PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Ayıplı Mal ile ilgili Yargıtay Kararları







ercu1972
02-03-2006, 11:41:02
Merhaba,
Ayıplı Mal ile ilgili Yargıtay kararlarına ihtiyaç duymaktayım. Gerçi, forum arşivinden 1-2 tane buldum, ancak daha çok karar lazım. Yardımcı olursanız memnun olurum. Teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.

Av.Aslı Yazıcı
02-03-2006, 12:24:22
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2003/19-184
K. 2003/200
T. 26.3.2003
#8226; İTİRAZIN İPTALİ DAVASI ( Alıcı Yasal Süre İçerisinde Ayıp İhbarında Bulunmadığı Halde Satıcının İhbar Süresi Geçtikten Sonra Alıcının Bildirdiği Ayıpların Varlığını Kabul Etmiş Olması )
#8226; AYIPLI MAL ( Alıcı Yasal Süre İçerisinde Ayıp İhbarında Bulunmadığı Halde Satıcının İhbar Süresi Geçtikten Sonra Alıcının Bildirdiği Ayıpların Varlığını Kabul Etmiş Olması )
#8226; AYIBA KARŞI TEKEFFÜL ( Alıcı Yasal Süre İçerisinde Ayıp İhbarında Bulunmadığı Halde Satıcının İhbar Süresi Geçtikten Sonra Alıcının Bildirdiği Ayıpların Varlığını Kabul Etmiş Olması )
#8226; AYIBIN KABULÜ ( Alıcı Yasal Süre İçerisinde Ayıp İhbarında Bulunmadığı Halde Satıcının İhbar Süresi Geçtikten Sonra Alıcının Bildirdiği Ayıpların Varlığını Kabul Etmiş Olması )
#8226; SEÇİMLİK HAK ( Alıcı Süresi İçinde Ayıplı Mal için İhbarda Bulunmamış Ancak Satıcı Bu Ayıbı Kabul Etmiş Olduğundan Kaybettiği Seçimlik Hakkını Kabul Nedeniyle Kullanabilmesi )
743/m.2
818/m.202,203
6762/m.25
ÖZET : Alıcı yasal süre içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı halde, satıcı ihbar süresi geçtikten sonra alıcının bildirdiği ayıpların varlığını kabul etmiş ve bunların giderilmesi taahhüdünde bulunmuş ise, artık bu ayıplardan dolayı tekeffül altında bulunduğu; dolayısıyla, alıcının, ancak süresi içinde ihbarda bulunmuş olması koşuluyla kendisine tanınan, Borçlar Kanunu'nun 202. maddesindeki seçimlik hakları, süresinde bir ihbarı hulunmamasına rağmen, satıcının bu kabul ve tekeffülü nedeniyle kullanabileceğinin kabulü gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki "itirazın iptali, sözleşmenin feshi ve istirdat'" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın reddine dair verilen 12.10.1999 gün ve 1993/306-1999/1 102 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 06.04.2001 gün ve 2001/98-2553 sayılı ilamı ile, ( ...Davacı H. Gmbh vekili; müvekkilinin imal ettiği 380.000 DM değerindeki makinanın davalıya satıldığını, Türkiye'ye getirlen makinaların 23.03.1992 tarihinde montajının bitirilerek işletmeye alındığını ve davalıya teslim edildiğini, teslim sırasında ödenmesi gereken makine bedelinin, 230.000 DM'lık kısmının 22.07.1992 tarihinde ödendiğini,bakiye 150.000 DM'nin ise uyarılara rağmen ödenmediğini, bu alacağın tahsili için İstanbul 4.İcra Müdürlüğünün 1993/163 sayılı icra dosyasında icra takibi yapıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğıni beyanla itirazın iptalini ve %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmıiştir.

Davalı K. Mencucat A.Ş. vekili; Müvekkilinin davacının verdiği garantiye, ileride doğabilecek soruların çözülmesini vaad etmesine güvenerek, kumaş kalite kontrol ve paketleme makinalarını ithal ettiğini makinanın montajından soııra çalışmadığı, davacının gönderdiği elemanların makine da bazı düzenlemeler yapmışsa da makinadan tam randıman alınamadığını bu nedenle büyük zararlara uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

K. Mensucat A.Ş. vekili İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesinin 1994/432 Esas sayılı dosyasındaki 22.03.1994 tarihinde açtığı davada; Davalı satıcının güven verici sözlerine inanarak makinayı sipariş ettiklerini, ancak satın alınan makinanın tam randımanlı çalışmadığını, arızaların giderilmesi için eleman gönderilmediğini, yaptıkları araştırmada davalının ilk kez böyle bir makine yaptığının anlaşıldığını beyanla satış sözleşmesinin feshini, ödenen 230.000 DM'nin faizi ile birlikte istirdadını, fazlaya ait talep hakları saklı kalmak kaydıyla 1.500.000.000 TL. manevi olmak üzere 4.000.000.000 TL. tazminatın tahsilini talep etmiştir.

Davalı H. Gmbh vekili cevap dilekçesinde, davanın altı aylık sürede açılmadığını, davacının makine bedelini tamamen ödemeden 23.03.1992 tarihinden beri kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalar arasındaki fiili ve hukuki irtibat nedeni ile 3. Ticaret Mahkemesinde açılan davanın İstanbul 6. Ticaret Mahkemesinin 1993/306 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, mahkemece makinanın ( davalı ) alıcıya ayıpsız olarak teslim edildiği davalının makinayı kullandığını, süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne 150.933 DM üzerinden itirazın iptaline asıl alacak 150.000 DM'ye takip tarihinden itibaren yılık %7 oranında DM faizi yürütülmesi fazla istemin reddine, 319.668.600 TL. icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ( oyçokluğuyla ) birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı-davacı K. Mensucat A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre K. Mensucat A.Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- K. Mensucat A.Ş. tarafından satın alınan makine ile ilgili olarak süresinde ayıp ihbarında bulunulmamışsa da dosya içeriğinden ve teknik bilirkişi raporlarından satın alınan makinenin tam randımanlı çalışmadığı anlaşılmaktadır. Makinenin tam randımanlı çalışmaması sözleşmenin feshini gerektirmemekte ise de istemin içinde semenin tenzili de olduğundan bu yön üzerinde durularak oluşacak uygun sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği arılaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Asıl davada davacı H. A. GmbH vekili, davalı şirketin, davacı tarafından üretilen 380.000 DM. değerindeki paketleme makinesini 1991 yılında ithal ettiğini, 03.04.1992 tarihinde montajın bitirildiğini ve makinelerin işletmeye alındıklarını, taraflar arasındaki protokole göre, bedelin malın ithali sırasında ödenmesi gerekirken, davalinin muhtelif ihtar ve yazismalara ragmen bu yükümlülügü yerine getirmedigini, son olarak 22.07.1992 tarihinde borcun 230.000 DM. lik kisminin ödendigini, kalan 150.000 DM.'nin ödenmesi için yapilan girisimlerden sonuç alinamamasi üzerine, alacagin faiziyle birlikte tahsili için icra takibi yapildigini, davalinin haksiz sekilde borca itiraz ettigini ileri sürerek, itirazin iptaline ve icra inkar tazminatina karar verilmesini istemiştir.

Davali K. Mensucat Fabrikalari A.S. vekili, içerigi asagida yer alan, birlestirilen davadaki dava dilekçesinde dayandigi olgulari tekrar ederek, satima konu mallarin protokole uygun sekilde ve tam randimanli olarak çalistirilamadiklarini, durumun bildirilmesine ragmen, sorunun giderilmedigini, davali sirketin bu yüzden büyük zarara ugradigini savunarak ve tazminat konusunda dava açma hakkini sakli tuttugunu bildirmek suretiyle, asil davainin reddini istemiştir.

Birleştirilen davada ise, davacı K. Mensucat Fabrikaları A.Ş. vekili, davacı şirketin Índigo kumaş makinası almaya karar verip, davalı ile temas kurduğunu, davalının güven verici sözlerine inanarak garantisi de olmak kaydiyla 380.000 DM. bedel üzerinden sipariş verdiğini; davalının makineleri ambalaj dahi yapmadan davacıya gönderdiğini, tesisi kurmak üzere davalının elemanlarının 01.02.1992 günü geldiklerini, ambalaj yapılmaması nedeniyle bazı parçaların kırılmış olmasından dolayı, gelen elemanların davalıdan istedikleri yeni parçalarla montajın yapıldığını, ancak kurulan tesisin çalışmadığını, denemeler sırasında, süratinin 60 metre/dakikanin çok altında olduğunun ortaya çıktığını, sık sık arıza yaptığını, işlevlerini yerine getiremediğini, kumaşı düz top haline sokamadığını, klipslerin arızalı olduğunu, montörlerin işin uzmanı olmadıklarını, davalının onların yerine uzman olan başkasını gönderecegine dair taahhütte bulunduğunu, ancak, davacının uçak bileti dahi göndermesine rağmen bu elemanın gelmediğini; davacının sözleşmeden önce davacıya, bu makineler yönünden yeterli teknik kapasite ve tecrübeye sahip olduğu yolunda bilgiler vermesine karşın, sonradan, böyle bir tesisi ilk kez yaptiğının ortaya çıktığını, yapılan tespitler sonucunda, makinelerin hız ve diğer yönlerden ayıplı olduğunun belirlendiğini, makinelerin çalışmasıyla ilgili olarak davalı tarafından davacının personeline eğitim verilmesi gerekirken bunun da verilmediğini; fiktif montaj için makinelerin davacının tesisinde bulunmasi yüzünden kaybedilen işgücü nedeniyle davacının 1.500.000 Dolar zarara uğradığını ileri sürerek, taraflar arasondaki sözleşmenin feshine, davaloya satış bedeli karşılığında ödenen 230.000 DM. nin 28.07.1992 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsiline, makinelerin de davalıya teslimine, 1.500.000.000 TL. manevi ve 2.500.000.000 TL. maddi tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

H. A. GmbH vekili, birlestirilen davaya verdiği cevapta, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin Eylül 1991 tarihinde yapildiğını, sözleşme konusu malın, Aralık 1991 tarihinde davacının ithalatı ile Türkiye'ye getirildiğini, 3.02.1992 tarihinde davacının fabrikasında davalının elamanları olan mühendislerce montajın tamamlandığıını, davacının personeline kullanmaya yönelik iki haftalik eğitim verildiğini, kusursuz ve çalışır vaziyette olduğuna dair bu tarihli tutanakla davacıya teslim edildiğini, bu şekliyle teslim alınan makine için davalıya süresinde ve usulüne uygun bir ayıp ihbarında bulunulmadığını; ayıp mevcut olsa dahi, TTK.nun 25/4 maddesi gereğince altı aylık zamanaşımı süresine tabi bulunduğunu, davacının bu süreyi geçirmiş olması nedeniyle açtığı davanın dinlenemeyeceğini; ilişkinin eser sözleşmesi olarak kabulü halinde dahi zamanaşımı süresinin geçtigini; makinenin kurulduğundan beri aralıksız kullanılması karşısında davacının bir zararının söz konusu olmadığını, dolayısıyla tazminat isteminin yersiz bulunduğunu, manevi tazminatin koşullarının da oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Yerel mahkemece verilen; taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu, satıma konu makinelerin ayıpsız olarak teslim edildikleri, esasen, alıcıının yasal süre içerisinde ayıp ihbarinda da bulunmadığı, o nedenle, satılan makineleri bu şekliyle kabul etmiş sayılacağı, dolayısıyla, BK.nun 202. ve 203. mddelerinde alıcıya tanınan hakları kullanamayacağı gerekçesine dayalı; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine dair karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuş; direnme kararı taraflarca temyiz edilmiştir.

I. Öncelikle maddi olgu açıklanacaktır:

Almanya'da mukim davacı satıcı şirket ile, Türkiye'deki davalı alıcı şirket arasında 1991 yılı eylül ayında yapılan satış sözleşmesi uyarınca, kumaş paketleme makinelerinin 1991 yılı Aralık ayında ithal edilerek davalı şirketin fabrikasına getirildiği, orada satıcının elemanları tarafından tesisin kurulduğu, buna ilişkin, her iki taraf elemanlarının imzasını taşiyan teslim tutanağında, makinelerin sipariş konfirmesine ve üretim koşullarına uygun şekilde 23.3.1992 tarihinde kurulup, alıcının personeline yeterli eğitim verildiğinin belirtildiği, ancak, makinelerin tam randımanlı olarak çalışmalarının sağlanamadığı, bu konudaki muhtelif yazışmalara rağmen aksaklıkların giderilemediği; 380.000 DM. tutarındaki toplam satış bedelinin 230.000 DM. tutarındaki bölümünün alıcı tarafından ödendiği, asıl davanın ilişkin bulunduğu icra takibine konu I 50.000 DM. lik kısmın ödenmemiş olduğu, taraflar arasında söz konusu satımla ilgili yazılı bir sözleşme bulunmadığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır.

Satıcının açtığı asıl davada, satış bedelinin ödenmeyen 150.000 DM. tutarındaki bölümünün tahsili istemiyle girişilen icra takibinde borca itirazın iptali; alıcının açtığı ve birleştirilerek görülen davada ise, satış sözleşmesinin feshiyle, ödenen satiş bedelinin istirdadı, uğranılan zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminatın tahsili istenilmiştir.

Taraflar arasındaki sözleşmenin ticari satım sözleşmesi niteliğinde olduğu, satıcı tarafından teslim ve monte edilen makinelerin bazı eksiklik ve ayıplar nedeniyle tam randımanlı olarak çalışmadıkları, ancak, alıcı firmanın da, yasal süre içerisinde usulüne uygun şekilde satıcıya ayıp ihbarında bulunmadığı yönlerinden, yerel mahkeme ile Özel Daire arasında uyuşmazlık yoktur.

Borçlar Kanunu'nun 202. maddesine göre, satılanın ayıplı olması halinde, alıcı, sözleşmenin feshini veya semenin tenzilini isteme hakkına sahiptir. Ancak, alıcıının bu iki seçimlik haktan birini kullanabilmesi için, o ayıbın satıcıının tekeffülü altında bulunması ve yasal süre içerisinde ihbar edilmiş olması şarttır.

Yukarıda belirtildiği gibi, somut olayda, alıcının yasal süre içerisinde ayıp ihbarında bulunmadiğı çekişmesizdir.

Ne var ki, taraflar arasında gerçekleşen ve tercüme edilmiş metinleri dosyada bulunan çok sayıdaki yazışmadan, satıcı firmanın, ayıp ihbarına ilişkin yasal sürelerin geçmesinden sonra dahi, satılan makinelerdeki ayıpların varlığını kabul ve bunların giderilmesini taahhüt ettiği, ancak, taraflar arasındaki ilişkinin aldığı hal nedeniyle bu taahhüdün yerine getirilemediği açıkça anlaşılmaktadır.

Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına ve öğretiye göre, alıcı yasal süre içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı halde, satıcı ihbar süresi geçtikten sonra alıcının bildirdiği ayıpların varlığını kabul etmiş ve bunların giderilmesi taahhüdünde bulunmuş ise, artık bu ayıplardan dolayı tekeffül altında bulunduğu; dolayısıyla, alıcının, ancak süresi içinde ihbarda bulunmuş olması koşuluyla kendisine tanınan, Borçlar Kanunu'nun 202. maddesindeki seçimlik hakları, süresinde bir ihbarı bulunmamasına rağmen, satıcının bu kabul ve tekeftülü nedeniyle kullanabileceği kabul edilir.

Somut olayda, satıma konu makinelerin 23.03.1992 tarihinde sipariş konfirmesine ve üretim koşullarına uygun şekilde alıcıya tesliın edildiğine ilişkin tutanak düzenlenmiş ve bu tutanak alıcının yetkilisince imzalanmış ise de, ayıp ihbarına ilişkin yasal sürelerin geçmesinden çok sonra, Kasım 1992 tarihine kadar uzanan dönem içerisinde, davacı satıcı şirketin, alıcı davalı şirkete, makinelerdeki ayıpların varlığını kabul ettiğini açıkça gösterecek ve bunların giderilmesini taahhüt ettiğini ortaya koyacak nitelikte bir çok yazı gönderdiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, artık, satıcı, ayıp ihbarının süresi içerisinde olmadığı gerekçesiyle, bu ayıplar nedeniyle tekeffülünün bulunmadığını ileri süremez; böyle bir iddia, M.K. nun 2. maddesindeki iyiniyet kurallarına da aykırı düşer.

O halde, somut olayda, asıl davanın davalısı durumundaki alıcı şirketin, satılan mallarda mevcut ayıplar nedeniyle semenin tenzilini ( satış bedelinden ııygun bir miktarda indirim yapılmasını ) isteme hakkı bulunduğu benimsenmelidir.

Her ne kadar, Özel Daire bozma kararında, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmamış olmasına rağmen alıcının bedelden indirim yapılmasını isteyebileceği sonucunun çıkarılmasına yol açacak bir ifade yer almış ise de, bunun bir ifade zaafından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Önemle tekrar edilmelidir ki. süresinde ayıp ihbarında bulunmayan alıcı, Borçlar Kanunu'nun 202. maddesiyle kendisine tanınan, bedelden indirim isteme hakkının da aralarında bulunduğu hakları kullanamaz; meğer ki, yukarıda açıklanan şekilde alıcının sonradan gerçekleşmiş bir kabulü ve taahhüdü bulunmasın.

Öte yandan, her ne kadar, alıcı tarafından açılan ve birleştirilerek görülen davada, açıkça ayıba dayalı bir bedel indirimi istemi yer almamış ise de, Borçlar Kanunu'nun 202/2. maddesindeki açık hüküm karşısında ve ayrıca "Çoğun içinde az da vardır" kuralı çerçevesinde, birleştirilen davada alıcının böyle bir istemi bulunduğunun kabulü ve bu doğrultuda inceleme yapılması gerekir.

İndirim miktarının ne şekilde hesaplanacağına gelince: Yasada, imdirim miktarın hangi yöntemle belirleneceği konusunda her hangi bir hüküm bulun mamaktadır. Öğretide ise, bu konuda mutlak yöntem, nispi yöntem ve tazminat yöntemi adıyla, üç ayrı yöntem önerilmektedir. Öğretideki baskın görüş ve Yargıtay'ın istikrarlı uygulaması, hakkaniyete en uygun sonucu vermesi nedeniyle, nispi yöntem olarak adlandırılan hesaplama yöntemin benimsenmesi gerektiği yönündedir ( Konuya ilişkin çok sayıdaki Yargıtay kararından, gerek Yargıtay uygulamasını ve gerekse öğretideki konuya ilişkin görüşleri ayrıntılı bir şekilde ortaya koyan bir örnek olarak, bkz: 13. Hukuk Dairesinin, 10.1 1.1980 gün ve 5071-5769 sayılı kararı ).

Somut olayda da, satış bedelinden indirilecek miktarın, nispi yöntem çerçevesinde belirlenmesi gerekir.

Nispi yönteme göre indirilmesi gereken miktar şöyle hesaplanmalıdır: Öncelikle, konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla, satış tarihi itibariyle satılanın ayıplı ve ayıpsız değerleri ayrı ayrı belirlenmeli; taraflarca kararlaştırılan satış bedeli ile, ayıplı değerin çarpılması suretiyle elde edilecek rakam, malın ayıpsız değerine bölünüp, bu şekilde, ödenecek satış bedeli bulunmalı; kararlaştırılan satış bedelinden, ödenecek bedel düşülerek, yapılacak indirim tutarı saptanmalıdır.

Mahkemece, sonucu itibariyle aynı yöne işaret eden Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, direnme kararı verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu gerekçeyle bozulmalıdır.

2. Bozmanın kapsamına göre, davacı vekilinin vekalet ücreti miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda birinci bent gereğince, davalı K. Mensucat A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının açıklanan gerekçeyle HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davacı H. A. GmbH vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harçlarının iadesine, 26.03.2003 gününde, oybirliği ile karar verildi.

Av.Aslı Yazıcı
02-03-2006, 12:27:26
T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
E. 1992/3955
K. 1992/6695
T. 17.12.1992
• AYIP İHBARININ ŞEKLİ ( Tacirler Arasındaki Mukavelede )
• İHBAR ŞEKLİ ( Tacirler Arasındaki Mukavelenin Satılandaki Ayıp
Nedeniyle Feshini )
• TACİRLER ARASINDAKİ ALIM - SATIMDA MALIN AYIPLI OLMASI NEDENİYLE
AKDİN FESHİ ( Ayıp İhbarının Şekli )
6762/m.20

ÖZET : Tacirler arasındaki mukaveleleri fesih yahut ondan rücu
maksadıyla yapılacak ihbar ya da ihtarların muteber olması için noter
marifetiyle ya da mektupla yahut telgrafla yapılması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki karşılıklı itirazın iptali davasının
yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esasa ve
karşılık davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak
verilen hükmün süresi içinde taraflar vekillerince temyiz edilmesi
üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle
gerektirici sebeplere ve delilleri takdirinde bir isabetsizlik
bulunmamasına göre davalı ve mukabil davacının yerinde görülmeyen tüm
temyiz itirazlarının ve davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında
kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davalı, davacıdan satın aldığı vatkaların gizli ayıplı olup,
bilahare ayıbın ortaya çıkması üzerine, davacıya gönderdiği 23.9.1986
tarihli mektupla ayıp ihbarında bulunduğunu ve malların geri
alınmasını istediğini, savunduğu buna karşın davacı sözü geçen
mektupların kendine ulaşmadığını öne sürmüştür. Tacirler arasındaki
mukaveleleri fesih yahut ondan rücu maksadıyla yapılacak ihbar veya
ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya mektupla yahut
telgrafla yapılması T.T.K.nun 20/3. maddesi gereği olup, davalı
malların geri alınmasını istemek suretiyle akitten rücu içeren
ihbarını yukarda anılan madde hükmünde belirtilen şekilde yaptığını
kanıtlayamamış bulunmaktadır. Bu durumda davalının malı ayıplı olarak
benimsediğinin kabulü gerekir.

Bu durumla süresinde ayıp ihbarının yapılmadığı dikkate alınarak
mukabil davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul
ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yukarda birinci bendde yazılı nedenlerle davalının tüm,
davasının temyiz itirazlarının reddine, ikinci bende yazılı nedenlere
kararın davacı yararına BOZULMASINA, davacı Kadir Cem Yüce'nin peşin
harcının istek halinde iadesine 17.12.1992 gününde oybirliğiyle karar
verildi.

ercu1972
02-03-2006, 12:28:47
Aslı hanım ,
göndermiş olduğunuz yargıtay kararı için teşekkür ederim. Elinizde başka karar varsa veya her hangi bir linkten ulaşabileceğim başkaca kararlar var ise, onlara da ulaşırsam iyi olur. Teşekkür eder, iyiçalışmalar dilerim.

ercu1972
02-03-2006, 12:32:01
merhaba,
özellikle 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı yasanın uygulanmasına yönelik güncel kararlar arıyorum.Teşekkür ederim, iyi çalışmalar.

Av.Aslı Yazıcı
02-03-2006, 15:02:31
AYIPLI MAL-İHBAR-SÖZLEŞMEDEN DÖNME VE BEDELİN İADESİ

Karar Tarihi : 01.07.2004
Karar No : 10498
Karar Yılı : 2004
Esas No : 2920
Esas Yılı : 2004
Daire No : 13
Daire : HD
**************

(4077 s. K. m. 4)

Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar
Davacı, davalı şirketten V. Optimum marka bir bilgisayarı 08.02.2002 tarihinde satın aldığını, bir süre sonra bilgisayar üzerindeki "V." yazılı plaketin düştüğünü ve altından "A" yazısının çıktığını, kendisine teslim edilen bilgisayarın satın aldığı marka ve model olmayıp, demode ve toplama bir cihaz olduğunu, aldatıldığını anlayarak, malın geri alınmasını istediğini, ancak bir sonuç alamadığını ileri sürerek, ayıplı malın satıcı firma tarafından geri alınarak bedeli olan 978.22 Doların yasal faizi ile tahsiline, 250.000.000.- TL yaptığı masrafların da ödetilmesini istemiştir.
Davalı V. Bilişim A.Ş. "A" markasının da şirket tarafından üretilen tescilli bir marka olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuş, diğer davalı da; davacıya bilgisayarı beğendiği şekilde teslim ettiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının ileri sürdüğü hususun ayıp niteliğinde olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacının, davalıdan V. Optimum marka bilgisayar satın aldığı halde, kendisine teslim edilen bilgisayarın kasasının orijinal olmadığı, bir alt model olan V. A'nın kasasının kullanılmış olduğu ve üzerindeki "A." yazısının "V." yazısıyla kapatılmış olduğu dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile sabit olduğu gibi, taraflar arasında da çekişmesizdir. Eş deyişle, davacı satın aldığı malın vasıf ve nitelikleri hakkında yanıltılmış, kendisine bir bakıma ayıplı mal teslim edilmiştir. 4077 Sayılı Yasanın 4. md'si; ayıplı çıkan mallar hakkında tüketicinin 30 gün içerisinde ihbarda bulunup, sözleşmeden vazgeçerek ödediği bedelin iadesini talep etme hakkı tanıdığına ve davacı da iradesini bu yolda kullandığına göre, satıcı tarafından davacının bu talebi doğrultusunda işlem yapılması gerekir. Bu nedenle davacı, davayı açmakta haklıdır. Dava konusu bilgisayarın satıcıya iadesi ile davacının ödediği bedelin istirdadına karar verilmesi gerekirken, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 01.07.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

.: Sinerji Mevzuat ve İctihat Programı :.
**************
AYIPLI MALIN BEDELİNİN TAZMİNİ

Karar Tarihi : 24.04.2003
Karar No : 5005
Karar Yılı : 2003
Esas No : 194
Esas Yılı : 2003
Daire No : 13
Daire : HD
**************

(4077 S. K. m. 4)

Taraflar arasındaki ayıplı ürün davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR

Davalı, davalı Göktaşlar firmasından satın aldığı bilgisayarın arızalı çıktığını, arızanın yetkili servisce de giderilmediğini bu nedenle zarar uğradığını ileri sürerek, satış bedeli olarak ödediği 1500 Doların faizi ile birlikte davalılardan alınmasını istemiştir.

Davalı Göktaşlar İnş. AŞ., davanın reddini dilemiş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, Yıldızlar Ltd.Şti.nin, davada sıfatı bulunmadığından hakkında açılan davanın reddine, Göktaşlar İç Dış Tic.Tur. İnş.AŞ. aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile, 1485 Doların faizi ile birlikte dava tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm davalı Göktaşlar İç Dış Tic.Tur. İnş.AŞ. tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Davacı, davalıdan satın aldığı bilgisayarın arızalı olduğunu ve yetkili servisce de arızanın giderilmediğini ileri sürerek, ödediği bedelin tazminini istemiştir. 4077 sayılı kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği şekilde davalı satıcı tarafından davacıya ayıplı mal satıldığı, Tüketici Hakem Heyetinin ve Mahkemenin de kabul ettiği gibi dosya kapsamı ile tartışmasızdır. Davacı ayıplı mal için verdiği bedelin tazminini istediğine göre, aldığı malı da iade etmek zorundadır. Mahkemece bu yönün göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK 438/7 maddesi gereğidir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan 1.bend gereğince davalının diğer temyiz itirazının reddine, 2.bendde açıklanan nedenle, hükmün 1. fıkrasına, (davacının elinde bulunan bilgisayarın davalıya iadesine)sözlerinin yazılmasına, hükmün değiştirilen ve düzeltilen bu biçimiyle ONANMASINA, 24.04.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

av.ilkayuyarkaba
27-09-2016, 09:47:54
T.C. YARGITAY

13.Hukuk Dairesi
Esas: 2015/34596
Karar: 2016/418
Karar Tarihi: 14.01.2016


AYIPLI MAL DAVASI - DAVALILARDAN BİRİNİN YERLEŞİM YERİNE GÖRE O YER TÜKETİCİ MAHKEMELERİNİN YETKİLİ OLDUĞU - DAVANIN YETKİLİ MAHKEMEDE AÇILDIĞININ KABULÜ İLE İŞİN ESASINA GİRİLEREK KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

ÖZET: Somut olayda davalılardan ...nin yerleşim yeri ... olduğuna göre ...Tüketici Mahkemeleri de yetkilidir. Hal böyle olunca davanın yetkili mahkemede açıldığının kabulü ile işin esasına girilerek uyuşmazlığın çözülmesi gerekirken, yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

(6502 S. K. m. 73) (6100 S. K. m. 7)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı, satın aldığı... aracın ayıplı olduğunu ileri sürerek, satış bedeli olan 41.060,80-TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, yetki itirazında bulunarak davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece,...Tüketici Mahkemeleri’nin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1-HMK’nun “Davalının birden fazla olması hâlinde yetki” başlıklı 7/1. maddesine göre, davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. 6502 Sayılı TKHK’nun 73/5. maddesinde ise, “Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir.” düzenlemesi mevcuttur. Yetkiye ilişkin bu düzenlemeler seçimlik olup, tüketici isterse kendi yerleşim yerindeki isterse davalıların yerleşim yerlerinin birindeki tüketici mahkemelerinde dava açabilir. Somut olayda davalılardan ...nin yerleşim yeri ... olduğuna göre ...Tüketici Mahkemeleri de yetkilidir. Hal böyle olunca davanın yetkili mahkemede açıldığının kabulü ile işin esasına girilerek uyuşmazlığın çözülmesi gerekirken, yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

2-Bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına bozulmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, aşağıda dökümü yazılı 1,50 TL kalan harcın davalılardan alınmasına, 14.01.2016 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)