PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Savcılar Dikkat







Av.Tayfun Eyilik
17-05-2005, 10:23:00
Savcılar dikkat

Yargıtay kararı: Delilsiz dava açıp can yakan savcı şahsen tazminat ödemeli.

SAYMAN'DAN DAVA
Eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel eski İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman hakkında gizli örgüt ve casusluk davası açtı. Sayman beraat etti ve Yüksel'den 30 milyar tazminat istedi.

YARGITAY YOLU AÇTI
Asliye Hukuk Mahkemesi "Cezayı idare ödemeli" diyerek davayı reddetti ama Yargıtay "Savcının delilsiz ve hazırlıksız dava açmasından idare sorumlu olamaz" deyip kararı bozdu.

Siyanür davası eski savcıya zehir oldu

Yargıtay mahkemenin "Cezayı idare ödemeli" kararını, "Delilsiz dava açmaktan savcı sorumludur" diye bozdu. Yargıtay eski İstanbul Barosu
Başkanı Sayman hakkında dava açan eski DGM Savcısı Yüksel'in yargılanmasına karar verdi.

Bergama'da köylülerin siyanürlü altına karşı verdikleri mücadele yıllar sonra Türkiye hukuk tarihinde bir ilke neden oluyor. Dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Nuh Mete Yüksel, o günlerde köylülere destek verdiği için dönemin İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman hakkında yaptığı "casusluk" ve "gizli örgüt" suçlamaları nedeniyle mahkeme karşısına çıkacak. Yargıtay'ın aldığı karara göre artık savcılar da yeterli delil olmadan açtıkları soruşturma ve davalar nedeniyle karşı davayla karşı karşıya kalabilecekler.

SORUŞTURMA AÇTI
Nuh Mete Yüksel'in mahkeme karşısına çıkmasına neden olacak olay 2001 yılının sonlarında yaşandı. Dönemin Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Yüksel, Alman Vakıfları, Bergama köylüleri ve İstanbul Barosu'nun ortaklaşa Türkiye Cumhuriyeti aleyhine gizli bir örgütlenme içinde olup olmadığıyla ilgili soruşturma başlattı. Savcının iddianamesine göre dönemin İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, "Türkiye Cumhuriyeti aleyhine çalışıyordu". Soruşturma neticesinde 2002 Ekim ayında Sayman hakkında Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 'gizli örgüt oluşturmak' iddiasıyla dava açıldı. Dava kamuoyuna 'casusluk davası' olarak yansıdı. Nuh Mete Yüksel davayla ilgili iddianamesinde 'etki casusluğu, legal casusluk' gibi kavramlar kullandı. 2003 yılı mart ayında dava, delil bulunamadığından beraatle sonuçlandı.

SAYMAN BERAAT ETTİ
Beraat kararından sonra İstanbul Barosu Eski Başkanı Yücel Sayman, kendisini casus gibi lanse ettiği için Yüksel aleyhine tazminat davası
açtı.Ancak Beyoğlu Asliye 2. Hukuk Hakimliği "Savcılık görevini yerine getirirken bu işi yapmıştır. Eğer bir kusur varsa, bu kusurun doğurduğu tazmin yükümlülüğü idareye aittir. Bu nedenle dava doğrudan Nuh Mete Yüksel aleyhine açılamaz" diyerek davayı reddetti. Yücel Sayman bunun üzerine "Savcıların soruşturma açma yetkisi var. Ama savcı dava açarken objektif olmak zorunda, insanları zan altında bırakacak haksız ithamlarda bulunmamalı. Bu yüzden dava açıyoruz" diyerek Yargıtay'a itiraz etti.

YARGITAY HAKLI BULDU
Yargıtay da bu gerekçeleri haklı buldu ve kararı temyiz etti. Böylece Yargıtay bu içtihadıyla savcıların doğrudan tazminat sorumluluğu olduğunu, güçlü delilleri olmadan dava açamaları durumunda karşı davayla karşılaşabileceklerini kabul etmiş oldu. Kararın sonuçlarını Sayman'ın avukatı Mehmet Uçum şöyle değerlendiriyor: "Demek ki savcılar soruşturma açacakları zaman bu soruşturmanın objektif olması gerektiğine, güçlü şüpheye dayanır olması gerektiğine dikkat edecekler. En azından soruşturma açmaya yetecek kadar ön delil olması gerekir. Oysa şimdiye kadar bizim uygulamamızda savcılar basit sadece şikayetler üzerine, basit önseziler üzerine soruşturma açıyorlardı. Hatta bazen polisler gidip bir yerleri basıyor. Davalar açılıyor ve
yeterli delil olmadığı için davalar sonuçlanmıyor. Ama insanların kafasında o ilk görüntü kalıyor. Bu yüzden bu karar çok önemli bir karar."

Sonat Canıdar-Zeynep Yücel

commodore1tr
17-05-2005, 12:01:34
Bence geç bile kalınmış yerinde bir karar.
Suçluları af etme yönünde kanun çıkarmaktan da vazgeçilmeli ve savcılarda ben savcıyım dedim oldu zihniyetinden vazgeçerler.

Av.Serdar Semih Türeyen
19-05-2005, 17:39:12
Bence de oldukça yerinde verilmiş bir karar,zaten bir hukuk devleti olmanın gereklerinden birsinin de yargılama usullerinin tamamiyle delile bağlı olduğu bie sistem değil midir?
bunun yanısıra sayın commodore1tr' nin yaptığı yoruma mutluluk ile katılıyorum suçlu olanları affetmek yerine devletin yetkilerini kullananları daha dikkatli olmaya sevketmek çok daha akılcı olacaktır.

anadol
25-04-2010, 14:03:20
Amerikada insan suçsuzdur delillerle suçlanır sonra suçlu olur fakat türkiyede dosya kapansın diye önce suçlu olur ve öyle gider kendini nasıl kurtarabilirsen kurtar...

tolg
27-04-2010, 15:06:55
Sn Eyilik;
Aşağıdaki linkte bahsettiğim bir dava için bu karar işime yarayacak sanırım. Karar'a tam metin olarak ulaşamadım. Yardımcı olabilir misiniz?
http://www.hukuki.net/showthread.php?71418

alexander1972
27-04-2010, 15:14:21
Mükemmel bir karar umarım uygulaması yaygınlaşır. Çoğu savcının gerekli soruşturma yapmadan aman bana ne mahkemede anlatsın derdini, mahkeme karar versin mantığı ile hareket ettiğini hepimiz biliyoruz. Bu hem mahkemelerin yükünü arttırıyor hemde suçsuz insanların mahkeme koridorlarında boşu boşuna ve haksız yere paralanmalarına neden oluyor. istaistiklerde bunu doğruluyor zaten.. Geçen yıllarda toplam kaç dava açılmış ve kaçı beraat ile sonuçlanmış bir bakın ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Av.İlknur Sezgin Temel
27-04-2010, 15:23:43
Madalyonun diğer yönü beni endişelendiren.

Gerekli araştırma yapılmadan "kovuşturmaya yer olmadığına" dair kararlar da veriliyor.
Böyle bir karardan sonra gerçekten işlenmiş bir suç varsa bile savcı dava açmaya tereddüt edecek, suçlular ise ellerini kollarını sallayarak aramızda gezmeye..

alexander1972
27-04-2010, 15:45:46
Sayın İlknur Hanım,

Bir bakıma sizde haklısınız ama özellikle sulh cezalarda haksız yere öyle trajikomik davalar açılıyorki insanın inanası gelmiyor. Sulh cezalar sırf bu yüzden kadın programlarına döndü. Geçen bir duruşmam vardı, biraz izleyeyim dedim erken girdim. Bir dava vardı ki anlatamadan geçemeyeceğim. 9 yaşındaki çocuk etrafı açık bir özel şantiye alanına giriyor, sokak köpeğinin biri kovalıyor, çocuk kaçarken ayağı taşa çarpıyor ve düşüyor. Çocukta en ufak bir yara bere yok. Çocuğun babası şantiye sahibi kadını şikayet ediyor. ( Köpek kadına ait diye ), mimar kadın işini gücünü bırakmış hakime benim hayatımda hiç köpeğim olmadı, orası açık şantiye alanı, sokak köpekleri ile dolu diye haklılığını kanıtlamaya çalışıyordu, üstüne üstlük ilk defa adliyeye işi düştüğü için korkmuş kendine birde avukat tutmuştu.

Av.Tayfun Eyilik
27-04-2010, 16:50:13
Yoğun bir şekilde çek senet ve alacaklar ile ilgili işler ile uğraşan meslektaşlarım bilirler.
Elinizde yüzlerce çek senet dolandırıcılık gibi suçlardan dolayı binlerce şikayette bulunursunuz. Savcılık vekil olduğunuz şikayet dilekçesi ile yetinmez şikayetçinin de illa ifadesini almak ister. Bildiğiniz üzere bu ifade tanıklara ilişkin hükümlere tabidir. Yani ifadeye gelmezseniz zorla getirilirsiniz.

Bir banka takip ettiği alacaklar ile ilgili binlerce hele bankasına göre milyonlarca şikayette bulunmuş olabilir. Şimdi düşünün ki Savcılıktan karakol marifeti ile müvekkile tebligat yapılıyor deniyor ki 3 gün içinde gel sen müştekisin. Örneğin müvekkil şişlide savcılık ümraniyede. Gelen tebligata bakıyorsun bir hazırlık numarası var, bir de şikayetçi olduğunu belirten bir ibare var başka hiç bir bilgi yok. Ha birde CMK nın neresinde yazdığını bilmediğim " haftanın şu günleri şu saatler arası gelin" diye bir de ibare vardır.

Hadi bakalım acaba hangi şikayetin için çağrılıyorsun. Çek ise acaba hangi çek aslını götürülmesi gerek ? Hangi avukat şikayet etmiştir bilemezsin bir avukatın olsa sorarsın ona öğrenirsin ama sayıca fazla anlaşmalı avukat olduğu, kadrolu avukatların da sayısı fazla olduğu için kime neyi soracağını bilemezsin

Müvekkil tüzel kişi olduğundan savcılığın uygun bulacağı bir temsilci olması lazım .

Sonuçta işi gücü bırakır savcılığa doğru yola çıkarsın trafiğin durumuna göre saatler sonra gelirsin. Savcılık kapısında senin gibi duruşma sırası bekler gibi insanlar bekler . Beklersiniz kimliğiniz istenir verirsiniz yetki belgesi sirküler istenir verirsiniz. sonra içeriye buyur edilirsiniz.

Savcımız sorar " eee anlat bakalım nolmuş burda, niye şikayet ettiniz"
- kimi şikayet etmişiz, ne zaman etmişiz karşılıksız çek mi ? dolandırıcılık mı sahtecilik mi ? bilemezsiniz
bu sinir bozucu durumdan en sonunda işte bilmem kimin kullandığı kredinin teminatına verilen çek için yapılan bir karşılıksız çek şikayeti olduğunu anlar ve çek aslının nerde olduğu konusundaki savcılık sorusuna cevap verirsiniz. Aslında veremezsiniz nasıl vereceksiniz. süre ister notlarınızı alır gider ve istenen bilgi belgeleri toparladıktan sonra gider bir daha ifade verirsiniz.

Ama illa belirtilen günlerde ve saatlerde gidip ifade vermeniz gerekir . Yoksa Savcılığın okuma yazman yokmu senin ne yazıyor burda diye fırçalarına maruz kalırsınız.

içinizde şöyle geçer yahu arkadaş çeki ödemeyen benmiyim, veya dolandıran ben miyim ne oldu ben şikayet edilen mağdur olan değilmiydim niye bu eziyet ben bu işleri kendim yapmayayım diye avukat tutmadım mı ?