PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Vicdanını satmayan bilge







Harun Gür
28-05-2008, 15:24:36
Vicdan; “insanın bütün duygu ve düşüncelerini, bu duygu ve düşüncelerdeki maksat ve niyetleri adım adım izleyen, hiçbirisini kaçırmayan, hatır, gönül, hoşgörü, merhamet, dostluk, iltimas vb. tanımadan yargılayıp sorumluluğu takdir eden her zaman uyanık bir hakim” olarak tanımlanıyor.

Bu aralar milletçe belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey vicdan. Durup bir düşünmemiz lazım... Eğer bu toplumun gerçekten vicdanı olsaydı ;

Asmayalım da besleyelim mi diyenler, asanlar, işkence edenler toplumda itibar görmeye devam ederler miydi?

Ülkenin aydınları patır patır faili meçhullere kurban giderken, faillerin yakalanacağına şeref sözü verenler, bugün hala şerefli addedilir miydi?

Biçare vatandaşa dışkı yediren üniformalılar, bunları kolundan tutup derhal içeri tıkmak varken, yapmayıp bizi bütün dünyaya rezil edenler cezasız kalır ve çarçabuk unutulur muydu?

Aydınlar, sanatçılar diri diri yakılır, olaylarda sorumluluğu olanlar milletvekili seçilir miydi?

14’ünde kızlara taciz, tecavüz edenler, bir de sözde Dini gerekçelerle bin dereden su getirilerek korunmaya çalışılır mıydı?

İşçileri Taksim’e sokmayacağız diye hastahane bahçelerine gaz bombası atanların amirleri yerlerinde oturmaya devam edebilirler miydi?

Gencecik çocukların şehit olma veya yaralanma haberleri bu derece kanıksanır ve hiçbir şey olmamış gibi son Bodrum haberlerini almak için Televolelere zap yapılır mıydı? Bu çocuklara kurşun sıkanları, pusu kuranları bir türlü terörist olarak kabul etmeyenler insan kabul edilir miydi?

Kadınların dörtte biri okuma yazma bilmez, yine ancak dörtte biri iş hayatına katılabilir, taciz tecavüz mağduru olur, töre cinayetlerine kurban giderlerken, Diyanet sitesinde utanmadan neredeyse kadın evden çıkmasın manasına gelecek yeni sınırlamalar getirenler Din bilgininden sayılır mıydı?

Üç kuruş daha fazla kazanmak uğruna tedbir almayıp, Tuzla’da işçi katliamı yapanların ve bunca zamandır bunlara göz yumanların yakalarına yasalar derhal yapışmaz mıydı?

Ülkenin yarısı açlık sınırında iken, ihtişam içerisinde yaşayan, hortumcu çakma dindarlara itibar edilir miydi?

Tam bağımsız Türkiye diyen ve asılan çocukları , darbeci, Ergenekoncu olarak tanımlamaya cüret eden bir paçavra, bu ülkede gazete kabilinden alıcı bulmaya devam edebilir miydi? O paçavrada çalışmakta olan ve eğer varsa kendisine solcu diyenler orada bir dakika daha kalır mıydı?

Yaz, yaz , bitmez...

Vicdan ne yazık ki ayağa düştü ve satılığa çıktı. “İmam öğretmeni yendi” diyor bir profesör. Oysa Cumhuriyet öğretmenden “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller” istemişti. Cumhuriyetin siyasileri ilk iş Halkevlerini, Köy Enstitülerini kapattılar, ardından fikri hür, irfanı hür öğretmenleri içeri attılar. Fikrin yerini nohut bulgur, irfanın ve vicdanın da yerini hurafeler alınca işte gelinen nokta...

Bu toz dumanda, vicdanını satmayan bilgeler hala varsa ve başarılı olabiliyorlarsa, herşey bitmemiş demektir.

“Bu ödülü tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme adıyorum.”

Sağol Nuri Bilge Ceylan...

Akademik Sultan
28-05-2008, 15:56:23
Yapmayın, hatırlatmayın bize bunca gerçeği. Tam millet olarak , toplum olarak görmezden gelmeye alışmışken, vicdanlarımızı susturup, susmayan hala cılız cılız bağıran sesi de en popüler şarkıları söyleyen caaanımmm sanatçılarımızın radyolarda tv lerde çalan şarkılarının sesini sonuna kadar açıp iyice o sesi duymaz etmişken kendimizi, yapmayın böyle içimizi karartmayın..! biz alışmadık mı bunca şeye. gözümüzü kapatmaya, kulağımızı tıkamaya? yanlı medyadan okuduklarımıza inanmaya? elimize tutuşturulan 2 kg bulgur, 3 kilo pirinç ,2 paket makarna bak beleş ya ne tatlı gitti?? olsun varsın canım noolcaksa memlekete??? sanki ben onlara oy vermesem başkaları verecekti!!!! en azından yolumu buldum bak!!

hem noolmuş imam öğretmeni geçmişse?? Köylük yerde imamın öğretmeni geçeceği TARHANanın lezzeti kadar bilindik ,alışıldık değil mi? Bizim memleketimiz değil midir gencecik Kubilay ın başının bağ bıçağıyla kesilip de zevkle linç edildiği ??? Niye şaşırıyorsunuz hala? Niye siz hala alışamadınız ki bunlara? Niye biz hala alışamadık ki bunlara? Başbakan dediğiniz, çember sakallının dizi dibinde çömelip de eteğini öptüğü günleri bile inkar etmiyorken, ve balık baştan kokar diyen atasözlerimiz bile varken!!! Deşmeyin bu kadar.. Birilerinin vicdanı uyanacak..uyutmak zor olucak yine.. yazıktır, bölmeyin uykumuzu.. !!

Nejdet Evren
29-05-2008, 10:56:30
toplumlar hak edildikleri şekillerde yönetilirler;körlük ya kalıcı ya da geçici olur; evrensel değerler ve hukukun üstünlüğüne olan inançsal bilgi kum saatini ters-düz edecek en güçlü değer olmalıdır. Emeğe ve insana, canlıya saygı ile olmalı her şey...

Av.Dilek Kuzulu Yüksel
02-06-2008, 16:36:57
"Yalnız ve güzel ülkemizin" nice Nuri Bilge Ceylan'lar yetiştirebilmesi umudu ile... Teşekkürler Harun Bey, kaleminize sağlık...

monica
02-06-2008, 19:56:47
20 yaşındaki delikanlı vatanını savunmak uğruna şehit düşüp ölürken
Bizlerin bu çabalarının sözünü etmek bile utanç verici
Ulusal ve kişisel onurumuz her gün ayaklar altına alınırken ançak bu kadarını yapa bildiğimiz için O delikanlı gibi elinde silah yurdun düşmanına karsı savasırken Şehit düşmek bize nasip olmadığı için utanıyoruz.
Bizler en azından bu utancın bu acının bilincindeyiz.
Mudafaa-İ Hukuk. 1 Ağustos 2001
M.E.Sezen: Bizler'de en azından bu utancın bu acının bilinci olanlarıdanız.

http://i.milliyet.com.tr/YazarResimleri/fft6_mf1297.Jpeg
Hasan Pulur
h.pulur@milliyet.com.tr

Olaylar ve İnsanlar

Yalnız ve güzel ülkeye adanmıştır

YOOO, bu kadarını beklemiyorduk... ‘’Bu kadarını’’ değil, hiç beklemiyorduk. Cannes Film Festivali’nde ‘’Üç maymun’’ filmiyle ‘’En İyi Yönetmen’’ seçilen Nuri Bilge Ceylan, bizi bu kadar şaşırtmamalıydı.
Hem Fransa’nın göbeğinde ödül kazanacaksın, sonra ‘’Bu ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum’’ diyeceksin...
Hayır Nuri Bilge Ceylan, bizi bu yaşta hıçkırarak ağlatmaya hakkın yok!
* * *
OYSA bizi ne güzel alıştırmışlardı...
Haçlılara yaranmak için, her ödül alan, neler söylemezdi ki! Nerede, Türklerin bir milyon Ermeniyi kestiği, 30 bin Kürdü katlettiği, nerede?
Nerede, Fransa gibi bir yerde ‘’Ermeni soykırımı’’ yapan ecdadı lanetlemek nerede?..
Ya 6/7 Eylül zulmü nerede?
Varlık vergisi faciası nerede?
Nerede, yeni yeni tezgâhlanan ‘’Pontus soykırımı’’ nerede?..
* * *
OLMADI, Nuri Bilge Ceylan olmadı...
‘’Bu ödülü, tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme adıyorum’’ ne demek?
Hele ‘’yalnız ve güzel ülkem’’ demenize ne kadar hasret olduğumuzu biliyor muydunuz?
Diyeceksiniz, bilmeden söyler miydim?
Ona ne şüphe!
O kadar tarifsiz duygular içindeyiz ki!
* * *
EVET, bu ülke ‘’Ödülümü, tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme adıyorum’’ diyen Nuri Bilge Ceylan’la gurur duyuyor.
Bu boş bir gurur değil, dopdolu bir gururdur.
Ödül kadar önemli olan ‘’Bu ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum’’ sözüdür.
* * *
BU sözü kimse unutmamalıdır, herkes bir yere yazmalıdır...
Tabii, Türkler soykırım yaptı, bir milyon Ermeniyi kesti, 30 bin Kürdü katletti, diyenlerin, bu sözden etkilenmeleri söz konusu değildir.
Onların, ‘’Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır’’ sözünden etkilenip duygulanamayacakları gibi...