PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Şahitler ve şehitler







Harun Gür
05-10-2008, 00:39:42
15 Ağustos 1984, ilk eylemleri sonrası dönemin Başbakan'ı beyan etti:

"Üç beş çapulcunun işi bunlar."

Aslında böyle başlamamıştı hikaye, o tarihlerden 10 yıl ve hatta daha da gerisi vardı. Hadi biz o lafların edildiği tarihten sonrasına bakalım...

Turgut Özal
Yıldırım Akbulut
Mesut Yılmaz
Süleyman Demirel
Tansu Çiller
Necmettin Erbakan
Bülent Ecevit
Abdullah Gül
Recep Tayyip Erdoğan

35.000'e yakın asker, polis ve sivil ölümü...

Asker, polis ve vatandaş canını, kanını verdi, ya siyasiler?

Onların işi can vermek değil tabi ki, onlar çözüm bulacaklardı.

Çözüm buldular, kendilerince etkili çözümlerdi bunlar...

Kimi bir koyup üç almaya kalktı, kimi fıkralara konu oldu, kimi Batı'nın yolunu Doğudaki bir şehirden geçirdi, kimi bir realiteyi tanıdığını beyan edip yolları yürümekle aşındırdı, kiminin oğlu yalısının önündeki denizde askerliğini tamamladı, kimi sahte mücahitliğine kayıp trilyon muhassipliğini ekledi, kimi önüne atılan yazarkasa kafama düşse daha iyi olur muydu diye düşünemedi, kimi bu işleri 9 maddelik gizli saklı anlaşmalara bağladı, en son toprağına saldıranların ayak yolu olan kukla ülkenin başındaki adamın ayağına gitti, zaten aynı kafadaki bir diğeri topraklarını bölmeyi açıkça ortaya koyan bir üfürük oluşumun Eşbaşkanlığını TC. Başbakanlığı'nın önünde saydı, serbest bölgeleri kukla devletin şerefsiz piyonlarına açtı, vatandaşından esirgediği elektriği yarı fiyatına bu kukla piyonlara verdi.

Bu arada kimileri ise; neredeyse 100 yıllık bir planla ağır ağır ilerledi, ilgisiz Güneydoğu illerine elçilikler açtı, 36. paralel üstünü himayesine aldı, orada besledi, kotardı...İçimizdeki hainlerle bir oldu, bayrağımızı indirtti, olmadı yaktırttı, bugün içimizdeki hainlerin kandaşlarının da bu vatan için geçmişte kanlarını canı gönülden akıttıkları, azınlık falan değil her zaman bizden addettiğimiz aziz şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesinde elde edilen Zafer Bayramımızı, utanmadan onbeş gün öne çekme söyleminde bulunma cüreti göstertti.

Gelinen son nokta;

Aktütün Karakolu'na Kuzey Irak topraklarından ağır silahlarla saldırı , 15 şehit...

Şimdi bu adamların hangi birine kızayım?!!!

Birileri işine geleni veya emredileni yapıyor, diğeri 100 yıldır açıkça ortaya koyduğu planı uyguluyor.

Ya siz şahitler?!!!

Her şehidin kanında balık hafızalarınızın, olmayan tarih bilincinizin, hayatı zaplayan umursamazlığınızın, soru sormayan, sorgulamayan aklınızın ve küçük çıkarlarınız için oy atan ellerinizin payı olduğunun farkında mısınız?

Bense; ellerim hala mevcutken, sizin bu vurdumduymazlığınızdan gitgide muzdarip olan beynimle, siyaset mayınına karşı sizi uyarıyorum.

Kilis'e haber saldım
Hekim gelecek bildim
Kanı bir yana bırak
Revan içinde kaldım

Haber saldım kuş ile
Gagasında yaş ile
Yol gözledim ardından
Bir sıcacık düş ile

Işık vurmaz karama
Bende şifa arama
Ellerim yok ki artık
Tütün basam yarama

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
05-10-2008, 23:04:08
Duygularımıza tercüman olmuşsunuz Sayın Gür, duyarlı yüreğinize sağlık...

nikon
06-10-2008, 14:05:15
çok güzel bir yazı :(

Akademik Sultan
11-10-2008, 10:45:28
İnsanlar ne kadar bilinçli oy kullanıyor ki..? Evet vaad edilen 2 hatta 3 anahtar için oy kullanırken mesela terörü kazaıyacağım diyenlere "nasıl?" sorusunu sorduk mu ki?

Siyasiler terör konusunda gerekli adımları atamadılar bu doğru. Halkımız da askerini şehit verirken bunu sanki kader bildi. "bir oğlum daha olsa onu da şehit ederim" dedi. ederiz de.. kendimiz de oluruz da..yani bu bizim mayamızda var.. vatan sağolsun dedi..dizini kırdı oturdu. öyle değil mi? Oysa ki hesap sorulmalı. Tamam biz bu adamları seçtik. Özal ın dediği gibi çünkü alternatifimiz yoktu ve açıkçası "hiç birinin yoktu birbirinden farkı." çoğunun hamuru aynı mayadan karılmıştı sanki.

Şimdi bakıyoruz.sadece şehit verilince sesler yükseliyor.hıı o da bir iki şehide değil.. en az 10 şehit olmalı sanki böyle galeyana gelmek için!!!

İnsanlar hak ettikleri gibi yönetiliyor diye düşünüyorum bazan. Tepki gösteren çok az, bir avuç insan oluyor bazan. Bazan o bile olmuyor.Bağırıp çağırıp üzüntümüzü öfkemizi dile getiriyoruz ama normal zamanlarda bunlardan hesap sorarken sesimizi yükseltmeyi unutuyoruz sanırım.. Batılıların dediği gibi..Onlar ağlar bağırır çağırır sonra susar kabullenirler merak etmeyin diyorlar.. !

Askerimizin de devletimizin de elbette destekçisiyiz ve vatan aşkımız kıyaslanamaz. ancak bu sorun yani terör sorunu akılla mantıkla duyarlılıkla ve de güçlü bir devlet anlayışı ile çözülebilecektir ancak. iyi bir diplomasiyle bir de. ekonomik ve sosyal tedbirlerle de tabii ki. Biz naapıyoruz bunca zaman? kafasını kaldıran piyonları ezip bunu çözümleyeceğimizi düşünüyoruz. öyle yapmadık mı?

Bu yaklaşımla ol-maz!! OLMAZ!

Siyasiler sorunu askerlik yan gelip yatma yeri değil kardeşim elbette öleceksiniz diye çözemezler ki.. ! Üstelik ben anlamıyorum bu üst sınıfın oğulları nasıl askerlik yapamayacak kadar çürük olabiliyor bu kadar da diğerlerin oğulları onca sefalete rağmen sapasağlam oluyor! Kendi oğulları askere bile gitmezken halk evladını bayrağa sarılı tabutla teslim alıyor ama yine de gıkı çıkmıyor!

Şahitler ya bir gözü kör, görmüyor ya da işine geleni görüyor duyuyor sanki.. sorun orda.. Ya da dilsiz konuşmuyor..:rolleyes:

monica
18-03-2013, 23:40:18
18 Mart Şehitler Günü!

Sevgili okuyucularım, yarın şehitler günü! Hangi şehitlerimizi anacağız, onlara ne diyeceğiz?
Ama yarın bol bol nutuklar atılacak:
“Kahraman şehitlerimiz, vatan size minnettardır! Bizler sizin sayenizde yaşıyoruz!..”
“Bu vatan sizlerin sayesinde kurtuldu!..”
“Her yıl olduğu gibi bugün de sizleri özlemle ve saygıyla anıyoruz…”

Tören düzenlemek, nutuk atmak kolay!
Hele “Atatürk, Türk milleti” gibi kavramları anayasadan çıkarmaya yeltenenler için çok daha kolay.
Bunu şehitlere nasıl anlatacaksınız!
Ulusal bayramlarımızın kutlanmasını yasak eden bunlar.
O ulusal bayramlarımız ki, şehitlerimizden bize kalan aziz anılarıdır.

Çok uzaklara gitmek gerekmez.
1914 yılında Birinci Dünya Harbi’nden başlayalım.
Kafkas cephesi, Suriye, Filistin, İran, Hicaz,
Sarıkamış ve özellikle Çanakkale cephelerinde bir milyondan fazla şehit verdik.
Mehmetçik taaa Süveyş Kanalı önlerine bile gönderildi, orada ne yazık ki mahvedildi.
* * *
Sonra Kurtuluş Savaşı başladı ve bu kez binlerce şehidimizi Anadolu topraklarına gömdük.
En son olay PKK’dır. Bu mücadelede yedi bin şehidimiz, ayakları, bacakları, elleri kolları kopmuş, gözleri kör olmuş tam 16 bin gazimiz var.

Şehit, vatan uğruna canını veren insandır. Şu tabloya bir bakınız, son 100 yılda bütün şehitlerimiz, vatan toprağına yapılan saldırılarda can vermiştir.
O saldırılar önce dış düşmanlardan geldi, sonuncusu ise (PKK terörü) iç düşmandan.
Dış düşmanın amacı vatan toprağını ele geçirmekti.
İç düşmanın amacı ise vatanı bölmekti.
Türk milleti ve Türk Ordusu, vatan toprağına yapılan hiçbir saldırıya sessiz kalmadı. Bütün gücümüzle direndik ve kazandık.
Bu büyük başarıların ya başında, ya da sonunda ulusal bayramlarımız oluştu.
Şimdi o bayramların halk tarafından kutlanması yasak!
23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim…
Çünkü AKP öyle buyurdu!
* * *

Yarın 18 Mart Şehitlerimizi Anma Günü.
Çanakkale’de 200 bin dolaylarında şehidimiz vardı.
18 Mart aynı zamanda Çanakkale Zaferi’nin Yıldönümü.
Yarın aslında hem onlar, hem de bütün şehitlerimiz anılacak.

Yarın yine törenler düzenleyecekler, kürsülere çıkıp bol bol nutuk atacaklar…
Ama şehitlerimizin hiçbiri, günün birinde piyasaya çıkacak bir hükümetin bir terör örgütüyle pazarlık masalarına oturacağını, Türkiye’deki gelişmelerin bir katilin emir ve direktifleriyle belirleneceğini bilemezdi.
Ölmeden önce söyleseler hiçbiri inanmazdı.
Hele PKK mücadelesinde toprağa verilen yedi bin şehit!
Şimdi onların gökyüzünde ruhları, mezarda kemikleri sızlıyor.
Sen Apo’dan talimat alacaksın, “Türk” sözcüğünü yok etmeye kalkışacaksın, halkın ulusal bayramları kutlamasını yasaklayacaksın, sonra şehitler için törenler düzenleyeceksin!
Bunu kimseye anlatamazsınız efendiler, kimse yemez bunu!

Okuyucu diyor ki…
Tanımadığım bir okuyucumdan dün aldığım mektubu, ismini çıkararak size iletiyorum. Sadece isminin soyadının baş harflerinin A.Ş. olduğunu belirteyim. Devlet memurudur, işadamıdır falan, ismini verirsem onu da duman ederler:
“PKK’nın elindeki kamu görevlisi sekiz esirimiz için teslim töreni yapıldı.
PKK temsilcileri, PKK’yı temsil eden milletvekilleri her zaman olduğu gibi yine bir masa etrafında toplandılar!
Esirlerimizin etrafını PKK militanları kuşatma altına aldı!..
Ellerinde Kaleşnikoflar, arkalarında PKK bayrağı…
Etrafları tıpkı esir düştükleri andaki gibi tamamen PKK ile sarılmış, kuşatılmıştı…
Sağa, sola bakındılar!
Devlet adına bir şeyler aradılar!
Ama, yoktu aradıkları!..
İmza töreni düzenlendi!..
Sağlam ve sağlıklı olduklarını gösteren (Kuzey Irak’ta PKK hastanesi başhekimliği tarafından verilen) doktor raporlarını da gösterdiler tüm kameralara!
PKK tek kale maç yaptı yine!.. Ve her attığı yine gol oldu!
Habur’dan esirlerimiz girerken sevinç, gözyaşı ve hüzün vardı yüreklerimizde!..
Evlatlarımızın kurtulması için ben de dualar ettim… Ama böyle mi kurtulacaklardı!
Özgürlüklerin ve tutsaklıkların “Apo” denilen katilin inisiyatifinde olduğunu bir daha
gördük!..
Devletin ve Silahlı Kuvvetlerimiz’in bittiği izlenimi yarattılar!
Sınırı geçemeyeceğimizi bir kez daha gösterdiler bize!
Esirleri nereye götürdüler, nerede sakladılar?
Apo bir mesaj yolladı, ertesi gün Kandil’de idi!
Kandil’in mesajı ise ertesi gün İmralı’da, Meclis’te!

Kandil’de bizim devletin bulamadığı “Karayılan”, boy fotoğrafını yolladı
Ankara’ya BDP milletvekilleri ile!
İsteyen yerini beş dakikada bulabiliyor!
Git al, alabilirsen!
Kandil’e attığın bombalar, kaldırdığın uçaklar göstermelik beyim!
Bunu herkes biliyor da bir sen mi bilmiyorsun!
Uyan artık!
* * *
Dün gazetelerde vardı, Cumhurbaşkanı için Kayseri’de Erciyes eteklerine trilyonluk yazlık yapılıyormuş!
Senede üç beş gün kalacaklarmış!
Başbakan için 400 milyon dolarlık yeni uçak siparişi verilmiş! Bu kaçıncı uçak?
Makam ve saltanat arabaları da değişiyormuş!
Bu işler bitince esirlerimizi kurtarmaya da elbette sıra gelecekti!

Dün Konyalı bir gazimize takılan protez ayağın 75 bin liralık faturasını devlet kabul etmediği için evine haciz gittiğini okudum!
Devletlum, padişahım, ver gazimin ayağını, protez senin olsun!
Hatta Kayseri’deki yeni sarayın bir köşesine koyalım da tüm gazilerimize ders olsun!

Biz şimdi anladık, barış olacaksa (!) sen teröristin ayağına gideceksin!
Esirler kurtarılacaksa Apo’dan icazet alacaksın!
Seçilmek istiyorsan o katille anlaşacaksın. Yoksa olmuyor işte! Anlaşmazsan, sana başkanlık, maşkanlık yok!..
Git ayağına tıpış tıpış, bitir işi!
Bu saatten sonra ayıp olmaz!
Git ayağına, yalvar, başkanlık sana garanti!.”
SÖZCÜ
http://www.ilk-kursun.com/haber/140093

Atilda09
19-03-2013, 01:36:16
18 Mart Şehitler Günü!

Sevgili okuyucularım, yarın şehitler günü! Hangi şehitlerimizi anacağız, onlara ne diyeceğiz?
Ama yarın bol bol nutuklar atılacak:
“Kahraman şehitlerimiz, vatan size minnettardır! Bizler sizin sayenizde yaşıyoruz!..”
“Bu vatan sizlerin sayesinde kurtuldu!..”
“Her yıl olduğu gibi bugün de sizleri özlemle ve saygıyla anıyoruz…”

Tören düzenlemek, nutuk atmak kolay!
Hele “Atatürk, Türk milleti” gibi kavramları anayasadan çıkarmaya yeltenenler için çok daha kolay.
Bunu şehitlere nasıl anlatacaksınız!
Ulusal bayramlarımızın kutlanmasını yasak eden bunlar.
O ulusal bayramlarımız ki, şehitlerimizden bize kalan aziz anılarıdır.

Çok uzaklara gitmek gerekmez.
1914 yılında Birinci Dünya Harbi’nden başlayalım.
Kafkas cephesi, Suriye, Filistin, İran, Hicaz,
Sarıkamış ve özellikle Çanakkale cephelerinde bir milyondan fazla şehit verdik.
Mehmetçik taaa Süveyş Kanalı önlerine bile gönderildi, orada ne yazık ki mahvedildi.
* * *
Sonra Kurtuluş Savaşı başladı ve bu kez binlerce şehidimizi Anadolu topraklarına gömdük.
En son olay PKK’dır. Bu mücadelede yedi bin şehidimiz, ayakları, bacakları, elleri kolları kopmuş, gözleri kör olmuş tam 16 bin gazimiz var.

Şehit, vatan uğruna canını veren insandır. Şu tabloya bir bakınız, son 100 yılda bütün şehitlerimiz, vatan toprağına yapılan saldırılarda can vermiştir.
O saldırılar önce dış düşmanlardan geldi, sonuncusu ise (PKK terörü) iç düşmandan.
Dış düşmanın amacı vatan toprağını ele geçirmekti.
İç düşmanın amacı ise vatanı bölmekti.
Türk milleti ve Türk Ordusu, vatan toprağına yapılan hiçbir saldırıya sessiz kalmadı. Bütün gücümüzle direndik ve kazandık.
Bu büyük başarıların ya başında, ya da sonunda ulusal bayramlarımız oluştu.
Şimdi o bayramların halk tarafından kutlanması yasak!
23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim…
Çünkü AKP öyle buyurdu!
* * *

Yarın 18 Mart Şehitlerimizi Anma Günü.
Çanakkale’de 200 bin dolaylarında şehidimiz vardı.
18 Mart aynı zamanda Çanakkale Zaferi’nin Yıldönümü.
Yarın aslında hem onlar, hem de bütün şehitlerimiz anılacak.

Yarın yine törenler düzenleyecekler, kürsülere çıkıp bol bol nutuk atacaklar…
Ama şehitlerimizin hiçbiri, günün birinde piyasaya çıkacak bir hükümetin bir terör örgütüyle pazarlık masalarına oturacağını, Türkiye’deki gelişmelerin bir katilin emir ve direktifleriyle belirleneceğini bilemezdi.
Ölmeden önce söyleseler hiçbiri inanmazdı.
Hele PKK mücadelesinde toprağa verilen yedi bin şehit!
Şimdi onların gökyüzünde ruhları, mezarda kemikleri sızlıyor.
Sen Apo’dan talimat alacaksın, “Türk” sözcüğünü yok etmeye kalkışacaksın, halkın ulusal bayramları kutlamasını yasaklayacaksın, sonra şehitler için törenler düzenleyeceksin!
Bunu kimseye anlatamazsınız efendiler, kimse yemez bunu!

Okuyucu diyor ki…
Tanımadığım bir okuyucumdan dün aldığım mektubu, ismini çıkararak size iletiyorum. Sadece isminin soyadının baş harflerinin A.Ş. olduğunu belirteyim. Devlet memurudur, işadamıdır falan, ismini verirsem onu da duman ederler:
“PKK’nın elindeki kamu görevlisi sekiz esirimiz için teslim töreni yapıldı.
PKK temsilcileri, PKK’yı temsil eden milletvekilleri her zaman olduğu gibi yine bir masa etrafında toplandılar!
Esirlerimizin etrafını PKK militanları kuşatma altına aldı!..
Ellerinde Kaleşnikoflar, arkalarında PKK bayrağı…
Etrafları tıpkı esir düştükleri andaki gibi tamamen PKK ile sarılmış, kuşatılmıştı…
Sağa, sola bakındılar!
Devlet adına bir şeyler aradılar!
Ama, yoktu aradıkları!..
İmza töreni düzenlendi!..
Sağlam ve sağlıklı olduklarını gösteren (Kuzey Irak’ta PKK hastanesi başhekimliği tarafından verilen) doktor raporlarını da gösterdiler tüm kameralara!
PKK tek kale maç yaptı yine!.. Ve her attığı yine gol oldu!
Habur’dan esirlerimiz girerken sevinç, gözyaşı ve hüzün vardı yüreklerimizde!..
Evlatlarımızın kurtulması için ben de dualar ettim… Ama böyle mi kurtulacaklardı!
Özgürlüklerin ve tutsaklıkların “Apo” denilen katilin inisiyatifinde olduğunu bir daha
gördük!..
Devletin ve Silahlı Kuvvetlerimiz’in bittiği izlenimi yarattılar!
Sınırı geçemeyeceğimizi bir kez daha gösterdiler bize!
Esirleri nereye götürdüler, nerede sakladılar?
Apo bir mesaj yolladı, ertesi gün Kandil’de idi!
Kandil’in mesajı ise ertesi gün İmralı’da, Meclis’te!

Kandil’de bizim devletin bulamadığı “Karayılan”, boy fotoğrafını yolladı
Ankara’ya BDP milletvekilleri ile!
İsteyen yerini beş dakikada bulabiliyor!
Git al, alabilirsen!
Kandil’e attığın bombalar, kaldırdığın uçaklar göstermelik beyim!
Bunu herkes biliyor da bir sen mi bilmiyorsun!
Uyan artık!
* * *
Dün gazetelerde vardı, Cumhurbaşkanı için Kayseri’de Erciyes eteklerine trilyonluk yazlık yapılıyormuş!
Senede üç beş gün kalacaklarmış!
Başbakan için 400 milyon dolarlık yeni uçak siparişi verilmiş! Bu kaçıncı uçak?
Makam ve saltanat arabaları da değişiyormuş!
Bu işler bitince esirlerimizi kurtarmaya da elbette sıra gelecekti!

Dün Konyalı bir gazimize takılan protez ayağın 75 bin liralık faturasını devlet kabul etmediği için evine haciz gittiğini okudum!
Devletlum, padişahım, ver gazimin ayağını, protez senin olsun!
Hatta Kayseri’deki yeni sarayın bir köşesine koyalım da tüm gazilerimize ders olsun!

Biz şimdi anladık, barış olacaksa (!) sen teröristin ayağına gideceksin!
Esirler kurtarılacaksa Apo’dan icazet alacaksın!
Seçilmek istiyorsan o katille anlaşacaksın. Yoksa olmuyor işte! Anlaşmazsan, sana başkanlık, maşkanlık yok!..
Git ayağına tıpış tıpış, bitir işi!
Bu saatten sonra ayıp olmaz!
Git ayağına, yalvar, başkanlık sana garanti!.”
SÖZCÜ
http://www.ilk-kursun.com/haber/140093

Sayın Sezen;

Yazdıklarınız karşısında kendi kimliğimden ve 24 yıl yaptığım işten şüphe duyuyorum.

NEFRETLE DOLU YAŞAM MUTSUZ BİR YAŞAMDIR. NEFRETİ AŞMANIN TEK YOLU AFFETMEKTİR.

ÖZGÜRLÜK doğru kararlar alma becerisi değildir. Kişinin kendi KADERİNİ TAYİN ETME HAKKIDIR.

Bu öfke ve nefretinizle haklı bile olsanız yandaş bulamazsınız.


Affetmek kolay değildir. Fakat özgürleşmek için gereklidir. Çoğu insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz ya da haklı bulduğu anlamına geleceğini sanır.

Oysa affetmek, geçmişteki anıların boyunduruğundan kurtulmak, yaşamımızı kontrol altında tutmasına son vermek demektir.

Affetmek, o kişiyi sevmek değil.
Affetmek, o kişiyle konuşmak zorunda olmak değil.
Affetmek, o kişiyle ilişkiyi sürdürmek değil.
Affetmek, o kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değil.
Affetmek, o kişiyi kucaklamak değil.
Affetmek, o kişiyi suçsuz bulmak değil.
Affetmek, o kişiyi haklı bulmak değil.
Affetmek, o kişinin verdiği zararları telafi etmek için çaba göstermemek değil.

Affetmek kırgınlığın, küskünlüğün, nefretin hapishanesinden özgürlüğe kavuşmaktır.

Affetmek artık acıyı hissetmemektir. Yapılanları zihinsel olarak unutmak zaten mümkün değildir.

"Duygusal unutma" affetmenin diğer adıdır.

SEA DEMİR
19-03-2013, 08:16:18
18 Mart Şehitler Günü!

Sevgili okuyucularım, yarın şehitler günü! Hangi şehitlerimizi anacağız, onlara ne diyeceğiz?
Ama yarın bol bol nutuklar atılacak:
“Kahraman şehitlerimiz, vatan size minnettardır! Bizler sizin sayenizde yaşıyoruz!..”
“Bu vatan sizlerin sayesinde kurtuldu!..”
“Her yıl olduğu gibi bugün de sizleri özlemle ve saygıyla anıyoruz…”

Tören düzenlemek, nutuk atmak kolay!
Hele “Atatürk, Türk milleti” gibi kavramları anayasadan çıkarmaya yeltenenler için çok daha kolay.
Bunu şehitlere nasıl anlatacaksınız!
Ulusal bayramlarımızın kutlanmasını yasak eden bunlar.
O ulusal bayramlarımız ki, şehitlerimizden bize kalan aziz anılarıdır.

Çok uzaklara gitmek gerekmez.
1914 yılında Birinci Dünya Harbi’nden başlayalım.
Kafkas cephesi, Suriye, Filistin, İran, Hicaz,
Sarıkamış ve özellikle Çanakkale cephelerinde bir milyondan fazla şehit verdik.
Mehmetçik taaa Süveyş Kanalı önlerine bile gönderildi, orada ne yazık ki mahvedildi.
* * *
Sonra Kurtuluş Savaşı başladı ve bu kez binlerce şehidimizi Anadolu topraklarına gömdük.
En son olay PKK’dır. Bu mücadelede yedi bin şehidimiz, ayakları, bacakları, elleri kolları kopmuş, gözleri kör olmuş tam 16 bin gazimiz var.

Şehit, vatan uğruna canını veren insandır. Şu tabloya bir bakınız, son 100 yılda bütün şehitlerimiz, vatan toprağına yapılan saldırılarda can vermiştir.
O saldırılar önce dış düşmanlardan geldi, sonuncusu ise (PKK terörü) iç düşmandan.
Dış düşmanın amacı vatan toprağını ele geçirmekti.
İç düşmanın amacı ise vatanı bölmekti.
Türk milleti ve Türk Ordusu, vatan toprağına yapılan hiçbir saldırıya sessiz kalmadı. Bütün gücümüzle direndik ve kazandık.
Bu büyük başarıların ya başında, ya da sonunda ulusal bayramlarımız oluştu.
Şimdi o bayramların halk tarafından kutlanması yasak!
23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim…
Çünkü AKP öyle buyurdu!
* * *

Yarın 18 Mart Şehitlerimizi Anma Günü.
Çanakkale’de 200 bin dolaylarında şehidimiz vardı.
18 Mart aynı zamanda Çanakkale Zaferi’nin Yıldönümü.
Yarın aslında hem onlar, hem de bütün şehitlerimiz anılacak.

Yarın yine törenler düzenleyecekler, kürsülere çıkıp bol bol nutuk atacaklar…
Ama şehitlerimizin hiçbiri, günün birinde piyasaya çıkacak bir hükümetin bir terör örgütüyle pazarlık masalarına oturacağını, Türkiye’deki gelişmelerin bir katilin emir ve direktifleriyle belirleneceğini bilemezdi.
Ölmeden önce söyleseler hiçbiri inanmazdı.
Hele PKK mücadelesinde toprağa verilen yedi bin şehit!
Şimdi onların gökyüzünde ruhları, mezarda kemikleri sızlıyor.
Sen Apo’dan talimat alacaksın, “Türk” sözcüğünü yok etmeye kalkışacaksın, halkın ulusal bayramları kutlamasını yasaklayacaksın, sonra şehitler için törenler düzenleyeceksin!
Bunu kimseye anlatamazsınız efendiler, kimse yemez bunu!

Okuyucu diyor ki…
Tanımadığım bir okuyucumdan dün aldığım mektubu, ismini çıkararak size iletiyorum. Sadece isminin soyadının baş harflerinin A.Ş. olduğunu belirteyim. Devlet memurudur, işadamıdır falan, ismini verirsem onu da duman ederler:
“PKK’nın elindeki kamu görevlisi sekiz esirimiz için teslim töreni yapıldı.
PKK temsilcileri, PKK’yı temsil eden milletvekilleri her zaman olduğu gibi yine bir masa etrafında toplandılar!
Esirlerimizin etrafını PKK militanları kuşatma altına aldı!..
Ellerinde Kaleşnikoflar, arkalarında PKK bayrağı…
Etrafları tıpkı esir düştükleri andaki gibi tamamen PKK ile sarılmış, kuşatılmıştı…
Sağa, sola bakındılar!
Devlet adına bir şeyler aradılar!
Ama, yoktu aradıkları!..
İmza töreni düzenlendi!..
Sağlam ve sağlıklı olduklarını gösteren (Kuzey Irak’ta PKK hastanesi başhekimliği tarafından verilen) doktor raporlarını da gösterdiler tüm kameralara!
PKK tek kale maç yaptı yine!.. Ve her attığı yine gol oldu!
Habur’dan esirlerimiz girerken sevinç, gözyaşı ve hüzün vardı yüreklerimizde!..
Evlatlarımızın kurtulması için ben de dualar ettim… Ama böyle mi kurtulacaklardı!
Özgürlüklerin ve tutsaklıkların “Apo” denilen katilin inisiyatifinde olduğunu bir daha
gördük!..
Devletin ve Silahlı Kuvvetlerimiz’in bittiği izlenimi yarattılar!
Sınırı geçemeyeceğimizi bir kez daha gösterdiler bize!
Esirleri nereye götürdüler, nerede sakladılar?
Apo bir mesaj yolladı, ertesi gün Kandil’de idi!
Kandil’in mesajı ise ertesi gün İmralı’da, Meclis’te!

Kandil’de bizim devletin bulamadığı “Karayılan”, boy fotoğrafını yolladı
Ankara’ya BDP milletvekilleri ile!
İsteyen yerini beş dakikada bulabiliyor!
Git al, alabilirsen!
Kandil’e attığın bombalar, kaldırdığın uçaklar göstermelik beyim!
Bunu herkes biliyor da bir sen mi bilmiyorsun!
Uyan artık!
* * *
Dün gazetelerde vardı, Cumhurbaşkanı için Kayseri’de Erciyes eteklerine trilyonluk yazlık yapılıyormuş!
Senede üç beş gün kalacaklarmış!
Başbakan için 400 milyon dolarlık yeni uçak siparişi verilmiş! Bu kaçıncı uçak?
Makam ve saltanat arabaları da değişiyormuş!
Bu işler bitince esirlerimizi kurtarmaya da elbette sıra gelecekti!

Dün Konyalı bir gazimize takılan protez ayağın 75 bin liralık faturasını devlet kabul etmediği için evine haciz gittiğini okudum!
Devletlum, padişahım, ver gazimin ayağını, protez senin olsun!
Hatta Kayseri’deki yeni sarayın bir köşesine koyalım da tüm gazilerimize ders olsun!

Biz şimdi anladık, barış olacaksa (!) sen teröristin ayağına gideceksin!
Esirler kurtarılacaksa Apo’dan icazet alacaksın!
Seçilmek istiyorsan o katille anlaşacaksın. Yoksa olmuyor işte! Anlaşmazsan, sana başkanlık, maşkanlık yok!..
Git ayağına tıpış tıpış, bitir işi!
Bu saatten sonra ayıp olmaz!
Git ayağına, yalvar, başkanlık sana garanti!.”
SÖZCÜ
http://www.ilk-kursun.com/haber/140093


ve ...sözcü :) Büyük başbakanımız dün çok güzel bir hatırlatma yaptı ,yazdıklarınızın ilk iki satırını okuyabildim ,zaten gerisi bilindik hep bozuk plak gibi tekrar ettiğiniz klişler..şimdi gelelim Sn başbakanımızın ne dediğini ,iyi okuyun!!!!!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Çanakkale Zaferi, bir etnik kökenin, bir kavmin, ırkın zaferi değildir. Çanakkale Zaferi, Türkiye'nin, Anadolu'nun ve Trakya'nın olduğu kadar dünya üzerindeki tüm kardeş milletlerin, kardeş halkların, tüm kardeşlerin zaferidir'' dedi.

Bunların hangi biri gerçek değil ???

admin
19-03-2013, 14:11:52
ve ...sözcü :) Büyük başbakanımız dün çok güzel bir hatırlatma yaptı ,yazdıklarınızın ilk iki satırını okuyabildim ,zaten gerisi bilindik hep bozuk plak gibi tekrar ettiğiniz klişler..şimdi gelelim Sn başbakanımızın ne dediğini ,iyi okuyun!!!!!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Çanakkale Zaferi, bir etnik kökenin, bir kavmin, ırkın zaferi değildir. Çanakkale Zaferi, Türkiye'nin, Anadolu'nun ve Trakya'nın olduğu kadar dünya üzerindeki tüm kardeş milletlerin, kardeş halkların, tüm kardeşlerin zaferidir'' dedi.

Bunların hangi biri gerçek değil ???

İyi güzel söylemiş de, o sıralarda PKK yoktu! Terörün her türlüsüne karşı olmak ise hukukçunun birinci görevidir.

SEA DEMİR
19-03-2013, 15:49:22
İyi güzel söylemiş de, o sıralarda PKK yoktu! Terörün her türlüsüne karşı olmak ise hukukçunun birinci görevidir.


Bizde sonuna kadar karşıyız,öyle ki bitmesi için ne gerekiyorsa yapılsın diyoruz..peki teröre karşı olanlar neden bitmesini istemiyor ?

Siz bitirme şekline takılıyorsunuz,anlaşılan ama her yol denendi ve hiçbiri yol şimdiki kadar olumlu sona yaklaşılmadı!!!Çok yaşa ERDOĞAN. Sırf annelerin ağlamasını bitireceği için her anımda rahmet okuyorum..ALLAH sizinle beraber olsun.

Av.Emrah Yavuzcan
22-03-2013, 22:02:50
ve ...sözcü :) Büyük başbakanımız dün çok güzel bir hatırlatma yaptı ,yazdıklarınızın ilk iki satırını okuyabildim ,zaten gerisi bilindik hep bozuk plak gibi tekrar ettiğiniz klişler..şimdi gelelim Sn başbakanımızın ne dediğini ,iyi okuyun!!!!!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Çanakkale Zaferi, bir etnik kökenin, bir kavmin, ırkın zaferi değildir. Çanakkale Zaferi, Türkiye'nin, Anadolu'nun ve Trakya'nın olduğu kadar dünya üzerindeki tüm kardeş milletlerin, kardeş halkların, tüm kardeşlerin zaferidir'' dedi.

Bunların hangi biri gerçek değil ???

Sayın, büyük, çok yaşayacak, rahmet sahibi Başbakan'ın söyledikleri doğru da, gazetenin üç satırını bile okumaya tahammül edemediğiniz yazısı gerçek değil mi?