PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Güneş ufuktan şimdi doğar







Harun Gür
22-11-2008, 22:31:53
* "Efendiler,

Askerlikten ayrıldıktan sonra, bütün Erzurum halkının ve Vilayat-ı Şarkiye Mühafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'nin Erzurum şubesinin bana karşı pek açık olarak gösterdikleri güven ve yakınlığın bende bıraktığı unutulmaz hâtırayı burada açıkça belirtmeyi görev sayarım........

Cemiyetin Erzurum şubesinden aldığım 10 Temmuz 1919 tarihli yazıda Cemiyetin başına geçerek Yönetim Kurulu Başkanlığını kabul etmemi teklif ediyorlar ve birlikte çalışmak üzere seçtikleri beş kişinin adlarını bildiriyorlardı........"



Ve sonuçta; bu millet O şehirden Dünyaya haykırdı :

1- Vatan bir bütündür, bölünemez.
2- Millet, her türlü işgal ve müdahalesine karşı, topyekün kendisini savunacak ve direnecektir.
3- Milli gücü kullanmak ve milli iradeyi hakim kılmak temel ilkedir.
4- Manda ve himaye kabul olunamaz.

Şimdi durup dururken nereden aklına geldi bunlar diyeceksiniz.

Bir taraflarına nişadır sürülmüş gibi yaygara koparan fildişi kulelerdeki elitistlere, bunca yıl dini sömürüp ampullükten fenere terfi eden çakma dindarlara ve dinci medyaya bakmayın siz.

Vatan bir bütündür bölünemez de, bu ülkenin vatandaşları bir bütün değil midir ki bölünebilsin?

Rozet takılanlar var ya, onlar Erzurumlulardır... Mustafa Kemal'i mebus seçen ilk ildir orası..

Baskın yapmaya kalkıp orasını gören sözde sol, özde etnik oy hesaplı liberallerle, vatandaşı binbir parçaya bölüp, kutuplaştıran din bezirganları ile ancak "ağzımızın tadı" bozulur.

Ezber ise işte böyle bozulur.




* Nutuk'tan

matise
23-11-2008, 20:40:20
Ezber ise işte böyle bozulur.


Bu cümleyi birkaç kez okudum ve "ezber bozmak" deyimini yanlış bildiğime kanaat getirdim. Doğrusunu öğrenmek için TDK'na başvurdum:
"ezber bozmak : birinin sahip olduğu önceki düşüncenin yanlış olduğunu göstermek"
Yok, hata bende değilmiş.
Öyleyse?
Acaba Sayın Gür, deyimlerde bir hata mı yaptı, acaba kullanacağı deyim "dün ak dediğine bugün kara demek" olmasın?

Harun Gür
23-11-2008, 21:23:49
Sn. matise,

"Ezber bozmak"a vurgu yapmanıza sevindim. Bir köşe yazısı ile iletmeye çalıştığım düşündüklerimi daha detaylı yazmama vesile oldunuz.

Bu ülkede ezber geliştirmek çok kolaydır da ezber bozmak imkansıza yakın zor bir iştir.

Bir adama dinsiz dersiniz, adam bir tarafını yırtsa bunu ispatlaması mümkün olmaz. Aynen adı geçen siyasi parti gibi...

Partinin 2. Genel Başkanı İsmet Paşa hakkında denilenler, yapılan manevi ve hatta fiziksel saldırılar hala hafızalardadır.

O dönemde neredeyse attıkları her adımı dinle imanla açıklamaya kalkan muhalifler karşısında , bu konuyu siyasete alet etmemek için asla gündeme getirmeyen İsmet Paşa'ya bir gün gazeteciler sorarlar :

Paşam rakipleriniz her ağızlarını açtıklarında Allah diyorlar, siz neden demiyorsunuz?

İsmet Paşa'nın yanıtı gayet özlüdür : "Allaha ısmarladık..." ve arkasına döner gider. İnanca saygı, inancı sömürmemekten geçer.


1977 CHP Taksim Mitingi'ndeki o mahşeri kalabalık içerisinde çarşaflısından, poşulusuna, şapkalısından, baretlisine bütün halk vardır.

Bu nedenle parti adına yeni bir şey yoktur.

Dokundurmanız eğer bana ise; bu forumlarda tarihleri de alıntılanan aşağıda yazmış olduklarım sanırım "dün ak dediğime bugün kara" demediğimin benim açımdan samiyet ve dürüstlük karinesini teşkil edecektir.

Selamlar,


"İnsanların düşüncelerini eleştirmekle, insanları dışlamak arasında önemli bir fark vardır. Daha önce T.Akyol'un bir yorumu üzerine de yazmıştım. Türbanlılar da bizim insanlarımızdır, benim gözümde başı açık diğer kadınlarımızdan temel haklar ve saygı görmek anlamında hiçbir farkları yoktur. 25.02.2008"



"Sosyal demokratlar türbanlı, türbansız ayırd etmeden her insana saygılıdır. Hangi insana saygılıdır? Kendisi de demokrat olan, türbanı siyasi simge olarak görmeyen, türban sayesinde rant elde etmek fikri olmayan, ülkeyi özgürlükçülük ve demokrasi diyerek ortaçağ karanlığına adım adım götürmek gayretinde olmayan, Atatürk Devrimlerinin kıymetini bilen, kadını 2. sınıf insan olarak görmeyen, yasalara saygı duyan insana saygılıdır.

Türbanlıyı öcü olarak görenler genellikle sosyal demokratlardır demişsiniz, başka bir forumda da CHP liderinin türbanlılarla birlikte poz vermiş olmasını eleştirmiştiniz. Bu arada, muhafazakar ailelerin demokratlığından ve özgürlük anlayışından söz etmediğinize göre , bu konuda sizinle hemfikiriz diye anlıyorum.

Sol düşünce sahipleri özgürlük ve demokrasiyi savunur yeter ki bu kılıf ile özgürlük ve demokrasinin sonu getirilmeye çalışılmasın.

Bazı akademisyenler,türban işini utanıp özgürlük ve demokrasi ile tarif etmeye çalışmaz, kılıf olarak modernite gibi yeni kavramlar icad ederken, solu da ne de olsa demokrattır diye o kadar da enayi olarak görmeyelim lütfen... 02.03.2008"




"Bu forumlarda dikkat ettiyseniz, eleştirilerimizin odağı hep türban olmuştur. Türban takan kadınlar değil... Bu vesile ve 1 günlük bir gecikmeyle, türbanlı veya türbansız bütün kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum.

Sizin de belirttiğiniz gibi, çok masum nedenlerle türban takan kızlarımız ve kadınlarımız da var. Bizim buradaki eleştirilerimiz bu insanlara değil. Eleştirdiklerimiz sözde dindar geçinen ve eğer mesele Din ise, Dinen çok daha önemli gereklilikler var iken, çarpıtılmış meallere yaslanarak türbanı Dinimizin olmazsa olmazları içine sokan ve bunu kızlar ve kadınlar üzerinden siyaset malzemesi haline getiren din bezirganlarıdır. 09.03.2008"

matise
23-11-2008, 21:40:19
Sayın Gür,
Keşke yazdıklarımı "şahsınıza" bir "dokundurma" olarak -yanlış- algılayıp, yazılarınızı tarama ve kendinizi aklama zahmetine girmeseydiniz...
Oysa ki, arama motorlarında "baykal" ve "türban" sözcüklerini yanyana yazıverseydiniz, zahmetsizce "ak ve kara" sonuçlara ulaşabilirdiniz.
Neyse sizi daha fazla yormayayım da, -aslında çok iyi bildiğim(n)iz "ak ve kara"lara bir iki örnek sunayım:

Baykal, “Bu düzenleme türbanı, tesettürü teşvik eder, 10- 15 yıl sonra tüm kadınların başını örttüğü görülür, AKP demokrasiyi kullanarak cumhuriyetin ilkelerini ortadan kaldırmaya çalışıyor. Oysa demokrasi ile cumhuriyetin birlikte yaşatılması gerekir” diye konuştu. 31 Ocak 2008

CHP Genel Başkan Deniz Baykal, partisinin 31 Ocak günü toplanan Merkez Yönetim Kurulu'nda yaptığı konuşmada çarpıcı bir saptama yaptı ve dedi ki: "Biz hem Meclis'te hem kamuoyu önünde, türban serbestliğinin Türkiye'yi nereye götüreceğini anlatmaya çalışıyoruz. Bunun laik cumhuriyete karşı darbe niteliğinde olduğunu ifade ediyoruz."


Neyse, orta yolu bulalım da, ak'a kara demek sureti ile kendi kendine, kendi ezberini bozan Baykal'a başarılar dileyelim:

“din düşmanı” imajını silmek için “halkın içine” girip, köy köy dolaşan CHP’liler, Karadeniz’de bir köye gitmişler... O köyde de, “yaşlı bir teyze” varmış ki, “ne derse, o” olurmuş... Anlayacağınız, “sözü dinlenir, hatırı sayılır” biriymiş.. “Yaşlı teyze”nin bu saygınlığını bilen her parti, gider “propaganda”sını ona yaparmış...
CHP’liler, “biz CHP’den geliyoruz” deyince, yaşlı teyze sormuş: “CHP ne demek?”
Yaşlı teyzenin “dinî hassasiyet”ini bilen CHP’liler; “CHP demek, Cenab-ı Hakk’ın Partisi demek” demişler!..
Yaşlı teyze, “AP’den gelenleri” hatırlatarak; “çok güzel ama” deyip eklemiş: “Daha dün Allah’ın Partisi’nden geldiler!.. Bu seçim onlara söz verdim!.. Bir dahaki sefere, belki size oy veririz!”

Harun Gür
23-11-2008, 21:54:24
Uydu mu bilmiyorum?

Tekrar ediyorum, türbanın kamusal alanda kullanılmasına yönelik düzenlemelere karşı çıkmakla, türbanlı, çarşaflı, poşulu vb. bu ülkenin insanına karşı çıkmak, kapıyı kapatmak arasında fark vardır.

Bir kitle partisiyseniz, size gelen her vatandaşa kapınız açıktır, hırsız, hışım olmayan, üyeliği yürürlükteki yasalara göre suç teşkil etmeyen her yurttaşı kapıyı sonuna kadar açarak karşılamalısınız.


Aksi kabulün çarpıklığına gayet açık bir örnek vereyim:

Nüfus sayımında, aile fertlerinden kaç kişinin başının açık, kaçının kapalı olduğu tespit edilsin.

Milletvekili Genel Seçimi yapılmasın, başı açıklar CHP'ye kapalılar AKP'ye oy vermiş sayılsın.

Uydu mu bilmiyorum?:o

matise
23-11-2008, 22:03:18
Yanlışa yanlış diyebildiğimiz gün büyük bir ezberi bozmuş olacağız. O güne dek, uysa da bir uymasa da...

Tufan TÜRENÇ tturenc@hurriyet.com.tr

Kucak açmak doğru o görüntü yanlış

ÇARŞAFLISI da, türbanlısı da, tesettürlüsü de hepsi hepsi bizim kadınlarımızdır.

Bir siyasi partinin, bir insanın onları aşağılamak, küçük görmek, ikinci sınıf insan saymak gibi bir yaklaşımı olamaz.

Ama...

Türkiye 80 yıl önce Atatürk'ün önderliğinde Ortadoğulu olmayı reddetmiş, modern bir devlet kurmuş, modern bir toplum yaratmak için yola çıkmıştır.

Devrimler, 6 yıl gibi kısacık bir dönemde aydınlık, uygar, çağdaş bir toplum yaratmak için yapılmıştır.

Toplumundan soyutlanan kadınlar, sosyal yaşamın her alanında erkekle eşit hale getirilmiş, üretken kılınmıştır.

Atatürk bunun için Türk toplumuna hedef olarak uygar dünyayı göstermiştir.

Atatürk onun için Türk kadınını çarşaflardan çıkarmış, modern giysilere kavuşturmuştur.

Bugün bazı kesimler Türk kadınını yeniden çarşafların içine sokmak için uğraş vermektedir.

Amaçları Türk kadınının kimliğini silmek, onu yeniden toplumdan soyutlamak, onu evine kapamaktır.

Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı olanların verdiği karşıt savaşımın ana ekseni budur.

* * *

Bugün Atatürk'ün yaptığının doğruluğuna inanan herkesin izlemesi gereken yol, Türk kadınını kapanmaya değil, uygar dünya kadınları gibi giyinmeye, onlar gibi üretken olmaya teşvik etmek olmalıdır.

Burada en büyük görev de siyasi partilere düşmektedir.

Bugün kadını yeniden örtmekten, onu eve kapatmaktan yana bir parti iktidardadır.

Çağdaş insanlar onun için AKP'ye ve onun Türkiye'nin üzerine geçirmek istediği İslami şala karşı çıkmaktadır.

Verilen mücadele bunun içindir.

Bu mücadelenin bugün Türkiye'deki siyasi dayanağı da CHP'dir.

Onun için Baykal'ın kara çarşaflı bir kadını sahneye çıkarıp parti rozeti takması hayal kırıklığı yaratmıştır.

Onun için bu olay yoğun tartışmalara neden olmuştur.

Hiç kuşkusuz, çarşaflı da, türbanlı da, tesettürlü de CHP'ye oy verebilir.

CHP de onları kazanmak için çaba harcamalıdır.

* * *

Şu gerekçenin hiçbir anlamı ve geçerliliği yoktur:

"Efendim onlara yaklaşmazsak, kucak açmazsak, onları AKP'nin kucağına atmış olmaz mıyız?"

Ecevit hem 1973 hem 1977 seçimlerinde o insanların yaşadığı varoşların oylarını silip süpürmedi mi?

Meydanları o insanların sevgilerini kazanarak doldurmadı mı?

Çok partili döneme geçildikten sonra CHP'yi o insanların oylarıyla yüzde 42'lere taşımadı mı?

Ecevit'e "Karaoğlan" adını o kadınlar takmadı mı?

Ecevit bunu varoşlarda, kırsal kesimde yaşayan kadınların kalplerine seslenerek, onların umudu olmayı başararak yapmadı mı?

O kadınların CHP mitinglerini kucaklarında çocuklarıyla nasıl doldurduklarını ben gözlerimle gördüm.

O kadınların gözlerindeki ışıkla Ecevit'i kutsadıklarını da gördüm.

Ama Ecevit'i her iki seçimde de izlemiş bir gazeteci olarak bir gün bile bir kara çarşaflı kadınla yan yana görmedim.

Baykal'ın bu insanlara sıcak bir yaklaşım içinde olması, onlara saygılı davranması, onları önemsemesi siyaseten doğrudur.

Ama o katılım törenindeki görüntü yanlıştır.

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=10417991&yazarid=39

Harun Gür
23-11-2008, 22:19:29
Sn. matise,

O fikirler doğrudur, yanlıştır, yanlış bile olsalar o fikirlerden alınacak dersler elbette vardır.

Sizinle geçmişte de benzer bir konuda düzeyli bir tartışma yaptığımızı hatırlıyorum. O zaman haklı olarak bazı sorular sormuştunuz ve ben adı geçen partinin üyesi olmadığımdan bilebildiğim kadar yanıtlamış ve size sorularınıza yanıt verebilecek olanların adresini vermiştim. Verdiğim adrese gitmiş olsaydınız, orada gördükleriniz sonrası şimdi bunları yazmazdınız.

Neyse, mesela alıntı yaptığınız yazarın gazetesinde başka bir köşe yazarının (Enis Berberoğlu) aynı günkü makalesinde daha başka birşeyler söyleniyor. Ee, hangisi doğru?

Kim doğru yaptı, doğru adımı attı , onu tarih gösterecek...

Selamlar,