Kategoriler: İnternet Medyası

12 HAZİRAN SEÇİMİ, BİR VAR OLMA YA DA YOK OLMA SAVAŞIMIDIR

AKP’liler, iktidara yeniden konup, Binbir Gece Masallarını andıran saltanat günlerini yeniden yaşayabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Valiler, kaymakamlar, iktidar olanaklarından otlanan iş adamları, AKP’nin gönüllü fedaileri gibi çalışıyorlar.

Oluk oluk para akıyor.

Ne ararsan var seçim kampanyalarında derde devadan gayrı… Yalan-dolan, hile -hurda, kaset, tertip, din sömürüsü, bel altı siyaseti, baskı, küfür, biber gazı, cop, gözdağı, korku… Ve ölüm…

Seçim kampanyalarında ülkeyi parçalama, bölme var. Fethullahçılık var. Ulusal Kurtuluş Savaşında ve sonrasında 1923 Devrimine baş kaldıran şeriatçı Kürt liderlerine övgü var. ABD hayranlığı var. BOP var.

Seçim kampanyalarında “yeni anayasa” oluşumu, yerel yönetimlere özerklik, federatif devlet var.

Ama halk yok. Bayrak yok. Türk yok. Birlik, bütünlük ve ulus devlet yok. Ulusal ekonomi yok. Tam bağımsızlık yok. Yağmalanan ormanlar, sular, topraklar, doğa, çevre yok…

Yani vatan yok, yani gerçek yok. Yani eskilerin deyişi ile hakikat yok. Kampanyaların temeli “yalan” üzerine kurulmuş.

Adalarımız, ülkemiz işgal ediliyor. Ses yok. Çıt yok…

Yer gök ilan. Dört bir yanımız AKP ilanları ile sarılmış. Reklam kirliliğinden nefes alamıyoruz. Boğuluyoruz.

Reklam panolarında “Hayaldi, gerçek oldu” palavraları… Halkın yoksulluğu ve perişan hali ile alay edercesine gülümseyen Recep Tayyip fotoğrafları…

Uçaklar, uydular, hastaneler “Hayalmiş, gerçek olmuş” şimdi. Halk bir eli yağda, bir eli balda ömür sürüyormuş… Halk çağ atlamış…

Ama Başbakanın yanına sokulup, iş istemeye kalkan vatandaşa atılan dayağın, maaş kuyruklarında can veren emeklilerin resmi yok panolarda.

1 litre benzinin fiyatı 2002’de 1 lira 66 kuruştu, şimdi 4 lira 16 kuruş, AKP iktidara geçtiğinde vatandaşın bankalara borcu 6,5 milyar lira idi, şimdi 170 milyar lira, 1 kilo dana etinin fiyatı 8 lira idi şimdi 35 lira, borç faizine giden para 80 yılda 135 milyar lira iken sadece 8 yılda 408 milyar, icralardaki dosya sayısı 10 milyondan 17 milyona çıkmış… İşsizlik iki kat artmış… Bu rakamlar panolarda yok.

Sorgusuz sualsiz zindanlara atılan yurtseverlerin, esir alınan komutanların resmi yok.

Emniyet amirlerine tokat atan, Türk bayrağını çiğneyen PKK militanlarının, Türkiye Cumhuriyetine kafa tutan bebek katili APO’nun resmi yok.

“Kıbrıs Çıkartması”nda Türkiye’ye petrol yardımı yapan dost ve kardeş Libya’ya atılan bombaların İzmir NATO karargâhından yönlendirildiği yazmıyor bu ilanlarda…

“Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da 22 devletin sınırları değişecek, bunların içinde Türkiye de var” diye açık açık söyleyen ABD’nin “Eşbaşkanı”nın Başbakan Recep Tayyip olduğu yazmıyor.

İşte asıl bunlar hayaldi, şimdi gerçek oldu…

Türk milleti 40 yıl düşünse bunların gerçek olacağını tahmin edemezdi…

Bu yapılanların tümü de suçtur. Hem de yüce divanlık suç…

Onlar bu uygulamalarla hukuksuzluk batağının içine boylu boyunca gömülmüşlerdir. Geriye dönüşleri, kurtuluşları yoktur artık. İktidar Savaşını sürdürmek zorundadırlar. Hem de kıran kırana… Çünkü bu seçim onlar için bir var olma ya da yok olma savaşımıdır. Ya başaracaklar, ya hesap verecekler. Başka çıkış yolu kalmamıştır.

AKP de ABD de bunun bilincindedir. Bu nedenle seçimi kazanmak için her yola, her yönteme, her oyuna, her sahtekârlığa başvuracaklardır. Tüm hileleri deneyeceklerdir.

Çünkü AKP yeniden iktidar olmazsa BOP suya düşecektir. Bop eşbaşkanlığı tarih olacaktır. Türkiye’nin etnik ve dinsel temelde bölünmesi suya düşecektir. Amerika, Irak’a, Libya’ya, Afganistan’a “insan hakları” şemsiyesi altında saldırdığı gibi Türkiye’ye saldıramayacaktır.

Türk ordusunun generalleri adi bir suçlu gibi boyunlarından tutulup zindanlara atılamayacaktır. Türk ordusunun başına çuval geçirilemeyecektir.

İmralı canisi özel ikametgâhından Türkiye Cumhuriyeti’ne tehditler savurup, esip yağamayacaktır. PKK militanları Habur kapısında törenlerle karşılanıp, sonra da otobüs üzerinde şehir turu atamayacaklardır.

Bütün bunları ABD de biliyor, AB de biliyor, AKP de biliyor.

Onun için ellerine geçirdikleri devlet gücünü bırakmak istemiyorlar.

Onun için Türkiye nüfusu 3 milyon artarken, seçmen sayısı 10 milyon artıyor ve fazladan 17 milyon oy pusulası basılıyor.

Onun için kamu memurları hem görevli oldukları sandıklarda hem de kendi mahallelerinde iki kez oy kullanarak 2 milyon mükerrer oy çıkarabilirler.

Bunu araştırmak, sormak sadece Tayfun İçli’nin görevi değildir. Tüm muhalefet partilerinin milletvekilleri, yöneticileri blok halinde ayağa kalkmalı, araştırmalı, incelemeli, yanlış ve haksız uygulamalar karşısında seslerini yükseltmeli, YSK’nın görevini adaletli, tarafsız yapması için uyarmalı, yanlış uygulamaları sergilemelidirler.

Yoksa sonsuza dek muhalefet görevini üstlenirler. İktidarı da rüyalarında görürler.

AKP ve BDP dışındaki tüm muhalif kadrolara sesleniyorum: Bu seçimde de güzel yurdumuzu Amerika’ya, Avrupa’ya, yani küresel emperyalistlere, dinci mandacılara teslim etmeyin… Seçimi yine sandıkta, ayak oyunlarında kaybetmek istemiyorsanız, ayağa kalkın. Silkinin. Sesinizi yükseltin.

Aptal yerine koydurmayın kendinizi…

Ali ERALP
İLK KURŞUN

Orijinal haber kaynağı için; İlk Kurşun Gazetesi

Benzer haberler:

    yok