PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : İlim ve Tekfin







Harun Gür
11-03-2009, 00:40:09
Yıl 1963...

27 Mayıs İhtilali sonrası hazırlanan 1961 Anayasası hükümleri gereğince, ülkemiz 15 yıllık perspektiflerle I. ve II. 5 Yıllık Kalkınma Planlarını uygulamaya koyarak planlı ekonomiye geçiyor. 1960'da kurulan Devlet Planlama Teşkilatı'nda pırıl pırıl beyinler ülkenin geleceğini planlamaya başlıyor. Aynı yıl, doğa bilimlerinde temel ve uygulamalı akademik araştırmaları desteklemek ve genç araştırmacıları teşvik edip, özendirmek amacıyla Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TUBİTAK) kuruluyor. Bunlar 1961-1965 arasında CHP hükümetleri döneminde oluyor ve Başbakan İsmet İnönü...

Milliyetçi Cephe Hükümetleri ile önce Devlet Planlama Teşkilatı, "planlama gominist işi" önyargısından hareketle bilimsellikten uzaklaştırılıp takunyalılar ile dolduruldu ve sonunda asli işlevini yitirdi.

Bugün; neden binbir güçlükle ürettiğiniz pancarı, tütünü arz fazlası diye satamadığınızdan yakıyor, ürettiğinize maliyetinin kat be kat altında fiyatla bile alıcı bulamıyorum diyorsanız, ya da üniversite okuyacağım diye dünya kadar para harcadım. Devlet, üniversite binasıydı, öğretim elemanının maaşıydı, öğrenci yurduydu falandı filandı diye benim ödediğim vergileri harcadı, sonunda mesela Ziraat Fakültesi'nden Ziraat Mühendisi olarak mezun oldum. İş bulamadım, meğerse memlekette fazladan 70.000 Ziraat Mühendisi varmış diyorsanız eğer, Devlet Planlama Teşkilatı'nı bu hale getirenleri bir daha düşünün.

Plan falan derken, 12 Eylül Darbesi ise bilimin özerkliğine darbeyi vurdu, Türk Tarih Kurumu , Türk Dil Kurumu gibi Ata yadigarı Kuruluşlar kapatılırken, TUBİTAK da bu darbeden etkilendi ancak herşeye rağmen ayakta kalmayı başarabildi.

Benim kuşağım bir nebze başarılıysa; bizleri başka fezalara götüren, bu fezada olmamızın bilimsel sırlarını önümüze açarak, hayata daha bir sıkı ve insanca tutunmamızı sağlayan TUBİTAK'ın 1967'den bu yana yayınlanan o güzelim dergisi Bilim ve Teknik'e çok şey borçludur. Bilim ve Teknik, ben dahil sadık okurlarının bir kısmını bilim adamı etmedi belki ancak, bizlere hayata dogmalardan arındırılmış bilimsel bakış açısının ne demek olduğunu öğretti, okurunun ufkunu açtı yıllar boyunca...

Geçen sene 41. yılıydı derginin ve birileri 41 kere maşallahı çekmişti yayıncı Kuruluşa...

2 kez Cumhurbaşkanı ve 2 kez de Anayasa Mahkemesi kapısından dönen TUBİTAK Kanunu, maşallahçıların son yıllarda her alanda olduğu gibi "bizim olur inşaallah" zihniyetine daha fazla dayanamadı ve 13 Ağustos 2008'de yasalaştı.

Bilim ve Teknik Dergisi son sayısında doğumunun 200. yılı münasebetiyle Darwin'i kapak yapmıştı ancak TUBİTAK Başkan Yardımcılarından birinin vetosu ile kapak ve içerideki 15 sayfalık kapak konusu değiştirildi, derginin Genel Yayın Yönetmeni görevden alındı.

O zaman;

Bu raylar bu hızı kaldırmaz diyen bilim adamlarına inat, kara tren raylarında hızlı tren yürütmeye kalkıp Pamukova'da 41 kişinin ölmesine, 89 kişinin yaralanmasına neden olanlara,

Apronda deve keserek, uçaklarını bakım yapmadan uçurabileceğini sanan ancak her seferinde yeni yeni kazalarla yanıldıkları sabit olanlara,

Bu işin güvenli yapılabilmesi için, şu vasıfta eğitilmiş insan ve şu kadar kişi başına şu kadar metrekare alan tahsis edilmelidir diyen uzmanlara inat, tarladan gelmiş eğitimsiz insana balık istifi alanlarda tersane işçiliği yaptırıp, neredeyse gün aşırı işçi ölümlerine neden olup, buna rağmen doğru düzgün önlem almaktan imtina edenlere,

Tesisat önemli iştir, hele yakıt tesisatları mutlaka kontrol altına alınmalıdır diyenlere inat, dağın başına kaçak Kuran Kursu konduranların sırtını sıvazlayıp, 13 kız çocuğunun ölümünden sorumlu olanlara

RAM OLMAYA devam ediniz...

"Bunlar, bu ülkeye bir çivi çakmış mı, taş taş üstüne koymuş mu" diyor ya birileri. Bu işlerin gerçekte adım adım çivisi çıkıyor.

Bilimin yerini ram olunanların ilmi alınca, teknik de kaçınılmaz olarak tekfini gerektirir. Ölüm Allah'ın emri, ancak, bu kadar kolay ve bilimsel olmayan sebeplerden kıçınıza pamuk tıkatmak sizin çoğunlukçu demokratik tercihiniz ise, hiç kusura bakmayın, insanlar layık oldukları şekilde yaşar, yönetilir ve ölürler...



Tekfin : Kefenleme

Kantaroncu
11-03-2009, 11:15:48
DPt'nin kuruluşunda, o tarihte Başbakanlık Müsteşarı olan "İhtilalin Kudretli Albayı" nın imzası vardır.

Bu nedenle, " "planlama gominist işi" önyargısı" nitelemeniz haklı değildir.

Harun Gür
11-03-2009, 15:25:53
http://journal.dogus.edu.tr/13026739/2003/cilt4/sayi2/M00093.pdf

Demokrat Parti'nin Planlamaya bakışına ve 1979'da bir işveren sendikasının yayınındaki ifadelere özellikle dikkatinizi çekerim.

Selamlar,

phlio
12-03-2009, 21:04:54
Hayatta en hakiki mürşit ilimse neden Bilimden sorumlu bir devlet bakanlığımız yok hatta neden devlet hastanelerindeki doktorlar bilim adamından çok devlet memuruna benziyor belki okullardaki matematik öğretmenlerinin memurumsu bir tavır takınmalarındandır ha bide liselerde bir sene felsefe öğretmeni diye birşey göstermişlerdi 11 sene sonra felsefe ile tanışmıştık onunda etkisi olabilirmi garip bir ülke yav her yüz senede bir dahi hakkımız varmıdır ki geçen yüzyılki bilimin önemini vurgulayıp nice büyük zaferler kazanmıştı gelecek olan diğer deha yurdum insanlarını bu güzel düşünce faliyetinin sahibi yapmayı başarır umarım

Av.Abbas Bilgili
13-03-2009, 00:50:57
TÜBİTAK'a ait Bilim ve Teknik Dergisi'nin başına gelenlerle ilgili 12.03.2009 tarihli Milliyet'te yayınlanan 3 adet köşe yazısı aşağıdaki linklerde görülebilir.

http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1069927&AuthorID=67&Date=12.03.2009&b=TUBITAK%20ne%20yapmaya%20calisiyor&a=Abbas%20Guclu&ver=09


http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1069925&AuthorID=61&Date=12.03.2009&b=TUBITAKta%20Ortacag%20zihniyeti&a=Fikret%20Bila&ver=04

http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1069864&AuthorID=62&Date=12.03.2009&b=Darwin%20tartismasi&a=Taha%20Akyol&ver=40

phlio
13-03-2009, 15:41:13
Ah ah yurdum insanı gökten indiği düşünülen kitapları bile yorumlamaktan acizken darvinin evrim teorisini nasıl anlayacak üçüncü makaleyi yazan yazarımız bile bilmek ve inanmak gibi iki ayrı kavramı birbirine harmanlayıp okurlarına sunmuş
Bilmek ve inanç çok ayrı iki kavramdır boş hurafeler somut bir delile dayanmayan bilgiler kesinlikle bilimin konusu olamaz evrim bilimsel bir teoridir ama sonuçları o kadar derindirki insanların bilgisel açlık duyupta körü körüne inandıkları bazı dogmaları bile sarsabilir.insanoğlu nerden nasıl geliyor sorularına farklı ipuçları sunan bu teori birçok dini otorite tarafından şiddetle sindirilmek istenmiş ateist otoriteler tarafındanda normalden fazla benimsenmiştir. Oysa bilim ne dine nede ateizme hizmet eder bilim onu kullanmasını bilenlerin yanındadır ne idealisttir nede materyalist.Dolayısıyla Evrim torisinin sonuçları sadece gerçeğe uzanan birkaç ipucu olacaktır çünkü teori halini almış olan evrim bilimsel verilere dayanmaktadır.
Komik olan şey ise evrim teorisine sanki atesit bir felsefeymiş gibi yaklaşıp onu şiddetle yalanlayan yobaz kesim gene evrimci bilim adamlarının kendi teorileri hakkındaki yorumlarını kullanır çünkü gerçek bir bilim adamı teorisini ispatlamaya çalıştığının iki katı kadar teorisini çürütmeye çalışır bilim insanı kuşkucudur :) yobaz insanlarda hemen sahneye çıkar bakın yalancı kafirlere yola geldiler nasılda kendi teorilerini yalanlıyorlar der işte bu kısma acayip gülüyorum.Oysa bilim adamının teorisine gerçekçi yaklaşmaktan başka hiçbir amacı olamaz bırakın adamlarıda rahat çalışsınlar.
Bide kafirler diye tabir edilen ecnebi milletler bu gibi saçmalıkları yani çeşitli dogmatik inançlar sebebiyle bilimin önüne taş koymayı orta çağ karanlık kiliseden sonra bırakmışlardı o yüzden bilimde teknolojide bizden nerden baksanız 100 yıl ilerdeler biz newton u öğrenmeye çalışırken onlar einstein ı geçmiş kuantumu yorumluyolar onlar cern de deneyler yaparken bizim en büyük fizikçilerimiz uçak kazasında ölüyor (allah rahmet eylesin) Bilimsel makaleler bizim ülkemizdeki bilim kurumlarında sansürlenmeyecekte nerde sansürlenecek.