Kategoriler: Gazeteler

'Avukatlar için her doğan günün ayrı bir mücadele anlamına geldiği yeni adli yılı karşılıyoruz'

Basın açıklamasına; Ankara Barosu Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, Başkan Yardımcısı Av. Kemal Koranel, Genel Sekreteri Av. Hava Orhon, Saymanı Av. Zafer Doğan Bilgin ile Yönetim Kurulu üyelerinden Av. Özgen Hindistan, Av. Güzin Tanyeri, Av. Çağrı Eryılmaz, Av. Burcu Mine Gargın ve çok sayıda meslektaşımız katıldı. 

Açıklamayı Ankara Barosu adına Ankara Barosu Başkanı Av. R. Erinç Sağkan yaptı. Sağkan şöyle konuştu:

“Hukuk sisteminin neredeyse bir lütuf sistemine indirgendiği ülkemizde, savunmanın temsilcileri avukatlar için her doğan günün ayrı bir mücadele anlamına geldiği yeni adli yılı karşılıyoruz.

Adil yargılanma hakkının yok sayıldığı, savunma makamının yargı sisteminin dışına çıkartılmaya çalışıldığı, avukatların mesleklerini icra ettikleri her ortamda sistematik olarak şiddete uğradığı, öldürüldüğü; müvekkilleri ile özdeşleştirilerek yargılandıkları, ifade ve iletişim özgürlüğünün kağıt üzerinde kaldığı, kadın cinayetlerinin zamana yayılmış bir katliama dönüştüğü, çocukların sadece çocuk değil bir taraftan da işçi oldukları, ormanların çöle, otele ya da santrallere çevrildiği, gözü dönmüş bir cinnetle işkence gören ve öldürülen hayvanların kimseler tarafından duyulmayan çığlıklarının gökyüzünü yırttığı, adaletin tecelli edeceğine olan inancın adli makamlara değil de sosyal medyada kalabalıklara ulaşabilme umuduna havale edildiği ülkemizde yeni adli yılı kutlayamıyoruz. Ancak bizler, suskunluk sarmalına girmeyen ve eşit bir dünya için herkes adına direnen avukatlar olarak yeni adli yılı büyük bir kararlılıkla karşılıyoruz.

Bizlere adli yılı kutlamak yerine onu sadece “karşılatan” sebepler, mesleklerimize başlarken ettiğimiz yeminin üzerinde yükseldiği kutsal ve evrensel ilkelerin can çekişmekte olduğu gerçeği, savunma mesleğinin itibarına dönük saldırılara son dönemde artan fiziki saldırıların eklenmesi ve avukatların içerisine sürüklendiği ekonomik kaostur.

Uzun zamandır görmezden gelinen ve makro düzeyde hiçbir adımın atılmadığı avukatların içinde bulunduğu ekonomik kaos halinin ortadan kaldırılması için Ankara Barosu olarak önerilerimizi her fırsatta ilgili makamlara ilettik. Ankara Barosu Ücretli Çalışan Avukat – İşveren Avukat İlişkisi Hakkında Prensip Belgesi’ni yayınlayarak avukatın yanında, sömürü düzeninin karşısında olduğumuz duruşu tarihe not ettik.

İstanbul Sözleşmesi’nin bir gecede ortadan kaldırıldığı ülkemizde, kadına dönük her türlü şiddetle her platformda mücadele ettiğimiz gibi, Ankara Barosu çatısı altında mesleğini icra eden avukatların, stajyer avukatların ve baro çalışanlarının maruz kalabilecekleri eylemlere karşı harekete geçerek Ankara Barosu Toplumsal Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık, Şiddet, Cinsel Taciz ve Saldırıya Karşı Politika Belgesi’ni yayınladık.

Yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı temsil eden Ankara Barosu avukatları olarak, mesleğimizi evrensel hukuk ilkelerine bağlı olarak icra etmemizi engelleyecek her türlü girişimin karşısında olduk. Laik bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimiz için sergilediğimiz duruş, sadece mesleğimiz değil özgür bireyler olarak bu ülkede yaşadığımız her gün için verdiğimiz onurlu bir mücadele olarak hatırlanacaktır.

Bizler, özgür bir hukuk devletinde evrensel hukuk ilkelerine yaraşır şekilde mesleklerimizi icra etmek için mücadele ediyoruz. Bunu yaptığımız için de sistemli bir yıldırma politikası ile karşı karşıyayız.

30.10.2019 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile protokol imzalayarak Ankara’da adliyelerin tek çatı altında toplanacağının sözü bizzat Sayın Adalet Bakanı tarafından verildiği halde (huzurda gördüğünüz) 6. Ek hizmet binası bugün itibariyle faaliyete sokularak adliye binaları parçalanmaya devam ettirilmektedir. Şimdiye kadar konusu kişi olan mobbing, ilk defa kitlesel bir şekilde bir meslek grubu hedef alınarak Ankara Barosu avukatlarına uygulanmaktadır. Bizler, sadece adli yargı ilk derece mahkemesi adliyeleri altıya bölünmüş Ankara’da; onlarca kata yayılmış dikey yapılanmalarda, her ay milyonlarca liralık kiranın vatandaşın vergisinden ödendiği plaza adliyelerinde mesleklerini yapmaya çalışan Ankara avukatlarıyız. Özünde dezavantajlı gruplar için kullanılan “adalete erişim” sorunu, Ankara avukatları için bir meslek sorunu haline getirilmiştir. İstenildiğinde her şehirde aylar içerisinde bitirilen devasa yapılar, adalet söz konusu olduğunda nedense Ankara’da bir türlü vücut bulamamaktadır.  Avukatı ve vatandaşı yıldırmaya odaklı bu sorun sadece avukatın mesleğine ilişkin mekânsal bir sorun değil her gün binlerce vatandaşın da mağdur edildiği ulusal bir adalete erişim problemidir. Bu sebeple Adalet Bakanlığı tarafından adliyelerin tek çatı altında toplanması için ivedi ve gerçek adımların atılması, verilen sözlerin tutulması gerekmektedir.
Mesleğimizin hedef alındığı mobbing ve kitlesel yıldırma politikası sadece mekânsal da değildir. Çoklu baro yasası ile birlikte Ankara’da ikinci baronun kurdurulması için yapılan baskı ve artık açıktan verilmekten beis görülmeyen gözdağı; meslektaşlarımızın direnişiyle karşılaşsa da adını çoktan tarihin kara sayfalarına nakşetmiş tahakkümün eseridir.

Mesleğini icra ederken hiçbir fiziki güvenceye sahip olmayan avukatlar, aynı zamanda uzun süredir devam etmekte olan toplumsal bir şiddet eğiliminin birincil hedefleri haline getirilmişlerdir. Haciz mahalleri, duruşma salonları, görevin ifa edildiği hiçbir alan avukatlar için güvenli değildir ve hepsi potansiyel bir olay mahallidir.  Avukatın müvekkili ile özdeşleştirilmesinin olgusal sonucu olan bu durum, mesleğini icra eden bütün avukatları hedef almakta ancak hiçbir önlem alınmayarak sürekli olarak yeniden inşa edilmektedir.

Mesleklerimizi evrensel hukuk ilkelerine yaraşır bir adalet sistemi içerisinde, şiddete maruz kalıp öldürülmeden, adalete erişimde dezavantajları ortadan kaldıracak, başkente yakışır tek bir adliyede icra etmek isteyen, cübbesini, kalemini ve cümlelerini haksızlık nereden gelirse gelsin, kime dönük olursa olsun hukukun ve adaletin yanında yer alarak kalkan yapan tüm meslektaşlarımızla yeni adli yılda savunma mesleği, hukuk devleti ve insan hakları mücadelesinde yan yana yürümekten büyük onur ve heyecan duyduğumuzu, umutla ve hiçbir yıldırma girişiminin, yapay tahakkümün bizleri susturmaya ya da parçalamaya yetmeyeceğinin bilinciyle tüm kamuoyuna saygı ile arz ederiz.”

Orijinal haber kaynağı için; Hukuki Haber

Benzer haberler:

    yok