PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Tohum







yas2010
03-06-2010, 11:52:41
Tarım ve Köy işleri Bakanlığı"nda
115 bin kişi çalışıyor.
70 tane Universitemiz,
30 tane ziraat fakültemiz,
50 tane tarım araştırma enstitümüz,
10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var.
Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı. Tek kelimeyle tohumun patronu ise İsrail.
İsrailli araştırmacıların, genleriyle oynayarak, gül ile limon kokulu domates yetiştirdiğini Şalom Gazetesi"nin internet sayfasından biraz araştırıp okuyabilirsiniz. İstediğiniz şekle sahip domatesleri bile bulabilirsiniz; çekirdeksiz, kalp şeklinde, salatalık şeklinde, dilimli...
Yani genlerle oynama meselesi yüzde yüz doğru.

Gelelim başka doğrulara. Bu tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok.

Yani İsrail"den bir defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz. Bir gram tohumun fiyatı her dönemde bir gram altına denk oldu. Üstelik İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi artık isteseniz de yerli tohuma dönemiyorsunuz.

Genetik tohum o toprağa da zarar veriyor. Artık hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız. 50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık tamamen kullanılmaz hale geliyor. Buna en güzel örnek Türkiye"nin patates deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgelerinde yetiştirilen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için artık patates ekimine izin verilmemesidir.

Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor. Tohum alana hastalığı bedava....

Tohumların içine hastalık yerleştiren İsrail bu sayede zirai ilaç satımını da garanti altına almış oluyor.

Bütün bu acı tabloya rağmen Türkiye"de yabancıların menfaatine çalışan bir patent sistemi işletiliyor.

Ne korkunç. Köylü kendi bahçesinde tohum bırakamayacak. Yoksa uluslararası mahkemede yargılanacak!

Şu anda dünyada İsrail tohumu kullanma yasası çıkartan ilk ülke işgal altındaki Irak"tır.
İkincisi de biz olacağız.

EY VATANDAŞ AKLINI BAŞINA DEVŞİR !!! SOR, SORUŞTUR, BOŞ DURMA...
Bu yazıyı okudunsa ister paylaş ister paylaşma umrumda değil ama bilip de susmak ortak olmaktır bunu bari hatırla...

Güliz ÇELİK
Veteriner Hekim
Pendik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlü"ğü
Farmakoloji Bölümü
Pendik/İSTANBUL
34890

monica
20-07-2010, 18:32:48
20.07.2010
Türk tarımı bir taraftan içerden bilinçsiz basiretsiz, teslimiyetçi politikalarla diğer taraftan da dışarıdan yapılan baskılarla yok edilmeye çalışılmaktadır.
İşin en kötü tarafı içeriden hiçbir politik ve bürokratik irade bu kötü gidişe bir son verebilecek plan, program ile ortaya çıkmamaktadır. Batı 20 yıl sonranın gıda eğilimleri nasıl olacak diye araştırmalar yapıp raporlar hazırlarken, (1) biz bırakının Batı’nın gıdanın geleceği konusunda yazdığı bu raporları değerlendirmeleri kendi ülkemizde tarım ve gıdanın gelecek 10 yıl içinde nereye gideceği konusunda rapor hazırlamaktan bile aciziz. Tarımsal istatistiki verilerimiz bile doğru değil ve oldukça yanıltıcı.

Türk tarımının çöküşü 1980’lerde başlamıştır. 1980’lerde gündeme gelen özelleştirme 1994’den sonra hızlanmış özelleştirme uygulamaları ve politikaları sonucu Türk Tarımına can veren en önemli kurumlar ya tamamen özelleştirilmiş ya da kısmen özelleştirilerek resmen işlevsiz hale getirilmiştir.Batı elinde birikmiş tarımsal ürünleri eritebilmek ülkeleri Biyoemperyalizm yoluyla kendine bağımlı kılmak için Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin gıda güvenliğini kendilerine bağımlı kılmaya çalışıyor.
BU DURUMA NASIL GELDİK
2009 yılında yurtdışından gelen tarım ürünleri için 10 milyar dolar ödedik. Türkiye 2003 yılında ABD’den hiç buğday ithalatı yapmazken 2007 yılında $ 11.8 milyonluk buğday aldık. 2005 yılına kadar Türkiye hububat ihraç ederken bu yıldan itibaren hububat ithalatcısı oldu. 2008 yılında hububat ithalatının ihracata göre 2 milyar 100 milyon dolar gibi büyük bir açık verdiğini bu durumun ülkemiz için büyük bir gıda güvenliği sorunu ve ekonomik kayıp yarattı.
-Türkiye’de 1988 yılında toplam işlenen tarım alanı 24.7 milyon hektarken, 2007 yılında bu sayı 21.9 milyon hektara indi.

Hayvan sayısının hızla kayboldu. Et satışının % 50’sini kayıt dışı yani kaçak olduğu ve bunun öne geçilemedi. Türk çiftçisinin birkaç kalem dışında ürettiği tarımsal ürünlerden kar yapamıyor.
Ülke tarımının can damarı özellikle tohumlar, zirai ilaçlar, hayvansal yemler mazot gibi tarımsal hammadde ithalatındaki artış oldukça tehlikeli boyutlara ulaştı. Tohumda, özellikle sebze ve yağlı tohumlarda dışarı bağımlı hale geldik.

Çiftçiden esirgenen teşvik dışarıya kat kat fazlasıyla tarımsal ham madde ödemelerine gitti. Ülke çiftçisisin tüketici değil üretici sınıfında olmasına rağmen üreten çiftçinin kullandığı mazottan hükümet % 37 Özel Tüketim Vergisi {ÖTV} %15’de KDV alıyor. Bunun yanında pırlanta,yakut, zümrüt, topaz safir, inci, gibi değerli taşların kısaca lüks tüketim mallarının KDV’si sıfır. Halbuki,27 Ekim 2002 tarihinde Balıkesir mitingini telekonferansla yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan mazot fiyatlarını indireceğini, ÖTV'yi kaldıracağını söylemişti.
Sekiz yıl sonra (11.07.2010) aynı yerde miting yapan muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu bu sözün tutulmadığını hatırlattı.
Elektrik Santrallerine gelişigüzel izin verilmesiyle, 2003 tarihli 4957 sayılı Turizm Teşvik Kanunu, 2004 tarihli 5177 sayılı Maden Yasası, 2006 tarihli 5553 sayılı Tohumculuk Yasası ile, nasıl doğal tohumlarımızın ticareti yasaklandı. Doğanın, ormanların katledildi. Ekilebilir topraklar üzerine binalar yapıldı. Ülke küresel güçlerin açık bir sömürüsü haline getirildi.
TÜRK ÇİFTCİSİ ÖZEL BANKALARA TEFECİLERE NASIL SOYDURULUYOR.
HAYVANCILIĞI NASIL YOK ETTİK
Türkiye nüfusu 1990 yılından bu yana yüzde 26,9 artarken, hayvan varlığı yüzde 33,7 oranında azaldı. Besicilikten kâr edemeyen çiftçiler hayvanlarını kesime gönderdi. Özellikle damızlık hayvanların kesilmesi sektöre büyük darbe indirdi. Et ve süt üretimi ciddi şekilde azaldı. 2009 kırmızı et fiyatlarının, küçükbaşta yüzde 80, büyükbaşta ise yüzde 35 oranında artmasında, hükümetin yanlış politikaları, spekülasyon yapılması dışında yaşanan kuraklık ve imkansızlıklar, canlı hayvan sıkıntısı sonucu kesilen damızlık hayvanların önemli rolü var.
Türkiye’de büyükbaş hayvanı (sığır ve manda) olan tarımsal işletmelerin, büyükbaş hayvan sayısına göre yüzde 59,7 ile 1-4 baş hayvanı olan işletme büyüklüğü grubunda. Görülüyor ki ülkede hayvancılık yapan çoğunluğun elinde ortalama 1-4 baş hayvan var. Avrupa'da bir işletmede 40 inek var Türkiye'de 1 ile 4 inek. Dört inekle, kışı uzun, verimsiz coğrafyada bir aileyi geçindiremezsiniz. Şimdi sıkı durun Türkiye’de 5 ve üzeri büyükbaş hayvanı olana teşvik veriliyor. Bunun yanında hayvanların Türk-Vet ve soy kütüğüne kayıtlı olması, örgütlü üretici olması, tüm aşıların yaptırılmış olması gibi talepler var. Ülkede çok az hayvan yetiştiricisi bu şartlara haiz. Sanki gizli bir el Türkiye’de tarım ve hayvancılığı yok etmeye çalışıyor.

Tarım Bakanı Mehdi Eker 11 Şubat 2010’da katıldığı Tarım Zirvesinde yeteri kadar besi hayvanımız var, et ithali yapmayacağız suni fiyat arttıranlar et ithalatını unutsun (12.02.2009) diyen Tarım Bakanlığı Başbakan’ın emriyle Haziran 2010’da et fiyatını bahane ederek hayvancılık sektörünü tamamen ithalata açtı. Yerli üretimi, hayvan varlığını artırmak, hayvancılık desteklerini akılcı kullanmak yerine, işin kolaycılığına kaçarak içine düştüğü darboğazı ithalatla aşmaya çalışıyor. Fakat bu iç piyasada hayvancılığa ve Türk tarımına yapılan en büyük darbe olacak.
İktidar kentlere kentler ise kırsala muhtaçdır. Kırsal bölgede tarım ihmal edildiği an bütün sistem çöker. İşte Türkiye’de tarım ve çiftçinin yok edilme sürecine sokulması ile ülke kısmen bu çöküşü ve çözülmeyi yaşamaktadır. Tarımsal konuları temel almadan, global tarımsal politikaları anlamadan Türkiye’de ki Meselelere Hiçbir Zaman Kalıcı Rasyonel Çözümler Getirmek Mümkün Değildir
İsmail Tokalak
Odatv.com
Yazının tamamı Kaynak:http://www.odatv.com/n.php?n=kilicdaroglu-bu-yaziyi-okumadan-koylere-gitmesin-2007101200

bummerxy
14-03-2018, 22:02:55
Benimkendi hobi bahçem var. zaman içerisinde köylerden toplayabildiğim yerli tohumları eker, her sene tekrar tohumlarımı alır saklarım. Eğer bahçe-bostan işi ile ilgileniyorsanız. hem güzel bir hobi, hemde sağlıklı bir beslenme yöntemi. 200 metrekare bahçeden inanın hem turşuluklar,hem kurutmalıklar,hem konservelikler, hemde kışlıklar çıkmakta. Kışında yine bu ürünleri sebzeleri tüketiyoruz. Artık tohumların ne olduğu belli değil, ilaç, hormon almış başını gitmiş. Eğer böyle bi imkanınız varsa değerlendirin. Bu sene 2 tane internet sitesinden yerli tohum buldum ve istedim. birisi yerlitohum. com birisi de www.saftohum.com (http://www.saftohum.com). Ayrıca köylerden 2-3 çuvalda yanmış çiftlik gübresi alın. Hafta sonu gidin bir yola, yol üzerindeki köylere girin isteyin. Seve seve verirler... 3-5 tanede tavuk alıp sonbaharda kesip buzluğa koyun.

gerçekten harika bir hobi tavsiye ederim