Kategoriler: İnternet Medyası

10 Haziran Amerikan Basınından Özetler

Christian Science Monitor, Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü’ndeki Arap Politikaları Programı’nın direktörü David Schenker’in bir yazısına yer veriyor. Schenker, Türkiye’nin Suriye konusundaki politikasının yön değiştirmesinin, Batılı ülkelere Beşar Esat’a daha fazla baskı uygulayabilme olanağı tanıyacağını öne sürüyor. Uzman şöyle diyor:

‘Suriye’deki değişim potansiyeli, Ankara ve Şam arasındaki yakınlaşmanın temellerini sarsacak nitelikte. Suriye ve Türkiye arasındaki ilişkiler bozuluyor. Hükümetin katliam yapmasından korkan yüzlerce Suriyeli Türkiye’ye akın ediyor. Bu gelişme iki ülke arasındaki ilişkileri daha da gerebilir, Ankara’nın Şam’a karşı daha sert tavır takınmasına yol açabilir, Esat rejiminin daha da tecrit edilmesine neden olabilir. Türkiye’nin tavrındaki değişiklikler, Amerika ve diğer Batılı ülkelerin Suriye’ye karşı daha baskıcı bir tutum sergilemesinin önünü açabilecek nitelikte. Suriye’nin halk ayaklanmalarını kanlı şekilde bastırmaya çalışmasına başta Başbakan Erdoğan olmak üzere liderlerin tepki göstermesiyle ilişkiler iyice bozulmaya başladı. Ancak Başbakan Erdoğan’ın Suriye’ye ilişkin daha önce hiç takınmadığı bir tavır içine girmesi, 12 Haziran öncesindeki seçim politikasından da kaynaklanıyor olabilir. Suriye’deki katliam siyasi sömürü için biçilmiş kaftan. Erdoğan’ın Mavi Marmara olayını nasıl manipüle ettiği hatırlanırsa bu tür popülist manipülasyonlara AKP’nin pek de uzak olmadığı anlaşılabilir. Ancak elbette ki AKP için bile Suriye’deki katliam artık bardağı taşıran son damla olmuş olabilir. Ankara’nın Beşat Esat’a karşı ses tonunu değiştirmesinin nedeni ne olursa olsun, bu, memnunlukla karşılanacak bir gelişme.’

Boston Globe ise AKP’nin 12 Haziran seçimlerine büyük bir özgüvenle girdiğini, partinin gözünü zafer kazanmaya diktiğini yazıyor ve şöyle diyor:

‘Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti büyük düşünüyor ve uzun vadeli değişikliklere yönelik hazırlıklar yapıyor. Bu tavır, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan NATO üyesi Türkiye’nin son onyılda karmaşa dolu bir bölgede diplomatik profilini geliştirmesine, ekonomik büyümeyi hızlandırmasına ve ordunun siyasi gölgesi altında uzun yıllar yaşayan ülkede demokratik atılımlar gerçekleştirilmesine ön ayak oldu. Ancak AKP’nin bu seçimlerden de zaferle çıkması olasılığı Türk demokrasisinin güçlendirilmesi amacından sapılması olasılığını da gündeme getiriyor. Basın özgürlüğüne ilişkin tasalar, İnternet’e sansür uygulanması, hoşgörüsüzlüğün işaretleri olarak algılanıyor. Türkiye Batı tarzı reformlardan uzaklaşırken Avrupa Birliği’ne tam üyelik umutları da suya düşüyor. Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nden yardımcı doçent doktor Nora Fisher Onar, hükümetin kendi siyasi çıkarlarının dışına çıkması için gereken derin vizyona sahip olup olmadığına ilişkin soru işaretleri bulunduğunu belirtiyor.’

New York Times, Almanya’da patlak verek koli basili salgınının Amerika için çok uzak bir tehdit gibi göründüğünü, bunun bir nedeninin Amerika’da Almanya’daki koli basili bakterisi türünün daha önce salgın haline gelmemesi olduğunu, ancak Amerika’nın dikkatli olup önlem alması gerektiğini yazıyor. ‘Burada da koli basili salgını yaşanır mı’ sorusunu yönelten gazete şöyle devam ediyor:

‘Mikroplar bir yerden bir yere gitmenin yolunu her zaman bulur. Amerika’daki gıda güvenliği sistemi, eşine ender rastlanan ve çok tehlikeli olan bu tür bakterileri tespit edip önleyecek yapıya hala sahip değil. Almanya’daki koli basili salgınının kaynağını bulmak belki de hiçbir zaman mümkün olmayacak çünkü insanlar bir hafta önce ne yediklerini hatırlamayabilir. Mikroplu gıdalar çöpe gidebilir, çiftlik ve fabrikalar dezenfekte edilebilir. Bu yılın başında Amerikan Tarım Bakanlığı az rastlanan altı koli basili bakterisini kontrol altına almak için bir öneri hazırladı. Ancak öneri Bütçe Dairesi’nde hala beklemede. Almanya’daki koli basili salgınına neden olduğu sanılan taze sebze-meyvelerdeki bakterilerin takibiyse Amerika’da son derece gevşek. Kongre ve yerel hükümetlerin bütçe kesintilerine gittiği bir dönemde gıda denetimleri için ödenek ayırmak zorlaşacak. Ancak gıda güvenliği bir lüks değil, son derece hayati önem taşıyan bir hizmettir.’

Orijinal haber kaynağı için; VOA News: Haberler

Benzer haberler:

    yok