PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : (B)eline sağlık Türkiye







Harun Gür
07-04-2008, 19:40:43
Yasal Uyarı : Bu yazıdaki istatistik düzeyi, tepkisiz vatandaşın sürekli ülke kaybına neden olabilir.


Türkiye, bebek ölümleri oranlarında OECD’ye üye 30 ülke arasında binde 16.7 oranı ile birinci sırada. Birleşmiş Milletler’e üye 189 ülke içinde 5 yaş altı çocuk ölümleri sıralamasında 108’nci sırada yer alıyor. Türkiye'de 60.000 kişiye bir hastane, 870 kişiye bir doktor düşüyor.

Türkiye'de 10 milyon kişinin okuma yazması yok. Ülkemizde her 7 kişiden 1'i, her 4 kadından 1'i okuma yazma bilmiyor. 100.000 'in üzerinde öğretmene, sadece ilköğretimde 100.000 dersliğe ihtiyaç var. Okul açığı ilköğretim ve orta öğretimde 4.000 civarında. Üniversite sınavına giren 1.600.000 öğrencinin ancak 600.000'i (bunun 233.000 'i Açıköğretim Fakülteleri) öğrenim hakkı elde edebiliyor. Ama mesela 2002-2003 öğretim yılında 70.000 olan İmam Hatip Lisesi öğrenci sayısı 2006-2007 öğretim yılında 120.000'e, 2002-2003'de 78.000 olan Kuran Kursu talebe sayısı 2006-2007'de 158.000'e çıkmış durumda...

TÜİK verilerine göre işsizlik oranı % 9,9... Genç nüfusta işsizlik oranı % 18,6... Ancak çalışmak isteyip de iş aramayanlar (iş bulmaktan umudunu kesenler) dikkate alınarak ABD benzeri alternatif işsizlik tanımları yapıldığında, 2007 yılında işsizlik oranı % 16,3 olarak karşımıza çıkıyor. Genç nüfusun işsizlik oranını varın siz hesaplayın artık...

Ekonomik parametreleri, işimize gelince YTL , işimize gelince Dolar hesabıyla sunuyoruz. Neden? Çünkü döviz kuru dalgalanıp duruyor, kur düşünce rakamları dolara çevirip vermek daha havalı oluyor, yükselince YTL göğsümüzü kabartıyor. Gayri safi yurtiçi hasılamız 2007 yılında 658.786 milyon dolar olarak gerçekleşiyor, buna karşılık her yıl neredeyse % 1,5 artış ile 74 milyon olması gereken nüfusumuzun nasılsa 70,5 milyon civarında olduğu açıklanıyor. Peki niye böyle oluyor? Çünkü kişi başına yurt içi milli hasıla nüfusa bölünerek bulunuyor. Öyle olunca yine resmi istatistiklere göre ulaşıma ve diğer hizmetlere oransal olarak daha fazla para yatırdığı anlaşılan vatandaşlar , gıda ve giyimlerinden kıstıklarından olsa gerek bir gecede 9.333 dolarlık adamlar oluveriyorlar. TV kameralarına Milli Gelir açıklaması yapan memurun utanmadan 333 dolar küsüratı söylerken dudaklarının aldığı şekle bakarak sanırım mutlu oluyorlar. Ne de olsa Devlet onları bir kez daha öpüyor. Enflasyonumuz ise bir ayrı alem, deve ve eti aprondan sonra enflasyon sepetine de giriyor, Allahtan züccaciye dükkanına girmiyor. Deve orayı tarumar ederdi ama bizim develer gözümüzün içine baka baka enflasyon rakamlarını yerinde saydırıyor.

Züccaciye deyince, bizim kırılgan ekonomiyi anlatmaya devam edelim... İhracatımız artıyor, ihracatın içinde % 70 ‘lere varan oranda ithal girdi var. İthalatımız ihracatımıza nal toplatıyor, asfalt eriyor, içimiz erimiyor. Borsanın % 70’i yabancılarda, medyamız borsayı dakikası dakikasına veriyor, “eyvah borsa düştü diyor” Çoban Mehmet, birkaç yerli enayi hariç borsanın düşmesi aslında kimseye birşey kaybettirmiyor. Ha “ülkeye yabancı sermaye girişi oluyor kötü mü” diyen birkaç enayiyi de onlara ekleyelim. Devlet hem de vergisiz olarak yabancılara Dünyanın hiçbir yerinde olmayan faizi veriyor. Cari açık, sıcak para hepimizi sımsıcak sarmalıyor. Bu sarılıp sarmalamanın sonu iyi değil diyoruz, bizimkiler hala "du bakali nolcek" diyor. Toplam borç 450 milyar dolar civarında, neredeyse ülkenin bir yıllık ürettiği tüm mal ve hizmet toplamına eşit.

Bir adam düşünün; bir yıllık geliri kadar borcu var ve bu borcu vadesinde ödeyebilmek için tefecilerden habire borç para almak zorunda. Evindeki para edecek eşyayı da üç otuza satıp sıfırı tüketmiş. Geliri kısa ve orta vadede artacak gibi de görünmüyor. Adamın yerine memleketi koyun, işte içinde bulunduğumuz pembe tablo...

Başbakan Trabzon'da yaptığı konuşmada yine en az 3 çocuk istedi. (Basından...)

Çoban Mehmet : Biz niye bu haldeyiz anne?
Anne : Sizin fikir babanız bir melekti ?!!! yavrum...

matise
10-04-2008, 13:56:13
Sevimsiz rakamlarla ortaya konan (acı) gerçekler ancak böyle dile getirilebilir, okutur kendini ve gülümsetebilir bizi ağlanacak halimize. Kutluyorum.