PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Akıl okulu







Av.Dilek Kuzulu Yüksel
20-04-2006, 22:07:26
Bir gün ülkenin küçük kasabalarından olan Yitan'da şöyle bir haber yayılmış:
- Güzel başkentimizde bir Akıl Okulu varmış. Her kim o okula giderse orada akıl öğretiliyormuş.Herkes bu haberi şaşkınlıkla birbirine anlatıyormuş. Kasabanın en zenginlerinden olan bir adam da bu haberi duyunca kahkahalarla gülmeye başlamış:- Efendim, hayatımda hiç bu kadar komik bir şey duymamıştım. Bir insan akıllıysa akıllıdır. Sonradan akıl kazanılır mı hiç? Olacak şey midir? Duyulmuş mudur? Görülmüş müdür?Bu adam çok zengin olduğu için çocuklarının hiçbirisini okutmamış. Öyle çok parası varmış ki, istese kasabanın tamamını satın alabilirmiş. Fakat çocuklarına devamlı şöyle diyormuş:- Şükürler olsun çok paramız var. Yine de paramıza para katmalıyız. Ne kadar çok kazanırsak o kadar güçlü oluruz.Çocuklarından biri ise, babasının bu düşüncesine katılmıyormuş. Devamlı:- Babacığım, okumak gibisi var mıdır? diyormuş. Bak ne çok paramız var. Ama bu parayla bilgi satın alamayız. Buna kimsenin de gücü yetmez. Neden okumayı kötü görüyorsun? Adam, çocuğunun bu sözlerini günlerce, gecelerce düşünmüş durmuş. Sabahlara kadar sayıklar olmuş: 'Akıl okulu? Akıl okulu?' Bir sabah dayanamamış ve kararını vermiş:- Böyle olmayacak. Şu Akıl Okulu neymiş gidip göreceğim.Adam yolculuk için hazırlanmış. Atına binmiş ve yola koyulmuş.

Günler geçmiş. Geceler geçmiş. Memleketinden ayrılalı tam otuziki gün olmuş. Günün birinde, yolda ağır ağır yürüyen bir ihtiyara rastlamış. İhtiyarın gözleri görmüyormuş. Adam bu ihtiyarın haline acımış. Yanına yaklaşarak:- Ey yolcu, nereye gidiyorsun? diye sormuş.İhtiyar da başkente gitmek istediğini söylemiş. Bunun üzerine adam atından inmiş ve ihtiyarı atına bindirmiş:- Ben de başkente gidiyorum. demiş. Bir günlük yolum kaldı. Birlikte konuşa konuşa gideriz. İhtiyar atın üzerinde, adam yaya yolculuklarına devam etmişler. Şehre vardıkları zaman adam ihtiyara:- İşte başkente geldik, demiş. Burada inebilirsin. Fakat ihtiyar, adama şunları söylemiş:- Madem bir iyilik yaptın, bunun gerisini de getir. Beni şehrin meydanına kadar götür. Ondan sonra var git nereye gideceksen.Adam hiç karşı çıkmamış ve tamam demiş. Beş-on dakika sonra şehrin meydanına gelmişler. Tam bu sırada ihtiyar bağırmaya başlamış:- İmdat!.. Yardım edin. Bu adam atımı çalmak istiyor. Bu garibana yardım elini uzatacak yok mu? İmdat!..Meydandaki insanlar koşa koşa gelmişler onların yanına. İhtiyar kör olduğu için ona acımışlar ve adamı suçlamışlar:- Utanmıyor musun bu yaşta hırsızlık yapmaya! Hem de kör bir adamın atını çalmaya çalışıyorsun. Adam haykırıyormuş:- Hayır yalan söylüyor. Bu at benim. Onu yoldan ben aldım. İhtiyardır, yorulmasın, bir iyilik yapmış olayım, dedim. Bu at benim. Ben hayatımda hırsızlık yapmadım. O yalancıdır.

Fakat gel gelelim insanlar adamı dinlememişler. Atı, kör ihtiyarı ve adamı doğruca şehrin hakimine götürmüşler. Hakim önce kör ihtiyarı, sonra adamı dinlemiş. Ardından da şöyle demiş:- Bana bir baytar, bir nalbant, bir de saraç çağırın. Hemen gelsinler. Bekliyoruz.Adam bu üç kişinin neden çağrıldığını bir türlü anlayamamış. Kimseye de soramamış. Mecburen çağrılanların gelmesini beklemiş. Kısa bir zaman sonra da hep beraber gelmişler. Hakim gelenleri tek tek huzuruna kabul etmiş. Önce baytar alınmış odaya. Hakim ona sormuş:- Ata bak. Bu at hangi memlekete aittir? Baytar şöyle karşılık vermiş:- Çok fazla incelemeye gerek yok. Bu at bu şehirden alınmamış. Yitan yöresine ait bir attır.Adam kendi memleketinin ismini duyunca hayretler içinde kalmış. Bu sefer de hakim nalbantı çağırmış ve ona:- Sen de bu atın nerede nallandığına bak, demiş. Nalbant biraz inceledikten sonra şunları söylemiş:- Bu at burada nallanmamış. Yitan yöresinde atlar böyle nallanır. Bizimkine benzemez.Adam yine şaşırmış. Kendi kendine, 'Nasıl bilebilirler?' diye sorup duruyormuş. Hakim son olarak saraca:- Bu atın koşumlarını incele, demiş. Nasıl eyerlenmiş? Saraç hiç beklemeden cevap vermiş:- Efendim, ilk bakışta bizim yöremize ait olmadığı anlaşılıyor. Yitan yöresinin koşum şeklidir.Hakim cevapları aldıktan sonra atın sahibine dönerek:- Evet, sen doğru söylüyordun, demiş. Bu at senin. Artık atını alıp gidebilirsin. İhtiyara da gereken ceza verilecektir. Hiç meraklanma. Fakat adam dayanamayarak hakime sormuş:- Siz böyle bir şey yapmayı nasıl düşündünüz? Bu adamlar, bu atın Yitan yöresine ait olduğunu nereden anladılar? Lütfen bana söyler misiniz bütün bunlar nasıl olabiliyor?Hakim adamın sorusuna gülerek cevap vermiş:- Ben ve bu gördüğün herkes, bu şehirdeki Akıl Okulunu bitirdik. Her şeyi o okulda öğrendik. Orada doğrunun nerede ve nasıl bulunacağı öğretilir.Adam böylece Akıl Okulunun ne anlama geldiğini yaşayarak öğrenmiş. Heyecanla memleketi olan Yitan'a dönmüş. Bütün olanları ailesine ve arkadaşlarına anlatmış. Sonra da bütün çocuklarını bu Akıl Okuluna göndermiş. Anlamış ki, herkeste akıl var, ama onu kullanabilmek için eğitim gerekiyor

(Alıntıdır.)

nero50
11-05-2006, 22:59:42
Çok güzel bir öykü,ellerinize sağlık.

Bir gün toplantıda koop yöneticimiz "Ben çok akıllıyım."dedi.Herkes birbirine bakarken de ekledi:
-Etrafımda o kadar çok akıllı insan var ki! Onlardan da akıl alıyorum.

erdiken
03-05-2007, 14:25:53
elinize sağlık
çok eğitici...
esenlikler

deniz02
05-05-2007, 19:29:24
Evet, insanoğlu yetmişine de gelse öğrenme azminden vaz geçmedikçe aklını kullanarak her istediğini başarabilir. İnsanları diğer canlılardan farklı kılan da bu değil midir zaten!

İşte...

70'lik ninenin okuma azmi :)

Sivas'ın Kangal ilçesinde hiç okula gitmeyen 70 yaşındaki Neslihan Durgun, Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünün açtığı kursta, okuma yazma öğreniyor.

İlçe genelinde 210 kişinin okuma yazma bilmediğini tespit eden Kangal Halk
Eğitim Merkezi Müdürlüğü, bu kapsamda ilçede 6 okuma yazma kursu düzenlenmesini kararlaştırdı.

Halk Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen ilk bölümünde, okuma yazma
bilmeyen 68 kişi, Atatürk İlköğretim Okulunda düzenlenen kursta eğitime alındı.

Her yaş grubundan vatandaşların bulunduğu kursta, hiç okula gitmediği öğrenilen 70 yaşındaki Neslihan Durgun dikkat çekti.

Kısa süre içinde kursun ilgi odağı olan ve sempatik hareketleriyle çevresinde sevilen Neslihan nine, yoğun bir çaba sarf ederek, öğretmenlerinin de
yardımıyla 70 yaşından sonra okuma yazma öğrendi.

Kurs öğretmeni Mustafa Sarıtaş, Neslihan Durgun'un öğrenme azmi karşısında şaşırdıklarını belirtti.

Onun bu kadar istekli olması karşısında kendisiyle özellikle ilgilendiklerini söyleyen Sarıtaş, Neslihan ninenin bu okuma azminin herkese
örnek olmasını diledi.

Kangal Halk Eğitim Merkezi Müdürü Ali Sarıburun da, Neslihan nineye de
gösterdiği okuma azminden dolayı teşekkür etti.

İnternetHaber (05 Mayıs 2007)

deniz02
01-02-2009, 21:40:16
Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından açılan kursa katılan 82 yaşındaki Pamuk Kılıç'a, kurs öğretmeni olan kızı okuma yazma öğretiyor.

Milli Eğitim Bakanlığı'nca başlatılan "Ana Kız Okuldayız" kampanyasının en güzel örneklerinden biri Ayvalık'ta yaşanıyor. Ayvalık Halk Eğitim Müdürlüğü'nce Çamoba köyünde açılan kursa katılan 82 yaşındaki Pamuk Kılıç, öğretmen olan kızından okuma yazma öğreniyor.

Pamuk nine, okumanın ve okuduklarını yazmanın çok güzel bir duygu olduğunu belirterek,

"Okuma yazma bilmemenin eksikliğini hayatım boyunca hissettim. Çok geç kalmışım. Ama okumanın yaşı olmadığını da biliyorum. Şimdilik biraz okurken zorlanıyorum fakat öğretmenim çok vefalı, elinden gelen gayreti evde de gösteriyor. Kızıma herkes gibi ben de dua ediyorum. Yaptığı ile övünüyorum" dedi.

Öğretmen İnayet Kılıç ise, annesine bütün öğrencilere davrandığı gibi davrandığını, sınıfta iltimas geçmediğini belirterek, "Annem çok gayretli bir öğrenci, tatil dönemi bile ders çalışıyor. Önce o beni okuttu, şimdi sıra bende" şeklinde konuştu.

Haberbaz(İHA)