PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Vücuttan delil elde etme keşmekeşliği







Benna
05-02-2005, 18:17:35
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu değişti bilindiği üzere ancak delil elde etme ve araştırma sistemimize ait bir sorun devam etmekte oda şüpheli sanuk veya mağdurun bedeni üzerinde delil araştırma ve toplama durumu.
halihazırdaki kanun madde 66' ' Hazırlık soruşturmasında muayeneleri icabeden kimselerin muayeneleri, Cumhuriyet Savcılarının talebi ile yapılır.'' der iken
Yeni yasa madde 75 ''Bir suça ilişkin delil elde etmek için, şüpheli veya sanığın bedeninin tıbbî muayenesine ya da vücudundan kan veya cinsel salgı gibi örnekler alınmasına, Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme tarafından karar verilebilir. Bu müdahaleler ancak hekim tarafından veya hekim gözetiminde sağlık mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından yapılabilir. Şüpheli veya sanığın vücudundan saç, tükürük ve tırnak gibi örnekler alınabilmesine Cumhuriyet savcısı da karar verebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz. '' ve ''MADDE 76. - (1) Bir suça ilişkin delil elde etmek amacıyla, mağdurun bedeni üzerinde tıbbî muayene yapılabilmesine veya kan, saç, tükürük, tırnak, cinsel salgı gibi örnekler alınabilmesine; sağlığını tehlikeye düşürmemek koşuluyla, Cumhuriyet savcısının istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme tarafından karar verilebilir''

sorun buradan doğmaktadır. 1982 Anayasası madde 38 ''Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.'' şeklinde çağdaş ibareler içermesine rağmen yasalar tam tersine işlemektedir.

Bir düşünün küçücük kız çocuğu çocuk istemiyor koluna dört polis girmiş zorla kızlık muayenesi yapacaklar varsa ilk tecavüz bu ikicisi olacak. ya da polis şüpheli diye birinin koluna girecek bir başkasıda pantolonunu indirecek şüphelinin swap alınacak. ya da zorla meni ver yoksa oldugun tuvaletten cıkarmayız seni diyecekler. veya engel olamadıklarına hekim narkoz verip bayıltarak örnek alacak. her yönüyle vahim. yada kişinin tırnakları zorla kesilecek veya baska baska birsuru sey.

bu konuda görüş ve çıkış yolu bekliyorum arkadaşlar.


Kimseye Hakettiğinden Ne bir Fazla Ne bir Eksik Değer Vermeli

Av.Emrah Yavuzcan
06-02-2005, 07:22:33
Ancak diğer delillerin çok kuvvetli olması halinde; vücuttan alınacak örnek, kesin bir delil teşkil edecekse bu yola başvurulması lazım gelir inancındayım.

en iyiyi bulmak için çalışırken, iyiyi kaybetmeyin...

zara
21-02-2005, 06:24:59
Sayın Benna,

Açmış olduğunuz forum,konu itibari ile, gerçekten de, birbiri ile çelişen yasa hükümlerine çok çarpıcı bir örnek teşkil etmektedir. (Ya da benim kişisel kanaatime göre, burada Anayasa'nın ilgili maddesi ile yeni türk cezâ kanunlarının hükümleri birbiri ile bağdaşmamaktadır.)

Tahminime göre, Siz, özellikle Cezâ Hukuku'nda uzmansınız. Açıkçası, ben,Cezâ Hukuku'na çok derinlemesine vâkıf olmadığımdan buradaki keşmekeşi ortadan kaldırabilmek adına, bir çıkış yolu gösteremeyeceğim. Ancak şahsi görüşümü belirtebilirim.

Benim kanaatime göre de; hiç kimse, bu konuda delil göstermeye zorlanamamalıdır. Nitekim; Anayasamız oldukça eski olmasına rağmen, buradaki (çağdaş) yasa hükmü de gayet açıktır.

Fakat şurası da bir gerçektir ki; tatbikatta bazen öyle olaylar cereyân etmektedir ki, delil vermekten imtina etmeniz söz konusu olamamaktadır.

Başımdan geçen somut bir örnek:

Şahsıma ait aracım çalınıp, bilâhare plakasız olarak, (x) ilinde bulunduğunda, günlerden pazar günü idi ve aracımı sevinçle teslim almaya gittiğimde, (gizli soruşturma yürütüldüğünden ve müşteki olarak tarafıma dahi bilgi verilmediğinden) savcının emri ile, sanki sanık ben imişim gibi, jandarma tarafından, tüm parmaklarımın ayrı ayrı ve tekrar grup halinde izleri alındı (ki, fî tarihinde ehliyet aldığımda bile sadece baş parmak izi alınmıştı ve bildiğim kadarı ile şimdi böyle bir uygulama dahi yoktur). Ben bu işlemler yapılırken, müşteki sıfatı ile, aracımın bulunmuş olduğuna şükredip, itiraz etme durumum elbette ki yoktu. Dediğim gibi; Cezâ Hukuku konusunda bilgi eksikliklerim olduğundan, bu işlemlerin yasal olup olmadığını bilemiyorum. Zira; ortada, pazar günü olması nedeni ile savcının yazılı bir emri de yoktu. Benim derdim bir an önce aracımı alıp istanbul'a dönmek olduğundan, bu hususları üzerinde durmadım.

Akâbinde, aracımın cinayet, esrar vb. olaylara karışmış olabileceği imâ edilerek, (çünkü, aracımda, kesinlikle bana ait olmayan (bazılarının mahiyeti de bana bu aşamada bildirilmeyen deliller bulunmuştu) ve de (savcının emri) denilerek, hekim gözetiminde, DNA testi için kan örnekleri de vermem istendi. ortada hiç bir yazılı emir olmadığı halde, buna da doğal olarak itirazım olmadı ve (x) ilindeki jandarma komutanlığı refakatinde, (x) devlet hastanesine, beraberce gittik.

Burada ise daha ilginç bir olay oldu: DNA testi için kan örnekleri vermeye rızâ gösterdiğim halde, (x) devlet hastanesi ile jandarma , burada, bir iç sorun yaşayarak tenakuza düştü. Jandarma ve ben (kan örnekleri ALINSIN) diyoruz. Hekim ise, (SAVCININ RESMİ YAZISI OLMADAN KAN ÖRNEĞİ ALAMAM) demektedir. Jandarma ısrarla diyor ki, (Biz sadece sanıklarda resmi yazı ile geliriz, oysa bu kişi mağdur ve müşteki. Üstelik günlerden pazar, dosyanın hangi savcıda olduğu da henüz belli değil. Resmi yazıyı bilâhare getirelim)

Devlet hastanesi, resmi yazı olmadan kan örneği alamayacağını, eğer alırsa, kendisinin kanun nezdinde sorumlu olacağını, ısrarla belirtmiş ise de, sonunda, hastanenin sorumluluğunu bertaraf etmek için, rica minnet, mecburen, duruma uygun TUTANAK hazırlanıp taraflarca imza altına alınmıştır.

Ve nihayet, DNA testi için vermiş olduğum kan örnekleri, jandarmaya (adli tabip tarafından incelenmek üzere) teslim edildi ve ancak bu işlemlerden sonra, aracımı teslim almam mümküm olabilmiştir.

Yukarıda özetle anlattığım, bizzat başımdan geçen ve tahkikatı halen süren hadisede; bazı işlemlerin -uygulama bakımından- yasal olup olmadığını tam olarak bilemeyeceğim. Ancak; bu somut olayda da görülebileceği üzre; bizzat savcı (veya polis, jandarma) ile hekim veya devlet hastanesi arasında bile böyle bir iç sorun yaşanıyorsa, yasalarda bu konuda yeni düzenlemeler yapılması gerekmektedir.

Benna
21-05-2005, 16:34:07
Sayın Zara
aslında sanığı sürekli korumaya calisirken mağduru sürekli gözden kaciriyoruz galiba!