PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Sokakta çocuk Olmak







Nejdet Evren
08-05-2008, 20:52:12
SOKAKTA ÇOCUK OLMAK


Kültür denilen olgu doğaya yabancılaşmayla başlar ve ona dönemediği oranda yozlaşır. Kültür tarihsel ve sosyal olarak üretmektir, yozlaşma ise tam tersine bunu tüketmek ve gerilemek ile eş anlamlıdır. Evren ve doğa insan düşüncesinden ve bilincinden bağımsız olarak vardır. Ayakları üzerine kalkan canlı türü olarak insanın bağımsız kalan ellerinin ?ilk alet ? olduğu gerçeği kültürel birikimin temellerini ve öncesini oluşturmaktadır. İnsan serbest kalan ellerini kullanarak üretmenin ve yaratmanın sonsuz keşfine çıkar. İlkel olandan karmaşığa doğru yeniden üretim beyin dokusunun hareketinde ve hücresel çoğalmasında ve soyutlama ile dil ve şekilsel anlatım biçimlerine doğru dönüşürken el-beyin-dil etkileşim ve dönüştürmesi sayısal ve işlevsel olarak zincirleme sürer. Ne ok ne yay ne bardak ne yılan şekilli ?S? harfi ne de dalın çatallı şekli olan ?Y? harfi doğal olarak kendiliğinden yoktur. Tüm bunlar en basit örnekler olarak insan yaratmaları ve soyutlamaları olarak ortaya çıkan doğaya yabancılaşmalardır.

Arkeolojik kalıntılar üzerinde yapılan araştırmalar ve geri kaldığı düşünülen topluluklar üzerinde yapılan araştırmalar ve gözlemlerden sosyal insanın topluluk halindeki yaşayışında sokak kavramının olmadığı görülmektedir. Ve yine bir canlı türü olan maymun toplulukları üzerinde yapılan araştırmalar ve gözlemlerde de benzer bir değerlendirme ile karşı karşıya kalınmaktadır. O zaman sokak kavramının daha gelişkin olduğu tanımlanan zaman dilimlerine ilişkin yine insan cinsinin bir yaşayış biçimi olduğu anlaşılmaktadır. Hem ilkel sayılan topluluklarda ve hem de alt kategori olarak değerlendirilen hayvan topluluklarında yavrularının sahipsiz bırakılmadıkları görülmektedir. Sokak kavramı gelişkin olduğu söylenen toplumsal yapılarda, ilkesizlik, güvensizlik,kargaşanın egemen olduğu korunmasız alanlar olarak belirginleşir.

Bu gün teknolojinin almış olduğu yol ve kültürel birikim ile birlikte düşünüldüğünde insan türü kendisi ile övünebilecek bir gelişme içerisinde olduğunu söyleme gücüne sahip görünmektedir.

Güvenliği,ilkesi,kuralları olmayan sokak olarak tanımladığı alanlara üstelik en çok korunması gerektiği büyüme çağındaki yavrularını terk eden ve bunu kanıksayan , görmezlikten gelen, öteki çocuk kavramına sığınan insan türü kültürel birikimini tüketme eğilimine girmiş yozlaşmaya başlamış demektir.

Küçüksu
7 Ekim 2007

Mehtap Deniz
08-05-2008, 21:24:58
İnsanlık adına, yozlaşma eğilimine girmiş olmak; sokakta-ki çocuk olmaktan çok daha acı değil midir? Bence öyle..

Teşekkürler Sayın Evren, var olun...

Nejdet Evren
08-05-2008, 21:32:38
sokaktaki çocuk değil onu bırakanlar acınacak durumda buna sefalet denmeli kanısındayım; görüşlerinize de aynen katılıyorum sayın Deniz, teşekkürlerimle..

Akademik Sultan
09-05-2008, 11:49:13
Sokak çocukları en çok risk altında olan grup kapsamında yer almaktadır. Bu çocuklar sokaklarda yaşamayı bazıları kendi seçer gibi göçrünse de (evden kaçan çocuklar gibi) aslında koşullar zorlamaktadır.

Sokak çocuklarına yönelik bazı çalışmalar dernek bazında da mevcut . Alınan bazı önlemler ise bu çocuklara sığınak temin etmek vs. gibi. Onları kurtarmanın ve kazanmanın yolu daha köklü önlemlerle gerçekleşebilir ancak. Onlar yani sokak çocukları kendileri de zor durumda, toplumsal açıdan da risk oluşturmaktadır..

Sadece acımak yetmiyor bazan.. Ya da elindeki mendilini çiçeği satın almak da..Zaten bunu yaparsanız onun daha çok sokakta kalması için kaynak yaratmış oluyorsunuz ki bu da suç..

Peki ne yapmalı..? Yine gözümüzü devlete mi çevirmeliyiz ? Yoksa elimizi taşın altına mı koymalıyız?

Önlemek..Onları sokağa düşürmeyi önlemek olmalı çözüm. Bu koşulları ortadan kaldırmak olmalı.. Ülkelerin sosyo ekonomik düzeyleri ne kadar gelişkin olursa sokakta yaşayanların sayıca da azaldığı bilinir.. Amerika gibi süper güçlerde bile sokaklarda karton kutularda yaşayan insanların varlığı bilinir.. Bizim toplumsal destek mekanizmalarımız, daha yumuşak ve merhametli bir yüreğimiz var o ülkelere göre.. ama yetmiyor işte..

hala bazı çocuklar sokakta yaşamını sürdürmeye devam ederken her gün aralarına yenileri katılıyor...

Nejdet Evren
12-05-2008, 11:13:30
Sayın Bilgili,
her şeyden önce duyarlılığınızdan dolayı teşekkürlerimi iletmek istiyorum... Söylediğiniz gibi bu konuda sessiz kalmamak ve pratikte çözümler geliştirmek gerekmektedir. Lokal ve küçük çaplı çözümlerin gerçek çözüm olmadığı ortada olduğuna göre, bu konuda yerel yönetimlerin kaynak aktarmak suretiyle sorunun çözümüne öncülük yapmaları gerektiğini düşünmekteyim.
saygılarımla...

Halit Hayri Eriş
20-06-2008, 14:22:22
Sayın Evren

Ne kadar güzel dile getirmişsiniz ,ellerinize sağlık.
"Sokaktaki çocuk" hepimizin sorunu ,toplum olarak bu konuya son derece duyarlı olmamız gerekiyor.

Fakat ne acıdır ,
Sokağa terk edilenlerin yanında,
Sokaktaki çocuk büyüdü anne oldu, baba oldu.
Sokaktaki çocuğun , çocuğunun da kaderinde ,tinerci,kapkapçı olmak döngüsünü kırmak için hepimize öncelikle de ülkeyi yönetenlere önemli görevler düşüyor.

av.ferda
22-06-2008, 15:34:24
Seneler önce oturduğum bir apartmandaki görevli; eşi evi ve üç çocuğunu ardında bırakıp gidince kendine göre çareyi henüz 1 ve 5 yaşlarındaki iki çocuğunu yuvaya vermekte buldu.O zaman kendisini bunu yapmaması ve çocukların ileride başlarına gelebilecekler konusunda uyardık.Hatta çocukları evlat edinebilecek çok düzgün aileler bulduk.Kendisi bu teklifimizi kabul etmedi.
Aile sevgisinden yoksun büyüyen iki çocuk da doğal olarak ebeveynlerinden nefret ederek büyüdüler.En son beş yaşındayken gördüğüm N. 17 yaşındayken bir gün zilimi çaldı; abla beni evime almazsan kendimi öldüreceğim dedi.Kendisini büyük bir sevgiyle bağrıma bastım.Ve onu ikinci bir evladım gibi görerek geleceği için adımlar atmaya; lise sınavlarına hazırlanması konusunda gerekenleri yapmaya başlamıştım ki; babası kızının hakkındaki olumlu fikirlerimden rahatsız oldu.Hayır o okumayacak,benim yanımda kalacak ve çalışacak dedi.Oysa ki hiç bir vasfı olmadan girdiği yerde patronu tarafından taciz ediliyordu,ve ben patronunu bu konuda başına gelebilecek hukuksal yaptırımlar hakkında uyararak genç kızın zarar görmesini engelledim.Tüm bunlar babanın umrunda değildi.Hayattan habersiz küçük kızı her ne koşulda olursa olsun çalışmalı ve eve para getirmeliydi...
Baba kızın normal gelişimi yönünde büyük bir engeldi.Biz de bu durumda kızı tekrar yurda yerleştirdik.Sıkı sıkı tembih ederek; okumaya devam etmesi konusunda uyardık.
G. yurda yerleştikten 13 gün sonra yurttan kaçmış.Yurttan sık sık kaçan ve kız olmasına rağmen kimi zaman günlerce sokakta yatmayı alışkanlık hale getiren yaralı bir küçük kız idi o.
Sonra ben uzak bir semte taşınınca G.'dan haber alamadım.Sonra düydum ki G. evlenmiş. Bunun için yine de sevindim. Dilerim evliliği devam ediyordur. N. düzgün bir hayat sürüyordur.
En son 1 yaşında gördüğüm küçük kardeşi U.'tan hiç haber alamadım, o da ablasi gibi sık sık yurttan kaçıyor sokaklarda yaşıyordu.
Dilerim U. -20 yaşında olması lazım- güvenilir,düzgün ortamlarda yaşıyordur.Dualarım onlarla ve onlar gibi sevgisiz ortamda yetişen ve sokağı tercih etmek zorunda kalan tüm çocuk ve gençlerle birlikte...

Akademik Sultan
23-06-2008, 15:10:03
Sokaklara farklı nedenlerle yönelen çocuklara bakılınca, sebepler daha çok ana baba tutumları ve dağılmış aile yaşamı ve buna ek olarak da tipik davranım bozukluklarında yoğunlaşıyor. Bu çocuklar risk grubu içinde yer alıyor, sokaklarda yatıp kalkıyor, potansiyel suçlu oluyor, madde bağımlılığına ve istismara direkt hedef oluyorlar. Yetiştirme yurtlarının ortamları da aslında buna neden olabiliyor.

Sorunlardan biri de yetiştirme yurtlarında problemli olanlarla, ailesi tarafından bakılamadığı için yurda yerleştirilenlerin aynı ortamda yer alması nedeniyle olumsuz etkileşimdir. Örneğin siz çocuk fuhuşu çetesinin elinden kurtarılmış , babası tarafından istismara uğramış ve bu nedenle koruma altına alınmış, ya da davranım bozukluğu nedeniyle ailesinin kontrol edemediği ya da psikiyatrik tedavisini yaptıramadığı için yurda verdiği bir çocukla ailesinin maddi zorluklar nedeniyle bakamadığı , davranış sorunu yaşamayan sırf ekonomik nedenle yurda verilen bir çocuğu aynı ortama koyarsanız sosyal etkileşim sonucu bir süre sonra sorunsuz öğrencide de sorunlar görmeye başlarsınız. Benim önerim, yetiştirme yurtlarında farklı bir yapılanma olması yönünde. Batıda korucu ailelik daha yaygın olmasına rağmen bizde yaygınlaştırılmaya çalışılmasına karşın pek tutmadı. Çünkü türk aile yapısı dışarıdan bir çocuğu içeri alma noktasında daha kapalı daha tutucu. Bu nedenle de koğuş sistemi hala sürdürülüyor .. Eleman sayısı az ve koşullar uygun olmadığı için de yetiştirme yurdu firarları sürüyor . bu çocuklar yeniden sokağa dönüyor.. bir gün karşınıza bir tinerci, bir suçlu, yolunuzu kesen bir kapkaççı olarak çıkıyor..

çözüm belli. aile yapısının güçlendirilmesi. çocuklara kurum bakımı yerine bu çocukların aileleri yanında baklılabileceği maddi olanağın sağlanması daha uygun. en azından maddi açıdan yetiştirme yurduna bırakılanları engellemiş olabiliriz. suistimal edilecektir. her çözümde mutlaka suistimaller olur. fakat toplumsal fayda açısından bakıldığında tek çöüzm bu.. kurum bakımı ancak davranım bozukluğu, aile ihmal ve istismarı, suça eğilimli vs. çocuklar için zorunlu olduğu zamanlarda kullanılmalı ve bu çocukların mutlak suretle tedavi ve eğitimleri için daha ciddi çabalar gerekli.

brezilyada bir ara sokak çocukların hayvan gibi avlandığını okumuş olmalısınız ki bu insanlıkla bağdaşacak bir durum değildir.

Beğensek de beğenmesek de..bu çocuklar bu ülkenin insanları. YA KAZANACAĞIZ ..YA HEP BİRLİKTE KAYBEDECEĞİZ.. ŞİMDİ DEĞİL BELKİ AMA UZUN VADEDE..