PDA

Tam Sürüm Bilgisini Göster : Sigortasız Çalıştırma







goncaaa
25-01-2005, 10:20:50
merhabalar...
eşim 17 yıllık gazeteci, 10 yıl önce çıkış yaptığı gazetede 3,5 yıl sigortasız olarak çalıştırılmış. 1994 ekim ayında işten çıktığında dava açmak istemiş fakat yakınları kazanamazsın yorumlarıyla vazgeçirmişler.
şimdi dava açacak olsa zaman aşımına uğramış mıdır? tesbit ve eda davası açsa gazete küpürleri ve şahitlerle çalıştığını ispat etse o dönemki sigortası ödenir mi?
teşekkürler...

Av.Ali Sinkay
26-01-2005, 13:11:08
Primin yatmadığı günler için Sosyal Sigortalar Kurumuna başvurabilir.Bir sonuç alamazsa (ki büyük ihtimalle alacaktır)İş Mahkemesine hizmet tespit davası açarak elindeki belgelerle çalıştığını ispatlayabilir ve geriye dönük primleri ödenir.

İn fide Salus (Kurtuluş Sadakatte Yatar)

goncaaa
27-01-2005, 03:25:52
çok teşekkür ederim yanıtladığınız için ancak zaman aşımına uğramış mıdır acaba ?kaç yıl içinde başvurmak gerekiyordu...

Av.Ali Sinkay
27-01-2005, 04:29:19
Sosyal sigortalar kurumuna ödenmesi gereken primler tamamıyla işveren ve sosyal sigortalar kurumunu bağlar bu bir kamu alacağıdır.Zamanaşımı süresi veya kurum ve işyeri arasındaki prim tahsil uyuşmazlığı sizi kesinlikle bağlamaz.O parayı işverenden almak sosyal sigortaların görevi.Siz çalıştığınız esnada ödenmesi gereken primin ödenmediğini söylüyorsunuz.Bu sizin için bir haktır.Eda davası :) ne için açacak?Eda davasını açamaz.Kıdem ve ihbar tazminatı için zamanaşımı oluşmuş ama zaten istediği primin yatması.Sadece sosyal sigortalar kurumuna bir dilekçeyle başvuracak bölge çalışmaya da başvursa aynı zamanda olur.Ve primlerimin yatırılmadığını söyleyecek.O kadar ssk hizmeti tespit edemezse iş mahkemesinde tespit davası ile bunu tespit ettirebilir.

İn fide Salus (Kurtuluş Sadakatte Yatar)

yyln
30-01-2005, 15:39:17
506 sayılı yasanın 79. maddesinde;
"..Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl (Değişik : 01.06.1994 – 3995 / 3 md.) içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. .."
Hükmü yer almaktadır.
Ancak, sözkonusu gazetede geçen çalışma ile ilgili olarak SSK 'ya bildirilen sigortalı bir hizmet varsa, yargıtay içtihatlarına göre, hizmet tespit davası açma hakkınız vardır.
Dava açma hakkınız olması halinde, işvereni ve SSK 'yı hasım göstermeniz gerekir.
Açacağınız hizmet tespit davasını kazanmanız ve bu döneme ait primlerin ödenmesi halinde, sigortalı çalışıldığına karar verilen süreler, sigortalı hizmetten sayılmaktadır. Ancak, sözkonusu olayda, zamanaşımı nedeniyle işveren tarafından primlerin ödenmemesi halinde, sigortalı tarafından ödenmesi gerekir.

Eğer, sözkonusu çalışmalarla ilgili olarak SSK ''na hiç hizmet bildirilmemiş ise, bu durumda 5 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle, davanız ret edilir.

yyln
31-01-2005, 04:39:29
Alıntı: Sosyal sigortalar kurumunda 60'lı yıllardan hatta yeni verilen 75 yılında yatmayan primlerin hizmet tespitdavası ile tespit edildiği günler var.Bu örnekler sayısız.Ve hiçbirinde zamanaşımı iddiası ileri sürülmemiş

Cevabı yukarıda açıklanmıştı. Ama bir kez daha açıklayayım. Burada kıstas, tespiti istenecek olan sigortalı hizmeti ile ilgili olarak SSK'na bildirilen bir hizmet varsa, yargıtay içtihatlarına göre, olayda 5 yıllık hak düşürücü süre kuralları geçerli değildir. Böyle durumlarda, 60 veya 75 'li yıllarda geçen sigortalı hizmetin tespiti istenebilmektedir.

Eğer, tespiti istenecek olan sigortalı hizmet ile ilgili olarak SSK'na bildirilen hizmet yoksa, bu durumda 5 yıllık hak düşürücü süre kuralları geçerlidir. Başka bir deyişle açılabilecek olan olan hizmet tespit davası ret edilir.

Av.Ali Sinkay
31-01-2005, 06:00:32
Sosyal Sigortalar Yasası'na göre çalışanlar işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olurlar. Türkiye'de işverenlerin bir kısmı, gerek sosyal güvenlik bilincinin yerleşmemiş olması ve gerekse de mali zorluklar nedeniyle çalıştırdığı işçilerini Sosyal Sigortalar Kurumu'na bildirmemekte ve bu kişilerin ileriki zamanlarda mağduriyetine sebep olmaktadır.
Sosyal Sigortalar Yasası'nın prim belgelerini düzenleyen 79'uncu maddesinde "prim belgeleri işveren tarafından Sosyal Sigortalar Kurumu'na verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını, hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır." denilmek suretiyle kuruma bildirilmeyen sigortalıların bildirilmeyen hizmetlerini ne şekilde kazanacakları açıklığa kavuşturulmuştur.

Belirtilen sürelerin ise istisnaları vardır.Yargıtay uygulamaları haklı olarak bu tarz istisnaları getirmiştir.Birinci istisna sizi de ilgilendiren ve belli bir zamanaşımı süresi olmayan yargıtay istisnaları belirgin olarak yazılmıştır.

SSK m.6/1'e göre, çalıştırılanlar işe alınmakla kendiliğinden sigortalı olurlar. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında sigortalı olmak hak ve yükümünden vazgeçilemeyeceği öngörülmüştür

İşveren öncelikle işyerini (SSK m.8) ve çalıştırdığı sigortalıları (SSK m.9) SS Kurumuna bildirmek zorundadır. Böylelikle Kurum, işyeri ve sigortalıdan haberdar olur, onları takip edebilir. İşveren ayrıca çalıştırdığı sigortalı sayısı, sigorta primleri hesabına esas tutulacak kazançlar toplamı (SSK m.77), prim ödeme gün sayıları ve sigorta primleri miktarını da Kuruma bildirmelidir (SSK m.79/1).

İşverenin bildirim yükümlerini yerine getirmemesi çalışanın sigortalılığını değil fakat kazanılması süre ve/veya belirli bir prim ödeme gün sayısına bağlanmış haklarını engeller. İşte SSK m.79/8'deki hükmün amacı, sigortalıların açacakları bir dava ile işverenin Kuruma vermediği belgelerde bulunması gereken hususların tespit edilerek bunun Kurum tarafından nazara alınmasını sağlamaktır.

<span id='hl' style='background-color: #FFFF00'>Kurumun sigortalının çalışmasından haberdar olması halidir. Yüksek Mahkemeye göre burada artık dava açma süresi ile ilgili hüküm uygulanmaz. Kurum işverenin sigortalı çalıştırdığını değişik yollarla öğrenebilir. Her şeyden önce Kurum SSK m.130/1 uyarınca sigorta müfettişleri aracılığıyla kendisine bildirilmeyen sigortalıları tespit edebilir.Kurumun sigortalı çalıştırıldığını öğrenmesinin bir başka yolu da Sosyal Sigortalar İşlemleri Yönetmeliği ile tespit edilen belgelerin işveren tarafından Kuruma verilmesidir. Bu belgeler yukarıda da belirttiğimiz gibi işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi ve dört aylık sigorta primleri bordrosudur. İşveren bu belgelerden herhangi birisini Kuruma vermişse Kurumun sigortalının o işyerinde çalıştığını bildiği kabul edilir.</span id='hl'>

Eşiniz 17 yıllık gazeteci ve 3,5 yılı sigortasız olduğu için işe giriş bildirgesinin verildiği günler sonrası için bu durum uygulanmaz.Yani zamanaşımı süresi yoktur.

Sayın yyln'ın bahsettiği durum bir kural olmasına rağmen uygulamada artık istisnai bir nitelik taşımaktadır.Yani işe başladığı belirtilmemiş, kamu işvereniyse ssk primleri kesilmemiş olmalı.Hiçbir şekilde ssk ile sağlık yardımı dahil ilişkisi bulunmamış olmalı ki bu artık genel kural niteliğinde olsa da uygulama da istisnai özellik göstermektedir.

İn fide Salus (Kurtuluş Sadakatte Yatar)

goncaaa
07-02-2005, 06:44:23
yanitlariniz ve yardimlariniz icin cok tesekkur ederim.
ancak bizim bilmedigimiz ve bir akrabamiz tarafindan uyarildigimiz bir konu var. esim 3,5 yil oranin personeli olarak mesai saatlerinde calismis fakat her ay sonunda maasini alirken telif ucretimi aldim seklinde bir kagit imzaliyormus. telifli calismadigi halde yani haber basina ücret almıyormus sabahtan aksama kadar oradaymis. bu halde olursa bizim zararli cikabilecegimizi soylediler. maliye tarafindan vergi konusunda sorun cikabilir diyorlar.
sizce telif olayi oldugu icin sansimiz yok mu?
tesekkurler...

Av.Ali Sinkay
07-02-2005, 06:58:23
Madde 1- (4.1.1961 gün ve 212 sayılı yasayla değişik) Bu Kanun hükümleri Türkiye’de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat islerinde çalısan ve Is Kanunundaki “isçi” tarifi şümulü haricinde kalan kimselerle bunların işverenleri hakkında uygulanır.
Bu Kanunun şümulüne giren fikir ve sanat islerinde ücret karşılığı çalışanlara gazeteci denir.

Yazılı Mukavele ve Terfi Esasi:
Madde 4 - (4.1.1961 gün ve 212 şayili yasayla değişik)
Gazeteci ile kendisini çalıştıran işveren arasındaki is akdinin yazılı şekilde yapılması mecburidir.
Mukavelede aşağıdaki hususların gösterilmesi şarttır:
a) İşin nev’i,
b) Ücret miktarı,
c) Gazetecinin kıdemi.
İş nev’inin ve ücretin değişikliğinde mukaveleye derci mecburidir.
İki yıl gazetede çalışmış olan gazeteci terfie hak kazanır. Terfi mukavelede tespit edilen yüzde nispetinde yapılır.

Sosyal Sigorta:
Madde 23 -(17.7.1964 gün ve 506 sayılı yasayla yürürlükten kaldırılmıştır.)

1. Maddeyi incelediğimizde fikir ve sanat eserleri üretenlere gazeteci denildiğini anlayabiliyoruz.Basın İş Kanununa Tabi olanların 506 sayılı sosyal sigortalar kanununa tabi olacaklarını da anlayabiliriz.Kıdem de ihbarda ve fesihte farklılıklar vardır.Basın İş Kanununu genel ve özel kanun hükümleri ile incelediğimizde genel kanunu İş Kanunu değil Borçlar Kanunudur.Borçlar Kanunundaki sözleşme şartlarında da eser sözleşmesi karşımıza çıkar.İddia eser sözleşmesi yolundadır.Ancak 4. Madde de yapılması gereken işlemlerin emredici niteliktedir.Yazılı Mukaveleyi iletebilirseniz.Gerek özel mesajla gerekse mail adresime inceleyip bir yanıt verebilirim.

İn fide Salus (Kurtuluş Sadakatte Yatar)

yyln
07-02-2005, 13:17:07
Alıntı:esim 3,5 yil oranin personeli olarak mesai saatlerinde calismis fakat her ay sonunda maasini alirken telif ucretimi aldim seklinde bir kagit imzaliyormus. telifli calismadigi halde yani haber basina ücret almıyormus sabahtan aksama kadar oradaymis.
Anlatımlarınız, çalışmanın hizmet akdine dayandığını gösteriyor. Telif ücreti aldım diye imzalatılan belgeler, çalışmanın hizmet akdine dayandığının tanık vs. delillerle kanıtlanması halinde, aleyhe değil, leyhe delil olabilir.

Ancak, sözkonusu çalışma nedeniyle SSK'na bildirilen hiçbir hizmetin olmaması halinde, açılabilecek olan hizmet tespit davasında, halen geçerli olan 5 yıllık hak düşürücü süre uygulanacağından, bu konuda yapılabilecek birşey kalmamış görünüyor.

goncaaa
08-02-2005, 06:12:50
yazılı bir mukavele yokmuş. sadece her ay sonunda maaş alırken imzaladığı örneğin; ocak 2005 ayı telif ücretimi aldım yazılı adının ve soyadının bulunduğu bir makbuzu imzalıyormuş.

Av.Ali Sinkay
09-02-2005, 06:47:15
94 yılı 9. ayın 10'u o işyerinde işe giriş tarihi ile 12. ayın 7'si ise çıkış o arada elinizde telif haklarıyla ilgili birmakbuz varsa sayın yyln'ın dediği gibi lehe delil olabilir. Şu anki sorun 89 yılından sonra ancak 94 yılında eşinizin girişi olduğu yönünde

Yukarıdaki 58 günlük süre içinde eşinize verilen belge varsa bulsun.Ve dosyasındaki işe giriş bildirgeleri de önemli şu ana kadar herşey yasaya uygun gibi görünüyor.Tavsiye edebileceğim Sosyal sigortalar kurumundan (fatih sigorta) 051012273 (işyeri sicil numarası) işyerine ait işe tekrar giriş bildirgesini istesin zaman aşımı ile ilgili önemli bir husus.94 aralık sonrası çalıştıysa (ki görülen işyeri değiştirmiş)bişiler yapabiliriz ama o tarihten öncesi için bir belge gerekiyor.Yoksa sayın yyln'ın dediği gibi zamanaşımı süresi işlemiş olacak

Akıllarımız sınırlı, fakat bu sınırlılığın şartları içersinde sonsuz olasılıklarla çevrilmişiz. İşte hayatın gayesi bu sonsuzluktan kavrayabildiğimiz kadar çok şey kavramak.

yyln
12-02-2005, 14:52:38
Konuya açıklık getirebilecek olan örnek yargı kararlarından biri aşağıda gösterilmiştir.
YARGITAY KARARI
Sayı: Esas 1998/21-628, Karar 1998/653.
Mahkemesi: Kocaeli l.İş Mahkemesi.
Günü: 3/6/1998 Sayısı : 1998/225 E., 144 K.
Taraflar arasındaki "hizmet tespiti" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kocaeli 1. İş Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 17/12/1997 gün ve 1996/3 - 1997/548 Sayılı Kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 26/3/1998 gün ve 1998/1800-2220 Sayılı İlamı ile; (Davacının 1/11/1971 ila 11/11/1971 arası çalışmalarına ilişkin istem hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmişse de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Kanun'un 78/8. maddelerine göre, davalı işverenin 10 yıllık süre içerisinde ve bu sürenin geçerli olduğu dönemde kuruma davacının işe giriş bildirgesini verdiği açıkça belli olmaktadır. İşe giriş bildirgesi veya prim bordrosu gibi kurumun bilgisine sunulan belgelerin olması durumunda artık hak düşürücü süreden bahsedilemez. Bu nedenle hak düşürücü süre nedeniyle reddi, usul ve yasaya aykırıdır.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle 506 Sayılı Yasa'nın 79/8. maddesinde belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerden olan işe giriş bildirgesinin kuruma verilmesi karşısında hak düşürücü sürenin işlemesinin mümkün bulunmamasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 30/9/1998 gününde, oybirliğiyle karar verildi.