PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Kadınlara Rağmen 19 Mayıs







Av.Dilek Kuzulu Yüksel
18-05-2008, 23:23:11
Siyah-beyaz fotoğrafları çok severim… Eskiyi özlediğimden midir nedir, siyah-beyaz fotoğraflara bakarken içim bir garip olur, burkulur…

Annelerimizin babalarımızın kıyafetlerine özellikle dikkat ederim… Hani delikanlılarla genç kızların eski Türk filmlerinden fırlamışçasına giyinip poz verdiği fotoğraflar… Delikanlıların Tarık Akan modeli bol paça pantolonları, vücudu saran ve illa ki 2-3 düğmesi açık gömlekleri, hafif uzun saçları ve tabii ki favorileri, genç kızların Filiz Akın modeli apartman topuklu ayakkabıları, mini etekleri, karpuz kollu bluzları, dışa fönlü küt ya da topuz yapılmış saçları, taçları, tokaları…

Hele o 19 Mayıs kıyafetleri yok mu?.. Görüntüler siyah-beyaz olmasına rağmen ne kadar da renklidir aslında… Yüreklerindeki heyecan yüzlerine yansımıştır sanki, hepsinin üzerinde özenli ve modern kıyafetler, yüzlerinde gülücükler, enerji doludurlar, kafaları da sağlamdır, vücutları da, tıpkı Atatürk’ün çizdiği Türk gençliği tablosundaki gibi… Oysa çok da iyi değildir maddi durumları, oysa ülkeleri fakirdir, oysa yapılacak çok iş, yürünecek uzun yollar vardır… Buna rağmen umut doludur bakışları, buna rağmen dimdiktir başları… 19 Mayıs’ın önemini bildikleri ve 19 Mayıs’lara verdikleri değer o kadar ortadadır ki…

19 Mayıs deyince aklıma geldi, geçen sene bir belgesel izlemiştim. Cumhuriyetin ilanı ile girilen süreçten günümüze dek 19 Mayıs törenlerini konu alan bir belgeseldi bu… Dikkat ettim, kızlarımızın etek ve şort boyları günümüze doğru giderek uzamış… Hatta bu durum ve nedeni belgeselde açıkça yer aldı… Eski siyasetçilerden birinin kafayı kızlarımızın etek ve şort boylarına takıp, örf ve adetlerimize aykırı olduğu ile bozması üzerine uzamaya başlamış… Açıkça dinimize aykırı demekten mi, yoksa açıkça ben bu çocukların bacaklarını görünce tahrik oluyorum demekten mi çekindi bilemiyorum… Ama şundan eminim ki, ellerinden gelse 19 Mayıs'ları sadece erkeklerin gösterileriyle kutlarlardı... Yok yok, ellerinden gelse 19 Mayıs'ları hiç kutlamazlardı...

Konu etek boylarının uzaması ya da kısalması değil elbet, çağdaşlık modernlik etek boyu ile ölçülemez elbet… Konu zihniyet...

Konu, belli bir kesimin “normal” bir insana göre “normal” sayılacak bir bayanın yine “normal” bir kıyafetine dahi tahammül edememesi ve çeşitli hilelerle etek boylarının, kolların uzatılması, dekoltelerin rötuşlanması… Konu, aynı zihniyetin sanat eserlerine dahi müdahale ederek sansür uygulaması, örtmeye kalkışması… Anaokulundaki kız çocuklarının bacaklarının görünmesinden dahi rahatsız olunması… Lise çağındaki kızlarımızın okul üniformalarının diz boyunda olmasından rahatsız olunması ve saldırıya maruz kalmaları… Konu, başı açık kızların üniversiteye okumaya değil, fuhuş yapmaya gittiklerini içeren kitapların pervasızca dağıtılması… Konu, çok eşliliğin dinimizin bir gereği olduğunun vurgulanması, imam nikahlı eş sayılarının artması… Konu, çalışan kadınların eşlerini aldattığı yönünde spekülasyonlar yaratarak kadınlarımızın çalışma hayatından ve sosyal hayattan iyice dışlanması, evlerine kapatılması… Konu, "En az üç çocuk" diyerek, bu hususta söz hakkına sahip olması gereken kadınların görmezden gelinmesi... Konu, "sırtından sopayı, karnından sıpayı" mantığının yaygınlaşması... Konu ne yazık ki tüm bu olanların olağan karşılanması... Ve konu… Konu… Konu…

Dikkat ettiniz mi konu hep kadınlar… Ama dikkat ettiniz mi, kadınlar adına karar veren, hareket eden hep erkekler… Kadının namusunu koruyan da erkek, erkekleri tahrik ederek günaha girmesini engelleyen de erkek… Kadınlar olmasa erkeklerin hiçbir sorunu olmayacakmış meğer…

Köşe yazarlığı zor işmiş gerçekten, başa dönüp şöyle bir baktım ne yazmışım diye... Nereden nereye gelmişim... Neyse artık konuyu iyice dağıtmadan bağlayayım...

Siyah-beyaz fotoğraflara baktım yine, bir de günümüzdeki renkli görüntülere… Siyah-beyaz olanlar aslında ne kadar da renkliymiş ve renkli görünenler aslında ne kadar da karaymış, karanlıkmış... Nereden nereye gelmişiz...

İçim burkulmaktan da öte acıyor artık…


19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramınız kutlu olsun… Kadınlara rağmen…

Mehtap Deniz
19-05-2008, 19:43:58
Köşe yazarlığı zor işmiş gerçekten, başa dönüp şöyle bir baktım ne yazmışım diye... Nereden nereye gelmişim... Neyse artık konuyu iyice dağıtmadan bağlayayım...

Bizi ta eskilere götürebildiğinize göre demek ki ne konu dağılmıştır, ne de düşündüğünüz kadar zor bir işmiş köşe yazarlığı... Devamının gelmesi dileğiyle, teşekkürler Sevgili Av. Dilek Kuzulu Yüksel.


Dikkat ettiniz mi konu hep kadınlar… Ama dikkat ettiniz mi, kadınlar adına karar veren, hareket eden hep erkekler… Kadının namusunu koruyan da erkek, erkekleri tahrik ederek günaha girmesini engelleyen de erkek… Kadınlar olmasa erkeklerin hiçbir sorunu olmayacakmış meğer…

Evet, malesef...

Erkekler de olmasaymış kadınların da hiç bir sorunu olmayacakmış gibi görünüyor ancak birlikte yaratılmış, birlikte yaşamak zorundalar..

Yalnız, kadının, neden hâlâ kendisini erkeğe bağımlı hissettiğini bir türlü anlayamıyorum, gerçekten anlamak zor!

Asıl konudan uzaklaşmak istemem fakat yine de yazmadan geçemeyeceğim; her kadın için aynı şeyleri söylemek mümkün olmasa bile aldatılmaktan şikayet eden kadın, aldatmaya alet olan yine kadın, kılık kıyafetten tutun da vb. gibi daha bir çok şey... Hele hele çok eşliliği kabul edip, koyun gibi boyun eğmek, ya da bir diğer adıyla "birlikte yaşamak" olayını kabul etmek, tüm bu olumsuzluklara izin vermek , göz yummak...

Hal böyle olunca da, içimiz daha çook acıyacak gibi...

Sevgilerimle, tekrar teşekkürler...

***

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!

Gökhan Kartal
20-05-2008, 13:53:38
Sorun olarak nitelendirdiğimiz her konuya açıklayıcı şekilde değinmişsiniz. Çok güzel bir yazı. Emeğinize sağlık.