• NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK

    NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK



    Dolandırıcılık suçunda fail, bir kimseyi hileli davranışlarla aldatıp onun veya bir başkasının zararına olarak kendisinin veya üçüncü bir kişinin malvarlığına ilişkin bir yarar elde etmektedir. Dolandırıcılık suçunda korunan hukuksal yarar, münhasıran malvarlığıdır.

    Öğretide bu suçta malvarlığı yanında ayrıca hileli davranışlarla mağdurun aldatılmış olması nedeniyle irade özgürlüğünün de korunduğu anlayışı yaygındır. Dolandırıcılık suçunda mağdur, aldatılan veya kendi veya bir başkasının malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunan kişi değil, münhasıran malvarlığı zarara uğrayan kişidir. Bu durum özellikle Türk Ceza Kanunu madde 159 çerçevesinde şikayet hakkının kullanılması bakımından önem taşımaktadır. Malvarlığına ilişkin herhangi bir değer bu suçun maddi konusunu oluşturur. Bu, taşınır veya taşınmaz olabileceği gibi, bir alacak hakkı da olabilir.

    Maddi değeri olmamakla birlikte, hatıra veya manevi değeri olan şeyler, örneğin kıymetli mektuplar, malvarlığına dahildirler. Bu suçun faili herhangi bir kimse olabilir. Suçun mağduru ise zarara uğrayan malvarlığının sahibi olan gerçek ve tüzel kişilerdir. Suçun oluşması için, kendisine karşı hileli davranışa başvurulan kişi ile bunun sonucunda malvarlığı zarara uğraya kişinin aynı kişi olmasına gerek yoktur. Örneğin, failin ticari vekilini aldatıp tacirin zararına işlem yapmasına yol açması gibi. Ancak aldatılan kişiye, malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilme yetkisinin verilmiş olması gerektiğinden, bu yetkiye sahip olmayan bir kişinin aldatılmış olması durumunda bu suç değil, duruma göre hırsızlık veya güveni kötüye kullanma suçu oluşur


    Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;
    a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
    b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
    c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
    d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
    e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
    f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
    g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
    h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
    i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
    j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
    k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
    İşlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

    Daha az cezayı gerektiren hal
    MADDE 159 – (1) Dolandırıcılığın, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde, şikayet üzerine, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.




    T.C. YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ
    E. 2009/7799 K. 2009/9310 T. 13.5.2009
    • KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETME ( Diğer Kanunlarda Yer Alan Nispi Nitelikteki Adli Para Cezalarına 5237 S. TCK’nun 52. Maddesinde Öngörülen Gün Para Cezası Sistemine Aykırılık Değil Farklılık Oluşturduğu )
    • ADLİ PARA CEZASI ( Kanun Koyucunun Nispi Nitelikteki Para Cezalarının Uygulanmasına Tamamen Son Vermeye Dönük Bir Amacının Bulunmadığı – Nispi Nitelikteki Adli Para Cezalarına 5237 S. TCK’nun 52. Maddesinde Öngörülen Gün Para Cezası Sistemine Aykırılık Değil Farklılık Oluşturduğu )
    • NİSPİ NİTELİKTEKİ PARA CEZALARI ( Kanun Koyucunun Nispi Nitelikteki Para Cezalarının Uygulanmasına Tamamen Son Vermeye Dönük Bir Amacının Bulunmadığı – Nispi Nitelikteki Adli Para Cezalarına 5237 S. TCK’nun 52. Maddesinde Öngörülen Gün Para Cezası Sistemine Aykırılık Değil Farklılık Oluşturduğu )
    3167-1/m.16
    5237/m.2, 5, 7, 45, 52, 158
    5252/m.1, 5
    5411/m.160
    ÖZET : Kanun koyucunun nispi nitelikteki para cezalarının uygulanmasına tamamen son vermeye dönük bir amacının bulunmadığı anlaşılmakta olup; diğer kanunlarda yer alan nispi nitelikteki adli para cezalarına, 5237 sayılı TCK’nın 52. maddesinde öngörülen gün para cezası sistemine aykırılık değil, farklılık oluşturduğunu, bu nedenle 31.12.2008 tarihinden sonra da geçerliliklerini, dolayısıyla yürürlüklerini sürdüreceklerini, uygulanmalarının ve infazının zorunlu olduğunu kabul etmek gerekmektedir.
    DAVA : Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık hakkında Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2008 tarihli, 2007/854 esas, 2008/140 karar sayılı hükmü ile “3167 sayılı Kanunun 16/1. maddesi uyarınca verilen 1.000. YTL adli para cezasının” infazı aşamasında, Cumhuriyet savcılığınca, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un geçici 1. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 2, 5, 7/2, 45/1 ve 52/1 .maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, suç karşılığı yaptırım olarak sadece hapis ve gün para cezası verilebileceği, bu genel kuralın bütün özel yasalarda bağlayıcı olduğu, aykırı hükümlerin 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabileceği, bu nedenle 5237 sayılı TCK’nın Hükümlerine aykırı olan söz konusu para cezasının infazında tereddüt oluştuğu belirtilerek, karar verilmesinin talep edilmesi üzerine; aynı Mahkemece yapılan inceleme sonucu verilen, 12.01.2009 tarihli ve aynı sayılı, “3167 sayılı Kanun’da yeni bir düzenleme yapılmamış olsa da, karşılıksız çek keşide etmek suçundan gerçek kişilere verilen cezaların yasal ve usulüne uygun olduğa gerekçesiyle uyarlama yapılmasına ve infazın, durdurulmasına yer olmadığına” ilişkin ek kararına itiraz edildiği; itiraz mercii Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16.01.2009 tarihli ve 2009/42 değişik iş sayılı kararı ile, “3167 sayılı Kanun’un 16. maddesinde “karşılıksız çek keşide etmek” suçuna ilişkin cezanın 5237 sayılı TCK’nın genel hükümlerine aykırı olduğu ve 31.12.2008 tarihine kadar yeni yasal düzenleme yapılmadığından genel hükümlerin uygulamasının gerektiği, infaz edilecek hükümde tereddütlerin oluşması nedeni ile hükmün infazının mağduriyetlere yol açmaması için, itirazın kabulü ile 12.01.2009 tarihli ek kararın kaldırılmasına, infazın durdurulmasına ve hükümlünün bihakkın tahliyesine” karar verildiği; itiraz merciinin 16.01.2009 tarihli kararına karşı Yüksek Adalet Bakanlığı’nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 31.03.2009 gün ve 3438/18829 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 04.05.2009 gün ve 2009/93495 sayılı tebliğnamesi ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya ve ekleri incelendi:
    Gereği görüşülüp düşünüldü:
    KARAR : Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, Dosya kapsamına göre;
    5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesindeki, “Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.”,
    5237 sayılı Kanunun 5. maddesindeki “Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır”,
    Aynı Kanun’un 52. maddesindeki, “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla, olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
    En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsı halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.”
    3167 sayılı Kanunun 16/1. maddesindeki, “üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli, tutarı kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar.”
    Hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, 3167 sayılı Kanunda 31.12.2008 tarihine kadar yeni bir düzenleme yapılmamış ise de, anılan Kanunun 16/1. maddesinde öngörülen cezanın nispi nitelikte olduğu ve 5237 sayılı Kanunun 52. maddesine aykırılık oluşturmadığı, bu hususun Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22.01.2009 tarihli ve 2007/8271 esas, 2009/480 sayılı ilamı ile de zımnen kabul edildiği gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilerek, Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16.01.2009 tarihli anılan kararının bozulması istenmiştir.
    Somut olayda uyuşmazlık, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 1. ve 5237 sayılı TCK’nın 5 ve 52. maddeleri hükümleri karşısında, karşılıksız çek keşide etmek suçu için 3167 sayılı Kanun’un 16/1. maddesinde öngörülen nispi para cezasının, 5237 sayılı TCK’nın genel hükümlerine aykırılık oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
    5237 sayılı TCK’nın 45/1. maddesinde “Suç karşılığında uygulaman yaptırım olarak cezalar, hapis ve adli para cezalarıdır” hükmü öngörülmektedir.
    5252 sayılı Kanun’un 5. maddesinin ( 1 ) ve ( 2 ). fıkralarında, “Kanunlarda öngörülen “ağır para” cezaları, “adli para” cezasına dönüştürülmüştür. Bu kanunlarda Türk Ceza Kanunu’nda belirlenen cezalar sistemine, uygun değişiklik yapılıncaya kadar, alt ve üst sınırlar arasında uygulama yapılmasını gerektirir nitelikteki adli para cezalarında cezanın alt sınırı dörtyüzelli milyon, üst sınırı yüzmilyar Türk Lirası olarak uygulanır. Bu fıkra hükümleri nispi nitelikteki adli para cezaları hakkında uygulanmaz,” hükümlerine yer verilmiş olup; nispi nitelikteki ağır para cezaları da diğer cezalar gibi adli para cezasına dönüştürülmüş ve ( 2 ), fıkra düzenlemesinden ayrı tutularak, bu kuralın nispi para cezaları hakkında uygulanmayacağı, dolayısıyla, mevcut durumuyla uygulanabilir olduğu kabul edilmiştir. Nitekim aynı maddenin. ( 3 ). fıkrasında da nispi nitelikteki adli para cezaları da dahil olmak üzere tüm ağır para cezasından dönüştürülen adli para cezalarının infazına ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir.
    5237 sayılı TCK’nın genel hükümlerinde, 20/2. maddesindeki “tüzel kişilere ceza yaptırımı uygulanamayacağı” kuralına benzer şekilde, suç karşılığında nispi para cezasının uygulanamayacağına ilişkin açık ve emredici bir hüküm yer almadığı gibi, 5237 sayılı TCK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden çok kısa bir süre sonra 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun ile nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin 5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinde yapılan değişiklik ile “adli para cezasının miktarının elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı” hükmü öngörülerek, nispi para cezasının Yeni TCK’nın yaptırım sistemine aykırı olmadığı açık bir biçimde ortaya konulmuştur. Ayrıca, 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesinden sonra çıkarılan çeşitli kanunlarda yer alan suç tanımlarında, nispi para cezasının öngörüldüğü görülmektedir. Örneğin; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160. maddesinde nispi adli para cezası öngörülmüştür.
    Bu durumda; kanun koyucunun nispi nitelikteki para cezalarının uygulanmasına tamamen son vermeye dönük bir amacının bulunmadığı anlaşılmakta olup; diğer kanunlarda yer alan nispi nitelikteki adli para cezalarına, 5237 sayılı TCK’nın 52. maddesinde öngörülen “gün para cezası sistemine” “aykırılık” değil, “farklılık” oluşturduğunu, bu nedenle 31.12.2008 tarihinden sonra da geçerliliklerini, dolayısıyla yürürlüklerini sürdüreceklerini, uygulanmalarının ve infazının zorunlu olduğunu kabul etmek gerekmektedir.
    SONUÇ : Kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce belirtilen nedenlerle yerinde görüldüğünden; Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.01.2009 tarihli ve 2009/42 değişik iş karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince BOZULMASINA; aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının ( a ) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için, dosyasın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 13.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.















    T.C. YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ
    E. 2009/237 K. 2009/4278 T. 15.4.2009
    • BELGEDE SAHTECİLİK ( Aldatma Yeteneğinin Bulunup Bulunmadığının Takdir ve Tayininin Hakime Ait Olduğu )
    • ALDATMA YETENEĞİ ( Belgelerde Sahtecilik Suçlarında Aldatma Yeteneğinin Bulunup Bulunmadığının Takdir ve Tayininin Hakime Ait Olduğu )
    • DOLANDIRICILIK ( İddianame İle “Sanığın Söz Konusu Çekleri Bankalara Verip Açılmaması Gereken Bir Krediyi Açtırmak Suretiyle Dolandırıcılık Suçunu İşlediği “ İddiasıyla Dava Açıldığının Gözetilmemesinin İsabetsizliği )
    • KREDİ AÇTIRMAK SURETİYLE DOLANDIRICILIK ( Dava Konusu Yapılmayan Suça Konu Çeklerin Ödenmemesi Nedeniyle Keşideci Hakkında İcra Takibi Yapıldığından “Dolandırıcılık” Suçunun İşlendiğinden Bahisle Sanığın Mahkumiyetine Karar Verilmesinin Yasaya Aykırı Olduğu )
    5237/m.204, 158/1-J-son
    ÖZET : Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime aittir.
    İddianame ile “sanığın söz konusu çekleri bankalara verip açılmaması gereken bir krediyi açtırmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği “ iddiasıyla dava açıldığı gözetilmeden, iddianame dışına çıkılarak, dava konusu yapılmayan suça konu çeklerin ödenmemesi nedeniyle keşideci hakkında icra takibi yapıldığından “dolandırıcılık” suçunun işlendiğinden bahisle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırıdır.
    DAVA : 1-Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup, adli emanette kayıtlı suça konu keşide tarihleri 25.03.2007 ve 15.06.2007 olarak değiştirilerek paraflanmış çekler incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılarak gerekçeli kararda aldatma niteliğini taşıyıp taşımadığı tartışılmadan ve denetime olanak verecek şekilde suça konu belge dosya içerisinde de bulundurulmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
    2-5271 sayılı CMK.nun 225.maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, iddianame ile “sanığın söz konusu çekleri bankalara verip açılmaması gereken bir krediyi açtırmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği “ iddiasıyla dava açıldığı gözetilmeden, iddianame dışına çıkılarak, dava konusu yapılmayan suça konu çeklerin ödenmemesi nedeniyle keşideci hakkında icra takibi yapıldığından “Davut Çetin’e karşı dolandırıcılık” suçunun işlendiğinden bahisle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi
    3-5237 sayılı TCK.nun 158.maddesinin 1.fıkrasının ( e ), ( f ) ve ( j ) bentlerinde sayılan hallerde maddede öngörülen 5 ila 5.000 tam gün arasında belirlenecek gün birim sayısı üzerinden varsa artırım ve indirim nedenleri uygulanarak tespit olunan sonuç gün ile bir gün karşılığı 20-100 YTL. arasında takdir edilecek miktarın çarpımı sonucu bulunan miktar, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az ise adli para cezası asgari bu miktara yükseltilip bu miktar üzerinden takdiri indirim hükmü uygulanarak sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde eksik adli para cezası tayini,
    4-Sanığa yüklenen suçlardan doğrudan doğruya zarar görmeyen şikayetçi Denizbank’ın davaya katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesi nedeniyle hukuken geçersiz olan müdahillik kararı uyarınca lehine vekalet ücreti tayini,
    SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CUMK.nun 321.maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 15.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
    T.C. YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ
    E. 2005/9884 K. 2007/3925 T. 6.6.2007
    • ÇEK İLE DOLANDIRICILIK ( Bankanın Maddi Varlığı Olan Çek Kullanılmak Suretiyle İşlendiği İddiası – Delilleri Takdir ve Tartışmanın Üst Dereceli Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu )
    • GÖREVLİ MAHKEME ( Dolandırıcılık Suçunun Bankanın Maddi Varlığı Olan Çek Kullanılmak Suretiyle İşlendiği İddiası – Delilleri Takdir ve Tartışmanın Üst Dereceli Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu )
    765/m.504/3
    5237/m.158/1-f
    ÖZET : Yüklenen dolandırıcılık suçunun bankanın maddi varlığı olan çek kullanılmak suretiyle işlendiğinin iddia olunması karşısında, fiilin 765 Sayılı TCK’nun 504/3 ( 5237 Sayılı TCK. nun 158/1- f ) maddesinde öngörülen suçu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, kanuna aykırıdır.
    DAVA : Dolandırıcılık suçundan sanıklar … yapılan yargılamaları sonunda: Beraatlarına, dair … Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 08.07.2004 gün ve 2004/563 Esas, 2004/760 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı,
    C.Başsavcılığının onama isteyen 25.10.2005 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:
    KARAR : Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 28.12.2004 gün ve 2004/173-228 sayılı kararında açıklandığı üzere;
    Yüklenen dolandırıcılık suçunun bankanın maddi varlığı olan çek kullanılmak suretiyle işlendiğinin iddia olunması karşısında, filin 765 Sayılı TCK. nun 504/3 ( 5237 Sayılı TCK. nun 158/1- f ) maddesinde öngörülen suçu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
    SONUÇ : Kanuna aykırı, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.06.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.
    T.C. YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ
    E. 2003/11566 K. 2006/247 T. 26.1.2006
    • ÇEK KULLANARAK DOLANDIRICILIK ( Eylemin Bankayı Vasıta Kılarak Dolandırıcılık Suçunu Oluşturup Oluşturamayacağına İlişkin Delillerin Takdirinin Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu )
    • BANKA VASITA KILINARAK DOLANDIRICILIK ( Delillerin Takdirinin Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu – Bankanın Maddi Varlıklarından Olan Çek Kullanılmak Suretiyle Dolandırıcılık Suçunun İşlendiği İddiası )
    • GÖREV ( Bankanın Maddi Varlıklarından Olan Çek Kullanılmak Suretiyle Dolandırıcılık Suçunun İşlendiği İddiası – Delillerin Takdirinin Ağır Ceza Mahkemesine Ait Olduğu )
    765/m.503,504,
    5237/m.157,158
    ÖZET : Sanığın, bankanın maddi varlıklarından olan çeki kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia olunması karşısında; eylemin bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturamayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmelidir.
    DAVA : Dolandırıcılık suçundan sanık … ın yapılan yargılaması sonunda; Mahkumiyetine dair Sarıgöl Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 12.04.2002 gün ve 2001/…E,2002/…K karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olmakla dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen 27.08.2003 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle,incelenerek görüşüldü:
    KARAR : Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.12.2004 gün ve 173/228 sayılı kararında da açıklandığı üzere; sanığın, bankanın maddi varlıklarından olan çeki kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia olunması karşısında; eylemin bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturamayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilip GÖREVSİZLİK KARARI verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
    SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş,sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 S.Y.nın 8/1 m.si gereğince uygulanması gereken 1412 s.CMUK.nun 321.maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,kazanılmış hakkın saklı tutulmasına,26.01.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
    Yorumlar? 6 Yorumlar?
    1. Avatarı
      HANDANT -
      spk sı olmayan bir forex firması tarafından dolandırıldım.ne yapmam gerektiğini bilimiyorum
      yardımcı olurmusunuz
    1. Avatarı
      Ist Fatsa -
      Merhaba ben siteyi kullanmayı bilmediğimden herhangi gibi bir avukata sorunumu anlatmak istedim,ben müştekinin oğluyum avukat hanım müşteki babam oluyor.Biz 25.03.2014 tarihinde dolandırıldık ve 2 defa asliye ceza mahkemesine çıktık (araç satışında dolandırıldık) aracı onlara verdik ama biz 26.000 liramızı almadık daha doğrusu adamlar kaçtı gitti konuyu kaba taslak anlatıyorum benim asıl sorum,biz 2 defa asliye mahkemesine çıktık dolandıran kişiden 1'i ordaydı ve hakim bana dolandırıldığımız anda bende orda olduğum için bu kişi omu diye sormuştu bende emindim evet bu kişi dedim hala onun olduğundan eminim saçlarını faullerini kestirip gelmiş başka bir kişiymiş gibi davranıp olayla bir alakası olmadığınıda söyledi ama sizi temin ederim ki böyle bir olay başımıza geldi1.ci davada sanığın fotoğraflarının çekilmesini istedi noterdeki fotoğrafla karşılaştırılması için,2.ci davaya çıktık ve hakim onu şimdilik içeri atmıyacağını söyledi,savcıda hakimde olayın aslında farkında bizim haklı olduğumuzu biliyorlar bu resim karşılaştırılmasında da bilir kişi en az %80 o kişinin davaya gelen adamın olduğu belirtti,sonra hakim kararı ağır ceza mahkemesine göndererek bitirdi bu olay asliye ceza mahkemesini aşıyormuş,ve şimdi 17.12.2014 tarihinde ağır cezada 3.cü davamız görülücek bu dava ne olur ertelenirmi aracımızı geri alabilirmiyiz dava ne kadar sürer lütfen bilgi verin..
    1. Avatarı
      4/Bbirisi36 -
      Sitede Yeni Konu açmayı bir türlü bulamadığım için buraya yazıyorum.Yeni Konu nasıl açılıyor.Bu konuyla ilgili sorum olacak.Kendi avukatım tarafından ciddi miktarda mağdur edildim ( 480.000 Tl ).
    1. Avatarı
      ErhanLive -
      Merhabalar
      Bende yeni kayıt olduğum için bir konu üzerinde bilgi almak istemiştim ama konuyu nerden açabileceğimi bilmediğim için burdan yazıyorum ki kusura bakmayın lütfen saygılar..

      Eşime ait bir şirket vardı yanında çalışan şöför iş icabı yola giderken kaza yaparak hayatını kaybetti bütün ssk maaş herhangi bir alacağı yoktu ve kazada duran bir kamyonun arkasından çarparak hayatını kaybetti kazada tamamen suç kendisinde ama ailesi bize oğlunu sabah erken saatte gönderdiniz diyerek dava acıyor ve dava maddi manevi sonuçlanıyor bugün itibari ile 34 bin tl ve aile bize oğlumuz bakıyordu diyerek SGK dan maaş taleb ediyor ve maaş bağlanıyor anneye düşük bi miktar ama SGK bu bağladığı maaşıda bize rücu edecekmiş avukatımız öyle dedi eşim kaza yüzünden şirketi satmak zorunda kaldı ve bi çok rahatsızlığıda beraberinde yaşamaya başladı duruma üzülmesinden dolayı ve elinden gelen herşeyi yaptı ve yaptık kaskodan aileye para ödenmesi için vesayret ailenin cenaze masraflarını ve o durumda bütün masrafları bi şekilde biz karşıladık ailenin avukatı ilk başta bizden 20 bin tl istedi ve bunu verirsek anlaşmış olup mahkemelik bi durum olmayacaktı ama çok yüksek bulduk ki bizim suçumuz dahi yokken ödemek zor geldi derken mahkeme oldu ve sonuç suan 4 bin tl maddi 30 bin tl manevi SGK dan ne kadar maaş ücreti çıkacak ki daha belli değil sonuçlandı aile bize cocugumuz bakıyordu diyor ama ailenin mal varlığı yerinde + cocuklarına ev dahi alan onlar kazada suç tamamen kazada vefat eden kişide olmasına rağmen bu sonuç çıkıyor biz bu duruma itiraz edebilirmiyiz ve hakim dosyayı hiç incelememiş bulunmakta ki o kadar lehimize olan şeylerden birini dahi görmemiş ..
      Bu arada eşimin sattığı şirket şuan zarar ediyor ve davacıda şirket olduğu için biz ne yapabiliriz ?
      Bu kararı kabul etmemek adına , veya bu kararı doğru bulmamak adına ..

      - - - Updated - - -

      Alıntı birisi36 rumuzlu üyeden alıntı İletiyi Göster
      Sitede Yeni Konu açmayı bir türlü bulamadığım için buraya yazıyorum.Yeni Konu nasıl açılıyor.Bu konuyla ilgili sorum olacak.Kendi avukatım tarafından ciddi miktarda mağdur edildim ( 480.000 Tl ).
      Bende bulamadım yeni konu açma yerini ,
    1. Avatarı
      4/Bdiliyorum4 -
      özbekistanlı bir bayan bir arkadaşlık sitesinden kendini bekar ve kanser hastesi yetim magdur olaraqk tanıtıp türk erkekleriyle cinsel ilişki kurup , magdur durumda oldugunu Kanser ameliyatı olması gerektigini beyanla ağlayarak duygu sömürüsüyle , oğluna araba çarptıgını ve vizesinin bittiğini beyan edip para almaktadır bu suçmudur ?

      bildigim
      Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;
      a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
      b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
      c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
      d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
      e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
      f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
      g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
      h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
      i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
      j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
      k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
      İşlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

      Daha az cezayı gerektiren hal
      MADDE 159 – (1) Dolandırıcılığın, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde, şikayet üzerine, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
    1. Avatarı
      z2016 -
      editor bey; FIRUMDA bir konuda BİR isim açıkça ifşa edilmiş..
      silmeniz mümkün mü ? link burda https://www.hukuki.net/showthread.php...ht=#post549996

      23-07-2015, 14:53:02 #12
      4/Bdiliyorum4
      diliyorum4 Aktif Değil Yeni Üye MAHKEMEDE GÖSTERİN KELİMESİNDEN ÖNCEKİ AD İSİM


Hukuk Blog |  2020 tarihli Yasal Siteler Dizini |  Arabulucu |  Hukuk Kitapları |  Fiyat1 |  Alman Hukuku |  Özel Güvenlik AŞ. |  İş İlanları |  Ankahukuk |  Psikolog |  Taşınmaz ilanları |  Internet Rehberi |  Türkiye Portalı |  Site Ekleme |  Türkçe-İngilizce Sözlük |  Sihirli Kadın |  Sağlık |  Satılık Düşecek Domainler |  Terapi  |  Berk Gürman |  Phukuk |  Bayefendi |  Arabuluculuk Eğitim Merkezi |  AfternicAlanadı satış (Domain alımı) | 

™ Marka tescili, Patent ve Fikri mülkiyet hakları nasıl korunuyor?
Hukuki.Net’in Telif Hakları ve 2014-2020 yılları arası Marka Tescil Koruması Levent Patent tarafından sağlanmaktadır.
♾️ Makine donanım yapı ve yazılım özellikleri nedir?
Hukuki.Net olarak dedicated hosting serveri bilfiil yoğun trafiği yönetebilen CubeCDN, vmware esx server, hyperv, virtual server (sanal sunucu), Sql express ve cloud hosting teknolojisi kullanmaktadır. Web yazılımı yönünden ise content management (içerik yönetimi) büyük kısmı itibari ile vb olup, wordress ve benzeri çeşitli kodlarla oluşturulan bölümleri de vardır.
Hangi Diller kullanılıyor?
Anadil: 🇹🇷 Türkçe. 🌐 Yabancı dil tercüme: Masaüstü sürümünde geçerli olmak üzere; İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Hintçe, Rusça ve Arapça. (Bu yabancı dil çeviri seçenekleri ileride artırılacak olup, bazı internet çeviri yazılımları ile otomatik olarak temin edilmektedir.
Sitenin Webmaster, Hostmaster, Güvenlik Uzmanı, PHP devoloper ve SEO uzmanı kimdir?
👨‍💻 Feyz Pazarbaşı [İstanbul] vd.
® Reklam Alanları ve reklam kodu yerleşimi nasıl yapılıyor?
Yayınlanan lansman ve reklamlar genel olarak Google Adsense gibi internet reklamcılığı konusunda en iyi, en güvenilir kaynaklar ve ajanslar tarafından otomatik olarak (Re'sen) yerleştirilmektedir. Bunların kaynağı Türkiye, Amerika, Ingiltere, Almanya ve çeşitli Avrupa Birliği kökenli kaynak kod ürünleridir. Bunlar içerik olarak günlük döviz ve borsa, forex para kazanma, exim kredileri, internet bankacılığı, banka ve kredi kartı tanıtımları gibi yatırım araçları ve internetten para kazanma teknikleri, hazır ofis kiralama, Sigorta, yabancı dil okulları gibi eğitim tanıtımları, satılık veya kiralık taşınmaz eşyalar ve araç kiralama, ikinci el taşınır mallar, ücretli veya ücretsiz eleman ilanları ile ilgili bilimum bedelli veya bedava reklamlar, rejim, diyet ve özel sağlık sigortası gibi insan sağlığı, tatil ve otel reklamları gibi öğeler içerebilir. Reklam yayıncıları: ads.txt dosyası.
‼️ İtirazi kayıt (çekince) hususları nelerdir?
Bahse konu reklamlar üzerinde hiçbir kontrolümüz bulunmamaktadır. Bu sebep ile özellikle avukat reklamları gibi Avukatlık kanunu vs. mesleki mevzuat tarafından kısıtlanmış, belirli kurallara tabi tutulmuş veya yasaklanmış tanıtımlardan yasal olarak sorumlu değiliz.
📧 İletişim ve reklam başvuru sayfası nerede, muhatap kimdir?
☏ Sitenin 2020 yılı yatırım danışmanı ile irtibat ve reklam pazarlaması için iletişim kurmanız rica olunur.