı Kanun m.19/3’ü tatbik etmesi ve bu yolla ceza soruşturması ve kovuşturması tamamlanıncaya kadar satış ve tasfiye işlemlerini uygulaması mümkündür. Bu aşamada, TMSF’nin kayyım atandığı şirketler yönünden 6758 sayılı Kanun m.19’un halen yürürlükte olduğu gözetilerek, kaçağın kayyıma devredilen ve (henüz sorgusu yapılamayanlar için -CMK m.247/3- mahkumiyet kararı verilemediğinden) müsadere edilemeyen şirket hisselerinin satış ve tasfiyesi TMSF tarafından gerçekleştirilebilir. 7145 sayılı Kanun m.26 ile düzenlenen geçici 1. maddenin 1. ve 2. fıkraları, TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketler yönünden, bu şirket ve malvarlığı değerlerine ilişkin olağanüstü dönemde yürürlüğe koyulan kanun hükümlerini güvenceye almaktadır. Bu durumda, 6758 sayılı Kanun m.19/3 uyarınca TMSF’nin satış ve tasfiye yetkisini kullanmasına kanuni bir engel bulunmamaktadır. Hali hazırda, TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketler bakımından 6758 sayılı Kanun m.19/3 yürürlükte olup, satışlar işbu madde uyarınca gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla, malikinin veya maliklerinin “kaçak” olması nedeniyle CMK m.248/1 uyarınca elkoyulan veya idaresi için kayyım atanan ve sonrasında 6758 sayılı Kanun m.19 uyarınca kayyım olarak TMSF’nin atandığı şirketler, ortaklık payları ve varlıklarda satış yetkisi TMSF tarafından kullanılmakta ve bu hususta kaçağın soruşturma ve kovuşturma dosyasının görüldüğü adli mercilerden karar alınmasına gerek bulunmamaktadır. Çünkü 6758 sayılı Kanun m.19/7 uyarınca, kayyım olarak TMSF’nin atanmasından itibaren elkoyma kararı ortadan kalkmakta, ilgili savcılık ve mahkemelerce elkoyma kararına bağlı kısıtlamalara son verilmektedir. Bu aşamada, TMSF’nin işbu malvarlığı değeri üzerinde “satış yetkisi” dahil olmak üzere tasarrufta bulunma hak ve yetkisi bulunmakta ve bu yetki ceza soruşturması ve kovuşturması kesinleşinceye kadar veya satış ve tasfiye işlemleri tamamlanıncaya kadar devam etmektedir.

Sonuç olarak; CMK m.247/3 uyarınca, daha öncesinde sorgusu yapılmayan kaçak hakkında mahkumiyet kararı verilememekte, dolayısıyla müsadere kararı da tatbik edilememektedir. Sorgusu yapılamadığı için hakkında mahkumiyet kararı verilemeyen bir kaçağın, zorlama amaçlı olarak şirketine veya ortaklık payına elkoyulup, sonrasında TMSF’nin bu şirkete veya ortaklık payına kayyım olarak atanması halinde, kaçağın müsadereye konu edilemeyen işbu malvarlığı değerinin kayyım atanan TMSF tarafından satış ve tasfiyesine karar verilmesinde kanuni bir engel bulunmamaktadır. Çünkü bu halde, şirketin kendi malvarlığı değerini satması hali mevcuttur. Müsadere kararı verilmesi halinde, şirketin satışından elde edilen gelir Hazineye irat kaydedilirken, 6758 sayılı Kanun m.19 uyarınca gerçekleştirilen satışlarda elde edilen gelir şirketin tüzel kişiliğine aittir. Mahkumiyet kararı verilmekle, müsaderesine karar verilen şirketler veya ortaklık payları bakımından, satış ve tasfiye süreci 7076 sayılı Kanun m.1 uyarınca yerine getirilmektedir. Bu hükme göre; CMK m.133 uyarınca kayyım atanmasına karar verilip, 6758 sayılı Kanun m.19 uyarınca kayyımlık yetkisi TMSF tarafından kullanılan şirketler, ortaklık payları ve malvarlığı değerlerinin müsadere edilmesi halinde, müsadere kararı TMSF tarafından satış ve tasfiye yoluyla yerine getirilmekte ve elde edilen gelir Hazineye irat olarak kaydedilmektedir. Müsadere kararı verilmesi şartına bağlı olmaksızın, hali hazırda 6758 sayılı Kanun m.19/3 uyarınca yapılacak satışlarda ise; TMSF’nin atadığı yöneticilerden oluşan şirket yönetim kurulu şirketin ticari ve iktisadi bütünlüğünün sürdürülebilir olmadığı gerekçesiyle satışına karar vermesi halinde, bu karar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF/Fon) Kurulu’nun iznine tabi olup, Fon Kurulu’nun satışa izin vermesi şartıyla şirketin satış ve tasfiyesine başlanabilecektir. Fon Kurulu karar organı olup, bu Kurul tarafından izin verilen satış işlemi, yetki devri yönergesi uyarınca başka bir merciinin onayına tabi değildir.

6758 sayılı Kanun m.19’da, her ne kadar TMSF’nin ilişkili olduğu bakana atıfta bulunulsa da, Cumhurbaşkanlığı’nın bakanlıklara bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşlarına ilişkin 2018/1 sayılı Genelgesi’ne göre, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlanmıştır. Ayrıca, 01.09.2016 tarihinde yayımlanan 675 sayılı KHK, 22.11.2016 tarihinde yayımlanan 677 ve 678 sayılı KHK’lar ve 06.01.2017 tarihinde yayımlanan 680 sayılı KHK’da; kayyımlık görevi TMSF’ye devredilen veya kayyım olarak TMSF’nin atandığı şirketler ve varlıklar ile ilgili ek düzenlemeler yapılmış olup, 17.01.2017 tarihli Resmi Gazete’de “10.11.2016 Tarihli 6758 Sayılı Kanunun 19. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar” yayımlanmıştır. Bu Tebliğ, 6758 sayılı Kanun m.19 dayanak alınarak hazırlanmıştır. Tebliğin 8. maddesinde “satış” ve 9. maddesinde “fesih ile tasfiye” usulü belirlenmiştir. 6758 sayılı Kanun m.19 uyarınca yapılan satışlarda, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.134 ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmelik hükümler tatbik edilmekte ve Yönetmeliğin 16. maddesine göre satışlar kapalı zarf ve açık artırma usullerinin birlikte uygulanması suretiyle gerçekleştirilir. Fon Kurulu’nun gerekli görmesi ve karar vermesi halinde, ihaleye pazarlık usulüyle devam edilebilir. Satışta uygulanacak ihale usulleri satış şartnamesinde belirlenir. İhalede birden fazla usulün bir arada uygulanması halinde, tekemmül Fon Kurulu’nun onayı ile gerçekleşir. Yönetmeliğin 17, 18 ve 19. maddelerinde, kapalı zarf usulü, açık artırma usulü ve pazarlık usulünün ayrıntıları düzenlenmiştir.

Ayrıca ilgili Yönetmeliğin “satış şartnamesi” başlıklı 10. maddesine göre; ticari ve iktisadi bütünlük olarak satışına karar verilen mal, hak ve/veya varlıklar için satış komisyonu tarafından satış şartnamesi hazırlanarak Fon Kurulu’nun onayına sunulur ve şartnamenin onaylanmasıyla birlikte satış ilanı hazırlanır. Satış ilanı, ihale gününden asgari 15 gün öncesinde Resmi Gazete’de yayımlanır, bu yayım ilgililere tebliğ niteliğindedir. Satış ilanında; şirketin ticari ve iktisadi bütünlüğünün kapsamı, muhammen bedeli, ihaleye katılabilmek için gösterilecek teminatın miktar ve nev’i, ihale gün ve saati, ihalede uygulanacak usuller, katılım şartları, katılımcıların taahhüt ve yükleri belirlenir. Şirketin geçmiş dönem borçları bakımından, 6758 sayılı Kanun m.20/2 tatbik edilmektedir. İlgili hükme göre; şirket varlıklarının ticari ve iktisadi bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulu, bu borçların FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkilidir. Yönetmeliğin 25. maddesi uyarınca, şartlara uygun olmayan geçmiş dönem borç müracaatları Fon tarafından dikkate alınıp ihale bedelinden ödenmez. Bunlar dışında; ilgili Yönetmelikte, Fon’un alacağına mahsuben satın alma yetkisi, yasak fiil ve davranışlar, ihale bedelinin ödenmesi, ihalenin iptali ve sair hükümler ayrıca düzenlenmiştir.

Orijinal haber kaynağı için; Hukuki Haber

İlgili haberler:

Author: Hukuk Haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir