PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : İnternette özel hayat ihlal eden görüntüler







passenger_6634
27-08-2008, 22:06:35
Arkadaşlar benimde bilişim suçu ile ilgili bir sorum olacaktı. Sınıf arkadaşımla eski nişanlısının özel görüntüleri internette bir kaç sitede tespit edildi ve yarın eski nişanlısından davacı olacak. Yardımcı olabilirmisiniz acaba süreç nasıl işler? Nasıl bir yola başvurulmalı bu görüntüler nasıl durdurulabilir, özel hayatı ihlalin cezası nedir yardımcı olup bilgi verebilirseniz sevinirim.

passenger_6634
28-08-2008, 20:06:33
yardım edebilecek veya fikir verecek kimse yokmu acaba

javier21
29-08-2008, 00:56:12
yardım edebilecek veya fikir verecek kimse yokmu acaba

5237 sayılı tck
Özel hayatın gizliliğini ihlâl
MADDE 134.– (1) Kişilerin özel hayatının gizli¬liğini ihlâl eden kimse, altı aydan iki yıla ka¬dar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması su¬retiyle ihlâl edilmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(2) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.

buna göre arkadaşınız gitsin savcılığa suç duyurusunda bulunsun ,görüntüleri yayan kişi yukarıdaki maddeden yargılanacaktır.

Av.Duygu Tekay
31-08-2008, 19:16:42
Suc duyurunuza goruntuleri eklemeli ve yayınlanan site isimlerini ve erkek arkadasına ait tüm telefon elektronık posta vs. bilgileri eklemeyi unutmayın.
Avukat yardımı alın.

passenger_6634
01-09-2008, 00:29:18
sayın javier21 ve sayın Av. Duygu Tekay a teşekkür ederim.

olay 2 gündür tüm gazetelere yansıdı eski nişanlıya şantaj diye. ve sanık tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı ancak mahkeme devam edecekmiş. avukatlara başvuruldu ancak benim şimdi şöyle bir sorum olacak zaten o kişi ile mahkemede karşılaşılacak ve adalet kararını verecek bunun yanında olay basına yansıyınca gazelerde arkadaşımın resimleri yayınlandı bazıları resimi mozaikleyip vermiş bazıları da resmi olduğu gibi vererek arkadaşımı deşifre etmişler bu suç değilmidir? ayrıca görüntülerin verildiği site ve hangi isimde verildiğide yayınlanmış bazı internet haber sitelerinde ve basında bu da o görüntülerin izlenmesini arttırmıyacak mı bu suç değilmi ? buna karşı ne yapılabilinir acaba

cognis
01-09-2008, 00:36:04
Sn passenger_6634;
Olay basına nasıl yansır???

Tangör Evren
01-09-2008, 00:44:41
Fenerbahçeli Sibel olan mıdır bu ? İnanılmaz derecede ağır bir ceza bekler kendilerini bu olaysa..

passenger_6634
01-09-2008, 01:59:23
ewet malesef fenerbahçeli sibel olayı budur. basın sayesinde sitede video patlamış allahtan siteler birer birer kapanıyor ama hergün yeni bir sitede olayı tespit ediyoruz.

ancak ben hala nsl olur da tutuksuz yargılama çıkmıştır anlıyamadım.

ayrıca büyük ceza diyorsunuz ceza görüntüleri yayan kişiye mi yoksa basının bunu alenen açıklamasından dolayı açıklayan basın yayın organlarına mı gelceğini kastettiniz anlıyamadım.

Av.Duygu Tekay
01-09-2008, 02:26:43
Basın açısından sorun yok. Basın halkın Anayasal hakkı olan haber alma özgürlüğüne hizmet eder.

Ama dilerseniz bununal ilgili MK 24 madde uyarınca tedbir kararı alınabilir.

passenger_6634
01-09-2008, 03:44:37
bu haber siteleri tespit ettik o zaman bunlar hakkında tedbir koydurabiliriz sanırım. peki ama zaten bunu yayınladılar arkadaşımı teşir ettiler bunun bir yaptırımı yok mu cezai anlamda.
ayrıca olayın basına yansıması davanın seyrini etkiler mi sanık için bir dezavantaj oluşturabilir mi bu durum.

cognis
01-09-2008, 12:06:11
basın sayesinde sitede video patlamış allahtan siteler birer birer kapanıyor ama hergün yeni bir sitede olayı tespit ediyoruz.
Ceza; görüntüleri yayan kişiye mi yoksa basının bunu alenen açıklamasından dolayı açıklayan basın yayın organlarına mı gelceğini kastettiniz anlıyamadım.

Konuyu haber yapan basın organlarından da savcılık nezdinde şikayetçi olmanızı öneririm. Basının bu haberi ne şekilde temin ettiğinin de araştırılması gerekir. Basına haber veren; konuşla alakalı kişilerden biri değil ise, kim?? Eğer suç duyurusunda bulunmanız akabinde konu basına yansıdı ise, bunda ya adli personelin ya da soruşturmada görev alan emniyet personelinin ihmali/gerevi kötüye kullanmasından bahsedilebilir. Her halukarda sorumlularının tespitini isteyebilirsiniz.


Basın açısından sorun yok. Basın halkın Anayasal hakkı olan haber alma özgürlüğüne hizmet eder.
Ama dilerseniz bununal ilgili MK 24 madde uyarınca tedbir kararı alınabilir.


Peki ama zaten bunu yayınladılar arkadaşımı teşir ettiler bunun bir yaptırımı yok mu cezai anlamda.
ayrıca olayın basına yansıması davanın seyrini etkiler mi sanık için bir dezavantaj oluşturabilir mi bu durum.


Demek ki; Basının anayasal hakları; anayasanın kişilere taahhüt ettiği hakların üstündedir?????
Özel hayatın gizliliği ve mahremiyetin korunması hakkı; basının haber yapma özgürlüğüne heba edilemez. Üstelik bu haberde 'haber verme özgürlüğü'nün dayandığı hukuki altyapı olmadığı gibi; habere konu kişinin zaten mağduriyeti kişisel haklarının ihlali ve bu ihlalin ve bu ihlalin ifşa/teşhir ile gerçekleşmesi. Basın internette dolaşan görüntülerin rumuzunu hatta yayınlanan bazı siteleri deşifre etmekle, okuyucusuna hem bu görüntülerin varlığını hem de ulaşılabilecek rumuzu, web sitelerini açıklamıştır. Anayasal haber alma özgürlüğümüz 'fenerli sibel'i kapsamaz... Kapsamamalıdır.
Basının bu tutumu, bu cüretkarlığı, bu değer yoksunluğu toplumsal hayata suça tahammül olarak yansıyabilir, hatta yansır...
Kişiler; mağduriyetlerinin ihbarında, soruşturulmasında (üstelik mağduriyet böylesi hassas bir konu iken) bir de basın yoluyla mağdur ve suçtan tekrar tekrar zarar görebilir, suçun işlenmesine katkıda bulunur tüm mekanizmalardan korunmalı, korunduklarına inanmalılar.
Olay zaten; özel hayata ait görüntülerin ifşası.., mağdur mağduriyetinin giderilmesini ve suçluların cezandırılmasını anayasal kurumlardan talep ederek MAĞDURİYETİNİ KENDİ ELİYLE ARTTIRMIŞ duruma düşüyor. Basına yansıyana kadar belli sayıda ve belli hedef kitle tarafından tesadüfen izlenen görüntülerin raytingi artıyor, gelirleri ziyaretçi sayısına endeksli pekçok web sitesinde belli bir kimliğe kavuşmuş bu içerik özellikle yer ediyor, hatta bu içerikle alakası olmayan bambaşka içerikler bu rumuzla site sahifelerinde barındırılıyor. Basının bu suça iştiraki açık ve nettir.

Sanırım milenyum ile birlikte suç ve zarar mekanizması da çığır atladı. Modifiye oldu. Artık bir kadın hakkında mahalleli dedikodusu çıkartmak, tabiri caiz ise ayağa düşürmek için bilfiil emek ve mesai harcamak çok anlamsız, elde edilecek sonuç üç sokak öteye gitmez,,, zaten dedikodunun dilde dolaşım süresini de üç beş haftadan öteye taşımak zordur.
Oysa kabiliyetinizi ve cazibenizi son süret harekete geçirip, kıytırık bir düzenek ile kaydına muvaffak olabileceğiniz birkaç dakikalık kamera kaydı, üç beş fotoğraf bir kadının hayatında hem global hem de sonsuz bir iz bırakmanıza, genele kadının sunumunu sağlamanıza, hasta egonuzu uzun aylar, yıllar boyunca doyurmanıza kafi....
Bugün hala; medyatik pekçok ismin üstelik yargı kararı ile yasaklanan görüntüleri web sitelerinde özellikle ismi, cismi tanıtılarak varlığını korumakta. Burda anayasal bir kısadevre var..., internet ortamı sanırım anayasal düzeninin istisnası..., yahut anayasal kurumlar sanal ortamda bu ve benzer içerikleri 'halkın faydasına' sunan sağlayıcıların kazançları ile semirme hak ve hürriyetleri ve kişilerin özel hayatlarının rant olarak hayli değerli meta oldukları gerçeği ile 'anayasal kişilik hakkı' nın takasında ekonomik faydayı önplanda tutmaktalar...

cognis
01-09-2008, 12:08:47
TCK. 134; “Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlâl eden kimse, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlâl edilmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz”
“Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, ceza yarı oranında artırılır”.

passenger_6634
01-09-2008, 12:44:11
çok teşekkürler sayın Cognis. tavsiyenize uyup hemen harekete geçeceğiz bu konu hakkında.
medyanın biraz daha hassas olması gerek kişisel haklar hakkında insanları böyle teşir etmek basın etiğine ne kadar uyuyor tartışılması ve düşünülmesi gerek. ortada var olan mağduriyete daha da arttırmaktan başka bir işe yaramadı olay. arkadaşım çalıştığı işten ayrılmak zorunda kalmıştı duyulmaya başlanınca sanırım artık basının yaptığı haberden sonra büyük ihtimalle ailesi ile taşınmak zorunda kalacak başka bir şehre, basın olayı daha da büyüttü.
internet özgürlük ve büyük kolaylık ama gerçekten bazı düzenlemeler şart sanırım belli yasalar çıkmalı heralde bu konu hakkında her ne kadar zor olsada.

commodore1tr
02-09-2008, 21:29:44
Bilişim hukuku ile ceza hukukunun bir birine karıştırılmaması tekinin üzerinden gitmenin yanlış olabileceği kanaatindeyim.

Adı üzerinde internet sonsuzluğa açılan sınırsız bir penceredir. Burada sınırı çekebilecek tek yetki makamı HUKUK a uygun KANUNLARLA YARGI makamlarıdır. Güzel ülkemizde daha çok yeni olan ve neyin ne olduğunu tam olarak HUKUKLA uğraşanlarda anlayamadığı için düzenlemelerde sakıncalar doğmakta mağduriyetler oluşmaktadır. Doğal olarak geçen zaman içerisinde taşlar git gide yerine oturacaktır.

Öreneğin güzel sitemizde bile kişiler SANAL ORATMIN gizemine kendilerini çok kaptırabilmekte ve BULUNAMAYACAKLARINI zannederek kişilere hakaret edebilmekte tehtit savurabilmektedir. Halbuki bu kişilerin bulunması çok kısa bir sürede sağlanabilmektedir. Bu konudaki eğitim ve seminerler her kademede devam etmekte nuhtemelen kısa bir süre sonra oldukça düzgün bir bilişim hukuku ve sistemi yerleşmiş olacaktır.

Hakim ve savcılarımız kadar yargının üçüncü sac ayağı olan avukatlarımızın da bu konuda yetersiz oldukları aşikardır. O yüzden bilişim hukukunda uzmanlaşacak avukatların oldukça iyi konumlara geleceğini tahmin etmek hiçte zor değildir.

Somut olayda '' Fenerbahçeli Sibel olayında'' üç değişik kanunun birlikte değerlendirilmesi tedbirlerin ve cezaların buna göre talep edilmesi gerektiği gözükmesine karşın forum şuana kadar sadece TCK üzerinden gitmektedir. Buda aslında en nihai çözüme hizmet eder gibi görünsede ara tedbirlerin atlanmasına mağdure nin psişik durumuna iyice zarar verecek boyuta gelmektedir.

Aslında bu tip olaylarda en son konuşulacak yer ceza bölümüdür çünkü o sürecin doğal sonucu olarak karşımıza otomatik çıkacaktır. Burada önemli olan iki kanun basın yayın kanunu ile Bilişim Suçları kanunudur. Basın yayın kanunu bilinen bir kanun olduğu için o konuda bir şey demenin anlamı bu forumda yoktur amma özet olarak diyebiliriz ki bu kanun maddeleri gereği '' yayın yasağı'' istenebilmektedir.

Burada asıl sorun bu tip görüntülerin internet ortamı ile yayımlanmasıdır. Mağdur ki çoğu zaman kadın olduğundan mağdure ye asıl psikolojik zorluk buradan kaynaklanmaktadır. Her ne kadar ''çocuk pornosu'' nedeniyle bu tip siteler kapatılıp dursa da kişinin avukatının ilk dilekçesinde açık ve net olarak Bilişim suçları kanunu madde 29 un 1/2 ve 3. bentlerini ivedilikle talep etmesi gerekmektedir. Bu kanunun ilgili madde ve bentleri

'' MADDE 29 – (1) Bilişim ortamında işlenen suçların soruşturulmasında suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı hâlinde, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla içeriğe bilişim ortamında erişimin engellenmesine karar verilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunar. Hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir, Cumhuriyet savcısı tarafından derhal kaldırılır.

(2) Erişimin engellenmesi kararı, içerik sağlayıcısına erişilemiyorsa, yer sağlayıcısı ile ilgili olarak, yer sağlayıcıya erişilemiyorsa erişim sağlayıcı ile ilgili olarak verilir. Verilen karar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşılamadığı taktirde yer sağlayıcısına, buna da ulaşılamadığı taktirde erişim sağlayıcısına 19/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilerek kararın derhal yerine getirilmesi istenir.

(3) Kovuşturma evresinde mahkemece de bu koruma tedbirine karar verilebilir. ''

Şeklindedir. Ve savcıyıda bağlayıcıdır.

Diğer ceza hususları bilahare değerlendirilecek hususlardır. Ancak kesin bir tavsiyem şudur ki bu konuda mağdur olan mağdur/ mağdure kesinlikle bir avukat aracılığı ile davasını ve dilekçelerini takip etmelidir.

Av.Duygu Tekay
02-09-2008, 21:39:59
Sayın commodore1tr; soyledıklerıinize aynen katılıyorum.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta disiplinler arası bir dal olan bilişim hukukunu değerlendirme sorunu var.

Basına karşı alımacak bir tedbir eylemi MK 24 maddeye göre ancak bir yayın olmalı ve daha sonra tedbir kararı alınmalı.

Ancak internet ve haber sitelerinde ( yayında olan haber sitesinin basın meslek kurallarına uymayı kabul etmesi halinde bir etki doğurur) bir yayımn yapılmış olmalı ve devamı ancak engellenebilir.

uygulamada ise bilişim açısından bakıldıgında MK 24 açısından tedbir istendiğinde mahkemeler bu MK değil 5651 sayılı İ İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUN uygulanır denilerek karar veremiyorlar.

Bu kanunda istendiğinde bu kanunun 8 maddesinde katalog suçlarda kişisik haklarını ihlale ilişkin tanım yok en azından şimdilik. Bu nedenle 5651 açısından da sonuca gıtmek zorlaşıyor.

Basın açısından bakıldığında bundan sonrası için yayın yapan yayın organları için tedbir alınabilir. Ama bu yayını yaptıkları için basın suçlanamaz.

Görüntüsü yayınlanan mağdur açısından avukat yardımı şarttır.

cognis
03-09-2008, 21:55:16
S
Basına karşı alımacak bir tedbir eylemi MK 24 maddeye göre ancak bir yayın olmalı ve daha sonra tedbir kararı alınmalı.

Ancak internet ve haber sitelerinde ( yayında olan haber sitesinin basın meslek kurallarına uymayı kabul etmesi halinde bir etki doğurur) bir yayın yapılmış olmalı ve devamı ancak engellenebilir.

Bu kanunda istendiğinde bu kanunun 8 maddesinde katalog suçlarda kişisik haklarını ihlale ilişkin tanım yok en azından şimdilik. Bu nedenle 5651 açısından da sonuca gıtmek zorlaşıyor.

Basın açısından bakıldığında bundan sonrası için yayın yapan yayın organları için tedbir alınabilir. Ama bu yayını yaptıkları için basın suçlanamaz.

Görüntüsü yayınlanan mağdur açısından avukat yardımı şarttır.

Bu olayın basında yeralması konusunda tuhaf bir 'normal'lik değerlendirmesi var.
Kişinin özel hayatına ait görüntülerin internette dolaşmasından bahsediyoruz. Basına yansımadan önce, bu görüntülere sadece hedef kitle kerhen ulaşıyordu.
Basına yansıdı.., yansıma biçimi dahi inanılmaz bir kaynak/adres içeriğine sahip. Mağdurun yüzü mozaiklenmiş!!! ama internette mevcut kimliği deşifre edilmiş. Gazete sahifemizden sadece konuyu öğrenin, içerik için google size yardımcı olacak şeklinde bir haber! Hatta bazı bültenlerde ilgili web sitesinin adı dahi açıklanmış.
Basın burda haber yapmış filan değil, basın burda 'reklam' yapmış oluyor.

Bu konu ile ilgili mağdur tekzip yayınlayamaz velhasıl haber de geçen cümleler bir gerçeği ifade ediyor.
Tedbir?? Gazetelerde basılıp dağıtımı yapılmış bu konu ile ilgili alınacak tedbire kadar geçen bir süreç var. Bu süreç dahi tek başına kişilik haklarını ihlal değil midir? Basın bu kişinin zaten ihlal edilen anayasal hakkının 'ihlaline yol ve yön göstermiş'tir. Konusu zaten ifşa ve teşhir olan bir mağduriyetin varlığını daha fazla bir kitleye duyurmuştur.




Bireysel ahlâkın ve meslek ahlâkının temelinde, başkalarına karşı saygı duymak ilkesi yatar. Saygı kesin olarak yarar ve görev teorilerine hizmet eden sihirli bir kelimedir. Başkalarının fikirlerine, yaşam biçimlerine, duygularına saygı gösteren bir kişi ya da meslek kapsamında düşündüğümüzde gazetecinin (haber fotoğrafçısı, paparazzi, editör, fotoğraf editörü) hata yapma riski çok azdır.

Etik kodlar yasa değildir. Bunların yaptırım gücü de yoktur. Etik kuralların yaptırım gücünün olmaması, uygulanmadıkları anlamına gelmesin. Özellikle Amerikan ve Batı medyasında mesleki ilkeler ve etik değerler güçlü bir gazetecilik geleneğinin de desteğiyle önemli ölçüde etkin olabilmektedir. Yanlış yapanlar, yine güçlü meslek örgütleri tarafından kınanmakta, yaptıklarından pişman edilmektedirler. Meslek örgütlerinin, herhangi bir yaptırıma başvurmamasına rağmen kendi ahlâk kurallarını saptamış gazetelerin bunlara uymayan muhabirlerini, haber fotoğrafçılarını, editörlerini, fotoğraf editörlerini işten çıkartmakta tereddüt etmezler.
ŞEBNEM SOYGÜDER/E.Ü.

pekerol
04-09-2008, 05:23:20
cognis rumuzlu arkadaşın dediklerine katılıyorum, internete düşen gizli video çekimlerinde edirnede bir "liseli s..." hadisesi vardı. milliyet gazetesindeki haberden sonra duymayan kalmadı. o zaman birçok forumda bu video yayınlandı. hatta internetten gazeteyi okuyan bir arkadaş "bu da ne, hemen google'da bir aratayım" diyerek hiç alakası olmadığı olayı öğrenmişti. bence basın bu tip haberlerde yangına körükle gidiyor.

ali kırca ile gülben ergen kendilerine ait görüntülerin internette yayınlanmaması için tedbir kararı aldırmışlardı. ben bir sitede ali kırca'nın videosunu gördüm. iem.gov.tr'de bilişim ihbarıyla alakalı bir iletişim formu gördüm. "bu videoya ali kırca tedbir kararı çıkartmıştı, yayınlıyorlar, gereğini yapın" dedim. aşağıdaki cevap geldi:

İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ'NE 16.05.2008 GÜNÜ GÖNDERMİŞ OLDUĞUNUZ İHBAR MAİLİ İLE İLGİLİ OLARAK SİZE YARDIMCI OLABİLMEMİZ İÇİN TAKİBİ ŞİKAYETE BAĞLI SUÇ OLDUĞUNDAN DOLAYI EN YAKIN CUMHURİYET BAŞSACILIĞINA GİDEREK DİLEKÇE İLE BAŞVURU YAPMANIZ GEREKMEKTEDİR.
BİLİŞİM SUÇLARI VE SİSTEMLERİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ

o sırada ali kırca show tv'ye geçmişti. show tv'nin sitesinden mail attım, "ali kırca'ya söyleyin durumu" diye... sonra ne cevap döndüler, ne bir gelişme oldu. ali kırca'yı da hiç sevmem normalde... maksat hukuka yardımcı olalım...

passenger_6634
05-09-2008, 03:04:32
yapılan yorumlar ve fikir alışverişi için herkese çok teşekkür ederim ancak dediğim gibi basının yaptığı mağdureyi yani arkadaşımın mağduriyetini daha da arttırmış durumdadır. haber çıktıktan sonra sitelerde video izleme sayısı inanılmaz derecede artmıştır. pek çok haber sitesı resimleri mozaikleme zahmetinmde bile bulunmamış direk teşir etmiştir. ancak avukat vasıtasıyla gerekli yerlere başvurulmuştur.
videonun çekildiği dönemde mağdure 16 yaşındadır ve bu çocuk pornosuna girmektedir avukatın ifadesi bu yönde ancak savcı buna dikkat çekmemiştir buda şaşırtıcı bir durumdur.