PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : İkili Vatandaşlık ve Askerlik







isyancicocuk81
22-03-2006, 18:53:36
Merhaba,

Gerçi ben bu konuda hem Milli Savunma Bakanlığı ASAL dairesi hem de bağlı bulunduğum ilin askerlik şubesi ile konuştum ama onlar nuh diyor peygamber demiyor.Şimdi sorun şu;

Hem Azerbaycan hem Türk vatandaşı olanlar eskiden iki ülkede de mecburi askerlik hizmeti yapmak zorunda kalıyordu.Bu da 18+18 demektir.

Şimdi yakın çevremden ikili vatandaşlığı olan şahıslar Azerbaycanda askerlik yaptıktan sonra buraya gelerek sadece askerlik şubesine terhis belgesini veriyorlar ve bununla da iş bitmiş sayılıyor.

askerliğini bu şekilde yapanlar var ve anlattıklarına bakılırsa iki ülke cumhurbaşkanları ( Süleyman Demirel ve Haydar Aliyev ) arasında bu konuda anlaşma imzalanmış ama Milli Savunma Bakanlığı ve askerlik şubesi yok böyle birşey diyor.

Eğer yoksa iki vatandaşlıktan birini bırakmam gerekecek çunku iki defa askerlik yapmak istemiyorum ve yoksa nasıl oluyor da bu adamlar Azerbaycanda askerlik yaptıktan sonra buraya geliyorlar ve bir belgeyle iş bitiyor?

yld19sm
23-03-2006, 08:28:20
Bildiğim kadarıyla Azerbaycan ile Türkiye arasında askerlik konusunda bir anlaşma yok.Muafiyet karşılıklı anlaşma yapılan sınırlı sayıda ülke ile var.Askeri İdare Mahkemesinin aşağıdaki kararı umarım yardımcı olur.


Davacı 17 HAZİRAN 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Bulgaristanda iken askerlik kağıtlarını imzaladığını, askere gitmeden 1990 yılında Türkiye'ye üç aylık vize ile geldiğini, burada Bulgar Vatandaşlığını kaybetmeden Türk Vatandaşlığına geçtiğini, daha sonra Türk soylu Bulgar Vatandaşı eşi ile evlilik işlemleri için Bulgaristan'a gittiğini, orada asker kaçağı sayıldığı için yakalanıp 18 ay 2 gün askerlik yapıp tekrar Türkiye'ye döndüğünü, ikamet ettiği Bursa ili Karacabey Askerlik Şubesinden gelen tebliğe göre tekrar askerlik görevini yapması konusunda celp geldiğini, ikinci kez askere sevk edilme işleminin iptaline yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davacının yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi istemi Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin 02 EYLÜL 1996 gün ve 1996/103 Esas sayılı kararı ile kabul edilerek Yürütmenin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 20 Ocak 1972 doğumlu olan davacının 23 EYLÜL 1990 tarihinde Bulgaristan'dan göçmen olarak yurda geldiği ve Bakanlar Kurulunun 11 EYLÜL 1991 gün ve 1991/2224 sayılı kararı ile Türk Vatandaşlığına alındığı, davacının Bursa-Kestep-Derekızık köyünden Bursa-Karacabey'e nakil ettiği, son yoklamasını 02 HAZİRAN 1992 tarihinde yapıldığı, davacının talebi üzerine 1111 Sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca askere şevkinin yurda giriş tarihinden itibaren iki yıl geri bırakıldığı, 09 MART 1994 tarihine kadar sevk tehiri verildiği, yurtdışına 31 ARALIK 1993 tarihine kadar çıkmasında sakınca bulunmadığı bildirilen davacının, ŞUBAT 1994 tarihinde Bulgaristan'a gittiği burada 24 MART 1994-26 EYLÜL 1995 tarihleri arasında askerlik yaptığı, bakaya olarak aranan davacının yurtdışında olduğu tesbit edilerek 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 25/4 maddesi uyarınca hakkında Türk Vatandaşlığını kaybettirilmesi işlemlerine Karacabey Askerlik Şubesi Başkanlığınca başlanıldığı, davacının 25 EKİM 1995 tarihinde yurda dönerek askerlik şubesine müracaat etmesi üzerine Türk Vatandaşlığının kaybettirilmesi işlemlerinin durdurulduğu anlaşılmaktadır.
Dava davacının askere sevk işleminin iptali istemi ile açılmıştır. Davacı Türk Vatandaşlığına geçtikten sonra gittiği Bulgaristan'da yakalanarak 24 MART 1994 - 26 EYLÜL 1995 tarihleri arasında askerlik hizmetini yaptığını, Türkiye'de ikinci kez askere sevkedilmesinin hukuka aykırı olduğunu İddia etmekte davalı idare ise davacının yurda girdiği tarihteki statüsüne göre Türkiye'de askerlik hizmetini yapması gerektiğini savunmaktadır. Çözümlenmesi gereken husus, Bulgaristan'dan Türkiye'ye göçmen olarak gelen ve Türk Vatandaşlığına geçirilen kişilerin yurda giriş tarihindeki statülerine göre Türkiye'de askerlik yapması gerekenlerden henüz silah altına alınmadan bir vesile ile geldikleri ülkeye gittiklerinde orada' asker edilmeleri halinde yurda döndüklerinde Türkiye'de askerlik yapıp yapmayacaklarının tesbitidir. Muhacirlerin askerlik işlemleri ile hangi hallerde asker edilmeyecekleri hususu 1111 sayılı Askerlik Kanununun 2 ve 10/10 maddelerinde açıkça düzenlenmiştir. 1111 Sayılı Askerlik Kanununun 2 nci maddesi; "Askerlik çağı her erkeğin esas nüfus kütüğünde yazılı olan yaşına göredir ve yirmi yaşına girdiği sene OCAK ayının birinci gününden başlayarak 41 yaşına girdiği sene OCAK ayının birinci gününde bitmek üzere en çok yirmi bir sene sürer. Bu süre, Genelkurmay Başkanlığının göstereceği lüzum, Milli Savunma Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla 5 yıla kadar uzatılabilir veya kısaltılabilir. Yerli nüfus kütüklerinin birinde yazılı olmayan kimselerin yabancı kütükleri yerli kütükleri gibi sayılır.
Muhacirlerin askerlik çağlarının başlangıcı, geldikleri yılda nüfus kütüklerine geçen yaşlarına ve bu esasa göre hesap olunur. Nüfus doğum kağıtlarında doğumlarının ay ve günü yazılı olmayanların doğum günleri yılın temmuzunun birinci günü sayılır. Geldikleri yıl ikinci kanun birinde 22 yaşını bitirmiş olanlar muvazzaf hizmete tabi tutulmayıp yaşıtları erbaş ve er arasına yedeğe geçirilirler. Bu gibilerin her ne sebeple olursa olsun nüfus kütüğüne yazılmalarının gecikmiş olması, geldikleri zaman yaşlarına göre başlayacak askerlik çağlarını geciktirmez. Bunlar nüfus kütüğüne yazıldıkları tarihten başlayarak iki yıl geçmedikçe talim, manevra ve başka iş için silah altına çağrılamazlar.
Hükümetçe iskan edilmeyenler veya hükümetin gösterdiği yerde yurd tutmak istemeyenler yalnız iki yıllık geciktirme hakkında istifade ederler. Memleketlerinde tahsilleri yedek subay yetişecek derecede olupta, geldikleri tarihte 22 yaşını bitirmiş olanlarla memleketlerinde askerlik yapmış ve fakat 22 yaşını bitirmemiş bulunanlardan yedek subay olmak isteyenler ve geldikleri tarihte 22 yaşını bitirmiş ve memleketlerinde askerlik etmemiş olanlar iki yıl geciktirme müddetinden sonra 1076 sayılı Kanun hükümlerine tabi tutulurlar.
Muhacirler arasında önce tabi oldukları hükümet ordusunda yedek veya muvazzaf subay olanlardan lazım olan evsafı taşıyanlar staja tabi tutularak, yedek subaylığa geçirilirler.
Umumi seferberlikte muafiyet yoktur.

Ancak nüfus kütüğüne kayıt olundukları tarihten başlayarak üç ay geçmemiş olanların silah altına alınmaları üç ayın sonuna bırakılır. Bir yıl içinde nüfus kütüğüne kayıtlarını yaptırmayanlar yukarıdaki muafiyetten istifade edemezler.

Eski memleketlerinde askerlik ettiklerini veya bunun yerine bedel verdiklerini tevsik edenler tekrar muvazzaf hizmete tabi tutulmayıp yaşıtları yerli erbaş ve er ile yedeğe geçirilirler. Türkiye içinde bir iskan mıntıkasından diğer bir iskan mıntıkasına Hükümetçe naklolunarak yerleştirilen vatandaşlardan muvazzaf hizmete tabi olupta bunu henüz yapmamış olanların bu hizmetleri, yerleşecekleri yere vardıkları tarihten başlayarak iki yıl geciktirilir.
Aynı Kanunun 10 ncu maddesinin 10 ncu fıkrasında; Türkiye'ye girdikleri tarihte yirmi iki yaşını doldurmuş veya geldikleri memlekette askerlik yapmış oldukları anlaşılan, Türkiye Cumhuriyeti uyruğuna girmiş göçmenlerin asker edilmeyecekleri hükme bağlanmıştır. Görüldüğü gibi göçmen yükümlülerin, askerlik işlemlerinin tespitinde yurda giriş tarihleri önem kazanmaktadır. 20 OCAK 1972 doğumlu olan davacı yurda girdiği tarihte (18 yıl ve 8 ay 3 gün) ondokuz yaşında olduğu henüz yirmiiki yaşını doldurmamış bulunduğu ve geldiği tarihte Bulgaristan'da askerlik yapmamış olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı Türkiye'de askerlik hizmetini yapacağı kuşkusuzdur. Nitekim son yoklamasını yaptırmış ve istemi üzerine 1111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi uyarınca askere şevki iki yıl geri bırakılmıştır. Bu süre içerisinde bir vesile ile geldiği ülkeye gitmesi ve burada asker edilmesi Türkiye'de yapacağı askerlik hizmetine bir tesiri bulunmadığı yasanın amir hükmü gereği olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davacı hakkında tesis olunan askere sevk işlemi mevzuata ve hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla DAVANIN REDDİNE.


KARŞI OY GEREKÇEMİZ
BULGARİSTAN'dan TÜRKİYE'ye göç ettikleri tarihte 22 (Yirmiiki) yaşını doldurmuş olanlar veya BULGARİSTAN'da askerlik yapmış olduklarını ispatlayandan TÜRKİYE'de askerlik yaptırılmamaktadırlar. Davacı 1972 doğumlu olup göç ettiklerini 1990 yılında 22 yaşını doldurmadığı için Türkiye'de askerlik uygulanmak zorundadır. Fakat bu esnada Türk Vatandaşlığını kazanan davacı geçici bir süre BULGARİSTAN'a gittiğinde askerlik çağında bulunduğundan 18 ay askerlik yapmak zorunda bırakılmıştır. Davacı bu son duruma göre BULGARİSTAN'da askerliğini yapmış olması ile TÜRKİYE'de askerlik hizmetinden muaf tutulması gerekmektedir. Zira göç ettiği 1990 yılında 22 yaşın altında olup bu nedenle TÜRKİYE'de askerlik yapması gerekmekte ise de davacı geldikten sonra TÜRKİYE'de asker edileceği süre kadar kalmamış, BULGARİSTAN'a bir ziyaret amacıyla gittiğinde 18 aylık askerlik hizmetine tabi tutulmuştur. Geldikleri ülkede askerlik hizmetini yapan göçmenlere Türkiye'de askerlik yaptırılmamaktadır.
Davacının da TÜRKİYE'ye her ne kadar 19 yaşında gelse de daha sonra kendi isteği dışında BULGARİSTAN'da askerlik yapmak zorunda kaldığı görülmektedir. Bu konudaki kanun ve düzenlemelerle güdülen amacın yerine geldiği ve göçtüğü ülkede askerlik görevini yapması nedeniyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.

isyancicocuk81
23-03-2006, 14:10:45
sayın yld19sm

öncelikle verdiğiniz bilgi için teşekkür ederim.görünüşe bakılırsa ömrümün yarısı silahlı kuvvetler sıralarında geçecek :)

yld19sm
27-03-2006, 15:34:03
önemli değil.her nimet bir külfeti vardır.