PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Marmara Depremi







Av.Ragıp Atay
17-08-2004, 12:57:16
Bu gün 17 ağustos, yitirdiğimiz canların önünde saygıyla eğiliyorum

commodore1tr
07-03-2005, 00:40:14
Yorumlarinizi yaziniz çok yetkili bir kaynak bilgisidir bu sadece kismen degistirilmistir...

17 Ağustos 1999, Gölcük Saatler gecenin üçüydü ve insanlar can havliyle kendilerini evlerinden dışarıya atarken sanki bir kıyameti yaşıyorgibiydiler. Ali Kırca' nın yönettiği Siyaset Meydanı'nda enkazdan kurtarılan bir bayan şunları söylüyordu 'O gece ne olduğunu bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki bu,depremden farklı bir şeydi. Bir iddiaya göre depremden hemen önce Gölcük' ten Avcılar' a kadar geniş bir alandagörülen "ateş topu" ile ilgili bilimsel bir açıklama yapılamıyordu. Birtakım teoriler ortaya atılmaya başlandı.
Kimine göre Ruslar bomba patlatmıştı.

Kimine göre de Yugoslavya''ya atılan bombaların yer kabuğunun dengesini bozması sebebiyle depremin gerçekleştiğini söylüyordu. Hatta bazılarına göre işi PKK bile yapmış olabilirdi. Nitekim CNN televiyonu Başbakan BülentEcevit ile yaptığı bir röportaj sırasında
depremin arkasında PKK mıvar"sorusuna "Sanmıyorum" cevabını vermişti.

Oysa bu sorunun doğal yanıtı "siz ne saçmalıyorsunuz, depremle PKK nın ne alakası var." Olmalıydı. Bu soruya verilen cevap, akıllara,
PKK nın deprem oluşturabilme ihtimalinin olduğunu düşündürdüğü gibi, yapay depremlerin olabileceği sonucuna da götürmektedir.Bu teoriler arasında akla en yatkın olanı Future Times da yayınlanan araştırma dizisinde yer alan hikayeydi.

Bu senaryoya göre, San Andreas fay hattında meydana gelebilecek büyük bir depremin Amerikan ekonomisine çok büyük zazar vereceğini bilen ABD, yer kabuğundaki değişimleri izleyerek, daha deprem oluşmadan tektonik katmanlar arasında artan basıncı değişik noktalardan patlatıp boşaltarak, büyük depremi küçük depremler haline dönüştürmenin yolunu bulmuştu. Yıllar önce Sırp asıllı Amerikalı bilimadamı mucit Nicola Tesla tarafından geliştirilen bu düşük frekanslı elektromanyetik ışınımla yüksek enerji nakli" tekniğini, hem Ruslar hem de Amerikalılar uzun zamandır bir silah olarak kullanmanın yolunu arıyorlardı.

Bu yöntemle, çok uzaktan, hatta uzaydan geniş alanlarda tahribat yapabileceklerdi. Ancak Pentagon yıllardır çok güçlü bir silah geliştirmek amacıyla üzerinde çalıştığı bu projeyi, bir yandan da barışçı "deprem indirgeme" sistemine uygulamak suretiyle tepkileri azaltmayı ve fonlama devamlılığını sağlamayı amaçlıyordu. Bu nedenle proje önce Avustralya' nın çıplak ve seyrek nüfuslu kırsal bölgelerinde denendi ve geliştirildi. Daha sonra bunun deprem bölgelerinde denenmesine geldi sıra. Değişik zamanlarda Kafkaslar' da, Okyanus tabanında ve Güney Amerika' daki Ant dağlarında tektonik uyarılar verilmek suretiyle endüktif deprem yaratma konusunda büyük adımlar atıldı. Bu araştırmalar Amerika' da HAARP ve diğer askeri tesislerin kumanda merkezlerinde yürütülüyordu.

Bu arada, Türkiye, Japonya ve benzeri deprem bölgelerinde de sismik ağ şebekeleri kurularak bu bölgelerin tektonik verileri saniyesi saniyesine devasa bilgisayarların kayıtlarına gönderilmeye başlandı. Ve gün geldi bu sistem Türkiye'de denenmek istendi. Bölge zaten yılardır bu amaçla sismik espiyonaj altındaydı. Nitekim gelişmeleri dikkatletakip edenler, depremden hemen sonra, Türk Telekom'un Türkiye' nin sismik bilgilerini Pentagona ileten NATO Üssü' nün iletişimini nasıl kestiğini ufak puntalarla gazetelere düşen haberlerden hatırlayacaklardır.

ABD' nin asıl hedefi, Kuzey Anadolu fay hattındaki deneyden elde edeceği tecrübe ve bulguları, San Andreas fay hattına uygulamaktı. Bu iş yine çok yüksek askeri gizlilik taşıdığından yürütme işi İsrail2 li uzmanlara verilmişti. Gerekli makine ve donanım gizlice denizaltılarla
Gölcük üssüne getirilerek oradaki, yeratı, denizaltı korunaklarına kuruldu. Türk makamları durumdan detay bazda haberdar değildi. Deney başarılı olacağından sonunda kimse normal dışı bir şeyin olduğunu fark etmeyecekti.

Bu amaçla Gece Şahini tatbikatı" nın Gece 03:00 da başlaması planlandı. Gece saat tam 03:00 da düğmeye basılacak ve Gece Şahini devreye alınacaktı. 1-2 dakika içinde de oluşturdukları muazzam enerjiyle Marmara'nın altındaki tektonik tabakayı zayıf yerlerinden kırıp, aylardır oluşan basıncı dışarı atacaklardı. Böylece büyük bir deprem önlenmiş olacaktı.Ama o gece bir şeyler yanliş gitti Doga kendini yönetmek isteyenlerden bir kez daha intikamalmişti. 45 saniye süren deprem, beklenenin 10.000 kat üstünde bir güçle gelmişti. Zayiflayan ve titreyen elektrikler geri geldiginde, gece saat 03:05' i gösteriyordu. Daha bir aç dakika öncesine kadar korunağın içinde şampanya patlatmayı bekleyenler, şimdi korkudan buz gibi donmuş, hareketsiz ayakta duruyorlardı.

Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. On binlerce insan, çoluk, çocuk, o enkazın altında can çekişiyor veya cansız yatıyordu.
Bu tarihin en büyük felaketiydi; hem de insan eliyle yaratılan...

İşte o andan sonra çantalardan çıkan Q planı" çalışmaya başladı. İlk önce bölgedeki tüm haberleşme ve elektrik enerjisi felç edildi. Kimsenin birbiriyle haberleşmesi istenmiyordu. Cumhurbaşkanı dahi sabahleyin "benim de telefonum kesikti" şeklinde garip bir açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı ve başbakan şaşkındı. Saatlerce "üzgünüz" bile diyemediler. 4 dakika içinde İsrail Başkanı Barak ve Birleşik Devletler Başkanı Clinton ile irtibat kuruldu.

O anda İsrail' de Ben Gurion' un Lod askeri havaalanından 4 adet savaş uçağı savaş uçağı eşliğinde 2 nakliye uçağı havalanıyordu. 2 dakika sonra da İsrail Deniz Kuvvetleri ve NATO Güney Deniz Saha komutanlığı' na bağlı tüm birlikler DEFCON-4 acil durumuna geçirildi.Amerikan 6' ncı filosuna bağlı gemiler de rotalarını İstanbul' a çevirmek için Pentagon'dan emir aldılar. Bu arada devreye Avrupa ülkelerinin liderleri de giriyor ve belki de onlardan da Türkiye için sözler alınıyordu.Yunanistan bile harekete geçirilerek Türkiye'ye karşı olan hasmane tutumuna son vermesi sağlanıyordu.

Tüm Batı başkentleri hareket halindeydi, panik yoktu. Herşey kontrol ve koordinasyon altındaydı; bir tek Türkiye dışında. İsrailli askerler ve üst düzey subaylar o gece gölcük'te ne arıyorlardı. Bu devir teslim töreni her yıl yapılan rutin bir ulusal törendi. Uluslar arası bir kimliği yoktu. Bunun nedenini şimdi daha iyi anlıyoruz. Hiç kimse bu güne kadar hiç katılmadıkları bu devir teslim törenine neden katıldıklarını sormadı. Ya şaşkınlıktan, ya da telaştan, enkaz altında kaç İsrail askerinin öldüğü, kaçının yaralandığını da soran olmadı. O felakette kaç İsrail askerinin öldüğünü ne Genelkurmay yayınladı ne de İsrail böyle bir bilgiyi açıklamak nezaketinde bulundu.

Herkese verdikleri imaj ise oraya biz yardım için geldikleriydi. Hemen bir hastane kurdular. Esas amaçları enkaz altındaki askerlerini ve önemli askeri malzemeyi çıkartarak götürmekti.Biz de " Bak şu İsrail'e helal olsun, hemen yardımımıza koştu" diyerek sevindik. Sabah saat 03:05 ile 06:30 arasında Batı'da bu hareketlilik yaşanırken bölgede de çok hızlı ve çok gizli askeri hareketlilik hakimdi. Ancak herkes kendi derdine düşmüş olduğundan bu olağanüstü gizli operasyondan kimsenin haberi olmuyordu.

Böylece bu işi planlayanlar gecenin karanlığından da yararlanıp denizaltından parçaları yüzeye vuran Tesla makinesinin kalıntılarını toplayıp, yer altı ve yerüstündeki tüm izleri yok etmeye çalışıyorlardı. Ve bölgeye son hızla gelen Rus araştırma gemisi dahi sabah saat 06:30' da bölgeye vardığında, havanın aydınlanmasıyla birlikte etrafta delil olabilecek tek bir cisim bile kalmamıştı. Deniz altında oluşan radyasyon anlaşılmasın, dibe çöken kalıntılar araştırılmasın ve patlama sonucu meydana gelen denizaltı krateri ve çukur ortaya çıkarılmasın diye bu bölge derhal askeri karantinaya alınarak dalışa yasak bölge ilan ediliyordu. Ancak bütün bu temizlikler yapıldıktan sonra Ecevit ve daha sonra da Demirel' in bölgeye gitmesine izin veriliyordu. Amerika tüm imkanlarını seferber etti.

Clinton Amerikan halkından Türkiye'ye yardım etmesini istedi. Kasım' da Türkiye'ye geleceğini ilan edip; Ecevit' in de bu arada Amerika'ya
(belki de binlerce şehidin diyetini konuşmaya) kendini ziyarete geleceğini haber verdi. İlk anda çok yadırgadığımız Sağlık Bakanı Osman Durmuş' un "yabancılara tek bir hasta bile vermem demesini, ABD Deniz Kuvvetlerine ait yüzer hastanede tek bir hastanın bile tedavi edilmediğini, 750 ton yardım malzemesiyle yüklü bir İsrail gemisinin üç gün süreyle gümrükte tutulmasını şimdi yadırgayabiliyor musunuz?

Enkaz altında binlerce Mehmet, Hatice, Ayşe ve Ali'ye karşı bir vicdan borcumuz var. Onlar geride gözleri yaşlı on binlerce sevenlerini, sıcaklıklarından mahrum bırakırken, sırf Kaliforniya'da Johnny'ler, Susan'lar ve Alice' ler yaşasın diye yaşamdan çalındıklarını dünya bilsin.:(

Bagaytuğ
07-03-2005, 16:47:55
Forumunuz bir son dakika gelişmesi gibi bir haber kesinliğinde duruyor karşımızda, bana da bu forumun yalnızca bir teoriden ibaret olduğunu hatırlatmak düştü.

Mehtap Deniz
28-04-2009, 19:47:41
Sakarya beşik gibi sallanıyor

Sakarya'nın Akyazı ilçesinde büyüklükleri Richter ölçeğine göre 2.7 ila 3.5 şiddetinde değişen hafif şiddetli 5 ayrı deprem meydana geldi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden alınan bilgiye göre, merkez üssü Akyazı ilçesi olan ilk deprem saat 06.35'de yerin 5 kilometre derinliğinde 2.8 büyüklüğünde meydana geldi. Bu depremin ardından merkez üssü Akyazı olan saat 06.45'de 3.5, saat 06.47'de 3.4, saat 06.49'da 2.7 ve saat 07.09'da 2.9 büyüklüğünde 4 ayrı hafif şiddetli depremler meydana geldi.

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=189901

Mehtap Deniz
28-04-2009, 20:49:17
Dün akşam yaşanan 4.1’lik sarsıntı büyük depremin habercisi mi?

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, ''Marmara Denizi'nde meydana gelen 4.1 büyüklüğündeki depremin, büyük bir depremin habercisi olabileceğini söylemenin mümkün olmadığını, bunun için özel bir gözlem bulunmadığını" kaydetti.

Eyidoğan, depremin, Tekirdağ Marmara Adası arasında Tekirdağ çukurunun batı ucunda meydana geldiğini belirterek, ''Bu depreme bakarak, çok şey söyleyemeyiz. Depremin olduğu yer en fazla deprem üreten yerler arasında, en aktif yerlerden biri'' dedi.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sedat İnan da vatandaşların telaş etmemesi gerektiğini, bu tür depremlerin her zaman olabildiğini belirterek, bu deprem üzerinden spekülasyonlar yapılmamasını istedi.

Haberin Devamı: http://www.haber3.com/news_detail.php?id=469570&page=5

Mehtap Deniz
28-04-2009, 20:53:09
Bir diğer forum konusu: "Depreme Hazır mıyız?" (http://www.hukuki.net/forum/showthread.php?p=260053)

Sorusu geliyor akla!

Mehtap Deniz
15-05-2009, 21:48:25
Tahmini ölü sayısı 40 binden 20-30 binlere düştü

İSTANBUL - Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Erdik, hazırlanmakta olan yeni deprem kayıp senaryosunun ön değerlendirmesine göre, olası bir depremde İstanbul'da gerek hasar ve gerekse can kaybının öncesine göre daha da azaldığını bildirdi.

Erdik, "Bunun sebepleri arasında deprem yer hareketlerinin giderek azalması ve 2000 yılından sonra yapılan binaların sayılarının artması olarak değerlendiriliyor. Çok ağır hasarlı bina sayısının önceki senaryoda 50 - 60 bin civarındayken, şimdiki senaryoda 20 - 30 binlere düştü. Eski senaryoda 40 bin civarında olan can kaybı, yeni senaryoda 22 bin olarak öngörülüyor."

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nce, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen '4. İstanbul ve Deprem Sempozyumu'nda konuşan Prof. Dr. Erdik, kentteki deprem riskinin belirlenmesi için güncelleme çalışmaları yapıldığını belirtti. Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen bu çalışmanın biri Japon, biri Türk iki firma tarafından desteklendiğini, kendilerinin de danışmanlık hizmeti verdiğini anlatan Erdik, İstanbul kayıp senaryosunun ön değerlendirmesine göre, olası bir depremde binaların yüzde 30'unda az hasar, yüzde 19 - 20'sinde orta hasar, yüzde beşinde inde ağır hasar, yüzde ikisinde de çok ağır hasar (yıkık) meydana geleceğini kaydetti.

Neredeyse yarı oranında azaldı

Erdik şöyle devam etti: "Çalışmaları süren yeni deprem kayıp senaryosunun ön değerlendirmesine göre, olası bir depremde İstanbul'da gerek hasar ve gerekse can kaybı öncesine göre daha azalıyor. Bunun sebepleri arasında deprem yer hareketlerinin giderek azalması ve 2000 yılından sonra yapılan binaların sayılarının artması olarak değerlendiriliyor. Çok ağır hasarlı bina sayısının önceki senaryoda 50 - 60 bin civarındayken, şimdiki senaryoda 20 - 30 binlere düştü. Eski senaryoda 40 bin civarında olan can kaybı, yeni senaryoda 22 bin olarak öngörülüyor"

Maliyeti ağır

Aynı senaryoya göre depremin ardından 250 - 300 bin kişinin işsiz kalacağını, endüstriyel hasarın en çok Ambarlı ve Tuzla ilçelerinde meydana geleceğini ve en fazla hasarın da bugüne kadar en az güçlendirilen elektrik alt yapı sisteminde ortaya çıkacağını söyledi. Toplam bina kayıplarının maliyetinin 2 milyar dolar civarında tahmin edildiğini ve böyle bir depremin ardından 450 bin hasarlı bina için de tazminat bedeli ortaya çıkacağını belirten Erdik, zorunlu deprem sigortasının bu hasar taleplerini karşılayabilecek güçte olduğuna işaret etti.

Gökçe: İstanbul hazır değil

İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe de İstanbul'un bugüne kadar 8 ve 8’den büyük en az 50 deprem gördüğünü ifade ederek, "Bir çok Avrupa ülkesinden daha büyük olan İstanbul’un hala depreme hazır
olmaması son derece üzücü. 1999 depreminin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen İstanbul’daki hastane binalarının yüzde biri, okulların ise yüzde yedi - sekizi güçlendirildi. 1999 yılında İstanbul’un yapı stok durumu neyse bugün de aynı değişen bir şey yok" diye konuştu

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=936081&Date=15.05.2009&CategoryID=77

Mehtap Deniz
12-10-2009, 07:47:53
Deprem Dede de Hürriyet treninde
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12668579.asp?gid=229

Yasası çıksın artık

Işıkara sabah şehrin mülki erkânıyla Konferans Vagonu’ndan yaptığımız sohbette başlamıştı aslında bilgilendirmeye. O şimdi bir DASK (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) gönülllüsü. 1991 yılında Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırmaları Enstitüsü’ne müdür olduktan bir yıl sonra gerçekleşen Erzincan Depremi’nden bu yana, merhum Vali Recep Yazıcıoğlu ile birlikte bu sigortanın gerekliliğini anlattıklarını söylüyor: “Yıllarca dilimizde tüy bitti; devlet artık babalık yapmasın, diye. Büyük bir deprem olduğunda altında kalır, dedik. Nitekim 1999’da oldu.”

Işıkara’ya göre, geri getirilemeyecek ölüler bir yana, 25 milyar dolara yakın zarar, hepimizin cebinden çıktı. “Telefonlarımıza yüzde 25 vergi o zaman konmuştu, kalktı mı şimdi, hâlâ var. Ve daha pek çok vergi. İşte o yüzden diyoruz ki zorunlu deprem sigortanızı yatırın, üstelik öyle ucuz ki, günde bir ekmek parası bile değil!”

Türkiye genelinde Zorunlu Deprem Sigortalıların oranı yüzde 26 gibi düşük bir düzeyde; onlar da tapu işlemlerinde mecburi oldukları için yaptıranlar. Bunun dışında deprem sigortası bilinci tam oluşmamış durumda. Işıkara bunun bir nedeninin de, sigortanın henüz Kanun Hükmünde Kararname olmasından, henüz yasalaşmamasından kaynaklandığını ekliyor. Yasalaşsa yaptırımı olacak.

Güvenli evde oturma hakkı

Sigortanın genelde yüzde 26’yken, sık sık deprem felaketi yaşayan Adana’da yüzde 15 düzeyinde kalmasını da eleştiriyor DASK’lılar. Zaten o yüzden Hürriyet Treni’ndeler, amaçları bu bilinci arttırmak. Arabalarını olduğu gibi evlerini de sigortalı yapma bilincine sahip insanlar, gelecekte “güvenli evlerde oturma” bilincine de sahip olacak bu projeler sayesinde...

Işıkara işi biliyor; seminerinde daha çok çocuklara sesleniyor, hem anne babalarını ikna etsinler, hem de geleceğin daha bilinçli anne babaları olsunlar diye: “Deprem öncesinde ve sonrasında sergileyeceğiniz doğru davranışlarla ciddi hasar görmüş bir binadan canlı çıkabilirsiniz. Ancak depremden sonra evinizin gördüğü zararı tek başınıza yüklenemezsiniz. Bugün günde bir ekmekten daha az para ödeyerek yaptırabileceğiniz zorunlu deprem sigortası, hasar gören evinizin masraflarını karşılayarak depremden sonra hayata yeniden başlamanızı kolaylaştırır.”

Hürriyet Hakkımızdır Treni de onu destekliyor. “Unutmayın” diyor: “Deprem geçecek, hayat devam edecek.”

Mehtap Deniz
08-12-2009, 22:34:00
“İstanbul Uluslararası Sismik Riskin Azaltılması Konferansı”nda konuşan Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Atilla Ansal “İstanbul'da 563 bin bina üzerinde yapılan senaryoya göre, olası depremde yaklaşık 70 bin kişinin öleceği tahmin ediliyor” diye konuştu.

BÜ Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Atilla Ansal hazırlanan deprem senaryolarında Marmara'da beklenen olası depremleri, fayın batıdan doğuya, doğudan batıya doğru kırılması ya da ortadan kırılıp her iki yöne hareket etmesi halinde 3 ayrı şekilde değerlendirdiklerini, en tehlikelisinin de ortadan kırılması halinde meydana geleceğini kaydetti.

SENARYOYA GÖRE 70 BİN ÖLÜ

Ansal, “İstanbul'da 563 bin bina üzerinde yapılan senaryoya göre, olası depremde yaklaşık 70 bin kişinin öleceği tahmin ediliyor” diye konuştu.

İstanbul'da, dünyadaki en kapsamlı mikro bölgeleme çalışmasının yapıldığını, Zeytinburnu'nda 16 bin binanın sokak taramalarıyla tespit edildiğini anlatan Ansal, bunların yıkılabilirlik senaryolarını mikro bölgeleme çalışmasına göre değerlendirdiklerini kaydetti.Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nuray Aydınoğlu, İstanbul'da birinci ve ikinci boğaz köprülerinde deprem açısından bir risk bulunmadığını belirtti.

Prof. Dr. Grand Cevahir Otel'de düzenlenen “İstanbul Uluslararası Sismik Riskin Azaltılması Konferansı”nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin tüm illerinin deprem tehdidi altında olduğunu, 327 köprü ve viyadüğün deprem yönünden değerlendirilerek, yeterli olmayanların güçlendirme projelerinin hazırlandığını ve bunların ciddi bir kısmının da realize edildiğini ifade etti.

İstanbul'un birinci çevre yolu olan E-5 üzerinde 15 köprü ve viyadüğün güçlendirme çalışmalarının yapıldığını ve bunun için gerekli olan kaynağın da Japon hükümetinden sağlandığını dile getiren Aydınoğlu, 2002'de imzalanan kredi sözleşmesiyle 12 milyar Japon Yeni'nin 10 yılı geri ödemesiz olmak üzere 40 yıl vadeli olarak alındığını kaydetti.

Şu anda Mecidiyeköy Viyadüğü dışındaki tüm çalışmaların tamamlandığını, Boğaziçi Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve yaklaşımları, eski ve yeni Haliç köprüleri ve yaklaşım viyadükleri ile Ortaköy viyadüklerinin depreme karşı güçlendirildiğini kaydeden Aydınoğlu, “Birinci ve ikinci boğaz köprülerinde deprem açısından risk yok ama Ortaköy viyadükleri, tasarımlarının yetersizliği ve zaman içindeki aşınma nedeniyle çok kötü durumdaydı. Ortaköy viyadüklerinin zarar görmesi halinde bir deprem anında boğaz köprüleri kullanılamaz hale gelecekti” diye konuştu.
Aydınoğlu, benzer durumda olan Mecidiyeköy Viyadüğü'nün de yakın gelecekte güçlendirme çalışmasının tamamlanmasıyla İstanbul'da ana arterler üzerinde hiçbir sorun kalmayacağını kaydetti.

Boğaz köprülerindeki mesnetlerde küçük takviyeler yapıldığını ifade eden Aydınoğlu, bu köprülerde problem olmadığını ve yapılan küçük çalışmaların tamamlandığını bildirdi.

ERKEN UYARI MARMARAY'DA KULLANILACAK

BÜ Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik de İstanbul'da deprem erken uyarı sisteminin 2002'de faaliyete geçtiğini ve bu sistemle 1-20 saniye öncesinden erken uyarı verebildiklerini kaydetti.

Bu sistemin yaygın kullanımının Marmaray'da yapılacağını belirten Erdik, deprem anında trenin tünele girmesinin engelleneceğini, sistemin, tünelin emniyetiyle ilgisi bulunmadığını söyledi. Erdik, sistemin ayrıca İGDAŞ tarafından da kullanılacağını kaydetti.

İstanbul'da sistem ile ilgili 110 istasyon bulunduğunu ve birçoğunun lojistik merkezlere yerleştirildiğini anlatan Erdik, her 20 saniyede bir İstanbul'daki yer hareketlerine ilişkin bilgi aldıklarını dile getirdi.

Önümüzdeki yıl 100 ve takip eden her yıl için de 100 olmak üzere 5 yıl içinde 500 istasyonun daha sisteme dahil olacağını belirten Erdik, “Dünyadaki en yoğun yer hareketi şebekesine sahip şehir İstanbul olacak” dedi.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/13147907.asp

monica
17-08-2010, 16:09:06
Bu gün 17 ağustos, yitirdiğimiz canların önünde saygıyla eğiliyorum


17 Ağustos 1999, saat 03:02'de merkezi Kocaeli-Gölcük olan, Richter 7.4 şiddetinde büyük bir deprem yaşadık.
http://www.milliyet.com.tr/ozel/sergi/galerideprem/yalcin/01.jpg

Deprem tüm Marmara Bölgesinde, Ankara ve İzmir'e kadar Türkiye'nin geniş bir alanında hissedildi; ancak Kocaeli, Adapazarı, Gölcük, Yalova ve çevrelerinde büyük çapta can kaybı ve hasara neden oldu. 15,000 ölü, onbinlerce yaralı, binlerce tamamen yerle bir olmuş bina/konut, on binlerce hasarlı yapı ve yüzbinlerce evsiz insan.
http://www.benkoltd.com/deprem/deprem_incele.htm

Av.Engin Oğuz
17-08-2010, 19:55:48
Ban Malkarada kısa dönem askerdim o vakit, gece uyurken birden tüm koğuşta hatta yatakhane binasında herkesin yataklarından fırlayarak dışarı kaçıştığını görünce gayri ihtiyari ben de sıçradım "ne oluyo alarm mı verildi?" diye sorunca hep bir ağızdan askerler bana "depreeeeeeeem" diye yanıt verdiler. Ben de alarm değil madem gidip yatağıma geri dönüp uyumaya devam ettim. Tüm tugay geceyi sokakta geçirmişti oysa. Uykusu ağır olmak iyi bir şey değil vesselam.
Allah 17 Ağustos depreminde hayatını kaybedenlere rahmet etsin geride bıraktıklarına sabır versin.